<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Rashid-Tunca - Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri]]></title>
		<link>https://rashid-tunca.com/</link>
		<description><![CDATA[Rashid-Tunca - https://rashid-tunca.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:17:32 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Abdest ve Namazın Maddi ve Manevi Faziletleri]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44687</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:25:41 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44687</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest ve Namazın Maddi ve Manevi Faziletleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest: Maddi ve Manevi Temizliğin Birleşimi</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam dininde namaz öncesi alınması farz kılınmış bir temizlenme ibadetidir. Sadece bedensel bir temizlik olmaktan öte, abdest, müminin ruhunu ve kalbini de arındıran manevi bir yolculuktur. Bu makalede, abdest almanın hem maddi hem de manevi faydalarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Maddi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hijyen:</span></span> Abdest alırken eller, yüz ve ayaklar bol su ile yıkanır. Bu sayede vücuttaki mikropların büyük bir kısmı giderilir ve kişi daha temiz bir ortama kavuşur.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Sağlık:</span></span> Abdest alırken yapılan hareketler, özellikle ellerin ve yüzün ovulması, kan dolaşımını hızlandırır ve sinir sistemini rahatlatır. Bu da baş ağrısı, stres ve yorgunluk gibi şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon:</span></span> Abdest alırken yapılan ritmik hareketler ve suyun vücuda teması, zihni rahatlatır ve konsantrasyonu artırır. Bu sayede namaz kılarak ibadete daha iyi hazırlanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Manevi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahlardan Arınma:</span></span> Abdest, sadece bedensel değil, aynı zamanda manevi kirlerden de arınmanın bir yoludur. Abdest alırken yapılan niyet, kulun Allah'a yönelmesi ve günahlarından tövbe etmesi anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalbin Temizlenmesi:</span></span> Abdest, kalbi kötü düşüncelerden, kin ve nefretten arındırır. Temiz bir bedenle birlikte temiz bir kalp de ibadete hazır hale gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’a Yaklaşma:</span></span> Abdest, namazın bir parçası olduğu için Allah'a yaklaşmanın ilk adımıdır. Abdest alarak kişi, Allah'ın huzuruna çıkmaya hazırlanır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Huşu ve Saygı:</span></span> Abdest, kişinin Allah karşısında duyduğu huşu ve saygıyı artırır. Bu sayede namaz daha huşu içinde kılınır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır ve İrade:</span></span> Abdest almak, kişinin sabır ve iradesini güçlendirir. Özellikle soğuk havalarda veya suyun bulunmadığı yerlerde abdest almak, bu özellikleri geliştirmeye yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam'ın temel ibadetlerinden biri olmakla birlikte, aynı zamanda hem bedensel hem de ruhsal sağlığımız için büyük öneme sahiptir. Abdest alarak hem bedenimizi temizler, hem de ruhumuzu arındırırız. Düzenli olarak abdest almak, Allah'a daha yakın olmamızı, huzurlu ve mutlu bir hayat sürmemizi sağlar.<br />
<br />
Abdest almanın diğer faydaları hakkında daha fazla bilgi almak için ilgili kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdestle İlgili Hadisler ve Ayetler ile Psikolojik Etkileri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdestle İlgili Ayet ve Hadisler</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam'ın temel ibadetlerinden biri olup, hem dini hem de kişisel temizliğe büyük önem verir. Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde abdest alma konusunda birçok bilgi bulunmaktadır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur'an-ı Kerim:</span></span><br />
<br />
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغْسِلُوا۟ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى ٱلْمَرَافِقِ وَٱمْسَحُوا۟ بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى ٱلْكَعْبَيْنِ ۚ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَٱطَّهَّرُوا۟ ۚ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ ۚ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ<br />
<br />
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ kumtum iles salâti fagsilû vucûhekum ve eydiyekum ilel merâfikı vemsehû bi ruusikum ve erculekum ilâl ka’beyn(ka’beyni) ve in kuntum cunuben fattahherû ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâitı ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum minh(minhu) mâ yurîdullâhu li yec’ale aleykum min haracin ve lâkin yurîdu li yutahhirekum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurûn(teşkurûne).<br />
<br />
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5-Mâide  Suresi 6. Ayet</span></span><br />
<br />
        Maide suresi, 6. ayet: "Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın." Bu ayet, abdest almanın farzlarını açıkça belirtmektedir.<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">  Hadis-i Şerifler:</span></span><br />
        Hz. Peygamber (sav): "Sizden biriniz namaz kılmak istediği zaman abdest alsın. Sonra yüzüne üç kere, kollarını dirseklerine kadar üçer kere yıkasın. Başını meshedsin ve ayaklarını topuklarına kadar üçer kere yıkasın."<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> (Buharî, Vudu, 1)</span></span> Bu hadis, abdest almanın usulünü detaylı bir şekilde anlatmaktadır.<br />
        Hz. Peygamber (sav): "Abdest, günahları giderir." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Taharet, 33)</span></span> Bu hadis, abdest almanın sadece bedensel değil, aynı zamanda manevi bir temizlik olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Psikolojik Etkileri</span></span><br />
<br />
Abdest almanın dini bir ibadet olmasının yanı sıra, psikolojik açıdan da birçok faydası bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Abdest alırken yapılan ritmik hareketler ve suyun vücuda teması, stres hormonlarının azalmasına ve rahatlamaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon Artışı:</span></span> Abdest alırken zihinsel olarak yapılan temizlenme, kişinin daha iyi odaklanmasını sağlar ve konsantrasyonunu artırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özgüven Artışı:</span></span> Düzenli abdest almak, kişinin kendine olan güvenini artırır ve daha olumlu bir benlik imajı oluşturmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duygusal Dengelenme:</span></span> Abdest, olumsuz duyguların giderilmesine ve duygusal dengenin sağlanmasına katkıda bulunur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorumluluk Bilinci:</span></span> Abdest almak, kişinin dini sorumluluklarını hatırlatır ve ibadete hazırlanmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Temizlik ve Düzen:</span></span> Abdest, temizliğe ve düzene önem vermenin bir göstergesi olarak kabul edilir. Bu da kişinin günlük hayatında daha düzenli olmasına yardımcı olur.<br />
<br />
Abdest almanın psikolojik etkileri, kişinin inanç sistemi, abdest alırkenki niyeti ve düzenliliği gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir.<br />
<br />
Özetle, abdest almak sadece dini bir ibadet değil, aynı zamanda bedensel ve ruhsal sağlığımız için de büyük faydalar sağlayan bir uygulamadır. Hem dini emirleri yerine getirmek hem de kendimizi daha iyi hissetmek için abdesti hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest ve Sağlık İlişkisi: Bilimsel Bir Bakış</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam dininde namaz öncesi alınması farz kılınmış bir temizlenme ibadetidir. Geleneksel olarak, abdest almanın manevi ve dini önemi vurgulansa da, günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar, abdest almanın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini de ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Sağlık Üzerindeki Olumlu Etkileri</span></span><br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Hijyen:</span></span> Abdest alırken eller, yüz ve ayaklar bol su ile yıkanır. Bu sayede vücuttaki mikropların büyük bir kısmı giderilir ve kişi daha temiz bir ortama kavuşur. Bu da birçok bulaşıcı hastalığın önlenmesine yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kan Dolaşımı:</span></span> Abdest alırken yapılan hareketler, özellikle ellerin ve yüzün ovulması, kan dolaşımını hızlandırır. Bu da vücuttaki oksijen taşınımını artırır ve organların daha iyi çalışmasını sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sinir Sistemi:</span></span> Abdest alırken suyun vücuda teması ve yapılan hareketler, sinir sistemini rahatlatır. Bu da stres, kaygı ve uykusuzluk gibi sorunların azalmasına yardımcı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cilt Sağlığı:</span></span> Abdest alırken kullanılan su, cildi temizler ve nemlendirir. Bu da cilt sağlığını korur ve cilt hastalıklarının oluşum riskini azaltır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Psikolojik İyi Oluş:</span></span> Abdest almanın ritüel bir eylem olması, kişinin zihnini rahatlatır ve odaklanmasını sağlar. Bu da psikolojik olarak daha iyi hissetmeye yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bilimsel Çalışmalar Ne Diyor?</span></span><br />
<br />
Yapılan bazı bilimsel çalışmalar, abdest almanın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini desteklemektedir. Örneğin:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Abdest alırken yapılan hareketler ve suyun vücuda teması, beyinde stres hormonlarının (kortizol) seviyesini düşürerek rahatlamaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağışıklık Sistemi:</span></span> Düzenli abdest alan kişilerin bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğu ve hastalıklara karşı daha dirençli olduğu gözlemlenmiştir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uyku Kalitesi:</span></span> Abdest alarak uykuya hazırlanan kişilerin daha iyi uyuduğu ve uyku kalitesinin arttığı belirtilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Abdest, sadece dini bir ibadet olmakla kalmayıp, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam için de önemli bir adımdır. Düzenli abdest almak, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı olumlu yönde etkileyebilir. Ancak bu etkilerin bilimsel olarak kesin olarak kanıtlanması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle, abdest almanın sağlık üzerindeki faydaları şu şekilde özetlenebilir:</span></span><br />
<br />
    Hijyen ve temizlik<br />
    Kan dolaşımının hızlanması<br />
    Sinir sisteminin rahatlaması<br />
    Cilt sağlığının korunması<br />
    Psikolojik iyi oluş<br />
<br />
Unutmayın, abdest almanın en önemli faydası, kişinin Allah'a yaklaşması ve manevi olarak arınmasıdır. Sağlık üzerindeki olumlu etkileri ise bu ana faydanın yanısıra elde edilen ek kazanımlardır.<br />
<br />
Daha fazla bilgi için ilgili bilimsel çalışmaları ve dini kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Maddi ve Manevi Faziletleri</span></span><br />
<br />
Namaz, İslam dininin temel ibadetlerinden biri olup, mümin ile Allah arasındaki en güçlü bağı oluşturan bir ibadettir. Sadece bir dini görev olmaktan öte, namazın hem maddi hem de manevi birçok faydası bulunmaktadır. Bu makalede, namazın bu faydalarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Manevi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'a Yaklaşma:</span></span> Namaz, mümini Allah'a en yakın kılan ibadettir. Huşu içinde kılınan her namaz, kulun Rabbine olan bağlılığını güçlendirir ve O'na daha da yakınlaşmasını sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güleryüzlü Bir Kişilik:</span></span> Namaz, insanın iç dünyasını temizler, kalbi yumuşatır ve yüzüne nur verir. Düzenli olarak namaz kılan bir kişi, genellikle güleryüzlü, sabırlı ve hoşgörülü olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ahlaki Gelişim:</span></span> Namaz, insanın ahlaki gelişimine büyük katkı sağlar. Doğruluk, dürüstlük, şefkat, merhamet gibi güzel ahlak özellikleri, namazın düzenli olarak kılınmasıyla pekişir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahlardan Korunma:</span></span> Namaz, insanı günahlardan koruyan bir kalkan gibidir. Namaz kılan kişi, günah işlemekten çekinir ve Allah'ın rızasını kazanmaya çalışır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruh Sağlığı:</span></span> Namaz, insanın ruh sağlığını olumlu yönde etkiler. Stres, kaygı ve depresyon gibi psikolojik sorunların azalmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İman ve İtikadın Güçlenmesi:</span></span> Namaz, insanın imanını güçlendirir ve Allah'a olan inancını artırır. Aynı zamanda, İslam'ın diğer inanç esaslarına olan bağlılığı da pekiştirir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Maddi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Disiplin:</span></span> Namaz, düzenli bir hayat sürmeye teşvik eder. Belirli vakitlerde kılınan namaz, kişinin zamanını daha verimli kullanmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Toplumsal Yaşam:</span></span> Cemaatle kılınan namaz, insanları bir araya getirir ve toplumsal dayanışmayı güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sağlık:</span></span> Namaz sırasında yapılan hareketler, vücudun esnemesine ve kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olur. Bu da birçok sağlık sorununu önler.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başarı:</span></span> Namaz, kişinin kendine güvenini artırır ve başarıya ulaşmasına yardımcı olur. Çünkü namaz kılan kişi, her zaman Allah'tan yardım bekler ve O'na güvenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Namaz, sadece bir dini görev değil, aynı zamanda insan hayatını güzelleştiren ve zenginleştiren bir ibadettir. Hem maddi hem de manevi birçok faydası bulunan namaz, müminlerin hayatında önemli bir yer tutar. Düzenli olarak kılınan namaz, kişinin dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmasına vesile olur.<br />
<br />
Namazın diğer faydaları hakkında daha fazla bilgi almak için ilgili kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu makalede ele alınan konular şunlardır:</span></span><br />
<br />
    Abdest almanın bedensel faydaları<br />
    Abdest almanın ruhsal faydaları<br />
    Abdest almanın İslam'daki yeri<br />
    Abdest almanın kişisel gelişim üzerindeki etkileri<br />
    Namazın Allah'a yaklaştırıcı etkisi<br />
    Namazın ahlaki gelişime katkısı<br />
    Namazın ruh sağlığı üzerindeki etkisi<br />
    Namazın disiplin sağlaması<br />
    Namazın toplumsal hayata etkisi<br />
    Namazın sağlık faydaları<br />
<br />
Anahtar kelimeler: abdest, temizlik, ibadet, İslam, sağlık, huzur, maneviyat, namaz, ibadet, İslam, manevi faydalar, maddi faydalar, huzur, sağlık, başarı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makale genel bir bilgi sunmaktadır. Daha detaylı bilgi için ilgili din alimlerine başvurmanız önerilir.<br />
<br />
Bu makale hakkında düşünceleriniz nelerdir? <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Not:</span></span> Bu makale, Abdestin ve namazın önemini vurgulamak amacıyla hazırlanmıştır. Namazın farz olduğu ve müminler için büyük bir sorumluluk olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest ve Namazın Maddi ve Manevi Faziletleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest: Maddi ve Manevi Temizliğin Birleşimi</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam dininde namaz öncesi alınması farz kılınmış bir temizlenme ibadetidir. Sadece bedensel bir temizlik olmaktan öte, abdest, müminin ruhunu ve kalbini de arındıran manevi bir yolculuktur. Bu makalede, abdest almanın hem maddi hem de manevi faydalarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Maddi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hijyen:</span></span> Abdest alırken eller, yüz ve ayaklar bol su ile yıkanır. Bu sayede vücuttaki mikropların büyük bir kısmı giderilir ve kişi daha temiz bir ortama kavuşur.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Sağlık:</span></span> Abdest alırken yapılan hareketler, özellikle ellerin ve yüzün ovulması, kan dolaşımını hızlandırır ve sinir sistemini rahatlatır. Bu da baş ağrısı, stres ve yorgunluk gibi şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon:</span></span> Abdest alırken yapılan ritmik hareketler ve suyun vücuda teması, zihni rahatlatır ve konsantrasyonu artırır. Bu sayede namaz kılarak ibadete daha iyi hazırlanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Manevi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahlardan Arınma:</span></span> Abdest, sadece bedensel değil, aynı zamanda manevi kirlerden de arınmanın bir yoludur. Abdest alırken yapılan niyet, kulun Allah'a yönelmesi ve günahlarından tövbe etmesi anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalbin Temizlenmesi:</span></span> Abdest, kalbi kötü düşüncelerden, kin ve nefretten arındırır. Temiz bir bedenle birlikte temiz bir kalp de ibadete hazır hale gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’a Yaklaşma:</span></span> Abdest, namazın bir parçası olduğu için Allah'a yaklaşmanın ilk adımıdır. Abdest alarak kişi, Allah'ın huzuruna çıkmaya hazırlanır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Huşu ve Saygı:</span></span> Abdest, kişinin Allah karşısında duyduğu huşu ve saygıyı artırır. Bu sayede namaz daha huşu içinde kılınır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır ve İrade:</span></span> Abdest almak, kişinin sabır ve iradesini güçlendirir. Özellikle soğuk havalarda veya suyun bulunmadığı yerlerde abdest almak, bu özellikleri geliştirmeye yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam'ın temel ibadetlerinden biri olmakla birlikte, aynı zamanda hem bedensel hem de ruhsal sağlığımız için büyük öneme sahiptir. Abdest alarak hem bedenimizi temizler, hem de ruhumuzu arındırırız. Düzenli olarak abdest almak, Allah'a daha yakın olmamızı, huzurlu ve mutlu bir hayat sürmemizi sağlar.<br />
<br />
Abdest almanın diğer faydaları hakkında daha fazla bilgi almak için ilgili kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdestle İlgili Hadisler ve Ayetler ile Psikolojik Etkileri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdestle İlgili Ayet ve Hadisler</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam'ın temel ibadetlerinden biri olup, hem dini hem de kişisel temizliğe büyük önem verir. Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde abdest alma konusunda birçok bilgi bulunmaktadır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur'an-ı Kerim:</span></span><br />
<br />
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغْسِلُوا۟ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى ٱلْمَرَافِقِ وَٱمْسَحُوا۟ بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى ٱلْكَعْبَيْنِ ۚ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَٱطَّهَّرُوا۟ ۚ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ ۚ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ<br />
<br />
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ kumtum iles salâti fagsilû vucûhekum ve eydiyekum ilel merâfikı vemsehû bi ruusikum ve erculekum ilâl ka’beyn(ka’beyni) ve in kuntum cunuben fattahherû ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâitı ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum minh(minhu) mâ yurîdullâhu li yec’ale aleykum min haracin ve lâkin yurîdu li yutahhirekum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurûn(teşkurûne).<br />
<br />
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5-Mâide  Suresi 6. Ayet</span></span><br />
<br />
        Maide suresi, 6. ayet: "Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın." Bu ayet, abdest almanın farzlarını açıkça belirtmektedir.<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">  Hadis-i Şerifler:</span></span><br />
        Hz. Peygamber (sav): "Sizden biriniz namaz kılmak istediği zaman abdest alsın. Sonra yüzüne üç kere, kollarını dirseklerine kadar üçer kere yıkasın. Başını meshedsin ve ayaklarını topuklarına kadar üçer kere yıkasın."<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> (Buharî, Vudu, 1)</span></span> Bu hadis, abdest almanın usulünü detaylı bir şekilde anlatmaktadır.<br />
        Hz. Peygamber (sav): "Abdest, günahları giderir." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Müslim, Taharet, 33)</span></span> Bu hadis, abdest almanın sadece bedensel değil, aynı zamanda manevi bir temizlik olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Psikolojik Etkileri</span></span><br />
<br />
Abdest almanın dini bir ibadet olmasının yanı sıra, psikolojik açıdan da birçok faydası bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Abdest alırken yapılan ritmik hareketler ve suyun vücuda teması, stres hormonlarının azalmasına ve rahatlamaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konsantrasyon Artışı:</span></span> Abdest alırken zihinsel olarak yapılan temizlenme, kişinin daha iyi odaklanmasını sağlar ve konsantrasyonunu artırır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özgüven Artışı:</span></span> Düzenli abdest almak, kişinin kendine olan güvenini artırır ve daha olumlu bir benlik imajı oluşturmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duygusal Dengelenme:</span></span> Abdest, olumsuz duyguların giderilmesine ve duygusal dengenin sağlanmasına katkıda bulunur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sorumluluk Bilinci:</span></span> Abdest almak, kişinin dini sorumluluklarını hatırlatır ve ibadete hazırlanmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Temizlik ve Düzen:</span></span> Abdest, temizliğe ve düzene önem vermenin bir göstergesi olarak kabul edilir. Bu da kişinin günlük hayatında daha düzenli olmasına yardımcı olur.<br />
<br />
Abdest almanın psikolojik etkileri, kişinin inanç sistemi, abdest alırkenki niyeti ve düzenliliği gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir.<br />
<br />
Özetle, abdest almak sadece dini bir ibadet değil, aynı zamanda bedensel ve ruhsal sağlığımız için de büyük faydalar sağlayan bir uygulamadır. Hem dini emirleri yerine getirmek hem de kendimizi daha iyi hissetmek için abdesti hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest ve Sağlık İlişkisi: Bilimsel Bir Bakış</span></span><br />
<br />
Abdest, İslam dininde namaz öncesi alınması farz kılınmış bir temizlenme ibadetidir. Geleneksel olarak, abdest almanın manevi ve dini önemi vurgulansa da, günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar, abdest almanın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini de ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Abdest Almanın Sağlık Üzerindeki Olumlu Etkileri</span></span><br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Hijyen:</span></span> Abdest alırken eller, yüz ve ayaklar bol su ile yıkanır. Bu sayede vücuttaki mikropların büyük bir kısmı giderilir ve kişi daha temiz bir ortama kavuşur. Bu da birçok bulaşıcı hastalığın önlenmesine yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kan Dolaşımı:</span></span> Abdest alırken yapılan hareketler, özellikle ellerin ve yüzün ovulması, kan dolaşımını hızlandırır. Bu da vücuttaki oksijen taşınımını artırır ve organların daha iyi çalışmasını sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sinir Sistemi:</span></span> Abdest alırken suyun vücuda teması ve yapılan hareketler, sinir sistemini rahatlatır. Bu da stres, kaygı ve uykusuzluk gibi sorunların azalmasına yardımcı olabilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Cilt Sağlığı:</span></span> Abdest alırken kullanılan su, cildi temizler ve nemlendirir. Bu da cilt sağlığını korur ve cilt hastalıklarının oluşum riskini azaltır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Psikolojik İyi Oluş:</span></span> Abdest almanın ritüel bir eylem olması, kişinin zihnini rahatlatır ve odaklanmasını sağlar. Bu da psikolojik olarak daha iyi hissetmeye yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bilimsel Çalışmalar Ne Diyor?</span></span><br />
<br />
Yapılan bazı bilimsel çalışmalar, abdest almanın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini desteklemektedir. Örneğin:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Stres Azaltma:</span></span> Abdest alırken yapılan hareketler ve suyun vücuda teması, beyinde stres hormonlarının (kortizol) seviyesini düşürerek rahatlamaya yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bağışıklık Sistemi:</span></span> Düzenli abdest alan kişilerin bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğu ve hastalıklara karşı daha dirençli olduğu gözlemlenmiştir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uyku Kalitesi:</span></span> Abdest alarak uykuya hazırlanan kişilerin daha iyi uyuduğu ve uyku kalitesinin arttığı belirtilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Abdest, sadece dini bir ibadet olmakla kalmayıp, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam için de önemli bir adımdır. Düzenli abdest almak, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı olumlu yönde etkileyebilir. Ancak bu etkilerin bilimsel olarak kesin olarak kanıtlanması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle, abdest almanın sağlık üzerindeki faydaları şu şekilde özetlenebilir:</span></span><br />
<br />
    Hijyen ve temizlik<br />
    Kan dolaşımının hızlanması<br />
    Sinir sisteminin rahatlaması<br />
    Cilt sağlığının korunması<br />
    Psikolojik iyi oluş<br />
<br />
Unutmayın, abdest almanın en önemli faydası, kişinin Allah'a yaklaşması ve manevi olarak arınmasıdır. Sağlık üzerindeki olumlu etkileri ise bu ana faydanın yanısıra elde edilen ek kazanımlardır.<br />
<br />
Daha fazla bilgi için ilgili bilimsel çalışmaları ve dini kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Maddi ve Manevi Faziletleri</span></span><br />
<br />
Namaz, İslam dininin temel ibadetlerinden biri olup, mümin ile Allah arasındaki en güçlü bağı oluşturan bir ibadettir. Sadece bir dini görev olmaktan öte, namazın hem maddi hem de manevi birçok faydası bulunmaktadır. Bu makalede, namazın bu faydalarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Manevi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'a Yaklaşma:</span></span> Namaz, mümini Allah'a en yakın kılan ibadettir. Huşu içinde kılınan her namaz, kulun Rabbine olan bağlılığını güçlendirir ve O'na daha da yakınlaşmasını sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güleryüzlü Bir Kişilik:</span></span> Namaz, insanın iç dünyasını temizler, kalbi yumuşatır ve yüzüne nur verir. Düzenli olarak namaz kılan bir kişi, genellikle güleryüzlü, sabırlı ve hoşgörülü olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ahlaki Gelişim:</span></span> Namaz, insanın ahlaki gelişimine büyük katkı sağlar. Doğruluk, dürüstlük, şefkat, merhamet gibi güzel ahlak özellikleri, namazın düzenli olarak kılınmasıyla pekişir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahlardan Korunma:</span></span> Namaz, insanı günahlardan koruyan bir kalkan gibidir. Namaz kılan kişi, günah işlemekten çekinir ve Allah'ın rızasını kazanmaya çalışır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruh Sağlığı:</span></span> Namaz, insanın ruh sağlığını olumlu yönde etkiler. Stres, kaygı ve depresyon gibi psikolojik sorunların azalmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İman ve İtikadın Güçlenmesi:</span></span> Namaz, insanın imanını güçlendirir ve Allah'a olan inancını artırır. Aynı zamanda, İslam'ın diğer inanç esaslarına olan bağlılığı da pekiştirir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Maddi Faydaları</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Disiplin:</span></span> Namaz, düzenli bir hayat sürmeye teşvik eder. Belirli vakitlerde kılınan namaz, kişinin zamanını daha verimli kullanmasına yardımcı olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Toplumsal Yaşam:</span></span> Cemaatle kılınan namaz, insanları bir araya getirir ve toplumsal dayanışmayı güçlendirir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sağlık:</span></span> Namaz sırasında yapılan hareketler, vücudun esnemesine ve kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olur. Bu da birçok sağlık sorununu önler.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başarı:</span></span> Namaz, kişinin kendine güvenini artırır ve başarıya ulaşmasına yardımcı olur. Çünkü namaz kılan kişi, her zaman Allah'tan yardım bekler ve O'na güvenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Namaz, sadece bir dini görev değil, aynı zamanda insan hayatını güzelleştiren ve zenginleştiren bir ibadettir. Hem maddi hem de manevi birçok faydası bulunan namaz, müminlerin hayatında önemli bir yer tutar. Düzenli olarak kılınan namaz, kişinin dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmasına vesile olur.<br />
<br />
Namazın diğer faydaları hakkında daha fazla bilgi almak için ilgili kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu makalede ele alınan konular şunlardır:</span></span><br />
<br />
    Abdest almanın bedensel faydaları<br />
    Abdest almanın ruhsal faydaları<br />
    Abdest almanın İslam'daki yeri<br />
    Abdest almanın kişisel gelişim üzerindeki etkileri<br />
    Namazın Allah'a yaklaştırıcı etkisi<br />
    Namazın ahlaki gelişime katkısı<br />
    Namazın ruh sağlığı üzerindeki etkisi<br />
    Namazın disiplin sağlaması<br />
    Namazın toplumsal hayata etkisi<br />
    Namazın sağlık faydaları<br />
<br />
Anahtar kelimeler: abdest, temizlik, ibadet, İslam, sağlık, huzur, maneviyat, namaz, ibadet, İslam, manevi faydalar, maddi faydalar, huzur, sağlık, başarı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makale genel bir bilgi sunmaktadır. Daha detaylı bilgi için ilgili din alimlerine başvurmanız önerilir.<br />
<br />
Bu makale hakkında düşünceleriniz nelerdir? <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Not:</span></span> Bu makale, Abdestin ve namazın önemini vurgulamak amacıyla hazırlanmıştır. Namazın farz olduğu ve müminler için büyük bir sorumluluk olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'ın Arş ve Kürsü Üzerine İstivâsı: Kapsamlı Bir İnceleme]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44686</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:23:29 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44686</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Arş ve Kürsü Üzerine İstivâsı: Kapsamlı Bir İnceleme</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Giriş</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ’nın Arş üzerinde istivâsı, İslam inancında önemli bir konudur. Kur’an-ı Kerim’de bu konu açıkça zikredilmiş olsa da, bazı insanlar için anlaşılması güç bir kavram olabilir. Bu makalede, Arş ve Kürsü kavramları, Allah’ın istivâsı ve bu konudaki farklı görüşler detaylı bir şekilde ele alınacak, ayet ve hadislerle desteklenecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arş ve Kürsü Kavramları</span></span><br />
<br />
    Arş: Allah’ın yaratmış olduğu en büyük varlıktır. Evrenin tamamı, Arş’ın gölgesindedir. Arş, Allah’ın kudret ve azametini gösteren önemli bir semboldür.<br />
    Kürsü: Arş’tan daha küçük bir varlıktır ve genellikle Allah’ın ayaklarının altında olduğu düşünülür. Kürsü, Allah’ın yaratma işini idare ettiği yer olarak kabul edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın Arş Üzerine İstivâsı</span></span><br />
<br />
    Ayetler: Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın Arş üzerinde istivâ ettiği birçok ayet bulunmaktadır.<br />
<br />
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۖ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ ۖ مَا مِن شَفِيعٍ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ إِذْنِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ<br />
<br />
İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşi yudebbirul emr(emre), mâ min şefîin illâ min ba´di iznih(iznihî), zâlikumullâhu rabbukum fa´budûh(fa´budûhu), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).<br />
<br />
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O´nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O´na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 3. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
    Örneğin, Yunus suresi 3. ayette, “Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren Allah’tır.” buyrulmaktadır.<br />
    Anlamı: İstivâ kelimesi, “üstün olmak”, “hükmetmek” veya “yerleşmek” anlamlarına gelir. Bu ifade, Allah’ın tüm evrene hakim olduğunu, her şeyi kontrol ettiğini ve her şeye gücü yettiğini gösterir.<br />
    İstivânın Nasıl Olduğu: İstivânın nasıl olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı alimler, İstivânın mecazi olduğunu, yani Allah’ın her yerde olduğunu ifade ettiğini savunurlar. Bazıları ise, İstivânın gerçek olduğunu ve Allah’ın Arş üzerinde belirli bir şekilde bulunduğunu düşünürler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Farklı Görüşler ve Tartışmalar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefsirlerde Çeşitlilik:</span></span> İslam alimleri, İstivâ konusunu farklı şekillerde yorumlamışlardır. Bazıları, İstivânın insan aklının kavrayamayacağı bir sırr olduğunu söylemişlerdir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Müşebbihe ve Müşabihe Mezhepleri:</span></span> Bu mezhepler, Allah’ı cisimlere benzetme veya O’na nispet etme eğiliminde oldukları için, İstivâ konusunu yanlış anlama eğiliminde olmuşlardır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ehl-i Sünnet’in Görüşü:</span></span> Ehl-i Sünnet alimleri, Allah’ın sıfatlarını tenzih ederek, O’nun yaratıklardan farklı olduğunu vurgularlar. İstivâyı, Allah’ın kudret ve azametini gösteren bir sıfat olarak kabul ederler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Noktalar</span></span><br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İstivâ, Allah’ın Birliği ve Eşsizliği İle Çelişmez:</span></span> Allah’ın Arş üzerinde istivâsı, O’nun birliğine ve eşsizliğine zıt bir durum değildir. Aksine, O’nun kudret ve azametini gösteren bir sıfattır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstivânın Nasıl Olduğunu Anlamak Zor:</span></span> İstivânın nasıl olduğu, insan aklının tam olarak kavrayamayacağı bir sırdır. Bu nedenle, bu konuda kesin bir yargıya varmak yerine, Allah’ın sözlerine iman etmek yeterlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Olan İman:</span></span> İstivâ konusundaki farklı görüşlere takılıp kalmak yerine, Allah’ın varlığına, birliğine ve her şeye gücü yettiğine iman etmek önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Allah’ın Arş üzerinde istivâsı, İslam inancında önemli bir yer tutan bir konudur. Bu konuyu anlamak için Kur’an-ı Kerim ayetlerini dikkatle incelemek ve İslam alimlerinin görüşlerini değerlendirmek gerekir. Ancak, İstivânın nasıl olduğu konusunda kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Önemli olan, Allah’ın sözlerine iman etmek ve O’nun kudret ve azametine inanmaktır.<br />
<br />
Bu makalede, Allah’ın Arş ve Kürsü üzerinde istivâsı konusu genel hatlarıyla ele alınmıştır. Daha detaylı bilgi için ilgili ayetlerin tefsirlerine ve İslam alimlerinin eserlerine başvurabilirsiniz.<br />
<br />
Not: Bu makale, genel bir bilgi verme amacıyla hazırlanmıştır. Dini konularda daha derinlemesine bilgi almak için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Anahtar Kelimeler:</span></span> Arş, kürsü, istivâ, Allah, Kur'an, İslam, tefsir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlgili Konular:</span></span> Allah'ın sıfatları, Allah'ın birliği, İslam inançları, tefsir ilmi<br />
<br />
Bu makale hakkında düşünceleriniz nelerdir? <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Not:</span></span> Bu makale, sadece genel bir bilgi sunmaktadır. İslam inancındaki farklı görüşler ve yorumlar hakkında daha detaylı bilgi almak için ilgili kaynakları incelemeniz önerilir.<br />
<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Arş ve Kürsü Üzerine İstivâsı: Kapsamlı Bir İnceleme</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Giriş</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ’nın Arş üzerinde istivâsı, İslam inancında önemli bir konudur. Kur’an-ı Kerim’de bu konu açıkça zikredilmiş olsa da, bazı insanlar için anlaşılması güç bir kavram olabilir. Bu makalede, Arş ve Kürsü kavramları, Allah’ın istivâsı ve bu konudaki farklı görüşler detaylı bir şekilde ele alınacak, ayet ve hadislerle desteklenecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arş ve Kürsü Kavramları</span></span><br />
<br />
    Arş: Allah’ın yaratmış olduğu en büyük varlıktır. Evrenin tamamı, Arş’ın gölgesindedir. Arş, Allah’ın kudret ve azametini gösteren önemli bir semboldür.<br />
    Kürsü: Arş’tan daha küçük bir varlıktır ve genellikle Allah’ın ayaklarının altında olduğu düşünülür. Kürsü, Allah’ın yaratma işini idare ettiği yer olarak kabul edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın Arş Üzerine İstivâsı</span></span><br />
<br />
    Ayetler: Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın Arş üzerinde istivâ ettiği birçok ayet bulunmaktadır.<br />
<br />
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۖ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ ۖ مَا مِن شَفِيعٍ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ إِذْنِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ<br />
<br />
İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşi yudebbirul emr(emre), mâ min şefîin illâ min ba´di iznih(iznihî), zâlikumullâhu rabbukum fa´budûh(fa´budûhu), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).<br />
<br />
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O´nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O´na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 3. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
    Örneğin, Yunus suresi 3. ayette, “Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren Allah’tır.” buyrulmaktadır.<br />
    Anlamı: İstivâ kelimesi, “üstün olmak”, “hükmetmek” veya “yerleşmek” anlamlarına gelir. Bu ifade, Allah’ın tüm evrene hakim olduğunu, her şeyi kontrol ettiğini ve her şeye gücü yettiğini gösterir.<br />
    İstivânın Nasıl Olduğu: İstivânın nasıl olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı alimler, İstivânın mecazi olduğunu, yani Allah’ın her yerde olduğunu ifade ettiğini savunurlar. Bazıları ise, İstivânın gerçek olduğunu ve Allah’ın Arş üzerinde belirli bir şekilde bulunduğunu düşünürler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Farklı Görüşler ve Tartışmalar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefsirlerde Çeşitlilik:</span></span> İslam alimleri, İstivâ konusunu farklı şekillerde yorumlamışlardır. Bazıları, İstivânın insan aklının kavrayamayacağı bir sırr olduğunu söylemişlerdir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Müşebbihe ve Müşabihe Mezhepleri:</span></span> Bu mezhepler, Allah’ı cisimlere benzetme veya O’na nispet etme eğiliminde oldukları için, İstivâ konusunu yanlış anlama eğiliminde olmuşlardır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ehl-i Sünnet’in Görüşü:</span></span> Ehl-i Sünnet alimleri, Allah’ın sıfatlarını tenzih ederek, O’nun yaratıklardan farklı olduğunu vurgularlar. İstivâyı, Allah’ın kudret ve azametini gösteren bir sıfat olarak kabul ederler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Noktalar</span></span><br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İstivâ, Allah’ın Birliği ve Eşsizliği İle Çelişmez:</span></span> Allah’ın Arş üzerinde istivâsı, O’nun birliğine ve eşsizliğine zıt bir durum değildir. Aksine, O’nun kudret ve azametini gösteren bir sıfattır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstivânın Nasıl Olduğunu Anlamak Zor:</span></span> İstivânın nasıl olduğu, insan aklının tam olarak kavrayamayacağı bir sırdır. Bu nedenle, bu konuda kesin bir yargıya varmak yerine, Allah’ın sözlerine iman etmek yeterlidir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Olan İman:</span></span> İstivâ konusundaki farklı görüşlere takılıp kalmak yerine, Allah’ın varlığına, birliğine ve her şeye gücü yettiğine iman etmek önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Allah’ın Arş üzerinde istivâsı, İslam inancında önemli bir yer tutan bir konudur. Bu konuyu anlamak için Kur’an-ı Kerim ayetlerini dikkatle incelemek ve İslam alimlerinin görüşlerini değerlendirmek gerekir. Ancak, İstivânın nasıl olduğu konusunda kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Önemli olan, Allah’ın sözlerine iman etmek ve O’nun kudret ve azametine inanmaktır.<br />
<br />
Bu makalede, Allah’ın Arş ve Kürsü üzerinde istivâsı konusu genel hatlarıyla ele alınmıştır. Daha detaylı bilgi için ilgili ayetlerin tefsirlerine ve İslam alimlerinin eserlerine başvurabilirsiniz.<br />
<br />
Not: Bu makale, genel bir bilgi verme amacıyla hazırlanmıştır. Dini konularda daha derinlemesine bilgi almak için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Anahtar Kelimeler:</span></span> Arş, kürsü, istivâ, Allah, Kur'an, İslam, tefsir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlgili Konular:</span></span> Allah'ın sıfatları, Allah'ın birliği, İslam inançları, tefsir ilmi<br />
<br />
Bu makale hakkında düşünceleriniz nelerdir? <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Not:</span></span> Bu makale, sadece genel bir bilgi sunmaktadır. İslam inancındaki farklı görüşler ve yorumlar hakkında daha detaylı bilgi almak için ilgili kaynakları incelemeniz önerilir.<br />
<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini ve Raşit Tunca<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sekine, Göklerin ve Yerin Orduları ve Allah'ın Gizli Orduları]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44685</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:21:34 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44685</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekine, Göklerin ve Yerin Orduları ve Allah'ın Gizli Orduları Üzerine Kapsamlı Bir İnceleme</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Giriş</span></span><br />
<br />
İslam inancında sıklıkla karşımıza çıkan "sekine", "göklerin ve yerin orduları" ve "Allah'ın gizli orduları" gibi kavramlar, müminlerin imanını güçlendiren, Allah'ın kudret ve rahmetine olan inancını artıran önemli konulardır. Bu kavramlar, Kur'an-ı Kerim'de farklı surelerde yer alır ve tefsirlerde derinlemesine incelenir. Özellikle Fetih suresi 4. ayet ve Tevbe suresi 40. ayet, bu konuda önemli ipuçları sunar. Bu makalede, bu kavramları ayrıntılı bir şekilde ele alarak, İslam düşüncesindeki yerlerini ve anlamlarını açıklamaya çalışacağız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekine Nedir?</span></span><br />
<br />
Sekine, Arapça kökenli bir kelime olup, "huzur, sükûn, güvence, itminan" anlamlarına gelir. İslam terminolojisinde ise, Allah'ın müminlerin kalplerine indirmiş olduğu bir iç huzuru, güven duygusunu ifade eder. Sekine, müminlerin imanlarını güçlendirir, onlara sabır ve metanet verir. Allah'ın yardımı ve koruması altında olduklarına dair bir güven duygusu oluşturur.<br />
<br />
Fetih suresinin 4. ayetinde geçen "O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir." ifadesi, sekinenin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Müminler, sekine sayesinde zorluklar karşısında yılmaz, imanları daha da güçlenir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göklerin ve Yerin Orduları</span></span><br />
<br />
O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِيمَٰنًا مَّعَ إِيمَٰنِهِمْ ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Huvellezî enzeles sekînete fî kulûbil mu’minîne li yezdâdû îmânen mea îmânihim, ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ard(ardı), ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym Fetih Suresi 4. Ayet)<br />
<br />
Fetih suresi 4. ayette geçen "Göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah'ındır." ifadesi ise, Allah'ın kudretinin sınırsız olduğunu ve tüm varlıkların O'nun emri altında olduğunu gösterir. Bu ordular, sadece fiziksel güç anlamına gelmez. Aynı zamanda, Allah'ın emrine itaat eden melekler, doğa olayları, tarih boyunca yaşanan olaylar ve hatta insanın içindeki iman gücü gibi birçok şeyi kapsar.<br />
<br />
Allah'ın orduları, O'nun emriyle hareket eder ve O'nun istediği sonuçları doğurur. Müminler, bu orduların bir parçası olarak, Allah'a güvenerek ve O'nun emrine itaat ederek zafer kazanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın Gizli Orduları</span></span><br />
<br />
«Üzülme çünkü Allah bizimledir diyordu Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا ۖ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ ۗ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İlla tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahrecehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fîl gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferûs suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym Tevbe Suresi 40. Ayet)<br />
<br />
Tevbe suresi 40. ayette geçen "sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş meslesi" ifadesi ise, Allah'ın bazen insan gözünden gizli tuttuğu birtakım güçlerle müminlere yardım ettiğini ifade eder. Bu gizli ordular, melekler, cinler, doğa olayları veya insanın iç dünyasında meydana gelen değişiklikler olabilir.<br />
<br />
Allah'ın gizli ordularının varlığı, müminlere umut verir. Zorluklar karşısında yalnız olmadıklarını, Allah'ın her zaman yanlarında olduğunu bilirler. Bu sayede sabırla ve metanetle mücadele ederler.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Sekine, göklerin ve yerin orduları ve Allah'ın gizli orduları gibi kavramlar, İslam inancında önemli bir yere sahiptir. Bu kavramlar, müminlerin imanını güçlendirir, Allah'ın kudretine olan inancını artırır ve onlara zorluklar karşısında sabır ve metanet verir.<br />
<br />
Müminler, bu kavramları iyi anladıklarında, hayatın her anında Allah'ın kendileriyle olduğunu hissederler ve bu sayede huzurlu bir hayat sürerler.<br />
<br />
Bu makalede, konunun genel hatlarıyla ele alınmıştır. Daha detaylı bir inceleme için ilgili ayetlerin tefsirlerine ve İslam alimlerinin eserlerine başvurulabilir.<br />
<br />
