Raşit Tunca Board

Tam Sürüm: Evlilik, Kader, Rıza ve Yeniden Doğuşun Sırrı
Şu anda içeriğimizin sadeleştirilmiş bir sürümünü görüntülüyorsunuz. Tam sürümü görüntüleyin ve uygun biçimlendirmeyi kullanın.
YENİDEN DOĞMAK RİSALESİ (Genişletilmiş ve Düzenlenmiş Versiyon)
Konu: Evlilik, Kader, Rıza ve Yeniden Doğuşun Sırrı
Müellif: Karoglan (Başağaçlı Raşit Tunca)
Derleyen ve Genişleten: [Sizin Adınız]


BİRİNCİ BÖLÜM: HAYAL PERDESİNİ YIRTMAK
Selamun Aleyküm,
Ey gençler! Evlilik gibi hayati bir karar verirken, gözünüzü karartıp kendinize beyaz atlı prensler, dünyayı kurtaran adamlar veya dokuz kollu ahtapot gibi her şeyi yetiştiren anneler aramayın. Bu, Habil ile Kabil kıssasındaki gibi, kardeşinin eşini kıskanıp "Bu çirkin, ben bununla evlenmem" diyerek katil olmaktan farksızdır. Zira güzellik, yalnızca kabuktaki çizgiler değil; özdeki cevherdir.


İKİNCİ BÖLÜM: YUSUF VE ZÜLEYHA'NIN İBRETİ
Unutmayın ki, Yusuf (a.s.) güzelliğiyle dillere destan bir peygamberdi. Ona en güzel eş olarak, firavunun sarayından düşme, "ikinci el araba" tabiriyle ifade edebileceğimiz Züleyha'yı takdir eden Allah'tır. Sen ki, Yusuf'tan daha mı güzelsin de, birinci el, sıfır kilometre bir Porshe istiyorsun?
İşte iki büyük ders:

  1. Peygamber'in (s.a.v.) Tercihi: İki cihanın efendisi, Allah'ın sevgilisi Muhammed Mustafa (s.a.v.) bile, kendisinden 15 yaş büyük, dul bir hanım olan Hz. Hatice (r.a.) ile evlenmiştir. O, 25 yaşında, Hatice ise 40 yaşındaydı. Sevdimi? Vallahi çok sevdi, hem de ayrılığı ona öyle bir koydu ki, bu aşk kıyamete kadar sürecek bir vefanın timsali oldu.
  2. Sonuç: Önüne konana rıza gösteren, tevekkül eden bir Muhammed (s.a.v.) olursan, Rabb'in sana tıpkı Ayşe (r.a.) gibi tertemiz, körpe bir cevher de nasip eder. Ama Yusuf gibi, Rabb'inin takdirine karşı gelir, kibrine yenik düşersen, zindanlarda unutulursun.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: SAİD-İ NURSİ VE BENLİK TUZAĞI
Ey Said-i Nursi ve Onun Askerleri!
Said (Bediüzzaman) demiş ki:
"Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur. Allah'ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır."
Bu söz, ilk bakışta doğru gibi görünse de, işin iç yüzüne bakalım:
  • İki Misal:

    1. Azazil (İblis): Allah'ı tanıdı, gördü, bildi. Ama kibri onu mahvetti, ola ola şeytan oldu.
    2. Yunus (a.s.): Allah'ın emrini beklemekte gecikti ve Allah'ın rahmetinden uzaklaştı, karanlıklar içinde, bir balığın karnında hapse atıldı.
    3. Yusuf (a.s.): Allah'ın ona yazdığı kadını (Züleyha'yı) ikram olarak kabul etmedi, diretti. Sonucunda iki kez zindana atıldı. En nihayetinde mucize ile o kadının eteğine yapışmak zorunda kaldı. Çünkü onun yeniden doğuşu, o kadından olacaktı. Ama kolaylıkla gençken almadı, ihtiyarlığında, o "ikinci el" kadını almak zorunda kaldı.
Ey Said! Sen, Allah'ın emrini geciktirdin, hapse atıldın. Yusuf, hiç olmazsa ihtiyar halinde o kadını kabul edebildi. Ama sen, müzmin bekar olarak gittin, bu dahi olmadı. Kitaplarında "Allah" diye yazdın, fakat öyle görünüyor ki içinde Allah yoktu. Senin eserlerini okuyanlara, Allah'ı hatırlatacağına, sadece kendi benliğini hatırlatıyorsun. Herkes "Said-i Nursi şöyle dedi, böyle dedi" diyor. Peki, sen misin o sözleri söyleyen, yoksa sana söyletilenler mi? Eğer benliğini öne çıkardıysan, bugün ismin dillerde dolaşıyor ama sen neredesin?

