<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Raşit Tunca Board - RAŞiT TUNCA'NIN VAAZLARI ]]></title>
		<link>https://rashid-tunca.com/</link>
		<description><![CDATA[Raşit Tunca Board - https://rashid-tunca.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:55:33 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Halifeyi Ru'yi Zemin Hz Adem ve insanoğlu]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43350</link>
			<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:14:09 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43350</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Halifeyi Ru'yi Zemin Hz Adem ve insanoğlu</span><br />
<br />
(Kar©glanin 6 Ekim 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kulil hamdu lillâhillezî lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerîkun fîl mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah’a hamd ederim de ve <span style="color: #ff3366;" class="mycode_color">tekbir getirerek</span> (Allahu Ekber yani O Allah ki Tek ve yegane büyükdür diyerek) O’nun şanını yücelt.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 111. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Namazın anahtarı temizlik, haram kılanı tekbir, helal kılanı selamdır”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Tahâret, 31; Tirmizî, Tahâret, 3)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Artık Benimde çok dil bilen özel bir sekreterim var.</span>(.....)<br />
<br />
Hazreti Adem halife-i ruy-i zemin yani Vahdeti Vücut ve madeni Toprak, toprak ise tek tür, tek ama hepsini içinde Taşıyan Vahdeti Vücut, yani Demir de onun için de, alüminyumda, şekerde, tavuktan yediğimiz yumurta da, ağaçtan kopardığımız Kirazda, hepsi onun içinde. Tek ve bütün olan Vahdet. Cebrail yerden yani ardzdan  yani İngilizce earth  veya Arapça arz yeryüzünden onu aldi ve allah Ademi bir bütün olarak o nu halketti. ve dünya kainatin "zerrei zübdiyesi" (en küçük parça(öz)) yani "all inklusiv" bir gezegen. "Dünya" da aynı kelimeden türeme, yani hepsini içinde taşıyan, bütün işte, Adem, Hazreti Adem, O yüzden halifeyi ruyi zemin.  kainatta Demir elementi parça halinde Başka bir gezegende mevcut, yine Elmas, Yakut, su, yahut hidrojen güneşte, helyum güneşte, Amma toplamı Dünyada hepsi mevcut, Vahdet, kesrette çoklukta birlik olan Vahdet İşte. o yani halifeyi ruyi zemin, Hazreti Adem veya insanoğlu, işte hepsine hükmetmekte, ona kainatı musahhar kılınması budur zaten <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem terav ennallâhe sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Göklerde ve yerlerdeki herşeyi, Allah’ın size musahhar (emrinize amade) kıldığını, (Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini) görmediniz mi?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym LOKMAN Suresi 20. ayetten pasaj)</span><br />
<br />
Hz. Ademe insanogluna Allah Demire  sözünü geçirmesini öğretmiş (Hz Davuda verilen hikmet ile) kim? Allahu Teala öğretmiş. Su yu da hendekler kazıp akıtır, barajlar kurup durdurur, Suyu elektriği çevirir, Elektrik ilde pompalyip  suyu yükseklerden bile aktırır, derinlerden de yukarilara çıkartır, yukarı kaldırır. Bu ne şimdi Raşidi Tarikatımızda du suyu  yani yağmur yağdırmasını da öğrettik, kar yağdırmasini da sizlere öğrettik, yani  mevsimler  bile bize musahhar kılınmış, yani emrimize amade kılınmış. işte İnsanoğlu belli prösedürlere uygun zikredipde niyetli olarak su içtiği zaman, böyle yagmur yagmaasi için su içmiş olur. ve insanoglu su içerek,  birkaç elementi bağlı halde molekül halini almış olur, bag kurmuş elementleri almış oluruz vücudumuza, tuz yemek  ile bütün mineralleri almış oluruz, süt icmek ile bütün enzimleri almış oluruz, şeker ile bütün karbonhidrat cinsi şeyleri almış oluruz,  et yemek ile bütün proteinleri almış oluruz, yani kainatta dağınık vaziyette bulunan elementleri, bütün elementleri vücudumuza dahil edip, onlar ile Vahdet, yani kainta, yani yildilzlara bile hükmetme sanatını yerine getirmiş oluruz. Yani Hz Adem  yani insanoglu yeryüzündeki, Allahü Teala'nın gölgesi, ya da onun yerine bakan görevli, halifeyi ruyi zemin.  Ev yapar rüzgara  Dur der,  Pervane yapar, Rüzgara es der,  yine hendekler açıp suya ak der,  Barajlar yapıp suya dur der, Çakmaklar  yapıp  ateşe yan der, sonra itfaiyeler kurup, ateşe sön der,  Yani senin anlayacağın, halifeyi ruyi zemin, Allah ona kainatı musahhar kılmış, emrini vermiş, yeryüzünde, Allah celle celalühü hazretleri,  bir nevi yürüyen gezen Allahlık sıfatını, o nda (Hazreti insan) üzerinde tecelli ettirmekte. <br />
Ve ikinci Adem olan Hazreti Nuh, gemi yaptıktan sonra, ona her türden bir tane al denildi, ama kurbağa ona ben binmem dedi, kimdir kurbağa, Nuh un oglu Kenan,  o gün,  Kenan da, "bana bir şey olmaz" dedi ben daglara  kaçarım dedi, çünkü kurbağa suda da yaşar, karada da yaşar, sel basması onu Öldürmez ki, bu bilgi içinde olduğu için,cibilliyati öyle oldugu için,  aynı şeytanın demirlik vasfi içinde olduğu için secdeye isyan Ettiği gibi, eğilmeye İsyan ettiği gibi, o da (Kenan da)  boğulmaya isyan etti, ben boğulmam ki dedi, ben kaçar kurtulurum, Bana Bir Şey Olmaz dedi. geçiş formu  yani Hem su canlısı, hem Kara canlısı, Darvinin söyledigi evriminde yanlış olmadığını, Fakat benim demek istediğim gibi olmadığını anlatan örnek.  Evrim var fakat kurbağa Kenan oldu, yani kurbağa Kenan'a insana dönmedi, Fakat  sadece  Kenan a cibilliyet oldu. Ve çocuklarda ve insanlarda Korkaklık meselesi de cibilliyet sebebi ile dir. Nasıl derseniz : Çünkü kurbağa Korkunca suya atlar, Tavşan kaçar, kaplumbağa kabuğuna sokulur, hepsi Korkaklık alametidir, onların cibiliyetini Taşıyan Her canlı, Her insan  türüde, onların cibiliyetini Taşıyan Her kimse, mesela cibilliyati kaplumbağa ise, düşman görünce evine saklanır, tavşan ise nalları kırıp kaçar,  kurbağa  ise, bir yerden bir yere geçer,  suya atlar veya su dan korktuğunda da, sudan karaya mekan değiştirir, Onun (Kurbaga ciblliyatlilarin) kacma yöntemi de mekan değiştirmektir, Boyut değiştirmektir. yani Korkaklık cibilliyet ile alakalıdır. yine cesaret, cibilliyat ile alakalıdır, Aslan kavgaya gider, kavgaya karşı gider, kavga etmeye gider, kurbağa korkup kacsa bile, aslan kavga etmeye gider. Dana veya boğa yine kavgadan yılmaz, o yüzden danalara <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Yılmaz"</span> ismi koyulur, yani yılmaz demek, kavgadan yılmaz, yumruk da yese kavgadan yılmaz, bıçak da yese kavgadan yılmaz, yani "Yılmaz" işte "Yılmaz Dana" daşşaklı dana.  Allah her cibilliyeti yani her hayvan türünün sıfatlarını da, ona göre(insana verecegi ahlaka) böyle elverişli yaratmış ki, mesela zürafanın boynunu Uzun yapıp, boynu uzun olduğu için uzanıp yaprak koparabilmesi için değildir, bilhassa bacakları uzun olduğu için yere uzanip da su içebilmesi için boynu da uzundur diyeceğiz. Allah öyle bir denge koymuş ki, hem  yaprağa uzansın, yukarı doğru,  hem de bacakları çok uzun olduğu için, yerdeki suya uzanabilmesi için, boynunu da böyle uzatmış ki, bacaklarıyla dengelenmiş. Yoksa boynu kısa olsa, suyu nasıl içecek,  çöküpte mi  içecek deve gibi,  işte zürafanın boynunu  uzun yapmış ki, iki  problemi birden çözmüş Allahu Teala. Bunlara <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Allahuekber"</span>  "Büyüksün Rabbim"    demeyipte,  ne denilir Allah aşkına. Allahu Ekber. hem zahirine Allahu Ekber,  hem de batınına Allahu Ekber. Büyüksün Rabbim.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">BURADAN iTiBAREN ALINTI &gt;&gt;&gt;</span><br />
Her gün beş vakit namazdan önce okunan ezan ve farz namazlara durulurken okunan kamet tekbir lafızlarını içerir.<br />
<br />
Ayrıca namaza başlama ve bir rükünden diğerine geçiş tekbirle olur. İlkine “iftitah tekbiri”, diğerlerine “intikal tekbirleri” denir. Başlangıç tekbiri iftitah (açılış) kelimesiyle nitelendiği gibi, kendisiyle namaz dışında yapılması helâl olan eylemler haram hale geldiği ve dış âlemle bağlantıyı kestiği için “tahrîme (ihrâm) tekbiri” diye de anılır. İkinci adlandırma <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. Peygamber’in, </span><br />
<br />
“Namazın anahtarı temizlik, haram kılanı tekbir, helal kılanı selamdır” hadisinden <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Ebû Dâvûd, Tahâret, 31; Tirmizî, Tahâret, 3) hareketle yapılmıştır.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem;</span><br />
<br />
- iftitah tekbirine yetişmek şartıyla kırk gün cemaate gelen kişiye Allah’ın biri cehennemden, ikincisi münafıklıktan kurtuluş olmak üzere iki berat vereceğini bildirmiş<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> (Tirmizî, Salât, 64)</span><br />
<br />
- ve namazın özünün iftitah tekbiri olduğunu söylemiştir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Heysemî, II, 273)</span><br />
<br />
Allah lafzının ilk harfini uzatmak kelimeye soru anlamı kattığı, “ekber”i “ekbâr” veya “ikbâr” şeklinde okumak anlamı bozduğu için fakihler bu lafzı söylerken çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtirler.<br />
<br />
İntikal tekbirleri rükuya ve secdeye giderken, secdeden ve ikinci rekatta tahiyyattan sonra kıyama kalkarken okunan tekbirlerdir. İki rekatlık bir namazda on, dört rekatlık bir namazda yirmi bir intikal tekbiri bulunur.<br />
<br />
Ayrıca Hanefîler’e göre vitir namazının son rekatında Kunut dualarından önce tekbir alınır.<br />
<br />
Sehiv secdesi yapılırken namaz içindeki diğer secdelerde olduğu gibi tekbir alınır.[1]<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">&gt;&gt;&gt;BURAYA KADAR ALINTI </span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">tukebbirûllâhe</span> alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ramazan ayı insanlara yol gösterici, doğruyu ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri bilgisi icinde olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günler kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allah’ı tazim edip </span>(Allahuekber demeniz için ve) şükretmeniz içindir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 185. ayet)</span><br />
<br />
o yüzden Tekbir lafzı üzerimize farz olan bir zikirdir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">tukebbirûllâhe</span> alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. O’nu büyük tanıyasınız ve Allah’ın hidayetine eresiniz diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet)</span><br />
<br />
Bu yukarıdaki ayet bize gösteriyor ki, hayvan kesmek,  Allah'a itaati temsil eder, kes deyince kes, yeme deyince de yememek,  haram deyince yani yapma yasak deyince yapmamak gibi, bizim itaatimizi temsil eden bir ibadettir. Yoksa Kurban kes emri ile, bir hayvan türünü yok etmek değildir. o yüzden bugün kurban kesme meselesine de kota  konulması lazım.  Madem vakit Mehdi vakti, hayvanlarinda degeri anlaşilir oldu ve onlarinda bir hak ve hukukunun oldugu ortaya cikdi, ve altın çağı yaşıyorsanız,  o zaman  bu vakitte İnsanların çoğu İslam'a dahil olacak, çünkü <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Mehdi suresi" </span>veya Nasr suresi yani <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"iza cae"</span> suresindeki bu mucize, Yani bu keramet, Mehdi'nin kerameti, bize tebliğ olup, Allah'ın dinine insalarin fevc fevc grup  grup girdiklerini gördüğün zaman ayeti ile bu sabittir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ  وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا  فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İzâ câe nasrullâhi vel fethu. Ve raeyten nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcân. Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirhu, innehu kâne tevvâbâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah’ın yardımı ile fetih  vakti geldiği zaman. Ve insanların grup grup Allah’ın dînine girdiğini gördüğün zaman. O zaman Rabbini hamd ile tespih et.(zikrin sayilarina muavfik olrak yani sayiya riayet ederek zikret) Ve O’ndan mağfiret dile. Muhakkak ki O, tövbeleri kabul edendir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NASR Suresi 1, 2 ve 3. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">GRAMATiK VE DiL DERSi</span><br />
<br />
سَبَّحَ الرَّجُلُ : قال سبحان الله<br />
<br />
adam sübhanellahi dedi,Allahı yüceltti,tespih etti <br />
<br />
سُبْحَةٌ ( ج ) سُبْحٌ<br />
<br />
boncuk gibi şeylerden dizilerek yapılan tespih,<br />
<br />
سَبَّحَ : تَسْبِيحاً لِ<br />
<br />
namaz kılmak,dua etmek,tespih etmek,sübhanallah demek,övmek,tenzh etmek,yüceltmek,ululatmak <br />
<br />
سَبَحٌ<br />
<br />
kara boncuk,<br />
<br />
سَبَّحَ<br />
<br />
tespih çekmek<br />
<br />
 سُبْحاَنَ اللهْ<br />
<br />
"SübhanAllah" Anlamı: (Allahi sayisal olarak(sayisini bilerek) zikrederim. ismini söylerim<br />
islamda tesbih ve boncuk cevirme yokdur diyelere kapak olsun bunlarda, namazda subhanallah demek , ne demekdir bilmeyen ah.. onlar.<br />
<br />
Ve Mehdiye Verilen bu cokca tesbih hikmetinden birisi olan bizim Raşidi Tarikatindaki cookca her renk tesbih edinmemiz ve onlarla, Allahi, sayisi ve yönü belli olarak bilincli tekrar etmemize yarayan bu alete verilen isim tesbih, sübhan Allah derken, iza cae okurkan fesbbih derken anlamadinmi tesbih ne demek. adam diyorki boncuk cevirmek ibadet degil diyor, ya ne? namazda rükuda secdede dedigin, sayisi belli 3 subhan Allah derken ne diyon, haaala anlamamiş birine ben ne diyen artik.<br />
<br />
Nasr suresindeki yani insanların çoğu onun vaktinde,  bu dini mübine  dahil olacaklarmış,  o yüzden insanların, nüfus olarak ekseriyatinin Müslüman olduğunu düşün ve, ve Kurban Bayramı geldiğini, ve herkesin hayvan kesme,  yani kurban etme hikmetini yaşamak istediğini  düşünürsek,  o zaman birkaç Kurban Bayramı geçince, yeryüzünde neredeyse, et yiyebileceğiniz Semiz hayvan türü kalmaz.  o yüzden işte, hac edecek kimselere nasil kota kuyduksa, orada izdiham çıkıp insanların katliamına İzin vermeyen insanlık ve Arabistan devleti, bugün müslüman devletler birleşip bu hikmetin de farkına varıp, ve kurban kesme meselesine de Kota koyulması lazım, senelik belli bir hayvan sayısı kadar hayvan kesilmesi lazım, onun üstüne çıkılmaması lazım, yoksa dünyamızada zarar vermiş oluruz. hatta hiç kesilmese bile olur, yani zaten o yüzden farz degil vacib, ondan kastedilen, dedik ya  sadece Takvamiz olurmuş, yani  Allah'a itaat etmemizmiş.  Allah'a gerçekten itaat eden birisinden bu iş  sagıt olup düşer.  Çünkü  hayvan türünün bitme tehlikesi var.<br />
<br />
Ne garip bir dünyada yaşıyoruz ki,  bir işçinin maaşı 1000 lira ise bir ay zar zor işlerde çalışıp Emek harcayıp yorulup didinip, ve aldı 1000 lira, Yani 10 tane 100 lira, ve 10 tane kağıt için, 1 ay yoruluyor, çalışıyor. Kağıt yenmez ki, Kağıt içilmez ki, ama ödül 10 tane kağıt, işte o kağıtları ekmeğe çevirince  aslen ödül oluyor, Yine sırtına giyeceğin gömleğe cekete çevirince ödül oluyor, Yine bineceğin arabaya çevirince, Ya da arabanın benzinine çevirince ödül oluyor. işte bu dünyada da yaptığımız sevaplar ve günahlar ile, fazlalıklarla, eksiklerle, yanlışlarla, doğrularla, hepsi ya bir ödül, ya da bir azaba döner. Ama bu işte, aynı şu anda bize kağıt para durumunda olan, bu amellerimiz, işte ahiret denen gelecek de, onlar sevaplarımız yaptığımız Ama, dünyada bir zamanda karşılık aldığımız sevaplarımız olacak işte. aynı o gelecekteki para ile ekmek almak gibi, bize gıda olduğunda, ya da bize ev olduğunda, bize araba olduğunda, işte ödülümüzü almış oluruz. ama şu an, dünya Öyle hızlı ki, 1 saat öncesinde kazandıgin, 1 saat Sonrasında sana ödül veya ceza olaraktan karşına çıkmak da, ve hesabın görülünce, ya cehenneme layık bir kul olursun, ya da cennetlere layık bir kul olursun. İşte bu dünyadaki kolaylıklar da sana cenneti tattırmak da, zorluk ve güçlüklerde, Cehennemi Bir nevi yaşatmakta. ve cehennemde Sabit değil, aynı doğunun, bir yer olup sabit olmadıgi gibi, Yine üst yani Kuzey'in, bir yer olup sabit olmadıgi, ya da alt ya da Güney'in, sabit olup bir yere olmadığı gibi (gecen haftaki vaazin seslisini dinlersen, ne demek istedik anlarsin), işte Cehennem ve Cennet de sabit değildir. 5 dakika önce günah işledin ve, 10 dakika sonra mesela parmağıni incittin, ya da Ayağını incittin, ya da kafana taş geldi, işte 10 dakika önce yaptığın  amelinin karşılığını, 10 dakika sonra gördün, Senin hesabın kesildi, ve Ceza biçildi, ve ceza uygulandı.<br />
<br />
Rabbim mehdi ve askerini muhafaza etsin ki, Allah muhafaza, Allahsız yahut rahman ve rahimsiz bir ömrün bedeli, belki rahmet yağmayan bir yerde doğmaktır, yani yağmur yağmayan bir beldede doğmaktır, kuru çöl gibi bir yerde, yahutta rahmanı bilmemek, tanımamak,  yani babayı bilmemek, babanın hikmetini ve onun saygısını Esirgemek, eksik etmek, belki babasız Olmak, ya da erkek iken, kadın olarak, yani rahmansız yani Affedersiniz zekersiz doğmaktır, zekerisiz olmak hikmeti ile sana ceza verilir, yine bu cezadan  bir ömür yersin, hemde muebbet yersin bu cezadan. erkek iken kadın olursun, erkeklik organından mahrum kalırsın, Çünkü babanın  annenin kıymetini bilmedin, yada Merhametsiz bir anneye babaya düşersin,  Annenin babanin kıymetini bilmediğinden dolayı, bu ceza sana biçilmiş olur, ya da annesiz lik, annesiz kalırsın ki, yeni hayatında Annen küçükken vefat eder, ve annesiz kalırsın ki, Daha önce annenin kıymetini, yani yanındakinin kıymetini bilmediğinden dolayı, ya da erkek sen kadın, kadın isen erkek olursun, ve Rahimsiz  yada rahmansiz kalırsın ki, Rahimden yoksun, Hatta evlenemezsin de rahimsiz kalırsın.  Diyoruz ki, cennet da burada kurulmuş cehennemde, ödül de burada,  ceza da burada, 5 dakika öncesi, 5 dakika sonrası, bir gün öncesi, Birgün sonrası, 1 ay öncesi, 1 ay sonrası gibi, gün gün de kalmıyor, dakika dakikada, saniye saniye de. <br />
<br />
Ve işte Bitcoin veya sanal  para meselesi de bununla kıyas edilince, para Aslında emeğin karşılığı, 8 saat çalışılmış, 10 saat çalışılmış, bir mal üretilmiş, sonra o malın karşılığı, önce işçiliğin karşılığı idi, sonra o malın ve üretilen mamulun karşılığı, sonra, oradan sonra marketin geliri, kişinin geliri şeklinde, bir emeğin karşılığı para. ama Bitcoin bilgi ile üretiliyor, Sanal Para bilgi ile üretiliyor, yazılım ile üretiliyor deniyor. Çok para basmak marifet değil, Nasıl Merkez Bankası Bir ülkenin bankası ise, en çok parayı devlet basıyorsa, yine devlet 10 katlı bir apartman kurrup, apartmanın içinde Bitcoin üreten binlerce bilgisayar olabilir, ve en iyi üretenler yine ülkeler olur, öylece devletler zengin olur olsa idi, bitcoin üretmekle falan zengin olunsa. Bitcoin üretmekde para basmak gibi yani,  Bitcoin yine aynı, sadece paranın sanal hale gelmesi. En azından kağıt para ve demir para vaktinde, emeğinizin karşılığı olarak, elimizde bir  bir madde vardı, ama bu noktada elimizden alınıncak, kağıt veya metal olsun bu da elimizden alınınca, artık sermayenin kullanımı tek kişiye bindi demektir.  zengin olmak  Bitcoin üretmekle değil,  çok para basaraktan zengin olunmaz, hiç kimsede para basaraktan zengin olmaz, bu para emeğin karşılığıdır işte, burada Bitcoin Sanal Para dijital para dijital sistemi elinde tutan  Deccal in elinde olunca,  ve elektrik kesildi ya da fişi çekince, istediğinin elindeki parayı iptal edince, bütün sermaye onun elinde oluyor, yani tek kişi elinde oluyor, Deccal sistemi.  senin paranı iptal etti, Artık ne ekmek alabilirsin ne benzin bittin, yani tek zengin Deccal olur. Deccal  hakimiyeti sistemi,  sistemi yavaş yavaş yapılandırıyorlar, sonunda kim olacak  Bütün parayı elinde tutan kimse,  Decal olacak, bir de bütün tekniği elinde tutan kimse, hepsini enerjiye bağımlı yaptimi, enerjiyi de kestimi, hepsi bitti, ve şu anda arabaları da petrolden elektirige dönüştürmek yine bu yüzden, enerjiye bagimli kilma meselesi, petrol ve diger hayvan sistemlerinide gözden cikarma meselesi var, güya neymiş havanlarda atigindan gaz cikiyormuş, dogamazi isitiyormuş kürsel isinma o yüzdenmiş, ve bu yüzden hayvanlarda yok edilmeliymiş, yani yavaş yavaş deccala bagimli olmak zorunda birakiliyorsunuz, uyan insan. hepsini devreden çıkarıp enerjiye bindirmek sistemleri, yine Elektrik enerjisinide kesti miydi, artık bir yerden bir yere gitmen de mümkün değil, yani Deccal sistemi, tek Hakimiyet,  Haşa Allahlık.  Ey Mehdi askeri uyan Emeğin karşılığını dijitala  çevirme,  yoksa  bittigin dünden bellidir. para Tek kişinin yanında olamaz, enerji tek kişinin yanında olamaz. güc tek kişinin yanında olamaz, Allah bunların hepsini dağıtmış, bak dedik ya Hazreti insan ve dünya bütün elementleri içinde topluyor ama, kainatTa ise yildizlar halinde dağınık vaziyette, Yıldızlar halinde, vahdette kesret, kesrette de  Vahdet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ أَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ اللّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ sâhibeyis sicni e erbâbun muteferrikûne hayrun emillâhul vâhıdul kahhâr<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı Rab'ler mi daha hayırlı Çeşitli tanrılar mı daha iyi, yoksa gücüne karşı durulmaz olan bir tek Allah mı? Vahid (tek) olan, Kahhar (kahredici, hâkim ve gâlip) olan Allah mı? <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 39. ayet)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ لِيُنذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ  يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk. Yevme hum bârizûne lâ yahfâ alâllâhi min hum şey’un, li menil mulkul yevme, lillâhil vâhidil kahhâr<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
iinsanlığı derece derece yükselten, Arş'ın sahibi Allah, karşılaşma gününde (seçilip ayrılma Allaha kavuşma Günü yevmül ahiret te gelcekte bir zamanda, yani o bu günümüz, ve mehdi ve altınçağ da) onları uyarmak için, kendi emrinden olan kutsal ruhu (Yani Hırıstiyan teslis inancında geçen, Kutsal Ruh olan, Hz Mehdi yi) onlara gönderir, ve herşey belli olupta, apaçık ortaya çıktığı  vakit, o der ki : Allah dan gayri kimden korkuyorsunuz, görmüyormusunuz  bugün mülk (hükümranlık) kimindir? (Maliki yevmiddin ayetine atıf var  burada, ve din gününün sahibi kim? deyyan olan kim? ) Tabiki de Tek olan (o zamanda Vahdeti vücud olan kimse), her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır. (Vahidul kahhar olan Allah ın)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 15 ve 16. ayet)</span><br />
<br />
Ve  işte hakimiyetin Mehdi de olması, hakimiyetin Deccal da olması gibi değil. Çünkü mehdi, ne dünyanın tüm ekonomisini, ve ne de dünyanın tüm Siyasetini, veya tüm enerjisini  Elinde tutmamakta, sınırlar belli olmuş,  sınırları koruyan bekçilerde tayin olmuş,  Onları yönetenler detaylı ve belli olmuş, o yani mehdi bunlara karışmamak da, sadece ve sadece iyi ile kötünün farkına varmanızı sağlamakta,  yoksa mehdilik bütün Hakimiyet ve gücü elinde tutmak değildir. Elektrik lamba düğmesi gibi, ben buradan lambanın düğmesine basıp, lambayi söndürünce, bütün Işıklar, bütün enerjiler, bütün Hayatlar sönecek gibi bir sistem yani ekonomi enerji güc para tek kimsede ve ,  Demek ki  Allah da Buna müsaade etmez, kulların akıllıları da buna müsade etmemesi lazım, ve bu sistem  Deccaliyet sistemi yıkılmak zorundadır.  Yoksa dünyamızı mahveder. ve işte insan Günah işlemek ile ya ruhu  hasta olur ya da  fiziki bedeni hasta olur. Onun çaresi olan ilaçlar ise kişiye özel olmalıdır yoksa mesela Devenin su içmesi ile zürafa nın su içmesi aynı değildir, yine Devenin yediği ile, atların yediği, yahut  köpeklerin yediği ile Aynı değildir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُلِ اللّهُ قُلْ أَفَاتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِ أَوْلِيَاء لاَ يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعًا وَلاَ ضَرًّا قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ أَمْ جَعَلُواْ لِلّهِ شُرَكَاء خَلَقُواْ كَخَلْقِهِ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْ قُلِ اللّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul men rabbus semâvâti vel ard(ardı), kulillâh(kulillâhu), kul e fettehaztum min dûnihî evliyâe lâ yemlikûne li enfusihim nef’an ve lâ darrâ(darren), kul hel yestevil a’mâ vel basîru em hel testevîz zulumâtu ven nûr(nûru), em cealû lillâhi şurakâe halakû ke halkıhî fe teşâbehel halku aleyhim, kulillâhu hâliku kulli şey’in ve huvel vâhidul kahhâr<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O dedi ki :“Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?”  onlar da dediler “Allah’tır”. (Hz Mehdi de onlara Dedi ki: “O'nu (beni yani Hz Mehdi yi) bırakıp da kendilerine gelen bir zarara veya faydaya bile bir hükmü olmayan dostlar mı ediniyorsunuz,  (Dünyamizi ve kainati zulumetten aydinlığa çevirp nimetlerle dolmasıina sebeb olan,  O nun Gücü (Mehdi nin gücü ile onların ki aynımı bir mi)  vallahi değil, ya onunla da (mehdi ile de) herşeyi hakkıyla yaratan ve vâhidul kahhâr olan Allah ın ki aynımı bir mi?(Degil).<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 16. ayet)</span><br />
<br />
Temsili misal çocuğu olmayan birisi dua etti ve dedi ki," Allah'ım bana bir çocuk ver" dedi ve Bunu duyan ve Allahlık taslayan birisi çaputtan bir bebek yapıp geldi verdi, al sana bebek.  bu adam dedi Hayır, benim istediğim bebek bu değil . Başka bir adam naylon bir bebek getirdi bumu  istediğin bebek dedi.  adam yine hayır dedi. Adamın birisi de kedi yavrusu  getirdi, bu muydu istediğin bebek dedi, adam yine hayır dedi.  Adamın biri Biyolojici ve kimyacı, O da bir klon çocuk yapıp getirdi.  Al sana bebek dedi.  adam yine Hayır bu değil dedi, Ve sonunda gerçek bilgiyi bilen bir adam dedi ki, senin çocuk sahibi olman için, bir bayanla evlenmem lazım, Halvet edip şöyle şöyle yapman lazım diye tarif etti. adam gitti evlendi çocuğu oldu, ya da olmadı da diyebiliriz, hala serüven devam ediyor, Ne yaptımsa olmadı dedi,  yani çareler tükenmez, hastalığın çaresi kişiye Özeldir dedik ya, Öyle olunca ya erkek kısır, ya da kadın kısır olabilir, eşlerden birinin kısır olmayan biriyle evlenmesi, Derdine derman olur, ya da ikinci, bir anne yada baba alması Derdine derman olur, işte hastalıklar da böyle kişiye özel olduğu gibi, çareside kişiye Özeldir, günahlarda kişiye özeldir, tek tövbeyle Hepsi asla  affolmaz, çeşidine göre, çareside  gizli günaha gizli, âşikâre günahı aşikar tövbe etmesi lazım geldiği gibi,  işte Ruhi hastalıkların, yani manevi hastalıkların, günahların çaresi de böyle onlara karşilik gelen iyiliklerimiz ve sevaplarımız, sevabin  zıttı da Günah lardır. Ve burada anlatmak istediğimiz, Allah Kainata ve dünyamıza kuvvetler ayrılığı sistemi koymuş, ve bir beden, sen, ben, o, Ahmet, Mehmet, Fatma, Fadime, hepsi Vahdeti Vücut,  her biri ayrı Vahdeti Vücut, ve benim elim, Benim kolum, Benim ayağım, bana hizmet etmek üzere yapılandırılmış.  ve Allah dirseklere sinir koymuş, dirsek ters dönmez, içe doğru döner, bana hizmet etsin diye, ama robotlar da kuvvet Ayrılık sistemine terstir, onların kolu, içe ve dışa hareket edebilir,  yani sanada hizmet eder bana da, yani, bizim sistemimizden farklı. microsoftun Babasi Bill amca da,  yeni yazilim yapacak adamlarda bunuda  planlarda göz önüne almali. Yani Sınır koy, ve Allah dirsekler ile sınır koymuş,  ve boynunada sınır koymuş, ve Allah yeryüzünde ve gökyüzünde tek Allah olmasına rağmen, kuvvetler ayrılığı koymuş, sen seninlesin, ben benimle, Benimki bana, seninki sana, Sen çalıştın, Senin için, ben çalıştım, benim için, sermaye Tek elde toplanmıyor, Benim karnım acıkdımi onu ben doyuruyorum, sen acıkdımi onu sen duruyorsun, ben sırtıma ayrı giyiyorum, Sen ayrı giyiyorsun, ben ayrı yoruluyorum, Sen ayrı yoruluyorsun, Öyle olunca, ben de ki güç, Sendeki ile aynı değil, Sen belki şişmansın, Ya da ben şişmanım, belki sen sağırsın, ben degil, yada benim kaldırma kuvvetim mesela 10 kilo ise, Seninki 5 kilo, yani kuvvetler ayrılığı, Allah bunlara rağmen tek beden gibi parclardan oluşan bütün gibi, o bile her şey bitti gibi hükmetmemesini rağmen, ama vahdette kesret, kesrette Vahdet, Öyle olunca, Güç Allah da olmasına rağmen, Allah gücünün tahakkuklarini kişiler üzerinden tezahür ettirmekte, Ahmet amca ile, Fatma Bacı ile, öyle olunca tek güç, sistemi ise, bütün gücü kendinde toplamak üzere yapılandırılmış sistem.  Türkiyedeki yönetim sistemi ile başkanlık sistemiylede burya dogru gidiliyor yoksa Allah birdir, Allah gücünü ve sifatlarini, misal ile Bakkal amca terzi teyze ile....  tezahür ettirmek de  dedik, böyle olunca kuvvetler ayrılığı. Allah'ın Yönetim sistemi kuvvetler ayrılığı sistemi.  Güc tek kişinin yanında toplanamaz buna yeltenipde  Dünyada Tek Tanriliga kalkanlari Allah helak etmiştir, ve yine edecekdir de .Akilli bir patron, hic bir zaman iyi giden bir fabrikanin bütün hissellerini elinden cikarmaz, Allah bu uyanik patron kadardami akilli degilki, saltanatinin hepsini birine versin, ahmak olmak lazim böyle düşünmek için. <br />
<br />
Elektrikte "Euro Bus" (Elektroinstallation mit Bussystemen) diye Merkezi bir tesisat sistemi ile, gerektiğinde  bütün bir gökdelen binanin elektrigini suyunu isitma sistemeni tek dügme ile kesersin kapatabilirsin.  Eğer güç Allah dan başka  bir kimsenin yanında olsa işte böyle olur ve Yaşami Öldürür, bize kalk der kaldırır, yat der yatariz, ye der yeriz, Bu derecede yani,  Afedersin köpek oluruz köpek.  Allah ise bunu yasaklar ve herkese özgürlük yazmış,  kendisine isyan eden birine bile hak tanımış. sistem kuvvetler ayrılığı. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Namazda kelime-i şahadet ile Allah'ın Vahdet ini birliğini birlemek</span><br />
<br />
Buna evliya İzam demişler ki, namazda lisanını teke indir.  kalbin ayrı elin ayrı konuşmasin, gözün ayrı olmasın. Aynen bu durum tören geçidinde trampet çalan gruptaki bir adamın, aynı anda trampet çalması, notaya uyması,  grupla birlikte düzgün şekilde yürümesi, ve selam geçidi alanına Gelince, selam vermesi gibi, veya başka bir  temsili misal ile,  Sen araba sürerken ellerin direksiyonda, Gözün yolda,  ayakların  2 ayrı kuvvette, fren ve gaz da,  ve öyle olunca araba sürmekte bile  kuvvetler ayrılığı var, her birisi ayrı bir konumda ya da ayrı bir işte, ayrı bir yönde, ayrı bir harekette olmasına rağmen bile, Vahdet olan vücuttaki bir görevi ifa etmektedir şoförlük görevini, hepsinin görevi ne kadar ayrı, hepsinin görevi birbirinden binlerce farklı, ama aklin yeri olan beyin ile, hepsi toplanıp ayrı ayrı  işleri görmesine rağmen, Aslında tek olan Vahit olan, bir bedene hizmet etmekte ve tek fili meydana getirmekde.  Vahdet ve kuvvetler ayrılığı  bu demektir.  Allah'ın Rezzak olması,  Settar olması, mümin olması, halık olması,...  yani bu kadar ayrı sıfatlarını aynı anda yeryüzünde tecelli  ettirmesi,  binlerce insanın üzerinden olur, ya da hayvan üzerinden, ya da  bitkiler üzerinden, ya da maddeler elementler üzerinden  olmasına rağmen, Allah tektir,  ve bunların hepsi tek bir güce hizmet eder.  Ahmet amcanin Ankara'da olması, Fatma teyzenin İzmir de dolması,  George Bush un Amerika'da olması da, bu gücün böyle yerli yerince olmasına engel değildir. <br />
<br />
Bu benim Vaaazi vaaz ederken, tatlı tatlı konuş ki, insanlar anlasın, diyorlar , küfretme kizma falan filen. ben tatlı veya sinirli konuşunca, ya da bağırıp çağırınca, insanlar anlamaz kaçar deniyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır</span><br />
<br />
Halbuki cennette, Adem ile Havva yalnız iken, şeytan önce kapının bekçisi Rıdvan'ı, tatlı bir dil ile kandırdı, ve kapısı bile olmayan cennetin kapısını açtırıp, cennete girdi, ve sonra yine Tatlı tatlı konuşup,  Havva annemizi de kandırdı,  ve ondan öğrenen havva annemizin de (Matrix Mr smith) içine girip havvanın dilinden konuşup, adamı da kandırdı, yani adamı ve Hazreti Adem'i kocasını kandırdı.  Güzel konuşmak mı güzel amel burda,  kötü bir görev ve amel mi, her güzel konuşan, güzel işler tutsaydı, Adem ile Havva cennetten atılmaz di. Bazen bağırmak da Allah'ın sıfatlarından isimlerinden birisi, Celal ismi. Ben yerinde bağırmayınca Celal ismi tecelli etmez, Allah kahhardır, yerinde kızmayınca  da; Kahhar ismi tecelli etmez,  ve Allah Musa ya dedi ki :<br />
Aasa nı denize vur,  "fadrib  bi asake" yani vurmak  darb etmek, Ve yine gerekirse kadınlarınızı hafifçe dövün,  Yani yine darb etmek fiili burada geçiyor,  böyle olunca, insanın elinden, dilinden, gözünden, ayaklarından, veya diğer azalarından çıkan, Her fiili işleyen o kulda da Allah'ın sıfatlarından isimlerinden bir isimi tecelli ediyordur ve yani, yani dövmek de Allah'ın sıfatı ve ismidir, Biz Vahdet olunca, bizden çıkan bir dövme Fiili amma kadini olsun, amma düşmanimiz olsun, Allah'ın fiili olmuş olur. yani dövmek de Allah'ın ismi imiş, o zaman dövmek güzel bir fiil değil, diye bilmiyormuyuz? Halbuki dövmekten insandan çıkan bir fiil, Yani Allah'ın sıfatı ve fiillerinden Bir ismi.  Bedendeki sağ el ve sol el gibi  ikisi farklı kutuplarda olmasına rağmen,  farklı yönleri, ve farklı işler görmesine rağmen, aslında tek bir bedenin işini görmek üzere yaratılmışlardır. Yine bedende bütün bu kuvvetler toplanmasını  rağmen,  Ve Ahmet amca da, Mehmet amca da, Ayşe teyze de de aynı Güçler var, Ayrı Bir bedende, ayrı bir Vahdet halinde toplanmış vaziyette, ve her bir vücut bir Kainat olunca, binlerce Kainat olmasına rağmen, yine Vahdet olan, hepsini içinde toplayan Vahid olan, Kahhar  olan Allah'a Hizmet etmekteler, her ne kadar ayrı ayrı görünseler de hepsi, bir dünya içinde, bir kuvve,  Yani bir tek  kuvvet. ve hepimiz Bizler Vahdeti, yani voltranı oluşturmaktayiz. ve Mehdi'nin de Zamanın Ruhu ve Vahdeti Vücut olması, Bütün herkesin onun içinde bir parça halinde olması, buna engel değildir, Çünkü tırnak nasıl binlerce hücreden oluşur, göz hücrelerinden farklı ise, yahut bir üst  beden  Hazreti Nuh, bir üst beden Adem, senin yine bir Vahdet olaraktan, diğer parçaları içinde taşıdığın gibi, Şu zamanda insanları da Hazreti Mehdi Aleyhisselam kendi vücutlarında taşımakta, ve dediğimiz gibi,  Raşidi tarikatina göre,  yağmur yağması, ve kar yağması için, O nu (Allah i) zikirettikten sonra, su veya süt içmesi, işte Bedenindeki dünyaya ve parçalara Kar veya su gitmesine  o yüzden sebep olmakta, o Vahdet ve bütün olduğu için, parçalar ondan beslenmekte, Yukarıdaki ayette denildiği gibi, Onun ile sizin  evliyalarınızın gücü aynı mı, bütün İle parça olan aynı mı, göz ile bütün beden aynı mı, bütün ile parça aynı mı? ve Hazreti Mehdi Zamanın Ruhu ve bedeni olaraktan bütünü temsil eder, ve zamanın Vahdeti Vücudu o odur, Halifeyi Ruyu zemin olan, Hazreti Adem, veya Hazreti insan, veya adam  o dur.<br />
<br />
Rabbim  Mehdiye bütüne uygun davranmayı, askerlerine de parça olduklarını bilip de, parçayı uygun davranmayı nasip ve Müyesser kılsın. Amin Velhamdülillahi rabbil alemin. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DiPNOTLAR :</span><br />
<br />
[1] sorularlaislamiyet com/allahuekber-lafzi-kuranda-gecmekte-midir<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 6 Ekim 2018 Cumartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Halifeyi Ru'yi Zemin Hz Adem ve insanoğlu</span><br />
<br />
(Kar©glanin 6 Ekim 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kulil hamdu lillâhillezî lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerîkun fîl mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah’a hamd ederim de ve <span style="color: #ff3366;" class="mycode_color">tekbir getirerek</span> (Allahu Ekber yani O Allah ki Tek ve yegane büyükdür diyerek) O’nun şanını yücelt.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 111. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Namazın anahtarı temizlik, haram kılanı tekbir, helal kılanı selamdır”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Tahâret, 31; Tirmizî, Tahâret, 3)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Artık Benimde çok dil bilen özel bir sekreterim var.</span>(.....)<br />
<br />
Hazreti Adem halife-i ruy-i zemin yani Vahdeti Vücut ve madeni Toprak, toprak ise tek tür, tek ama hepsini içinde Taşıyan Vahdeti Vücut, yani Demir de onun için de, alüminyumda, şekerde, tavuktan yediğimiz yumurta da, ağaçtan kopardığımız Kirazda, hepsi onun içinde. Tek ve bütün olan Vahdet. Cebrail yerden yani ardzdan  yani İngilizce earth  veya Arapça arz yeryüzünden onu aldi ve allah Ademi bir bütün olarak o nu halketti. ve dünya kainatin "zerrei zübdiyesi" (en küçük parça(öz)) yani "all inklusiv" bir gezegen. "Dünya" da aynı kelimeden türeme, yani hepsini içinde taşıyan, bütün işte, Adem, Hazreti Adem, O yüzden halifeyi ruyi zemin.  kainatta Demir elementi parça halinde Başka bir gezegende mevcut, yine Elmas, Yakut, su, yahut hidrojen güneşte, helyum güneşte, Amma toplamı Dünyada hepsi mevcut, Vahdet, kesrette çoklukta birlik olan Vahdet İşte. o yani halifeyi ruyi zemin, Hazreti Adem veya insanoğlu, işte hepsine hükmetmekte, ona kainatı musahhar kılınması budur zaten <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem terav ennallâhe sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Göklerde ve yerlerdeki herşeyi, Allah’ın size musahhar (emrinize amade) kıldığını, (Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini) görmediniz mi?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym LOKMAN Suresi 20. ayetten pasaj)</span><br />
<br />
Hz. Ademe insanogluna Allah Demire  sözünü geçirmesini öğretmiş (Hz Davuda verilen hikmet ile) kim? Allahu Teala öğretmiş. Su yu da hendekler kazıp akıtır, barajlar kurup durdurur, Suyu elektriği çevirir, Elektrik ilde pompalyip  suyu yükseklerden bile aktırır, derinlerden de yukarilara çıkartır, yukarı kaldırır. Bu ne şimdi Raşidi Tarikatımızda du suyu  yani yağmur yağdırmasını da öğrettik, kar yağdırmasini da sizlere öğrettik, yani  mevsimler  bile bize musahhar kılınmış, yani emrimize amade kılınmış. işte İnsanoğlu belli prösedürlere uygun zikredipde niyetli olarak su içtiği zaman, böyle yagmur yagmaasi için su içmiş olur. ve insanoglu su içerek,  birkaç elementi bağlı halde molekül halini almış olur, bag kurmuş elementleri almış oluruz vücudumuza, tuz yemek  ile bütün mineralleri almış oluruz, süt icmek ile bütün enzimleri almış oluruz, şeker ile bütün karbonhidrat cinsi şeyleri almış oluruz,  et yemek ile bütün proteinleri almış oluruz, yani kainatta dağınık vaziyette bulunan elementleri, bütün elementleri vücudumuza dahil edip, onlar ile Vahdet, yani kainta, yani yildilzlara bile hükmetme sanatını yerine getirmiş oluruz. Yani Hz Adem  yani insanoglu yeryüzündeki, Allahü Teala'nın gölgesi, ya da onun yerine bakan görevli, halifeyi ruyi zemin.  Ev yapar rüzgara  Dur der,  Pervane yapar, Rüzgara es der,  yine hendekler açıp suya ak der,  Barajlar yapıp suya dur der, Çakmaklar  yapıp  ateşe yan der, sonra itfaiyeler kurup, ateşe sön der,  Yani senin anlayacağın, halifeyi ruyi zemin, Allah ona kainatı musahhar kılmış, emrini vermiş, yeryüzünde, Allah celle celalühü hazretleri,  bir nevi yürüyen gezen Allahlık sıfatını, o nda (Hazreti insan) üzerinde tecelli ettirmekte. <br />
Ve ikinci Adem olan Hazreti Nuh, gemi yaptıktan sonra, ona her türden bir tane al denildi, ama kurbağa ona ben binmem dedi, kimdir kurbağa, Nuh un oglu Kenan,  o gün,  Kenan da, "bana bir şey olmaz" dedi ben daglara  kaçarım dedi, çünkü kurbağa suda da yaşar, karada da yaşar, sel basması onu Öldürmez ki, bu bilgi içinde olduğu için,cibilliyati öyle oldugu için,  aynı şeytanın demirlik vasfi içinde olduğu için secdeye isyan Ettiği gibi, eğilmeye İsyan ettiği gibi, o da (Kenan da)  boğulmaya isyan etti, ben boğulmam ki dedi, ben kaçar kurtulurum, Bana Bir Şey Olmaz dedi. geçiş formu  yani Hem su canlısı, hem Kara canlısı, Darvinin söyledigi evriminde yanlış olmadığını, Fakat benim demek istediğim gibi olmadığını anlatan örnek.  Evrim var fakat kurbağa Kenan oldu, yani kurbağa Kenan'a insana dönmedi, Fakat  sadece  Kenan a cibilliyet oldu. Ve çocuklarda ve insanlarda Korkaklık meselesi de cibilliyet sebebi ile dir. Nasıl derseniz : Çünkü kurbağa Korkunca suya atlar, Tavşan kaçar, kaplumbağa kabuğuna sokulur, hepsi Korkaklık alametidir, onların cibiliyetini Taşıyan Her canlı, Her insan  türüde, onların cibiliyetini Taşıyan Her kimse, mesela cibilliyati kaplumbağa ise, düşman görünce evine saklanır, tavşan ise nalları kırıp kaçar,  kurbağa  ise, bir yerden bir yere geçer,  suya atlar veya su dan korktuğunda da, sudan karaya mekan değiştirir, Onun (Kurbaga ciblliyatlilarin) kacma yöntemi de mekan değiştirmektir, Boyut değiştirmektir. yani Korkaklık cibilliyet ile alakalıdır. yine cesaret, cibilliyat ile alakalıdır, Aslan kavgaya gider, kavgaya karşı gider, kavga etmeye gider, kurbağa korkup kacsa bile, aslan kavga etmeye gider. Dana veya boğa yine kavgadan yılmaz, o yüzden danalara <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Yılmaz"</span> ismi koyulur, yani yılmaz demek, kavgadan yılmaz, yumruk da yese kavgadan yılmaz, bıçak da yese kavgadan yılmaz, yani "Yılmaz" işte "Yılmaz Dana" daşşaklı dana.  Allah her cibilliyeti yani her hayvan türünün sıfatlarını da, ona göre(insana verecegi ahlaka) böyle elverişli yaratmış ki, mesela zürafanın boynunu Uzun yapıp, boynu uzun olduğu için uzanıp yaprak koparabilmesi için değildir, bilhassa bacakları uzun olduğu için yere uzanip da su içebilmesi için boynu da uzundur diyeceğiz. Allah öyle bir denge koymuş ki, hem  yaprağa uzansın, yukarı doğru,  hem de bacakları çok uzun olduğu için, yerdeki suya uzanabilmesi için, boynunu da böyle uzatmış ki, bacaklarıyla dengelenmiş. Yoksa boynu kısa olsa, suyu nasıl içecek,  çöküpte mi  içecek deve gibi,  işte zürafanın boynunu  uzun yapmış ki, iki  problemi birden çözmüş Allahu Teala. Bunlara <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Allahuekber"</span>  "Büyüksün Rabbim"    demeyipte,  ne denilir Allah aşkına. Allahu Ekber. hem zahirine Allahu Ekber,  hem de batınına Allahu Ekber. Büyüksün Rabbim.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">BURADAN iTiBAREN ALINTI &gt;&gt;&gt;</span><br />
Her gün beş vakit namazdan önce okunan ezan ve farz namazlara durulurken okunan kamet tekbir lafızlarını içerir.<br />
<br />
Ayrıca namaza başlama ve bir rükünden diğerine geçiş tekbirle olur. İlkine “iftitah tekbiri”, diğerlerine “intikal tekbirleri” denir. Başlangıç tekbiri iftitah (açılış) kelimesiyle nitelendiği gibi, kendisiyle namaz dışında yapılması helâl olan eylemler haram hale geldiği ve dış âlemle bağlantıyı kestiği için “tahrîme (ihrâm) tekbiri” diye de anılır. İkinci adlandırma <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hz. Peygamber’in, </span><br />
<br />
“Namazın anahtarı temizlik, haram kılanı tekbir, helal kılanı selamdır” hadisinden <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Ebû Dâvûd, Tahâret, 31; Tirmizî, Tahâret, 3) hareketle yapılmıştır.</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem;</span><br />
<br />
- iftitah tekbirine yetişmek şartıyla kırk gün cemaate gelen kişiye Allah’ın biri cehennemden, ikincisi münafıklıktan kurtuluş olmak üzere iki berat vereceğini bildirmiş<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> (Tirmizî, Salât, 64)</span><br />
<br />
- ve namazın özünün iftitah tekbiri olduğunu söylemiştir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Heysemî, II, 273)</span><br />
<br />
Allah lafzının ilk harfini uzatmak kelimeye soru anlamı kattığı, “ekber”i “ekbâr” veya “ikbâr” şeklinde okumak anlamı bozduğu için fakihler bu lafzı söylerken çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtirler.<br />
<br />
İntikal tekbirleri rükuya ve secdeye giderken, secdeden ve ikinci rekatta tahiyyattan sonra kıyama kalkarken okunan tekbirlerdir. İki rekatlık bir namazda on, dört rekatlık bir namazda yirmi bir intikal tekbiri bulunur.<br />
<br />
Ayrıca Hanefîler’e göre vitir namazının son rekatında Kunut dualarından önce tekbir alınır.<br />
<br />
Sehiv secdesi yapılırken namaz içindeki diğer secdelerde olduğu gibi tekbir alınır.[1]<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">&gt;&gt;&gt;BURAYA KADAR ALINTI </span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">tukebbirûllâhe</span> alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ramazan ayı insanlara yol gösterici, doğruyu ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri bilgisi icinde olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günler kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allah’ı tazim edip </span>(Allahuekber demeniz için ve) şükretmeniz içindir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 185. ayet)</span><br />
<br />
o yüzden Tekbir lafzı üzerimize farz olan bir zikirdir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">tukebbirûllâhe</span> alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. O’nu büyük tanıyasınız ve Allah’ın hidayetine eresiniz diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet)</span><br />
<br />
Bu yukarıdaki ayet bize gösteriyor ki, hayvan kesmek,  Allah'a itaati temsil eder, kes deyince kes, yeme deyince de yememek,  haram deyince yani yapma yasak deyince yapmamak gibi, bizim itaatimizi temsil eden bir ibadettir. Yoksa Kurban kes emri ile, bir hayvan türünü yok etmek değildir. o yüzden bugün kurban kesme meselesine de kota  konulması lazım.  Madem vakit Mehdi vakti, hayvanlarinda degeri anlaşilir oldu ve onlarinda bir hak ve hukukunun oldugu ortaya cikdi, ve altın çağı yaşıyorsanız,  o zaman  bu vakitte İnsanların çoğu İslam'a dahil olacak, çünkü <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Mehdi suresi" </span>veya Nasr suresi yani <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"iza cae"</span> suresindeki bu mucize, Yani bu keramet, Mehdi'nin kerameti, bize tebliğ olup, Allah'ın dinine insalarin fevc fevc grup  grup girdiklerini gördüğün zaman ayeti ile bu sabittir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ  وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا  فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İzâ câe nasrullâhi vel fethu. Ve raeyten nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcân. Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirhu, innehu kâne tevvâbâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah’ın yardımı ile fetih  vakti geldiği zaman. Ve insanların grup grup Allah’ın dînine girdiğini gördüğün zaman. O zaman Rabbini hamd ile tespih et.(zikrin sayilarina muavfik olrak yani sayiya riayet ederek zikret) Ve O’ndan mağfiret dile. Muhakkak ki O, tövbeleri kabul edendir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NASR Suresi 1, 2 ve 3. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">GRAMATiK VE DiL DERSi</span><br />
<br />
سَبَّحَ الرَّجُلُ : قال سبحان الله<br />
<br />
adam sübhanellahi dedi,Allahı yüceltti,tespih etti <br />
<br />
سُبْحَةٌ ( ج ) سُبْحٌ<br />
<br />
boncuk gibi şeylerden dizilerek yapılan tespih,<br />
<br />
سَبَّحَ : تَسْبِيحاً لِ<br />
<br />
namaz kılmak,dua etmek,tespih etmek,sübhanallah demek,övmek,tenzh etmek,yüceltmek,ululatmak <br />
<br />
سَبَحٌ<br />
<br />
kara boncuk,<br />
<br />
سَبَّحَ<br />
<br />
tespih çekmek<br />
<br />
 سُبْحاَنَ اللهْ<br />
<br />
"SübhanAllah" Anlamı: (Allahi sayisal olarak(sayisini bilerek) zikrederim. ismini söylerim<br />
islamda tesbih ve boncuk cevirme yokdur diyelere kapak olsun bunlarda, namazda subhanallah demek , ne demekdir bilmeyen ah.. onlar.<br />
<br />
Ve Mehdiye Verilen bu cokca tesbih hikmetinden birisi olan bizim Raşidi Tarikatindaki cookca her renk tesbih edinmemiz ve onlarla, Allahi, sayisi ve yönü belli olarak bilincli tekrar etmemize yarayan bu alete verilen isim tesbih, sübhan Allah derken, iza cae okurkan fesbbih derken anlamadinmi tesbih ne demek. adam diyorki boncuk cevirmek ibadet degil diyor, ya ne? namazda rükuda secdede dedigin, sayisi belli 3 subhan Allah derken ne diyon, haaala anlamamiş birine ben ne diyen artik.<br />
<br />
Nasr suresindeki yani insanların çoğu onun vaktinde,  bu dini mübine  dahil olacaklarmış,  o yüzden insanların, nüfus olarak ekseriyatinin Müslüman olduğunu düşün ve, ve Kurban Bayramı geldiğini, ve herkesin hayvan kesme,  yani kurban etme hikmetini yaşamak istediğini  düşünürsek,  o zaman birkaç Kurban Bayramı geçince, yeryüzünde neredeyse, et yiyebileceğiniz Semiz hayvan türü kalmaz.  o yüzden işte, hac edecek kimselere nasil kota kuyduksa, orada izdiham çıkıp insanların katliamına İzin vermeyen insanlık ve Arabistan devleti, bugün müslüman devletler birleşip bu hikmetin de farkına varıp, ve kurban kesme meselesine de Kota koyulması lazım, senelik belli bir hayvan sayısı kadar hayvan kesilmesi lazım, onun üstüne çıkılmaması lazım, yoksa dünyamızada zarar vermiş oluruz. hatta hiç kesilmese bile olur, yani zaten o yüzden farz degil vacib, ondan kastedilen, dedik ya  sadece Takvamiz olurmuş, yani  Allah'a itaat etmemizmiş.  Allah'a gerçekten itaat eden birisinden bu iş  sagıt olup düşer.  Çünkü  hayvan türünün bitme tehlikesi var.<br />
<br />
Ne garip bir dünyada yaşıyoruz ki,  bir işçinin maaşı 1000 lira ise bir ay zar zor işlerde çalışıp Emek harcayıp yorulup didinip, ve aldı 1000 lira, Yani 10 tane 100 lira, ve 10 tane kağıt için, 1 ay yoruluyor, çalışıyor. Kağıt yenmez ki, Kağıt içilmez ki, ama ödül 10 tane kağıt, işte o kağıtları ekmeğe çevirince  aslen ödül oluyor, Yine sırtına giyeceğin gömleğe cekete çevirince ödül oluyor, Yine bineceğin arabaya çevirince, Ya da arabanın benzinine çevirince ödül oluyor. işte bu dünyada da yaptığımız sevaplar ve günahlar ile, fazlalıklarla, eksiklerle, yanlışlarla, doğrularla, hepsi ya bir ödül, ya da bir azaba döner. Ama bu işte, aynı şu anda bize kağıt para durumunda olan, bu amellerimiz, işte ahiret denen gelecek de, onlar sevaplarımız yaptığımız Ama, dünyada bir zamanda karşılık aldığımız sevaplarımız olacak işte. aynı o gelecekteki para ile ekmek almak gibi, bize gıda olduğunda, ya da bize ev olduğunda, bize araba olduğunda, işte ödülümüzü almış oluruz. ama şu an, dünya Öyle hızlı ki, 1 saat öncesinde kazandıgin, 1 saat Sonrasında sana ödül veya ceza olaraktan karşına çıkmak da, ve hesabın görülünce, ya cehenneme layık bir kul olursun, ya da cennetlere layık bir kul olursun. İşte bu dünyadaki kolaylıklar da sana cenneti tattırmak da, zorluk ve güçlüklerde, Cehennemi Bir nevi yaşatmakta. ve cehennemde Sabit değil, aynı doğunun, bir yer olup sabit olmadıgi gibi, Yine üst yani Kuzey'in, bir yer olup sabit olmadıgi, ya da alt ya da Güney'in, sabit olup bir yere olmadığı gibi (gecen haftaki vaazin seslisini dinlersen, ne demek istedik anlarsin), işte Cehennem ve Cennet de sabit değildir. 5 dakika önce günah işledin ve, 10 dakika sonra mesela parmağıni incittin, ya da Ayağını incittin, ya da kafana taş geldi, işte 10 dakika önce yaptığın  amelinin karşılığını, 10 dakika sonra gördün, Senin hesabın kesildi, ve Ceza biçildi, ve ceza uygulandı.<br />
<br />
Rabbim mehdi ve askerini muhafaza etsin ki, Allah muhafaza, Allahsız yahut rahman ve rahimsiz bir ömrün bedeli, belki rahmet yağmayan bir yerde doğmaktır, yani yağmur yağmayan bir beldede doğmaktır, kuru çöl gibi bir yerde, yahutta rahmanı bilmemek, tanımamak,  yani babayı bilmemek, babanın hikmetini ve onun saygısını Esirgemek, eksik etmek, belki babasız Olmak, ya da erkek iken, kadın olarak, yani rahmansız yani Affedersiniz zekersiz doğmaktır, zekerisiz olmak hikmeti ile sana ceza verilir, yine bu cezadan  bir ömür yersin, hemde muebbet yersin bu cezadan. erkek iken kadın olursun, erkeklik organından mahrum kalırsın, Çünkü babanın  annenin kıymetini bilmedin, yada Merhametsiz bir anneye babaya düşersin,  Annenin babanin kıymetini bilmediğinden dolayı, bu ceza sana biçilmiş olur, ya da annesiz lik, annesiz kalırsın ki, yeni hayatında Annen küçükken vefat eder, ve annesiz kalırsın ki, Daha önce annenin kıymetini, yani yanındakinin kıymetini bilmediğinden dolayı, ya da erkek sen kadın, kadın isen erkek olursun, ve Rahimsiz  yada rahmansiz kalırsın ki, Rahimden yoksun, Hatta evlenemezsin de rahimsiz kalırsın.  Diyoruz ki, cennet da burada kurulmuş cehennemde, ödül de burada,  ceza da burada, 5 dakika öncesi, 5 dakika sonrası, bir gün öncesi, Birgün sonrası, 1 ay öncesi, 1 ay sonrası gibi, gün gün de kalmıyor, dakika dakikada, saniye saniye de. <br />
<br />
Ve işte Bitcoin veya sanal  para meselesi de bununla kıyas edilince, para Aslında emeğin karşılığı, 8 saat çalışılmış, 10 saat çalışılmış, bir mal üretilmiş, sonra o malın karşılığı, önce işçiliğin karşılığı idi, sonra o malın ve üretilen mamulun karşılığı, sonra, oradan sonra marketin geliri, kişinin geliri şeklinde, bir emeğin karşılığı para. ama Bitcoin bilgi ile üretiliyor, Sanal Para bilgi ile üretiliyor, yazılım ile üretiliyor deniyor. Çok para basmak marifet değil, Nasıl Merkez Bankası Bir ülkenin bankası ise, en çok parayı devlet basıyorsa, yine devlet 10 katlı bir apartman kurrup, apartmanın içinde Bitcoin üreten binlerce bilgisayar olabilir, ve en iyi üretenler yine ülkeler olur, öylece devletler zengin olur olsa idi, bitcoin üretmekle falan zengin olunsa. Bitcoin üretmekde para basmak gibi yani,  Bitcoin yine aynı, sadece paranın sanal hale gelmesi. En azından kağıt para ve demir para vaktinde, emeğinizin karşılığı olarak, elimizde bir  bir madde vardı, ama bu noktada elimizden alınıncak, kağıt veya metal olsun bu da elimizden alınınca, artık sermayenin kullanımı tek kişiye bindi demektir.  zengin olmak  Bitcoin üretmekle değil,  çok para basaraktan zengin olunmaz, hiç kimsede para basaraktan zengin olmaz, bu para emeğin karşılığıdır işte, burada Bitcoin Sanal Para dijital para dijital sistemi elinde tutan  Deccal in elinde olunca,  ve elektrik kesildi ya da fişi çekince, istediğinin elindeki parayı iptal edince, bütün sermaye onun elinde oluyor, yani tek kişi elinde oluyor, Deccal sistemi.  senin paranı iptal etti, Artık ne ekmek alabilirsin ne benzin bittin, yani tek zengin Deccal olur. Deccal  hakimiyeti sistemi,  sistemi yavaş yavaş yapılandırıyorlar, sonunda kim olacak  Bütün parayı elinde tutan kimse,  Decal olacak, bir de bütün tekniği elinde tutan kimse, hepsini enerjiye bağımlı yaptimi, enerjiyi de kestimi, hepsi bitti, ve şu anda arabaları da petrolden elektirige dönüştürmek yine bu yüzden, enerjiye bagimli kilma meselesi, petrol ve diger hayvan sistemlerinide gözden cikarma meselesi var, güya neymiş havanlarda atigindan gaz cikiyormuş, dogamazi isitiyormuş kürsel isinma o yüzdenmiş, ve bu yüzden hayvanlarda yok edilmeliymiş, yani yavaş yavaş deccala bagimli olmak zorunda birakiliyorsunuz, uyan insan. hepsini devreden çıkarıp enerjiye bindirmek sistemleri, yine Elektrik enerjisinide kesti miydi, artık bir yerden bir yere gitmen de mümkün değil, yani Deccal sistemi, tek Hakimiyet,  Haşa Allahlık.  Ey Mehdi askeri uyan Emeğin karşılığını dijitala  çevirme,  yoksa  bittigin dünden bellidir. para Tek kişinin yanında olamaz, enerji tek kişinin yanında olamaz. güc tek kişinin yanında olamaz, Allah bunların hepsini dağıtmış, bak dedik ya Hazreti insan ve dünya bütün elementleri içinde topluyor ama, kainatTa ise yildizlar halinde dağınık vaziyette, Yıldızlar halinde, vahdette kesret, kesrette de  Vahdet.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ أَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ اللّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ sâhibeyis sicni e erbâbun muteferrikûne hayrun emillâhul vâhıdul kahhâr<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı Rab'ler mi daha hayırlı Çeşitli tanrılar mı daha iyi, yoksa gücüne karşı durulmaz olan bir tek Allah mı? Vahid (tek) olan, Kahhar (kahredici, hâkim ve gâlip) olan Allah mı? <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 39. ayet)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ لِيُنذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ  يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rafîud deracâti zûl arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzira yevmet telâk. Yevme hum bârizûne lâ yahfâ alâllâhi min hum şey’un, li menil mulkul yevme, lillâhil vâhidil kahhâr<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
iinsanlığı derece derece yükselten, Arş'ın sahibi Allah, karşılaşma gününde (seçilip ayrılma Allaha kavuşma Günü yevmül ahiret te gelcekte bir zamanda, yani o bu günümüz, ve mehdi ve altınçağ da) onları uyarmak için, kendi emrinden olan kutsal ruhu (Yani Hırıstiyan teslis inancında geçen, Kutsal Ruh olan, Hz Mehdi yi) onlara gönderir, ve herşey belli olupta, apaçık ortaya çıktığı  vakit, o der ki : Allah dan gayri kimden korkuyorsunuz, görmüyormusunuz  bugün mülk (hükümranlık) kimindir? (Maliki yevmiddin ayetine atıf var  burada, ve din gününün sahibi kim? deyyan olan kim? ) Tabiki de Tek olan (o zamanda Vahdeti vücud olan kimse), her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır. (Vahidul kahhar olan Allah ın)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 15 ve 16. ayet)</span><br />
<br />
Ve  işte hakimiyetin Mehdi de olması, hakimiyetin Deccal da olması gibi değil. Çünkü mehdi, ne dünyanın tüm ekonomisini, ve ne de dünyanın tüm Siyasetini, veya tüm enerjisini  Elinde tutmamakta, sınırlar belli olmuş,  sınırları koruyan bekçilerde tayin olmuş,  Onları yönetenler detaylı ve belli olmuş, o yani mehdi bunlara karışmamak da, sadece ve sadece iyi ile kötünün farkına varmanızı sağlamakta,  yoksa mehdilik bütün Hakimiyet ve gücü elinde tutmak değildir. Elektrik lamba düğmesi gibi, ben buradan lambanın düğmesine basıp, lambayi söndürünce, bütün Işıklar, bütün enerjiler, bütün Hayatlar sönecek gibi bir sistem yani ekonomi enerji güc para tek kimsede ve ,  Demek ki  Allah da Buna müsaade etmez, kulların akıllıları da buna müsade etmemesi lazım, ve bu sistem  Deccaliyet sistemi yıkılmak zorundadır.  Yoksa dünyamızı mahveder. ve işte insan Günah işlemek ile ya ruhu  hasta olur ya da  fiziki bedeni hasta olur. Onun çaresi olan ilaçlar ise kişiye özel olmalıdır yoksa mesela Devenin su içmesi ile zürafa nın su içmesi aynı değildir, yine Devenin yediği ile, atların yediği, yahut  köpeklerin yediği ile Aynı değildir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُلِ اللّهُ قُلْ أَفَاتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِ أَوْلِيَاء لاَ يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعًا وَلاَ ضَرًّا قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ أَمْ جَعَلُواْ لِلّهِ شُرَكَاء خَلَقُواْ كَخَلْقِهِ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْ قُلِ اللّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul men rabbus semâvâti vel ard(ardı), kulillâh(kulillâhu), kul e fettehaztum min dûnihî evliyâe lâ yemlikûne li enfusihim nef’an ve lâ darrâ(darren), kul hel yestevil a’mâ vel basîru em hel testevîz zulumâtu ven nûr(nûru), em cealû lillâhi şurakâe halakû ke halkıhî fe teşâbehel halku aleyhim, kulillâhu hâliku kulli şey’in ve huvel vâhidul kahhâr<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O dedi ki :“Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?”  onlar da dediler “Allah’tır”. (Hz Mehdi de onlara Dedi ki: “O'nu (beni yani Hz Mehdi yi) bırakıp da kendilerine gelen bir zarara veya faydaya bile bir hükmü olmayan dostlar mı ediniyorsunuz,  (Dünyamizi ve kainati zulumetten aydinlığa çevirp nimetlerle dolmasıina sebeb olan,  O nun Gücü (Mehdi nin gücü ile onların ki aynımı bir mi)  vallahi değil, ya onunla da (mehdi ile de) herşeyi hakkıyla yaratan ve vâhidul kahhâr olan Allah ın ki aynımı bir mi?(Degil).<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 16. ayet)</span><br />
<br />
Temsili misal çocuğu olmayan birisi dua etti ve dedi ki," Allah'ım bana bir çocuk ver" dedi ve Bunu duyan ve Allahlık taslayan birisi çaputtan bir bebek yapıp geldi verdi, al sana bebek.  bu adam dedi Hayır, benim istediğim bebek bu değil . Başka bir adam naylon bir bebek getirdi bumu  istediğin bebek dedi.  adam yine hayır dedi. Adamın birisi de kedi yavrusu  getirdi, bu muydu istediğin bebek dedi, adam yine hayır dedi.  Adamın biri Biyolojici ve kimyacı, O da bir klon çocuk yapıp getirdi.  Al sana bebek dedi.  adam yine Hayır bu değil dedi, Ve sonunda gerçek bilgiyi bilen bir adam dedi ki, senin çocuk sahibi olman için, bir bayanla evlenmem lazım, Halvet edip şöyle şöyle yapman lazım diye tarif etti. adam gitti evlendi çocuğu oldu, ya da olmadı da diyebiliriz, hala serüven devam ediyor, Ne yaptımsa olmadı dedi,  yani çareler tükenmez, hastalığın çaresi kişiye Özeldir dedik ya, Öyle olunca ya erkek kısır, ya da kadın kısır olabilir, eşlerden birinin kısır olmayan biriyle evlenmesi, Derdine derman olur, ya da ikinci, bir anne yada baba alması Derdine derman olur, işte hastalıklar da böyle kişiye özel olduğu gibi, çareside kişiye Özeldir, günahlarda kişiye özeldir, tek tövbeyle Hepsi asla  affolmaz, çeşidine göre, çareside  gizli günaha gizli, âşikâre günahı aşikar tövbe etmesi lazım geldiği gibi,  işte Ruhi hastalıkların, yani manevi hastalıkların, günahların çaresi de böyle onlara karşilik gelen iyiliklerimiz ve sevaplarımız, sevabin  zıttı da Günah lardır. Ve burada anlatmak istediğimiz, Allah Kainata ve dünyamıza kuvvetler ayrılığı sistemi koymuş, ve bir beden, sen, ben, o, Ahmet, Mehmet, Fatma, Fadime, hepsi Vahdeti Vücut,  her biri ayrı Vahdeti Vücut, ve benim elim, Benim kolum, Benim ayağım, bana hizmet etmek üzere yapılandırılmış.  ve Allah dirseklere sinir koymuş, dirsek ters dönmez, içe doğru döner, bana hizmet etsin diye, ama robotlar da kuvvet Ayrılık sistemine terstir, onların kolu, içe ve dışa hareket edebilir,  yani sanada hizmet eder bana da, yani, bizim sistemimizden farklı. microsoftun Babasi Bill amca da,  yeni yazilim yapacak adamlarda bunuda  planlarda göz önüne almali. Yani Sınır koy, ve Allah dirsekler ile sınır koymuş,  ve boynunada sınır koymuş, ve Allah yeryüzünde ve gökyüzünde tek Allah olmasına rağmen, kuvvetler ayrılığı koymuş, sen seninlesin, ben benimle, Benimki bana, seninki sana, Sen çalıştın, Senin için, ben çalıştım, benim için, sermaye Tek elde toplanmıyor, Benim karnım acıkdımi onu ben doyuruyorum, sen acıkdımi onu sen duruyorsun, ben sırtıma ayrı giyiyorum, Sen ayrı giyiyorsun, ben ayrı yoruluyorum, Sen ayrı yoruluyorsun, Öyle olunca, ben de ki güç, Sendeki ile aynı değil, Sen belki şişmansın, Ya da ben şişmanım, belki sen sağırsın, ben degil, yada benim kaldırma kuvvetim mesela 10 kilo ise, Seninki 5 kilo, yani kuvvetler ayrılığı, Allah bunlara rağmen tek beden gibi parclardan oluşan bütün gibi, o bile her şey bitti gibi hükmetmemesini rağmen, ama vahdette kesret, kesrette Vahdet, Öyle olunca, Güç Allah da olmasına rağmen, Allah gücünün tahakkuklarini kişiler üzerinden tezahür ettirmekte, Ahmet amca ile, Fatma Bacı ile, öyle olunca tek güç, sistemi ise, bütün gücü kendinde toplamak üzere yapılandırılmış sistem.  Türkiyedeki yönetim sistemi ile başkanlık sistemiylede burya dogru gidiliyor yoksa Allah birdir, Allah gücünü ve sifatlarini, misal ile Bakkal amca terzi teyze ile....  tezahür ettirmek de  dedik, böyle olunca kuvvetler ayrılığı. Allah'ın Yönetim sistemi kuvvetler ayrılığı sistemi.  Güc tek kişinin yanında toplanamaz buna yeltenipde  Dünyada Tek Tanriliga kalkanlari Allah helak etmiştir, ve yine edecekdir de .Akilli bir patron, hic bir zaman iyi giden bir fabrikanin bütün hissellerini elinden cikarmaz, Allah bu uyanik patron kadardami akilli degilki, saltanatinin hepsini birine versin, ahmak olmak lazim böyle düşünmek için. <br />
<br />
Elektrikte "Euro Bus" (Elektroinstallation mit Bussystemen) diye Merkezi bir tesisat sistemi ile, gerektiğinde  bütün bir gökdelen binanin elektrigini suyunu isitma sistemeni tek dügme ile kesersin kapatabilirsin.  Eğer güç Allah dan başka  bir kimsenin yanında olsa işte böyle olur ve Yaşami Öldürür, bize kalk der kaldırır, yat der yatariz, ye der yeriz, Bu derecede yani,  Afedersin köpek oluruz köpek.  Allah ise bunu yasaklar ve herkese özgürlük yazmış,  kendisine isyan eden birine bile hak tanımış. sistem kuvvetler ayrılığı. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Namazda kelime-i şahadet ile Allah'ın Vahdet ini birliğini birlemek</span><br />
<br />
Buna evliya İzam demişler ki, namazda lisanını teke indir.  kalbin ayrı elin ayrı konuşmasin, gözün ayrı olmasın. Aynen bu durum tören geçidinde trampet çalan gruptaki bir adamın, aynı anda trampet çalması, notaya uyması,  grupla birlikte düzgün şekilde yürümesi, ve selam geçidi alanına Gelince, selam vermesi gibi, veya başka bir  temsili misal ile,  Sen araba sürerken ellerin direksiyonda, Gözün yolda,  ayakların  2 ayrı kuvvette, fren ve gaz da,  ve öyle olunca araba sürmekte bile  kuvvetler ayrılığı var, her birisi ayrı bir konumda ya da ayrı bir işte, ayrı bir yönde, ayrı bir harekette olmasına rağmen bile, Vahdet olan vücuttaki bir görevi ifa etmektedir şoförlük görevini, hepsinin görevi ne kadar ayrı, hepsinin görevi birbirinden binlerce farklı, ama aklin yeri olan beyin ile, hepsi toplanıp ayrı ayrı  işleri görmesine rağmen, Aslında tek olan Vahit olan, bir bedene hizmet etmekte ve tek fili meydana getirmekde.  Vahdet ve kuvvetler ayrılığı  bu demektir.  Allah'ın Rezzak olması,  Settar olması, mümin olması, halık olması,...  yani bu kadar ayrı sıfatlarını aynı anda yeryüzünde tecelli  ettirmesi,  binlerce insanın üzerinden olur, ya da hayvan üzerinden, ya da  bitkiler üzerinden, ya da maddeler elementler üzerinden  olmasına rağmen, Allah tektir,  ve bunların hepsi tek bir güce hizmet eder.  Ahmet amcanin Ankara'da olması, Fatma teyzenin İzmir de dolması,  George Bush un Amerika'da olması da, bu gücün böyle yerli yerince olmasına engel değildir. <br />
<br />
Bu benim Vaaazi vaaz ederken, tatlı tatlı konuş ki, insanlar anlasın, diyorlar , küfretme kizma falan filen. ben tatlı veya sinirli konuşunca, ya da bağırıp çağırınca, insanlar anlamaz kaçar deniyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır</span><br />
<br />
Halbuki cennette, Adem ile Havva yalnız iken, şeytan önce kapının bekçisi Rıdvan'ı, tatlı bir dil ile kandırdı, ve kapısı bile olmayan cennetin kapısını açtırıp, cennete girdi, ve sonra yine Tatlı tatlı konuşup,  Havva annemizi de kandırdı,  ve ondan öğrenen havva annemizin de (Matrix Mr smith) içine girip havvanın dilinden konuşup, adamı da kandırdı, yani adamı ve Hazreti Adem'i kocasını kandırdı.  Güzel konuşmak mı güzel amel burda,  kötü bir görev ve amel mi, her güzel konuşan, güzel işler tutsaydı, Adem ile Havva cennetten atılmaz di. Bazen bağırmak da Allah'ın sıfatlarından isimlerinden birisi, Celal ismi. Ben yerinde bağırmayınca Celal ismi tecelli etmez, Allah kahhardır, yerinde kızmayınca  da; Kahhar ismi tecelli etmez,  ve Allah Musa ya dedi ki :<br />
Aasa nı denize vur,  "fadrib  bi asake" yani vurmak  darb etmek, Ve yine gerekirse kadınlarınızı hafifçe dövün,  Yani yine darb etmek fiili burada geçiyor,  böyle olunca, insanın elinden, dilinden, gözünden, ayaklarından, veya diğer azalarından çıkan, Her fiili işleyen o kulda da Allah'ın sıfatlarından isimlerinden bir isimi tecelli ediyordur ve yani, yani dövmek de Allah'ın sıfatı ve ismidir, Biz Vahdet olunca, bizden çıkan bir dövme Fiili amma kadini olsun, amma düşmanimiz olsun, Allah'ın fiili olmuş olur. yani dövmek de Allah'ın ismi imiş, o zaman dövmek güzel bir fiil değil, diye bilmiyormuyuz? Halbuki dövmekten insandan çıkan bir fiil, Yani Allah'ın sıfatı ve fiillerinden Bir ismi.  Bedendeki sağ el ve sol el gibi  ikisi farklı kutuplarda olmasına rağmen,  farklı yönleri, ve farklı işler görmesine rağmen, aslında tek bir bedenin işini görmek üzere yaratılmışlardır. Yine bedende bütün bu kuvvetler toplanmasını  rağmen,  Ve Ahmet amca da, Mehmet amca da, Ayşe teyze de de aynı Güçler var, Ayrı Bir bedende, ayrı bir Vahdet halinde toplanmış vaziyette, ve her bir vücut bir Kainat olunca, binlerce Kainat olmasına rağmen, yine Vahdet olan, hepsini içinde toplayan Vahid olan, Kahhar  olan Allah'a Hizmet etmekteler, her ne kadar ayrı ayrı görünseler de hepsi, bir dünya içinde, bir kuvve,  Yani bir tek  kuvvet. ve hepimiz Bizler Vahdeti, yani voltranı oluşturmaktayiz. ve Mehdi'nin de Zamanın Ruhu ve Vahdeti Vücut olması, Bütün herkesin onun içinde bir parça halinde olması, buna engel değildir, Çünkü tırnak nasıl binlerce hücreden oluşur, göz hücrelerinden farklı ise, yahut bir üst  beden  Hazreti Nuh, bir üst beden Adem, senin yine bir Vahdet olaraktan, diğer parçaları içinde taşıdığın gibi, Şu zamanda insanları da Hazreti Mehdi Aleyhisselam kendi vücutlarında taşımakta, ve dediğimiz gibi,  Raşidi tarikatina göre,  yağmur yağması, ve kar yağması için, O nu (Allah i) zikirettikten sonra, su veya süt içmesi, işte Bedenindeki dünyaya ve parçalara Kar veya su gitmesine  o yüzden sebep olmakta, o Vahdet ve bütün olduğu için, parçalar ondan beslenmekte, Yukarıdaki ayette denildiği gibi, Onun ile sizin  evliyalarınızın gücü aynı mı, bütün İle parça olan aynı mı, göz ile bütün beden aynı mı, bütün ile parça aynı mı? ve Hazreti Mehdi Zamanın Ruhu ve bedeni olaraktan bütünü temsil eder, ve zamanın Vahdeti Vücudu o odur, Halifeyi Ruyu zemin olan, Hazreti Adem, veya Hazreti insan, veya adam  o dur.<br />
<br />
Rabbim  Mehdiye bütüne uygun davranmayı, askerlerine de parça olduklarını bilip de, parçayı uygun davranmayı nasip ve Müyesser kılsın. Amin Velhamdülillahi rabbil alemin. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DiPNOTLAR :</span><br />
<br />
[1] sorularlaislamiyet com/allahuekber-lafzi-kuranda-gecmekte-midir<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 6 Ekim 2018 Cumartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[HüdHüdler yani Çift HD Kamera Ve Dronlar Vakti]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43349</link>
			<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:12:12 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43349</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HüdHüdler yani Çift HD Kamera Ve Dronlar Vakti</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 11 Kasım 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve tefekkadat tayra fe kâle mâliye lâ erâl hudhude em kâne minel gâibîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NEML Suresi 20. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Yâ Ebâ Zer! Yedi kat gök ile yedi kat yerin Kürsî yanında büyüklükleri, ancak bir çölün ortasına atılmış bir kapı veya bir yüzük halkası gibidir. Arş-ı alâ’nın da Kürsî’ye göre büyüklüğü, o çölün o halkaya nazaran büyüklüğü derecesindedir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Hibbân, Sahîh, thk. Şuayb Arnavut, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut, 1993, c. I, s. 76, nr. 79; Taberî, Kurtubî, İbn Kesir, Ayete’l-Kürsî  tefsiri; Beyhaki, Esma ve’s-Sıfat, h. no:861, 862; Kenzu’l-Ummal, h. no:44158)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<br />
Bizim eski risalelerimizden biriside "zenginlik, Başkalarını da zengin edebilene  denilir."  vardı.<br />
şimdi gündeme bu gelmiş, ve bize sen yapıyor musun gibi atıf var.  Halbuki okula giden birisi bilir ki ilkokuldan başlayıp üniversiteye kadar matematik var Edebiyat var coğrafya var coğrafyanın içinde tarih var Türkçe var azıcık çıktı mı, fizik var, kimya var biyoloji var, ingilizce var, şimdi her dersin bir de 1. sınıf 2. sınıf 3. sınıf üniversiteye kadar sınıfları var, hani Hukuk Fakültesi'nde matematik olmasa da, ama matematik fakültesinde matematik var, yani matematiğinde da üniversite  sınıfları var,  Öyle olunca ben de çokça konu anlattım sizlere, fizik kimya biyoloji tasavvuf  fıkıh ve bunları hepsini benim yaşamam mümkün değil, yani şimdi Fizik öğretmeni fizikte, atomun parçalanması konusunu işleyince, öğretmen Albert Einstein olmak zorunda mı, yine peygamber, Süleyman Peygamberi anlattığında, Süleyman gibi zengin olmak zorunda mı, kendi çapında onu Yaşar, kendi çapında bir Süleyman lık yapar, yine Fizik öğretmeni de o konuyu, kendi çapında bir yaşadığı bir hikmet vardır, geçen ki anlattığımız  Terki  dünya    meselesi ile, malı mülkü bırakıp Allah'a yönelmek, hacca gidiyorsun, parayı kızı Çoluğu çocuğu borcu derdi bırakman lazım, yani Hani işkolik bu adamlarda eşi erkekse veya de kadınsa da, eve iş getirme derler, sen de Hacca giderken arkandakileri bırakacaksın Muhammed en son giderken, Hatta en son kurşunu da veripte gidiyor. Öyle olunca yani ben de anlattıklarimi kendi çapında yaşamışımdır. Herkes Daha doğrusu kendi çapında yaşar, şimdi karınca illaki halterci bir adam gibi 120 kilo kaldırmak zorunda mı, karınca kendi boyunca ağır bir şey bir buğday tanesini kaldırdığı zaman, zaten  O Onun için 120 kiloyu aşar, Belki daha fazladır, yine  pire kendi boyunun  120  ya da 500 katı  zıplayabilir. peki Bit ne yapacak, adım adım  yürürken, Bit adimi olacak. şimdi internetdeki bir yazinin  bir Dosyanın  boyutu 1 bitten başlıyor bit, 1 bit, ondan sonra bayt, oluyor sonra kilobayt, megabayt, yani Öyle olunca, herkes cüssesine göre kaldırır, ya da yaşar hayatında, herkes aynısını yapacak diye bir şey yok, o yüzden Efendimiz Muhammed'in sünnetlerininde  aynısını yapacakmışiz diye kural yok,  yapmazsa bilmem bir kere terkederse Muhammed'in ümmeti Tam değilmiş. yani öyle şey olmaz farz degil sünnet, bu sünnet, bazen farz bile kifayet babinda, biri yapinca, digerinin yapmasi gerekmez,  herkes cüssesine göre, sen de o nasıl tecelli etti, benim evimin penceresi, eski evin penceresi 120'ye 90 dı o pencereden  bakan adam ile, 2 metreye 1 metre bir buçuk metre pencereden bakan aynımi görüp bakar? 360 derece cam döşeme olan yerden bakan bir adam, aynımı bakar  aynımı görür, o yüzden zenginlik te başkalarına da zengin edebilendir, yani Sen eğer mal mülke sahipsin, elinin değdiği yeride Zengin edebilmektir, Yoksa hep Bana deyip Fabrikalar atlar yatlar hepsi sana olursa,  bu zenginlik değildir. Bu cimriliktir cimrilik. Davut as. neden oruc tuttu, yedigine ictigine karışmışar ondan, yoksa cimrilikten degil, yoksa zenginlik  kanaattir dedi Peygamber Efendimiz. Biz de Diyoruz ki. zenginlik başkasını zengin edebilen, tuttuğu yeride zengin edendir. bazı insanlar temizlik hastasi, mesela adam yada kadinin biri film çekiyor, sanatçılardan birisi varmış, film çektiği yerdeki tozları alıyormuş,  ahlak işte, pinarlarin içindeki, içindeki  yada üstündeki temizlikci böcegi vardır. bacakları böyle sivrisinek bacagı gibi bir şeydir, o temizlik böcüsü, Suyun pınarların üstünde olur, suyun üstünü temizler durur, benim burada yolun üstünde işe giderken, bir tane gölet var,  görmüştüm  gölün  üstü  yosun kaplı,  eger bunu temizlemezsen, o gölü kullanamazsın ki,  işte temizlikçi Balıklar akvaryumlari temizler, akvaryuma temizlikçi balık atar, akvaryumun içine temizlesin diye, suyun üstünde de vardır Aynı böcük vardır temizlikçi Böcük suyun üstüne  temizler durur. işte Temiz insanlar da bu böcük ve akvaryum temizlik işçisi gibi, temizlik hastası, gördüğü pisligi temizlemek, içinden gelen bir şey. zenginlikte hakiki zenginler de işte böyle, nerede fakir gördü, üstünü giydirir, nerede aç gördü Karnını doyurur, budur zengin, yoksa bilmem ben Oraya gidip marka elbiseler giyipde, bir de fakirlere hava atmak değil, bilmem bossadan bilmem  gucciden giyinip de, fakirler yanında Caka satmak değil, zenginlik mi  bu, yoksa ahmaklığın daniskası.<br />
<br />
<br />
Daha önceki yazılarımda hurilerden bahsettim, ve hurilerin, yapay zeka yani robotlar olduğunu ileri sürmüştüm.  cennettekilere 400-500 Huri verilmesi meselesinin bu robotlar olduğunu ve, hiç İsyan etmeyen, hep itaat eden, ister sevişmek için, ister hizmet için, erkek veya dişi robotlar olduğunu söylemiştim, ve bunun üzerine insanlık, Yapay Zeka üzerine biraz daha fazla gitmeye başladı. fakat kötüler boş durmuyor ki, biz her ne kadar dünyayı imar edip cennete çevirmeye çalışmak  istesekte, kötülerde dünyayı yakıp yıkmak derdinde. ve Bugün haberlerde duydum ki, savaşçı robotlar yapıyorlarmış. Hani Cennet ve huriler var da, cehennemde Zebaniler de  var.  Ve işte bu yapacakları savaşçı robotlar, Bir nevi  zebanileri  temsil eder.  çünkü ayette <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar o hallerinden dönmezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 18. ayet)</span><br />
<br />
onlar sağırdır duymazlar, Kördür  görmezler  ve geri Dönmezler yaptıklarından da, yani acimazlar, merhamet etmezler, Yani aynı işte,  böyle olunca robotlar savaşçı robotlar zebaniler olur o zaman, Bizler cenneti oluşturacaktık, cehennem ehlide Cehennemi oluşturmaya çalışıyor o zaman. <br />
<br />
<br />
Yine buna yakın bir meselede,  rivayete göre söyleniyor ki,  Amerika sattığı silahların, içine bir kodla kilit koyduğu, ve bu yüzden uçak ve füze satıyorsa, onun istemediği bir yere Sen bu silahı kullanamazsin,  Çünkü kod onun elinde,  ve ancak o sana müsaade ederse onunla düşmanına karşı savaşa bilirsin. kurşunun olsa bile,  Kurşun atamayacaksın,  füzelerin olsa bile düşmanına karşı füzelerini kullanamayacaksın.  neden dersiniz,  Çünkü Amerika haklı,  sana bu  silahları sattı da,  sen adamı kafir ve gavur diye tanıyorsun,  ve senin yarın Bunlar kafir diye bu adama Savaş açmayacaginin garantisi var mı,  yarın cihad mihad diyerekten adamı öldürmeye kalkarsın.  adamın kendi  silahlari ile adamı vurmaya kalkarsın.  Amerika bu yüzden kilit Koymak'ta haklı.  ama işin ilginç tarafı Amerikalilar bunu akıl etmişler fakat, Amerika'daki örgüt İlluminati ve diğerleri veya  Mason örgütü,  bunu Allah'ın da bildiğini bilmiyorlar. Allah size her türlü silahı bilgiyi verecek de, o üstüne kilit  koymayı unutacak. Ve insanoğlu küçücük beyni ile silah yapıp, Allah'ın silahı ile Allah'ın vuracak öldürecek, bu imkan dahilinde mi? yoksa ahmaklık mı? ve yine büyücü ve sihirbazlar Allah'ın Kur'an'ı ile ayetleri ile bunu yapip Allah'ın kullarına Yani Allah'a karşı savaş açıyorlar. ahmaklık değil mi, ceza gerektirmez mı bu, Cehennem  gerekmez mi bunlara.  yani  Amerika'da haklı, Allah da haklı, Allah de her şeye kod koymuş, yani frekans koymuş, bir de frekansı 2 boyutlu, yani dualite yapmiş. ve suyu ateş ile durduruyor,  ateşide su ile,  kötüleri İyiler ile,  iyi kimseleride kötüler ile, durduruyor terbiyet ediyor. Peki bu hususta Allah mı daha akıllıdır? yoksa Amerika mı daha akıllı?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bankacılık Sistemi</span><br />
<br />
Dün 10 Kasım Atatürk'ü anma günüydü, ve bugünlerde İş Bankası'nın  devlete  devir  Taksim edilmesi meselesi gündemde.  ve Ben araştırdım Osmanlı Devleti'nde Türk Bankası yokmuş, 1800 lerde ilk defa banka kurulmuş, fakat Osmanlı Bankası diye bir banka kurulduğu söyleniyor, Bırak bu Osmanlı Bankası bile Türklere ait değilmiş, ecnebiler, dıştan gelen ecnebiler, kendi paralarını tekrar yurtlarına aktarmak için o bankayı kurmuşlar, ve diğer Osmanlı'daki bankaların hepsiden ecnebilere ait bankalar, yoksa Osmanlı banka yapmamiş.<br />
 ve Mustafa Kemal Atatürk ilk defa  bir Türk Bankası kuraraktan, amma o günkü masonlarin eli ve fikri ile amma,  onların eliyle  ama, Atatürk kendisi bunu düşünmüş ve, Türkiye İş Bankası'nı  kurumuş.  Eğer bugün senin maaşın bankaya yatıyorsa, yine faturalarını bankadan ödeyebiliyorsan,  yine  kredi kartı yerine kullanıp, para olmadığı halde, paran daha hesaba gelmediği halde, Sen gelecek parayla, alışveriş yapabiliyorsan, bu bankalar sayesinde, ve bunun kurucusu, Türkiye'yi böyle bu sisteme geçiren yine Atatürk olmuş. Senelerdir bu sistemde işliyor.  ve Atatürk'e Bu sebeple de teşekkür etmemiz lazım.<br />