"Sekine, göklerin ve yerin orduları ve Allah'ın gizli orduları" konuları, İslam inancında derin anlamlar taşıyan ve birçok müminin merak ettiği konulardır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sekinenin Çeşitleri:</span></span> Sadece bireysel bir iç huzuru değil, aynı zamanda toplumsal bir huzur ve güven ortamı olarak da düşünülebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sekinenin Kaynakları:</span></span> Kur'an, sünnet, salih ameller, ibadetler, zikir ve tefekkür gibi birçok faktör, müminlerin kalplerinde sekinenin oluşmasına katkı sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sekinenin Kaybolması:</span></span> Günah işlemek, şüpheye düşmek, korku ve endişeye kapılmak gibi durumlar, sekinenin zayıflamasına veya kaybolmasına neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Göklerin ve Yerin Orduları Hakkında Daha Derin Bir Bakış</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Orduların Çeşitliliği:</span></span> Fiziksel orduların yanı sıra, melekler, cinler, doğa olayları, tarihsel süreçler ve hatta insanın iç dünyasında gerçekleşen psikolojik savaşlar da bu kavramın kapsamına girer.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Orduların Görevleri:</span></span> Allah'ın emri altında hareket eden bu ordular, bazen müminlere yardım eder, bazen de düşmanlara karşı mücadele eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Orduların Birliği:</span></span> Göklerin ve yerin orduları, Allah'ın tek bir emri altında birleşmiş bir güçtür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Gizli Orduları Hakkında Farklı Açılımlar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gizliliğin Hikmeti:</span></span> Allah'ın bazı ordularını gizli tutmasının birçok hikmeti olabilir. Bunlardan biri, müminlerin imanını güçlendirmek ve onlara sabır ve metanet vermektedir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gizli Orduların Tezahürü:</span></span> Tarih boyunca yaşanan mucizeler, kerametler ve beklenmedik zaferler, Allah'ın gizli ordularının tezahürü olarak değerlendirilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günümüzdeki Tezahürleri:</span></span> Allah'ın gizli orduları, günümüzde de çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Örneğin, bir müminin duasının kabulü, bir topluluğun birleşmesi veya bir sorunun beklenmedik bir şekilde çözülmesi gibi durumlar, Allah'ın gizli ordularının işareti olarak yorumlanabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarihi Örnekler ve Tefsirler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur'an-ı Kerim'deki Ayetler:</span></span> Fetih suresi ve Tevbe suresi dışında, diğer surelerde de bu konulara değinilmektedir. Bu ayetlerin tefsirlerini inceleyerek konuya daha derinlemesine inebiliriz.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sahabelerin ve Tabiilerin Anlayışları:</span></span> Sahabe ve tabiilerin bu konular hakkındaki görüşleri, bize önemli ipuçları verir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Bakış Açısı:</span></span> Tasavvuf ehli, bu konuları daha sembolik ve içsel bir boyutuyla ele alır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günümüzdeki Alaka ve Güncel Meseleler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Psikoloji ve Sosyolojiyle Bağlantısı:</span></span> Bu kavramlar, psikoloji ve sosyoloji gibi alanlarla da ilişkilendirilebilir. Örneğin, sekine kavramı, psikolojideki "iç huzur" kavramıyla benzerlikler gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çağımızın Zorlukları Karşısında:</span></span> Günümüz dünyasının karmaşıklığı ve belirsizlikleri karşısında, bu kavramlar müminlere yol gösterici olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Farklı Din ve Felsefelerdeki Benzer Kavramlar:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gizli Güçler ve Kozmos:</span></span><br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hinduizm:</span></span> Brahman, Shakti, Karma gibi kavramlar, evrensel bir enerji ve kader anlayışını ifade eder.<br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Budizm:</span></span> Karma, reenkarnasyon ve kozmosla bireyin bağlantısı gibi kavramlar, İslam'daki kader ve ahiret inancıyla benzerlikler gösterir.<br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zerdüştlük:</span></span> İyi ve kötü güçlerin mücadelesi, ahlaki dualizm gibi kavramlar, İslam'daki melekler ve şeytan inancıyla paralellikler taşır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Aşk ve Birlik:</span></span><br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sufizm ve Hindu mistisizmi:</span></span> İlahi aşka ulaşma, birlik olma gibi kavramlar, farklı dinlerde ortak bir arayış konusudur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kader ve Özgür İrade:</span></span><br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felsefe:</span></span> Determinizm, indeterminizm gibi kavramlar, kader ve özgür irade arasındaki ilişkiyi farklı açılardan inceler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tarihi Olaylar ve Bu Kavramların İlişkisi:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam'ın İlk Dönemleri:</span></span> Mekke'de Müslümanlara yapılan baskılar, Medine'de kurulan İslam devleti ve bu süreçte yaşanan mucizeler, Allah'ın yardım ve koruması gibi kavramların somut örnekleridir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haçlı Seferleri:</span></span> Bu dönemde yaşanan savaşlar, din adına yapılan zulümler ve müminlerin sabrı, Allah'ın gizli ordularının varlığına dair tartışmaları alevlendirmiştir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osmanlı İmparatorluğu'nun Yükselişi:</span></span> Osmanlı'nın kısa sürede büyük bir devlet haline gelmesi, Allah'ın yardımı ve kader inancıyla açıklanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Güncel Olaylarla Bağlantı Kurmak:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğal Afetler:</span></span> Deprem, sel gibi afetler, insanların kader ve Allah'ın gücüne olan inançlarını yeniden değerlendirmesine neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Savaşlar ve Terör:</span></span> Bu gibi olaylar, insanların Allah'a sığınması, dua etmesi ve dayanışma içinde olması gibi davranışları tetikler.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bilimsel Gelişmeler:</span></span> Evrenin oluşumu, insanın genetik yapısı gibi konulardaki bilimsel keşifler, din ve bilim arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Bilimsel Açıklamalar ve Dini İnanç:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuantum Fiziği:</span></span> Evrenin belirsizliği, gözlemcinin etkisi gibi kavramlar, dindeki kader ve özgür irade gibi konularla ilişkilendirilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kozmoloji:</span></span> Evrenin başlangıcı ve sonu hakkındaki teoriler, dindeki yaratılış ve ahiret inançlarıyla karşılaştırılabilir.<br />
<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makale genel bir bilgi sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Dini konularda daha derinlemesine bilgi almak için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anahtar Kelimeler:</span></span> sekine, Fetih suresi, Tevbe suresi, göklerin ve yerin orduları, Allah'ın gizli orduları, İslam inancı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlgili Konular: </span></span>İman, Allah'ın kudreti, müminlerin özellikleri, İslam tarihi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekine, Göklerin ve Yerin Orduları ve Allah'ın Gizli Orduları Üzerine Kapsamlı Bir İnceleme</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Giriş</span></span><br />
<br />
İslam inancında sıklıkla karşımıza çıkan "sekine", "göklerin ve yerin orduları" ve "Allah'ın gizli orduları" gibi kavramlar, müminlerin imanını güçlendiren, Allah'ın kudret ve rahmetine olan inancını artıran önemli konulardır. Bu kavramlar, Kur'an-ı Kerim'de farklı surelerde yer alır ve tefsirlerde derinlemesine incelenir. Özellikle Fetih suresi 4. ayet ve Tevbe suresi 40. ayet, bu konuda önemli ipuçları sunar. Bu makalede, bu kavramları ayrıntılı bir şekilde ele alarak, İslam düşüncesindeki yerlerini ve anlamlarını açıklamaya çalışacağız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekine Nedir?</span></span><br />
<br />
Sekine, Arapça kökenli bir kelime olup, "huzur, sükûn, güvence, itminan" anlamlarına gelir. İslam terminolojisinde ise, Allah'ın müminlerin kalplerine indirmiş olduğu bir iç huzuru, güven duygusunu ifade eder. Sekine, müminlerin imanlarını güçlendirir, onlara sabır ve metanet verir. Allah'ın yardımı ve koruması altında olduklarına dair bir güven duygusu oluşturur.<br />
<br />
Fetih suresinin 4. ayetinde geçen "O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir." ifadesi, sekinenin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Müminler, sekine sayesinde zorluklar karşısında yılmaz, imanları daha da güçlenir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Göklerin ve Yerin Orduları</span></span><br />
<br />
O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِيمَٰنًا مَّعَ إِيمَٰنِهِمْ ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Huvellezî enzeles sekînete fî kulûbil mu’minîne li yezdâdû îmânen mea îmânihim, ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ard(ardı), ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym Fetih Suresi 4. Ayet)<br />
<br />
Fetih suresi 4. ayette geçen "Göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah'ındır." ifadesi ise, Allah'ın kudretinin sınırsız olduğunu ve tüm varlıkların O'nun emri altında olduğunu gösterir. Bu ordular, sadece fiziksel güç anlamına gelmez. Aynı zamanda, Allah'ın emrine itaat eden melekler, doğa olayları, tarih boyunca yaşanan olaylar ve hatta insanın içindeki iman gücü gibi birçok şeyi kapsar.<br />
<br />
Allah'ın orduları, O'nun emriyle hareket eder ve O'nun istediği sonuçları doğurur. Müminler, bu orduların bir parçası olarak, Allah'a güvenerek ve O'nun emrine itaat ederek zafer kazanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın Gizli Orduları</span></span><br />
<br />
«Üzülme çünkü Allah bizimledir diyordu Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا ۖ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ ۗ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İlla tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahrecehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fîl gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferûs suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym Tevbe Suresi 40. Ayet)<br />
<br />
Tevbe suresi 40. ayette geçen "sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş meslesi" ifadesi ise, Allah'ın bazen insan gözünden gizli tuttuğu birtakım güçlerle müminlere yardım ettiğini ifade eder. Bu gizli ordular, melekler, cinler, doğa olayları veya insanın iç dünyasında meydana gelen değişiklikler olabilir.<br />
<br />
Allah'ın gizli ordularının varlığı, müminlere umut verir. Zorluklar karşısında yalnız olmadıklarını, Allah'ın her zaman yanlarında olduğunu bilirler. Bu sayede sabırla ve metanetle mücadele ederler.</span><br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç</span></span><br />
<br />
Sekine, göklerin ve yerin orduları ve Allah'ın gizli orduları gibi kavramlar, İslam inancında önemli bir yere sahiptir. Bu kavramlar, müminlerin imanını güçlendirir, Allah'ın kudretine olan inancını artırır ve onlara zorluklar karşısında sabır ve metanet verir.<br />
<br />
Müminler, bu kavramları iyi anladıklarında, hayatın her anında Allah'ın kendileriyle olduğunu hissederler ve bu sayede huzurlu bir hayat sürerler.<br />
<br />
Bu makalede, konunun genel hatlarıyla ele alınmıştır. Daha detaylı bir inceleme için ilgili ayetlerin tefsirlerine ve İslam alimlerinin eserlerine başvurulabilir.<br />
<br />
"Sekine, göklerin ve yerin orduları ve Allah'ın gizli orduları" konuları, İslam inancında derin anlamlar taşıyan ve birçok müminin merak ettiği konulardır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sekinenin Çeşitleri:</span></span> Sadece bireysel bir iç huzuru değil, aynı zamanda toplumsal bir huzur ve güven ortamı olarak da düşünülebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sekinenin Kaynakları:</span></span> Kur'an, sünnet, salih ameller, ibadetler, zikir ve tefekkür gibi birçok faktör, müminlerin kalplerinde sekinenin oluşmasına katkı sağlar.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sekinenin Kaybolması:</span></span> Günah işlemek, şüpheye düşmek, korku ve endişeye kapılmak gibi durumlar, sekinenin zayıflamasına veya kaybolmasına neden olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Göklerin ve Yerin Orduları Hakkında Daha Derin Bir Bakış</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Orduların Çeşitliliği:</span></span> Fiziksel orduların yanı sıra, melekler, cinler, doğa olayları, tarihsel süreçler ve hatta insanın iç dünyasında gerçekleşen psikolojik savaşlar da bu kavramın kapsamına girer.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Orduların Görevleri:</span></span> Allah'ın emri altında hareket eden bu ordular, bazen müminlere yardım eder, bazen de düşmanlara karşı mücadele eder.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Orduların Birliği:</span></span> Göklerin ve yerin orduları, Allah'ın tek bir emri altında birleşmiş bir güçtür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın Gizli Orduları Hakkında Farklı Açılımlar</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gizliliğin Hikmeti:</span></span> Allah'ın bazı ordularını gizli tutmasının birçok hikmeti olabilir. Bunlardan biri, müminlerin imanını güçlendirmek ve onlara sabır ve metanet vermektedir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gizli Orduların Tezahürü:</span></span> Tarih boyunca yaşanan mucizeler, kerametler ve beklenmedik zaferler, Allah'ın gizli ordularının tezahürü olarak değerlendirilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günümüzdeki Tezahürleri:</span></span> Allah'ın gizli orduları, günümüzde de çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Örneğin, bir müminin duasının kabulü, bir topluluğun birleşmesi veya bir sorunun beklenmedik bir şekilde çözülmesi gibi durumlar, Allah'ın gizli ordularının işareti olarak yorumlanabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarihi Örnekler ve Tefsirler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur'an-ı Kerim'deki Ayetler:</span></span> Fetih suresi ve Tevbe suresi dışında, diğer surelerde de bu konulara değinilmektedir. Bu ayetlerin tefsirlerini inceleyerek konuya daha derinlemesine inebiliriz.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sahabelerin ve Tabiilerin Anlayışları:</span></span> Sahabe ve tabiilerin bu konular hakkındaki görüşleri, bize önemli ipuçları verir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Bakış Açısı:</span></span> Tasavvuf ehli, bu konuları daha sembolik ve içsel bir boyutuyla ele alır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günümüzdeki Alaka ve Güncel Meseleler</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Psikoloji ve Sosyolojiyle Bağlantısı:</span></span> Bu kavramlar, psikoloji ve sosyoloji gibi alanlarla da ilişkilendirilebilir. Örneğin, sekine kavramı, psikolojideki "iç huzur" kavramıyla benzerlikler gösterir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çağımızın Zorlukları Karşısında:</span></span> Günümüz dünyasının karmaşıklığı ve belirsizlikleri karşısında, bu kavramlar müminlere yol gösterici olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Farklı Din ve Felsefelerdeki Benzer Kavramlar:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gizli Güçler ve Kozmos:</span></span><br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hinduizm:</span></span> Brahman, Shakti, Karma gibi kavramlar, evrensel bir enerji ve kader anlayışını ifade eder.<br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Budizm:</span></span> Karma, reenkarnasyon ve kozmosla bireyin bağlantısı gibi kavramlar, İslam'daki kader ve ahiret inancıyla benzerlikler gösterir.<br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zerdüştlük:</span></span> İyi ve kötü güçlerin mücadelesi, ahlaki dualizm gibi kavramlar, İslam'daki melekler ve şeytan inancıyla paralellikler taşır.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Aşk ve Birlik:</span></span><br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sufizm ve Hindu mistisizmi:</span></span> İlahi aşka ulaşma, birlik olma gibi kavramlar, farklı dinlerde ortak bir arayış konusudur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kader ve Özgür İrade:</span></span><br />
        <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felsefe:</span></span> Determinizm, indeterminizm gibi kavramlar, kader ve özgür irade arasındaki ilişkiyi farklı açılardan inceler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tarihi Olaylar ve Bu Kavramların İlişkisi:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İslam'ın İlk Dönemleri:</span></span> Mekke'de Müslümanlara yapılan baskılar, Medine'de kurulan İslam devleti ve bu süreçte yaşanan mucizeler, Allah'ın yardım ve koruması gibi kavramların somut örnekleridir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haçlı Seferleri:</span></span> Bu dönemde yaşanan savaşlar, din adına yapılan zulümler ve müminlerin sabrı, Allah'ın gizli ordularının varlığına dair tartışmaları alevlendirmiştir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Osmanlı İmparatorluğu'nun Yükselişi:</span></span> Osmanlı'nın kısa sürede büyük bir devlet haline gelmesi, Allah'ın yardımı ve kader inancıyla açıklanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Güncel Olaylarla Bağlantı Kurmak:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğal Afetler:</span></span> Deprem, sel gibi afetler, insanların kader ve Allah'ın gücüne olan inançlarını yeniden değerlendirmesine neden olur.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Savaşlar ve Terör:</span></span> Bu gibi olaylar, insanların Allah'a sığınması, dua etmesi ve dayanışma içinde olması gibi davranışları tetikler.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bilimsel Gelişmeler:</span></span> Evrenin oluşumu, insanın genetik yapısı gibi konulardaki bilimsel keşifler, din ve bilim arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Bilimsel Açıklamalar ve Dini İnanç:</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuantum Fiziği:</span></span> Evrenin belirsizliği, gözlemcinin etkisi gibi kavramlar, dindeki kader ve özgür irade gibi konularla ilişkilendirilebilir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kozmoloji:</span></span> Evrenin başlangıcı ve sonu hakkındaki teoriler, dindeki yaratılış ve ahiret inançlarıyla karşılaştırılabilir.<br />
<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makale genel bir bilgi sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Dini konularda daha derinlemesine bilgi almak için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anahtar Kelimeler:</span></span> sekine, Fetih suresi, Tevbe suresi, göklerin ve yerin orduları, Allah'ın gizli orduları, İslam inancı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlgili Konular: </span></span>İman, Allah'ın kudreti, müminlerin özellikleri, İslam tarihi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İslam'ın Kalbi ve Ruhu Tasavvuf Nedir?]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44684</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:19:51 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44684</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İslam'ın Kalbi ve Ruhu Tasavvuf Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvuf: İslam'ın Kalbi ve Ruhu</span></span><br />
<br />
Tasavvuf, İslam dininin deneyimsel ve içsel boyutuyla ilgilenen, Allah'a ulaşmayı ve O'na yakınlaşmayı hedefleyen bir tasavvuf yoludur. Kısaca, İslam'ın kalbi ve ruhu olarak nitelendirilir. Arapça "tasawwuf" kelimesi, "sûf" yani "yün" kelimesinden türetilmiştir. İlk Müslümanların sade yaşamları ve Allah'a yakınlaşmak için dünya malına bağlanmamaları nedeniyle bu terim kullanılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufun Temel İlkeleri</span></span><br />
<br />
    Allah'a Yakınlaşma: Tasavvufun en temel amacı, Allah'a kalben yakınlaşmak ve O'nun sevgisini kazanmaktır. Bu amaçla çeşitli zikir, tefekkür ve ibadet yöntemleri kullanılır.<br />
    İçsel Arınma: Tasavvufi yol, insanın iç dünyasını arındırmayı ve nefsi terbiye etmeyi hedefler. Günahlardan uzak durmak, kötü huylardan vazgeçmek ve güzel ahlakı edinmek bu yolun önemli bir parçasıdır.<br />
    Şeriata Bağlılık: Tasavvuf, İslam'ın temel kaynakları olan Kur'an ve Sünnet'e sıkı sıkıya bağlıdır. Tasavvuf ehli, şeriatın dışına çıkmadan, içsel bir yolculuğa çıkarlar.<br />
    Mürşit-i Kamil: Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen kişiler, genellikle bir mürşit-i kamile (manevi rehbere) bağlanırlar. Mürşit, müridine (talebesine) yol gösterir, tecrübelerini aktarır ve onu doğru yola yönlendirir.<br />
    Tarikatlar: Tasavvuf, tarih boyunca farklı tarikatlara ayrılmıştır. Her tarikatın kendine özgü yöntemleri, ritüelleri ve anlayışı bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufun İslam'daki Yeri</span></span><br />
<br />
Tasavvuf, İslam'ın ayrılmaz bir parçasıdır. İslam alimleri, tasavvufu Kur'an ve Sünnet'e uygun olduğu sürece İslam'a aykırı görmemişlerdir. Ancak bazı aşırı görüşler ve hurafeler, tasavvufun kötülenmesine neden olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufun Günümüzdeki Yeri</span></span><br />
<br />
Günümüzde tasavvuf, dünyanın birçok yerinde yaşayan milyonlarca insan tarafından uygulanmaktadır. Tasavvufun temel ilkeleri, modern insanın içsel huzur arayışına cevap vermektedir. Ancak bazı tarikatlarda görülen aşırılıklar ve hurafeler, tasavvufun itibarını zedelemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç<br />
</span></span><br />
Tasavvuf, İslam'ın zengin ve derin bir boyutu olarak, insanın Allah'a ulaşma yolculuğunda önemli bir rol oynamaktadır. Ancak tasavvufun doğru anlaşılması ve uygulanması için, İslam'ın temel kaynaklarına ve alimlerin görüşlerine başvurulması gerekmektedir.<br />
<br />
Bu makalede tasavvuf hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Tasavvuf hakkında daha detaylı bilgi almak için ilgili kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makale, tasavvuf hakkında genel bir bilgi verme amacıyla hazırlanmıştır. Tasavvuf, çok geniş ve derin bir konu olduğu için tek bir makalede tüm yönleriyle ele alınamaz.<br />
<br />
<br />
    Bu makalede yer alan bilgiler genel bir çerçeve çizmektedir. Tasavvuf, farklı kültürlerde ve coğrafyalarda farklı şekillerde tezahür etmiştir.<br />
    Tasavvufun temel ilkeleri, her ne kadar evrensel olsa da, farklı tarikatlarda farklı yorumlanabilir.<br />
    Tasavvuf, İslam'ın bir parçası olmakla birlikte, diğer dinlerde de mistik akımlar bulunmaktadır.<br />
<br />
Lütfen bu bilgileri kendi araştırmanızla birleştirerek daha kapsamlı bir bilgiye ulaşmaya çalışın.<br />
<br />
Bu makaleyi geliştirmek için aşağıdaki soruları cevaplayabilirsiniz:<br />
<br />
    Tasavvufun hangi yönleri size en ilginç geldi?<br />
    Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi almak istediğiniz başka konular var mı?<br />
    Bu makalede eksik olduğunu düşündüğünüz bir bilgi var mı?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvuf Terimleri Sözlüğü: Kalbe Yolculuğun Anahtarları</span></span><br />
<br />
Tasavvuf, zengin bir iç dünyaya sahip olduğu kadar, kendine özgü bir dil de kullanır. Bu dil, Allah'a ulaşma yolculuğundaki deneyimleri, duyguları ve kavramları ifade etmek için özel terimlerden oluşur. İşte tasavvuf yolculuğunda sıklıkla karşılaşacağınız bazı temel terimler ve anlamları:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mürşit:</span></span> Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen kişilerin, manevi rehber olarak gördüğü, deneyimli bir zat. Mürşit, müridine (talebesine) yol gösterir, tecrübelerini aktarır ve onu doğru yola yönlendirir.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Mürid:</span></span> Mürşide bağlanan, ondan ders alan ve manevi terbiye gören kişi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarikat:</span></span> Tasavvufun kurumsal yapılanmasına verilen isim. Her tarikatın kendine özgü yöntemleri, ritüelleri ve anlayışı bulunmaktadır.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Zikir:</span></span> Allah'ı anmak, O'nun isimlerini tekrarlamak anlamına gelir. Zikir, kalbi Allah'a bağlamak ve iç huzuru bulmak için yapılan önemli bir ibadettir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefekkür:</span></span> Evrenin yaratılışı, insanın varlığı gibi konularda derin düşünmek, Allah'ın büyüklüğünü ve kudretini kavramaya çalışmak anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fenafillah:</span></span> Allah'ta yok olmak, varlığını O'nda eritmek anlamına gelir. Tasavvufun en yüksek mertebelerinden biridir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başaret:</span></span> Mürşidin, müridine Allah'ın sevgisi ve rahmetine nail olacağı müjdesi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vuslat:</span></span> Allah'a kavuşmak, O'nun huzuruna ulaşmak anlamına gelir. Tasavvufun nihai amacıdır.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Fakr:</span></span> Dünya malına bağlanmamak, kalbi Allah'a fakir bırakmak anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır:</span></span> Zorluklara göğüs germek, şükür etmek ve Allah'a güvenmek anlamına gelir.<br />
<br />
Bu terimler sadece bir başlangıçtır. Tasavvuf, derin ve zengin bir konu olduğu için birçok farklı terim ve kavram içerir. Bu makalede yer alan bilgiler, tasavvuf yolculuğuna yeni başlayanlar için genel bir çerçeve çizmeyi amaçlamaktadır.<br />
<br />
Unutmayın, tasavvuf terimlerinin anlamları, farklı tarikatlarda ve farklı alimlerde farklılık gösterebilir. Bu nedenle, bu terimleri daha derinlemesine anlamak için ilgili kaynakları incelemeniz faydalı olacaktır.<br />
<br />
    "Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler, ilgili kitapları okuyabilir veya tasavvuf ehli kişilerle görüşebilirler."<br />
    "Siz de tasavvuf terimleri hakkında bildiğiniz başka bilgiler varsa, lütfen paylaşın."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makalede verilen bilgiler genel bir çerçeve çizmektedir. Tasavvuf, derin ve zengin bir konu olduğu için tek bir makalede tüm yönleriyle ele alınamaz.<br />
<br />
Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, mürşit, mürid, tarikat, zikir, tefekkür, fenafillah, başaret, vuslat, fakr, sabır,Tasavvuf, İslam, Allah, zikir, tefekkür, mürşit, tarikat, içsel arınma,<br />
<br />
Bu makaleyi beğendiyseniz, lütfen paylaşın.<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İslam'ın Kalbi ve Ruhu Tasavvuf Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvuf: İslam'ın Kalbi ve Ruhu</span></span><br />
<br />
Tasavvuf, İslam dininin deneyimsel ve içsel boyutuyla ilgilenen, Allah'a ulaşmayı ve O'na yakınlaşmayı hedefleyen bir tasavvuf yoludur. Kısaca, İslam'ın kalbi ve ruhu olarak nitelendirilir. Arapça "tasawwuf" kelimesi, "sûf" yani "yün" kelimesinden türetilmiştir. İlk Müslümanların sade yaşamları ve Allah'a yakınlaşmak için dünya malına bağlanmamaları nedeniyle bu terim kullanılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufun Temel İlkeleri</span></span><br />
<br />
    Allah'a Yakınlaşma: Tasavvufun en temel amacı, Allah'a kalben yakınlaşmak ve O'nun sevgisini kazanmaktır. Bu amaçla çeşitli zikir, tefekkür ve ibadet yöntemleri kullanılır.<br />
    İçsel Arınma: Tasavvufi yol, insanın iç dünyasını arındırmayı ve nefsi terbiye etmeyi hedefler. Günahlardan uzak durmak, kötü huylardan vazgeçmek ve güzel ahlakı edinmek bu yolun önemli bir parçasıdır.<br />
    Şeriata Bağlılık: Tasavvuf, İslam'ın temel kaynakları olan Kur'an ve Sünnet'e sıkı sıkıya bağlıdır. Tasavvuf ehli, şeriatın dışına çıkmadan, içsel bir yolculuğa çıkarlar.<br />
    Mürşit-i Kamil: Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen kişiler, genellikle bir mürşit-i kamile (manevi rehbere) bağlanırlar. Mürşit, müridine (talebesine) yol gösterir, tecrübelerini aktarır ve onu doğru yola yönlendirir.<br />
    Tarikatlar: Tasavvuf, tarih boyunca farklı tarikatlara ayrılmıştır. Her tarikatın kendine özgü yöntemleri, ritüelleri ve anlayışı bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufun İslam'daki Yeri</span></span><br />
<br />
Tasavvuf, İslam'ın ayrılmaz bir parçasıdır. İslam alimleri, tasavvufu Kur'an ve Sünnet'e uygun olduğu sürece İslam'a aykırı görmemişlerdir. Ancak bazı aşırı görüşler ve hurafeler, tasavvufun kötülenmesine neden olmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufun Günümüzdeki Yeri</span></span><br />
<br />
Günümüzde tasavvuf, dünyanın birçok yerinde yaşayan milyonlarca insan tarafından uygulanmaktadır. Tasavvufun temel ilkeleri, modern insanın içsel huzur arayışına cevap vermektedir. Ancak bazı tarikatlarda görülen aşırılıklar ve hurafeler, tasavvufun itibarını zedelemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sonuç<br />
</span></span><br />
Tasavvuf, İslam'ın zengin ve derin bir boyutu olarak, insanın Allah'a ulaşma yolculuğunda önemli bir rol oynamaktadır. Ancak tasavvufun doğru anlaşılması ve uygulanması için, İslam'ın temel kaynaklarına ve alimlerin görüşlerine başvurulması gerekmektedir.<br />
<br />
Bu makalede tasavvuf hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Tasavvuf hakkında daha detaylı bilgi almak için ilgili kaynakları inceleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makale, tasavvuf hakkında genel bir bilgi verme amacıyla hazırlanmıştır. Tasavvuf, çok geniş ve derin bir konu olduğu için tek bir makalede tüm yönleriyle ele alınamaz.<br />
<br />
<br />
    Bu makalede yer alan bilgiler genel bir çerçeve çizmektedir. Tasavvuf, farklı kültürlerde ve coğrafyalarda farklı şekillerde tezahür etmiştir.<br />
    Tasavvufun temel ilkeleri, her ne kadar evrensel olsa da, farklı tarikatlarda farklı yorumlanabilir.<br />
    Tasavvuf, İslam'ın bir parçası olmakla birlikte, diğer dinlerde de mistik akımlar bulunmaktadır.<br />
<br />
Lütfen bu bilgileri kendi araştırmanızla birleştirerek daha kapsamlı bir bilgiye ulaşmaya çalışın.<br />
<br />
Bu makaleyi geliştirmek için aşağıdaki soruları cevaplayabilirsiniz:<br />
<br />
    Tasavvufun hangi yönleri size en ilginç geldi?<br />
    Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi almak istediğiniz başka konular var mı?<br />
    Bu makalede eksik olduğunu düşündüğünüz bir bilgi var mı?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvuf Terimleri Sözlüğü: Kalbe Yolculuğun Anahtarları</span></span><br />
<br />
Tasavvuf, zengin bir iç dünyaya sahip olduğu kadar, kendine özgü bir dil de kullanır. Bu dil, Allah'a ulaşma yolculuğundaki deneyimleri, duyguları ve kavramları ifade etmek için özel terimlerden oluşur. İşte tasavvuf yolculuğunda sıklıkla karşılaşacağınız bazı temel terimler ve anlamları:<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mürşit:</span></span> Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen kişilerin, manevi rehber olarak gördüğü, deneyimli bir zat. Mürşit, müridine (talebesine) yol gösterir, tecrübelerini aktarır ve onu doğru yola yönlendirir.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Mürid:</span></span> Mürşide bağlanan, ondan ders alan ve manevi terbiye gören kişi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tarikat:</span></span> Tasavvufun kurumsal yapılanmasına verilen isim. Her tarikatın kendine özgü yöntemleri, ritüelleri ve anlayışı bulunmaktadır.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Zikir:</span></span> Allah'ı anmak, O'nun isimlerini tekrarlamak anlamına gelir. Zikir, kalbi Allah'a bağlamak ve iç huzuru bulmak için yapılan önemli bir ibadettir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tefekkür:</span></span> Evrenin yaratılışı, insanın varlığı gibi konularda derin düşünmek, Allah'ın büyüklüğünü ve kudretini kavramaya çalışmak anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fenafillah:</span></span> Allah'ta yok olmak, varlığını O'nda eritmek anlamına gelir. Tasavvufun en yüksek mertebelerinden biridir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başaret:</span></span> Mürşidin, müridine Allah'ın sevgisi ve rahmetine nail olacağı müjdesi.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vuslat:</span></span> Allah'a kavuşmak, O'nun huzuruna ulaşmak anlamına gelir. Tasavvufun nihai amacıdır.<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Fakr:</span></span> Dünya malına bağlanmamak, kalbi Allah'a fakir bırakmak anlamına gelir.<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabır:</span></span> Zorluklara göğüs germek, şükür etmek ve Allah'a güvenmek anlamına gelir.<br />
<br />
Bu terimler sadece bir başlangıçtır. Tasavvuf, derin ve zengin bir konu olduğu için birçok farklı terim ve kavram içerir. Bu makalede yer alan bilgiler, tasavvuf yolculuğuna yeni başlayanlar için genel bir çerçeve çizmeyi amaçlamaktadır.<br />
<br />
Unutmayın, tasavvuf terimlerinin anlamları, farklı tarikatlarda ve farklı alimlerde farklılık gösterebilir. Bu nedenle, bu terimleri daha derinlemesine anlamak için ilgili kaynakları incelemeniz faydalı olacaktır.<br />
<br />
    "Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler, ilgili kitapları okuyabilir veya tasavvuf ehli kişilerle görüşebilirler."<br />
    "Siz de tasavvuf terimleri hakkında bildiğiniz başka bilgiler varsa, lütfen paylaşın."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu makalede verilen bilgiler genel bir çerçeve çizmektedir. Tasavvuf, derin ve zengin bir konu olduğu için tek bir makalede tüm yönleriyle ele alınamaz.<br />
<br />
Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, mürşit, mürid, tarikat, zikir, tefekkür, fenafillah, başaret, vuslat, fakr, sabır,Tasavvuf, İslam, Allah, zikir, tefekkür, mürşit, tarikat, içsel arınma,<br />
<br />
Bu makaleyi beğendiyseniz, lütfen paylaşın.<br />
Geri bildirimleriniz, bu makaleyi geliştirmemde bana yardımcı olacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Autor</span></span><br />
<br />
Google Gemini<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[El - Fatiha Denilince Fatiha Okumak Zorunda Mıyız?]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44683</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:17:53 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44683</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">El - Fatiha Denilince Fatiha Okumak Zorunda Mıyız?</span></span><br />
<br />
El-Fatiha dendiğinde hangi sure okunur? Camilerde, taziyelerde, mezarlarda, yemeklerde vs. okunan Kur'ân-ı Kerîm'den, edilen duâdan sonra “El-Fatiha” dendiği zaman Fatiha okumak zorunda mıyız?<br />
<br />
Kur’ân okunduğu zaman Müslümanın onu dinlemesi gerekir. Çünkü <br />
<br />
<br />
وَإِذَا قُرِئَ ٱلْقُرْءَانُ فَٱسْتَمِعُوا۟ لَهُۥ وَأَنصِتُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ<br />
<br />
Ve izâ kuriel kur’ânu festemiû lehu ve ensıtû leallekum turhamûn.<br />
<br />
“Kur’ân okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(el-A'râf, 7/204) </span></span><br />
<br />
buyrulmaktadır.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm okunurken Müslümanların konuşmayı bırakıp onu dinlemeleri istenmekle birlikte bunun farz olup olmadığı, farz olması durumunda da bu hükmün mutlak olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı âlimlerin görüşüne göre Kur’ân okunduğunda onu dinlemek her zaman farzdır. Bazılarına göre yukarıdaki âyet, farziyet değil tavsiye (nedb) anlamı taşımaktadır. Bazı âlimlere göre ise âyet, sadece namazda okunan Kur’ân’ı dinlemekle ilgilidir; namaz dışında Kur’ân okunurken onu dinlemek ise müstehaptır<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ebussuûd, İrşâd, 3/310)</span></span><br />
<br />
Hanefî mezhebinde ise namaz dışında Kur’ân okunurken onu dinlemenin hükmü hakkında iki görüş vardır. Birine göre bu dinleme farz-ı ayn, diğerine göre ise farz-ı kifâyedir. Farz-ı kifâye olduğunu söyleyenlere göre, Kur’ân okunan yerde onu dinleyen birileri varsa diğerlerinden sorumluluk düşer. Ayrıca mezhepteki her iki görüşe göre de Kur’ân okunurken, bir mazeret sebebiyle onu dinleyemeyenler sorumlu olmazlar. Özellikle, çarşı ve iş yeri gibi mekânlarda insanlar kendi işleriyle uğraşırken birileri onların yanında Kur’ân okuyorsa, dinlemeyenlerin değil, okuyanın günahkâr olacağı ifade edilmiştir <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/546)</span></span><br />
<br />
Buna göre, başkalarının dinlemesine mani olmadan camide veya başka bir mekânda sesli olarak Kur’ân okunurken bir kenarda namaz kılmakta sakınca yoktur. <br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ<br />
<br />
Ikra’bismi rabbikellezî halak Halakal insâne min alak Ikra’ ve rabbukel ekrem Ellezî alleme bil kalem Allemel insâne mâ lem ya’lem.<br />
<br />
<br />
Yaratan Rabbinin adıyla oku! (Bu kitabı "Besmele" ile birlikte oku) O, insanı “alak”dan yarattı. (Hücrelerden kan pihtisindan yada kandan yada gen den yarattı).  Oku! Senin Rabbin Kerem (ikram eden sunan) sahibi olandır. (Bu kainat sofrasını size sunandır)<br />
O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alak  Suresi 1- 5. Ayet</span></span><br />
<br />
burada okumak iki defa emir kipi ile gelmekde kurandaki emir kipi ile gelen her fiil farzdır, O yüzden kitabımız Kuranı okumak Farzdır. burda inzal olan ilk ayette olsa Allah o kitabın bu günkü hali ile tamam olcak vaktinide hesap etmiş olmalı ki okumamızı emrediyor, öğrenmemizi emrediyor. Namazlarda  imam komut verir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allahu ekber"</span></span> der namaza gir iftitiah tekbiri ile gir emri, başla emri, sonra tekrar <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allahu ekber"</span></span> rukuya eğil emri,.. yani biz onun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allahu ekber"</span></span> demesinden anlarız rukuya eğilmemiz gerektiğini, o bir komut kelimesidir, işte namazı yöneten imam veya müezzin yada kuranı okuyan kari yada duayı eden kimse komut verir <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">el Fatiha maassalavat</span></span> diye<br />
<br />
yani<br />
<br />
"Sadakallahülazim, Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamün alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">el Fatiha maassalavat</span></span>" denilir.<br />
<br />
bu bir komuttur, aynen namazda rukuya ve secdeye varma emri gibi, salavat ile birlikte bir fatiha okuyun emridir, onu duyanın okuması vacibdir, vecibedir, görevdir, imama uymak gibidir. Namazda imama itaat etmeyen, namazdan çıkmıştır, namazı ifsat olmuştur, mesela komutana sadece savaşda itaat edlmez,  asker savaş sonrasında da komutana itaat etmek durumundadır, yani imama ve müezzine  sadece namazda değil namaz sonrası okunan kuran ve duada da itaat gerekir, bu da demek olur ki imama itaat edip namaz kılan  namaz sonrasında da kuran dinleyen herkes o halde iken ona itaat emri vardır yani dinlemek farz, taaaki dağılıp dünya işlerine dönesiye kadar. ve imam yada müezzin yada kari Fatiha emri verince de duyan kimsenin,  biliyorsa Fatiha okuması, müslüman olanın üzerine vacip ve vecibedir, görevdir, imama görevliya itaattir,  fatiha okumamak demekte  vacibin terki  Farzın terki gibidir, okumayanın üzerinde vebal kalır. Vebal sorumluluk demektir, yani sorumluluğunu yerine getirmemiş olur.<br />
<br />
Başka din alimleri  bunun farz veya vacip olmadığını savunmuşlar  müstehab hükmüne koymuşlar okunmaması durumunda herhangi bir günah ve vebal olmayacağında  ictihad etmişler. Bizde bir din alimi olaraktan böyle ictihad ettik,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimiz buyurdu</span></span><br />
<br />
"Ümmetimin ihtilafı rahmettir." <br />
<br />
 “Ashabım semadaki yıldızlar gibidir. Hangisinden hadis alırsanız, doğruyu bulursunuz. Ashabın ihtilâfı sizin için rahmettir.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I/64; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, I/210-212)</span></span><br />
<br />
“Muhammed’in (a.s.m.) Ashabının ihtilâfı Allah’ın kulları için bir rahmettir.”<br />
<br />
Alimlerin ihtilafı sofrada farklı lokmaların bulunması kadar lezzetlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">maasselam...</span></span><br />
<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Avusturya Gümünd ili Schrems  ilçesi Bugün 27 Ağustos 2024 Salı saat sabah 05:32<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fetva Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">El - Fatiha Denilince Fatiha Okumak Zorunda Mıyız?</span></span><br />
<br />
El-Fatiha dendiğinde hangi sure okunur? Camilerde, taziyelerde, mezarlarda, yemeklerde vs. okunan Kur'ân-ı Kerîm'den, edilen duâdan sonra “El-Fatiha” dendiği zaman Fatiha okumak zorunda mıyız?<br />
<br />
Kur’ân okunduğu zaman Müslümanın onu dinlemesi gerekir. Çünkü <br />
<br />
<br />
وَإِذَا قُرِئَ ٱلْقُرْءَانُ فَٱسْتَمِعُوا۟ لَهُۥ وَأَنصِتُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ<br />
<br />
Ve izâ kuriel kur’ânu festemiû lehu ve ensıtû leallekum turhamûn.<br />
<br />
“Kur’ân okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(el-A'râf, 7/204) </span></span><br />
<br />
buyrulmaktadır.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerîm okunurken Müslümanların konuşmayı bırakıp onu dinlemeleri istenmekle birlikte bunun farz olup olmadığı, farz olması durumunda da bu hükmün mutlak olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı âlimlerin görüşüne göre Kur’ân okunduğunda onu dinlemek her zaman farzdır. Bazılarına göre yukarıdaki âyet, farziyet değil tavsiye (nedb) anlamı taşımaktadır. Bazı âlimlere göre ise âyet, sadece namazda okunan Kur’ân’ı dinlemekle ilgilidir; namaz dışında Kur’ân okunurken onu dinlemek ise müstehaptır<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ebussuûd, İrşâd, 3/310)</span></span><br />
<br />
Hanefî mezhebinde ise namaz dışında Kur’ân okunurken onu dinlemenin hükmü hakkında iki görüş vardır. Birine göre bu dinleme farz-ı ayn, diğerine göre ise farz-ı kifâyedir. Farz-ı kifâye olduğunu söyleyenlere göre, Kur’ân okunan yerde onu dinleyen birileri varsa diğerlerinden sorumluluk düşer. Ayrıca mezhepteki her iki görüşe göre de Kur’ân okunurken, bir mazeret sebebiyle onu dinleyemeyenler sorumlu olmazlar. Özellikle, çarşı ve iş yeri gibi mekânlarda insanlar kendi işleriyle uğraşırken birileri onların yanında Kur’ân okuyorsa, dinlemeyenlerin değil, okuyanın günahkâr olacağı ifade edilmiştir <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/546)</span></span><br />
<br />
Buna göre, başkalarının dinlemesine mani olmadan camide veya başka bir mekânda sesli olarak Kur’ân okunurken bir kenarda namaz kılmakta sakınca yoktur. <br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ<br />
<br />
Ikra’bismi rabbikellezî halak Halakal insâne min alak Ikra’ ve rabbukel ekrem Ellezî alleme bil kalem Allemel insâne mâ lem ya’lem.<br />
<br />
<br />
Yaratan Rabbinin adıyla oku! (Bu kitabı "Besmele" ile birlikte oku) O, insanı “alak”dan yarattı. (Hücrelerden kan pihtisindan yada kandan yada gen den yarattı).  Oku! Senin Rabbin Kerem (ikram eden sunan) sahibi olandır. (Bu kainat sofrasını size sunandır)<br />
O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alak  Suresi 1- 5. Ayet</span></span><br />
<br />
burada okumak iki defa emir kipi ile gelmekde kurandaki emir kipi ile gelen her fiil farzdır, O yüzden kitabımız Kuranı okumak Farzdır. burda inzal olan ilk ayette olsa Allah o kitabın bu günkü hali ile tamam olcak vaktinide hesap etmiş olmalı ki okumamızı emrediyor, öğrenmemizi emrediyor. Namazlarda  imam komut verir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allahu ekber"</span></span> der namaza gir iftitiah tekbiri ile gir emri, başla emri, sonra tekrar <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allahu ekber"</span></span> rukuya eğil emri,.. yani biz onun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Allahu ekber"</span></span> demesinden anlarız rukuya eğilmemiz gerektiğini, o bir komut kelimesidir, işte namazı yöneten imam veya müezzin yada kuranı okuyan kari yada duayı eden kimse komut verir <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">el Fatiha maassalavat</span></span> diye<br />
<br />
yani<br />
<br />
"Sadakallahülazim, Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamün alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">el Fatiha maassalavat</span></span>" denilir.<br />
<br />
bu bir komuttur, aynen namazda rukuya ve secdeye varma emri gibi, salavat ile birlikte bir fatiha okuyun emridir, onu duyanın okuması vacibdir, vecibedir, görevdir, imama uymak gibidir. Namazda imama itaat etmeyen, namazdan çıkmıştır, namazı ifsat olmuştur, mesela komutana sadece savaşda itaat edlmez,  asker savaş sonrasında da komutana itaat etmek durumundadır, yani imama ve müezzine  sadece namazda değil namaz sonrası okunan kuran ve duada da itaat gerekir, bu da demek olur ki imama itaat edip namaz kılan  namaz sonrasında da kuran dinleyen herkes o halde iken ona itaat emri vardır yani dinlemek farz, taaaki dağılıp dünya işlerine dönesiye kadar. ve imam yada müezzin yada kari Fatiha emri verince de duyan kimsenin,  biliyorsa Fatiha okuması, müslüman olanın üzerine vacip ve vecibedir, görevdir, imama görevliya itaattir,  fatiha okumamak demekte  vacibin terki  Farzın terki gibidir, okumayanın üzerinde vebal kalır. Vebal sorumluluk demektir, yani sorumluluğunu yerine getirmemiş olur.<br />
<br />
Başka din alimleri  bunun farz veya vacip olmadığını savunmuşlar  müstehab hükmüne koymuşlar okunmaması durumunda herhangi bir günah ve vebal olmayacağında  ictihad etmişler. Bizde bir din alimi olaraktan böyle ictihad ettik,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimiz buyurdu</span></span><br />
<br />
"Ümmetimin ihtilafı rahmettir." <br />
<br />
 “Ashabım semadaki yıldızlar gibidir. Hangisinden hadis alırsanız, doğruyu bulursunuz. Ashabın ihtilâfı sizin için rahmettir.” <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I/64; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, I/210-212)</span></span><br />
<br />
“Muhammed’in (a.s.m.) Ashabının ihtilâfı Allah’ın kulları için bir rahmettir.”<br />
<br />
Alimlerin ihtilafı sofrada farklı lokmaların bulunması kadar lezzetlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">maasselam...</span></span><br />
<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Avusturya Gümünd ili Schrems  ilçesi Bugün 27 Ağustos 2024 Salı saat sabah 05:32<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fetva Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peygamber Efendimiz’e Salavat Okumanın Fazileti]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44682</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:16:05 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44682</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz’e Salavat Okumanın Fazileti</span></span><br />
<br />
<br />
Peygamberimiz buyurdu ki "Dualarınız, bana salavat okuyasıya kadar havada asılı kalır, salavat okuyunca yükselir."<br />
<br />
<br />
o yüzden duaya salavat ile başlayıp, salavat ile bitirmek duaların hak katına yükselmesine vesiledir. Cuma Hutbesindeki dualarda olduğu gibi Cuma dua saatinin hikmeti olan duaya hamdele salvele ile başlayıp hamdele salvele ile bitirmek <br />
<br />
kuran okundumu dua edildimi sonunda fatiha ısmarlanırken<br />
"Sadakallahülazim, Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamün alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha maassalavat" denilir<br />
<br />
Burdaki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"maassalavat"</span></span> demek fatihadan öncede salavat okuyun demekdir. bilenler bilir bu hikmeti bilmeyen cahillere ne diyelim<br />
<br />
Salavat bir nevi peygambere veya peygamberlere selam göndermektir, o yüzden salat selam denilir, işte alttaki ayette ki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"ve selamün alel murselin"</span></span> demek de, her duanın sonunda biz ümmeti muhammed de adet olmuş böyle okunur ve peygamberlerin tamaminada böylece selam gönderilir otamatik olaraktan, müzzezin yada imam yada kari okur bunu... ve yani sonrada bir fatiha ve maassalavat okunması emredilir yani (salavatlı elhamdü) hamdele ve salvele hikmeti<br />
<br />
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamün alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin.<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun.Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Saffat, 37/180-182)</span></span><br />
<br />
Bu âyetler, Allah'ı takdis ve tenzih ederek övgüyle anmanın ve peygamberleri yâd etmenin en güzel ifadeleri olduğu için, özellikle Kur'an'dan bir parça okunduktan ve dua edildikten sonra bu üç âyetin okunması Müslümanlar arasında gelenek halini almıştır.<br />
<br />
Böylece, Cenâb-ı Hakk'ı her türlü noksanlıktan tenzîh ederken, en güzel övgülere ancak O'nun lâyık bulunduğunu söyler ve peygamberlere de salât-ü selâmlarımızı sunarız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cuma dua saatinin hikmeti</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) buyurdular <br />
<br />
 "Cuma günü içinde öyle bir vakit vardır ki, Müslüman bir kul namaz kıldığı halde o vakte rastlar da Allah'tan bir şey dilerse, muhakkak Allah onun dileğini yerine getirir." buyurur ve bu sözleri söylerken de eliyle bu vaktin çok kısa olduğuna işaret ederdi. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(bk. Buhârî, Cum`a 37, Talâk 24, Daavât 61; Müslim, Müsâfirîn 166, 167, Cum`a 13-15)</span></span><br />
<br />
<br />
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا ۚ إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ ۚ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۖ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ<br />
<br />
<br />
Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr<br />
<br />
Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fâtır  Suresi 10. Ayet</span></span><br />
<br />
Allah (c.c) şöyle buyurur :<br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ<br />
<br />
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahzab Suresi 56. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Rivayet edildiğine göre bir gün Resûlullah (s.a.v), yüzünde büyük bir sevinç ifadesi ile geldi ve şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Cebrâil (a.s) geldi ve, ‘Ey Muhammed! Ümmetinden kim sana bir kere salât okursa, ben ona on kere salât ederim. Bu kişi sana bir kere selâm ederse ben ona on kere selâm ederim. Bu durum seni hoşnut etmez mi?’ dedi.”<br />
<br />
Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
“İnsanların bana en lâyık olanı, bana en çok salât getirenidir.”<br />
<br />
“Bana salavat getiren kimseye, salât okuduğu müddetçe melekler salât eder.Buna göre insan, isterse salâtını azaltsın isterse çoğaltsın.”<br />
<br />
“Yanında anıldığım halde bana salât ve selâm getirmemesi kişiye cimrilik olarak yeter.”<br />
<br />
“Cuma günü bana, çokça salât getirin.”<br />
<br />
“Ümmetimden kim bana bir kere salât getirirse kendisine on iyilik yazılır ve kendisinden on kötülüğü de silinir.”<br />
<br />
“Kim ezanı işittiği zaman, ‘Ey şu faydalı davetin ve kılınacak namazın sahibi olan Allahım! Muhammed’e vesileyi ve fazileti ver! Kendisine vaat ettiğin makam-ı mahmuda, onu ulaştır’ derse, kıyamet gününde o kişiye şefaatim helâl olur.”<br />
<br />
“Kim (yazdığı) bir kitapta bana salât getirirse, o salât kitapta kaldığı sürece, melekler ona salât ederler.”<br />
<br />
Ebû Süleyman ed-Dârânî (ö.215/830) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Bir kimse Allah Teâla’dan bir şey isteyeceği zaman Nebî’ye (s.a.v) salât ve selâmı artırsın. Daha sonra isteğini Allah’a arzetsin.Yine duasını, Nebî’ye(s.a.v) salât okuyarak tamamlasın.Zira Allah Teâlâi iki salât arasında kişinin yaptığı duayı kabul eder.Çünkü o kerem sahibi Allahi iki salât arasında kabul edilmedik hiçbir istek bırakmaz.”<br />
<br />
Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle buyurduğu nakledilmektedir:<br />
<br />
“Kim bana Cuma günü yüz kere salât ve selâm okursa, onun seksen senelik günahı bağışlanır.”<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bana salât ve selâm getiren kimse için sıratta bir nur yaratılır.Bu nur sahibi, sıratta iken cehennem ehlinden olmaz.”<br />
<br />