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: YENİDEN DOĞUŞUN SIRRI
Her canlı, bir maymun dahi olsa, soyunun devamı için çabalar. Sazan balığı bile bir yumurta bırakabilmek, neslini devam ettirebilmek için hayatını ortaya koyar. Peki, sen ne yaptın? Yeniden doğmak için bir kadınla evlenmedin, çocuk yapmadın, neslini devam ettirmedin. Şimdi hangi beden seni dünyaya getirecek? Yok, boşuna nefes tükettin. Her şey, yeniden doğmak ve haşir (diriliş) içindir. Bunu anlamadın. Gerisi boş işlerdir.


BEŞİNCİ BÖLÜM: EYYUB PEYGAMBER'İN İBRETİ
Hz. Eyyub (a.s.) bir an Allah'ı unuttu, şeytanın vesvesesine kapıldı ve belalara maruz kaldı. Belalar, onu hiç unutmaz hale gelene kadar yanından gitmedi. En sonunda, Allah'tan başkasını anmadığı bir an geldi ve Allah ona yeniden hayat verdi. İşte asıl kurtuluş, bu "hiç unutmama" halindedir.


ALTINCI BÖLÜM: VARLIK VE YOKLUK ARASINDAKİ DENGE
Bu noktada, "Sıfır ve Bir Risalesi"ndeki anlayışı hatırlayalım:
  • Bir (Vahid): Allah'tır, varlıktır, hayattır, kudrettir.
  • Sıfır: Yokluktur, ölümdür, hiçliktir.
İnsan, sıfır gibidir. Tek başına hiçtir. Ama yanına "Bir"i (Allah'ı) koyarsa, değer kazanır. 1 + 0 = 10 olur. Ama "Bir"den (Allah'tan) uzaklaşırsa, sıfır gibi yok olur, değersizleşir. Evlilik ve çocuk sahibi olmak, bu "Bir"e yaklaşmanın, O'nun rahmetiyle (Rahim) yeniden doğmanın en somut yoludur.
Rahman (Baba): Pozitif (+), Var Eden, Gönderen, Kuvvet.
Rahim (Anne): Negatif (-), Kabul Eden, Besleyen, Dişi.
Bu iki isim, Allah'ın merhametinin iki yüzüdür. Baba ve anne bir araya gelince, hayat oluşur. Tıpkı sıfıra sayı eklemek gibi.


YEDİNCİ BÖLÜM: SONUÇ VE UYARI
Ey Said ve Sen Ey Okuyucu!

  1. Kibirden Kaçın: Allah'ın takdirine rıza göster. Önüne konan nimete şükret. Kibrin seni mahvetmesin.
  2. Benliğini Yok Et: Eserlerinde, konuşmalarında "ben" değil, "O" olsun. Unutma ki, sözler sana dedirtilendir, asıl sahibi Allah'tır.
  3. Neslini Devam Ettir: Bu dünyaya geliş amacın, yeniden doğmak ve Rabbini tanımaktır. Bunun yolu da meşru evlilikten geçer.
  4. Hiç Unutma: Hz. Eyyub'un belası, onu unutmaktan kurtardı. Sen de Allah'ı hiç unutma ki, belalar senden uzak dursun.
Unutma! Her sıfır bir potansiyeldir. Ama her "bir", bir gerçekliktir. Gerçeklik ise ancak Allah'tandır. O'na teslim olan, yeniden doğar. O'ndan uzaklaşan, sıfırlanır gider.

Selametle kalın.
Bir Karoglan Risalesi (03.12.2014 tarihli orijinal metinden uyarlanmış, düzenlenmiş ve "Sıfır ve Bir Risalesi" formatında genişletilmiştir.)
Kar©glan | Başağaçlı Raşit Tunca | Schrems, 03.12.2014 Çarşamba