Atatürk'ün gayesini anlamayan ,  Onu değiştirmeye,  tekelleştirmeye çalışıyor. dedik ki Allah'ın  cumartesiye yasak koymasının sebebi, Yahudilerin cumartesi günü çalışmamasından gaye, Şu an ki hafta sonu tatili idi,  yine öyle dedik zekattan gaye, şu anki vergilendirme sisteminin gelmeseydi dünyaya, yani Allah Dünyayı insanların imar etmesinde yardımcı oluyordu. Atatürk İş Bankası'nın kurarak tan da, Türk milletinin medeni Milletler seviyesine gelmesiydi gayesi. bankaları bir kaldıralım bakalım ne olacak,  yani büyük nimet. Faiz maiz hepsi fasa fiso  bak, bankalar olmasın her şey durur, işler durur,  mesela  Ulaştırma şirketi  mersin'den, İskenderun'dan portakal alıp İstanbul'a getirecek, Ama şirket İstanbul'da, ve  bu Transport için Mersinli şirket ya da Çiftçi Amca, Bir kaporta vermesi lazım ki, adam güvensinde  kamyonlarını yollasın da,  malları İstanbul'a getirsin.  işte bu işlem için en kolay sistem bankaya havale yöntemi,  eğer biz hala Osmanlıcılık Bilmem  faizcilik meselesine girersek,  bankalari da kapatırsak,  bu işler nasıl yürüyecek, tefecilere mı kalacağız.  yani ey Mehdi askeri,  para alıp satan  bankalar sistemi ile, yine banka cennetindesiniz.  Osmanlı'da böyle bir sistem var mıydı, atına binecekde, istanbul'dan Mersin'e gidecek de, parayı tahsil edecek de, Ölme eşeğim ölme……….. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ali Baba ve Kırk Haramiler</span><br />
<br />
 Ortaçağda ya da Osmanlı döneminde olan bir olay, ya da anlatılan bir hikaye ya da kıssa,<br />
 Ali Baba ve Kırk Haramiler ve <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Açıl susam açıl"</span> deyince, Açılan Kapı.<br />
<br />
Peki bu hikaye edildiğine göre, bu hikaye mi, uyduruk mu, masal mı?<br />
Halbuki bu olay öyle Ortaçağda filan olan bir hikaye değil, masal değil, ve eski bir hikaye ve dedik ki işte, Hz Nuh vakti  Neptün deydik, oradan buraya alındık,  yine Geçen anlattım, eski ümmetlerde bizim ciktığımız bilgisayar ve teknoloji devrine ulaşmışlar, Hatta eskişehirli amcanın dediğini söylemiştim,  Arap cahiliye dönemi ataları, yada tanrilari Lat uzza ve menat,  bundan kasıt, Menatin monitör olduğunu,  ve bizlerin de şimdi de monitöre yani bilgisayara tapar hale geldiğimizi söylemiştim, yani ekrana, bilgisayar  ekranı, telefon ekranı,  Menat veya monitör. <br />
<br />
 işte Kırk Haramiler vakti, o insanlar çaldıkları malları saklamak için, mağara şeklinde  evler oymuşlar,  ve kapısını da yine Kaya gibi yapmışlar, ve kapının acma sensorunu da, Ses sensörlü yapmışlar.  Ben bugün, Hatta bundan birkaç sene önce bile, ilk Sony Ericsson T10  larda bu sistem var dı,  Mesela her numara bir ses frekansına kayıtlı, ve sen bir numarayi  Annem diye kaydettinmi, ve bu numarayı yazdığın zaman, belli bir frekans ve nota oluşturmuş oluyoruz,  ve bunu da ses frekansı ile annem diye kaydediyorsun,  ve tekrar araman  gerektiği zaman,  mikrofon ile annem dediğin zaman, bu telefon Annenin numarasını ariyordu  . Şimdi Bu sistemler daha da gelişti, ve televizyonu kumanda edebiliyorsun, arabayı kumanda edebiliyorsun, evinde uzaktan kaloriferleri yakabiliyorsun, kahve  hazırlatabiliyorsun.  işte o Kırk Haramiler hikayesi de ayni yani, masal falan değil, eskilerden bize kadar naklolmuş, ve eskilerin bu teknolojiye ulaştıklarını gösteren bir kıssa, Yani ses frekansı ile, Ses sensörü ile açılan kapılar zamanı, Bu nasıl bir zaman, kim istemez, hatta daha öte bir zamana ulaşmışlar demek ki…. Bunu da Arap  hikayeleri olaraktan anlatılır.<br />
Ve bunları sihir ve Tılsım ile yapılan bir şeyler değil,  Halbuki ilim ve bilim ile yapılan şeyler.<br />
Ve bu taa parapsikolojiye kadar gider. parapsikoloji nedir bilir misiniz, beyin gücüyle kumanda etmek, Ama bu televizyon ama araba, ama bilgisayar, ama bir fotoğraf makinesini beyin gücüyle kumanda etme derecesine kadar gider, yani onlar Eğer böyle bir teknolojiye ulaştıysa, onların en ileri noktası parapsikoloji ile konuşma iletişim ve kumanda sistemine kadar ulaşmış olmalılar. <br />
<br />
<br />
insanlığın daha keşfedecek çok şeyleri var  mesela maddeler ile konuşmayı öğrenemediler, hayvanların dilini öğrenemediler.  telepati ile iletişim daha henüz tam anlaşılmadı. Mevleviler anlatır ki Mevlana, alırken besmele ile, koyarken Besmeleyle koyarmış aldığı her şeyi, onlara sevgi ile muamele edermiş, her şeyin dili ve cani olduğunu ifade edermiş. Evet öyle her şeyin cani var bedeni var, ve aklı var. dedik ki elementler Aynen bir melek gibi,  onlar erkek veya dişi olmazlar, maddelerin erkek dişisi olmaz, demirin erkeği dişisi diye bir şey var mı, ve yine onlar evlenmez cinsi münasebette bulunmaz, yemez içmez, demirin su icdigi görülmüş mü,  acıktığı görülmüş mu. Öyle olunca Melek statüsünde ler melekler akıllı varlıklar olduğu için, onlar hepsi akillı  Düşünen ve hatta aralarında konuşan varlıklar. Öyle olunca, ben bir zamanlar ufkum açıkken, eve mesela 2 kilo mandalina aldım ise, yada karpuz kavun aldim ise, ama Yemedi mi,  tam çürümeden önce, mandalina beni çağırıyor telepati yöntemiyle, mandalina, mandalina, mandalina ye diye çağırıyor, veya karpuzu kes karpuzu kes ye diye, ve sen bunu hissedip ve duyduğun zamann gidiyorsun bakıyorsun ki çürümeye az kalmış, diyor ki mandalin Ben Ölmeden Ben i ye diyor. Ama bu belli bir  nefs katmanina çıktıktan sonra olan bir his ve kuvvet, belli süre sonra sen buna dikkat etmediğin zaman bu sefer melekler küsüyor ve seninle konuşmuyorlar bir daha, Nefsin bu katmanına çıktığın zaman  bu hislere dikkat edersen, o derecede kalıyorsun, Eğer anlamamaya başlarsan, onlar da seninle konuşmamaya başlıyorlar, bu derecede aşağı düşme riski var. ya ileri ya da geri 1 derece kazanırsan. ve ben size bunu direk ögreterek bir sinif daha atlattim sizleri.<br />
<br />
<br />
Neml suresinde  Süleyman Aleyhisselam kuşları yoklama yapıp  yoklamada Hüdhüdün Orada olmadığını fark ediyor, ve diyor  HÜDHÜD nerede,  yoksa kayıplara mı karıştı diyor.<br />
 Halbuki bu Ayeti incelediğimizde HÜDHÜD kelimesinde,  Aslı harfler H ve D ve yine ikinci defa H ve D<br />
<br />
ve bunlara Diyebiliriz ki  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">çift HD kamera</span> Şu an baktıgimizda tek HD kameralar var ve ilerki zamanda çift HD kameralar bulancak ve Hüdhüd denen kuşlarda  Aslında kuş değil, Dronn, çift HD kameralı drone,  Süleyman Aleyhisselam  Dronn göndererek ten  Belkıs annemizden haber alıyor, Yoksa bu kuş falan değil yani, çift HD kameralı drone. alıcı ve verici sadece kaydedici değil çift HD demek Hem alıcı, hem verici şeklinde, hem de HD Verici Şeklinde. Öyle olunca yine Süleyman Vakti de teknoloji yüksek dereceye, Hem de çift HD li drone üretecek derece yükselmişlermiş.<br />
<br />
<br />
Allah bilgi ve ilmin Eğer taşlara yazıp da saklasaydı, 10 milyar senede, taşlar erirdi, Toprak olurdu, kağıda yazsa, kağıtlar eskir toz olurdu. ama Allah kainatın ilmini ve bilgisini, dünyamızda hayvanlara paket paket yazmış, her bir hayvanda ayrı bir RAR paketi gibi,  bir teknoloji ve ilim gizli, ve bunu böylece doğal Seleksiyon da  üreme ve çiftleşme sistemi ile taaaa günümüze kadar ulaştırmış, Yoksa bu bilgiler çok kolay yok olur giderdi.  ve bizden ve vaaazlarımız dan ibret alan bilim ve ilim adamları ve Amerika ve İsrail, işte hayvanları incelerken, karıncanın gözünü keşfettiler, karınca ne kadar büyüklükte, ve karıncanın Kafası ne kadar büyüklükte, ve karıncanın kafasındaki gözü ne kadar büyüklükte, ve gözünden beyne giden sinyali götüren Sinir ve damar ne kadar büyüklükte…..<br />
 ve işte insanoğlu karınca gözü kamerasını yapmayı da başardı mucit macit amcalar.  karınca gözü kadar kamera icat ettiler, ve onun sarf edeceği enerji ne ola ki, çok cüzi bir miktar, ve onun pili ona normal bir pil senelerce yeter, Böyle olunca artık ben izlenmiyorum, Beni kimse dinleyemez izleyemez, Ben Başbakanım, cumhurbaşkanıyım, Bilmem kimin başkanıyım, falan işlemez, herkesi bir tane karınca gözüyle izeleyebilirler dinliyebilirler, aldığın sigaranın paketine bile  gömerler bu karınca gözü kamerayı,  artık herkesin ayıpları saklı ve gizli şeyleri, ve yeri diye bir şey yok. yani izleniyoruz dinleniyoruz. Ve bu çektiği videoları kaydedici ekran boyutu 1 milimetreye 1 milimetre bile değil, Öyle olunca o videonun boyutu da çok küçük, ve onu kaydedeceği bir Festpalttede,  bu video ne kadar yer kaplıyor olur ki 30 gigabayt lik bir USB  gibi bir  hafıza belleği ne,  ne kadar çok film sığar. Ve böyle olunca bize Yaşanacak bir yer kalmadı gibi, artık herkes kıyameti bile  ister hale gelecek.. kıyametin alametlerinden olan<br />
 bir kafirin Mezarın yanından geçerken, Keşke Toprak olsaydım da bunları görmeseydim demesi, herhalde bu sebepten olacak ki, bu ayet:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
نَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yanzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Bir kafir Mezarın (Mezarlığın) yanından geçerken, Keşke Toprak olsaydım da bunları görmeseydim diyecek. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NEBE Suresi 40. ayet)</span><br />
<br />
<br />
<br />
Ve yarın Kıyamet kopmazsa işte ileride 4 boyutlu kamera var, Ve bunun ile kokuları da alıp verebileceğiz,  yine 5. boyut ise 5 boyutlu kamera ile hisleri de hissedebileceğiniz, çünkü Eğer  Huri ve gılmanlar robot ise,  o zaman onlar bize hizmet edecekse, hisleriyle hissedecek, gözleri ve duyuları olması lazım, ve o da 5 boyutlu kamera, ve alıcı vericiler keşf olduğu zaman, bu  huriler ve gılmanlarin  hissetmelerini de mucid Amcalar yapabilir. Yarın çok işimiz var çok, çok çalışmamız lazım.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Ye’cüc ve Me’cuc her gün o seddi delmeye çalışırlar, delmeye yaklaştıkları vakit başlarındaki amir onlara şöyle seslenir: 'Dönün yarın delersiniz.' Allah da ertesi güne o seddin oyulan kısmını öncekinden daha sağlam duruma getirir."<br />
<br />
"Sonunda müddetleri dolup Allah onları insanlar üzerine salmayı isteyince; başlarındaki yetkili 'Dönün, onu inşallah yarın delersiniz.' diyerek, 'inşallah' kelimesini söyler. Onlar ertesi gün geldiklerinde seddi dünkü bıraktıkları şekilde bulurlar ve seddi delerek insanlar arasına çıkarlar. Bütün suları içerler. İnsanlar onlardan kaçar, oklarını göğe fırlatırlar, oklar kana bulanmış vaziyette geri döner. Bunun üzerine şımarık bir durumda şöyle derler: Yeryüzünde olanları kırıp geçirdik, gökte olanları da mağlup ettik. Sonra Allah onların boyun köklerinde bir kurt meydana getirir de bu yüzden hepsi kırılıp yok olur giderler."<br />
<br />
Rasûlullah (asm) şöyle devam etti:<br />
<br />
"Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, O kırılıp yok olan Ye’cüc ve Me’cüc’un leşlerini yeryüzündeki tüm hayvanlar yiyecek ve çok güzel beslenerek etlenip yağlanacaklardır." <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Fiten 27)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey cin ve insan toplulukları! Yeri ve gokleri aşıp gidebiliyorsaniz haydi aşıpda gidin bakalım, YILLARDIR MEALLERDEKI YAZAN : aşıpda gidemezseniz sizi orlara aşıpda götürcek bir güc vardir. DEMEK DEGILDIR; KI ONUN MANASI SIZ TEK BIR SULTANI YANI MEHDIYI BILE GECEMEZSINIZ DEMEKDIR, MEYDAN OKUMADIR KI, ALLAHA VARIPDA, ZARAR VERMEYI HESAP EDEN KIT AKILLILAR!!!!<br />
FARZI MAHAL Hadi Hz Ademe kadar vardiniz diyelim, ondan ötede ne var kim biliyor, kim gördü, kimin haberi var, muhamed bende bilmiyon dedi, ve vardigi yer, daha benim  oturduğum yer ise, mirac ettigi yer bu zaman ve hatta benim evimin yakini ise, ondanda ötede ne var,  neler var, hz adem ve ademde burda, o fitneci yecüc mecüc. Ademe kadar varsaniz, ondan ötede ne var, ademin ötesini kim biliyor, sonrasi ne? neresi? kim, Kim Allah? Allah Nerde, Allah, god demiyorum haa, cünkü onlar kafirler god isminin koyuyorlar Gott  demiyon almanca, amma Allah kim? Allah diyorum, INRI yada isa da demiyorum, ALLAH Kim? Kim Allah, nerede Allah? rahman demiyorum, rahim demiyorum, rezzak demiyorum, kim Allah diyorum, nerdeeeeeeeee, INRI RA da demiyorum, ALLAH kim ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 33. ayet)</span><br />
<br />
ve Allah ise kendini şöyle tarif ediyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ  اللَّهُ الصَّمَدُ  لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ  وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
De ki: “O Allah, Bir’dir (Tek’tir).” Allah Samed’dir (herşey O’na muhtaçtır, O, hiçbir şeye muhtaç değildir).O, doğurmadı ve doğurulmadı da. Ve O’nun bir dengi olmadı (olamaz).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ihals suresi</span><br />
<br />
<br />
Bu hafta yine Bilim adamlarına Işık tutacağız ve patenti bize ait bir bilgi vereceğiz, henüz patentini almadım, dedim ya. ve ışınlanma meselesini açıklayacağız, ve fotoğraf makinesi ve Gözde saklı, gözdeki mercek de saklı, bir fotoğraf makinesi görüntüyü ilk mercekte ters alıyor, mercekten geçince, görüntü ters, ve o görüntü bir aynaya verilince,  Aynada 2. bir  marcege yansıtaraktan  ters görüntüyü düz hale çeviriyor.  Yine çocuk doğumunda insan tohumu erkekte düz, ve  annenin rahmine girdikten sonra  Gelişip Çocuk olunca, doğma vakti gelince Rahim merceği de onu ters olarak da dünyaya getiriyor, sisteme bak farkettin mi ikisi de mercekmiş,Anne dünyaya çocuğu ters doğuruyor, Bu size bir şey ifade etti mi, birinci mercek Fotoğraf makinesindeki görüntüyü ters çeviren mercek, dünyaya geldikten sonra bir hemşire onun ayaklarının üstüne çeviri işte. işte ışınlanma da böyle bir şey, Yani 1. evrede ters halde,  sen onu bir yansıtıcıya vereceksin ki, Ve o yansıtıcı ikinci mercege verince  1. evrede yaptığıni  tekrar yapacaksın ki, düz hale gelsin, çözemediğiniz problemin, doğru yeri burasıydı.<br />
<br />
<br />
Başka bilim adamlarını yine göreve çagirip, Hani demiştik ya, ölümün çaresi bulunmadan önce, gençliğin Sırrı bulunsun demiştik,  hadislerde rivayet oluyor ki cennettekiler 30 veya 33 yaşında olurlar, Öyle olunca sadece gençliğin Sırrı, Genç kalmanın sırrı değil, ihtiyarları da gençleştirmenin sırrını da arayacaksınız, Çünkü artık ihtiyar diye bir şey olmayacak cennette, ve şu anki cennetlikler den, ihtiyar olanlarda cennetimiz de 33 yaş derecesinde bulunacaklar, O yüzden iki kanatlı olaraktan araştıracaksiniz bu gençlik sırrını, Tek Kanatlı değil,  Hem Genç kalmanın sırrını, hem de yaşlıları gençleştirmenin sırıni  cözeceksiniz.<br />
<br />
Rabbim, Ahirzman ümmeti Mehdi Cematine, bildigi ile amel edipde, daha bilmedigi nicelerine nail olmayi nasip eylesin.<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 11 Kasım 2018 Pazar <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HüdHüdler yani Çift HD Kamera Ve Dronlar Vakti</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 11 Kasım 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve tefekkadat tayra fe kâle mâliye lâ erâl hudhude em kâne minel gâibîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NEML Suresi 20. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Yâ Ebâ Zer! Yedi kat gök ile yedi kat yerin Kürsî yanında büyüklükleri, ancak bir çölün ortasına atılmış bir kapı veya bir yüzük halkası gibidir. Arş-ı alâ’nın da Kürsî’ye göre büyüklüğü, o çölün o halkaya nazaran büyüklüğü derecesindedir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Hibbân, Sahîh, thk. Şuayb Arnavut, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut, 1993, c. I, s. 76, nr. 79; Taberî, Kurtubî, İbn Kesir, Ayete’l-Kürsî  tefsiri; Beyhaki, Esma ve’s-Sıfat, h. no:861, 862; Kenzu’l-Ummal, h. no:44158)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<br />
Bizim eski risalelerimizden biriside "zenginlik, Başkalarını da zengin edebilene  denilir."  vardı.<br />
şimdi gündeme bu gelmiş, ve bize sen yapıyor musun gibi atıf var.  Halbuki okula giden birisi bilir ki ilkokuldan başlayıp üniversiteye kadar matematik var Edebiyat var coğrafya var coğrafyanın içinde tarih var Türkçe var azıcık çıktı mı, fizik var, kimya var biyoloji var, ingilizce var, şimdi her dersin bir de 1. sınıf 2. sınıf 3. sınıf üniversiteye kadar sınıfları var, hani Hukuk Fakültesi'nde matematik olmasa da, ama matematik fakültesinde matematik var, yani matematiğinde da üniversite  sınıfları var,  Öyle olunca ben de çokça konu anlattım sizlere, fizik kimya biyoloji tasavvuf  fıkıh ve bunları hepsini benim yaşamam mümkün değil, yani şimdi Fizik öğretmeni fizikte, atomun parçalanması konusunu işleyince, öğretmen Albert Einstein olmak zorunda mı, yine peygamber, Süleyman Peygamberi anlattığında, Süleyman gibi zengin olmak zorunda mı, kendi çapında onu Yaşar, kendi çapında bir Süleyman lık yapar, yine Fizik öğretmeni de o konuyu, kendi çapında bir yaşadığı bir hikmet vardır, geçen ki anlattığımız  Terki  dünya    meselesi ile, malı mülkü bırakıp Allah'a yönelmek, hacca gidiyorsun, parayı kızı Çoluğu çocuğu borcu derdi bırakman lazım, yani Hani işkolik bu adamlarda eşi erkekse veya de kadınsa da, eve iş getirme derler, sen de Hacca giderken arkandakileri bırakacaksın Muhammed en son giderken, Hatta en son kurşunu da veripte gidiyor. Öyle olunca yani ben de anlattıklarimi kendi çapında yaşamışımdır. Herkes Daha doğrusu kendi çapında yaşar, şimdi karınca illaki halterci bir adam gibi 120 kilo kaldırmak zorunda mı, karınca kendi boyunca ağır bir şey bir buğday tanesini kaldırdığı zaman, zaten  O Onun için 120 kiloyu aşar, Belki daha fazladır, yine  pire kendi boyunun  120  ya da 500 katı  zıplayabilir. peki Bit ne yapacak, adım adım  yürürken, Bit adimi olacak. şimdi internetdeki bir yazinin  bir Dosyanın  boyutu 1 bitten başlıyor bit, 1 bit, ondan sonra bayt, oluyor sonra kilobayt, megabayt, yani Öyle olunca, herkes cüssesine göre kaldırır, ya da yaşar hayatında, herkes aynısını yapacak diye bir şey yok, o yüzden Efendimiz Muhammed'in sünnetlerininde  aynısını yapacakmışiz diye kural yok,  yapmazsa bilmem bir kere terkederse Muhammed'in ümmeti Tam değilmiş. yani öyle şey olmaz farz degil sünnet, bu sünnet, bazen farz bile kifayet babinda, biri yapinca, digerinin yapmasi gerekmez,  herkes cüssesine göre, sen de o nasıl tecelli etti, benim evimin penceresi, eski evin penceresi 120'ye 90 dı o pencereden  bakan adam ile, 2 metreye 1 metre bir buçuk metre pencereden bakan aynımi görüp bakar? 360 derece cam döşeme olan yerden bakan bir adam, aynımı bakar  aynımı görür, o yüzden zenginlik te başkalarına da zengin edebilendir, yani Sen eğer mal mülke sahipsin, elinin değdiği yeride Zengin edebilmektir, Yoksa hep Bana deyip Fabrikalar atlar yatlar hepsi sana olursa,  bu zenginlik değildir. Bu cimriliktir cimrilik. Davut as. neden oruc tuttu, yedigine ictigine karışmışar ondan, yoksa cimrilikten degil, yoksa zenginlik  kanaattir dedi Peygamber Efendimiz. Biz de Diyoruz ki. zenginlik başkasını zengin edebilen, tuttuğu yeride zengin edendir. bazı insanlar temizlik hastasi, mesela adam yada kadinin biri film çekiyor, sanatçılardan birisi varmış, film çektiği yerdeki tozları alıyormuş,  ahlak işte, pinarlarin içindeki, içindeki  yada üstündeki temizlikci böcegi vardır. bacakları böyle sivrisinek bacagı gibi bir şeydir, o temizlik böcüsü, Suyun pınarların üstünde olur, suyun üstünü temizler durur, benim burada yolun üstünde işe giderken, bir tane gölet var,  görmüştüm  gölün  üstü  yosun kaplı,  eger bunu temizlemezsen, o gölü kullanamazsın ki,  işte temizlikçi Balıklar akvaryumlari temizler, akvaryuma temizlikçi balık atar, akvaryumun içine temizlesin diye, suyun üstünde de vardır Aynı böcük vardır temizlikçi Böcük suyun üstüne  temizler durur. işte Temiz insanlar da bu böcük ve akvaryum temizlik işçisi gibi, temizlik hastası, gördüğü pisligi temizlemek, içinden gelen bir şey. zenginlikte hakiki zenginler de işte böyle, nerede fakir gördü, üstünü giydirir, nerede aç gördü Karnını doyurur, budur zengin, yoksa bilmem ben Oraya gidip marka elbiseler giyipde, bir de fakirlere hava atmak değil, bilmem bossadan bilmem  gucciden giyinip de, fakirler yanında Caka satmak değil, zenginlik mi  bu, yoksa ahmaklığın daniskası.<br />
<br />
<br />
Daha önceki yazılarımda hurilerden bahsettim, ve hurilerin, yapay zeka yani robotlar olduğunu ileri sürmüştüm.  cennettekilere 400-500 Huri verilmesi meselesinin bu robotlar olduğunu ve, hiç İsyan etmeyen, hep itaat eden, ister sevişmek için, ister hizmet için, erkek veya dişi robotlar olduğunu söylemiştim, ve bunun üzerine insanlık, Yapay Zeka üzerine biraz daha fazla gitmeye başladı. fakat kötüler boş durmuyor ki, biz her ne kadar dünyayı imar edip cennete çevirmeye çalışmak  istesekte, kötülerde dünyayı yakıp yıkmak derdinde. ve Bugün haberlerde duydum ki, savaşçı robotlar yapıyorlarmış. Hani Cennet ve huriler var da, cehennemde Zebaniler de  var.  Ve işte bu yapacakları savaşçı robotlar, Bir nevi  zebanileri  temsil eder.  çünkü ayette <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar o hallerinden dönmezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 18. ayet)</span><br />
<br />
onlar sağırdır duymazlar, Kördür  görmezler  ve geri Dönmezler yaptıklarından da, yani acimazlar, merhamet etmezler, Yani aynı işte,  böyle olunca robotlar savaşçı robotlar zebaniler olur o zaman, Bizler cenneti oluşturacaktık, cehennem ehlide Cehennemi oluşturmaya çalışıyor o zaman. <br />
<br />
<br />
Yine buna yakın bir meselede,  rivayete göre söyleniyor ki,  Amerika sattığı silahların, içine bir kodla kilit koyduğu, ve bu yüzden uçak ve füze satıyorsa, onun istemediği bir yere Sen bu silahı kullanamazsin,  Çünkü kod onun elinde,  ve ancak o sana müsaade ederse onunla düşmanına karşı savaşa bilirsin. kurşunun olsa bile,  Kurşun atamayacaksın,  füzelerin olsa bile düşmanına karşı füzelerini kullanamayacaksın.  neden dersiniz,  Çünkü Amerika haklı,  sana bu  silahları sattı da,  sen adamı kafir ve gavur diye tanıyorsun,  ve senin yarın Bunlar kafir diye bu adama Savaş açmayacaginin garantisi var mı,  yarın cihad mihad diyerekten adamı öldürmeye kalkarsın.  adamın kendi  silahlari ile adamı vurmaya kalkarsın.  Amerika bu yüzden kilit Koymak'ta haklı.  ama işin ilginç tarafı Amerikalilar bunu akıl etmişler fakat, Amerika'daki örgüt İlluminati ve diğerleri veya  Mason örgütü,  bunu Allah'ın da bildiğini bilmiyorlar. Allah size her türlü silahı bilgiyi verecek de, o üstüne kilit  koymayı unutacak. Ve insanoğlu küçücük beyni ile silah yapıp, Allah'ın silahı ile Allah'ın vuracak öldürecek, bu imkan dahilinde mi? yoksa ahmaklık mı? ve yine büyücü ve sihirbazlar Allah'ın Kur'an'ı ile ayetleri ile bunu yapip Allah'ın kullarına Yani Allah'a karşı savaş açıyorlar. ahmaklık değil mi, ceza gerektirmez mı bu, Cehennem  gerekmez mi bunlara.  yani  Amerika'da haklı, Allah da haklı, Allah de her şeye kod koymuş, yani frekans koymuş, bir de frekansı 2 boyutlu, yani dualite yapmiş. ve suyu ateş ile durduruyor,  ateşide su ile,  kötüleri İyiler ile,  iyi kimseleride kötüler ile, durduruyor terbiyet ediyor. Peki bu hususta Allah mı daha akıllıdır? yoksa Amerika mı daha akıllı?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Bankacılık Sistemi</span><br />
<br />
Dün 10 Kasım Atatürk'ü anma günüydü, ve bugünlerde İş Bankası'nın  devlete  devir  Taksim edilmesi meselesi gündemde.  ve Ben araştırdım Osmanlı Devleti'nde Türk Bankası yokmuş, 1800 lerde ilk defa banka kurulmuş, fakat Osmanlı Bankası diye bir banka kurulduğu söyleniyor, Bırak bu Osmanlı Bankası bile Türklere ait değilmiş, ecnebiler, dıştan gelen ecnebiler, kendi paralarını tekrar yurtlarına aktarmak için o bankayı kurmuşlar, ve diğer Osmanlı'daki bankaların hepsiden ecnebilere ait bankalar, yoksa Osmanlı banka yapmamiş.<br />
 ve Mustafa Kemal Atatürk ilk defa  bir Türk Bankası kuraraktan, amma o günkü masonlarin eli ve fikri ile amma,  onların eliyle  ama, Atatürk kendisi bunu düşünmüş ve, Türkiye İş Bankası'nı  kurumuş.  Eğer bugün senin maaşın bankaya yatıyorsa, yine faturalarını bankadan ödeyebiliyorsan,  yine  kredi kartı yerine kullanıp, para olmadığı halde, paran daha hesaba gelmediği halde, Sen gelecek parayla, alışveriş yapabiliyorsan, bu bankalar sayesinde, ve bunun kurucusu, Türkiye'yi böyle bu sisteme geçiren yine Atatürk olmuş. Senelerdir bu sistemde işliyor.  ve Atatürk'e Bu sebeple de teşekkür etmemiz lazım.<br />
Atatürk'ün gayesini anlamayan ,  Onu değiştirmeye,  tekelleştirmeye çalışıyor. dedik ki Allah'ın  cumartesiye yasak koymasının sebebi, Yahudilerin cumartesi günü çalışmamasından gaye, Şu an ki hafta sonu tatili idi,  yine öyle dedik zekattan gaye, şu anki vergilendirme sisteminin gelmeseydi dünyaya, yani Allah Dünyayı insanların imar etmesinde yardımcı oluyordu. Atatürk İş Bankası'nın kurarak tan da, Türk milletinin medeni Milletler seviyesine gelmesiydi gayesi. bankaları bir kaldıralım bakalım ne olacak,  yani büyük nimet. Faiz maiz hepsi fasa fiso  bak, bankalar olmasın her şey durur, işler durur,  mesela  Ulaştırma şirketi  mersin'den, İskenderun'dan portakal alıp İstanbul'a getirecek, Ama şirket İstanbul'da, ve  bu Transport için Mersinli şirket ya da Çiftçi Amca, Bir kaporta vermesi lazım ki, adam güvensinde  kamyonlarını yollasın da,  malları İstanbul'a getirsin.  işte bu işlem için en kolay sistem bankaya havale yöntemi,  eğer biz hala Osmanlıcılık Bilmem  faizcilik meselesine girersek,  bankalari da kapatırsak,  bu işler nasıl yürüyecek, tefecilere mı kalacağız.  yani ey Mehdi askeri,  para alıp satan  bankalar sistemi ile, yine banka cennetindesiniz.  Osmanlı'da böyle bir sistem var mıydı, atına binecekde, istanbul'dan Mersin'e gidecek de, parayı tahsil edecek de, Ölme eşeğim ölme……….. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ali Baba ve Kırk Haramiler</span><br />
<br />
 Ortaçağda ya da Osmanlı döneminde olan bir olay, ya da anlatılan bir hikaye ya da kıssa,<br />
 Ali Baba ve Kırk Haramiler ve <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Açıl susam açıl"</span> deyince, Açılan Kapı.<br />
<br />
Peki bu hikaye edildiğine göre, bu hikaye mi, uyduruk mu, masal mı?<br />
Halbuki bu olay öyle Ortaçağda filan olan bir hikaye değil, masal değil, ve eski bir hikaye ve dedik ki işte, Hz Nuh vakti  Neptün deydik, oradan buraya alındık,  yine Geçen anlattım, eski ümmetlerde bizim ciktığımız bilgisayar ve teknoloji devrine ulaşmışlar, Hatta eskişehirli amcanın dediğini söylemiştim,  Arap cahiliye dönemi ataları, yada tanrilari Lat uzza ve menat,  bundan kasıt, Menatin monitör olduğunu,  ve bizlerin de şimdi de monitöre yani bilgisayara tapar hale geldiğimizi söylemiştim, yani ekrana, bilgisayar  ekranı, telefon ekranı,  Menat veya monitör. <br />
<br />
 işte Kırk Haramiler vakti, o insanlar çaldıkları malları saklamak için, mağara şeklinde  evler oymuşlar,  ve kapısını da yine Kaya gibi yapmışlar, ve kapının acma sensorunu da, Ses sensörlü yapmışlar.  Ben bugün, Hatta bundan birkaç sene önce bile, ilk Sony Ericsson T10  larda bu sistem var dı,  Mesela her numara bir ses frekansına kayıtlı, ve sen bir numarayi  Annem diye kaydettinmi, ve bu numarayı yazdığın zaman, belli bir frekans ve nota oluşturmuş oluyoruz,  ve bunu da ses frekansı ile annem diye kaydediyorsun,  ve tekrar araman  gerektiği zaman,  mikrofon ile annem dediğin zaman, bu telefon Annenin numarasını ariyordu  . Şimdi Bu sistemler daha da gelişti, ve televizyonu kumanda edebiliyorsun, arabayı kumanda edebiliyorsun, evinde uzaktan kaloriferleri yakabiliyorsun, kahve  hazırlatabiliyorsun.  işte o Kırk Haramiler hikayesi de ayni yani, masal falan değil, eskilerden bize kadar naklolmuş, ve eskilerin bu teknolojiye ulaştıklarını gösteren bir kıssa, Yani ses frekansı ile, Ses sensörü ile açılan kapılar zamanı, Bu nasıl bir zaman, kim istemez, hatta daha öte bir zamana ulaşmışlar demek ki…. Bunu da Arap  hikayeleri olaraktan anlatılır.<br />
Ve bunları sihir ve Tılsım ile yapılan bir şeyler değil,  Halbuki ilim ve bilim ile yapılan şeyler.<br />
Ve bu taa parapsikolojiye kadar gider. parapsikoloji nedir bilir misiniz, beyin gücüyle kumanda etmek, Ama bu televizyon ama araba, ama bilgisayar, ama bir fotoğraf makinesini beyin gücüyle kumanda etme derecesine kadar gider, yani onlar Eğer böyle bir teknolojiye ulaştıysa, onların en ileri noktası parapsikoloji ile konuşma iletişim ve kumanda sistemine kadar ulaşmış olmalılar. <br />
<br />
<br />
insanlığın daha keşfedecek çok şeyleri var  mesela maddeler ile konuşmayı öğrenemediler, hayvanların dilini öğrenemediler.  telepati ile iletişim daha henüz tam anlaşılmadı. Mevleviler anlatır ki Mevlana, alırken besmele ile, koyarken Besmeleyle koyarmış aldığı her şeyi, onlara sevgi ile muamele edermiş, her şeyin dili ve cani olduğunu ifade edermiş. Evet öyle her şeyin cani var bedeni var, ve aklı var. dedik ki elementler Aynen bir melek gibi,  onlar erkek veya dişi olmazlar, maddelerin erkek dişisi olmaz, demirin erkeği dişisi diye bir şey var mı, ve yine onlar evlenmez cinsi münasebette bulunmaz, yemez içmez, demirin su icdigi görülmüş mü,  acıktığı görülmüş mu. Öyle olunca Melek statüsünde ler melekler akıllı varlıklar olduğu için, onlar hepsi akillı  Düşünen ve hatta aralarında konuşan varlıklar. Öyle olunca, ben bir zamanlar ufkum açıkken, eve mesela 2 kilo mandalina aldım ise, yada karpuz kavun aldim ise, ama Yemedi mi,  tam çürümeden önce, mandalina beni çağırıyor telepati yöntemiyle, mandalina, mandalina, mandalina ye diye çağırıyor, veya karpuzu kes karpuzu kes ye diye, ve sen bunu hissedip ve duyduğun zamann gidiyorsun bakıyorsun ki çürümeye az kalmış, diyor ki mandalin Ben Ölmeden Ben i ye diyor. Ama bu belli bir  nefs katmanina çıktıktan sonra olan bir his ve kuvvet, belli süre sonra sen buna dikkat etmediğin zaman bu sefer melekler küsüyor ve seninle konuşmuyorlar bir daha, Nefsin bu katmanına çıktığın zaman  bu hislere dikkat edersen, o derecede kalıyorsun, Eğer anlamamaya başlarsan, onlar da seninle konuşmamaya başlıyorlar, bu derecede aşağı düşme riski var. ya ileri ya da geri 1 derece kazanırsan. ve ben size bunu direk ögreterek bir sinif daha atlattim sizleri.<br />
<br />
<br />
Neml suresinde  Süleyman Aleyhisselam kuşları yoklama yapıp  yoklamada Hüdhüdün Orada olmadığını fark ediyor, ve diyor  HÜDHÜD nerede,  yoksa kayıplara mı karıştı diyor.<br />
 Halbuki bu Ayeti incelediğimizde HÜDHÜD kelimesinde,  Aslı harfler H ve D ve yine ikinci defa H ve D<br />
<br />
ve bunlara Diyebiliriz ki  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">çift HD kamera</span> Şu an baktıgimizda tek HD kameralar var ve ilerki zamanda çift HD kameralar bulancak ve Hüdhüd denen kuşlarda  Aslında kuş değil, Dronn, çift HD kameralı drone,  Süleyman Aleyhisselam  Dronn göndererek ten  Belkıs annemizden haber alıyor, Yoksa bu kuş falan değil yani, çift HD kameralı drone. alıcı ve verici sadece kaydedici değil çift HD demek Hem alıcı, hem verici şeklinde, hem de HD Verici Şeklinde. Öyle olunca yine Süleyman Vakti de teknoloji yüksek dereceye, Hem de çift HD li drone üretecek derece yükselmişlermiş.<br />
<br />
<br />
Allah bilgi ve ilmin Eğer taşlara yazıp da saklasaydı, 10 milyar senede, taşlar erirdi, Toprak olurdu, kağıda yazsa, kağıtlar eskir toz olurdu. ama Allah kainatın ilmini ve bilgisini, dünyamızda hayvanlara paket paket yazmış, her bir hayvanda ayrı bir RAR paketi gibi,  bir teknoloji ve ilim gizli, ve bunu böylece doğal Seleksiyon da  üreme ve çiftleşme sistemi ile taaaa günümüze kadar ulaştırmış, Yoksa bu bilgiler çok kolay yok olur giderdi.  ve bizden ve vaaazlarımız dan ibret alan bilim ve ilim adamları ve Amerika ve İsrail, işte hayvanları incelerken, karıncanın gözünü keşfettiler, karınca ne kadar büyüklükte, ve karıncanın Kafası ne kadar büyüklükte, ve karıncanın kafasındaki gözü ne kadar büyüklükte, ve gözünden beyne giden sinyali götüren Sinir ve damar ne kadar büyüklükte…..<br />
 ve işte insanoğlu karınca gözü kamerasını yapmayı da başardı mucit macit amcalar.  karınca gözü kadar kamera icat ettiler, ve onun sarf edeceği enerji ne ola ki, çok cüzi bir miktar, ve onun pili ona normal bir pil senelerce yeter, Böyle olunca artık ben izlenmiyorum, Beni kimse dinleyemez izleyemez, Ben Başbakanım, cumhurbaşkanıyım, Bilmem kimin başkanıyım, falan işlemez, herkesi bir tane karınca gözüyle izeleyebilirler dinliyebilirler, aldığın sigaranın paketine bile  gömerler bu karınca gözü kamerayı,  artık herkesin ayıpları saklı ve gizli şeyleri, ve yeri diye bir şey yok. yani izleniyoruz dinleniyoruz. Ve bu çektiği videoları kaydedici ekran boyutu 1 milimetreye 1 milimetre bile değil, Öyle olunca o videonun boyutu da çok küçük, ve onu kaydedeceği bir Festpalttede,  bu video ne kadar yer kaplıyor olur ki 30 gigabayt lik bir USB  gibi bir  hafıza belleği ne,  ne kadar çok film sığar. Ve böyle olunca bize Yaşanacak bir yer kalmadı gibi, artık herkes kıyameti bile  ister hale gelecek.. kıyametin alametlerinden olan<br />
 bir kafirin Mezarın yanından geçerken, Keşke Toprak olsaydım da bunları görmeseydim demesi, herhalde bu sebepten olacak ki, bu ayet:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
نَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yanzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Bir kafir Mezarın (Mezarlığın) yanından geçerken, Keşke Toprak olsaydım da bunları görmeseydim diyecek. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NEBE Suresi 40. ayet)</span><br />
<br />
<br />
<br />
Ve yarın Kıyamet kopmazsa işte ileride 4 boyutlu kamera var, Ve bunun ile kokuları da alıp verebileceğiz,  yine 5. boyut ise 5 boyutlu kamera ile hisleri de hissedebileceğiniz, çünkü Eğer  Huri ve gılmanlar robot ise,  o zaman onlar bize hizmet edecekse, hisleriyle hissedecek, gözleri ve duyuları olması lazım, ve o da 5 boyutlu kamera, ve alıcı vericiler keşf olduğu zaman, bu  huriler ve gılmanlarin  hissetmelerini de mucid Amcalar yapabilir. Yarın çok işimiz var çok, çok çalışmamız lazım.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Ye’cüc ve Me’cuc her gün o seddi delmeye çalışırlar, delmeye yaklaştıkları vakit başlarındaki amir onlara şöyle seslenir: 'Dönün yarın delersiniz.' Allah da ertesi güne o seddin oyulan kısmını öncekinden daha sağlam duruma getirir."<br />
<br />
"Sonunda müddetleri dolup Allah onları insanlar üzerine salmayı isteyince; başlarındaki yetkili 'Dönün, onu inşallah yarın delersiniz.' diyerek, 'inşallah' kelimesini söyler. Onlar ertesi gün geldiklerinde seddi dünkü bıraktıkları şekilde bulurlar ve seddi delerek insanlar arasına çıkarlar. Bütün suları içerler. İnsanlar onlardan kaçar, oklarını göğe fırlatırlar, oklar kana bulanmış vaziyette geri döner. Bunun üzerine şımarık bir durumda şöyle derler: Yeryüzünde olanları kırıp geçirdik, gökte olanları da mağlup ettik. Sonra Allah onların boyun köklerinde bir kurt meydana getirir de bu yüzden hepsi kırılıp yok olur giderler."<br />
<br />
Rasûlullah (asm) şöyle devam etti:<br />
<br />
"Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, O kırılıp yok olan Ye’cüc ve Me’cüc’un leşlerini yeryüzündeki tüm hayvanlar yiyecek ve çok güzel beslenerek etlenip yağlanacaklardır." <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, Fiten 27)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey cin ve insan toplulukları! Yeri ve gokleri aşıp gidebiliyorsaniz haydi aşıpda gidin bakalım, YILLARDIR MEALLERDEKI YAZAN : aşıpda gidemezseniz sizi orlara aşıpda götürcek bir güc vardir. DEMEK DEGILDIR; KI ONUN MANASI SIZ TEK BIR SULTANI YANI MEHDIYI BILE GECEMEZSINIZ DEMEKDIR, MEYDAN OKUMADIR KI, ALLAHA VARIPDA, ZARAR VERMEYI HESAP EDEN KIT AKILLILAR!!!!<br />
FARZI MAHAL Hadi Hz Ademe kadar vardiniz diyelim, ondan ötede ne var kim biliyor, kim gördü, kimin haberi var, muhamed bende bilmiyon dedi, ve vardigi yer, daha benim  oturduğum yer ise, mirac ettigi yer bu zaman ve hatta benim evimin yakini ise, ondanda ötede ne var,  neler var, hz adem ve ademde burda, o fitneci yecüc mecüc. Ademe kadar varsaniz, ondan ötede ne var, ademin ötesini kim biliyor, sonrasi ne? neresi? kim, Kim Allah? Allah Nerde, Allah, god demiyorum haa, cünkü onlar kafirler god isminin koyuyorlar Gott  demiyon almanca, amma Allah kim? Allah diyorum, INRI yada isa da demiyorum, ALLAH Kim? Kim Allah, nerede Allah? rahman demiyorum, rahim demiyorum, rezzak demiyorum, kim Allah diyorum, nerdeeeeeeeee, INRI RA da demiyorum, ALLAH kim ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 33. ayet)</span><br />
<br />
ve Allah ise kendini şöyle tarif ediyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ  اللَّهُ الصَّمَدُ  لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ  وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
De ki: “O Allah, Bir’dir (Tek’tir).” Allah Samed’dir (herşey O’na muhtaçtır, O, hiçbir şeye muhtaç değildir).O, doğurmadı ve doğurulmadı da. Ve O’nun bir dengi olmadı (olamaz).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ihals suresi</span><br />
<br />
<br />
Bu hafta yine Bilim adamlarına Işık tutacağız ve patenti bize ait bir bilgi vereceğiz, henüz patentini almadım, dedim ya. ve ışınlanma meselesini açıklayacağız, ve fotoğraf makinesi ve Gözde saklı, gözdeki mercek de saklı, bir fotoğraf makinesi görüntüyü ilk mercekte ters alıyor, mercekten geçince, görüntü ters, ve o görüntü bir aynaya verilince,  Aynada 2. bir  marcege yansıtaraktan  ters görüntüyü düz hale çeviriyor.  Yine çocuk doğumunda insan tohumu erkekte düz, ve  annenin rahmine girdikten sonra  Gelişip Çocuk olunca, doğma vakti gelince Rahim merceği de onu ters olarak da dünyaya getiriyor, sisteme bak farkettin mi ikisi de mercekmiş,Anne dünyaya çocuğu ters doğuruyor, Bu size bir şey ifade etti mi, birinci mercek Fotoğraf makinesindeki görüntüyü ters çeviren mercek, dünyaya geldikten sonra bir hemşire onun ayaklarının üstüne çeviri işte. işte ışınlanma da böyle bir şey, Yani 1. evrede ters halde,  sen onu bir yansıtıcıya vereceksin ki, Ve o yansıtıcı ikinci mercege verince  1. evrede yaptığıni  tekrar yapacaksın ki, düz hale gelsin, çözemediğiniz problemin, doğru yeri burasıydı.<br />
<br />
<br />
Başka bilim adamlarını yine göreve çagirip, Hani demiştik ya, ölümün çaresi bulunmadan önce, gençliğin Sırrı bulunsun demiştik,  hadislerde rivayet oluyor ki cennettekiler 30 veya 33 yaşında olurlar, Öyle olunca sadece gençliğin Sırrı, Genç kalmanın sırrı değil, ihtiyarları da gençleştirmenin sırrını da arayacaksınız, Çünkü artık ihtiyar diye bir şey olmayacak cennette, ve şu anki cennetlikler den, ihtiyar olanlarda cennetimiz de 33 yaş derecesinde bulunacaklar, O yüzden iki kanatlı olaraktan araştıracaksiniz bu gençlik sırrını, Tek Kanatlı değil,  Hem Genç kalmanın sırrını, hem de yaşlıları gençleştirmenin sırıni  cözeceksiniz.<br />
<br />
Rabbim, Ahirzman ümmeti Mehdi Cematine, bildigi ile amel edipde, daha bilmedigi nicelerine nail olmayi nasip eylesin.<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 11 Kasım 2018 Pazar <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[islamda Plesebo Etkisi ve Münkirler ve Müfsidler]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43348</link>
			<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:09:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43348</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">islamda Plesebo Etkisi ve Münkirlik ve Münkirler ve ifsad ve Müfsidler</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 20 Kasım 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهَذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَاهُ أَفَأَنتُمْ لَهُ مُنكِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve hâzâ zikrun mubârakun enzelnâhu, e fe entum lehu munkirûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İşte bu  Zikir  ve dua bizim indirdiğimiz mübarek bir dua(vird) ve Zikirdir ki  Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 50. ayet</span><br />
<br />
(Biz bunu bu ayeti Kurandan ve hadislerden derledigimiz, Kur’andan parçalar olan <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Raşidi zikir Evradına</span> itafen kullanıp ta diyoruz ki, Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Duâda acele edilmezse, duâ kabûl olur" buyurdu. <br />
<br />
Duâda acelenin nasıl olduğu sorulunca Peygamber Efendimiz<br />
<br />
“Allahü teâlâ, duânızı  illa ki kabûl eder. Taaaki Duâ ettim, hâlâ duâm kabûl olmadı diyene kadar! Allah'tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Duâ eden, üç şeyden hâli değildir: Ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, Yahut âhırette mükâfatını bulur.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Rabbiniz, şüphesiz hayâ ve kerem sahibidir. Kulları ellerini kaldırıp kendisinden birşey istedikleri zaman, onların ellerini boş çevirmekten hayâ eder.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Duâda acele edilmezse, duâ kabûl olur.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Münkir Nedir?</span><br />
<br />
Arapca ismi mef ul yani  İnkâr eden, kabul etmeyen, inkar etme fiilini yapan kimse yani bir nevi başlanmış olan bir ibadeti bozan  inkari ile bozan demekdir buna benzer birde müfsit vardir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez, muhakkak ki fesat çıkaranların amelini ıslâh etmez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 81. ayet)</span><br />
<br />
Müfsid, dinimizde, meşru olan bir işi veya başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylerdir. İmanı ve namazı, nikahı ve haccı, zekatı, alış ve satışı bozmak gibi. Mesea, Allaha ve kitaba sövmek küfür olup, imanı bozar. Namazda gülmek, abdesti ve namazı bozar. Oruçlu iken bilerek yemek, içmek orucu bozar.<br />
<br />
Farzları, vacibleri ve sünnetleri yapana ve haramdan, mekruhdan sakınana ecr, yani sevab verilir. Haramları, mekruhları yapan ve farzları, vacibleri yapmayana günah yazılır. Bir haramdan sakınmanın sevabı, bir farzı yapmanın sevabından kat kat çoktur. Bir farzın sevabı, bir mekruhdan sakınmanın sevabından çoktur.<br />
<br />
Mekruhdan sakınmanın sevabı da, sünnetin sevabından çoktur. Mubahlar içinde, Allahü teâlânın sevdiklerine "Hayrât ve Hasenât" denir. Bunları yapana da sevab verilir ise de, bu sevab, sünnet sevabından azdır.[1]<br />
<br />
<br />
Kuranda münkir kelimesi gecen ayetler<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنكِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Em lem ya’rifû resûlehum fe hum lehu munkirûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym MU'MİNUN Suresi 69. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمِنَ الأَحْزَابِ مَن يُنكِرُ بَعْضَهُ قُلْ إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللّهَ وَلا أُشْرِكَ بِهِ إِلَيْهِ أَدْعُو وَإِلَيْهِ مَآبِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne âteynâhumul kitâbe yefrahûne bimâ unzile ileyke ve minel ahzâbi men yunkiru ba’dahu, kul innemâ umirtu en a’budallâhe ve lâ uşrike bihî, ileyhi ed’û ve ileyhi meâbi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 36. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ اللّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ الْكَافِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya’rifûne ni’metallâhi summe yunkirûnehâ ve ekseruhumul kâfirûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar, Allah’ın ni’metini biliyorlar, sonra onu inkâr ediyorlar.Ve onların çoğu kâfirlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym  NAHL Suresi 83. ayet)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Plasebo Etkisi Nedir? Plasebo iyi Enerji ve Etkisi Nedir?</span><br />
<br />
Plasebo etkisi; kişinin aldığı ilaç (ilaç yerine verilen etkisiz ilaç) hakkında kendini iyileştireceği yönündeki düşüncesi, bu inancına paralel olarak fiziksel veya psikolojik iyileşmesidir. Bir bakıma, bireyin kendini iyileşeceğine inandırmasıdır. Alınan ilacın hiçbir etkisi olmasa bile, kişi inandığı için meydana gelen hem fiziksel hem psikolojik olarak iyileşmesidir.<br />
<br />
Plasebo (Placebo), Latincede “memnun edeceğim” anlamına gelmektedir.<br />
<br />
<br />
Yukarıdaki hadis gösteriyor ki : Hz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri plasebo etkisi nedir biliyordu. Çünkü bilmese der mi ki o hadiste,  Duanız kabul olur, Fakat taaa ki siz, kabul olmadı diyene  kadar. Yani Bu demektir ki kabul olmadı demek ile acele etmek arasındaki ilişki yani "ters etki" hani "kehrwert" veya "ters frekans"  diyoruz ya  ters etkisi  yani frekansı enerjisi onun etkisini iptal ediyormuş. plasebo ise, Beyin gücü veya akıl gücüyle, veya iman gücüyle, bir işi, bir ameli başarmak, veya bir hastalığı yenmek, sıhhat bulmak, fakat ters etki, İşte bu  gücü ve enerjiyi  kırıp yok eden bir mikrop gibi.  ve bu  dinimizde de nazar diye tarif ediliyor,  yani her şey dualite ile olunca,  yani Rabbimizin diliyle zevc halinde olunca,  Sağ,  sol, acı, tatlı gibi, işte  plasebo etkisinin tersi de,  sihir büyü veya nazar olaraktan dinimizde lanse ediliyor, yani kötü enerji, ya da ters etki, yahut ters frekans. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbni Adiy)</span><br />
<br />
Yani nazarda o zaman plesebonun tersi, kötü enerji demek olur, yine sihir büyüde ayni, yani muskada, sadece senin onunla iyi olacagina inanmadan ibaret zaten.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
İnsanların yarısı nazardan ölür.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Beyheki, İbni Sünni)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Deylemi)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Sabah akşam, [Besmele ile] 3 defa “Bismillâhillezi lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi’ul alim” okuyan, büyü ve nazardan korunur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,İbni Mace)</span><br />
<br />
 buyuruldu.<br />
<br />
Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki Kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Medaric)</span><br />
<br />
Peygamber efendimiz, iki Kul euzüyü okuyup buyurdu ki: <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Bu iki sure ile [belalardan, nazardan] korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Kendisine Allahü teâlânın rızık verdiği kimse, çok ”Elhamdülillah” desin. Rızkı azalan da çok “İstigfar” etsin. Bir şey de kendisine üzüntü, sıkıntı verirse “la havle vela kuvvete illa billah” desin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Beyheki, Hatib)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Büyü Nedir?</span><br />
<br />
Maddi ya da manevi bakımdan kendine çıkar sağlamaya, karşı tarafı zarara uğratmaya çalışan kişilerin yaptığı, tüm dinlerin yasakladığı doğa üstü ve kötü bir yöntemdir. İnsanlığın tarihi kadar eskidir ve kim tarafından ilk kez nasıl yapılmış bilinmemektedir. Semavi dinlerin hepsinde büyü yapmak ya da yaptırmak yasaklanmıştır. Müslümanlıkta da büyü haram kılınmış ve yapan/yaptıran kişiye lanet edilmiştir.<br />
<br />
Şimdiye kadarki gözlemlerden anlaşıldığına göre büyü, özellikle ip, saç, tırnak, elbiseler vs.den yararlanılarak yapılır. Büyüde en önemli  faktör, büyü yapanın kalbini bağlaması, yapacağı işin tesir edeceğine inanması ve şeytandan yardım dilemesi ve nefes olayıdır.<br />
<br />
Büyü yapmak haramdır ve günah bakımından bu işi yapanla, sebep olan arasında çok fazla bir fark yoktur. Büyücünün kazancı da, büyücüye verilen para da haramdır!<br />
İslam dinine göre büyü yapmak haramdır. Kur’anı Kerim’deki hükümlerden büyü öğretmenin, öğrenmenin ve yapmanın, şirk ve küfür olduğunu anlamaktayız. <br />
<br />
Allah Resulü a.s.m, yedi büyük günah arasında büyü yapmayı da saymış, büyü yapanın Allah’a şirk koşmuş olacağını bildirmiştir. Bir kişi, büyücülerin her şeyi yapabileceğine inanırsa, Allah'a şirk koştuğundan kâfir olur. <br />
<br />
Büyü geçmişten günümüze dek kendini korumuş bir uygulamadır. Eskiden büyü yapan kişilere büyücü ya da cadı denmekteyken şimdi bakımcı, Medyum gibi adlar kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan işlemler genelde aynıdır. Hep birilerinin menfaati için başkalarına zarar gelmesini istemesinden ibarettir. Bazı durumlarda kadının ya da kocanın kendine bağlama büyüsü yaptırdığı da görülmüştür fakat bu da günahtır ve kesinlikle yasaklanmıştır.<br />
<br />
Kur’anı Kerim’de büyü ile ilgili olarak en geniş bilgi Bakara Suresi’nin 102. ayetinde verilmektedir.<br />
<br />
Bu ayette Cenab-ı Hakk, şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vettebeû mâ tetlûş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne) ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihra, ve mâ unzile alâl melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârûte), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcihî, ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yadurruhum ve lâ yenfeuhum ve lekad alimû le menişterâhu mâ lehu fîl âhirati min halâkın, ve le bi’se mâ şerav bihî enfusehum lev kânû ya’lemûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Hâlbuki Süleyman asla kâfir olmadı. Fakat o şeytanlar kâfir oldular. Çünkü  insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Hâlbuki o iki melek : ‘Biz ancak bir imtihan için gönderildik, sakın büyü yapmaya cevaz verip de kâfir olma’ demedikçe bir kimseye öğretmezlerdi. İşte bunlardan kişi ile karısını ayıracak şeyler öğreniyorlardı, fakat Allah'ın  izni olmadan bununla hiç kimseye zarar verebilir durumda değillerdi. Onlar, kendilerine zarar verecek, faydası dokunmayacak bir şey  öğreniyorlardı. Andolsun ki, onu her kim satın alırsa, ahirette onun bir nasibi olmadığını gayet iyi biliyorlardı.  Fakat karşılığında  canlarını sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi!"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 102. ayet)</span><br />
<br />
Yukardaki ayetten, büyü öğretmenin, öğrenmenin ve yapmanın, şirk ve küfür olduğunu anlamaktayız. <br />
<br />
ve bunlar gösteriyorki, büyü, sihir, nazar, ve hatta,  şeytan ve cin, ve melek, ve insanin yaptigi bütün mücadele, amma bunlar hastalik olsun, ama bir iyilik olsun, tamami iyi enerji ile kötü enerjinin savaşi, yani plesobo veya büyü ve nazar gibi yani.<br />
<br />
Evet, Allahü teâlâ, Mümin sûresinin altmışıncı âyetinde, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâle rabbukumud’ûnî estecib lekum, innellezîne yestekbirûne an ibâdetî se yedhulûne cehenneme dâhırîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 60. ayet)</span><br />
<br />
“Duâ ediniz, kabûl ederim”, isteyiniz, veririm buyuruyor. Fakat, duânın kabul olması için, beş şart vardır: Duâ edenin müslüman olması, Ehl-i sünnet îtikatında olması, haram işlemekten, bilhassa haram yemekten, içmekten sakınması, farzları yapması, bilhâssa beş vakit namaz kılması, Ramazan oruclarını tutması, zekât vermesi, Allahü teâlâdan istediği şeyin sebebini öğrenip, bunu araması lâzımdır.<br />
Allahü teâlâ, herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Birşey istenince, o şeyin sebebini gönderir ve bu sebebe tesîr ihsan eder. İnsan bu sebebi kullanıp, o şeye kavuşur<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Belâ gelmeden önce çok duâ etmelidir.</span><br />
<br />
Duâ, sıkıntılı zamanlarda, belâ geldiğinde değil her zaman edilmelidir. Rahat ve huzur zamanlarında çok duâ edenin, dert ve belâ zamanlarındaki duâları çabuk kabûl olur. Sevgili Peygamberimiz, “Şiddet ânında duâsının kabûl edilmesini isteyen kimse, refah zamanında çok duâ etsin!” buyurmuştur.<br />
Ebû İshak hazretlerinden duâ istediler. Duâ etti. Duâsının kabûl edildiğini gören bir talebesi, “Efendim, bu duâyı bana da öğretin, ihtiyâç hâlinde ben de edeyim” dedi. O da, “Bu duânın kabûl edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar ve devamlı ettiğim duâlar ve harâm lokmadan sakınmamdır.” buyurdu.<br />
Evliyânın büyüklerinden Râbia-i Adviyye, adamın birinin, duâ ederken “Yâ Rabbî! Bana rahmet kapısını aç!” dediğini işitince; Ey câhil! Allahü teâlânın rahmet kapısı, şimdiye kadar kapalı mı idi de, şimdi açılmasını istiyorsun? dedi<br />
Rahmetin çıkış kapısı her zaman açık ise de, giriş kapısı olan kalbler, herkesde açık değildir. Bunun açılması için, sadece sıkıntılı zamanlarda dağil her zaman duâ etmeliyiz!<br />
<br />
Sebeplere yapışmalıdır<br />
<br />
Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesine uymadan, sebeplere yapışmadan, çalışmadan duâ etmek, Allahü teâlâdan mucize istemek demektir. Müslümanlıkta, hem çalışılır, hem de duâ edilir. Önce sebebe yapışmak, sonra duâ etmek lâzımdır.<br />
Kur'an-ı kerimde Allahü teâlâ dâimâ çalışmağı emretmektedir. İnsan bütün gayreti ile çalışacak, bütün zâhirî sebeplere yapışacak, ancak ondan sonra Allahü teâlâdan istiyecektir. Çalışmadan önce değil, çalışırken, başarabilmek, kazanmak için, Rabbine yalvararak, Ondan yardım bekliyecektir<br />
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:<br />
“Çalışmadan duâ eden, silâhsız harbe giden gibidir.”<br />
Adet-i ilâhiyyeye uymak, sebeplerini aramak, bulmak için çalışmak lâzımdır. Şartlarına uyarak çalışana, elbet verilir. Dilediğine, çalışmadan da, ihsân eder. Fakat sebeplere yapışmamızı emretmektedir.<br />
Sebeplere yapışarak, yalvararak, ağlı(Zeker) ve sığınarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir. Duânın kabûl olunduğu anlaşılıncaya ve sıkıntılar kalmayıncaya kadar, böyle duâ etmelidir. Başkalarının ettiği duâ da faydalı ise de, dertlinin kendisinin yalvarması daha yerinde olur. İlâc almak ve perhiz yapmak, hastaya lâzımdır. Başkalarının yapacağı, olsa olsa, ona yardımcı olmaktır.<br />
<br />
Cenâb-ı Hak buyuruyor:<br />
“Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarını kabûl ederim…” (Bakara, 186)<br />
<br />
Rasûlullah (sav) buyurdular:<br />
“Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!” (Müslim, Salât, 215)<br />
<br />
Fahr-i Kâinât Efendimiz:<br />
“–Bir kul günah olan veya akrabâsı ile darılmasına yol açan bir şeyi dilemedikçe yahut acele etmedikçe duâsı kabûl olunur.” buyurmuştu.<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Acele etmek ne demektir?” diye sordular.<br />
Allâh Rasûlü (sav):<br />
“–Kul; Nice defâlar hep duâ ediyorum da Rabbim duâmı kabûl etmiyor. der. Duâsının hemen kabûl edilmemesi sebebiyle bıkar ve duâyı bırakır. (İşte o zaman acele etmiş olur.)” cevâbını verdi. <br />
<br />
(Müslim, Zikir, 92)<br />
[2]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Rahman suresinde 31 defa tekrar eden ayet)</span><br />
<br />
Allahu Teala Rahman suresinde 1 ayeti neden 31 defa tekrar etmiştir, Sebebine gelince: Allah gücü hakkında, Nakız düşünmememizi istediği için, sanki kulağımıza kulak çivisi sokar gibi, bu ayeti kulağımıza sokmakta, unutmamamızı istiyor. Bu hayatta, Allah gücünü, ve yapabileceklerini, ve bizim de yapabileceklerimizi sayıp döküp, Ondan sonra diyor ki işte: "Bunlardan hangisini yalanlayabilirsiniz." diyerekten bize bir pozitif enerji yaymamızı istiyor, Çünkü siyah enerji ile kötü Enerji ile iyi enerji savaş halinde, yani Rabbimizin gücünü ve yapabildiklerini bildiğimiz zaman, kötünün onun karşısında güçsüz olduğunu anlamamız için, yani yine plasebo etkisi ile, iyi enerjiyi Galip getirmek ki bu zaten. dünyada Allah'ın yaptıkları meydanda zaten, şeytan Neyi halk etmiş ki, kötü enerji ne yaratmış ki, Rabbimizin binlerce mucize halinde yarattıkları, var ettikleri varken, şeytanın yaptıklarının lafı mı olur yani, bunu idrak ettiğimiz zaman, Allah'ın gücünü küçümsememiz gerektiğini öğrenmiş oluruz, o zaman da, kötü ve kara enerjiye karşı silah olur bize, yoksa kötü ve Kara Enerji bizim enerji boyutumuzu hapsederekden, bizi zayıf düşürür, güya sanki Allah'tan daha güçlüymüş gibi bir güç ona affedersek, Kendi kendimize Zarar vermiş oluruz. O yüzden bize Allah yolu gösteriyor Bu ayet ile, Ve yine başka bir ayet ile <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ  وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerahu. Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerahu.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ZİLZAL Suresi 7 ve 8. ayet)</span><br />
<br />
Zilzal suresi 7. ve 8 ayeti ile Allah bize birincisi ile umut var olmamızı, Yani, en küçük iyiliklerimizin bile karşılığının olduğunu söyleyerek den bizi umut var olmaya itiyor, Allah, senin, en küçük bir iyiliğinden tutup, seni kaldırabilir demektir bu, yani haşreder, yeniden Doğdurur dünyaya, Ve devamı olan 8. ayet ile de bize korku verip,  bu hususta Elimizden geleni yapmamız gerektiğini öğretiyor, yani siyah enerji ile savaşmamız gerektiğini öğretiyor ki, kötülük yaparsan ceza göreceksin, o zaman kötülük yaptıran enerjiye karşı durmamız gerektiğini öğreten bir ayet, yani öyle umutlu olup da, yayılmamamız gerektiğini öğretir bu ayet. Velhasıl iyi enerji ile kötü enerjinin durumunu izah eder bize.<br />
<br />
<br />
Geçenlerde Kendi Gençliğimizi anlattık, ve gençlikte zayıf olduğumuzu ve Afedersiniz, hayvan gibi yediğimizi, fakat kilo almadığımızı  söyledik. Sebebine gelince o zaman namaz, niyazın, zikirler, ve besmelenin bizde az olduğunu fark ettik, Daha sonra, Burhami  tarikatına girince oranın virdi ve Zikri olan  besmeleye başlayınca, artık yediğimiz içtiğimiz besmele ile oldukça, vücut onları dışarı ihraç etmez oldu, bir köşelere  yigaraktan depo eder oldu, ve kilo aldık.  Deccal dan  birşey öğrendik ki, ters enerji, ya da tersine çevirmek, Öyle olunca eğer biz  Besmele ile yiyip içince bu kiloları aldıysak,  bunları ters çevirince Yani  Besmelesiz yiyip içince,  o zaman kilo vermemiz lazım, ve bunu sizlere vaaz edip anlattım, kendimde hakkalyakin tekrar yaşamak için, Besmelesiz yiyip içmeye başladım, ve işte burada Yine bize destek olacak olan enerji plesebo enerjisi. ve Sakın buna başladığıniz zaman benimki 1 ay oldu ya da 1 hafta oldu hiç faydası yok demeyin,  plasebo etkisini yok etmeyin,  Çünkü Muhammed öyle dedi, illa dualarınız kabul olur, Siz kabul olmadı diyesiye kadar,  o zaman bu besmelesiz yemek icmek ve zayiflamak hikayesi de illaki Doğrudur, Belki siz fayda etmedi diyesiye kadar,  bizim yine raşidi zikirleri yalan dolan değil, Kur'an'dan bizzat ayetlerdir, o zikirden sonra yapılacak olani tarif ettim, ve dedim ki: şuraya kadar okuyup da,  ağzının genişliği dibinin derinliğinden geniş ve büyük olan  tas ve kaseden, su veya süt içerek den, Yağmur ve kar yağması meselesi de aynı, plasebo etkisi ile etkilenir. taaaaki siz bende fayda etmiyor , yahut kabul olmuyor diyesiye  kadar etki eder, yahut bir münkir öyle şey olur mu diyesiye kadar  fayda eder.<br />
<br />
<br />
dehlizlere düştüm Çıkmazlardayım .<br />
Sanki bütün bildiklerim yanlışmış<br />
 yahut diyorum ki sanki  herkesten çok şey biliyor muşum.<br />
 yahut yüzde bir bile ilmim yokmuş.<br />
<br />
 Hayat Rahman ve Rahim ilmini bilmek de saklı. yani Can ilminde saklı.  Can, Can ise Canlarda gezen bir şey, <br />
<br />
 Yusuf u kaybettim Kenan ilinde<br />
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz<br />
Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz<br />
Bu ne yaredir ki çare bulunmaz<br />
<br />
Aşkın pazarında canlar satılır<br />
Satarım canımı alan bulunmaz<br />
Yunus öldü deyu selan verirler<br />
Ölen beden imiş, aşıklar ölmez<br />
<br />
Yunus Emre<br />
<br />
<br />
can ilmide  Besmeleyi bilmekte sakli, besmele ise  Rahman ve Rahim bilmekte sakli, Rahman ve rahim ilmi ise  ise a* ve y**** ilmi nedir bilmekte yatar.  yahut kafirlerin yaptığı gibi  füzeyi füzeyi takarakdan uzaya gitmekde degil, <br />
halbuki can ilmi O da değil,  canlar canlar dan  canlılara geçerek ten  küçülüyor  veya büyüyor. <br />
Ve bu konudaki  bilgim  ise Bir koca karınin bildigi  bilgisinden daha öte değil.<br />
<br />
Ve bana bugün yolda giderken, bilginin sahipleri tiyo veriyorlar,  ve diyorlar ki : "Sizinkiler, altını küpe kolye yapipda,  boynuna takmasını bildiler, Halbuki Allah, altını boyunlarda takmak için değil, kulaklarda takmak için değil, onunla iyi ve güzel amelller edilip faydalarindan fayda  edilsin diye yarattı.  ve bunu ilim sahipleri bildi buldu, ve bilgisayarın cip kartinin içine Taktı  ve bilgisayar işlemcisni (Bilgisayar Chip setini) keşfetti. ve telefonun içine altın takıldığını, altından yapılacağınıda bildiler buldular, ve bunu bilen biziz, ve gercek bilginin sahibi biziz diyorlar, emennaaaa deyipde hemen kabul ettim.<br />
<br />
Bir ilim de var ki Kur'an ilmi, zikir, fikir, Namaz, abdest, tasavvuf, tarikat, hakikat ,marifet,peygamber din ahlak ve Allah, ondan da biraz bir şeyler öğrendik Hatta yapmaya çalışıyoruz, ve fakat hangi tarafa gideceğim artık şaşırdım, Bilgiden tarafa mı, bu altin ilmi tiyosu ve  bilgisini verenlerden tarafa mı gideyim, Yoksa bu can ilmi yani Rahman Rahim bilgisi verenlerden  tarafa mı gideyim.  Cahil cahil, cahil bir koca karı bile bu ilmi, benden daha iyi biliyor, ben bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum.  SIR bu bir SIR kimse SIRRINI ifşa etmiyor. yok  bu konuda bilgisizim, yok şimdi de bir bilgim yok, ama sadece biliyorum ki, Var mı öyle bir bilgi? var, bir ilim var, Yaşıyorum hakkalyakin. Kimden tarafa gideyim,  bilginin sahiplerinden tarafa mı gideyim, yoksa Allah kitap din diyenlerden tarafa mı, tasavvuftan tarafa mı gideyim, zikir fikir mi? Nakşibendi Tarikati Almanya Vekillerinden Afyonlu Yarbay Mehmet ILDIRAR  vardı, Yarbay bize tasavvufu öğreten adam, onun hakkinda diyorlardı ki : bu adam için, bu adam insanları öldürüyor, cennete gönderiyor, ahirete gönderiyor, geri getiriyor, yani Hz isa nin  yeni modeli, 80 ler 90 lar 2000 ler modeli adam idi o, öldüren dirilten adam. ben o tarikattan ayrıldım, az zaman geçti, Yere göğe sığdıramadıkları adam,  Yarbay da öldü,  peki  Neye Yaradı, Onun bu kadar ilmi bilmesi,  öldürmesi veya  diriltmesi? <br />
<br />
Geçen hafta dedik ya : Allah kim? Allah kim? Allah nerede? hangi ilimin peşinden koşayim Allahim seni bulmak için, Rabbim neredesin, kimlesin, Hangi candasın,  Mehmet hoca, Mehmet, Yarbay Mehmet , Öldürüyordu ve tekrar diriltiyordu,  ama baktım ki kendisi ölmüş!!!<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَرَسُولاً إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنِّي قَدْ جِئْتُكُم بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ أَنِّي أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِ اللّهِ وَأُبْرِئُ الأكْمَهَ والأَبْرَصَ وَأُحْيِي الْمَوْتَى بِإِذْنِ اللّهِ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve resûlen ilâ benî isrâîle ennî kad ci’tukum bi âyetin min rabbikum, ennî ehluku lekum minet tîni ke heyetit tayri fe enfuhu fîhi fe yekûnu tayran bi iznillâh(iznillâhi), ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyîl mevtâ bi iznillâh(iznillâhi), ve unebbiukum bi mâ te’kulûne ve mâ teddehırûne, fî buyûtikum inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 49. ayet)</span><br />
<br />
Hz isa  için öyle dediler :  Kur'an'da bile geçiyor ölüleri diriltirdi diyor, Hz isa da  ölmüş yok ki artik hz isa<br />
Hangi adamın  peşinden koşan, hangi bilginin peşinden koşan, kime  kimlere inanayım,<br />
O nu (Hz Mehdi yi yada bizi) sevdiğini söyleyen biri vardı, Gemileri Yak dedi, biz de Yaktık gemileri, o  orada yoktu, beni terk etmişti, ben gemileri yakmakla da artik yayan kalmıştım, Hatta Öyle ki evsiz barksız çoluksuz kala yazıyordum. Ey sevgili, habib olan, rahim olan Allah, Ey sevgili, Sen de bana kazık attın. Sana da inanmam artık, kime inanayım, kimin peşinden koşan, Kim, kim, kim Allah, Allah kim? nerede? hangi ilim? dehliz lerdeyim,  Çıkmazlardayım, inancım güvencim kalmadı yarına,  benim can ilmim bilgim okul görmemiş bir kocakarı kadar bile değil miş….. <br />
<br />
Dün Mevlid Kandili,  Peygamberimizin doğum gününün yıldönümü, ve orada televizyonda, amcanın bir tanesi diyor ki : peygambere layık Ümmet olabileceğimmi, yahut Allah'a layık kul olabileceğimmi gibi bir cümleyi kullandı.<br />
Kim kime layık olacakmış. Allah bizi  köle olmamız için mi yarattı,  ha bu kölelik Muhammed'e olmuş, ha bu kölelik Allah'a olmuş, ama Bilmem kime olmuş, aynı şey değil mi Zaten hepsi. Müslümanın Bilmem, Allah'a layık olamadık, peygambere layık olamadık diyerekten, boynunu büküp, ağlayan sızlayan, namaz kılan Abdest alan adamlara  bir bak, devletlerede bir bak,  hepsi fakru zaruret içinde, fakirlik yakadan paçadan akıyor.  Bunlar Müslüman, namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, hacca giden insanlar, Bunları yapmasına rağmen, Allah'a layık kul olamamış peygambere layık kul olamamışımış, Allah'ın layık Kullari kim o zaman Bir bak! bir bak Amerika'ya, bak İsrail'e, bak almanya ya, bak fransaya, bak  adamlar, kadınlar,  giyinme, kuşanma, alet, Erdevat, müzik, fizik,  teknik, bilim, ilim,  hatta tasavvuf bile, hepsi  onlar da, sen dergahta tasavvuf işliyorsun, onlar da filmlerde  işliyor. Adamlar erkenden kalkıyor, işinin başına geçiyor, Allah rızkın çoğunu, sabah erken kalkmaya koymuş, seher vakti kalkmaya koymuş, Neden sabah namazı bize farz olmuş,  sabah namazı bize farz ike,  bizim erken kalkmamız gerekirken, erkenden kalkabilen onlar, biz dokuzda  saat onlar da uyanıp kalkıyoruz, çogumuz  kalkıp da sabah namazını bile kılmıyoruz, nerede kaldı Müslümanlık,  nerede kalacak gavur dediklerinde  kaldı,  Sabancı rahmetli bile biraz akıllıymış O diyordu sabah erken kalkan en iyi çorabı kapardı diyordu,  "erken kalkip, el  akil kaparken, Bizimkiler lokul kapmış", derler zaten. bu sabah kalkmanın  sırrı da erken yatmak da gizli, gece 12'lere kadar dizi seyredersen, Tabii kalkamazsın sabahleyin. Peygamberimiz ve Ashabı yatsı namazını kılar kılmaz evlerine dönerlermiş, yani öyle sabahlamak yok. ama bu gün internet var tube dallari var cesit cesit filim diziler var degilmi zor bu devirde, evet bazıları gece işinde çalışıyor O da tamam, O da ayrı mesele, Gecesi gündüzü ne karışmış insanlar onlar,  Ama Allah'ın veli kulları meselesine gelince, ya da Allah'a layık kul olmak meselesine gelince, bak dedi ki : Allah'in layık kulları,  dünkü bilgi da kalmayıp, mesela : Dün tarla çapa ve  kürek  ile eşilip ekilirken,  daha sonra pulluk  bulunmuş,  hayvanlar kullanılmış, insanoğlu biraz daha akıllanmış traktör bulmuş, artık yükü sırtından atmış, Bizimkiler ilk makarna bulmuş, erişte kesmiş,  ondan sonrakiler yatmiş uyumuş,  Gavur dediklerin makarnayi elde kesmek yerine, spagetti burgulu fiyonk,....  makarna yapan fabrika kurmuş icat etmiş, ve fabrika bir saatin içinde, çuvallar dolusu makarna yapabiliyor, sen o kadar makarnayi, elinde o kadar zamanda yapabilir misin, işte sana kolaylık, işte Allah'ın kulları bak nereye ermiş, Rahata ermiş, kimin sayesinde,  Allah'a layık Kullar sayesinde. kim Allah'a layık Kullar, misal makarna fabrikasını kuran ekmek fabrikasi kuran, cep telfonu fabrikasi kuran,....gavur dediğin adamlar.  biz ne yaparız : Namaz kılarız, abdest alırız, oruç tutarız, Kandil geceleri sabahlarız, bunlarınan  bir de cennete gideceğimiz  zannederiz en iyi köşesi bizim olcak. Halbuki adamlar  bu dünyada kendi cennetlerini kendileri imar edip duruyorlar.  Bizimkiler de öldükten sonra cennete gideceklerini zannediyor. o cennetlere gitmek  namaz la  oruç tutmak ile falan olsaydı, o kullar ermezdi o rahata,  yada  gitmezdi de, Bizler giderdik o cenente, yada  o rahata huzura, ama Bizler onların sayesinde eriyoruz bu rahatlatıcı teknolojiye ve cennetelere.. ve Allah öyle yerlere secdeye varip tapinilmasından  falan da hoşlanmaz, Bilakis Allahu Teala, insanların aklını çalıştırıp, dünyayı imar edip, mamur etmesinden hoşlanır ki, Öyle de zaten, o yüzden bütün bu rahat ve keyfi, bu konuda gayret edenlere vermiş.  cennette öyle, uzaya yapılan  bir yolculuk ile gidip de gelinen  yer değil. Cennet burada, sen cenneti burada kurabilirsen, kuracaksın kuramazsan, işte öyle fakir fukara yaşayacaksın.<br />
Evet dünyada Allah u Teala'nın özene bezene yarattıgi kedi, köpek, at, eşek olduğu gibi, yine Domates, Biber, Patlıcan olduğu gibi, bunları yağmur yağdıraraktan,  güneşleri  doğduraraktan Yeşerdip bitirdiği gibi,  ama  bazı kullarının eliyle meydana getirip icat ettirdigi yani yarattığı şeyler de var, traktör gibi, uçak gibi, araba gibi, bulaşık makinesi gibi, çamaşır makinesi gibi, evdeki fırın gibi,.......  yani Velhasıl kelam Cennet öyle sadece domatesle biberle olacak bir yer değil, orada müzik çalan batarist e de ihtiyaç var, çaldığı bataryayada ihtiyaç var,<br />
onu bilen birine de ihtiyaç var ki,  Tuba Dalları çalıp Dursun. Öyle olunca traktör gökten yağmurla inmedi, Allah bazı kullarının eli ile halketti onu.  işte Allah'a ve peygambere layık kul olmak da, kafayı çalıştırmak dan geçiyor, öyle Kandil gecesi sabahlara kadar Ağlamakla, sızlamak ile değil. Kim kime layık kul olacakmış, Peygamber bile olsa  aynı durum. Sen Gece Vakti Yolda giderken, yolunu aydınlatan, elindeki Lambaya  kul köle olup ta tapınmanmı lazım.  yoksa gerektiğinde kullanıp işi bitti mi yerine koyman mı lazım. Allah'a kulluk peygambere Ümmet  olmak bile aynı şey. <br />
<br />
Süt veren Hayvanlar, nasıl çayırda çimende otlaması gerekiyorsa, bu gün ve hafta içinde, vaazı yazmadan önce,  Ahmet amca dan, Fatma teyze den,  hanımdan,  oğlandan, kızdan,  atlardan, arabalardan, televizyondan, internetten, gördüğüm, duyduğum şeylerden,  Tefekkürr ederekten, ve  bunların sonucunda, Keşfen bana bildirilmiş olanlardan topladığımız bilgileri, not ederekten, malzeme meydana getiriyorum, Yoksa, hani  Kadir suresinde geçtiği gibi, bunlar bir gecede  değil  yani. nasıl koyunun süt vermesi için, ineğin süt vermesi için, dananın et vermesi için, çayırda otlaması lazımsa, Bizim de bazı olayları görüp, onlardan ders çıkardıktan,  onların sonucunda meydana gelen fikir ve firaset ile oluşan bilgilerin meydana gelmesi lazım ki, Muhammed de  Kuranı Kerimi  23 senede tamamladı, Öyle dinimiz bir günde meydana gelmedi. Hz isa ninki de öyle, İncil'de öyle kitap halinde inmedi,  isa Efendimiz gördü ve yaşadı, o  bildiklerini hayata tatbik etti,  o şekilde incil meydana geldi. ve işte Allah dünyada suları önce Pınar gibi ince bir su halinde yeryüzüne çıkarıyor, Pınar akıp Çay  oluyor,  çaylar Irmaklara akıyor, Irmaklar nehirlere dönüyor, nehirlerde denizlere akıyor,  denizlerde okyanuslara akıyor, okyanuslardanda sular,  Buhar olup  yağmur olup geri dönüyor.<br />
işte bizde duydugumuz, bir sözden, yada baktgimiz bir resimden, yada yoldaki bir karincadan, bakip o anin icindeki duruma göre bir fikir ve tefekküre variyoruz, yani bir bilgi bize dogru akan bir pinar oldu işte, ister bu bilgi, bir ahmet amcadan olsun, istrer mehmet amcadan olsun, veya yerdeki karincadan, gökteki kargadan olsun. işte onlar birleşe birleşe bize akti, biz pinar iken, olduk cay, sonra biraz daha akti, oldu irmak, biraz daha akdi olduk nehir, ve biz de gittik, yani dünya nehiri intenet denizine anlattik, ve bilgi derya deniz oldu, sizlerde cookca birilerine bu bilgileri anlatinca, deniz de derdini okyanusa dökdü, ve sonra bizde sizlerin, bu sözleri bir yelerde konuştugunuzu ben tekrar geri duyunca, işde okyanusdaki sularda, buhar oldu, döndü geldi bizi buldu demek olur.<br />
<br />
Vaazımızın hitamına gelen konuya gelince, Raşidi tarikatına intisap edip, zikrimizi çekenler den,  Mesela 5. sınıf bir sofi, zikirden düşme hali yaşıyorsa, en azından yumuşak düşüş İle düşsün,  peki yumuşak düşüş nasıl olur deyince, 5. sınıf veya 10. sınıf zikir çeken Bir Sofi'min meşgul olduğu, ya da yorgun olduğu, ya da zikir çekme isteği olmadığı günlerde, en azından 1. sınıf zikri  çekebiliriz o gün, ya da hizbul Kasr zikrimizi çekebilir,  ona da gücü yetmezse, En azından intisap Zikri okuyabilir,  başlayıp da yarım bırakmak yerine, hani Aksaray  var 1200 odalı, o binanın yapilmaya başlanıpda bitirilmesi ne kadar uzun sürer değil mi, Hani cennette de Köşk verecekler ya, mesela kelimei Tevhid okuyana Köşk verecekler ya,  Ama sen 500 odalı Köşk yerine, okuyamadigin o gün, en azından 4 odalı bir ev sahibi ol,  1200 odayi 2 senede bitireceksin,  ama 4 odalı bir evi 4 ayda bitirirsin değil mi zaman meselesi, mekan meselesi Yani, yine bir bütünü kurtar, Yarım yapmayalım, Yarım olan işe yaramazki, mesela evin duvarlarını yaptık ama, çatısını  yapmadık ise, işe yaramaz ki, Yağmur yağdı mı tepemize Akar, soğuk içeri girer, zikirde böyle, bir bütünü devir edin, ister bu küçük bütün olsun ister büyük bütün, gücünüz varsa, büyük  bütünü zikir  çekin, yada  küçük bütünlerden birisini  çekin ki,  kapısı bacası tam bir ev gibi olsun.  bu haftaki tarikat dersimizde bu. Yani Aksaray yapamıyorsan 4 odalı ev yap, onu da yapamıyorsan, bir pansiyona gir, onu da yapamıyorsun, tek oda bir otel odası, yani zikrimizden böyle, parçalı ve bütün halde, 1. sınıf bir bütün, 2. sınıf bir bütün, Hizbul Kasır bir bütün, Hizbul Kebir bir bütün, virgül nokta nokta…<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Mehdi Aleyhisselam'ın fiziksel özellikleri</span><br />
<br />
Bu hafta bir de Mehdi Aleyhisselam'ın fiziksel özelliklerinden bahsedeceğiz ki, Mehdi diye bildiklerinizi biraz kıyas ederseniz, Kim bu özelliklere sahip acaba, aralarında belki seçim yapmanıza sebep olur, birçok sahte Mehdi var, İçlerinden bir tanesi de gerçek Mehdi olabilir değil mi? o yüzden bize bazı sebepler ve bilgiler lazım, işte Muhammed'in hadislerinde Mehdi'nin özellikleri anlatılırken şunlar sıralanmış, alnı geliştir ve içbükeydir, saçı siyahtır, kaşlari  kavislidir, burnu küçük ve hafif yukarı bakık gibidir, sakallıdir, etinin Latif olduğunu Yani etinin derisinin Latif yumuşak olduğunu söylemiş Peygamber Efendimiz, cildinin yumuşak olduğunu, ve yüzü parlaktır demiş,  Ki Bizdeki bu özellik cildimizin yağlı olması sebebiyle, orta boyludur demiş, tarifi ise : uzundan biraz kısa, kısadan da biraz uzun diye tarif etmiş, Dişleri leman eder demiş  yani leman ya da liman Limandaki özellik nedir deniz karaya geçiş, Kara denize geçmiş vaziyettedir Yani ne manada kelimesi üst dişleri alt dişlerin üstüne geçmiş vaziyettedir, Deniz üstte Kara'nın üstüne geçmiş vaziyette, limanda yani Liman ederse sanki üst dişleri alt dişlerin üstüne geçmiş gibi manası var bu ayette, bazılarının alt dişleri üst dişlerinin üstüne geçer, gevgec  ağız denir onlara. oylukları geniştir. omuzları geniştir, Sağ bacaginda Ben vardır diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, Bendeki bu özellik ise, yaz gününde kısa şort şeklinde pantolon giydiğim zaman, Sağ ayağımın baldırının arka tarafında bir tane siyah ben gibi bir görüntü var, Onu bakan ben zanneder ama, o ben değildir, Bendeki ben, taş ocağında çalıştığım için, taşları keserken, murç denen  demirlerle delik oyulur ve, taşa  oyulan deliklere demir çivi  koyulup tokmaklanaraktan, taş parçalanıp kesilir, o yüzden çalıştığım işyerinden 4 baraka işçi vardı, ve ben yönümü sola dönerken, sırtımda yani, ardım Diğer barakadan tarafa geldiği için, Oradaki çalışan arkadaş,  tokmak ile demire vurulduğunda,  dengeli vuramayınca, o çivi kafasından parça koparıp, yani Çelik parçası fırlayıp gelip,  benim baldırıma girdi, o vakit Ben içinde çelik olduğunu hissetmemiştim, sadece acı duymuştum ve kan akmıştı, herhalde Çelik yok diye doktora falan gitmedim ben, onun içinde çelik varmış, ve Çelik Etin içinde zamanla kara bir ben halini aldı. gidip çıkarttırmak istiyorum ama, kesecekler biçecekler, kendi kendimize iş çıkar, bir de Allah benim için etinin içine Demir parçası koyarak da, aynen kuduz mikrobunun eskisinin kuduza tedavi olduğu gibi, benim etimin içine de Çelik parçası, küflü Çelik koyaraktan, tetanoz aşısı olmadan da  tetanoz aşısı vurulmuş gibi Vücudumun fonksiyonu devam etmesini sağladığı için, çıkarttırmak da işime gelmiyor, ve Muhammed Benim vaktim e geldiğinde beni arkadan gördüğünde, Belki o Çelik parçasının, siyah Ben halindeki şeklini görünce, Ayağında Ben var dedi belki, ama Aslı ben de saklı yani.<br />
yine özelliklerine devam edersek, sakalları alttan meczum  demiş Peygamber Efendimiz, yani cezm edilmiş, yuvarlatılmış demek, cezim yuvarlaktır, sakalları yuvarlatılmış alttan, öyle Cübbeli ki gibi değil yani kısaltılmış, yuvarlatılmış cezm edilmiş, üstten ya da yanlardan ise kesvectir,  bu  kelime ise, Kevser kelimesinden, Hz Peygamberimizin  havuzu Kevseri, Pınar'ın Bir havuzu vardır,  ya da gölün bir alanı vardır Hani derler ya, Başın Pınar, Ayakların Göl Olsun, Yani Pınar yüzü gibi, içinde su var  kenarları topraktan, ve  akan yeri ve elips şeklinde, ya da yuvarlak şekilde, sakali yuvarlatılmış şekilde, Pınar'ın şeklini bilen zaten ne demek istediğini anlayacak, Pınar dört köşe yapılmaz, yuvarlak yapılır, yani elips şeklinde yapılır, yani nedir o yani yuvarlatılmış şekilde sakallari kisaltilip yuvarlatılmış şekilde tıraşlanmış demek.  Uykusuz olduğunda rengi solar demiş Peygamber Efendimiz, yani uykusuz olduğumuzda rengimiz değişir, ya esmerleşiriz, nurumuz biraz gider kararmaya başlar, Karardı yine suratın derler bizimkiler, Türkiye ye ilk kez izine giderken, buradan 3 gün yol gittim uykusuz olaraktan, ilk defa Türkiye'ye gittiğimde, gaskara oldum, yüzüm renk değiştiriyor uykusuzluktan, neredeyse  zenci tenli  olacağız yani. diz kapakları çıkıktır demiş Peygamber Efendimiz O da ismimizde saklı, Raşit ya da Raşitizm işte Raşitizm demek, eklem yerleri çıkıntılı kimse demek, Allah ismimize koymuş Onu da zaten, ismimizde saklı zaten. yanağında Ben vardır demiş, yine o da ben değil, yara izi, çocukken, tavşınak odunu yüzüme çarptı, o yüzden orada leke kaldı, Sanki ben gibi, yani paçamız da var,  Hani kabadayıların, bıçak yemiş, Bilmem yumruk yemiş paçası olur ya, yani Kabadayı olduğunu belli eden yara izi, bizim de paçamız Haktan, davşinak odunu paçası sebebiyle.  Burnumuz ise boksör burnu, kıkırdak yerinden çıktı ki, oynayabiliyor, kırılmasın diye, sağa sola dönebiliyor, Boksörler, özellikle o ikirdak kemiği kestirirlermiş ki, yumruk yediği zaman acı çekip burnu kırılmasın diye, biz de gençliğimizde yaptığımız bir kavga sebebiyle, burnumuza yumruk yedik, ve Burnumuzun  kıkırdak kemiği yerinden çıktı, Ve artık sağa sola hareket edebiliyor, esnek, yani Boksör burunu. Mehdi'nin kas Çatma çizgisi bir tanedir diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, inşallah görüntülü vaaza bakanlara görmesi için, bir defa orada kaşımızı catarız, sizde bakar, bizdeki hali nasıl olduğunu görürsünüz, Adnan Oktar'ın da tek imiş o çizgiden, Hani herkes olabilir  mehdi, ben burada iddia etmiyorum mehdi benim diye, Ama bendeki de tek çizgi,  alametler onu gösteriyor, yoksa iddiamız yok. ayakları dışa doğru bakar demiş,<br />
<br />
<br />
Rabbim mehdi cemmetini  zkirden düşenlerden degil, düşse bile kalkabilenlerden eylesin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DiPNOTLAR :</span><br />
[1] www namazsitesi com/ilmihal/mufsid<br />
[2] www mumsema org/misafir-sorulari/183662-duanin-kabul-edilmesinin-sartlarindan-biri-acele-etmemektir<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 20 Kasım 2018 Salı  <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">islamda Plesebo Etkisi ve Münkirlik ve Münkirler ve ifsad ve Müfsidler</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 20 Kasım 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهَذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَاهُ أَفَأَنتُمْ لَهُ مُنكِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve hâzâ zikrun mubârakun enzelnâhu, e fe entum lehu munkirûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İşte bu  Zikir  ve dua bizim indirdiğimiz mübarek bir dua(vird) ve Zikirdir ki  Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENBİYÂ Suresi 50. ayet</span><br />
<br />
(Biz bunu bu ayeti Kurandan ve hadislerden derledigimiz, Kur’andan parçalar olan <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Raşidi zikir Evradına</span> itafen kullanıp ta diyoruz ki, Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?)<br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Duâda acele edilmezse, duâ kabûl olur" buyurdu. <br />
<br />
Duâda acelenin nasıl olduğu sorulunca Peygamber Efendimiz<br />
<br />
“Allahü teâlâ, duânızı  illa ki kabûl eder. Taaaki Duâ ettim, hâlâ duâm kabûl olmadı diyene kadar! Allah'tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Duâ eden, üç şeyden hâli değildir: Ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, Yahut âhırette mükâfatını bulur.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Rabbiniz, şüphesiz hayâ ve kerem sahibidir. Kulları ellerini kaldırıp kendisinden birşey istedikleri zaman, onların ellerini boş çevirmekten hayâ eder.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Duâda acele edilmezse, duâ kabûl olur.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Münkir Nedir?</span><br />