“Kim bana salât ve selâm getirmeyi unutup ihmal ederse, cennet yolunu şaşırır.”<br />
<br />
Abdurrahman b. Avf’tan (r.a) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Cebrâil (a.s) bana geldi ve şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Ümmetinden sana salât okuyana yetmiş bin melek salât okur.Meleklerin salât okuduğu kimse ise cennet ehlinden olur.’ ’’<br />
<br />
“Bana çokça salât okuyanınız, cennette en çok zevce alanınız olacaktır.”<br />
<br />
“Hürmetinden dolayı kim bana bir salât okursa, Allah (c.c) , okuduğu bu salât-ı şerifenin lafzından bir melek yaratır.Meleğin bir kanadı doğuda, diğer kanadı batıda, iki ayağı yedi kat yerin altında, boynu ise arş-ı âlâya kadar yükselir.Allah Teâla bu meleğe şöyle der:                                                <br />
  ‘Bu kulum resûlüme salât okuduğu gibi, sen de onun günahları için Allah’tan af dile. Ve o melek, kıyamete kadar o kul için Allah’tan tövbe istiğfar ister.’ ”<br />
<br />
Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle rivayet edilmiştir:<br />
<br />
“ Kıyamet günü havz-ı kevsere bir grup insan gelir.Ben onları, ancak bana çokça salât getirdikleri için tanırım. “<br />
<br />
“ Kim bana bir kere salât ederse, Allah Teâlâ ona on kat rahmet gönderir. Bana on salât okuyana, Allah Teâlâ yüz kat rahmet gönderir. Kim bana yüz kere salât okursa Allah Teâlâ, ona bin kat rahmet ikram eder. Ve bana bin kere salât okuyanın cesedini, Allah Teâlâ ateşte yakmaz. O kulu, dünya hayatında ve âhiret suali sırasında hak söz ile kararlı ve sağlam kılar.<br />
Daha sonra onu, cennetine koyar. Onun okuduğu salavat, kıyamet günü sırat üzerinde beş yüz yıllık mesafeyi gösteren (muazzam) bir nur olur.<br />
Ve Allah Teâlâ bana salât ve selâm okuyan kişiye, okuduğu her salât karşılığında cennette bir köşk verir. Okuduğu salât ister az, ister çok olsun. “<br />
<br />
<br />
Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur: <br />
<br />
“ Üzerime salât getiren kulun ağzından, salavat süratle çıkar. Uğramadık kara, deniz, doğu ve batı yerleri bırakmaz. Ve şöyle der: ‘Ben yaratılmışların en hayırlısı, seçkin kul Muhammed’e , falan oğlu falanın okuduğu salât ve selâmım.’<br />
Bunun üzerine (canlı-cansız, karada-denizde) her şey onun üzerine salât ve selâm eder.<br />
Bu salât ve selâmdan yetmiş bin kanadı, kanatlarının her birinde yetmiş bin tüy, her tüyde yetmiş bin yüz(sûret), her yüzde yetmiş bin ağız, her ağızda her biri yetmiş bin ayrı lisanda konuşan ve yetmiş bin dili olan bir kuş yaratılır. Bunlar Allah Teâlâ’yı tesbih ederler.<br />
Allah (c.c) , bütün bu okunan tesbihatın sevabını, salavat-ı şerife okuyan o kulun sevap hanesine yazar.<br />
<br />
Ali b. Ebû Tâlib’den (r.a) nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Cuma günü bana yüz defa salavat-ı şerife okuyan kimse, kıyamet günü beraberinde bir nur olduğu halde gelir. Bu nur, bütün yaratıklar arasında taksim olunsa, herkese yeter.”<br />
<br />
Bazı haberlerde şöyle zikredilmektedir:<br />
<br />
“Arşın sütununa, ‘Bana müştak (çok arzulu, istekli) olana merhamet ederim. Benden isteyene veririm. Muhammed’e salavat getirmek suretiyle bana yakınlaşan kimseyi, günahları deniz dalgaları köpüğü kadar da olsa bağışlarım’ diye yazılmıştır. “<br />
Sahâbe-i kirâmdam biri şöyle anlattı: <br />
“Muhammed’e (s.a.v) salât ve selâm okunan her meclisten, semanın ortasına kadar ulaşan güzel bir koku yükselir. Melekler şöyle derler:<br />
‘ Bu, Muhammed’ e (s.a.v) salât ve selâm okunan meclisten geliyor.’<br />
Bazı haberler de ise şöyle anlatılır:<br />
“ Mümin bir erkek veya kadın, Muhammed’e (s.a.v) salavat okumaya başladığı zaman, semanın kapıları ve perdeleri arşa kadar kendisine açılır.<br />
Bu durumda semalarda Muhammed’e (s.a.v) salât ve selâm getirmedik hiçbir melek kalmaz. Salât ve selâm getiren bu mümin erkek veya kadına her bir melek Allah’ın dilediği kadar mağfiret talebinde bulunurlar.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:</span></span><br />
<br />
“İsteği gerçekleşmeyen kimse, bana çokça salât ve selâm okusun. Çünkü salât ve selâm; kederleri, kaygıları ve tasaları giderir, rızkları çoğaltır, hâcetleri yerine getirir.”<br />
<br />
Salih zatlardan birinden şöyle nakledilmiştir:<br />
<br />
“Benim bir komşum vardı. Alimlerin yazdığı kitapları yazarak çoğaltırdı. Vefat ettikten sonra onu rüyamda gördüm: ‘ Allah Teâlâ sana nasıl muamele etti? diye sordum.<br />
<br />
‘Beni bağışladı’ deyince, ‘ Hangi amelin buna sebep oldu ? ‘ diye sordum.’ Peygamberimiz’in (s.a.v) adını kitaba yazdığım zaman, mutlaka onun üzerine salât ve selâm getirirdim. Bu sebeple rabbim bana, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir kimsenin gönlünde bile hayal edemediği bir nimet verdi’ dedi.”<br />
<br />
Enes (r.a) , Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br />
<br />
“ Sizden birinize ben; kendisinden, malından, çoçuğundan, anne babasından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça (kâmil manada ) iman etmiş olmaz.”<br />
Hz. Ömer (r.a) bir keresinde Resûlullah’a (s.a.v), “ Ey Allah’ın Resûlü! Sen bana nefsim hariç her şeyden daha sevimlisin! “ dedi.<br />
Bunun  üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v) , “ Ey Ömer!  Ben sana nefsinden daha sevimli olmadıkça olgun mümin olmazsın “ buyurdu.<br />
<br />
Ömer (r.a), “ Kur’ân-ı Kerîm’i sana indiren yüce Allah’a yemin olsun ki, ey Allah’ın Resûlü! Sen bana nefsimden daha sevimlisin! ’’ dedi.<br />
Resûlullah Efendimiz (s.a.v) bu söz üzerine, “ Ey Ömer! İşte bu şekildeki imanın şimdi kâmil oldu” buyurdu.<br />
<br />
Yine bir defasında Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v), “ Ne zaman kâmil bir mümin veya sadık bir mümin olurum?” diye soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v) , Allah’ı sevdiğin zaman” buyurdu.<br />
“ Peki, Allah Teâlâ’yı nasıl sevebilirim?” denildiğinde de şu cevabı verdi:<br />
“Allah Resûlü’nü sevdiğin zaman!” “Allah Resûlü’nü ne yaptığım zaman daha çok sevmiş olurum? sorusuna ise şöyle cevap verdi: “O’nun Resûlü’nün yoluna tâbi olur, sünnetini işler, onun sevdiğini sever, buğzettiğine buğzeder, dostluk kurduğu kimseyle dost olur, düşmanlık yaptığına da düşmanlık edersen, onu sevmiş olursun. Zira insanlar iman konusunda farklı farklıdır. İnsanların imanlarındaki olgunluk, bana olan sevgileri ile ölçülür. Aynı şekilde insanlar küfür konusunda da farklıdırlar. İnsanların küfürlerinin derecesi de bana olan düşmanlıkları ile ölçülür.<br />
Dikkat edin! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur! <br />
Dikkat edin ! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur!<br />
Dikkat edin ! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur!<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu: <br />
“Bir mümini huşû içinde diğer bir mümini de huşû hali dışında görüyoruz. Bu farklılığın sebebi nedir?” <br />
Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v) , <br />
“İmanının tadını alan mümin, huşû sahibi olur. İmanının tadını alamayan mümin ise huşû sahibi olmaz!” buyurdu.<br />
“Peki, imanın tadı nasıl elde edilir, ona nasıl ulaşılır? Diye sorulunca Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
“O’na Allah sevgisinde sadık olmakla ulaşılır.” <br />
“Allah sevgisi ne ile elde edilir veya ne ile kazanılır?” diye sorulunca, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap verdi:<br />
“Allah’ın Resûlü’ne muhabbetle elde edilir. Bu sebeple siz, Allah ve Resûlü’nün rızâsını, her ikisine de muhabbet beslemekte arayınız.”<br />
<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu:<br />
<br />
“Kendilerine muhabbet duymamız, onları yüceltmemiz ve hürmette bulunmamız istenen Âl-i Muhammed (s.a.v) kimlerdir?” <br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Onlar;  gönül ehli, vefa sahibi, bana iman etmiş ve ihlâs sahibi olmuş  kimselerdir”  buyurdu.<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) gönül ehli, vefa sahibi olan Âl-i Muhammed’in belirgin özelliklerinin neler olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur:<br />
“Benim muhabbetimi sevilen her şeye tercih etmek ve gönüllerinin benim hatıramla meşgul olması ve bana çokça salavat getirmeleri, onların Allah’ı zikretmekten sonra gelen en belirgin özelliklerindendir.”<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v), “Sana en güçlü şekilde iman eden kimdir? Diye sorulunca şöyle cevap verdi:<br />
“Beni görmediği halde iman etmiş olan mümin, bana olan sevgisini, sadakat ve şevkle göstermiş demektir. Bu kişinin en belirgin özelliği, beni görmek için sahip olduğu her şeyi feda etmeye hazır olmasıdır. Yer dolusu altını olsa, beni görmek için onları feda eder. Çünkü bu kul, bana gerçekten inanmış ve bana olan muhabbetinde ihlâs sahibi olmuştur.”<br />
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu:<br />
“Ey Allah’ın Resûlü! Senin vefatından sonra gelecek olanlardan, sana salât ve selâm okuyan kişileri nasıl tanırsın?”<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap vermiştir:<br />
“Beni gerçekten sevenlerin okudukları salât ve selâmı işitir, kendilerini de tanırım. Beni gerçekten sevmeyenlerin okudukları salâtlar ise bana vasıtalı olarak arzolunur.”<br />
<br />
“Bir kimse, Muhammed’e salâvat okumakla bana yakınlık bulursa, ben o kimsenin günahlarını, denizin dalgalarının köpükleri kadar dahi olsa, gene affederim’” cümleleri yazılıdır<br />
<br />
Peygamberimiz buyuruyor  ki,: “Mümin olan erkek ve kadın, efendimize salavat getirdiği zaman, semanın bütün kapıları ve perdeleri açılır. Arşa varıncaya kadar hiçbir yer kapalı kalmaz. Semadaki bütün meleklerin hepsi peygamberimize salavat getirip, salavat getiren kimse için Allahüteala’dan mağfiret dilerler “<br />
<br />
“Bir kimse dileğinin yerine gelmesini istediği zaman,  bana salavat okumayı çoğaltsın. Çünkü bana okunan salâvat, elem, keder, üzüntü gibi bütün sıkıntıları giderip kişinin rızkını artırır. İşinin Hayırla sonuçlanmasını temin eder “<br />
<br />
Efendimiz buyurdular ki: Bir gün Cenab-ı Hakk’ın dört büyük meleği geldi.  Hz. Cebrail, Hz. Mikail, Hz. İsrafil ve Hz. Azrail (a.s.) idiler.<br />
<br />
Hz. Cebrail (a.s) bana dedi ki: Ya Resulallah! Senin ümmetinden bir kimse size günde 10’ defa salavat ederse yarın kıyamet gününde ben onun elinden tutar, sıratı kuşlar gibi geçiririm.<br />
<br />
Hz. Mikail (a.s) de dedi ki: Ben o kula senin kevser havuzundan kana kana içiririm. <br />
<br />
Hz. İsrafil (a.s) dedi ki: Ya Resullallah! O kulun affı için başımı secdeye koyarım Allahu Teala onu affetmedikçe başımı secdeden kaldırmam.<br />
<br />
Hz. Azrail (a.s) de: Ya Nebiyallah! Sana günde 10’ defa salâvat edenin ruhunu Peygamberler gibi kabzederim, dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) Bu ne büyük lütuf ya Rabbi! Bu ne büyük ihsan Allahım! Buyurdular.<br />
<br />
“Cuma gününde benim üzerime Salâvat-ı Şerife getirenin Allahü Teâla 80’ senelik günahını bağışlar.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
<br />
”Ümmetimden bana bir salavat okuyan kimse için, 10’ iyilik yazılırken, kaydında da 10’kötülük silinir.”<br />
<br />
“Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavat okuyandır.” Hazreti Muhammed Mustafa  (s.a.v.)  “Kim bana bir kere Salatü selam getirirse,  Allahu Teâlâ ona 10’rahmet eder, 10’ da hatasını af eder,10’ da derecesini yükseltir. (Ramuz.)<br />
<br />
“Kim Efendimiz (s.a.v.) Salatü selam getirirse, Hz. Cebrail (a.s.) Ya Rasülellah o’ insana 1000’ Melek aynı duayı yapar.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
“Kim Efendimiz (s.a.v.) çokça salatü selam getirirse onun derecesi o derece yükseltilmiş olur.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
“Herkim günde Efendimiz (s.a.v.) 1000’ defa salatü selam getirirse, Cennet deki yerini görmeden ölmez.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
“Kim beni rüyada görürse şefaatim ona vacip olur. Ben kime şefaat edersem cehennem onun cesedini yakmaz..” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salâvat okuyandır. Hz. Muhammed  (s.a.v.)<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Avusturya Gümünd ili Schrems  ilçesi Bugün 26 Ağustos 2024 Pazartesi saat 13:19</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz’e Salavat Okumanın Fazileti</span></span><br />
<br />
<br />
Peygamberimiz buyurdu ki "Dualarınız, bana salavat okuyasıya kadar havada asılı kalır, salavat okuyunca yükselir."<br />
<br />
<br />
o yüzden duaya salavat ile başlayıp, salavat ile bitirmek duaların hak katına yükselmesine vesiledir. Cuma Hutbesindeki dualarda olduğu gibi Cuma dua saatinin hikmeti olan duaya hamdele salvele ile başlayıp hamdele salvele ile bitirmek <br />
<br />
kuran okundumu dua edildimi sonunda fatiha ısmarlanırken<br />
"Sadakallahülazim, Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamün alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha maassalavat" denilir<br />
<br />
Burdaki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"maassalavat"</span></span> demek fatihadan öncede salavat okuyun demekdir. bilenler bilir bu hikmeti bilmeyen cahillere ne diyelim<br />
<br />
Salavat bir nevi peygambere veya peygamberlere selam göndermektir, o yüzden salat selam denilir, işte alttaki ayette ki <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"ve selamün alel murselin"</span></span> demek de, her duanın sonunda biz ümmeti muhammed de adet olmuş böyle okunur ve peygamberlerin tamaminada böylece selam gönderilir otamatik olaraktan, müzzezin yada imam yada kari okur bunu... ve yani sonrada bir fatiha ve maassalavat okunması emredilir yani (salavatlı elhamdü) hamdele ve salvele hikmeti<br />
<br />
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun ve selamün alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin.<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun.Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Saffat, 37/180-182)</span></span><br />
<br />
Bu âyetler, Allah'ı takdis ve tenzih ederek övgüyle anmanın ve peygamberleri yâd etmenin en güzel ifadeleri olduğu için, özellikle Kur'an'dan bir parça okunduktan ve dua edildikten sonra bu üç âyetin okunması Müslümanlar arasında gelenek halini almıştır.<br />
<br />
Böylece, Cenâb-ı Hakk'ı her türlü noksanlıktan tenzîh ederken, en güzel övgülere ancak O'nun lâyık bulunduğunu söyler ve peygamberlere de salât-ü selâmlarımızı sunarız.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cuma dua saatinin hikmeti</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) buyurdular <br />
<br />
 "Cuma günü içinde öyle bir vakit vardır ki, Müslüman bir kul namaz kıldığı halde o vakte rastlar da Allah'tan bir şey dilerse, muhakkak Allah onun dileğini yerine getirir." buyurur ve bu sözleri söylerken de eliyle bu vaktin çok kısa olduğuna işaret ederdi. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(bk. Buhârî, Cum`a 37, Talâk 24, Daavât 61; Müslim, Müsâfirîn 166, 167, Cum`a 13-15)</span></span><br />
<br />
<br />
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا ۚ إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ ۚ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۖ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ<br />
<br />
<br />
Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr<br />
<br />
Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fâtır  Suresi 10. Ayet</span></span><br />
<br />
Allah (c.c) şöyle buyurur :<br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ<br />
<br />
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahzab Suresi 56. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Rivayet edildiğine göre bir gün Resûlullah (s.a.v), yüzünde büyük bir sevinç ifadesi ile geldi ve şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Cebrâil (a.s) geldi ve, ‘Ey Muhammed! Ümmetinden kim sana bir kere salât okursa, ben ona on kere salât ederim. Bu kişi sana bir kere selâm ederse ben ona on kere selâm ederim. Bu durum seni hoşnut etmez mi?’ dedi.”<br />
<br />
Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
“İnsanların bana en lâyık olanı, bana en çok salât getirenidir.”<br />
<br />
“Bana salavat getiren kimseye, salât okuduğu müddetçe melekler salât eder.Buna göre insan, isterse salâtını azaltsın isterse çoğaltsın.”<br />
<br />
“Yanında anıldığım halde bana salât ve selâm getirmemesi kişiye cimrilik olarak yeter.”<br />
<br />
“Cuma günü bana, çokça salât getirin.”<br />
<br />
“Ümmetimden kim bana bir kere salât getirirse kendisine on iyilik yazılır ve kendisinden on kötülüğü de silinir.”<br />
<br />
“Kim ezanı işittiği zaman, ‘Ey şu faydalı davetin ve kılınacak namazın sahibi olan Allahım! Muhammed’e vesileyi ve fazileti ver! Kendisine vaat ettiğin makam-ı mahmuda, onu ulaştır’ derse, kıyamet gününde o kişiye şefaatim helâl olur.”<br />
<br />
“Kim (yazdığı) bir kitapta bana salât getirirse, o salât kitapta kaldığı sürece, melekler ona salât ederler.”<br />
<br />
Ebû Süleyman ed-Dârânî (ö.215/830) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Bir kimse Allah Teâla’dan bir şey isteyeceği zaman Nebî’ye (s.a.v) salât ve selâmı artırsın. Daha sonra isteğini Allah’a arzetsin.Yine duasını, Nebî’ye(s.a.v) salât okuyarak tamamlasın.Zira Allah Teâlâi iki salât arasında kişinin yaptığı duayı kabul eder.Çünkü o kerem sahibi Allahi iki salât arasında kabul edilmedik hiçbir istek bırakmaz.”<br />
<br />
Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle buyurduğu nakledilmektedir:<br />
<br />
“Kim bana Cuma günü yüz kere salât ve selâm okursa, onun seksen senelik günahı bağışlanır.”<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bana salât ve selâm getiren kimse için sıratta bir nur yaratılır.Bu nur sahibi, sıratta iken cehennem ehlinden olmaz.”<br />
<br />
“Kim bana salât ve selâm getirmeyi unutup ihmal ederse, cennet yolunu şaşırır.”<br />
<br />
Abdurrahman b. Avf’tan (r.a) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Cebrâil (a.s) bana geldi ve şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Ümmetinden sana salât okuyana yetmiş bin melek salât okur.Meleklerin salât okuduğu kimse ise cennet ehlinden olur.’ ’’<br />
<br />
“Bana çokça salât okuyanınız, cennette en çok zevce alanınız olacaktır.”<br />
<br />
“Hürmetinden dolayı kim bana bir salât okursa, Allah (c.c) , okuduğu bu salât-ı şerifenin lafzından bir melek yaratır.Meleğin bir kanadı doğuda, diğer kanadı batıda, iki ayağı yedi kat yerin altında, boynu ise arş-ı âlâya kadar yükselir.Allah Teâla bu meleğe şöyle der:                                                <br />
  ‘Bu kulum resûlüme salât okuduğu gibi, sen de onun günahları için Allah’tan af dile. Ve o melek, kıyamete kadar o kul için Allah’tan tövbe istiğfar ister.’ ”<br />
<br />
Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle rivayet edilmiştir:<br />
<br />
“ Kıyamet günü havz-ı kevsere bir grup insan gelir.Ben onları, ancak bana çokça salât getirdikleri için tanırım. “<br />
<br />
“ Kim bana bir kere salât ederse, Allah Teâlâ ona on kat rahmet gönderir. Bana on salât okuyana, Allah Teâlâ yüz kat rahmet gönderir. Kim bana yüz kere salât okursa Allah Teâlâ, ona bin kat rahmet ikram eder. Ve bana bin kere salât okuyanın cesedini, Allah Teâlâ ateşte yakmaz. O kulu, dünya hayatında ve âhiret suali sırasında hak söz ile kararlı ve sağlam kılar.<br />
Daha sonra onu, cennetine koyar. Onun okuduğu salavat, kıyamet günü sırat üzerinde beş yüz yıllık mesafeyi gösteren (muazzam) bir nur olur.<br />
Ve Allah Teâlâ bana salât ve selâm okuyan kişiye, okuduğu her salât karşılığında cennette bir köşk verir. Okuduğu salât ister az, ister çok olsun. “<br />
<br />
<br />
Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur: <br />
<br />
“ Üzerime salât getiren kulun ağzından, salavat süratle çıkar. Uğramadık kara, deniz, doğu ve batı yerleri bırakmaz. Ve şöyle der: ‘Ben yaratılmışların en hayırlısı, seçkin kul Muhammed’e , falan oğlu falanın okuduğu salât ve selâmım.’<br />
Bunun üzerine (canlı-cansız, karada-denizde) her şey onun üzerine salât ve selâm eder.<br />
Bu salât ve selâmdan yetmiş bin kanadı, kanatlarının her birinde yetmiş bin tüy, her tüyde yetmiş bin yüz(sûret), her yüzde yetmiş bin ağız, her ağızda her biri yetmiş bin ayrı lisanda konuşan ve yetmiş bin dili olan bir kuş yaratılır. Bunlar Allah Teâlâ’yı tesbih ederler.<br />
Allah (c.c) , bütün bu okunan tesbihatın sevabını, salavat-ı şerife okuyan o kulun sevap hanesine yazar.<br />
<br />
Ali b. Ebû Tâlib’den (r.a) nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Cuma günü bana yüz defa salavat-ı şerife okuyan kimse, kıyamet günü beraberinde bir nur olduğu halde gelir. Bu nur, bütün yaratıklar arasında taksim olunsa, herkese yeter.”<br />
<br />
Bazı haberlerde şöyle zikredilmektedir:<br />
<br />
“Arşın sütununa, ‘Bana müştak (çok arzulu, istekli) olana merhamet ederim. Benden isteyene veririm. Muhammed’e salavat getirmek suretiyle bana yakınlaşan kimseyi, günahları deniz dalgaları köpüğü kadar da olsa bağışlarım’ diye yazılmıştır. “<br />
Sahâbe-i kirâmdam biri şöyle anlattı: <br />
“Muhammed’e (s.a.v) salât ve selâm okunan her meclisten, semanın ortasına kadar ulaşan güzel bir koku yükselir. Melekler şöyle derler:<br />
‘ Bu, Muhammed’ e (s.a.v) salât ve selâm okunan meclisten geliyor.’<br />
Bazı haberler de ise şöyle anlatılır:<br />
“ Mümin bir erkek veya kadın, Muhammed’e (s.a.v) salavat okumaya başladığı zaman, semanın kapıları ve perdeleri arşa kadar kendisine açılır.<br />
Bu durumda semalarda Muhammed’e (s.a.v) salât ve selâm getirmedik hiçbir melek kalmaz. Salât ve selâm getiren bu mümin erkek veya kadına her bir melek Allah’ın dilediği kadar mağfiret talebinde bulunurlar.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:</span></span><br />
<br />
“İsteği gerçekleşmeyen kimse, bana çokça salât ve selâm okusun. Çünkü salât ve selâm; kederleri, kaygıları ve tasaları giderir, rızkları çoğaltır, hâcetleri yerine getirir.”<br />
<br />
Salih zatlardan birinden şöyle nakledilmiştir:<br />
<br />
“Benim bir komşum vardı. Alimlerin yazdığı kitapları yazarak çoğaltırdı. Vefat ettikten sonra onu rüyamda gördüm: ‘ Allah Teâlâ sana nasıl muamele etti? diye sordum.<br />
<br />
‘Beni bağışladı’ deyince, ‘ Hangi amelin buna sebep oldu ? ‘ diye sordum.’ Peygamberimiz’in (s.a.v) adını kitaba yazdığım zaman, mutlaka onun üzerine salât ve selâm getirirdim. Bu sebeple rabbim bana, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir kimsenin gönlünde bile hayal edemediği bir nimet verdi’ dedi.”<br />
<br />
Enes (r.a) , Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:<br />
<br />
“ Sizden birinize ben; kendisinden, malından, çoçuğundan, anne babasından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça (kâmil manada ) iman etmiş olmaz.”<br />
Hz. Ömer (r.a) bir keresinde Resûlullah’a (s.a.v), “ Ey Allah’ın Resûlü! Sen bana nefsim hariç her şeyden daha sevimlisin! “ dedi.<br />
Bunun  üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v) , “ Ey Ömer!  Ben sana nefsinden daha sevimli olmadıkça olgun mümin olmazsın “ buyurdu.<br />
<br />
Ömer (r.a), “ Kur’ân-ı Kerîm’i sana indiren yüce Allah’a yemin olsun ki, ey Allah’ın Resûlü! Sen bana nefsimden daha sevimlisin! ’’ dedi.<br />
Resûlullah Efendimiz (s.a.v) bu söz üzerine, “ Ey Ömer! İşte bu şekildeki imanın şimdi kâmil oldu” buyurdu.<br />
<br />
Yine bir defasında Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v), “ Ne zaman kâmil bir mümin veya sadık bir mümin olurum?” diye soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v) , Allah’ı sevdiğin zaman” buyurdu.<br />
“ Peki, Allah Teâlâ’yı nasıl sevebilirim?” denildiğinde de şu cevabı verdi:<br />
“Allah Resûlü’nü sevdiğin zaman!” “Allah Resûlü’nü ne yaptığım zaman daha çok sevmiş olurum? sorusuna ise şöyle cevap verdi: “O’nun Resûlü’nün yoluna tâbi olur, sünnetini işler, onun sevdiğini sever, buğzettiğine buğzeder, dostluk kurduğu kimseyle dost olur, düşmanlık yaptığına da düşmanlık edersen, onu sevmiş olursun. Zira insanlar iman konusunda farklı farklıdır. İnsanların imanlarındaki olgunluk, bana olan sevgileri ile ölçülür. Aynı şekilde insanlar küfür konusunda da farklıdırlar. İnsanların küfürlerinin derecesi de bana olan düşmanlıkları ile ölçülür.<br />
Dikkat edin! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur! <br />
Dikkat edin ! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur!<br />
Dikkat edin ! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur!<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu: <br />
“Bir mümini huşû içinde diğer bir mümini de huşû hali dışında görüyoruz. Bu farklılığın sebebi nedir?” <br />
Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v) , <br />
“İmanının tadını alan mümin, huşû sahibi olur. İmanının tadını alamayan mümin ise huşû sahibi olmaz!” buyurdu.<br />
“Peki, imanın tadı nasıl elde edilir, ona nasıl ulaşılır? Diye sorulunca Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
“O’na Allah sevgisinde sadık olmakla ulaşılır.” <br />
“Allah sevgisi ne ile elde edilir veya ne ile kazanılır?” diye sorulunca, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap verdi:<br />
“Allah’ın Resûlü’ne muhabbetle elde edilir. Bu sebeple siz, Allah ve Resûlü’nün rızâsını, her ikisine de muhabbet beslemekte arayınız.”<br />
<br />
<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu:<br />
<br />
“Kendilerine muhabbet duymamız, onları yüceltmemiz ve hürmette bulunmamız istenen Âl-i Muhammed (s.a.v) kimlerdir?” <br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Onlar;  gönül ehli, vefa sahibi, bana iman etmiş ve ihlâs sahibi olmuş  kimselerdir”  buyurdu.<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) gönül ehli, vefa sahibi olan Âl-i Muhammed’in belirgin özelliklerinin neler olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur:<br />
“Benim muhabbetimi sevilen her şeye tercih etmek ve gönüllerinin benim hatıramla meşgul olması ve bana çokça salavat getirmeleri, onların Allah’ı zikretmekten sonra gelen en belirgin özelliklerindendir.”<br />
Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v), “Sana en güçlü şekilde iman eden kimdir? Diye sorulunca şöyle cevap verdi:<br />
“Beni görmediği halde iman etmiş olan mümin, bana olan sevgisini, sadakat ve şevkle göstermiş demektir. Bu kişinin en belirgin özelliği, beni görmek için sahip olduğu her şeyi feda etmeye hazır olmasıdır. Yer dolusu altını olsa, beni görmek için onları feda eder. Çünkü bu kul, bana gerçekten inanmış ve bana olan muhabbetinde ihlâs sahibi olmuştur.”<br />
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu:<br />
“Ey Allah’ın Resûlü! Senin vefatından sonra gelecek olanlardan, sana salât ve selâm okuyan kişileri nasıl tanırsın?”<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap vermiştir:<br />
“Beni gerçekten sevenlerin okudukları salât ve selâmı işitir, kendilerini de tanırım. Beni gerçekten sevmeyenlerin okudukları salâtlar ise bana vasıtalı olarak arzolunur.”<br />
<br />
“Bir kimse, Muhammed’e salâvat okumakla bana yakınlık bulursa, ben o kimsenin günahlarını, denizin dalgalarının köpükleri kadar dahi olsa, gene affederim’” cümleleri yazılıdır<br />
<br />
Peygamberimiz buyuruyor  ki,: “Mümin olan erkek ve kadın, efendimize salavat getirdiği zaman, semanın bütün kapıları ve perdeleri açılır. Arşa varıncaya kadar hiçbir yer kapalı kalmaz. Semadaki bütün meleklerin hepsi peygamberimize salavat getirip, salavat getiren kimse için Allahüteala’dan mağfiret dilerler “<br />
<br />
“Bir kimse dileğinin yerine gelmesini istediği zaman,  bana salavat okumayı çoğaltsın. Çünkü bana okunan salâvat, elem, keder, üzüntü gibi bütün sıkıntıları giderip kişinin rızkını artırır. İşinin Hayırla sonuçlanmasını temin eder “<br />
<br />
Efendimiz buyurdular ki: Bir gün Cenab-ı Hakk’ın dört büyük meleği geldi.  Hz. Cebrail, Hz. Mikail, Hz. İsrafil ve Hz. Azrail (a.s.) idiler.<br />
<br />
Hz. Cebrail (a.s) bana dedi ki: Ya Resulallah! Senin ümmetinden bir kimse size günde 10’ defa salavat ederse yarın kıyamet gününde ben onun elinden tutar, sıratı kuşlar gibi geçiririm.<br />
<br />
Hz. Mikail (a.s) de dedi ki: Ben o kula senin kevser havuzundan kana kana içiririm. <br />
<br />
Hz. İsrafil (a.s) dedi ki: Ya Resullallah! O kulun affı için başımı secdeye koyarım Allahu Teala onu affetmedikçe başımı secdeden kaldırmam.<br />
<br />
Hz. Azrail (a.s) de: Ya Nebiyallah! Sana günde 10’ defa salâvat edenin ruhunu Peygamberler gibi kabzederim, dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) Bu ne büyük lütuf ya Rabbi! Bu ne büyük ihsan Allahım! Buyurdular.<br />
<br />
“Cuma gününde benim üzerime Salâvat-ı Şerife getirenin Allahü Teâla 80’ senelik günahını bağışlar.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
<br />
”Ümmetimden bana bir salavat okuyan kimse için, 10’ iyilik yazılırken, kaydında da 10’kötülük silinir.”<br />
<br />
“Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavat okuyandır.” Hazreti Muhammed Mustafa  (s.a.v.)  “Kim bana bir kere Salatü selam getirirse,  Allahu Teâlâ ona 10’rahmet eder, 10’ da hatasını af eder,10’ da derecesini yükseltir. (Ramuz.)<br />
<br />
“Kim Efendimiz (s.a.v.) Salatü selam getirirse, Hz. Cebrail (a.s.) Ya Rasülellah o’ insana 1000’ Melek aynı duayı yapar.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
“Kim Efendimiz (s.a.v.) çokça salatü selam getirirse onun derecesi o derece yükseltilmiş olur.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
“Herkim günde Efendimiz (s.a.v.) 1000’ defa salatü selam getirirse, Cennet deki yerini görmeden ölmez.” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
“Kim beni rüyada görürse şefaatim ona vacip olur. Ben kime şefaat edersem cehennem onun cesedini yakmaz..” (Hadisi şerif.)<br />
<br />
Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salâvat okuyandır. Hz. Muhammed  (s.a.v.)<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Avusturya Gümünd ili Schrems  ilçesi Bugün 26 Ağustos 2024 Pazartesi saat 13:19</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rukye Nedir şifa bulmak ve kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan “rukye” câizmidir?]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44681</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:14:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44681</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rukye Nedir? Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan “rukye” câiz midir?</span></span><br />
<br />
Rukye, hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla Kur’ân veya dua okuyup üfleme anlamında (yahutta yazıp muska şeklinde taşımak) anlamında bir terimdir<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, 2/254.; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, “rky” md.).</span></span><br />
<br />
Bazı İslâm âlimleri rukyenin caiz olmadığı görüşünde ise de mezhep imamlarının da içinde bulunduğu âlimlerin çoğunluğu, konu ile ilgili bazı hadisleri delil göstererek, şirke ve istismara götürmemek şartıyla fayda ve zararın rukyeden değil de Allah’tan olduğuna inanılarak yapılan rukyede bir sakınca bulunmadığını belirtmişlerdir <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 10/206-208 [5741, 5743]; İbnü’l-Kayyım, et-Tıbbü’n-nebevî, 136-144; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/356).</span></span><br />
<br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا<br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ<br />
<br />
Biz Kur’ân’dan öyle âyetler indirmekteyiz ki, müminler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin de ancak hasarını artırır <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrâ Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۗ<br />
<br />
<br />
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh<br />
<br />
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 11. Ayet</span></span><br />
<br />
وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ<br />
<br />
Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn<br />
<br />
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En`âm  Suresi 61. Ayet</span></span><br />
<br />
Şöyle ki Hz. Peygamber (s.a.s.), hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş, bazen de Hz. Âişe (r.a.) ona okuyup üflemiş ve eliyle mesh etmiştir<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Merdâ, 20 [5675]; Tıb, 32, 39 [5735, 5748]; Müslim, Selâm, 46-51 [2191-2192]). </span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.s.), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları için dua etmiş (Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 10 [3371]), nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiştir<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Tıb, 33-37 [5736-5741]; Müslim, Selâm, 55-60 [2195-2198]).</span></span><br />
<br />
 Yine Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hastalar için,<br />
اَللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ مُذْهِبَ البَأْسِ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لاَ شَافِيَ إِلَّا أَنْتَ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا.<br />
“Ey İnsanların Rabbi olan ve sıkıntıları gideren Allah’ım! Şifa ver, şifa veren Sensin. Senden başka şifa veren yoktur. (Bu hastaya) öyle bir şifa ver ki, (hasta üzerinde) hiçbir hastalık (izi) bırakmasın.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Tıb, 38 [5742-5743])</span></span><br />
<br />
 diye dua ettiği bilinmektedir.<br />
<br />
Peygamberimiz dedi ki "Dualarınız bana salavat okuyasıya kadar havada asılı kalır salavat okuyunca yükselir."<br />
o yüzden duaya salavat ile başlayıp, salavat ile bitirmek duaların hak katına yükselmesine vesiledir.<br />
<br />
<br />
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا ۚ إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ ۚ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۖ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ<br />
<br />
<br />
Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr<br />
<br />
Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fâtır  Suresi 10. Ayet</span></span><br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ<br />
<br />
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ahzab Suresi 56. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
“Ümmetimden kim bana bir kere salât getirirse kendisine on iyilik yazılır ve kendisinden on kötülüğü de silinir.”<br />
<br />
Ebû Süleyman ed-Dârânî (ö.215/830) şöyle demiştir:<br />
“Bir kimse Allah Teâla’dan bir şey isteyeceği zaman Nebî’ye (s.a.v) salât ve selâmı artırsın. Daha sonra isteğini Allah’a arzetsin.Yine duasını, Nebî’ye(s.a.v) salât okuyarak tamamlasın.Zira Allah Teâlâi iki salât arasında kişinin yaptığı duayı kabul eder.Çünkü o kerem sahibi Allahi iki salât arasında kabul edilmedik hiçbir istek bırakmaz.”<br />
<br />
صَلَّ اللَّهُ عَلَى نُوحٍ وَعَلَى آل نُوحٍ نِ السَّلَامُ<br />
<br />
Sallallahu ala Nuhin ve ala ehli nuhinisselami<br />
<br />
“Allah Nuh’a ve ehline selâm söylesin veya Nuh’a ve ehline selâm olsun” diyen kimseyi o gece akreb sokmaz.<br />
<br />
(Ali el-Müttâkî, no: 3564)<br />
<br />
Konuyla ilgili rivâyetler değerlendirildiğinde, Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan rukyelerin câiz, bunun dışında kalanların haram olduğu anlaşılmaktadır <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Elmalılı, Hak Dini, 9/6388). </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RUKYE - SİHİR VE BÜYÜYE KARŞI OKUNACAK AYETLER VE DUALAR</span></span> <br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ  ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ مَٰلِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ صِرَٰطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Euzu Billahimişşeytanirracim Bismillâhir rahmânir rahîm.<br />
El hamdu lillâhi rabbil âlemîn, Er rahmânir rahîm,Mâliki yevmid dîn,<br />
İyyake nağbudu ve iyyake nesteîn, İhdinas sırâtal mustegîm,<br />
Sırâtallezîne enamte aleyhim, ğayril mağdûbi aleyhim ve leddâllîn<br />
<br />
وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ ۖ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ ۚ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ ۖ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ ۚ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ ۚ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ ۚ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 102. Ayet</span></span><br />
<br />
Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân, ve mâ kefera suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses<br />
sıhr, ve mâ unzile alel melekeyni bibâbile hârûte ve mârût, ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yegûlâ innemâ nahnu<br />
fitnetun felâ tekfur, feyeteallemûne minhumâ mâ yuferrigûne bihî beynel mer'i ve zevcih, ve mâ hum bidârrîne bihî min<br />
ehadin illâ biiznillâh, ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve legad alimû lemenişterâhu mâ lehû fil âhırati<br />
min halâg, ve lebié'se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû yağlemûn.<br />
<br />
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 255. Ayet  (Ayetel Kürsi)</span></span><br />
<br />
Allâhu lâ ilâhe illâ hû, elhayyul gayyûm, lâ teé'huzuhû sinetuv velâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî<br />
yeşfeu ındehû illâ biiznih, yağlemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bişey'im min ılmihî illâ bimâ şâé',<br />
vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhû hıfzuhuma, ve huvel aliyyul azîm.<br />
<br />
<br />
وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ ۖ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ  فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ فَغُلِبُوا۟ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُوا۟ صَٰغِرِينَ وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araf Suresi 117 den 122. Ayetlere kadar</span></span><br />
<br />
Ve evhaynâ ilâ mûsâ en elgı asâk, feizâ hiye telgafu mâ yeé'fikûn.<br />
Fevegaal haggu ve betale mâ kânû yağmelûn, Feğulibû hunâlike vengalebû sâğırîn.<br />
Ve ulgıyes seharatu sâcidîn, Gâlû âmennâ birabbil âlemîn, Rabbi mûsâ ve hârûn.<br />
<br />
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yunus Suresi 79 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
Ve gâle fir'avnué'tûnî bikulli sâhırin alîm.<br />
Felemmâ câes seharatu gâle lehum mûsâ elgû mâ entum mulgûn.<br />
Felemmâ elgav gâle mûsâ mâ cié'tum bihis sıhr, innallâhe seyubtıluh, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
Ve yuhıggullâhul hagga bikelimâtihî ve lev kerihel mucrimûn.<br />
<br />
فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ ۖ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ ۖ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Taha Suresi 67- 70. Ayetler</span></span><br />
<br />
Feevcese fî nefsihî hîfetem mûsâ.<br />
Gulnâ lâ tehaf inneke entel ağlâ.<br />
Ve elgı mâ fî yemînike telgaf mâ sanaû, innemâ sanaû keydu sâhır, ve lâ yuflihus sâhıru haysu etâ.<br />
<br />
وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ ۚ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">isra Suresi 81 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
Ve gul câel haggu ve zehegal bâtıl, innel bâtıle kâne zehûgâ.<br />
Ve nunezzilu minel gur'âni mâ huve şifâuv ve rahmetul lilmué'minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<br />
لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۗ<br />
<br />
<br />
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh<br />
<br />
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 11. Ayet</span></span><br />
<br />
وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ<br />
<br />
Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn<br />
<br />
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En`âm  Suresi 61. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّا فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍ مَّارِدٍ لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Saffat Suresi 1-10. Ayetler</span></span><br />
<br />
Vas saffâti saffâ, Fez zâcirâti zecrâ, Fet tâliyâti zikrâ, İnne ilâhekum levâhıd.<br />
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârıg.<br />
İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bizînetinil kevâkib, Ve hıfzan min kulli şeytânim mârid.<br />
Lâ yessemmeûne ilel meleil ağlâ ve yugzefûne min kulli cânib.<br />
Duhûran ve lehum azâbuv vâsıb, İllâ men hatıfel hatfete feetbeahû şihâbun sâgıb.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْكَٰفِرُونَ لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kafirun Suresi</span></span><br />
<br />
Gul yâ eyyuhel kâfirûn, Lâ ağbudu mâ tağbudûn,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud.<br />
Ve lâ ene âbidum mâ abedtum,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud, Lekum dînukum ve liye dîn.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ihlas suresi</span></span><br />
<br />
Gul huvallâhu ehad, Allâhus samed, Lem yelid ve lem yûled, Ve lem yekul lehû kufuven ehad.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felak Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbil felag, Min şerri mâ halag, Ve min şerri ğâsigın izâ vegab.<br />
Ve min şerrin neffâsâti fil ugad, Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ ٱلنَّاسِ إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nas Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbin nâs, Melikin nâs, İlâhin nâs.<br />
Min şerril vesvâsil hannâs, Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.<br />
Minel cinneti ven<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUALAR VE AYET PASAJLARI</span></span><br />
<br />
يا حَافِظُ يا محَافَظُ<br />
وللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
<br />
Ya Haafizu Ya Muhafizu,<br />
<br />
Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn.<br />
<br />
Velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
سُوۡرَةُ الحَشر<br />
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,<br />
ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu,<br />
elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir,<br />
subhânallâhi ammâ yuşrikûn.<br />
Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ,<br />
yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVATI KASR</span></span><br />
<br />
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد<br />
اللهم صل علي سيدنا آدم سيدنا نوح وَعَلَى آل نُوحٍ نِ السَّلَامُ سيدنا ابراهيم اسماعيل إسحاق داوُدْ و سولايمان زكريا و يحيى هارون و موسى  و عیسی و محمد مصطفى و علي أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ<br />
وعلي أ له وصحبه اجمعين,اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون ,اللهم صل علي سيدنا جبرائیل,ميكاءيل اسرافيل عزرائيل فرياءيل  اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش<br />
اللهم صل علي سيدنا منكر نكر<br />
اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين،<br />
اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون،<br />
اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بصلواة رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب صلواة برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVATI KASR</span><br />
</span><br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ademe, seyyidina Nuh ve ala ehli Nuh, seyyidina ibrahime, ismaile, ishaga Davude ve Süleymane, Zekeriya ve Yahya,Harun ve Musa ve isa ve Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
ve sallu ala seyyidina Mehdiyil Müntezar ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail, Mikail, israfil, Azaril, Feryail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
<br />
Bizim ve Ehlimizin Üzerine yapılmış olan Büyü sihir ve tasallutu ben bu ayet ve dualar ile bozdum iptal eyledim , sende boz iptal eyle ya rabbi (Veye her kim için ise Falanın filanın üzerine yapılmış olan Büyü sihir ve tasallutu ben bu ayet ve dualar ile bozdum iptal eyledim , sende boz iptal eyle ya rabbi)<br />
<br />
قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
gâle mûsâ mâ cié'tum bihis sıhr, innallâhe seyubtıluh, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
Bu sizin yaptığınız sihirdir. Muhakkak Allah onu iptal edecektir. Şüphesiz ki, Allah fesatçıların işini düzeltmez.<br />
<br />
Rabbena vetekabbel bi duai ve salavati, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duai ve salavati birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Avusturya Gümünd ili Schrems  ilçesi Bugün 26 Ağustos 2024 Pazartesi saat sabah 7:32<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fetva Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rukye Nedir? Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan “rukye” câiz midir?</span></span><br />
<br />
Rukye, hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla Kur’ân veya dua okuyup üfleme anlamında (yahutta yazıp muska şeklinde taşımak) anlamında bir terimdir<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, 2/254.; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, “rky” md.).</span></span><br />
<br />
Bazı İslâm âlimleri rukyenin caiz olmadığı görüşünde ise de mezhep imamlarının da içinde bulunduğu âlimlerin çoğunluğu, konu ile ilgili bazı hadisleri delil göstererek, şirke ve istismara götürmemek şartıyla fayda ve zararın rukyeden değil de Allah’tan olduğuna inanılarak yapılan rukyede bir sakınca bulunmadığını belirtmişlerdir <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 10/206-208 [5741, 5743]; İbnü’l-Kayyım, et-Tıbbü’n-nebevî, 136-144; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/356).</span></span><br />
<br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا<br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ<br />
<br />
Biz Kur’ân’dan öyle âyetler indirmekteyiz ki, müminler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin de ancak hasarını artırır <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrâ Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۗ<br />
<br />
<br />
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh<br />
<br />
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 11. Ayet</span></span><br />
<br />
وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ<br />
<br />
Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn<br />
<br />
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En`âm  Suresi 61. Ayet</span></span><br />
<br />
Şöyle ki Hz. Peygamber (s.a.s.), hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş, bazen de Hz. Âişe (r.a.) ona okuyup üflemiş ve eliyle mesh etmiştir<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Merdâ, 20 [5675]; Tıb, 32, 39 [5735, 5748]; Müslim, Selâm, 46-51 [2191-2192]). </span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.s.), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları için dua etmiş (Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 10 [3371]), nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiştir<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Tıb, 33-37 [5736-5741]; Müslim, Selâm, 55-60 [2195-2198]).</span></span><br />
<br />
 Yine Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hastalar için,<br />
اَللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ مُذْهِبَ البَأْسِ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لاَ شَافِيَ إِلَّا أَنْتَ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا.<br />
“Ey İnsanların Rabbi olan ve sıkıntıları gideren Allah’ım! Şifa ver, şifa veren Sensin. Senden başka şifa veren yoktur. (Bu hastaya) öyle bir şifa ver ki, (hasta üzerinde) hiçbir hastalık (izi) bırakmasın.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Tıb, 38 [5742-5743])</span></span><br />
<br />
 diye dua ettiği bilinmektedir.<br />
<br />
Peygamberimiz dedi ki "Dualarınız bana salavat okuyasıya kadar havada asılı kalır salavat okuyunca yükselir."<br />
o yüzden duaya salavat ile başlayıp, salavat ile bitirmek duaların hak katına yükselmesine vesiledir.<br />
<br />
<br />
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا ۚ إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ ۚ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۖ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ<br />
<br />
<br />
Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr<br />
<br />
Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fâtır  Suresi 10. Ayet</span></span><br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ<br />
<br />
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ahzab Suresi 56. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
“Ümmetimden kim bana bir kere salât getirirse kendisine on iyilik yazılır ve kendisinden on kötülüğü de silinir.”<br />
<br />
Ebû Süleyman ed-Dârânî (ö.215/830) şöyle demiştir:<br />
“Bir kimse Allah Teâla’dan bir şey isteyeceği zaman Nebî’ye (s.a.v) salât ve selâmı artırsın. Daha sonra isteğini Allah’a arzetsin.Yine duasını, Nebî’ye(s.a.v) salât okuyarak tamamlasın.Zira Allah Teâlâi iki salât arasında kişinin yaptığı duayı kabul eder.Çünkü o kerem sahibi Allahi iki salât arasında kabul edilmedik hiçbir istek bırakmaz.”<br />
<br />
صَلَّ اللَّهُ عَلَى نُوحٍ وَعَلَى آل نُوحٍ نِ السَّلَامُ<br />
<br />
Sallallahu ala Nuhin ve ala ehli nuhinisselami<br />
<br />
“Allah Nuh’a ve ehline selâm söylesin veya Nuh’a ve ehline selâm olsun” diyen kimseyi o gece akreb sokmaz.<br />
<br />
(Ali el-Müttâkî, no: 3564)<br />
<br />
Konuyla ilgili rivâyetler değerlendirildiğinde, Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan rukyelerin câiz, bunun dışında kalanların haram olduğu anlaşılmaktadır <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Elmalılı, Hak Dini, 9/6388). </span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RUKYE - SİHİR VE BÜYÜYE KARŞI OKUNACAK AYETLER VE DUALAR</span></span> <br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ  ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ مَٰلِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ صِرَٰطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Euzu Billahimişşeytanirracim Bismillâhir rahmânir rahîm.<br />
El hamdu lillâhi rabbil âlemîn, Er rahmânir rahîm,Mâliki yevmid dîn,<br />
İyyake nağbudu ve iyyake nesteîn, İhdinas sırâtal mustegîm,<br />
Sırâtallezîne enamte aleyhim, ğayril mağdûbi aleyhim ve leddâllîn<br />
<br />
وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ ۖ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ ۚ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ ۖ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ ۚ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ ۚ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ ۚ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 102. Ayet</span></span><br />
<br />
Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân, ve mâ kefera suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses<br />
sıhr, ve mâ unzile alel melekeyni bibâbile hârûte ve mârût, ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yegûlâ innemâ nahnu<br />
fitnetun felâ tekfur, feyeteallemûne minhumâ mâ yuferrigûne bihî beynel mer'i ve zevcih, ve mâ hum bidârrîne bihî min<br />
ehadin illâ biiznillâh, ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve legad alimû lemenişterâhu mâ lehû fil âhırati<br />
min halâg, ve lebié'se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû yağlemûn.<br />
<br />
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 255. Ayet  (Ayetel Kürsi)</span></span><br />
<br />
Allâhu lâ ilâhe illâ hû, elhayyul gayyûm, lâ teé'huzuhû sinetuv velâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî<br />
yeşfeu ındehû illâ biiznih, yağlemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bişey'im min ılmihî illâ bimâ şâé',<br />
vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhû hıfzuhuma, ve huvel aliyyul azîm.<br />
<br />
<br />
وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ ۖ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ  فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ فَغُلِبُوا۟ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُوا۟ صَٰغِرِينَ وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araf Suresi 117 den 122. Ayetlere kadar</span></span><br />
<br />
Ve evhaynâ ilâ mûsâ en elgı asâk, feizâ hiye telgafu mâ yeé'fikûn.<br />
Fevegaal haggu ve betale mâ kânû yağmelûn, Feğulibû hunâlike vengalebû sâğırîn.<br />
Ve ulgıyes seharatu sâcidîn, Gâlû âmennâ birabbil âlemîn, Rabbi mûsâ ve hârûn.<br />
<br />
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yunus Suresi 79 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
Ve gâle fir'avnué'tûnî bikulli sâhırin alîm.<br />
Felemmâ câes seharatu gâle lehum mûsâ elgû mâ entum mulgûn.<br />
Felemmâ elgav gâle mûsâ mâ cié'tum bihis sıhr, innallâhe seyubtıluh, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
Ve yuhıggullâhul hagga bikelimâtihî ve lev kerihel mucrimûn.<br />
<br />
فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ ۖ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ ۖ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Taha Suresi 67- 70. Ayetler</span></span><br />
<br />
Feevcese fî nefsihî hîfetem mûsâ.<br />
Gulnâ lâ tehaf inneke entel ağlâ.<br />
Ve elgı mâ fî yemînike telgaf mâ sanaû, innemâ sanaû keydu sâhır, ve lâ yuflihus sâhıru haysu etâ.<br />
<br />
وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ ۚ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">isra Suresi 81 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
Ve gul câel haggu ve zehegal bâtıl, innel bâtıle kâne zehûgâ.<br />
Ve nunezzilu minel gur'âni mâ huve şifâuv ve rahmetul lilmué'minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<br />
لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۗ<br />
<br />
<br />
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh<br />
<br />
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 11. Ayet</span></span><br />
<br />
وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ<br />
<br />
Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn<br />
<br />
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En`âm  Suresi 61. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّا فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍ مَّارِدٍ لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Saffat Suresi 1-10. Ayetler</span></span><br />
<br />
Vas saffâti saffâ, Fez zâcirâti zecrâ, Fet tâliyâti zikrâ, İnne ilâhekum levâhıd.<br />
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârıg.<br />
İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bizînetinil kevâkib, Ve hıfzan min kulli şeytânim mârid.<br />
Lâ yessemmeûne ilel meleil ağlâ ve yugzefûne min kulli cânib.<br />
Duhûran ve lehum azâbuv vâsıb, İllâ men hatıfel hatfete feetbeahû şihâbun sâgıb.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْكَٰفِرُونَ لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kafirun Suresi</span></span><br />
<br />
Gul yâ eyyuhel kâfirûn, Lâ ağbudu mâ tağbudûn,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud.<br />
Ve lâ ene âbidum mâ abedtum,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud, Lekum dînukum ve liye dîn.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ihlas suresi</span></span><br />
<br />
Gul huvallâhu ehad, Allâhus samed, Lem yelid ve lem yûled, Ve lem yekul lehû kufuven ehad.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felak Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbil felag, Min şerri mâ halag, Ve min şerri ğâsigın izâ vegab.<br />
Ve min şerrin neffâsâti fil ugad, Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ ٱلنَّاسِ إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nas Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbin nâs, Melikin nâs, İlâhin nâs.<br />
Min şerril vesvâsil hannâs, Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.<br />
Minel cinneti ven<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUALAR VE AYET PASAJLARI</span></span><br />
<br />
يا حَافِظُ يا محَافَظُ<br />
وللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
<br />
Ya Haafizu Ya Muhafizu,<br />
<br />
Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn.<br />
<br />
Velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
سُوۡرَةُ الحَشر<br />
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,<br />
ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu,<br />
elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir,<br />
subhânallâhi ammâ yuşrikûn.<br />
Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ,<br />
yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVATI KASR</span></span><br />
<br />
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد<br />
اللهم صل علي سيدنا آدم سيدنا نوح وَعَلَى آل نُوحٍ نِ السَّلَامُ سيدنا ابراهيم اسماعيل إسحاق داوُدْ و سولايمان زكريا و يحيى هارون و موسى  و عیسی و محمد مصطفى و علي أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ<br />
وعلي أ له وصحبه اجمعين,اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون ,اللهم صل علي سيدنا جبرائیل,ميكاءيل اسرافيل عزرائيل فرياءيل  اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش<br />
اللهم صل علي سيدنا منكر نكر<br />
اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين،<br />
اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون،<br />
اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بصلواة رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب صلواة برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SALAVATI KASR</span><br />
</span><br />
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Ademe, seyyidina Nuh ve ala ehli Nuh, seyyidina ibrahime, ismaile, ishaga Davude ve Süleymane, Zekeriya ve Yahya,Harun ve Musa ve isa ve Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
ve sallu ala seyyidina Mehdiyil Müntezar ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail, Mikail, israfil, Azaril, Feryail,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,<br />
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.<br />
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.<br />
<br />
<br />
Bizim ve Ehlimizin Üzerine yapılmış olan Büyü sihir ve tasallutu ben bu ayet ve dualar ile bozdum iptal eyledim , sende boz iptal eyle ya rabbi (Veye her kim için ise Falanın filanın üzerine yapılmış olan Büyü sihir ve tasallutu ben bu ayet ve dualar ile bozdum iptal eyledim , sende boz iptal eyle ya rabbi)<br />
<br />
قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
gâle mûsâ mâ cié'tum bihis sıhr, innallâhe seyubtıluh, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
Bu sizin yaptığınız sihirdir. Muhakkak Allah onu iptal edecektir. Şüphesiz ki, Allah fesatçıların işini düzeltmez.<br />
<br />
Rabbena vetekabbel bi duai ve salavati, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duai ve salavati birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
Avusturya Gümünd ili Schrems  ilçesi Bugün 26 Ağustos 2024 Pazartesi saat sabah 7:32<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fetva Kaynak</span></span><br />
<br />
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalp Gözü Yahutta Gönül Gözü Nedir?]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44680</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:13:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44680</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalp Gözü Yahutta Gönül Gözü Nedir?</span></span><br />
<br />
Gönül gözü ya da Kalp Gözü, insanın olayların farkına varmasını sağlayan bir anlayış, bir firaset, ve fuattır<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun mertebelerine gelince </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Hissi kablel Vuku" denilen 1. basamak </span></span><br />
<br />
Bir olay olmadan hemen önce o olayın olacağını hissetmek, olmadan önce bilmek, fakat bunda kötü olan taraf, herhangi bir önlem alamazsın, çok kısa mesafelidir, olmadan biraz önce bilmek, mesela birisinin geleceğini gelmeden az önce bilmek, ve mesela Ahmet geliyor gibi hissederekten bilmek, ve az sonra da onun kapıdan girivermesi gibi bir olay, bunda herhangi bir tehlike durumunda, önlem almanıza yetecek kadar vakit yoktur.<br />
bunun biraz daha üstü Salih Rüya şeklinde olanıdır <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salih Rüya denilen 2. basamak </span></span><br />
<br />
<br />
Bir olayı olmadan önce, size Rüya yoluyla görüp, o olaya karşı tedbir almanız için, bir hafta, birkaç gün önce, veya bir ay önce, size bir rüya gösterilir. o rüyayla olayları yorumladığınız zaman. herhangi bir tehlike durumunda, size almanız gereken önlemleri almanızı kolaylaştıracak bir zaman dilimidir. Bunda, gelen tehlikeye karşı tedbir almak mümkündür, herhangi bir seni sevindirici bir olay durumunda da önceden bilmek mutluluk verir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yanınızda görevli melaike bulunur 3. basamak </span></span><br />
<br />
3 basamak yanınızda görevli melaike bulunur ve her an gözetim altında bulundurulursunuz, ve size her olay karşısında uyarılar gelir, saga bakma, ya da sola bakma, ileride falancı var, ona selam ver, Buradan şunu al, buraya şunu bırak, şuna yardım et,.. gibi her olay karşısında size anlık gelen ilhamlardır. Bu ilhamlar, sizden ayrılmayan Bir meleğin size yardımcı olmasıyladir, bu hal ancak İhsan makamına çıkmış kimselerde meydana gelir, görüyor gibi iman eden kimseler de meydana gelir,<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'la görüp, Allah'la duymak, Allah'la yürüme  4. basamak </span></span><br />
<br />
Bir Hadisi kutside<br />
<br />
"Kulum Bana Farzlar ve nafilelerle yaklaşır, Ben o'nun gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum..."  dediği hadis de ki, artık Allah'la görüp, Allah'la duymak, Allah'la yürümek, halini almış kimseler, Bu mertebenin dördüncü basamağında yer alır. Bizzat Allah ile kelam eder her halinde, bu hal tasavvufdaki ölü yıkayıcın elindeki  ölü gibi olmak kuralını getirir,  ve Allah'dan gelene itiraz etmemek gerekir ki, ve hani Hz. Muhammede "illa vahyun yuha" ayetindeki, o vahyden başka şey konuşmaz kuralı, artık Allahın istemedğ bir hal o kimseden zuhur etmez, çünkü onu yöneten bizatihi Allah Tealadır ölüyü döndürür gibi onu Allah yönetir, sola dön, öne bak, selam ver,..... v.s.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gönül gözünün kalp gözünün açılması için yapılması gerekenler </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Daimi Zikir</span></span><br />
Daim mi Zikir nedir? yani vird, insanın günlük veyahut haftalık yaptığı zikirler olması lazımdır ki, Allahu Teala kur'an-ı Kerim'de buyurmakta "Kalpler ancak Zikir ile doyar tatmin olur" kalbini doyurup beslemeyen bir kimse, vicdanının sesini duyamaz, meleklerin sesini duyamaz, ve Kalp Gözü denilen basireti açılmaz.<br />
<br />
Fizikte ve teknolojide buna sensörler deniyor, <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI</span><br />
<br />
En geniş tanımıyla sensör amacı ortamındaki olayları veya değişiklikleri tespit etmek ve bilgileri diğer elektronik cihazlara genellikle bir bilgisayar işlemcisine göndermek olan bir cihaz, modül, makine veya alt sistemdir.<br />
<br />
Sensör her zaman diğer elektronik cihazlarla kullanılır. Sensörler çoğu insanın hiç farkında olmadığı sayısız uygulamanın yanı sıra dokunmaya duyarlı asansör düğmeleri (dokunsal sensör) ve tabanına dokunulduğunda kararan veya parlaklaşan lambalar gibi gündelik nesnelerde kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI SONU</span><br />
<br />
“Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalplerine yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir.” (Mücâdele: 22)<br />
<br />
<br />
Mesela bir Sensör sıcaklığa duyarlıdır ve sıcaklığa göre uyarı bildirimi yapar Eğer sensörün ayarını minimum dereceye getirdiğiniz zaman, mesela 5 dereceden yukarısında haber et Dediğiniz zaman, derece 5 dereceden yukarıya çıktığı zaman size bildiri verir, sinyal verir, yahut 4 derecenin altına düştüğü zaman buzlanma olacak, bana haber ver Dediğiniz zaman, 4 dereceden aşağı düşen hava sıcaklığında size bildiri verir, bu genellikle arabalarda, modern arabalarda mevcuttur, arabanın göstergesinde hava dört dereceye düştüğü zaman buz işareti ile sinyal verir, ve akustik bir sesde verenler var, yani yolda buzlanma olabilir diye size bildirir, İşte bu bir sensördür. yine sensörlerdenr mesela sese Duyarlı sensörler vardır belli gürültüden yüksek olan seslerden sonra bana haber ver Dediğiniz zaman, mesela hastanenin bulunduğu bölgede seslerin yüksek olmaması lazımdır, oraya konacak bir radar sisteminde mesela gürültü yapan bir araba, yahut da gürültü yapan bir kimse olduğu zaman, onun görüntüsünü çeken bir sensör, o kimseye ceza yazılması için gürültü yaptığından dolayı, rahatsızlık verdiğinden dolayı radar cezası. işte böyle bir sensör mesela o bölgenin rahatsız edilmemesini sağlamış olur, hastaların rahatsız edilmemesini sağlamış olur, misal olaraktan verdim. Bunlar, işte bu sensörler gibi hassas duyarlı sensörler vücudumuzda da mevcuttur, işte onlar da bize Melek gruplarının sinyallerini algılamamızı sağlayan sensörlerdir, Bunlar "Kalp, Ruh, Sır, Hafa,  Ahfa ve Nefs" Denilen 5 Cevher+can  veyahutta letaiftir.<br />
bunlardan kalp birincisidir işte kalp gözünün yada gönül gözünün açılması demek, 1. sınırdaki sesleri duymaktır, yani sensörün algılama hassasiyeti ile alakalıdır, dediğim gibi, birincisi "Hissi Gablel Vuku" şeklinde olduğu için, olayı olmadan hemen Az önce, duyduğu veya gördüğü için, olaya bir tedbir alamazsınız. Hani bu, dämmerung sensor var, gece ve gündüz sensörü vardır, akşam hava karardıktan sonra lamba yansın, sabah güneş doğmadan önce kapansın diye, ışığa hassas sensör vardır, Bu sensör işte mesela alacakaranlıkta yansın şeklinde olduğu zaman, işte duyarlılığı, ışığı ne kadar aldığı zaman yandığının hassasiyeti ile alakalı. yahut da hareket ve kıpırdanma sensörü"Alarm Anlage" lerde vardır genellikle, ve herhangi bir kıpırdanma ve harekette, bu sensörün algılama kapasitesi, mesela 3 metre içindeki görüntüleri algılar, ya da 4 metre içindeki görüntüleri algılar gibi hassasiyeti vardır, ve bunu mesela 90 derece yi algıla yahut 360 dereceyi algılar gibi hassasiyeti vardır, İşte buradaki hassasiyetinden Anlaşılacağı gibi, mesela 3 metrenin dışındakileri bilemez, işte olayın da bize ne kadar yakın olduğuyla alakalıdır, bu "hissi kablel vuku" da olay bize yaklaştıktan sonra, yani olay ufkuna, olay ufkuna girdikten sonra bize haber gelir o melaikeden, kable Vuku yani olmadan hemen önce dir ve tedbire vakit yoktur. Ondan sonraki Salih rüyalar dediğimiz gibi, birkaç gün önce, veyahut Bir hafta önce, veyahut bir ay önce, veyahut bir sene, 2 sene önce de olabilir, hani Yusuf Aleyhisselam'a tedbir alması söylendi de 14 yıllık bir olaydan bahsedildi 7 yıl sonra 7 yıl sürecek bir kıtlıktan, olacak olayın Haberi geldi, 7 yıl sonra kıtlık gelecekti, 7 yıl önce de bolluk bereket devam edecektir, Öyle olunca sensörün hassasiyetiyle alakalı olduğu gibi,<br />
<br />
“Kalpler kaplar gibidir. Bazıları diğerlerinden daha çok alır.” (Ahmed bin Hanbel)<br />
<br />
Rüyada da, Salih rüyada da, bize gelen olayın veya kaza Bela'nın uzaklığı ve ehimmiyeti ne kadar ehemmiyet göstermemiz gerektiği o rüyayla bildirilir, ve bizim o konudaki hassasiyetimizde, İşte bu çakralar vesilesiyle, yahutta  letayflar vesilesiyle bize yakınlığını yahut duyarlılığı hassasiyeti, işte bir Kalp gözüyle hissetmek, ikincisi sır, herhangi bir Sırrın bizde açığa çıkması, üçüncüsü hafa yani  gizlinin gizlisi  bir olayı Biz de Vuku bulmadan önce bilinmesi, Ondan sonraki ise ahfa çakrası ile Aynen Yusuf Aleyhisselam'a gelecek olan olayı 7 sene öncesinden bildirilmesi gibi çok uzak bir olayı ama ehemmiyeti önemli hassas olan olay ve başlamamız gereken tedbirlerin başlamasından önceki zamana kadar olacak olayı bize olmadan önce bildirilmesi gibi, ve nefis çakrası ise, ölmeden önce öleceğini bilmek gibi, mesela adam 110 yaşında ölecek, Ama 40 yaşında bunu biliyor olabilir, yani uzun zaman dilimi, hangi gün öleceği nerede öleceği, ne surette öleceği, hepsini biliyor olabilir, bildirilmiş olabilir, takdir defterinden okunup söylenmiştir, bu kadar uzak bilgilere  yıldızname bilgileri denir. Yani müneccim bilgisi, yıldızları okuyaraktan gelecekten haber vermek burç ilmi, Burç ilmi ile fal Aynı şey değildir. Mesela Türkiye'de devlet planlama teşkilatı vardır ve bu Planlama Teşkilatı devlet için yapılacak şeyleri 10 senelik plan içinde yapar Mesela 10 senelik planı vardır falan yerde baraj yapılacak, filan yerde yol yapılacak, filan şehir il olacak, filan köy ilçe olacak gibi, 10 senelik plan yapılır, böyle bir plan yapıldığı gibi zamanı yaklaşan plana göre hareket edilir, şu sırada tamamlanacak, şu vakit başlanacak şeklinde plana işlenmiş olabilir , işte bunlar planlandığı gibi, Allahu Teala'nın da takdiri ezelisinden planladığı, Her insanın Kader çizgisi vardır, Bu herkesin kitabında yazılıdır, Yani bir filmin senaryosu gibi, senaryo da onun oyanayacağı rolün tamamı yazılıdır, sözleri dahi yazılıdır, hareketleri dahi yazılıdır değil mi, giyeceyi elbisesi dahi yazılıdır, Öyle olunca, Bizim de Kader kitabımızda, rolümüz yazılıdır, Kader kitabındaki bu rolü okuyabilen bir kimse, işte bize yaklaşan cüzi kaderimiz hakkında haber verebilir, Mesela bu konuda Yıldızname bilgisi olaraktan, der ki, 60 yaşında şöyle bir şey gelecek, eğer sen onu atlatabilirsen paçayı sıyırırsan, Ondan sonra 80 yaşına kadar yaşayacaksın der, işte bu olay da anladığımız anlatıldığı gibi, müneccim bilgiside yani Kader kitabını okumak, işte yol ayrımına Gelinmiş demektir, Oradaki bir olayın işte, Tehlikenin görülmesi, Tehlikeli yerde olay ufkuna gerilmiştir, hani ekin ekilmiş ve sene geçmiş ve hasat mevsimine gelinmiş, sen o sene ekttiğinden ne biçeceksin, Yani sene nasıl geçti, yağmurlu mu, yağışsız mı, ve sen sonuçta verimli bir hasat mı yapacaksın, verimsiz bir hasat mı, İşte bu yol ayrımına gelindiğinde, senin hakkında yeni bir kader çizgisi meydana gelecektir, ya iyiye doğru, ya da kötüye doğru bir kader çizgisi meydana gelecektir, işte oradan müneccim bilgisi olaraktan denir ki, falan yaşında şöyle bir şey olacak, veyahutta falan Yaşta Bir tehlike var, Orayı atlatabilirsen ,.... der Bunlar müneccim bilgisidir, Kader kitabındaki okumalardır, mülk suresinde Allah-u Teala buyurur ki Siz semaya bakmıyor musunuz, hiçbir karışıklık var mı, semada  gelecek te futurda bir bozukluk var mı, dönün dönün bir daha bakın hiçbir Bozukluk göremeyeceksiniz der, yani kader yazılmış bir senaryo gibidir, Herkesin başına gelecek olan Takdiri ilahi, ama Allahu Teala işte bize seçenekler sunmuş, olasılıklar silsilesi, Bir olasılıktan bir olasılığa geçmekteki yol ayrımında, işte tehlike vardır, Bu da bizim Cüzi irade ile açtığımız kapılara bağlıdır, işte Kalp Gözü veyahutta ve Letaifler ile Bize gelen sinyalleri sensörlerin verdiği sinyalleri iyi anladığımız zaman herhangi bir durumda ne tedbir almamız gerektiğini, yahut da nasıl davranırsak, nasıl bir sonuca gideceğimize  dair bize işaret vardır, bize kolaylık içindir, kazanmamız içindir, yanlışlardan doğruyu seçebilmemiz için kader kitaından yani bir nevi seneryomuzdan bir nevi kopya bilgi verilmesidir, Hani diyor ya Duha suresinde peygamberimiz için seni delalet içinde bulduk ve sana Hidayet verdik diyor, esteuzubillah "vevecedeke dallen feheda"  ayeti Göstermektedir ki işte, doğru yolu seçmek için Bize Rehber, Hidayet rehberi olacak bilgiler, diyor seni delalet içinde bulduk, ve doğru yola ulaştırdık, doğru yola ulaşmak için bize tiyolar verilmesi dir. Bu her Mümin için aynı şekilde, aynı dereceye ulaşmış kimseler aynı bilgilere ulaşırlar onlara kolaylık vardır.<br />
<br />
“Doğrusu bunda kalbi olan kimse için bir öğüt vardır.” (Kaf: 37)<br />
<br />
<br />
“Allah Bir Kimsenin Kalbini Müslümanlık İçin Açarsa, O Rabb’inden Verilen Bir Nur Üzerinde Değil midir? Kalpleri Allah’ı Zikretmeye Kaskatı Olan Kimselere İse Yazıklar Olsun! Onlar Apaçık Dalâlet İçindedirler.”<br />
(Zümer: 22)<br />
“İyi Bilin ki İnsanda Bir Et Parçası Vardır, O İyi Olursa Bütün Cesed İyi Olur. O Bozulursa Bütün Cesed İfsad Olur. O Et Parçası ‘KALP’tir.”<br />
(Hadis-i Şerif)<br />
<br />
“Doğrusu Bunda Kalbi Olan Kimse İçin Bir Öğüt Vardır.”<br />
(Kaf: 37)<br />
“O Gün ki, Ne Mal Fayda Verir Ne de Oğullar. Meğer ki Allah’a Tamamen Sâlim ve Temiz Bir Kalp İle Gelenler Ola.”<br />
(Şuârâ: 88-89)<br />
<br />
“Allah-u Teâlâ sizin bedenlerinize ve suretlerinize bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalp gözünün açılması için</span></span><br />
<br />
Kalp gözünün açılması için  yine helal gıda ve, şüphelilerden sakınmak, namazlarını kılmak, ibadetlerini yapmak, günlük virdini çekmek, abdestli durmaya çalışmak, Yalan söylememek, hile yapmamak, zina yapmamak, göz zinası da buna dahildir.<br />
<br />
<br />
أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَآ أَوْ ءَاذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا ۖ فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى ٱلْأَبْصَٰرُ وَلَٰكِن تَعْمَى ٱلْقُلُوبُ ٱلَّتِى فِى ٱلصُّدُورِ<br />
<br />
E fe lem yesîrû fîl ardı fe tekûne lehum kulûbun ya’kılûne bihâ ev âzânunyesmeûne bihâ, fe innehâ lâ ta’mal ebsâru ve lâkin ta’mal kulûbulletî fîs sudûr.<br />
<br />
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.<br />
<br />
Hac Suresi 46. Ayet<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalp gözünün kapanmasına sebep olan şeylere gelince</span></span><br />
<br />
en önemlisi iman ve küfür <br />
<br />
esteuzubillah<br />
"Summun bukmun umyun fehüm la yerciun"<br />
ayeti ile allah birisinin kalbini imana mühürlediyse ve kafir veya münafık olduysa ona hidayet verebilcek kimse yoktur artik ancak Allah tekrar geri ona iman verebilir.<br />
<br />
“Allah onların kalplerini imandan çevirmiştir. Çünkü onlar gerçeği anlamayan kimselerdir.” (Tevbe: 127)<br />
<br />
“İşte onlar Allah’ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir ve onlar gafillerin tâ kendileridir.” Nahl: 108)<br />
<br />
“Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde süsledi.” (Hucurât: 7)<br />
<br />
“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” buyuruyor. (Müslim)<br />
<br />
“Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır.” buyurmuşlardır. (Tirmizi)<br />
<br />
en önemli meselelerden birisi de gıdadır<br />
helal gıdalar çok önemli<br />
helal gıda ile beslenmek kalp gözünün açılmasına sebep olduğu gibi haram girmiş lokmalarla beslenmek de kalp gözünün kapanmasına sebep olur.<br />
Yine şüpheli gıdalarla beslenmek kalp gözünü kapanmasına sebep olur.<br />
Abdestsiz veya  hayızlı bir kadının yaptığı yemeği yemek Yine kalp gözünün kapanmasına sebep olur.<br />
Besmelesiz yiyip içmek kalp gözünü körleştirir.<br />
göz zinası kalp gözünü körleştirir.<br />
kötü ve yanlış kimselerle oturup kalkmak yine kalp gözünü körleştirir.<br />
gusül abdestine dikkat etmemek yine kalp gözünü körleştirir. Abdest iki şekilde olup gusül ve namaz abdestli şeklindedir, fakat teyemmüm ikisi için de geçerlidir. Abdest alamayanın Teyemmüm etmesi hem gusül'e hem de abdeste kifayet eder, Fakat işte<br />
abdestsizken yenilen yemek veyahut da içilen su ve benzerleri yine kalp gözünün körelmesine sebep olur,<br />
abdestsiz olduğunuz zaman en azından teyemmüm almanız size faydalı olacaktır.<br />
yine gıybet etmek kalp gözünü körleştirir.<br />
<br />
“Kulun kalbi istikamet üzere olmadan imanı istikamet üzere olmaz. Dili istikamet üzere olmadan da kalbi istikamet üzere olmaz. Şerrinden komşusu emin olmayan kişi cennete giremez.” buyuruluyor. (Ahmed bin Hanbel)<br />
Yine dünyaya meyletmek kalp gözünü körleştirir.<br />
<br />
Nasıl radyoda eski radyolarda kısa dalgayı açtığımız zaman araya parazit girdiğinde yayın cızırtılı gelirse, işte sensörlerimiz de bize sinyal verirken, Eğer araya başka sinyaller girerse, işte sensörlerin hassasiyeti gider, bize gelecek sinyalleri algılayamayız, ya da duyamayız, ya da anlayamayız, Farkına varamayız, <br />
<br />
“Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.” (Mümin: 35)<br />
<br />
“Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.” (Münafikûn: 3)<br />
<br />
bu örnekte olduğu gibi, işte bugün Dünyamız da telefon dalgalarıyla G5, G7, G4, G3, gibi Dalgalara maruz  insanlar, Bunun dışında internet Yayınları kablosuz dalga WIFI ile dalga olaraktan aktarılmakta, çünkü mesela internet kablo ile geliyor da, evinde sen o WIFI den geçerken bilgisayarına kadar dalga olaraktan gönderiliyor, bu gönderilme ve tekrar algılama bir yayılıma sebep oluyor, Bunların hepsi işte bugün parazit denilen sinyal bozucu dalgaların çoğalmasına sebep oldu, işte bu yüzden insanların algısı köreldi, kalp gözleri kör olmak üzere, bizim dahi ilhamlari alamamamız bu yukarıdaki saydığımız parazit yapan  dalga ve sinyallerin çoğalmasıyla olmuştur, birde Deccal'ın saldırıları  ve insanları dinsiz ve Allahsız bırakma projesi yüzünden, ve Allahu Teala da dünyaya artık rahmet gözüyle bakmıyordur belki de.<br />
<br />
Rabbim sona kalan biz, ümmeti Muhammed'in ahir zaman kesimine merhamet etsin, Bize rahmet gözüyle tekrar baksın, acısın bizlere, ve sonumuzu hayır eylesin, amiyn<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems  18 Şubat 2024<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalp Gözü Yahutta Gönül Gözü Nedir?</span></span><br />
<br />
Gönül gözü ya da Kalp Gözü, insanın olayların farkına varmasını sağlayan bir anlayış, bir firaset, ve fuattır<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun mertebelerine gelince </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Hissi kablel Vuku" denilen 1. basamak </span></span><br />
<br />
Bir olay olmadan hemen önce o olayın olacağını hissetmek, olmadan önce bilmek, fakat bunda kötü olan taraf, herhangi bir önlem alamazsın, çok kısa mesafelidir, olmadan biraz önce bilmek, mesela birisinin geleceğini gelmeden az önce bilmek, ve mesela Ahmet geliyor gibi hissederekten bilmek, ve az sonra da onun kapıdan girivermesi gibi bir olay, bunda herhangi bir tehlike durumunda, önlem almanıza yetecek kadar vakit yoktur.<br />
bunun biraz daha üstü Salih Rüya şeklinde olanıdır <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salih Rüya denilen 2. basamak </span></span><br />
<br />
<br />
Bir olayı olmadan önce, size Rüya yoluyla görüp, o olaya karşı tedbir almanız için, bir hafta, birkaç gün önce, veya bir ay önce, size bir rüya gösterilir. o rüyayla olayları yorumladığınız zaman. herhangi bir tehlike durumunda, size almanız gereken önlemleri almanızı kolaylaştıracak bir zaman dilimidir. Bunda, gelen tehlikeye karşı tedbir almak mümkündür, herhangi bir seni sevindirici bir olay durumunda da önceden bilmek mutluluk verir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yanınızda görevli melaike bulunur 3. basamak </span></span><br />
<br />
3 basamak yanınızda görevli melaike bulunur ve her an gözetim altında bulundurulursunuz, ve size her olay karşısında uyarılar gelir, saga bakma, ya da sola bakma, ileride falancı var, ona selam ver, Buradan şunu al, buraya şunu bırak, şuna yardım et,.. gibi her olay karşısında size anlık gelen ilhamlardır. Bu ilhamlar, sizden ayrılmayan Bir meleğin size yardımcı olmasıyladir, bu hal ancak İhsan makamına çıkmış kimselerde meydana gelir, görüyor gibi iman eden kimseler de meydana gelir,<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'la görüp, Allah'la duymak, Allah'la yürüme  4. basamak </span></span><br />
<br />
Bir Hadisi kutside<br />
<br />
"Kulum Bana Farzlar ve nafilelerle yaklaşır, Ben o'nun gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum..."  dediği hadis de ki, artık Allah'la görüp, Allah'la duymak, Allah'la yürümek, halini almış kimseler, Bu mertebenin dördüncü basamağında yer alır. Bizzat Allah ile kelam eder her halinde, bu hal tasavvufdaki ölü yıkayıcın elindeki  ölü gibi olmak kuralını getirir,  ve Allah'dan gelene itiraz etmemek gerekir ki, ve hani Hz. Muhammede "illa vahyun yuha" ayetindeki, o vahyden başka şey konuşmaz kuralı, artık Allahın istemedğ bir hal o kimseden zuhur etmez, çünkü onu yöneten bizatihi Allah Tealadır ölüyü döndürür gibi onu Allah yönetir, sola dön, öne bak, selam ver,..... v.s.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gönül gözünün kalp gözünün açılması için yapılması gerekenler </span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Daimi Zikir</span></span><br />
Daim mi Zikir nedir? yani vird, insanın günlük veyahut haftalık yaptığı zikirler olması lazımdır ki, Allahu Teala kur'an-ı Kerim'de buyurmakta "Kalpler ancak Zikir ile doyar tatmin olur" kalbini doyurup beslemeyen bir kimse, vicdanının sesini duyamaz, meleklerin sesini duyamaz, ve Kalp Gözü denilen basireti açılmaz.<br />
<br />
Fizikte ve teknolojide buna sensörler deniyor, <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI</span><br />
<br />
En geniş tanımıyla sensör amacı ortamındaki olayları veya değişiklikleri tespit etmek ve bilgileri diğer elektronik cihazlara genellikle bir bilgisayar işlemcisine göndermek olan bir cihaz, modül, makine veya alt sistemdir.<br />
<br />
Sensör her zaman diğer elektronik cihazlarla kullanılır. Sensörler çoğu insanın hiç farkında olmadığı sayısız uygulamanın yanı sıra dokunmaya duyarlı asansör düğmeleri (dokunsal sensör) ve tabanına dokunulduğunda kararan veya parlaklaşan lambalar gibi gündelik nesnelerde kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI SONU</span><br />
<br />
“Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalplerine yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir.” (Mücâdele: 22)<br />
<br />
<br />
Mesela bir Sensör sıcaklığa duyarlıdır ve sıcaklığa göre uyarı bildirimi yapar Eğer sensörün ayarını minimum dereceye getirdiğiniz zaman, mesela 5 dereceden yukarısında haber et Dediğiniz zaman, derece 5 dereceden yukarıya çıktığı zaman size bildiri verir, sinyal verir, yahut 4 derecenin altına düştüğü zaman buzlanma olacak, bana haber ver Dediğiniz zaman, 4 dereceden aşağı düşen hava sıcaklığında size bildiri verir, bu genellikle arabalarda, modern arabalarda mevcuttur, arabanın göstergesinde hava dört dereceye düştüğü zaman buz işareti ile sinyal verir, ve akustik bir sesde verenler var, yani yolda buzlanma olabilir diye size bildirir, İşte bu bir sensördür. yine sensörlerdenr mesela sese Duyarlı sensörler vardır belli gürültüden yüksek olan seslerden sonra bana haber ver Dediğiniz zaman, mesela hastanenin bulunduğu bölgede seslerin yüksek olmaması lazımdır, oraya konacak bir radar sisteminde mesela gürültü yapan bir araba, yahut da gürültü yapan bir kimse olduğu zaman, onun görüntüsünü çeken bir sensör, o kimseye ceza yazılması için gürültü yaptığından dolayı, rahatsızlık verdiğinden dolayı radar cezası. işte böyle bir sensör mesela o bölgenin rahatsız edilmemesini sağlamış olur, hastaların rahatsız edilmemesini sağlamış olur, misal olaraktan verdim. Bunlar, işte bu sensörler gibi hassas duyarlı sensörler vücudumuzda da mevcuttur, işte onlar da bize Melek gruplarının sinyallerini algılamamızı sağlayan sensörlerdir, Bunlar "Kalp, Ruh, Sır, Hafa,  Ahfa ve Nefs" Denilen 5 Cevher+can  veyahutta letaiftir.<br />
bunlardan kalp birincisidir işte kalp gözünün yada gönül gözünün açılması demek, 1. sınırdaki sesleri duymaktır, yani sensörün algılama hassasiyeti ile alakalıdır, dediğim gibi, birincisi "Hissi Gablel Vuku" şeklinde olduğu için, olayı olmadan hemen Az önce, duyduğu veya gördüğü için, olaya bir tedbir alamazsınız. Hani bu, dämmerung sensor var, gece ve gündüz sensörü vardır, akşam hava karardıktan sonra lamba yansın, sabah güneş doğmadan önce kapansın diye, ışığa hassas sensör vardır, Bu sensör işte mesela alacakaranlıkta yansın şeklinde olduğu zaman, işte duyarlılığı, ışığı ne kadar aldığı zaman yandığının hassasiyeti ile alakalı. yahut da hareket ve kıpırdanma sensörü"Alarm Anlage" lerde vardır genellikle, ve herhangi bir kıpırdanma ve harekette, bu sensörün algılama kapasitesi, mesela 3 metre içindeki görüntüleri algılar, ya da 4 metre içindeki görüntüleri algılar gibi hassasiyeti vardır, ve bunu mesela 90 derece yi algıla yahut 360 dereceyi algılar gibi hassasiyeti vardır, İşte buradaki hassasiyetinden Anlaşılacağı gibi, mesela 3 metrenin dışındakileri bilemez, işte olayın da bize ne kadar yakın olduğuyla alakalıdır, bu "hissi kablel vuku" da olay bize yaklaştıktan sonra, yani olay ufkuna, olay ufkuna girdikten sonra bize haber gelir o melaikeden, kable Vuku yani olmadan hemen önce dir ve tedbire vakit yoktur. Ondan sonraki Salih rüyalar dediğimiz gibi, birkaç gün önce, veyahut Bir hafta önce, veyahut bir ay önce, veyahut bir sene, 2 sene önce de olabilir, hani Yusuf Aleyhisselam'a tedbir alması söylendi de 14 yıllık bir olaydan bahsedildi 7 yıl sonra 7 yıl sürecek bir kıtlıktan, olacak olayın Haberi geldi, 7 yıl sonra kıtlık gelecekti, 7 yıl önce de bolluk bereket devam edecektir, Öyle olunca sensörün hassasiyetiyle alakalı olduğu gibi,<br />
<br />
“Kalpler kaplar gibidir. Bazıları diğerlerinden daha çok alır.” (Ahmed bin Hanbel)<br />
<br />
Rüyada da, Salih rüyada da, bize gelen olayın veya kaza Bela'nın uzaklığı ve ehimmiyeti ne kadar ehemmiyet göstermemiz gerektiği o rüyayla bildirilir, ve bizim o konudaki hassasiyetimizde, İşte bu çakralar vesilesiyle, yahutta  letayflar vesilesiyle bize yakınlığını yahut duyarlılığı hassasiyeti, işte bir Kalp gözüyle hissetmek, ikincisi sır, herhangi bir Sırrın bizde açığa çıkması, üçüncüsü hafa yani  gizlinin gizlisi  bir olayı Biz de Vuku bulmadan önce bilinmesi, Ondan sonraki ise ahfa çakrası ile Aynen Yusuf Aleyhisselam'a gelecek olan olayı 7 sene öncesinden bildirilmesi gibi çok uzak bir olayı ama ehemmiyeti önemli hassas olan olay ve başlamamız gereken tedbirlerin başlamasından önceki zamana kadar olacak olayı bize olmadan önce bildirilmesi gibi, ve nefis çakrası ise, ölmeden önce öleceğini bilmek gibi, mesela adam 110 yaşında ölecek, Ama 40 yaşında bunu biliyor olabilir, yani uzun zaman dilimi, hangi gün öleceği nerede öleceği, ne surette öleceği, hepsini biliyor olabilir, bildirilmiş olabilir, takdir defterinden okunup söylenmiştir, bu kadar uzak bilgilere  yıldızname bilgileri denir. Yani müneccim bilgisi, yıldızları okuyaraktan gelecekten haber vermek burç ilmi, Burç ilmi ile fal Aynı şey değildir. Mesela Türkiye'de devlet planlama teşkilatı vardır ve bu Planlama Teşkilatı devlet için yapılacak şeyleri 10 senelik plan içinde yapar Mesela 10 senelik planı vardır falan yerde baraj yapılacak, filan yerde yol yapılacak, filan şehir il olacak, filan köy ilçe olacak gibi, 10 senelik plan yapılır, böyle bir plan yapıldığı gibi zamanı yaklaşan plana göre hareket edilir, şu sırada tamamlanacak, şu vakit başlanacak şeklinde plana işlenmiş olabilir , işte bunlar planlandığı gibi, Allahu Teala'nın da takdiri ezelisinden planladığı, Her insanın Kader çizgisi vardır, Bu herkesin kitabında yazılıdır, Yani bir filmin senaryosu gibi, senaryo da onun oyanayacağı rolün tamamı yazılıdır, sözleri dahi yazılıdır, hareketleri dahi yazılıdır değil mi, giyeceyi elbisesi dahi yazılıdır, Öyle olunca, Bizim de Kader kitabımızda, rolümüz yazılıdır, Kader kitabındaki bu rolü okuyabilen bir kimse, işte bize yaklaşan cüzi kaderimiz hakkında haber verebilir, Mesela bu konuda Yıldızname bilgisi olaraktan, der ki, 60 yaşında şöyle bir şey gelecek, eğer sen onu atlatabilirsen paçayı sıyırırsan, Ondan sonra 80 yaşına kadar yaşayacaksın der, işte bu olay da anladığımız anlatıldığı gibi, müneccim bilgiside yani Kader kitabını okumak, işte yol ayrımına Gelinmiş demektir, Oradaki bir olayın işte, Tehlikenin görülmesi, Tehlikeli yerde olay ufkuna gerilmiştir, hani ekin ekilmiş ve sene geçmiş ve hasat mevsimine gelinmiş, sen o sene ekttiğinden ne biçeceksin, Yani sene nasıl geçti, yağmurlu mu, yağışsız mı, ve sen sonuçta verimli bir hasat mı yapacaksın, verimsiz bir hasat mı, İşte bu yol ayrımına gelindiğinde, senin hakkında yeni bir kader çizgisi meydana gelecektir, ya iyiye doğru, ya da kötüye doğru bir kader çizgisi meydana gelecektir, işte oradan müneccim bilgisi olaraktan denir ki, falan yaşında şöyle bir şey olacak, veyahutta falan Yaşta Bir tehlike var, Orayı atlatabilirsen ,.... der Bunlar müneccim bilgisidir, Kader kitabındaki okumalardır, mülk suresinde Allah-u Teala buyurur ki Siz semaya bakmıyor musunuz, hiçbir karışıklık var mı, semada  gelecek te futurda bir bozukluk var mı, dönün dönün bir daha bakın hiçbir Bozukluk göremeyeceksiniz der, yani kader yazılmış bir senaryo gibidir, Herkesin başına gelecek olan Takdiri ilahi, ama Allahu Teala işte bize seçenekler sunmuş, olasılıklar silsilesi, Bir olasılıktan bir olasılığa geçmekteki yol ayrımında, işte tehlike vardır, Bu da bizim Cüzi irade ile açtığımız kapılara bağlıdır, işte Kalp Gözü veyahutta ve Letaifler ile Bize gelen sinyalleri sensörlerin verdiği sinyalleri iyi anladığımız zaman herhangi bir durumda ne tedbir almamız gerektiğini, yahut da nasıl davranırsak, nasıl bir sonuca gideceğimize  dair bize işaret vardır, bize kolaylık içindir, kazanmamız içindir, yanlışlardan doğruyu seçebilmemiz için kader kitaından yani bir nevi seneryomuzdan bir nevi kopya bilgi verilmesidir, Hani diyor ya Duha suresinde peygamberimiz için seni delalet içinde bulduk ve sana Hidayet verdik diyor, esteuzubillah "vevecedeke dallen feheda"  ayeti Göstermektedir ki işte, doğru yolu seçmek için Bize Rehber, Hidayet rehberi olacak bilgiler, diyor seni delalet içinde bulduk, ve doğru yola ulaştırdık, doğru yola ulaşmak için bize tiyolar verilmesi dir. Bu her Mümin için aynı şekilde, aynı dereceye ulaşmış kimseler aynı bilgilere ulaşırlar onlara kolaylık vardır.<br />
<br />
“Doğrusu bunda kalbi olan kimse için bir öğüt vardır.” (Kaf: 37)<br />
<br />
<br />
“Allah Bir Kimsenin Kalbini Müslümanlık İçin Açarsa, O Rabb’inden Verilen Bir Nur Üzerinde Değil midir? Kalpleri Allah’ı Zikretmeye Kaskatı Olan Kimselere İse Yazıklar Olsun! Onlar Apaçık Dalâlet İçindedirler.”<br />
(Zümer: 22)<br />
“İyi Bilin ki İnsanda Bir Et Parçası Vardır, O İyi Olursa Bütün Cesed İyi Olur. O Bozulursa Bütün Cesed İfsad Olur. O Et Parçası ‘KALP’tir.”<br />
(Hadis-i Şerif)<br />
<br />
“Doğrusu Bunda Kalbi Olan Kimse İçin Bir Öğüt Vardır.”<br />
(Kaf: 37)<br />
“O Gün ki, Ne Mal Fayda Verir Ne de Oğullar. Meğer ki Allah’a Tamamen Sâlim ve Temiz Bir Kalp İle Gelenler Ola.”<br />
(Şuârâ: 88-89)<br />
<br />
“Allah-u Teâlâ sizin bedenlerinize ve suretlerinize bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalp gözünün açılması için</span></span><br />
<br />
Kalp gözünün açılması için  yine helal gıda ve, şüphelilerden sakınmak, namazlarını kılmak, ibadetlerini yapmak, günlük virdini çekmek, abdestli durmaya çalışmak, Yalan söylememek, hile yapmamak, zina yapmamak, göz zinası da buna dahildir.<br />
<br />
<br />
أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَآ أَوْ ءَاذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا ۖ فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى ٱلْأَبْصَٰرُ وَلَٰكِن تَعْمَى ٱلْقُلُوبُ ٱلَّتِى فِى ٱلصُّدُورِ<br />
<br />
E fe lem yesîrû fîl ardı fe tekûne lehum kulûbun ya’kılûne bihâ ev âzânunyesmeûne bihâ, fe innehâ lâ ta’mal ebsâru ve lâkin ta’mal kulûbulletî fîs sudûr.<br />
<br />
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.<br />
<br />
Hac Suresi 46. Ayet<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kalp gözünün kapanmasına sebep olan şeylere gelince</span></span><br />
<br />
en önemlisi iman ve küfür <br />
<br />
esteuzubillah<br />
"Summun bukmun umyun fehüm la yerciun"<br />
ayeti ile allah birisinin kalbini imana mühürlediyse ve kafir veya münafık olduysa ona hidayet verebilcek kimse yoktur artik ancak Allah tekrar geri ona iman verebilir.<br />
<br />
“Allah onların kalplerini imandan çevirmiştir. Çünkü onlar gerçeği anlamayan kimselerdir.” (Tevbe: 127)<br />
<br />
“İşte onlar Allah’ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir ve onlar gafillerin tâ kendileridir.” Nahl: 108)<br />
<br />
“Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde süsledi.” (Hucurât: 7)<br />
<br />
“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” buyuruyor. (Müslim)<br />
<br />
“Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır.” buyurmuşlardır. (Tirmizi)<br />
<br />
en önemli meselelerden birisi de gıdadır<br />
helal gıdalar çok önemli<br />
helal gıda ile beslenmek kalp gözünün açılmasına sebep olduğu gibi haram girmiş lokmalarla beslenmek de kalp gözünün kapanmasına sebep olur.<br />
Yine şüpheli gıdalarla beslenmek kalp gözünü kapanmasına sebep olur.<br />
Abdestsiz veya  hayızlı bir kadının yaptığı yemeği yemek Yine kalp gözünün kapanmasına sebep olur.<br />
Besmelesiz yiyip içmek kalp gözünü körleştirir.<br />
göz zinası kalp gözünü körleştirir.<br />
kötü ve yanlış kimselerle oturup kalkmak yine kalp gözünü körleştirir.<br />
gusül abdestine dikkat etmemek yine kalp gözünü körleştirir. Abdest iki şekilde olup gusül ve namaz abdestli şeklindedir, fakat teyemmüm ikisi için de geçerlidir. Abdest alamayanın Teyemmüm etmesi hem gusül'e hem de abdeste kifayet eder, Fakat işte<br />
abdestsizken yenilen yemek veyahut da içilen su ve benzerleri yine kalp gözünün körelmesine sebep olur,<br />
abdestsiz olduğunuz zaman en azından teyemmüm almanız size faydalı olacaktır.<br />
yine gıybet etmek kalp gözünü körleştirir.<br />
<br />
“Kulun kalbi istikamet üzere olmadan imanı istikamet üzere olmaz. Dili istikamet üzere olmadan da kalbi istikamet üzere olmaz. Şerrinden komşusu emin olmayan kişi cennete giremez.” buyuruluyor. (Ahmed bin Hanbel)<br />
Yine dünyaya meyletmek kalp gözünü körleştirir.<br />
<br />
Nasıl radyoda eski radyolarda kısa dalgayı açtığımız zaman araya parazit girdiğinde yayın cızırtılı gelirse, işte sensörlerimiz de bize sinyal verirken, Eğer araya başka sinyaller girerse, işte sensörlerin hassasiyeti gider, bize gelecek sinyalleri algılayamayız, ya da duyamayız, ya da anlayamayız, Farkına varamayız, <br />
<br />
“Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.” (Mümin: 35)<br />
<br />
“Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.” (Münafikûn: 3)<br />
<br />
bu örnekte olduğu gibi, işte bugün Dünyamız da telefon dalgalarıyla G5, G7, G4, G3, gibi Dalgalara maruz  insanlar, Bunun dışında internet Yayınları kablosuz dalga WIFI ile dalga olaraktan aktarılmakta, çünkü mesela internet kablo ile geliyor da, evinde sen o WIFI den geçerken bilgisayarına kadar dalga olaraktan gönderiliyor, bu gönderilme ve tekrar algılama bir yayılıma sebep oluyor, Bunların hepsi işte bugün parazit denilen sinyal bozucu dalgaların çoğalmasına sebep oldu, işte bu yüzden insanların algısı köreldi, kalp gözleri kör olmak üzere, bizim dahi ilhamlari alamamamız bu yukarıdaki saydığımız parazit yapan  dalga ve sinyallerin çoğalmasıyla olmuştur, birde Deccal'ın saldırıları  ve insanları dinsiz ve Allahsız bırakma projesi yüzünden, ve Allahu Teala da dünyaya artık rahmet gözüyle bakmıyordur belki de.<br />
<br />
Rabbim sona kalan biz, ümmeti Muhammed'in ahir zaman kesimine merhamet etsin, Bize rahmet gözüyle tekrar baksın, acısın bizlere, ve sonumuzu hayır eylesin, amiyn<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems  18 Şubat 2024<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyada Vergi olarak isimlendirilen ve islam da ki Zekat olan modelin manası nedir]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44679</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:11:00 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44679</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dünya da Vergi olarak isimlendirilen ve islam da ki ismi Zekat olan modelin manası nedir?</span></span><br />
<br />
Ve vergi sistemi mesela euro ile yaparsak, calişanlardan alinacak 1 euro da 100 tane cent var, yani 100 tane kuruş var, ve bir devlette 10 milyon calişan ve aylik alan varsa, bunlardan sadece 1 euro vergi ve zekat kesilse, yani onun her bir centi, ayri iş için kullanilsa, 10 milyonda 1 kuruş yada 1 cent toplam 1 milyon euro eder, ve bir milyon her ay yola ayrilsa, 1 milyon suya ayrilsa, birmilyon fakirlere ayrilsa, yani 100 ayri işe ayrilir, ve iki euro kesilse 200 ayri iş ve ilsamda zekat %2,5 öyle olunca 100 euroda 2,5 euro alinmasi lazimmiş desek o zaman bu sistem yine yürümüyor, kimler yiyor bu vergileri, kimlerin kursagindan geciyor bu vergiler, zukkum yiyesiceler kim onlar. yani sistem bu, zekat sistemi bu, Allah bunun dünyada kurulmasini istedi, kim icad etti bunu, tahminim tam sisteme gecirenler avrupalilar, avrupa buldu yapti, amma bizimkiler ne yapti, iki üc yudumcu toplanan paralari yukarda aralarinda pay ediyor, zukkum olsun o fakirin fukaranin hakki, yoksa sistem bu, ondan başka kimsenin , extra vergide zekatta vermesine gerek yok, sistem bu, bu yapilmali, yoksa vay oraya buraya fakire vercen diye adam aranmaz, devletin görevi, niye Hz. Muhammed, Salabeye zekat memuru gönderdi, yani, devlete istiyor, vergi istiyor muhammed, yani işde durum bu, bunu uygulayan insanlar da milletlerde de ferah olur, yolsuz yerde kalamz, susuz yerde kalmaz, fazla gelenleride, fakir yerlere ayir, kalkindir, bütün dünya cennete döner, vallahi böyle, durum böyle böyle.<br />
<br />
<br />
ve benim size anlattigim vergi örnegi, daha pastanin sadece %0,01, i ve sizden halbuki 1 euromu gelir vergisi kesiliyor, halbuki ayliginizin 1/3 ü kesiliyor vergiye, yani 1000 euro alan birisinin 250 eurosu kesiliyor, 1500 alan birisinden de 500 euro kesiliyor, yine 2000 alandanda 650 euro gibi bir kesinti yapiloyor, haydi bunun yarisi sigorta kesintisi olsa, yarisi yine vergi, yani oda eder 1500 alandan 500 idi yarisi 250 euro, 250 euro eder. ve 10 milyon calişani olan bir devlette, en az her kişiden 250 euro kesilse, buda eder 250*10000000= 2 milyar 500 milyon euro, sadece gelir vergisi olrak bu devlete kazanc geliyor . haaa unutmayin bu her ay ayni gelir geliyor, aylik yani, ve bunun yaninda her alinan satilan maldanda %20 Mwst vergisi , vergi aliniyor bu avrupada mesela, Türkiyde kac bilmiyon amma yine Türkiyedede var bu vergi, her maldan vergi aliniyor, bunuda şu kadar örnekle gösteren : mesala ekmek bir baş ürün, ve Türkiyenin tamaminda satilan aylik ekmekden alinan vergi nin tahimini hesabi : eger bu ekmek ev başi günlük 5 ekmek olsa, ve Türkiyede 80 milyon nüfus varsa, en kücük aile modeli 4 kişi ortalama olsun, 80 milyonu 4 e böl 20 milyon ev demek, ve haydi biraz büyük aileler kücük aileler var, onlarida cikar etsin bu 15 milyon ev, ve her ev günde 5 ekmek alsa, 15000000*5=75 milyon ekmek eder, sadece günlük, bu bir ayda bunu carp 30 ile oda eder 2 milyar 250 milyon ekmek, her ekmekden, tanesi 1,25 olan ekmegin %20 si vergi olsa, ortalama 25 kuruş yada 25 cent vergi demek olur, ve bunu 2 milyar 250 milyon ile carpinca, 562 milyon 500 bin lira eder, sadece bir ayda ekmekden alinan vergi, ve bunu siz düşünün bir eve kac baş yiyecek giriyor : peynir, zeytin, cay, su, süt, şeker, portakal, mandalin, marul, sirke, elma, armut ,........... yüzlerce baş mal, ve yine eczanelerde bir eczane dolusu ilac ceşidi var, her ilcadan ilac başi %20 alinsa, Türkiyenin genelinde satilan ilcaci düşün, ve yine kömür odun gaz, benzin ve siz düşünün bu vergiden elde edilen gelirin haydi bu gelirin %20 si askeriyeye gitsin, gerisi nerde, zukkum yiyesiceler, gerisi nerde, niye hizmet olarak dönmüyor, eee neyimiş Erdogan yol yapmişmiş, lan tr o ttel, babasinin parasi ilemi yapti onlari, bak para nerden, senin benim param yine o, dan gil trot tel, o yapinca, sanki babasinin mailindan yapmiş gibi birde hava atiyorlar, zukkum yiyesiceler, artik bu vergi kontrol edilmeli, halk bu paralaar nere gidiyor, yukardakilere sormali, ve bu vergi, yani zekat fonu düzelirse, dünyada ne ac kalir, ne fakir ülke kalir, ne de yolsuz köy, ne de susuz köy kalir, ne ac, ne de fakir kalir anladiniz mi şimdi.<br />