<br />
Arapca ismi mef ul yani  İnkâr eden, kabul etmeyen, inkar etme fiilini yapan kimse yani bir nevi başlanmış olan bir ibadeti bozan  inkari ile bozan demekdir buna benzer birde müfsit vardir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez, muhakkak ki fesat çıkaranların amelini ıslâh etmez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 81. ayet)</span><br />
<br />
Müfsid, dinimizde, meşru olan bir işi veya başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylerdir. İmanı ve namazı, nikahı ve haccı, zekatı, alış ve satışı bozmak gibi. Mesea, Allaha ve kitaba sövmek küfür olup, imanı bozar. Namazda gülmek, abdesti ve namazı bozar. Oruçlu iken bilerek yemek, içmek orucu bozar.<br />
<br />
Farzları, vacibleri ve sünnetleri yapana ve haramdan, mekruhdan sakınana ecr, yani sevab verilir. Haramları, mekruhları yapan ve farzları, vacibleri yapmayana günah yazılır. Bir haramdan sakınmanın sevabı, bir farzı yapmanın sevabından kat kat çoktur. Bir farzın sevabı, bir mekruhdan sakınmanın sevabından çoktur.<br />
<br />
Mekruhdan sakınmanın sevabı da, sünnetin sevabından çoktur. Mubahlar içinde, Allahü teâlânın sevdiklerine "Hayrât ve Hasenât" denir. Bunları yapana da sevab verilir ise de, bu sevab, sünnet sevabından azdır.[1]<br />
<br />
<br />
Kuranda münkir kelimesi gecen ayetler<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنكِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Em lem ya’rifû resûlehum fe hum lehu munkirûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym MU'MİNUN Suresi 69. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمِنَ الأَحْزَابِ مَن يُنكِرُ بَعْضَهُ قُلْ إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللّهَ وَلا أُشْرِكَ بِهِ إِلَيْهِ أَدْعُو وَإِلَيْهِ مَآبِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne âteynâhumul kitâbe yefrahûne bimâ unzile ileyke ve minel ahzâbi men yunkiru ba’dahu, kul innemâ umirtu en a’budallâhe ve lâ uşrike bihî, ileyhi ed’û ve ileyhi meâbi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 36. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ اللّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ الْكَافِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya’rifûne ni’metallâhi summe yunkirûnehâ ve ekseruhumul kâfirûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar, Allah’ın ni’metini biliyorlar, sonra onu inkâr ediyorlar.Ve onların çoğu kâfirlerdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym  NAHL Suresi 83. ayet)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Plasebo Etkisi Nedir? Plasebo iyi Enerji ve Etkisi Nedir?</span><br />
<br />
Plasebo etkisi; kişinin aldığı ilaç (ilaç yerine verilen etkisiz ilaç) hakkında kendini iyileştireceği yönündeki düşüncesi, bu inancına paralel olarak fiziksel veya psikolojik iyileşmesidir. Bir bakıma, bireyin kendini iyileşeceğine inandırmasıdır. Alınan ilacın hiçbir etkisi olmasa bile, kişi inandığı için meydana gelen hem fiziksel hem psikolojik olarak iyileşmesidir.<br />
<br />
Plasebo (Placebo), Latincede “memnun edeceğim” anlamına gelmektedir.<br />
<br />
<br />
Yukarıdaki hadis gösteriyor ki : Hz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri plasebo etkisi nedir biliyordu. Çünkü bilmese der mi ki o hadiste,  Duanız kabul olur, Fakat taaa ki siz, kabul olmadı diyene  kadar. Yani Bu demektir ki kabul olmadı demek ile acele etmek arasındaki ilişki yani "ters etki" hani "kehrwert" veya "ters frekans"  diyoruz ya  ters etkisi  yani frekansı enerjisi onun etkisini iptal ediyormuş. plasebo ise, Beyin gücü veya akıl gücüyle, veya iman gücüyle, bir işi, bir ameli başarmak, veya bir hastalığı yenmek, sıhhat bulmak, fakat ters etki, İşte bu  gücü ve enerjiyi  kırıp yok eden bir mikrop gibi.  ve bu  dinimizde de nazar diye tarif ediliyor,  yani her şey dualite ile olunca,  yani Rabbimizin diliyle zevc halinde olunca,  Sağ,  sol, acı, tatlı gibi, işte  plasebo etkisinin tersi de,  sihir büyü veya nazar olaraktan dinimizde lanse ediliyor, yani kötü enerji, ya da ters etki, yahut ters frekans. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbni Adiy)</span><br />
<br />
Yani nazarda o zaman plesebonun tersi, kötü enerji demek olur, yine sihir büyüde ayni, yani muskada, sadece senin onunla iyi olacagina inanmadan ibaret zaten.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
İnsanların yarısı nazardan ölür.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Beyheki, İbni Sünni)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Deylemi)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Sabah akşam, [Besmele ile] 3 defa “Bismillâhillezi lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi’ul alim” okuyan, büyü ve nazardan korunur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,İbni Mace)</span><br />
<br />
 buyuruldu.<br />
<br />
Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki Kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Medaric)</span><br />
<br />
Peygamber efendimiz, iki Kul euzüyü okuyup buyurdu ki: <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Bu iki sure ile [belalardan, nazardan] korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Kendisine Allahü teâlânın rızık verdiği kimse, çok ”Elhamdülillah” desin. Rızkı azalan da çok “İstigfar” etsin. Bir şey de kendisine üzüntü, sıkıntı verirse “la havle vela kuvvete illa billah” desin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Beyheki, Hatib)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Büyü Nedir?</span><br />
<br />
Maddi ya da manevi bakımdan kendine çıkar sağlamaya, karşı tarafı zarara uğratmaya çalışan kişilerin yaptığı, tüm dinlerin yasakladığı doğa üstü ve kötü bir yöntemdir. İnsanlığın tarihi kadar eskidir ve kim tarafından ilk kez nasıl yapılmış bilinmemektedir. Semavi dinlerin hepsinde büyü yapmak ya da yaptırmak yasaklanmıştır. Müslümanlıkta da büyü haram kılınmış ve yapan/yaptıran kişiye lanet edilmiştir.<br />
<br />
Şimdiye kadarki gözlemlerden anlaşıldığına göre büyü, özellikle ip, saç, tırnak, elbiseler vs.den yararlanılarak yapılır. Büyüde en önemli  faktör, büyü yapanın kalbini bağlaması, yapacağı işin tesir edeceğine inanması ve şeytandan yardım dilemesi ve nefes olayıdır.<br />
<br />
Büyü yapmak haramdır ve günah bakımından bu işi yapanla, sebep olan arasında çok fazla bir fark yoktur. Büyücünün kazancı da, büyücüye verilen para da haramdır!<br />
İslam dinine göre büyü yapmak haramdır. Kur’anı Kerim’deki hükümlerden büyü öğretmenin, öğrenmenin ve yapmanın, şirk ve küfür olduğunu anlamaktayız. <br />
<br />
Allah Resulü a.s.m, yedi büyük günah arasında büyü yapmayı da saymış, büyü yapanın Allah’a şirk koşmuş olacağını bildirmiştir. Bir kişi, büyücülerin her şeyi yapabileceğine inanırsa, Allah'a şirk koştuğundan kâfir olur. <br />
<br />
Büyü geçmişten günümüze dek kendini korumuş bir uygulamadır. Eskiden büyü yapan kişilere büyücü ya da cadı denmekteyken şimdi bakımcı, Medyum gibi adlar kullanılmaya başlanmıştır. Yapılan işlemler genelde aynıdır. Hep birilerinin menfaati için başkalarına zarar gelmesini istemesinden ibarettir. Bazı durumlarda kadının ya da kocanın kendine bağlama büyüsü yaptırdığı da görülmüştür fakat bu da günahtır ve kesinlikle yasaklanmıştır.<br />
<br />
Kur’anı Kerim’de büyü ile ilgili olarak en geniş bilgi Bakara Suresi’nin 102. ayetinde verilmektedir.<br />
<br />
Bu ayette Cenab-ı Hakk, şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vettebeû mâ tetlûş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne) ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihra, ve mâ unzile alâl melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârûte), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcihî, ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yadurruhum ve lâ yenfeuhum ve lekad alimû le menişterâhu mâ lehu fîl âhirati min halâkın, ve le bi’se mâ şerav bihî enfusehum lev kânû ya’lemûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Hâlbuki Süleyman asla kâfir olmadı. Fakat o şeytanlar kâfir oldular. Çünkü  insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Hâlbuki o iki melek : ‘Biz ancak bir imtihan için gönderildik, sakın büyü yapmaya cevaz verip de kâfir olma’ demedikçe bir kimseye öğretmezlerdi. İşte bunlardan kişi ile karısını ayıracak şeyler öğreniyorlardı, fakat Allah'ın  izni olmadan bununla hiç kimseye zarar verebilir durumda değillerdi. Onlar, kendilerine zarar verecek, faydası dokunmayacak bir şey  öğreniyorlardı. Andolsun ki, onu her kim satın alırsa, ahirette onun bir nasibi olmadığını gayet iyi biliyorlardı.  Fakat karşılığında  canlarını sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi!"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 102. ayet)</span><br />
<br />
Yukardaki ayetten, büyü öğretmenin, öğrenmenin ve yapmanın, şirk ve küfür olduğunu anlamaktayız. <br />
<br />
ve bunlar gösteriyorki, büyü, sihir, nazar, ve hatta,  şeytan ve cin, ve melek, ve insanin yaptigi bütün mücadele, amma bunlar hastalik olsun, ama bir iyilik olsun, tamami iyi enerji ile kötü enerjinin savaşi, yani plesobo veya büyü ve nazar gibi yani.<br />
<br />
Evet, Allahü teâlâ, Mümin sûresinin altmışıncı âyetinde, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâle rabbukumud’ûnî estecib lekum, innellezîne yestekbirûne an ibâdetî se yedhulûne cehenneme dâhırîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym MU'MİN Suresi 60. ayet)</span><br />
<br />
“Duâ ediniz, kabûl ederim”, isteyiniz, veririm buyuruyor. Fakat, duânın kabul olması için, beş şart vardır: Duâ edenin müslüman olması, Ehl-i sünnet îtikatında olması, haram işlemekten, bilhassa haram yemekten, içmekten sakınması, farzları yapması, bilhâssa beş vakit namaz kılması, Ramazan oruclarını tutması, zekât vermesi, Allahü teâlâdan istediği şeyin sebebini öğrenip, bunu araması lâzımdır.<br />
Allahü teâlâ, herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Birşey istenince, o şeyin sebebini gönderir ve bu sebebe tesîr ihsan eder. İnsan bu sebebi kullanıp, o şeye kavuşur<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Belâ gelmeden önce çok duâ etmelidir.</span><br />
<br />
Duâ, sıkıntılı zamanlarda, belâ geldiğinde değil her zaman edilmelidir. Rahat ve huzur zamanlarında çok duâ edenin, dert ve belâ zamanlarındaki duâları çabuk kabûl olur. Sevgili Peygamberimiz, “Şiddet ânında duâsının kabûl edilmesini isteyen kimse, refah zamanında çok duâ etsin!” buyurmuştur.<br />
Ebû İshak hazretlerinden duâ istediler. Duâ etti. Duâsının kabûl edildiğini gören bir talebesi, “Efendim, bu duâyı bana da öğretin, ihtiyâç hâlinde ben de edeyim” dedi. O da, “Bu duânın kabûl edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar ve devamlı ettiğim duâlar ve harâm lokmadan sakınmamdır.” buyurdu.<br />
Evliyânın büyüklerinden Râbia-i Adviyye, adamın birinin, duâ ederken “Yâ Rabbî! Bana rahmet kapısını aç!” dediğini işitince; Ey câhil! Allahü teâlânın rahmet kapısı, şimdiye kadar kapalı mı idi de, şimdi açılmasını istiyorsun? dedi<br />
Rahmetin çıkış kapısı her zaman açık ise de, giriş kapısı olan kalbler, herkesde açık değildir. Bunun açılması için, sadece sıkıntılı zamanlarda dağil her zaman duâ etmeliyiz!<br />
<br />
Sebeplere yapışmalıdır<br />
<br />
Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesine uymadan, sebeplere yapışmadan, çalışmadan duâ etmek, Allahü teâlâdan mucize istemek demektir. Müslümanlıkta, hem çalışılır, hem de duâ edilir. Önce sebebe yapışmak, sonra duâ etmek lâzımdır.<br />
Kur'an-ı kerimde Allahü teâlâ dâimâ çalışmağı emretmektedir. İnsan bütün gayreti ile çalışacak, bütün zâhirî sebeplere yapışacak, ancak ondan sonra Allahü teâlâdan istiyecektir. Çalışmadan önce değil, çalışırken, başarabilmek, kazanmak için, Rabbine yalvararak, Ondan yardım bekliyecektir<br />
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:<br />
“Çalışmadan duâ eden, silâhsız harbe giden gibidir.”<br />
Adet-i ilâhiyyeye uymak, sebeplerini aramak, bulmak için çalışmak lâzımdır. Şartlarına uyarak çalışana, elbet verilir. Dilediğine, çalışmadan da, ihsân eder. Fakat sebeplere yapışmamızı emretmektedir.<br />
Sebeplere yapışarak, yalvararak, ağlı(Zeker) ve sığınarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir. Duânın kabûl olunduğu anlaşılıncaya ve sıkıntılar kalmayıncaya kadar, böyle duâ etmelidir. Başkalarının ettiği duâ da faydalı ise de, dertlinin kendisinin yalvarması daha yerinde olur. İlâc almak ve perhiz yapmak, hastaya lâzımdır. Başkalarının yapacağı, olsa olsa, ona yardımcı olmaktır.<br />
<br />
Cenâb-ı Hak buyuruyor:<br />
“Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarını kabûl ederim…” (Bakara, 186)<br />
<br />
Rasûlullah (sav) buyurdular:<br />
“Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!” (Müslim, Salât, 215)<br />
<br />
Fahr-i Kâinât Efendimiz:<br />
“–Bir kul günah olan veya akrabâsı ile darılmasına yol açan bir şeyi dilemedikçe yahut acele etmedikçe duâsı kabûl olunur.” buyurmuştu.<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Acele etmek ne demektir?” diye sordular.<br />
Allâh Rasûlü (sav):<br />
“–Kul; Nice defâlar hep duâ ediyorum da Rabbim duâmı kabûl etmiyor. der. Duâsının hemen kabûl edilmemesi sebebiyle bıkar ve duâyı bırakır. (İşte o zaman acele etmiş olur.)” cevâbını verdi. <br />
<br />
(Müslim, Zikir, 92)<br />
[2]<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Rahman suresinde 31 defa tekrar eden ayet)</span><br />
<br />
Allahu Teala Rahman suresinde 1 ayeti neden 31 defa tekrar etmiştir, Sebebine gelince: Allah gücü hakkında, Nakız düşünmememizi istediği için, sanki kulağımıza kulak çivisi sokar gibi, bu ayeti kulağımıza sokmakta, unutmamamızı istiyor. Bu hayatta, Allah gücünü, ve yapabileceklerini, ve bizim de yapabileceklerimizi sayıp döküp, Ondan sonra diyor ki işte: "Bunlardan hangisini yalanlayabilirsiniz." diyerekten bize bir pozitif enerji yaymamızı istiyor, Çünkü siyah enerji ile kötü Enerji ile iyi enerji savaş halinde, yani Rabbimizin gücünü ve yapabildiklerini bildiğimiz zaman, kötünün onun karşısında güçsüz olduğunu anlamamız için, yani yine plasebo etkisi ile, iyi enerjiyi Galip getirmek ki bu zaten. dünyada Allah'ın yaptıkları meydanda zaten, şeytan Neyi halk etmiş ki, kötü enerji ne yaratmış ki, Rabbimizin binlerce mucize halinde yarattıkları, var ettikleri varken, şeytanın yaptıklarının lafı mı olur yani, bunu idrak ettiğimiz zaman, Allah'ın gücünü küçümsememiz gerektiğini öğrenmiş oluruz, o zaman da, kötü ve kara enerjiye karşı silah olur bize, yoksa kötü ve Kara Enerji bizim enerji boyutumuzu hapsederekden, bizi zayıf düşürür, güya sanki Allah'tan daha güçlüymüş gibi bir güç ona affedersek, Kendi kendimize Zarar vermiş oluruz. O yüzden bize Allah yolu gösteriyor Bu ayet ile, Ve yine başka bir ayet ile <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ  وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerahu. Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerahu.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ZİLZAL Suresi 7 ve 8. ayet)</span><br />
<br />
Zilzal suresi 7. ve 8 ayeti ile Allah bize birincisi ile umut var olmamızı, Yani, en küçük iyiliklerimizin bile karşılığının olduğunu söyleyerek den bizi umut var olmaya itiyor, Allah, senin, en küçük bir iyiliğinden tutup, seni kaldırabilir demektir bu, yani haşreder, yeniden Doğdurur dünyaya, Ve devamı olan 8. ayet ile de bize korku verip,  bu hususta Elimizden geleni yapmamız gerektiğini öğretiyor, yani siyah enerji ile savaşmamız gerektiğini öğretiyor ki, kötülük yaparsan ceza göreceksin, o zaman kötülük yaptıran enerjiye karşı durmamız gerektiğini öğreten bir ayet, yani öyle umutlu olup da, yayılmamamız gerektiğini öğretir bu ayet. Velhasıl iyi enerji ile kötü enerjinin durumunu izah eder bize.<br />
<br />
<br />
Geçenlerde Kendi Gençliğimizi anlattık, ve gençlikte zayıf olduğumuzu ve Afedersiniz, hayvan gibi yediğimizi, fakat kilo almadığımızı  söyledik. Sebebine gelince o zaman namaz, niyazın, zikirler, ve besmelenin bizde az olduğunu fark ettik, Daha sonra, Burhami  tarikatına girince oranın virdi ve Zikri olan  besmeleye başlayınca, artık yediğimiz içtiğimiz besmele ile oldukça, vücut onları dışarı ihraç etmez oldu, bir köşelere  yigaraktan depo eder oldu, ve kilo aldık.  Deccal dan  birşey öğrendik ki, ters enerji, ya da tersine çevirmek, Öyle olunca eğer biz  Besmele ile yiyip içince bu kiloları aldıysak,  bunları ters çevirince Yani  Besmelesiz yiyip içince,  o zaman kilo vermemiz lazım, ve bunu sizlere vaaz edip anlattım, kendimde hakkalyakin tekrar yaşamak için, Besmelesiz yiyip içmeye başladım, ve işte burada Yine bize destek olacak olan enerji plesebo enerjisi. ve Sakın buna başladığıniz zaman benimki 1 ay oldu ya da 1 hafta oldu hiç faydası yok demeyin,  plasebo etkisini yok etmeyin,  Çünkü Muhammed öyle dedi, illa dualarınız kabul olur, Siz kabul olmadı diyesiye kadar,  o zaman bu besmelesiz yemek icmek ve zayiflamak hikayesi de illaki Doğrudur, Belki siz fayda etmedi diyesiye kadar,  bizim yine raşidi zikirleri yalan dolan değil, Kur'an'dan bizzat ayetlerdir, o zikirden sonra yapılacak olani tarif ettim, ve dedim ki: şuraya kadar okuyup da,  ağzının genişliği dibinin derinliğinden geniş ve büyük olan  tas ve kaseden, su veya süt içerek den, Yağmur ve kar yağması meselesi de aynı, plasebo etkisi ile etkilenir. taaaaki siz bende fayda etmiyor , yahut kabul olmuyor diyesiye  kadar etki eder, yahut bir münkir öyle şey olur mu diyesiye kadar  fayda eder.<br />
<br />
<br />
dehlizlere düştüm Çıkmazlardayım .<br />
Sanki bütün bildiklerim yanlışmış<br />
 yahut diyorum ki sanki  herkesten çok şey biliyor muşum.<br />
 yahut yüzde bir bile ilmim yokmuş.<br />
<br />
 Hayat Rahman ve Rahim ilmini bilmek de saklı. yani Can ilminde saklı.  Can, Can ise Canlarda gezen bir şey, <br />
<br />
 Yusuf u kaybettim Kenan ilinde<br />
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz<br />
Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz<br />
Bu ne yaredir ki çare bulunmaz<br />
<br />
Aşkın pazarında canlar satılır<br />
Satarım canımı alan bulunmaz<br />
Yunus öldü deyu selan verirler<br />
Ölen beden imiş, aşıklar ölmez<br />
<br />
Yunus Emre<br />
<br />
<br />
can ilmide  Besmeleyi bilmekte sakli, besmele ise  Rahman ve Rahim bilmekte sakli, Rahman ve rahim ilmi ise  ise a* ve y**** ilmi nedir bilmekte yatar.  yahut kafirlerin yaptığı gibi  füzeyi füzeyi takarakdan uzaya gitmekde degil, <br />
halbuki can ilmi O da değil,  canlar canlar dan  canlılara geçerek ten  küçülüyor  veya büyüyor. <br />
Ve bu konudaki  bilgim  ise Bir koca karınin bildigi  bilgisinden daha öte değil.<br />
<br />
Ve bana bugün yolda giderken, bilginin sahipleri tiyo veriyorlar,  ve diyorlar ki : "Sizinkiler, altını küpe kolye yapipda,  boynuna takmasını bildiler, Halbuki Allah, altını boyunlarda takmak için değil, kulaklarda takmak için değil, onunla iyi ve güzel amelller edilip faydalarindan fayda  edilsin diye yarattı.  ve bunu ilim sahipleri bildi buldu, ve bilgisayarın cip kartinin içine Taktı  ve bilgisayar işlemcisni (Bilgisayar Chip setini) keşfetti. ve telefonun içine altın takıldığını, altından yapılacağınıda bildiler buldular, ve bunu bilen biziz, ve gercek bilginin sahibi biziz diyorlar, emennaaaa deyipde hemen kabul ettim.<br />
<br />
Bir ilim de var ki Kur'an ilmi, zikir, fikir, Namaz, abdest, tasavvuf, tarikat, hakikat ,marifet,peygamber din ahlak ve Allah, ondan da biraz bir şeyler öğrendik Hatta yapmaya çalışıyoruz, ve fakat hangi tarafa gideceğim artık şaşırdım, Bilgiden tarafa mı, bu altin ilmi tiyosu ve  bilgisini verenlerden tarafa mı gideyim, Yoksa bu can ilmi yani Rahman Rahim bilgisi verenlerden  tarafa mı gideyim.  Cahil cahil, cahil bir koca karı bile bu ilmi, benden daha iyi biliyor, ben bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum.  SIR bu bir SIR kimse SIRRINI ifşa etmiyor. yok  bu konuda bilgisizim, yok şimdi de bir bilgim yok, ama sadece biliyorum ki, Var mı öyle bir bilgi? var, bir ilim var, Yaşıyorum hakkalyakin. Kimden tarafa gideyim,  bilginin sahiplerinden tarafa mı gideyim, yoksa Allah kitap din diyenlerden tarafa mı, tasavvuftan tarafa mı gideyim, zikir fikir mi? Nakşibendi Tarikati Almanya Vekillerinden Afyonlu Yarbay Mehmet ILDIRAR  vardı, Yarbay bize tasavvufu öğreten adam, onun hakkinda diyorlardı ki : bu adam için, bu adam insanları öldürüyor, cennete gönderiyor, ahirete gönderiyor, geri getiriyor, yani Hz isa nin  yeni modeli, 80 ler 90 lar 2000 ler modeli adam idi o, öldüren dirilten adam. ben o tarikattan ayrıldım, az zaman geçti, Yere göğe sığdıramadıkları adam,  Yarbay da öldü,  peki  Neye Yaradı, Onun bu kadar ilmi bilmesi,  öldürmesi veya  diriltmesi? <br />
<br />
Geçen hafta dedik ya : Allah kim? Allah kim? Allah nerede? hangi ilimin peşinden koşayim Allahim seni bulmak için, Rabbim neredesin, kimlesin, Hangi candasın,  Mehmet hoca, Mehmet, Yarbay Mehmet , Öldürüyordu ve tekrar diriltiyordu,  ama baktım ki kendisi ölmüş!!!<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَرَسُولاً إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنِّي قَدْ جِئْتُكُم بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ أَنِّي أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِ اللّهِ وَأُبْرِئُ الأكْمَهَ والأَبْرَصَ وَأُحْيِي الْمَوْتَى بِإِذْنِ اللّهِ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve resûlen ilâ benî isrâîle ennî kad ci’tukum bi âyetin min rabbikum, ennî ehluku lekum minet tîni ke heyetit tayri fe enfuhu fîhi fe yekûnu tayran bi iznillâh(iznillâhi), ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyîl mevtâ bi iznillâh(iznillâhi), ve unebbiukum bi mâ te’kulûne ve mâ teddehırûne, fî buyûtikum inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ÂLİ İMRÂN Suresi 49. ayet)</span><br />
<br />
Hz isa  için öyle dediler :  Kur'an'da bile geçiyor ölüleri diriltirdi diyor, Hz isa da  ölmüş yok ki artik hz isa<br />
Hangi adamın  peşinden koşan, hangi bilginin peşinden koşan, kime  kimlere inanayım,<br />
O nu (Hz Mehdi yi yada bizi) sevdiğini söyleyen biri vardı, Gemileri Yak dedi, biz de Yaktık gemileri, o  orada yoktu, beni terk etmişti, ben gemileri yakmakla da artik yayan kalmıştım, Hatta Öyle ki evsiz barksız çoluksuz kala yazıyordum. Ey sevgili, habib olan, rahim olan Allah, Ey sevgili, Sen de bana kazık attın. Sana da inanmam artık, kime inanayım, kimin peşinden koşan, Kim, kim, kim Allah, Allah kim? nerede? hangi ilim? dehliz lerdeyim,  Çıkmazlardayım, inancım güvencim kalmadı yarına,  benim can ilmim bilgim okul görmemiş bir kocakarı kadar bile değil miş….. <br />
<br />
Dün Mevlid Kandili,  Peygamberimizin doğum gününün yıldönümü, ve orada televizyonda, amcanın bir tanesi diyor ki : peygambere layık Ümmet olabileceğimmi, yahut Allah'a layık kul olabileceğimmi gibi bir cümleyi kullandı.<br />
Kim kime layık olacakmış. Allah bizi  köle olmamız için mi yarattı,  ha bu kölelik Muhammed'e olmuş, ha bu kölelik Allah'a olmuş, ama Bilmem kime olmuş, aynı şey değil mi Zaten hepsi. Müslümanın Bilmem, Allah'a layık olamadık, peygambere layık olamadık diyerekten, boynunu büküp, ağlayan sızlayan, namaz kılan Abdest alan adamlara  bir bak, devletlerede bir bak,  hepsi fakru zaruret içinde, fakirlik yakadan paçadan akıyor.  Bunlar Müslüman, namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, hacca giden insanlar, Bunları yapmasına rağmen, Allah'a layık kul olamamış peygambere layık kul olamamışımış, Allah'ın layık Kullari kim o zaman Bir bak! bir bak Amerika'ya, bak İsrail'e, bak almanya ya, bak fransaya, bak  adamlar, kadınlar,  giyinme, kuşanma, alet, Erdevat, müzik, fizik,  teknik, bilim, ilim,  hatta tasavvuf bile, hepsi  onlar da, sen dergahta tasavvuf işliyorsun, onlar da filmlerde  işliyor. Adamlar erkenden kalkıyor, işinin başına geçiyor, Allah rızkın çoğunu, sabah erken kalkmaya koymuş, seher vakti kalkmaya koymuş, Neden sabah namazı bize farz olmuş,  sabah namazı bize farz ike,  bizim erken kalkmamız gerekirken, erkenden kalkabilen onlar, biz dokuzda  saat onlar da uyanıp kalkıyoruz, çogumuz  kalkıp da sabah namazını bile kılmıyoruz, nerede kaldı Müslümanlık,  nerede kalacak gavur dediklerinde  kaldı,  Sabancı rahmetli bile biraz akıllıymış O diyordu sabah erken kalkan en iyi çorabı kapardı diyordu,  "erken kalkip, el  akil kaparken, Bizimkiler lokul kapmış", derler zaten. bu sabah kalkmanın  sırrı da erken yatmak da gizli, gece 12'lere kadar dizi seyredersen, Tabii kalkamazsın sabahleyin. Peygamberimiz ve Ashabı yatsı namazını kılar kılmaz evlerine dönerlermiş, yani öyle sabahlamak yok. ama bu gün internet var tube dallari var cesit cesit filim diziler var degilmi zor bu devirde, evet bazıları gece işinde çalışıyor O da tamam, O da ayrı mesele, Gecesi gündüzü ne karışmış insanlar onlar,  Ama Allah'ın veli kulları meselesine gelince, ya da Allah'a layık kul olmak meselesine gelince, bak dedi ki : Allah'in layık kulları,  dünkü bilgi da kalmayıp, mesela : Dün tarla çapa ve  kürek  ile eşilip ekilirken,  daha sonra pulluk  bulunmuş,  hayvanlar kullanılmış, insanoğlu biraz daha akıllanmış traktör bulmuş, artık yükü sırtından atmış, Bizimkiler ilk makarna bulmuş, erişte kesmiş,  ondan sonrakiler yatmiş uyumuş,  Gavur dediklerin makarnayi elde kesmek yerine, spagetti burgulu fiyonk,....  makarna yapan fabrika kurmuş icat etmiş, ve fabrika bir saatin içinde, çuvallar dolusu makarna yapabiliyor, sen o kadar makarnayi, elinde o kadar zamanda yapabilir misin, işte sana kolaylık, işte Allah'ın kulları bak nereye ermiş, Rahata ermiş, kimin sayesinde,  Allah'a layık Kullar sayesinde. kim Allah'a layık Kullar, misal makarna fabrikasını kuran ekmek fabrikasi kuran, cep telfonu fabrikasi kuran,....gavur dediğin adamlar.  biz ne yaparız : Namaz kılarız, abdest alırız, oruç tutarız, Kandil geceleri sabahlarız, bunlarınan  bir de cennete gideceğimiz  zannederiz en iyi köşesi bizim olcak. Halbuki adamlar  bu dünyada kendi cennetlerini kendileri imar edip duruyorlar.  Bizimkiler de öldükten sonra cennete gideceklerini zannediyor. o cennetlere gitmek  namaz la  oruç tutmak ile falan olsaydı, o kullar ermezdi o rahata,  yada  gitmezdi de, Bizler giderdik o cenente, yada  o rahata huzura, ama Bizler onların sayesinde eriyoruz bu rahatlatıcı teknolojiye ve cennetelere.. ve Allah öyle yerlere secdeye varip tapinilmasından  falan da hoşlanmaz, Bilakis Allahu Teala, insanların aklını çalıştırıp, dünyayı imar edip, mamur etmesinden hoşlanır ki, Öyle de zaten, o yüzden bütün bu rahat ve keyfi, bu konuda gayret edenlere vermiş.  cennette öyle, uzaya yapılan  bir yolculuk ile gidip de gelinen  yer değil. Cennet burada, sen cenneti burada kurabilirsen, kuracaksın kuramazsan, işte öyle fakir fukara yaşayacaksın.<br />
Evet dünyada Allah u Teala'nın özene bezene yarattıgi kedi, köpek, at, eşek olduğu gibi, yine Domates, Biber, Patlıcan olduğu gibi, bunları yağmur yağdıraraktan,  güneşleri  doğduraraktan Yeşerdip bitirdiği gibi,  ama  bazı kullarının eliyle meydana getirip icat ettirdigi yani yarattığı şeyler de var, traktör gibi, uçak gibi, araba gibi, bulaşık makinesi gibi, çamaşır makinesi gibi, evdeki fırın gibi,.......  yani Velhasıl kelam Cennet öyle sadece domatesle biberle olacak bir yer değil, orada müzik çalan batarist e de ihtiyaç var, çaldığı bataryayada ihtiyaç var,<br />
onu bilen birine de ihtiyaç var ki,  Tuba Dalları çalıp Dursun. Öyle olunca traktör gökten yağmurla inmedi, Allah bazı kullarının eli ile halketti onu.  işte Allah'a ve peygambere layık kul olmak da, kafayı çalıştırmak dan geçiyor, öyle Kandil gecesi sabahlara kadar Ağlamakla, sızlamak ile değil. Kim kime layık kul olacakmış, Peygamber bile olsa  aynı durum. Sen Gece Vakti Yolda giderken, yolunu aydınlatan, elindeki Lambaya  kul köle olup ta tapınmanmı lazım.  yoksa gerektiğinde kullanıp işi bitti mi yerine koyman mı lazım. Allah'a kulluk peygambere Ümmet  olmak bile aynı şey. <br />
<br />
Süt veren Hayvanlar, nasıl çayırda çimende otlaması gerekiyorsa, bu gün ve hafta içinde, vaazı yazmadan önce,  Ahmet amca dan, Fatma teyze den,  hanımdan,  oğlandan, kızdan,  atlardan, arabalardan, televizyondan, internetten, gördüğüm, duyduğum şeylerden,  Tefekkürr ederekten, ve  bunların sonucunda, Keşfen bana bildirilmiş olanlardan topladığımız bilgileri, not ederekten, malzeme meydana getiriyorum, Yoksa, hani  Kadir suresinde geçtiği gibi, bunlar bir gecede  değil  yani. nasıl koyunun süt vermesi için, ineğin süt vermesi için, dananın et vermesi için, çayırda otlaması lazımsa, Bizim de bazı olayları görüp, onlardan ders çıkardıktan,  onların sonucunda meydana gelen fikir ve firaset ile oluşan bilgilerin meydana gelmesi lazım ki, Muhammed de  Kuranı Kerimi  23 senede tamamladı, Öyle dinimiz bir günde meydana gelmedi. Hz isa ninki de öyle, İncil'de öyle kitap halinde inmedi,  isa Efendimiz gördü ve yaşadı, o  bildiklerini hayata tatbik etti,  o şekilde incil meydana geldi. ve işte Allah dünyada suları önce Pınar gibi ince bir su halinde yeryüzüne çıkarıyor, Pınar akıp Çay  oluyor,  çaylar Irmaklara akıyor, Irmaklar nehirlere dönüyor, nehirlerde denizlere akıyor,  denizlerde okyanuslara akıyor, okyanuslardanda sular,  Buhar olup  yağmur olup geri dönüyor.<br />
işte bizde duydugumuz, bir sözden, yada baktgimiz bir resimden, yada yoldaki bir karincadan, bakip o anin icindeki duruma göre bir fikir ve tefekküre variyoruz, yani bir bilgi bize dogru akan bir pinar oldu işte, ister bu bilgi, bir ahmet amcadan olsun, istrer mehmet amcadan olsun, veya yerdeki karincadan, gökteki kargadan olsun. işte onlar birleşe birleşe bize akti, biz pinar iken, olduk cay, sonra biraz daha akti, oldu irmak, biraz daha akdi olduk nehir, ve biz de gittik, yani dünya nehiri intenet denizine anlattik, ve bilgi derya deniz oldu, sizlerde cookca birilerine bu bilgileri anlatinca, deniz de derdini okyanusa dökdü, ve sonra bizde sizlerin, bu sözleri bir yelerde konuştugunuzu ben tekrar geri duyunca, işde okyanusdaki sularda, buhar oldu, döndü geldi bizi buldu demek olur.<br />
<br />
Vaazımızın hitamına gelen konuya gelince, Raşidi tarikatına intisap edip, zikrimizi çekenler den,  Mesela 5. sınıf bir sofi, zikirden düşme hali yaşıyorsa, en azından yumuşak düşüş İle düşsün,  peki yumuşak düşüş nasıl olur deyince, 5. sınıf veya 10. sınıf zikir çeken Bir Sofi'min meşgul olduğu, ya da yorgun olduğu, ya da zikir çekme isteği olmadığı günlerde, en azından 1. sınıf zikri  çekebiliriz o gün, ya da hizbul Kasr zikrimizi çekebilir,  ona da gücü yetmezse, En azından intisap Zikri okuyabilir,  başlayıp da yarım bırakmak yerine, hani Aksaray  var 1200 odalı, o binanın yapilmaya başlanıpda bitirilmesi ne kadar uzun sürer değil mi, Hani cennette de Köşk verecekler ya, mesela kelimei Tevhid okuyana Köşk verecekler ya,  Ama sen 500 odalı Köşk yerine, okuyamadigin o gün, en azından 4 odalı bir ev sahibi ol,  1200 odayi 2 senede bitireceksin,  ama 4 odalı bir evi 4 ayda bitirirsin değil mi zaman meselesi, mekan meselesi Yani, yine bir bütünü kurtar, Yarım yapmayalım, Yarım olan işe yaramazki, mesela evin duvarlarını yaptık ama, çatısını  yapmadık ise, işe yaramaz ki, Yağmur yağdı mı tepemize Akar, soğuk içeri girer, zikirde böyle, bir bütünü devir edin, ister bu küçük bütün olsun ister büyük bütün, gücünüz varsa, büyük  bütünü zikir  çekin, yada  küçük bütünlerden birisini  çekin ki,  kapısı bacası tam bir ev gibi olsun.  bu haftaki tarikat dersimizde bu. Yani Aksaray yapamıyorsan 4 odalı ev yap, onu da yapamıyorsan, bir pansiyona gir, onu da yapamıyorsun, tek oda bir otel odası, yani zikrimizden böyle, parçalı ve bütün halde, 1. sınıf bir bütün, 2. sınıf bir bütün, Hizbul Kasır bir bütün, Hizbul Kebir bir bütün, virgül nokta nokta…<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Mehdi Aleyhisselam'ın fiziksel özellikleri</span><br />
<br />
Bu hafta bir de Mehdi Aleyhisselam'ın fiziksel özelliklerinden bahsedeceğiz ki, Mehdi diye bildiklerinizi biraz kıyas ederseniz, Kim bu özelliklere sahip acaba, aralarında belki seçim yapmanıza sebep olur, birçok sahte Mehdi var, İçlerinden bir tanesi de gerçek Mehdi olabilir değil mi? o yüzden bize bazı sebepler ve bilgiler lazım, işte Muhammed'in hadislerinde Mehdi'nin özellikleri anlatılırken şunlar sıralanmış, alnı geliştir ve içbükeydir, saçı siyahtır, kaşlari  kavislidir, burnu küçük ve hafif yukarı bakık gibidir, sakallıdir, etinin Latif olduğunu Yani etinin derisinin Latif yumuşak olduğunu söylemiş Peygamber Efendimiz, cildinin yumuşak olduğunu, ve yüzü parlaktır demiş,  Ki Bizdeki bu özellik cildimizin yağlı olması sebebiyle, orta boyludur demiş, tarifi ise : uzundan biraz kısa, kısadan da biraz uzun diye tarif etmiş, Dişleri leman eder demiş  yani leman ya da liman Limandaki özellik nedir deniz karaya geçiş, Kara denize geçmiş vaziyettedir Yani ne manada kelimesi üst dişleri alt dişlerin üstüne geçmiş vaziyettedir, Deniz üstte Kara'nın üstüne geçmiş vaziyette, limanda yani Liman ederse sanki üst dişleri alt dişlerin üstüne geçmiş gibi manası var bu ayette, bazılarının alt dişleri üst dişlerinin üstüne geçer, gevgec  ağız denir onlara. oylukları geniştir. omuzları geniştir, Sağ bacaginda Ben vardır diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, Bendeki bu özellik ise, yaz gününde kısa şort şeklinde pantolon giydiğim zaman, Sağ ayağımın baldırının arka tarafında bir tane siyah ben gibi bir görüntü var, Onu bakan ben zanneder ama, o ben değildir, Bendeki ben, taş ocağında çalıştığım için, taşları keserken, murç denen  demirlerle delik oyulur ve, taşa  oyulan deliklere demir çivi  koyulup tokmaklanaraktan, taş parçalanıp kesilir, o yüzden çalıştığım işyerinden 4 baraka işçi vardı, ve ben yönümü sola dönerken, sırtımda yani, ardım Diğer barakadan tarafa geldiği için, Oradaki çalışan arkadaş,  tokmak ile demire vurulduğunda,  dengeli vuramayınca, o çivi kafasından parça koparıp, yani Çelik parçası fırlayıp gelip,  benim baldırıma girdi, o vakit Ben içinde çelik olduğunu hissetmemiştim, sadece acı duymuştum ve kan akmıştı, herhalde Çelik yok diye doktora falan gitmedim ben, onun içinde çelik varmış, ve Çelik Etin içinde zamanla kara bir ben halini aldı. gidip çıkarttırmak istiyorum ama, kesecekler biçecekler, kendi kendimize iş çıkar, bir de Allah benim için etinin içine Demir parçası koyarak da, aynen kuduz mikrobunun eskisinin kuduza tedavi olduğu gibi, benim etimin içine de Çelik parçası, küflü Çelik koyaraktan, tetanoz aşısı olmadan da  tetanoz aşısı vurulmuş gibi Vücudumun fonksiyonu devam etmesini sağladığı için, çıkarttırmak da işime gelmiyor, ve Muhammed Benim vaktim e geldiğinde beni arkadan gördüğünde, Belki o Çelik parçasının, siyah Ben halindeki şeklini görünce, Ayağında Ben var dedi belki, ama Aslı ben de saklı yani.<br />
yine özelliklerine devam edersek, sakalları alttan meczum  demiş Peygamber Efendimiz, yani cezm edilmiş, yuvarlatılmış demek, cezim yuvarlaktır, sakalları yuvarlatılmış alttan, öyle Cübbeli ki gibi değil yani kısaltılmış, yuvarlatılmış cezm edilmiş, üstten ya da yanlardan ise kesvectir,  bu  kelime ise, Kevser kelimesinden, Hz Peygamberimizin  havuzu Kevseri, Pınar'ın Bir havuzu vardır,  ya da gölün bir alanı vardır Hani derler ya, Başın Pınar, Ayakların Göl Olsun, Yani Pınar yüzü gibi, içinde su var  kenarları topraktan, ve  akan yeri ve elips şeklinde, ya da yuvarlak şekilde, sakali yuvarlatılmış şekilde, Pınar'ın şeklini bilen zaten ne demek istediğini anlayacak, Pınar dört köşe yapılmaz, yuvarlak yapılır, yani elips şeklinde yapılır, yani nedir o yani yuvarlatılmış şekilde sakallari kisaltilip yuvarlatılmış şekilde tıraşlanmış demek.  Uykusuz olduğunda rengi solar demiş Peygamber Efendimiz, yani uykusuz olduğumuzda rengimiz değişir, ya esmerleşiriz, nurumuz biraz gider kararmaya başlar, Karardı yine suratın derler bizimkiler, Türkiye ye ilk kez izine giderken, buradan 3 gün yol gittim uykusuz olaraktan, ilk defa Türkiye'ye gittiğimde, gaskara oldum, yüzüm renk değiştiriyor uykusuzluktan, neredeyse  zenci tenli  olacağız yani. diz kapakları çıkıktır demiş Peygamber Efendimiz O da ismimizde saklı, Raşit ya da Raşitizm işte Raşitizm demek, eklem yerleri çıkıntılı kimse demek, Allah ismimize koymuş Onu da zaten, ismimizde saklı zaten. yanağında Ben vardır demiş, yine o da ben değil, yara izi, çocukken, tavşınak odunu yüzüme çarptı, o yüzden orada leke kaldı, Sanki ben gibi, yani paçamız da var,  Hani kabadayıların, bıçak yemiş, Bilmem yumruk yemiş paçası olur ya, yani Kabadayı olduğunu belli eden yara izi, bizim de paçamız Haktan, davşinak odunu paçası sebebiyle.  Burnumuz ise boksör burnu, kıkırdak yerinden çıktı ki, oynayabiliyor, kırılmasın diye, sağa sola dönebiliyor, Boksörler, özellikle o ikirdak kemiği kestirirlermiş ki, yumruk yediği zaman acı çekip burnu kırılmasın diye, biz de gençliğimizde yaptığımız bir kavga sebebiyle, burnumuza yumruk yedik, ve Burnumuzun  kıkırdak kemiği yerinden çıktı, Ve artık sağa sola hareket edebiliyor, esnek, yani Boksör burunu. Mehdi'nin kas Çatma çizgisi bir tanedir diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, inşallah görüntülü vaaza bakanlara görmesi için, bir defa orada kaşımızı catarız, sizde bakar, bizdeki hali nasıl olduğunu görürsünüz, Adnan Oktar'ın da tek imiş o çizgiden, Hani herkes olabilir  mehdi, ben burada iddia etmiyorum mehdi benim diye, Ama bendeki de tek çizgi,  alametler onu gösteriyor, yoksa iddiamız yok. ayakları dışa doğru bakar demiş,<br />
<br />
<br />
Rabbim mehdi cemmetini  zkirden düşenlerden degil, düşse bile kalkabilenlerden eylesin.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DiPNOTLAR :</span><br />
[1] www namazsitesi com/ilmihal/mufsid<br />
[2] www mumsema org/misafir-sorulari/183662-duanin-kabul-edilmesinin-sartlarindan-biri-acele-etmemektir<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 20 Kasım 2018 Salı  <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[insanın Doğruları Eğrileri Görmesine Engel Oluyor]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43347</link>
			<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:05:07 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43347</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazen insanın Doğruları Eğrileri Görmesine Engel Oluyor</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 27 Kasım 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâhi, innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ, innehu huvel gafûrur rahîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 53. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Herkes kendi karakterine göre hareket eder. İnsanoğlu farklı farklı mertebelerde yaratılmıştır. Kimisi nadiren öfkelenir, çabuk yatışır, kimisi çabuk öfkelenir çabuk yatışır, bazısı çabuk öfkelenir zor teskin edilir ki en şerlileri bunlardır. En Hayırlıları ise nadiren öfkelenip çabuk yatışanlardır. Gazap, şeytandandır, şeytan ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülür, biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın. Biriniz ayakta iken öfkelenmişse, otursun. Eğer oturmak fayda vermiyorsa yatsın, uzansın, yahut gidip güzelce gusl abdesti alsin”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Ebû Dâvûd, Ahmed b. Hanbel, Müsned )</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Demir önce kızdırılır, sonra su ile muamele edilerekten Çelik yapılır. Çelik demek : Sertdemir demek. işte bu da Yukarıdaki hadisi Açıklıyor. Yani insan kızdığı zaman abdest alırsa, işte kızdırılan demire su vermek gibi, yani şeytanı yenmiş olur. önce demir idin, kızdın Demir oldun, insan kızdığı zaman abdest alırsa veya gusül abdesti alırsa, işte kızdıktan sonra demire su verilmesi gibi, insanda Çeliklik kazanır, şeytan demirdir, demiri yenmek için sert demir olmak lazdimdir, cünkü demir demiri deliyor, yani şeytanın maddesi Demir, ve demiri yenen, veya delebilen madde ise, Sertdemir. Öyle olunca, insan Çeliklik kazanınca, şeytani yenmenin bir yoluda, işde çelik gibi olmak, onun içinde önce kızıp, sonra abdest ile bedene su vermek, veya,  yada gusl ile bütün bedene su vermek ile olur,  işte böylece şeytanı yenmiş olur, yahut yenebilecek duruma gelmiş olur. Çünkü demiri demir deliyor, hangi Demir? Sertdemir, sert Demir nedir? Çelik olan demir veya, çelikleşmiş Demir. Bunun daha değişik evreleri de var. Peygamberimiz "öfke aklı Örter" demiş, Hatta Haset için de şöyle demiş :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Hasetten, kıskanıcılıktan şiddetle kaçının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sevapları yer bitirir."<br />
Ebû Hureyre radıyallahu anh. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvud)</span><br />
<br />
Urve İbnu Muhammed es'Sadi'nin yanına girdik. Bir zat kendisine konuştu ve Urve'yi kızdırdı. Urve kalkıp abdest aldı ve: "Babam, dedem Atiye (ra)'den anlatır ki, o, Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini nakletmiştir:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Öfke şeytandandır, şetyan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Edeb 4, (4784))</span><br />
<br />
<br />
İki kişi Resulullah (sav)'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinden zuhur eden öfke giderdi; Euzu billahi mineşşeytanirracim!" buyurdular.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Da'avat 53, (3448); Ebu Davud, Edeb 4, (4780))</span><br />
<br />
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bana kısa bir nasihatta bulun, uzun yapma! Ta ki nasihatini unutmayayım" demişti. [ve birkaç kere tekrar etmişti], <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem bir kelimeyle </span><br />
<br />
 "Öfkelenme!" Buyurdular.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari, Edeb 76; Tirmizi, Birr 73 (2021); Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 11, (2, 906))</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Resulullah (sav) (bir gün):</span><br />
<br />
 "Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?"(Kime Pehlivan drsiniz?) diye sordu. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ashab (ra):</span><br />
<br />
 "Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!" dediler.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Resulullah (sav):</span><br />
<br />
 "Hayır," dedi, "gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Birr 106, (2608); Ebu Davud, Edeb 3, (4779))</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizi, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8.)</span><br />
<br />
 şu şu şu amelleri yapanların amel defteri, öldükten sonra da kapanmaz dedi, Demek ki bu kimseler ölse bile  ölmüyor, bıraktığı güzel  bir Amel ve, onların neticesi olan enerjiler, güzel enerjiler, haala onlara fayda veriyor, ve beyinleri ölmüyor demek olur bu. <br />
Yani onların ruhu veya  bilinci hala ileriye doğru gidiyor, derece kat ediyor demek olur bu. Ölümün çaresini bulacak kimse, bunu da göze alıp, ölmüş bir insanın, mesela  ardindan kitap  ve bir ilim bırakmış Alim birinin,  yahut Bir çeşme bırakmış, bir eser Bir bilgi bırakmış, veya hayırlı bir evlat bırakmış bir İnsanın beyni, veya bedeninin neresi Sağ kalıyor, bunu incelemesi lazım ki, ölümünde çaresini bulsun. yine başka bir şey, insan oturarak veya ayakta uyuduğu zaman, uyuma pozisyonunda, Kalp kanı yeterince pompalamıyor, ve vücudun her noktasına ulaşmuyor kan, Öyle olunca insanın uyurken yan gelip yatması gerekiyor ki, kalp yarım fonksiyon çalışıyor, işte kanı yeterince pompalayamadağında kan ulaşmayan veya kan az olan yerler, sanki canı çekilmiş gibi oluyor,  Hani elim uyuşmuş, kolum uyuşmuş demiyormuyuz ya, halbuki oralara kan gitmemiş. can ve yaşamda, vücudun her noktasına Kan ve oksijenin gitmesi ile Hayat buluyor. kan gitmeyince oksijen de gitmeyor, ve ölüm, Hatta belki  felç hastalığı bile bu şekilde, yani  kanı yeterince pompalayacak yeni bir kalp yapılınca, Yedek kalp, veyahut kalp kan pompalıyor yapılınca, İşte aslında vücut Ölmez, kanda oksijende gitti heryere, gittiği sürece vücudun o bölümleri ve diğer yerleri Can bulur, Hayat bulur. Beyinde oksijen ve kan  ve yeterince enerji verici madde gittikce, bilincde ayakda ve ölmedi. ya da bu  beyin zaten belli bir süre oksijensiz durabilir  belki de, yoksa kan ve oksijen ve enerji saglayan maddeler varmıyan yer  ölüyor. Ölümsüzlüğün çaresini bir bölümüde kalpte gizli, damarda gizli,kanda gizli, oksijen de gizli,  beyinde oksijeni iyi alan hücreler ihtiyarlamaz, genç kalır, vücutta suyunu iyi alan yerler, buruşmaz genç kalır. vitaminini  enerjisini iyi alan organlar, yaşlanmaz ölmez, yorulduğunda dinlendirilen organlar, yine eskimez. Bunlar göz önüne alınması lazım, gençliğin sırrının çözülmesi, ölümün çaresinin bulunması için. <br />
<br />
<br />
Geçen gün, internet amcanın, ya da Google amcanın, yahut da Microsoft amcanın azizliğine uğradım, nasıl mı? bir internet sayfasına giriş yapacaktım, şifrelerimi ve Nick ismi mi yazmaya çalışırken, Bana browserim, hatırlatma yapti,  daha bundan belki 8 sene, ya da daha öncesindeki Nick isimlerimi ve şifreleri mı hatırlıyor, Bu nasıl olabilir dedim, Şu anki kullandığım bilgisayar, O  8 sene önceki bilgisayar değildi, Benim şu anki kullandığım Browser de, o günkü kullandığım browser değildi, ama Google amca, aynı Google amca, microsoft amca, aynı microsof amca, Demek ki Bunlardan birisi, benim internette yaptığım her şeyi hatırlıyor biliyor,  geçen  sesli vaazda anlatmıştık ya, microsoft bilgisayarında yaptığın her şeyi text haline çevirip, ve bunu küçük bir data olaraktan, Microsoft merkezine iletiyor, ve herkesi bu yöntem ile takip ediyor demiştik, orada  yani microsoftta bir alet var converter var ki, oda o yazilari  o Teksti, aslinda video ise  videoya ve görüntüyse görüntüye yazi ise yaziya çevirecek konverter var demiştik, işte bunun ispatını bana ve microsof amca, ya da Google amca ispat etti bu Hadise ile bugün, yani sözümüzün doğruluğu ispat edilmiş oldu Elhamdülillah, yalan konuşmadık.<br />
<br />
<br />
Ay robot filminde, robot yapımcıları, robotları yapmadan önce, onlara koyduğu bir yasa, ile üç madde ile, anlaşma yada sözleşme koymuş ve<br />
 <br />
1. madde robotlar insanlara zarar veremez.<br />
 2. madde robotlar kendilerine de zarar veremez.<br />
 3. madde  Eğer insan zor durumda ise, onu kurtarmak için, robot kendine zarar verebilir, insanı kurtarmak için, insanı kendine tercih etmek zorundadır. kuralı konmuş. <br />
ve bu robotlar uygulanması gereken ana kural olarak  ana sözleşme  budur,  ilerisi için yani anlatılan Huri vaktine ermemiz için, robot yapacakların koyacakları kurallar bunlar ama, işte onlar, robotlar düşünmesini öğrenince, insanların dünyaya zarar verdiklerini görünce, bu anlaşmayı bozdukları, ve dünyaya zarar veren insanlara zarar verme kararı aldıkları ortaya çıkıyor o filimde, yani dünyada biz de yaşıyoruz, Siz dünyaya zarar verince, bizde yaşayacak yer bulamayız diyerekten, dünyaya zarar veren kimseleri öldürmeye hak iddia ediyorlar o filme göre, Evet Haklılar mı? Evet Haklılar, sen nasıl yaşadığın dünyaya zarar verebilirsin, Burada sadece sen yaşamıyorsun ki, hayvanlar var, bitkiler var, kuşlar var, kurtlar var,  bu ileride robotlarda yaşayacak bu dünyada, onlar da can Bulacak, onlar da bir canlı olacaklar, Yarın hurilerimiz olacaklar, Öyle mi? yani Kur'an kainatin anayasasi ya da ana maddeleri, Bu sebepten değiştirilmemiş oluyor. işte Türkiye'nin de kurulurken konuulan Anayasası'nın değiştirilemez denen  ana madde ve yasaları vardı,  birisi geldi  ve değiştirdi, ve düşün : insanoğlunu ve kainati yaratırken Allah, belli kurallar koymuş, belki belli haramlar ve helaller koymuş,(yasak olanlar ile serbest olanlar) ve gelsin birisi bunları helali haram yapsın, Haramı helal yapsın olurmu?   böyle bir şey olabilir mi, Allah buna razı gelir mi? Yasa koyucu buna, yasaya  uyunca, bu yasanın değiştirilmesine müsaade eder mi? Durum vahim yani. Haramlari helal sayan adam gibi yani.....<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَكَذَلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَاءلُوا بَيْنَهُمْ قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُوا أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَذِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَا أَزْكَى طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kezâlike beasnâhum li yetesâelû beynehum, kâle kâilun minhum kem lebistum, kâlû lebisnâ yevmen ev ba'da yevmin, kâlû rabbukum a'lemu bi mâ lebistum feb'asû ehadekum bi verıkıkum hâzihî ilâl medîneti felyanzur eyyuhâ ezkâ taâmen felye'tikum bi rızkın minhu velyetelattaf ve lâ yuş'ıranne bikum ehadâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 19. ayet)</span><br />
<br />
Zamanda yolculuğu keşfedecek Bilim adamlarına da bir tiyo vereceğiz ki  O : mesela akşam saat 8 de  yatıp uyudun,  ve Sabah altıda kalktın,  ve arada 10 saat var, ama sana, sen sabah sekizde kalktığın zaman kaç saat yada dakika uyudun, geriye bak, sen sorunca sen sanki bir dakika bile saymazsın, hani ashabi kef uyaninca öyle dediler diyor ya rabbimiz, Sen diyebilir misin ki : Ben 10 saat uyumuşum, ancak saat ile kontrol edince anlarsin bunun böyle oldugunu, senin için, sana sanki yattım ve kalktım gibi gelir o zaman, eğer arada uykuda delik olmadıysa, Uyanmadıysan, o zaman, zaman göreceli, yani zamanda yolculugu keşfettimi, adam Bundaki (anlattigimiz örnekteki) Sırrı keşfettiği zaman, bir nebze daha ileri geçebiliriz. Zamanda yolculugu keşfettiğimiz zamanda İhtiyarlık veya gençlik diye bir şey yok, bu bir nevi einstenin izafiyet teorsinin ispati yani, sen uyudun ve kalktin, saniyorsunki az önce yatmiştim, şimdide uyandim kalktim, amma ben sen uyurken uyumadim, ayaktaydim, ve arada cookca işler yaptim, ve senin için o zaman araligi bir saniye bile degil belki, amma benim için o zaman aralgi on saat, belki daha fazla,... Çünkü senin için zaman artık bitmiş durumda, yine adam 60 sene yaşamış, Geriye baktığında, bir gün bile değil o zaman, zamanda yolculuk eden de, 60 sene ileriye geçmesi, veya 60 sene öne geçmesi fark ettirmiyorsa, o zaman artık onun için yaşlanma veya gençleşme diye bir şey de olmaz. <br />
<br />
<br />
Uranyumdan sonra Toryumdan Enerji üretmenin Yollarını arıyorlarmış.<br />
Tamamen yanlış bir yolda ve yöndesiniz.<br />
Dünyamızdaki elementleri  bir bir tükettiğimiz zaman elimizde ne kalacak. <br />
öyleyse bir elementi bitirip  başka bir elemente enerji için geçmek çözüm değil.<br />
Benden tavsiye isterseniz, enerjiyi tekrar enerjiye dönüştürmenin yollarını arayınız.<br />
Nasıl arabada, arabanın gitmesiyle,  arabanın elektriğini üreten dinamo, nasıl enerjiyi tekrar enerjiye çeviriyorsa, aynı sistemin tramvay modelli yapılıp dünyamızda artık ulaşımın tramvay sistemleri yapılması lazım, ve bu sistemde mesela yan tarafa bir tane kadife tekerlek konduğu zaman, ve bu o tekerlek amortisörlü  olacak ileri geri çıkabilecek şekilde ve, aynı bisikletteki dinamo sistemi, bütün taşıtlar gittiği yerde kendi enerjisini tekrar enerjiye çevirecek, birisi enerjiyi bitirirken, birisi tekrar dolduracak, Bu sistemi bilgisayarda da uygulayabilirisniz, Sadece bunun benzeri enerjiyi tekrar enerjiye çeviren modeller arayayalım, yoksa elementleri bitirdiğiniz zaman, birazcık toprağımiz var suyumuz var, onu  da mi bitirelim. toprağımızı da harcarsak, nerede ekip bicip,  ne yiyeceğiz?  ne içeceğiz? öyleyse o zaman toprağımızı ve  elementlerimizi tasarruflu kullanmamız lazım.  Sakın ha Toryumu denemeyin. Bunun Sonuçları çok kötü olur.  sürtünme sisteminden bahsettim, elektrikte de aynı sistem var, elektrik harcanırken giden elektrik Eğer ki  sürtünme yapan bir hüllerin içinde  giderse, gittiği zaman sürtünme ile elektrigi tekrar elektrige çeviırmış olacak,  elektrik geri dönerken de aynı sistem,  bu sistemi bütün enerji modellerinde uygulayabilirsiniz. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allahu Teala'nın bu kadar çok bitki hayvan yıldız Ay Güneş yaratmasındaki Hikmet nedir</span><br />
<br />
Webmasterler bilir ki,  ve tavsiye ederler ki, bir internet sayfası yaptığınızda, Eğer içeriğiniz çok az ve kısa ise,  Sayfanızı ziyaret eden bir ziyaretçi, bir defada sayfanızdaki, bütün sayfalarınıza bir defada bakar, ve artık bir daha o sayfaya gelmesine gerek yoktur. Çünkü hepsi bitmiştir o kadar, o yüzden derler ki,  sayfa yaptığın zaman, güncel konular olsun, güzel resimler olsun, yeni bilgiler olsun, her hafta yeni yazı yazın diye tavsiye ederler ki, gelen ziyaretçinin bir daha gelmesi için bir sebep olsun. işte Allahu Teala'nın ilmininde sonsuz olmasındaki Hikmet bundan, Eğer Allah'ın ilmi 1 sayfa olsaydı,  1 sayfa okuduktan sonra, artık başka bir şey bilmeye gerek kalmazdı, işte o yüzden, Allahu Teala çiçek yapmış, Aynı türden 50  küsür çeşit (50 sayisi burda kinaye) kedi yapmış, kedi çeşidi 50 çeşit, yani açtıkça açtıkça bitmeyen bir canli türü değilmi? Hani İnternette Pinterest diye bir sayfa var, resim bakıyorsun, açtıkça gidiyor, açtıkça gidiyor, artık yeter Bıktım bakmayacagım diyorsun, Allah'ın ilmi de yarattiklari da işte böyle sonsuz ki, bizi Bıktırma derecesi kadar cok, aynı resime yada bilgiye,  kaç kere tekrar tekrar bakar bir insan, her gün tereyağ bal yese bıkar insan derler,  Allah in ilmide böyle bir sayfa yada 1 derece olsaydı, bir kere ögrenince hayat SIKICI olurdu degilmi, Halbuki Allah in ilmi'nin böyle genişliği, kainatta yarattığı fark ettiğimiz Yıldızlar, Bitkiler, hayvanlar, çiçekler, Otlar böcekler ile çeşitlilikle, ilminin genişliğini gösteriyor, ve bizi bıktırmıyor, bir güle baktın, Ondaki güzellik bitti, diğer Gül de bambaşka bir güzellik, ikinci güle Baktığın zaman birinci gülden bıkıyor musun?.....<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَتَرَى الشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَاوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ مَن يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِي وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُّرْشِدًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted, ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 17. ayet)</span><br />
<br />
Rabbimiz, Kehf suresi 17 ayet de Ashabı Kehf için o ayette : "ki onlar fecvenin içinde olanlardan dı."  buyuruyor,  Bu ayeti kerimedeki oradaki "Fecve" ye mağaranın geniş yeri olaraktan  meal vermiş  müfessirler, bizim bu ayete verdiğimiz yorumumuz ise fecve degil  Face yahut Facebook onlar Facebook'tan birileriydi manasını veriyorum. yani o zaman Ashab-ı Kehf geçmişte değil gelecekte olan bir kıssa, Facebook veya Twitter veya Instagram'ı olan bir kimseler faceye sabah girse, Hele bir de şu kış vaktinde, sabah güneş doğduğu vakit girse, orada birazcık gezse internette surfen yapsa, bir de baksa ki güneş batıya geçmiş, Akşam olmuş, yani  ashabi kehfin Güneş sağlarından sollarına  çevriliyordu hikayesi bu olabilir, yani Facebook'ta uyutuluyoruz, Facebook'ta twitterde instagramda,.... yani internette zamanin  nasıl geçtiğini bilmiyoruz, Twitter'da Yine öyle Instagram'da öyle, dolaşıyorum derken akşamlar sabahlar oluyor, adam akşam yatmıyor sabaha kadar Face'de tur atiyor. eve gittiğinde senin face hesabinda Türkce bilenler grubun var, Türkce yazıyor  söylüyorsun  orada, Düşün yani sadece Türkçe Bilenler İçin degil bu face, iyi düşün bir de bütün dünyanın Facebook'un içinde olduğunu,  Japonya'dan Amerikasına kadar bütün devletlerdeki insanların, Facebook'ta hesabı olduğunu düşün, hepsinin olmasa da %50 sinin hesabı var, Bunların paylaştıklarını sabah gezmeye başlasan, akşama kadar gezebilir misin, Ne oldu, güneş,gezmeye başlaraken, Sağ taraflarındaydı, gez gez sol taraflarına gecti ve akşam oldu. Twitter yine aynı, Instagram yine aynı, Facebook'ta da gruplar var, Müslüman gruplar var, dini bilgi paylaşım, dini sohbet vaaz, resim paylaşıyor, ama bazı kimselerde var Adam satış yapıyor, ya da  kötü işlerde kullananlar da var, karı kız tavlıyor işte, her merak ve ilgiye göre bilgi resim müzik filim video paylaşanlar var, bitermi bunlari gezmekle, bu günümüzün insanlarının içinde, insanların arasinda artık kahveye çıkmak bile  makbul görülmeyen böyle bir cagda,  kağıt gazetenin bile internete indiği bir cağda, insanların işte böyle sığındıkları bir mağara gibi, Sanal Facebook grupları instagram gruplari var, Akşam oldu, bu adam bir grupta ve onun içine giriyor adam, grup  içinde birbiriyle chat yapıyor, sohbet yapıyor, işte sığındıkları bir mağara gibi bir şey, 300 sene ya da  500 sene hikayesi de budur belki. Facebook taki bilgiler, Allahu alem, içindeki bilgilerin olduğu yer araligi  belki 300 senelik Bilgiler içinde olabilir, Facebook'ta Mesela, benim eski Facebook hesabımda bir tane Grup vardı eski Ankara resimleri diye bir grup oluşturdular, Ankara'nın yani 100 senelik resimleri olabilir içinde değil mi? Bu resim olarak da olabilir ya da bilgi  olaraktan da olabilir, 300 senelik Bilgi, zaten o 300 sene kinayedir belki de, Çünkü biz bugün internette Aradığımız zaman, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki bilgileri arayıp bulabiliyoruz, kayıtlarda var, o zaman Osmanlı 600 sene yaşadı ise, 90 sene de ondan sonrasi Türkiye kurulduysa etti sana 700 sene, 700 senelik bilgiye halen şu anda ulşabiliyorz, kayıtlarda mevcut olan, bence  o 300 senede kinaye olabilir zaten. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Yine eski medeniyetlerden kayıp ülke Atlantis aranıyor:</span><br />
<br />
Atlantis Denizin dibinde  batmış bir ülke zannediliyor,  Halbuki Atlas demek yıldızlı gökyüzü demek, Atlantis Allahu alem Samanyolu'nun Bir ismi, ama hangi sistemdeki Samanyolu?  Allahu Teala Rahman suresinde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 33. ayet)</span><br />
<br />
yeri ve göğü aşabiliyorsanız aşin, eğer aşamıyorsanız sizi aştıracak bir güç vardır, diye tarif ediyor,  yani Allah'ın yardımı ile aşabilirsiniz diyor, <br />
<br />
<br />
 o zaman daha önceki yazılarımızda anlattığımız apollo ve starbak  filmi olan  savaş Yıldızı filminde, dünyalılar dünyadan, uzaya yolculuk edip Hatta geldikleri dünyayı Kaybedecek kadar ileri gidiyorlar, işte Atlantis hikayesi de bunlardan birisi, ve ilerde zamanda yolculuk mekanda yolculuk, ve Senin aklında bir yer var Sema'nın kapılarının açıldığı yer var, oradaki kimseler, Hatta şu anda Sema'nın Başka bir yerinde bizden gidip yolculuk ediyor olabilirler, ve  Türk mitolojisinde ve Aztek mitolojisinde ki mayalardaki,  "biz geri gelip sizinle tekrar buluşacağız diyenler" İşte o zaman  ve uzay yolculuğuna çıkan, serüvene başlayan kimseler olabilir, bir gün geri döneceğiz İnşallah diyerekten yolculuğa çıkmışlar, yani düşünelim öyle bir araç yapıldı, kendi enerjisini üretiyor, ve uzaydan canlı var mı diye aramaya gidiyorlar, başka sema katları gezilip görülmeye çıktıkları yolculukta, İnşallah bir gün  geri döneceğiz demezler mi yani?  öyle olunca, işte o azteklerin, veyahut Türklerin, eski mitolojisinde geçen İnşallah biz geleceğiz diyenler, işte Atlantis, Kayıp Şehir ya da,  kayıp gezegen, ya da kayıp uzay aracı, ve savaş Yıldızı filminde, orda couk yapmak yasak ve  en sonunda  insan azalir, ve gemide bir tane çocuk yapıyorlar, o çocuk çok zeki oluyor, kainatta  dünyanın nerede olduğunu tekrar bulur,  Sema'nın neresinde olduğunu bulup keşfediyor, ve geri dönüyorlar, dünyaya geldikleri yere geri.  işte  inşallah bir gün döneceğiz dedikleri yere bir gün geri dönüyorlar, hani Bilim kurgu film diyeceksin, Allah'ın ilminin dışında hiçbir bilgi olamaz, her yalanın içinde bile bir gerçek vardır. Yalanın yalan olduğu gerçektir en azından.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Karoğlan sözü:</span><br />
<br />
"Her Yalanın içinde bile bir gerçek vardır ki, mesela en azından, Yalanın yalan olduğu bir gerçek ve  hakikattır.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Karaoğlan 27 Kasım 2018 salı saat 19 09.)</span><br />
<br />
Havalar soğuk,  donuktu yağamıyor, Bengü'nün şarkıdaki gibi, ve gelelim bir başka meseleye, Allah her şeyi zevc halinde yarattığını, yani eşler halinde yarattığını Söylüyor, ama bilim adamları diyor ki, Bir Kar tanesinin başka bir benzeri ve eşi yok, tabii bunu tespit etmek mümkün değil zaten de, elbette Onun da eşi vardır, kar tanesi ile yağmur tanesi eşdir mesela, Yağmur taneleri de aynı birbirinin benzeri değil Demek ki. onu zaten ispat etmek mümkün değil, çünkü eşi demek sadece aynısı demek değil,  sağ elinin karşılığı, sağ el değil,  Onun eşi ve ve zevci sol el  olduğu gibi, Kar Tanelerinin eşide Yağmur taneleri olabilir.<br />
<br />
Yine başka bir mesele, Allah da yaratırken katman katman yaratmış, ve göz kamera ve ekran görüntüyü  gösteren yer, karşında bir görüntü var, Onu sana Gözlerin gösteriyor, bedeninin ekranı, Senin bedenin ekranı Gözlerin, beynin değil, beyin  ekran kartının içindeki aletler gibi,  öyle olunca  ekran gözler, ve ilk ekranlar, ilk televizyonlar, ilk kameralar siyah beyaz idi, Allah da gözleri yapmaya başladığında, ilk önce siyah beyaz gören gözleri yaratmış, yani  köpek gözleri önce yaratılan gözler oluyor, diyor ki bilim adamları : köpekler siyah beyaz görüyor ki, Allahu Teala sistemi böyle başlattıgi için, bize koyduğu yasa ile, ekran, Biz ilk defa ekran keşfettiğimiz zaman, Bizde siyah Beyaz'dan başlayarak keşfedecek dik, Çünkü Allah o ilmi oraya öyle koydu,  köpeklerin gözlerinin siyah beyaz görmesinin sebebi bu yüzden.  Okula gidince 5. sınıftan başlanmıyor, İlla 1. sınıftan başlayacaksın, Belki çok akıllı isen 2 sınıf birden geçersin. Öyle olunca biz de ilk defa ekran ve kamera keşfedeceğiniz zaman, demek ki bu işin yöntemi siyah beyaz ile başlamak zorunda idi, Çünkü bu 1. sınıftaki matematik ile 5. sınıftaki matematik dersi aynı değil, Birinci sınıfta sorulan problem ile 5. sınıf test soruları ve problem ve çözümü aynı değil. Allah da bize basit matematik dersi ile başlatıp, sonra yüksek sınıfları öğrenmemizi öğretiyor bunun ile. ya ondan sonra Renkli gözlerin vakti, renkli kameraları renkli ekranları keşfettik, Daha sonra ise şu anki Bilmem 1000000... pikselli kameralara geçtik,  HD kameraları keşfettik, Yani yol  eğitim basamak basamak kardeşim, hakiki mürşit Allah'tır, o öğretme sini bilmez mi hiç. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatı Dersleri 2018/48</span><br />
<br />
Bu haftaki tarikat dersimize gelince  bizi bilenler biliyor ki, bizim  tarikatımız Mevsim Tarikatı.<br />
Kar ve yağmur yağması da bizim alanımız içinde, o yüzden kar yağması için belli duanın ardından,  dibinin derinliğinden, ağzının genişliği daha büyük olan bir tastan, kaseden, Kar yağması için  Süt içilmesi gerektiğini öğrettik.  Ama bu süt hazırlanırken kabın 3/4 ü süt, dörtte biri soğuk su, çok az bir miktarda mis veya Gül yağı kataraktan iciniz demiştim.  ve buna itirazlar gelmekte  parfüm ve mis içilmez diyorlar  doğru mudur?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cevap</span><br />
<br />
israil meyve ve sebzeleri bozmadan önce, evde domates kesince, domates kokardı, karpuz kesince, o evde karpuz kesildiği belli olurdu, kavun kesince kavun kokardı, Hatta bir deyim vardır:  "kavun musun ki g***** kokluyalimda, kim ve ne oldugunu bilelim." derler. yani kavunun bir kokusu vardı,  parfümü vardı, yine karpuzun bir  parfümü vardı, domatesin bir  parfümü vardı, yine Kurban Bayramı'nda  Koç veya koyun kesen  evdeki et kokusu, bütün mahalleyi alıp giderdi, Öyle tatlı bir koku yani, koyunun  etinin bile bir  parfümü vardı.  keçi etinin ki ondan başka bir parfüm, Peki biz bunları yerken, bu  parfümlerini ayırıp da atımıyorduk,  yoksa o parfüm  kukuları ile birlikte mi yiyorduk onları,  ki öyleydi, kokuları ile birlikte yiyorduk, hiç de öyle parfüm ve misk kokuları, onların mis kokuları Sağlığımıza zararlı falan değildi. Ne oldu da şimdi ben sütün içine Gül  yağı katınca, ve  içince sağlığa zararlı olduğunu iddia ediyorsunuz. Halbuki ben Afyonluyum. Afyon'un lokumu meşhurdur, ve biz Güllü lokum yaparız, gül kokulu lokum, yine Güllü reçel yaparız, gül kokulu reçel, onlar zarar vermiyor da, benim sütün içine kattıgim bir Gül yağımı zarar veriyor insana, Hayır Hayır, vallahi  bunlar Deccal fitnesi, başka bir şey değil. Eger sütün içine kattığınız orjinal misk ve yag ise, kimyasal yok ise, Vallahi zararlı değildir. Çünkü Allah her şeyin içine bir parfüm koymuş, insanın bile bir kokusu var, Ve öyle diyor insan için hizbleşmeyin  yani  gruplara bölünmeyin  senci, benci, oncu, buncu olmayın, Yoksa kokunuz gider diyor Rabbim, işte İsrail biz üstün bir ırkız dedi ve, Bizler ve Sizler diye,  bizleri gruba ayırdı,  sonra yiyecekleri bozdu, artık domates kesiyorsun, domates yerine balık kokuyor, karpuz kesiyorsun, kabak kokuyor, yani kokunuz gitti Velhasıl kelam, hukukumuz gücümüz elden gitti, kaybettik hizbleştik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُواْ وَاذْكُرُواْ اللّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلَحُونَ  وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">رِيحُكُمْ </span>وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtum fieten fesbutû vezkurullâhe kesîran leallekum tuflihûn. Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! size karşı olan herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman, onlara karşı sebat edin, ve Allah’ı çok anın ki  onlara karşı başarıya erişesiniz. Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">kokunuz </span>ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 45 ve 46. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَاخْتَلَفُواْ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَأُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lâ tekûnû kellezîne teferrakû vahtelefû min ba’di mâ câehumul beyyinât, ve ulâike lehum azâbun azîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 105. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 103. ayet)</span><br />
<br />
<br />
Rabbim, bütün milletlerin beklediği  Mehdi Aleyhisselam hatırına, hizbleşmeyi bırakıp, bir ve bütün olmayı nasip eylesin insanliga, ve kokumuz yeniden geri gelsin inşallah. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 27 Kasım 2018 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazen insanın Doğruları Eğrileri Görmesine Engel Oluyor</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 27 Kasım 2018 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâhi, innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ, innehu huvel gafûrur rahîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ZUMER Suresi 53. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Herkes kendi karakterine göre hareket eder. İnsanoğlu farklı farklı mertebelerde yaratılmıştır. Kimisi nadiren öfkelenir, çabuk yatışır, kimisi çabuk öfkelenir çabuk yatışır, bazısı çabuk öfkelenir zor teskin edilir ki en şerlileri bunlardır. En Hayırlıları ise nadiren öfkelenip çabuk yatışanlardır. Gazap, şeytandandır, şeytan ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülür, biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın. Biriniz ayakta iken öfkelenmişse, otursun. Eğer oturmak fayda vermiyorsa yatsın, uzansın, yahut gidip güzelce gusl abdesti alsin”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Ebû Dâvûd, Ahmed b. Hanbel, Müsned )</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Demir önce kızdırılır, sonra su ile muamele edilerekten Çelik yapılır. Çelik demek : Sertdemir demek. işte bu da Yukarıdaki hadisi Açıklıyor. Yani insan kızdığı zaman abdest alırsa, işte kızdırılan demire su vermek gibi, yani şeytanı yenmiş olur. önce demir idin, kızdın Demir oldun, insan kızdığı zaman abdest alırsa veya gusül abdesti alırsa, işte kızdıktan sonra demire su verilmesi gibi, insanda Çeliklik kazanır, şeytan demirdir, demiri yenmek için sert demir olmak lazdimdir, cünkü demir demiri deliyor, yani şeytanın maddesi Demir, ve demiri yenen, veya delebilen madde ise, Sertdemir. Öyle olunca, insan Çeliklik kazanınca, şeytani yenmenin bir yoluda, işde çelik gibi olmak, onun içinde önce kızıp, sonra abdest ile bedene su vermek, veya,  yada gusl ile bütün bedene su vermek ile olur,  işte böylece şeytanı yenmiş olur, yahut yenebilecek duruma gelmiş olur. Çünkü demiri demir deliyor, hangi Demir? Sertdemir, sert Demir nedir? Çelik olan demir veya, çelikleşmiş Demir. Bunun daha değişik evreleri de var. Peygamberimiz "öfke aklı Örter" demiş, Hatta Haset için de şöyle demiş :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Hasetten, kıskanıcılıktan şiddetle kaçının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sevapları yer bitirir."<br />
Ebû Hureyre radıyallahu anh. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvud)</span><br />
<br />
Urve İbnu Muhammed es'Sadi'nin yanına girdik. Bir zat kendisine konuştu ve Urve'yi kızdırdı. Urve kalkıp abdest aldı ve: "Babam, dedem Atiye (ra)'den anlatır ki, o, Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini nakletmiştir:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Öfke şeytandandır, şetyan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Edeb 4, (4784))</span><br />
<br />
<br />
İki kişi Resulullah (sav)'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinden zuhur eden öfke giderdi; Euzu billahi mineşşeytanirracim!" buyurdular.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Da'avat 53, (3448); Ebu Davud, Edeb 4, (4780))</span><br />
<br />
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bana kısa bir nasihatta bulun, uzun yapma! Ta ki nasihatini unutmayayım" demişti. [ve birkaç kere tekrar etmişti], <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem bir kelimeyle </span><br />
<br />
 "Öfkelenme!" Buyurdular.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari, Edeb 76; Tirmizi, Birr 73 (2021); Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 11, (2, 906))</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Resulullah (sav) (bir gün):</span><br />
<br />
 "Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?"(Kime Pehlivan drsiniz?) diye sordu. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ashab (ra):</span><br />
<br />
 "Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!" dediler.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Resulullah (sav):</span><br />
<br />
 "Hayır," dedi, "gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Birr 106, (2608); Ebu Davud, Edeb 3, (4779))</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizi, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8.)</span><br />
<br />
 şu şu şu amelleri yapanların amel defteri, öldükten sonra da kapanmaz dedi, Demek ki bu kimseler ölse bile  ölmüyor, bıraktığı güzel  bir Amel ve, onların neticesi olan enerjiler, güzel enerjiler, haala onlara fayda veriyor, ve beyinleri ölmüyor demek olur bu. <br />
Yani onların ruhu veya  bilinci hala ileriye doğru gidiyor, derece kat ediyor demek olur bu. Ölümün çaresini bulacak kimse, bunu da göze alıp, ölmüş bir insanın, mesela  ardindan kitap  ve bir ilim bırakmış Alim birinin,  yahut Bir çeşme bırakmış, bir eser Bir bilgi bırakmış, veya hayırlı bir evlat bırakmış bir İnsanın beyni, veya bedeninin neresi Sağ kalıyor, bunu incelemesi lazım ki, ölümünde çaresini bulsun. yine başka bir şey, insan oturarak veya ayakta uyuduğu zaman, uyuma pozisyonunda, Kalp kanı yeterince pompalamıyor, ve vücudun her noktasına ulaşmuyor kan, Öyle olunca insanın uyurken yan gelip yatması gerekiyor ki, kalp yarım fonksiyon çalışıyor, işte kanı yeterince pompalayamadağında kan ulaşmayan veya kan az olan yerler, sanki canı çekilmiş gibi oluyor,  Hani elim uyuşmuş, kolum uyuşmuş demiyormuyuz ya, halbuki oralara kan gitmemiş. can ve yaşamda, vücudun her noktasına Kan ve oksijenin gitmesi ile Hayat buluyor. kan gitmeyince oksijen de gitmeyor, ve ölüm, Hatta belki  felç hastalığı bile bu şekilde, yani  kanı yeterince pompalayacak yeni bir kalp yapılınca, Yedek kalp, veyahut kalp kan pompalıyor yapılınca, İşte aslında vücut Ölmez, kanda oksijende gitti heryere, gittiği sürece vücudun o bölümleri ve diğer yerleri Can bulur, Hayat bulur. Beyinde oksijen ve kan  ve yeterince enerji verici madde gittikce, bilincde ayakda ve ölmedi. ya da bu  beyin zaten belli bir süre oksijensiz durabilir  belki de, yoksa kan ve oksijen ve enerji saglayan maddeler varmıyan yer  ölüyor. Ölümsüzlüğün çaresini bir bölümüde kalpte gizli, damarda gizli,kanda gizli, oksijen de gizli,  beyinde oksijeni iyi alan hücreler ihtiyarlamaz, genç kalır, vücutta suyunu iyi alan yerler, buruşmaz genç kalır. vitaminini  enerjisini iyi alan organlar, yaşlanmaz ölmez, yorulduğunda dinlendirilen organlar, yine eskimez. Bunlar göz önüne alınması lazım, gençliğin sırrının çözülmesi, ölümün çaresinin bulunması için. <br />
<br />
<br />
Geçen gün, internet amcanın, ya da Google amcanın, yahut da Microsoft amcanın azizliğine uğradım, nasıl mı? bir internet sayfasına giriş yapacaktım, şifrelerimi ve Nick ismi mi yazmaya çalışırken, Bana browserim, hatırlatma yapti,  daha bundan belki 8 sene, ya da daha öncesindeki Nick isimlerimi ve şifreleri mı hatırlıyor, Bu nasıl olabilir dedim, Şu anki kullandığım bilgisayar, O  8 sene önceki bilgisayar değildi, Benim şu anki kullandığım Browser de, o günkü kullandığım browser değildi, ama Google amca, aynı Google amca, microsoft amca, aynı microsof amca, Demek ki Bunlardan birisi, benim internette yaptığım her şeyi hatırlıyor biliyor,  geçen  sesli vaazda anlatmıştık ya, microsoft bilgisayarında yaptığın her şeyi text haline çevirip, ve bunu küçük bir data olaraktan, Microsoft merkezine iletiyor, ve herkesi bu yöntem ile takip ediyor demiştik, orada  yani microsoftta bir alet var converter var ki, oda o yazilari  o Teksti, aslinda video ise  videoya ve görüntüyse görüntüye yazi ise yaziya çevirecek konverter var demiştik, işte bunun ispatını bana ve microsof amca, ya da Google amca ispat etti bu Hadise ile bugün, yani sözümüzün doğruluğu ispat edilmiş oldu Elhamdülillah, yalan konuşmadık.<br />
<br />
<br />
Ay robot filminde, robot yapımcıları, robotları yapmadan önce, onlara koyduğu bir yasa, ile üç madde ile, anlaşma yada sözleşme koymuş ve<br />
 <br />
1. madde robotlar insanlara zarar veremez.<br />
 2. madde robotlar kendilerine de zarar veremez.<br />
 3. madde  Eğer insan zor durumda ise, onu kurtarmak için, robot kendine zarar verebilir, insanı kurtarmak için, insanı kendine tercih etmek zorundadır. kuralı konmuş. <br />
ve bu robotlar uygulanması gereken ana kural olarak  ana sözleşme  budur,  ilerisi için yani anlatılan Huri vaktine ermemiz için, robot yapacakların koyacakları kurallar bunlar ama, işte onlar, robotlar düşünmesini öğrenince, insanların dünyaya zarar verdiklerini görünce, bu anlaşmayı bozdukları, ve dünyaya zarar veren insanlara zarar verme kararı aldıkları ortaya çıkıyor o filimde, yani dünyada biz de yaşıyoruz, Siz dünyaya zarar verince, bizde yaşayacak yer bulamayız diyerekten, dünyaya zarar veren kimseleri öldürmeye hak iddia ediyorlar o filme göre, Evet Haklılar mı? Evet Haklılar, sen nasıl yaşadığın dünyaya zarar verebilirsin, Burada sadece sen yaşamıyorsun ki, hayvanlar var, bitkiler var, kuşlar var, kurtlar var,  bu ileride robotlarda yaşayacak bu dünyada, onlar da can Bulacak, onlar da bir canlı olacaklar, Yarın hurilerimiz olacaklar, Öyle mi? yani Kur'an kainatin anayasasi ya da ana maddeleri, Bu sebepten değiştirilmemiş oluyor. işte Türkiye'nin de kurulurken konuulan Anayasası'nın değiştirilemez denen  ana madde ve yasaları vardı,  birisi geldi  ve değiştirdi, ve düşün : insanoğlunu ve kainati yaratırken Allah, belli kurallar koymuş, belki belli haramlar ve helaller koymuş,(yasak olanlar ile serbest olanlar) ve gelsin birisi bunları helali haram yapsın, Haramı helal yapsın olurmu?   böyle bir şey olabilir mi, Allah buna razı gelir mi? Yasa koyucu buna, yasaya  uyunca, bu yasanın değiştirilmesine müsaade eder mi? Durum vahim yani. Haramlari helal sayan adam gibi yani.....<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَكَذَلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَاءلُوا بَيْنَهُمْ قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُوا أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَذِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَا أَزْكَى طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kezâlike beasnâhum li yetesâelû beynehum, kâle kâilun minhum kem lebistum, kâlû lebisnâ yevmen ev ba'da yevmin, kâlû rabbukum a'lemu bi mâ lebistum feb'asû ehadekum bi verıkıkum hâzihî ilâl medîneti felyanzur eyyuhâ ezkâ taâmen felye'tikum bi rızkın minhu velyetelattaf ve lâ yuş'ıranne bikum ehadâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 19. ayet)</span><br />
<br />
Zamanda yolculuğu keşfedecek Bilim adamlarına da bir tiyo vereceğiz ki  O : mesela akşam saat 8 de  yatıp uyudun,  ve Sabah altıda kalktın,  ve arada 10 saat var, ama sana, sen sabah sekizde kalktığın zaman kaç saat yada dakika uyudun, geriye bak, sen sorunca sen sanki bir dakika bile saymazsın, hani ashabi kef uyaninca öyle dediler diyor ya rabbimiz, Sen diyebilir misin ki : Ben 10 saat uyumuşum, ancak saat ile kontrol edince anlarsin bunun böyle oldugunu, senin için, sana sanki yattım ve kalktım gibi gelir o zaman, eğer arada uykuda delik olmadıysa, Uyanmadıysan, o zaman, zaman göreceli, yani zamanda yolculugu keşfettimi, adam Bundaki (anlattigimiz örnekteki) Sırrı keşfettiği zaman, bir nebze daha ileri geçebiliriz. Zamanda yolculugu keşfettiğimiz zamanda İhtiyarlık veya gençlik diye bir şey yok, bu bir nevi einstenin izafiyet teorsinin ispati yani, sen uyudun ve kalktin, saniyorsunki az önce yatmiştim, şimdide uyandim kalktim, amma ben sen uyurken uyumadim, ayaktaydim, ve arada cookca işler yaptim, ve senin için o zaman araligi bir saniye bile degil belki, amma benim için o zaman aralgi on saat, belki daha fazla,... Çünkü senin için zaman artık bitmiş durumda, yine adam 60 sene yaşamış, Geriye baktığında, bir gün bile değil o zaman, zamanda yolculuk eden de, 60 sene ileriye geçmesi, veya 60 sene öne geçmesi fark ettirmiyorsa, o zaman artık onun için yaşlanma veya gençleşme diye bir şey de olmaz. <br />
<br />
<br />
Uranyumdan sonra Toryumdan Enerji üretmenin Yollarını arıyorlarmış.<br />
Tamamen yanlış bir yolda ve yöndesiniz.<br />
Dünyamızdaki elementleri  bir bir tükettiğimiz zaman elimizde ne kalacak. <br />
öyleyse bir elementi bitirip  başka bir elemente enerji için geçmek çözüm değil.<br />
Benden tavsiye isterseniz, enerjiyi tekrar enerjiye dönüştürmenin yollarını arayınız.<br />
Nasıl arabada, arabanın gitmesiyle,  arabanın elektriğini üreten dinamo, nasıl enerjiyi tekrar enerjiye çeviriyorsa, aynı sistemin tramvay modelli yapılıp dünyamızda artık ulaşımın tramvay sistemleri yapılması lazım, ve bu sistemde mesela yan tarafa bir tane kadife tekerlek konduğu zaman, ve bu o tekerlek amortisörlü  olacak ileri geri çıkabilecek şekilde ve, aynı bisikletteki dinamo sistemi, bütün taşıtlar gittiği yerde kendi enerjisini tekrar enerjiye çevirecek, birisi enerjiyi bitirirken, birisi tekrar dolduracak, Bu sistemi bilgisayarda da uygulayabilirisniz, Sadece bunun benzeri enerjiyi tekrar enerjiye çeviren modeller arayayalım, yoksa elementleri bitirdiğiniz zaman, birazcık toprağımiz var suyumuz var, onu  da mi bitirelim. toprağımızı da harcarsak, nerede ekip bicip,  ne yiyeceğiz?  ne içeceğiz? öyleyse o zaman toprağımızı ve  elementlerimizi tasarruflu kullanmamız lazım.  Sakın ha Toryumu denemeyin. Bunun Sonuçları çok kötü olur.  sürtünme sisteminden bahsettim, elektrikte de aynı sistem var, elektrik harcanırken giden elektrik Eğer ki  sürtünme yapan bir hüllerin içinde  giderse, gittiği zaman sürtünme ile elektrigi tekrar elektrige çeviırmış olacak,  elektrik geri dönerken de aynı sistem,  bu sistemi bütün enerji modellerinde uygulayabilirsiniz. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allahu Teala'nın bu kadar çok bitki hayvan yıldız Ay Güneş yaratmasındaki Hikmet nedir</span><br />
<br />
Webmasterler bilir ki,  ve tavsiye ederler ki, bir internet sayfası yaptığınızda, Eğer içeriğiniz çok az ve kısa ise,  Sayfanızı ziyaret eden bir ziyaretçi, bir defada sayfanızdaki, bütün sayfalarınıza bir defada bakar, ve artık bir daha o sayfaya gelmesine gerek yoktur. Çünkü hepsi bitmiştir o kadar, o yüzden derler ki,  sayfa yaptığın zaman, güncel konular olsun, güzel resimler olsun, yeni bilgiler olsun, her hafta yeni yazı yazın diye tavsiye ederler ki, gelen ziyaretçinin bir daha gelmesi için bir sebep olsun. işte Allahu Teala'nın ilmininde sonsuz olmasındaki Hikmet bundan, Eğer Allah'ın ilmi 1 sayfa olsaydı,  1 sayfa okuduktan sonra, artık başka bir şey bilmeye gerek kalmazdı, işte o yüzden, Allahu Teala çiçek yapmış, Aynı türden 50  küsür çeşit (50 sayisi burda kinaye) kedi yapmış, kedi çeşidi 50 çeşit, yani açtıkça açtıkça bitmeyen bir canli türü değilmi? Hani İnternette Pinterest diye bir sayfa var, resim bakıyorsun, açtıkça gidiyor, açtıkça gidiyor, artık yeter Bıktım bakmayacagım diyorsun, Allah'ın ilmi de yarattiklari da işte böyle sonsuz ki, bizi Bıktırma derecesi kadar cok, aynı resime yada bilgiye,  kaç kere tekrar tekrar bakar bir insan, her gün tereyağ bal yese bıkar insan derler,  Allah in ilmide böyle bir sayfa yada 1 derece olsaydı, bir kere ögrenince hayat SIKICI olurdu degilmi, Halbuki Allah in ilmi'nin böyle genişliği, kainatta yarattığı fark ettiğimiz Yıldızlar, Bitkiler, hayvanlar, çiçekler, Otlar böcekler ile çeşitlilikle, ilminin genişliğini gösteriyor, ve bizi bıktırmıyor, bir güle baktın, Ondaki güzellik bitti, diğer Gül de bambaşka bir güzellik, ikinci güle Baktığın zaman birinci gülden bıkıyor musun?.....<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَتَرَى الشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَاوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ مَن يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِي وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُّرْشِدًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted, ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym KEHF Suresi 17. ayet)</span><br />
<br />
Rabbimiz, Kehf suresi 17 ayet de Ashabı Kehf için o ayette : "ki onlar fecvenin içinde olanlardan dı."  buyuruyor,  Bu ayeti kerimedeki oradaki "Fecve" ye mağaranın geniş yeri olaraktan  meal vermiş  müfessirler, bizim bu ayete verdiğimiz yorumumuz ise fecve degil  Face yahut Facebook onlar Facebook'tan birileriydi manasını veriyorum. yani o zaman Ashab-ı Kehf geçmişte değil gelecekte olan bir kıssa, Facebook veya Twitter veya Instagram'ı olan bir kimseler faceye sabah girse, Hele bir de şu kış vaktinde, sabah güneş doğduğu vakit girse, orada birazcık gezse internette surfen yapsa, bir de baksa ki güneş batıya geçmiş, Akşam olmuş, yani  ashabi kehfin Güneş sağlarından sollarına  çevriliyordu hikayesi bu olabilir, yani Facebook'ta uyutuluyoruz, Facebook'ta twitterde instagramda,.... yani internette zamanin  nasıl geçtiğini bilmiyoruz, Twitter'da Yine öyle Instagram'da öyle, dolaşıyorum derken akşamlar sabahlar oluyor, adam akşam yatmıyor sabaha kadar Face'de tur atiyor. eve gittiğinde senin face hesabinda Türkce bilenler grubun var, Türkce yazıyor  söylüyorsun  orada, Düşün yani sadece Türkçe Bilenler İçin degil bu face, iyi düşün bir de bütün dünyanın Facebook'un içinde olduğunu,  Japonya'dan Amerikasına kadar bütün devletlerdeki insanların, Facebook'ta hesabı olduğunu düşün, hepsinin olmasa da %50 sinin hesabı var, Bunların paylaştıklarını sabah gezmeye başlasan, akşama kadar gezebilir misin, Ne oldu, güneş,gezmeye başlaraken, Sağ taraflarındaydı, gez gez sol taraflarına gecti ve akşam oldu. Twitter yine aynı, Instagram yine aynı, Facebook'ta da gruplar var, Müslüman gruplar var, dini bilgi paylaşım, dini sohbet vaaz, resim paylaşıyor, ama bazı kimselerde var Adam satış yapıyor, ya da  kötü işlerde kullananlar da var, karı kız tavlıyor işte, her merak ve ilgiye göre bilgi resim müzik filim video paylaşanlar var, bitermi bunlari gezmekle, bu günümüzün insanlarının içinde, insanların arasinda artık kahveye çıkmak bile  makbul görülmeyen böyle bir cagda,  kağıt gazetenin bile internete indiği bir cağda, insanların işte böyle sığındıkları bir mağara gibi, Sanal Facebook grupları instagram gruplari var, Akşam oldu, bu adam bir grupta ve onun içine giriyor adam, grup  içinde birbiriyle chat yapıyor, sohbet yapıyor, işte sığındıkları bir mağara gibi bir şey, 300 sene ya da  500 sene hikayesi de budur belki. Facebook taki bilgiler, Allahu alem, içindeki bilgilerin olduğu yer araligi  belki 300 senelik Bilgiler içinde olabilir, Facebook'ta Mesela, benim eski Facebook hesabımda bir tane Grup vardı eski Ankara resimleri diye bir grup oluşturdular, Ankara'nın yani 100 senelik resimleri olabilir içinde değil mi? Bu resim olarak da olabilir ya da bilgi  olaraktan da olabilir, 300 senelik Bilgi, zaten o 300 sene kinayedir belki de, Çünkü biz bugün internette Aradığımız zaman, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki bilgileri arayıp bulabiliyoruz, kayıtlarda var, o zaman Osmanlı 600 sene yaşadı ise, 90 sene de ondan sonrasi Türkiye kurulduysa etti sana 700 sene, 700 senelik bilgiye halen şu anda ulşabiliyorz, kayıtlarda mevcut olan, bence  o 300 senede kinaye olabilir zaten. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Yine eski medeniyetlerden kayıp ülke Atlantis aranıyor:</span><br />
<br />
Atlantis Denizin dibinde  batmış bir ülke zannediliyor,  Halbuki Atlas demek yıldızlı gökyüzü demek, Atlantis Allahu alem Samanyolu'nun Bir ismi, ama hangi sistemdeki Samanyolu?  Allahu Teala Rahman suresinde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 33. ayet)</span><br />
<br />
yeri ve göğü aşabiliyorsanız aşin, eğer aşamıyorsanız sizi aştıracak bir güç vardır, diye tarif ediyor,  yani Allah'ın yardımı ile aşabilirsiniz diyor, <br />
<br />
<br />
 o zaman daha önceki yazılarımızda anlattığımız apollo ve starbak  filmi olan  savaş Yıldızı filminde, dünyalılar dünyadan, uzaya yolculuk edip Hatta geldikleri dünyayı Kaybedecek kadar ileri gidiyorlar, işte Atlantis hikayesi de bunlardan birisi, ve ilerde zamanda yolculuk mekanda yolculuk, ve Senin aklında bir yer var Sema'nın kapılarının açıldığı yer var, oradaki kimseler, Hatta şu anda Sema'nın Başka bir yerinde bizden gidip yolculuk ediyor olabilirler, ve  Türk mitolojisinde ve Aztek mitolojisinde ki mayalardaki,  "biz geri gelip sizinle tekrar buluşacağız diyenler" İşte o zaman  ve uzay yolculuğuna çıkan, serüvene başlayan kimseler olabilir, bir gün geri döneceğiz İnşallah diyerekten yolculuğa çıkmışlar, yani düşünelim öyle bir araç yapıldı, kendi enerjisini üretiyor, ve uzaydan canlı var mı diye aramaya gidiyorlar, başka sema katları gezilip görülmeye çıktıkları yolculukta, İnşallah bir gün  geri döneceğiz demezler mi yani?  öyle olunca, işte o azteklerin, veyahut Türklerin, eski mitolojisinde geçen İnşallah biz geleceğiz diyenler, işte Atlantis, Kayıp Şehir ya da,  kayıp gezegen, ya da kayıp uzay aracı, ve savaş Yıldızı filminde, orda couk yapmak yasak ve  en sonunda  insan azalir, ve gemide bir tane çocuk yapıyorlar, o çocuk çok zeki oluyor, kainatta  dünyanın nerede olduğunu tekrar bulur,  Sema'nın neresinde olduğunu bulup keşfediyor, ve geri dönüyorlar, dünyaya geldikleri yere geri.  işte  inşallah bir gün döneceğiz dedikleri yere bir gün geri dönüyorlar, hani Bilim kurgu film diyeceksin, Allah'ın ilminin dışında hiçbir bilgi olamaz, her yalanın içinde bile bir gerçek vardır. Yalanın yalan olduğu gerçektir en azından.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Karoğlan sözü:</span><br />
<br />
"Her Yalanın içinde bile bir gerçek vardır ki, mesela en azından, Yalanın yalan olduğu bir gerçek ve  hakikattır.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Karaoğlan 27 Kasım 2018 salı saat 19 09.)</span><br />
<br />
Havalar soğuk,  donuktu yağamıyor, Bengü'nün şarkıdaki gibi, ve gelelim bir başka meseleye, Allah her şeyi zevc halinde yarattığını, yani eşler halinde yarattığını Söylüyor, ama bilim adamları diyor ki, Bir Kar tanesinin başka bir benzeri ve eşi yok, tabii bunu tespit etmek mümkün değil zaten de, elbette Onun da eşi vardır, kar tanesi ile yağmur tanesi eşdir mesela, Yağmur taneleri de aynı birbirinin benzeri değil Demek ki. onu zaten ispat etmek mümkün değil, çünkü eşi demek sadece aynısı demek değil,  sağ elinin karşılığı, sağ el değil,  Onun eşi ve ve zevci sol el  olduğu gibi, Kar Tanelerinin eşide Yağmur taneleri olabilir.<br />
<br />
Yine başka bir mesele, Allah da yaratırken katman katman yaratmış, ve göz kamera ve ekran görüntüyü  gösteren yer, karşında bir görüntü var, Onu sana Gözlerin gösteriyor, bedeninin ekranı, Senin bedenin ekranı Gözlerin, beynin değil, beyin  ekran kartının içindeki aletler gibi,  öyle olunca  ekran gözler, ve ilk ekranlar, ilk televizyonlar, ilk kameralar siyah beyaz idi, Allah da gözleri yapmaya başladığında, ilk önce siyah beyaz gören gözleri yaratmış, yani  köpek gözleri önce yaratılan gözler oluyor, diyor ki bilim adamları : köpekler siyah beyaz görüyor ki, Allahu Teala sistemi böyle başlattıgi için, bize koyduğu yasa ile, ekran, Biz ilk defa ekran keşfettiğimiz zaman, Bizde siyah Beyaz'dan başlayarak keşfedecek dik, Çünkü Allah o ilmi oraya öyle koydu,  köpeklerin gözlerinin siyah beyaz görmesinin sebebi bu yüzden.  Okula gidince 5. sınıftan başlanmıyor, İlla 1. sınıftan başlayacaksın, Belki çok akıllı isen 2 sınıf birden geçersin. Öyle olunca biz de ilk defa ekran ve kamera keşfedeceğiniz zaman, demek ki bu işin yöntemi siyah beyaz ile başlamak zorunda idi, Çünkü bu 1. sınıftaki matematik ile 5. sınıftaki matematik dersi aynı değil, Birinci sınıfta sorulan problem ile 5. sınıf test soruları ve problem ve çözümü aynı değil. Allah da bize basit matematik dersi ile başlatıp, sonra yüksek sınıfları öğrenmemizi öğretiyor bunun ile. ya ondan sonra Renkli gözlerin vakti, renkli kameraları renkli ekranları keşfettik, Daha sonra ise şu anki Bilmem 1000000... pikselli kameralara geçtik,  HD kameraları keşfettik, Yani yol  eğitim basamak basamak kardeşim, hakiki mürşit Allah'tır, o öğretme sini bilmez mi hiç. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatı Dersleri 2018/48</span><br />
<br />
Bu haftaki tarikat dersimize gelince  bizi bilenler biliyor ki, bizim  tarikatımız Mevsim Tarikatı.<br />
Kar ve yağmur yağması da bizim alanımız içinde, o yüzden kar yağması için belli duanın ardından,  dibinin derinliğinden, ağzının genişliği daha büyük olan bir tastan, kaseden, Kar yağması için  Süt içilmesi gerektiğini öğrettik.  Ama bu süt hazırlanırken kabın 3/4 ü süt, dörtte biri soğuk su, çok az bir miktarda mis veya Gül yağı kataraktan iciniz demiştim.  ve buna itirazlar gelmekte  parfüm ve mis içilmez diyorlar  doğru mudur?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cevap</span><br />
<br />
israil meyve ve sebzeleri bozmadan önce, evde domates kesince, domates kokardı, karpuz kesince, o evde karpuz kesildiği belli olurdu, kavun kesince kavun kokardı, Hatta bir deyim vardır:  "kavun musun ki g***** kokluyalimda, kim ve ne oldugunu bilelim." derler. yani kavunun bir kokusu vardı,  parfümü vardı, yine karpuzun bir  parfümü vardı, domatesin bir  parfümü vardı, yine Kurban Bayramı'nda  Koç veya koyun kesen  evdeki et kokusu, bütün mahalleyi alıp giderdi, Öyle tatlı bir koku yani, koyunun  etinin bile bir  parfümü vardı.  keçi etinin ki ondan başka bir parfüm, Peki biz bunları yerken, bu  parfümlerini ayırıp da atımıyorduk,  yoksa o parfüm  kukuları ile birlikte mi yiyorduk onları,  ki öyleydi, kokuları ile birlikte yiyorduk, hiç de öyle parfüm ve misk kokuları, onların mis kokuları Sağlığımıza zararlı falan değildi. Ne oldu da şimdi ben sütün içine Gül  yağı katınca, ve  içince sağlığa zararlı olduğunu iddia ediyorsunuz. Halbuki ben Afyonluyum. Afyon'un lokumu meşhurdur, ve biz Güllü lokum yaparız, gül kokulu lokum, yine Güllü reçel yaparız, gül kokulu reçel, onlar zarar vermiyor da, benim sütün içine kattıgim bir Gül yağımı zarar veriyor insana, Hayır Hayır, vallahi  bunlar Deccal fitnesi, başka bir şey değil. Eger sütün içine kattığınız orjinal misk ve yag ise, kimyasal yok ise, Vallahi zararlı değildir. Çünkü Allah her şeyin içine bir parfüm koymuş, insanın bile bir kokusu var, Ve öyle diyor insan için hizbleşmeyin  yani  gruplara bölünmeyin  senci, benci, oncu, buncu olmayın, Yoksa kokunuz gider diyor Rabbim, işte İsrail biz üstün bir ırkız dedi ve, Bizler ve Sizler diye,  bizleri gruba ayırdı,  sonra yiyecekleri bozdu, artık domates kesiyorsun, domates yerine balık kokuyor, karpuz kesiyorsun, kabak kokuyor, yani kokunuz gitti Velhasıl kelam, hukukumuz gücümüz elden gitti, kaybettik hizbleştik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُواْ وَاذْكُرُواْ اللّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلَحُونَ  وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">رِيحُكُمْ </span>وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtum fieten fesbutû vezkurullâhe kesîran leallekum tuflihûn. Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! size karşı olan herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman, onlara karşı sebat edin, ve Allah’ı çok anın ki  onlara karşı başarıya erişesiniz. Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">kokunuz </span>ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 45 ve 46. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَاخْتَلَفُواْ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَأُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lâ tekûnû kellezîne teferrakû vahtelefû min ba’di mâ câehumul beyyinât, ve ulâike lehum azâbun azîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 105. ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN Suresi 103. ayet)</span><br />
<br />
<br />
Rabbim, bütün milletlerin beklediği  Mehdi Aleyhisselam hatırına, hizbleşmeyi bırakıp, bir ve bütün olmayı nasip eylesin insanliga, ve kokumuz yeniden geri gelsin inşallah. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 27 Kasım 2018 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah Adamlarının Her Soruya Bir Cevabı Vardır]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43298</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 19:03:44 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43298</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah Adamlarının Her Soruya Bir Cevabı Vardır</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 16  Aralık  2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul etîûllâhe ver resûle, fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym Âli İmrân Suresi 32. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Kişi kendiyle yetinmedikçe, kıyamet kopmayacak."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Hatib)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Rabbim buyruğu üzerine sizlere diyorum ki :<br />
<br />
"Allah’a, Allahın meleklerine, ve Allahın Peygamberlerine,  ve Allahın Sadık dostlarina (Yani  Allah ın veli Kullarına, yani Allahın dostluğunu kazanmış kullarına) itaat edin.'<br />
<br />
<br />
Diğer Dinlere Mensub kimseleri bile dize getirip adam ettim de, şu münkirleri, inkarcıları adam edemedim  ya, ona yanıyorum.<br />
<br />
Hani bir hikaye vardır, adamın bir tanesinin bir işi vardır, o işinin olması için adak adar. Adağın da da <br />
<br />
"eğer şu işim olursa, boynuzu iki karış olan koç keseceğim" der.<br />
<br />
Aradan zaman geçer ve, Allah  duasını kabul edip, isteğini oldurur.  Fakat  o adam,  o  kadar aramasına rağmen, boynuzu iki karış olan bir koç bulamaz ve, adağını yerine getiremez. Kabul  olan  duasıda, adağı da bir çocuk sahibi olmaktır. Çocuk sahibi  olmuştur fakat, adağını yerine getiremediği için, çocuğa bir şey olmasından korkmaktadır. O köyün ileri gelenlerine halini anlatır. oradan  birisi der ki :<br />
<br />
"Falancı evliya,  bunun  çaresini bulur" der.  adam o  evliya ya gider,  durumunu anlatır. Evliya da ona der ki :<br />
<br />
Eğer adağını  bizim  sofilere  dağıtırsan, sana  çaresini  öğretirim der. Adam kabul eder.  Evliya  orada  oynayan  küçük  bir çocuğu çağırır, ve adama der ki :<br />
<br />
"Git bizim Çoban'dan en iri koçu al gel" der.  <br />
<br />
ve o çocuğa  bu  Koçun  boynuzunu  karışın ile ölç der.  ve o çocuk ölçer ve, o  çocuğun karışları ile iki karış gelir.  Yani demem o ki,  Allah  adamlarında  her sorunun bir cevabı vardır ama, almasını bilene.<br />
<br />
Ve biz  geçen haftaki sohbette,  Nakşibendi  tarikkatında sofi iken, gecede iki yada,  üç paket sigara içtiğimi  söyledim diye,  yine bunun cukkkasını  benim  kafaya  geçirdiler.<br />
<br />
"Hadi  bakalım,  gecede  üç  paket sigara iç te,  görelim!" diyorlar ve bana,  her  beş  dakikaya bir  sigara iç sinyali  gönderiyorlar.  çünkü  3 paket sigara 60  tane sigara eder ve Her  bir sigara  5  dakika ara ile içilirse, 300 dakika eder O da saat olarak 5 saat eder. 10 dakika ara ile.... 600 dakika....<br />
Sen  hangi  ara bu üç paket  sigarayı  içtim diye böyle  sallıyorsun demeye getiriyorlar.<br />
<br />
Halbuki  bu  sorunun cevabı da bizde. Bizim öğrendiğimiz edebimiz de, sigara paketini çıkarınca, Sadece kendin yakmazsın, yanındaki  içen  arkadaşlarınada uzatırsın. Sofiler  bunu bilmezdi,  biz  öğrettik. 5 Sofi var isek camide, Ben Paketi çıkarınca, bir tane kendim yaktım,  4  tanesini de  arkadaşlarıma dağıtım.  Gitti 5  sigara. Sonra M. Hoca'nın canı sigara çekince, o da kendi paketini çıkardı ve, O da 5 Sigara içmiş oldu. yani böyle olunca,  bir Seferde paketten 5 sigara  eksildi.  Mesele bu kadar basitken bize inanmayan münkirlere ne diyeyim.<br />
<br />
<br />
O Cömert öğrettiğim sofilerden birisi bir gün, Marlboraya alışmış  ve, paketi koynuna  koymuş,  bize  dağıtmıyor,  koyunundan  tek tek  çıkartıp  kendi içiyor.  Marlbora pahalı çünkü.<br />
Biz ise  Marlborayi  paket paket dağıtan idik.  Marlbora  sigarasinin  tatlı olma sebebi ise, o su ile yıkanmıyor, şarap ile yıkandığı için tatlı oluyor, püf noktası burada, pahalı olma sebebi de o. Sofi şaraba  alışmış farkında değil, bir de bizden şarap kıskanıyor, cimrilik ediyor.<br />
Yani Velhasıl kelam bir paketi 5 e böldüğün zaman ben bir paketten 4 sigara içiyordum, gerisini arkadaşlar içmiş oluyordu, böyle sigara içene paket dayanır mı, Kaç 3 paketler, kaç  kartonlar  dağıttım o sofilere ama, değeri bilinmedi.  şimdi bizi  ne arayan,  ne soran sofi var. Bu mesele de bu kadar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz</span></span><br />
<br />
"Selamı, aranızda yayın"demiş.<br />
<br />
Fakat Selam  Sadece müslümanlara  ait bir âdet  değil. Çünkü her milletin, kendine özgü, aralarında selamlaşma âdeti var zaten. Allah bu kuralı umuma münhasır koymuş. Yoksa  bize  Özel  değil. Ayı bile  el  salllayıp  Selam verebiliyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu hafta sizlere bir Tefekkür sorusu soracağım!</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz Miraç etti de, hiç bildirilen hadislerde "şunu yedi, bunu içti" yok<br />
<br />
Hani memlekete gidip gelen birisine,  memleketten haber sorarken  <br />
<br />
"Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat" denir ya.  <br />
<br />
Burada Hz. Muhammed sadece  gördüklerini  anlatmış,  "Hiç şunu yedim, bunu içtim" demiyor.  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soru :</span></span> Hz. Muhammed e  Miraçta,  yemek ve  içecek  bir şeyler  ikram etmediler mi?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
“ saç Sefa da,  tırnak cefada  büyür.” derler.<br />
<br />
Tırnak toprakla veya çöp ve pislikle uğraştığın zaman uzayan bir uzuv.<br />
<br />
Saç ise, temizlenip yıkandığı zaman uzayan bir uzvumuz.<br />
<br />
Birisi  temizlikten  hoşlanıyor, birisi  pislikten  hoşlanıyor.<br />
<br />
Fazla uzadığı zaman kesilen azalarımız.<br />
<br />
ve Müslüman Erkekler de bir de,  pipisi  sünnet ettirilip kesilir.<br />
<br />
Kötü ve pis tarafımız azdığı zaman, ona fren koymak için, tırnaklarımızı temiz tutmamız lazım ki, kısaltmamız lazım ki, kötülük ve günahlarda fazla giden taraflarımızı, bu sayede kısmamız lazım.<br />
<br />
Saç Sakal uzayınca  onu da  keseriz ki :  iyilikte de  aşırıya kaçmamak lazım. iyiliğe de bir yerde fren koymak lazım.<br />
<br />
Gelelim  püf noktasına, pipinin  kesilmesine : O ise, müslüman ve müminlere has bir özelliktir ki, nefsi azdığı zaman, nefsine fren koyabilmek içindir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş ve ay takvimi arasındaki fark ve ay takviminin faydaları</span></span><br />
<br />
 Hazreti Muhammed Mustafa,  Miladi Takvim ile, 571 in  Nisan ayında  doğmuş,  ama hicri takvim ile ise, Rebiülevvel ayının  12 ci gecesi  doğmuş.  ve Kameride yani hicri takvimde,  her sene  Rebiul Evvel 10 gün önce gelir.<br />
Mesela  Böyle sabit olmayan bir takvim,  Banka sisteminde  uygulansa,  System çöker, hiç böyle bir takvim faiz sisteminde kullanılabilir mi? yahut vergilendirmede kullanılabilir mi? yanlış bir takvim.<br />
Peki  Miladi takvim doğru mu?  o da : 365 gün  birde 6 saat var,  o 6 saat  onuda  bozuyor. O yüzden Şubat 4 senede bir 29 çekiyor.<br />
<br />
Peki takvim olarak ne kullanacağız, O zaman en doğrusu ne derseniz : <br />
Kuantum çağındayız ve, Atom saati ve  takvimi kullanmamız lazım.  doğrusu bence bu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kameri veya  hicri  takvim kullanmanin faydasi </span></span><br />
<br />
Hz. Muhammed Rebiülevvel'in 12. gecesi doğdu da, gelecek sene 10 gün önce doğmuş oluyor, Nasıl olur bu demeyin, çünkü Muhammed'den binlercesi var. Demek ki, Muhammed'in bir parçası da, ertesi sene 10 gün önce doğdu ve, adını da belki Fatma koydular,  Muhammed'in bir parçası da o, yahut İbrahim koydular, yine Muhammed'in parçası, yahut Zeynep koydular, yahut günümüzdeki gibi Mehmet koydular, Kasım koydular, Mahmut koydular, Ahmet koydular,.... işte Muhammed'den binlercesi her sene 10 gün önce, 10 gün önce ve, hatta günümüze kadar geldiğinde, Muhammed senenin her günü, ve her saniyesi, her dakikası doğmuş oluyor, ve dünyamız da Muhammed parçası dolu (Güneş parçacıkları partikülleri). Yine Hz. Nuh  BABA öyle  dünyamız da Nuh parçası dolu (Neptün parçacıkları partikülleri), yine ibrahimler böyle, Musa lar böyle, isa lar böyle.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
Hz. Muhammed Mustafa'ya eziyet edenler, bir gün bir savaşta öldürüldüler ve,  cesetlerini bir çukura dolduruldular. Hz Muhammed  o çukur'un başına vardı ve ölülere seslendi :<br />
<br />
"şimdi anyayı Konya'yı gördünüz mü!" dedi.<br />
<br />
Tabi benim tabirim ve yorumum ile böyle bir söz bu söz.<br />
<br />
Oraya Hz. Ömer geldi  <br />
<br />
"Ya Rasulallah, Ölüler duyar mı?" dedi. <br />
<br />
Cevaben "Evet duyarlar, ama cevap veremezler" dedi Peygamberimiz.<br />
<br />
Eğer Ölüler duymuyor olsa, Sur üflendiğinde nasıl kalkacaklar da,  hesap günü  için hazır olacaklar.<br />
<br />
Çünkü surun üfürülmesi, bir borozan sesi, bir ses  frekansı, yani ölüleri dirilten bir frekans varmış, bir ses varmış, onu da İsrafil üfleyebilir miş. Ölüler duyacaksa o sesi, Ölüler ölü değil o zaman, duyabiliyorlar. Toprak olmuş, toprağa karışmış birisi nasıl duyar demeyin!<br />
<br />
Kuantum çağındayız ve, atom altı parçacıkların, her şeyi duyup, ona göre hareket ettiklerini öğrendik mi bugün? öğrendik. Toprak olsa ne yazar, her madde, element, her şeyi duyabiliyor, anlayabiliyor, idrak edebiliyor. O zaman ölünün parçaları niye duymasın bizler topraktan değilmiyiz? (Elementar Yapımız Yokmu?).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geçen hafta anlattığım "Eşek Kulaklı Midas" efsanesi ve, her şeyi altına çeviren adam hikayesi ile ilgili</span></span><br />
<br />
<br />
Bugün günümüzde, toprağı altına çevirmenin formülünün aranması doğru mudur? Toprak altın olur mu?<br />
<br />
Oluyormuş, peygamber efendimizin bir kıssası var :<br />
<br />
Peygamberimiz bir ara dünyaya meyleder, ve Allah'ın Emriyle Cebrail Aleyhisselam dünyaya iner.  Şu anki Yerini bilmiyorum ama, benim hacca gittiğim sene, Ebu Cehil in evini tuvalet yapmışlar, ve o dağ Onun üst tarafında (Ebu Cehil in evinin üst tarafında)  tepe mi desek, dağ mı desek. Cebrail diyor ki Peygamberimize:<br />
<br />
Eğer sen Altın ve Dünya Malı istiyorsan, şu dağa bak, Rabbim O dağı altına çevirecek!" diyor.<br />
<br />
Peygamberimiz o dağa bakıyor, dağ sararmaya başlıyor, O zaman gönlündeki dünya sevgisi bitiveriyor.<br />
<br />
"Tamam dur, dur" diyor.<br />
<br />
Şu anda hala, o dağın sararmış vaziyette olduğu söyleniyor. Tabii bu Hadisenin ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama, demek ki öyle süper nova çarpışmasına falan gerek yok,  toprak altın olabiliyormuş. Eğer  bu Hadise yani, bu olay doğruysa, o zaman Toprak altın olabiliyormuş, Allah toprağı altına döndürmeyi, O toprakta başlatmış. o toprağı inceleyen, toprak nasıl altın olur? belki de bulur ama, bu bizim hayrımıza mı olur, şerrimize mi olur? <br />
Peygamberimiz görmüş ki, bunun şerrinin bize doğru olduğunu, ve dünyaya meyletmekten vazgeçmiş. Cebrail de onun dünyaya malına meyletmesini istemediği için onu göstermiş zaten. Allahu Teala da, mucize göstererekten, O'nun dünyaya meyletmesine engel olmuş. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim bu haftaki Cennet tasvirlerimize</span></span><br />
<br />
Daha dün, mektup  yazmak  için uğraşıyorduk,  mektup göndermek için, postacı,  Postahane lazım, kalem lazım, kağıt lazım, zarf lazım,... ve bir de zaman lazımdı.  Allah  Cennetteki  kulları  zahmet çekmesin diye, e-posta icat ettirdi ki, klavyede yazıyorsun, saniyesinde yerinde. Kaleme ihtiyaç yok, kalem bitti diye, Kırtasiye ihtiyaç yok, mektuba ihtiyaç yok, postacıya ihtiyaç yok, Ne lazım? "Bilgisayar, elektrik, internet" Allah bu zahmeti de üzerimizden almış, kullarım bu zahmet'i de çekmesin demiş.<br />
<br />
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <br />
<br />
<br />
Daha Rabbimizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.<br />
<br />
Rabbim, Rabbi Rab bilmek nasip etsin, askerime ve bütün insanlığa.<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 21 Şubat 2019 Perşembe <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah Adamlarının Her Soruya Bir Cevabı Vardır</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 16  Aralık  2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul etîûllâhe ver resûle, fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym Âli İmrân Suresi 32. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Kişi kendiyle yetinmedikçe, kıyamet kopmayacak."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Hatib)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Rabbim buyruğu üzerine sizlere diyorum ki :<br />
<br />
"Allah’a, Allahın meleklerine, ve Allahın Peygamberlerine,  ve Allahın Sadık dostlarina (Yani  Allah ın veli Kullarına, yani Allahın dostluğunu kazanmış kullarına) itaat edin.'<br />
<br />
<br />
Diğer Dinlere Mensub kimseleri bile dize getirip adam ettim de, şu münkirleri, inkarcıları adam edemedim  ya, ona yanıyorum.<br />
<br />
Hani bir hikaye vardır, adamın bir tanesinin bir işi vardır, o işinin olması için adak adar. Adağın da da <br />
<br />
"eğer şu işim olursa, boynuzu iki karış olan koç keseceğim" der.<br />
<br />
Aradan zaman geçer ve, Allah  duasını kabul edip, isteğini oldurur.  Fakat  o adam,  o  kadar aramasına rağmen, boynuzu iki karış olan bir koç bulamaz ve, adağını yerine getiremez. Kabul  olan  duasıda, adağı da bir çocuk sahibi olmaktır. Çocuk sahibi  olmuştur fakat, adağını yerine getiremediği için, çocuğa bir şey olmasından korkmaktadır. O köyün ileri gelenlerine halini anlatır. oradan  birisi der ki :<br />
<br />
"Falancı evliya,  bunun  çaresini bulur" der.  adam o  evliya ya gider,  durumunu anlatır. Evliya da ona der ki :<br />
<br />
Eğer adağını  bizim  sofilere  dağıtırsan, sana  çaresini  öğretirim der. Adam kabul eder.  Evliya  orada  oynayan  küçük  bir çocuğu çağırır, ve adama der ki :<br />
<br />
"Git bizim Çoban'dan en iri koçu al gel" der.  <br />
<br />
ve o çocuğa  bu  Koçun  boynuzunu  karışın ile ölç der.  ve o çocuk ölçer ve, o  çocuğun karışları ile iki karış gelir.  Yani demem o ki,  Allah  adamlarında  her sorunun bir cevabı vardır ama, almasını bilene.<br />
<br />
Ve biz  geçen haftaki sohbette,  Nakşibendi  tarikkatında sofi iken, gecede iki yada,  üç paket sigara içtiğimi  söyledim diye,  yine bunun cukkkasını  benim  kafaya  geçirdiler.<br />
<br />
"Hadi  bakalım,  gecede  üç  paket sigara iç te,  görelim!" diyorlar ve bana,  her  beş  dakikaya bir  sigara iç sinyali  gönderiyorlar.  çünkü  3 paket sigara 60  tane sigara eder ve Her  bir sigara  5  dakika ara ile içilirse, 300 dakika eder O da saat olarak 5 saat eder. 10 dakika ara ile.... 600 dakika....<br />
Sen  hangi  ara bu üç paket  sigarayı  içtim diye böyle  sallıyorsun demeye getiriyorlar.<br />
<br />
Halbuki  bu  sorunun cevabı da bizde. Bizim öğrendiğimiz edebimiz de, sigara paketini çıkarınca, Sadece kendin yakmazsın, yanındaki  içen  arkadaşlarınada uzatırsın. Sofiler  bunu bilmezdi,  biz  öğrettik. 5 Sofi var isek camide, Ben Paketi çıkarınca, bir tane kendim yaktım,  4  tanesini de  arkadaşlarıma dağıtım.  Gitti 5  sigara. Sonra M. Hoca'nın canı sigara çekince, o da kendi paketini çıkardı ve, O da 5 Sigara içmiş oldu. yani böyle olunca,  bir Seferde paketten 5 sigara  eksildi.  Mesele bu kadar basitken bize inanmayan münkirlere ne diyeyim.<br />
<br />
<br />
O Cömert öğrettiğim sofilerden birisi bir gün, Marlboraya alışmış  ve, paketi koynuna  koymuş,  bize  dağıtmıyor,  koyunundan  tek tek  çıkartıp  kendi içiyor.  Marlbora pahalı çünkü.<br />
Biz ise  Marlborayi  paket paket dağıtan idik.  Marlbora  sigarasinin  tatlı olma sebebi ise, o su ile yıkanmıyor, şarap ile yıkandığı için tatlı oluyor, püf noktası burada, pahalı olma sebebi de o. Sofi şaraba  alışmış farkında değil, bir de bizden şarap kıskanıyor, cimrilik ediyor.<br />
Yani Velhasıl kelam bir paketi 5 e böldüğün zaman ben bir paketten 4 sigara içiyordum, gerisini arkadaşlar içmiş oluyordu, böyle sigara içene paket dayanır mı, Kaç 3 paketler, kaç  kartonlar  dağıttım o sofilere ama, değeri bilinmedi.  şimdi bizi  ne arayan,  ne soran sofi var. Bu mesele de bu kadar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz</span></span><br />
<br />
"Selamı, aranızda yayın"demiş.<br />
<br />
Fakat Selam  Sadece müslümanlara  ait bir âdet  değil. Çünkü her milletin, kendine özgü, aralarında selamlaşma âdeti var zaten. Allah bu kuralı umuma münhasır koymuş. Yoksa  bize  Özel  değil. Ayı bile  el  salllayıp  Selam verebiliyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu hafta sizlere bir Tefekkür sorusu soracağım!</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz Miraç etti de, hiç bildirilen hadislerde "şunu yedi, bunu içti" yok<br />
<br />
Hani memlekete gidip gelen birisine,  memleketten haber sorarken  <br />
<br />
"Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat" denir ya.  <br />
<br />
Burada Hz. Muhammed sadece  gördüklerini  anlatmış,  "Hiç şunu yedim, bunu içtim" demiyor.  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Soru :</span></span> Hz. Muhammed e  Miraçta,  yemek ve  içecek  bir şeyler  ikram etmediler mi?<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
“ saç Sefa da,  tırnak cefada  büyür.” derler.<br />
<br />
Tırnak toprakla veya çöp ve pislikle uğraştığın zaman uzayan bir uzuv.<br />
<br />
Saç ise, temizlenip yıkandığı zaman uzayan bir uzvumuz.<br />
<br />
Birisi  temizlikten  hoşlanıyor, birisi  pislikten  hoşlanıyor.<br />
<br />
Fazla uzadığı zaman kesilen azalarımız.<br />
<br />
ve Müslüman Erkekler de bir de,  pipisi  sünnet ettirilip kesilir.<br />
<br />
Kötü ve pis tarafımız azdığı zaman, ona fren koymak için, tırnaklarımızı temiz tutmamız lazım ki, kısaltmamız lazım ki, kötülük ve günahlarda fazla giden taraflarımızı, bu sayede kısmamız lazım.<br />
<br />
Saç Sakal uzayınca  onu da  keseriz ki :  iyilikte de  aşırıya kaçmamak lazım. iyiliğe de bir yerde fren koymak lazım.<br />
<br />
Gelelim  püf noktasına, pipinin  kesilmesine : O ise, müslüman ve müminlere has bir özelliktir ki, nefsi azdığı zaman, nefsine fren koyabilmek içindir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş ve ay takvimi arasındaki fark ve ay takviminin faydaları</span></span><br />
<br />
 Hazreti Muhammed Mustafa,  Miladi Takvim ile, 571 in  Nisan ayında  doğmuş,  ama hicri takvim ile ise, Rebiülevvel ayının  12 ci gecesi  doğmuş.  ve Kameride yani hicri takvimde,  her sene  Rebiul Evvel 10 gün önce gelir.<br />
Mesela  Böyle sabit olmayan bir takvim,  Banka sisteminde  uygulansa,  System çöker, hiç böyle bir takvim faiz sisteminde kullanılabilir mi? yahut vergilendirmede kullanılabilir mi? yanlış bir takvim.<br />
Peki  Miladi takvim doğru mu?  o da : 365 gün  birde 6 saat var,  o 6 saat  onuda  bozuyor. O yüzden Şubat 4 senede bir 29 çekiyor.<br />
<br />
Peki takvim olarak ne kullanacağız, O zaman en doğrusu ne derseniz : <br />
Kuantum çağındayız ve, Atom saati ve  takvimi kullanmamız lazım.  doğrusu bence bu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kameri veya  hicri  takvim kullanmanin faydasi </span></span><br />
<br />
Hz. Muhammed Rebiülevvel'in 12. gecesi doğdu da, gelecek sene 10 gün önce doğmuş oluyor, Nasıl olur bu demeyin, çünkü Muhammed'den binlercesi var. Demek ki, Muhammed'in bir parçası da, ertesi sene 10 gün önce doğdu ve, adını da belki Fatma koydular,  Muhammed'in bir parçası da o, yahut İbrahim koydular, yine Muhammed'in parçası, yahut Zeynep koydular, yahut günümüzdeki gibi Mehmet koydular, Kasım koydular, Mahmut koydular, Ahmet koydular,.... işte Muhammed'den binlercesi her sene 10 gün önce, 10 gün önce ve, hatta günümüze kadar geldiğinde, Muhammed senenin her günü, ve her saniyesi, her dakikası doğmuş oluyor, ve dünyamız da Muhammed parçası dolu (Güneş parçacıkları partikülleri). Yine Hz. Nuh  BABA öyle  dünyamız da Nuh parçası dolu (Neptün parçacıkları partikülleri), yine ibrahimler böyle, Musa lar böyle, isa lar böyle.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
Hz. Muhammed Mustafa'ya eziyet edenler, bir gün bir savaşta öldürüldüler ve,  cesetlerini bir çukura dolduruldular. Hz Muhammed  o çukur'un başına vardı ve ölülere seslendi :<br />
<br />
"şimdi anyayı Konya'yı gördünüz mü!" dedi.<br />
<br />
Tabi benim tabirim ve yorumum ile böyle bir söz bu söz.<br />
<br />
Oraya Hz. Ömer geldi  <br />
<br />
"Ya Rasulallah, Ölüler duyar mı?" dedi. <br />
<br />
Cevaben "Evet duyarlar, ama cevap veremezler" dedi Peygamberimiz.<br />
<br />
Eğer Ölüler duymuyor olsa, Sur üflendiğinde nasıl kalkacaklar da,  hesap günü  için hazır olacaklar.<br />
<br />
Çünkü surun üfürülmesi, bir borozan sesi, bir ses  frekansı, yani ölüleri dirilten bir frekans varmış, bir ses varmış, onu da İsrafil üfleyebilir miş. Ölüler duyacaksa o sesi, Ölüler ölü değil o zaman, duyabiliyorlar. Toprak olmuş, toprağa karışmış birisi nasıl duyar demeyin!<br />
<br />
Kuantum çağındayız ve, atom altı parçacıkların, her şeyi duyup, ona göre hareket ettiklerini öğrendik mi bugün? öğrendik. Toprak olsa ne yazar, her madde, element, her şeyi duyabiliyor, anlayabiliyor, idrak edebiliyor. O zaman ölünün parçaları niye duymasın bizler topraktan değilmiyiz? (Elementar Yapımız Yokmu?).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geçen hafta anlattığım "Eşek Kulaklı Midas" efsanesi ve, her şeyi altına çeviren adam hikayesi ile ilgili</span></span><br />
<br />
<br />
Bugün günümüzde, toprağı altına çevirmenin formülünün aranması doğru mudur? Toprak altın olur mu?<br />
<br />
Oluyormuş, peygamber efendimizin bir kıssası var :<br />
<br />
Peygamberimiz bir ara dünyaya meyleder, ve Allah'ın Emriyle Cebrail Aleyhisselam dünyaya iner.  Şu anki Yerini bilmiyorum ama, benim hacca gittiğim sene, Ebu Cehil in evini tuvalet yapmışlar, ve o dağ Onun üst tarafında (Ebu Cehil in evinin üst tarafında)  tepe mi desek, dağ mı desek. Cebrail diyor ki Peygamberimize:<br />
<br />
Eğer sen Altın ve Dünya Malı istiyorsan, şu dağa bak, Rabbim O dağı altına çevirecek!" diyor.<br />
<br />
Peygamberimiz o dağa bakıyor, dağ sararmaya başlıyor, O zaman gönlündeki dünya sevgisi bitiveriyor.<br />
<br />
"Tamam dur, dur" diyor.<br />
<br />
Şu anda hala, o dağın sararmış vaziyette olduğu söyleniyor. Tabii bu Hadisenin ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama, demek ki öyle süper nova çarpışmasına falan gerek yok,  toprak altın olabiliyormuş. Eğer  bu Hadise yani, bu olay doğruysa, o zaman Toprak altın olabiliyormuş, Allah toprağı altına döndürmeyi, O toprakta başlatmış. o toprağı inceleyen, toprak nasıl altın olur? belki de bulur ama, bu bizim hayrımıza mı olur, şerrimize mi olur? <br />
Peygamberimiz görmüş ki, bunun şerrinin bize doğru olduğunu, ve dünyaya meyletmekten vazgeçmiş. Cebrail de onun dünyaya malına meyletmesini istemediği için onu göstermiş zaten. Allahu Teala da, mucize göstererekten, O'nun dünyaya meyletmesine engel olmuş. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim bu haftaki Cennet tasvirlerimize</span></span><br />
<br />
Daha dün, mektup  yazmak  için uğraşıyorduk,  mektup göndermek için, postacı,  Postahane lazım, kalem lazım, kağıt lazım, zarf lazım,... ve bir de zaman lazımdı.  Allah  Cennetteki  kulları  zahmet çekmesin diye, e-posta icat ettirdi ki, klavyede yazıyorsun, saniyesinde yerinde. Kaleme ihtiyaç yok, kalem bitti diye, Kırtasiye ihtiyaç yok, mektuba ihtiyaç yok, postacıya ihtiyaç yok, Ne lazım? "Bilgisayar, elektrik, internet" Allah bu zahmeti de üzerimizden almış, kullarım bu zahmet'i de çekmesin demiş.<br />
<br />
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ <br />
<br />
<br />
Daha Rabbimizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.<br />
<br />
Rabbim, Rabbi Rab bilmek nasip etsin, askerime ve bütün insanlığa.<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 21 Şubat 2019 Perşembe <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dua ile Kar Yağmur Yağarmı]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43297</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 19:02:20 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43297</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua ile Kar Yağmur Yağarmı</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 10 Aralık 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Kur’ân’dan indirdiğimiz şeyler, mü’minler için şifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece hüsranını ve ziyanını artırır.<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 82. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Hicretin altıncı yılında büyük bir kuraklık ve kıtlık her tarafı sarmıştı. Ramazan ayında, bir cuma günü, Resûl-i Ekrem Efendimiz hutbe irad buyururken, kendisinden, "Allah'a dua et de bize yağmur versin." diye rica edildi. Bunun üzerine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver." diyerek duâ etti.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Buharî, 1:179; Müslim, 2:613.)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Kabe küp şeklinde, Yani ev şeklinde, yani  yeryeryüzünde  ilk defa  bina edilen ev. Ev yapan  birisi,  nasıl O evi yaparken birçok emek harcar ise, Allah da insanı yaratmış, her bir insanın içine kalp koymuş, yani kabesi içinde, ve kainatı yaratmış, kainatın kalbi de bizim Yıldız sistemimiz. insan evi  yapmaya  başlar, ve  tamam edince,  nasıl ona zarar  gelmesine razı gelmez ise,  Allah  da  bu Kainata,  ve Dünyamıza, ve içindeki  binler insan,  binler hayvan ve nevisine, yüzlerce çeşit elementine emek harcamış, nasıl insan  kendi emeğine zarar gelsin istemez ise, Allah insanoğlundan daha kıskançtır, O da, yaptığı bunca emeğe zarar gelsin istemez, ve eğer Bizler ve Sizler, İnsanoğlu, yeryüzünde, Uslu bebeler olup, adamlar olup, doğru duran adamlar olursak, Allah da elbet, bu kadar emeğini zayi edip, kainatı ve dünyamızı, kıyamet ile yok edip yıkmaz. Bak dünyada, sigara sigara ile tutuşturulabiliyor,  Ateş ateş ile  tutuşturalabiliyor, yine Kibrit ve Çakmak ile tutuşturalabiliyor, Allahu Teala Kuran'ı Kerim'de salihlerle iyilerle beraber olun diyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla iyiler ile salihler ile beraber olun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet)</span></span><br />
<br />
Yani iyilik de, aynı ateşin ateşi tutuşturduğu gibi, iyilerde, iyilerin iyiliğini tutuşturabilir. Allahu Teala yine kur'an-ı Kerim'de yeryüzünü iyilere miras bırakacağını beyan ediyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
 أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayetten pasaj)</span></span><br />
<br />
dünyada yeryüzünde iyilik hakim olursa elbet Allah burayı cennete çevirecektir. Allahu Teala rahmetinin gazabını koyup geçtiğini buyuruyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Rahmetim gazabımı geçti."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Aclunî,Keşfü'l-Hafâ, 1/448)</span></span><br />
<br />
bak nice Yıldız sistemleri var, Onların içinde gezegenler var, İçlerinde bir damla rahmet, yani su yok, Su yani rahmet, sadece bizim sistemimizde var. Allah'ın rahmeti, İşte bizim üzerimize, Biz insanoğlunun üzerine, rahmeti gazabını koyup geçmiş, ve dünyanın 4'te 3'ü su, insanın 4'te 3'ü su, yani rahmeti gazabını koyup geçmiş. dışarıdaki gezegenlerin bazıların da asit var, yakıp kavuruyor. <br />
<br />
<br />
Hazreti İsa'yı bekleyen Hıristiyan alemi ve diğer din mensupları, yılbaşında kar bekliyorlar, Nikolous bekliyorlar, Biz ise, Müslümanlar olarak, günahlarımızın affını istiyoruz, Ey Rabbimiz! bu dünyada bize açacağın, tertemiz bembeyaz, yeni bir sayfa istiyoruz. Yarabbi! günahlarımızı ört, yılbaşında bize beyaz bir sayfa aç, Her taraf bembeyaz olsun, kar ile ört, yeni bir yıla, temiz bir sayfa ile başlayalım. insanlık alemine bir şans daha ver Allah'ım, Belki bu sene, defterimizi kirletmeyiz, bu senemizi kirletmeyiz. Onların istekleri ile bizim isteklerimiz farklı görünüyor ama, aslında aynı şeyi istiyoruz. ya Rabbi! bize bir şans daha ver, temiz bir sayfa daha ver,  beyaz bir yılbaşı ver. Bize Hayırlı ve bereketli bir yılı Armağan et Ya Rabbi. <br />
Kötü düşünüp, pis pis Nazar eden, şom  ağızlıların şerrinden yine sana sığınıyoruz Ya Rabbi, bizi himayene al, onların zarar vermesine engel ol.<br />
<br />
Ben evlenirken Aralığın sonuydu,  o sene  iyi günlerde(yaz günlerinde)  evlenenler  siyah damatlık Elbiseleri kapmışlar,  bana da,  bir tane beyaz damatlık elbise kalmış, ve ben  evlenirken  kış  mevsimide  beyaz  damat  elbisesi  giydim,  yani  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Züleyha nın  düşkünü, beyaz  giyer kış günü"</span> </span>oldu.<br />
<br />
 öyle olunca  biz Mehdi isek, beyaz damatlık bize yakışır. yani yılbaşında kar yağdırmak Bize düşer, zaten Allah benden önce seçimini yapmış ve bize damatlık olarak, beyaz  damat  elbisesi ayırmış, bizi  siyah ve karanlık günler değil, İyi günler, beyaz günler bizi bekliyor inşallah-u Rahman. Yer demek Toprak demek, ve ana ve kadın demek, yar  ve sevgili demek, ve yerede  kar yağar ise,  O da beyaz gelinliğini giymiş ve Gelin olmuş olur. Mehdiye gelinliğini hazırlamış olan gelinler, yılbaşına hazır olun, kar yağacak inşallah. iyi düşünelim ki, iyi şeyler başımıza gelsin. Plasebo etkisi yani.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mescidin kıble tarafında bir balgam görmüştü. İnsanlara dönerek:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“–Bâzılarına ne oluyor ki Rabbine yöneliyor ve önüne tükürüyor. Biriniz kendisine dönülüp yüzüne tükürülmesini ister mi?..” îkâzında bulundu. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Mesâcid, 53) </span></span><br />
<br />
<br />
Başka kısa bir meseleye değinecegim.  hani bir hikayesi var ya :  yeni bir evliya türer,  meşhur olur, başka bir evliyanın müritlerini çalmaya başlar. Bu evliyada müritlerini toplar, Hadi gidip görelim bakalım, marifeti neymiş diye ona doğru giderken, onu kıbleye karşı tükürürken yakalarlar, müritlerine der ki kıbleye tükürmek sünnete aykırı, kıbleye tüküren dinden çıkar, Haşa kafir olur gibi atfedip, sünnete aykırı hareket edenin ardından gidilmez deyip, müritlerini toplamak ister.<br />
<br />
"Cüneyd-i Bağdâdî, takvâ ehli olduğu söylenen birini ziyâret için gittiğinde, onun kıble istikâmetine tükürdüğünü gördü. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Bu adam sünnete uymuyor!” düşüncesiyle görüşmeyip geri döndü. "<br />
<br />
 Fakat bu mesele sanki Saidi Nursi'nin  Fötr  şapka giyilmez deyip de, Atatürk ün, onu alıp gelip karşısına dikip, kafasına fötür şapka giydirip, Sen şimdi bu şapkayı giyince kafir mi oldun deyince, cevap bulamayıp, Ben giymedim, Sen giydirdin, giydiren kafir olur demiş ya, Yani işte aynı  olayin değişik versiyonu. Müslümanlar böyle incik cincik da kalmış, kıbleye tükürmek insanı kafir mi eder KIBLE ne taraf vazimizi hatırlayın, şu an binler insan KIBLEYE karşı belkide  cima eder vaziyette, peygamberin bundan muradı bu değil elbet. fötür şapka giymek insanı kafir mi eder, küfür Allah inkar edenin yaptığı iştir. fötr şapka giyince Allahi inkar etmiş mi oluyoruz. Hadi ben giyeyim bakalım, dini, Allah i, kitabi peygamberlerini inkar etmiş mi oluyorum, bunun kafirlik ile  alakası ne, din ile diyanet ile alakası ne? Hepsi gurur ve nefisten gelen bir ses, gururuna yediremediği için, o sözü söylemiş yoksa  ne fötür şapka giymek, ne de kıble istikâmetine tükürmenin, dinden çıkarma gibi bir yetkisi yok. Allah her yerde her yönde, ne yana tükürelim o zaman, Allah bir yönünü KIBLEYE mi tutmuş sadece? garip garib! dindar hocalarin bu hataya düşmesi çok garip, elbette mescidin icinde kıble istikâmetine tükürülmez tabiki, secde edecegin yere tükürülür mü!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine başka bir mesele</span></span><br />
<br />
 Hz  Adem de burada, Kabil'de burada, Habil de burada, buradan aşağı indiler, Cennet Burası ise, buradan aşağı indiler, ve o hadis bunu ispat ediyor ki, Peygamberimiz demiş ki :<br />
<br />
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Âdem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (mazlum olsun, katil değil)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizî, Fiten 33, (2205))</span></span><br />
<br />
 O gün gelince zulüm artınca, Siz Kabil gibi olup, katil olarak ahirete göçmeyin, habil'den taraf olun, mazlumdan taraf olun buyurmuş. insan kavgasın da bu Hadise binaen, karşısındakini öldürebilir, ve Kabil olaraktan, katil olaraktan yazısını yazdırabilir, ama Allah bizlere, o hadisin uğuruna, Mazlumlardan ve habil'den tarafa olmamızı istedi. Habil gibi yenilsek de, dövülsek de, yinede Muhammed'in sözü yerine gelir, o, Mazlumlardan olun dedi,  zalimlerden olmayın dedi, Güreşte öğle çıgırir  çıgırtkan, “Pehlivan pehlivan! yenildim diye üzülme, üste çıktım diye sevinme, yenmekte var, yenilmekte var.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine önemli başka bir mesele</span></span><br />
<br />
  Peygamberimizin  kendi zamaninda  yağmur duasini  çıktigini ve duasının kabul olduğunu, öyle Yağmur yağmış ki hatta, sonra yeni dua etmek durumunda kalmış, ve üzerimize değil etrafımıza etrafımızda diye dua ettiğini bildiren hadis-i mevcut.<br />
<br />
Hicretin altıncı yılında büyük bir kuraklık ve kıtlık her tarafı sarmıştı. Ramazan ayında, bir cuma günü, Resûl-i Ekrem Efendimiz hutbe irad buyururken, kendisinden, "Allah'a dua et de bize yağmur versin." diye rica edildi.<br />
<br />
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver." diyerek duâ etti.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buharî, 1:179; Müslim, 2:613.)</span></span><br />
<br />
Bir anda ayna gibi berrak olan gökyüzünde bulutlar belirdi. Ve yağmur yağmaya başladı. Peygamber Efendimiz bu sefer, "Allah'ım! Bu yağmuru bardaktan boşanırcasına yağdır ve hakkımızda hayırlı kıl."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buharî, 1:179.)</span> </span>diye duâ etti.<br />
<br />
Enes bin Mâlik der ki: "Üzerimize öyle bir yağmur yağdı ki, neredeyse evlerimize gitme imkânı bulamayacaktık. O gün, ertesi gün, daha ertesi gün, tâ öteki cumaya kadar yağmur yağmaya devam etti."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, 1:179; Müsned, 3:261)</span></span><br />
<br />
Cuma günü Peygamber Efendimiz yine hutbe irad ederken, bu sefer yağmurun dinmesi için duâ etmesini şöyle rica ettiler:<br />
<br />
"Yâ Resûlallah! Evler, yağmurdan yıkılmaya başladı. Yollar kapandı. Allah'a dua etsen de yağmuru kesse!"<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müsned, 3:261)</span></span><br />
<br />
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz tebessüm buyurdular, sonra da ellerini kaldırarak, "Allah'ım! Çevremize yağdır, üzerimize değil."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müsned, 3:261; Müslim, 2:613)</span></span> diyerek duâ etti.<br />
<br />
Yine Enes bin Mâlik der ki:<br />
<br />
    "Resûlullah Aleyhisselâm duâ ederken de eliyle, semânın neresine işaret ettiyse orası açıldı ve Medine üstü, açık bir meydan gibi oldu. Medine çevresine yağmur yağarken, Medine'ye bir damla bile düşmüyordu. Etraftan gelenler, oralarda bol bol yağmur yağdığını haber vermekte idiler."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Müslim, 2:614)</span><br />
</span><br />
Bu, Resûl-i Ekrem Efendimizin yaptığı ilk yağmur duâsıdır. Bundan başka çeşitli zamanlarda beş yağmur duâsı daha yapmışlardır.<br />
<br />
Bizi ve tarikatımızı yolumuzu inkar eden ey münkir!  dua ile  Yağmur  Yağiyor ise, peki  dua ile niye  Kar yağmasın,  dua  ile neden Güneş te  açmasın. O hadis buna delildir, hadis demek zaten, Hadise olay demektir, peygamberin başından geçen o olay, bize Delil ve ispat için yeterlidir.<br />
<br />
Hazreti Ali efendimizin başından geçen şu Hadise de yine bu olaya Delil ve ispat tır.<br />
 Kader ve  ahireti  yani öldükten sonra  Dirilişi  inkar eden bir kafir gelmiş  ona demiş ki, Sen öldükten sonra dirilecegine mi inanıyorsun demiş,<br />
<br />
 Ali efendimiz de  Demiş ki,  <br />
<br />
Biz  Müslüman olarak, Allah a inandik , namaz kıldık, oruç tuttuk, efendi insanlar olduk,  şayet Ahiret var ise biz kurtulduk ,  ya siz?  Eğer Ahiret  yok ise, zaten hepimiz  kurtulduk.<br />
<br />
<br />
 Yani bizim Tarikatı mızda uçmak kaçmak hikayeleri yok, Cennetten cehennemden geçirme hikayeleri yok, biz ne yapıyoruz? dua edince  kar ve yağmur yağıyor dedik. ve bizim zikirlerimizin neredeyse hepsi, Kur'an'dan, ya da sünnetten, hadis ve ayetler, yolumuzdan gidenler, bunları Okumakla, zikretmekle ne zarara uğrar. En azından kuranı zikretmiş olur,  bunun zararı nerede, ya size inkar ne getiri  yapar, bizimki en azından sevap kazandırır. zararı ne ola ki.<br />
<br />
Kur'an okumak ancak kafirlere zarar verir ayet ile sabit.<br />
<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Kur’ân’dan indirdiğimiz şeyler, mü’minler için şifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece hüsranını ve ziyanını artırır.<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 82. ayet</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine başka bir mesele</span></span><br />
<br />
Peygamberimizin haram koyma yetkisi olup olmadığı hakkında<br />
<br />
Mesela dünyadaki insanlar stop levhasında durmayı Kural olaraktan koymuşlar, bu dünyanin geneline  münhasır  bir yasak ve Kural,  peki, böyle  peygamber olmayan dünya insanlarinin bile, böyle yasak ve haram koyma yetkisi olacak da, Peygamberimizin böyle bir hukuku olmasın,  Neden o yetkisi  olmasin. Elbet var, elbet var, Mehdi'nin de aynı Kuvveti ve yetkisi var.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine hem komik hem güzel bir mesele</span></span><br />
<br />
Mesela ben, başka birisinden  güzel bir yemek yiyince<br />
<br />
 "Gecemişlerinin ruhuna deysin." deriz<br />
<br />
Bu söz Haktır, çünkü bugün bilim adamlari  biliyor ki, hipotalamus (Alt beyin) insanin evrimindeki  sürüngen gecmişine kadar gidiyor, Bu duayı etmek ile insan, Yani senin hipotalamusun beslensin demek oluyor. yani ben yiyince sana sütmü incek konusu ile, halbuki  yediğin  o lokma, taa hipotalmusa gidip, hipotalmus beslenince, onlara RIZIK gitmiş oluyor.<br />
<br />
 o hak mıdır? evet hipotalamus böyle beslenir.<br />
<br />
Yine başka bir mesele de<br />
<br />
Efsanelerde Eşek Kulaklı Midas, yani tuttuğunu altın eden kral diye birisi vardır. Yakın zamandır İnsanoğlu, toprağı altına çevirmenin kimyasal formülünü arıyor, ve acaba Eşek Kulaklı Midas Geçmiştemi yaşadı, yahut şimdi zamanımızda, yeni mi yaşayacak. insanoğlu Klon ve gen ile oynayarak, insan genini eşek ile karıştırdığı gün, Eşek Kulaklı Midas doğmuş olacak, Ve o adam toprağı altına çevirmenin formülünü bulacak olan da  o adam. Yine O, kendisi bunun insanlık için hayırlı olmadığının farkına varacak olan adam da o.<br />
<br />
Yine başka bir mesele de Cennet kavramları mıza devam edersek<br />
<br />
Biz  şu an  şeker hastalığı hapı, şeker  hapını düşündüğümüz zaman, çay veya kahveye  o hapı sıcak suyu katmadan önce katarsan çayı veya kahveyi karıştırmaya gerek yok , Çünkü kendisi eriyor o sırada, ve o hap sadece  şeker hastaları için değil, rejim  içnde kulanabilirisin, yani Allahu Teala bu cennet vaktimiz de, bu cennetin insanlarına, şeker karıştırmayı bile zahmet görüp, onlar şeker bile karıştırmasınlar, hemen İçsinler diye, bize böyle bir nimeti bahşetmiş olmasın.<br />
<br />
 Rabbim, inananlara da, inanmayanlara da,  bu Cennet vaktinin kıymetini  ve değerini  bilmeyi nasip etsin. <br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 21 Şubat 2019 Perşembe <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua ile Kar Yağmur Yağarmı</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 10 Aralık 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Kur’ân’dan indirdiğimiz şeyler, mü’minler için şifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece hüsranını ve ziyanını artırır.<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 82. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Hicretin altıncı yılında büyük bir kuraklık ve kıtlık her tarafı sarmıştı. Ramazan ayında, bir cuma günü, Resûl-i Ekrem Efendimiz hutbe irad buyururken, kendisinden, "Allah'a dua et de bize yağmur versin." diye rica edildi. Bunun üzerine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver." diyerek duâ etti.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Buharî, 1:179; Müslim, 2:613.)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Kabe küp şeklinde, Yani ev şeklinde, yani  yeryeryüzünde  ilk defa  bina edilen ev. Ev yapan  birisi,  nasıl O evi yaparken birçok emek harcar ise, Allah da insanı yaratmış, her bir insanın içine kalp koymuş, yani kabesi içinde, ve kainatı yaratmış, kainatın kalbi de bizim Yıldız sistemimiz. insan evi  yapmaya  başlar, ve  tamam edince,  nasıl ona zarar  gelmesine razı gelmez ise,  Allah  da  bu Kainata,  ve Dünyamıza, ve içindeki  binler insan,  binler hayvan ve nevisine, yüzlerce çeşit elementine emek harcamış, nasıl insan  kendi emeğine zarar gelsin istemez ise, Allah insanoğlundan daha kıskançtır, O da, yaptığı bunca emeğe zarar gelsin istemez, ve eğer Bizler ve Sizler, İnsanoğlu, yeryüzünde, Uslu bebeler olup, adamlar olup, doğru duran adamlar olursak, Allah da elbet, bu kadar emeğini zayi edip, kainatı ve dünyamızı, kıyamet ile yok edip yıkmaz. Bak dünyada, sigara sigara ile tutuşturulabiliyor,  Ateş ateş ile  tutuşturalabiliyor, yine Kibrit ve Çakmak ile tutuşturalabiliyor, Allahu Teala Kuran'ı Kerim'de salihlerle iyilerle beraber olun diyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla iyiler ile salihler ile beraber olun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet)</span></span><br />
<br />
Yani iyilik de, aynı ateşin ateşi tutuşturduğu gibi, iyilerde, iyilerin iyiliğini tutuşturabilir. Allahu Teala yine kur'an-ı Kerim'de yeryüzünü iyilere miras bırakacağını beyan ediyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
 أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayetten pasaj)</span></span><br />
<br />
dünyada yeryüzünde iyilik hakim olursa elbet Allah burayı cennete çevirecektir. Allahu Teala rahmetinin gazabını koyup geçtiğini buyuruyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Rahmetim gazabımı geçti."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Aclunî,Keşfü'l-Hafâ, 1/448)</span></span><br />
<br />
bak nice Yıldız sistemleri var, Onların içinde gezegenler var, İçlerinde bir damla rahmet, yani su yok, Su yani rahmet, sadece bizim sistemimizde var. Allah'ın rahmeti, İşte bizim üzerimize, Biz insanoğlunun üzerine, rahmeti gazabını koyup geçmiş, ve dünyanın 4'te 3'ü su, insanın 4'te 3'ü su, yani rahmeti gazabını koyup geçmiş. dışarıdaki gezegenlerin bazıların da asit var, yakıp kavuruyor. <br />
<br />
<br />
Hazreti İsa'yı bekleyen Hıristiyan alemi ve diğer din mensupları, yılbaşında kar bekliyorlar, Nikolous bekliyorlar, Biz ise, Müslümanlar olarak, günahlarımızın affını istiyoruz, Ey Rabbimiz! bu dünyada bize açacağın, tertemiz bembeyaz, yeni bir sayfa istiyoruz. Yarabbi! günahlarımızı ört, yılbaşında bize beyaz bir sayfa aç, Her taraf bembeyaz olsun, kar ile ört, yeni bir yıla, temiz bir sayfa ile başlayalım. insanlık alemine bir şans daha ver Allah'ım, Belki bu sene, defterimizi kirletmeyiz, bu senemizi kirletmeyiz. Onların istekleri ile bizim isteklerimiz farklı görünüyor ama, aslında aynı şeyi istiyoruz. ya Rabbi! bize bir şans daha ver, temiz bir sayfa daha ver,  beyaz bir yılbaşı ver. Bize Hayırlı ve bereketli bir yılı Armağan et Ya Rabbi. <br />
Kötü düşünüp, pis pis Nazar eden, şom  ağızlıların şerrinden yine sana sığınıyoruz Ya Rabbi, bizi himayene al, onların zarar vermesine engel ol.<br />
<br />
Ben evlenirken Aralığın sonuydu,  o sene  iyi günlerde(yaz günlerinde)  evlenenler  siyah damatlık Elbiseleri kapmışlar,  bana da,  bir tane beyaz damatlık elbise kalmış, ve ben  evlenirken  kış  mevsimide  beyaz  damat  elbisesi  giydim,  yani  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Züleyha nın  düşkünü, beyaz  giyer kış günü"</span> </span>oldu.<br />
<br />
 öyle olunca  biz Mehdi isek, beyaz damatlık bize yakışır. yani yılbaşında kar yağdırmak Bize düşer, zaten Allah benden önce seçimini yapmış ve bize damatlık olarak, beyaz  damat  elbisesi ayırmış, bizi  siyah ve karanlık günler değil, İyi günler, beyaz günler bizi bekliyor inşallah-u Rahman. Yer demek Toprak demek, ve ana ve kadın demek, yar  ve sevgili demek, ve yerede  kar yağar ise,  O da beyaz gelinliğini giymiş ve Gelin olmuş olur. Mehdiye gelinliğini hazırlamış olan gelinler, yılbaşına hazır olun, kar yağacak inşallah. iyi düşünelim ki, iyi şeyler başımıza gelsin. Plasebo etkisi yani.<br />
<br />
Ebû Hüreyre’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, mescidin kıble tarafında bir balgam görmüştü. İnsanlara dönerek:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“–Bâzılarına ne oluyor ki Rabbine yöneliyor ve önüne tükürüyor. Biriniz kendisine dönülüp yüzüne tükürülmesini ister mi?..” îkâzında bulundu. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslim, Mesâcid, 53) </span></span><br />
<br />
<br />
Başka kısa bir meseleye değinecegim.  hani bir hikayesi var ya :  yeni bir evliya türer,  meşhur olur, başka bir evliyanın müritlerini çalmaya başlar. Bu evliyada müritlerini toplar, Hadi gidip görelim bakalım, marifeti neymiş diye ona doğru giderken, onu kıbleye karşı tükürürken yakalarlar, müritlerine der ki kıbleye tükürmek sünnete aykırı, kıbleye tüküren dinden çıkar, Haşa kafir olur gibi atfedip, sünnete aykırı hareket edenin ardından gidilmez deyip, müritlerini toplamak ister.<br />
<br />
"Cüneyd-i Bağdâdî, takvâ ehli olduğu söylenen birini ziyâret için gittiğinde, onun kıble istikâmetine tükürdüğünü gördü. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Bu adam sünnete uymuyor!” düşüncesiyle görüşmeyip geri döndü. "<br />
<br />
 Fakat bu mesele sanki Saidi Nursi'nin  Fötr  şapka giyilmez deyip de, Atatürk ün, onu alıp gelip karşısına dikip, kafasına fötür şapka giydirip, Sen şimdi bu şapkayı giyince kafir mi oldun deyince, cevap bulamayıp, Ben giymedim, Sen giydirdin, giydiren kafir olur demiş ya, Yani işte aynı  olayin değişik versiyonu. Müslümanlar böyle incik cincik da kalmış, kıbleye tükürmek insanı kafir mi eder KIBLE ne taraf vazimizi hatırlayın, şu an binler insan KIBLEYE karşı belkide  cima eder vaziyette, peygamberin bundan muradı bu değil elbet. fötür şapka giymek insanı kafir mi eder, küfür Allah inkar edenin yaptığı iştir. fötr şapka giyince Allahi inkar etmiş mi oluyoruz. Hadi ben giyeyim bakalım, dini, Allah i, kitabi peygamberlerini inkar etmiş mi oluyorum, bunun kafirlik ile  alakası ne, din ile diyanet ile alakası ne? Hepsi gurur ve nefisten gelen bir ses, gururuna yediremediği için, o sözü söylemiş yoksa  ne fötür şapka giymek, ne de kıble istikâmetine tükürmenin, dinden çıkarma gibi bir yetkisi yok. Allah her yerde her yönde, ne yana tükürelim o zaman, Allah bir yönünü KIBLEYE mi tutmuş sadece? garip garib! dindar hocalarin bu hataya düşmesi çok garip, elbette mescidin icinde kıble istikâmetine tükürülmez tabiki, secde edecegin yere tükürülür mü!<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine başka bir mesele</span></span><br />
<br />
 Hz  Adem de burada, Kabil'de burada, Habil de burada, buradan aşağı indiler, Cennet Burası ise, buradan aşağı indiler, ve o hadis bunu ispat ediyor ki, Peygamberimiz demiş ki :<br />
<br />
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Âdem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (mazlum olsun, katil değil)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizî, Fiten 33, (2205))</span></span><br />
<br />
 O gün gelince zulüm artınca, Siz Kabil gibi olup, katil olarak ahirete göçmeyin, habil'den taraf olun, mazlumdan taraf olun buyurmuş. insan kavgasın da bu Hadise binaen, karşısındakini öldürebilir, ve Kabil olaraktan, katil olaraktan yazısını yazdırabilir, ama Allah bizlere, o hadisin uğuruna, Mazlumlardan ve habil'den tarafa olmamızı istedi. Habil gibi yenilsek de, dövülsek de, yinede Muhammed'in sözü yerine gelir, o, Mazlumlardan olun dedi,  zalimlerden olmayın dedi, Güreşte öğle çıgırir  çıgırtkan, “Pehlivan pehlivan! yenildim diye üzülme, üste çıktım diye sevinme, yenmekte var, yenilmekte var.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine önemli başka bir mesele</span></span><br />
<br />
  Peygamberimizin  kendi zamaninda  yağmur duasini  çıktigini ve duasının kabul olduğunu, öyle Yağmur yağmış ki hatta, sonra yeni dua etmek durumunda kalmış, ve üzerimize değil etrafımıza etrafımızda diye dua ettiğini bildiren hadis-i mevcut.<br />
<br />
Hicretin altıncı yılında büyük bir kuraklık ve kıtlık her tarafı sarmıştı. Ramazan ayında, bir cuma günü, Resûl-i Ekrem Efendimiz hutbe irad buyururken, kendisinden, "Allah'a dua et de bize yağmur versin." diye rica edildi.<br />
<br />
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver." diyerek duâ etti.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buharî, 1:179; Müslim, 2:613.)</span></span><br />
<br />
Bir anda ayna gibi berrak olan gökyüzünde bulutlar belirdi. Ve yağmur yağmaya başladı. Peygamber Efendimiz bu sefer, "Allah'ım! Bu yağmuru bardaktan boşanırcasına yağdır ve hakkımızda hayırlı kıl."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buharî, 1:179.)</span> </span>diye duâ etti.<br />
<br />
Enes bin Mâlik der ki: "Üzerimize öyle bir yağmur yağdı ki, neredeyse evlerimize gitme imkânı bulamayacaktık. O gün, ertesi gün, daha ertesi gün, tâ öteki cumaya kadar yağmur yağmaya devam etti."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, 1:179; Müsned, 3:261)</span></span><br />
<br />
Cuma günü Peygamber Efendimiz yine hutbe irad ederken, bu sefer yağmurun dinmesi için duâ etmesini şöyle rica ettiler:<br />
<br />
"Yâ Resûlallah! Evler, yağmurdan yıkılmaya başladı. Yollar kapandı. Allah'a dua etsen de yağmuru kesse!"<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müsned, 3:261)</span></span><br />
<br />
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz tebessüm buyurdular, sonra da ellerini kaldırarak, "Allah'ım! Çevremize yağdır, üzerimize değil."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müsned, 3:261; Müslim, 2:613)</span></span> diyerek duâ etti.<br />
<br />
Yine Enes bin Mâlik der ki:<br />
<br />
    "Resûlullah Aleyhisselâm duâ ederken de eliyle, semânın neresine işaret ettiyse orası açıldı ve Medine üstü, açık bir meydan gibi oldu. Medine çevresine yağmur yağarken, Medine'ye bir damla bile düşmüyordu. Etraftan gelenler, oralarda bol bol yağmur yağdığını haber vermekte idiler."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(Müslim, 2:614)</span><br />
</span><br />
Bu, Resûl-i Ekrem Efendimizin yaptığı ilk yağmur duâsıdır. Bundan başka çeşitli zamanlarda beş yağmur duâsı daha yapmışlardır.<br />
<br />
Bizi ve tarikatımızı yolumuzu inkar eden ey münkir!  dua ile  Yağmur  Yağiyor ise, peki  dua ile niye  Kar yağmasın,  dua  ile neden Güneş te  açmasın. O hadis buna delildir, hadis demek zaten, Hadise olay demektir, peygamberin başından geçen o olay, bize Delil ve ispat için yeterlidir.<br />
<br />
Hazreti Ali efendimizin başından geçen şu Hadise de yine bu olaya Delil ve ispat tır.<br />
 Kader ve  ahireti  yani öldükten sonra  Dirilişi  inkar eden bir kafir gelmiş  ona demiş ki, Sen öldükten sonra dirilecegine mi inanıyorsun demiş,<br />
<br />
 Ali efendimiz de  Demiş ki,  <br />
<br />
Biz  Müslüman olarak, Allah a inandik , namaz kıldık, oruç tuttuk, efendi insanlar olduk,  şayet Ahiret var ise biz kurtulduk ,  ya siz?  Eğer Ahiret  yok ise, zaten hepimiz  kurtulduk.<br />
<br />
<br />
 Yani bizim Tarikatı mızda uçmak kaçmak hikayeleri yok, Cennetten cehennemden geçirme hikayeleri yok, biz ne yapıyoruz? dua edince  kar ve yağmur yağıyor dedik. ve bizim zikirlerimizin neredeyse hepsi, Kur'an'dan, ya da sünnetten, hadis ve ayetler, yolumuzdan gidenler, bunları Okumakla, zikretmekle ne zarara uğrar. En azından kuranı zikretmiş olur,  bunun zararı nerede, ya size inkar ne getiri  yapar, bizimki en azından sevap kazandırır. zararı ne ola ki.<br />
<br />
Kur'an okumak ancak kafirlere zarar verir ayet ile sabit.<br />
<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Kur’ân’dan indirdiğimiz şeyler, mü’minler için şifadır ve rahmettir. Ve zalimlerin sadece hüsranını ve ziyanını artırır.<br />
 <br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 82. ayet</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine başka bir mesele</span></span><br />
<br />
Peygamberimizin haram koyma yetkisi olup olmadığı hakkında<br />
<br />
Mesela dünyadaki insanlar stop levhasında durmayı Kural olaraktan koymuşlar, bu dünyanin geneline  münhasır  bir yasak ve Kural,  peki, böyle  peygamber olmayan dünya insanlarinin bile, böyle yasak ve haram koyma yetkisi olacak da, Peygamberimizin böyle bir hukuku olmasın,  Neden o yetkisi  olmasin. Elbet var, elbet var, Mehdi'nin de aynı Kuvveti ve yetkisi var.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine hem komik hem güzel bir mesele</span></span><br />
<br />
Mesela ben, başka birisinden  güzel bir yemek yiyince<br />
<br />
 "Gecemişlerinin ruhuna deysin." deriz<br />
<br />
Bu söz Haktır, çünkü bugün bilim adamlari  biliyor ki, hipotalamus (Alt beyin) insanin evrimindeki  sürüngen gecmişine kadar gidiyor, Bu duayı etmek ile insan, Yani senin hipotalamusun beslensin demek oluyor. yani ben yiyince sana sütmü incek konusu ile, halbuki  yediğin  o lokma, taa hipotalmusa gidip, hipotalmus beslenince, onlara RIZIK gitmiş oluyor.<br />
<br />
 o hak mıdır? evet hipotalamus böyle beslenir.<br />
<br />
Yine başka bir mesele de<br />
<br />
Efsanelerde Eşek Kulaklı Midas, yani tuttuğunu altın eden kral diye birisi vardır. Yakın zamandır İnsanoğlu, toprağı altına çevirmenin kimyasal formülünü arıyor, ve acaba Eşek Kulaklı Midas Geçmiştemi yaşadı, yahut şimdi zamanımızda, yeni mi yaşayacak. insanoğlu Klon ve gen ile oynayarak, insan genini eşek ile karıştırdığı gün, Eşek Kulaklı Midas doğmuş olacak, Ve o adam toprağı altına çevirmenin formülünü bulacak olan da  o adam. Yine O, kendisi bunun insanlık için hayırlı olmadığının farkına varacak olan adam da o.<br />
<br />
Yine başka bir mesele de Cennet kavramları mıza devam edersek<br />
<br />
Biz  şu an  şeker hastalığı hapı, şeker  hapını düşündüğümüz zaman, çay veya kahveye  o hapı sıcak suyu katmadan önce katarsan çayı veya kahveyi karıştırmaya gerek yok , Çünkü kendisi eriyor o sırada, ve o hap sadece  şeker hastaları için değil, rejim  içnde kulanabilirisin, yani Allahu Teala bu cennet vaktimiz de, bu cennetin insanlarına, şeker karıştırmayı bile zahmet görüp, onlar şeker bile karıştırmasınlar, hemen İçsinler diye, bize böyle bir nimeti bahşetmiş olmasın.<br />
<br />
 Rabbim, inananlara da, inanmayanlara da,  bu Cennet vaktinin kıymetini  ve değerini  bilmeyi nasip etsin. <br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 21 Şubat 2019 Perşembe <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Silsilei Melae - Melekler Grubu]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43296</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 19:00:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43296</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsilei Melae - Melekler Grubu</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin  27 Eylül 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَى قَلْبِكَ بِإِذْنِ اللّهِ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ<br />
<br />
مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِلّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَرُسُلِه۪ وَجِبْر۪يلَ وَم۪يكَالَ فَاِنَّ اللّٰهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِر۪ينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Kul men kâne aduvven li cibrîle fe innehu nezzelehu alâ kalbike bi iznillâhi musaddikan limâ beyne yedeyhi ve huden ve buşrâ lil mu’minîn.<br />
Men kâne aduvven lillâhi ve melâiketihî ve rusulihî ve cibrîle ve mîkâle fe innallâhe aduvvun lil kâfirîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki O (Cebrail), Allah’ın izni ve düzeni ile, önceki kitapları tasdik edip doğrulayan ve, mü’minler için bir hidayet rehberi ve müjde verici olan Kur’an’ı, senin kalbine indirmiştir.”<br />
Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr eden kâfirlere düşmandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 97 ve 98. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"İsrâfil Sûr'u tutmuş hazır bir şekilde kendisine ne zaman üfürmek için emredileceğini bekliyor" buyurmuştur<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Taberî, Câmiu'l-Beyân, VII, 211; İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azim, Mısır, t.y. III, 276)</span></span><br />
<br />
İsrâfil (a.s)'a Sûr'a üfüreceği için Sûr Meleği de denilmiştir. Peygamber (s.a.s)'e Sûr'un mahiyeti sorulunca<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Üfürülen bir boynuzdur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Ahmed b. Hanbel, II, 196)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
</span><br />
"Muhakkak ki benim yer ehlinden iki vezirim, gök ehlinden de iki vezirim vardır. Yer ehlinden iki vezirim Ebu Bekir (ra) ve Ömer (ra), gök ehlindeki vezirim ise Cibril (as) ve Mikâil (as)'dır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Tirmizi, Menakıb, 16)</span></span><br />
<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Süt leke götürmez, içine düşecek bir pisi, bir çöpü hemen belli eder. imanda leke götürmez  ki, imanda ki lekede şüphe etmektir. Aynı Alaaddin-i Attar filmindeki Şahı Nakşibent hazretlerinin Alaaddine suya atla ve dal dediği zaman, öleceğini veya boğulacağını düşünmeden, hemen suya atlayan, onun sözüne iman eden Alaaddin gibi olmak lazım iman meselesinde. Mehdi şu anki yeryüzünün hakimi ve sultanı ise, ve biz Mesih kuvveti bizde diyorsak, ve hasta olan birisi bize geldiği zaman, o hastalığı  biz, Mesih kuvvetiyle alıp attığımızı söylediğimiz zaman, sen acaba mı dediğin zaman, benim sütüme leke düşürmüş olursun, bizim Mehdiligimiz ve kuvvetimiz de, Kerametimiz de şüphe götürmez, şüphe ettiğin zaman, o keramete ve Hikmet'e eremezsin. Kainattaki ve dünyamızdaki insanlık sıralamasında, yani insanlık hiyerarşisinde, bir numarayı kapmak istiyorsan, Sadıklar dan ol, emrimize itaat et ve, bizi doğrulayanlardan ol. Mehdi'nin bir numaralı askeri olmak istiyorsan, Sadıklardan ol, Onu doğrulayanlardan ol. 1 numara sadece bir değildir, birçok bir var, mesela 11, yine 21, yine 31, yine 101 gibi, bu da neyi anlatır, Mesela mahallendeki bir numaralı kişi sen olabilirsin, yahut okuldaki, yahut sınıfındaki bir numaralı kişi sen olabilirsin, Hatta okulun genelinde 1 numaralı kişi sen olabilirsin, yahut bir şirkette bir numaralı kişi sen olabilirsin, yani birler çok, bir tek değil, birler Deriz ya, <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"birler, üçler, beşler, Kırklar"</span></span> vardır ya hani.<br />
<br />
Hz. Muhammed'in bir numaralı askeri, Hazreti Ebubekir Sıddık. <br />
O nasıl bir numaraya sahibi olmuş? <br />
Hani anlatılır Ya, Muhammed Miraç'a gidince, geri döndüğünde, Allah ile görüştüğünü, Hatta Mekke'den Mescidi Aksaya gittiğini söyler, işte bunu kafirler,  kuru bir  iddia zannederler. Ve Muhammed Ebubekir ile iyi dost olduğu için, onların arasına açmak için, ona Ebu Bekir e giderler ve, derler ki :<br />
 <br />
Senin dostun Muhammed var ya, bir gecede Mescidi Aksaya gittiğini, Oradan da Allah ile görüşüp geri geldiğini iddia ediyor, ne dersin? derler.<br />
Ebu Bekir bunun üzerine onlara :<br />
<br />
O mu söyle di  bunları?  diye sorunca<br />
<br />
O nlarda  evet  cevabı verirler.<br />
<br />
Bunun üzerine Hazreti Ebubekir de onlara şöyle bir cevap verir :<br />
<br />
O söylediyse doğrudur.<br />
<br />
<br />
Bu müjdeyi alınca, hemen apar topar Muhammed'in evine gider, böyle böyle Söylediler ya Resulallah, doğru mudur bu der, ve Muhammed ona olan bitenleri anlatınca,  mutlu ve memnun olur, ve Ebu Bekirde Bu konu ile ilgili kafirler ile olan mülkatını söyler, Peygamber Efendimiz de, kâfirlerle olan o durumda, Ebu Bekir'in onlara verdiği cevap yüzünden :<br />
Sen Sıddık sın ya Ebubekir. der, ve O'nun lakabını <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sıddık"</span></span> koyar, yani doğru sözlü Sadık dost koyar. Ve bu sayede Hazreti Ebubekir, Muhammed'in bir numaralı arkadaşı ve, askeri ve dostu olma  makamına ermiş olur. Ve Sizler de Mehdi askeri olmak, ve O'nun bir numaralı askerlerinden biri olmak istiyorsanız, komutan O ise, O yat dedi mi, yat, kalk dedi mi, kalk, emre itaat edin ki, bir numaralı askerlerinden birisi de siz olun. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir konu</span></span><br />
<br />
Kömürün  yaratılma hikmeti yanmak için, onun sıfatlarından ve, özelliklerinden ve faydalarından birisi, yakıp, ya ısınmamız, veyahut yüksek ateşler elde ederekten, madenleri eritmekte kullanmamız, ve yine daha önceleri trenlerde, onun ile buhar oluşturularaktan seyahat ve transportta kullanıyorduk.... Yani genel olaraktan onun özelliği yanmak. ve o yanmak için yaratılmış. <br />
Ki onu yakıp da İnsanoğlu, O kış günlerini atlatıp, böyle ilerideki güzel zamanlara erebildi. O zaman kömür olmasaydı, o soğuk kışlarda, hasta olup ölen insanlar, ve eksilen insanlar yüzünden, belki insanlık, geleceğe gidemeyecek ti, ve aynı dinozorlar gibi, insan soyu da, belki de tükenip yok olabilirdi. Ama Rabbimiz, büyük düşünen Rabbimiz, o zamanın teknolojisine uygun olaraktan, bizlere binlerce ton kömür hazırlamış, en kolay yöntem ile, yakıp ısınma yöntemi kullanaraktan, bu insanoğlunu, ileriye taşımak istemiş. Böyle bir hesabı yapan O, onu rezerve eden yine O, onlar o kömürler belki de işte, o dinozorlar denen canlıların, karbonlaşmış haliydi, onlar dünyada yaşayıp da, ölüp toprağa karışıp, karbonlaşmasalardı, belki kömür diye bir şey olmayacaktı, onların helakı, bizim yaşamamıza  sebep oldu belkide.<br />
<br />
Buradan kömürü kıyas yaptığımızda, kömür ne için yaratılmış idi? <br />
Yanmak için,<br />
Peki cehennemi kimler dolduracaktı? <br />
Rivayetlere ve ayetlere göre, kafirler dolduracaktı.<br />
<br />
Öyle olunca kafirler de, cehennem için, yani yanmak için yaratılmış olanlar olmuyor mu? Öyle olunca, işte kömürler, o kâfirler grubu gibi, kıyas yaptığımız zaman, bu sonuca varırız. Yine bazı odunlar, kafirler grubunu temsil eder, Cehennem için yaratılmış olanlar. Buraya kadar Anladık mı? sonu belli zaten, cümlenin sonunu siz bile anlayabilirsiniz.<br />
<br />
Böyle olunca, kafirler ve günah işleyenler, hata yapanlar, İsyan edenler, Allah'a karşı gelenler olmasaydı, onlar cehenneme layık amel yapmış olmasalardı, Cehennem boş olurdu, yani kömür olmazdı, odun olmazdı, yakacak bir şey olmazdı, ve onların daha eskilerden böyle cehennemlik ameller yapmış olmaları, bizim bugüne kadar ulaşmamıza sebep olan, odun ve kömürlere sahip olmamızı sağladı, ve bizler o odun ve kömürleri yakıp ısınarak dan, Soğuk kış günlerini atlatıp, bu güzel teknolojik çağlara ulaşmış olduk. Rabbimize binlerce hamd ederiz ve, neden bu kafirleri yarattın da, bunları başımıza musallat ettin diyerekten de, şikayet etmeyiniz. Neden  mi ki, çünkü bizi bu Çağa ulaştıracak merdivenin basamaklarından birisi de onlarmış, bunu anlamış oluruz, buradan yaptığımız kıyas sebebiyle. Ve hepimiz şu anki  insanlardan, kafir görünenlerde, Mümin görünenlerde, bu Çağa varabildiysek, o eskilerin hataları, ve Onların yaptığı günahlar sebebiyle, odun ve kömür olmaları sebebiyle, Bizler onları yakıp, o Kışları, soğuk günleri atlatıp, bu günlere ulaşmış olduk.<br />
<br />
Artık Teknoloji ilerledi ve, öyle ateşlere ve kömüre sanki ihtiyaç kalmadı gibi, artık elektrik ile de  ısınabiliyoruz.<br />
<br />
Elektrik ne peki? Enerji. Enerji ne? kablodan giden, iyonların hareketine verilen isim, O ne demek, şu anki bilgisayar sisteminde, nasıl biz bilgisayara gelen elektrik ile, yani elektriği, 1 ve 0 lardan oluşan bir yazılım ile, ve elektiriği, ilet iletmelerden oluşan bir frekans ve Sayısal değer,  ebced, yazılım kullanaraktan, bilim adamlarının buldukları Keşfettiklerinden birisinede mikrodalga fırın demişler ki, mikrodalga, Dalga ile pişirmek demek. Dalga Ne ki, sayısal bir değer, yani frekans bir ve sıfır veya, rakamlardan oluşan bir Sayısal değer. O zaman, artık bu cennet vaktimiz, altınçağda, pişirme yöntemi ya Dalga ile olmakta, bir ve sıfırlarla olmakta, yine çamaşırlarımız  bir ve sıfırlarla yıkanmak ta, yine bulaşıklarımız bir ve sıfırlar ile yıkanmakta. Tabi ki bunun yanında, suda var, deterjanda var, fakat güç olaraktan, bir ve sıfırlar, onu yıkama gücüne sahip, yine bir dalga elektrik, yani frekans, sayısal bir değer, iyon akışı. Bunun örneklerini say sayabildiğin kadar.<br />
<br />