<br />
Gelelim pastadan büyük pay alanlara, bir fabrikanin aylik cirosu 1milyon olsa, ve bunun %25 i gelir verigisi olarak alinsa, oda eder 250 000 euro vergi geliri yine, ve bir ülkede böyle en kücük 1 milyon cirolu 100 fabrika veya iş yeri olsa, sadece onlardan toplam 25 milyon aylik yine vergi geliri geliyor, ve daha büyük ciro yapanlari siz düşünün, ayda 5 milyon ciro yapani düşün, yani 5 kati 125 milyon 1milyar ciro yapani düşün, sadece bir fabrikadan alinan vergi bir aylik ne kdar eder siz hesap edin birazda, eeee nerde bu paralar peki, kimlerin cebine giriyor bunlar.<br />
<br />
Ve evet nasil derslerine calişmayan ögrenciler sinifda kalmaya mahkum olursa, aklini kullanmayan milletlerde, geride kalmaya mahkumdur, ve gericilik fikiri bu yüzden bu gün yaygin vaziyettedir, neden cünkü aklini kullanmyan insanlar, ileri daha iyiye dogru yürümek yerine, gecmişdeki yapilanlari örnek alarak geride kalmakda, ve gerici olmakdalar, oysaki Muhammed dedi:<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
''İki günü eşit olan zarardadır.''<br />
<br />
( Hadis-i Şerif , Deylemi , Hz. Ali den rivayetle<br />
<br />
Yine Allahu Tealanin, her an ayri demde, ayri işde, ayri yaratişda olmasina da tersdir bu gericilik.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard, kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecelli, yeni bir oluş) üzerindedir, o istenenleri, O, her an yaratma halindedir.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet)<br />
<br />
Yönetilende, yönetende kendi ve degerlerini sorgulamak zorundadir, yoksa kontrolsüz güc, raydan cikmiş oilur, ve bu gidişat, gösteriyorki, vergi sistemi, daha dogrsu islami agiz ile zekat fonu, yanliş ellerde, ve yanliş ceplerde, o yüzden<br />
Hz Ömer Hutbe irad ederken bir ara sordu :<br />
<br />
“Eğer ben yanilip yanliş yaparsam ne yaparsınız?” diye sordu.<br />
cemaat cevap verdi :<br />
“Seni kılıçlarımızla doğrultmasını biliriz!”<br />
yani adaletin babasi yanliş yapacak, ve onuda korkmadan düzeltebilcek, onun o cebbar cesur ve hidddetli halinden korkmadan, onu cebren, kilic zoru ile düzeltip, dogrultcak, yanlişindan vazgecircek cesarette askerleri varmiş.<br />
o halde Raabim Teala vetekaddes hazretleri , mehdiye, askerinin icindende, bu zekat fonu gibi, ve o, ve diger ters giden gidişatlari sorgulayipda, yolunda gitmeyen hususlari kilici ile silahi ile veya akli ile düzetebilcek cesarette ashab nasip eylesin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rasit Tunca Bilgilendirici Makale  Vaaz</span></span><br />
<br />
Kaynak<br />
Âlimin Günahi Avamın Sevabıdır<br />
<br />
<br />
3 Aralık 2017 Vaazi</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dünya da Vergi olarak isimlendirilen ve islam da ki ismi Zekat olan modelin manası nedir?</span></span><br />
<br />
Ve vergi sistemi mesela euro ile yaparsak, calişanlardan alinacak 1 euro da 100 tane cent var, yani 100 tane kuruş var, ve bir devlette 10 milyon calişan ve aylik alan varsa, bunlardan sadece 1 euro vergi ve zekat kesilse, yani onun her bir centi, ayri iş için kullanilsa, 10 milyonda 1 kuruş yada 1 cent toplam 1 milyon euro eder, ve bir milyon her ay yola ayrilsa, 1 milyon suya ayrilsa, birmilyon fakirlere ayrilsa, yani 100 ayri işe ayrilir, ve iki euro kesilse 200 ayri iş ve ilsamda zekat %2,5 öyle olunca 100 euroda 2,5 euro alinmasi lazimmiş desek o zaman bu sistem yine yürümüyor, kimler yiyor bu vergileri, kimlerin kursagindan geciyor bu vergiler, zukkum yiyesiceler kim onlar. yani sistem bu, zekat sistemi bu, Allah bunun dünyada kurulmasini istedi, kim icad etti bunu, tahminim tam sisteme gecirenler avrupalilar, avrupa buldu yapti, amma bizimkiler ne yapti, iki üc yudumcu toplanan paralari yukarda aralarinda pay ediyor, zukkum olsun o fakirin fukaranin hakki, yoksa sistem bu, ondan başka kimsenin , extra vergide zekatta vermesine gerek yok, sistem bu, bu yapilmali, yoksa vay oraya buraya fakire vercen diye adam aranmaz, devletin görevi, niye Hz. Muhammed, Salabeye zekat memuru gönderdi, yani, devlete istiyor, vergi istiyor muhammed, yani işde durum bu, bunu uygulayan insanlar da milletlerde de ferah olur, yolsuz yerde kalamz, susuz yerde kalmaz, fazla gelenleride, fakir yerlere ayir, kalkindir, bütün dünya cennete döner, vallahi böyle, durum böyle böyle.<br />
<br />
<br />
ve benim size anlattigim vergi örnegi, daha pastanin sadece %0,01, i ve sizden halbuki 1 euromu gelir vergisi kesiliyor, halbuki ayliginizin 1/3 ü kesiliyor vergiye, yani 1000 euro alan birisinin 250 eurosu kesiliyor, 1500 alan birisinden de 500 euro kesiliyor, yine 2000 alandanda 650 euro gibi bir kesinti yapiloyor, haydi bunun yarisi sigorta kesintisi olsa, yarisi yine vergi, yani oda eder 1500 alandan 500 idi yarisi 250 euro, 250 euro eder. ve 10 milyon calişani olan bir devlette, en az her kişiden 250 euro kesilse, buda eder 250*10000000= 2 milyar 500 milyon euro, sadece gelir vergisi olrak bu devlete kazanc geliyor . haaa unutmayin bu her ay ayni gelir geliyor, aylik yani, ve bunun yaninda her alinan satilan maldanda %20 Mwst vergisi , vergi aliniyor bu avrupada mesela, Türkiyde kac bilmiyon amma yine Türkiyedede var bu vergi, her maldan vergi aliniyor, bunuda şu kadar örnekle gösteren : mesala ekmek bir baş ürün, ve Türkiyenin tamaminda satilan aylik ekmekden alinan vergi nin tahimini hesabi : eger bu ekmek ev başi günlük 5 ekmek olsa, ve Türkiyede 80 milyon nüfus varsa, en kücük aile modeli 4 kişi ortalama olsun, 80 milyonu 4 e böl 20 milyon ev demek, ve haydi biraz büyük aileler kücük aileler var, onlarida cikar etsin bu 15 milyon ev, ve her ev günde 5 ekmek alsa, 15000000*5=75 milyon ekmek eder, sadece günlük, bu bir ayda bunu carp 30 ile oda eder 2 milyar 250 milyon ekmek, her ekmekden, tanesi 1,25 olan ekmegin %20 si vergi olsa, ortalama 25 kuruş yada 25 cent vergi demek olur, ve bunu 2 milyar 250 milyon ile carpinca, 562 milyon 500 bin lira eder, sadece bir ayda ekmekden alinan vergi, ve bunu siz düşünün bir eve kac baş yiyecek giriyor : peynir, zeytin, cay, su, süt, şeker, portakal, mandalin, marul, sirke, elma, armut ,........... yüzlerce baş mal, ve yine eczanelerde bir eczane dolusu ilac ceşidi var, her ilcadan ilac başi %20 alinsa, Türkiyenin genelinde satilan ilcaci düşün, ve yine kömür odun gaz, benzin ve siz düşünün bu vergiden elde edilen gelirin haydi bu gelirin %20 si askeriyeye gitsin, gerisi nerde, zukkum yiyesiceler, gerisi nerde, niye hizmet olarak dönmüyor, eee neyimiş Erdogan yol yapmişmiş, lan tr o ttel, babasinin parasi ilemi yapti onlari, bak para nerden, senin benim param yine o, dan gil trot tel, o yapinca, sanki babasinin mailindan yapmiş gibi birde hava atiyorlar, zukkum yiyesiceler, artik bu vergi kontrol edilmeli, halk bu paralaar nere gidiyor, yukardakilere sormali, ve bu vergi, yani zekat fonu düzelirse, dünyada ne ac kalir, ne fakir ülke kalir, ne de yolsuz köy, ne de susuz köy kalir, ne ac, ne de fakir kalir anladiniz mi şimdi.<br />
<br />
Gelelim pastadan büyük pay alanlara, bir fabrikanin aylik cirosu 1milyon olsa, ve bunun %25 i gelir verigisi olarak alinsa, oda eder 250 000 euro vergi geliri yine, ve bir ülkede böyle en kücük 1 milyon cirolu 100 fabrika veya iş yeri olsa, sadece onlardan toplam 25 milyon aylik yine vergi geliri geliyor, ve daha büyük ciro yapanlari siz düşünün, ayda 5 milyon ciro yapani düşün, yani 5 kati 125 milyon 1milyar ciro yapani düşün, sadece bir fabrikadan alinan vergi bir aylik ne kdar eder siz hesap edin birazda, eeee nerde bu paralar peki, kimlerin cebine giriyor bunlar.<br />
<br />
Ve evet nasil derslerine calişmayan ögrenciler sinifda kalmaya mahkum olursa, aklini kullanmayan milletlerde, geride kalmaya mahkumdur, ve gericilik fikiri bu yüzden bu gün yaygin vaziyettedir, neden cünkü aklini kullanmyan insanlar, ileri daha iyiye dogru yürümek yerine, gecmişdeki yapilanlari örnek alarak geride kalmakda, ve gerici olmakdalar, oysaki Muhammed dedi:<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
''İki günü eşit olan zarardadır.''<br />
<br />
( Hadis-i Şerif , Deylemi , Hz. Ali den rivayetle<br />
<br />
Yine Allahu Tealanin, her an ayri demde, ayri işde, ayri yaratişda olmasina da tersdir bu gericilik.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard, kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecelli, yeni bir oluş) üzerindedir, o istenenleri, O, her an yaratma halindedir.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet)<br />
<br />
Yönetilende, yönetende kendi ve degerlerini sorgulamak zorundadir, yoksa kontrolsüz güc, raydan cikmiş oilur, ve bu gidişat, gösteriyorki, vergi sistemi, daha dogrsu islami agiz ile zekat fonu, yanliş ellerde, ve yanliş ceplerde, o yüzden<br />
Hz Ömer Hutbe irad ederken bir ara sordu :<br />
<br />
“Eğer ben yanilip yanliş yaparsam ne yaparsınız?” diye sordu.<br />
cemaat cevap verdi :<br />
“Seni kılıçlarımızla doğrultmasını biliriz!”<br />
yani adaletin babasi yanliş yapacak, ve onuda korkmadan düzeltebilcek, onun o cebbar cesur ve hidddetli halinden korkmadan, onu cebren, kilic zoru ile düzeltip, dogrultcak, yanlişindan vazgecircek cesarette askerleri varmiş.<br />
o halde Raabim Teala vetekaddes hazretleri , mehdiye, askerinin icindende, bu zekat fonu gibi, ve o, ve diger ters giden gidişatlari sorgulayipda, yolunda gitmeyen hususlari kilici ile silahi ile veya akli ile düzetebilcek cesarette ashab nasip eylesin.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rasit Tunca Bilgilendirici Makale  Vaaz</span></span><br />
<br />
Kaynak<br />
Âlimin Günahi Avamın Sevabıdır<br />
<br />
<br />
3 Aralık 2017 Vaazi</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cennet ve cehennem, iç içe girmiş vaziyette, ve bu dünyada kurulmuş vaziyette]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44678</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:08:41 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44678</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cennet ve cehennem,  iç içe girmiş vaziytte, ve bu dünyada kurulmuş vaziyette</span></span><br />
<br />
Dedikki cennetde bu dünyada kurlulmuş, cehennemde bu dünyada kurulmuş, ve mesela dedik elimizi uzatinca merketten yada pazardan gidip ekmeden bicmeden sulamadan mesala dometes alabiliyoruz, ama işde bizler pazardan yada merkatten alabilirken, o aldigimiz domtesi ekip bicip, ve eziyetini cilesini ceken birde ciftci amcalarmiz var, peki onlarin cenneti neresi o zaman demek lazim, ve o cileyi cekip eziyeti cekip ekip bicen ciftci amca, 1 kilo domtes için mesela 65 kuruş kazaniyor, arada araci aliyor onu pazara satiyor, o da ekmeden bicmeden, o cileyi cekmeden, arada alip satarak, yine bir 65 kuruşda o kazaniyor, ve pazarciya domatesi mesela 1,30 liraya satiyor, ve pazarci amca yine ne ekdi ne bicdi, nede tarladan taa pazara getircen diye bir cile cekdi, taa önüne kadar kamyon getirdi, indirdi, pazarda yada markettee tezgaha koydu, ve o da 65 centte o kar koydu, ve etti 1,95 liraya yada 2 liraya satti ve bizlerde gidip tüketici olarak pazardan 2 lira verip kilo kilo domtesi uzanip aliyoruz, burada cehennemi kim yaşiyor, ciftci amca, cilesi zorlugu camuru topragi yorgunlugu ile cilesini ceken o, bizler burada cennet ehli olduk, amm işde cicftci amca, ben domatesi 65 e vermeycen 67 kuruşa satcan derse, bu pazra varasyi 6 kuruş daha zam alipda variyor, ve biz bunu böyle 2 lira yerine 2,60 a almaya razi olmuyoruz, ve pahali diyoruz, ve ucuza satan pazarci ariyoruz, halbuki cileyi ceken ciftci amca bundan ancak iki kuruş kar etcek, belki borcu var, belki derdi var, hasta oldu ilac alacak, yani işde fakire fakirce katki iki kuruş, zengine zengince katki, onada iki kuruş, amma bu iki kuruş emektarin hakkimi, yoksa pazarcinin hakkimi demek yokmu ? peki bu araci arada tarladan alip gelip pazara satan, cokmu akilida, öyle ekmeden bicmeden 65 kuruş kazaniyor, hayir o da ciftci amcadan daha akilli degil, amma onunda cilesi var, tarladan aldi amma, işde pazara yetiştiremezse cürür, bütün mal zarar olur, yine satacak pazar bulamazsa, mal elinde kalir, yine zarar eder, onun cileside kendine göre, yine cile ve cehennem, peki üc emektar, ve ücüde 65=65=65 kuruş kazaniyor amma ücünün de agirligi ayni degil, cünkü ciftcinin cilesi ile, aracinin cilesi ayni degil, yine pazarcinin cilesi yine ayni degil, yine marketcinin cilesi ayni degil, öyle olunca sanki bizim köylü köy cafesinin ve dükkaninin eski sahibi musti amcanin, ben cocukken bana sordugu soru aklima geliyor, dediki sen okuyormuşsun, akilli cocuckmuşsun, haydi cevap ver bakalim dedi, 100 kilo pamuk cuvalimi agir, yoksa 100 kilo demir cuvalimi agir dedi, ben dedim ikiside ayni, o da o zaman dedi, aygina bir 100 kilo pamuk cuvali düşsemi, ayagin acir, agrir? yoksa 100 kilo demir düşsemi diye sordu, ben dedim tabiki demir ayagi kirar, o zaman dedi : bak ayni degilmiş 100 kilo pamuk ile 100 kilo demir dedi. yani öyle olunca, ciftcnin cehennemi ve cilesi ile pazarcinin cehennemi ve cilesi ayni agirlikda degil demekki, ciftcininki sanki 100 kilo demir cuvali gibi, ve pazarcininkide belki 100 kilo pamuk cuvali gibi yani. ve biz pazarda, iki kuruş pahali diye ucuz pazarci ariyoruz. biz tüketilcere ciftci amca deseki : gel sen ek bic, ve ben sana 67 degil 70 cent veren derse, kimse ekip bicmeye razi gelmez, o cileyi cekmye razi gelmez, hatta denese bile, ilmi bilmediginden o kadar verim alip masrafini kurtaramaz belki. Benim seram var, her sene nerdeyse seraya biber fidesi dikiyoz, yada salatalik dometes fiedesi, amma işde ona bakim masrafimi su parami bile kurtarmiyor, yani sadece hoby belki, yoksa bir fideyi 2 euroya alsam ondan suladim gübreledim aldigim sadece belki 5 tane salatalik tamami bu, ve ben salataligi yeri geliyor yazin bol vakitinde 50 cente aliyon, öyle olunca 2,5 liraya 5 tane salatalik hazir alabiliyorsun, amma işde peki benim su param nerde, benim yaptigim emek ve zaman nerde, yani öyle sakin ciftcinin emegini hor görmeyin, onlar o cileyi cekip de, o eziyeti cekipde, ekmese bicmese, bizler nerden hazir alip, elimizi uzatipda, bu cennet gibi hayati yaşariz, öylse ciftcinin emegine saygi duyalim ey insanoglu. amma onlarda firsati ele gecirdik diye, milleti kaziklamaya kalkmasinlar. yani herkes hakkini korur, ve vicdani ile hareket ederse, ne cifti zarar eder, ne araci, nede pazarci, cünkü eger ciftci ilk 65 kuruşu kazanmazsa, yani tüketicinin vercegi 65 cent olmazsa, bu sefer ne ciftci olur, nede araci , veya ikinci kazanc olan araci, olmazsa, o aracinin verecegi 65 kuruş olmasa, mal pazara gelmez, pazardan elimiz boş döneriz, bu hafta yollar kapaliymiş mal gelmemiş diyorlarya bazen kişin. yani öyle olunca, araci olmazsa, mal pazara merkete gelmez, yine ciftci olmazsa, ciftcinin masrafi olan, para olmazsa, ne dometes olur, ne araci olur, nede pazarci, ve pazarcinin verecegi 1,30 lira olmazsa, ne ciftci olur, nede araci, öyle olunca, cark carka bagli, cark carka bagli, ve Allah işde, bazilarina cenneti tatdirirken, bazilarina cehennemi yaşatiyor. yine ciftci amca ekdi bicdi, cile cekdi, ve dometes biber üretdi, amma ciftci amcada akşam eve gitdimi internete gircek, yada televizyon seyretcek ceryan parasi veya televizyon almasi lazim, cünkü o da televizyon üretemiyor, o da gidip marketten, elektrik elektronik magazasindan, elini uzatip, bu sefer o dometesden kazandigi para ile, televizon aliyor, yada interet baglatip, dünyayi seyrediyor, öyle olunca, o da cehhenem icinde birde cennet hayati yaşiyor, o da elini uzatip aliyor bu devirde. yani cennet ve cehennem, ic ice girmiş vaziytte, ve bu dünyada kurulmuş vaziyette. birileri cehennemi, birileri ise her an cenneti tadip yaşiyor yani.<br />
<br />
yine diyorlki Türkiyemizde ve dünyada günde binlerce ekmek israf ediliyor diyor, bu israfin önüne gecilse diyor, bilmem kac tane fakir doyar diyorlar, bilmem kac tane fabrika yapilir falan filen. yani rakamsal istatistik yapipda yazipda aklinizi kariştirmak istemiyorum burada, amma yani rakamlar, cok yüksek bu konuda, amma sanki bu ekmek israfinin önüne gecince, dünyayi kurtariverecekmişiz gibi laflar edenler var. Halbuki cark öyle dönmüyor, cünkü mesela o artan ekmekler firinda veya restoranlalarda israf edilmeyipde, baytlayan ekmekler, halka fakirlere bedeva dagitilsa, bu sefer düşünün, bizler müslüman devlet sahibiyiz, yenilerede Ramazanlarda bir yerlerde, birileri iftar yemekleri dagitiyor, ve adamlar ihtiyaci varsada, yoksada oraya kuyruga giriyor, hazir bedava yemek yiyor, ya kardeşim bu yemek fakirler için verildi, senin ihtiyacin yok, ee neymiş eve iftara yetişemeycekmiş, oda siraya girip burda iftar yapmak iştemişmiş, yani bahane cok ,bedava yaaaaa yani, hakki olanda yiyor, hakki olmayanda, öyle olunca, malin ucuzu bol olunca, herkes ucuzuna ve bedava olanini tercih edecekdir, o zman bu sefer, ekmekci zarar edip batacakdir. hergün taze ekmekleri alan bir kac kişinin, verecegi para ile bu sefer ekmekci carki dönmyecekdir, öyle olunca, onlarin onlari bedava vermesi ve israfin önüne gecmesi güzel amma, cark dönmez, insangilgin hepsi ayni, beleş bomba olsun da karnimda patlasin ahlaki var. öyle olunca, kim beleşi sevmez, yani öyle olunca, o ekmeklerin israf edilmemsi demek belki, onlari lokanta ve restorant ve otellerden toplayipda, hayvan bakim evlerinde ac hayvanlar doyurulusa, onlar ancak onlarin hakki olabilr. cünkü ben köydeyken Türkiyde tarlada bugday ekip biciyorduk, ve ben daha cocugun, ve tarla bicildikden sonrada, o vakitler tirpan tutacak kadar olmadigmiz için, ablam annatla toplarken, bende işde bazen tirmikla kalan gideni topluyordum, ve bakdimki, yerde ucundan kopmuş bir cok başak kaliyor tarlada, ve cocuguz ya babama dedim bak bu başaklar tirmiga gelmiyor dedim, onlari tirmik almiyor toplamiyor yerde kaliyor, babam rahmetlide dediki onlar kurdun kuşun karincanin hakki oglum, onlar topragin bereketi dedi, yani onlari almak olmaz, onlarlada karincalar doycak, kurt kuş doycak dedi.<br />
<br />
Yani adamlar singapurda vertikal tarla ekim bicimi icad etmişler, ve amca diyor bu az arazisi olan devletler ve kimseler bu sistem milletini doyururlar, dünya acligini doyurabilirler, cok araziye böyle ihtiyac yok diyor, sistem ise bu<br />
<br />
<br />
Vertical Farming Modele<br />
<br />
Yatay cok ca apartmen yerine, cok katli bina yapip az alana cok insan sigdirmak gibi, bu ciftcilik yöntemide işde, az arazi kullanip, cok ürün almak gibi, ve adamlar birde rayli carkli sistem yapmişlar, ve canakalar koymuşlar, ve canaklar aşagi yukari hareket ediyor, ve yukari gelen canak ve cark daha cok güneş işigi aliyor, alta gelen canak gece gibi oluyor, ve tek sistem yaklaaşik 16 saatte devir ediyormuş, ve böylece cok ürün aliniyor, ve böylece dünyayi doyurmak hususunda iyi bir buluş, kimden, singapurlu amcalar icad etmiş, evet cok güzel iyi fikir, fakat ters etkileri ise, bu bir sera icinde, ve artik benim babama sordugum başaklar bile israf edilmeyecek ancak, peki bu karincalarin kurdun kuşun hakki olan, o bu başaklar olmazsa, kuş türleri karinclar börtü böcek ölür, bu başaklarla beslenen böcek türleri ölür bu sefer. o zaman dünyadaki yine her bir canli ayri bir carki temsil ediyor, ve her birinin dünyamiza ayri ayri katkisi var, onlarda biri carkdan eksilirse, ekoloji bozulur bu seferde. öyle olunca yani ekolojiyide korumak lazim, o zaman kurtun kuşun hakki ve hukuku olanlari o başaklari, bu sefer, kendi elimizle sacmamiz gerekcek yani. kainat carkinin işlemesi için bu şart, öyle olunca, yani evet her yeni buluş hayatimiza binlerce katma deger getirdigi gibi, yan tesirleride var, onlari izale edebilirsek, dünya yine, bu mucid macid amcalar sebebiyie, daha kolay ve daha yüksek cennetler haline döner, ve aclik kitlik yok olur. amcalarin biri düşünmese, diger birisi düşünüp birşeyler keşfediyorsa, o zaman bu tefekkür ehli, mucid amclarinda, hayattayken kiymetini bilmemiz lazim, ve yüksek ufuk, yüksek zikir ehlinde olur, yani hem manen, ham madden zengin olmak için, imanli ve zikir ehli olmak lazim, yine şükür ehli olmak lazim yani ki, Allah ufkumuzu acip bilzere yeni yeni buluşlar, iliminden bir nebze daha bilgi ilham edip keşfettirsin yani, her gün biraz daha ileriye, ve en son "Adn Cenneti" ne kadar yolumuz var yani.<br />
işde Rezzak olan Allah, o isimini, mesala, ekip bicen o ciftci amcalar, arada pazara taşiyan araci amcalar, ve pazarda markette bize sunan amcalar eliyle, bizlerde Rezzak ismini tecelli ettiriyor. Karnin doydu, ne ile, kahvaltidaki peynir zeytin ile ekmek ile, peki doyuran Allah dir, Rezzak olan Allah dir amma, Allah seni mahallendeki bakkal amcanin eliyle, ona mal satan toptanci amcanin e liyle, onu tarladan getiren kamyoncu amcanin eliyle, yine tarlada ekip bicen ciftci amcanin eliyle seni doyurdu, burda Rezzak kim o zaman, işde Rezzak ismi onlarda tecelli gösterdi, ve bizi doyurdu, yine Allah doyurmuş oldu, amma Allah ciftci amca ile doyurdu yani bakkal amca ile doyurdu yani.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 10 Kasım 2017</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cennet ve cehennem,  iç içe girmiş vaziytte, ve bu dünyada kurulmuş vaziyette</span></span><br />
<br />
Dedikki cennetde bu dünyada kurlulmuş, cehennemde bu dünyada kurulmuş, ve mesela dedik elimizi uzatinca merketten yada pazardan gidip ekmeden bicmeden sulamadan mesala dometes alabiliyoruz, ama işde bizler pazardan yada merkatten alabilirken, o aldigimiz domtesi ekip bicip, ve eziyetini cilesini ceken birde ciftci amcalarmiz var, peki onlarin cenneti neresi o zaman demek lazim, ve o cileyi cekip eziyeti cekip ekip bicen ciftci amca, 1 kilo domtes için mesela 65 kuruş kazaniyor, arada araci aliyor onu pazara satiyor, o da ekmeden bicmeden, o cileyi cekmeden, arada alip satarak, yine bir 65 kuruşda o kazaniyor, ve pazarciya domatesi mesela 1,30 liraya satiyor, ve pazarci amca yine ne ekdi ne bicdi, nede tarladan taa pazara getircen diye bir cile cekdi, taa önüne kadar kamyon getirdi, indirdi, pazarda yada markettee tezgaha koydu, ve o da 65 centte o kar koydu, ve etti 1,95 liraya yada 2 liraya satti ve bizlerde gidip tüketici olarak pazardan 2 lira verip kilo kilo domtesi uzanip aliyoruz, burada cehennemi kim yaşiyor, ciftci amca, cilesi zorlugu camuru topragi yorgunlugu ile cilesini ceken o, bizler burada cennet ehli olduk, amm işde cicftci amca, ben domatesi 65 e vermeycen 67 kuruşa satcan derse, bu pazra varasyi 6 kuruş daha zam alipda variyor, ve biz bunu böyle 2 lira yerine 2,60 a almaya razi olmuyoruz, ve pahali diyoruz, ve ucuza satan pazarci ariyoruz, halbuki cileyi ceken ciftci amca bundan ancak iki kuruş kar etcek, belki borcu var, belki derdi var, hasta oldu ilac alacak, yani işde fakire fakirce katki iki kuruş, zengine zengince katki, onada iki kuruş, amma bu iki kuruş emektarin hakkimi, yoksa pazarcinin hakkimi demek yokmu ? peki bu araci arada tarladan alip gelip pazara satan, cokmu akilida, öyle ekmeden bicmeden 65 kuruş kazaniyor, hayir o da ciftci amcadan daha akilli degil, amma onunda cilesi var, tarladan aldi amma, işde pazara yetiştiremezse cürür, bütün mal zarar olur, yine satacak pazar bulamazsa, mal elinde kalir, yine zarar eder, onun cileside kendine göre, yine cile ve cehennem, peki üc emektar, ve ücüde 65=65=65 kuruş kazaniyor amma ücünün de agirligi ayni degil, cünkü ciftcinin cilesi ile, aracinin cilesi ayni degil, yine pazarcinin cilesi yine ayni degil, yine marketcinin cilesi ayni degil, öyle olunca sanki bizim köylü köy cafesinin ve dükkaninin eski sahibi musti amcanin, ben cocukken bana sordugu soru aklima geliyor, dediki sen okuyormuşsun, akilli cocuckmuşsun, haydi cevap ver bakalim dedi, 100 kilo pamuk cuvalimi agir, yoksa 100 kilo demir cuvalimi agir dedi, ben dedim ikiside ayni, o da o zaman dedi, aygina bir 100 kilo pamuk cuvali düşsemi, ayagin acir, agrir? yoksa 100 kilo demir düşsemi diye sordu, ben dedim tabiki demir ayagi kirar, o zaman dedi : bak ayni degilmiş 100 kilo pamuk ile 100 kilo demir dedi. yani öyle olunca, ciftcnin cehennemi ve cilesi ile pazarcinin cehennemi ve cilesi ayni agirlikda degil demekki, ciftcininki sanki 100 kilo demir cuvali gibi, ve pazarcininkide belki 100 kilo pamuk cuvali gibi yani. ve biz pazarda, iki kuruş pahali diye ucuz pazarci ariyoruz. biz tüketilcere ciftci amca deseki : gel sen ek bic, ve ben sana 67 degil 70 cent veren derse, kimse ekip bicmeye razi gelmez, o cileyi cekmye razi gelmez, hatta denese bile, ilmi bilmediginden o kadar verim alip masrafini kurtaramaz belki. Benim seram var, her sene nerdeyse seraya biber fidesi dikiyoz, yada salatalik dometes fiedesi, amma işde ona bakim masrafimi su parami bile kurtarmiyor, yani sadece hoby belki, yoksa bir fideyi 2 euroya alsam ondan suladim gübreledim aldigim sadece belki 5 tane salatalik tamami bu, ve ben salataligi yeri geliyor yazin bol vakitinde 50 cente aliyon, öyle olunca 2,5 liraya 5 tane salatalik hazir alabiliyorsun, amma işde peki benim su param nerde, benim yaptigim emek ve zaman nerde, yani öyle sakin ciftcinin emegini hor görmeyin, onlar o cileyi cekip de, o eziyeti cekipde, ekmese bicmese, bizler nerden hazir alip, elimizi uzatipda, bu cennet gibi hayati yaşariz, öylse ciftcinin emegine saygi duyalim ey insanoglu. amma onlarda firsati ele gecirdik diye, milleti kaziklamaya kalkmasinlar. yani herkes hakkini korur, ve vicdani ile hareket ederse, ne cifti zarar eder, ne araci, nede pazarci, cünkü eger ciftci ilk 65 kuruşu kazanmazsa, yani tüketicinin vercegi 65 cent olmazsa, bu sefer ne ciftci olur, nede araci , veya ikinci kazanc olan araci, olmazsa, o aracinin verecegi 65 kuruş olmasa, mal pazara gelmez, pazardan elimiz boş döneriz, bu hafta yollar kapaliymiş mal gelmemiş diyorlarya bazen kişin. yani öyle olunca, araci olmazsa, mal pazara merkete gelmez, yine ciftci olmazsa, ciftcinin masrafi olan, para olmazsa, ne dometes olur, ne araci olur, nede pazarci, ve pazarcinin verecegi 1,30 lira olmazsa, ne ciftci olur, nede araci, öyle olunca, cark carka bagli, cark carka bagli, ve Allah işde, bazilarina cenneti tatdirirken, bazilarina cehennemi yaşatiyor. yine ciftci amca ekdi bicdi, cile cekdi, ve dometes biber üretdi, amma ciftci amcada akşam eve gitdimi internete gircek, yada televizyon seyretcek ceryan parasi veya televizyon almasi lazim, cünkü o da televizyon üretemiyor, o da gidip marketten, elektrik elektronik magazasindan, elini uzatip, bu sefer o dometesden kazandigi para ile, televizon aliyor, yada interet baglatip, dünyayi seyrediyor, öyle olunca, o da cehhenem icinde birde cennet hayati yaşiyor, o da elini uzatip aliyor bu devirde. yani cennet ve cehennem, ic ice girmiş vaziytte, ve bu dünyada kurulmuş vaziyette. birileri cehennemi, birileri ise her an cenneti tadip yaşiyor yani.<br />
<br />
yine diyorlki Türkiyemizde ve dünyada günde binlerce ekmek israf ediliyor diyor, bu israfin önüne gecilse diyor, bilmem kac tane fakir doyar diyorlar, bilmem kac tane fabrika yapilir falan filen. yani rakamsal istatistik yapipda yazipda aklinizi kariştirmak istemiyorum burada, amma yani rakamlar, cok yüksek bu konuda, amma sanki bu ekmek israfinin önüne gecince, dünyayi kurtariverecekmişiz gibi laflar edenler var. Halbuki cark öyle dönmüyor, cünkü mesela o artan ekmekler firinda veya restoranlalarda israf edilmeyipde, baytlayan ekmekler, halka fakirlere bedeva dagitilsa, bu sefer düşünün, bizler müslüman devlet sahibiyiz, yenilerede Ramazanlarda bir yerlerde, birileri iftar yemekleri dagitiyor, ve adamlar ihtiyaci varsada, yoksada oraya kuyruga giriyor, hazir bedava yemek yiyor, ya kardeşim bu yemek fakirler için verildi, senin ihtiyacin yok, ee neymiş eve iftara yetişemeycekmiş, oda siraya girip burda iftar yapmak iştemişmiş, yani bahane cok ,bedava yaaaaa yani, hakki olanda yiyor, hakki olmayanda, öyle olunca, malin ucuzu bol olunca, herkes ucuzuna ve bedava olanini tercih edecekdir, o zman bu sefer, ekmekci zarar edip batacakdir. hergün taze ekmekleri alan bir kac kişinin, verecegi para ile bu sefer ekmekci carki dönmyecekdir, öyle olunca, onlarin onlari bedava vermesi ve israfin önüne gecmesi güzel amma, cark dönmez, insangilgin hepsi ayni, beleş bomba olsun da karnimda patlasin ahlaki var. öyle olunca, kim beleşi sevmez, yani öyle olunca, o ekmeklerin israf edilmemsi demek belki, onlari lokanta ve restorant ve otellerden toplayipda, hayvan bakim evlerinde ac hayvanlar doyurulusa, onlar ancak onlarin hakki olabilr. cünkü ben köydeyken Türkiyde tarlada bugday ekip biciyorduk, ve ben daha cocugun, ve tarla bicildikden sonrada, o vakitler tirpan tutacak kadar olmadigmiz için, ablam annatla toplarken, bende işde bazen tirmikla kalan gideni topluyordum, ve bakdimki, yerde ucundan kopmuş bir cok başak kaliyor tarlada, ve cocuguz ya babama dedim bak bu başaklar tirmiga gelmiyor dedim, onlari tirmik almiyor toplamiyor yerde kaliyor, babam rahmetlide dediki onlar kurdun kuşun karincanin hakki oglum, onlar topragin bereketi dedi, yani onlari almak olmaz, onlarlada karincalar doycak, kurt kuş doycak dedi.<br />
<br />
Yani adamlar singapurda vertikal tarla ekim bicimi icad etmişler, ve amca diyor bu az arazisi olan devletler ve kimseler bu sistem milletini doyururlar, dünya acligini doyurabilirler, cok araziye böyle ihtiyac yok diyor, sistem ise bu<br />
<br />
<br />
Vertical Farming Modele<br />
<br />
Yatay cok ca apartmen yerine, cok katli bina yapip az alana cok insan sigdirmak gibi, bu ciftcilik yöntemide işde, az arazi kullanip, cok ürün almak gibi, ve adamlar birde rayli carkli sistem yapmişlar, ve canakalar koymuşlar, ve canaklar aşagi yukari hareket ediyor, ve yukari gelen canak ve cark daha cok güneş işigi aliyor, alta gelen canak gece gibi oluyor, ve tek sistem yaklaaşik 16 saatte devir ediyormuş, ve böylece cok ürün aliniyor, ve böylece dünyayi doyurmak hususunda iyi bir buluş, kimden, singapurlu amcalar icad etmiş, evet cok güzel iyi fikir, fakat ters etkileri ise, bu bir sera icinde, ve artik benim babama sordugum başaklar bile israf edilmeyecek ancak, peki bu karincalarin kurdun kuşun hakki olan, o bu başaklar olmazsa, kuş türleri karinclar börtü böcek ölür, bu başaklarla beslenen böcek türleri ölür bu sefer. o zaman dünyadaki yine her bir canli ayri bir carki temsil ediyor, ve her birinin dünyamiza ayri ayri katkisi var, onlarda biri carkdan eksilirse, ekoloji bozulur bu seferde. öyle olunca yani ekolojiyide korumak lazim, o zaman kurtun kuşun hakki ve hukuku olanlari o başaklari, bu sefer, kendi elimizle sacmamiz gerekcek yani. kainat carkinin işlemesi için bu şart, öyle olunca, yani evet her yeni buluş hayatimiza binlerce katma deger getirdigi gibi, yan tesirleride var, onlari izale edebilirsek, dünya yine, bu mucid macid amcalar sebebiyie, daha kolay ve daha yüksek cennetler haline döner, ve aclik kitlik yok olur. amcalarin biri düşünmese, diger birisi düşünüp birşeyler keşfediyorsa, o zaman bu tefekkür ehli, mucid amclarinda, hayattayken kiymetini bilmemiz lazim, ve yüksek ufuk, yüksek zikir ehlinde olur, yani hem manen, ham madden zengin olmak için, imanli ve zikir ehli olmak lazim, yine şükür ehli olmak lazim yani ki, Allah ufkumuzu acip bilzere yeni yeni buluşlar, iliminden bir nebze daha bilgi ilham edip keşfettirsin yani, her gün biraz daha ileriye, ve en son "Adn Cenneti" ne kadar yolumuz var yani.<br />
işde Rezzak olan Allah, o isimini, mesala, ekip bicen o ciftci amcalar, arada pazara taşiyan araci amcalar, ve pazarda markette bize sunan amcalar eliyle, bizlerde Rezzak ismini tecelli ettiriyor. Karnin doydu, ne ile, kahvaltidaki peynir zeytin ile ekmek ile, peki doyuran Allah dir, Rezzak olan Allah dir amma, Allah seni mahallendeki bakkal amcanin eliyle, ona mal satan toptanci amcanin e liyle, onu tarladan getiren kamyoncu amcanin eliyle, yine tarlada ekip bicen ciftci amcanin eliyle seni doyurdu, burda Rezzak kim o zaman, işde Rezzak ismi onlarda tecelli gösterdi, ve bizi doyurdu, yine Allah doyurmuş oldu, amma Allah ciftci amca ile doyurdu yani bakkal amca ile doyurdu yani.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 10 Kasım 2017</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Matrix Nedir Yorumumuz Part1]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44677</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:05:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44677</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Matrix Nedir Yorumumuz Part1</span></span><br />
<br />
Bazi ilim adamlari ve bazi fikir gruplari diyorki dünya matrix sistemi, yani sadece dalgalar ve frekanslar var, gercekde dünya yok, beynimizin algiladigi var, beynimiz ise, sadece frekans dönüştürücü bir sistem diyorlar. ve öyle olunca matrix filimindeki gibi dünya sanal bir dünya, gercekde var sandigimizi hicbirşey yok diyorlar. Eger öyle olsa idi gözümüz mavi bir cicek görünce, peki karşisinda ne varda, onu mavi cicek saniyor peki, yani karşisinda illa birşey var, ve o birde mavi birde cicekmiş, peki karşisinda da sadece bir frekansmi var, hayir mesala bilgisayarda biz mesala Emel Sayini dinliyoruz, ve yayinda hemde canli olsun, amma bilgisayardaki Emel Sayin ve onun sesi, sazlarin sesi, hepsi frekansdan ibaret, ve yine boyut olarakda, bilgisayar ekrani mesala diyeleim 40cm ye 40cm olsun, ve o Emel Sayin in boyunu simetrik olarak kücültüp sanki biglisayarin icindeymiş gibi gösteriyor, amma işde, aslinda bilgisayarin icinde gösterilen, yine frekans, ve lambalarin sadece gözümüze yansitigi işiklar ve gölgeler sadece, amma işde o gölgelrin ve işiklarin asli olan bir Emel Sayin ise, o an, hangi stüdyoda canli şarki söylüyorsa, orda madde ve kati olarak duran, orda bir Eml Sayin var, ve bilgisayar ise, onun sadece siluetini veya görüntüsünü sinyal olarak alip bize yansitan alet, peki biz ona dokunmak isteyince, bilgisayara dokununca, ona dokunmuş olmuyoz, amma stüdyodaki sunucu onun eline dokunmak isteyince, elini uzatip tokalaşinca, ona dokunabiliyor, ve ve gercek ile sanal arasindaki fark bu, göz ve beyin bu bedenin bigisayari ve ekrani gibi, amma gercek olan o beyini kafa denen bölgesinde taşiyan bir maddi beden varki, o bedende beyin diye göz diye bir yer var, ve yine o beyinin calişmasi için, enerjiye ihtiyaci var, ve bunlar elma armut ekmek peynir şeker gibi maddeler, ve onlar olmadan bu beyinde calişmaz, ve yine eger beyin gercekse, onu caliştiran elma yalansa yok ise, beyin bu yalan ve olmayan ve sanal olan elma frekansi ile nasil beslenipde bize elmayi armutu, elma ve armutt diye gösteriyor demek yokmu? yani o fikir grubu olan illluminat fikri olan bu halogram dünya fikri külli uydurmaca, cünkü olmayanla olan beslenemez, olmayan bir elma armut, nasill olmayan midede eriyecekde,olmayan kafadaki beyine enerji olcak, peki madem elma diye birşey yok, olmayan nasil oluyorda, olan ve var olan algilayan beyine enerji oluyor peki, bilgisayar elektriksiz calişmaz, elektrik için elektrik santralina ihtiyac var, eger santaral diye birşey dünyada yok ise o zaman bilgisaayar ne ile calişiyor, enerjisi nerden, haydi fişe takmada calişsin bakalim, yani yine mesela ben mavi gömlek giyip fotograf ve video cekinsem, ve bunu sana yollasam, eger bizler beynimizin algiladiklari isek, sen beni hic görmedinse, ve senin beynin mavi diye, neyi mavi saniyor, mesala renk körü insanlar var, onlar kirmiziyi yeşil saniyor, yani renk körü, yani eger sen beni tanimiyorsan ve mavi giydigimide bilmiyorsan, benim videoma veya fotografim sana gösterildiginde, senin beynin belki beni mavi gömlekli degilde kirmizi paltolu düşünebilir, vve vakit ve mevsim kiş ve kar yagiyorsa, beni kar yagarken palto giymiş düşünebilir o an, ve öyle algilamasi lazim, halbuki ben mavi gömlekli fotograf e video cekinince bunu taa Amerikadaki görende mavi gömlekli görüyor, japonyadakida ayni görüyor yani.<br />
yine mesala bunlar sadece beynimizin hayalinden ibaret ise, mesala sen o resime bakinca beni sakalli hayal ederdin, belki digeri biyikli, digeri kabak, digeri ise uzun sacli, bir digeri kisa sacli, biri sarişin, digeri ise esmer görürdü, halbuki hicde öyle görmüyor, ve algilamiyor, ben mavi gömlekli ve esmer ve sakalli isem, beni gören herkes ayni görüyor, hic görmemiş olanda ayni görüyor, dün beni görüp taniyanda ayni görüyor, o halde, yine var olanlar hayalden de ibarert degildir yani, rüya ile bunu kariştirmamak lazim. o rüyalarin cogu Allahu teala iki yanimiza iki kiramen katibin melegi vermiş, onlar her an kayit halindeler bizi, ve ve yine gecen hafta dedigimiz kiyamete kadar olacak olanlar oldu ise, bütün filimde kaydedildi ve levhi mahfuz denen arşivde, senin tamam olmuş bir filimin var, ahmetinde, mehmtinde, muhamedinde, bir filmi var, ve işde rüya bazen meleklerinin sana ilerde olcak olana bazi olaylarin filimini sana göstermeleri gibi birşey yani,ve belkide diyorki, yani HIZIR meselesi, yani bak başina senin filimde böyle bir durum geliyor, eger sen aklli davranirsan, bunlar olmaayabilir diye bildirlyor, bazende bak ilerde olcak olan bu diye, filimin sonu gösteriliyor yani, meleklerince, yine yaninda kiramen katibin melekleri sana filimin ilerisini veya gerisinin gösteriyor olabilirler yani.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu rabbuhu kâle rabbi erinî enzur ileyke, kâle len terânî ve lakininzur ilâl cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu’minîn<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 143. ayet)<br />
<br />
yani mesela karinca ile insani düşünün, karinca insani dev bir dag yürüyor olarak görebilir, hakkiyla bir insani onun gözü algilayabilirmi, yani karinca ile insanin boyutu ne kadar farkli, ve insan tam onun üstüne dogru gelse, karinca yukari baksa ne görebilirki, yani hani agacin altina gelipde agacin tepesine bakinca, onu nasil görür insan öyle uzunca göremez, şekli bozuk görür ya , işde kainati yaratan, kebir ve büyük olan rabbimizi, bizim gözümüzün ihata etmesi mümkünmü, yani kocaman güneşi halkden, ve binlerce güneş halkeden kainat diye birşey halkeden, bir rabbi, sen şu karinca kadar cürmünle görebilceginimi sanirsin, yani işde musaya dediki, senin gözün Allahi ihata etmeye yetmez, yani onun sinirilarini senin gözün almaz, yani ihata etmez, yani senin göz kadranin bunu almaya müsait degil demek istedi. hani bigisayarin cözünürlügü vardirya, grafik karti ve ekran kartinin eski xp sisteminde bu 1024 px falan idi, amma ona simdiki sistem olan 1600 veya 1900 gibi bir cözünürlük uygun olmaz, yani 1900 px bir resimi eski xp sistemine uygun ekranda duvar resimi yapsan, onun ancak bazi bölümünü görebilir ekran, yarisi gözükmez, yine bunun binlerce farkli boyutta oldugunu düşün, yani kainatin büyüklügünü bile gözün almaz iken, sen o kainati yaratani bu kadrana nasil sigdircan, yani öyle olunca, Allah insana diyorki, senin göz kadranin, Allahin Azametini görmeye müsait degil diyor , yani ondan ezanda bizler "Allahuekber" diye sena ederiz, yani Allah kebirdir, tek ve yegane büyük olan demekdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 20 Kasım 2017</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Matrix Nedir Yorumumuz Part1</span></span><br />
<br />
Bazi ilim adamlari ve bazi fikir gruplari diyorki dünya matrix sistemi, yani sadece dalgalar ve frekanslar var, gercekde dünya yok, beynimizin algiladigi var, beynimiz ise, sadece frekans dönüştürücü bir sistem diyorlar. ve öyle olunca matrix filimindeki gibi dünya sanal bir dünya, gercekde var sandigimizi hicbirşey yok diyorlar. Eger öyle olsa idi gözümüz mavi bir cicek görünce, peki karşisinda ne varda, onu mavi cicek saniyor peki, yani karşisinda illa birşey var, ve o birde mavi birde cicekmiş, peki karşisinda da sadece bir frekansmi var, hayir mesala bilgisayarda biz mesala Emel Sayini dinliyoruz, ve yayinda hemde canli olsun, amma bilgisayardaki Emel Sayin ve onun sesi, sazlarin sesi, hepsi frekansdan ibaret, ve yine boyut olarakda, bilgisayar ekrani mesala diyeleim 40cm ye 40cm olsun, ve o Emel Sayin in boyunu simetrik olarak kücültüp sanki biglisayarin icindeymiş gibi gösteriyor, amma işde, aslinda bilgisayarin icinde gösterilen, yine frekans, ve lambalarin sadece gözümüze yansitigi işiklar ve gölgeler sadece, amma işde o gölgelrin ve işiklarin asli olan bir Emel Sayin ise, o an, hangi stüdyoda canli şarki söylüyorsa, orda madde ve kati olarak duran, orda bir Eml Sayin var, ve bilgisayar ise, onun sadece siluetini veya görüntüsünü sinyal olarak alip bize yansitan alet, peki biz ona dokunmak isteyince, bilgisayara dokununca, ona dokunmuş olmuyoz, amma stüdyodaki sunucu onun eline dokunmak isteyince, elini uzatip tokalaşinca, ona dokunabiliyor, ve ve gercek ile sanal arasindaki fark bu, göz ve beyin bu bedenin bigisayari ve ekrani gibi, amma gercek olan o beyini kafa denen bölgesinde taşiyan bir maddi beden varki, o bedende beyin diye göz diye bir yer var, ve yine o beyinin calişmasi için, enerjiye ihtiyaci var, ve bunlar elma armut ekmek peynir şeker gibi maddeler, ve onlar olmadan bu beyinde calişmaz, ve yine eger beyin gercekse, onu caliştiran elma yalansa yok ise, beyin bu yalan ve olmayan ve sanal olan elma frekansi ile nasil beslenipde bize elmayi armutu, elma ve armutt diye gösteriyor demek yokmu? yani o fikir grubu olan illluminat fikri olan bu halogram dünya fikri külli uydurmaca, cünkü olmayanla olan beslenemez, olmayan bir elma armut, nasill olmayan midede eriyecekde,olmayan kafadaki beyine enerji olcak, peki madem elma diye birşey yok, olmayan nasil oluyorda, olan ve var olan algilayan beyine enerji oluyor peki, bilgisayar elektriksiz calişmaz, elektrik için elektrik santralina ihtiyac var, eger santaral diye birşey dünyada yok ise o zaman bilgisaayar ne ile calişiyor, enerjisi nerden, haydi fişe takmada calişsin bakalim, yani yine mesela ben mavi gömlek giyip fotograf ve video cekinsem, ve bunu sana yollasam, eger bizler beynimizin algiladiklari isek, sen beni hic görmedinse, ve senin beynin mavi diye, neyi mavi saniyor, mesala renk körü insanlar var, onlar kirmiziyi yeşil saniyor, yani renk körü, yani eger sen beni tanimiyorsan ve mavi giydigimide bilmiyorsan, benim videoma veya fotografim sana gösterildiginde, senin beynin belki beni mavi gömlekli degilde kirmizi paltolu düşünebilir, vve vakit ve mevsim kiş ve kar yagiyorsa, beni kar yagarken palto giymiş düşünebilir o an, ve öyle algilamasi lazim, halbuki ben mavi gömlekli fotograf e video cekinince bunu taa Amerikadaki görende mavi gömlekli görüyor, japonyadakida ayni görüyor yani.<br />
yine mesala bunlar sadece beynimizin hayalinden ibaret ise, mesala sen o resime bakinca beni sakalli hayal ederdin, belki digeri biyikli, digeri kabak, digeri ise uzun sacli, bir digeri kisa sacli, biri sarişin, digeri ise esmer görürdü, halbuki hicde öyle görmüyor, ve algilamiyor, ben mavi gömlekli ve esmer ve sakalli isem, beni gören herkes ayni görüyor, hic görmemiş olanda ayni görüyor, dün beni görüp taniyanda ayni görüyor, o halde, yine var olanlar hayalden de ibarert degildir yani, rüya ile bunu kariştirmamak lazim. o rüyalarin cogu Allahu teala iki yanimiza iki kiramen katibin melegi vermiş, onlar her an kayit halindeler bizi, ve ve yine gecen hafta dedigimiz kiyamete kadar olacak olanlar oldu ise, bütün filimde kaydedildi ve levhi mahfuz denen arşivde, senin tamam olmuş bir filimin var, ahmetinde, mehmtinde, muhamedinde, bir filmi var, ve işde rüya bazen meleklerinin sana ilerde olcak olana bazi olaylarin filimini sana göstermeleri gibi birşey yani,ve belkide diyorki, yani HIZIR meselesi, yani bak başina senin filimde böyle bir durum geliyor, eger sen aklli davranirsan, bunlar olmaayabilir diye bildirlyor, bazende bak ilerde olcak olan bu diye, filimin sonu gösteriliyor yani, meleklerince, yine yaninda kiramen katibin melekleri sana filimin ilerisini veya gerisinin gösteriyor olabilirler yani.<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu rabbuhu kâle rabbi erinî enzur ileyke, kâle len terânî ve lakininzur ilâl cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu’minîn<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Mûsâ, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym A'RAF Suresi 143. ayet)<br />
<br />
yani mesela karinca ile insani düşünün, karinca insani dev bir dag yürüyor olarak görebilir, hakkiyla bir insani onun gözü algilayabilirmi, yani karinca ile insanin boyutu ne kadar farkli, ve insan tam onun üstüne dogru gelse, karinca yukari baksa ne görebilirki, yani hani agacin altina gelipde agacin tepesine bakinca, onu nasil görür insan öyle uzunca göremez, şekli bozuk görür ya , işde kainati yaratan, kebir ve büyük olan rabbimizi, bizim gözümüzün ihata etmesi mümkünmü, yani kocaman güneşi halkden, ve binlerce güneş halkeden kainat diye birşey halkeden, bir rabbi, sen şu karinca kadar cürmünle görebilceginimi sanirsin, yani işde musaya dediki, senin gözün Allahi ihata etmeye yetmez, yani onun sinirilarini senin gözün almaz, yani ihata etmez, yani senin göz kadranin bunu almaya müsait degil demek istedi. hani bigisayarin cözünürlügü vardirya, grafik karti ve ekran kartinin eski xp sisteminde bu 1024 px falan idi, amma ona simdiki sistem olan 1600 veya 1900 gibi bir cözünürlük uygun olmaz, yani 1900 px bir resimi eski xp sistemine uygun ekranda duvar resimi yapsan, onun ancak bazi bölümünü görebilir ekran, yarisi gözükmez, yine bunun binlerce farkli boyutta oldugunu düşün, yani kainatin büyüklügünü bile gözün almaz iken, sen o kainati yaratani bu kadrana nasil sigdircan, yani öyle olunca, Allah insana diyorki, senin göz kadranin, Allahin Azametini görmeye müsait degil diyor , yani ondan ezanda bizler "Allahuekber" diye sena ederiz, yani Allah kebirdir, tek ve yegane büyük olan demekdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 20 Kasım 2017</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Renkarnasyon Yorumumuz Part1]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44676</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:04:11 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44676</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Renkarnasyon Yorumumuz Part1</span></span><br />
<br />
Hocanin birisi, yeniden dünyaya gelmek ve reankarnasyon hinduizmi ve budha felsefesi olan hayata yeniden gelipde daha iyi bir hale tekamül etmek yokdur, cünkü eger ölye oluyorsa mesela mevlanin ruhu neden yeniden bir daha gelmdi madem diyor, mevlana hani nerde diyor?<br />
El cevap :<br />
Dalda olgunlaşipda erdiginde kopardigimiz bir cevizi masaya koysak, artik o cevizin hayata ve insanlara bir müdahelesi bitmişdir, taaaki eger ben onu yersem, bende can olur, ve hayat bulur, ve ben namaz kilarken, namaz kilmiş olur, oruc tutarken oruc, yahutda kötü bir fiil ve günah işlerkende, ben işliyorsam o günahi, benimle birlikte o günahi işlemiş olur, amma işde eger o masaya koydugum cevizi yemezde bahar ve vakti gelince, topraga dikerde yeniden filizlenip agac olmasina yardimci oilursam, bir gün yine o ceviz agaci olup, rabbim müsade ederse, yeni yeni cevizler verecekdir, amma ne zaman, taa seneler sonra, amma ihtimal dahilidemi, evet dahilinde, her ceviz yeniden agac olmaz, bazisi lokma olur ve can olur, artik o can mayvalari verir, başka bir yaşayişa gecmişdir artik o, ceviz degilde yiyen insanda akil melekesi olmuşdur, ve o girdigi insanin akletmesine yardimci olur, dün mevlana idi, bugün ise mustafa hoca yada cübeli ahmet oluverir, o cevizi kimler yediyse, yada o ceviz agacindan toplanan cevizden kimler yediyse, onlarda akil melekesi oluverir belki, o yeni halindede yeni canda derki, melvana şöyle demişdi, mevlana bu konuda böyle demişdi diyen mevlevi oluverir, yeni mevlana olmasada, belki mevlevi oluverir yani, o eger o insanda kendini o mevlevi tefekkür ile dahada geliştirebilirse, belki mevlana gibi güzel sözler, güzel fikirler, ve güzel iman, onun elinden dilindende dökülüverir. amma eger gelişmeze, ancak mevlana dediydide kalir sadece. yani tekamül de böyledir işde . Amma işde mevlana bir daldaki bir tek ceviz gibiydi, o erdi olgunlaşdi, ve onu sahibi yeniden dikdiki, ve de yeni meyvalar cevizler verdi, amma onun her sene verdiği meyvalari artik sahibi cuval cuval satiyor, ve artik iki kilo ahmet amca aldi, evine götürdü, bir kilo mehmet amca, beş kilo fatma baci, ve onlarda evlerinde, biri iki cocuk, bir karisi ile yedi, beriki beş cocuk ve karisi ile, ve ondan sonra mevlana bütün idi dagildi, ve binler mevlanaci dogdu ankrali ahmet amcada "mevlan diyorki "demeye başladi, izmiri bengü bacida "mevlana diyor" demeye başladi, neden? cünkü mevlana cevizinden yedide ondan, mevlana dediki diyor. yani mevlan bir idi, bin oldu, ve amma işde o cevizi, dikdigi ilk vakit olan cocuk hali ile, o ýeni ceviz agacindan keramet bekleme, cünkü o ceviz daha yedi sene aşagi, yedi sene yukari byüyüpde meyva vercek, yani velhasil, peygamberimizde dediki<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Benim Ashâbım, gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif , Beyhakî, el-Medhal, s.164, Kenzu’l-ummal, h. no: 1002)<br />
yani muhamed bütün ve bir idi, aynen yilbaşinda şenlik olsun diye patlatilan yilbaşi fişekleri gibi patladi ve, her bir parasi ayri yerde işik oldu, ve onlarda muhammedin ayri bir parcasi oldular, amma vardiklari her yerde muhammedi ve dinini anlattilar, muhammed ögretiler ve deilerki "Muhammed dediki" öyle olunca, hangisine baksan ve uysan yine muhammed tadi verir onlar, yani yeni bir dal oldu ve patladi, yeni mayvalar verdi, ve herbiri ayri bir eve hurma oldu gitdi belki, amma vardigi evde tatli bir muhammed lokmasi oldu, degilmi, muhammedin ögrettigi namz oldu, abdest oldu sünnet oldu farz oldu işde.........<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 20 Kasım 2017</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Renkarnasyon Yorumumuz Part1</span></span><br />