Ve yine mesela, bilgisayar denen alet var, artık müzik denen şeyi, mesela saz sesini, saz teline vuraraktan elde etmiyoruz da, bilgisayarda, dijital olaraktan, yine bir ve sıfırlardan oluşan bir yazılım ile, yine saz teline vurduğumuz anki notayı elde edebiliyoruz.<br />
<br />
Yine, piyanonun Herbir tuşundaki sesi, bilgisayar ile veya, org denen müzik aleti ile, bir ve sıfırlar ile, elde edebiliyoruz.<br />
<br />
Yine bilgisayar ve televizyon ekranında, ve ev matbalarımız olan yazıcılarımızda, renkleri, mavi, kırmızı,... binlerce rengi, yine bir ve sıfırlar ile ekranda elde edebiliyoruz. Yine görüntü ve videoları, resimleri, her şeyi, yine dalga olaraktan ve, frekans ve ebced değerleri olaraktan, yine bir ve sıfırlarla elde edebiliyoruz. böyle olunca artık cehenneme burada gerek kalmadı. cehennemlikler Yine cehenneme gidiyor ama, cennetliklerin olduğu yerde, Ateş yok yada az, yakıcı yok, kesici yok, mesela yine kesme işlemini, Elmas gibi sert bir şeyi, yine lazer denilen cihaz ile, bir ve sıfırları değişik kullanan, lazer denilen bir alet ile kesebiliyoruz. en sert şeyi bir ve sıfırlar ile kesebiliyoruz. Öyle olunca cennette azap Yok ,  zulüm yok, yok Ateş yok, ve bu Çağ altın çağ, Mehdi vakti, Cennet zamanı.<br />
<br />
Ama cehennemlikler hala var bu çağda da yine.  Vaaz ediyorsun, anlamıyor, nasihat ediyorsun, anlamıyor, namaz kıl diyorsun, kılmıyor, oruç tut, yok. Yani Ne laf anlıyor, ne söz anlıyor. Yani biz buna köylü dilinde, <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"madrabaz odun"</span></span> deriz. Eğilmez bükülmez odun, sadece ateşe ve sobaya lazım gelen odundur onlar, ondan bir marifet çıkmaz. Ama bazı odunlar var, en azından evde kapı olmuş, çerçeve olmuş, masa olmuş, biraz söz  ve nasihat işliyor, anlıyor, biraz yola gelebiliyor, eğitilebiliyor, işe yarar hale gelebiliyor. Ama öbürleri, madrabaz odun, ateşlik, cehennemlik. Ne yapsan anlamıyor, onlar da yine vaktimizde hala bulunmaktalar. Hala Bazı yerlerde ısınmak denen şey, soba yakılaraktan ve, odun ve kömür yakılarakdan oluşturulan bir hal. Daha onlar, ileri teknolojilere, kalorifer ve gaz gibi teknolojilere ulaşacak bir zenginlikte değiller, ve oralarda hala Cehennem mevcut, cehennemliklerde mevcut.<br />
Öyle olunca Rabbim askerime anlayış ve idrak versin de, işe yaramak nedir bu dünyada, bunun idrakine vardırsın. Bu ne kadar kıymetli bir şeydir, işe yaramak, Bunun farkına vardırsın Rabbim.<br />
<br />
Kuranı Kerim'de geçen kıyametin alametlerinden birisi de<br />
Tekvir suresi 2. ayette geçen<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve izân nucûmunkederat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym TEKVİR Suresi 2. ayet</span><br />
</span><br />
"Yıldızlar döküldüğü zaman" geçiyor  ve bunu ~2-3 sene önce  Facebook'tan Ben, çokça sanatçı ölüverince, Bu ayeti buraya yorduğum için, işte yıldızlardan birisi daha öldü döküldü dediğim zaman, sen o ayeti nasıl ona yorarsın, onlar onlar değil, Yıldızlar, gerçek Yıldızlar, tepemizdeki Yıldızlar sanatçılar mı diye benimle kavga edenler oldu.<br />
<br />
Halbuki Gökteki yıldızlar, bizim enerji boyutlarımız. Ve yıldız da, sadece öyle şarkı söyleyen, türkü söyleyen, film yapanlara denilmiyor, kainatta Yıldız, Işığı ile insanlığı aydınlatan, insanlığa fayda veren Herkes, bir yıldız, belki Mahallesi'nin Yıldızı, belki Sokağı'nın Yıldızı, belki evinin Yıldızı, Belki bir memleketin Yıldızı, Belkide dünyada pırıl pırıl Parlayan Bir Kutup yıldızı. ve bu Yıldız meselesini de şu şekilde açıklayayım : Mesela Amerika'dan bize ışıldayan bir yıldız var ki, Harrison Ford denen bir adam var, ilk defa motor ve arabayı icat etmiş, ve biz araba ve motoru kullandığımız müddetçe, o yıldızın ışığı bize hala Işık vermekte, ve ışığını görmekteyiz, Gecelerimizi aydınlatmakta, ve dünyamıza hala Işık vermekte, Çünkü dünyamızda hala, onun bulduğu motor, icat ettiği buluşu kullanılmakta. Ve O Onun Yıldızı, onlar durduğu müddetçe, sönmemekte. Ne zaman biz arabadan vazgeçtik, motordan vazgeçtik, başka bir şey icat Ettik, belki o zaman sönmeye başlar onun yıldızı. Yine bu araba gibi teknolojik bir şey olması şart değil. Çok eskiden amcanın bir tanesi, ya da teyzenin bir tanesi kaşık diye bir şey bulmuş mesela, Yemek yerken kaşık kullanıyoruz. Kaşık kullandığımız müddetçe, o amcanın ya da teyzenin, o nun Yıldızı bize hala Işık gönderiyor ve, gökyüzünde biz onun yıldızını sönmemiş ve, bize ışık veren bir yıldız olaraktan hala görmekteyiz. Ve bunun misallerini Sizler istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Yani Yıldız demek, İnsanların işine yarayan, insanlara ışık tutan, yol gösteren bir kimsenin enerjisidir. o Işık insanlara yol gösterdiği müddetçe, o yıldızın ışığı Sönmez. işte sanatçılarda insanlara film yapmış, şarkı söylemiş, bir eser bırakmış ve, artık uyuma vakti gelmiş, ve öbür aleme geçmiş, O yüzden, hani belli bir süre daha onun Yıldızı Sönmez ama hani, Çünkü ahiret Baki diyor Allahu Teala. Yani bugün YouTube diye bir Tuğba dalımız var, o dalda televizyon icad edildiğinden bugüne kaydedilmiş filmlere  ve videolara ve şarkıları erişebilmekteyiz, Öyle olunca sönük de olsa 50 insandan bir tanesi de aramış  izlemiş olsa da, o yıldızı görebiliyor hala. mesela Amerika'dan birisi Michael Jackson şarkısı dinliyor şu anda diyelim, Michael Jackson'ın Yıldızı hala ona Işık veriyor, O an belki bulutların arasından, Michael Jackson Yıldızı, onun köyüne, evinin üstüne doğuyor. Ama Avrupa'da dinleyen kimse kalmamış o gece, Evet o gece Avrupa'dan O Yıldızı gören olmayabilir, hava bulutludur, Michael Jackson Yıldızı gözükmüyordur belki o gün yani. Bu meseleyi bu şekilde izah etmiş olalım. Bu mesele de bu şekilde. Öyle olunca, yani Yıldız sadece sanatçı ve şarkıcı demek değildir, bunu izah etmek istedim Burada da. Hani bu izahıma şöyle bir açıklama daha getireyim : Mesela bilgisayar bir bütün, ama bilgisayarın bugünkü halini alması için, onlarca parça gerekli, mesela Eskiden bilgisayarın bir parçası olan disket, bugün geçerli değil, ama disket de icat edilen bir buluş idi, Ve o gün keşfolmuş idi, o gün o Yıldız Bize ışık tuttuda, bugüne ve bugünün bilgisayarlarına geldi insanlar. ve biz disketi ve o Yıldızı unutursak, bugünkü SD kartları bulamayız, O yüzden disketi bulan amcanın ışığı da, hala Bize ışık vermekte. Yine bilgisayarda binler veya onlar yüzler parça var, radyoda onlarca parça var, binler demeyelim de, yüzler parça var, Öyle olunca her bir parçasını keşfeden amca da 1 yıldız, teyze ise, Teyze de bir Yıldız,  ve yine mesela mahallindeki yakışıklı bir erkek ve, güzel bir kız da Yıldız, Çünkü o da mahallenin yıldızlarından bir yıldız, Değil mi? Aşk yıldızı. Bu meselede buraya kadar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÖNENCE&amp;EKiNOKS</span></span><br />
<br />
Ve dün 23 Eylül 2019, Ekinoks günüydü, ve Ekinoks ve dönenceye bir açıklama getireceğiz İnşallah bu vaazımızda. Yine  Nobel ödülüne layık bir açıklama getireceğiz. ve dünya öyle sanıldığı gibi tek yörüngede dönmüyor, doğudan batıya, doğudan batıya. <br />
<br />
Ve bir defa kuzeyden güneye dönüyor ve sonra güneye varıncada,tekrar güneyden kuzeye dönüyor. Bir defada doğudan batıya, batıya varıncada,tekrar batıdan doğuya doğru dönüyor. Bunu bile bilemedi insanlar hala, ve dönemenin sadece bir yönde olduğunu, sadece doğudan batıya döndüğünü varsayiyorlardı. Halbuki doğudan batıya dönüyor, ve dönme yerine gelince, Oradan da batıdan doğuya doğru dönüyor, bunu bile hesap edemedi daha Bilim adamları. Bu bizim sayemizde insanlara ilk defa duyurulan bir bilgi, öğretilen bir bilgi.  Ve  yine kuzeyden güneye kadar gitti, güneyde, o son noktaya, ya da dönenceye geldiğinde, tekrar bu sefer güneyden kuzeye doğru gitmesi gerekiyor. ve bu da bu şekilde. Ekinoks gece ile gündüzün eşit olduğu vakit deniyor ve 23 Eylül ve 21 Nisan da oluyor. 2 defa meydana geliyor. neden 2 defa? işte birisinde  kuzeyden güneye doğru dönüş, birisinde de güneyden kuzeye doğru dönüş. Güneyden kuzeye doğru döndüğü zaman, kış burcuna, yani 21 Aralık'a doğru gidiyoruz, Çünkü şu anda 23 Eylül ve, buradan biz navigasyonumuza, hedefimize 21 Aralık yazdık ve, 21 Aralık kış demek, kış mevsimi, kış ve kar ve soğuğa doğru gidiyoruz. ve o da kuzeye doğru gitmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyamız yörüngesini bu sefer kuzeye doğru tuttu öyle gidiyor. 23 Eylül'de bu Rotayı ona vermezsek, dünya kuzeye doğru gitmez, ve zamanın ve mevsimin sahibi verir o Rotayı ona, kuzeye doğru git diyerekten. ve neden 23 Eylül, diğerleri 21 inde, ayın 21'inde de, Eylül'ün 23'ünde? Çünkü uzaklaşarak dan gitmesi gerektiği için, uzaklaşması için açının büyük olması lazım, 23 derece açı ile genişlediği zaman, soğukluk derecesi ve, Hani o belli dereceyle dünya soğuması lazım ki, Dünya güneşten 21 derece ile uzaklaşması ile soğuduğunda, vaktinde, ve 21 Aralık'taki kar borcuna varamayız. O yüzden 23 derece açıyla gittiği ve uzaklaştığı zaman Dünya Güneş'ten, ve soğuma öyle gerçekleşir ki, kar vaktine ereriz. oradan 21 aralığa Vardığımızda ise, en uzun gece ve, güneşten en uzak olan noktaya Dünyamız varmış olur, hem genişlik olaraktan, hem uzaklık olaraktan, Güneş'ten en uzak olduğu, yani rayından çıkma seviyesine kadar varmıştır. Ondan sonra dönüp tekrar dünyaya doğru yaklaşması gerekmektedir. ve önce genişlik olaraktan yaklaşması gerekir, önce genişlik olaraktan yaklaşır yani daralma yapar 23 derece tekrar 21 dereceye dönerde öyle açı alır ve, daralaraktan güneşe doğru gider ki, 21 Nisan'a Vardığımızda açısı daralmıştır. yani Mevsim ilkbahara geldiğinde Gece ile gündüz  yine eşit olmuştur. Ondan sonra ise, bu sefer yönünü doğu-batı yönünde tutar ve, o zaman bu sefer güneşin üzerine doğru gitmeye başlar ki, o da yine, 21 derece açı alır ve, güneşin üzerine doğru gider ki, 21 Haziran da Güneş'e en yakın olduğu yere, hatta içine düşmeden yakınında durabildiği, en yakın mesafeye doğru varır ve, bu hareketi doğudan batıya doğrudur, diğer hareketi ise, kuzeyden güneye, güneyden de kuzeyedir. 21 Aralık'ta kuzeyden güneye doğru hareket eder, 23 Eylül'de güneyden kuzeye doğru. 21 Haziran'da  uzaklaşması için önce genişleme yapması gerekir, önce genişleme ve buradaki hareketi doğudan batıya Doğrudur, yani güneşten, güneşin ters istikametine doğrudur, Tekrar oradan 23 Eylül'e geldiğinde uzaklaşmıştır ve, Oradan da 23 derece açı alaraktan kışa doğru kuzeye doğru hareket eder. Yani o atom resimleri yapılır ya, üzerindeki elektronlar, değişik yörüngelerde üzerini Kaplamış vaziyettedir ya. dünyamız ve güneşimizin hareketi de, aynı o atomun elektronlarının, atomun üzerinde, değişik yörüngelerde üzerini kapladığı gibidir. Yoksa tek eksende, tek yörüngede, sadece doğu-batı ekseninde değildir. Ve bu, şu anki bilim ve buluş ile keşfedilmedi, bilinmedi. ve biz ilk defa söyleyeniz. ve O Nobel ödülünün, bu sene Yine bize verilmesi lazım. Dünya Kuzey Güney ekseninde döndüğü zaman kutuplardaki Gece ve gündüz oluşur ve alti ay biri alti ayda biri sürer. Ve doğu-batı ekseninde döndüğü zaman ise, güneşin erken doğması Veya geç doğması  meydana gelir. yani  birisi yaz veya kış dönencesi dir, öbürü gece veya gündüz dönencesidir. 2 tane gece gündüz dönencesi ve yani İki tane doğu-batı dönencesi, iki tane de Kuzey Güney dönencesi ve, doğu batı her birisindeki konum ve yeri, ayrı bir yerde olduğu için, her Birisi en uzun gece ve biriside en uzun gündüz ve derecedir, 4 tane dönence vardır, ikisine Ekinoks derler. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
Arkadaşın bir tanesi bir hadisten bahsediyor, Mehdi hakkındaki bir hadisten,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
 Sizlere Mehdi'yi müjdeliyorum. Halkın ihtilaf ve çekişme zamanında ümmetime gönderilecek ve yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Gökte ve yerde olanlar O'ndan razı olacaklar ve O, malları sahih olarak (doğru) taksim edecektir. Adamın birisi “Sahih olarak nasıl taksim edecek?” diye sordu. Buyurdu ki “Halkın arasında eşit olarak (dağıtacak).” Sonra buyurdu ki “O zamanda Allah, Muhammed (s.a.a.) ümmetinin kalbini zenginlikle dolduracaktır ve O'nun adaleti onların hepsini kapsayacaktır.<br />
<br />
Hatta nida eden, ‘Mala ihtiyacı olan var mıdır?' diye nida edecek, bir kişiden başka hiç kimse kalkmayacaktır. Bunun üzerine ona git hazinedara ‘Mehdi bana mal vermeni emrediyor de' diyecek. Bunun üzerine hazinedar ona seç diyecek, adam onu kendi evine getirip açınca pişman olup ‘Ben Muhammed'in (s.a.a.) ümmetinin en ihtiraslısı mı oldum, yoksa onlara yeterli gelen bana kifayet etmedi mi?' diyecek. Sonra şöyle buyurdu: ‘Bunun üzerine o malı geri getirecek, ancak ondan geri alınmayacak ve biz verdiğimiz şeyi geri almayız denilecektir.' Böyle yedi, sekiz veya dokuz sene devam edecektir, bundan sonra hayatın bir hayrı yoktur.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Muhammed Nasırüddin Albanî, Silsiletü'l-Ehadisi'z-Zaifa ve'l-Mevduati ve Âsâruha's-Seyyidi'l-Ümmet, c. 4, s. 91, Hadis No: 1588, Mektebetü'l-Mearif, Riyad.)</span></span><br />
<br />
 Ve bu hadis ne kadar doğru ise, Mehdi Aleyhisselam döneminde Mehdi Aleyhisselam altını, parayı, malı, bol bol dağıtacak ta, hatta adamın bir tanesi Gelip para ve altın isteyecek ve Mehdi de git Hazinedar dan istediğin kadar al diyecek, ve o da çuvallarını altınla doldurupta,  tam gidecekken, bu sefer dönüp yanlış yaptığının farkına varacak, ve parayı geri vermek isteyecek, fakat Hazinedar da, biz verdiğimizi almayız diyecekmiş.<br />
<br />
Ve o adam (o Arkadaş) diyor ki :  Her kim mehdilik iddia ediyorsa, ben ona varayım ve, bu hadise göre o bana bir kamyon altın ve para versinde madem , o zaman ben onun gerçek Mehdi olduğunu bileyim diyor.<br />
<br />
<br />
şimdi bu hadisi söyleyen  arkadaşın zaten bir tarafgirliği var. Nasıl derseniz, bugün Suriyelileri çağırıp da, onlara para pul vermeye kalkan, kendi vatandaşına değil de, onlara veren amca kim belli. O ndan istiyorlar gözüküyor.  onlara para pul dağıtan amca o gözüküyor güya. Bu arkadaşın Payı paye ve primi o amcaya vermeye kalktığı ortadan zaten. Bize vermemek de gayesi zaten. Ama yine de biz bu konuya şu açıklamayı getirelim inşallah, o amca da belki bu soruya cevap bulur ve mutmain olur gönlü. <br />
Mehdi vakti Altınçağ ve, o Çağ şu an bizim vaktimiz, Benim vaktim demiştim. Benim vaktim de ki her şey Altın. Adı üstünde Altınçağ, altından kasıt, yani üstü altın kaplamalı, ya da metal altın, her şey altından yapılmış, altından kaşık, altıntabak değil,  yani altın kadar kıymetli şeylerin vakti, hemen buna açıklama getireceğim inşallah.<br />
 Mesela en küçük örnek olaraktan, masamda, önümde tükenmez kalem var. Ve şu anki insanlardan bizler, bazı hadislerin sahih mi Değil mi, ravileri yalancı mı, doğrucu adam mı, falan festigan diye  irdeliyoruz,<br />
<br />
Neden? Çünkü sağlam bir kaynaktan gelmiyor, ağızdan ağıza geliyor, Eğer yazılı bir belge olsaydı, Hatta bir kaç belge, aynı yazı, birkaç kopyali, birkaç kimseden, bize kadar ulaşmış olsaydı, böyle şüphe eder miydik? etmezdik. Ama ne yazık ki, Muhammet vaktinde, şu elindeki tükenmez kalemden bir tane yoktu. Kuranı Kerimi yazabilecek bir tükenmez kalemleri yoktu onların, is ve kurum ve, kan ile, bilmem ne ile, taşa, kemiğe, deriye yazmaya çalışmışlar. Kağıt da yok. o vakitte bir kalem olsa, ama yok. Bu yüzden kalemin ne kadar kıymetli değerli olduğunu anlayın. Yani 1 tane Tükenmez kalemi, Belki bir euraya, Hatta 20 cent, yada 50 cente kadar alabiliyorsun Bu devirde.<br />
 inanıp iman edip etmemek sizin kendi Paşa gönlünüze kalmış ama, Muhammed bana Miraç etti, ve ben Muhammed ile konuşup tokalaştım, en son beni yolcu etti, oradan ayrıldık birbirimizden bir vakit. İşte o Miraç da beni görmeye geldiği vakitkilerden beni gördüğü vakitlerden bir vakit idi o. Eğer beni çokca görüp ayagimdaki bene kadar gördüyse, birkaç defa Miraç ettiyse, o zaman, bir defa daha geldiği zaman için, ben hazırlık yapayım, 10 paket 4 lü kalem, her bir pakette 4 tane 5 tane tükenmez kalem olsun, 50 tane tükenmez kalem alayım, 5 pakette kağıt alayım, her bir pakette 100 yaprak kağıt var, eder 500 yaprak, 2 sayfalı yazdığın zaman, eder O da 1000 sayfa ve, Kuranı Kerim 666 sayfa olduğuna göre, onların biraz büyük yazdıklarını düşünelim ve, 1000 sayfaya yazıdıklarını düşünelim Kuranı Kerim'i. bunları hazırlayayım, Muhammed bana bir daha daha Miraç ettiğinde, Sana bir paket hazırladım, bunları götür Ebu Hureyre ver, ve Kuranı Kerimi ve hadisleri yazsın diyeyim, sana bir dahaki geldiğinde, bir koli daha vereceğim diyeyim. hadisler ve kuran, Bize kadar, hepsi Sahih kaynaklı ulaşsın diyeyim.  Muhammed'in buradan götürdüğü bir Tükenmez kalemi, Muhammed orada bir ihtiyacını karşılamak için satmaya kalksa, O bir tükenmez kalem ve 10 yaprak kağıt, o devirde kaç para eder ve, kaç tane deve verirler o çağda. Hani Osman Efendimiz savaşa gitmeden önce askerleri donatmak için 3000 deve harcadığı, yada 3000 Dinar harcadı diyorlar ya. böyle Yiğitler varmış orada, 3000 Develi, 3000 dinarlı, o kağıda kaç lira verirler, o bir deve bir  Porsche marka araba diyorlar şimdiki zamanda.  tükenmez kalemlere kaç para Verirler.  Onu icat edecek olan amca, bakıp inceleyecek,o amca hele daha daha fazla dinar verir değil mi. Benim burada 35 kuruşa aldığım bir tükenmez kalem ile birkaç yaprak Kağıt, Milyonlar değerinde oldu mu sana. altın kıymetinde. Ama sen o altının Kıymetini bilmiyorsun, şimdi buruşturup Çöpe atıyorsun, Ben bile yalancılık etti miydi tükenmez kalem, çöpe atıyorum, bizim yanımızda bunların diğeri yok sanki, altının kıymetini bilmeyenleriz biz, ama al götür Muhammed vaktine, yada Daha öncesi Musa vaktine, İbrahim vaktine, hele İbrahim vaktinde neler etmez o bir tükenmez kalem, Değil mi. o zaman ey arkadaş sen altınların içinde  boğulmuşsun zaten. bak benim vaktim de ki, diyorum ya, her şey altın kıymetinde, Sen altınların içindesin fakat altınların farkında değilsin, daha hangi altın istiyorsun o zaman, Zaman Yolcusu olsam, alır giderim, bunlari fahiş fiyattan O devirde satar gelirim. O çağda çok zengin olurum, o zaman fabrika kurarım, Ben burada Kağıt nasıl yapılır kalem nasıl yapılır, Yapmasını biliyorum, Şimdi giderim o çağda, o çağın en zengini olurum, kağıt fabrikası kurarım, o çağda Muhammet vaktinde, kağıt fabrikası Kurarım, köşeyi dönerim. Mesela Feto neden  Afrika devletlerine gidiyor, oralara mekan kuruyor, çünkü bizim  1 liramız orada Belki 10.000 lira ediyor da ondan. aynı sistemin vaktimiz ile geçmiş vakitler versiyonuna gittiğimiz zamanda,  Elimizde olan bir değer, geçmişteki bir zamanda, milyarlar ettiğini  anlayın yani . O zaman şu anki insanların hiç birisi altınçağda olduğunun da farkında değil, elindeki En küçük şeyin bile, ne kadar kıymetli olduğunun farkında değil, ve Bunları bırakıp da, hala açgözlülük edip de, altın  isteyene Ben daha ne diyeyim, ne cevap vereyim.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sorunun 2. versiyon cevabına gelince</span></span><br />
<br />
Geçen haftalarda dedik ki, burası artık Cennet ve, burada Ateş azaldı, her şeyi Biz Dalga ile yapıyoruz dalga da neydi 1 frekans ve Yani bir ve sıfırlar halinde bir program ve yazılım ile biz resim video ses renk her şey yapabiliyoruz.<br />
<br />
Yine bir ve sıfırlar ile elektrik 1 ve 0 lardan oluşur dedik ve mikrodalga fırın var Ateş yakmadan bir ve sıfırlar ile bir şey pişirebiliyoruz fırınlar elektrikli fırınlar, Yine elektrik ile, Yani yine  iyon hareketi ile ateş yakmadan fırın gibi kullanabiliyoruz, Hatta buzdolabı yerine kullanıyoruz, Bu sefer donduruyoruz istediklerimizi muhafaza ediyoruz, saklamak istediğimiz şeyleri. Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere ve, şu anda sistem para olaraktan da dijital e geçmek üzere. Zaten bu, ilk defa Banka havalesi yapıldığı zaman, dijital, yani Bir nevi Hani konvansiyonel  makineler deniliyor ya, Yani daha dijital paranın ilk alt yapısıydı o. Çünkü Mesela ben İstanbul'dan Almanya Frankfurt a para havale ettiğim zaman, ben havale ettiğim parayı, İstanbul'daki bir bankaya yada, postaneye yatırıyordum, ve alacak adam da frankfurttaki postaneden parayı alıyordu. ve para öyle otobüse yüklenipte Frankfurt'a kadar götürülüp, orada benim verdiğim para, verilmiyordu. havale gerçekleştiğinde, Bendeki parayı İstanbul'daki Banka alıyordu, Verecek parayı da, frankfurt'taki banka veriyordu, ama onların kendi aralarındaki parayı tutmaları ayrı sistem, Ama para dijital olaraktan hareket etmiş oluyordu, bu konvansiyonel sistem, daha bu dijital e geçmeden önceki  ilk yapı, ana yapıydı bu. Artık günümüzde banka memuru bile olmadan bankomatlar internet ile ödeme yapabiliyoruz, hiç nakit taşımadan, bankamızdaki para ile ödeme yapıp, alışveriş edebiliyoruz. Ne oldu? zaten biz dijital paraya geçmişiz zaten, para dijital halde, ama işte Bitcoin denen sistem ile bunu tek ele bindirmek istiyorlar ve tek bir şartele bindirmek istiyorlar,  yanlış olan bu, bizim kabul etmediğimiz mesele bu. Tek kimsenin tekelinde ve şarteline bağlı olamaz. ama dijital para güzel bir şey, zaten dijital para kullanıyoruz şu anda biz. Bankomat ile ödeme yapan bir adam, zaten dijital para kullanıyor. Bunun daha ilerisi ne ki işte Hollanda veya Danimarka artık nakit parayı kaldırdı ya da Belçika bunlardan birisi. Artık orada nakit geçerli değil ve, eğer sen onlardan biri olup da, onlar veya biz dijitale geçmeden önce, paranı çekipte, Ben nakit kullanacağım diye bütün paranı kağıda çevirdi mi sen, ondan sonra onlar sistemi değiştirip, Dijitala geçtiyse, ve sen yaşlı bir adamsın, ven senden sonra gelen çocukların, Senin o kağıt paraları bulsalar, ve sonra götürseler ki bankaya, bizde bu kadar para var deseler, o paranın kaydı yok artık, kaydı olmayan bir para, dijital sisteme giremez, Siz bu parayı nereden aldınız diyecekler, biz bunu kabul etmiyoruz diyecekler, bunu sisteme sokamayız,böyle bir para yok derler. yani o zaman ne olmuş oldu, o senin dediğin Mesele yani, o hadisdeki hazinedarin geri almamasi olayi, yani böyle de olabilir. Yakında o da olacak güzel arkadaşım. yani eğer şu anki sistemde dijitalleşmeyi kabul etmezsek ve, biz nakit kullanacağız diyen, ben gibi eski kafalardan birisiysen, Yarın o  parayı geri vermek istersen de, paran geçerli olmayacak, böyle tehlike var, Ama şu anki ikinci tehlike. Para birisinin tekeline ve, şarteline geçerse para, yine senin paran olduğu halde, seni blokladılar mı! seni parasız, pulsuz, Atsız, arabasız, enerjisiz bırakabilirler, aç ve susuz bırakabilirler, çünkü para Tekeli, tek bir kimsenin elinde olacak ne kadar kötü.<br />
Yanlış olan bu, doğru olan dijitali kullanmak, aynı bir ve sıfırlar ile parayı havale ediyoruz, bankomat ne yapıyor  1 ve 0 lar ile ödeme yapıyor, Öyle olunca zaten dijital para gündemde, aynı şeyi 3 defa tekrar ettim farkında mısınız. Ve eğer sistem dijitalin manasını hakikatini anlar ise, altının bir kıymeti yok ki, altın bir metal idi, belli bir paranın karşılığı idi oda zaten. o yenmez içilmez, metal, Parayı biz dijital olaraktan saklaya bildiğimiz zaman, koruyabildiğimiz zaman, altına ne hacet, altını ancak işte, bilgisayarlardaki çiplerde kullanırız, ya da, iyi iletim yapması gereken aletler de, iletken kablo olaraktan kullanırız. yoksa metea ve değeri yok, Gümüş de aynı şekilde, Dün 1 ay çalışıyorduk, bize 10 tane kağıt veriyorlardı, bugün çalışacağız bize, 10 tane şifre verecekler, bir ve sıfırlarlardan oluşan  mesela 10 tane şifre verecekler, aynı şey, ha Kağıt, ha bir ve sıfırlarlardan oluşan bir şifre, Ama dedim ya, bu birinin tekeline girerse kötü, şu anki kullandığımız haliyle kötü değil, bundan daha ilerisi düşünüldüğünde de kötü değil, Bu  meselede bu şekilde.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatı Derslerinden Silsileyi Melae</span></span><br />
<br />
Yani silsilemiz den, hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu arayıp bulma yöntemini öğreteceğiz bu hafta inşallah, daha önce sayfalarımızda konu ile ilgili başlığı  attım, fakat açıklamayı ileride yapacağımızı söylemiştik, nasip bugüneymiş.<br />
<br />
Bir kaleme kağıt alıp yazılır, Sağımıza, solumuza, önümüze, arkamıza doğru, doğduğumuz ev, doğum haritamız olacak, ve oturduğumuz ev son haritamız, yaşam haritamız olacak, ve ona göre, sağımızda veya solumuzda, önümüzde, ardımızda, Cebrail isimli kimseler aranır, bu taaaa uzak memleketlere kadar da varabilir. Ama Bizim memlekette, bu isimler çok güncel isimler değildir, seyrek konulan isimlerdir, O yüzden, ben size bunun daha kolay yöntemini anlatacağım. Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail isimlerini bulamazsınız, daha kolay yöntem şu şekilde :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Mikail Aleyhisselam</span></span><br />
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
Dedim ya yön olarak, ön arka sağ ve sol tarafımızda şimşek, yıldırım, yağmur, rüzgar, fırtına, deprem, gibi isimler aranır yani Mikail aleyhisselamın görevleri olan, yada sıfatları olan isimlerden bir tanesi aranır, bu ama insan ismi olsun, ama bir ev, veya site ismi,şehir ismi, veyahut da bir fabrika İsmi olsun, bu isimdeki yer veya şahıs, hangi tarafımızda ise, biz o tarafımızdan o Melek'e bağlıyız ve o melek Hz. Mikail aleyhisselamdır. Bulunan O melek isminin yönü, bizim doğum evimizde ise, Biz doğarken O Melek o tarafımızdaymış.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Cebrail Aleyhisselam</span></span><br />
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
O melek ismi önce cebaril isimli kimseler aranır, bulmaz isek, Hz Cebrail, Peygamberin kalbine kurani indiren, yani ilk canlı Kuran, Hz cebrail, öyle olunca Kuranın isimleri olan, Furkan, Hikmet, Şifa, ceza,.... bu isimler ve Kuranı Kerim'in diğer bütün isimleri, Kuranı Kerim'in isimi olarak geçen, isimlerden olan şahıslar veya yer veya mekan isimleri, hangi tarafımızda ise, o tarafta da Cebrail Aleyhisselam vardır. Kuran'ı Kerim'i ilk bilen ve vahyeden olduğu için, yürüyen Kur'an Muhammed diyoruz ya, ama Muhammed'e de öğreten, Muhammed'den önce Cebrail vardı, Cebrail esas Kur'an oluyor, öyle olunca, Cebrail Aleyhisselam'ı, Kur'an'ın isimlerini nerede görürsek, o tarafımızda da Cebrail Aleyhisselam var demektir, o cephemiz, de hangi cepheyse, önümüzde, ardımızda veya sağımızda, solumuzda  veya köşemizde, bu da ikincisi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.israfil Aleyhisselam</span></span><br />
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
İsrafil Aleyhisselam'ın gelince, İsrafil aleyhisselam sur üfüren veya borazan üfüren demekdir, borazan ne demektir, borazanlı, yani elinde Neyi tutuyordu, sur üfürmek, üfürmek ile, Yani bu musevilerin, o boynuzu üfürmeleri de onu temsil eder. ve kuşlar borazanlı hayvanlardır. öten hayvanlardır. Hele birinci olaraktan horuz onu temsil eder, Şahin, karga, kartal, Bülbül,..tavuk horoz, yani her türlü kuş, horoz, tavuk, tavus kuşu, deve kuşu, kuş cinsi her hayvanın ismini taşıyan  hayvan, şahıslar, veya yer ve mekan veya şeylerden,  onun lakabını veya ismini taşıyan kimseler, hangi tarafımıza düşüyorsa, o tarafımızda da İsrafil aleyhisselam vardır. o tarafımızda duruyor, o tarafdan Biz İsrafil aleyhisselama bağlıyız demektir.  şu şekilde bir ilave de yapalım, müezzin, yani insanlardan öten borazanlı ne demektir, ezan okuyan,  yani Öyle olunca mahallemizin müezzininden nerede durduğunu biliyorsak, O da yine İsrafil Aleyhisselam'ın ne yanda durduğunu gösterir, yahutta onu da bulamazsak, mekan olaraktan, Minare evimizin hangi tarafına geliyorsa, o tarafta yine, İsrafil Aleyhisselam'ın ne tarafımıza hangi köşemizde durduğunu gösterir. Yine şarkıcı, türkücü ve sanatcılar,... onu temsil eder. Eğer soracak olursanız bir şehrin her yönünde cami ve minare var, O zaman ne olacak derseniz, Size en yakın olan Sizinki.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Azrail Aleyhisselam</span></span><br />
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, (Azra,Zara,Zarel,Zarael,Ecel,Katil,vahşi..) bulunamaz ise<br />
Azrail Aleyhisselam'ın Etrafınızda durduğu yere gelince, öldüren ve zarar veren her hayvan, her insan, her şey, her alet, her Erdavat, mesela yanınızda silah tabanca tüfek tank,... fabrikası var, zararlı mı? zararlı, insan öldürürmü evet öldürür, yani Azrail demek olmaz mı? Bıçak Fabrikası var, zararlı mı, zararlı ,adam öldürebiliyor mu, öldürüyor, öldüren bir alet Erdevat ne varsa, fabrika olsun, yahut insan olsun, yani bir katil insan var oda aynı, veya yılan, timsah, kaplan, panter gibi, insani öldürebilen bir hayvan ve, canlı olsun hepsı onu temsil eder. Mesela yanınızda,  komşunuz bir katil adam var, O adam Azrail'in ne yönde olduğunu gösteriyor Size. Yine  yanınızda bir tane Bıçak Fabrikası, O da diyor ki size, öldüren bu tarafta diyor, yani öldüren kim idi, Azrail'i di. ve burada artık kendiniiz daha fazla yorum getirirerekten bulabilirsiniz. O da, o da sizin haritanızda, Azrail Aleyhisselam'ın, hangi tarafımızda olduğunu, ve hangi taraftan size bağlı olduğunu, ve doğum haritanızda, Siz doğarken Azrail in, ne tarafınızda durduğunu gösterir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Feryail ve Ferruh Aleyhisselam</span></span><br />
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
Feryal veya Feryail ve Ferruh Aleyhisselam, rüzgarların prensesi ile prensinin, hangi tarafımızda durduğuna gelince, size hangi taraftan Meltem yeli esiyorsa, yani Meltem yelinden kasıt, size hangi taraftan bir iyilik geliyorsa, o taraf Ferruh Rüzgarı, ferahlık Rüzgarı, erkek olan rüzgar, Ferrruh aleyhisselam o tarafınızda duruyor demektir. Hangi taraftan da size, elem ve keder, çile geliyorsa, o tarafta da Feryal Rüzgarı, ama Feryail Ferruh'un komutanıdır, Ferruh komutan değildir, Ferruh onun askeridir. Çünkü Allahu Teala insanı, Adem'i ilk defa çamurdan yarattığında, kuruması için, 40 sene çile Rüzgarı, yani Feryail esmiş, bir senede Ferruh rüzgarı esmiş, ve bu yüzden insanın ömründe, insana şans ve surur  (1/40) 40 da 1  güler, ve vurar kapıyı çalar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NOT :</span></span><br />
Yine önemli bir açiklama daha, Mesela Sen zaten bıçak Fabrikası'nın sahibimisin, ya da oğlusun, Eee sen Azrail grubundansını zaten, onun soyundansın, ya da silah fabrikasında mı çalışıyorsun yada  müdavim askermisin, Azrail grubundansın.<br />
<br />
Yine senin isimin veya lakabın Rüzgar mı, Tayfun mu, şimşek mi, yıldırım mı,... sen Mikail soyundansın.<br />
 onun grubundasın, Mesela sen elektrik kurumunda çalışıyorsun, elektrikci misin, elektriğin simgesi ne idi, Şimşek şeklindeydi, Yani sen yine Mikail Aleyhisselam'ın grubundansın soyundansın. Zaten sen onlardansın. Sen Mesela hafızsin,  sen o zaman zaten Cebrail grubundansın soyundansın.<br />
<br />
Bu derste buraya kadar. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 27 Eylül 2019 Cuma<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Silsilei Melae - Melekler Grubu</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin  27 Eylül 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَى قَلْبِكَ بِإِذْنِ اللّهِ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ<br />
<br />
مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِلّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَرُسُلِه۪ وَجِبْر۪يلَ وَم۪يكَالَ فَاِنَّ اللّٰهَ عَدُوٌّ لِلْكَافِر۪ينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Kul men kâne aduvven li cibrîle fe innehu nezzelehu alâ kalbike bi iznillâhi musaddikan limâ beyne yedeyhi ve huden ve buşrâ lil mu’minîn.<br />
Men kâne aduvven lillâhi ve melâiketihî ve rusulihî ve cibrîle ve mîkâle fe innallâhe aduvvun lil kâfirîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki O (Cebrail), Allah’ın izni ve düzeni ile, önceki kitapları tasdik edip doğrulayan ve, mü’minler için bir hidayet rehberi ve müjde verici olan Kur’an’ı, senin kalbine indirmiştir.”<br />
Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr eden kâfirlere düşmandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 97 ve 98. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"İsrâfil Sûr'u tutmuş hazır bir şekilde kendisine ne zaman üfürmek için emredileceğini bekliyor" buyurmuştur<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Taberî, Câmiu'l-Beyân, VII, 211; İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azim, Mısır, t.y. III, 276)</span></span><br />
<br />
İsrâfil (a.s)'a Sûr'a üfüreceği için Sûr Meleği de denilmiştir. Peygamber (s.a.s)'e Sûr'un mahiyeti sorulunca<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Üfürülen bir boynuzdur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Ahmed b. Hanbel, II, 196)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
</span><br />
"Muhakkak ki benim yer ehlinden iki vezirim, gök ehlinden de iki vezirim vardır. Yer ehlinden iki vezirim Ebu Bekir (ra) ve Ömer (ra), gök ehlindeki vezirim ise Cibril (as) ve Mikâil (as)'dır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Tirmizi, Menakıb, 16)</span></span><br />
<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Süt leke götürmez, içine düşecek bir pisi, bir çöpü hemen belli eder. imanda leke götürmez  ki, imanda ki lekede şüphe etmektir. Aynı Alaaddin-i Attar filmindeki Şahı Nakşibent hazretlerinin Alaaddine suya atla ve dal dediği zaman, öleceğini veya boğulacağını düşünmeden, hemen suya atlayan, onun sözüne iman eden Alaaddin gibi olmak lazım iman meselesinde. Mehdi şu anki yeryüzünün hakimi ve sultanı ise, ve biz Mesih kuvveti bizde diyorsak, ve hasta olan birisi bize geldiği zaman, o hastalığı  biz, Mesih kuvvetiyle alıp attığımızı söylediğimiz zaman, sen acaba mı dediğin zaman, benim sütüme leke düşürmüş olursun, bizim Mehdiligimiz ve kuvvetimiz de, Kerametimiz de şüphe götürmez, şüphe ettiğin zaman, o keramete ve Hikmet'e eremezsin. Kainattaki ve dünyamızdaki insanlık sıralamasında, yani insanlık hiyerarşisinde, bir numarayı kapmak istiyorsan, Sadıklar dan ol, emrimize itaat et ve, bizi doğrulayanlardan ol. Mehdi'nin bir numaralı askeri olmak istiyorsan, Sadıklardan ol, Onu doğrulayanlardan ol. 1 numara sadece bir değildir, birçok bir var, mesela 11, yine 21, yine 31, yine 101 gibi, bu da neyi anlatır, Mesela mahallendeki bir numaralı kişi sen olabilirsin, yahut okuldaki, yahut sınıfındaki bir numaralı kişi sen olabilirsin, Hatta okulun genelinde 1 numaralı kişi sen olabilirsin, yahut bir şirkette bir numaralı kişi sen olabilirsin, yani birler çok, bir tek değil, birler Deriz ya, <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"birler, üçler, beşler, Kırklar"</span></span> vardır ya hani.<br />
<br />
Hz. Muhammed'in bir numaralı askeri, Hazreti Ebubekir Sıddık. <br />
O nasıl bir numaraya sahibi olmuş? <br />
Hani anlatılır Ya, Muhammed Miraç'a gidince, geri döndüğünde, Allah ile görüştüğünü, Hatta Mekke'den Mescidi Aksaya gittiğini söyler, işte bunu kafirler,  kuru bir  iddia zannederler. Ve Muhammed Ebubekir ile iyi dost olduğu için, onların arasına açmak için, ona Ebu Bekir e giderler ve, derler ki :<br />
 <br />
Senin dostun Muhammed var ya, bir gecede Mescidi Aksaya gittiğini, Oradan da Allah ile görüşüp geri geldiğini iddia ediyor, ne dersin? derler.<br />
Ebu Bekir bunun üzerine onlara :<br />
<br />
O mu söyle di  bunları?  diye sorunca<br />
<br />
O nlarda  evet  cevabı verirler.<br />
<br />
Bunun üzerine Hazreti Ebubekir de onlara şöyle bir cevap verir :<br />
<br />
O söylediyse doğrudur.<br />
<br />
<br />
Bu müjdeyi alınca, hemen apar topar Muhammed'in evine gider, böyle böyle Söylediler ya Resulallah, doğru mudur bu der, ve Muhammed ona olan bitenleri anlatınca,  mutlu ve memnun olur, ve Ebu Bekirde Bu konu ile ilgili kafirler ile olan mülkatını söyler, Peygamber Efendimiz de, kâfirlerle olan o durumda, Ebu Bekir'in onlara verdiği cevap yüzünden :<br />
Sen Sıddık sın ya Ebubekir. der, ve O'nun lakabını <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sıddık"</span></span> koyar, yani doğru sözlü Sadık dost koyar. Ve bu sayede Hazreti Ebubekir, Muhammed'in bir numaralı arkadaşı ve, askeri ve dostu olma  makamına ermiş olur. Ve Sizler de Mehdi askeri olmak, ve O'nun bir numaralı askerlerinden biri olmak istiyorsanız, komutan O ise, O yat dedi mi, yat, kalk dedi mi, kalk, emre itaat edin ki, bir numaralı askerlerinden birisi de siz olun. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir konu</span></span><br />
<br />
Kömürün  yaratılma hikmeti yanmak için, onun sıfatlarından ve, özelliklerinden ve faydalarından birisi, yakıp, ya ısınmamız, veyahut yüksek ateşler elde ederekten, madenleri eritmekte kullanmamız, ve yine daha önceleri trenlerde, onun ile buhar oluşturularaktan seyahat ve transportta kullanıyorduk.... Yani genel olaraktan onun özelliği yanmak. ve o yanmak için yaratılmış. <br />
Ki onu yakıp da İnsanoğlu, O kış günlerini atlatıp, böyle ilerideki güzel zamanlara erebildi. O zaman kömür olmasaydı, o soğuk kışlarda, hasta olup ölen insanlar, ve eksilen insanlar yüzünden, belki insanlık, geleceğe gidemeyecek ti, ve aynı dinozorlar gibi, insan soyu da, belki de tükenip yok olabilirdi. Ama Rabbimiz, büyük düşünen Rabbimiz, o zamanın teknolojisine uygun olaraktan, bizlere binlerce ton kömür hazırlamış, en kolay yöntem ile, yakıp ısınma yöntemi kullanaraktan, bu insanoğlunu, ileriye taşımak istemiş. Böyle bir hesabı yapan O, onu rezerve eden yine O, onlar o kömürler belki de işte, o dinozorlar denen canlıların, karbonlaşmış haliydi, onlar dünyada yaşayıp da, ölüp toprağa karışıp, karbonlaşmasalardı, belki kömür diye bir şey olmayacaktı, onların helakı, bizim yaşamamıza  sebep oldu belkide.<br />
<br />
Buradan kömürü kıyas yaptığımızda, kömür ne için yaratılmış idi? <br />
Yanmak için,<br />
Peki cehennemi kimler dolduracaktı? <br />
Rivayetlere ve ayetlere göre, kafirler dolduracaktı.<br />
<br />
Öyle olunca kafirler de, cehennem için, yani yanmak için yaratılmış olanlar olmuyor mu? Öyle olunca, işte kömürler, o kâfirler grubu gibi, kıyas yaptığımız zaman, bu sonuca varırız. Yine bazı odunlar, kafirler grubunu temsil eder, Cehennem için yaratılmış olanlar. Buraya kadar Anladık mı? sonu belli zaten, cümlenin sonunu siz bile anlayabilirsiniz.<br />
<br />
Böyle olunca, kafirler ve günah işleyenler, hata yapanlar, İsyan edenler, Allah'a karşı gelenler olmasaydı, onlar cehenneme layık amel yapmış olmasalardı, Cehennem boş olurdu, yani kömür olmazdı, odun olmazdı, yakacak bir şey olmazdı, ve onların daha eskilerden böyle cehennemlik ameller yapmış olmaları, bizim bugüne kadar ulaşmamıza sebep olan, odun ve kömürlere sahip olmamızı sağladı, ve bizler o odun ve kömürleri yakıp ısınarak dan, Soğuk kış günlerini atlatıp, bu güzel teknolojik çağlara ulaşmış olduk. Rabbimize binlerce hamd ederiz ve, neden bu kafirleri yarattın da, bunları başımıza musallat ettin diyerekten de, şikayet etmeyiniz. Neden  mi ki, çünkü bizi bu Çağa ulaştıracak merdivenin basamaklarından birisi de onlarmış, bunu anlamış oluruz, buradan yaptığımız kıyas sebebiyle. Ve hepimiz şu anki  insanlardan, kafir görünenlerde, Mümin görünenlerde, bu Çağa varabildiysek, o eskilerin hataları, ve Onların yaptığı günahlar sebebiyle, odun ve kömür olmaları sebebiyle, Bizler onları yakıp, o Kışları, soğuk günleri atlatıp, bu günlere ulaşmış olduk.<br />
<br />
Artık Teknoloji ilerledi ve, öyle ateşlere ve kömüre sanki ihtiyaç kalmadı gibi, artık elektrik ile de  ısınabiliyoruz.<br />
<br />
Elektrik ne peki? Enerji. Enerji ne? kablodan giden, iyonların hareketine verilen isim, O ne demek, şu anki bilgisayar sisteminde, nasıl biz bilgisayara gelen elektrik ile, yani elektriği, 1 ve 0 lardan oluşan bir yazılım ile, ve elektiriği, ilet iletmelerden oluşan bir frekans ve Sayısal değer,  ebced, yazılım kullanaraktan, bilim adamlarının buldukları Keşfettiklerinden birisinede mikrodalga fırın demişler ki, mikrodalga, Dalga ile pişirmek demek. Dalga Ne ki, sayısal bir değer, yani frekans bir ve sıfır veya, rakamlardan oluşan bir Sayısal değer. O zaman, artık bu cennet vaktimiz, altınçağda, pişirme yöntemi ya Dalga ile olmakta, bir ve sıfırlarla olmakta, yine çamaşırlarımız  bir ve sıfırlarla yıkanmak ta, yine bulaşıklarımız bir ve sıfırlar ile yıkanmakta. Tabi ki bunun yanında, suda var, deterjanda var, fakat güç olaraktan, bir ve sıfırlar, onu yıkama gücüne sahip, yine bir dalga elektrik, yani frekans, sayısal bir değer, iyon akışı. Bunun örneklerini say sayabildiğin kadar.<br />
<br />
Ve yine mesela, bilgisayar denen alet var, artık müzik denen şeyi, mesela saz sesini, saz teline vuraraktan elde etmiyoruz da, bilgisayarda, dijital olaraktan, yine bir ve sıfırlardan oluşan bir yazılım ile, yine saz teline vurduğumuz anki notayı elde edebiliyoruz.<br />
<br />
Yine, piyanonun Herbir tuşundaki sesi, bilgisayar ile veya, org denen müzik aleti ile, bir ve sıfırlar ile, elde edebiliyoruz.<br />
<br />
Yine bilgisayar ve televizyon ekranında, ve ev matbalarımız olan yazıcılarımızda, renkleri, mavi, kırmızı,... binlerce rengi, yine bir ve sıfırlar ile ekranda elde edebiliyoruz. Yine görüntü ve videoları, resimleri, her şeyi, yine dalga olaraktan ve, frekans ve ebced değerleri olaraktan, yine bir ve sıfırlarla elde edebiliyoruz. böyle olunca artık cehenneme burada gerek kalmadı. cehennemlikler Yine cehenneme gidiyor ama, cennetliklerin olduğu yerde, Ateş yok yada az, yakıcı yok, kesici yok, mesela yine kesme işlemini, Elmas gibi sert bir şeyi, yine lazer denilen cihaz ile, bir ve sıfırları değişik kullanan, lazer denilen bir alet ile kesebiliyoruz. en sert şeyi bir ve sıfırlar ile kesebiliyoruz. Öyle olunca cennette azap Yok ,  zulüm yok, yok Ateş yok, ve bu Çağ altın çağ, Mehdi vakti, Cennet zamanı.<br />
<br />
Ama cehennemlikler hala var bu çağda da yine.  Vaaz ediyorsun, anlamıyor, nasihat ediyorsun, anlamıyor, namaz kıl diyorsun, kılmıyor, oruç tut, yok. Yani Ne laf anlıyor, ne söz anlıyor. Yani biz buna köylü dilinde, <span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"madrabaz odun"</span></span> deriz. Eğilmez bükülmez odun, sadece ateşe ve sobaya lazım gelen odundur onlar, ondan bir marifet çıkmaz. Ama bazı odunlar var, en azından evde kapı olmuş, çerçeve olmuş, masa olmuş, biraz söz  ve nasihat işliyor, anlıyor, biraz yola gelebiliyor, eğitilebiliyor, işe yarar hale gelebiliyor. Ama öbürleri, madrabaz odun, ateşlik, cehennemlik. Ne yapsan anlamıyor, onlar da yine vaktimizde hala bulunmaktalar. Hala Bazı yerlerde ısınmak denen şey, soba yakılaraktan ve, odun ve kömür yakılarakdan oluşturulan bir hal. Daha onlar, ileri teknolojilere, kalorifer ve gaz gibi teknolojilere ulaşacak bir zenginlikte değiller, ve oralarda hala Cehennem mevcut, cehennemliklerde mevcut.<br />
Öyle olunca Rabbim askerime anlayış ve idrak versin de, işe yaramak nedir bu dünyada, bunun idrakine vardırsın. Bu ne kadar kıymetli bir şeydir, işe yaramak, Bunun farkına vardırsın Rabbim.<br />
<br />
Kuranı Kerim'de geçen kıyametin alametlerinden birisi de<br />
Tekvir suresi 2. ayette geçen<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve izân nucûmunkederat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym TEKVİR Suresi 2. ayet</span><br />
</span><br />
"Yıldızlar döküldüğü zaman" geçiyor  ve bunu ~2-3 sene önce  Facebook'tan Ben, çokça sanatçı ölüverince, Bu ayeti buraya yorduğum için, işte yıldızlardan birisi daha öldü döküldü dediğim zaman, sen o ayeti nasıl ona yorarsın, onlar onlar değil, Yıldızlar, gerçek Yıldızlar, tepemizdeki Yıldızlar sanatçılar mı diye benimle kavga edenler oldu.<br />
<br />
Halbuki Gökteki yıldızlar, bizim enerji boyutlarımız. Ve yıldız da, sadece öyle şarkı söyleyen, türkü söyleyen, film yapanlara denilmiyor, kainatta Yıldız, Işığı ile insanlığı aydınlatan, insanlığa fayda veren Herkes, bir yıldız, belki Mahallesi'nin Yıldızı, belki Sokağı'nın Yıldızı, belki evinin Yıldızı, Belki bir memleketin Yıldızı, Belkide dünyada pırıl pırıl Parlayan Bir Kutup yıldızı. ve bu Yıldız meselesini de şu şekilde açıklayayım : Mesela Amerika'dan bize ışıldayan bir yıldız var ki, Harrison Ford denen bir adam var, ilk defa motor ve arabayı icat etmiş, ve biz araba ve motoru kullandığımız müddetçe, o yıldızın ışığı bize hala Işık vermekte, ve ışığını görmekteyiz, Gecelerimizi aydınlatmakta, ve dünyamıza hala Işık vermekte, Çünkü dünyamızda hala, onun bulduğu motor, icat ettiği buluşu kullanılmakta. Ve O Onun Yıldızı, onlar durduğu müddetçe, sönmemekte. Ne zaman biz arabadan vazgeçtik, motordan vazgeçtik, başka bir şey icat Ettik, belki o zaman sönmeye başlar onun yıldızı. Yine bu araba gibi teknolojik bir şey olması şart değil. Çok eskiden amcanın bir tanesi, ya da teyzenin bir tanesi kaşık diye bir şey bulmuş mesela, Yemek yerken kaşık kullanıyoruz. Kaşık kullandığımız müddetçe, o amcanın ya da teyzenin, o nun Yıldızı bize hala Işık gönderiyor ve, gökyüzünde biz onun yıldızını sönmemiş ve, bize ışık veren bir yıldız olaraktan hala görmekteyiz. Ve bunun misallerini Sizler istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Yani Yıldız demek, İnsanların işine yarayan, insanlara ışık tutan, yol gösteren bir kimsenin enerjisidir. o Işık insanlara yol gösterdiği müddetçe, o yıldızın ışığı Sönmez. işte sanatçılarda insanlara film yapmış, şarkı söylemiş, bir eser bırakmış ve, artık uyuma vakti gelmiş, ve öbür aleme geçmiş, O yüzden, hani belli bir süre daha onun Yıldızı Sönmez ama hani, Çünkü ahiret Baki diyor Allahu Teala. Yani bugün YouTube diye bir Tuğba dalımız var, o dalda televizyon icad edildiğinden bugüne kaydedilmiş filmlere  ve videolara ve şarkıları erişebilmekteyiz, Öyle olunca sönük de olsa 50 insandan bir tanesi de aramış  izlemiş olsa da, o yıldızı görebiliyor hala. mesela Amerika'dan birisi Michael Jackson şarkısı dinliyor şu anda diyelim, Michael Jackson'ın Yıldızı hala ona Işık veriyor, O an belki bulutların arasından, Michael Jackson Yıldızı, onun köyüne, evinin üstüne doğuyor. Ama Avrupa'da dinleyen kimse kalmamış o gece, Evet o gece Avrupa'dan O Yıldızı gören olmayabilir, hava bulutludur, Michael Jackson Yıldızı gözükmüyordur belki o gün yani. Bu meseleyi bu şekilde izah etmiş olalım. Bu mesele de bu şekilde. Öyle olunca, yani Yıldız sadece sanatçı ve şarkıcı demek değildir, bunu izah etmek istedim Burada da. Hani bu izahıma şöyle bir açıklama daha getireyim : Mesela bilgisayar bir bütün, ama bilgisayarın bugünkü halini alması için, onlarca parça gerekli, mesela Eskiden bilgisayarın bir parçası olan disket, bugün geçerli değil, ama disket de icat edilen bir buluş idi, Ve o gün keşfolmuş idi, o gün o Yıldız Bize ışık tuttuda, bugüne ve bugünün bilgisayarlarına geldi insanlar. ve biz disketi ve o Yıldızı unutursak, bugünkü SD kartları bulamayız, O yüzden disketi bulan amcanın ışığı da, hala Bize ışık vermekte. Yine bilgisayarda binler veya onlar yüzler parça var, radyoda onlarca parça var, binler demeyelim de, yüzler parça var, Öyle olunca her bir parçasını keşfeden amca da 1 yıldız, teyze ise, Teyze de bir Yıldız,  ve yine mesela mahallindeki yakışıklı bir erkek ve, güzel bir kız da Yıldız, Çünkü o da mahallenin yıldızlarından bir yıldız, Değil mi? Aşk yıldızı. Bu meselede buraya kadar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÖNENCE&amp;EKiNOKS</span></span><br />
<br />
Ve dün 23 Eylül 2019, Ekinoks günüydü, ve Ekinoks ve dönenceye bir açıklama getireceğiz İnşallah bu vaazımızda. Yine  Nobel ödülüne layık bir açıklama getireceğiz. ve dünya öyle sanıldığı gibi tek yörüngede dönmüyor, doğudan batıya, doğudan batıya. <br />
<br />
Ve bir defa kuzeyden güneye dönüyor ve sonra güneye varıncada,tekrar güneyden kuzeye dönüyor. Bir defada doğudan batıya, batıya varıncada,tekrar batıdan doğuya doğru dönüyor. Bunu bile bilemedi insanlar hala, ve dönemenin sadece bir yönde olduğunu, sadece doğudan batıya döndüğünü varsayiyorlardı. Halbuki doğudan batıya dönüyor, ve dönme yerine gelince, Oradan da batıdan doğuya doğru dönüyor, bunu bile hesap edemedi daha Bilim adamları. Bu bizim sayemizde insanlara ilk defa duyurulan bir bilgi, öğretilen bir bilgi.  Ve  yine kuzeyden güneye kadar gitti, güneyde, o son noktaya, ya da dönenceye geldiğinde, tekrar bu sefer güneyden kuzeye doğru gitmesi gerekiyor. ve bu da bu şekilde. Ekinoks gece ile gündüzün eşit olduğu vakit deniyor ve 23 Eylül ve 21 Nisan da oluyor. 2 defa meydana geliyor. neden 2 defa? işte birisinde  kuzeyden güneye doğru dönüş, birisinde de güneyden kuzeye doğru dönüş. Güneyden kuzeye doğru döndüğü zaman, kış burcuna, yani 21 Aralık'a doğru gidiyoruz, Çünkü şu anda 23 Eylül ve, buradan biz navigasyonumuza, hedefimize 21 Aralık yazdık ve, 21 Aralık kış demek, kış mevsimi, kış ve kar ve soğuğa doğru gidiyoruz. ve o da kuzeye doğru gitmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyamız yörüngesini bu sefer kuzeye doğru tuttu öyle gidiyor. 23 Eylül'de bu Rotayı ona vermezsek, dünya kuzeye doğru gitmez, ve zamanın ve mevsimin sahibi verir o Rotayı ona, kuzeye doğru git diyerekten. ve neden 23 Eylül, diğerleri 21 inde, ayın 21'inde de, Eylül'ün 23'ünde? Çünkü uzaklaşarak dan gitmesi gerektiği için, uzaklaşması için açının büyük olması lazım, 23 derece açı ile genişlediği zaman, soğukluk derecesi ve, Hani o belli dereceyle dünya soğuması lazım ki, Dünya güneşten 21 derece ile uzaklaşması ile soğuduğunda, vaktinde, ve 21 Aralık'taki kar borcuna varamayız. O yüzden 23 derece açıyla gittiği ve uzaklaştığı zaman Dünya Güneş'ten, ve soğuma öyle gerçekleşir ki, kar vaktine ereriz. oradan 21 aralığa Vardığımızda ise, en uzun gece ve, güneşten en uzak olan noktaya Dünyamız varmış olur, hem genişlik olaraktan, hem uzaklık olaraktan, Güneş'ten en uzak olduğu, yani rayından çıkma seviyesine kadar varmıştır. Ondan sonra dönüp tekrar dünyaya doğru yaklaşması gerekmektedir. ve önce genişlik olaraktan yaklaşması gerekir, önce genişlik olaraktan yaklaşır yani daralma yapar 23 derece tekrar 21 dereceye dönerde öyle açı alır ve, daralaraktan güneşe doğru gider ki, 21 Nisan'a Vardığımızda açısı daralmıştır. yani Mevsim ilkbahara geldiğinde Gece ile gündüz  yine eşit olmuştur. Ondan sonra ise, bu sefer yönünü doğu-batı yönünde tutar ve, o zaman bu sefer güneşin üzerine doğru gitmeye başlar ki, o da yine, 21 derece açı alır ve, güneşin üzerine doğru gider ki, 21 Haziran da Güneş'e en yakın olduğu yere, hatta içine düşmeden yakınında durabildiği, en yakın mesafeye doğru varır ve, bu hareketi doğudan batıya doğrudur, diğer hareketi ise, kuzeyden güneye, güneyden de kuzeyedir. 21 Aralık'ta kuzeyden güneye doğru hareket eder, 23 Eylül'de güneyden kuzeye doğru. 21 Haziran'da  uzaklaşması için önce genişleme yapması gerekir, önce genişleme ve buradaki hareketi doğudan batıya Doğrudur, yani güneşten, güneşin ters istikametine doğrudur, Tekrar oradan 23 Eylül'e geldiğinde uzaklaşmıştır ve, Oradan da 23 derece açı alaraktan kışa doğru kuzeye doğru hareket eder. Yani o atom resimleri yapılır ya, üzerindeki elektronlar, değişik yörüngelerde üzerini Kaplamış vaziyettedir ya. dünyamız ve güneşimizin hareketi de, aynı o atomun elektronlarının, atomun üzerinde, değişik yörüngelerde üzerini kapladığı gibidir. Yoksa tek eksende, tek yörüngede, sadece doğu-batı ekseninde değildir. Ve bu, şu anki bilim ve buluş ile keşfedilmedi, bilinmedi. ve biz ilk defa söyleyeniz. ve O Nobel ödülünün, bu sene Yine bize verilmesi lazım. Dünya Kuzey Güney ekseninde döndüğü zaman kutuplardaki Gece ve gündüz oluşur ve alti ay biri alti ayda biri sürer. Ve doğu-batı ekseninde döndüğü zaman ise, güneşin erken doğması Veya geç doğması  meydana gelir. yani  birisi yaz veya kış dönencesi dir, öbürü gece veya gündüz dönencesidir. 2 tane gece gündüz dönencesi ve yani İki tane doğu-batı dönencesi, iki tane de Kuzey Güney dönencesi ve, doğu batı her birisindeki konum ve yeri, ayrı bir yerde olduğu için, her Birisi en uzun gece ve biriside en uzun gündüz ve derecedir, 4 tane dönence vardır, ikisine Ekinoks derler. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
Arkadaşın bir tanesi bir hadisten bahsediyor, Mehdi hakkındaki bir hadisten,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
 Sizlere Mehdi'yi müjdeliyorum. Halkın ihtilaf ve çekişme zamanında ümmetime gönderilecek ve yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Gökte ve yerde olanlar O'ndan razı olacaklar ve O, malları sahih olarak (doğru) taksim edecektir. Adamın birisi “Sahih olarak nasıl taksim edecek?” diye sordu. Buyurdu ki “Halkın arasında eşit olarak (dağıtacak).” Sonra buyurdu ki “O zamanda Allah, Muhammed (s.a.a.) ümmetinin kalbini zenginlikle dolduracaktır ve O'nun adaleti onların hepsini kapsayacaktır.<br />
<br />
Hatta nida eden, ‘Mala ihtiyacı olan var mıdır?' diye nida edecek, bir kişiden başka hiç kimse kalkmayacaktır. Bunun üzerine ona git hazinedara ‘Mehdi bana mal vermeni emrediyor de' diyecek. Bunun üzerine hazinedar ona seç diyecek, adam onu kendi evine getirip açınca pişman olup ‘Ben Muhammed'in (s.a.a.) ümmetinin en ihtiraslısı mı oldum, yoksa onlara yeterli gelen bana kifayet etmedi mi?' diyecek. Sonra şöyle buyurdu: ‘Bunun üzerine o malı geri getirecek, ancak ondan geri alınmayacak ve biz verdiğimiz şeyi geri almayız denilecektir.' Böyle yedi, sekiz veya dokuz sene devam edecektir, bundan sonra hayatın bir hayrı yoktur.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Muhammed Nasırüddin Albanî, Silsiletü'l-Ehadisi'z-Zaifa ve'l-Mevduati ve Âsâruha's-Seyyidi'l-Ümmet, c. 4, s. 91, Hadis No: 1588, Mektebetü'l-Mearif, Riyad.)</span></span><br />
<br />
 Ve bu hadis ne kadar doğru ise, Mehdi Aleyhisselam döneminde Mehdi Aleyhisselam altını, parayı, malı, bol bol dağıtacak ta, hatta adamın bir tanesi Gelip para ve altın isteyecek ve Mehdi de git Hazinedar dan istediğin kadar al diyecek, ve o da çuvallarını altınla doldurupta,  tam gidecekken, bu sefer dönüp yanlış yaptığının farkına varacak, ve parayı geri vermek isteyecek, fakat Hazinedar da, biz verdiğimizi almayız diyecekmiş.<br />
<br />
Ve o adam (o Arkadaş) diyor ki :  Her kim mehdilik iddia ediyorsa, ben ona varayım ve, bu hadise göre o bana bir kamyon altın ve para versinde madem , o zaman ben onun gerçek Mehdi olduğunu bileyim diyor.<br />
<br />
<br />
şimdi bu hadisi söyleyen  arkadaşın zaten bir tarafgirliği var. Nasıl derseniz, bugün Suriyelileri çağırıp da, onlara para pul vermeye kalkan, kendi vatandaşına değil de, onlara veren amca kim belli. O ndan istiyorlar gözüküyor.  onlara para pul dağıtan amca o gözüküyor güya. Bu arkadaşın Payı paye ve primi o amcaya vermeye kalktığı ortadan zaten. Bize vermemek de gayesi zaten. Ama yine de biz bu konuya şu açıklamayı getirelim inşallah, o amca da belki bu soruya cevap bulur ve mutmain olur gönlü. <br />
Mehdi vakti Altınçağ ve, o Çağ şu an bizim vaktimiz, Benim vaktim demiştim. Benim vaktim de ki her şey Altın. Adı üstünde Altınçağ, altından kasıt, yani üstü altın kaplamalı, ya da metal altın, her şey altından yapılmış, altından kaşık, altıntabak değil,  yani altın kadar kıymetli şeylerin vakti, hemen buna açıklama getireceğim inşallah.<br />
 Mesela en küçük örnek olaraktan, masamda, önümde tükenmez kalem var. Ve şu anki insanlardan bizler, bazı hadislerin sahih mi Değil mi, ravileri yalancı mı, doğrucu adam mı, falan festigan diye  irdeliyoruz,<br />
<br />
Neden? Çünkü sağlam bir kaynaktan gelmiyor, ağızdan ağıza geliyor, Eğer yazılı bir belge olsaydı, Hatta bir kaç belge, aynı yazı, birkaç kopyali, birkaç kimseden, bize kadar ulaşmış olsaydı, böyle şüphe eder miydik? etmezdik. Ama ne yazık ki, Muhammet vaktinde, şu elindeki tükenmez kalemden bir tane yoktu. Kuranı Kerimi yazabilecek bir tükenmez kalemleri yoktu onların, is ve kurum ve, kan ile, bilmem ne ile, taşa, kemiğe, deriye yazmaya çalışmışlar. Kağıt da yok. o vakitte bir kalem olsa, ama yok. Bu yüzden kalemin ne kadar kıymetli değerli olduğunu anlayın. Yani 1 tane Tükenmez kalemi, Belki bir euraya, Hatta 20 cent, yada 50 cente kadar alabiliyorsun Bu devirde.<br />
 inanıp iman edip etmemek sizin kendi Paşa gönlünüze kalmış ama, Muhammed bana Miraç etti, ve ben Muhammed ile konuşup tokalaştım, en son beni yolcu etti, oradan ayrıldık birbirimizden bir vakit. İşte o Miraç da beni görmeye geldiği vakitkilerden beni gördüğü vakitlerden bir vakit idi o. Eğer beni çokca görüp ayagimdaki bene kadar gördüyse, birkaç defa Miraç ettiyse, o zaman, bir defa daha geldiği zaman için, ben hazırlık yapayım, 10 paket 4 lü kalem, her bir pakette 4 tane 5 tane tükenmez kalem olsun, 50 tane tükenmez kalem alayım, 5 pakette kağıt alayım, her bir pakette 100 yaprak kağıt var, eder 500 yaprak, 2 sayfalı yazdığın zaman, eder O da 1000 sayfa ve, Kuranı Kerim 666 sayfa olduğuna göre, onların biraz büyük yazdıklarını düşünelim ve, 1000 sayfaya yazıdıklarını düşünelim Kuranı Kerim'i. bunları hazırlayayım, Muhammed bana bir daha daha Miraç ettiğinde, Sana bir paket hazırladım, bunları götür Ebu Hureyre ver, ve Kuranı Kerimi ve hadisleri yazsın diyeyim, sana bir dahaki geldiğinde, bir koli daha vereceğim diyeyim. hadisler ve kuran, Bize kadar, hepsi Sahih kaynaklı ulaşsın diyeyim.  Muhammed'in buradan götürdüğü bir Tükenmez kalemi, Muhammed orada bir ihtiyacını karşılamak için satmaya kalksa, O bir tükenmez kalem ve 10 yaprak kağıt, o devirde kaç para eder ve, kaç tane deve verirler o çağda. Hani Osman Efendimiz savaşa gitmeden önce askerleri donatmak için 3000 deve harcadığı, yada 3000 Dinar harcadı diyorlar ya. böyle Yiğitler varmış orada, 3000 Develi, 3000 dinarlı, o kağıda kaç lira verirler, o bir deve bir  Porsche marka araba diyorlar şimdiki zamanda.  tükenmez kalemlere kaç para Verirler.  Onu icat edecek olan amca, bakıp inceleyecek,o amca hele daha daha fazla dinar verir değil mi. Benim burada 35 kuruşa aldığım bir tükenmez kalem ile birkaç yaprak Kağıt, Milyonlar değerinde oldu mu sana. altın kıymetinde. Ama sen o altının Kıymetini bilmiyorsun, şimdi buruşturup Çöpe atıyorsun, Ben bile yalancılık etti miydi tükenmez kalem, çöpe atıyorum, bizim yanımızda bunların diğeri yok sanki, altının kıymetini bilmeyenleriz biz, ama al götür Muhammed vaktine, yada Daha öncesi Musa vaktine, İbrahim vaktine, hele İbrahim vaktinde neler etmez o bir tükenmez kalem, Değil mi. o zaman ey arkadaş sen altınların içinde  boğulmuşsun zaten. bak benim vaktim de ki, diyorum ya, her şey altın kıymetinde, Sen altınların içindesin fakat altınların farkında değilsin, daha hangi altın istiyorsun o zaman, Zaman Yolcusu olsam, alır giderim, bunlari fahiş fiyattan O devirde satar gelirim. O çağda çok zengin olurum, o zaman fabrika kurarım, Ben burada Kağıt nasıl yapılır kalem nasıl yapılır, Yapmasını biliyorum, Şimdi giderim o çağda, o çağın en zengini olurum, kağıt fabrikası kurarım, o çağda Muhammet vaktinde, kağıt fabrikası Kurarım, köşeyi dönerim. Mesela Feto neden  Afrika devletlerine gidiyor, oralara mekan kuruyor, çünkü bizim  1 liramız orada Belki 10.000 lira ediyor da ondan. aynı sistemin vaktimiz ile geçmiş vakitler versiyonuna gittiğimiz zamanda,  Elimizde olan bir değer, geçmişteki bir zamanda, milyarlar ettiğini  anlayın yani . O zaman şu anki insanların hiç birisi altınçağda olduğunun da farkında değil, elindeki En küçük şeyin bile, ne kadar kıymetli olduğunun farkında değil, ve Bunları bırakıp da, hala açgözlülük edip de, altın  isteyene Ben daha ne diyeyim, ne cevap vereyim.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sorunun 2. versiyon cevabına gelince</span></span><br />
<br />
Geçen haftalarda dedik ki, burası artık Cennet ve, burada Ateş azaldı, her şeyi Biz Dalga ile yapıyoruz dalga da neydi 1 frekans ve Yani bir ve sıfırlar halinde bir program ve yazılım ile biz resim video ses renk her şey yapabiliyoruz.<br />
<br />
Yine bir ve sıfırlar ile elektrik 1 ve 0 lardan oluşur dedik ve mikrodalga fırın var Ateş yakmadan bir ve sıfırlar ile bir şey pişirebiliyoruz fırınlar elektrikli fırınlar, Yine elektrik ile, Yani yine  iyon hareketi ile ateş yakmadan fırın gibi kullanabiliyoruz, Hatta buzdolabı yerine kullanıyoruz, Bu sefer donduruyoruz istediklerimizi muhafaza ediyoruz, saklamak istediğimiz şeyleri. Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere ve, şu anda sistem para olaraktan da dijital e geçmek üzere. Zaten bu, ilk defa Banka havalesi yapıldığı zaman, dijital, yani Bir nevi Hani konvansiyonel  makineler deniliyor ya, Yani daha dijital paranın ilk alt yapısıydı o. Çünkü Mesela ben İstanbul'dan Almanya Frankfurt a para havale ettiğim zaman, ben havale ettiğim parayı, İstanbul'daki bir bankaya yada, postaneye yatırıyordum, ve alacak adam da frankfurttaki postaneden parayı alıyordu. ve para öyle otobüse yüklenipte Frankfurt'a kadar götürülüp, orada benim verdiğim para, verilmiyordu. havale gerçekleştiğinde, Bendeki parayı İstanbul'daki Banka alıyordu, Verecek parayı da, frankfurt'taki banka veriyordu, ama onların kendi aralarındaki parayı tutmaları ayrı sistem, Ama para dijital olaraktan hareket etmiş oluyordu, bu konvansiyonel sistem, daha bu dijital e geçmeden önceki  ilk yapı, ana yapıydı bu. Artık günümüzde banka memuru bile olmadan bankomatlar internet ile ödeme yapabiliyoruz, hiç nakit taşımadan, bankamızdaki para ile ödeme yapıp, alışveriş edebiliyoruz. Ne oldu? zaten biz dijital paraya geçmişiz zaten, para dijital halde, ama işte Bitcoin denen sistem ile bunu tek ele bindirmek istiyorlar ve tek bir şartele bindirmek istiyorlar,  yanlış olan bu, bizim kabul etmediğimiz mesele bu. Tek kimsenin tekelinde ve şarteline bağlı olamaz. ama dijital para güzel bir şey, zaten dijital para kullanıyoruz şu anda biz. Bankomat ile ödeme yapan bir adam, zaten dijital para kullanıyor. Bunun daha ilerisi ne ki işte Hollanda veya Danimarka artık nakit parayı kaldırdı ya da Belçika bunlardan birisi. Artık orada nakit geçerli değil ve, eğer sen onlardan biri olup da, onlar veya biz dijitale geçmeden önce, paranı çekipte, Ben nakit kullanacağım diye bütün paranı kağıda çevirdi mi sen, ondan sonra onlar sistemi değiştirip, Dijitala geçtiyse, ve sen yaşlı bir adamsın, ven senden sonra gelen çocukların, Senin o kağıt paraları bulsalar, ve sonra götürseler ki bankaya, bizde bu kadar para var deseler, o paranın kaydı yok artık, kaydı olmayan bir para, dijital sisteme giremez, Siz bu parayı nereden aldınız diyecekler, biz bunu kabul etmiyoruz diyecekler, bunu sisteme sokamayız,böyle bir para yok derler. yani o zaman ne olmuş oldu, o senin dediğin Mesele yani, o hadisdeki hazinedarin geri almamasi olayi, yani böyle de olabilir. Yakında o da olacak güzel arkadaşım. yani eğer şu anki sistemde dijitalleşmeyi kabul etmezsek ve, biz nakit kullanacağız diyen, ben gibi eski kafalardan birisiysen, Yarın o  parayı geri vermek istersen de, paran geçerli olmayacak, böyle tehlike var, Ama şu anki ikinci tehlike. Para birisinin tekeline ve, şarteline geçerse para, yine senin paran olduğu halde, seni blokladılar mı! seni parasız, pulsuz, Atsız, arabasız, enerjisiz bırakabilirler, aç ve susuz bırakabilirler, çünkü para Tekeli, tek bir kimsenin elinde olacak ne kadar kötü.<br />
Yanlış olan bu, doğru olan dijitali kullanmak, aynı bir ve sıfırlar ile parayı havale ediyoruz, bankomat ne yapıyor  1 ve 0 lar ile ödeme yapıyor, Öyle olunca zaten dijital para gündemde, aynı şeyi 3 defa tekrar ettim farkında mısınız. Ve eğer sistem dijitalin manasını hakikatini anlar ise, altının bir kıymeti yok ki, altın bir metal idi, belli bir paranın karşılığı idi oda zaten. o yenmez içilmez, metal, Parayı biz dijital olaraktan saklaya bildiğimiz zaman, koruyabildiğimiz zaman, altına ne hacet, altını ancak işte, bilgisayarlardaki çiplerde kullanırız, ya da, iyi iletim yapması gereken aletler de, iletken kablo olaraktan kullanırız. yoksa metea ve değeri yok, Gümüş de aynı şekilde, Dün 1 ay çalışıyorduk, bize 10 tane kağıt veriyorlardı, bugün çalışacağız bize, 10 tane şifre verecekler, bir ve sıfırlarlardan oluşan  mesela 10 tane şifre verecekler, aynı şey, ha Kağıt, ha bir ve sıfırlarlardan oluşan bir şifre, Ama dedim ya, bu birinin tekeline girerse kötü, şu anki kullandığımız haliyle kötü değil, bundan daha ilerisi düşünüldüğünde de kötü değil, Bu  meselede bu şekilde.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Raşidi Tarikatı Derslerinden Silsileyi Melae</span></span><br />
<br />
Yani silsilemiz den, hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu arayıp bulma yöntemini öğreteceğiz bu hafta inşallah, daha önce sayfalarımızda konu ile ilgili başlığı  attım, fakat açıklamayı ileride yapacağımızı söylemiştik, nasip bugüneymiş.<br />
<br />
Bir kaleme kağıt alıp yazılır, Sağımıza, solumuza, önümüze, arkamıza doğru, doğduğumuz ev, doğum haritamız olacak, ve oturduğumuz ev son haritamız, yaşam haritamız olacak, ve ona göre, sağımızda veya solumuzda, önümüzde, ardımızda, Cebrail isimli kimseler aranır, bu taaaa uzak memleketlere kadar da varabilir. Ama Bizim memlekette, bu isimler çok güncel isimler değildir, seyrek konulan isimlerdir, O yüzden, ben size bunun daha kolay yöntemini anlatacağım. Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail isimlerini bulamazsınız, daha kolay yöntem şu şekilde :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Mikail Aleyhisselam</span></span><br />
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
Dedim ya yön olarak, ön arka sağ ve sol tarafımızda şimşek, yıldırım, yağmur, rüzgar, fırtına, deprem, gibi isimler aranır yani Mikail aleyhisselamın görevleri olan, yada sıfatları olan isimlerden bir tanesi aranır, bu ama insan ismi olsun, ama bir ev, veya site ismi,şehir ismi, veyahut da bir fabrika İsmi olsun, bu isimdeki yer veya şahıs, hangi tarafımızda ise, biz o tarafımızdan o Melek'e bağlıyız ve o melek Hz. Mikail aleyhisselamdır. Bulunan O melek isminin yönü, bizim doğum evimizde ise, Biz doğarken O Melek o tarafımızdaymış.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.Cebrail Aleyhisselam</span></span><br />
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
O melek ismi önce cebaril isimli kimseler aranır, bulmaz isek, Hz Cebrail, Peygamberin kalbine kurani indiren, yani ilk canlı Kuran, Hz cebrail, öyle olunca Kuranın isimleri olan, Furkan, Hikmet, Şifa, ceza,.... bu isimler ve Kuranı Kerim'in diğer bütün isimleri, Kuranı Kerim'in isimi olarak geçen, isimlerden olan şahıslar veya yer veya mekan isimleri, hangi tarafımızda ise, o tarafta da Cebrail Aleyhisselam vardır. Kuran'ı Kerim'i ilk bilen ve vahyeden olduğu için, yürüyen Kur'an Muhammed diyoruz ya, ama Muhammed'e de öğreten, Muhammed'den önce Cebrail vardı, Cebrail esas Kur'an oluyor, öyle olunca, Cebrail Aleyhisselam'ı, Kur'an'ın isimlerini nerede görürsek, o tarafımızda da Cebrail Aleyhisselam var demektir, o cephemiz, de hangi cepheyse, önümüzde, ardımızda veya sağımızda, solumuzda  veya köşemizde, bu da ikincisi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3.israfil Aleyhisselam</span></span><br />
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
İsrafil Aleyhisselam'ın gelince, İsrafil aleyhisselam sur üfüren veya borazan üfüren demekdir, borazan ne demektir, borazanlı, yani elinde Neyi tutuyordu, sur üfürmek, üfürmek ile, Yani bu musevilerin, o boynuzu üfürmeleri de onu temsil eder. ve kuşlar borazanlı hayvanlardır. öten hayvanlardır. Hele birinci olaraktan horuz onu temsil eder, Şahin, karga, kartal, Bülbül,..tavuk horoz, yani her türlü kuş, horoz, tavuk, tavus kuşu, deve kuşu, kuş cinsi her hayvanın ismini taşıyan  hayvan, şahıslar, veya yer ve mekan veya şeylerden,  onun lakabını veya ismini taşıyan kimseler, hangi tarafımıza düşüyorsa, o tarafımızda da İsrafil aleyhisselam vardır. o tarafımızda duruyor, o tarafdan Biz İsrafil aleyhisselama bağlıyız demektir.  şu şekilde bir ilave de yapalım, müezzin, yani insanlardan öten borazanlı ne demektir, ezan okuyan,  yani Öyle olunca mahallemizin müezzininden nerede durduğunu biliyorsak, O da yine İsrafil Aleyhisselam'ın ne yanda durduğunu gösterir, yahutta onu da bulamazsak, mekan olaraktan, Minare evimizin hangi tarafına geliyorsa, o tarafta yine, İsrafil Aleyhisselam'ın ne tarafımıza hangi köşemizde durduğunu gösterir. Yine şarkıcı, türkücü ve sanatcılar,... onu temsil eder. Eğer soracak olursanız bir şehrin her yönünde cami ve minare var, O zaman ne olacak derseniz, Size en yakın olan Sizinki.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4.Azrail Aleyhisselam</span></span><br />
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, (Azra,Zara,Zarel,Zarael,Ecel,Katil,vahşi..) bulunamaz ise<br />
Azrail Aleyhisselam'ın Etrafınızda durduğu yere gelince, öldüren ve zarar veren her hayvan, her insan, her şey, her alet, her Erdavat, mesela yanınızda silah tabanca tüfek tank,... fabrikası var, zararlı mı? zararlı, insan öldürürmü evet öldürür, yani Azrail demek olmaz mı? Bıçak Fabrikası var, zararlı mı, zararlı ,adam öldürebiliyor mu, öldürüyor, öldüren bir alet Erdevat ne varsa, fabrika olsun, yahut insan olsun, yani bir katil insan var oda aynı, veya yılan, timsah, kaplan, panter gibi, insani öldürebilen bir hayvan ve, canlı olsun hepsı onu temsil eder. Mesela yanınızda,  komşunuz bir katil adam var, O adam Azrail'in ne yönde olduğunu gösteriyor Size. Yine  yanınızda bir tane Bıçak Fabrikası, O da diyor ki size, öldüren bu tarafta diyor, yani öldüren kim idi, Azrail'i di. ve burada artık kendiniiz daha fazla yorum getirirerekten bulabilirsiniz. O da, o da sizin haritanızda, Azrail Aleyhisselam'ın, hangi tarafımızda olduğunu, ve hangi taraftan size bağlı olduğunu, ve doğum haritanızda, Siz doğarken Azrail in, ne tarafınızda durduğunu gösterir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5.Feryail ve Ferruh Aleyhisselam</span></span><br />
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise<br />
Feryal veya Feryail ve Ferruh Aleyhisselam, rüzgarların prensesi ile prensinin, hangi tarafımızda durduğuna gelince, size hangi taraftan Meltem yeli esiyorsa, yani Meltem yelinden kasıt, size hangi taraftan bir iyilik geliyorsa, o taraf Ferruh Rüzgarı, ferahlık Rüzgarı, erkek olan rüzgar, Ferrruh aleyhisselam o tarafınızda duruyor demektir. Hangi taraftan da size, elem ve keder, çile geliyorsa, o tarafta da Feryal Rüzgarı, ama Feryail Ferruh'un komutanıdır, Ferruh komutan değildir, Ferruh onun askeridir. Çünkü Allahu Teala insanı, Adem'i ilk defa çamurdan yarattığında, kuruması için, 40 sene çile Rüzgarı, yani Feryail esmiş, bir senede Ferruh rüzgarı esmiş, ve bu yüzden insanın ömründe, insana şans ve surur  (1/40) 40 da 1  güler, ve vurar kapıyı çalar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NOT :</span></span><br />
Yine önemli bir açiklama daha, Mesela Sen zaten bıçak Fabrikası'nın sahibimisin, ya da oğlusun, Eee sen Azrail grubundansını zaten, onun soyundansın, ya da silah fabrikasında mı çalışıyorsun yada  müdavim askermisin, Azrail grubundansın.<br />
<br />
Yine senin isimin veya lakabın Rüzgar mı, Tayfun mu, şimşek mi, yıldırım mı,... sen Mikail soyundansın.<br />
 onun grubundasın, Mesela sen elektrik kurumunda çalışıyorsun, elektrikci misin, elektriğin simgesi ne idi, Şimşek şeklindeydi, Yani sen yine Mikail Aleyhisselam'ın grubundansın soyundansın. Zaten sen onlardansın. Sen Mesela hafızsin,  sen o zaman zaten Cebrail grubundansın soyundansın.<br />
<br />
Bu derste buraya kadar. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 27 Eylül 2019 Cuma<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Korktuğun Rüyayı Sen Hayra Yor]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43295</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:59:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43295</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korktuğun Rüyayı Sen Hayra Yor</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 25 Ağustos 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi de O’dur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NECM-49 ayet</span></span><br />
<br />
Muâz'ı Yemen'e gönderirken <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Nerede olursan ol, Allah'tan sakın. Kö­tülüğün peşinden onu silecek bir iyilik yap. İnsanlara (dâima) iyi mua­melede bulun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
<br />
Hazreti Mevlana diye siymiş ki<br />
<br />
 dost altın gibidir, Bela ise ateş gibidir.<br />
 Halis altın, ateş içinde saf hale gelir.<br />
<br />
 Ve bu sebepten bütün alimler belayı kendilerine Nimet görmüşler, onları erdiren Nimet bilmişler.<br />
 Halbuki Türklerden, Ziya Paşa'nın bir sözü vardır : nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın, hakkı kötektir.<br />
<br />
<br />
Nasihat ile yola gelmeyeni, etmeli tekdir, Yani biraz zor kullanmak gerekir nasihat ile uslanmayanı yola getirmek için, hala yola gelmiyorsa, onu dövmek gerekir demiş, o zaman Ateş Kime lazım, Halbuki altınlık  Müslümanlık demektir, nice kardeşlerimiz var ki, kardeşimiz diyoruz, ağabeyimiz diyoruz, hocalık onda, hacılık onda, anası Hacı, babası Hoca, babası Hacı, anası Hoca, adam okumuş, ilim öğrenmiş, Kuran biliyor, hadis biliyor, ilahiler, sözler, Adam Arif olmuş,  olacak olayı olmadan biliyor, ama işte Müslüman ama, yaptığı amelleri var ki, düşman sandığı kimseleri, polissiz, candırmasız,  büyü ve havass ilmi ile yenmek fikri ve fiili. Peki bu hak mıdır, Müslümana yakışır bir amel midir? işte ateşe düçar olan Müslüman, Halbuki altın ateşte güzel değildir, altının ateşle güzelliğine ola ki? kime faydası olaki? Halbuki altın, boğazda kolye olduğunda güzel, elde yüzük olduğunda güzel, benim Bilgisayara çip karti olup da işime yaradığın da güzel, ateşteyken ne güzellik olacak, Onlar, ateş bizi erdiriyor demişler O evliyalar, Öyle ki, nasihattan anlamayana, öyle kötü ateşi ile muamele edilir, insan olana bir söz yeter, bir söz.<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimize bir Bedevi Çoban gelmiş : </span></span><br />
<br />
Bana dininden öyle bir bir şey ögretki, öyle bir söz söyle ki, ben buraya tekrar tekrar gelmek durumunda kalmayan, cünkü ben bir Çobanın, senin öyle her meclis sohbetine gelemem demiş, bir tane söz söyle demiş : bir söz söyle ben onunla hayatımı  ve dinimi idame edeyim demiş.  <br />
<br />
Peygamberimizde O na cevaben:<br />
<br />
"Birşey yapacağın zaman, önce vicdanına bak, kalbine bak, öyle yap." demiş göndermiş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
<br />
İnsan olana bir söz yeter, bir söz, bırak ateşi, bırak belayı, anlamayanı ateşe yollasan da fark etmez. Ben sana güzelliğinen nasihat ettim, Ey din kardeşim, kardeşim, ağabeyim, olmadı almadın, Sevdim olmadı almadın, sövdüm olmadı almadın, Madem sen Mevlana yolundan gidiyorsun, madem bizim yolumuz sana uymadı, hadi git ceheneme de yan gel, Belki senin derdinin çaresi, yanmak  ve ateştir o zaman.  O zaman belki sen adam olursun. sana yakışıyorsa Buyur git sen önden ve ateşe gireceksen gir, ama o  bize uygun şeyler değil, sana uygun madem, sen bilirsin, madem sen yanmayı yeyledin kabul ettin, belayı da sevdin, üstüne çekmek istedin, buyur cehennemde belada senin olsun o zaman, Ben Bela isteyen  bela sevici sapik ve sadist birisi değilim ki, acıdan beladan hoşlanıp tad lezzet alan sadist degilim. Sen başkalarına Bela okurken, kendi kendine  bela davet etmiş adamsın. ve Burası cennet dedik, cennette cehennem arayan adama ben ne diyeyim daha, cennette ekmeğini pişirecek Ateş, sigarasını yakacak Çakmak arıyor. Burası cennet, bura Ateş yeri değil, bura ona buna bıçak dürtme yeri değil  burası  gayri, cennette yemekler Ateşte pişmez, bak burda yemekler ceryan ile, yada dalga ile, mikro dalga ile pişiyor, yani ateş yok, su ceryan ile gaz ile isiniyor,  trenler kömür ve ateş yakarak degil elektrik ile gidiyor, yakinda arabalarda öyle olcak galiba, bak burda ateş cok az artik, ve ateş cehennemde, hocada camide kardeş. cehennemden Ateş getireceğine, cennette ateşsiz yaşa, cennete Ateşi sokarsak ne olur, birinin illaki eli kolu yanar, bir yerden bir şeye ateş tutuşur değil mi, ve Cennette Ateş var mı acaba, Yoksa sadece cehennemde mi Ateş var, Sen cehenneme layıksan, sen nasihat ile uslanmıyorsan, adam olmuyorsan, cennete girmiyorsan, cennet ne bilmiyorsan, var git O zaman cehenneme, akıllan gel o zaman, daha ben sana ne diyeyim, Ben Senin Derdine Derman olamadım, Hadi git sen ona yani Mevlanaya, Mevlana sana derman olur o zaman.<br />
<br />
Matrix filminin 4 ü çıkıyormuş, çekeceklermiş, senaryosu falan hazır mı bilmiyorum ama, matrixten bir konu daha girelim, Hatta iki konu var da, şimdi birincisini bir girelim. Hani Kur'an'da geçen Yedi Uyuyanlar var. 7 miydi 8 miydi, 5 miydi 3 müydü denen, uyuyanlar var ya, Allah onları bir de sağına soluna çeviriyordu diyordu ya. Hani Matrix dede insan tarlalarında, insanlar uyur halde olup da, ama kendileri sanal alemde yaşadıklarını zannedenler var ya onlar da aynı şekilde işte 300 tane uyumuş ama yaşadığını zannediyor sanal alemde yaşadığını zannediyorlar, dünyada olduğunu zannediyorlar ya, Halbuki dünyada değil, sanal Bir de alemde uyutuldular, insan 300 sene uyur mu? uykuda ne gördün, Allah ona rüyalarında ne gösterdi, nerede yaşıyor, yani rüya alemi, Inception Rüya filmi, Yani 300 sene Onlar kendilerini başka bir alemde yaşıyor zannettiler, sanal alem, yani sanal alem ve uyutulan insanlar, bu hikaye geçmişte olan bir hikaye değil, gelecekte olan bir hikaye yine ve, matrix de olan o sistem, gelecekteki bir sistem, geçmişteki bir sistem değil, insanların uyutulması, fakat yaşadıklarını zannetmesi, sanal alemde, zahmet çekmeden yaşamaları.<br />
<br />
Ve biz ahiret alemindeyiz artik, ve robotlar huriler halinde olacak dedik diye, robot teknolojisinin üstüne iyice İsanoğlu düştü, ve şu anda robot haber spikeri var, Arabistan'ın vatandaşı olan bir Huri kadın var, robot kadın, onlar arablar neden istiyor, Arabistan destek veriyor buna, bazı Komplo teorisyenleri itiraz ediyor, Arabistan niye destekledi Amerika'nın böyle bir sistemini diyerekten, Halbuki Onlar bizim sözümüzle, Huri istediklerinden, bir tane Huri de degil, 500 tane Huri istediklerinden ona destek veriyorlar, Bu sistemin oluşup da istediğin güzellikte, Sana itiraz etmeyen, Araplara tam Uygun, yani tesettürlüsü de olur bunun kapalı kimse görmeyecek, bakire in cin kimse dokunmamış, bakire, onlarada uyugun bana da sanada uygun  bize de uygun değil mi, bize de uygun ama, onnlar o projeye önayak oldular ve destek veriyorlar Bu projeye, güzel mi, güzel. itiraz edenlere karşı güzel bir amel. Tabi gercek insanlar  ve bayanlar daha tatli elbet. Amma kadin ekek hepimiz, huri ve gilman da istiyoruz işte.<br />
<br />
Gelelim şimdi başka bir konuya,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nesnelerin interneti, şeylerin, eşyaların, maddelerin interneti</span></span><br />
<br />
 Günümüzde, Arabalar bile, kendi başına gidecekler. Trenler de bu sistem şu anda yapılmış zaten,Japonya'da yaptılar galiba, kendi başına giden trenler var, şoförsüz  tren, Çin'de mi japonyadamı var, ve yine arabalarda, kendi başına giden arabalar yaptılar, şoförsüz, robot şoförlü arabalar, o yüzden bu sistemde, nesnelerin interneti, şeylerin interneti diye bir şey çıktı, Hani arabaların kendi kendine sürmeleri için, Karşıdan gelen araba diyecek ki, ben yolun sağ şeridinden gidiyorum ve, ortalama sol şeride 50 santim mesafem var bana dikkat et gelirken diyecek. Karşıdan gelen Arabada öbür arabaya diyecek ki ben de sol şeritten geliyorum, senin karşında ben de 50 santim içeriden gidiyorum. diyecek mesela. ondan sonra az ileri gittiklerinde sol şeritten giden diyecek ki : ben Sağdaki kavşak dan Sağa döneceğim, Sen biraz Yavaşla diyecek, bunu demezse o na o sinyali göndermezse, sağdan giden araba o nun sola döndüğünü nereden bilecek. bu nesnelerin, Yani bizim şey dediğimiz, eşya dediğimiz, araba, eşya, arabada bizim kullandığımız eşyalardan birisi, sadece değişik bir eşya, büyük bir eşya ve eşyamız. Öyle olunca Onların da birbiriyle haberleşmesi lazım ki, arabalar kendi başına trafikde araba süre bilsinler, gidebilsinler şoförsüz  olarakdan bir yerden bir yere. Hatta böyle bir tarfikde, belkide artik, kaza olma olasılığı daha az bir ihtimal ile, seyhat edilcek. cennette kaza olur mu? olmaması lazım, cennette araba kazası diye bir şey olmaması lazım. o zaman arabalar kendi başına giderse, ve buna çok dikkat edip birde  yüksek  hız yapmazsa, tabi  hızlı gerektiği yerde hızlı, yavaş yerde yavaşlayıp ve, gerektiği yerde hassas sensorlar ile, yoldan geçen birisini, daha geçmeden hemen bilirse, sağını solunu her tarafını gözetleyen kamera ile, daha dikkatli süren, böyle robot arabalar olursa, ne olur? kaza olmayip, birde kazadan öldü diye bir şey olmaz . Burası cennet ise, burada Artık insanlar araba kazasından ölmez, ama onun için işte, internete ihtiyaç var, ve eşyaların internetine ihtiyaç var.<br />