<br />
Hocanin birisi, yeniden dünyaya gelmek ve reankarnasyon hinduizmi ve budha felsefesi olan hayata yeniden gelipde daha iyi bir hale tekamül etmek yokdur, cünkü eger ölye oluyorsa mesela mevlanin ruhu neden yeniden bir daha gelmdi madem diyor, mevlana hani nerde diyor?<br />
El cevap :<br />
Dalda olgunlaşipda erdiginde kopardigimiz bir cevizi masaya koysak, artik o cevizin hayata ve insanlara bir müdahelesi bitmişdir, taaaki eger ben onu yersem, bende can olur, ve hayat bulur, ve ben namaz kilarken, namaz kilmiş olur, oruc tutarken oruc, yahutda kötü bir fiil ve günah işlerkende, ben işliyorsam o günahi, benimle birlikte o günahi işlemiş olur, amma işde eger o masaya koydugum cevizi yemezde bahar ve vakti gelince, topraga dikerde yeniden filizlenip agac olmasina yardimci oilursam, bir gün yine o ceviz agaci olup, rabbim müsade ederse, yeni yeni cevizler verecekdir, amma ne zaman, taa seneler sonra, amma ihtimal dahilidemi, evet dahilinde, her ceviz yeniden agac olmaz, bazisi lokma olur ve can olur, artik o can mayvalari verir, başka bir yaşayişa gecmişdir artik o, ceviz degilde yiyen insanda akil melekesi olmuşdur, ve o girdigi insanin akletmesine yardimci olur, dün mevlana idi, bugün ise mustafa hoca yada cübeli ahmet oluverir, o cevizi kimler yediyse, yada o ceviz agacindan toplanan cevizden kimler yediyse, onlarda akil melekesi oluverir belki, o yeni halindede yeni canda derki, melvana şöyle demişdi, mevlana bu konuda böyle demişdi diyen mevlevi oluverir, yeni mevlana olmasada, belki mevlevi oluverir yani, o eger o insanda kendini o mevlevi tefekkür ile dahada geliştirebilirse, belki mevlana gibi güzel sözler, güzel fikirler, ve güzel iman, onun elinden dilindende dökülüverir. amma eger gelişmeze, ancak mevlana dediydide kalir sadece. yani tekamül de böyledir işde . Amma işde mevlana bir daldaki bir tek ceviz gibiydi, o erdi olgunlaşdi, ve onu sahibi yeniden dikdiki, ve de yeni meyvalar cevizler verdi, amma onun her sene verdiği meyvalari artik sahibi cuval cuval satiyor, ve artik iki kilo ahmet amca aldi, evine götürdü, bir kilo mehmet amca, beş kilo fatma baci, ve onlarda evlerinde, biri iki cocuk, bir karisi ile yedi, beriki beş cocuk ve karisi ile, ve ondan sonra mevlana bütün idi dagildi, ve binler mevlanaci dogdu ankrali ahmet amcada "mevlan diyorki "demeye başladi, izmiri bengü bacida "mevlana diyor" demeye başladi, neden? cünkü mevlana cevizinden yedide ondan, mevlana dediki diyor. yani mevlan bir idi, bin oldu, ve amma işde o cevizi, dikdigi ilk vakit olan cocuk hali ile, o ýeni ceviz agacindan keramet bekleme, cünkü o ceviz daha yedi sene aşagi, yedi sene yukari byüyüpde meyva vercek, yani velhasil, peygamberimizde dediki<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular<br />
<br />
“Benim Ashâbım, gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.”<br />
<br />
( Hadis-i Şerif , Beyhakî, el-Medhal, s.164, Kenzu’l-ummal, h. no: 1002)<br />
yani muhamed bütün ve bir idi, aynen yilbaşinda şenlik olsun diye patlatilan yilbaşi fişekleri gibi patladi ve, her bir parasi ayri yerde işik oldu, ve onlarda muhammedin ayri bir parcasi oldular, amma vardiklari her yerde muhammedi ve dinini anlattilar, muhammed ögretiler ve deilerki "Muhammed dediki" öyle olunca, hangisine baksan ve uysan yine muhammed tadi verir onlar, yani yeni bir dal oldu ve patladi, yeni mayvalar verdi, ve herbiri ayri bir eve hurma oldu gitdi belki, amma vardigi evde tatli bir muhammed lokmasi oldu, degilmi, muhammedin ögrettigi namz oldu, abdest oldu sünnet oldu farz oldu işde.........<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 20 Kasım 2017</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayetler ile Allah’ın Sevdiği ve Sevmediği Davranışlar Yada Kimseler Kimlerdir?]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44675</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 03:58:22 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44675</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayetler ile Allah’ın Sevdiği Davranışlar Yada Kimseler Kimlerdir?</span></span><br />
<br />
Allah, ihsan sahiplerini sever.<br />
(Bakara, 2/195 – Âl-i İmran, 3/134, 148, Maide, 4/13, 93)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المحسنين</span><br />
<br />
Allah, çokça tevbe edenleri sever.<br />
(Bakara, 2/222)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب التوابين</span><br />
<br />
Allah, temizleri sever.<br />
(Bakara, 2/222 – Tevbe, 9/108)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المطهرين</span><br />
<br />
Allah, takva sahiplerini sever.<br />
(Âl-i İmran, 3/76 – Tevbe, 9/4, 7)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المتقين</span><br />
<br />
Allah, sabredenleri sever.<br />
(Âl-i İmran, 3/146)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب الصابرين</span><br />
<br />
Allah, tevekkül edenleri sever.<br />
(Âl-i İmran, 3/159)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المتوكلين</span><br />
<br />
Allah, adaletli olanları sever.<br />
(Maide, 4/42 – Hucurât, 49/9 – Mümtehine, 60/8)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب العدلين</span><br />
<br />
Allah, kendi yolunda saf saf mücadele edenleri sever.<br />
(Saf, 61/4)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب الذين يقاتلون في سبيله صفًا كأنهم بنيان مرصوص</span><br />
<br />
Allah’ın sevdiği topluluğun özellikleri.<br />
(Maide, 5/54)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">اللهم إني أحبهم وأحبوني</span><br />
<br />
---oOo---  ---oOo---<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah, ihsan sahiplerini sever. (Bakara, 2/195 – Âl-i İmran, 3/ 134,148, Maide, 4/13,93)</span></span><br />
<br />
وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ ۛ وَأَحْسِنُوٓا۟ ۛ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. (Bakara, 2/195)<br />
<br />
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.(Âl-i İmran, 3/ 134)<br />
<br />
فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْءَاخِرَةِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever. (Âl-i İmran, 3/ 148)<br />
<br />
<br />
فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ لَعَنَّٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَٰسِيَةً ۖ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ ۙ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. (Maide, 4/13)<br />
<br />
لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever. (Maide, 4/93)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah, çokça tevbe edenleri sever (Bakara, 2/222)</span></span><br />
<br />
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ ۖ قُلْ هُوَ أَذًى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ ۖ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ ۖ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.” (Bakara, 2/222)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, temizleri sever. (Bakara, 2/222 – Tevbe, 9/108 )</span></span><br />
<br />
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ ۖ قُلْ هُوَ أَذًى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ ۖ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ ۖ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.” (Bakara, 2/222)<br />
<br />
لَا تَقُمْ فِيهِ أَبَدًا ۚ لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقْوَىٰ مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ ۚ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُوا۟ ۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُطَّهِّرِينَ<br />
<br />
Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever. (Tevbe, 9/108 )<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, takva sahiplerini sever (Âl-i İmran, 3/76 – Tevbe, 9/4,7)</span></span><br />
<br />
بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ<br />
<br />
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever. (Âl-i İmran, 3/76)<br />
<br />
إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ<br />
<br />
Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. (Tevbe, 9/4 )<br />
<br />
كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۖ فَمَا ٱسْتَقَٰمُوا۟ لَكُمْ فَٱسْتَقِيمُوا۟ لَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ<br />
<br />
Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece, siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. (Tevbe, 9/7 )<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, sabredenleri sever. (Âl-i İmran, 3/146)</span></span><br />
<br />
وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُوا۟ لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا۟ وَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّٰبِرِينَ<br />
<br />
Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.(Âl-i İmran, 3/146)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmran, 3/159)</span></span><br />
<br />
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمْ ۖ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلْقَلْبِ لَٱنفَضُّوا۟ مِنْ حَوْلِكَ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى ٱلْأَمْرِ ۖ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَوَكِّلِينَ<br />
<br />
<br />
Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmran, 3/159)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, adaletli olanları sever. (Maide, 4/42 – Hucurât, 49/9 – Mümtehine, 60/8 )</span></span><br />
<br />
<br />
سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ ۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ ۖ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا ۖ وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ<br />
<br />
Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, âdil davrananları sever. (Maide, 4/42)<br />
<br />
وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱقْتَتَلُوا۟ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا ۖ فَإِنۢ بَغَتْ إِحْدَىٰهُمَا عَلَى ٱلْأُخْرَىٰ فَقَٰتِلُوا۟ ٱلَّتِى تَبْغِى حَتَّىٰ تَفِىٓءَ إِلَىٰٓ أَمْرِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن فَآءَتْ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا بِٱلْعَدْلِ وَأَقْسِطُوٓا۟ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ<br />
<br />
Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. (Hucurât, 49/9)<br />
<br />
لَّا يَنْهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوٓا۟ إِلَيْهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ<br />
<br />
Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever. (Mümtehine, 60/8 )<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kendi yolunda saf saf mücadele edenleri sever. (Saf, 61/4)</span></span><br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِهِۦ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَٰنٌ مَّرْصُوصٌ<br />
<br />
Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. (Saf, 61/4)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın sevdiği topluluğun özellikleri. (Maide, 5/54)</span></span><br />
<br />
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ ۚ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ<br />
<br />
<br />
Yâ eyyuhellezîne âmenû men yertedde minkum an dînihî fe sevfe ye’tîllâhu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbûnehû ezilletin alâl mu’minîne eizzetin alâl kâfirîn(kâfirîne), yucâhidûne fî sebîlillâhi ve lâ yehâfûne levmete lâim(lâimin) zâlike fadlullâhi yu’tîhi men yeşâ(yeşâu) vallâhu vâsiun alîm. (Maide, 5/54)<br />
<br />
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Maide, 5/54)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
#############################</span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">##############<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayetler ile Allah’ın Sevmediği Davranışlar Yada Kimseler Kimlerdir?</span></span><br />
<br />
<br />
Allah, aşırı gidenleri sevmez.<br />
(Bakara, 2/1909 – Maide, 5/87 – Araf, 7/55)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المعتدين</span><br />
<br />
Allah, fesadı sevmez.<br />
(Bakara, 2/205)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المفسدين</span><br />
<br />
Allah, kafirlikte ileri gidenleri ve günahta ısrar edenleri sevmez.<br />
(Bakara, 2/276)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الفاسقين</span><br />
<br />
Allah, kafirleri sevmez.<br />
(Âl-I İmran, 3/32 – Rum, 30/45)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الكافرين</span><br />
<br />
Allah, zalimleri sevmez.<br />
(Âl-I İmran, 3/140 – Şura, 42/40)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الظالمين</span><br />
<br />
Allah, kendini beğenen ve övünüp duranları sevmez.<br />
(Nisa, 4/36 – Lokman, 31/18 – Hadid, 57/23)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المتكبرين</span><br />
<br />
Allah, hainlikte ve günahta çok aşırı gidenleri sevmez.<br />
(Nisa, 4/107 – Hac, 22/38)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الخائنين</span><br />
<br />
Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini sevmez.<br />
(Nisa, 4/148)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب القول الفحش</span><br />
<br />
Allah, fesat çıkaranları sevmez.<br />
(Maide, 5/64 – Kasas, 28/77)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المفسدين</span><br />
<br />
Allah, israf edenleri sevmez.<br />
(En’am, 6/141 – Araf, 7/31)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المسرفين</span><br />
<br />
Allah, hainleri sevmez.<br />
(Enfal, 8/58)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الخائنين</span><br />
<br />
Allah, kibirlileri sevmez.<br />
(Nahl, 16/23)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المستكبرين</span><br />
<br />
Allah, şımaranları sevmez.<br />
(Kasas, 28/76)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المتكبرين </span><br />
<br />
<br />
---oOo---  ---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, aşırı gidenleri sevmez. (Bakara, 2/190 – Maide, 5/87 – Araf, 7/55 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَقَاتِلُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ الَّذٖينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ<br />
<br />
“Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez.” (Bakara, 2/190)<br />
<br />
<br />
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ<br />
<br />
“Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.” (Maide, 5/87)<br />
<br />
<br />
ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ<br />
<br />
Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. (Araf, 7/55 )<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, fesadı sevmez. (Bakara, 2/205)</span></span><br />
<br />
وَاِذَا تَوَلّٰى سَعٰى فِى الْاَرْضِ لِيُفْسِدَ فٖيهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ<br />
<br />
“O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.” (Bakara, 2/205)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah, kafirlikte ileri gidenleri ve günahta ısrar edenleri sevmez. (Bakara, 2/276 )</span></span><br />
<br />
<br />
يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِى الصَّدَقَاتِ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَثٖيمٍ<br />
<br />
“Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.” (Bakara, 2/276)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kafirleri sevmez. (Âl-I İmran, 3/32 – Rum, 30/45 )</span></span><br />
<br />
قُلْ اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ<br />
<br />
“De ki: Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-I İmran, 3/32)<br />
<br />
<br />
لِيَجْزِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ فَضْلِهٖ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ<br />
<br />
“Zira Allah, iman edip iyi işler yapanlara kendi lütfundan karşılık verecektir. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.” ( Rum, 30/45)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, zalimleri sevmez. (Âl-I İmran, 3/140 – Şura, 42/40 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّٖيهِمْ اُجُورَهُمْ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمٖينَ<br />
<br />
“İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez.” (Âl-I İmran, 3/57,140 – Şura, 42/40)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kendini beğenen ve övünüp duranları sevmez. (Nisa, 4/36 – Lokman, 31/18 – Hadid, 57/23 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْپًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا…اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا<br />
<br />
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.” (Nisa, 4/36<br />
<br />
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ<br />
<br />
“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.” (Lokman, 31/18)<br />
<br />
لِكَيْلَا تَاْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا اٰتٰیكُمْ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ<br />
<br />
“(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.” (Hadid, 57/23)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, hainlikte ve günahta çok aşırı gidenleri sevmez. (Nisa, /107 – Hac, 22/38 )</span></span><br />
<br />
<br />
اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ<br />
<br />
“Allah, iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.” (Hac, 22/38)<br />
<br />
<br />
وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذٖينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَثٖيمًا<br />
<br />
“Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.” (Nisa, /107)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini sevmez. (Nisa, 148 )</span></span><br />
<br />
<br />
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللّٰهُ سَمٖيعًا عَلٖيمًا<br />
<br />
“Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitici ve bilicidir.” (Nisa, 148)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, fesat çıkaranları sevmez. (Maide, 5/64 – Kasas, 28/77 )</span></span><br />
<br />
وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغْلُولَةٌ ۚ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا۟ بِمَا قَالُوا۟ ۘ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَآءُ ۚ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا ۚ وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ كُلَّمَآ أَوْقَدُوا۟ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا ٱللَّهُ ۚ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا ۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.(Maide, 5/64)<br />
<br />
<br />
وَابْتَغِ فٖيمَا اٰتٰیكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصٖيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِى الْاَرْضِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدٖينَ<br />
<br />
“Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.” (Kasas, 28/77)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, israf edenleri sevmez. (En’am, 6/141 – Araf, 7/31 )</span></span><br />
<br />
<br />
كُلُوا مِنْ ثَمَرِهٖ­ اِذَا اَثْمَرَ وَاٰتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهٖ وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ<br />
<br />
“…Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am, 6/141)<br />
<br />
يَا بَنٖى اٰدَمَ خُذُوا زٖينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ<br />
<br />
“Ey Âdem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am, 6/141 – Araf, 7/31)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, hainleri sevmez. (Enfal, 8/58 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَاءٍ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَائِنٖينَ<br />
<br />
“(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla yaptığın ahdi) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.” (Enfal, 8/58)<br />
<br />
اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ<br />
<br />
“Allah, iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.” (Hac, 22/38)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kibirlileri sevmez. (Nahl, 16/23 )</span></span><br />
<br />
<br />
لَا جَرَمَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْتَكْبِرٖينَ<br />
<br />
“Hiç şüphesiz Allah, onların gizleyeceklerini de açıklayacaklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları asla sevmez.” (Nahl, 16/23)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, şımaranları sevmez. (Kasas, 28/76 )</span></span><br />
<br />
<br />
اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْ وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُواُ بِالْعُصْبَةِ اُولِى الْقُوَّةِ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِحٖينَ<br />
<br />
“Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.” (Kasas, 28/76)<br />
<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 26.12.2023<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayetler ile Allah’ın Sevdiği Davranışlar Yada Kimseler Kimlerdir?</span></span><br />
<br />
Allah, ihsan sahiplerini sever.<br />
(Bakara, 2/195 – Âl-i İmran, 3/134, 148, Maide, 4/13, 93)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المحسنين</span><br />
<br />
Allah, çokça tevbe edenleri sever.<br />
(Bakara, 2/222)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب التوابين</span><br />
<br />
Allah, temizleri sever.<br />
(Bakara, 2/222 – Tevbe, 9/108)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المطهرين</span><br />
<br />
Allah, takva sahiplerini sever.<br />
(Âl-i İmran, 3/76 – Tevbe, 9/4, 7)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المتقين</span><br />
<br />
Allah, sabredenleri sever.<br />
(Âl-i İmran, 3/146)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب الصابرين</span><br />
<br />
Allah, tevekkül edenleri sever.<br />
(Âl-i İmran, 3/159)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب المتوكلين</span><br />
<br />
Allah, adaletli olanları sever.<br />
(Maide, 4/42 – Hucurât, 49/9 – Mümtehine, 60/8)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب العدلين</span><br />
<br />
Allah, kendi yolunda saf saf mücadele edenleri sever.<br />
(Saf, 61/4)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله يحب الذين يقاتلون في سبيله صفًا كأنهم بنيان مرصوص</span><br />
<br />
Allah’ın sevdiği topluluğun özellikleri.<br />
(Maide, 5/54)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">اللهم إني أحبهم وأحبوني</span><br />
<br />
---oOo---  ---oOo---<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah, ihsan sahiplerini sever. (Bakara, 2/195 – Âl-i İmran, 3/ 134,148, Maide, 4/13,93)</span></span><br />
<br />
وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ ۛ وَأَحْسِنُوٓا۟ ۛ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. (Bakara, 2/195)<br />
<br />
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.(Âl-i İmran, 3/ 134)<br />
<br />
فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْءَاخِرَةِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever. (Âl-i İmran, 3/ 148)<br />
<br />
<br />
فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ لَعَنَّٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَٰسِيَةً ۖ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ ۙ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. (Maide, 4/13)<br />
<br />
لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
İman edip salih ameller işleyenlere; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever. (Maide, 4/93)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah, çokça tevbe edenleri sever (Bakara, 2/222)</span></span><br />
<br />
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ ۖ قُلْ هُوَ أَذًى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ ۖ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ ۖ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.” (Bakara, 2/222)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, temizleri sever. (Bakara, 2/222 – Tevbe, 9/108 )</span></span><br />
<br />
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ ۖ قُلْ هُوَ أَذًى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ ۖ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ ۖ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ<br />
<br />
Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.” (Bakara, 2/222)<br />
<br />
لَا تَقُمْ فِيهِ أَبَدًا ۚ لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقْوَىٰ مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ ۚ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُوا۟ ۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُطَّهِّرِينَ<br />
<br />
Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever. (Tevbe, 9/108 )<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, takva sahiplerini sever (Âl-i İmran, 3/76 – Tevbe, 9/4,7)</span></span><br />
<br />
بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ<br />
<br />
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever. (Âl-i İmran, 3/76)<br />
<br />
إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ<br />
<br />
Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. (Tevbe, 9/4 )<br />
<br />
كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۖ فَمَا ٱسْتَقَٰمُوا۟ لَكُمْ فَٱسْتَقِيمُوا۟ لَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ<br />
<br />
Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece, siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. (Tevbe, 9/7 )<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, sabredenleri sever. (Âl-i İmran, 3/146)</span></span><br />
<br />
وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُوا۟ لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا۟ وَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّٰبِرِينَ<br />
<br />
Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.(Âl-i İmran, 3/146)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmran, 3/159)</span></span><br />
<br />
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمْ ۖ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلْقَلْبِ لَٱنفَضُّوا۟ مِنْ حَوْلِكَ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى ٱلْأَمْرِ ۖ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَوَكِّلِينَ<br />
<br />
<br />
Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmran, 3/159)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, adaletli olanları sever. (Maide, 4/42 – Hucurât, 49/9 – Mümtehine, 60/8 )</span></span><br />
<br />
<br />
سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ ۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ ۖ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا ۖ وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ<br />
<br />
Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, âdil davrananları sever. (Maide, 4/42)<br />
<br />
وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱقْتَتَلُوا۟ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا ۖ فَإِنۢ بَغَتْ إِحْدَىٰهُمَا عَلَى ٱلْأُخْرَىٰ فَقَٰتِلُوا۟ ٱلَّتِى تَبْغِى حَتَّىٰ تَفِىٓءَ إِلَىٰٓ أَمْرِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن فَآءَتْ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا بِٱلْعَدْلِ وَأَقْسِطُوٓا۟ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ<br />
<br />
Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. (Hucurât, 49/9)<br />
<br />
لَّا يَنْهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوٓا۟ إِلَيْهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ<br />
<br />
Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever. (Mümtehine, 60/8 )<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kendi yolunda saf saf mücadele edenleri sever. (Saf, 61/4)</span></span><br />
<br />
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِهِۦ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَٰنٌ مَّرْصُوصٌ<br />
<br />
Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. (Saf, 61/4)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah’ın sevdiği topluluğun özellikleri. (Maide, 5/54)</span></span><br />
<br />
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ ۚ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ<br />
<br />
<br />
Yâ eyyuhellezîne âmenû men yertedde minkum an dînihî fe sevfe ye’tîllâhu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbûnehû ezilletin alâl mu’minîne eizzetin alâl kâfirîn(kâfirîne), yucâhidûne fî sebîlillâhi ve lâ yehâfûne levmete lâim(lâimin) zâlike fadlullâhi yu’tîhi men yeşâ(yeşâu) vallâhu vâsiun alîm. (Maide, 5/54)<br />
<br />
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Maide, 5/54)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
#############################</span></div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">##############<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayetler ile Allah’ın Sevmediği Davranışlar Yada Kimseler Kimlerdir?</span></span><br />
<br />
<br />
Allah, aşırı gidenleri sevmez.<br />
(Bakara, 2/1909 – Maide, 5/87 – Araf, 7/55)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المعتدين</span><br />
<br />
Allah, fesadı sevmez.<br />
(Bakara, 2/205)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المفسدين</span><br />
<br />
Allah, kafirlikte ileri gidenleri ve günahta ısrar edenleri sevmez.<br />
(Bakara, 2/276)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الفاسقين</span><br />
<br />
Allah, kafirleri sevmez.<br />
(Âl-I İmran, 3/32 – Rum, 30/45)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الكافرين</span><br />
<br />
Allah, zalimleri sevmez.<br />
(Âl-I İmran, 3/140 – Şura, 42/40)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الظالمين</span><br />
<br />
Allah, kendini beğenen ve övünüp duranları sevmez.<br />
(Nisa, 4/36 – Lokman, 31/18 – Hadid, 57/23)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المتكبرين</span><br />
<br />
Allah, hainlikte ve günahta çok aşırı gidenleri sevmez.<br />
(Nisa, 4/107 – Hac, 22/38)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الخائنين</span><br />
<br />
Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini sevmez.<br />
(Nisa, 4/148)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب القول الفحش</span><br />
<br />
Allah, fesat çıkaranları sevmez.<br />
(Maide, 5/64 – Kasas, 28/77)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المفسدين</span><br />
<br />
Allah, israf edenleri sevmez.<br />
(En’am, 6/141 – Araf, 7/31)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المسرفين</span><br />
<br />
Allah, hainleri sevmez.<br />
(Enfal, 8/58)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب الخائنين</span><br />
<br />
Allah, kibirlileri sevmez.<br />
(Nahl, 16/23)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المستكبرين</span><br />
<br />
Allah, şımaranları sevmez.<br />
(Kasas, 28/76)<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">الله لا يحب المتكبرين </span><br />
<br />
<br />
---oOo---  ---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, aşırı gidenleri sevmez. (Bakara, 2/190 – Maide, 5/87 – Araf, 7/55 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَقَاتِلُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ الَّذٖينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ<br />
<br />
“Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez.” (Bakara, 2/190)<br />
<br />
<br />
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ<br />
<br />
“Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.” (Maide, 5/87)<br />
<br />
<br />
ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ<br />
<br />
Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez. (Araf, 7/55 )<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, fesadı sevmez. (Bakara, 2/205)</span></span><br />
<br />
وَاِذَا تَوَلّٰى سَعٰى فِى الْاَرْضِ لِيُفْسِدَ فٖيهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ<br />
<br />
“O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.” (Bakara, 2/205)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah, kafirlikte ileri gidenleri ve günahta ısrar edenleri sevmez. (Bakara, 2/276 )</span></span><br />
<br />
<br />
يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِى الصَّدَقَاتِ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَثٖيمٍ<br />
<br />
“Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.” (Bakara, 2/276)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kafirleri sevmez. (Âl-I İmran, 3/32 – Rum, 30/45 )</span></span><br />
<br />
قُلْ اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ<br />
<br />
“De ki: Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-I İmran, 3/32)<br />
<br />
<br />
لِيَجْزِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ فَضْلِهٖ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ<br />
<br />
“Zira Allah, iman edip iyi işler yapanlara kendi lütfundan karşılık verecektir. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.” ( Rum, 30/45)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, zalimleri sevmez. (Âl-I İmran, 3/140 – Şura, 42/40 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّٖيهِمْ اُجُورَهُمْ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمٖينَ<br />
<br />
“İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez.” (Âl-I İmran, 3/57,140 – Şura, 42/40)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kendini beğenen ve övünüp duranları sevmez. (Nisa, 4/36 – Lokman, 31/18 – Hadid, 57/23 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْپًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا…اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا<br />
<br />
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.” (Nisa, 4/36<br />
<br />
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ<br />
<br />
“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.” (Lokman, 31/18)<br />
<br />
لِكَيْلَا تَاْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا اٰتٰیكُمْ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ<br />
<br />
“(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.” (Hadid, 57/23)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, hainlikte ve günahta çok aşırı gidenleri sevmez. (Nisa, /107 – Hac, 22/38 )</span></span><br />
<br />
<br />
اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ<br />
<br />
“Allah, iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.” (Hac, 22/38)<br />
<br />
<br />
وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذٖينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَثٖيمًا<br />
<br />
“Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.” (Nisa, /107)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini sevmez. (Nisa, 148 )</span></span><br />
<br />
<br />
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللّٰهُ سَمٖيعًا عَلٖيمًا<br />
<br />
“Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitici ve bilicidir.” (Nisa, 148)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, fesat çıkaranları sevmez. (Maide, 5/64 – Kasas, 28/77 )</span></span><br />
<br />
وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغْلُولَةٌ ۚ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا۟ بِمَا قَالُوا۟ ۘ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَآءُ ۚ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا ۚ وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ كُلَّمَآ أَوْقَدُوا۟ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا ٱللَّهُ ۚ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا ۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.(Maide, 5/64)<br />
<br />
<br />
وَابْتَغِ فٖيمَا اٰتٰیكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصٖيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِى الْاَرْضِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدٖينَ<br />
<br />
“Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.” (Kasas, 28/77)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, israf edenleri sevmez. (En’am, 6/141 – Araf, 7/31 )</span></span><br />
<br />
<br />
كُلُوا مِنْ ثَمَرِهٖ­ اِذَا اَثْمَرَ وَاٰتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهٖ وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ<br />
<br />
“…Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am, 6/141)<br />
<br />
يَا بَنٖى اٰدَمَ خُذُوا زٖينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ<br />
<br />
“Ey Âdem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am, 6/141 – Araf, 7/31)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, hainleri sevmez. (Enfal, 8/58 )</span></span><br />
<br />
<br />
وَاِمَّا تَخَافَنَّ مِنْ قَوْمٍ خِيَانَةً فَانْبِذْ اِلَيْهِمْ عَلٰى سَوَاءٍ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَائِنٖينَ<br />
<br />
“(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla yaptığın ahdi) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.” (Enfal, 8/58)<br />
<br />
اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ<br />
<br />
“Allah, iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.” (Hac, 22/38)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, kibirlileri sevmez. (Nahl, 16/23 )</span></span><br />
<br />
<br />
لَا جَرَمَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْتَكْبِرٖينَ<br />
<br />
“Hiç şüphesiz Allah, onların gizleyeceklerini de açıklayacaklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları asla sevmez.” (Nahl, 16/23)<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, şımaranları sevmez. (Kasas, 28/76 )</span></span><br />
<br />
<br />
اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْ وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُواُ بِالْعُصْبَةِ اُولِى الْقُوَّةِ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِحٖينَ<br />
<br />
“Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.” (Kasas, 28/76)<br />
<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 26.12.2023<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır - Ameller Niyetlere Göredir"]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44674</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 03:55:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44674</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır - Ameller Niyetlere Göredir"</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz Buyurdular<br />
<br />
"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Mecmau'z-Zevâid, I/61,109)</span></span><br />
<br />
"Ameller niyetlere göredir." hadisi<br />
<br />
İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât<br />
<br />
إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ<br />
<br />
Ameller Niyetlere Göredir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari, Kitab’u Bedu’l Vahyi, s. 65,  h. 1/1; Müslim, Kitabu’l İmara, c. 7, s. 61, h. 155; Ebu Davud Kitabu’t Talak, c. 2, s. 945, h. 2201. Tirmizî, Kitabu Fazaili’l Cihad, c. 3, s. 577, h. 1647)</span></span><br />
<br />
Buhâri, Müslim ve Ebu Davud, Hz. Ömer’den naklediyor:<br />
<br />
 “Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)</span></span><br />
<br />
Niyet et normal günlük yaptığınn bir amelin (WC ye gitmek veya karın kocan eşin ile sevişmek cima etmek bile) ibadete dönsün, ramazanda oruca niyet etme ama akşama kadar aç dur, oruc olmaz, samanı verilmemiş öküz olursun vesselam<br />
<br />
<br />
Dinimizde Niyet Farzdır<br />
Peygamberimizde buyurmuş<br />
"Ameller Niyete göredir"<br />
Atalarımız da demiş<br />
"Niyet Hayır ise, akibet de hayırdır"<br />
<br />
"Niyet et, Sıçmak ibadet olsun, oruca niyet etme akşama kadar aç dur, samanı verilmemiş öküz olursun"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Sözü<br />
Schrems, 05.09.2021</span></span><br />
<br />
Afedersiniz tuvalete girmeden önce, önünde dua okuyunca, hacetini görmek bile ibadet oluyorsa, o zaman bizim Tarikatımızda, Yağmur yağdırmak ve kar yağdırmak için, su ve süt içerken, önünden dua okuyupda, birde niyet ile su içmek, neden kar yağmasına sebep olmasın, Neden Yağmur yağmasına sebep olmasın, sadece ahmak olan insanlar bunu anlamaz. ve yine Eğer alalade  bir hareket bile, niyet ile ibadet haline dönebiliyorsa, ve ben bunu fiziki halede döndürebilirim, ve bilindiği gibi yağmur duası, yağmur duası ile yani dua ve niyet ile bulutlardan yağmur yağdırma hikmeti, Peki bu böyle oluyorsa, ben bu tarikatı kurdum, Benim diyeceğim Allah bize kurmak nasip etti, Allah bize nasip etti bunun bilgisini ve ilimini, ve bu Tarikatı  bugün yalanlayan, ya da kendilerininkini tarikat kabul edipte, Bizimkini  kabul etmeyen ahmaklara ben ne diyeyim. Allah bir Tarikat da bize  ihsan etti, ve Böylece bizde belli bir duanın sonunda, niyet ile su ve süt içerek ten, kar gerekiyorsa kar, yağmur gerekirse yağmur yağmasını sağlıyoruz Allah'ın izniyle. bu Allah'ın izniyle yani dua ile yağmur yağıyorsa, Benimki dua değil de ne, ben de niyet ile dua ediyorum, Benimkinin ondan farkını ne, benim ki niye olmasın, Niye ya,  güzel adam.<br />
<br />
Peki bu böyle oluyorsa, benim Tarikattada, Yani bizim raşidi tarikatında da,  o zaman belli bir duadan sonra niyet ile su içmek, ve niyet ile süt içmek, neden kar  ve veya yağmur yağmasına sebep olmasın, bilindiği gibi bir hadisi şerif daha vardır ki, savaşın birisinde askerler susar, fakat içecek bir yudum suları kalmaz, sadece birinin su kabında birazcık su kalmıştır, Peygamberimiz der ki, alın gelin o suyu bana, Ben sizi suya kandıracağım der.  o alır su kabındaki suyu, parmaklarini açar, ve parmaklarınin üzerinden su döker, döktükçe parmaklarından Beşpınar fışkırıyor, Bütün askerler  içerler ve su kablarınada doldururlar.<br />
<br />
Peygamberimiz´in Mübarek Parmakları Arasından Suyun Akması Mucizesi<br />
<br />
Rivayet 1<br />
<br />
Hazreti Enes şöyle anlatıyor:<br />
<br />
“Zevra ismi verilen bir yerde, üç yüz kişi kadar, Allah Resulü ile beraber bulunuyorduk. İkindi namazı için abdest almamızı emretti, fakat su bulamadık. Yalnız az bir parça su bulmamızı emretti; bulup getirdik. Mübarek ellerini içine batırdı. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Sonra, orada bulunan üç yüz kişinin tamamı gelip o sudan hem abdest aldılar, hem de su ihtiyaçlarını giderdiler.”<br />
Bu mucizeyi, Hazreti Enes, üç yüz kişiyi temsil ederek haber veriyor. Mümkün müdür ki, o üç yüz kişi, şu haberi tasdik etmesinler? Hem eğer tasdik etmeseler, yalanlamamaları mümkün müdür?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Vudû’: 32, 46, Menâkıb: 25; Müslim, Fedâil: 45, 6; Nesâî, Tahâret: 60; Ebû Dâvud, Mukaddime: 5; Tirmizî, Menâkıb: 6; Muvatta, Tahâret: 32; Müsned, 3:132, 147, 170, 215, 289; İbni Hibban, Sahih, 8:171; Tirmizî (Ahmed Şâkir), no. 3635.)</span></span><br />
<br />
Rivayet 2<br />
<br />
Hazreti Cabir bin Abdullah anlatıyor:<br />
<br />
Hudeybiye günü halk susuz kalmış, Resûlullah’ın (asm) önünde bulunan su ibriğinden abdest aldığı sırada O’na (asm) doğru varmışlardı. Resûlullah Aleyhisselam, onlara:<br />
<br />
"Size ne oluyor!" diye sordu.<br />
<br />
"Mahvolduk ey Allah’ın Resulü! Mahvolduk ey Allah’ın Resulü!" dediler.<br />
<br />
Peygamberimiz (asm):<br />
<br />
"Ben sizin aranızda iken, siz mahvolmayacaksınız!" buyurdu.<br />
<br />
"Yâ Rasûlallah! Yanımızda, senin ibriğindekinden başka, ne abdest alacağımız, ne de içeceğimiz su var!" dediler.<br />
<br />
Bunun üzerine, Allah Resulü (asm) elini ibriğin üzerine koydu ve<br />
<br />
"Alınız, Bismillah" buyurdu. Kaynaklardan kaynar gibi, hemen parmaklarının arasından su akmaya başladı! Müslümanlar, ondan hem su içtiler, hem de abdest aldılar.<br />
<br />
Cabir b. Abdullah'a:<br />
<br />
"O zaman siz kaç kişi idiniz?" diye soruldu.<br />
<br />
Cabir:<br />
<br />
"On beş yüz kişi (yani bin beş yüz) idik!" dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Menâkıb: 25; Mağâzî: 35; Tefsir: Fetih Sûresi, 5; Eşribe: 31; Müslim, İmâra: 72, 73; Müsned, 3:329; İbni Hibban, Sahih, 8:110.)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ameller niyetlere göredir”</span></span><br />
<br />
yani hatta dile bile gelmemiş olan, niyetimiz, amellerimizi teşkil ediyormuş, yani öyle olunca, işde devreye quantum fizigi giriyor, duyular ve duygular, yani sesden bile ötesi de keşfedilmek üzre. ve zikir eger nakşilerdeki kalp ile olursa, işde onun enerjisi aynen duygular ve halis niyetler gibidir, eger Hz Ali efendimizin yolu olan, cehri ise, dil ile söyleyerek ise, bu sefer frekans bazinda olan bir enerjyi temsil eder, onuda işde o japon bilim adami zaten keşfetmiş, yani sözün gücü zamanindayiz, yani o Hz musanin duasi niyazi olan, duasindaki anlattigi "yefkahu gavli" zamani, sözün gücünün anlaşildigi zaman yani. ve zikir işde sözün gücüdür, ve Allah diyorki yasin suresinde "O ol dedi, oldu" öyleyse, öyle bir güc varki, bu sözde, Allah "kün" "ol" deyince olduran bir güc varmiş yani işde.<br />
<br />
ve yine yukardaki sözlerimize atfen, yine bakara suresi, kuranin ikinci suresi, yeni senenin ikinci ayini temsil eder, ve öyle olunca, bakara veya inek, verimli hayvan, etinden sütünden,.... öyle olunca muhammede boga burcu diyorlar, yani muhamedin ömer oldugu hali ile, o dögüşken kavgadan yilmayan cesur boga olur, yani savaşci ruh, ve yine habil gibi biride yaratilmiş, savaş kavga sevmeyen bir cibillyat, "sen vursanda, ben vurman." diyen bir zihniyet ve cibiliyattaki varliklar, ve aynen cuma namazi sadece cuma günü ve vaktinde kilindigi gibi, habilin yaratildigi bir gün ve ona tahsis edilmiş bir takvim var, o takvime uyan kimseler, habil tabiatli oluyor, ömer takvimine uyanlar, ömer tabiatli oluyor, ve buna astrologlar, burc ilmi diyorlar. ve onlar ise gökteki 12 gezegenin hareketleri ile sonuc verdigini tesbit etmişler, ve hani firinci amcanin börek pişirmeye ayirdig bir gün vardir, yahut hani ramazanda, ramazan pidesi pişirmek gibi işde, kainattada ömer gibi olcaklarin hamurunun bir takvimi ayi günü saati var, yine yezid gibi, firavun gibi olcaklarinda, bir günü, ayi saati var, işde safer için alimler, o ayde o sene dünyada olacak olan 320 000 bela iner, ve sonra, bütün seneye dagitilir diye yormuşlar, ve bu belalardan korunmak için, bizim raşidi zikirimizde yer alan "vedfea" yani bizden uzak eyle, def eyle, yani müdefea, yani savunma, def eyleme, uzaklaştırma duası, yine niyet ile okunmalı daha doğrusu manası bilnmeli ki ne dua ettiğini bilmeli ki niyet ve vuslat hasıl olsun vesselam, zikirlerimizin manası bilnmeli ki ne dua ettiğini bilmeli ki niyet ve vuslat hasıl olsun, manasını bilerek dua edenler niyet etmiş gibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">o yüzden kuran okurkende ne niyete okudun o önemli</span></span><br />
<br />
<br />
Kuran-ı Kerimden Bazı Önemli Surelerin Kat Sayı Değerleri Bunlardır:<br />
<br />
Tekasür Suresi: 1 kere okumak 1000 ayet okumaya denktir<br />
İhlas Felak Nas Sureleri: Okuyan Resulallah’a indirilenin tamamını okumuş olur (Metalip)<br />
Secde Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Mülk Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Kadir Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Zilzal Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Adiyat Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Kafirun Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Nasr Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
İhlas Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Fatiha Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Yasin Suresi: 1 defa okuyan 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir (Kur’an’ın Kalbi) Yasin Suresi; 1 defa okuyan 23 defa kur’an okumuş sevabı verilir de denmiştir.<br />
Ayetel Kürsü: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Hadid Suresi: ilk 3. ayeti kerimesinin fazileti çok büyüktür, 1 defa okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır..<br />
Hadid Suresinin ilk 10 ayeti 1000 ayete denk Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk<br />
<br />
Üç ihlas  bir fatiha okumak bir hatim sevabı<br />
<br />
Ebu Said (ra) anlatıyor: "Resulullah (as) bir gün ashabına:<br />
<br />
    "Sizden biri bir gecede Kur'an-ı Kerim'in üçte birini okumaktan aciz midir?" diye sordu.<br />
<br />
    "Buna hangimiz güç yetirebilir?" dediler. Resulullah (asm):<br />
<br />
    "Allahu Ahad, Allahus Samed (İhlas suresi) Kur'an'ın üçte biridir." buyurdu. <br />
<br />
(Buhari, Fedailul Kur'an 13, Tevhid 1)<br />
<br />
“Yasin Sûresi okuyunuz. Çünkü onda on türlü bereket vardır;<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yasin ne niyet için okunursa, o şey meydana gelir.</span></span><br />
<br />
1- Aç kimse okursa doyar.<br />
<br />
2- Çıplak bir kimse okursa giyinir.<br />
<br />
3- Bekâr okursa evlenir.<br />
<br />
4- Korku içindeki okursa emniyyete kavuşur.<br />
<br />
5- Mahzun okursa ferahlar.<br />
<br />
6- Sefere çıkan bir kimse okursa seferinde Allah’ın yardımına mazhar olur.<br />
<br />
7- Bir şeyi kaybolan kimse okursa kaybettiğini bulur.<br />
<br />
8- Meyyite okunursa azâbı hafifler.<br />
<br />
9- Susuz kalan okursa susuzluğu gider.<br />
<br />
10- Hasta okursa şifâ bulur.<br />
<br />
Fakat bunlara niyyet ederek ve inanarak okumak lazımdır.<br />
<br />
İmâm-ı Şa’rânî buyuruyor ki:<br />
<br />
“Hastam iyi olursa veya şu işim hasıl olursa, sevâbı Seyyidet Nefîse hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasîn okumak veya bir koyun kesmek nezrim olsun derse, bu dileğinin kabul olduğu çok tecrübe edilmiştir.”<br />
<br />
Malik bin Yesar (ra)’ dan rivayet edilmiştir: Peygamber (sav); “Kur’an’ın kalbi Yasin-i Şerif’tir. Kim onu Allah rızasını talep ederek ve ahiret sevabı için okursa, Allah onun günahlarını magfiret eder. Onu ölülerinizin üzerine okuyunuz.” buyurdu.<br />
<br />
-Ebu Hureyre (ra)’ dan rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) şöyle buyurdu; “Kim bir gecede, Allah rızası için Yasin’i okursa günahları af olunur.”<br />