<br />
 ve Microsoft Amcaya yani Bill Gatese daha önce görev verdik, dedik ki  :bu bilgisayarın yeni yazılımını yazacaksın, hem de 101 fonksiyonu ile yazacaksın, ve bunu da herkese bedava vereceksin dedik,  o yaptımı yapti ve sözümüzüde tuttu "Microsoft Windows 10" o insanlara bedava verdi, sözümüzü tuttu, Mehdi askerimi? Evet Mehdi askeri, çakı gibi Mehdi askeri, Ee şimdi ne oldu, görev bitti mi? şimdi yeni Görev veriyoruz, görev şu: Ey Bill Gatese, daha ölümsüzlük keşf olmadı ama, sana bir görev, eşyaların interneti şu anda, yazılım halinde. Ama sen onu değil, eşyaların sesini Duymasın'ı öğreneceksin, ve eşyalar Kendi kendilerine, zaten senin yazdığın yazılıma göre değil, Aynı sen gibi, ben gibi kendi iradeleriyle bunu yapacaklar, Bu nasıl olur dersen, şu anda, bir insanın iç sesinin, bir frekans olduğu tespit edildi, belki mikro düzeyde frekans, ve iç ses dinlenebiliyor, ve görüntüye çevrilebiliyor, bunu keşfeden insan oğlu, şunu da keşfetmesi lazim :  ve bunu sana ön bilgi olarakdan veriyorum, senin önbilgin bu olacak, bundan yola çıkıp yapacaksın.<br />
<br />
 Bir hadisi şerif var<br />
<br />
İbn-i Mes’ûd buyurdu ki:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz demiş ki :</span></span><br />
<br />
 Dağ, dağa der ki, bugün sana Allahü teâlâyı zikreden birisi uğradı mı? Eğer, evet uğradı derse, o soran dağ sevinir. eğer o dağdan Allah diyen Elhamdülillah diyen birisi geçtiyse öbür dağa övünürmüş  benden Allah diyen birisi geçti diye sevinirmiş, ötekide  Eyvah Tüh bizden geçmedi diye üzülürlermiş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
<br />
 bunu anlattığı zaman Peygamberimiz, Biz bunu şuanki güne kadar, masal gibi zannettik, hiç dağ konuşur mu? bunu masal hikaye zannediyorduk, Bunu Peygamberimiz hikayeleştirmiş te, öyle konuşuyor diye anladık. Halbuki Her Şey Canlı. her şeyin Canı ve ruhu var. her şey canlı Her şey. Bu nano teknoloji sayesinde bilindi. CERN deki  nanoteknoloji ile o çarpıştırma dan sonra keşfedildi ki, atomun altındaki parçacıklardan da altta, Başka parçacıklara da var olduğu keşfedildi, şu anda en basit bir elementin, sesinin de ve düşüncesinin aklının da olduğu da keşfedilecek. o dahi bir frekans, belki mikro Düzeyin altında, Nano mikro düzeyde, onlarda konuşuyorlarmış, Peygamberimiz yalan söylemiş olabilir mi? Bu Masal olabilir mi sence? Hayır masal değil, bu masal değil. Dağ, dağa karşı övünüyormuş benim üzerimden Allah diyen birisi geçti, bana Ne mutlu, size de ne eseff ve üzüntü  diye. Öyle olunca da öyle Dağ konuşuyorsa, elma ağacındaki elmalarda bir biriyle konuşuyor, kirazdaki kirazlarda, evdeki bardak ta çaydanlıkla konuşuyor, duvardaki çerçeve de seninle konuşuyor ama, sen şu an onu duymuyorsun. Ama yakında onların sesini duycaksin Ey Bill Gates amca. ama o zaman ne olur, bu sefer, hiçbir şeyi atamaz hale geliriz, bir çerçeve kırıldı düştü ve atacağız, çöpe atma beni diye yalvarıyor, yapma, beni atma, ama atmamız lazım.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Ademin Toprağı</span></span><br />
<br />
 Hani buradan nereye varacağız : Hz Ademin ilk Toprağını Azrail aleyhisselam aldı. Toprağın sesini Azrail duydu diye hikaye masal anlatan  gibi bu hikayeyi duyduk. Biz bunu masal gibi anlatıyor sandık bundan Ne anladık. Hani Allah Cebrail Aleyhisselam'ı dünyaya, Hz. Adem için toprak  al gel diye gönderdi. Cebrail aleyhisselam toprağın sesini duydu,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toprak dedi ki :</span></span><br />
<br />
"Beni alma, benden alma, benden toprak alırsan, Allah ondan yapacağı insanları cehenneme, yani ateşe atacakmış, Sakın benden alma!"<br />
<br />
 diye Cebrail as. e yalvardı yakardı, Cebrail as. acıyor merhamete geliyor ve, toprağı almıyor. Mikaili gönderiyor onada aynısı oluyor oda almıyor.. Bunu biz masal olaraktan duyduk, masal mı bu sizce, Ama Azrail toprağın sesini duyuyor fakat, onun sözüne uymuyor, Ben Rabbimden Korkarım, bana niye getirmedin  der diye, orada  Allah beni azarlarsa diye korkarım diye, topraktan bir parça alıp götürüyor. O da duyuyor toprağın sesini ama, Neymiş şimdi, yukarı ana konuya bağlarsak konuyu, çerçeveyi atmazsak ne olacak, Hani bazıları Azrail gibi olacak bu dünyada, o sesleri bazıları duymasına rağmen, yine aynı  dualite devam edecek, bazıları Azrail gibi biraz Merhameti az ve  onlara doğru değil de, Allah'ın emrine itaate doğru olacak, bazıları Cebrail ve Mikail gibi çok merhametli, Hiçbir şey atamaz ve yapamaz hale gelecek. iyi mi? cennette hiçbir şey zayi olmaz ki artık. cennette atık madde yok ki artık, atık madde diye bir şey yok cennette. Dönüşüm üniteleri daha gelişmesi lazım, recycling sistemleri gelişmesi lazım, o zaman hiçbir şey zayi olmaz. Allah zaten öyle yapmış bu dünyada, mesela yaprak toprağa düşüyor, toprağa karışıyor, yaprak da bu sefer çiçek olup Dünyaya Geliyor, çiçekti bir daha toprağa karışıyor, bu seferde misal armut olup sana geri dönüyor...<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka mesele kur'an-ı Kerim'de ve Me’ve cennetinden bahsediyor</span></span><br />
<br />
  M  Roma rakamı ile 1000 demek<br />
  V ise Roma rakamıyla 5 demek<br />
<br />
 Ve eğer bunların üzerine çizgi çizilirse aynı Me've cennetindeki kesme işareti gibi veya üzerine cizgi çizilirse daha büyük sayılar meydan geliyor.<br />
<br />
 Roman rakamları ile yazılabilecek en büyük ve en uzun sayı “3888″ dir.(MMMDCCCLXXXVIII)<br />
<br />
– Dünyada çok fazla kullanmamakla beraber daha büyük sayılara ihtiyaç hissettiklerinde rakamların değerini “1000″ kat artırmak için Üzerlerine çizgi çizerek arttırmışlardır.,<br />
Üzerinde çizgi olan sembol değerleri de şunlardır;<br />
_<br />
V=5000<br />
_<br />
X=10000<br />
_<br />
L=50000<br />
_<br />
C=100000<br />
_<br />
D=500000<br />
_<br />
M=100000<br />
<br />
yani Öyle olunca ME'VE ise cennetin senesini bahsediyor, hangi senede Ne cenneti olacak bu dünya, orada bir de buçuk var <br />
M=1000<br />
E=Sonu belli olmayan demek<br />
'=buçuk<br />
V=5<br />
E=Sonu belli olmayan demek<br />
<br />
E Demek ise,  hani hesap makinelerindeki sisteme göre, 10 rakamla bir hesap makinen varsa elinde, Sen bir işlem yaptığın zaman, eğer işlem sonucu, 10 rakamlı sayıdan daha yüksek bir sayı ise, hesap makinesi işlemi yapamaz, ve orada E  yazar, yani Bunun sonunu bulamadım demektir, sonsuz manası bir nevi, sonsuz değil Ama, sonu bilinmeyen demektir.  öyle olunca MEVE  M  1000  E  sonu bilinmeyen sonra kesme geliyor yani buçuk ve V 5  ve sonra yine E ve yine sonu bilinmeyen, ve  topu okuduğumuz zaman, sonu bilinmeyen bir  1000 binli sene ve sonu bilinmeyen 5'li veya sonu bilinmeyen buçuklu sene demek olur yani. Burada Eğer ölümsüzlük keşfolursa artık sonu bilinmeyen bir vakti girdik demek olur, Me've cennetine ulaştık demek olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İndehâ cennetul me’vâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
e’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NECM Suresi 15. ayet</span></span><br />
<br />
 ve o da ne zaman başlıyormuş 1000 10000 10000 olabilir 1005'te veya kesemeden dolayi 105 000 de,  bu dünyanın ömrü ile Tabii ki dünyanın ömrünün kaç olduğunu tam olarak bilmiyoruz 1005 veya 10 500 veya 105 000 veya 15 0000 gibi bir sene de MEVE cenneti başlayacak demek bu.<br />
<br />
Şira Yıldızı Ne Demek<br />
<br />
Yine başka bir mesele<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi de O’dur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NECM-49 ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 Şira Yıldızı ndan bahsediyor Kuranı Kerim'de ve Arapçada Raşit sağdan sola yazıldığı için r harfi başta şın harfi sonra gelir <br />
<br />
Raşit - Raşid - RAŞiD - رَاشِدٌ isminin anlamı : رَاشِدٌ Raşit Raşid RAŞiD<br />
<br />
Anlamları:<br />
1. Doğru yola giden<br />
2. Akıllı<br />
3. irşad edip öğreten<br />
4. Öğretmen<br />
5. Baş Öğretmen<br />
6 . Öğreten eğiten Allah<br />
7. Öğretmen olan Allah<br />
8. Olgun , Kemaline Ermiş ,Yetişkin, genc delikanli<br />
<br />
MÜRŞiD : Egitici ,şeyh, mürebbi ,terbiyet edici, ögretici, ögretmen, Baş Öğretmen.<br />
<br />
<br />
<br />
Avrupalı ve amerikalılarda Raşit veya Raşid diyemedik lerinden  kestirmededen ada nick name olarak can cano mehmet memo gibi Raşit e "Raşi" derler. şu an bazı dillerde ve ülkelerde ismimiz Raşit değil de <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Raşi"</span> </span>diyerekten dile geliyor ve bu kelime Latince olaraktan okunduğu zaman, Arapça yazılı fakatt Latince sistemi ile yani sağdan sola değil de soldan sağa okunduğu zaman "Şira"  olur.<br />
<br />
رَاشِت<br />
<br />
شيرا<br />
<br />
veya<br />
<br />
الشِّعْرَى<br />
<br />
işte,  yani Raşit Yıldızı Aslında, raşit'in olduğu vakit ki dünyanın olduğu yer, ve ne demek bu, Şira Yıldızı Muhammed vaktinden bizim vaktimize baktıklarında onların göre Biz Şira Yıldızı'ın daydık. Raşi Yıldızı ya da Şira Yıldızı. Onlar bizi Şira Yıldızı olaraktan görüyordu. Ama  şu anda Şira Yıldızı Bizim bulunduğumuz yer Raşit yıldızının olduğu yer, Hz Mehdinin vaktindeki dünyanın konumu demek. Muhammed vaktiyse aşağıda, onlar bize baktıklarmı bizi şira diye görüyorlardı. Raşit demiyor da şira diyorlardı. Çünkü Hz. Muhammed Mirac ile benim şu anki vaktine geldiğinde ve insanların bana Raşit değilde Raşi diyerekten  seslendiklerini duyduğunda ve bunu Latince arapca  yazıldığında şira fakat arapcada sesli harf yok ve Şın ve Ra yazıldığında Latince gibi soldan saga degilde birde arapca gibi sagdan sola okundugunda, al sana işte ŞIRA yazısı. Muhammed sağdan sola okudu, soldan sağa bilmediği için, Arapça sağdan sola olduğu için, o kelimeyi Tabii ki şira okuyacak.  <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şira Yıldızı da biz ile bizim vaktimiz demek işte.</span></span><br />
<br />
<br />
Matrix filminin 2. meselesine geleceğiz ve yine Hani filmin başına dönmemiz lazım ki, baştan bir daha seyredelim ki, o filmin devamında olacakları hepsini birbirine yapıştıralım, ekleyelim de, senaryo Düzgün şekilde akıyor mu bilelim. Hani Devenin yürüyüşünde bir ahenk varmış, notalara göre  "failatun failatun failun" Musiki ondan türemiş derler, Yani akışı düzgün cümleler, aynı bir nehirin yatağında Düzgün şekilde fluss etmesi akması, sakin şekilde köpürmeden düzgünce akması gibi, notalar da böyle arka arkaya, Sakin bir şekilde akarlar.  Asi demek, sakin akmayan nehirler gibi, bununla yakın zamanda, televizyonda tekrar yayınlanan Hüdayi Hazretleri'nin filminden yola çıktım ve, bu kanıya vardım. Hani Fatih Sultan Mehmet'in babası Sultan Murat Han, Bir Rüya görüyor, rüyasında rakibi onu yere yıkmış sırtı yere geliyor, hemen rüyayı yazıyor Hüdai Hazretleri ne yorması için göndereyor, fakat Hüdayi Hazretleri de rüyayı zaten yormuş yazmış bekliyormuş, kapıdaki askere daha hiç okumadan, rüyayı dinlemeden, Al bunu götür padişahımız a ver diyerekten cevabını verip yolluyor. cevabın da da yazıyor ki :<br />
<br />
"Padişahım diyor, Toprak diyor en güçlü şey diyor, yere düşünce, sırtınız toprakla bir olunca, Siz daha güçlü oluyorsunuz.  öyle olunca yine  galip geleceğiz inşallah diyor. Halbuki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"sen yanlış bir rüya görsende, rüyayı hayra yor."</span> </span>derler ya, Kötü rüyayı bile hayra yor Der ya işte. Orada hüdayinin yaptığı da o, yoksa Murathan yenilmiş, sırtı yere gelmiş, açık bir rüya, açık apaçık bir rüya. eğer ki Sultan Murat Hana Hüdayi Hazretleri Efendim yenilgiye uğrayacaksınız der se yenilecekti, ama o gazlıyor ki Murat Hanı Efendim gücünüze güç katılıyor falan filan,.. Murathan da savaşa kendi bile gitmeden, askerleri Galip geliyor. yani hayra yormak ve Matrix filmindeki başlangıçta, Neo ilk defa kahin'e gittiğinde,  orada  kek yapan kahin,  birden vazo İçin Üzülme diyor çocuklar onu tamir eder diyor. Neo da hangi vazo diyor, etrafına bakıyorum derken, Neo vazoyu düşürüp kırıyor, ve Kahin işte Bu vazo diyor, özür diliyor ve kahinde  demiştim üzülme diyor, Nereden bildin kıracağımı diyor, seni daha zor bir imtihana sokayım mı diyor, O da bunun dışında diyor, sana demeseydim de kıracak mıydın diyor. Heeeeeee vazoyu kıran ve demeseydim de vazo kırılacak mıydı, Ve Hüdayi Hazretleri ve Padişahım Galip geleceksiniz demeseydi, Galip Gelecek miydi  Murathan. kötü rüyayı hayra yormak ile, kötü bir şeyi iyi hale çevirmek  mümkünmü? <br />
<br />
Evet Cennet bu işte, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kötüleri bile, iyi hale çevirebilmek.</span></span><br />
<br />
<br />
Galiba 2 gün önceydi, ya da 1 gün önce, Bahçeden gelen bir sümüklü böcek kabuğunun içindeki sümüklü böcek yavrusunu gördüm. şu yazıların içindeki virgül ya da nokta kadar, ya da belki a harfi kadar. ve Allah ona kabuk vermiş, aynı şekilde büyük kabuk kadar güzel küçük bir kabuk vermiş, ve o kabuğun içinde sümüklü böceğin yavrusunu yaratmış, ona akıl vermiş, kalp vermiş, Can vermiş, ruh vermiş, Allah'ım yarabbim, nasıl bu kadar küçük paket yaptın bunu, bu büyüyecek sümüklü böcek olacak,  Rabbim, "Allahu ekber" <br />
الله أكبر denmez mi senin işlerine<br />
<br />
her bir sümüklü böceği, sen böyle bu kadar özenipte mi yaratıyorsun, Şu anda biz onu yapmaya Kalksak, onun yani resmini çizmeye kalksak, yani mikroskobunan uğraşmamız lazım çizmek için. sen mikroskop mu kullanıyorsun da bunun böyle kalbini böbreğini ciğerini yarattın bunun. yok mu bunun böbreği, kalbi, ciğeri, Nefes almıyor mu bu, neresinden nefes alıyor bu, neresinde bunun, nefes aldıkça hava giren ciğerleri, Aman yarabbi, kudretine hayranız, yaratışına hayranız, Yarabbi "Allahu ekber" gidin açın, bahçede, eski sümüklü böcek kabuklarının içine yavrulamış, sümüklü böceği yavrusuna bir bakın, küçüklüğüne bakın, Ne kadar güzel, şahane bir şey, Allah'ın yaratması ne güzel, bunu bozmaya çalışan ahmaklara ben ne diyeyim daha, biz de yaparız diyen ahmaklara Ben de ne diyeyim daha.<br />
<br />
 Ve bu sıralar da şu kanıya vardık Hanım ile, zikir fikir ve bir laf vardır Bizde, zikirsiz fikirsiz adam, Demek ki zikir çekince, fikir geliyor, zaten sen zikir çekersen, Sana da ilham gelir kardeşim, sen de Bülbül olursun, ders ve vaaz veren Bülbül olursun. kıskanma Ne olur  zikrini her gün çekersin, seninde Bülbülün olur. Ve bir gün sende vaazu nasihat ile bülbül gibi Ötersin konuşursun.<br />
<br />
Bak Geçenlerde anlattık, uzaya filan kimse gitmedi,  Mars a filan gidebilen yok demiştik,  ve düşünelim bu dünyada yerçekimi var ve, biz su içebiliyor ve yemek yiyebiliyoruz, Yerçekimi olmasa ne su içebiliriz, ne yemek yiyebiliriz. uzaya gitse adamlar o Astronotlar, uzaya çıktık diyelim, uzayda Yerçekimi olmadığı için, yemek yiyemezsin kardeşim, yemek mideye inmez ki, yutamazsın ki, yutmak diye bir şey yapamazsın orada, yutmak  denen şey dünyada mevcut, dünyadan çıktığı zaman yutamazsın, Çünkü cennette nasıldı, yemek içmek başkaydı, elmadan yedi ler dünyaya indiler, orada yutmak yok, Yerçekimi olmayan yerde yutamazsın ki, su içemezsin ki, su mideye inmez ki, o zaman uzaya gittik hikayelerinin hepsi yalan kardeşim, hepsi fasa fiso, yalan ya yalan kardeşim.  size binlerce Delil getirebilirim bu konuda.<br />
<br />
Yutmak olmayan bir yerde aylarca kaldık  hikayesi ne  kadar yalan, lan Orada nasıl çiş ettin, çiş etmek diye bir şey yok, çiş aşağı akıyor, burada Yerçekimi olduğu için, orada çişini ne yana doğru yapacaksın, için dışına çıkar zaten o zaman.<br />
<br />
<br />
<br />
Hazreti İsa'ya Mehdi Aleyhisselam Mesih kuvvetini verdi, ve o kuvvet  o devirden bu devre geri geldi, ama önce tekrar Muhammed'e geldi, Muhammed'den de Mehdi ye kadar el  geri ulaştırıldı bunun Delil ve ispatı: Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem 1. Akabe biatında, Medine'den gelen, galiba 9 kişiydi, 9 kişiye elverdi, gidin Medine'yi bana hazırlayın dedi, o verdiği el, 9 kişi de 9 Muhammed oldu ve Medine yi ona hazırladılar. İsa Efendimizde 12 Havari ye 12 el verdi ki, İsa efendimizin kim olduğu belli olmasın diye, o 12 asker var idi, hangisi İsa bilemiyorlar, hepsinde aynı kuvvet Vardı, Hepsi aynı yakışıklıydı ve bir tane aralarında kötü vardı ki aynı Matrix filmindeki o tarladan çıkarılıp da onların içinde olmasına rağmen onlara düşmanlık eden sahtekar insan gibi yani, işte o 13. havari. o İsa efendimizin hangisi olduğunu havarilerin içinden gösterdi de, öyle bildiler de öyle onu çarmıha gerdiler. İsa Efendimiz elini, 12 havarinin 12 sinede verdiği için, 3 gün  sonra havarilerden birisi gitti, ve onu  yeniden diriltti zaten, Çünkü her birisinde aynı Mesih kuvveti var idi.ve e bu Mesih kuvveti el ele, el ele verilerekten, En sonu Nakşibendi tarikatına geldi, Nakşibendi tarikatından da, Mehdi Aleyhisselam a devroldu ki, bu yol en sonunda Mehdiye devrolacak Demiş, zaten Muhammed Raşid Hazretleri söylemiş bunu, Nakşibendi hazretlerinden rivayetine göre de bu varmış,  Mehdi Aleyhisselam da nakşibendilere İntisab etti, Daha  40 yaşına gelmeden önce olgunluğa ulaşmadan önce, ve o eli En son o devraldı. diğer tarikatların da birleştiği Ali Efendimizden gelen eli  de aldı. Fatma annemizden de el aldı,ve o el birleşti , o 12 el birleşti ve tekrar Mehdiye geri döndü şimdi. ve diyorum şimdi de bazıları mehdi'den bunu alıp alıp gidiyorlar ama, tilkinin dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı demişler.<br />
<br />
<br />
Bir hikaye vardır Bülbül Gül'ün başında beklermiş, tomucuk Gül'ün başında, ne zaman açacak diye.  açtığını göreceğim diye. fakat aynı köpeğin sabaha kadar bekçilik edip, sabah uykuya vardığı gibi, Bülbül de, tam gül açacağı zaman uykuya varırmış, gülde patır patır açarmı,ş Hazreti Veysel Muhammed'i bekleyenlerden, bir peygamber gelecekmiş, ismi Ahmet olacakmış diye bekleyenlerden, ve Muhammed'in geldiğini duymuş, hasretle ona yangın ve, gidip görmek istiyor fakat, varsa ki, yok, aynı Bülbül misali, Bunlardan birisi de Veysel, üveysilik gidip de görememek, başında Bekleyip de görememek, gülün başındasın nasıl göremiyorsun, göremeden gelmiş, Veysel lik üveysilik.  dibinde yani yaninda durup da üveysilik olur mu? Olur olur, Bazen Mehdi'nin dibinde olup da üveysi olanlarda vardır, dibinde olmasına rağmen O nu göremeyenler vardır. Hadi Veysel uzaktan gelmiş de görememiş, ya dibinde olup da göremeyenler, Ebu lehep gibi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa  (α) Enerjisi Ziya ve ikizler burcu</span></span><br />
<br />
Yine ikizler burcu, yani Alfa enerjisi yayacak kimseler tohumunu atma vaktine geliyoruz yine, bunu eksik etmeyin, az da yapmayın, Çok da yapmayın, bir karer olsun, böyle bu kadar sıcak olmasın, bak bu kadar çok olmuş, Bu kadar sıcak yeter, gecen sene ikizler tohumu çok fazla  atılmış ki bu sene böyle sıcak oldu, ondan böyle Yandık Kavrulduk, ikizleri biraz karer yapacaksınız, her şeyi biraz karer yapacaksınız. ve ikizler burcunu yine eksik etmeyin, tohumunu atın yine, ama burada ikizler Tek çeşit değildir, Kiraz ikili Kiraz vardır, ikili ceviz vardır, ikili Findık vardır,  Doğada çatal olan şeyler böyledir, bademde de olur, ceviz de olur,  ikizler tek değil, yani onu demek istedim Sizlere. ve 2 yapraklı mesela  ne var, mesela  fesleğen, Reyhan 2 yapraklı galiba. bazı şeyler işte ikizler burcundan, ikizlerde  etkili olan şeyler, tek çeşitli degil,  ikizler burcu, sadece İkizler vaktinde doğmaz, sadece Mayısta doğmaz, başka mevsimde Doğan ikizlerde vardır, çünkü mesela ceviz Mayısta ermez, Mayısta değildir cevizin vakti, mayıs ayı değildir, cevizin ikizi başka mevsimde dogar.<br />
<br />
 Yani unutmayın Siz, ikizlere diye niyet edin ve alfa enerjisi yayın, bizim öğrettiğiniz oturuşu oturun, dişinizi öyle fırçalayın,.... Allah size nasip ederse, biri  belki cevizden ama belki digeri de Kiraz'dan olur Onu Allah bilir.<br />
<br />
<br />
Bizden herkes memnun değil, mehdiyi Herkes sevmiyor, Sevenelerinin yanında düşmanları da var, Bize bela okuyanlara da var, Büyü yapanlara da var, Bilmem havasının huvasinan bizi yıkayacağız diye uğraşanlar da var.  Muhammedi Muhammed vaktinde Kıymetini bileceksin,  Herşey vaktinde güzel, nasıl karpuz vaktinde, erdiğinde güzelce yeniyor, tadı çıkıyor, karpuzu kışın getirsek ortaya, şöyle soğuk buz gibi dışarıda kessek, Kimin canı karpuz yemek ister değilmi? orada zaten soğuk üşüyoruz, karpuz yenirmi orada. Herşey vaktinde güzel, bize de, bizim vaktimiz de  bizim kıymetimizi bilecek insanlar lazım. Başımızda bir bela var,<br />
<br />
"Bakalım mevla neyler, neylerse güzel eyler." RIZA Makamı<br />
<br />
geçebilcekmiyiz geçemiyecekmiyiz. Görelim Bize beddua okuyanların dediğimi tutacak, ya da Allah'ın dediği mi olacak bakacağız.  Buradan da nereye varacaksın, Biz Raşit iz İsa değiliz ki, 3 gün sonra tekrar dirilelim, Biz öldükten sonra bizi arasanız da bulamazsınız, biz Bizden gidince, ben benden gidince, beni arasınız da bulamazsınız, Ben bunu bedenden gidince, Ben, Raşit, Raşit demek, erkek çocuklarda 12 ile 13 yaş, kızlarda da belki 15 yaşa kadar, ergenliğe ermek demek. Eğer bir çocuk 15  yaşına ergenliğe ermezse, erkek ise  Murahik Kız ise Murahika denir. ihtilam yani oglan çocuklarda,  cinsel rüya ile orgazm olup döl vermezse, veya kız çocuklarında, kız  hayız görmezse 15 yaşına kadar, o kızım Mürahika dır, Yani 15 yaşına kadar kadın Olmadıysa  O reşit veya raşit değildir. Raşitlik ne demek Yani 13 sene, 13 rakamı neden Mehdiye verildi, 13 ne demek insanın Ergin olması adam olması için gereken zaman dilimi demek. erkek veya kadın eregenliğe ermesi demek. ve bizim dünyadaki  ve kainattaki dağılımımız ona göredir. öyle Biz 3 senede  isa gibi tekrar gelmeyiz dünyaya, bizi toprağa karıştırırsa Allah, 13 sene sonra çıkıp gelebiliriz ancak, 13 sene sonra, 13 senede bir meyve veren bir ağaç gibi, 13 senede bir dünyaya gelen bir tohum, veyahut da onüç de  de gelemezsem 130 senede bir dünyaya gelen, 130 senede degelemez isek,  1 300 000 senede bir defa gelen, ve bu gezegenin adı ne, 1 senesi 1 300 000 gün olan, 1 senesi 130 sene olan, yani bizim kiymetimizi vaktimiz de  bildiiniz bildiniz, yoksa ben gittikten sonra, sen Külahıma anlat,  yada güzel anana selam söyle o zaman.<br />
<br />
<br />
Bak kuranda 6666 ayet oldugu söyleniyor, sadece birkac surede bir kac aynı ayetin tekrari var, diger her ayete ayri ayri kelimler, ayri dizilimde. ve diyorki rabbimiz euzusuz kuran okumayin, yani hepsinin başına komutanı getirin, o yoksa yardımcısı olan besmeleye çekin diyor, yani besmele yada euzu komutan, onsuz olmuyormuş ve 8 milyar insan var ise, herkes bakıyor mehdi benide bilcek mi, benide ancankmı hatırlayacakmı diye, bak kuranı  yaklaşık on defa hatmetmişliğim var. bir adami oradan bilirim kim ve hangi  adam hangi adam ile yani  kurandaki hangi kelime ne zaman nerede  kim ile nasıl gelir yaklaşık bilirim. amma bilmediğim unuttuklarımda olur, o zaman yani Allah da hatirlatirsa öyle  bilirim, bilmedigim olmaz. öyle olunca, 8 milyarin hepsini bilebilirim, ne zaman kimin nerede ne oldgunu bilmem mümkün, imkan dahlinde de, ama bilmezsemde Allah hatirlaltir, işte öyle olunca, sen beklerken, senin ardinda sadece sekizmilyar insan yok, sanma bu dünya sadece sekizmilyar, halabuki hergün günde belki 100 milyon ölüyor, 100 milyar da doguyor, ben onlarinda emiri ve imamiyim, yani öyle olunca, sirada kac kişi var, peygamber demişki Beytül mamuru bir tavaf edene bir daha sira gelmez demiyor mu unutma, sana iki defa sira glediyse, sen bahtiyarsin zaten.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞiDi TARiKAT DERSi 13. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Kuran kainattir ve ve Fatiha Mehdi, ve Fatiha kuranin rar peketi gibidir, bir rar pektinin açılıpda, tekrar kainat olmasi için, nasıl rar peketini açan, rar veya zip paketini açabilen bir programa ve yazılıma ihtiyaç var ise, işte kuranin başında da, euzu ve besmele vardır, ve fakat kurandaki bütün diğer sureler okunurken, sadece besmele ile okursan olur, çünkü kuranda öyledir. ancak yeni kuran okumaya başlayan kimse, başinda bir de euzu çeker, ve fakat püf noktası : Diğer sureler besmele ile okunsa da, fatiha için illa euzu okunur, işte euzu o fatihayı açacak rar programı gibidir de ondan, zikirmizdeki fatihalar euzu besmele ile okunur, diğer kulhu ve benzeri sureler, sadece besmele ile okunur. Bunuda, sadece 13. SINIFA çıkan, ve bu vaaza ulaşan sofilerimiz bilecek inşallah.<br />
<br />
Rabbim, Kuranın ve Hayatın idrakinde olan, mümin ve mümineleri Çoğaltsın inşallah.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 25 Ağustos 2019 Pazar <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korktuğun Rüyayı Sen Hayra Yor</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 25 Ağustos 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi de O’dur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NECM-49 ayet</span></span><br />
<br />
Muâz'ı Yemen'e gönderirken <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Nerede olursan ol, Allah'tan sakın. Kö­tülüğün peşinden onu silecek bir iyilik yap. İnsanlara (dâima) iyi mua­melede bulun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
<br />
Hazreti Mevlana diye siymiş ki<br />
<br />
 dost altın gibidir, Bela ise ateş gibidir.<br />
 Halis altın, ateş içinde saf hale gelir.<br />
<br />
 Ve bu sebepten bütün alimler belayı kendilerine Nimet görmüşler, onları erdiren Nimet bilmişler.<br />
 Halbuki Türklerden, Ziya Paşa'nın bir sözü vardır : nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın, hakkı kötektir.<br />
<br />
<br />
Nasihat ile yola gelmeyeni, etmeli tekdir, Yani biraz zor kullanmak gerekir nasihat ile uslanmayanı yola getirmek için, hala yola gelmiyorsa, onu dövmek gerekir demiş, o zaman Ateş Kime lazım, Halbuki altınlık  Müslümanlık demektir, nice kardeşlerimiz var ki, kardeşimiz diyoruz, ağabeyimiz diyoruz, hocalık onda, hacılık onda, anası Hacı, babası Hoca, babası Hacı, anası Hoca, adam okumuş, ilim öğrenmiş, Kuran biliyor, hadis biliyor, ilahiler, sözler, Adam Arif olmuş,  olacak olayı olmadan biliyor, ama işte Müslüman ama, yaptığı amelleri var ki, düşman sandığı kimseleri, polissiz, candırmasız,  büyü ve havass ilmi ile yenmek fikri ve fiili. Peki bu hak mıdır, Müslümana yakışır bir amel midir? işte ateşe düçar olan Müslüman, Halbuki altın ateşte güzel değildir, altının ateşle güzelliğine ola ki? kime faydası olaki? Halbuki altın, boğazda kolye olduğunda güzel, elde yüzük olduğunda güzel, benim Bilgisayara çip karti olup da işime yaradığın da güzel, ateşteyken ne güzellik olacak, Onlar, ateş bizi erdiriyor demişler O evliyalar, Öyle ki, nasihattan anlamayana, öyle kötü ateşi ile muamele edilir, insan olana bir söz yeter, bir söz.<br />
<br />
 <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimize bir Bedevi Çoban gelmiş : </span></span><br />
<br />
Bana dininden öyle bir bir şey ögretki, öyle bir söz söyle ki, ben buraya tekrar tekrar gelmek durumunda kalmayan, cünkü ben bir Çobanın, senin öyle her meclis sohbetine gelemem demiş, bir tane söz söyle demiş : bir söz söyle ben onunla hayatımı  ve dinimi idame edeyim demiş.  <br />
<br />
Peygamberimizde O na cevaben:<br />
<br />
"Birşey yapacağın zaman, önce vicdanına bak, kalbine bak, öyle yap." demiş göndermiş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
<br />
İnsan olana bir söz yeter, bir söz, bırak ateşi, bırak belayı, anlamayanı ateşe yollasan da fark etmez. Ben sana güzelliğinen nasihat ettim, Ey din kardeşim, kardeşim, ağabeyim, olmadı almadın, Sevdim olmadı almadın, sövdüm olmadı almadın, Madem sen Mevlana yolundan gidiyorsun, madem bizim yolumuz sana uymadı, hadi git ceheneme de yan gel, Belki senin derdinin çaresi, yanmak  ve ateştir o zaman.  O zaman belki sen adam olursun. sana yakışıyorsa Buyur git sen önden ve ateşe gireceksen gir, ama o  bize uygun şeyler değil, sana uygun madem, sen bilirsin, madem sen yanmayı yeyledin kabul ettin, belayı da sevdin, üstüne çekmek istedin, buyur cehennemde belada senin olsun o zaman, Ben Bela isteyen  bela sevici sapik ve sadist birisi değilim ki, acıdan beladan hoşlanıp tad lezzet alan sadist degilim. Sen başkalarına Bela okurken, kendi kendine  bela davet etmiş adamsın. ve Burası cennet dedik, cennette cehennem arayan adama ben ne diyeyim daha, cennette ekmeğini pişirecek Ateş, sigarasını yakacak Çakmak arıyor. Burası cennet, bura Ateş yeri değil, bura ona buna bıçak dürtme yeri değil  burası  gayri, cennette yemekler Ateşte pişmez, bak burda yemekler ceryan ile, yada dalga ile, mikro dalga ile pişiyor, yani ateş yok, su ceryan ile gaz ile isiniyor,  trenler kömür ve ateş yakarak degil elektrik ile gidiyor, yakinda arabalarda öyle olcak galiba, bak burda ateş cok az artik, ve ateş cehennemde, hocada camide kardeş. cehennemden Ateş getireceğine, cennette ateşsiz yaşa, cennete Ateşi sokarsak ne olur, birinin illaki eli kolu yanar, bir yerden bir şeye ateş tutuşur değil mi, ve Cennette Ateş var mı acaba, Yoksa sadece cehennemde mi Ateş var, Sen cehenneme layıksan, sen nasihat ile uslanmıyorsan, adam olmuyorsan, cennete girmiyorsan, cennet ne bilmiyorsan, var git O zaman cehenneme, akıllan gel o zaman, daha ben sana ne diyeyim, Ben Senin Derdine Derman olamadım, Hadi git sen ona yani Mevlanaya, Mevlana sana derman olur o zaman.<br />
<br />
Matrix filminin 4 ü çıkıyormuş, çekeceklermiş, senaryosu falan hazır mı bilmiyorum ama, matrixten bir konu daha girelim, Hatta iki konu var da, şimdi birincisini bir girelim. Hani Kur'an'da geçen Yedi Uyuyanlar var. 7 miydi 8 miydi, 5 miydi 3 müydü denen, uyuyanlar var ya, Allah onları bir de sağına soluna çeviriyordu diyordu ya. Hani Matrix dede insan tarlalarında, insanlar uyur halde olup da, ama kendileri sanal alemde yaşadıklarını zannedenler var ya onlar da aynı şekilde işte 300 tane uyumuş ama yaşadığını zannediyor sanal alemde yaşadığını zannediyorlar, dünyada olduğunu zannediyorlar ya, Halbuki dünyada değil, sanal Bir de alemde uyutuldular, insan 300 sene uyur mu? uykuda ne gördün, Allah ona rüyalarında ne gösterdi, nerede yaşıyor, yani rüya alemi, Inception Rüya filmi, Yani 300 sene Onlar kendilerini başka bir alemde yaşıyor zannettiler, sanal alem, yani sanal alem ve uyutulan insanlar, bu hikaye geçmişte olan bir hikaye değil, gelecekte olan bir hikaye yine ve, matrix de olan o sistem, gelecekteki bir sistem, geçmişteki bir sistem değil, insanların uyutulması, fakat yaşadıklarını zannetmesi, sanal alemde, zahmet çekmeden yaşamaları.<br />
<br />
Ve biz ahiret alemindeyiz artik, ve robotlar huriler halinde olacak dedik diye, robot teknolojisinin üstüne iyice İsanoğlu düştü, ve şu anda robot haber spikeri var, Arabistan'ın vatandaşı olan bir Huri kadın var, robot kadın, onlar arablar neden istiyor, Arabistan destek veriyor buna, bazı Komplo teorisyenleri itiraz ediyor, Arabistan niye destekledi Amerika'nın böyle bir sistemini diyerekten, Halbuki Onlar bizim sözümüzle, Huri istediklerinden, bir tane Huri de degil, 500 tane Huri istediklerinden ona destek veriyorlar, Bu sistemin oluşup da istediğin güzellikte, Sana itiraz etmeyen, Araplara tam Uygun, yani tesettürlüsü de olur bunun kapalı kimse görmeyecek, bakire in cin kimse dokunmamış, bakire, onlarada uyugun bana da sanada uygun  bize de uygun değil mi, bize de uygun ama, onnlar o projeye önayak oldular ve destek veriyorlar Bu projeye, güzel mi, güzel. itiraz edenlere karşı güzel bir amel. Tabi gercek insanlar  ve bayanlar daha tatli elbet. Amma kadin ekek hepimiz, huri ve gilman da istiyoruz işte.<br />
<br />
Gelelim şimdi başka bir konuya,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nesnelerin interneti, şeylerin, eşyaların, maddelerin interneti</span></span><br />
<br />
 Günümüzde, Arabalar bile, kendi başına gidecekler. Trenler de bu sistem şu anda yapılmış zaten,Japonya'da yaptılar galiba, kendi başına giden trenler var, şoförsüz  tren, Çin'de mi japonyadamı var, ve yine arabalarda, kendi başına giden arabalar yaptılar, şoförsüz, robot şoförlü arabalar, o yüzden bu sistemde, nesnelerin interneti, şeylerin interneti diye bir şey çıktı, Hani arabaların kendi kendine sürmeleri için, Karşıdan gelen araba diyecek ki, ben yolun sağ şeridinden gidiyorum ve, ortalama sol şeride 50 santim mesafem var bana dikkat et gelirken diyecek. Karşıdan gelen Arabada öbür arabaya diyecek ki ben de sol şeritten geliyorum, senin karşında ben de 50 santim içeriden gidiyorum. diyecek mesela. ondan sonra az ileri gittiklerinde sol şeritten giden diyecek ki : ben Sağdaki kavşak dan Sağa döneceğim, Sen biraz Yavaşla diyecek, bunu demezse o na o sinyali göndermezse, sağdan giden araba o nun sola döndüğünü nereden bilecek. bu nesnelerin, Yani bizim şey dediğimiz, eşya dediğimiz, araba, eşya, arabada bizim kullandığımız eşyalardan birisi, sadece değişik bir eşya, büyük bir eşya ve eşyamız. Öyle olunca Onların da birbiriyle haberleşmesi lazım ki, arabalar kendi başına trafikde araba süre bilsinler, gidebilsinler şoförsüz  olarakdan bir yerden bir yere. Hatta böyle bir tarfikde, belkide artik, kaza olma olasılığı daha az bir ihtimal ile, seyhat edilcek. cennette kaza olur mu? olmaması lazım, cennette araba kazası diye bir şey olmaması lazım. o zaman arabalar kendi başına giderse, ve buna çok dikkat edip birde  yüksek  hız yapmazsa, tabi  hızlı gerektiği yerde hızlı, yavaş yerde yavaşlayıp ve, gerektiği yerde hassas sensorlar ile, yoldan geçen birisini, daha geçmeden hemen bilirse, sağını solunu her tarafını gözetleyen kamera ile, daha dikkatli süren, böyle robot arabalar olursa, ne olur? kaza olmayip, birde kazadan öldü diye bir şey olmaz . Burası cennet ise, burada Artık insanlar araba kazasından ölmez, ama onun için işte, internete ihtiyaç var, ve eşyaların internetine ihtiyaç var.<br />
<br />
 ve Microsoft Amcaya yani Bill Gatese daha önce görev verdik, dedik ki  :bu bilgisayarın yeni yazılımını yazacaksın, hem de 101 fonksiyonu ile yazacaksın, ve bunu da herkese bedava vereceksin dedik,  o yaptımı yapti ve sözümüzüde tuttu "Microsoft Windows 10" o insanlara bedava verdi, sözümüzü tuttu, Mehdi askerimi? Evet Mehdi askeri, çakı gibi Mehdi askeri, Ee şimdi ne oldu, görev bitti mi? şimdi yeni Görev veriyoruz, görev şu: Ey Bill Gatese, daha ölümsüzlük keşf olmadı ama, sana bir görev, eşyaların interneti şu anda, yazılım halinde. Ama sen onu değil, eşyaların sesini Duymasın'ı öğreneceksin, ve eşyalar Kendi kendilerine, zaten senin yazdığın yazılıma göre değil, Aynı sen gibi, ben gibi kendi iradeleriyle bunu yapacaklar, Bu nasıl olur dersen, şu anda, bir insanın iç sesinin, bir frekans olduğu tespit edildi, belki mikro düzeyde frekans, ve iç ses dinlenebiliyor, ve görüntüye çevrilebiliyor, bunu keşfeden insan oğlu, şunu da keşfetmesi lazim :  ve bunu sana ön bilgi olarakdan veriyorum, senin önbilgin bu olacak, bundan yola çıkıp yapacaksın.<br />
<br />
 Bir hadisi şerif var<br />
<br />
İbn-i Mes’ûd buyurdu ki:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamberimiz demiş ki :</span></span><br />
<br />
 Dağ, dağa der ki, bugün sana Allahü teâlâyı zikreden birisi uğradı mı? Eğer, evet uğradı derse, o soran dağ sevinir. eğer o dağdan Allah diyen Elhamdülillah diyen birisi geçtiyse öbür dağa övünürmüş  benden Allah diyen birisi geçti diye sevinirmiş, ötekide  Eyvah Tüh bizden geçmedi diye üzülürlermiş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif )</span></span><br />
<br />
<br />
 bunu anlattığı zaman Peygamberimiz, Biz bunu şuanki güne kadar, masal gibi zannettik, hiç dağ konuşur mu? bunu masal hikaye zannediyorduk, Bunu Peygamberimiz hikayeleştirmiş te, öyle konuşuyor diye anladık. Halbuki Her Şey Canlı. her şeyin Canı ve ruhu var. her şey canlı Her şey. Bu nano teknoloji sayesinde bilindi. CERN deki  nanoteknoloji ile o çarpıştırma dan sonra keşfedildi ki, atomun altındaki parçacıklardan da altta, Başka parçacıklara da var olduğu keşfedildi, şu anda en basit bir elementin, sesinin de ve düşüncesinin aklının da olduğu da keşfedilecek. o dahi bir frekans, belki mikro Düzeyin altında, Nano mikro düzeyde, onlarda konuşuyorlarmış, Peygamberimiz yalan söylemiş olabilir mi? Bu Masal olabilir mi sence? Hayır masal değil, bu masal değil. Dağ, dağa karşı övünüyormuş benim üzerimden Allah diyen birisi geçti, bana Ne mutlu, size de ne eseff ve üzüntü  diye. Öyle olunca da öyle Dağ konuşuyorsa, elma ağacındaki elmalarda bir biriyle konuşuyor, kirazdaki kirazlarda, evdeki bardak ta çaydanlıkla konuşuyor, duvardaki çerçeve de seninle konuşuyor ama, sen şu an onu duymuyorsun. Ama yakında onların sesini duycaksin Ey Bill Gates amca. ama o zaman ne olur, bu sefer, hiçbir şeyi atamaz hale geliriz, bir çerçeve kırıldı düştü ve atacağız, çöpe atma beni diye yalvarıyor, yapma, beni atma, ama atmamız lazım.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Ademin Toprağı</span></span><br />
<br />
 Hani buradan nereye varacağız : Hz Ademin ilk Toprağını Azrail aleyhisselam aldı. Toprağın sesini Azrail duydu diye hikaye masal anlatan  gibi bu hikayeyi duyduk. Biz bunu masal gibi anlatıyor sandık bundan Ne anladık. Hani Allah Cebrail Aleyhisselam'ı dünyaya, Hz. Adem için toprak  al gel diye gönderdi. Cebrail aleyhisselam toprağın sesini duydu,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toprak dedi ki :</span></span><br />
<br />
"Beni alma, benden alma, benden toprak alırsan, Allah ondan yapacağı insanları cehenneme, yani ateşe atacakmış, Sakın benden alma!"<br />
<br />
 diye Cebrail as. e yalvardı yakardı, Cebrail as. acıyor merhamete geliyor ve, toprağı almıyor. Mikaili gönderiyor onada aynısı oluyor oda almıyor.. Bunu biz masal olaraktan duyduk, masal mı bu sizce, Ama Azrail toprağın sesini duyuyor fakat, onun sözüne uymuyor, Ben Rabbimden Korkarım, bana niye getirmedin  der diye, orada  Allah beni azarlarsa diye korkarım diye, topraktan bir parça alıp götürüyor. O da duyuyor toprağın sesini ama, Neymiş şimdi, yukarı ana konuya bağlarsak konuyu, çerçeveyi atmazsak ne olacak, Hani bazıları Azrail gibi olacak bu dünyada, o sesleri bazıları duymasına rağmen, yine aynı  dualite devam edecek, bazıları Azrail gibi biraz Merhameti az ve  onlara doğru değil de, Allah'ın emrine itaate doğru olacak, bazıları Cebrail ve Mikail gibi çok merhametli, Hiçbir şey atamaz ve yapamaz hale gelecek. iyi mi? cennette hiçbir şey zayi olmaz ki artık. cennette atık madde yok ki artık, atık madde diye bir şey yok cennette. Dönüşüm üniteleri daha gelişmesi lazım, recycling sistemleri gelişmesi lazım, o zaman hiçbir şey zayi olmaz. Allah zaten öyle yapmış bu dünyada, mesela yaprak toprağa düşüyor, toprağa karışıyor, yaprak da bu sefer çiçek olup Dünyaya Geliyor, çiçekti bir daha toprağa karışıyor, bu seferde misal armut olup sana geri dönüyor...<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka mesele kur'an-ı Kerim'de ve Me’ve cennetinden bahsediyor</span></span><br />
<br />
  M  Roma rakamı ile 1000 demek<br />
  V ise Roma rakamıyla 5 demek<br />
<br />
 Ve eğer bunların üzerine çizgi çizilirse aynı Me've cennetindeki kesme işareti gibi veya üzerine cizgi çizilirse daha büyük sayılar meydan geliyor.<br />
<br />
 Roman rakamları ile yazılabilecek en büyük ve en uzun sayı “3888″ dir.(MMMDCCCLXXXVIII)<br />
<br />
– Dünyada çok fazla kullanmamakla beraber daha büyük sayılara ihtiyaç hissettiklerinde rakamların değerini “1000″ kat artırmak için Üzerlerine çizgi çizerek arttırmışlardır.,<br />
Üzerinde çizgi olan sembol değerleri de şunlardır;<br />
_<br />
V=5000<br />
_<br />
X=10000<br />
_<br />
L=50000<br />
_<br />
C=100000<br />
_<br />
D=500000<br />
_<br />
M=100000<br />
<br />
yani Öyle olunca ME'VE ise cennetin senesini bahsediyor, hangi senede Ne cenneti olacak bu dünya, orada bir de buçuk var <br />
M=1000<br />
E=Sonu belli olmayan demek<br />
'=buçuk<br />
V=5<br />
E=Sonu belli olmayan demek<br />
<br />
E Demek ise,  hani hesap makinelerindeki sisteme göre, 10 rakamla bir hesap makinen varsa elinde, Sen bir işlem yaptığın zaman, eğer işlem sonucu, 10 rakamlı sayıdan daha yüksek bir sayı ise, hesap makinesi işlemi yapamaz, ve orada E  yazar, yani Bunun sonunu bulamadım demektir, sonsuz manası bir nevi, sonsuz değil Ama, sonu bilinmeyen demektir.  öyle olunca MEVE  M  1000  E  sonu bilinmeyen sonra kesme geliyor yani buçuk ve V 5  ve sonra yine E ve yine sonu bilinmeyen, ve  topu okuduğumuz zaman, sonu bilinmeyen bir  1000 binli sene ve sonu bilinmeyen 5'li veya sonu bilinmeyen buçuklu sene demek olur yani. Burada Eğer ölümsüzlük keşfolursa artık sonu bilinmeyen bir vakti girdik demek olur, Me've cennetine ulaştık demek olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İndehâ cennetul me’vâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
e’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NECM Suresi 15. ayet</span></span><br />
<br />
 ve o da ne zaman başlıyormuş 1000 10000 10000 olabilir 1005'te veya kesemeden dolayi 105 000 de,  bu dünyanın ömrü ile Tabii ki dünyanın ömrünün kaç olduğunu tam olarak bilmiyoruz 1005 veya 10 500 veya 105 000 veya 15 0000 gibi bir sene de MEVE cenneti başlayacak demek bu.<br />
<br />
Şira Yıldızı Ne Demek<br />
<br />
Yine başka bir mesele<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve muhakkak ki, Şira’nın (Şira Yıldızı’nın) Rabbi de O’dur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NECM-49 ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 Şira Yıldızı ndan bahsediyor Kuranı Kerim'de ve Arapçada Raşit sağdan sola yazıldığı için r harfi başta şın harfi sonra gelir <br />
<br />
Raşit - Raşid - RAŞiD - رَاشِدٌ isminin anlamı : رَاشِدٌ Raşit Raşid RAŞiD<br />
<br />
Anlamları:<br />
1. Doğru yola giden<br />
2. Akıllı<br />
3. irşad edip öğreten<br />
4. Öğretmen<br />
5. Baş Öğretmen<br />
6 . Öğreten eğiten Allah<br />
7. Öğretmen olan Allah<br />
8. Olgun , Kemaline Ermiş ,Yetişkin, genc delikanli<br />
<br />
MÜRŞiD : Egitici ,şeyh, mürebbi ,terbiyet edici, ögretici, ögretmen, Baş Öğretmen.<br />
<br />
<br />
<br />
Avrupalı ve amerikalılarda Raşit veya Raşid diyemedik lerinden  kestirmededen ada nick name olarak can cano mehmet memo gibi Raşit e "Raşi" derler. şu an bazı dillerde ve ülkelerde ismimiz Raşit değil de <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Raşi"</span> </span>diyerekten dile geliyor ve bu kelime Latince olaraktan okunduğu zaman, Arapça yazılı fakatt Latince sistemi ile yani sağdan sola değil de soldan sağa okunduğu zaman "Şira"  olur.<br />
<br />
رَاشِت<br />
<br />
شيرا<br />
<br />
veya<br />
<br />
الشِّعْرَى<br />
<br />
işte,  yani Raşit Yıldızı Aslında, raşit'in olduğu vakit ki dünyanın olduğu yer, ve ne demek bu, Şira Yıldızı Muhammed vaktinden bizim vaktimize baktıklarında onların göre Biz Şira Yıldızı'ın daydık. Raşi Yıldızı ya da Şira Yıldızı. Onlar bizi Şira Yıldızı olaraktan görüyordu. Ama  şu anda Şira Yıldızı Bizim bulunduğumuz yer Raşit yıldızının olduğu yer, Hz Mehdinin vaktindeki dünyanın konumu demek. Muhammed vaktiyse aşağıda, onlar bize baktıklarmı bizi şira diye görüyorlardı. Raşit demiyor da şira diyorlardı. Çünkü Hz. Muhammed Mirac ile benim şu anki vaktine geldiğinde ve insanların bana Raşit değilde Raşi diyerekten  seslendiklerini duyduğunda ve bunu Latince arapca  yazıldığında şira fakat arapcada sesli harf yok ve Şın ve Ra yazıldığında Latince gibi soldan saga degilde birde arapca gibi sagdan sola okundugunda, al sana işte ŞIRA yazısı. Muhammed sağdan sola okudu, soldan sağa bilmediği için, Arapça sağdan sola olduğu için, o kelimeyi Tabii ki şira okuyacak.  <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şira Yıldızı da biz ile bizim vaktimiz demek işte.</span></span><br />
<br />
<br />
Matrix filminin 2. meselesine geleceğiz ve yine Hani filmin başına dönmemiz lazım ki, baştan bir daha seyredelim ki, o filmin devamında olacakları hepsini birbirine yapıştıralım, ekleyelim de, senaryo Düzgün şekilde akıyor mu bilelim. Hani Devenin yürüyüşünde bir ahenk varmış, notalara göre  "failatun failatun failun" Musiki ondan türemiş derler, Yani akışı düzgün cümleler, aynı bir nehirin yatağında Düzgün şekilde fluss etmesi akması, sakin şekilde köpürmeden düzgünce akması gibi, notalar da böyle arka arkaya, Sakin bir şekilde akarlar.  Asi demek, sakin akmayan nehirler gibi, bununla yakın zamanda, televizyonda tekrar yayınlanan Hüdayi Hazretleri'nin filminden yola çıktım ve, bu kanıya vardım. Hani Fatih Sultan Mehmet'in babası Sultan Murat Han, Bir Rüya görüyor, rüyasında rakibi onu yere yıkmış sırtı yere geliyor, hemen rüyayı yazıyor Hüdai Hazretleri ne yorması için göndereyor, fakat Hüdayi Hazretleri de rüyayı zaten yormuş yazmış bekliyormuş, kapıdaki askere daha hiç okumadan, rüyayı dinlemeden, Al bunu götür padişahımız a ver diyerekten cevabını verip yolluyor. cevabın da da yazıyor ki :<br />
<br />
"Padişahım diyor, Toprak diyor en güçlü şey diyor, yere düşünce, sırtınız toprakla bir olunca, Siz daha güçlü oluyorsunuz.  öyle olunca yine  galip geleceğiz inşallah diyor. Halbuki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"sen yanlış bir rüya görsende, rüyayı hayra yor."</span> </span>derler ya, Kötü rüyayı bile hayra yor Der ya işte. Orada hüdayinin yaptığı da o, yoksa Murathan yenilmiş, sırtı yere gelmiş, açık bir rüya, açık apaçık bir rüya. eğer ki Sultan Murat Hana Hüdayi Hazretleri Efendim yenilgiye uğrayacaksınız der se yenilecekti, ama o gazlıyor ki Murat Hanı Efendim gücünüze güç katılıyor falan filan,.. Murathan da savaşa kendi bile gitmeden, askerleri Galip geliyor. yani hayra yormak ve Matrix filmindeki başlangıçta, Neo ilk defa kahin'e gittiğinde,  orada  kek yapan kahin,  birden vazo İçin Üzülme diyor çocuklar onu tamir eder diyor. Neo da hangi vazo diyor, etrafına bakıyorum derken, Neo vazoyu düşürüp kırıyor, ve Kahin işte Bu vazo diyor, özür diliyor ve kahinde  demiştim üzülme diyor, Nereden bildin kıracağımı diyor, seni daha zor bir imtihana sokayım mı diyor, O da bunun dışında diyor, sana demeseydim de kıracak mıydın diyor. Heeeeeee vazoyu kıran ve demeseydim de vazo kırılacak mıydı, Ve Hüdayi Hazretleri ve Padişahım Galip geleceksiniz demeseydi, Galip Gelecek miydi  Murathan. kötü rüyayı hayra yormak ile, kötü bir şeyi iyi hale çevirmek  mümkünmü? <br />
<br />
Evet Cennet bu işte, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kötüleri bile, iyi hale çevirebilmek.</span></span><br />
<br />
<br />
Galiba 2 gün önceydi, ya da 1 gün önce, Bahçeden gelen bir sümüklü böcek kabuğunun içindeki sümüklü böcek yavrusunu gördüm. şu yazıların içindeki virgül ya da nokta kadar, ya da belki a harfi kadar. ve Allah ona kabuk vermiş, aynı şekilde büyük kabuk kadar güzel küçük bir kabuk vermiş, ve o kabuğun içinde sümüklü böceğin yavrusunu yaratmış, ona akıl vermiş, kalp vermiş, Can vermiş, ruh vermiş, Allah'ım yarabbim, nasıl bu kadar küçük paket yaptın bunu, bu büyüyecek sümüklü böcek olacak,  Rabbim, "Allahu ekber" <br />
الله أكبر denmez mi senin işlerine<br />
<br />
her bir sümüklü böceği, sen böyle bu kadar özenipte mi yaratıyorsun, Şu anda biz onu yapmaya Kalksak, onun yani resmini çizmeye kalksak, yani mikroskobunan uğraşmamız lazım çizmek için. sen mikroskop mu kullanıyorsun da bunun böyle kalbini böbreğini ciğerini yarattın bunun. yok mu bunun böbreği, kalbi, ciğeri, Nefes almıyor mu bu, neresinden nefes alıyor bu, neresinde bunun, nefes aldıkça hava giren ciğerleri, Aman yarabbi, kudretine hayranız, yaratışına hayranız, Yarabbi "Allahu ekber" gidin açın, bahçede, eski sümüklü böcek kabuklarının içine yavrulamış, sümüklü böceği yavrusuna bir bakın, küçüklüğüne bakın, Ne kadar güzel, şahane bir şey, Allah'ın yaratması ne güzel, bunu bozmaya çalışan ahmaklara ben ne diyeyim daha, biz de yaparız diyen ahmaklara Ben de ne diyeyim daha.<br />
<br />
 Ve bu sıralar da şu kanıya vardık Hanım ile, zikir fikir ve bir laf vardır Bizde, zikirsiz fikirsiz adam, Demek ki zikir çekince, fikir geliyor, zaten sen zikir çekersen, Sana da ilham gelir kardeşim, sen de Bülbül olursun, ders ve vaaz veren Bülbül olursun. kıskanma Ne olur  zikrini her gün çekersin, seninde Bülbülün olur. Ve bir gün sende vaazu nasihat ile bülbül gibi Ötersin konuşursun.<br />
<br />
Bak Geçenlerde anlattık, uzaya filan kimse gitmedi,  Mars a filan gidebilen yok demiştik,  ve düşünelim bu dünyada yerçekimi var ve, biz su içebiliyor ve yemek yiyebiliyoruz, Yerçekimi olmasa ne su içebiliriz, ne yemek yiyebiliriz. uzaya gitse adamlar o Astronotlar, uzaya çıktık diyelim, uzayda Yerçekimi olmadığı için, yemek yiyemezsin kardeşim, yemek mideye inmez ki, yutamazsın ki, yutmak diye bir şey yapamazsın orada, yutmak  denen şey dünyada mevcut, dünyadan çıktığı zaman yutamazsın, Çünkü cennette nasıldı, yemek içmek başkaydı, elmadan yedi ler dünyaya indiler, orada yutmak yok, Yerçekimi olmayan yerde yutamazsın ki, su içemezsin ki, su mideye inmez ki, o zaman uzaya gittik hikayelerinin hepsi yalan kardeşim, hepsi fasa fiso, yalan ya yalan kardeşim.  size binlerce Delil getirebilirim bu konuda.<br />
<br />
Yutmak olmayan bir yerde aylarca kaldık  hikayesi ne  kadar yalan, lan Orada nasıl çiş ettin, çiş etmek diye bir şey yok, çiş aşağı akıyor, burada Yerçekimi olduğu için, orada çişini ne yana doğru yapacaksın, için dışına çıkar zaten o zaman.<br />
<br />
<br />
<br />
Hazreti İsa'ya Mehdi Aleyhisselam Mesih kuvvetini verdi, ve o kuvvet  o devirden bu devre geri geldi, ama önce tekrar Muhammed'e geldi, Muhammed'den de Mehdi ye kadar el  geri ulaştırıldı bunun Delil ve ispatı: Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem 1. Akabe biatında, Medine'den gelen, galiba 9 kişiydi, 9 kişiye elverdi, gidin Medine'yi bana hazırlayın dedi, o verdiği el, 9 kişi de 9 Muhammed oldu ve Medine yi ona hazırladılar. İsa Efendimizde 12 Havari ye 12 el verdi ki, İsa efendimizin kim olduğu belli olmasın diye, o 12 asker var idi, hangisi İsa bilemiyorlar, hepsinde aynı kuvvet Vardı, Hepsi aynı yakışıklıydı ve bir tane aralarında kötü vardı ki aynı Matrix filmindeki o tarladan çıkarılıp da onların içinde olmasına rağmen onlara düşmanlık eden sahtekar insan gibi yani, işte o 13. havari. o İsa efendimizin hangisi olduğunu havarilerin içinden gösterdi de, öyle bildiler de öyle onu çarmıha gerdiler. İsa Efendimiz elini, 12 havarinin 12 sinede verdiği için, 3 gün  sonra havarilerden birisi gitti, ve onu  yeniden diriltti zaten, Çünkü her birisinde aynı Mesih kuvveti var idi.ve e bu Mesih kuvveti el ele, el ele verilerekten, En sonu Nakşibendi tarikatına geldi, Nakşibendi tarikatından da, Mehdi Aleyhisselam a devroldu ki, bu yol en sonunda Mehdiye devrolacak Demiş, zaten Muhammed Raşid Hazretleri söylemiş bunu, Nakşibendi hazretlerinden rivayetine göre de bu varmış,  Mehdi Aleyhisselam da nakşibendilere İntisab etti, Daha  40 yaşına gelmeden önce olgunluğa ulaşmadan önce, ve o eli En son o devraldı. diğer tarikatların da birleştiği Ali Efendimizden gelen eli  de aldı. Fatma annemizden de el aldı,ve o el birleşti , o 12 el birleşti ve tekrar Mehdiye geri döndü şimdi. ve diyorum şimdi de bazıları mehdi'den bunu alıp alıp gidiyorlar ama, tilkinin dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı demişler.<br />
<br />
<br />
Bir hikaye vardır Bülbül Gül'ün başında beklermiş, tomucuk Gül'ün başında, ne zaman açacak diye.  açtığını göreceğim diye. fakat aynı köpeğin sabaha kadar bekçilik edip, sabah uykuya vardığı gibi, Bülbül de, tam gül açacağı zaman uykuya varırmış, gülde patır patır açarmı,ş Hazreti Veysel Muhammed'i bekleyenlerden, bir peygamber gelecekmiş, ismi Ahmet olacakmış diye bekleyenlerden, ve Muhammed'in geldiğini duymuş, hasretle ona yangın ve, gidip görmek istiyor fakat, varsa ki, yok, aynı Bülbül misali, Bunlardan birisi de Veysel, üveysilik gidip de görememek, başında Bekleyip de görememek, gülün başındasın nasıl göremiyorsun, göremeden gelmiş, Veysel lik üveysilik.  dibinde yani yaninda durup da üveysilik olur mu? Olur olur, Bazen Mehdi'nin dibinde olup da üveysi olanlarda vardır, dibinde olmasına rağmen O nu göremeyenler vardır. Hadi Veysel uzaktan gelmiş de görememiş, ya dibinde olup da göremeyenler, Ebu lehep gibi.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa  (α) Enerjisi Ziya ve ikizler burcu</span></span><br />
<br />
Yine ikizler burcu, yani Alfa enerjisi yayacak kimseler tohumunu atma vaktine geliyoruz yine, bunu eksik etmeyin, az da yapmayın, Çok da yapmayın, bir karer olsun, böyle bu kadar sıcak olmasın, bak bu kadar çok olmuş, Bu kadar sıcak yeter, gecen sene ikizler tohumu çok fazla  atılmış ki bu sene böyle sıcak oldu, ondan böyle Yandık Kavrulduk, ikizleri biraz karer yapacaksınız, her şeyi biraz karer yapacaksınız. ve ikizler burcunu yine eksik etmeyin, tohumunu atın yine, ama burada ikizler Tek çeşit değildir, Kiraz ikili Kiraz vardır, ikili ceviz vardır, ikili Findık vardır,  Doğada çatal olan şeyler böyledir, bademde de olur, ceviz de olur,  ikizler tek değil, yani onu demek istedim Sizlere. ve 2 yapraklı mesela  ne var, mesela  fesleğen, Reyhan 2 yapraklı galiba. bazı şeyler işte ikizler burcundan, ikizlerde  etkili olan şeyler, tek çeşitli degil,  ikizler burcu, sadece İkizler vaktinde doğmaz, sadece Mayısta doğmaz, başka mevsimde Doğan ikizlerde vardır, çünkü mesela ceviz Mayısta ermez, Mayısta değildir cevizin vakti, mayıs ayı değildir, cevizin ikizi başka mevsimde dogar.<br />
<br />
 Yani unutmayın Siz, ikizlere diye niyet edin ve alfa enerjisi yayın, bizim öğrettiğiniz oturuşu oturun, dişinizi öyle fırçalayın,.... Allah size nasip ederse, biri  belki cevizden ama belki digeri de Kiraz'dan olur Onu Allah bilir.<br />
<br />
<br />
Bizden herkes memnun değil, mehdiyi Herkes sevmiyor, Sevenelerinin yanında düşmanları da var, Bize bela okuyanlara da var, Büyü yapanlara da var, Bilmem havasının huvasinan bizi yıkayacağız diye uğraşanlar da var.  Muhammedi Muhammed vaktinde Kıymetini bileceksin,  Herşey vaktinde güzel, nasıl karpuz vaktinde, erdiğinde güzelce yeniyor, tadı çıkıyor, karpuzu kışın getirsek ortaya, şöyle soğuk buz gibi dışarıda kessek, Kimin canı karpuz yemek ister değilmi? orada zaten soğuk üşüyoruz, karpuz yenirmi orada. Herşey vaktinde güzel, bize de, bizim vaktimiz de  bizim kıymetimizi bilecek insanlar lazım. Başımızda bir bela var,<br />
<br />
"Bakalım mevla neyler, neylerse güzel eyler." RIZA Makamı<br />
<br />
geçebilcekmiyiz geçemiyecekmiyiz. Görelim Bize beddua okuyanların dediğimi tutacak, ya da Allah'ın dediği mi olacak bakacağız.  Buradan da nereye varacaksın, Biz Raşit iz İsa değiliz ki, 3 gün sonra tekrar dirilelim, Biz öldükten sonra bizi arasanız da bulamazsınız, biz Bizden gidince, ben benden gidince, beni arasınız da bulamazsınız, Ben bunu bedenden gidince, Ben, Raşit, Raşit demek, erkek çocuklarda 12 ile 13 yaş, kızlarda da belki 15 yaşa kadar, ergenliğe ermek demek. Eğer bir çocuk 15  yaşına ergenliğe ermezse, erkek ise  Murahik Kız ise Murahika denir. ihtilam yani oglan çocuklarda,  cinsel rüya ile orgazm olup döl vermezse, veya kız çocuklarında, kız  hayız görmezse 15 yaşına kadar, o kızım Mürahika dır, Yani 15 yaşına kadar kadın Olmadıysa  O reşit veya raşit değildir. Raşitlik ne demek Yani 13 sene, 13 rakamı neden Mehdiye verildi, 13 ne demek insanın Ergin olması adam olması için gereken zaman dilimi demek. erkek veya kadın eregenliğe ermesi demek. ve bizim dünyadaki  ve kainattaki dağılımımız ona göredir. öyle Biz 3 senede  isa gibi tekrar gelmeyiz dünyaya, bizi toprağa karıştırırsa Allah, 13 sene sonra çıkıp gelebiliriz ancak, 13 sene sonra, 13 senede bir meyve veren bir ağaç gibi, 13 senede bir dünyaya gelen bir tohum, veyahut da onüç de  de gelemezsem 130 senede bir dünyaya gelen, 130 senede degelemez isek,  1 300 000 senede bir defa gelen, ve bu gezegenin adı ne, 1 senesi 1 300 000 gün olan, 1 senesi 130 sene olan, yani bizim kiymetimizi vaktimiz de  bildiiniz bildiniz, yoksa ben gittikten sonra, sen Külahıma anlat,  yada güzel anana selam söyle o zaman.<br />
<br />
<br />
Bak kuranda 6666 ayet oldugu söyleniyor, sadece birkac surede bir kac aynı ayetin tekrari var, diger her ayete ayri ayri kelimler, ayri dizilimde. ve diyorki rabbimiz euzusuz kuran okumayin, yani hepsinin başına komutanı getirin, o yoksa yardımcısı olan besmeleye çekin diyor, yani besmele yada euzu komutan, onsuz olmuyormuş ve 8 milyar insan var ise, herkes bakıyor mehdi benide bilcek mi, benide ancankmı hatırlayacakmı diye, bak kuranı  yaklaşık on defa hatmetmişliğim var. bir adami oradan bilirim kim ve hangi  adam hangi adam ile yani  kurandaki hangi kelime ne zaman nerede  kim ile nasıl gelir yaklaşık bilirim. amma bilmediğim unuttuklarımda olur, o zaman yani Allah da hatirlatirsa öyle  bilirim, bilmedigim olmaz. öyle olunca, 8 milyarin hepsini bilebilirim, ne zaman kimin nerede ne oldgunu bilmem mümkün, imkan dahlinde de, ama bilmezsemde Allah hatirlaltir, işte öyle olunca, sen beklerken, senin ardinda sadece sekizmilyar insan yok, sanma bu dünya sadece sekizmilyar, halabuki hergün günde belki 100 milyon ölüyor, 100 milyar da doguyor, ben onlarinda emiri ve imamiyim, yani öyle olunca, sirada kac kişi var, peygamber demişki Beytül mamuru bir tavaf edene bir daha sira gelmez demiyor mu unutma, sana iki defa sira glediyse, sen bahtiyarsin zaten.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">RAŞiDi TARiKAT DERSi 13. SINIF SOFiLER</span></span><br />
<br />
Kuran kainattir ve ve Fatiha Mehdi, ve Fatiha kuranin rar peketi gibidir, bir rar pektinin açılıpda, tekrar kainat olmasi için, nasıl rar peketini açan, rar veya zip paketini açabilen bir programa ve yazılıma ihtiyaç var ise, işte kuranin başında da, euzu ve besmele vardır, ve fakat kurandaki bütün diğer sureler okunurken, sadece besmele ile okursan olur, çünkü kuranda öyledir. ancak yeni kuran okumaya başlayan kimse, başinda bir de euzu çeker, ve fakat püf noktası : Diğer sureler besmele ile okunsa da, fatiha için illa euzu okunur, işte euzu o fatihayı açacak rar programı gibidir de ondan, zikirmizdeki fatihalar euzu besmele ile okunur, diğer kulhu ve benzeri sureler, sadece besmele ile okunur. Bunuda, sadece 13. SINIFA çıkan, ve bu vaaza ulaşan sofilerimiz bilecek inşallah.<br />
<br />
Rabbim, Kuranın ve Hayatın idrakinde olan, mümin ve mümineleri Çoğaltsın inşallah.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 25 Ağustos 2019 Pazar <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Din Aklı Kullanmayı Öğretir]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43294</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:57:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43294</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 06 Ağustos 2019)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Onun  yani kestiğiniz kurbanların, etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat  onun ile sizden O’na (Allah a), ancak takvanız ulaşır. (Allah’ın emirlerine teslim olmanız ulaşır.)<br />
Böylece onları sizin hizmetinize verdidiğinden dolayı ve size de doğru yolu gösterdiğinden dolayı, Allah’ın büyüklüğünü tanıyasınız diye. Allahın kullarına bolca İyilik ve ihsanda bulunanaları, varacakları cennet ile müjdele.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Kurban Bayramına şahid oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu:<br />
<br />
‘Bismillahi Allahu Ekber' dedi ve kendi eliyle kesti.”<br />
<br />
Duanın Manası: “O Allah’ki , o en büyüktür. (Allahin öyle bir ismi ve kuvveti vardır ki, o ismi ve kuvveti en büyüktür) ”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud 2810, Tirmizi 1521, Ahmed 14901)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır  Yani Hesabı En iyi Bilen Allah tır</span></span><br />
<br />
Din kardeşimizin bir tanesi diyor ki : matrixteki sanal alem gerçek mi? bunun ile Allah'ın ve yarattıklarını hiçe saymak anlamı çıkmıyor mu? yani Allah'ın yarattığı meyveler sebzeler hayvanlar insanlar hepsi yok mu? hiç mi diye sorguluyor ve soruyor.<br />
<br />
cevabın da da, Kendisinin de ifade ettiği üzere, Allah ın her şeyi hesap bile Yarattım buyurduğu kısma geliyor oradan ötesini bizde Şöyle yorum  getiriyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesaba göre yapandır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 86. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Her şeyin arka planında, elementlerdeki atomların titreşimi sebebiyle bir frekans var. Frekans ise sayısal bir değer, yani titreşim aralığı, sık veya seyrek titreşim  ve bunu sayısal değere çevirdiğimiz zaman, görmek, duymak, konuşmak, Her şey bir sayısal ve frekans yapısında, titreşim yapısında. Öyle olunca, aynı bilgisayarın arka planında sıfır ve birlerden oluştuğu gibi, bütün ses, görüntü aynı frekans halinde, zaten bilgisayara bu sistemi kopyalamışlar zaten, insan yapısındaki sistemi bilgisayarı keşfettiklerinde, zaten aynısını bilgisayara kopyalamışlar. Bilgisayarda Herşey sanal, konuşmak, bakmak, renkler, ses, video, görüntü, hepsi arka planda sıfır ve birlerden  oluşuyor. Allah da işte buyuruyor ki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"her şeyi hesap ile yaptık."</span></span> Allah'ın hesab ile yapması, karmaşayı ortadan kaldırıyor, arka planda bir hesabın olması, sıfır ve birlerden olması, frekans yapısının olması, Kainattaki karmaşayı ortadan kaldırıyor.<br />
<br />
<br />
Mesela bir ağacın yaprak ve dal olaraktan büyümesi, gelişmesinde, ne kadar bir harika özellik ve ahenk var. Bir tarafı bir tarafından şöyle çıkıntılı olmuyor, dengeli bir şekilde büyüme yapıyor, Altın Oran deniyor Buna. O da Allah'ın koyduğu bir hesap ile, bir hesaba göre, bir sayısal değere göre büyüme yapıyor. Bir çiçek yapraklarını, o sayısal değere göre açıyor, dengeli şekilde, göze güzel hitap eden şekilde.<br />
<br />
Yine mesela güneşin doğup batması, Güneş Hiçbir gün demiyor ki, "bugün şu köşeden doğayım" yarında  "öbür köşeden Doğayım" bugün de şu tarafa saklanayım da şu taraftan çıkayım demiyor. her gün dengeli bir şekilde doğudan doğup, Batıdan Batıyor. yani bir denge var. sayısal bir düzen  intizam ve mizan var. Bir hesap ilmi var, arka planda bir hesap ay sene gün hafta mevsim  hepsi bir hesap değil mi, bir matematik var, Her şey öyle. insanoğlunun kendi yaptığı şişe, cam, bardak da bile altın orana uyulduğu zaman, dengeli  ve Göze hitap ediyor. ve o yüzden o matrix'teki sanal gerçeklik Aslında doğru, ama Allah ın arka planda, kainatı sayısal olarak, ve frekansal olaraktan yaratması, maddenin olmadığını ifade etmiyor. Madde Yok değil, işte o titreşimlerin sıklık veya seyrekliği, maddenin katı, sıvı, veya gaz gibi hallerde bize gözükmesini sağlıyor. çok sık titreşen bir madde, demir gibi sert bir madde olarak karşımıza çıkıyor, seyrek titreşen bir madde de, oksijen gibi, hidrojen gibi, Gaz halindeki maddeler olaraktan, karşıyı bile görebildiğimiz saydam maddeler ve elementler halinde ortaya çıkıyor, Ve bize tezahür ediyor, bizim gözümüzde gözüküyor. Yoksa madde var.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ وَمِنَ الأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve huvellezî enşee cennâtin ma’rûşâtin ve gayra ma’rûşâtin ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytûne ver rummâne muteşâbihen ve gayra muteşâbih(muteşâbihin), kulû min semerihî izâ esmere ve âtû hakkahu yevme hasâdihî ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhibbul musrifîn. Ve minel en’âmi hamûleten ve ferşâ(ferşan), kulû mimmâ razakakumullâhu ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni),innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, yenilen çeşitli ekinleri,birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları yaratan O’dur. Ürün verdiği zaman, onun ürününden yeyin. Onun hasad edildiği gün, onun hakkını verin. İsraf (ziyan) etmeyin. Muhakkak ki; O, müsrifleri (israf edenleri) sevmez. Hayvanlardan yük taşıyanlar ve kesim hayvanı olanlar var. Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (kesim hayvanlarından) yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 141 ve 142. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Hayvanları Allah yarattı, Adem'i yarattım diyor Adem'i yaratmadımı <br />
<br />
"And olsun biz insanı kuru bir çamurdan, suretlenmîş balçıktan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hicr, 15/26)</span></span><br />
<br />
"O insanı (Âdemi) bardak gibi (çınlayan) kupkuru bir balçıktan yarattı." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rahman, 55/14)</span></span><br />
<br />
"Yaratılışta kendileri mi daha kuvvetli yoksa bizim yarattıklarımız mı? Hakikat biz onları cıvık bir çamurdan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Saffat, 37/11)</span></span><br />
<br />
"Ki o, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdemi) yaratmaya da çamurdan başlayandır." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Secde, 32/7)</span></span><br />
<br />
"And olsun biz insanı (Âdemi) çamurdan (süzülmüş) bir hulâsadan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Mü'minun, 23/12)</span></span><br />
<br />
"O, sîzi çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir edendir." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enam, 6/2)</span></span><br />
<br />
"Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ, 20/55)</span></span><br />
<br />
"Sizi bir topraktan yaratmış olması O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa yayılır) bir beşer oldunuz." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rum, 30/20)</span></span><br />
<br />
o zaman matrixe göre hani biz  sadece sayısal mı varız, Adem ve İnsanoğlu diye bir şey yok mu?<br />
<br />
Hayır öyle değil, her şey var, yaratan, var eden, yoktan var eden Allah, her şey var, fakat arka planda, kainatın dengeli şekilde yürümesi ve devam etmesi için, Allah bir Sayısal değer koymuş, matematiği  bilen insanın zaten kafayı yeme mesi elde değildir. Yani kafayı yememek elde değildir, Çünkü insan, Allah'ın yaptığı matematiksel mucizeleri gördüğü zaman şaşırmaması <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahu Ekber"</span></span> deme mesi zaten elde değildir. Rabbim ne güzel bilmiş de yapmış da böyle her şeye bir hesap koymuş, her şeye. her şey o şekilde dengeli bir halde Seyran etmek de kainatta, yoksa dediğim gibi, güneş bugün şu köşeden doğardı, yarın başka köşeden doğardı da, doğu batı diye bir bilgimiz olmazdı, doğu ve batı olduğu zaman, biz seyahat edeceğimiz zaman, doğuya veya batıya gideceğimizi bilebiliyoruz, ki hangi tarafa gittiğimizi, mesela Amerika'ya İngiltere'ye gittiğimizi bile  bilebiliyoruz, işte Güneş Eğer dengesiz şekilde de olsa ve doğsa,  yön bilgimiz olmazdı, ve düzensiz bir yön bilgimiz olurdu, Ne yana gideceğimizi bilemezdik, Allah ki bu hesabı yapmış ta, bu dengeyi koymuş ta, Güneş her gün doğudan doğuyor, batıdan batıyor da, bizim yön bilgimiz doğru, ve sayısal değerlere çıkıyor. hakeza hakeza. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
 Musevi bir vaizden dinlediğim son  vaaz konusu <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ben mi önemliyim, yoksa hedefim, amacım, gayem, dava mı önemli"</span></span><br />
<br />
Tabii o vaizin kendi görüşü, ve oradaki Meclisi'nde bulunanların görüşü kendisine ait, Ben de bu konudaki görüşümü şu şekilde beyan ediyorum:<br />
<br />
 Allah peygamberler gönderdi ki,  insanlık davasının belli bir hedefe varmasını istemiş. Başta Adem atamız var, ve Adem atamız belli bir süreden sonra ölmüş, yerine Şit Aleyhisselam peygamber olaraktan geçmiş. Baştan zaten olay açık. Önemli olan dava diyor, kişıler değil yoksa Hz. Adem ölmezdi. Buraya baktığımız zaman, Önemli olan insanlık davası, insanlık ve insan olmak, insan kalmak, insanın en iyi seviyeye çıkması, yaratıldığı en güzel hedefe varması, yaratıldığı gibi güzel bir hedefe varması. Allah öyle diyor ya, onu en güzel şekilde yarattık, sonra aşağıya indirdik, aşağıdan yukarıya çıkmasını bekliyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Muhakkak ki Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Dedik İşte, biz en yukardayız, Hani yukarı baktığımız zaman, Sema'yı, Biz gökyüzüne baktığımız zaman, Sema görüyoruz, Geçenki vaazda anlattığım mesela, Peki gökyüzü hangi tarafa, aşağımı yukarımı, sağ mı sol mu yukarı doğru mu ne anlayacağız. Avustralya'daki aşağı indiği zaman, yukarı çıkmış olacak. kanada'daki yukarı çıktığı zaman, yukarı çıkmış olacak, ekvatordaki, yan gittiği zaman yukarı çıkmış olacak. peki Yukarısı neresi, Tin Suresinde,  "onu en aşağıya indirdik" diyor. merdivenden indirilişin, Bir de merdivenden çıkması var değil mi? zamanımız Mehdi vakti, ve altın çağ, her şeyin en güzel olduğu yer, o zaman çıkılacak yere çıkmışız. insanoğlu geldiği yere geri dönmüş, insanoğlu,  Adem atamızın kovulduğu yere geri dönmüş, kovulduğu cennete geri dönmüş, şu anki nimetler hiçbir vakit de yok aşağı katlarda, ha gerçekten çıkmış mıyız? daha bundan ötesi var mıdır bilmiyorum, Allahu alem, Buradan daha ötesi var mıdır, onu Allah biliyor, ama Adem meşaleyi şide devretmiş, şid Nuha devretmiş, Nuh İbrahim'e devretmiş….<br />
<br />
Hepsi o dava uğrunda canlarını feda etmiş mi? etmiş. Demek ki şahıslar önemli değilmiş, Önemli olan insanın merdivenden tekrar yukarı çıkması mıymış. öyle zannediyorsun, şahıslar önemli değil, önemli olan Hedef. Peki Hedefte onlar olmayacaksa, neyin uğruna canlarını feda ettiler. Bak Burada, şu anda, ibrahimler da var, Adem lerde var, musa larda var, o zaman hepimiz hedefe çıkmışız, şahıslarda önemliymiş, ama başlangıçta, meşaleyi bir öteye devretmek var. En son nokta Mehdi, kainatın çekirdeği, şimdiye kadar dava önemliydi, şahıs önemli değildi, Mehdiye kadar, bayrak mehdiye teslim edilesiye kadar, herkes ölüp, vefat edip, bayrağı bir öteye taşıyordu. Peki bayrak Mehdiye geçti mi ne olacak? Ondan ötesi yok, Mehdi en son nokta, artık bayrak mehdiye geçti mi ne olacak? peki onun davası ne? Mehdi vakti en zirvede zaten. Artık ağaç meyve verdi ve, meyvenin içinde de çekirdek dürüdü, Mehdi de davasını sürdü, insanları böyle güzel hale, güzel vakitlere, ve uyanık hale getirdi. ve meyve deki çekirdek de olgun hale geldi, Mehdi de olgun bir insan oldu, yani artık her şeye aklı erer hale geldi, 40 yaşını geçti, Peki ne olacak bundan sonra, hala bayrağı başkasına mı teslim edecek, Mehdi de bayrağı başkasını mı teslim edecek, daha ötesi var mı ondan daha önemli kimse burada varmı artık. hangi dava, artık nereye gideceğiz, Buradan sonra, kainatı yok etme, yıkma ve kıyametin kopması mı? amaç bu muydu, bizim bütün  gayretimiz, canımızı feda etmelerimiz kıyameti koparmak için miydi? amaç bu değil. Amaç İnsanlığın en güzel noktaya, zirveye çıkmasaydı. zirveye çıktık, o zaman, kıyamet ne? Kıyam etmek, ayaklanmak, ayağa kalkmak, şimdi Hepsi, O canını feda edenlerin hepsi, Ayaklandılar ayağa kalktılar. Şimdi kıyam ettik artık.<br />
<br />
Mesela elma yiyen birisi, Eğer Elma'daki vitaminleri almak için yiyorsa, onun içindeki çekirdek, Onun için çöptür, çekirdeğin Hiçbir önemi yoktur, tükürür Atar, çöpe atar. Halbuki ağaç özendi bezendi, içine çekirdek diye bir şey koydu, elmanın içinde çekirdek diye bir şey meydana getirdi. sen Ben elmayı yiyoruz, çekirdeğini çöpe atıyoruz, bizim için bir önemi yok, o bir çöp niteliğinde. Mehdi'nin durumu ne burada? Mehdi kainatın çekirdeği. Bazısı için Mehdi Çöpten bir adam, önemsiz, kayda değer olmayan, uyduruk masallar okuyan,  göbeğini kaşıyan adamın birisi, önemsiz, değersiz, dedikya hani elmanın çekirdeği gibi, gayesi elma yemek  olan adamın, Çekirdekten faydası ne olsun ki, çekirdeğin de o na faydasını  ne olsun? Böyle düşünen bir adamın, Mehdiye faydası ne olsun? Mehdi'nin gayesine amacına, o bütün peygamberlerin amacına gayesine, O ağacın amacına, gayesine, hizmeti ne olsun böyle düşünen bir adamın. ama botanikçi bir amca,  yada bahçeci bitkici bir amca, ağaç dikmek isteyen, elma bahçesi ormanı yapmak isteyen, dünyada elma ormanları bitmesin diye düşünen bir amca, iyi bir elmanın, İyi çekirdeklerini de, elma yedikten sonra ayırır, kurutur, Ondan sonra, vakti geldi miydi, Onu Diker, yeniden elma ağacına döndürür. onun için de, o çekirdek önemlidir. onun için de, üstündeki elmayı, icap ederse, Soyar Keser hayvanlara yem eder, Kendisi bile yemez, onun için de önemli olan çekirdek dir. Çünkü onun gayesi, elma ormanı yapıp, elma satıp, para kazanmak da olabilir. iki farklı görüş. iki farklı amaç. iki farklı gaye, hangisinin gayesi yanlış? burada elma yiyen amca, elmadan alacağı vitaminleri düşünüyor, sağlığını düşünüyor, yanlış mı? bu şekil de düşünüyor diye, onun için  çekirdek önemli bir şey değil.  Tamam kabul ettik.<br />
<br />
ikinci adamda elma ticareti yapmak istiyor, o zaman elma bahçesi meydana getirmek istiyor. Bu adamda pazardan almış elmaları, elmaları kesip kesip, içindeki çekirdeklere önem veriyor, Bir de gidip kaliteli elma alıyor, elmanın iyisini seçiyor, çeşitlerini seçiyor, şu elma şu elmadan, şu elma şu elma dan  diye çekirdekleri ayırıyor, sortieren ediyor. Sonra da onları dikiyor, elma bahçesi meydana getiriyor. Oradan da yine, elmaları satıp zengin olacak, bununki de bir amaç ve Gaye, doğru mu? kendince doğru. işte Mehdi bekleyenin durumu da böyle bir şey. Kainat çekirdek verdi, artık özünü buldu, Altınçağa ulaştı.<br />
<br />
ulaştı ya, artık Mehdi'nin bir önemi yok, artık oraya ulaştı ya, artık o (Mehdi) değersiz orada. oldu mu bu? Halbuki o çekirdeğin içindesiniz, zaten Mehdi'nin içindesiniz siz. Mehdi var ise, siz varsınız zaten, ama bilmiyor ki bunu, ulaşılacak yerin çekirdek olduğunu, çekirdeğinde Mehdi olduğunu bilmiyor ki, Kimisi kabuğuna bakıyor,  ve Ademde, Musa da, Muhammed de kaldı. kimisi de çekirdeğine bakıyor, daha bayrağın varacağı yere bakıyor. Halbuki orasıda burada ve burası işte.  kimisinin amacı para ve, O na mehdiye bakip, Bundan iyi para kazanırız diye hesap ediyor. hepsinin amacı var, ama Allah'ın da bir amacı gayesi vardı, Mehdi dünyaya göndermek te, kainatı yaratırken, ona çekirdek vermek de, Allah'ın da bir amacı vardı, Ademi aşağı indirmek de de bir amacı vardı, Evet artık kim Mehdi'nin amacına hizmet eder, kimde kendi derdine düşer size bırakıyorum. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesela alkolün ve yasaklığı sebebi</span></span><br />
<br />
 insanoğlu doğaya baktı ki, üzümü iyileştir di, kendi bahçesinde kendi yetiştirmeye başladı.<br />
Daha sonra onu muhafaza etmenin yollarını aradı, kurutmayı buldu, suyunu çıkarıp şerbet yapmasını buldu. Fakat şeytan boş durmuyordu. Allah meyveleri yediğimiz zaman, midemizde, onları alkole çeviriyordu. Midemizi bunu, içeride, laboratuvar ortamında, alkole, vücuda yararlı alkole çeviriyordu. Bunu  insanın içini dışını gezen şeytan, insanın ilk yaratıldığında içini dışını gezen şeytan, bildi ve öğrendi. Daha sonra da, dünyaya indikten sonrada içine girmeye başladı, içeride ne olup bitiyor, girip bakıyor, görüyordu ki, içerde alkole çevriliyor, ve bunu dışarıda çevirmesini öğretti insanoğluna, Allah'ın yaptığını ben de yaparım dedi. Haşa Bu hikayede amacı bu, Allah'ın yaptığını, ben de insanlara yaptırırım dedi ve, insanlara üzümü ezip şıra yapmasını öğretti.  üzüm şırası biraz bekleyince, faydalı sirke oluyordu, denedi olmadı. biraz daha bekleyince alkol oldu. ama laboratuvar ortamında, yani vücudun içinde, alkol halini alan bir meyve, vücudu sarhoş etmiyordu, laboratuvar ortamının dışında yapılan alkol, dışarıdan tepkiler gördüğü için, başka bakteriler onun içine karıştığı için, insana sarhoşluk verdi. Kendini unutturma sını  sağladi, kendini unutan İnsanoğlu da, ne yaptığını bilmez işler yaptı. Halbuki Allah'ın yöntemi, onu, insan bedenindeki hassas laboratuvar ortamında alkole çeviriyordu, bu nuda keşfettiler, damıtma diye bir şey keşfetti, dedi acaba o şekilde olacak mı? bu sefer de bira ve  birakeşler  doğdu, damıtma biralar, o da aynı şekilde, o da sarhoşluk verdi, Allah'ın yaptığının tersiydi oda. şeytan ne kadar uğraştı ise de, Allah'ın midede yaptığını başaramadı, yenik düştü burada, yenik  düşmeye de mahkum zaten.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ  اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ  وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “O Allah, Bir’dir Tek’tir.” “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” O, doğrulmamış ve doğrultulmamıştır. (O nun bir anne babası yoktur).  “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İHLAS Suresi 1,2,3 ve  4. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 Allah, ikinci bir Allah'ı kabul etmiyor, Evet halife yaratmış ama, halife kendisi  gibi demek değil. Koltuğuna göz dikeni, hedefine vardırtmıyor çıkartmıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve bunu da şu örnekle açıklayayım:</span></span><br />
<br />
Mesela insanoğlunun C vitaminine ihtiyacı var, ve biz C vitaminini, sanal yada suni ortamda meydana getirebildik, o zaman portakala ihtiyaç yok, portakalın kabuğuna da ihtiyaç yok, portakalın çekirdeğine de ihtiyaç yok. Ne lazım? sadece sıvı içindeki, o sıvı C vitamini ve  onu tutan suya ihtiyacımız var. Biz bunu laboratuvar ortamında, suni ortamda meydana getirdiğimiz zaman, kabuk çöp, çekirdek çöp, kabuğun üstündeki asit çöp,  Nasıl alacaksın, Nasıl  yetiştireceksin böyle bir meyavayı doğada,  portakalın sadece içini vitamin olaraktan insana veriyoruz, Evet bugün bu Keşfolmuş, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sandoz tabletleri</span></span> diye bir şey var. Eee sen C vitaminini direk alıyorsun, portakala gerek yok, biraz su kattıkmıyıdı, sıvıyla aldın mıydı, vücuduna gerekli olan C vitamini almış oluyorsun, ama Allah'ın bize verdiği gibi oluyor mu? olmuyor, ona yakın  minvalde oluyor.<br />
<br />
Ve bunun da bazı zararlarının olduğu ortaya çıktı, Halbuki Allah  portakalın kabuğundaki asidine ayrı bir hikmet saklamış, altındaki o turuncu kabuğu ayrı bir hikmet saklamış, onun altındaki kavucuk gibi yere başka bir hikmet saklamış, Hatta hatta ortasından geçen o eksene ayrı bir hikmet saklamış. Aynen üzümün pekmez olması, sirke olması, şarap olması, hatta pekmez katıp helva olması, ayrı ayrı tatlar, ve ayrı faydaları var, sirkenin faydası, pekmezde yok, pekmezin faydası da, helvada yok, Öyle olunca Allah zinciri Zincire bağlamış, Sen zincirden birisini aldığın zaman, zincirin alt kısmı kopup aşağıya düşüyor, ve sistem bozuluyor.<br />
<br />
Biz Mars'a gideceğiz, Orada koloni oluşturacağız, Bilmem bitki üreteceğiz hikayeleri fasa fiso. işte uzaydaki adam, Portakal Ağacı yetiştiremeyince, portakaldan alacağımız bütün hizmetleri alamayız, yine koyun olmadan üretilen etten, koyundan aldığımız, Ne tadı alırız, ne faydayı alabiliriz, inekten ürettiğimiz süt ile, suni yöntem ile ürettiğimiz süt aynı değil, hani soya sütü diye bir şey çıkardılar ya, soya sütü, inekten aldığımız süt ile aynı değil, Yine Mısır şekeri çıkardılar, Mısır şekeri ile, pancar şekeri  aynı değil, çünkü aynı olsaydı, Allah Mısır ile pancarı ayrı ayrı yaratmazdı ki.  Allah'ı dangalak mı zannettin ahmak, niye ayrı ayrı yaratmış, iki farklı  bitki, sirke ile nasıl pekmez aynı değilse, pancar ile Mısır'da aynı değil, ondan üretilen Şeker ile dieğerinden üretilen Şeker de aynı değil.<br />