<br />
-Enes (ra)’ dan rivayet edilmiştir: dedi ki; Rasulullah (sav) buyurdu: “Herşeyin bir kalbi vardır ve Kur’an’ın kalbi de Yasin’dir. Her kim Sure-i Yasin’i okursa Allah ona bu sureyi okuması sebebiyle Kur’an’ı on kere okumuş kadar sevap ihsan eder.”<br />
<br />
-Hz. Ali (ra)’ den rivayet edildigine göre Rasulullah (sav) kendilerine şöyle demiştir: “Ya Ali! Yasin Suresini oku, zira Yasin Suresinde on bereket vardır;<br />
<br />
    Yitigi olan okursa yitigine kavuşur,<br />
    Mahkum okursa hapisten kurtulur,<br />
    Çıplak okursa giydirilir,<br />
    Onu okuyan aç doyar,<br />
    Bekar okursa evlendirilir,<br />
    Yolcu okursa yolculuğunda yardım görür,<br />
    Susuz okursa suya kanar,<br />
    Hasta okursa afiyet bulup iyileşir,<br />
    Korku içinde olan okursa korktuğundan emin olur,<br />
    Ölümcül hastanın yanında okunsa elem ve ızdırabı hafifler.<br />
<br />
-Aişe (ra)’ dan; “Muhakkak ki Kur’an’da bir sure vardır. Kendisini çok okuyana şefaat eder. Dinleyen ise magfiret olunur. O, Sure-i Yasindir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">YASİN SURESİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
“…Yâsin, Kur’ân’ın kalbidir. Bir kimse onu Allâh’ın rızâsını ve âhiret yurdunu talep ederek okursa, muhakkak günahları bağışlanır. Ölülerinize de Yâsin Sûresi’ni okuyunuz.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 26)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">YASİN SURESİ İLE İLGİLİ BAZI RİVAYETLER</span></span><br />
<br />
“Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihhayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bullur.” (Suyûtî, el-Câmi’us-Sağîr, no: 5218)<br />
<br />
“Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınnız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)<br />
<br />
“Her gece Yâsin-i Şerîfi okuyan mü’mminmağfiret olunur.” (Beyhakî, Şuab, II, 480)<br />
<br />
“Yasin-ı şerîfi her gece okumaya devvam eden kimse vefât ederken şehîd olarak vefât eder.” (Heysemî, VII, 218) <br />
<br />
<br />
"Hurma da Yasin gibidir, Yemeden önce "falanca derdime şifa et ya rab" diye niyet edilerek yenirse, her derde devadır."<br />
<br />
Minvalinde hadis vardi aradim bulamadim<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hangi Sure Kaç Defa Ne İçin Okunursa Hangi Tesirde Bulunur?</span></span><br />
<br />
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de 114 tane sure bulunmaktadır. Bir musibet, bela, hastalık veya dilek, istek ve niyazlarımız için bu sureler belli sayıda okunursa musibetten veya beladan kurtulunur, hastalık için okunursa şifa bulunur veya dilek, istek veya niyaz için okunursa o istek Allah (c.c) izni ile gerçekleşir. Biz kullar olarak Allah (c.c) ibadet etmek, salih amel işlemek için bol bol ibadet etmeli musibet, hastalık veya beladan kurtulmak için veya herhangi bir dilek, istek veya niyazımız için bol bol dua etmeliyiz. Dualarımızda samimi olmalıyız. Allah (c.c) yapmış olduğumuz ibadetlerimizi kabul eylesin. Amin…<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hangi Sure Kaç Defa Okunursa Hangi Tesirde Bulunur?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fatiha Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-Fatiha-i Şerife’yi yatarken okuyan kimse, ölümden başka her türlü kötülükten korunur.<br />
-40 defa yazılarak, sula silinerek içilir, hastanın yüzü ve elleri de aynı su ile silinirse, Allah (c.c) izni ile şifa bulur.<br />
– Tehlike anlarında 10 defa okunur.<br />
-Cuma günü yazılarak üzerinde taşınırsa, cinlerin şerrinden korunur.<br />
– Fatiha suresi yazılır, yağmur suyu ile silinerek içilirse, kalp çarpıntısından ve korkudan Allah (c.c) izni ile şifa bulunur.<br />
-Her kim Fatiha Suresini ” iyyâke nesteıyn” kısmına kadar, Ardından İhlas Suresini sonuna kadar okuduktan sonra  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">” Allâhümmecma’beynî ve sıfâtike yâ zel beyne hâcetî kemâ cema’te beyne esmaîke ve sıfâtike yâ zel celâli vel ikrâm” </span></span>duasını 3 defa okursa , Allah (c.c)’ın izni ile dile yerine gelir ve bu kişinin duası da makbul olur.<br />
-Farz namazlarından sonra her gün Fatiha-ı Şerife’yi 18 defa, yatsı namazından sonra ise 28 defa okuyanın rızkı çoğalır.<br />
-Temiz bir tabağa yazılır. Yazı, gül suyu ile silinir, kulağa damlatılırsa Allah (c.c) izni ile ağrısına şifa olur.<br />
-İki rekatlık namazın her rekatında 7’şer defa Fatiha Suresi 3’er defa İhlas Suresi okuyarak namaz kılan kimsenin dileği Allah (c.c)’ın izni ile gerçekleşir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bakara Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
– Tehlike anında ve duanın kabul olması için elif, lâm, mim ayeti okunur.<br />
-Ruhi bunalıma karşı gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ali İmran Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Borçtan kurtulmak için ve zengin olmak için gün aşırı 3’er defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nisa Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Akrabalar arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Maide Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her Türlü zarardan korunmak için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">En’am Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İstek ve dileğin kabul olması için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">A’raf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Dünya ve ahiret mutluluğu için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Enfal Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zindandan, iftira ve musibetten kurtulmak için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tevbe Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-Her türlü şerden kurtulmak için gün aşırı 7 defa okunur,<br />
-7 defa yazılır ve asılırsa o yere hırsız giremez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yunus Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yunus Suresini yazıp taşıyan kimsenin düşmanı hezimete uğrar<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hud Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zalime karşı galip olmak almak için gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusuf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İzzet ve saadete nail olup, bahtın açılması için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ra’d Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmanın kahrı için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İbrahim Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ahlakın güzelleşmesi için gün aşırı 10 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hicr Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ticaretin kazançlı olması için gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nahl Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Azgınlığın ve fesadın kaldırılması için gün aşırı 10 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İsra Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-Hilecilerin şerrinden korunmak için okunur,<br />
-Misk ve safranla yazılarak dili tutulanlara içilirse Allah (c.c)’ın izni ile şifa bulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kehf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse her türlü fitne ve musibetten korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meryem Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı 41 defa okuyan kimse fakirlikten kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Taha Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 21 defa okuyan kimsenin kısmeti açılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Enbiya Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her türlü tehlikeye karşı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hac Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Mahşerin dehşetinden emin olmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mü’minun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her gün okuyan kimsenin, imani ve itikadi yönden düzelir, imanın kemaline erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nur Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse vesveseden kurtulur, kemali imane ve yakine erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Furkan Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmanın pişman olması için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şuara Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zarardan korunmak için gün aşırı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Neml Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse düşmanlarının şerrinden korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kasas Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Azap ve esaretten korunmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ankebut Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Aklı yükselen kimselere okunursa Allah (c.c)’în izni ile şifa bulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Rum Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmana karşı galip olmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Lokman Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Dahili hastalıkala karşı gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Secde Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yazılarak bir şişe içerisine konur, evin bir kenarında saklanırsa, her türlü afattan emin olunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahzap Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Nasip ve kısmetin açılması için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sebe’ Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse cin şerrinden korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fatır Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse mahlukat tarafından sevilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yasin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi 70 defa okuyan kimse her muradına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Saffat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sereyi gün aşırı okuyan kimsenin rızkı çoğalır, darlık çekmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sad Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse zarar verici hayvanların şerrinden emin olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zümer Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Halk içerisinde aziz ve muhterem bir kişi olmak için gün aşırı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mü’min Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Kötü insanın şerrinden emin olmak için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fussilet Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse yolculuktaki her türlü tehlikeden emin olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şura Süresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse hasmını mağlup eder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zuhruf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 7 defa okuyan kimse muradına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duhan Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 3 defa okuyan kimse dileğine erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Casiye Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İftiradan kurtulmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahkaf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse cin şerrinden korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muhammed Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zarardan kurtulup, saadete ermek için gün aşırı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fetih Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı 7 defa okuyan kimse, her müşkülünü halledip, her muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hucurat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Hastalığın şifa bulması için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kaf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cuma geceleri okuyan ahiret saadetine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zariyat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kıtlık yüzü görmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tur Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan hakka yaklaşır, dertlerden kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Necm Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
21 defa okuyan her muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kamer Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kimse zalimin şerrinden emin olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Rahman Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Hayır kapılarının açılması için 70 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vakıa Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi 41 defa okuyan fakirlik çekmez, kazancı bereketli olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hadid Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ruhi bunalımdan kurtulmak için 75 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mücadele Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sure 1 avuç toprağa 3 defa okunarak düşman tarafına savrulursa, düşman hezimete uğrar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Haşır Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
40 gün boyunca 40’ar defa okunursa her türlü muradına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mümtehıne Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı okuyan kimse, haramdan korunur. Borçlu ise borcunu kolaylıkla öder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Saf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kimse aile huzursuzluğundan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cuma Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Helalinden evlenmek isteyen kimse 18 defa okursa nasibi açılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Münafıkun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Nifaktan kurtulmak, şerre hedef olmak için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Teğabün Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Nefes darlığına karşı suya 7 defa okunarak içilmeli.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Talak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 3 defa okuyan refikası ile güzel geçinir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tahrim Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
21 defa okuyanın düşmanı dost olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mülk Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
44 Defa okuyan kimse her beladan kurtulur. Kabir azabı çekmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kalem Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Şerden kurtulmak ve her muradına ermek için 71 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elhakka Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ahiret mutluluğuna ermek için 71 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mearic Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zafere ermek için 180 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nuh Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
1000 defa okuyan kimse düşmanını kahreder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi 7 defa okuyan kimse nazardan, sara hastalığından ve evhamdan Allah (c.c)’în izni ile şifa bulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müzemmil Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
40 defa okuyan kimsenin rızkı ummadığı yerden gelir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müddessir Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyanın nefsi emmarenin sultasından kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kıyame Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cuma geceleri okuyan kimse ahiret saadetine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsan Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kimse kötü ahlaktan kurtulur. Hak dostlarının zümresine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mürselat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
7 defa okuyan kimse göz hastalığına yakalanmaz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nebe Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İkindiden sonra okuyan dünya ve ahiret saadetine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Naziat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi her gece okuyan kimse son nefesini Kelim-i Tevhid ile kapar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abese Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yakıne ermek için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tekvir Suresi Ne İçin Okunu</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">r?</span></span><br />
Müşküllerin hali için 7 defa okunmalıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnfitar Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her murada ermek için 21 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mutaffifin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ağlayan çocuğu susturmak için 5 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnşikak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Doğumun kolay olması için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Buruc Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Fitneci ve fesatların şerrinden kurtulmak için 10 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tarık Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cinlerin şerrinden kurtulmak için 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">A’la Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
3 defa okuyan kimse seferden selametle evine döner.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ğaşiye Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Vücuttaki her türlü yelin izalesi için 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fecir Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Belanın uzaklaştırılması için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Beled Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Kıyamette hesabın kolay geçmesi için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şems Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her türlü beladan korunmak için 41 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Leyl Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
180 defa okuyan fakirlikten kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duha Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Okumaya devam edenler ruhi bunalım ve sıkıntıdan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Okumaya devam edenler ruhi bunalım ve sıkıntdan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
7’şer defa okuyan kimse kötü ahlaktan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
7’şer defa okuyan kimsenin sözü geçerli olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her müşkülün hali için 21 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Beyyine Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi vidr edinerek devamlı okuyanlar kamil insanların makamına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zilzal Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
40000 defa okuyan kimse düşmanını helak eder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Adiyat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
3 defa okuyan nazardan korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Karia Suresi Ne İçin Okunur</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">?</span></span><br />
Her işin intizamı için 100 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tekasür Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Dünyevi ve uhrevi musibetlerden kurtulmak için gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Asr Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İç hastalıkların tedavisi için yazılarak suyu içilir. 70 defa da okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hümeze Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İnsanların zemminden ve iftirasından kurtulmak için 21 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fil Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Akşamla yatsı arasında 1000 defa okuyan kimse her türlü muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kureyş Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zengin ve güzel ahlaka sahip olmak ve müsibetlerden emin olmak için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Maun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
41 Defa okuyan kimse Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi rüyasında görür.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kevser Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
100 defa okuyan kimse muradına nail olur. Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi rüyasında görür.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kafirun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yatarken okuyan kimse imanını şeytandan korumuş olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nasr Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her muradın hali için 1000 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tebbet Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmanın helakı için 1000 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İhlas Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-100 defa okuyan kamil bir imana erer,<br />
10 defa okuyan kimsenin amel defterine günah yazılmaz,<br />
-1000 defa okuyanın vücudu kabirde çürümez,<br />
-10000 defa okuyan her muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Felak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Sihri tesirsiz hale getirmek ve şeytandan korunmak için 41 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nas Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cin şerrinden ve evhamdan korunmak için 21 defa okunur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 25.11.2023</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır - Ameller Niyetlere Göredir"</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz Buyurdular<br />
<br />
"Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Mecmau'z-Zevâid, I/61,109)</span></span><br />
<br />
"Ameller niyetlere göredir." hadisi<br />
<br />
İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât<br />
<br />
إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ<br />
<br />
Ameller Niyetlere Göredir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari, Kitab’u Bedu’l Vahyi, s. 65,  h. 1/1; Müslim, Kitabu’l İmara, c. 7, s. 61, h. 155; Ebu Davud Kitabu’t Talak, c. 2, s. 945, h. 2201. Tirmizî, Kitabu Fazaili’l Cihad, c. 3, s. 577, h. 1647)</span></span><br />
<br />
Buhâri, Müslim ve Ebu Davud, Hz. Ömer’den naklediyor:<br />
<br />
 “Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)</span></span><br />
<br />
Niyet et normal günlük yaptığınn bir amelin (WC ye gitmek veya karın kocan eşin ile sevişmek cima etmek bile) ibadete dönsün, ramazanda oruca niyet etme ama akşama kadar aç dur, oruc olmaz, samanı verilmemiş öküz olursun vesselam<br />
<br />
<br />
Dinimizde Niyet Farzdır<br />
Peygamberimizde buyurmuş<br />
"Ameller Niyete göredir"<br />
Atalarımız da demiş<br />
"Niyet Hayır ise, akibet de hayırdır"<br />
<br />
"Niyet et, Sıçmak ibadet olsun, oruca niyet etme akşama kadar aç dur, samanı verilmemiş öküz olursun"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Sözü<br />
Schrems, 05.09.2021</span></span><br />
<br />
Afedersiniz tuvalete girmeden önce, önünde dua okuyunca, hacetini görmek bile ibadet oluyorsa, o zaman bizim Tarikatımızda, Yağmur yağdırmak ve kar yağdırmak için, su ve süt içerken, önünden dua okuyupda, birde niyet ile su içmek, neden kar yağmasına sebep olmasın, Neden Yağmur yağmasına sebep olmasın, sadece ahmak olan insanlar bunu anlamaz. ve yine Eğer alalade  bir hareket bile, niyet ile ibadet haline dönebiliyorsa, ve ben bunu fiziki halede döndürebilirim, ve bilindiği gibi yağmur duası, yağmur duası ile yani dua ve niyet ile bulutlardan yağmur yağdırma hikmeti, Peki bu böyle oluyorsa, ben bu tarikatı kurdum, Benim diyeceğim Allah bize kurmak nasip etti, Allah bize nasip etti bunun bilgisini ve ilimini, ve bu Tarikatı  bugün yalanlayan, ya da kendilerininkini tarikat kabul edipte, Bizimkini  kabul etmeyen ahmaklara ben ne diyeyim. Allah bir Tarikat da bize  ihsan etti, ve Böylece bizde belli bir duanın sonunda, niyet ile su ve süt içerek ten, kar gerekiyorsa kar, yağmur gerekirse yağmur yağmasını sağlıyoruz Allah'ın izniyle. bu Allah'ın izniyle yani dua ile yağmur yağıyorsa, Benimki dua değil de ne, ben de niyet ile dua ediyorum, Benimkinin ondan farkını ne, benim ki niye olmasın, Niye ya,  güzel adam.<br />
<br />
Peki bu böyle oluyorsa, benim Tarikattada, Yani bizim raşidi tarikatında da,  o zaman belli bir duadan sonra niyet ile su içmek, ve niyet ile süt içmek, neden kar  ve veya yağmur yağmasına sebep olmasın, bilindiği gibi bir hadisi şerif daha vardır ki, savaşın birisinde askerler susar, fakat içecek bir yudum suları kalmaz, sadece birinin su kabında birazcık su kalmıştır, Peygamberimiz der ki, alın gelin o suyu bana, Ben sizi suya kandıracağım der.  o alır su kabındaki suyu, parmaklarini açar, ve parmaklarınin üzerinden su döker, döktükçe parmaklarından Beşpınar fışkırıyor, Bütün askerler  içerler ve su kablarınada doldururlar.<br />
<br />
Peygamberimiz´in Mübarek Parmakları Arasından Suyun Akması Mucizesi<br />
<br />
Rivayet 1<br />
<br />
Hazreti Enes şöyle anlatıyor:<br />
<br />
“Zevra ismi verilen bir yerde, üç yüz kişi kadar, Allah Resulü ile beraber bulunuyorduk. İkindi namazı için abdest almamızı emretti, fakat su bulamadık. Yalnız az bir parça su bulmamızı emretti; bulup getirdik. Mübarek ellerini içine batırdı. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Sonra, orada bulunan üç yüz kişinin tamamı gelip o sudan hem abdest aldılar, hem de su ihtiyaçlarını giderdiler.”<br />
Bu mucizeyi, Hazreti Enes, üç yüz kişiyi temsil ederek haber veriyor. Mümkün müdür ki, o üç yüz kişi, şu haberi tasdik etmesinler? Hem eğer tasdik etmeseler, yalanlamamaları mümkün müdür?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Vudû’: 32, 46, Menâkıb: 25; Müslim, Fedâil: 45, 6; Nesâî, Tahâret: 60; Ebû Dâvud, Mukaddime: 5; Tirmizî, Menâkıb: 6; Muvatta, Tahâret: 32; Müsned, 3:132, 147, 170, 215, 289; İbni Hibban, Sahih, 8:171; Tirmizî (Ahmed Şâkir), no. 3635.)</span></span><br />
<br />
Rivayet 2<br />
<br />
Hazreti Cabir bin Abdullah anlatıyor:<br />
<br />
Hudeybiye günü halk susuz kalmış, Resûlullah’ın (asm) önünde bulunan su ibriğinden abdest aldığı sırada O’na (asm) doğru varmışlardı. Resûlullah Aleyhisselam, onlara:<br />
<br />
"Size ne oluyor!" diye sordu.<br />
<br />
"Mahvolduk ey Allah’ın Resulü! Mahvolduk ey Allah’ın Resulü!" dediler.<br />
<br />
Peygamberimiz (asm):<br />
<br />
"Ben sizin aranızda iken, siz mahvolmayacaksınız!" buyurdu.<br />
<br />
"Yâ Rasûlallah! Yanımızda, senin ibriğindekinden başka, ne abdest alacağımız, ne de içeceğimiz su var!" dediler.<br />
<br />
Bunun üzerine, Allah Resulü (asm) elini ibriğin üzerine koydu ve<br />
<br />
"Alınız, Bismillah" buyurdu. Kaynaklardan kaynar gibi, hemen parmaklarının arasından su akmaya başladı! Müslümanlar, ondan hem su içtiler, hem de abdest aldılar.<br />
<br />
Cabir b. Abdullah'a:<br />
<br />
"O zaman siz kaç kişi idiniz?" diye soruldu.<br />
<br />
Cabir:<br />
<br />
"On beş yüz kişi (yani bin beş yüz) idik!" dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Menâkıb: 25; Mağâzî: 35; Tefsir: Fetih Sûresi, 5; Eşribe: 31; Müslim, İmâra: 72, 73; Müsned, 3:329; İbni Hibban, Sahih, 8:110.)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ameller niyetlere göredir”</span></span><br />
<br />
yani hatta dile bile gelmemiş olan, niyetimiz, amellerimizi teşkil ediyormuş, yani öyle olunca, işde devreye quantum fizigi giriyor, duyular ve duygular, yani sesden bile ötesi de keşfedilmek üzre. ve zikir eger nakşilerdeki kalp ile olursa, işde onun enerjisi aynen duygular ve halis niyetler gibidir, eger Hz Ali efendimizin yolu olan, cehri ise, dil ile söyleyerek ise, bu sefer frekans bazinda olan bir enerjyi temsil eder, onuda işde o japon bilim adami zaten keşfetmiş, yani sözün gücü zamanindayiz, yani o Hz musanin duasi niyazi olan, duasindaki anlattigi "yefkahu gavli" zamani, sözün gücünün anlaşildigi zaman yani. ve zikir işde sözün gücüdür, ve Allah diyorki yasin suresinde "O ol dedi, oldu" öyleyse, öyle bir güc varki, bu sözde, Allah "kün" "ol" deyince olduran bir güc varmiş yani işde.<br />
<br />
ve yine yukardaki sözlerimize atfen, yine bakara suresi, kuranin ikinci suresi, yeni senenin ikinci ayini temsil eder, ve öyle olunca, bakara veya inek, verimli hayvan, etinden sütünden,.... öyle olunca muhammede boga burcu diyorlar, yani muhamedin ömer oldugu hali ile, o dögüşken kavgadan yilmayan cesur boga olur, yani savaşci ruh, ve yine habil gibi biride yaratilmiş, savaş kavga sevmeyen bir cibillyat, "sen vursanda, ben vurman." diyen bir zihniyet ve cibiliyattaki varliklar, ve aynen cuma namazi sadece cuma günü ve vaktinde kilindigi gibi, habilin yaratildigi bir gün ve ona tahsis edilmiş bir takvim var, o takvime uyan kimseler, habil tabiatli oluyor, ömer takvimine uyanlar, ömer tabiatli oluyor, ve buna astrologlar, burc ilmi diyorlar. ve onlar ise gökteki 12 gezegenin hareketleri ile sonuc verdigini tesbit etmişler, ve hani firinci amcanin börek pişirmeye ayirdig bir gün vardir, yahut hani ramazanda, ramazan pidesi pişirmek gibi işde, kainattada ömer gibi olcaklarin hamurunun bir takvimi ayi günü saati var, yine yezid gibi, firavun gibi olcaklarinda, bir günü, ayi saati var, işde safer için alimler, o ayde o sene dünyada olacak olan 320 000 bela iner, ve sonra, bütün seneye dagitilir diye yormuşlar, ve bu belalardan korunmak için, bizim raşidi zikirimizde yer alan "vedfea" yani bizden uzak eyle, def eyle, yani müdefea, yani savunma, def eyleme, uzaklaştırma duası, yine niyet ile okunmalı daha doğrusu manası bilnmeli ki ne dua ettiğini bilmeli ki niyet ve vuslat hasıl olsun vesselam, zikirlerimizin manası bilnmeli ki ne dua ettiğini bilmeli ki niyet ve vuslat hasıl olsun, manasını bilerek dua edenler niyet etmiş gibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">o yüzden kuran okurkende ne niyete okudun o önemli</span></span><br />
<br />
<br />
Kuran-ı Kerimden Bazı Önemli Surelerin Kat Sayı Değerleri Bunlardır:<br />
<br />
Tekasür Suresi: 1 kere okumak 1000 ayet okumaya denktir<br />
İhlas Felak Nas Sureleri: Okuyan Resulallah’a indirilenin tamamını okumuş olur (Metalip)<br />
Secde Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Mülk Suresi: Her Ayet’i diğer Sureler’in 70 Ayetine bedeldir (Tirmizi)<br />
Kadir Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Zilzal Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Adiyat Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in yarısına denk<br />
Kafirun Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Nasr Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
İhlas Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Fatiha Suresi: Kur’anKuran-ı Kerim’in 3’te birine denk<br />
Yasin Suresi: 1 defa okuyan 10 defa kur’an okumuş sevabı verilir (Kur’an’ın Kalbi) Yasin Suresi; 1 defa okuyan 23 defa kur’an okumuş sevabı verilir de denmiştir.<br />
Ayetel Kürsü: Kur’anKuran-ı Kerim’in 4’te birine denk<br />
Hadid Suresi: ilk 3. ayeti kerimesinin fazileti çok büyüktür, 1 defa okuyan bin (1000) ayet okumuş sayılır..<br />
Hadid Suresinin ilk 10 ayeti 1000 ayete denk Haşr Suresinin son 3 ayeti 1000 ayete denk<br />
<br />
Üç ihlas  bir fatiha okumak bir hatim sevabı<br />
<br />
Ebu Said (ra) anlatıyor: "Resulullah (as) bir gün ashabına:<br />
<br />
    "Sizden biri bir gecede Kur'an-ı Kerim'in üçte birini okumaktan aciz midir?" diye sordu.<br />
<br />
    "Buna hangimiz güç yetirebilir?" dediler. Resulullah (asm):<br />
<br />
    "Allahu Ahad, Allahus Samed (İhlas suresi) Kur'an'ın üçte biridir." buyurdu. <br />
<br />
(Buhari, Fedailul Kur'an 13, Tevhid 1)<br />
<br />
“Yasin Sûresi okuyunuz. Çünkü onda on türlü bereket vardır;<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yasin ne niyet için okunursa, o şey meydana gelir.</span></span><br />
<br />
1- Aç kimse okursa doyar.<br />
<br />
2- Çıplak bir kimse okursa giyinir.<br />
<br />
3- Bekâr okursa evlenir.<br />
<br />
4- Korku içindeki okursa emniyyete kavuşur.<br />
<br />
5- Mahzun okursa ferahlar.<br />
<br />
6- Sefere çıkan bir kimse okursa seferinde Allah’ın yardımına mazhar olur.<br />
<br />
7- Bir şeyi kaybolan kimse okursa kaybettiğini bulur.<br />
<br />
8- Meyyite okunursa azâbı hafifler.<br />
<br />
9- Susuz kalan okursa susuzluğu gider.<br />
<br />
10- Hasta okursa şifâ bulur.<br />
<br />
Fakat bunlara niyyet ederek ve inanarak okumak lazımdır.<br />
<br />
İmâm-ı Şa’rânî buyuruyor ki:<br />
<br />
“Hastam iyi olursa veya şu işim hasıl olursa, sevâbı Seyyidet Nefîse hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasîn okumak veya bir koyun kesmek nezrim olsun derse, bu dileğinin kabul olduğu çok tecrübe edilmiştir.”<br />
<br />
Malik bin Yesar (ra)’ dan rivayet edilmiştir: Peygamber (sav); “Kur’an’ın kalbi Yasin-i Şerif’tir. Kim onu Allah rızasını talep ederek ve ahiret sevabı için okursa, Allah onun günahlarını magfiret eder. Onu ölülerinizin üzerine okuyunuz.” buyurdu.<br />
<br />
-Ebu Hureyre (ra)’ dan rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) şöyle buyurdu; “Kim bir gecede, Allah rızası için Yasin’i okursa günahları af olunur.”<br />
<br />
-Enes (ra)’ dan rivayet edilmiştir: dedi ki; Rasulullah (sav) buyurdu: “Herşeyin bir kalbi vardır ve Kur’an’ın kalbi de Yasin’dir. Her kim Sure-i Yasin’i okursa Allah ona bu sureyi okuması sebebiyle Kur’an’ı on kere okumuş kadar sevap ihsan eder.”<br />
<br />
-Hz. Ali (ra)’ den rivayet edildigine göre Rasulullah (sav) kendilerine şöyle demiştir: “Ya Ali! Yasin Suresini oku, zira Yasin Suresinde on bereket vardır;<br />
<br />
    Yitigi olan okursa yitigine kavuşur,<br />
    Mahkum okursa hapisten kurtulur,<br />
    Çıplak okursa giydirilir,<br />
    Onu okuyan aç doyar,<br />
    Bekar okursa evlendirilir,<br />
    Yolcu okursa yolculuğunda yardım görür,<br />
    Susuz okursa suya kanar,<br />
    Hasta okursa afiyet bulup iyileşir,<br />
    Korku içinde olan okursa korktuğundan emin olur,<br />
    Ölümcül hastanın yanında okunsa elem ve ızdırabı hafifler.<br />
<br />
-Aişe (ra)’ dan; “Muhakkak ki Kur’an’da bir sure vardır. Kendisini çok okuyana şefaat eder. Dinleyen ise magfiret olunur. O, Sure-i Yasindir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">YASİN SURESİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
“…Yâsin, Kur’ân’ın kalbidir. Bir kimse onu Allâh’ın rızâsını ve âhiret yurdunu talep ederek okursa, muhakkak günahları bağışlanır. Ölülerinize de Yâsin Sûresi’ni okuyunuz.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 26)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">YASİN SURESİ İLE İLGİLİ BAZI RİVAYETLER</span></span><br />
<br />
“Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihhayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bullur.” (Suyûtî, el-Câmi’us-Sağîr, no: 5218)<br />
<br />
“Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınnız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20)<br />
<br />
“Her gece Yâsin-i Şerîfi okuyan mü’mminmağfiret olunur.” (Beyhakî, Şuab, II, 480)<br />
<br />
“Yasin-ı şerîfi her gece okumaya devvam eden kimse vefât ederken şehîd olarak vefât eder.” (Heysemî, VII, 218) <br />
<br />
<br />
"Hurma da Yasin gibidir, Yemeden önce "falanca derdime şifa et ya rab" diye niyet edilerek yenirse, her derde devadır."<br />
<br />
Minvalinde hadis vardi aradim bulamadim<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hangi Sure Kaç Defa Ne İçin Okunursa Hangi Tesirde Bulunur?</span></span><br />
<br />
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de 114 tane sure bulunmaktadır. Bir musibet, bela, hastalık veya dilek, istek ve niyazlarımız için bu sureler belli sayıda okunursa musibetten veya beladan kurtulunur, hastalık için okunursa şifa bulunur veya dilek, istek veya niyaz için okunursa o istek Allah (c.c) izni ile gerçekleşir. Biz kullar olarak Allah (c.c) ibadet etmek, salih amel işlemek için bol bol ibadet etmeli musibet, hastalık veya beladan kurtulmak için veya herhangi bir dilek, istek veya niyazımız için bol bol dua etmeliyiz. Dualarımızda samimi olmalıyız. Allah (c.c) yapmış olduğumuz ibadetlerimizi kabul eylesin. Amin…<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hangi Sure Kaç Defa Okunursa Hangi Tesirde Bulunur?</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fatiha Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-Fatiha-i Şerife’yi yatarken okuyan kimse, ölümden başka her türlü kötülükten korunur.<br />
-40 defa yazılarak, sula silinerek içilir, hastanın yüzü ve elleri de aynı su ile silinirse, Allah (c.c) izni ile şifa bulur.<br />
– Tehlike anlarında 10 defa okunur.<br />
-Cuma günü yazılarak üzerinde taşınırsa, cinlerin şerrinden korunur.<br />
– Fatiha suresi yazılır, yağmur suyu ile silinerek içilirse, kalp çarpıntısından ve korkudan Allah (c.c) izni ile şifa bulunur.<br />
-Her kim Fatiha Suresini ” iyyâke nesteıyn” kısmına kadar, Ardından İhlas Suresini sonuna kadar okuduktan sonra  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">” Allâhümmecma’beynî ve sıfâtike yâ zel beyne hâcetî kemâ cema’te beyne esmaîke ve sıfâtike yâ zel celâli vel ikrâm” </span></span>duasını 3 defa okursa , Allah (c.c)’ın izni ile dile yerine gelir ve bu kişinin duası da makbul olur.<br />
-Farz namazlarından sonra her gün Fatiha-ı Şerife’yi 18 defa, yatsı namazından sonra ise 28 defa okuyanın rızkı çoğalır.<br />
-Temiz bir tabağa yazılır. Yazı, gül suyu ile silinir, kulağa damlatılırsa Allah (c.c) izni ile ağrısına şifa olur.<br />
-İki rekatlık namazın her rekatında 7’şer defa Fatiha Suresi 3’er defa İhlas Suresi okuyarak namaz kılan kimsenin dileği Allah (c.c)’ın izni ile gerçekleşir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bakara Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
– Tehlike anında ve duanın kabul olması için elif, lâm, mim ayeti okunur.<br />
-Ruhi bunalıma karşı gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ali İmran Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Borçtan kurtulmak için ve zengin olmak için gün aşırı 3’er defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nisa Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Akrabalar arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Maide Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her Türlü zarardan korunmak için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">En’am Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İstek ve dileğin kabul olması için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">A’raf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Dünya ve ahiret mutluluğu için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Enfal Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zindandan, iftira ve musibetten kurtulmak için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tevbe Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-Her türlü şerden kurtulmak için gün aşırı 7 defa okunur,<br />
-7 defa yazılır ve asılırsa o yere hırsız giremez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yunus Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yunus Suresini yazıp taşıyan kimsenin düşmanı hezimete uğrar<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hud Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zalime karşı galip olmak almak için gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yusuf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İzzet ve saadete nail olup, bahtın açılması için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ra’d Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmanın kahrı için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İbrahim Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ahlakın güzelleşmesi için gün aşırı 10 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hicr Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ticaretin kazançlı olması için gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nahl Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Azgınlığın ve fesadın kaldırılması için gün aşırı 10 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İsra Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-Hilecilerin şerrinden korunmak için okunur,<br />
-Misk ve safranla yazılarak dili tutulanlara içilirse Allah (c.c)’ın izni ile şifa bulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kehf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse her türlü fitne ve musibetten korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Meryem Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı 41 defa okuyan kimse fakirlikten kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Taha Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 21 defa okuyan kimsenin kısmeti açılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Enbiya Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her türlü tehlikeye karşı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hac Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Mahşerin dehşetinden emin olmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mü’minun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her gün okuyan kimsenin, imani ve itikadi yönden düzelir, imanın kemaline erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nur Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse vesveseden kurtulur, kemali imane ve yakine erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Furkan Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmanın pişman olması için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şuara Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zarardan korunmak için gün aşırı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Neml Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse düşmanlarının şerrinden korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kasas Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Azap ve esaretten korunmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ankebut Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Aklı yükselen kimselere okunursa Allah (c.c)’în izni ile şifa bulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Rum Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmana karşı galip olmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Lokman Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Dahili hastalıkala karşı gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Secde Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yazılarak bir şişe içerisine konur, evin bir kenarında saklanırsa, her türlü afattan emin olunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahzap Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Nasip ve kısmetin açılması için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sebe’ Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse cin şerrinden korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fatır Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse mahlukat tarafından sevilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yasin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi 70 defa okuyan kimse her muradına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Saffat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sereyi gün aşırı okuyan kimsenin rızkı çoğalır, darlık çekmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Sad Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse zarar verici hayvanların şerrinden emin olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zümer Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Halk içerisinde aziz ve muhterem bir kişi olmak için gün aşırı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mü’min Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Kötü insanın şerrinden emin olmak için gün aşırı 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fussilet Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi okuyan kimse yolculuktaki her türlü tehlikeden emin olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şura Süresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse hasmını mağlup eder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zuhruf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 7 defa okuyan kimse muradına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duhan Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 3 defa okuyan kimse dileğine erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Casiye Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İftiradan kurtulmak için okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahkaf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan kimse cin şerrinden korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Muhammed Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zarardan kurtulup, saadete ermek için gün aşırı okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fetih Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı 7 defa okuyan kimse, her müşkülünü halledip, her muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hucurat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Hastalığın şifa bulması için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kaf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cuma geceleri okuyan ahiret saadetine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zariyat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kıtlık yüzü görmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tur Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyan hakka yaklaşır, dertlerden kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Necm Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
21 defa okuyan her muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kamer Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kimse zalimin şerrinden emin olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Rahman Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Hayır kapılarının açılması için 70 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Vakıa Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi 41 defa okuyan fakirlik çekmez, kazancı bereketli olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hadid Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ruhi bunalımdan kurtulmak için 75 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mücadele Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sure 1 avuç toprağa 3 defa okunarak düşman tarafına savrulursa, düşman hezimete uğrar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Haşır Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
40 gün boyunca 40’ar defa okunursa her türlü muradına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mümtehıne Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı okuyan kimse, haramdan korunur. Borçlu ise borcunu kolaylıkla öder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Saf Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kimse aile huzursuzluğundan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cuma Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Helalinden evlenmek isteyen kimse 18 defa okursa nasibi açılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Münafıkun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Nifaktan kurtulmak, şerre hedef olmak için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Teğabün Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Nefes darlığına karşı suya 7 defa okunarak içilmeli.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Talak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Gün aşırı 3 defa okuyan refikası ile güzel geçinir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tahrim Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
21 defa okuyanın düşmanı dost olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mülk Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
44 Defa okuyan kimse her beladan kurtulur. Kabir azabı çekmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kalem Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Şerden kurtulmak ve her muradına ermek için 71 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elhakka Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ahiret mutluluğuna ermek için 71 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mearic Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zafere ermek için 180 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nuh Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
1000 defa okuyan kimse düşmanını kahreder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Cin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi 7 defa okuyan kimse nazardan, sara hastalığından ve evhamdan Allah (c.c)’în izni ile şifa bulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müzemmil Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