<br />
 Allah'ın koyduğu düzeni bozduk artık, Allah'ın bize ikram ettiği dünyayı bozarsak, işte böyle Mars ararız.  Mars'ta  da ters geliriz o zaman.Tavlada Mars ada 2 Mars biters Derler ya tavla oyununda.<br />
<br />
Mars yenilmek demektir tavlada. dünyanın kıymetini bilin, dünyanın kıymetini,  Marsa gitmeye ne hacet, yoksa yeniliriz işte böyle.<br />
<br />
Allah, insanlarda da, kainatta da, bir düzen, bir nizam, bir hesap ilmi, ve bir sistem koymuş, fakat o bozulunca..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesela gözlük ne zaman çıktı? ve neden lazım oldu?</span></span><br />
<br />
 Yazı bulunduktan sonra, gözler, karınca gibi harfleri okuyabilmek için, bir küçülüyor odaklanıyordu, bir de etrafa baktığımız zaman annene, babana, deftere, kitaba, televizyona  bakıp odaklandığında da büyüyordu mercek. bir küçük, bir büyük, bir küçük, bir büyük, derken lastiklerin sünmesi gibi, gözlerin kasları da, Sünüp sonra toparlanma maya başladı, odaklan ma maya başladı. çünkü lastik artık  laşkaya  döndü. Öyle olunca gözlük diye bir şey bulduk, odaklanma yerinde de göze destek verdik. Böylece zannederiz ki gözlük  ile gözü tedavi ettik!!  Halbuki lastik yine bozuk, toparlanmıyor, gözlük o işi görmüyor, gözün tedavisi başka bir şey. sonra biraz daha ilerledik gözün üstündeki mercek suru kesip, tedavi ettik zannettik. O da tedavi değil, gözün parçası koparıldıktan sonra göz tedavi olmaz, sonra yeniden aynı hastalık türemeye başladı. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burada yine tıpçılara  ve ilaç Sanayisine bir ışık tutayım :</span></span><br />
<br />
Gözün tedavisi, göz kaslarını güçlendirmek de, tedavisinin sırrı, gözdeki ve gözün etrafındaki,  göz kaslarını güçlendirmek de yatıyor. Onun kaslarını tekrar güçlendirip eskisi gibi sünmesini yani elastikeyini kazandırınca, odaklanmadaki gibi, geniş ve dar çerçeveyi oluşturduğu zaman, elastikiyeti tekrar eski haline döndüğü zaman, kaslar çalıştığında, göz tedavi olmuştur. sadece kasların geri eski kuvvetini kazanmasını sağlamak gerekiyor. oda vitaminlerle, biyolojik gıdalarla mümkün, oradaki kasların yapısını oluşturan maddelerin hangi bitkilerde olduğunu, ve o bitkiyi nasil  vücuda almamız gerektiğini öğrendiğimizde. o gıdalar Neyse, onlar ile  onu, yani gözü desteklediğiniz zaman, göz tedavi olmuş olacak. yoksa ne kesmek, ne gözlük bunun çaresi değil.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yiine başka bir konu</span></span><br />
<br />
Bu konu ile ilgili bir konu açtım Forum'a, kurban vakti geldi ve, bütün derneklerin gözü, milletin cebine indi, cebindeki parayı, O diyor ben alayım, Beriki diyor ben alayım, ve reklamlar filan gırla gidiyor.<br />
<br />
Bakıyorsun Hepsi de Allah adamı gibi görnüyor!  Hayır yapıyorlar gibi!! <br />
<br />
Hayır hayır hepsinin gayesi de amaçları da, cepleri ve para kazanmak,  internetten Almanca arattığınız zaman mesela ben Nijerya yı ele aldım. Nijerya'da yiyecek, içecek ve günlük harcamaların, giderlerin ne olduğunu, Turist rehberi sayfasının birisinde listelenmişler. orada yani, Nijerya da, bir kilo et, ister bu sığır eti olsun, ister koyun eti olsun ve benzeri etin  kilosu 1,38 Naire imiş, yani Nijerya parası, bir buçuk Naire bile değil. 1 Nijerya parası  2.5 cent  yapıyor veya 15.5 Türk kuruşu ediyor.<br />
<br />
Ve ben burada  cok zaman cok koyun koç kestiğim için biliyorum, Kurbanda da kestim, saari zaman yemek için de kestim, ve biz buralarda eskiden helal et bulamadigmiz için, zaten kendin kesmek zorundaydin, kasap, türk kasap falan yoktu eskiden buralarda. ve bir koyunu kestiğin zaman, onun kemikli eti, iyi bir koyun olsa bile en fazla hadi diyelim 25-26 kilo gelirdi, ve ben ortalam bunu 20 kilo olarak ele alsam, 1,5 Naire den 20 kilosu 20 çarpı bir buçuk  30 Naire, yani 30 Nijerya parası, oda 2 cent ile çarptığımız zaman 0,075 cent yapiyor bir euro bil degil  Türk lirasi ile ise  20 kilo çarpı 15.5 Türk kuruşu  oda eder 4,5 Türk Lirasi  yani nijeryada bir koyunun parasi 4,5 Türk lirasi yada 0,075 Euro<br />
<br />
yardım dernekleri en ucuz kurbanlık için 65€  ile 80€ istiyorlar <br />
 orada bir kurbani 0,075€ ya aliyorlar ve geri kalan  kurban 65 euroayssa 64 eurosu ceplerine 80 aldilarsa 79 u ceplerine giriyor<br />
biz Kurban kesiyoruz diyen uyanıklarin cebine gidiyor, onu da, bir tane kurban kesti miydi, dağıtıyoruz diyerekten, üç beş kişiye  el kadar et dağıtıyorlar, Gerisini de kestik gösteriyorlar vebali pis günahları  boyunlarına.<br />
kendi maaşlarını çıkarıyorlar , amaçları kendi çıkarları,  neden her Dernek, her tarikat, her İslam'ı Grup, hemen yardım derneği kuruyor? ballı lokmayı hepsi gördü, zaten Bu tarikatlarda benim gördüğüm, yaşadığımı kadarıyla, bunların içine, işin kantininden giripte, Orada çalışan insanlar, Lokman'ın ballı yerini görüyor zaten, o zaman bu uyanıklar, Tarikatı Allah'ın kitabı falan bırakıp, Bu işin para tarafına bakıyorlar. <br />
<br />
Ben, benim eski tarikattaki arkadaşlarımdan, hic et kesmesini bilmeyene, kurban kesmesini öğrettim, adam Kasap oldu çıktı, para kazanıyor. oradan işi paraya çevirdi. Sofilerin  Kasabı oldu çıktı.<br />
<br />
Yine birisine su tesisati nasıl yapılır öğrettim,  Sofilerin su işlerini tamir eden Sucu oldu çıktı.<br />
<br />
Yani Lokman'ın ballı yerini gören, bu işte ticarete atılıp, Bu işin para tarafına bakıyor, parsadanı götürmeyi öğreniyorlar. işte burada da kurban işinin nasıl bir ballı lokma  olduğunu görenlerin hepsinin ağzının suyu aktı,  o diyor bana gelsin, beriki diyor bana gelsin, yani Müslümanın cebindeki paraya, kurban parasını göz diken hainler bunlar.<br />
<br />
Dergahta imamımız vardı, olmadığı zaman ben geçip, yedek imamlık yapıyordum, para pul almıyordum, O ise parası ile yaptı bu işi, sonunda vize aldi işçi oldu,tekkeyi tarikati dergahi imamlığı filan falan bırakıp kaçtı gitti, amacı gayesi işçi olmak, para kazanmak mış. Bizlere kalmış Allah adamlığı, Allah adanmışlık bizlere kalmış, herkes işin ticari yönünde, derdi Allah olan falan kalmamış.  o zaman da yedek imamdık Şimdi de, parasız imam. ona da 13. imam derler.<br />
<br />
Asıl İmamlar parayı kazandı yaylaya keyfe çıktı, Biz köyde kaldık, yerimizde köyde kaldık.<br />
<br />
<br />
ve dünyada 3 tane ağaç kaldığını farz edelim, ve Soğuk bir kış gelse, o ağaçlarda meyve ağacı olsa, karnımızı onlardan doyuruyor olsak, kış gelince dayanamayacağız bahara kadar diye, o 3 ağacı da kesip, yakıp ısınmak mı lazım, yoksa bir şeyle idare edip, ağaçları korumak mı lazım. dedi ki işte Allah adamlığı mehdi ve askerine kalmış, x ve y bozonu, onu da kesin görün ananızın abdest  çanağını, kış çetin geçecek  Mehdi ve askerinide yakar ısınırsınız, Ondan sonra, gelecek seneye Allah kerim ya, ondan sonra, bana diyecek Söz kaldı mı? akıllı insan iyiyi kötüyü anlayıp fark edecektir zaten.<br />
<br />
 Hani Kızılderililerin Kıyamet senaryosu var ya, son ağaç kuruduğunda, son kuş öttüğünde...<br />
<br />
Hikayeyi bitirip bitirmemek Allah'ın iradesinde, bizim değil, oyuncakları ile oynayan çocuk, artık oynamaktan sıkılıp, karnı Acıkınca, en güzel oyuncak da olsa, oyuncakları bırakıp,  yemek ve yiyecek bir şeyler arayacaktır, mutfağa geçecektir. O zaman bu oyundan sıkıldımıda Allah, bizi yok edip yerimize daha başka bir şeyler yaratmaya kadirdir. Allah bize ne muhtaç, ne de bizden nemalanıyor, biz yokken de Allah vardı, bizden nemalanıyor olsa, Hani matrixteki, bizi pil yerine, enerji yerine kullanıyor olsa, bizden önce enerjisinin ne ile çalıştırıyordu, alakası yok, Allah'ın bize de ihtiyacı yok, Biz gibilerede ihtiyacı yok, dilerse bize cenneti, vaad ettiği cenneti verir, yaşatır. işte Zaten yaşamışız onu da, serüven bittiyse, film bittiyse, daha hala sinemada oturmanın da alemi yok ki. Film Bitti, artık sinemayı terk etme zamanıdır değil mi? o zaman kıyamet koparsa, şaşmamak lazım, Film bitti Aşk bitti yapı paydos, Yani bizim elimizde değil, Allah dilerse kıyameti Yarın koparır, dilerse bize vaad ettiği cenneti verip, sınırsız bir hayat, sınırsız nimet, sınırsız bir ilim verebilir.<br />
<br />
 isterse de hepsini elimizden alıp, aynı atari oynayan çocuğun, atariyi kapatıp, derse geçmesi, ya da yemeğe geçmesi gibi.<br />
<br />
<br />
Kurban Kesiyoruz Adı Altında Yardım Derneklerince Yapılan Büyük Sahtekarlık<br />
<br />
Karoglan Hoca Deşifre Ediyor :<br />
<br />
internetten aratabilir bulabilirsiniz<br />
<br />
Mesela ben nijerya örenegini aldim ve aradim buldum<br />
<br />
yardım DERNEKLERiNDE YAPILAN SAHTEKARLIK<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
yardım KRUMLARINDA EN ucuz kurban fiyati  65 euro yada  80 Euro<br />
<br />
65 euro =26 166 Naire ediyor <br />
<br />
nijeryada 20 kilo et 26 naire ederken<br />
<br />
Yani bir koyun yada sığıra karışmak 26 naire, peki geri kalan 26140 naireyi kimler yiyor?<br />
<br />
zaten orda adam başı bir kurban da dağıtmıyorki bir kac koyun kesip el kadanda et veriyor<br />
VE DAGITTIKLARI ISE BUNUN BELKiDE KIRKDA BiRi KaDAR BiR AVUC KADAR ET,  ADAM VARIPDA KURBANIN HEPSINiDE VERMiYORKi,HEPDEN SAHTEKARLIK<br />
BÜTÜN yardım DERNEKLERIDNE AYNI <br />
<br />
HEPSI RANT VE KOLAY PARA KAZANMANIN YOLU OLARAK BU iŞi YAPIYORLAR.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Nasıl Kesilir? Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Kurban kesiliriken birinci dikkat edilecek husus kesilecek hayvanın eziyet çekmemesini sağlamaktır bunun için İslama Uygun Kurban Nasıl Kesilir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Usulü ile Kurban Nasıl Kesilir?</span></span><br />
<br />
Kurbanlık hayvanı usûlüne uygun olarak rahatça ve fazla eziyet vermeden kesebilmek için, Önce diz boyu çukur kazılır ve keskin ve büyük bir bıçak hazırlanır. Hayvanın göremiyeceği bir yere konur.  Kurbanın gözleri tülbentle bağlanır. Boğa, tosun gibi büyük baş hayvanların kolay kesilebilmesi için çengele asılması caizdir. Sonra kurbanlık hayvan, kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür, Boğazı çukurun kenarına getirilir. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, sol  arka ayağı ortaya gelecek ve ön iki ayaklarda iki kenara gelcek şekilde ayaklar birleştirilip bu üçü bağlanır, ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
<br />
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnni veccehtu vechiye lillezi fatares semavati vel arda hanifen ve ma ene minel muşrikin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 79)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ <br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi`l-âlemin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 162)</span></span><br />
<br />
Bu ayetlerden sonra, 3 defa <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahü ekber Allahü ekber. Lâ ilâhe İllâllahü vellahü ekber. Allahü ekber ve lillâhil hamd."</span></span> şeklinde tekbir getirillir ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Bismillâhi Allahü Ekber"</span> </span> denilerek Besmele çektikten sonra,dikkat sadece besmele değil tekbirli besemele yani "Bismillâhi Allahü Ekber" denir, başka dünya kelamı etmeden ve, başka iş  ile meşgul olmadan, hemen hazırlanan keskin bıçak, hayvanın boynuna çalınır. Besmele unutulursa zararı olmaz. Kasten Besmelesiz kesmek haramdır.<br />
<br />
Hayvanın boğazında yemek borusu, nefes borusu ve iki yanda birer kan damarı vardır. Bu iki damar ve yemek borusu, nefes borusu bir anda kesilmelidir. ve gırtlağın arka tarafında, normal omurulik kemiklerinden farklı, ve biraz büyük, ve ortasında içe açılan bir delik bulunan, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GIRTLAK kemiği</span> </span>vardır. Omuriliğin ve onun içinden, sinir teli geçer ki, beyine, ayaklar ve diğer organların hareketini sağlayan, sinyalleri ileten, sinir teli, yani ilik veya mundarilik. Ve son işlem olaraktan, bu kemiğin delik yerinden, o mundarilik kesilerekten,  mundariliğin yukarı ile yani beyin ile bağlantısı koparılır ki, hayvanın alt kısımları ve organları keslirken ve derisi yüzülürken, o organlar ve derisi, beyine sinyal yollayıpta, acı çekmesin diye, baglantı koparılır, aynen elektrik tesisatındaki, ana sigorta veya şartelin kapatılması gibi, veya bilgisayrarın netzwerk kablosunun fişten çekilirekten internet bağlantsının kesilmesi gibi. Böylece hayvan yüzülürken ve parçalanırken, acı sinyalleri beyne gitmez, ve hayvan acı çekmez. Çünkü kurbanın yüzüldükten sonra en son kafası ayrılır, Yoksa hayvan her bir bıçak darbesini hisseder.<br />
<br />
<br />
Ölüm, insan müdahalesi olmadan kişinin hayatının sona ermesidir. ölüm, Allah indinden Azrail vasıtasıyla gerçekleştirilir. Allah, «De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz” buyurmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyin ölümü hayatın sonudur</span></span><br />
<br />
Delilleri: İnsan hayatı mevcudiyet ve ademiyet olarak beyin ile irtibatlıdır. Fukaha, kesilen hayvanın hareket etmesini onun tam anlamıyla hayata sahip olduğunu gösteren bir delil olarak itibara almaz. Bu meseleyi konunun uzmanlarına (ehli zikr) sormak gerekir. Tabipler beyin ölümünün nihai ölüm anlamına geldiğini söylemektedirler. Ruh bedene beyin vasıtasıyla hükmeder. Eğer beyindeki en önemli kısım olan beyin sapı fonksiyonunu kaybederse ruhun beden üzerindeki kontrolü sona erer, ruh bedenden çıkar ve Azrail ruhu kabzeder.<br />
<br />
Ölüm anı ve ölüm sonrasında yaşananlarla ilgili sürdürülen çalışmalar dahilinde de vücudun verdiği tepkiler gözlemlendi. Ortaya çıkan sonuçsa pek çok kişiyi ürküttü..[1]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öldükten sonra neler oluyor?</span></span><br />
<br />
ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia ölümden sonra beynin çalışmaya devam ettiğini söyledi.<br />
<br />
Ölümden sonra hayat var mı? sorusunu gündeme getiren olay Kanada'da yaşanmıştı. Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Açıklanamayan vakada, hastanın ölmesinden sonra beyin aktivitesi 10 dakika boyunca kaydedilmişti.<br />
<br />
Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Ölümden sonra beynin çalıştığını iddia eden bir diğer bilgi de ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia'dan geldi. Dr. Parnia'ya göre ölümden sonra beyin çalışmaya devam ediyor.<br />
Dr. Parnia, "Beyin öldükten sonra da çalışmaya devam ediyor, insanlar öldüklerinin farkında oluyorlar" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
Bir kişinin bilincinin öldükten sonra da devam ettiğini keşfeden uzmanlar, kalbi duran yani teknik olarak ölen sonra yeniden canlandırılan 330 hastadan 140'ı üzerinde bir araştırma gerçekleştirdi.<br />
Araştırmaya göre; bu kişilerin yüzde 39'unun kalbi durduktan sonra bilinçlerinin bir dereceye kadar açık olduğu belirtildi.<br />
Kalbi yeniden çalıştırılan bu kişiler bir süre etraflarında olan biteni görüyor, duyuyor ve sağlık görevlilerinin kendisi için 'öldü' dediğini dahi işitebiliyor.<br />
Kalp durduğunda beyne kan gitmiyor ve beyin sapı refleksleri de ortadan kalkıyor.<br />
Beynin korteks adı verilen, şuurdan ve beş duyu ile elde edilen bilgilerin işlenmesinden sorumlu olan kısmı da kalp durduktan sonraki 2-20 saniye hiçbir aktivite göstermiyor yani beyin dalgaları ortadan kalkıyor.<br />
<br />
Beyin hücrelerinde ölümle sonuçlanacak olan bir dizi değişiklikler başlıyor ama beynin tamamen ölmesi kalp durduktan birkaç saat sonra gerçekleşiyor.[2]<br />
<br />
işte bu yüzden,  hayvan ölsede, beyni daha iki üç saat haala aktif durumda, ve sinirlerdeki bağlantı kopmayınca da, vücudun diğer organlarındaki acı hissi, haala beyne iletilmeye devam etmekde. çünkü evdeki elektrik hattı sökülmedikce, veya bağlantı kesilmedikce, veya ana sigorta veya şartelin kapatılması ile ancak bağlantı kesilir, yoksa hattın ucundaki bir cihazın yada lambanın bozulması, elektriğin o cihaza kadar iletilmediğinin alameti değildir, hat sadece o bozuk cihazda kesilmiştir, diğer heryerde nasıl elektrik akımı ve fonksiyon devam ettiği gibi, yani mutfak lambası defekt olup patlayınca, oturma odasındaki lambada yanmıyor değil, yada mutfaktaki elektrikli fırın calışmıyor değil, değilmi? aynen böyle, hayvanın boğazının, ve nefes borusunun, ve damarlarının kesilmesi ilede, beyin hemen ölmez, sinirler yani kablolar sabit olduğu müdetce, işte beyine sinyaller gitmeye devam eder, o yüzden mundarilik, yani kemiklerin içinden geçen sinir sistemi teli yada <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">biyolojik elektrik kablosu</span> </span>(mundar ilik) kesilerekten, hayvanın yüzülürken acıyı hissetmemesi sağlanmlıdır. Çünkü dini edeb ve usulde, Kurban edilen hayvanın kafası, bedeninden, en son koparılmalıdır. Zaten o yüzden dışarda kendi ölmüş bir hayvana bizler mundar deriz, ve o et yenmez, mundardır,  mundar et yenmez, haramdır deriz, çünkü onun mundar iliği kesilmediği için, mundar olmuştur. Ve eğer tüfekle vurulan bir ördeği, köpek tutup gelse bile, daha can çıkmadan, hemen avcının işte besmele ve tekbir ile boğazını koparması gerekir, işte zaten hayvanlarda, o resimdeki gösterdiğim, mundar iligini kesebilcek deliği olan kemik, ancak ehil ve eti yenen hayvanlarda mevcuttur, ve domuz gibi hepten mundar hayvanlarda zaten mevcutta değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Bayramı</span></span><br />
<br />
Bu Sene bana bir gece hanım hilali gösterdi, o gece 30 Temmuz 2019 du, ve o gece Zilkadenin hilalinin son gecesiydi, hata tam hilal bile değildi, sadece bir kaç saati kalmış bir hilal idi. yani öyle olunca,  bu sene zilkade ile zilhicce arasında ictima, yani hilalin kaybolması yok. ve öylede olunca, ben gördükten bir kaç saat sonra, zilhiccenin biri demekti bu, ve 31 Temmuz 2019, 1 Zilhicce ise, o zaman 8 Ağustos 2019 Perşembe, akşam güneş batmadan 15 dakika önce de, erafe idi, ve tabiki 9 Ağustos 2019 Cuma da, Kurban Bayramının birinci günü idi, ve bugün Cumartesi ve ikinci gün.  <br />
<br />
Allah kurbanlarınızı kabul etsin, Haclarınızı kabul etsin, ve iyilik ve ihsanlarınızı kabul etsin, Bayramınızı da Mübarek etsin. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teşrik Tekbirlerini unutmayınız.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI YAPILAN SAYFALAR</span></span><br />
<br />
[1] gercekhayat<br />
[2] mynet<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 06 Ağustos 2019 Salı <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 06 Ağustos 2019)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Onun  yani kestiğiniz kurbanların, etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat  onun ile sizden O’na (Allah a), ancak takvanız ulaşır. (Allah’ın emirlerine teslim olmanız ulaşır.)<br />
Böylece onları sizin hizmetinize verdidiğinden dolayı ve size de doğru yolu gösterdiğinden dolayı, Allah’ın büyüklüğünü tanıyasınız diye. Allahın kullarına bolca İyilik ve ihsanda bulunanaları, varacakları cennet ile müjdele.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Kurban Bayramına şahid oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu:<br />
<br />
‘Bismillahi Allahu Ekber' dedi ve kendi eliyle kesti.”<br />
<br />
Duanın Manası: “O Allah’ki , o en büyüktür. (Allahin öyle bir ismi ve kuvveti vardır ki, o ismi ve kuvveti en büyüktür) ”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud 2810, Tirmizi 1521, Ahmed 14901)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır  Yani Hesabı En iyi Bilen Allah tır</span></span><br />
<br />
Din kardeşimizin bir tanesi diyor ki : matrixteki sanal alem gerçek mi? bunun ile Allah'ın ve yarattıklarını hiçe saymak anlamı çıkmıyor mu? yani Allah'ın yarattığı meyveler sebzeler hayvanlar insanlar hepsi yok mu? hiç mi diye sorguluyor ve soruyor.<br />
<br />
cevabın da da, Kendisinin de ifade ettiği üzere, Allah ın her şeyi hesap bile Yarattım buyurduğu kısma geliyor oradan ötesini bizde Şöyle yorum  getiriyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesaba göre yapandır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 86. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Her şeyin arka planında, elementlerdeki atomların titreşimi sebebiyle bir frekans var. Frekans ise sayısal bir değer, yani titreşim aralığı, sık veya seyrek titreşim  ve bunu sayısal değere çevirdiğimiz zaman, görmek, duymak, konuşmak, Her şey bir sayısal ve frekans yapısında, titreşim yapısında. Öyle olunca, aynı bilgisayarın arka planında sıfır ve birlerden oluştuğu gibi, bütün ses, görüntü aynı frekans halinde, zaten bilgisayara bu sistemi kopyalamışlar zaten, insan yapısındaki sistemi bilgisayarı keşfettiklerinde, zaten aynısını bilgisayara kopyalamışlar. Bilgisayarda Herşey sanal, konuşmak, bakmak, renkler, ses, video, görüntü, hepsi arka planda sıfır ve birlerden  oluşuyor. Allah da işte buyuruyor ki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"her şeyi hesap ile yaptık."</span></span> Allah'ın hesab ile yapması, karmaşayı ortadan kaldırıyor, arka planda bir hesabın olması, sıfır ve birlerden olması, frekans yapısının olması, Kainattaki karmaşayı ortadan kaldırıyor.<br />
<br />
<br />
Mesela bir ağacın yaprak ve dal olaraktan büyümesi, gelişmesinde, ne kadar bir harika özellik ve ahenk var. Bir tarafı bir tarafından şöyle çıkıntılı olmuyor, dengeli bir şekilde büyüme yapıyor, Altın Oran deniyor Buna. O da Allah'ın koyduğu bir hesap ile, bir hesaba göre, bir sayısal değere göre büyüme yapıyor. Bir çiçek yapraklarını, o sayısal değere göre açıyor, dengeli şekilde, göze güzel hitap eden şekilde.<br />
<br />
Yine mesela güneşin doğup batması, Güneş Hiçbir gün demiyor ki, "bugün şu köşeden doğayım" yarında  "öbür köşeden Doğayım" bugün de şu tarafa saklanayım da şu taraftan çıkayım demiyor. her gün dengeli bir şekilde doğudan doğup, Batıdan Batıyor. yani bir denge var. sayısal bir düzen  intizam ve mizan var. Bir hesap ilmi var, arka planda bir hesap ay sene gün hafta mevsim  hepsi bir hesap değil mi, bir matematik var, Her şey öyle. insanoğlunun kendi yaptığı şişe, cam, bardak da bile altın orana uyulduğu zaman, dengeli  ve Göze hitap ediyor. ve o yüzden o matrix'teki sanal gerçeklik Aslında doğru, ama Allah ın arka planda, kainatı sayısal olarak, ve frekansal olaraktan yaratması, maddenin olmadığını ifade etmiyor. Madde Yok değil, işte o titreşimlerin sıklık veya seyrekliği, maddenin katı, sıvı, veya gaz gibi hallerde bize gözükmesini sağlıyor. çok sık titreşen bir madde, demir gibi sert bir madde olarak karşımıza çıkıyor, seyrek titreşen bir madde de, oksijen gibi, hidrojen gibi, Gaz halindeki maddeler olaraktan, karşıyı bile görebildiğimiz saydam maddeler ve elementler halinde ortaya çıkıyor, Ve bize tezahür ediyor, bizim gözümüzde gözüküyor. Yoksa madde var.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ وَمِنَ الأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve huvellezî enşee cennâtin ma’rûşâtin ve gayra ma’rûşâtin ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytûne ver rummâne muteşâbihen ve gayra muteşâbih(muteşâbihin), kulû min semerihî izâ esmere ve âtû hakkahu yevme hasâdihî ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhibbul musrifîn. Ve minel en’âmi hamûleten ve ferşâ(ferşan), kulû mimmâ razakakumullâhu ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni),innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, yenilen çeşitli ekinleri,birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları yaratan O’dur. Ürün verdiği zaman, onun ürününden yeyin. Onun hasad edildiği gün, onun hakkını verin. İsraf (ziyan) etmeyin. Muhakkak ki; O, müsrifleri (israf edenleri) sevmez. Hayvanlardan yük taşıyanlar ve kesim hayvanı olanlar var. Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (kesim hayvanlarından) yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 141 ve 142. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Hayvanları Allah yarattı, Adem'i yarattım diyor Adem'i yaratmadımı <br />
<br />
"And olsun biz insanı kuru bir çamurdan, suretlenmîş balçıktan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hicr, 15/26)</span></span><br />
<br />
"O insanı (Âdemi) bardak gibi (çınlayan) kupkuru bir balçıktan yarattı." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rahman, 55/14)</span></span><br />
<br />
"Yaratılışta kendileri mi daha kuvvetli yoksa bizim yarattıklarımız mı? Hakikat biz onları cıvık bir çamurdan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Saffat, 37/11)</span></span><br />
<br />
"Ki o, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdemi) yaratmaya da çamurdan başlayandır." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Secde, 32/7)</span></span><br />
<br />
"And olsun biz insanı (Âdemi) çamurdan (süzülmüş) bir hulâsadan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Mü'minun, 23/12)</span></span><br />
<br />
"O, sîzi çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir edendir." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enam, 6/2)</span></span><br />
<br />
"Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ, 20/55)</span></span><br />
<br />
"Sizi bir topraktan yaratmış olması O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa yayılır) bir beşer oldunuz." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rum, 30/20)</span></span><br />
<br />
o zaman matrixe göre hani biz  sadece sayısal mı varız, Adem ve İnsanoğlu diye bir şey yok mu?<br />
<br />
Hayır öyle değil, her şey var, yaratan, var eden, yoktan var eden Allah, her şey var, fakat arka planda, kainatın dengeli şekilde yürümesi ve devam etmesi için, Allah bir Sayısal değer koymuş, matematiği  bilen insanın zaten kafayı yeme mesi elde değildir. Yani kafayı yememek elde değildir, Çünkü insan, Allah'ın yaptığı matematiksel mucizeleri gördüğü zaman şaşırmaması <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahu Ekber"</span></span> deme mesi zaten elde değildir. Rabbim ne güzel bilmiş de yapmış da böyle her şeye bir hesap koymuş, her şeye. her şey o şekilde dengeli bir halde Seyran etmek de kainatta, yoksa dediğim gibi, güneş bugün şu köşeden doğardı, yarın başka köşeden doğardı da, doğu batı diye bir bilgimiz olmazdı, doğu ve batı olduğu zaman, biz seyahat edeceğimiz zaman, doğuya veya batıya gideceğimizi bilebiliyoruz, ki hangi tarafa gittiğimizi, mesela Amerika'ya İngiltere'ye gittiğimizi bile  bilebiliyoruz, işte Güneş Eğer dengesiz şekilde de olsa ve doğsa,  yön bilgimiz olmazdı, ve düzensiz bir yön bilgimiz olurdu, Ne yana gideceğimizi bilemezdik, Allah ki bu hesabı yapmış ta, bu dengeyi koymuş ta, Güneş her gün doğudan doğuyor, batıdan batıyor da, bizim yön bilgimiz doğru, ve sayısal değerlere çıkıyor. hakeza hakeza. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
 Musevi bir vaizden dinlediğim son  vaaz konusu <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ben mi önemliyim, yoksa hedefim, amacım, gayem, dava mı önemli"</span></span><br />
<br />
Tabii o vaizin kendi görüşü, ve oradaki Meclisi'nde bulunanların görüşü kendisine ait, Ben de bu konudaki görüşümü şu şekilde beyan ediyorum:<br />
<br />
 Allah peygamberler gönderdi ki,  insanlık davasının belli bir hedefe varmasını istemiş. Başta Adem atamız var, ve Adem atamız belli bir süreden sonra ölmüş, yerine Şit Aleyhisselam peygamber olaraktan geçmiş. Baştan zaten olay açık. Önemli olan dava diyor, kişıler değil yoksa Hz. Adem ölmezdi. Buraya baktığımız zaman, Önemli olan insanlık davası, insanlık ve insan olmak, insan kalmak, insanın en iyi seviyeye çıkması, yaratıldığı en güzel hedefe varması, yaratıldığı gibi güzel bir hedefe varması. Allah öyle diyor ya, onu en güzel şekilde yarattık, sonra aşağıya indirdik, aşağıdan yukarıya çıkmasını bekliyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Muhakkak ki Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Dedik İşte, biz en yukardayız, Hani yukarı baktığımız zaman, Sema'yı, Biz gökyüzüne baktığımız zaman, Sema görüyoruz, Geçenki vaazda anlattığım mesela, Peki gökyüzü hangi tarafa, aşağımı yukarımı, sağ mı sol mu yukarı doğru mu ne anlayacağız. Avustralya'daki aşağı indiği zaman, yukarı çıkmış olacak. kanada'daki yukarı çıktığı zaman, yukarı çıkmış olacak, ekvatordaki, yan gittiği zaman yukarı çıkmış olacak. peki Yukarısı neresi, Tin Suresinde,  "onu en aşağıya indirdik" diyor. merdivenden indirilişin, Bir de merdivenden çıkması var değil mi? zamanımız Mehdi vakti, ve altın çağ, her şeyin en güzel olduğu yer, o zaman çıkılacak yere çıkmışız. insanoğlu geldiği yere geri dönmüş, insanoğlu,  Adem atamızın kovulduğu yere geri dönmüş, kovulduğu cennete geri dönmüş, şu anki nimetler hiçbir vakit de yok aşağı katlarda, ha gerçekten çıkmış mıyız? daha bundan ötesi var mıdır bilmiyorum, Allahu alem, Buradan daha ötesi var mıdır, onu Allah biliyor, ama Adem meşaleyi şide devretmiş, şid Nuha devretmiş, Nuh İbrahim'e devretmiş….<br />
<br />
Hepsi o dava uğrunda canlarını feda etmiş mi? etmiş. Demek ki şahıslar önemli değilmiş, Önemli olan insanın merdivenden tekrar yukarı çıkması mıymış. öyle zannediyorsun, şahıslar önemli değil, önemli olan Hedef. Peki Hedefte onlar olmayacaksa, neyin uğruna canlarını feda ettiler. Bak Burada, şu anda, ibrahimler da var, Adem lerde var, musa larda var, o zaman hepimiz hedefe çıkmışız, şahıslarda önemliymiş, ama başlangıçta, meşaleyi bir öteye devretmek var. En son nokta Mehdi, kainatın çekirdeği, şimdiye kadar dava önemliydi, şahıs önemli değildi, Mehdiye kadar, bayrak mehdiye teslim edilesiye kadar, herkes ölüp, vefat edip, bayrağı bir öteye taşıyordu. Peki bayrak Mehdiye geçti mi ne olacak? Ondan ötesi yok, Mehdi en son nokta, artık bayrak mehdiye geçti mi ne olacak? peki onun davası ne? Mehdi vakti en zirvede zaten. Artık ağaç meyve verdi ve, meyvenin içinde de çekirdek dürüdü, Mehdi de davasını sürdü, insanları böyle güzel hale, güzel vakitlere, ve uyanık hale getirdi. ve meyve deki çekirdek de olgun hale geldi, Mehdi de olgun bir insan oldu, yani artık her şeye aklı erer hale geldi, 40 yaşını geçti, Peki ne olacak bundan sonra, hala bayrağı başkasına mı teslim edecek, Mehdi de bayrağı başkasını mı teslim edecek, daha ötesi var mı ondan daha önemli kimse burada varmı artık. hangi dava, artık nereye gideceğiz, Buradan sonra, kainatı yok etme, yıkma ve kıyametin kopması mı? amaç bu muydu, bizim bütün  gayretimiz, canımızı feda etmelerimiz kıyameti koparmak için miydi? amaç bu değil. Amaç İnsanlığın en güzel noktaya, zirveye çıkmasaydı. zirveye çıktık, o zaman, kıyamet ne? Kıyam etmek, ayaklanmak, ayağa kalkmak, şimdi Hepsi, O canını feda edenlerin hepsi, Ayaklandılar ayağa kalktılar. Şimdi kıyam ettik artık.<br />
<br />
Mesela elma yiyen birisi, Eğer Elma'daki vitaminleri almak için yiyorsa, onun içindeki çekirdek, Onun için çöptür, çekirdeğin Hiçbir önemi yoktur, tükürür Atar, çöpe atar. Halbuki ağaç özendi bezendi, içine çekirdek diye bir şey koydu, elmanın içinde çekirdek diye bir şey meydana getirdi. sen Ben elmayı yiyoruz, çekirdeğini çöpe atıyoruz, bizim için bir önemi yok, o bir çöp niteliğinde. Mehdi'nin durumu ne burada? Mehdi kainatın çekirdeği. Bazısı için Mehdi Çöpten bir adam, önemsiz, kayda değer olmayan, uyduruk masallar okuyan,  göbeğini kaşıyan adamın birisi, önemsiz, değersiz, dedikya hani elmanın çekirdeği gibi, gayesi elma yemek  olan adamın, Çekirdekten faydası ne olsun ki, çekirdeğin de o na faydasını  ne olsun? Böyle düşünen bir adamın, Mehdiye faydası ne olsun? Mehdi'nin gayesine amacına, o bütün peygamberlerin amacına gayesine, O ağacın amacına, gayesine, hizmeti ne olsun böyle düşünen bir adamın. ama botanikçi bir amca,  yada bahçeci bitkici bir amca, ağaç dikmek isteyen, elma bahçesi ormanı yapmak isteyen, dünyada elma ormanları bitmesin diye düşünen bir amca, iyi bir elmanın, İyi çekirdeklerini de, elma yedikten sonra ayırır, kurutur, Ondan sonra, vakti geldi miydi, Onu Diker, yeniden elma ağacına döndürür. onun için de, o çekirdek önemlidir. onun için de, üstündeki elmayı, icap ederse, Soyar Keser hayvanlara yem eder, Kendisi bile yemez, onun için de önemli olan çekirdek dir. Çünkü onun gayesi, elma ormanı yapıp, elma satıp, para kazanmak da olabilir. iki farklı görüş. iki farklı amaç. iki farklı gaye, hangisinin gayesi yanlış? burada elma yiyen amca, elmadan alacağı vitaminleri düşünüyor, sağlığını düşünüyor, yanlış mı? bu şekil de düşünüyor diye, onun için  çekirdek önemli bir şey değil.  Tamam kabul ettik.<br />
<br />
ikinci adamda elma ticareti yapmak istiyor, o zaman elma bahçesi meydana getirmek istiyor. Bu adamda pazardan almış elmaları, elmaları kesip kesip, içindeki çekirdeklere önem veriyor, Bir de gidip kaliteli elma alıyor, elmanın iyisini seçiyor, çeşitlerini seçiyor, şu elma şu elmadan, şu elma şu elma dan  diye çekirdekleri ayırıyor, sortieren ediyor. Sonra da onları dikiyor, elma bahçesi meydana getiriyor. Oradan da yine, elmaları satıp zengin olacak, bununki de bir amaç ve Gaye, doğru mu? kendince doğru. işte Mehdi bekleyenin durumu da böyle bir şey. Kainat çekirdek verdi, artık özünü buldu, Altınçağa ulaştı.<br />
<br />
ulaştı ya, artık Mehdi'nin bir önemi yok, artık oraya ulaştı ya, artık o (Mehdi) değersiz orada. oldu mu bu? Halbuki o çekirdeğin içindesiniz, zaten Mehdi'nin içindesiniz siz. Mehdi var ise, siz varsınız zaten, ama bilmiyor ki bunu, ulaşılacak yerin çekirdek olduğunu, çekirdeğinde Mehdi olduğunu bilmiyor ki, Kimisi kabuğuna bakıyor,  ve Ademde, Musa da, Muhammed de kaldı. kimisi de çekirdeğine bakıyor, daha bayrağın varacağı yere bakıyor. Halbuki orasıda burada ve burası işte.  kimisinin amacı para ve, O na mehdiye bakip, Bundan iyi para kazanırız diye hesap ediyor. hepsinin amacı var, ama Allah'ın da bir amacı gayesi vardı, Mehdi dünyaya göndermek te, kainatı yaratırken, ona çekirdek vermek de, Allah'ın da bir amacı vardı, Ademi aşağı indirmek de de bir amacı vardı, Evet artık kim Mehdi'nin amacına hizmet eder, kimde kendi derdine düşer size bırakıyorum. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesela alkolün ve yasaklığı sebebi</span></span><br />
<br />
 insanoğlu doğaya baktı ki, üzümü iyileştir di, kendi bahçesinde kendi yetiştirmeye başladı.<br />
Daha sonra onu muhafaza etmenin yollarını aradı, kurutmayı buldu, suyunu çıkarıp şerbet yapmasını buldu. Fakat şeytan boş durmuyordu. Allah meyveleri yediğimiz zaman, midemizde, onları alkole çeviriyordu. Midemizi bunu, içeride, laboratuvar ortamında, alkole, vücuda yararlı alkole çeviriyordu. Bunu  insanın içini dışını gezen şeytan, insanın ilk yaratıldığında içini dışını gezen şeytan, bildi ve öğrendi. Daha sonra da, dünyaya indikten sonrada içine girmeye başladı, içeride ne olup bitiyor, girip bakıyor, görüyordu ki, içerde alkole çevriliyor, ve bunu dışarıda çevirmesini öğretti insanoğluna, Allah'ın yaptığını ben de yaparım dedi. Haşa Bu hikayede amacı bu, Allah'ın yaptığını, ben de insanlara yaptırırım dedi ve, insanlara üzümü ezip şıra yapmasını öğretti.  üzüm şırası biraz bekleyince, faydalı sirke oluyordu, denedi olmadı. biraz daha bekleyince alkol oldu. ama laboratuvar ortamında, yani vücudun içinde, alkol halini alan bir meyve, vücudu sarhoş etmiyordu, laboratuvar ortamının dışında yapılan alkol, dışarıdan tepkiler gördüğü için, başka bakteriler onun içine karıştığı için, insana sarhoşluk verdi. Kendini unutturma sını  sağladi, kendini unutan İnsanoğlu da, ne yaptığını bilmez işler yaptı. Halbuki Allah'ın yöntemi, onu, insan bedenindeki hassas laboratuvar ortamında alkole çeviriyordu, bu nuda keşfettiler, damıtma diye bir şey keşfetti, dedi acaba o şekilde olacak mı? bu sefer de bira ve  birakeşler  doğdu, damıtma biralar, o da aynı şekilde, o da sarhoşluk verdi, Allah'ın yaptığının tersiydi oda. şeytan ne kadar uğraştı ise de, Allah'ın midede yaptığını başaramadı, yenik düştü burada, yenik  düşmeye de mahkum zaten.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ  اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ  وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “O Allah, Bir’dir Tek’tir.” “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” O, doğrulmamış ve doğrultulmamıştır. (O nun bir anne babası yoktur).  “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İHLAS Suresi 1,2,3 ve  4. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 Allah, ikinci bir Allah'ı kabul etmiyor, Evet halife yaratmış ama, halife kendisi  gibi demek değil. Koltuğuna göz dikeni, hedefine vardırtmıyor çıkartmıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve bunu da şu örnekle açıklayayım:</span></span><br />
<br />
Mesela insanoğlunun C vitaminine ihtiyacı var, ve biz C vitaminini, sanal yada suni ortamda meydana getirebildik, o zaman portakala ihtiyaç yok, portakalın kabuğuna da ihtiyaç yok, portakalın çekirdeğine de ihtiyaç yok. Ne lazım? sadece sıvı içindeki, o sıvı C vitamini ve  onu tutan suya ihtiyacımız var. Biz bunu laboratuvar ortamında, suni ortamda meydana getirdiğimiz zaman, kabuk çöp, çekirdek çöp, kabuğun üstündeki asit çöp,  Nasıl alacaksın, Nasıl  yetiştireceksin böyle bir meyavayı doğada,  portakalın sadece içini vitamin olaraktan insana veriyoruz, Evet bugün bu Keşfolmuş, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sandoz tabletleri</span></span> diye bir şey var. Eee sen C vitaminini direk alıyorsun, portakala gerek yok, biraz su kattıkmıyıdı, sıvıyla aldın mıydı, vücuduna gerekli olan C vitamini almış oluyorsun, ama Allah'ın bize verdiği gibi oluyor mu? olmuyor, ona yakın  minvalde oluyor.<br />
<br />
Ve bunun da bazı zararlarının olduğu ortaya çıktı, Halbuki Allah  portakalın kabuğundaki asidine ayrı bir hikmet saklamış, altındaki o turuncu kabuğu ayrı bir hikmet saklamış, onun altındaki kavucuk gibi yere başka bir hikmet saklamış, Hatta hatta ortasından geçen o eksene ayrı bir hikmet saklamış. Aynen üzümün pekmez olması, sirke olması, şarap olması, hatta pekmez katıp helva olması, ayrı ayrı tatlar, ve ayrı faydaları var, sirkenin faydası, pekmezde yok, pekmezin faydası da, helvada yok, Öyle olunca Allah zinciri Zincire bağlamış, Sen zincirden birisini aldığın zaman, zincirin alt kısmı kopup aşağıya düşüyor, ve sistem bozuluyor.<br />
<br />
Biz Mars'a gideceğiz, Orada koloni oluşturacağız, Bilmem bitki üreteceğiz hikayeleri fasa fiso. işte uzaydaki adam, Portakal Ağacı yetiştiremeyince, portakaldan alacağımız bütün hizmetleri alamayız, yine koyun olmadan üretilen etten, koyundan aldığımız, Ne tadı alırız, ne faydayı alabiliriz, inekten ürettiğimiz süt ile, suni yöntem ile ürettiğimiz süt aynı değil, hani soya sütü diye bir şey çıkardılar ya, soya sütü, inekten aldığımız süt ile aynı değil, Yine Mısır şekeri çıkardılar, Mısır şekeri ile, pancar şekeri  aynı değil, çünkü aynı olsaydı, Allah Mısır ile pancarı ayrı ayrı yaratmazdı ki.  Allah'ı dangalak mı zannettin ahmak, niye ayrı ayrı yaratmış, iki farklı  bitki, sirke ile nasıl pekmez aynı değilse, pancar ile Mısır'da aynı değil, ondan üretilen Şeker ile dieğerinden üretilen Şeker de aynı değil.<br />
<br />
 Allah'ın koyduğu düzeni bozduk artık, Allah'ın bize ikram ettiği dünyayı bozarsak, işte böyle Mars ararız.  Mars'ta  da ters geliriz o zaman.Tavlada Mars ada 2 Mars biters Derler ya tavla oyununda.<br />
<br />
Mars yenilmek demektir tavlada. dünyanın kıymetini bilin, dünyanın kıymetini,  Marsa gitmeye ne hacet, yoksa yeniliriz işte böyle.<br />
<br />
Allah, insanlarda da, kainatta da, bir düzen, bir nizam, bir hesap ilmi, ve bir sistem koymuş, fakat o bozulunca..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesela gözlük ne zaman çıktı? ve neden lazım oldu?</span></span><br />
<br />
 Yazı bulunduktan sonra, gözler, karınca gibi harfleri okuyabilmek için, bir küçülüyor odaklanıyordu, bir de etrafa baktığımız zaman annene, babana, deftere, kitaba, televizyona  bakıp odaklandığında da büyüyordu mercek. bir küçük, bir büyük, bir küçük, bir büyük, derken lastiklerin sünmesi gibi, gözlerin kasları da, Sünüp sonra toparlanma maya başladı, odaklan ma maya başladı. çünkü lastik artık  laşkaya  döndü. Öyle olunca gözlük diye bir şey bulduk, odaklanma yerinde de göze destek verdik. Böylece zannederiz ki gözlük  ile gözü tedavi ettik!!  Halbuki lastik yine bozuk, toparlanmıyor, gözlük o işi görmüyor, gözün tedavisi başka bir şey. sonra biraz daha ilerledik gözün üstündeki mercek suru kesip, tedavi ettik zannettik. O da tedavi değil, gözün parçası koparıldıktan sonra göz tedavi olmaz, sonra yeniden aynı hastalık türemeye başladı. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burada yine tıpçılara  ve ilaç Sanayisine bir ışık tutayım :</span></span><br />
<br />
Gözün tedavisi, göz kaslarını güçlendirmek de, tedavisinin sırrı, gözdeki ve gözün etrafındaki,  göz kaslarını güçlendirmek de yatıyor. Onun kaslarını tekrar güçlendirip eskisi gibi sünmesini yani elastikeyini kazandırınca, odaklanmadaki gibi, geniş ve dar çerçeveyi oluşturduğu zaman, elastikiyeti tekrar eski haline döndüğü zaman, kaslar çalıştığında, göz tedavi olmuştur. sadece kasların geri eski kuvvetini kazanmasını sağlamak gerekiyor. oda vitaminlerle, biyolojik gıdalarla mümkün, oradaki kasların yapısını oluşturan maddelerin hangi bitkilerde olduğunu, ve o bitkiyi nasil  vücuda almamız gerektiğini öğrendiğimizde. o gıdalar Neyse, onlar ile  onu, yani gözü desteklediğiniz zaman, göz tedavi olmuş olacak. yoksa ne kesmek, ne gözlük bunun çaresi değil.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yiine başka bir konu</span></span><br />
<br />
Bu konu ile ilgili bir konu açtım Forum'a, kurban vakti geldi ve, bütün derneklerin gözü, milletin cebine indi, cebindeki parayı, O diyor ben alayım, Beriki diyor ben alayım, ve reklamlar filan gırla gidiyor.<br />
<br />
Bakıyorsun Hepsi de Allah adamı gibi görnüyor!  Hayır yapıyorlar gibi!! <br />
<br />
Hayır hayır hepsinin gayesi de amaçları da, cepleri ve para kazanmak,  internetten Almanca arattığınız zaman mesela ben Nijerya yı ele aldım. Nijerya'da yiyecek, içecek ve günlük harcamaların, giderlerin ne olduğunu, Turist rehberi sayfasının birisinde listelenmişler. orada yani, Nijerya da, bir kilo et, ister bu sığır eti olsun, ister koyun eti olsun ve benzeri etin  kilosu 1,38 Naire imiş, yani Nijerya parası, bir buçuk Naire bile değil. 1 Nijerya parası  2.5 cent  yapıyor veya 15.5 Türk kuruşu ediyor.<br />
<br />
Ve ben burada  cok zaman cok koyun koç kestiğim için biliyorum, Kurbanda da kestim, saari zaman yemek için de kestim, ve biz buralarda eskiden helal et bulamadigmiz için, zaten kendin kesmek zorundaydin, kasap, türk kasap falan yoktu eskiden buralarda. ve bir koyunu kestiğin zaman, onun kemikli eti, iyi bir koyun olsa bile en fazla hadi diyelim 25-26 kilo gelirdi, ve ben ortalam bunu 20 kilo olarak ele alsam, 1,5 Naire den 20 kilosu 20 çarpı bir buçuk  30 Naire, yani 30 Nijerya parası, oda 2 cent ile çarptığımız zaman 0,075 cent yapiyor bir euro bil degil  Türk lirasi ile ise  20 kilo çarpı 15.5 Türk kuruşu  oda eder 4,5 Türk Lirasi  yani nijeryada bir koyunun parasi 4,5 Türk lirasi yada 0,075 Euro<br />
<br />
yardım dernekleri en ucuz kurbanlık için 65€  ile 80€ istiyorlar <br />
 orada bir kurbani 0,075€ ya aliyorlar ve geri kalan  kurban 65 euroayssa 64 eurosu ceplerine 80 aldilarsa 79 u ceplerine giriyor<br />
biz Kurban kesiyoruz diyen uyanıklarin cebine gidiyor, onu da, bir tane kurban kesti miydi, dağıtıyoruz diyerekten, üç beş kişiye  el kadar et dağıtıyorlar, Gerisini de kestik gösteriyorlar vebali pis günahları  boyunlarına.<br />
kendi maaşlarını çıkarıyorlar , amaçları kendi çıkarları,  neden her Dernek, her tarikat, her İslam'ı Grup, hemen yardım derneği kuruyor? ballı lokmayı hepsi gördü, zaten Bu tarikatlarda benim gördüğüm, yaşadığımı kadarıyla, bunların içine, işin kantininden giripte, Orada çalışan insanlar, Lokman'ın ballı yerini görüyor zaten, o zaman bu uyanıklar, Tarikatı Allah'ın kitabı falan bırakıp, Bu işin para tarafına bakıyorlar. <br />
<br />
Ben, benim eski tarikattaki arkadaşlarımdan, hic et kesmesini bilmeyene, kurban kesmesini öğrettim, adam Kasap oldu çıktı, para kazanıyor. oradan işi paraya çevirdi. Sofilerin  Kasabı oldu çıktı.<br />
<br />
Yine birisine su tesisati nasıl yapılır öğrettim,  Sofilerin su işlerini tamir eden Sucu oldu çıktı.<br />
<br />
Yani Lokman'ın ballı yerini gören, bu işte ticarete atılıp, Bu işin para tarafına bakıyor, parsadanı götürmeyi öğreniyorlar. işte burada da kurban işinin nasıl bir ballı lokma  olduğunu görenlerin hepsinin ağzının suyu aktı,  o diyor bana gelsin, beriki diyor bana gelsin, yani Müslümanın cebindeki paraya, kurban parasını göz diken hainler bunlar.<br />
<br />
Dergahta imamımız vardı, olmadığı zaman ben geçip, yedek imamlık yapıyordum, para pul almıyordum, O ise parası ile yaptı bu işi, sonunda vize aldi işçi oldu,tekkeyi tarikati dergahi imamlığı filan falan bırakıp kaçtı gitti, amacı gayesi işçi olmak, para kazanmak mış. Bizlere kalmış Allah adamlığı, Allah adanmışlık bizlere kalmış, herkes işin ticari yönünde, derdi Allah olan falan kalmamış.  o zaman da yedek imamdık Şimdi de, parasız imam. ona da 13. imam derler.<br />
<br />
Asıl İmamlar parayı kazandı yaylaya keyfe çıktı, Biz köyde kaldık, yerimizde köyde kaldık.<br />
<br />
<br />
ve dünyada 3 tane ağaç kaldığını farz edelim, ve Soğuk bir kış gelse, o ağaçlarda meyve ağacı olsa, karnımızı onlardan doyuruyor olsak, kış gelince dayanamayacağız bahara kadar diye, o 3 ağacı da kesip, yakıp ısınmak mı lazım, yoksa bir şeyle idare edip, ağaçları korumak mı lazım. dedi ki işte Allah adamlığı mehdi ve askerine kalmış, x ve y bozonu, onu da kesin görün ananızın abdest  çanağını, kış çetin geçecek  Mehdi ve askerinide yakar ısınırsınız, Ondan sonra, gelecek seneye Allah kerim ya, ondan sonra, bana diyecek Söz kaldı mı? akıllı insan iyiyi kötüyü anlayıp fark edecektir zaten.<br />
<br />
 Hani Kızılderililerin Kıyamet senaryosu var ya, son ağaç kuruduğunda, son kuş öttüğünde...<br />
<br />
Hikayeyi bitirip bitirmemek Allah'ın iradesinde, bizim değil, oyuncakları ile oynayan çocuk, artık oynamaktan sıkılıp, karnı Acıkınca, en güzel oyuncak da olsa, oyuncakları bırakıp,  yemek ve yiyecek bir şeyler arayacaktır, mutfağa geçecektir. O zaman bu oyundan sıkıldımıda Allah, bizi yok edip yerimize daha başka bir şeyler yaratmaya kadirdir. Allah bize ne muhtaç, ne de bizden nemalanıyor, biz yokken de Allah vardı, bizden nemalanıyor olsa, Hani matrixteki, bizi pil yerine, enerji yerine kullanıyor olsa, bizden önce enerjisinin ne ile çalıştırıyordu, alakası yok, Allah'ın bize de ihtiyacı yok, Biz gibilerede ihtiyacı yok, dilerse bize cenneti, vaad ettiği cenneti verir, yaşatır. işte Zaten yaşamışız onu da, serüven bittiyse, film bittiyse, daha hala sinemada oturmanın da alemi yok ki. Film Bitti, artık sinemayı terk etme zamanıdır değil mi? o zaman kıyamet koparsa, şaşmamak lazım, Film bitti Aşk bitti yapı paydos, Yani bizim elimizde değil, Allah dilerse kıyameti Yarın koparır, dilerse bize vaad ettiği cenneti verip, sınırsız bir hayat, sınırsız nimet, sınırsız bir ilim verebilir.<br />
<br />
 isterse de hepsini elimizden alıp, aynı atari oynayan çocuğun, atariyi kapatıp, derse geçmesi, ya da yemeğe geçmesi gibi.<br />
<br />
<br />
Kurban Kesiyoruz Adı Altında Yardım Derneklerince Yapılan Büyük Sahtekarlık<br />
<br />
Karoglan Hoca Deşifre Ediyor :<br />
<br />
internetten aratabilir bulabilirsiniz<br />
<br />
Mesela ben nijerya örenegini aldim ve aradim buldum<br />
<br />
yardım DERNEKLERiNDE YAPILAN SAHTEKARLIK<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
yardım KRUMLARINDA EN ucuz kurban fiyati  65 euro yada  80 Euro<br />
<br />
65 euro =26 166 Naire ediyor <br />
<br />
nijeryada 20 kilo et 26 naire ederken<br />
<br />
Yani bir koyun yada sığıra karışmak 26 naire, peki geri kalan 26140 naireyi kimler yiyor?<br />
<br />
zaten orda adam başı bir kurban da dağıtmıyorki bir kac koyun kesip el kadanda et veriyor<br />
VE DAGITTIKLARI ISE BUNUN BELKiDE KIRKDA BiRi KaDAR BiR AVUC KADAR ET,  ADAM VARIPDA KURBANIN HEPSINiDE VERMiYORKi,HEPDEN SAHTEKARLIK<br />
BÜTÜN yardım DERNEKLERIDNE AYNI <br />
<br />
HEPSI RANT VE KOLAY PARA KAZANMANIN YOLU OLARAK BU iŞi YAPIYORLAR.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Nasıl Kesilir? Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Kurban kesiliriken birinci dikkat edilecek husus kesilecek hayvanın eziyet çekmemesini sağlamaktır bunun için İslama Uygun Kurban Nasıl Kesilir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Usulü ile Kurban Nasıl Kesilir?</span></span><br />
<br />
Kurbanlık hayvanı usûlüne uygun olarak rahatça ve fazla eziyet vermeden kesebilmek için, Önce diz boyu çukur kazılır ve keskin ve büyük bir bıçak hazırlanır. Hayvanın göremiyeceği bir yere konur.  Kurbanın gözleri tülbentle bağlanır. Boğa, tosun gibi büyük baş hayvanların kolay kesilebilmesi için çengele asılması caizdir. Sonra kurbanlık hayvan, kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür, Boğazı çukurun kenarına getirilir. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, sol  arka ayağı ortaya gelecek ve ön iki ayaklarda iki kenara gelcek şekilde ayaklar birleştirilip bu üçü bağlanır, ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
<br />
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnni veccehtu vechiye lillezi fatares semavati vel arda hanifen ve ma ene minel muşrikin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 79)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ <br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi`l-âlemin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 162)</span></span><br />
<br />
Bu ayetlerden sonra, 3 defa <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahü ekber Allahü ekber. Lâ ilâhe İllâllahü vellahü ekber. Allahü ekber ve lillâhil hamd."</span></span> şeklinde tekbir getirillir ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Bismillâhi Allahü Ekber"</span> </span> denilerek Besmele çektikten sonra,dikkat sadece besmele değil tekbirli besemele yani "Bismillâhi Allahü Ekber" denir, başka dünya kelamı etmeden ve, başka iş  ile meşgul olmadan, hemen hazırlanan keskin bıçak, hayvanın boynuna çalınır. Besmele unutulursa zararı olmaz. Kasten Besmelesiz kesmek haramdır.<br />
<br />
Hayvanın boğazında yemek borusu, nefes borusu ve iki yanda birer kan damarı vardır. Bu iki damar ve yemek borusu, nefes borusu bir anda kesilmelidir. ve gırtlağın arka tarafında, normal omurulik kemiklerinden farklı, ve biraz büyük, ve ortasında içe açılan bir delik bulunan, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GIRTLAK kemiği</span> </span>vardır. Omuriliğin ve onun içinden, sinir teli geçer ki, beyine, ayaklar ve diğer organların hareketini sağlayan, sinyalleri ileten, sinir teli, yani ilik veya mundarilik. Ve son işlem olaraktan, bu kemiğin delik yerinden, o mundarilik kesilerekten,  mundariliğin yukarı ile yani beyin ile bağlantısı koparılır ki, hayvanın alt kısımları ve organları keslirken ve derisi yüzülürken, o organlar ve derisi, beyine sinyal yollayıpta, acı çekmesin diye, baglantı koparılır, aynen elektrik tesisatındaki, ana sigorta veya şartelin kapatılması gibi, veya bilgisayrarın netzwerk kablosunun fişten çekilirekten internet bağlantsının kesilmesi gibi. Böylece hayvan yüzülürken ve parçalanırken, acı sinyalleri beyne gitmez, ve hayvan acı çekmez. Çünkü kurbanın yüzüldükten sonra en son kafası ayrılır, Yoksa hayvan her bir bıçak darbesini hisseder.<br />
<br />
<br />
Ölüm, insan müdahalesi olmadan kişinin hayatının sona ermesidir. ölüm, Allah indinden Azrail vasıtasıyla gerçekleştirilir. Allah, «De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz” buyurmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyin ölümü hayatın sonudur</span></span><br />
<br />
Delilleri: İnsan hayatı mevcudiyet ve ademiyet olarak beyin ile irtibatlıdır. Fukaha, kesilen hayvanın hareket etmesini onun tam anlamıyla hayata sahip olduğunu gösteren bir delil olarak itibara almaz. Bu meseleyi konunun uzmanlarına (ehli zikr) sormak gerekir. Tabipler beyin ölümünün nihai ölüm anlamına geldiğini söylemektedirler. Ruh bedene beyin vasıtasıyla hükmeder. Eğer beyindeki en önemli kısım olan beyin sapı fonksiyonunu kaybederse ruhun beden üzerindeki kontrolü sona erer, ruh bedenden çıkar ve Azrail ruhu kabzeder.<br />
<br />
Ölüm anı ve ölüm sonrasında yaşananlarla ilgili sürdürülen çalışmalar dahilinde de vücudun verdiği tepkiler gözlemlendi. Ortaya çıkan sonuçsa pek çok kişiyi ürküttü..[1]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öldükten sonra neler oluyor?</span></span><br />
<br />
ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia ölümden sonra beynin çalışmaya devam ettiğini söyledi.<br />
<br />
Ölümden sonra hayat var mı? sorusunu gündeme getiren olay Kanada'da yaşanmıştı. Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Açıklanamayan vakada, hastanın ölmesinden sonra beyin aktivitesi 10 dakika boyunca kaydedilmişti.<br />
<br />
Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Ölümden sonra beynin çalıştığını iddia eden bir diğer bilgi de ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia'dan geldi. Dr. Parnia'ya göre ölümden sonra beyin çalışmaya devam ediyor.<br />
Dr. Parnia, "Beyin öldükten sonra da çalışmaya devam ediyor, insanlar öldüklerinin farkında oluyorlar" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
Bir kişinin bilincinin öldükten sonra da devam ettiğini keşfeden uzmanlar, kalbi duran yani teknik olarak ölen sonra yeniden canlandırılan 330 hastadan 140'ı üzerinde bir araştırma gerçekleştirdi.<br />
Araştırmaya göre; bu kişilerin yüzde 39'unun kalbi durduktan sonra bilinçlerinin bir dereceye kadar açık olduğu belirtildi.<br />
Kalbi yeniden çalıştırılan bu kişiler bir süre etraflarında olan biteni görüyor, duyuyor ve sağlık görevlilerinin kendisi için 'öldü' dediğini dahi işitebiliyor.<br />
Kalp durduğunda beyne kan gitmiyor ve beyin sapı refleksleri de ortadan kalkıyor.<br />
Beynin korteks adı verilen, şuurdan ve beş duyu ile elde edilen bilgilerin işlenmesinden sorumlu olan kısmı da kalp durduktan sonraki 2-20 saniye hiçbir aktivite göstermiyor yani beyin dalgaları ortadan kalkıyor.<br />
<br />
Beyin hücrelerinde ölümle sonuçlanacak olan bir dizi değişiklikler başlıyor ama beynin tamamen ölmesi kalp durduktan birkaç saat sonra gerçekleşiyor.[2]<br />
<br />
işte bu yüzden,  hayvan ölsede, beyni daha iki üç saat haala aktif durumda, ve sinirlerdeki bağlantı kopmayınca da, vücudun diğer organlarındaki acı hissi, haala beyne iletilmeye devam etmekde. çünkü evdeki elektrik hattı sökülmedikce, veya bağlantı kesilmedikce, veya ana sigorta veya şartelin kapatılması ile ancak bağlantı kesilir, yoksa hattın ucundaki bir cihazın yada lambanın bozulması, elektriğin o cihaza kadar iletilmediğinin alameti değildir, hat sadece o bozuk cihazda kesilmiştir, diğer heryerde nasıl elektrik akımı ve fonksiyon devam ettiği gibi, yani mutfak lambası defekt olup patlayınca, oturma odasındaki lambada yanmıyor değil, yada mutfaktaki elektrikli fırın calışmıyor değil, değilmi? aynen böyle, hayvanın boğazının, ve nefes borusunun, ve damarlarının kesilmesi ilede, beyin hemen ölmez, sinirler yani kablolar sabit olduğu müdetce, işte beyine sinyaller gitmeye devam eder, o yüzden mundarilik, yani kemiklerin içinden geçen sinir sistemi teli yada <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">biyolojik elektrik kablosu</span> </span>(mundar ilik) kesilerekten, hayvanın yüzülürken acıyı hissetmemesi sağlanmlıdır. Çünkü dini edeb ve usulde, Kurban edilen hayvanın kafası, bedeninden, en son koparılmalıdır. Zaten o yüzden dışarda kendi ölmüş bir hayvana bizler mundar deriz, ve o et yenmez, mundardır,  mundar et yenmez, haramdır deriz, çünkü onun mundar iliği kesilmediği için, mundar olmuştur. Ve eğer tüfekle vurulan bir ördeği, köpek tutup gelse bile, daha can çıkmadan, hemen avcının işte besmele ve tekbir ile boğazını koparması gerekir, işte zaten hayvanlarda, o resimdeki gösterdiğim, mundar iligini kesebilcek deliği olan kemik, ancak ehil ve eti yenen hayvanlarda mevcuttur, ve domuz gibi hepten mundar hayvanlarda zaten mevcutta değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Bayramı</span></span><br />
<br />
Bu Sene bana bir gece hanım hilali gösterdi, o gece 30 Temmuz 2019 du, ve o gece Zilkadenin hilalinin son gecesiydi, hata tam hilal bile değildi, sadece bir kaç saati kalmış bir hilal idi. yani öyle olunca,  bu sene zilkade ile zilhicce arasında ictima, yani hilalin kaybolması yok. ve öylede olunca, ben gördükten bir kaç saat sonra, zilhiccenin biri demekti bu, ve 31 Temmuz 2019, 1 Zilhicce ise, o zaman 8 Ağustos 2019 Perşembe, akşam güneş batmadan 15 dakika önce de, erafe idi, ve tabiki 9 Ağustos 2019 Cuma da, Kurban Bayramının birinci günü idi, ve bugün Cumartesi ve ikinci gün.  <br />
<br />
Allah kurbanlarınızı kabul etsin, Haclarınızı kabul etsin, ve iyilik ve ihsanlarınızı kabul etsin, Bayramınızı da Mübarek etsin. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teşrik Tekbirlerini unutmayınız.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI YAPILAN SAYFALAR</span></span><br />
<br />
[1] gercekhayat<br />
[2] mynet<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 06 Ağustos 2019 Salı <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Benimsemek Sahiplenmek Dönüştürmek]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43293</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:55:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43293</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimsemek Sahiplenmek Dönüştürmek Kendine Benzetmek</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 28 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Musa dedi ki: "Haydi bütün marfiletlerinizi sihirlerinizi ortaya getirin. Doğrusu Allah onlari iptal edip geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 81. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 43)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Benimsemek sahiplenmek dönüştürmek kendine benzetmek,<br />
<br />
Kitap alırız Benim kitabım deriz, sahipleniriz artık bizim parçamız olmuştur.<br />
Hanım alırız eş alırız, evleniriz, Benim hanımım eşim deriz, sahipleniriz, bizim parçamız olur, halbükü ayrı anadan ayrı babadan doğmuştur, kaşı başka, gözü başka,  elleri başka, kolu başka, ama benim eşim deyince, bizim parçamız olmuştur.<br />
<br />
Bir şeyi benimseyip benim dedikten sonra,  o şey sahiplenen kimseye benzemeye başlar, o kimsenin parçası olmuştur.<br />
<br />
Bütün, benimseyen kimsedir, yani sahiplenen kimseler. sahiplenilen sahip çıkılan şey parçadır, bütünün parçasıdır.<br />
<br />
Mesela benim köpeğim dediği zaman, Köpek onun parçası haline gelmiştir.<br />
<br />
Benim arkadaşım dediği zaman, insanı bile parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Yine Benim kitabım dediği zaman, kutsal kitap olaraktan, Kur'an, Tevrat, İncil, Zebur gibi, bir yazılımı bile kendisine dönüştürüp, parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Peki benim Allah'ım dediği zaman ne olur?<br />
<br />
Allah mı Onun parçasıdır? o mu Allah'ın parçasıdır?<br />
<br />
Benim Allah'ım, yahutta benim Rabb'im.<br />
<br />
Nerede kullanırız bu cümleleri size Kur'an'dan bir örnek ile misal vereceğim inşallah :<br />
<br />
 Hani Musa firavuna gidip, onun sihirbazları ile bir yarışmaya karşılaşmaya girince Allah ona daha önce asasını ejderhaya dönüştürmesini öğretmişti, onların karşısına çıkınca dedi ki Kuranı Kerim'de şu şekilde geçer : Gale Musa  ma citüm bihissihr ( dedi ki getirin bakayım sihirlerinizi) innallahe Seyubtiluhü (Allah onların hepsini iptal edecektir, geçersiz kılacaktır) innallahe la yuslihu  amelel müfsidin.( Muhakkak ki Allah müfsitlerin amellerini boşa çıkarıcı dır.)<br />
<br />
Bu cümledeki yukarıda yazdığımız, "innallahe seyubtiluhü" cümlesine, Biz başka bir kelime ile yorum ve anlam getirsek, o demiş ki : muhakkak Allah sizin o sihirlerinizi, oyunlarınızı, dümenlerinizi boşa çıkaracaktır. Biz de diyelim ki  burada, cümleyi 1. tekil şahıs olaraktan kullanıp, kendimize affettiğimiz zaman, biz deriz ki, biz öyle bir Allah'a inanıyoruz ki, öyle bir rabbimiz var ki, o sizin bu oyunlarınızı dümenlerinizi boşa çıkarıp, iptal edecektir, bunu Nasıl söyleriz, tabii ki : "İnna Rabbi seyubtiluhü"  Yani benim Rabbim onları iptal edecektir.<br />
<br />
o duayı ve cümleyi Hz. Musa dan aldık, kendimize uyarladık değil mi. olması gereken, bu şekilde, bizim bu cümleyi kullandığımız zaman ki gibi, olması gereken zaten bu şekilde olması lazım, değil mi?<br />
<br />
Bunu böyle kullandığımız zaman, Kuranı Kerimi  değiştirmiş olmaz mıyız diyenler olacaktır.<br />
<br />
Halbuki ayet başka, hadis başka, yine dua başka, hadis başka, ayet başka. Ve o an, o olay, Musa'nın başından geçtiği zaman, olacak kelimeler başka, bu olaya, sen, ben, o, biz rastladığımız da, bizim kullanmamız gereken cümle, başka. Ve biz burada "İnna Rabbi" benim rabbim dediğimiz zaman, rab rububiyet ve terbiyet ve Terbiye edici cümleleri aynı mastardan türemiştir. Öyle olunca benim Rabb'im deyince, benim bir, beni terbiye edenim var demek, ki ona ben Rabbim diyorum. işte o benim Rabb'im, sizin o yaptığınız oyunlarınızı dümenlerinizi, çevirdiğiniz hilelerinizi iptal edecektir dediğim zaman, işte ben Rabbi benimseyip, parçam haline getirmiş olmuyorum, bilhassa, o terbiyet edicinin parçası olduğumu ifade etmiş oluyorum, Çünkü burada o yukarıdaki anlattığımız, benimseme sahiplenmek kuralına, irregüler halde, yani kuraldışı bir halde gelmiş bu kelime ve cümle. benim Rabb'im dediğim zaman, benim bir terbiye edenim var, doğru yola iletmek için, beni eğiten birisi var demek, ki o benim üstümde ve, benim işlerimi O düzenler manasında. <br />
<br />
Hani hayvan Terbiyecisi vardır, hayvanları terbiye eder, eğitir öğretir.<br />
<br />
Ve meşhur bir Nasrettin Hoca fıkrası vardır :<br />
<br />
Timurlenk zamanında, Nasrettin Hoca  ve ahalisi, Timurlenk e bir hediye vermek isterler, ve bir Eşeği hediye vermek isterler, hediyeleri görünüşte küçüktür ama, Timurlenk in yanına vardıklarında,  onun yanında onu övmeye başlarlar, birisi şöyle Uslu der, birisi şöyle hizmete müdavim der, fakat Timurlenk i memnun edemezler, onun hiddetlendiğini gören Nasrettin Hoca, hemen atılır  ve, ben der, bu eşek de büyük bir zeka olduğunu fark ediyorum der, eğitilirse, bu eşek okuma yazma bile öğrenebilir deyince, Timurlenk in dikkatini çeker, Gerçek mi diyorsun der, O zaman seni de, buna öğretmen yaptım, okuma yazma öğret der. Nasrettin Hoca biraz para ister, Birazda zaman ister, Eşeği de yanına alıp götürmesi gerektiğini söyler, Timurlenk tamam der verir, alip  eşeği  ve parayı gider. 15 gün zarfında onu eğitir, ve  Timurlenk in yanına gelir, öğrettin mi der,  Evet haşmetlim  der,  Hadi O Zaman göster marifetini der. Gider Karakapli bir kitabı, eşeğin önüne koyar, eşek acele acele, Kitabın sayfalarını dili ile çevirir açar, açar, sonra  anırmaya başlar. herkes şaşırmıştır, fakat  Vezir oradan hemen çıkışır, Timurlenke ve ne söylediği anlaşılmıyor, sadece anırıyor haşmetlim der.  Nasrettin Hoca da Sonuçta bu eşektir, onun ne okuduğunu anlamak için, eşek dili bilmek lazım efendim der. Timurlenk memnun olur, Nasrettin Hoca'ya yüklü bir altın verilmesini Emre'der,  sonra sorar nasıl başardın bunu der, Timurlenk in sinirli halinin gittiğini gören Nasrettin Hoca, anlatmaya başlar, Sizden aldığım parayla, pazardan arpa aldım der, ve son 2 gün öncesine kadar arpaları kitap Yaprakların arasına döktüm, eşek ilk 2 günde zaten arpaları kitap Yaprakların arasından yemeye alıştı, sonra dili ile yaprakları çevirmesini de öğrendi,  son 2 günde de aç bıraktım, oraya gelince de, kitabi önüne koydum, o acele acele kitap yaprakları arasında arpa aradı, bulamayınca da, böyle acı acı anırdı, Sadece bu efendim der, Timurlenk yine hoşlanır, ve biraz daha altın verilmesini emreder, Yani mesele burada terbiyet, hayvan Terbiyecisi, hayvanı terbiye eden, eğiten öğreten adam, ayıya bisiklet binmesini öğretiyorlar, maymuna telefon kullanmasını öğretiyorlar, O da bir eğitici, köpeğe  Otur, Kalk, trafikte, geç, Dur, yeşil lamba, sarı lamba öğretiyor. işte Rab kelimesi de terbiye edici ana baba gibi, rububiyet ve Terbiye mastarından türemiştir, ve bizimde Rabbimiz, bizleri, doğru ve güzel bir hayat sürmemiz için, bazen yanlış yaptığımızda uyararak dan, doğru yolu göstermek de, bazen rehberle, peygamber ile, evliya ile, melek ile, bazen Kur'an ile, bazen bir kuş ile, Hani kabil-i karga gibi bir kuş ile ögretmemiş miydi, habil'in cenazesini gömmesi ona öğretmemiş miydi, Allah bir kuş ile de terbiye eder, yoldaki Bir Karınca, 1 sümüklü böceği ile de terbiye edebilir,  Rab  demek terbiye edici demek.<br />
<br />
öyle olunca da, benim Rabb'im dediğimiz zaman, benim bir terbiye edenim var demek, bu benim bir sahibim var, O zaman, o Benim kitabım, benim kalemim, benim arkadaşım, dediğimiz yerlerdeki sahiplenme ve parçası haline dönüştürme meselesi, burada tam ters istikamette işlemekte, ve burada benim Rabb'im dediğimiz zaman, o irregüler herhalde, sahiplenmeyiip, bilakis bir sahibimiz olduğunu belirtmiş oluruz.<br />
<br />
Inna Rabbi dediğimiz zaman, benim Rabb'im dediğimiz zaman, onu parçaya çevirmiş olmuyoruz, Bilakis onun parçası olduğumuzu ifade etmiş oluyoruz. Diğer bütün her şeyde, benimsemek, sahiplenmek, onu kendi parçasi haline getirmektir, ama Rab ve Allah kelimelerinde bu, irregüler, yani kurallara aykırı halde gelmekte, ve sahiplendiğin halde, sen onu sahiplenmiş olmuyorsun, O senin sahibin olmuş oluyor.<br />
<br />
Yine biz burada, benim rabbim, senin oyunlarını  dümenlerini iptal edecek dediğimiz zaman, onun parçalarının, ya da benim parçalarımın onu düzelteceğini ifade etmiş oluyoruz, Allahu Teala Kainattaki her şeyde tecelli ettiği için, onu düzeltecek olan da, onun parçalarıdır zaten. <br />
<br />
Burada bütün de parça, parça da da bütün var.<br />
<br />
Mesela dünyada, Allahu Teala, bazı işlerii düzeltmek ve doğrultmak için, tamircilik diye bir meslek ve ilim öğretmiş insanoğluna, mesela elektrik tesisatında herhangi bir aksama oldu mu, elektrikçi olan kimseler, elektrik tamiratı yapar, onu yeniden eski haline getirir, düzeltir, çalışır hale getirir. herhangi bir arabada bozukluk olduğu zaman, onu  Almanca'da  mekaniker dediğimiz, yani araba tamircisi olan kimseler tamir eder, Yine Hani Kur'an'da geçen Hızır Aleyhisselam'ın bir duvarı tamir ettiğini anlattığında, duvar ustası, yani inşaat ustası olan kimse, duvarcı kimse, duvari tamir eder, yahut Sıvas'ı dökülmüş bir evi, sıvacı bir kimse sıvasını tamir eder, yahutta çatı ustası, eskimiş bir çatıyı tamir edebilir. buraya kadar kolaydı iş, şimdi buradan sonrası, çatı ustası mesela çatı eskidiği zaman, çatının tuğlaları eskimiş, altındaki çıtaları eskimiş, kirişler eskimiş, Mesela bunları Söküyor, yerine yenilerini Dikiyor, çıtalarını da çakıyor, üstüne de yeni tuğlaları düşüyor, eskisi gibi, yeni hale geliyor, yani Ne yaptı burada, eskisini iptal etti, söktü attı, yerine yenisini yaptı, Neydi Bizim duamız da ki zikir de, Allah o sizin oyunlarınızı iptal edecektir,  yerine de bak yenisini yapıyor, Allah sizinkini iptal ediyor, yerine de bana daha güzel bir hal verecektir. manasi.<br />
<br />
Işte Allah eskiyen duvarı, duvar ustasına, eskiyen çatıyı, çatı ustasına, bozulan arabayı da, tamirciye Tamir ettirip, eskisini iptal edip, yenisiyle değiştirip, çalışır vaziyete, kullanılır vaziyete getirdiği gibi, burada Musa'nın kullandığı o cümle ile, Allah sizin  sihir ve büyülerinizi, oyunlarınızı, dümenllerinizi iptal eder demek ile, Çünkü Allah ona sihirden de Üstün sihir öğretti, elindeki Asayı ejderha haline getirmesini öğretti, sihiri sihir ile yenmek, Çünkü birisine büyü yapıldığı zaman, sihir yapıldığı zaman, başka bir büyücüye gider, orada büyü  bozdurulur değil mi? yahut o işten bilen bir hocaya, o ilmi Bilen birisine gidilir ki, onun yaptığı sihirleri iptal etsin.<br />
<br />
 o zaman duvar ilmi bilmeyen, duvar tamir edemeyeceği gibi, sihir ilminin sırlarını bilmeyende, sihir ve büyü yü iptal edemez, yine Bizim dediğimiz yere geliyoruz,  <br />
<br />
birinci olarak “damdan Düşenin Halinden, damdan düşen anlar.” kuralı.<br />
<br />
 ikinci olarak da “Öğreneyim de karnımda Dursun, lazım oldu mu çıkarır kullanırım.” kuralı gereği bazı bilgileri de öğrenmek lazım,<br />
<br />
Ama düşman sana Kılıç ile saldırıyorsa, Sen elinde Değnek ile onu yenemezsin ki, Davudi ler gibi, Filistin'dekiler gibi, İsrail'i Sapan taşı ile yenemezsin ki, senin de o gibi füze yapman, uçak yapman helikopter yapman lazım, Öyle olunca sihir yapana karşıda, sihir ilminden de bilgin olması lazım ki, onun yaptığı, sana attığı oka silaha karşı, Onu iptal edecek bir gücün olsun. işte burada o, o ayette geçen seyubtiluh u meselesi, sihir iptal etmek için, sihir bilen olmak lazım, yoksa Neyi ne ile iptal edeceksin.  Bu çatı ustası meselesinde, Hani hem eskisini iptal edip yenisini yapabiliyor, hem de hiç daha Tuğlası olmayan eve, sıfırdan çatı ve tuğla geçirip, tuğlalı ev yapabiliyor . Allah'ın öyle parçaları var ki, işte isterse eskisini iptal edip yenisiyle değiştiriyor, isterse sıfırdan yapıyor.  Bu meselede buraya kadar.<br />
<br />
Başka bir mesele : Zülkarneyn meselesinde uzaya Açılan Kapı, Öyle füzeyle filan oraya gidemezsiniz, daha önce yazdık, aya gittik hikayesi yalan dedik, Çünkü ay Dünyanın Üzerinde değil, o da yan tarafta bir yerde bulunuyor, aya giden uzay aracı Minareden atlar gibi dünyanın üstüne atlayıp de geri inmedi, öyle bir iniş yok zaten, Gittiğinde de zaten yakıtıda bitti, geri dönemezdi gitseydi bile. aynı o füze kadar yakıt ve enerjisi olması lazım ki, Aydan Bir de geri gelebilsin, aynı yakıttan durması lazımdı, Ama gidesiye yakıt bitti, ne ile geri döndü, yalan, hepsi yalan hikaye, uydurma, marsa falan da gidemezler de bu teknoloji ile, Mars'a falan gidemez ler,  Allah Kuranı Kerim'de buyuruyor, İlla bir Sultan ile gidebilirsiniz diyor, buradaki Sultan kelimesini incelemek lazım, Sultan ne? Peygamberimiz Mescidi Aksa'nın üzerinden Miraç ettirildi yukarı Semalara, geleceğe götürüldü, Mehdi vaktine götürüldü, Öyle olunca uzaya açılan kapının birisi, asansörün birisi Mescidi Aksa'nın üzerinde, ve Zülkarneyn meselesinde de, o kapıdan geçen kötü yaratıklar, Yecüc Mecücün oradan geçmelerini engel olmak için, o kapıyı  tıkadi  diyor, Hem de ne ile, Demir ve bakır ile, Halbuki Demir  daha  Davut Aleyhisselam döneminde keşfolmuş bir element, ondan önce demir bilinmiyor ki, demir getirsinler de eritmesini bilsin de, eritipte o kapıyı kapasın, o zaman Kuranı Kerim'de hikaye edilen O mesele de geçmişte olamaz, hele Davut'tan önce hiç olamaz, öyle olunca, o olay gelecekte olmuş bir olay, ve gelecekte İşte, şu anda,CERN denilen yerde o kapıyı oluşturmak için uğraşıyorlar, Sultan kapısını, ve açılırsa da, o kapıyı kapıyabilecek başka kimse yok, ancak Zülkarneyn kapatabilirmiş o kapıyı. iki kapı var, birisi küçük boynuz, birisi büyük Boynuz,  küçük boynuz,  Cern denilen Bilim Araştırma merkezinde de 2 tane kapı oluşturulmaya çalışıliyor, birisi büyük boynuz, birisi küçük boynuz, yukarı Açılan Kapı da iki tane, biri Halikarnas Kuşadası'nda ki küçük boynuz Kuşadası'nda, büyük boynuz ise israil ve Filistin de yani Mescidi Aksa da, Bunun dışında bir yerden semaya gidemezsiniz zaten. öyle füzeyle falan da gidilmez, diyor ki o ilk yapılan Challenger Uzay Mekiği, saniyede diyor, 30 000 hızla gidiyordu diyor, lan biz arabayla Şöyle yüksek bir dağdan aşağı iniverdik miydi basınç farkından kulaklarımızı patlayacak gibi oluyor, ve uçak ile seyahat edenler, alışkın olmayanlar bilir, bir den inip kalktı mı, kulakları duymaz hale geliyor insanin, basınç farkından örs ve çekiç bozuluyor, Nasıl oluyor da bu 30 000 hızla giden füzeyle içindeki astronot daha hala yaşıyor, öyle bir şey yok kardeşim, Öyle bir şey yok, Ne aya gidildi, ne Mars'a, ne Jüpitere  hiçbirisine gidilmedi daha.<br />
<br />
Oraya Gidiş yöntemi de, öyle füzeyle değil, size şunu, şu misal ile anlatayım, Patoz denen bir alet var, sap yiyip saman sıçıyor, yahut sap yiyip, buğday sıçıyor, insanda o boynuzdan geçtiği zaman, sap iken saman haline, ya da sap iken, buğdayı haline dönüştürülebilindiginde, geçebilir ancak, yani çözülme, elemanter çözülme ile ancak geçebilir, daha önce bunu da yazmıştık, arapca alfabesindeki Peltek s,  en küçük üç noktaya kadar ayrıldığı zaman, o da neydi, atomun içindeki Proton elektron nötron larına kadar ayrıldıgi zaman, bir insan o delikten geçebilir.<br />
<br />
Burası da bu kadar, bilim adamlarına bir ışık tuttum.<br />
<br />
<br />
Ve ben şu anda yeni bir motor modeli icat ettim, keşfi bana geldi, plan  bile daha çizmedim ama,<br />
<br />
Parası ve yetkisi imkanları olan birileri yapsın, bizde faydalanalım, ben bu imkanlara sahip olmadığım için, şu anda yapan dersem bu ortamda zaten bir işe yaramayacak, o yetkim yok, O imkanlarım yok, ama yapan birileri, bize de yaptıktan sonra, sunarsa, hizmetimize sunarsa memnun oluruz.  ve 69 yani ying Yang motoru, Wifi motoru,  Ayni  mekanik Pilsiz otomatik saatler gibi, enerjisini kendi üreten  ve bitmeyen bir enerji, ve kolay enerji yöntemi ile çalışan bir motor sistemi, 69 daki gibi ying yang daki gibi, birisi başka elementten, birisi başka elementten, 2 Demir kütle, yahut bakır ve demir kütle, yahut alüminyum veya altın kütle, halinde 9 olan yukarıda ağır yeri Kullesi, 6 olanın altında ağır olan yeri Kullesi, buna bir defa ivme verdiğimizde,  ve  ona öyle bir yatak yapacak ki, bunun etrafına, çok az bir sürtünme  engeline karşılaşacak,  ve bu sayede hani bisikletin pedalına bir defa çevirdiğimizde, Hani mekanik saatlerde de kolunu az bir sallaman ile, 2 saat 3 saat, otomatik saat çalışıyor, aynı o gibi, buradaki demem o ki, iki farklı ağırlık yüzünden, aynı Newton beşiği gibi, kendi kendini tamamlayan bir dönme hareketi meydana gelecek, bu dönme hareketini de, elektriği çevirdiğimiz zaman, Bitmeyen bir elektrik, ve elektrik ile yürüyen, yahut da bunu mekanik olaraktan güce çevirdiğimiz zaman, tükenmeyeni bir güç, ve basit bir güc ile çalışan motor haline getirmiş olacağız, bir defa bisikletin pedalına çevireceğiz, belki 24 Saat bir daha basmana gerek yok, ve araba gidecek, ya da öyle motorlar çalışacak, Çünkü o 69 daki  gibi, üstteki  gulle,  alttaki gulleyi itecek, üstteki kulle Alta gelince, bu sefer  üste geçen gulle,  alttakini itecek,  ve böylece frene basasiya kadar,  başka enerjiye ihtiyaç kalmadan devam edecek, sen ona yani frene bastığımızda, bir defa daha patele basaraktan, hareket ettirdiğimiz ve ivme vereceğimiz bir hareket ile motor tekrar çalışıp, devam edecek, yani çok az bir enerji ile büyük işler başarabilen bir motor, keşfi bana ait, patenti bana ait, patenti Allah'tan bana ait, Şu anda ben patent almış değilim, ama bunu benden sonra, şu andan itibaren, kullanan her kimse, bana bunun patentini ödemek zorunda, Bunu dün söyledim evde  ve bugün yazdim internete, Dünün tarihi, Dünden itibaren, yani 27 Temmuz 2019 dan sonra böyle bir motoru icat eden herkes, bana hakkımı ödemek zorunda, benden çalıntıdır, yapan birisi yaptığı zaman bana telif ödemek zorunda. <br />
<br />
Ve bu yine ying yang meselesi Kuranı Kerim'de Adem atamız için deniyor ki Adem ile Havva ve şeytan ve bir de cennetin kapısının bekçisini en aşağıya indirdik deniyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  مَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TÎN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 ilk insanın    Homo Sapiens Insanın, ilk Avustralya'da ortaya çıktığı iddia ediliyor, ve bu gösteriyor ki, Dünyamızın en içte, en altta olduğunu, ve bizim Geçenki anlattığımız meseleden, kainatin icindeki  atom olduğunu, kainatın atomu halinde, atomu yani en içteki atom, en küçük parçası olduğunu, ve onunda dünyaninda en altı Avustralya olduğuna göre, ilk insanın Avustralya'da yaşadığı, fakat  ying Yang sebebiyle, Bu otomatik dönme modeliyle, kutuplar zaman zaman yer değiştirmekte, ve şu anki kutuplar Kuzey Kutbu güneyde, Güney Kutbu ise kuzeydeydi ilk defa, daha sonra bu halini aldı, Çünkü Adem atamız Habil ile Kabil kavga edip Kabil soyunun aşağı indiğini görünce, Şit Aleyhisselam ve evlatlarına aşağı inmemeleri gerektiğini emredip tavsiye ediyor, işte yangın hafif ve beyaz olan güzel yeri yukarıda olan kısmı, Adem ve Şit Aleyhisselam yukarıdalar, Kabil ise zulümat ve karanlık olan kısmı, aşağı iniyorlar, aşağıda ağır kısım, Demir kısım aşağıda, ve daha sonra o Aşağı inince, bu sefer iyileri de ileri itmiş oluyor, İyiler da yavaş yavaş zaman ile yukarıdan aşağı inmişler, ve birbirine karışmış, daha işte ying yang ile dünyada ilk ivme ve hareket ve devamlı dönüş halinde, zaten o zaman iyilik ile kötülük, Gündüz ile gece, yaz ile kış motoru, Yani, ying Yang motoru halinde, otomatik ivme ile dönmekte, ve şit Aleyhisselam'ın ve evlatlarının aşağı inmesi ilede, bu sefer kötüler olan, Kabil ve soyunu yukarı itti, o zaman kutuplar değişti, kuzey Güney, Güney kuzeye döndü, şu anda yine ayni işlem, ve İyiler ağır gelip aşağı inerse, kötüler yukarı çıkar, kötüler iyi olur, hani Mehdi nin mucizesi ne idi, kerameti ya da mucizesi, müslümanlar kafir olacak, kafirler Mümin olacak, İyiler aşağı inip, aşağı yanaşıp,  kâfirleri itince, kötüler Mümin olacak, yukarı çıkacak, kafirlikten Dönecekler, yine hem kutuplarda da bir değişme olacak, durum Bunu gösteriyor, Bu da yakın süre içinde meydana gelecek zannımca .<br />
<br />
Peygamberimiz demiş ki her şeyden ona bir yol çıkar yani Mehdi Aleyhisselam'a her şeyin yolu Mehdi Aleyhisselam'a çıkar demiş Benim bir arkadaşım vardı iş arkadaşım O da dedi ki Ben hızlı hızlı abdest alıyordum acele etme dedi bütün yollar zaten Viyana'ya çıkar dedi Yani hepimizin yolu bir Hıristiyan olsun, Müslüman olsun Hepimizin yolu Allah'a. Tadet tadet hareket etmek lazım, Aceleye gerek yok.<br />
<br />
Ve Peygamberimiz demiş ki : Mehdi kuru bir ağacı Diker ve o yeşerir demiş, Bunu hadisçiler alimler yorumlamış ki, o kuru çubuğu dikse bile, o elinde yeşerir manasını vermişler ki,  Bu olayin Biz de şöyle bir tezahürü oluştu : bilmiyorum o ben miyim, o işi yapan Ben mi olacağım ama, Bakıp göreceğiz, sizde benden haber alırsınız, oldu mu? olmadimi? <br />
<br />
Evimde 1 adet Şimşir vardi, çanakta, Sokak kapımın önünde duruyordu,  geçen kıştı galiba, kıştan önce son suyunu verememiştim, biraz kurumuşmuş, ve kış gelince su vermedim alır da içine donar diye, ölür diye, ve Karakış hafif geçer gibi oldu, güneş açtı toprakta buzunu koyvermiş, çanaktaki Toprak, Ben de  ölmesin diye biraz Su Verdim, fakat ertesi günü hava Dona çekti, ve o da bilmemiş suyu  dallarına çekivermiş,  don vurdu, ve yaprakları sararmaya, Hasta olmaya başladı,  ve bir sebepten ben kızdım, Bahar'ın başında çanağı pencereden aşağı attım.<br />
<br />
ve kurumaya yön tutmuştu, Dün acıdım, attığım yerden aldım, baktım ki üç dört tane yeşil yaprağı kalmış, aldım ihtimam ile, Yine bahçemde çukur açtım, ve kuru Yapraklarınin hepsini ayırdım attım, ve kalan yeşil yaprakları ile, ölme diye onu bahçeme diktim, Eğer bu kuru dal yeşerirse, Peygamberimizin bir sözü daha yerine gelmiş olacak, benim üzerimde tahakkuk etmiş olacak, Biz değilsek, bizde tezahür etmeyebilir, başka birisi üzerinde  edebilir, ya da bu olay öyle  değilse, başka bir şekildedir, Hani yani, kuru değneği dikip de, Kuru değnekten yeşil ağaç çıkacak değil bu, benim anladigim kadari ile, hani Yunus Emre ile Taptuk Emre  arasında gecen, asasını atıp da, asasının düştügü yerde yeşerdiği gibi uyduruk değil bizimki, Bizimki hakikata yakın, iki üç tane yeşil yaprak kalmış zaten, Eğer o sevgimi Anladıysa, benim sevgimden beslenirse, yeniden Can bulacaktır, hayata dönecektir, Her Şey Canlı sevgiyi anlayan şeyler, sevgi ile her şey. önce kızdım, sonra tekrar sevdim, acıdım. Hindistan ve Adem atamızın indirildiği yer, ve şimşir ağacı adema verilmiş ağaç, Adem'in hediyesini, Adem'e geri gönderdim, olursa korursa, sahip çıkarsa, onundur, mehdi'den ona hediyedir, Ve Adem atamızın tabutunun Şimşirden olduğu rivayet ediliyor, Halbuki şimşir Kara bir çalı, çalının tabut olacak kadar tahtası çıkmaz ki, şimşir kaşık diyorlar, O şimşir kaşık yaptıkları ağaç şimşir değil, şimşir İçine kurt girmeyen, kurdun yiyemediği ağaca denir,  ağaç kurdunun yemediği  ağaçtır Şimşir. yani Karaçalı.<br />