40 defa okuyan kimsenin rızkı ummadığı yerden gelir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Müddessir Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi gün aşırı okuyanın nefsi emmarenin sultasından kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kıyame Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cuma geceleri okuyan kimse ahiret saadetine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnsan Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
70 defa okuyan kimse kötü ahlaktan kurtulur. Hak dostlarının zümresine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mürselat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
7 defa okuyan kimse göz hastalığına yakalanmaz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nebe Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İkindiden sonra okuyan dünya ve ahiret saadetine nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Naziat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi her gece okuyan kimse son nefesini Kelim-i Tevhid ile kapar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Abese Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yakıne ermek için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tekvir Suresi Ne İçin Okunu</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">r?</span></span><br />
Müşküllerin hali için 7 defa okunmalıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnfitar Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her murada ermek için 21 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Mutaffifin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Ağlayan çocuğu susturmak için 5 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnşikak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Doğumun kolay olması için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Buruc Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Fitneci ve fesatların şerrinden kurtulmak için 10 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tarık Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cinlerin şerrinden kurtulmak için 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">A’la Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
3 defa okuyan kimse seferden selametle evine döner.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ğaşiye Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Vücuttaki her türlü yelin izalesi için 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fecir Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Belanın uzaklaştırılması için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Beled Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Kıyamette hesabın kolay geçmesi için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Şems Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her türlü beladan korunmak için 41 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Leyl Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
180 defa okuyan fakirlikten kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Duha Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Okumaya devam edenler ruhi bunalım ve sıkıntıdan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Okumaya devam edenler ruhi bunalım ve sıkıntdan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tin Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
7’şer defa okuyan kimse kötü ahlaktan kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Alak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
7’şer defa okuyan kimsenin sözü geçerli olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kadir Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her müşkülün hali için 21 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Beyyine Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Bu sureyi vidr edinerek devamlı okuyanlar kamil insanların makamına erer.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Zilzal Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
40000 defa okuyan kimse düşmanını helak eder.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Adiyat Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
3 defa okuyan nazardan korunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Karia Suresi Ne İçin Okunur</span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">?</span></span><br />
Her işin intizamı için 100 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tekasür Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Dünyevi ve uhrevi musibetlerden kurtulmak için gün aşırı 3 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Asr Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İç hastalıkların tedavisi için yazılarak suyu içilir. 70 defa da okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hümeze Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
İnsanların zemminden ve iftirasından kurtulmak için 21 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Fil Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Akşamla yatsı arasında 1000 defa okuyan kimse her türlü muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kureyş Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Zengin ve güzel ahlaka sahip olmak ve müsibetlerden emin olmak için 7 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Maun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
41 Defa okuyan kimse Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi rüyasında görür.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kevser Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
100 defa okuyan kimse muradına nail olur. Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizi rüyasında görür.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kafirun Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Yatarken okuyan kimse imanını şeytandan korumuş olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nasr Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Her muradın hali için 1000 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Tebbet Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Düşmanın helakı için 1000 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İhlas Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
-100 defa okuyan kamil bir imana erer,<br />
10 defa okuyan kimsenin amel defterine günah yazılmaz,<br />
-1000 defa okuyanın vücudu kabirde çürümez,<br />
-10000 defa okuyan her muradına nail olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Felak Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Sihri tesirsiz hale getirmek ve şeytandan korunmak için 41 defa okunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Nas Suresi Ne İçin Okunur?</span></span><br />
Cin şerrinden ve evhamdan korunmak için 21 defa okunur.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Raşit Tunca<br />
Schrems, 25.11.2023</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[The First 9(Nine) - Hanne Anne Kimdir - irem Kimdir]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44673</link>
			<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 03:53:48 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=44673</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ilk Ninemiz - The First 9 - Hanne Anne Kimdir - irem Kimdir?</span></span><br />
<br />
Aslında İmran Demek Irem Demektir İrem'in Asma Bahçeleri  Demek Meryem'in Dedesinin Asma Bahçeleri  Ve 9. Harika Ve Babil Demektir Yani 9 Defa Dünyanın Sıfırlanması Ve 9.Sıfırlanma Kapanis Babil'in Helakı<br />
Al Imran Imran "İrem'in" Ümran Üm Ran -  imRan  - Yada - I Ran -  Iran  Yada - Teh Ra N -  Ra nın Ehli Soyu Demek Iran Persler Ondan Sonraki  Başlangıçta Oraya Yerleşenler<br />
El Ümran Hac Vakti Dışında Kutsal Mescidi Ziyaret Edenlere Verilen İsim "Umreciler" Demek El Ümran Veya imran Umreciler  Demek Son Hacılar Yani Kurtulanlar O Zamanki Ümmeti Necat Hacda Neden Toplanılıyormuş Yani Hz. Mehdi nin Yanında Neden Toplanmak Gerekiyormuş Sebeb Ne? Kabe Değil? Maksat Orda Toplanmak? Maksat  Wait Point, Waypoint,Merkez , Zirve ,  Son Sıfırlanmadan Önceki Buluşup Toplanma Yeri Demek Yani Vaktinden Önceki Hacca Verilen İsim Yani Kapanmadan Sıfırlanmadan Önceki Hac Demek Len Yani Toplanma Yeri Ve Bugün Bu Hz Mehdinin Yanı dır Ne Mescidi Aksa Ne Kabe Ve Sadece Mehdinin Yanı Muhammed Kabeye Gidin Demedi Mescidi Aksaya Gidin Demedi Amma Mehdiyi Gidin Dedi Son Hac Son Toplanma Mehdi'nin Başında yani Ya Da Yanında Toplanilacak Demekdir Bu. Ahmak insan Ne Savaşı  ne Kabe Savaşı Yapıyorsun Sen Daha Ahmak<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanne Anne Kimdir</span></span><br />
<br />
Hanne veya Anne, Hristiyan geleneğine göre Meryem'in annesi ve İsa'nın büyükannesidir. Meryem'in annesi kilise kanununa göre belirlenen (kanonik) İncilller'de adlandırılmamış olup yazılı olarak Hanne ile Yehoiakim adları, sadece Yeni Ahit apokrifasında geçmektedir.<br />
Kilise geleneği<br />
<br />
Hikâye, annesi Hannah'ın da çocuksuz olduğu Samuel'in doğumuna benzerlik göstermektedir. Her ne kadar Hanne, 12. yüzyılın sonlarından önce Latin Kilisesi'nde çok az ilgi görse de[3] Doğu Hristiyanlığında Hanne'ye bağlılık, 6. yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir.[4] Doğu Ortodoks Kiliseleri ve Doğu Katolik Kiliselerinde, Hannah olarak görülmektedir.[4]<br />
İslamiyet<br />
<br />
İslam'ın erken dönemini kapsayan yüzyıllarda Müslümanlar arasında Yahudi-Hristiyan geleneği ile ilgili karakterlerin isim, kimlik ve jenealoji bilgilerinin çok iyi ve aslına uygun şekilde bilinerek ifade edildiği söylenemez. Konu ile ilgili kişi ve yer isimleri ayrıntılı bilgilere Kur'an'da rastlanılmamaktadır. İslam dünyasında bu bilgiler yine Hristiyan/Yahudi apokrif geleneğinden gelen rivayetlerle şekillenir. Ayrıca tefsirler ve rivayetler yazarının hayal ürünü olan süslemeler ve tutarsızlıklarla doludurlar.[5] Taberi bu rivayetleri tefsirinde toplamıştır. Taberiye göre Hanne son derece manevi bir kadın olarak ve Meryem'in annesidir. Hanne göre yaşlılığına kadar çocuksuz olan Fazuka'nın (Fakud) kızıdır.[6] <br />
<br />
Rivayetlere göre bir gün, Hanne bir ağacın gölgesinde otururken çocuk sahibi olma arzusunu uyandıran bir olay yaşadı. Olayda bir kuş, yavrusunu besliyordu. Bir çocuk için dua etti ve sonunda gebe kaldı; kocası Yehoiakim (Kur'an'a göre İmran), çocuk doğmadan öldü. Çocuğun erkek olmasını bekleyen Hannah, onu İkinci Tapınak'ta tecrit ve hizmete adamaya söz verdi.[7][8]<br />
<br />
Fakat Hanne'nin erkek değil bir kız çocuğu oldu ve adını Meryem koydu. Annesinin sözleri, kızı Meryem'e güçlü mistik bir şekilde etki ediyordu ve erkek çocuk isterken bu kızın (Meryem'in) tanrının bir lütfu olduğunu anladı.[7][8]<br />
« Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum." Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. »<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Âl-i İmrân Suresi, 36-37[9][10])</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">irem'in Asma Bahçeleri Âl-i İmrân  ve Babil ve Babil'in Asma Bahçeleri</span></span><br />
<br />
Babil'in Asma Bahçeleri, Helen kültürü tarafından listelenen Antik Dünyanın Yedi Harikasından biriydi. Çamur tuğlalardan inşa edilmiş büyük yeşil bir dağa benzeyen çok çeşitli ağaçlar, çalılar ve asmalar içeren artan bir dizi bahçe ile dikkate değer bir mühendislik başarısı olarak tanımlandılar. Bahçelerin Irak'ın Babil eyaletine bağlı Hille yakınlarındaki antik Babil kentinde inşa edildiği söyleniyor. Asma Bahçeler'in adı Grekçe: κρεμαστός; yükseğe asılı) kelimesinden türetilmiştir. "Asma" kelimesinden daha geniş bir anlama sahip olan ve teras gibi yükseltilmiş bir yapı üzerine dikilen ağaçları ifade eder.[1][2][3]<br />
<br />
Bir efsaneye göre, Asma Bahçeler, Yeni Babil Kralı II. Nebukadnezar (MÖ 605 ile 562 yılları arasında hüküm süren) tarafından, Orta Çağ'daki eşi Kraliçe Amytis için İnsanlık Harikası olarak bilinen büyük bir sarayın yanına inşa edildi. Çünkü O memleketinin yeşil tepeleri ve vadileri olan memleketini özlüyordu. Bu, MÖ 290'da yazan Babilli rahip Berossus tarafından onaylandı, daha sonra Josephus tarafından aktarılan bir açıklamadır. Asma Bahçeler'in yapımı da efsanevi kraliçe Semiramis'e de [4] atfedilmiş ve alternatif bir isim olarak Semiramis'in Asma Bahçeleri denilmiştir.[5]<br />
<br />
Bahçeler, Antik dünyanın Yedi Harikasından yeri kesin olarak belirlenmemiş tek yerdir.[6] Babil metinleri Bahçelerden bahsetmez ve Babil'de kesin bir arkeolojik kanıt bulunamamıştır.[7][8] Bunu açıklamak için üç teori öne sürülmüştür: Birincisi, bunların tamamen mitsel oldukları ve eski Yunan ve Roma yazılarında bulunan tasvirlerin (Strabo, Diodorus Siculus ve Quintus Curtius Rufus'unkiler dahil) romantik bir doğu bahçesi idealini temsil ettiği;[9] İkincisi, Babil'de var oldukları, ancak MS birinci yüzyılda gibi bir zamanda yok edildikleri;[4][10] ve Üçüncüsü, efsanenin Asur Kralı Sanherib'in (MÖ 704-681) başkenti Ninova'da Dicle Nehri üzerinde, modern Musul kenti yakınlarında inşa ettiği iyi belgelenmiş bir bahçeye atıfta bulunulduğu varsayımı.[1][11]<br />
Harici video Arkeolog Mesut Alp, Babil'in Asma Bahçeleri ile Firdevs (Paradise; Cennet) kelimesi arasında etimolojik bağlantı olduğunu ifade ediyor).<br />
Klasik edebiyatta betimlemeler<br />
<br />
Babil betimlemeleri bugün bir biçimde var olan beş ana yazar vardır. Bu yazarlar kendilerini Asma Bahçelerin büyüklüğü, genel tasarımı, sulama araçları ve neden inşa edildikleri ile ilgilenmektedir.<br />
<br />
Josephus (y. 37–100 AD), Marduk'un bir Babil rahibi olan Berossus tarafından yazılan bahçelerin bir tanımını aktarır [6], bu yazı y. 290 BC, bahçelerin bilinen en eski sözüdür.[5] Berossus, II. Nebukadnezar'ın saltanatını tanımladı ve Asma Bahçeler'in inşasıyla bu krala itibar eden tek kaynaktır.[12][13]<br />
“ Bu sarayda, taş sütunlarla desteklenen çok yüksek duvarlar inşa etti; ve bir pensile cenneti olarak adlandırılan şeyi dikerek ve onu her türlü ağaçla doldurarak, manzarayı dağlık bir ülkeye tam olarak benzer hale getirdi. Bunu kraliçesini memnun etmek için yaptı, çünkü Kraliçe Media'da büyümüştü ve dağlık bir duruma düşkündü.[14] ”<br />
[ Joseph. contr. Appion.] lib. 1. c. 19.—Syncel. Chron. 220.—Euseb. Præp. Evan. lib. 9.<br />
<br />
17 Mayıs 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.<br />
Semiramis'in Asma Bahçeleri, H. Waldeck<br />
<br />
Diodorus Siculus (aktif MÖ 60-30), hem Cleitarchus'un (Büyük İskenderin tarihçisi) hem de Cnidus'lu Ctesias'ın MÖ 4. yüzyıl metinlerine başvurmuş gibi görünüyor. Diodorus, inşaatı bir Suriye kralına atfediyor. Bahçenin bir kare şeklinde olduğunu ve her bir kenarı yaklaşık olarak dört plethra uzunluğunda olduğunu belirtir. Bahçe, en üstteki galeri 50 arşın yüksekliğinde olacak şekilde katmanlıydı. 22 fit kalınlığındaki duvarlar tuğladan yapılmıştır. Kademeli bölümlerin tabanları, en büyük ağaçların kök büyümesini sağlayacak kadar derindi ve bahçeler yakındaki Fırat'tan sulandı.[15]<br />
<br />
Quintus Curtius Rufus (MS 1. yüzyıl) muhtemelen Diodorus ile aynı kaynaklardan yararlanmıştır.[16] Bahçelerin çevresi 20 stadyum büyüklüğünde olan bir kalenin tepesinde yer aldığını belirtir. Bahçelerin inşasını yine kraliçesinin vatanını özlediği için bir Suriye kralına bağlıyor.<br />
<br />
Strabon'un ifadeleri (y. 64 BC – 21 AD) muhtemelen tanımını MÖ 4. yüzyıldan kalma Onesicritus'un kayıp kayıtlarına dayanıyordu.[17] Bahçelerin Fırat nehrinden bahçelere açılan bir Arşimet vidasıyla sulandığını belirtir.<br />
<br />
Diğerlerinden bağımsız olduğu düşünülen klasik kaynakların sonuncusu, paradoksograf Philo of Byzantion'un MS 4. ve 5. yüzyıllarda kaleme aldığı A Handbook to the World'ün Yedi Harikası'dır . Strabon'un tarif ettiği vidalı kibritlerle su yükseltme yöntemidir.[18] Philo, çevreleyen arazinin doğal seviyesinin çok üzerinde, muazzam bir kütleye sahip olan geniş derin toprak alanlarını inşa etmenin mühendisliğini ve yaratıcılığını ve ayrıca sulama tekniklerini övüyor.<br />
Tarihsel varlığı<br />
Ninova'daki Kuzey Asurbanipal Sarayı'ndan (MÖ 669-631) bir kabartmanın bu kopyası, bir su kemeriyle sulanan lüks bir bahçeyi göstermektedir.<br />
<br />
Çağdaş Babil kaynaklarında belge bulunmaması nedeniyle Asma Bahçeler'in gerçek bir yapı mı yoksa şiirsel bir yaratım mı olduğu belirsizdir. Ayrıca Nebukadnezar'ın karısı Amyitis'ten (veya başka herhangi bir eşten) söz edilmez, ancak bir Medyan veya Farslı ile siyasi bir evlilik olağandışı olmazdı.[19] Nebukadnezar'ın eserlerine dair birçok kayıt mevcuttur, ancak onun uzun ve eksiksiz yazıtlarında herhangi bir bahçeden bahsedilmemektedir.[20] Bununla birlikte, daha sonraki yazarların onları tarif ettiği zamanda bahçelerin hala var olduğu söylendi ve bu hesapların bazılarının Babil'i ziyaret eden insanlardan kaynaklandığı düşünülüyor.[2] Tarihleri'nde Babil'i anlatan Herodot, Asma Bahçeler'den bahsetmez [21], ancak ziyareti sırasında bahçeler Yunanlar tarafından henüz iyi bilinmemiş olabilir.[2]<br />
<br />
Bugüne kadar, Babil'de Asma Bahçeler için hiçbir arkeolojik kanıt bulunamadı.[6] Fırat'ın altında şu anda güvenli bir şekilde kazılmayan kanıtların olması mümkündür. Nehir, II. Nebukadnezar zamanında mevcut konumunun doğusundan akıyordu ve Babil'in batı kısmı hakkında çok az şey biliniyordu.[22] Rollinger, Berossus'un Bahçeleri siyasi nedenlerle Nebukadnezar'a atfettiğini ve efsaneyi başka bir yerden benimsediğini öne sürdü.[23]<br />
Ninova'da Sanherib'in bahçeleriyle özdeşleşme<br />
<br />
Oxford bilgini Stephanie Dalley, Babil'in Asma Bahçeleri'nin aslında Asur kralı Sanherib (MÖ 704 - 681) tarafından Ninova'daki sarayı için inşa edilen iyi belgelenmiş bahçeler olduğunu öne sürdü; Dalley, aradan geçen yüzyıllarda iki yerleşimin karıştırıldığını ve Sanherib'in sarayındaki geniş bahçelerin II. Nebukadnezar'ın Babil'ine atfedildiğini ileri sürüyor.[1] Arkeolojik kazılarda Dalley, Ninova'ya suyu taşıyan geniş bir su kemerleri sistemi, bahçelerin üst katlarına çıkarmak için kullanılan su yükseltici vidalarla taşımak için kullanılan kanal, baraj ve su kemerleri dizisinin izlerini buldu.[24]<br />
<br />
Dalley, argümanlarını çağdaş Akad yazıtlarının analizindeki son gelişmelere dayandırıyor.[25]<br />
<br />
Kral Sanherib'in bahçesi yalnızca güzelliği ve tozlu bir yaz manzarasında yıl boyu yemyeşil bir vaha oluşuyla değil, aynı zamanda bahçeyi koruyan su mühendisliğinin harikulade başarılarıyla da biliniyordu.[26] Asur kraliyet bahçesi inşa etme geleneği vardı. Kral Asurnasirpal II (MÖ 883-859), dağları kesen bir kanal oluşturmuştu. Meyve ağaçları yanında çamlar, selviler ve ardıçlardan; badem ağaçları, hurma ağaçları, abanoz, gül ağacı, zeytin, meşe, ılgın, ceviz, menekşe, dişbudak, köknar, nar, armut, ayva, incir ve üzüm dikilmişti. Asurbanipal'in yontulmuş bir duvar paneli, bahçeyi olgunluk döneminde gösteriyor. Biri orijinal, diğeri çizim iki panel British Museum'da tutuluyor, ancak ikisi de halka açık değildir. Bu çağdaş görüntülerde klasik yazarların bahsettiği bazı özellikler fark edilebilir.l<br />
Ninova'daki bahçeleri gösteren Asur duvar kabartması<br />
<br />
Sanherib'in sarayından, sel koruması güçlendiren devasa kireçtaşı bloklardan bahseder. Sarayın bazı bölümleri 19. yüzyılın ortalarında Austin Henry Layard tarafından kazılmıştır. Kale planı, Sanherib'in bahçesiyle tutarlı olacak dış hatlar gösteriyor, ancak konumu doğrulanmadı. Bölgenin son zamanlarda askeri üs olarak kullanılması, daha fazla araştırma yapmayı zorlaştırıyor.<br />
<br />
Böyle bir bahçenin sulanması, Ninova şehrine daha iyi su sağlanmasını gerektiriyordu. Kanallar dağlara doğru 50 kilometre (31 mi) uzanıyordu. Sanherib, kullandığı teknolojilerden gurur duyuyor ve bunları yazıtlarında biraz ayrıntılı olarak anlatıyor. Bavian'ın (Kinnis) kaynak sularının başındaki [27] yazıtı otomatik savak kapılarından bahseder. Jerwan'da vadiyi geçen devasa bir su kemeri, iki milyonun üzerinde işlenmiş taştan inşa edilmiştir. Taş kemerler ve su geçirmez çimento kullandı.[28] Üzerinde şunlar yazılıdır:<br />
“ Asur'un dünya kralı Sanherib kralı. Çok uzaklarda, suları birleştiren, Ninova çevresine yönlendirilmiş bir su yolum vardı... Dik kenarlı vadiler üzerinde beyaz kireçtaşı bloklardan bir su kemeri oluşturdum, o suları onun üzerinden akıttım. ”<br />
<br />
Sanaherib "Tüm Halklar İçin bir Harika" inşa ettiğini iddia etti ve anıtsal (30 tonluk) bronz dökümleri için "kayıp mum" işlemi yerine yeni bir döküm tekniği uygulayan ilk kişi olduğunu söyledi. Suyu daha yüksek dağlardan geldiği için bahçesine yüksek seviyede getirebildi ve ardından yeni su vidalarını açarak suyu daha da yükseltti. Bu, terasların tepesinde büyük ağaçların olduğu manzaranın üzerinde yükselen seleflerini aşan, çarpıcı bir sanatsal bahçe inşa edebileceği anlamına geliyordu.<br />
Bitkiler<br />
Hurma, Babylon'da yaygın bir ağaç türüdür.<br />
<br />
Bahçeler, sanat eserlerinde tasvir edildiği gibi, açan çiçekler, olgun meyveler, fışkıran şelaleler ve zengin yeşilliklerle dolu teraslar içeriyordu. Babil edebiyatına, geleneğine ve bölgenin çevresel özelliklerine göre, bahçelerde aşağıdaki bitkilerden bazıları bulunmuş olabilir:[29][kaynak güvenilir mi?] ]<br />
<br />
    Zeytin (Olea europaea)<br />
    Ayva (Cydonia oblonga)<br />
    Adi armut (Pyrus communis)<br />
    İncir (Ficus carica)<br />
    Badem (Prunus dulcis)<br />
    Adi üzüm asması (Vitis vinifera)<br />
    Hurma ağacı (Phoenix dactylifera)<br />
    Athel ılgın (Tamarix aphylla)<br />
    Atlas Dağı sakız ağacı (Pistacia atlantica)<br />
<br />
Bahçelerde bulunabilecek ithal bitki çeşitleri arasında sedir, selvi, abanoz, nar, erik, gülağacı, müren, ardıç, meşe, dişbudak, köknar, mür, ceviz ve söğüt sayılabilir .[30] Bu bitkilerin bir kısmı terasların üzerine asılmış ve duvarlarının altına kemerlerle örtülmüştür. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İMRÂN<br />
عمران</span><br />
</span><br />
İmrân kelimesinin aslının İbrânîce Amram olduğu söylendiği gibi Süryânîce’den geldiği de ileri sürülmektedir. Öte yandan Arapça amr kökünden türediği, İslâm’dan önce Arabistan’da kullanıldığı, Safevî kitâbelerinde bu isme rastlandığı nakledilmektedir. Ancak Meryem’in babasının adı olması sebebiyle kelimenin İbrânî menşeli olduğunu kabul etmek daha isabetli görünmektedir (Jeffery, s. 217).<br />
<br />
Âl-i İmrân sûresinin 33. âyetinde Âdem’in, Nûh’un, İbrâhim ailesiyle İmrân ailesinin seçilip âlemlere üstün kılındığı belirtilmektedir. Aynı sûrenin 35. âyetinde İmrân’ın karısının doğacak çocuğu rabbe adadığını ve ona Meryem adını verdiğini bildiren kısımdan ve Tahrîm sûresinde (66/12) “İmrân kızı Meryem” ifadesinden anlaşıldığına göre İmrân ailesinden maksat Hz. Meryem ile oğlu Îsâ’dır. Tevrat’a göre İmrân (Amram) Hz. Mûsâ, Hârûn ve kız kardeşleri Meryem’in (Miriam/Miryâm) babası olup Îsâ’nın annesi Meryem’le bir alâkası yoktur. Amram, Ya‘kūb’un torunu Kohat’ın oğludur (Sayılar, 26/59; I. Tarihler, 6/2-3; 23/12-13).<br />
<br />
Kur’an’da adı geçen İmrân’ın kim olduğu hususunda İslâm âlimleri tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Mukātil, “İmrân ailesi” ifadesindeki İmrân’ın Mûsâ ve Hârûn’un babası olup şeceresinin Hz. Ya‘kūb’a dayandığını söylemekte, Kelbî ise Meryem’in babası ve Hz. Süleyman’ın soyundan olduğunu nakletmektedir (Kurtubî, IV, 63). Ancak aynı adı taşıyan sûrede Âl-i İmrân ile alâkalı olarak anlatılanlar dikkate alındığında İmrân’ın Hz. Mûsâ’nın değil Hz. Meryem’in babası olduğu anlaşılır. Zemahşerî, Âl-i İmrân hakkında bilgi verirken bunların, İmrân b. Yashur’un çocukları Mûsâ ve Hârûn veya İmrân b. Masan’ın kızı Meryem ile oğlu Îsâ olduklarına dair rivayetleri naklettikten sonra bu iki İmrân arasında 1800 yıl bulunduğunu belirtir ve âyetteki İmrân’ın Hz. Meryem’in babası olduğunu kaydeder (el-Keşşâf, I, 185).<br />
<br />
Hıristiyanlara göre Meryem’in babası Ahd-i Cedîd’de zikredilmemekte, apokrif kabul edilen İnciller’den Protevangelium’da isminin Yoakim (Joachim) olduğu belirtilmektedir. Yine bu apokrif İncil’de Meryem’in dedesi Mathan’ın Meryem, Sobe ve Hannah adlarında üç kızı olduğu, kızlardan Sobe’nin Zekeriyyâ’nın hanımı Elisabeth’in annesi, Hannah’ın da Bâkire Meryem’in annesi olduğu nakledilmektedir (DB, I/1, s. 629).<br />
<br />
Kur’an’da Meryem ayrıca Hârûn’un kız kardeşi olarak tanıtılmış, Îsâ’yı dünyaya getirdikten sonra kavmi kendisini, “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi” diyerek babasız bir çocuk dünyaya getirdiği için kınamıştır (Meryem 19/28).<br />
<br />
Kitâb-ı Mukaddes literatürü çerçevesinde bilinen yegâne Hârûn, Hz. Mûsâ ile Meryem’in kardeşi Hârûn’dur. İmrân da (Amram) bunların babası olduğu için hıristiyanlar, İslâmî kaynaklarda bir taraftan Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in Hârûn’un kız kardeşi olarak takdim edilmesini (Meryem 19/28), diğer taraftan İmrân’ın Hz. Mûsâ, Hârûn ve kız kardeşleri Meryem’in babası iken Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in babası olarak gösterilmesini iki Meryem’in karıştırılması olarak değerlendirmektedir. Müslümanlara göre ise iki İmrân, iki Hârûn ve iki Meryem’in mevcudiyeti görüşünden hareketle birinci grup, Hârûn ve kız kardeşi Meryem ile babaları İmrân’dan, ikinci grup İmrân, kızı Meryem ve Meryem’in erkek kardeşi Hârûn’dan oluşmaktadır. Mûsâ, Hârûn ve Meryem ile babaları Amram Tevrat’ta yer almakta, dolayısıyla yahudiler ve hıristiyanlarca bilinmektedir. Ancak Hz. Meryem’in babası yalnız Kur’an’da İmrân diye adlandırılmakta ve hiçbir hıristiyan kaynağında Meryem’in babasının adı olarak yer almamakta, yine Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in Hârûn adında bir kardeşinin mevcudiyeti bilinmemektedir. Böylece müfessirler biri Mûsâ’nın, diğeri Meryem’in babası olmak üzere iki İmrân bulunduğunu, Kur’an’da adı geçen İmrân’ın Meryem’in babası olduğunu kaydetmektedir. Hz. Mûsâ’nın babası İmrân’ın şeceresi İmrân b. Yashur b. Kahes (Fahas) b. Levi b. Ya‘kūb b. İshak; Hz. Meryem’in babası İmrân’ın şeceresi de Îsâ b. Meryem b. İmrân b. Masan (Matan) b. Süleyman b. Dâvûd b. İşa b. Yehuza b. Ya‘kūb b. İshak olarak verilmektedir (Zemahşerî, I, 185; Kurtubî, IV, 63).<br />
<br />
Muhammed Hamîdullah’a göre Kur’an’daki “imreetü İmrân” ifadesi “İmrân’ın soyundan gelen kadın” anlamındadır ve burada İmrân bir şahıs adından çok kabile adı olarak anılmaktadır. Hamîdullah, “Ey Hârûn’un kız kardeşi” olarak tercüme edilen âyeti (Meryem 19/28), “Hârûn’un kızı, ey kız kardeş” şeklinde çevirmekte ve Hârûn’un soyundan gelen kız kardeş diye anlamaktadır. Zira Arapça’da “uht” kelimesi bir kabilenin mensubu için de kullanılmaktadır (Le Saint Coran, s. 54, 307; ayrıca bk. Arnaldez, s. 33-34).<br />
<br />
Batılı âlimlerin yukarıda zikredilen tenkitleri kutsal kitaplarındaki ifadelerle çelişmektedir. Luka İncili’ne göre Zekeriyyâ’nın eşi Elisabeth, Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in akrabası olup Hârûn kızlarındandı (İncil, 1/5, 36). Meryem’in annesiyle Yahyâ’nın annesinin kardeş oldukları kabul edilmektedir (DB, II/2, s. 1689). Zekeriyyâ, Abiya ailesinden bir kâhin (I. Tarihler, 24/10; Luka, 1/5), eşi Elisabeth de ruhban sınıfından bir aileye mensup olup babası yoluyla Hârûn’un soyundan ve Levi kabilesindendir, dolayısıyla Hz. Hârûn’un kızlarındandır (a.g.e., II/2, s. 1689). Bu geleneğe sahip bulunan halkın, böyle bir aileden gelen ve mâbede adanan Meryem’e “Hârûn’un kız kardeşi” demesi tabiidir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">The First 9</span></span> = iLK DOKUZLU DEMEK, BiRDE LASTIKLI TÜRKCE iLE  OKUYUNCA  "BiRiNCi NiNE"  demek kinayeli<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">INGILIZCE RAKAMLAR</span></span><br />
<br />
Zero zirou 0 sıfırıncı<br />
1 One van 1st:<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> First </span></span>birinci<br />
2 Two tu 2nd: Second ikinci<br />
3 Three tıri 3rd: Third üçüncü<br />
4 Four for 4th: Fourth dördüncü<br />
5 Five fayf 5th: Fifth beşinci<br />
6 Six siks 6th: Sixth altıncı<br />
7 Seven sevın 7th: Seventh yedinci<br />
8 Eight eyt 8th: Eighth sekizinci<br />
9 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nine</span> </span>nayn 9th: Ninth dokuzuncu<br />
10 Ten ten 10th: Tenth onuncu<br />
<br />
<br />
<br />
Bu Bir Derleme Karoglan Rasit Tunca Makalesidir<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems,14.10.2023<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia<br />
islam Ansiklopedisi</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ilk Ninemiz - The First 9 - Hanne Anne Kimdir - irem Kimdir?</span></span><br />
<br />
Aslında İmran Demek Irem Demektir İrem'in Asma Bahçeleri  Demek Meryem'in Dedesinin Asma Bahçeleri  Ve 9. Harika Ve Babil Demektir Yani 9 Defa Dünyanın Sıfırlanması Ve 9.Sıfırlanma Kapanis Babil'in Helakı<br />
Al Imran Imran "İrem'in" Ümran Üm Ran -  imRan  - Yada - I Ran -  Iran  Yada - Teh Ra N -  Ra nın Ehli Soyu Demek Iran Persler Ondan Sonraki  Başlangıçta Oraya Yerleşenler<br />
El Ümran Hac Vakti Dışında Kutsal Mescidi Ziyaret Edenlere Verilen İsim "Umreciler" Demek El Ümran Veya imran Umreciler  Demek Son Hacılar Yani Kurtulanlar O Zamanki Ümmeti Necat Hacda Neden Toplanılıyormuş Yani Hz. Mehdi nin Yanında Neden Toplanmak Gerekiyormuş Sebeb Ne? Kabe Değil? Maksat Orda Toplanmak? Maksat  Wait Point, Waypoint,Merkez , Zirve ,  Son Sıfırlanmadan Önceki Buluşup Toplanma Yeri Demek Yani Vaktinden Önceki Hacca Verilen İsim Yani Kapanmadan Sıfırlanmadan Önceki Hac Demek Len Yani Toplanma Yeri Ve Bugün Bu Hz Mehdinin Yanı dır Ne Mescidi Aksa Ne Kabe Ve Sadece Mehdinin Yanı Muhammed Kabeye Gidin Demedi Mescidi Aksaya Gidin Demedi Amma Mehdiyi Gidin Dedi Son Hac Son Toplanma Mehdi'nin Başında yani Ya Da Yanında Toplanilacak Demekdir Bu. Ahmak insan Ne Savaşı  ne Kabe Savaşı Yapıyorsun Sen Daha Ahmak<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanne Anne Kimdir</span></span><br />
<br />
Hanne veya Anne, Hristiyan geleneğine göre Meryem'in annesi ve İsa'nın büyükannesidir. Meryem'in annesi kilise kanununa göre belirlenen (kanonik) İncilller'de adlandırılmamış olup yazılı olarak Hanne ile Yehoiakim adları, sadece Yeni Ahit apokrifasında geçmektedir.<br />
Kilise geleneği<br />
<br />
Hikâye, annesi Hannah'ın da çocuksuz olduğu Samuel'in doğumuna benzerlik göstermektedir. Her ne kadar Hanne, 12. yüzyılın sonlarından önce Latin Kilisesi'nde çok az ilgi görse de[3] Doğu Hristiyanlığında Hanne'ye bağlılık, 6. yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir.[4] Doğu Ortodoks Kiliseleri ve Doğu Katolik Kiliselerinde, Hannah olarak görülmektedir.[4]<br />
İslamiyet<br />
<br />
İslam'ın erken dönemini kapsayan yüzyıllarda Müslümanlar arasında Yahudi-Hristiyan geleneği ile ilgili karakterlerin isim, kimlik ve jenealoji bilgilerinin çok iyi ve aslına uygun şekilde bilinerek ifade edildiği söylenemez. Konu ile ilgili kişi ve yer isimleri ayrıntılı bilgilere Kur'an'da rastlanılmamaktadır. İslam dünyasında bu bilgiler yine Hristiyan/Yahudi apokrif geleneğinden gelen rivayetlerle şekillenir. Ayrıca tefsirler ve rivayetler yazarının hayal ürünü olan süslemeler ve tutarsızlıklarla doludurlar.[5] Taberi bu rivayetleri tefsirinde toplamıştır. Taberiye göre Hanne son derece manevi bir kadın olarak ve Meryem'in annesidir. Hanne göre yaşlılığına kadar çocuksuz olan Fazuka'nın (Fakud) kızıdır.[6] <br />
<br />
Rivayetlere göre bir gün, Hanne bir ağacın gölgesinde otururken çocuk sahibi olma arzusunu uyandıran bir olay yaşadı. Olayda bir kuş, yavrusunu besliyordu. Bir çocuk için dua etti ve sonunda gebe kaldı; kocası Yehoiakim (Kur'an'a göre İmran), çocuk doğmadan öldü. Çocuğun erkek olmasını bekleyen Hannah, onu İkinci Tapınak'ta tecrit ve hizmete adamaya söz verdi.[7][8]<br />
<br />
Fakat Hanne'nin erkek değil bir kız çocuğu oldu ve adını Meryem koydu. Annesinin sözleri, kızı Meryem'e güçlü mistik bir şekilde etki ediyordu ve erkek çocuk isterken bu kızın (Meryem'in) tanrının bir lütfu olduğunu anladı.[7][8]<br />
« Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum." Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. »<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Âl-i İmrân Suresi, 36-37[9][10])</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">irem'in Asma Bahçeleri Âl-i İmrân  ve Babil ve Babil'in Asma Bahçeleri</span></span><br />
<br />
Babil'in Asma Bahçeleri, Helen kültürü tarafından listelenen Antik Dünyanın Yedi Harikasından biriydi. Çamur tuğlalardan inşa edilmiş büyük yeşil bir dağa benzeyen çok çeşitli ağaçlar, çalılar ve asmalar içeren artan bir dizi bahçe ile dikkate değer bir mühendislik başarısı olarak tanımlandılar. Bahçelerin Irak'ın Babil eyaletine bağlı Hille yakınlarındaki antik Babil kentinde inşa edildiği söyleniyor. Asma Bahçeler'in adı Grekçe: κρεμαστός; yükseğe asılı) kelimesinden türetilmiştir. "Asma" kelimesinden daha geniş bir anlama sahip olan ve teras gibi yükseltilmiş bir yapı üzerine dikilen ağaçları ifade eder.[1][2][3]<br />
<br />
Bir efsaneye göre, Asma Bahçeler, Yeni Babil Kralı II. Nebukadnezar (MÖ 605 ile 562 yılları arasında hüküm süren) tarafından, Orta Çağ'daki eşi Kraliçe Amytis için İnsanlık Harikası olarak bilinen büyük bir sarayın yanına inşa edildi. Çünkü O memleketinin yeşil tepeleri ve vadileri olan memleketini özlüyordu. Bu, MÖ 290'da yazan Babilli rahip Berossus tarafından onaylandı, daha sonra Josephus tarafından aktarılan bir açıklamadır. Asma Bahçeler'in yapımı da efsanevi kraliçe Semiramis'e de [4] atfedilmiş ve alternatif bir isim olarak Semiramis'in Asma Bahçeleri denilmiştir.[5]<br />
<br />
Bahçeler, Antik dünyanın Yedi Harikasından yeri kesin olarak belirlenmemiş tek yerdir.[6] Babil metinleri Bahçelerden bahsetmez ve Babil'de kesin bir arkeolojik kanıt bulunamamıştır.[7][8] Bunu açıklamak için üç teori öne sürülmüştür: Birincisi, bunların tamamen mitsel oldukları ve eski Yunan ve Roma yazılarında bulunan tasvirlerin (Strabo, Diodorus Siculus ve Quintus Curtius Rufus'unkiler dahil) romantik bir doğu bahçesi idealini temsil ettiği;[9] İkincisi, Babil'de var oldukları, ancak MS birinci yüzyılda gibi bir zamanda yok edildikleri;[4][10] ve Üçüncüsü, efsanenin Asur Kralı Sanherib'in (MÖ 704-681) başkenti Ninova'da Dicle Nehri üzerinde, modern Musul kenti yakınlarında inşa ettiği iyi belgelenmiş bir bahçeye atıfta bulunulduğu varsayımı.[1][11]<br />
Harici video Arkeolog Mesut Alp, Babil'in Asma Bahçeleri ile Firdevs (Paradise; Cennet) kelimesi arasında etimolojik bağlantı olduğunu ifade ediyor).<br />
Klasik edebiyatta betimlemeler<br />
<br />
Babil betimlemeleri bugün bir biçimde var olan beş ana yazar vardır. Bu yazarlar kendilerini Asma Bahçelerin büyüklüğü, genel tasarımı, sulama araçları ve neden inşa edildikleri ile ilgilenmektedir.<br />
<br />
Josephus (y. 37–100 AD), Marduk'un bir Babil rahibi olan Berossus tarafından yazılan bahçelerin bir tanımını aktarır [6], bu yazı y. 290 BC, bahçelerin bilinen en eski sözüdür.[5] Berossus, II. Nebukadnezar'ın saltanatını tanımladı ve Asma Bahçeler'in inşasıyla bu krala itibar eden tek kaynaktır.[12][13]<br />
“ Bu sarayda, taş sütunlarla desteklenen çok yüksek duvarlar inşa etti; ve bir pensile cenneti olarak adlandırılan şeyi dikerek ve onu her türlü ağaçla doldurarak, manzarayı dağlık bir ülkeye tam olarak benzer hale getirdi. Bunu kraliçesini memnun etmek için yaptı, çünkü Kraliçe Media'da büyümüştü ve dağlık bir duruma düşkündü.[14] ”<br />
[ Joseph. contr. Appion.] lib. 1. c. 19.—Syncel. Chron. 220.—Euseb. Præp. Evan. lib. 9.<br />
<br />
17 Mayıs 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.<br />
Semiramis'in Asma Bahçeleri, H. Waldeck<br />
<br />
Diodorus Siculus (aktif MÖ 60-30), hem Cleitarchus'un (Büyük İskenderin tarihçisi) hem de Cnidus'lu Ctesias'ın MÖ 4. yüzyıl metinlerine başvurmuş gibi görünüyor. Diodorus, inşaatı bir Suriye kralına atfediyor. Bahçenin bir kare şeklinde olduğunu ve her bir kenarı yaklaşık olarak dört plethra uzunluğunda olduğunu belirtir. Bahçe, en üstteki galeri 50 arşın yüksekliğinde olacak şekilde katmanlıydı. 22 fit kalınlığındaki duvarlar tuğladan yapılmıştır. Kademeli bölümlerin tabanları, en büyük ağaçların kök büyümesini sağlayacak kadar derindi ve bahçeler yakındaki Fırat'tan sulandı.[15]<br />
<br />
Quintus Curtius Rufus (MS 1. yüzyıl) muhtemelen Diodorus ile aynı kaynaklardan yararlanmıştır.[16] Bahçelerin çevresi 20 stadyum büyüklüğünde olan bir kalenin tepesinde yer aldığını belirtir. Bahçelerin inşasını yine kraliçesinin vatanını özlediği için bir Suriye kralına bağlıyor.<br />
<br />
Strabon'un ifadeleri (y. 64 BC – 21 AD) muhtemelen tanımını MÖ 4. yüzyıldan kalma Onesicritus'un kayıp kayıtlarına dayanıyordu.[17] Bahçelerin Fırat nehrinden bahçelere açılan bir Arşimet vidasıyla sulandığını belirtir.<br />
<br />
Diğerlerinden bağımsız olduğu düşünülen klasik kaynakların sonuncusu, paradoksograf Philo of Byzantion'un MS 4. ve 5. yüzyıllarda kaleme aldığı A Handbook to the World'ün Yedi Harikası'dır . Strabon'un tarif ettiği vidalı kibritlerle su yükseltme yöntemidir.[18] Philo, çevreleyen arazinin doğal seviyesinin çok üzerinde, muazzam bir kütleye sahip olan geniş derin toprak alanlarını inşa etmenin mühendisliğini ve yaratıcılığını ve ayrıca sulama tekniklerini övüyor.<br />
Tarihsel varlığı<br />
Ninova'daki Kuzey Asurbanipal Sarayı'ndan (MÖ 669-631) bir kabartmanın bu kopyası, bir su kemeriyle sulanan lüks bir bahçeyi göstermektedir.<br />
<br />
Çağdaş Babil kaynaklarında belge bulunmaması nedeniyle Asma Bahçeler'in gerçek bir yapı mı yoksa şiirsel bir yaratım mı olduğu belirsizdir. Ayrıca Nebukadnezar'ın karısı Amyitis'ten (veya başka herhangi bir eşten) söz edilmez, ancak bir Medyan veya Farslı ile siyasi bir evlilik olağandışı olmazdı.[19] Nebukadnezar'ın eserlerine dair birçok kayıt mevcuttur, ancak onun uzun ve eksiksiz yazıtlarında herhangi bir bahçeden bahsedilmemektedir.[20] Bununla birlikte, daha sonraki yazarların onları tarif ettiği zamanda bahçelerin hala var olduğu söylendi ve bu hesapların bazılarının Babil'i ziyaret eden insanlardan kaynaklandığı düşünülüyor.[2] Tarihleri'nde Babil'i anlatan Herodot, Asma Bahçeler'den bahsetmez [21], ancak ziyareti sırasında bahçeler Yunanlar tarafından henüz iyi bilinmemiş olabilir.[2]<br />
<br />
Bugüne kadar, Babil'de Asma Bahçeler için hiçbir arkeolojik kanıt bulunamadı.[6] Fırat'ın altında şu anda güvenli bir şekilde kazılmayan kanıtların olması mümkündür. Nehir, II. Nebukadnezar zamanında mevcut konumunun doğusundan akıyordu ve Babil'in batı kısmı hakkında çok az şey biliniyordu.[22] Rollinger, Berossus'un Bahçeleri siyasi nedenlerle Nebukadnezar'a atfettiğini ve efsaneyi başka bir yerden benimsediğini öne sürdü.[23]<br />
Ninova'da Sanherib'in bahçeleriyle özdeşleşme<br />
<br />
Oxford bilgini Stephanie Dalley, Babil'in Asma Bahçeleri'nin aslında Asur kralı Sanherib (MÖ 704 - 681) tarafından Ninova'daki sarayı için inşa edilen iyi belgelenmiş bahçeler olduğunu öne sürdü; Dalley, aradan geçen yüzyıllarda iki yerleşimin karıştırıldığını ve Sanherib'in sarayındaki geniş bahçelerin II. Nebukadnezar'ın Babil'ine atfedildiğini ileri sürüyor.[1] Arkeolojik kazılarda Dalley, Ninova'ya suyu taşıyan geniş bir su kemerleri sistemi, bahçelerin üst katlarına çıkarmak için kullanılan su yükseltici vidalarla taşımak için kullanılan kanal, baraj ve su kemerleri dizisinin izlerini buldu.[24]<br />
<br />
Dalley, argümanlarını çağdaş Akad yazıtlarının analizindeki son gelişmelere dayandırıyor.[25]<br />
<br />
Kral Sanherib'in bahçesi yalnızca güzelliği ve tozlu bir yaz manzarasında yıl boyu yemyeşil bir vaha oluşuyla değil, aynı zamanda bahçeyi koruyan su mühendisliğinin harikulade başarılarıyla da biliniyordu.[26] Asur kraliyet bahçesi inşa etme geleneği vardı. Kral Asurnasirpal II (MÖ 883-859), dağları kesen bir kanal oluşturmuştu. Meyve ağaçları yanında çamlar, selviler ve ardıçlardan; badem ağaçları, hurma ağaçları, abanoz, gül ağacı, zeytin, meşe, ılgın, ceviz, menekşe, dişbudak, köknar, nar, armut, ayva, incir ve üzüm dikilmişti. Asurbanipal'in yontulmuş bir duvar paneli, bahçeyi olgunluk döneminde gösteriyor. Biri orijinal, diğeri çizim iki panel British Museum'da tutuluyor, ancak ikisi de halka açık değildir. Bu çağdaş görüntülerde klasik yazarların bahsettiği bazı özellikler fark edilebilir.l<br />
Ninova'daki bahçeleri gösteren Asur duvar kabartması<br />
<br />
Sanherib'in sarayından, sel koruması güçlendiren devasa kireçtaşı bloklardan bahseder. Sarayın bazı bölümleri 19. yüzyılın ortalarında Austin Henry Layard tarafından kazılmıştır. Kale planı, Sanherib'in bahçesiyle tutarlı olacak dış hatlar gösteriyor, ancak konumu doğrulanmadı. Bölgenin son zamanlarda askeri üs olarak kullanılması, daha fazla araştırma yapmayı zorlaştırıyor.<br />
<br />
Böyle bir bahçenin sulanması, Ninova şehrine daha iyi su sağlanmasını gerektiriyordu. Kanallar dağlara doğru 50 kilometre (31 mi) uzanıyordu. Sanherib, kullandığı teknolojilerden gurur duyuyor ve bunları yazıtlarında biraz ayrıntılı olarak anlatıyor. Bavian'ın (Kinnis) kaynak sularının başındaki [27] yazıtı otomatik savak kapılarından bahseder. Jerwan'da vadiyi geçen devasa bir su kemeri, iki milyonun üzerinde işlenmiş taştan inşa edilmiştir. Taş kemerler ve su geçirmez çimento kullandı.[28] Üzerinde şunlar yazılıdır:<br />
“ Asur'un dünya kralı Sanherib kralı. Çok uzaklarda, suları birleştiren, Ninova çevresine yönlendirilmiş bir su yolum vardı... Dik kenarlı vadiler üzerinde beyaz kireçtaşı bloklardan bir su kemeri oluşturdum, o suları onun üzerinden akıttım. ”<br />
<br />
Sanaherib "Tüm Halklar İçin bir Harika" inşa ettiğini iddia etti ve anıtsal (30 tonluk) bronz dökümleri için "kayıp mum" işlemi yerine yeni bir döküm tekniği uygulayan ilk kişi olduğunu söyledi. Suyu daha yüksek dağlardan geldiği için bahçesine yüksek seviyede getirebildi ve ardından yeni su vidalarını açarak suyu daha da yükseltti. Bu, terasların tepesinde büyük ağaçların olduğu manzaranın üzerinde yükselen seleflerini aşan, çarpıcı bir sanatsal bahçe inşa edebileceği anlamına geliyordu.<br />
Bitkiler<br />
Hurma, Babylon'da yaygın bir ağaç türüdür.<br />
<br />
Bahçeler, sanat eserlerinde tasvir edildiği gibi, açan çiçekler, olgun meyveler, fışkıran şelaleler ve zengin yeşilliklerle dolu teraslar içeriyordu. Babil edebiyatına, geleneğine ve bölgenin çevresel özelliklerine göre, bahçelerde aşağıdaki bitkilerden bazıları bulunmuş olabilir:[29][kaynak güvenilir mi?] ]<br />
<br />
    Zeytin (Olea europaea)<br />
    Ayva (Cydonia oblonga)<br />
    Adi armut (Pyrus communis)<br />
    İncir (Ficus carica)<br />
    Badem (Prunus dulcis)<br />
    Adi üzüm asması (Vitis vinifera)<br />
    Hurma ağacı (Phoenix dactylifera)<br />
    Athel ılgın (Tamarix aphylla)<br />
    Atlas Dağı sakız ağacı (Pistacia atlantica)<br />
<br />
Bahçelerde bulunabilecek ithal bitki çeşitleri arasında sedir, selvi, abanoz, nar, erik, gülağacı, müren, ardıç, meşe, dişbudak, köknar, mür, ceviz ve söğüt sayılabilir .[30] Bu bitkilerin bir kısmı terasların üzerine asılmış ve duvarlarının altına kemerlerle örtülmüştür. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İMRÂN<br />
عمران</span><br />
</span><br />
İmrân kelimesinin aslının İbrânîce Amram olduğu söylendiği gibi Süryânîce’den geldiği de ileri sürülmektedir. Öte yandan Arapça amr kökünden türediği, İslâm’dan önce Arabistan’da kullanıldığı, Safevî kitâbelerinde bu isme rastlandığı nakledilmektedir. Ancak Meryem’in babasının adı olması sebebiyle kelimenin İbrânî menşeli olduğunu kabul etmek daha isabetli görünmektedir (Jeffery, s. 217).<br />
<br />
Âl-i İmrân sûresinin 33. âyetinde Âdem’in, Nûh’un, İbrâhim ailesiyle İmrân ailesinin seçilip âlemlere üstün kılındığı belirtilmektedir. Aynı sûrenin 35. âyetinde İmrân’ın karısının doğacak çocuğu rabbe adadığını ve ona Meryem adını verdiğini bildiren kısımdan ve Tahrîm sûresinde (66/12) “İmrân kızı Meryem” ifadesinden anlaşıldığına göre İmrân ailesinden maksat Hz. Meryem ile oğlu Îsâ’dır. Tevrat’a göre İmrân (Amram) Hz. Mûsâ, Hârûn ve kız kardeşleri Meryem’in (Miriam/Miryâm) babası olup Îsâ’nın annesi Meryem’le bir alâkası yoktur. Amram, Ya‘kūb’un torunu Kohat’ın oğludur (Sayılar, 26/59; I. Tarihler, 6/2-3; 23/12-13).<br />
<br />
Kur’an’da adı geçen İmrân’ın kim olduğu hususunda İslâm âlimleri tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Mukātil, “İmrân ailesi” ifadesindeki İmrân’ın Mûsâ ve Hârûn’un babası olup şeceresinin Hz. Ya‘kūb’a dayandığını söylemekte, Kelbî ise Meryem’in babası ve Hz. Süleyman’ın soyundan olduğunu nakletmektedir (Kurtubî, IV, 63). Ancak aynı adı taşıyan sûrede Âl-i İmrân ile alâkalı olarak anlatılanlar dikkate alındığında İmrân’ın Hz. Mûsâ’nın değil Hz. Meryem’in babası olduğu anlaşılır. Zemahşerî, Âl-i İmrân hakkında bilgi verirken bunların, İmrân b. Yashur’un çocukları Mûsâ ve Hârûn veya İmrân b. Masan’ın kızı Meryem ile oğlu Îsâ olduklarına dair rivayetleri naklettikten sonra bu iki İmrân arasında 1800 yıl bulunduğunu belirtir ve âyetteki İmrân’ın Hz. Meryem’in babası olduğunu kaydeder (el-Keşşâf, I, 185).<br />
<br />
Hıristiyanlara göre Meryem’in babası Ahd-i Cedîd’de zikredilmemekte, apokrif kabul edilen İnciller’den Protevangelium’da isminin Yoakim (Joachim) olduğu belirtilmektedir. Yine bu apokrif İncil’de Meryem’in dedesi Mathan’ın Meryem, Sobe ve Hannah adlarında üç kızı olduğu, kızlardan Sobe’nin Zekeriyyâ’nın hanımı Elisabeth’in annesi, Hannah’ın da Bâkire Meryem’in annesi olduğu nakledilmektedir (DB, I/1, s. 629).<br />
<br />
Kur’an’da Meryem ayrıca Hârûn’un kız kardeşi olarak tanıtılmış, Îsâ’yı dünyaya getirdikten sonra kavmi kendisini, “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi” diyerek babasız bir çocuk dünyaya getirdiği için kınamıştır (Meryem 19/28).<br />
<br />
Kitâb-ı Mukaddes literatürü çerçevesinde bilinen yegâne Hârûn, Hz. Mûsâ ile Meryem’in kardeşi Hârûn’dur. İmrân da (Amram) bunların babası olduğu için hıristiyanlar, İslâmî kaynaklarda bir taraftan Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in Hârûn’un kız kardeşi olarak takdim edilmesini (Meryem 19/28), diğer taraftan İmrân’ın Hz. Mûsâ, Hârûn ve kız kardeşleri Meryem’in babası iken Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in babası olarak gösterilmesini iki Meryem’in karıştırılması olarak değerlendirmektedir. Müslümanlara göre ise iki İmrân, iki Hârûn ve iki Meryem’in mevcudiyeti görüşünden hareketle birinci grup, Hârûn ve kız kardeşi Meryem ile babaları İmrân’dan, ikinci grup İmrân, kızı Meryem ve Meryem’in erkek kardeşi Hârûn’dan oluşmaktadır. Mûsâ, Hârûn ve Meryem ile babaları Amram Tevrat’ta yer almakta, dolayısıyla yahudiler ve hıristiyanlarca bilinmektedir. Ancak Hz. Meryem’in babası yalnız Kur’an’da İmrân diye adlandırılmakta ve hiçbir hıristiyan kaynağında Meryem’in babasının adı olarak yer almamakta, yine Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in Hârûn adında bir kardeşinin mevcudiyeti bilinmemektedir. Böylece müfessirler biri Mûsâ’nın, diğeri Meryem’in babası olmak üzere iki İmrân bulunduğunu, Kur’an’da adı geçen İmrân’ın Meryem’in babası olduğunu kaydetmektedir. Hz. Mûsâ’nın babası İmrân’ın şeceresi İmrân b. Yashur b. Kahes (Fahas) b. Levi b. Ya‘kūb b. İshak; Hz. Meryem’in babası İmrân’ın şeceresi de Îsâ b. Meryem b. İmrân b. Masan (Matan) b. Süleyman b. Dâvûd b. İşa b. Yehuza b. Ya‘kūb b. İshak olarak verilmektedir (Zemahşerî, I, 185; Kurtubî, IV, 63).<br />
<br />
Muhammed Hamîdullah’a göre Kur’an’daki “imreetü İmrân” ifadesi “İmrân’ın soyundan gelen kadın” anlamındadır ve burada İmrân bir şahıs adından çok kabile adı olarak anılmaktadır. Hamîdullah, “Ey Hârûn’un kız kardeşi” olarak tercüme edilen âyeti (Meryem 19/28), “Hârûn’un kızı, ey kız kardeş” şeklinde çevirmekte ve Hârûn’un soyundan gelen kız kardeş diye anlamaktadır. Zira Arapça’da “uht” kelimesi bir kabilenin mensubu için de kullanılmaktadır (Le Saint Coran, s. 54, 307; ayrıca bk. Arnaldez, s. 33-34).<br />
<br />
Batılı âlimlerin yukarıda zikredilen tenkitleri kutsal kitaplarındaki ifadelerle çelişmektedir. Luka İncili’ne göre Zekeriyyâ’nın eşi Elisabeth, Hz. Îsâ’nın annesi Meryem’in akrabası olup Hârûn kızlarındandı (İncil, 1/5, 36). Meryem’in annesiyle Yahyâ’nın annesinin kardeş oldukları kabul edilmektedir (DB, II/2, s. 1689). Zekeriyyâ, Abiya ailesinden bir kâhin (I. Tarihler, 24/10; Luka, 1/5), eşi Elisabeth de ruhban sınıfından bir aileye mensup olup babası yoluyla Hârûn’un soyundan ve Levi kabilesindendir, dolayısıyla Hz. Hârûn’un kızlarındandır (a.g.e., II/2, s. 1689). Bu geleneğe sahip bulunan halkın, böyle bir aileden gelen ve mâbede adanan Meryem’e “Hârûn’un kız kardeşi” demesi tabiidir. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">The First 9</span></span> = iLK DOKUZLU DEMEK, BiRDE LASTIKLI TÜRKCE iLE  OKUYUNCA  "BiRiNCi NiNE"  demek kinayeli<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">INGILIZCE RAKAMLAR</span></span><br />
<br />
Zero zirou 0 sıfırıncı<br />
1 One van 1st:<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> First </span></span>birinci<br />
2 Two tu 2nd: Second ikinci<br />
3 Three tıri 3rd: Third üçüncü<br />
4 Four for 4th: Fourth dördüncü<br />
5 Five fayf 5th: Fifth beşinci<br />
6 Six siks 6th: Sixth altıncı<br />
7 Seven sevın 7th: Seventh yedinci<br />
8 Eight eyt 8th: Eighth sekizinci<br />
9 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nine</span> </span>nayn 9th: Ninth dokuzuncu<br />
10 Ten ten 10th: Tenth onuncu<br />
<br />
<br />
<br />
Bu Bir Derleme Karoglan Rasit Tunca Makalesidir<br />
<br />
Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems,14.10.2023<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia<br />
islam Ansiklopedisi</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>