<br />
Rabbim Adem atamızı, yani insanoğlunu, insan yiyen kurtlardan, şimşir ile koruduğu gibi, ahir zamanda mehdi ve askerini de, kötü kafir keşifleri yapan kaşiflerin zararından da, yine Şimşir'i ile korusun inşallah.<br />
<br />
Geçen haftalarda Altın Çağ ve cennet vaktinden ve cennet nimetlerinden bahsetmiştik, Bu hafta da birazcık cehennemden bahsedeceğim. Cehennem öyle herkesin sandığı gibi sadece Ateş  ile yanılan yer değil, yahutta soğuk ile donulan yer değil, cehennemde cennet gibi katman katman. ve benim tespitlerime göre, eski ömründe yaptığı bazı günahlardan dolayı, Bazı insanlar toprağa karışınca, Bunlar bugünün evlerindeki lavabo halini almışlar, lavabo yapılmak için önce toprak ateşe maruz bırakılıyor, daha sonra pişirilip seramik halinde lavabo halini alıyor, ve azab hala bitmiyor, hafifliyor, ama bir evde 4 tane insan var ise ve bunlar müslüman ise, demek ki eski ömründe bu insanlara bir zararı dokundu ki, Allah onun evinde onu lavabo yapıyor o insanı, ve her gün sabah akşam yüzüne tükürüyor, sümkürüyor. Abdest alan bir insan düşündüğün zaman, beş vakit Abdest alan bir insan ise bu adam, Müslümana attıgi bir iftira ya da yanlış yüzünden, o Müslümanin evindeki lavaboya dönüyor artik, ve azab olaraktanda,  o müslüman aile, beş vakit 5 kişi  o lavabboya tükürüyor, sümkürüyor ki, onun  cehenneme tatması ve azabi hala devam ediyor, Yani her gün Yüzüne tükürülen insan olmuş oluyor, hem de cevap veremiyor, karşılık da veremiyor, hiçbir harekette yapamıyor. yine tuvalet taşı olmuş birisi daha kötü bir durumda, her gün suratına işeniyor, Afedersiniz hacet yapılıyor,  Taa ki o ev deki  o lavabo ya da tuvalet taşı, kırılıp ta yer değiştirmesine kadar azabı bitmiyor. ve alet Erdavat şeklinde olanlar da var, Onlar da cennetin bir köşesine girmişler ama, işte lavabo olmuş yahut Efendim tuvalet taşı olmuş, yada  O  bir alet Erdavat olmuş, O bozulasıya kadar hizmet ediyor, Çünkü artık yani insanlık vasfını kaybetmiş, al oraya koy, getir buraya koy, Artık cevap veremiyor, ağlayamıyor, duyamıyor, yapma diyemiyor, Ve sonunda bir tarafı da bozuldu muydu, hizmeti Tamam oldu mu, Cehennem Azabı bitti miydi, o evden de alıp tekrar dönüşüm ünitesinde, yeni bir hale dönüştürülmek üzere, tekrar ya toprağa karışıyor, ya da dönüşüm ünitelerinde, yeni bir cehenneme Doğru yol alıyor, başkasına da verdiği Azab dan dolayı, başka bir eve doğru yol alıyor, Bu da bizim tespitimiz, kabul edip etmemek size kalmış, Çünkü cennet ile cehennem ahirette Baki ise, var olacaksa, Burası cennet ise, cehennemide görmeniz lazım, Cehennem neresi diyeceksiniz o zaman, cennet Burası da, hani insanların kaynadığı yandığın yer neresi demeniz lazım değil mi? işte size cehennemde kaynayanların, yananların yeri de gösterdim Birkaç tanesini, ileride olursa, başkalarında gösteriniz inşallah, Artık siz de tefekkür ettiniz mi, Bu Kapıdan girdiğiniz de sizlerde birçoğunu görebilirsiniz zaten. <br />
<br />
Rabbim beni ve askerimi, kul hakkına girip, yahut da cehenneme layık amel işleyip de, insanlığını kaybedip, cehenneme maruz kalan kullardan eylemesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 28 Temmuz 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimsemek Sahiplenmek Dönüştürmek Kendine Benzetmek</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 28 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Musa dedi ki: "Haydi bütün marfiletlerinizi sihirlerinizi ortaya getirin. Doğrusu Allah onlari iptal edip geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 81. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 43)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Benimsemek sahiplenmek dönüştürmek kendine benzetmek,<br />
<br />
Kitap alırız Benim kitabım deriz, sahipleniriz artık bizim parçamız olmuştur.<br />
Hanım alırız eş alırız, evleniriz, Benim hanımım eşim deriz, sahipleniriz, bizim parçamız olur, halbükü ayrı anadan ayrı babadan doğmuştur, kaşı başka, gözü başka,  elleri başka, kolu başka, ama benim eşim deyince, bizim parçamız olmuştur.<br />
<br />
Bir şeyi benimseyip benim dedikten sonra,  o şey sahiplenen kimseye benzemeye başlar, o kimsenin parçası olmuştur.<br />
<br />
Bütün, benimseyen kimsedir, yani sahiplenen kimseler. sahiplenilen sahip çıkılan şey parçadır, bütünün parçasıdır.<br />
<br />
Mesela benim köpeğim dediği zaman, Köpek onun parçası haline gelmiştir.<br />
<br />
Benim arkadaşım dediği zaman, insanı bile parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Yine Benim kitabım dediği zaman, kutsal kitap olaraktan, Kur'an, Tevrat, İncil, Zebur gibi, bir yazılımı bile kendisine dönüştürüp, parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Peki benim Allah'ım dediği zaman ne olur?<br />
<br />
Allah mı Onun parçasıdır? o mu Allah'ın parçasıdır?<br />
<br />
Benim Allah'ım, yahutta benim Rabb'im.<br />
<br />
Nerede kullanırız bu cümleleri size Kur'an'dan bir örnek ile misal vereceğim inşallah :<br />
<br />
 Hani Musa firavuna gidip, onun sihirbazları ile bir yarışmaya karşılaşmaya girince Allah ona daha önce asasını ejderhaya dönüştürmesini öğretmişti, onların karşısına çıkınca dedi ki Kuranı Kerim'de şu şekilde geçer : Gale Musa  ma citüm bihissihr ( dedi ki getirin bakayım sihirlerinizi) innallahe Seyubtiluhü (Allah onların hepsini iptal edecektir, geçersiz kılacaktır) innallahe la yuslihu  amelel müfsidin.( Muhakkak ki Allah müfsitlerin amellerini boşa çıkarıcı dır.)<br />
<br />
Bu cümledeki yukarıda yazdığımız, "innallahe seyubtiluhü" cümlesine, Biz başka bir kelime ile yorum ve anlam getirsek, o demiş ki : muhakkak Allah sizin o sihirlerinizi, oyunlarınızı, dümenlerinizi boşa çıkaracaktır. Biz de diyelim ki  burada, cümleyi 1. tekil şahıs olaraktan kullanıp, kendimize affettiğimiz zaman, biz deriz ki, biz öyle bir Allah'a inanıyoruz ki, öyle bir rabbimiz var ki, o sizin bu oyunlarınızı dümenlerinizi boşa çıkarıp, iptal edecektir, bunu Nasıl söyleriz, tabii ki : "İnna Rabbi seyubtiluhü"  Yani benim Rabbim onları iptal edecektir.<br />
<br />
o duayı ve cümleyi Hz. Musa dan aldık, kendimize uyarladık değil mi. olması gereken, bu şekilde, bizim bu cümleyi kullandığımız zaman ki gibi, olması gereken zaten bu şekilde olması lazım, değil mi?<br />
<br />
Bunu böyle kullandığımız zaman, Kuranı Kerimi  değiştirmiş olmaz mıyız diyenler olacaktır.<br />
<br />
Halbuki ayet başka, hadis başka, yine dua başka, hadis başka, ayet başka. Ve o an, o olay, Musa'nın başından geçtiği zaman, olacak kelimeler başka, bu olaya, sen, ben, o, biz rastladığımız da, bizim kullanmamız gereken cümle, başka. Ve biz burada "İnna Rabbi" benim rabbim dediğimiz zaman, rab rububiyet ve terbiyet ve Terbiye edici cümleleri aynı mastardan türemiştir. Öyle olunca benim Rabb'im deyince, benim bir, beni terbiye edenim var demek, ki ona ben Rabbim diyorum. işte o benim Rabb'im, sizin o yaptığınız oyunlarınızı dümenlerinizi, çevirdiğiniz hilelerinizi iptal edecektir dediğim zaman, işte ben Rabbi benimseyip, parçam haline getirmiş olmuyorum, bilhassa, o terbiyet edicinin parçası olduğumu ifade etmiş oluyorum, Çünkü burada o yukarıdaki anlattığımız, benimseme sahiplenmek kuralına, irregüler halde, yani kuraldışı bir halde gelmiş bu kelime ve cümle. benim Rabb'im dediğim zaman, benim bir terbiye edenim var, doğru yola iletmek için, beni eğiten birisi var demek, ki o benim üstümde ve, benim işlerimi O düzenler manasında. <br />
<br />
Hani hayvan Terbiyecisi vardır, hayvanları terbiye eder, eğitir öğretir.<br />
<br />
Ve meşhur bir Nasrettin Hoca fıkrası vardır :<br />
<br />
Timurlenk zamanında, Nasrettin Hoca  ve ahalisi, Timurlenk e bir hediye vermek isterler, ve bir Eşeği hediye vermek isterler, hediyeleri görünüşte küçüktür ama, Timurlenk in yanına vardıklarında,  onun yanında onu övmeye başlarlar, birisi şöyle Uslu der, birisi şöyle hizmete müdavim der, fakat Timurlenk i memnun edemezler, onun hiddetlendiğini gören Nasrettin Hoca, hemen atılır  ve, ben der, bu eşek de büyük bir zeka olduğunu fark ediyorum der, eğitilirse, bu eşek okuma yazma bile öğrenebilir deyince, Timurlenk in dikkatini çeker, Gerçek mi diyorsun der, O zaman seni de, buna öğretmen yaptım, okuma yazma öğret der. Nasrettin Hoca biraz para ister, Birazda zaman ister, Eşeği de yanına alıp götürmesi gerektiğini söyler, Timurlenk tamam der verir, alip  eşeği  ve parayı gider. 15 gün zarfında onu eğitir, ve  Timurlenk in yanına gelir, öğrettin mi der,  Evet haşmetlim  der,  Hadi O Zaman göster marifetini der. Gider Karakapli bir kitabı, eşeğin önüne koyar, eşek acele acele, Kitabın sayfalarını dili ile çevirir açar, açar, sonra  anırmaya başlar. herkes şaşırmıştır, fakat  Vezir oradan hemen çıkışır, Timurlenke ve ne söylediği anlaşılmıyor, sadece anırıyor haşmetlim der.  Nasrettin Hoca da Sonuçta bu eşektir, onun ne okuduğunu anlamak için, eşek dili bilmek lazım efendim der. Timurlenk memnun olur, Nasrettin Hoca'ya yüklü bir altın verilmesini Emre'der,  sonra sorar nasıl başardın bunu der, Timurlenk in sinirli halinin gittiğini gören Nasrettin Hoca, anlatmaya başlar, Sizden aldığım parayla, pazardan arpa aldım der, ve son 2 gün öncesine kadar arpaları kitap Yaprakların arasına döktüm, eşek ilk 2 günde zaten arpaları kitap Yaprakların arasından yemeye alıştı, sonra dili ile yaprakları çevirmesini de öğrendi,  son 2 günde de aç bıraktım, oraya gelince de, kitabi önüne koydum, o acele acele kitap yaprakları arasında arpa aradı, bulamayınca da, böyle acı acı anırdı, Sadece bu efendim der, Timurlenk yine hoşlanır, ve biraz daha altın verilmesini emreder, Yani mesele burada terbiyet, hayvan Terbiyecisi, hayvanı terbiye eden, eğiten öğreten adam, ayıya bisiklet binmesini öğretiyorlar, maymuna telefon kullanmasını öğretiyorlar, O da bir eğitici, köpeğe  Otur, Kalk, trafikte, geç, Dur, yeşil lamba, sarı lamba öğretiyor. işte Rab kelimesi de terbiye edici ana baba gibi, rububiyet ve Terbiye mastarından türemiştir, ve bizimde Rabbimiz, bizleri, doğru ve güzel bir hayat sürmemiz için, bazen yanlış yaptığımızda uyararak dan, doğru yolu göstermek de, bazen rehberle, peygamber ile, evliya ile, melek ile, bazen Kur'an ile, bazen bir kuş ile, Hani kabil-i karga gibi bir kuş ile ögretmemiş miydi, habil'in cenazesini gömmesi ona öğretmemiş miydi, Allah bir kuş ile de terbiye eder, yoldaki Bir Karınca, 1 sümüklü böceği ile de terbiye edebilir,  Rab  demek terbiye edici demek.<br />
<br />
öyle olunca da, benim Rabb'im dediğimiz zaman, benim bir terbiye edenim var demek, bu benim bir sahibim var, O zaman, o Benim kitabım, benim kalemim, benim arkadaşım, dediğimiz yerlerdeki sahiplenme ve parçası haline dönüştürme meselesi, burada tam ters istikamette işlemekte, ve burada benim Rabb'im dediğimiz zaman, o irregüler herhalde, sahiplenmeyiip, bilakis bir sahibimiz olduğunu belirtmiş oluruz.<br />
<br />
Inna Rabbi dediğimiz zaman, benim Rabb'im dediğimiz zaman, onu parçaya çevirmiş olmuyoruz, Bilakis onun parçası olduğumuzu ifade etmiş oluyoruz. Diğer bütün her şeyde, benimsemek, sahiplenmek, onu kendi parçasi haline getirmektir, ama Rab ve Allah kelimelerinde bu, irregüler, yani kurallara aykırı halde gelmekte, ve sahiplendiğin halde, sen onu sahiplenmiş olmuyorsun, O senin sahibin olmuş oluyor.<br />
<br />
Yine biz burada, benim rabbim, senin oyunlarını  dümenlerini iptal edecek dediğimiz zaman, onun parçalarının, ya da benim parçalarımın onu düzelteceğini ifade etmiş oluyoruz, Allahu Teala Kainattaki her şeyde tecelli ettiği için, onu düzeltecek olan da, onun parçalarıdır zaten. <br />
<br />
Burada bütün de parça, parça da da bütün var.<br />
<br />
Mesela dünyada, Allahu Teala, bazı işlerii düzeltmek ve doğrultmak için, tamircilik diye bir meslek ve ilim öğretmiş insanoğluna, mesela elektrik tesisatında herhangi bir aksama oldu mu, elektrikçi olan kimseler, elektrik tamiratı yapar, onu yeniden eski haline getirir, düzeltir, çalışır hale getirir. herhangi bir arabada bozukluk olduğu zaman, onu  Almanca'da  mekaniker dediğimiz, yani araba tamircisi olan kimseler tamir eder, Yine Hani Kur'an'da geçen Hızır Aleyhisselam'ın bir duvarı tamir ettiğini anlattığında, duvar ustası, yani inşaat ustası olan kimse, duvarcı kimse, duvari tamir eder, yahut Sıvas'ı dökülmüş bir evi, sıvacı bir kimse sıvasını tamir eder, yahutta çatı ustası, eskimiş bir çatıyı tamir edebilir. buraya kadar kolaydı iş, şimdi buradan sonrası, çatı ustası mesela çatı eskidiği zaman, çatının tuğlaları eskimiş, altındaki çıtaları eskimiş, kirişler eskimiş, Mesela bunları Söküyor, yerine yenilerini Dikiyor, çıtalarını da çakıyor, üstüne de yeni tuğlaları düşüyor, eskisi gibi, yeni hale geliyor, yani Ne yaptı burada, eskisini iptal etti, söktü attı, yerine yenisini yaptı, Neydi Bizim duamız da ki zikir de, Allah o sizin oyunlarınızı iptal edecektir,  yerine de bak yenisini yapıyor, Allah sizinkini iptal ediyor, yerine de bana daha güzel bir hal verecektir. manasi.<br />
<br />
Işte Allah eskiyen duvarı, duvar ustasına, eskiyen çatıyı, çatı ustasına, bozulan arabayı da, tamirciye Tamir ettirip, eskisini iptal edip, yenisiyle değiştirip, çalışır vaziyete, kullanılır vaziyete getirdiği gibi, burada Musa'nın kullandığı o cümle ile, Allah sizin  sihir ve büyülerinizi, oyunlarınızı, dümenllerinizi iptal eder demek ile, Çünkü Allah ona sihirden de Üstün sihir öğretti, elindeki Asayı ejderha haline getirmesini öğretti, sihiri sihir ile yenmek, Çünkü birisine büyü yapıldığı zaman, sihir yapıldığı zaman, başka bir büyücüye gider, orada büyü  bozdurulur değil mi? yahut o işten bilen bir hocaya, o ilmi Bilen birisine gidilir ki, onun yaptığı sihirleri iptal etsin.<br />
<br />
 o zaman duvar ilmi bilmeyen, duvar tamir edemeyeceği gibi, sihir ilminin sırlarını bilmeyende, sihir ve büyü yü iptal edemez, yine Bizim dediğimiz yere geliyoruz,  <br />
<br />
birinci olarak “damdan Düşenin Halinden, damdan düşen anlar.” kuralı.<br />
<br />
 ikinci olarak da “Öğreneyim de karnımda Dursun, lazım oldu mu çıkarır kullanırım.” kuralı gereği bazı bilgileri de öğrenmek lazım,<br />
<br />
Ama düşman sana Kılıç ile saldırıyorsa, Sen elinde Değnek ile onu yenemezsin ki, Davudi ler gibi, Filistin'dekiler gibi, İsrail'i Sapan taşı ile yenemezsin ki, senin de o gibi füze yapman, uçak yapman helikopter yapman lazım, Öyle olunca sihir yapana karşıda, sihir ilminden de bilgin olması lazım ki, onun yaptığı, sana attığı oka silaha karşı, Onu iptal edecek bir gücün olsun. işte burada o, o ayette geçen seyubtiluh u meselesi, sihir iptal etmek için, sihir bilen olmak lazım, yoksa Neyi ne ile iptal edeceksin.  Bu çatı ustası meselesinde, Hani hem eskisini iptal edip yenisini yapabiliyor, hem de hiç daha Tuğlası olmayan eve, sıfırdan çatı ve tuğla geçirip, tuğlalı ev yapabiliyor . Allah'ın öyle parçaları var ki, işte isterse eskisini iptal edip yenisiyle değiştiriyor, isterse sıfırdan yapıyor.  Bu meselede buraya kadar.<br />
<br />
Başka bir mesele : Zülkarneyn meselesinde uzaya Açılan Kapı, Öyle füzeyle filan oraya gidemezsiniz, daha önce yazdık, aya gittik hikayesi yalan dedik, Çünkü ay Dünyanın Üzerinde değil, o da yan tarafta bir yerde bulunuyor, aya giden uzay aracı Minareden atlar gibi dünyanın üstüne atlayıp de geri inmedi, öyle bir iniş yok zaten, Gittiğinde de zaten yakıtıda bitti, geri dönemezdi gitseydi bile. aynı o füze kadar yakıt ve enerjisi olması lazım ki, Aydan Bir de geri gelebilsin, aynı yakıttan durması lazımdı, Ama gidesiye yakıt bitti, ne ile geri döndü, yalan, hepsi yalan hikaye, uydurma, marsa falan da gidemezler de bu teknoloji ile, Mars'a falan gidemez ler,  Allah Kuranı Kerim'de buyuruyor, İlla bir Sultan ile gidebilirsiniz diyor, buradaki Sultan kelimesini incelemek lazım, Sultan ne? Peygamberimiz Mescidi Aksa'nın üzerinden Miraç ettirildi yukarı Semalara, geleceğe götürüldü, Mehdi vaktine götürüldü, Öyle olunca uzaya açılan kapının birisi, asansörün birisi Mescidi Aksa'nın üzerinde, ve Zülkarneyn meselesinde de, o kapıdan geçen kötü yaratıklar, Yecüc Mecücün oradan geçmelerini engel olmak için, o kapıyı  tıkadi  diyor, Hem de ne ile, Demir ve bakır ile, Halbuki Demir  daha  Davut Aleyhisselam döneminde keşfolmuş bir element, ondan önce demir bilinmiyor ki, demir getirsinler de eritmesini bilsin de, eritipte o kapıyı kapasın, o zaman Kuranı Kerim'de hikaye edilen O mesele de geçmişte olamaz, hele Davut'tan önce hiç olamaz, öyle olunca, o olay gelecekte olmuş bir olay, ve gelecekte İşte, şu anda,CERN denilen yerde o kapıyı oluşturmak için uğraşıyorlar, Sultan kapısını, ve açılırsa da, o kapıyı kapıyabilecek başka kimse yok, ancak Zülkarneyn kapatabilirmiş o kapıyı. iki kapı var, birisi küçük boynuz, birisi büyük Boynuz,  küçük boynuz,  Cern denilen Bilim Araştırma merkezinde de 2 tane kapı oluşturulmaya çalışıliyor, birisi büyük boynuz, birisi küçük boynuz, yukarı Açılan Kapı da iki tane, biri Halikarnas Kuşadası'nda ki küçük boynuz Kuşadası'nda, büyük boynuz ise israil ve Filistin de yani Mescidi Aksa da, Bunun dışında bir yerden semaya gidemezsiniz zaten. öyle füzeyle falan da gidilmez, diyor ki o ilk yapılan Challenger Uzay Mekiği, saniyede diyor, 30 000 hızla gidiyordu diyor, lan biz arabayla Şöyle yüksek bir dağdan aşağı iniverdik miydi basınç farkından kulaklarımızı patlayacak gibi oluyor, ve uçak ile seyahat edenler, alışkın olmayanlar bilir, bir den inip kalktı mı, kulakları duymaz hale geliyor insanin, basınç farkından örs ve çekiç bozuluyor, Nasıl oluyor da bu 30 000 hızla giden füzeyle içindeki astronot daha hala yaşıyor, öyle bir şey yok kardeşim, Öyle bir şey yok, Ne aya gidildi, ne Mars'a, ne Jüpitere  hiçbirisine gidilmedi daha.<br />
<br />
Oraya Gidiş yöntemi de, öyle füzeyle değil, size şunu, şu misal ile anlatayım, Patoz denen bir alet var, sap yiyip saman sıçıyor, yahut sap yiyip, buğday sıçıyor, insanda o boynuzdan geçtiği zaman, sap iken saman haline, ya da sap iken, buğdayı haline dönüştürülebilindiginde, geçebilir ancak, yani çözülme, elemanter çözülme ile ancak geçebilir, daha önce bunu da yazmıştık, arapca alfabesindeki Peltek s,  en küçük üç noktaya kadar ayrıldığı zaman, o da neydi, atomun içindeki Proton elektron nötron larına kadar ayrıldıgi zaman, bir insan o delikten geçebilir.<br />
<br />
Burası da bu kadar, bilim adamlarına bir ışık tuttum.<br />
<br />
<br />
Ve ben şu anda yeni bir motor modeli icat ettim, keşfi bana geldi, plan  bile daha çizmedim ama,<br />
<br />
Parası ve yetkisi imkanları olan birileri yapsın, bizde faydalanalım, ben bu imkanlara sahip olmadığım için, şu anda yapan dersem bu ortamda zaten bir işe yaramayacak, o yetkim yok, O imkanlarım yok, ama yapan birileri, bize de yaptıktan sonra, sunarsa, hizmetimize sunarsa memnun oluruz.  ve 69 yani ying Yang motoru, Wifi motoru,  Ayni  mekanik Pilsiz otomatik saatler gibi, enerjisini kendi üreten  ve bitmeyen bir enerji, ve kolay enerji yöntemi ile çalışan bir motor sistemi, 69 daki gibi ying yang daki gibi, birisi başka elementten, birisi başka elementten, 2 Demir kütle, yahut bakır ve demir kütle, yahut alüminyum veya altın kütle, halinde 9 olan yukarıda ağır yeri Kullesi, 6 olanın altında ağır olan yeri Kullesi, buna bir defa ivme verdiğimizde,  ve  ona öyle bir yatak yapacak ki, bunun etrafına, çok az bir sürtünme  engeline karşılaşacak,  ve bu sayede hani bisikletin pedalına bir defa çevirdiğimizde, Hani mekanik saatlerde de kolunu az bir sallaman ile, 2 saat 3 saat, otomatik saat çalışıyor, aynı o gibi, buradaki demem o ki, iki farklı ağırlık yüzünden, aynı Newton beşiği gibi, kendi kendini tamamlayan bir dönme hareketi meydana gelecek, bu dönme hareketini de, elektriği çevirdiğimiz zaman, Bitmeyen bir elektrik, ve elektrik ile yürüyen, yahut da bunu mekanik olaraktan güce çevirdiğimiz zaman, tükenmeyeni bir güç, ve basit bir güc ile çalışan motor haline getirmiş olacağız, bir defa bisikletin pedalına çevireceğiz, belki 24 Saat bir daha basmana gerek yok, ve araba gidecek, ya da öyle motorlar çalışacak, Çünkü o 69 daki  gibi, üstteki  gulle,  alttaki gulleyi itecek, üstteki kulle Alta gelince, bu sefer  üste geçen gulle,  alttakini itecek,  ve böylece frene basasiya kadar,  başka enerjiye ihtiyaç kalmadan devam edecek, sen ona yani frene bastığımızda, bir defa daha patele basaraktan, hareket ettirdiğimiz ve ivme vereceğimiz bir hareket ile motor tekrar çalışıp, devam edecek, yani çok az bir enerji ile büyük işler başarabilen bir motor, keşfi bana ait, patenti bana ait, patenti Allah'tan bana ait, Şu anda ben patent almış değilim, ama bunu benden sonra, şu andan itibaren, kullanan her kimse, bana bunun patentini ödemek zorunda, Bunu dün söyledim evde  ve bugün yazdim internete, Dünün tarihi, Dünden itibaren, yani 27 Temmuz 2019 dan sonra böyle bir motoru icat eden herkes, bana hakkımı ödemek zorunda, benden çalıntıdır, yapan birisi yaptığı zaman bana telif ödemek zorunda. <br />
<br />
Ve bu yine ying yang meselesi Kuranı Kerim'de Adem atamız için deniyor ki Adem ile Havva ve şeytan ve bir de cennetin kapısının bekçisini en aşağıya indirdik deniyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  مَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TÎN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 ilk insanın    Homo Sapiens Insanın, ilk Avustralya'da ortaya çıktığı iddia ediliyor, ve bu gösteriyor ki, Dünyamızın en içte, en altta olduğunu, ve bizim Geçenki anlattığımız meseleden, kainatin icindeki  atom olduğunu, kainatın atomu halinde, atomu yani en içteki atom, en küçük parçası olduğunu, ve onunda dünyaninda en altı Avustralya olduğuna göre, ilk insanın Avustralya'da yaşadığı, fakat  ying Yang sebebiyle, Bu otomatik dönme modeliyle, kutuplar zaman zaman yer değiştirmekte, ve şu anki kutuplar Kuzey Kutbu güneyde, Güney Kutbu ise kuzeydeydi ilk defa, daha sonra bu halini aldı, Çünkü Adem atamız Habil ile Kabil kavga edip Kabil soyunun aşağı indiğini görünce, Şit Aleyhisselam ve evlatlarına aşağı inmemeleri gerektiğini emredip tavsiye ediyor, işte yangın hafif ve beyaz olan güzel yeri yukarıda olan kısmı, Adem ve Şit Aleyhisselam yukarıdalar, Kabil ise zulümat ve karanlık olan kısmı, aşağı iniyorlar, aşağıda ağır kısım, Demir kısım aşağıda, ve daha sonra o Aşağı inince, bu sefer iyileri de ileri itmiş oluyor, İyiler da yavaş yavaş zaman ile yukarıdan aşağı inmişler, ve birbirine karışmış, daha işte ying yang ile dünyada ilk ivme ve hareket ve devamlı dönüş halinde, zaten o zaman iyilik ile kötülük, Gündüz ile gece, yaz ile kış motoru, Yani, ying Yang motoru halinde, otomatik ivme ile dönmekte, ve şit Aleyhisselam'ın ve evlatlarının aşağı inmesi ilede, bu sefer kötüler olan, Kabil ve soyunu yukarı itti, o zaman kutuplar değişti, kuzey Güney, Güney kuzeye döndü, şu anda yine ayni işlem, ve İyiler ağır gelip aşağı inerse, kötüler yukarı çıkar, kötüler iyi olur, hani Mehdi nin mucizesi ne idi, kerameti ya da mucizesi, müslümanlar kafir olacak, kafirler Mümin olacak, İyiler aşağı inip, aşağı yanaşıp,  kâfirleri itince, kötüler Mümin olacak, yukarı çıkacak, kafirlikten Dönecekler, yine hem kutuplarda da bir değişme olacak, durum Bunu gösteriyor, Bu da yakın süre içinde meydana gelecek zannımca .<br />
<br />
Peygamberimiz demiş ki her şeyden ona bir yol çıkar yani Mehdi Aleyhisselam'a her şeyin yolu Mehdi Aleyhisselam'a çıkar demiş Benim bir arkadaşım vardı iş arkadaşım O da dedi ki Ben hızlı hızlı abdest alıyordum acele etme dedi bütün yollar zaten Viyana'ya çıkar dedi Yani hepimizin yolu bir Hıristiyan olsun, Müslüman olsun Hepimizin yolu Allah'a. Tadet tadet hareket etmek lazım, Aceleye gerek yok.<br />
<br />
Ve Peygamberimiz demiş ki : Mehdi kuru bir ağacı Diker ve o yeşerir demiş, Bunu hadisçiler alimler yorumlamış ki, o kuru çubuğu dikse bile, o elinde yeşerir manasını vermişler ki,  Bu olayin Biz de şöyle bir tezahürü oluştu : bilmiyorum o ben miyim, o işi yapan Ben mi olacağım ama, Bakıp göreceğiz, sizde benden haber alırsınız, oldu mu? olmadimi? <br />
<br />
Evimde 1 adet Şimşir vardi, çanakta, Sokak kapımın önünde duruyordu,  geçen kıştı galiba, kıştan önce son suyunu verememiştim, biraz kurumuşmuş, ve kış gelince su vermedim alır da içine donar diye, ölür diye, ve Karakış hafif geçer gibi oldu, güneş açtı toprakta buzunu koyvermiş, çanaktaki Toprak, Ben de  ölmesin diye biraz Su Verdim, fakat ertesi günü hava Dona çekti, ve o da bilmemiş suyu  dallarına çekivermiş,  don vurdu, ve yaprakları sararmaya, Hasta olmaya başladı,  ve bir sebepten ben kızdım, Bahar'ın başında çanağı pencereden aşağı attım.<br />
<br />
ve kurumaya yön tutmuştu, Dün acıdım, attığım yerden aldım, baktım ki üç dört tane yeşil yaprağı kalmış, aldım ihtimam ile, Yine bahçemde çukur açtım, ve kuru Yapraklarınin hepsini ayırdım attım, ve kalan yeşil yaprakları ile, ölme diye onu bahçeme diktim, Eğer bu kuru dal yeşerirse, Peygamberimizin bir sözü daha yerine gelmiş olacak, benim üzerimde tahakkuk etmiş olacak, Biz değilsek, bizde tezahür etmeyebilir, başka birisi üzerinde  edebilir, ya da bu olay öyle  değilse, başka bir şekildedir, Hani yani, kuru değneği dikip de, Kuru değnekten yeşil ağaç çıkacak değil bu, benim anladigim kadari ile, hani Yunus Emre ile Taptuk Emre  arasında gecen, asasını atıp da, asasının düştügü yerde yeşerdiği gibi uyduruk değil bizimki, Bizimki hakikata yakın, iki üç tane yeşil yaprak kalmış zaten, Eğer o sevgimi Anladıysa, benim sevgimden beslenirse, yeniden Can bulacaktır, hayata dönecektir, Her Şey Canlı sevgiyi anlayan şeyler, sevgi ile her şey. önce kızdım, sonra tekrar sevdim, acıdım. Hindistan ve Adem atamızın indirildiği yer, ve şimşir ağacı adema verilmiş ağaç, Adem'in hediyesini, Adem'e geri gönderdim, olursa korursa, sahip çıkarsa, onundur, mehdi'den ona hediyedir, Ve Adem atamızın tabutunun Şimşirden olduğu rivayet ediliyor, Halbuki şimşir Kara bir çalı, çalının tabut olacak kadar tahtası çıkmaz ki, şimşir kaşık diyorlar, O şimşir kaşık yaptıkları ağaç şimşir değil, şimşir İçine kurt girmeyen, kurdun yiyemediği ağaca denir,  ağaç kurdunun yemediği  ağaçtır Şimşir. yani Karaçalı.<br />
<br />
Rabbim Adem atamızı, yani insanoğlunu, insan yiyen kurtlardan, şimşir ile koruduğu gibi, ahir zamanda mehdi ve askerini de, kötü kafir keşifleri yapan kaşiflerin zararından da, yine Şimşir'i ile korusun inşallah.<br />
<br />
Geçen haftalarda Altın Çağ ve cennet vaktinden ve cennet nimetlerinden bahsetmiştik, Bu hafta da birazcık cehennemden bahsedeceğim. Cehennem öyle herkesin sandığı gibi sadece Ateş  ile yanılan yer değil, yahutta soğuk ile donulan yer değil, cehennemde cennet gibi katman katman. ve benim tespitlerime göre, eski ömründe yaptığı bazı günahlardan dolayı, Bazı insanlar toprağa karışınca, Bunlar bugünün evlerindeki lavabo halini almışlar, lavabo yapılmak için önce toprak ateşe maruz bırakılıyor, daha sonra pişirilip seramik halinde lavabo halini alıyor, ve azab hala bitmiyor, hafifliyor, ama bir evde 4 tane insan var ise ve bunlar müslüman ise, demek ki eski ömründe bu insanlara bir zararı dokundu ki, Allah onun evinde onu lavabo yapıyor o insanı, ve her gün sabah akşam yüzüne tükürüyor, sümkürüyor. Abdest alan bir insan düşündüğün zaman, beş vakit Abdest alan bir insan ise bu adam, Müslümana attıgi bir iftira ya da yanlış yüzünden, o Müslümanin evindeki lavaboya dönüyor artik, ve azab olaraktanda,  o müslüman aile, beş vakit 5 kişi  o lavabboya tükürüyor, sümkürüyor ki, onun  cehenneme tatması ve azabi hala devam ediyor, Yani her gün Yüzüne tükürülen insan olmuş oluyor, hem de cevap veremiyor, karşılık da veremiyor, hiçbir harekette yapamıyor. yine tuvalet taşı olmuş birisi daha kötü bir durumda, her gün suratına işeniyor, Afedersiniz hacet yapılıyor,  Taa ki o ev deki  o lavabo ya da tuvalet taşı, kırılıp ta yer değiştirmesine kadar azabı bitmiyor. ve alet Erdavat şeklinde olanlar da var, Onlar da cennetin bir köşesine girmişler ama, işte lavabo olmuş yahut Efendim tuvalet taşı olmuş, yada  O  bir alet Erdavat olmuş, O bozulasıya kadar hizmet ediyor, Çünkü artık yani insanlık vasfını kaybetmiş, al oraya koy, getir buraya koy, Artık cevap veremiyor, ağlayamıyor, duyamıyor, yapma diyemiyor, Ve sonunda bir tarafı da bozuldu muydu, hizmeti Tamam oldu mu, Cehennem Azabı bitti miydi, o evden de alıp tekrar dönüşüm ünitesinde, yeni bir hale dönüştürülmek üzere, tekrar ya toprağa karışıyor, ya da dönüşüm ünitelerinde, yeni bir cehenneme Doğru yol alıyor, başkasına da verdiği Azab dan dolayı, başka bir eve doğru yol alıyor, Bu da bizim tespitimiz, kabul edip etmemek size kalmış, Çünkü cennet ile cehennem ahirette Baki ise, var olacaksa, Burası cennet ise, cehennemide görmeniz lazım, Cehennem neresi diyeceksiniz o zaman, cennet Burası da, hani insanların kaynadığı yandığın yer neresi demeniz lazım değil mi? işte size cehennemde kaynayanların, yananların yeri de gösterdim Birkaç tanesini, ileride olursa, başkalarında gösteriniz inşallah, Artık siz de tefekkür ettiniz mi, Bu Kapıdan girdiğiniz de sizlerde birçoğunu görebilirsiniz zaten. <br />
<br />
Rabbim beni ve askerimi, kul hakkına girip, yahut da cehenneme layık amel işleyip de, insanlığını kaybedip, cehenneme maruz kalan kullardan eylemesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 28 Temmuz 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah, Her An Geleceği  Yaratma işi Üzerinde]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43292</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:54:14 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43292</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 16 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dua edip dilerler). O da hergün her an ayrı bir şe’n  de, yani ayrı bir isteği tecelli ve oluşturma işi üzerindedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Ey Allah’ım! Kendini isimlendirdiğin, Kitabı’nda indirdiğin veya katındaki (bizce bilinmeyen) gayb ilminde kendine sakladığın Sana ait tüm isimlerle Senden istiyorum. Kur’an’ı gönlümün baharı, kalbimin cilası yap, O’nunla hüznümü, gam ve kederimi gider.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ahmed 1/391-3712-4318, Hakim 1/509, Mucemu’l-Kebir 10352, Ebu Ya’la 5297, İbni Ebi Şeybe Musannef 29309, İbni Hibban İhsan 972, Bezzar Keşfu’l-Estar 3122, Albani Sahiha 199)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Allah-u Teâlâ’nın isimleri, kendisi için özel alametlerdir. Bu isimlerden her biri, bir veya daha fazla sıfata delalet edebilir. Mesela Alim ismi, ilim sıfatına, Kadir ismi kudret sıfatına, Rahman ismi rahmet sıfatına delalet etmektedir. İsim ve sıfatların tamamının manalarını ise ‘Allah’ ismi kapsamaktadır.<br />
<br />
Allah’ı isimlerinde birlemek, O’nun her ismine ve o ismin delalet ettiği manaya inanmayı gerektirir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Allah’ın yüzden bir eksik, doksan dokuz ismi vardır. Herkim onları sayarsa cennete girer. Allah tektir ve teki sever.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Buhari 6348, Müslim 2677/5)</span></span><br />
<br />
Allahu Tealanın sıfatlarından biriside yukardaki ayette gecen şe'n sıfatıdır, ki o inşa etmek  o kelimeden türemiş bir sıfatdır, yani öyle olunca Allahu Teala, yukardaki ayette zatının buyurduğu üzre, her an kainatı  inşa etme işi üzerindedir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde :</span></span><br />
<br />
 Kuranı Kerim'de Rahman suresinde geçen ayetteki her an ayrı yaratılışta ayeti üzerine, Allah, her an, cennetin  yada ahiretin, yeni bir katmanını yaratma işi üzerinde. Mesela bugün vaktimiz, nimetler vakti ve Diyar'ın dayız. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Misal :</span></span><br />
<br />
<br />
Ben 1998,.. yada 2000 ler gibi, buranın eyalet başkentine gittim. o zaman cep telefonları yeni çıktı daha, cep telefonlari henüz küçük halini  almadı  daha, Longa gibi cep telefonu Nokia 1610 mu neydi 1200 liraya mı ne almıştım Schlign yani, ve cep telefonlarının daha sonra küçücük, ve daha kullanışlı ve, daha çok işlem yapabilen hale gelmesi ve, fiyatının da düşmesi, hatta o eski telefonların, Akıllı telefonlardan önceki telefonların, en son halinde, 29  schilling 30 schillinge kadar düştü. Yani işte, bir ilmin yaygın hale gelmesi ve, o ilimin meyvesinin herkes tarafindan yenmesi, yada yiyebilecek seviye ermesi, yaklaşık bir 10 sene gibi bir süre alıyor,  bazısınında 10 sene, bazısınında Belki 100 sene, Çünkü mesela araba diye bir teknoloji var, arabanın icadından sonra, yolların yapılması, ondan sonra arabanın geliştirilmesi, modern halini alması, ve neredeyse, her eve arabanın girmesi, Belki 100 sene, 200 sene sürmüş olabilir, icadına göre değişik bu süreler, ama bugün teknoloji daha hızlı, Her şey daha dün, yaklaşık dün diyebiliriz, yani Akıllı telefonlar çıktı, köyüne kentine her yere kadar ulaştı, şimdi çobanın elinde de akıllı telefon var. yine internet diye bir şey var,  O da, yani benim üniversiteye gittiğim seneler çıkmıştı, yaklaşık 1988-89 gibi, ondan bu yana 2019'dayiz, 19 sene buradan, 10 senede oradan, etdi 29 sene, 29 sene içinde yaygın hale geldi ve her eve girdi artik, Dağdaki, yayladaki Çoban dahi, şimdi internet kullanıyor. Bir ilmin anlaşılması, Rabbimizin bizlere rahmeti ve merhmeti yüzünden, bizlerin kolay işler üzerinde hayat sürmemiz, ve kolaylık ve cennet denilen o rahatlık vaktine ulaşmamız için, Allah bir ilmi önce öğretiyor, sonra onu geliştire geliştire, ve bunu da insanlara yaptırıyor, ve bu süreç, dediğim gibi, araba gibi bir teknolojide, Belki 100 sene alıyor, insanlar Daha hızlı olsa, daha çabuk gelişir, ama düşünün, Dünyanın her yerinde Yollarin açılması, elbetteki basit bir şey değil, yollarin otobanlara dönmesi, hızlı arabalar, hızlı trenlere de raylar,  Tabii ki Belli bir zaman alacak, bunun hemen 3 sene de yapılması mümkün değil tabii ki, o yüzden, böyle bir teknoloji, mesela 200 sene 300 sene sürmüş olabilir, yahutta 400 sene sürmüş olabilir, ama bak, şu anki teknolojideki sistemler, daha hızlı ilerliyor eskisine göre, artık daha yeni gelişmiş aletler de olunca, iş yapmak daha kolay halde, artık Eskiden yol açmak için bir tane Greyderimiz varsa, şimdi onlarca yüzlerce, daha güçlü Greyder lerimiz var. Şimdi  yeni yollar açmamız, ve Yolları Otobana çevirmemiz, daha kolay. Asfalt bulunmuş ve gelişmiş, hemen istediğin yere ulaştırabiliyorsun, daha sıcaklığı sogumadan istediğin yere ulaştırıyoruz onu, Öyle olunca şu anda, Yolları daha geliştirmemiz, yeni yollar yapmamız daha kolay, ama eskiden, İlk başlangıçtan bu hale gelmesi, Tabii ki zaman Almış, Ama şu andan daha ilerisi, daha kolay işlem, O yüzden işte Allahu Teala ilmi de böyle başlatıyor, O  ilm ile, dünyayi bir halden bir hale, yani, bir yerinden bir yere varmak istiyor. Allahu Tealanın muradında, varmak isetedigi, insanoğlunun varmasını istediği bir yer var, işte orası da, dedik vaktimiz, Cennet vakti, altın  çağ, goldene zeit, fakat biz eskilerin cennetiyiz, bizim vaktimiz bizden önceki eskilerin cenneti, ama bizden sonraki Cennetler de, bizim vaktimizin  varliklarinin cenneti olacak. bizim de cennetimiz daha ilerisi ve daha iyi yerler olacak . <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ölüm Bir Kurbanlık koç gibi getirilip, sırat  köprüsü üzerinde, cennet ile cehennemin arasında, kesilir öldürülür, ondan sonra da ölümsüz ebedi hayat başlar"</span></span><br />
<br />
<br />
“Mehdi” ismi Musevilikte “Maşiyah”, “Kral Mesih”, “Shiloh (gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı)” gibi çeşitli isimlerle ifade edilir.<br />
<br />
Bunu Musevi kaynaklarında da aynı şekilde söylüyor  “Maşiyah” Geldiğinde artık ölümde kalkacak diyor, <br />
<br />
bizdeki kaynaklarda ise :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Ehl-i Cennet Cennet`e, ehl-i Cehennem Cehennem`e (ayrılıb) gidince ölüm (mefhûmuna, gürbüz bir koç sûretinde vücud verilerek) getirilir. Tâ Cennetle Cehennem arasında yatırılarak kesilir. Sonra bu münâdî: Ey ehl-i Cennet artık ölüm yoktur, ey Cehennem halkı ölüm yoktur! Diye i`lân eder. Ehl-i Cennetin ferâhına bir ferah daha ziyâde olunur, ehl-i Cehennem`in de hüzün ve kederine bir hüzün daha yüklenir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Sahih Buhari - Hadis No: 2051,Tirmizi Hadis No: 2683, Müslim Hadis No: 40,42(2849),Suyuti sayfa 76 )</span></span><br />
<br />
Öyle olunca işte ondan sonra ebedi hayat var diyor, ebedi Sonsuz Mutluluk diyor, orası işte burası olacak,<br />
cünkü ölüm burda var, ahirette zaten ölüm yokki, o zaman ölüm burda kesilcek demek bu, ve dünyada ölüm kesilince, yada öldürülünce yani, artik ebedi hayat diyari olan cennette burda kurulmuş olacak, ve o musavi kaynaklarda gecen kiyametin  kopacagi yer olarak amik ovasi ve sonrada cennetin kurulacagi yere hazirlik için işde bu maveraünnehiri ele gecirip, cennetın arazisini alıp hazır etme, yani mehdi ve isaya hazır etme görevinin üstlenen, yahudilerin veya diger isimleri ile musavilerin amacıda budur zaten.<br />
<br />
Dünyayı cennete çevirmemiz gerekirken, Şimdi herkesin silah alması, oraya buraya insanları kışkırtması, oraya buraya saldırma planları yapması ne garip değil mi? Cenneti mi yıkmak istiyorsunuz, kendi cennetinizimi yıkmak istiyorsunuz? yani yıllardır Beklediğiniz, varmayi murad ettiginiz, girmek için yarıştığınız cennetimi yıkmak istiyorsunuz? bak  şimdi Suriye yi yıktınız da, cehenneme çevirdiğinizde ne oldu? diyorum bak :  <br />
<br />
Bir araba yüzlerce sene sonra ancak böyle güzel hale geldi, arabanın böyle rahat konforlu bir hale gelmesi 100 lerce sene sürdü, zaman aldı. <br />
Madem, Şu anda :<br />
Yolların hepsini bozalım, patlatalım. <br />
köprüleri yıkalım, <br />
arabaları makineli tüfekler ile tarayalım,<br />
 ve milleti arabasız bırakalım. <br />
kim bundan faydalanır?<br />
 kimin hayrına olur bu?<br />
 insanoğlunun hayrına mı? <br />
yoksa insana düşman olan şeytanın hayrına mı?<br />
mesela sen düzeni bozup yıktın mı, belki Araba Sadece bende olsun diyorsun da, yarın sende de olmayacak, çünkü şeytan, Yarın senin Elindekini de almaya çalışacak,  belki Bugün seni kullandı da, benim elimdekini aldıysa, Yarın da senin Elindekini almak için başkasını kullanacaktır zaten. sende de koymaz o, Çünkü hepsini elimizden almak istiyor, insanoğluna düşman kardeşim, düşman. Cennetten kovduran o değil mi? Sizin dünyanizi  cennetinizi elinizden almak istiyor, işte cennetinizi yıkmak için size diyor ki: Buraya yakın  yıkın diye  fistek veriyor. sizde oan inanip kendi cennetinizi yıkmaya kalkıyorsunuz, Savaş çıkarıyorsunuz. insan kendi cennetini yıkar mı ya? Akıl mantık işi mi bu. o azili düsman diyorki cennet yıkılsında ister kapisi, ister duvarı, isterse tavani olsun, hiç fark etmez,  bir taraftan yık diyor, Sen orayı yıkınca, öbür tarafları yıkacak adam da bulurum ben diyor, seni kullandı ve Suriye'yi yıkmaya çalışdı ise, yarin  başka birini kullanır, belki bir bomba ilede, Amerika'yı yıkabilir ki. sen, sen de kalıcı değilsin, şeytan Sana da düşman, sana dost gözüktüğüne bakma sen öyle, Adem'in cennetten kovduran, seni cennette bırakırmi zannediyorsun?  seni de kaldıracaktır buradan, senin elinden de cennetini alır. O zaman insanlık olaraktan, hepimiz el ele vermemiz lazım, Ne Kürt, ne cingen dememiz lazım, Ne zengin, ne fakir, ne Afrikalı, ne yerli dememiz lazım, Ne Arap, ne şarap dememiz lazım, hepimiz biriz, İnsan olan herkes, hepimiz biriz, fakirinden zenginine, en büyükten en küçüğe, en zenginin den, en fakirine, hepimiz bir olmaliyiz. zenginin zengin olacak marifeti farki nerede? kanatlarımı , kuyruğumu fazla, hepimiz de 2 el ,2 kol, iki ayak, iki göz, bir kafa, 2 kulak var, farkımız nerede, o zaman hepimizin ihtiyaçları  da aynı, yemek, içmek, giyinmek, evlilik, hepimizin ihtiyaçları da aynı. o zaman biz bir olursak, o bizi yenemez. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
'Ey Âdemoğulları, size, şeytana, şeytanî güçlere tapmayın, onların düzenlerine bağlanmayın, onlara boyun eğmeyin. Onlar sizin apaçık bir düşmanınızdır.' diye tavsiye edip sizinle kulluk sözleşmesi yapmadım mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 60. ayet</span></span><br />
<br />
Allahu Teala Yasin Suresi'nde, Sakın ona inanıp da, ona tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır diyor.<br />
<br />
Bunu anlamak lazım, sana dost gözüktüğü zaman, seninle  orayı yıkacak, başka birisiyle de seni yıkacak, O zaman onunla dost olunmaz. Allah in yaptiklari yiktirilmaz.<br />
<br />
ve Allah işte, her an, yeni bir bilgi ve, insanlığın hayrına olan, bir buluş, bir biliş, bilim ve bir yaratma üzerinde, gelecekleri oluşturmak işi üzerinde Allah. <br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Keops Piramidi:</span></span><br />
<br />
Büyük Piramit ya da Keops Piramidi, yontma taştan yapılma, 138 m yükseklikteki kare tabanlı bir piramittir. Bu piramidin orijinal yüksekliğinin 280 Mısır kübiti, yani 146.478 m olduğu sanılmaktadır. Fakat erozyon ve tepe kısmının yokluğu nedeniyle günümüzde yüksekliği 138,75 m'dir. Taban kenarlarından her biri 230.37 m. (440 kübit) uzunluktadır. Yapılan hesaplamalara göre piramidin kütlesi 5.9 milyon ton ağırlığında, hacmi ise 2.500.000 m³'tür. Piramitte kullanılmış en büyük taşlar olan “kral odası” granit taşlardan yapılmış.<br />
<br />
Bu konuya benim şöyle bir yorumum var, ister kabul edin, ister kabul etmeyin:<br />
<br />
Onu  insanoğlunun  Toprak yigarak yaptıkları  üst üste dizdikleri hikayesi fasa fiso. çünkü şu anki teknoloji ile bile, Yani biz vinç kullansak, O taşları üst üste koymak için, ve Vinci ucundaki o uzanan uzantı o kadar uzun olmalı ki, en üstteki orta noktaya taş koyabilesin. aradaki mesafeyi düşündüğümüz zaman, şu anki sistem ile bile, bir vinç bunu yapamaz ve devrilir, o kadar uzağa o kadar ağır bir taşı uzattığı zaman, oradan da aşağı salladığı zaman, vinç devrilir, bu ne toprak yigmak ile yapılmış bir piramit, nede vinc ile,  benim buna görüşüm, bunlar, bu taşların Avusturya graniti olduğu söyleniyor, ve buradaki sistem ile, şu anki modern sistemlerle,  ben taş ocağında çalıştığım için biliyorum, Biz taş ocağında block taşlar ve benzeri taşlar çıkarıp kesiyorduk, O taşları Buradan oraya, ilerki zamanda, ışınlama yöntemiyle, taşı taşın üstüne koordinat ile gönderip, piramitleri imar etmiş olabilirler.  ışınlama ile Hani Star, bak Uzay Yolu filminde, bir gezegene ışınlıyorlardı da insanı, birde insanin belindeki tabancasınıda ışınlıyorlardı, tabancası demirden değil mi, demiri ışınlayan, taşı da ışınlıyabilir değil mi, o Hayaller  ve filimler, Belkide ilerde gelcekte bir yerde, bir gün gerçek oldu, ileride bir yerde bu iş, ışınlama yöntemi cözüldü, ileride bir yerde gelecekte, belkide yakın zaman, belki yakın zaman sonra bu buluşlarda çözülecek, ışınlama çözülecek, ve ışınlamanın çözüldüğü yerde, birileri bu bilgiye erdiyse ve, işte insanoğlunun dünyayı yok etme, kıyameti koparmak hikayeleri yüzünden, bilgi kaybolmasın diye, ki aynen Nuh döneminde su basması ile, Bütün her şeyin helak olduğu ve, insanlarin sıfırdan başlamak durumunda kaldıkları gibi, Öyle bir şey olursa, şu anki bilgiler kaybolmasın diye, belki taşlara o geleckteki adamlar tarafindan , o resimler oyuldu, şu anki sistem ile CNC makineleri ile Oya bilir, resim ve o şekilleri  o taşlara yapabilirler, Çünkü Musa vaktinde daha Demir bulunmamış kardeşim, Demir yok, metal diye bir şey yok, metal cinsi hiçbir şey yok, metal olmadan taş ne ile oyulcak da o şekiller verilecek, taşa kim vermiş o şekilleri, O taşa, o resimleri şekilleri taşa, demirsiz, demir yok öyle olunca, o günkü en sert madde, başka bir taş ile  oyamazsın ki, taşı taşa vurarak dan da olmaz, Hele bir de granit taşını, demir olmadan, hiçbir şekilde işleyemezsin. Süleyman ve Davut vakti, Allah demiri Davuda ögretti bildirdi buldurdu ve yine  işlemesinide Davud aleyhisselama öğretti, Davut Aleyhisselam'ın ilmine verdi, peki Davut Aleyhisselam Musa dan sonra geliyorsa, Musa firavun vaktinde ise, hatta piramitler dahada önceden ise, nasıl oluyor da, Firavun'un yada MISIRIN  piramitlerinde Yazıtları oluyor, taş oyulmuş oluyor, ne ile oydular, bu taşları  ne ile kestiler, bu taşlar Demir olmadan, çekiç olmadan,  ne ile kesildi? Demir yok Demir, Akıl mantık işi mi bu, o zaman demek ki, o zaman, bu zamanda ileri bir noktadan, geri bir noktaya, bazı bilgilerin saklanması, Çünkü kötülerden, kötülerin vereceği zarardan emin olmak için, aynı şu anki buğdayları tohumları  Norveç'in altındaki buzun altına saklayıp geldikleri gibi,  gelecekteki insanlar da, bu bilgileri, geçmişe saklamışlar, herhalde orayı güvenli görmüşler demek ki, ve bu Kesinlikle böyle, ışınlama yöntemiyle o piramitler yapılmış. vinç ile bile yapamazsın bugün. o gün, O taşları kesecek Demir yok, ne ile kestin Musa vakti, Demir yok ki!!!<br />
<br />
Ya düşünün, diyor ki bizim meşhur bildiğimiz kitaplarda, cilalı Taş Devri, ondan önce Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devri de ne demek biliyor musunuz, ilk defa yeryüzünde mermer keşfolmuş, mermer cilalı, mermer biraz sivri oldugundan, onun ile kesebiliyorsun, hayvanını yüzebilirsin, yine onu birbirine çaktımı, ateşini yakabilirsin, çakmaktaşı denir, çakmaktaşı vakti, Çakmaktaş, Fred Çakmaktaş vakti, ilk defa mermer diye bir şey bulunmuş, cilalı Taş, Demir yok ki, mızrağın ucuna bile mermer takıyor, hayvanlari onun ile avlıyorlar, Demir yok, Demir yok ki Musa vakti, nerede demir de, o taşları kesecekler. <br />
<br />
Ve yine Göbeklitepe hikayesi de yalan uydurma, birileri bunu yapmış oraya gömmüşler, bu şey yani şu anki zamanda yapılmış, hileli bir şey, diyorum demir yok, diyor ki 5000 sene öncesine Bilmem nereye bilmem ne tarihe dayaniyor gidiyor diyor,  lan Demir yok diyorum Demir yok, Demir olmadan o heykelleri nasil oyacaksin, taşı taşa vurarak heykel yapamazsın ki, başka bir şey ilede yapamazsın ki,  sonradan oraya gömülmüş, yapılmış şu anki zamanda, o hileli, aynı Firavun'un Sarayı'ndan Bilmem bir şey çıktı, piramitlerin içinden altın kafa maskesi çıktı hikayleri ile turist cekme, metal Yok, ne altını, işte Metal İşleme diye bir şey daha önce bilinmiyor, Metal İşleme Ateş kızdırma ile olur, Ateşi harlayacak gerec yok ki zaten, ateşe harlayacak körük yok, kuvvetli Ateş yapacak körüklü sistem yok, körük olmadan Ateşi  kuvvetlendiremezsin ki, Hele bir de ilk başlangıçlarda o çağda.<br />
Öyle olunca Göbeklitepe hikayesi filan uydurma, yalan 2 tane de adam tutmuşlar, Bilmem yazıları çözdüm, bilmem ne yaptım, hepsi yalan oyun.<br />
<br />
Bu sıralar Tevrat'a Merak sardım ve, Tevratın da aynı Kuranı Kerim gibi, yeryüzünde yazılı olduğunu keşfettim. Allah yeryüzüne tevratı da dağıtmış, canlı, gezen yürüyen Tevrat ayetleri var. Musa ümmetini alıp da İsrail'e doğru yola çıktığında, onun ümmetindeki insanların sayısınin 1 000 000 kişi olduğu söyleniyor ve, bu ne ile çakışıyor? Tevratta da benim bildiğim kadarıyla 1 000 000 ayet varmış. o zaman her bir Musa ümmeti, bir ayeti temsil ediyor, onlar canlı, gezen yürüyen Musa ümmeti, ve biz Cennette himmelde yüksekte isek, Musa'yı kabul edip onun ardına takılıp da, Musa ya destek olan, o bir milyonda cennete girecek  demektir bu, biz Cennette isek, onlardanda şu anki havralar da sinogoklarinda  ibadet  eden, ve  Allaha iman eden, bütün musevilerde de zaten, o bir milyonun içindeki kimseler, Onun dışında, o  onlari Harun'la bırakıp Tur dagina gittiğinde, geri dönesiye orada bozulanlar da, yine ona tâbi olup da, sonradan dönenler, orada bozulanlar, onlarda yine içimizde, Çünkü günah, bildigimiz kadari ile, cehennemde biraz kalıp, sonra cennete dönmeyi gerektirir. onlar içimizde, o bozulanlar da İçimizde, Tabii ki Musa geri geldikten sonra hepsini azarladı, hepsini yola getirdi  Onları tekrar değil mi?<br />
Tevrat ta çok güzelmiş, Maşallah Maşallah, rabbim indirir de, Rabbim yazar da güzel olmaz mı, Rabbimin her işi güzel.<br />
<br />
Geçenki anlattığımız meselelerden, Bizler en iç deyiz, ve atomun çekirdeğindeyiz demiştim.<br />
<br />
Yine buraya ispat ve delilim : dua ederken eller havaya açılır da, secde ederken neden burnumuzu yere sürteriz, Allah yerde mi de Biz Allah'a yere secde ediyoruz, Hani gökteydi, Göke dogru dua ediyorduk, Peki niye yere secde ediyoruz o zaman, Yer Ne taraf, Gök ne taraf? bunda bir gariplik yok mu. O zaman  Allah nerede, yerdemi, göktemi,  Beyt'ül Mamur Bizim bulunduğumuz ev demiştim, ve biz en iç teyiz demiştim, o zaman Muhammed vaktindekilerde, yere secde ettiğine göre, aslında  o izdüşüm ile Beytül mamura, İşte bizim Kabe mize secde etmiş oluyorlar yani, çünkü yönünü kıbleye dönüyor da, secdeye, yere toprağa doğru dönüyor, altta  veya icde atomun cekirdeginde biz varız işte, dalga içten çıkıyor demiştim, atomun çekirdeğinde elektron yörüngelerinde, içteki çekirdeği korumak içın dönüyorlar, bunun için, dışındakiler, içindeki çekirdeği korumak için, çekirdek de de İşte biz varız, şu anki insanlık, Cennet vakti, cennet korunmakta. Cennet Melekler tarafından, peygamberler tarafından korunmakta, üstteki elektronlar halinde, ve öyle olunca, secde yere ve ice dogru olduğuna göre, atomda, işte çekirdek de icte olduğuna göre, demek ki Kabe'de, içteki Kabe, Beyt'ül mamur, Dıştaki Kabe diger Kabe olduğuna göre, o zaman yukarıdakilerin içe dönmesi, işte toprağa secde etmenin sebebi bundan, öyle olmasa idi, Allah bize toprağa secde etmek vermezdi, dua ederken elimizi yukari semaya  açtığımız gibi, ayaktayken secdemizide, tepeye doğru yapabilirdik, kafamıza yukari dogru oynatırdık havaya doğru, şöyle yukarı  doğru indirip kaldırırdık, secde olurdu. Peki niye yukarı doğru kafamızı indirip kaldırmıyor da, yere toprağa sürtüyoruz,  Demek ki beytulmamur iç de, şu anki cennetteki ev, Kabe, esas dönülen yer. Bu da bizim yorumumuz, bizden önce bunu kimseden duymuş değilsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"GUL" "DE Ki" Zikri ve Hikmeti</span></span><br />
<br />
Tevrat meselesine yeniden dönersek, Kuranı Kerim'de bazı surelerin başında "gul"  geçiyor (Felak suresi, Nas suresi, Ihlas suresi, kafirun suresi, cin suresi,....) yahutta böyle birçok ayet var.<br />
<br />
 "gul" demek  "De ki" demek,  ve mesela bizler, Felak suresinde ki başındaki "gul" ü de okuyup zikrederiz,<br />
<br />
Halbuki ben mesela sana desem ki : Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş." de dedim,  Sen gidip de Okan bayülgen'e Benim dediğimin aynısını mı söylersin, <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">((((Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş.")))</span></span> gibi <br />
<br />
yoksa "ağabeyim diyor ki, seninle program yapmak istiyormuş." mu dersin. başında ki "de ki" yi de mi kullanırsın, yoksa  başındaki "de ki" kelimesini kullanmana gerek yok mu? Halbuki "de ki" den  gerisini söylediğin zaman, ona anlatmak istediğini anlatmış olursun. başındakini de  dediğin zaman, zaten cümle yanlış olur, buraya kadar Anladık mı? o zaman  bizim zikirimizdeki  Felak suresini okurken okumanız gereken, zikir etmeniz gereken yerinde "gul" olmaması lazım, başındaki "gul"  ü çıkarıp da geri kalanını zikr etmemiz lazım. amma  daha sizi ögretmedigim için, bende gul ile zikrettim şimdiye kadar amma sizde bende artik bunu ögrendik bundan sonra o gul olan sureleri ayetleri zikirleri başındaki "gul" kelimesini  atıpda öyle zikredelim. Ama zikir evradımızda Felak Suresi diyerekten yazdık ki ayette eksliklik olmasin, yani bunu ben size bu vaaz ile ögretecegim ve bu bilgi ancak bu derceye cikan birisi tarafindan bilincek, evradimizda da yine o zikirler başındaki gul ile yazilcak değişmeyecek, bunu bu VAAZI okuyan ve duyan ve seyredenler bu SIRRI bilcek sadece.  Mesela Felak suresini size anlatıyorum, ve Felak suresini okudugun zaman, başındaki gul ü okumanıza gerek yok. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim Tevrata</span></span><br />
<br />
Öyle olunca Allahu Teala da, Musa Aleyhisselam'a  bir zikir vird veriyor,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vird demek :</span></span> Türkçe Çok kere tekrar edilen zikir demektir,  ve o yüzden biz "Raşidi  Zikir Evradı" diye zikrimizi tarif ettik,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrad Demek:</span></span> Benim zikrim demek,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevrat veya Tevrad demek:</span> </span>senin zikrin demek, <br />
<br />
Benim anladığım kadarıyla, Allahu Teâlâ Musa Aleyhisselam'a diyor ki, sana senin zikrini evradını veriyorum, yani tevratı veriyorum demiş, Ve kitabın adı Tevrat kalmış. <br />
Zikri ben çektiğimde, Benim zikrim Evrad olur.<br />
Zikri sen çektiğinde, senin zikrin sana Tevrad olur.<br />
<br />
<br />
Halbuki Tevrat a,  O bizim evradımız demeleri lazım, bizim zikrimiz, evradımız demeleri lazım. hani bu da bizim anladığımız kadarıyla, benim anladığım kadarıyla, o (Tevrad) zikirdir, o yüzden de zaten Robin ler tevratı  haala Zikrederler  çokça. O bir zikirdir, yani evrattır. çokça tekrar edilerek den, bugüne ulaştırılması gereken bilgi, ve unutulmaması gereken bilgidir. mesela, Peygamberler tarihinin çoğu Tevratdan alınmıştır. işte bak, Onların okumaları, hafızlık etmeleri, yazmaları, bizim işimiza yaramış. nasıl biz musevileri dışlayabiliriz. Tevrad olmasaydi, Peygamberler Tarihinin çoğunu Bilemezdik biz, onların kitabı olmasa, bizim kitabımızda ne kadar bir bilgi var Peygamberler tarihi hakkında, Kuran bize ne kadar bilgi bildirmiş, onlarin bütünü  neredeyse hepsi musevilikten ve Tevrattan alınmıştır. İşte onların da, onu yazmaları, ve bugüne kadar saklamaları, hafızlık etmeleri, Bizim de menfaatimize yarıyor. Tevrat da haktır ve orjinali hala vardir bozulmamıştır. Tevrat haala kainatta yazılı. işte O  Tevrat okuyanlar  var ya, o Museviler var ya, şu anki ibadet ehli, Allah'a inanan, onun hükümlerinede uyan kimseler var ya, onlar işte cennetlikler, o 1000000 kişi işte. Bilmiyorum belki daha sonra çoğaldılar, yerlerine yerleştikleri zaman, Bir Milyondur, daha sonra belki 1 milyon 200 bin oldular degilmi?  yada 300 bin oldular, evet olabilir. Mesela elmayı Ankara'ya dikttin, elma orada  sana bir ton elma verdi, bir çekirdekte gittin Fransa ya diktin, Fransa'da 2 ton elma verdi, aynı elma orada da bitti. o zaman onlarda diyor zaten, biz diyor, Niye  İsrail'e gitmek, Vatan edinmek zorunda olalım diyor, Almanya'da bize Vatan diyor, Fransa'da Vatan, Amerika'da Vatan, O zaman her yer bize İsrail, Evet doğru, elmayı dikmek için illa İsrail  de olmak lazım değil ki, Cennetin kurulması için de ile israil lazım değil kardeşim, Cennet her yere kurulmuş zaten, Sen yeter ki cenneti dağıtıp bozma, içinden de  kovulmak  durumunda kalma.<br />
<br />
Yahudi kelimesi, israil'in yani, Yakubun oğlanlarından birisi, Yani Yakup aleyhisselamın oğlanlarından birinin ismi yahuda, hud dan gelen, yada kalan demek, HUD soyundan gelen, yada  kalan demek. Hud aleyhiselamin yeni versiyonu. Musa vaktindeki yeni versiyon hud demek o,  yani Hud yıldızı. Hud Aleyhisselam inkar edilebilir mi ki, dışlanabilir mi ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Resûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti ve mü’minler de, hepsi Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve resûllerine îmân etti. “Biz, O’nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve “ışittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 285. ayet</span></span><br />
<br />
 niye biz Amenerrasulü de peygamberlerin hiçbirini dışlamayacağız diye Söz veriyoruz, o zaman sen yahudayı, ya da Hud aleyhisselamı nasıl dışlarsin.<br />
<br />
<br />
Yahudi yani musevi kaynaklarındaki, Mehdi Aleyhisselam ile bilgiler arasında, bir de şunu öğrendim duydum onların vaizlerinden, O da diyor ki : Mehdi geldikten sonra, artık ebedi Cennet Var, Ölüm yok olacak, kalkacak diyor, bizim dediğimiz şey, ve eger Mehdi ölürse zaten o Mehdi degildir diyor. Bilim adamlarına diyoruz : ölümsüzlügü keşfedin artık. Vakit Geldi Burası cennet, buradan Ötesi artık ebedi hayat diyoruz işte, cennetide burada kuracaksınız, Bütün dini hükümler, zaten burada güzellik halini almak için değil mi? bütün dinin hükümleri ahkamlari, güzelliklerin burada yeryüzünde hakim olması için değil mi zaten, yapılması gereken görevler, hepsi o amaç ile değil mi, insan olmak, insan olmak demek işte, yeryüzünü imar etmek, ve en güzel şekilde, hukuka riayet edip, Allah'a ve peygamberlerine, kitaplarina, meleklerine, büyüklere saygılı , doğaya saygılı , insana saygılı, hayvana Saygılı olmaktan ibaret degilmi..<br />
<br />
Balı bal yiyen daha iyi bildiği için, yağı da yağlı yiyen birisi daha iyi bilir, elektriği de elektrik  yiyen, yani elektrik carpan Birisi bulmuş, Benjamin Franklin gibi elektrik çarpan birisi bulmuş, uçurtma daki anahtara şimşekten elektrik çarpınca, elektriğe kapılmış ve elektriği ilk anlayan adam olmuş, ve eğer ölümsüzlük keşif olacak ise, ölümsüzlüğü keşfedecek adamda, ölümü ve hayatı yiyen bir adam olması lazım ki, ölümsüzlüğü keşfetsin. Bunun da dünyamizda ve kainatımızda 2 tane  örnegi olan insan var, birisi İdris Aleyhisselam, birisi İlyas Aleyhisselam, cennete ölmeden Geçilmez Kurali koyan Allahu Teala, Bu ikisini cennete koymuş, Cennetten çıkmamış lar, yeniden hayat bulmuşlar, ve dünyamızda  da Haala ilyaslarda mevcut idrisler de mevcut, Öyle olunca aynı Meryem  gibi Bakire bir kadından doğacak İlyas ve İdris isimli iki çocuk, temiz çocuk, yetiştirilirse imkanlar saglanirsa, Belki bize ölümsüzlüğün çaresini de onlar bulacaktır. Çünkü Meryem Tanrı Rab isayi doğurabilecek kadar iffetli olduğu için, ölümsüzlük de Cennet vaktinin insanına nimet olduğu için, ölümsüzlügü keşfeden cennete girmiş olacak, Cennete giren birisi ise, cennetlik kimse, cennetlik kimse ise temiz kimse, temiz bir kimse de temizler den doğacağı için, Temiz'den çıkıp gelecekse, Buz gibi bakire tertemiz bir veya birer anneden doğması lazım bu iki bebenin.<br />
<br />
Ve Ben yine Tevrat'tan öğrendiğim birkaç bilgiyi sentezledim galiba Yakup aleyhisselamın kızlarından 3 kızından birisi olan,  Dina diye bir kızı varmış,  ve bu kız kötülerden zannedilen levitlerden bir oglan  ile evlenmek istiyor, Levitler ise Yahuda gibi oda  Lut ve Luttan kalan adam, veya Luti demek, yani israilin soyu amma, o ibrahim vaktindeki Lut un soyundan kalan bir soy ve aile. ve Lutilik nedir günahi nelerdir biliyoruz bugün, zaten dünyadaki L harfleri onlari temsil eder, nerde  L var ise Levitlerden bir irkdir, yani Lut aleyhiselam ve ümmetine dayanan bir soydur, hatta Süleyman aleyhisselam bile Luta dayanir.  Ve babası ona itiraz ediyor, onunla evlenirsen sen şunları şunları kaybedersin, şu ahlakın şöyle olur, bu ahlakın böyle olur diyor, O da diyor ki başka insanlar, başka oğlanlar, Beni anam tarafından, babam tarafından, yada zenginlik tarafından, din tarafından sevdi  de evlenmek istediler, Ama bu oğlan diyor, beni, ben olduğum için sevdi de, benimle evlenmek istiyor diyor, ben o yüzden onu istiyorum diyor. benim anladığım kadarıyla anlayabildiysem, Bu ne demek, aslında bu olay Habil Kabil vakti olmuş olayın tekrarı işte, yani anladığım kadarıyla, Allahin bundan muradının biriside, insanoğlunun Özgür iradesini kullanması. ilk defa, Habil Babasının sözünü dinledi, Rabbinin sözünü dinledi, yani kul oldu, Yani kul ve köle, Özgür değil, baskı altında, bir emre uymak mecburiyetinde kaldı. ama Kabil dedi O kız çirkin dedi, ben o kızı almam dedi, bu kız güzel dedi, Ben bu kız almak istiyorum dedi, Hürriyet, özgür iradesi ile seçme hakkını kullandı yani. Tevratın 1 bölümüde, bu özgürlük hikayesi.  Daniele veya Dani , o Lut Soyundan gelen oğlanla evlenmek istiyor, Levit, yani luti soyundan birisiyle evlenmek istiyor, ama diyor ki, o diyor benim güzelliğimi ve beni sevdi,  sen güzelsin dedi,  Kabil aklını kullandı, aklını  ve özgür iradesini kullanmak neden yanlış olsun, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh, ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 100. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Allah, aklını kullanmayanların  üzerine  pislik yağdırırım diyor, o zaman Kabil yanlış mı yapmış oluyor, bu kız Yanlış mı yapmış oluyor, kötülerden mi oluyor, Hayır Daniel de Cennette şu anda, Daniel isimli oğlan olanlar var, ve Daniela isimli kız olanlar var. Daniel isimli kızlar da  bu cennetimiz deler, Daniel isimli oğlan olanlar da, o kız cennete girmiş, O kız doğru yapmış, yanlış yapmış olsaydı, şu anki cennette Daniela diye bir kız olmazdı,  özgürlük Hürriyet cumhuriyet ve özgür hür iradeyi kim istemez ki, akıllı olan hürriyetini istemez mi? birilerine kul olmak Köle olmak mı, Yoksa öbür bir şekilde yaşamak var işte İngiltere bazı yerleri sömürge edip köleleştirdigi gibi, Osmanlı'da bazı kadınları köle ve cariye yapıyormuş, güzel bir şey mi? Şu an kabul edebilecek bir şey mi, Hangi kadın köle olmak ister,  yani Öyle olunca bu hikaye ile, Kabil ile Habil olayının tekrarı ve o vakit başarılamayan kadınların özgürlük hakları, taaa muhammed vaktınde intikal ediyor ve Kuran-ı Kerîm’in 83. suresi olan Mücâdile Suresi’nin ilk ayetleri, hakkını aramak için Peygamberimizle tartışmaya giren bir kadından (Havle binti Salebe) bahsetmektedir. ve danyela  önce neymiş kızın ismi önce Dina ymiş  bir levit ile evlenince L harfi gelmiş yanına Leydi di olmuş, yani şu anki isimleriyle Daniel ve Daniela olmuş, yani özgür kız Özgür iradesini kullanan kız. Hani bizim Muhammed'i ileride de bir kadının ismi bir kadın üzerine sure inmiş ya, o da aynı şekilde özgürlük ve hakkını isteyen bir kadın var,"Mücadi<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">L</span>e" isimli, Bizde de var aynısı, aynı kadın versiyonu bizde de o kadın olaraktan tekrar etmiş, surenin ismi de o kadın. bizim köyde mücadele veya mücadile diye kadin vardir, o kadinin ismi öyle havle falan degildir mücadiledir. Muhammed vaktinde aynı şey yani aynı kimse diyorum. Muhammed vakti zaten, İsa'nın Musa'nın Cennetiydi, Muhammed vakti, isanın Musa'nın İbrahim'in Cennetiydi, o vakitte de tabii ki cennette olacak o kimse, onun yaptığı amel  eğer cennetlik amel ise, elbette Muhammed vaktinde cennette olacak o kadin, ve benim vaktimdede cennette olacak o kadin, bugün yine cennetimizdemi, evet cennetimizde tabiki, Muhammed vaktinin cenneti de Şimdi ise, Muhammed vaktininde cenneti bizim vaktimiz olduğu için, onlar Şimdiki Halleriye, cennetimizde Daniel Danela veya da Diana Lady, Diana ve Mücadile gibi isimler ile aniliyorlar.<br />
<br />
<br />
Bu haftaki en son konumuza gelince, Wifi yani anlamı kısaltılmış bir şekilde fakat bunu frekans olaraktan ele aldığımızda Bütün dillerde aynı frekans içermesi lazım, benim anladığım kadarıyla, Fi Arapçada içinde demek, ve fii başka dillerdeki şekli vav şeklinde yada six yada secs yada bizdeki ALTI rakami ve Tersi kehrwerti ise VAV yani dokuz yada nine yada neun demek. yani  WI FI demek Wi demek Wir veya We demek, Bizler demek, Bizler atomun içindeyiz demek, Ve bunu da söyleyen ilk benin, ve benim vaktim de  WI FI keşfolduğuna göre, bizde WI FI içindeyiz bizler atomun içindeyiz, wifi de yani "vav, He ,lamelif, ye" yani sondan 3 öncesi Vav, ve biz de işte sondan 3 önceyiz, ne demek sondan 3 önce, atom = Proton nötron elektron, üclüsü, sondan üçüncü vav yani atom, Şu anda biz Vav içindeyiz,  biz de atomun içindeyiz, wifi  o yüzden bizim vaktimizde ve, biz burada böyle bir kolaylık vaktindeyız, cennetteyiz zaten, cennet korunmuş yer değil miydi, günahtan kirden pistten kötülükten korurmuş yer değil miydi. Atom da öyle. Artık gerisini biraz da sizler tefekkür ediniz. <br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 16Temmuz 2019 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 16 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dua edip dilerler). O da hergün her an ayrı bir şe’n  de, yani ayrı bir isteği tecelli ve oluşturma işi üzerindedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Ey Allah’ım! Kendini isimlendirdiğin, Kitabı’nda indirdiğin veya katındaki (bizce bilinmeyen) gayb ilminde kendine sakladığın Sana ait tüm isimlerle Senden istiyorum. Kur’an’ı gönlümün baharı, kalbimin cilası yap, O’nunla hüznümü, gam ve kederimi gider.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ahmed 1/391-3712-4318, Hakim 1/509, Mucemu’l-Kebir 10352, Ebu Ya’la 5297, İbni Ebi Şeybe Musannef 29309, İbni Hibban İhsan 972, Bezzar Keşfu’l-Estar 3122, Albani Sahiha 199)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Allah-u Teâlâ’nın isimleri, kendisi için özel alametlerdir. Bu isimlerden her biri, bir veya daha fazla sıfata delalet edebilir. Mesela Alim ismi, ilim sıfatına, Kadir ismi kudret sıfatına, Rahman ismi rahmet sıfatına delalet etmektedir. İsim ve sıfatların tamamının manalarını ise ‘Allah’ ismi kapsamaktadır.<br />
<br />
Allah’ı isimlerinde birlemek, O’nun her ismine ve o ismin delalet ettiği manaya inanmayı gerektirir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Allah’ın yüzden bir eksik, doksan dokuz ismi vardır. Herkim onları sayarsa cennete girer. Allah tektir ve teki sever.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Buhari 6348, Müslim 2677/5)</span></span><br />
<br />
Allahu Tealanın sıfatlarından biriside yukardaki ayette gecen şe'n sıfatıdır, ki o inşa etmek  o kelimeden türemiş bir sıfatdır, yani öyle olunca Allahu Teala, yukardaki ayette zatının buyurduğu üzre, her an kainatı  inşa etme işi üzerindedir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde :</span></span><br />
<br />
 Kuranı Kerim'de Rahman suresinde geçen ayetteki her an ayrı yaratılışta ayeti üzerine, Allah, her an, cennetin  yada ahiretin, yeni bir katmanını yaratma işi üzerinde. Mesela bugün vaktimiz, nimetler vakti ve Diyar'ın dayız. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Misal :</span></span><br />
<br />
<br />
Ben 1998,.. yada 2000 ler gibi, buranın eyalet başkentine gittim. o zaman cep telefonları yeni çıktı daha, cep telefonlari henüz küçük halini  almadı  daha, Longa gibi cep telefonu Nokia 1610 mu neydi 1200 liraya mı ne almıştım Schlign yani, ve cep telefonlarının daha sonra küçücük, ve daha kullanışlı ve, daha çok işlem yapabilen hale gelmesi ve, fiyatının da düşmesi, hatta o eski telefonların, Akıllı telefonlardan önceki telefonların, en son halinde, 29  schilling 30 schillinge kadar düştü. Yani işte, bir ilmin yaygın hale gelmesi ve, o ilimin meyvesinin herkes tarafindan yenmesi, yada yiyebilecek seviye ermesi, yaklaşık bir 10 sene gibi bir süre alıyor,  bazısınında 10 sene, bazısınında Belki 100 sene, Çünkü mesela araba diye bir teknoloji var, arabanın icadından sonra, yolların yapılması, ondan sonra arabanın geliştirilmesi, modern halini alması, ve neredeyse, her eve arabanın girmesi, Belki 100 sene, 200 sene sürmüş olabilir, icadına göre değişik bu süreler, ama bugün teknoloji daha hızlı, Her şey daha dün, yaklaşık dün diyebiliriz, yani Akıllı telefonlar çıktı, köyüne kentine her yere kadar ulaştı, şimdi çobanın elinde de akıllı telefon var. yine internet diye bir şey var,  O da, yani benim üniversiteye gittiğim seneler çıkmıştı, yaklaşık 1988-89 gibi, ondan bu yana 2019'dayiz, 19 sene buradan, 10 senede oradan, etdi 29 sene, 29 sene içinde yaygın hale geldi ve her eve girdi artik, Dağdaki, yayladaki Çoban dahi, şimdi internet kullanıyor. Bir ilmin anlaşılması, Rabbimizin bizlere rahmeti ve merhmeti yüzünden, bizlerin kolay işler üzerinde hayat sürmemiz, ve kolaylık ve cennet denilen o rahatlık vaktine ulaşmamız için, Allah bir ilmi önce öğretiyor, sonra onu geliştire geliştire, ve bunu da insanlara yaptırıyor, ve bu süreç, dediğim gibi, araba gibi bir teknolojide, Belki 100 sene alıyor, insanlar Daha hızlı olsa, daha çabuk gelişir, ama düşünün, Dünyanın her yerinde Yollarin açılması, elbetteki basit bir şey değil, yollarin otobanlara dönmesi, hızlı arabalar, hızlı trenlere de raylar,  Tabii ki Belli bir zaman alacak, bunun hemen 3 sene de yapılması mümkün değil tabii ki, o yüzden, böyle bir teknoloji, mesela 200 sene 300 sene sürmüş olabilir, yahutta 400 sene sürmüş olabilir, ama bak, şu anki teknolojideki sistemler, daha hızlı ilerliyor eskisine göre, artık daha yeni gelişmiş aletler de olunca, iş yapmak daha kolay halde, artık Eskiden yol açmak için bir tane Greyderimiz varsa, şimdi onlarca yüzlerce, daha güçlü Greyder lerimiz var. Şimdi  yeni yollar açmamız, ve Yolları Otobana çevirmemiz, daha kolay. Asfalt bulunmuş ve gelişmiş, hemen istediğin yere ulaştırabiliyorsun, daha sıcaklığı sogumadan istediğin yere ulaştırıyoruz onu, Öyle olunca şu anda, Yolları daha geliştirmemiz, yeni yollar yapmamız daha kolay, ama eskiden, İlk başlangıçtan bu hale gelmesi, Tabii ki zaman Almış, Ama şu andan daha ilerisi, daha kolay işlem, O yüzden işte Allahu Teala ilmi de böyle başlatıyor, O  ilm ile, dünyayi bir halden bir hale, yani, bir yerinden bir yere varmak istiyor. Allahu Tealanın muradında, varmak isetedigi, insanoğlunun varmasını istediği bir yer var, işte orası da, dedik vaktimiz, Cennet vakti, altın  çağ, goldene zeit, fakat biz eskilerin cennetiyiz, bizim vaktimiz bizden önceki eskilerin cenneti, ama bizden sonraki Cennetler de, bizim vaktimizin  varliklarinin cenneti olacak. bizim de cennetimiz daha ilerisi ve daha iyi yerler olacak . <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ölüm Bir Kurbanlık koç gibi getirilip, sırat  köprüsü üzerinde, cennet ile cehennemin arasında, kesilir öldürülür, ondan sonra da ölümsüz ebedi hayat başlar"</span></span><br />
<br />
<br />
“Mehdi” ismi Musevilikte “Maşiyah”, “Kral Mesih”, “Shiloh (gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı)” gibi çeşitli isimlerle ifade edilir.<br />
<br />
Bunu Musevi kaynaklarında da aynı şekilde söylüyor  “Maşiyah” Geldiğinde artık ölümde kalkacak diyor, <br />
<br />
bizdeki kaynaklarda ise :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Ehl-i Cennet Cennet`e, ehl-i Cehennem Cehennem`e (ayrılıb) gidince ölüm (mefhûmuna, gürbüz bir koç sûretinde vücud verilerek) getirilir. Tâ Cennetle Cehennem arasında yatırılarak kesilir. Sonra bu münâdî: Ey ehl-i Cennet artık ölüm yoktur, ey Cehennem halkı ölüm yoktur! Diye i`lân eder. Ehl-i Cennetin ferâhına bir ferah daha ziyâde olunur, ehl-i Cehennem`in de hüzün ve kederine bir hüzün daha yüklenir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Sahih Buhari - Hadis No: 2051,Tirmizi Hadis No: 2683, Müslim Hadis No: 40,42(2849),Suyuti sayfa 76 )</span></span><br />
<br />
Öyle olunca işte ondan sonra ebedi hayat var diyor, ebedi Sonsuz Mutluluk diyor, orası işte burası olacak,<br />
cünkü ölüm burda var, ahirette zaten ölüm yokki, o zaman ölüm burda kesilcek demek bu, ve dünyada ölüm kesilince, yada öldürülünce yani, artik ebedi hayat diyari olan cennette burda kurulmuş olacak, ve o musavi kaynaklarda gecen kiyametin  kopacagi yer olarak amik ovasi ve sonrada cennetin kurulacagi yere hazirlik için işde bu maveraünnehiri ele gecirip, cennetın arazisini alıp hazır etme, yani mehdi ve isaya hazır etme görevinin üstlenen, yahudilerin veya diger isimleri ile musavilerin amacıda budur zaten.<br />
<br />
Dünyayı cennete çevirmemiz gerekirken, Şimdi herkesin silah alması, oraya buraya insanları kışkırtması, oraya buraya saldırma planları yapması ne garip değil mi? Cenneti mi yıkmak istiyorsunuz, kendi cennetinizimi yıkmak istiyorsunuz? yani yıllardır Beklediğiniz, varmayi murad ettiginiz, girmek için yarıştığınız cennetimi yıkmak istiyorsunuz? bak  şimdi Suriye yi yıktınız da, cehenneme çevirdiğinizde ne oldu? diyorum bak :  <br />
<br />
Bir araba yüzlerce sene sonra ancak böyle güzel hale geldi, arabanın böyle rahat konforlu bir hale gelmesi 100 lerce sene sürdü, zaman aldı. <br />
Madem, Şu anda :<br />
Yolların hepsini bozalım, patlatalım. <br />
köprüleri yıkalım, <br />
arabaları makineli tüfekler ile tarayalım,<br />
 ve milleti arabasız bırakalım. <br />
kim bundan faydalanır?<br />
 kimin hayrına olur bu?<br />
 insanoğlunun hayrına mı? <br />
yoksa insana düşman olan şeytanın hayrına mı?<br />
mesela sen düzeni bozup yıktın mı, belki Araba Sadece bende olsun diyorsun da, yarın sende de olmayacak, çünkü şeytan, Yarın senin Elindekini de almaya çalışacak,  belki Bugün seni kullandı da, benim elimdekini aldıysa, Yarın da senin Elindekini almak için başkasını kullanacaktır zaten. sende de koymaz o, Çünkü hepsini elimizden almak istiyor, insanoğluna düşman kardeşim, düşman. Cennetten kovduran o değil mi? Sizin dünyanizi  cennetinizi elinizden almak istiyor, işte cennetinizi yıkmak için size diyor ki: Buraya yakın  yıkın diye  fistek veriyor. sizde oan inanip kendi cennetinizi yıkmaya kalkıyorsunuz, Savaş çıkarıyorsunuz. insan kendi cennetini yıkar mı ya? Akıl mantık işi mi bu. o azili düsman diyorki cennet yıkılsında ister kapisi, ister duvarı, isterse tavani olsun, hiç fark etmez,  bir taraftan yık diyor, Sen orayı yıkınca, öbür tarafları yıkacak adam da bulurum ben diyor, seni kullandı ve Suriye'yi yıkmaya çalışdı ise, yarin  başka birini kullanır, belki bir bomba ilede, Amerika'yı yıkabilir ki. sen, sen de kalıcı değilsin, şeytan Sana da düşman, sana dost gözüktüğüne bakma sen öyle, Adem'in cennetten kovduran, seni cennette bırakırmi zannediyorsun?  seni de kaldıracaktır buradan, senin elinden de cennetini alır. O zaman insanlık olaraktan, hepimiz el ele vermemiz lazım, Ne Kürt, ne cingen dememiz lazım, Ne zengin, ne fakir, ne Afrikalı, ne yerli dememiz lazım, Ne Arap, ne şarap dememiz lazım, hepimiz biriz, İnsan olan herkes, hepimiz biriz, fakirinden zenginine, en büyükten en küçüğe, en zenginin den, en fakirine, hepimiz bir olmaliyiz. zenginin zengin olacak marifeti farki nerede? kanatlarımı , kuyruğumu fazla, hepimiz de 2 el ,2 kol, iki ayak, iki göz, bir kafa, 2 kulak var, farkımız nerede, o zaman hepimizin ihtiyaçları  da aynı, yemek, içmek, giyinmek, evlilik, hepimizin ihtiyaçları da aynı. o zaman biz bir olursak, o bizi yenemez. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
'Ey Âdemoğulları, size, şeytana, şeytanî güçlere tapmayın, onların düzenlerine bağlanmayın, onlara boyun eğmeyin. Onlar sizin apaçık bir düşmanınızdır.' diye tavsiye edip sizinle kulluk sözleşmesi yapmadım mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 60. ayet</span></span><br />
<br />
Allahu Teala Yasin Suresi'nde, Sakın ona inanıp da, ona tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır diyor.<br />
<br />
Bunu anlamak lazım, sana dost gözüktüğü zaman, seninle  orayı yıkacak, başka birisiyle de seni yıkacak, O zaman onunla dost olunmaz. Allah in yaptiklari yiktirilmaz.<br />
<br />
ve Allah işte, her an, yeni bir bilgi ve, insanlığın hayrına olan, bir buluş, bir biliş, bilim ve bir yaratma üzerinde, gelecekleri oluşturmak işi üzerinde Allah. <br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Keops Piramidi:</span></span><br />
<br />
Büyük Piramit ya da Keops Piramidi, yontma taştan yapılma, 138 m yükseklikteki kare tabanlı bir piramittir. Bu piramidin orijinal yüksekliğinin 280 Mısır kübiti, yani 146.478 m olduğu sanılmaktadır. Fakat erozyon ve tepe kısmının yokluğu nedeniyle günümüzde yüksekliği 138,75 m'dir. Taban kenarlarından her biri 230.37 m. (440 kübit) uzunluktadır. Yapılan hesaplamalara göre piramidin kütlesi 5.9 milyon ton ağırlığında, hacmi ise 2.500.000 m³'tür. Piramitte kullanılmış en büyük taşlar olan “kral odası” granit taşlardan yapılmış.<br />
<br />
Bu konuya benim şöyle bir yorumum var, ister kabul edin, ister kabul etmeyin:<br />
<br />
Onu  insanoğlunun  Toprak yigarak yaptıkları  üst üste dizdikleri hikayesi fasa fiso. çünkü şu anki teknoloji ile bile, Yani biz vinç kullansak, O taşları üst üste koymak için, ve Vinci ucundaki o uzanan uzantı o kadar uzun olmalı ki, en üstteki orta noktaya taş koyabilesin. aradaki mesafeyi düşündüğümüz zaman, şu anki sistem ile bile, bir vinç bunu yapamaz ve devrilir, o kadar uzağa o kadar ağır bir taşı uzattığı zaman, oradan da aşağı salladığı zaman, vinç devrilir, bu ne toprak yigmak ile yapılmış bir piramit, nede vinc ile,  benim buna görüşüm, bunlar, bu taşların Avusturya graniti olduğu söyleniyor, ve buradaki sistem ile, şu anki modern sistemlerle,  ben taş ocağında çalıştığım için biliyorum, Biz taş ocağında block taşlar ve benzeri taşlar çıkarıp kesiyorduk, O taşları Buradan oraya, ilerki zamanda, ışınlama yöntemiyle, taşı taşın üstüne koordinat ile gönderip, piramitleri imar etmiş olabilirler.  ışınlama ile Hani Star, bak Uzay Yolu filminde, bir gezegene ışınlıyorlardı da insanı, birde insanin belindeki tabancasınıda ışınlıyorlardı, tabancası demirden değil mi, demiri ışınlayan, taşı da ışınlıyabilir değil mi, o Hayaller  ve filimler, Belkide ilerde gelcekte bir yerde, bir gün gerçek oldu, ileride bir yerde bu iş, ışınlama yöntemi cözüldü, ileride bir yerde gelecekte, belkide yakın zaman, belki yakın zaman sonra bu buluşlarda çözülecek, ışınlama çözülecek, ve ışınlamanın çözüldüğü yerde, birileri bu bilgiye erdiyse ve, işte insanoğlunun dünyayı yok etme, kıyameti koparmak hikayeleri yüzünden, bilgi kaybolmasın diye, ki aynen Nuh döneminde su basması ile, Bütün her şeyin helak olduğu ve, insanlarin sıfırdan başlamak durumunda kaldıkları gibi, Öyle bir şey olursa, şu anki bilgiler kaybolmasın diye, belki taşlara o geleckteki adamlar tarafindan , o resimler oyuldu, şu anki sistem ile CNC makineleri ile Oya bilir, resim ve o şekilleri  o taşlara yapabilirler, Çünkü Musa vaktinde daha Demir bulunmamış kardeşim, Demir yok, metal diye bir şey yok, metal cinsi hiçbir şey yok, metal olmadan taş ne ile oyulcak da o şekiller verilecek, taşa kim vermiş o şekilleri, O taşa, o resimleri şekilleri taşa, demirsiz, demir yok öyle olunca, o günkü en sert madde, başka bir taş ile  oyamazsın ki, taşı taşa vurarak dan da olmaz, Hele bir de granit taşını, demir olmadan, hiçbir şekilde işleyemezsin. Süleyman ve Davut vakti, Allah demiri Davuda ögretti bildirdi buldurdu ve yine  işlemesinide Davud aleyhisselama öğretti, Davut Aleyhisselam'ın ilmine verdi, peki Davut Aleyhisselam Musa dan sonra geliyorsa, Musa firavun vaktinde ise, hatta piramitler dahada önceden ise, nasıl oluyor da, Firavun'un yada MISIRIN  piramitlerinde Yazıtları oluyor, taş oyulmuş oluyor, ne ile oydular, bu taşları  ne ile kestiler, bu taşlar Demir olmadan, çekiç olmadan,  ne ile kesildi? Demir yok Demir, Akıl mantık işi mi bu, o zaman demek ki, o zaman, bu zamanda ileri bir noktadan, geri bir noktaya, bazı bilgilerin saklanması, Çünkü kötülerden, kötülerin vereceği zarardan emin olmak için, aynı şu anki buğdayları tohumları  Norveç'in altındaki buzun altına saklayıp geldikleri gibi,  gelecekteki insanlar da, bu bilgileri, geçmişe saklamışlar, herhalde orayı güvenli görmüşler demek ki, ve bu Kesinlikle böyle, ışınlama yöntemiyle o piramitler yapılmış. vinç ile bile yapamazsın bugün. o gün, O taşları kesecek Demir yok, ne ile kestin Musa vakti, Demir yok ki!!!<br />
<br />
Ya düşünün, diyor ki bizim meşhur bildiğimiz kitaplarda, cilalı Taş Devri, ondan önce Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devri de ne demek biliyor musunuz, ilk defa yeryüzünde mermer keşfolmuş, mermer cilalı, mermer biraz sivri oldugundan, onun ile kesebiliyorsun, hayvanını yüzebilirsin, yine onu birbirine çaktımı, ateşini yakabilirsin, çakmaktaşı denir, çakmaktaşı vakti, Çakmaktaş, Fred Çakmaktaş vakti, ilk defa mermer diye bir şey bulunmuş, cilalı Taş, Demir yok ki, mızrağın ucuna bile mermer takıyor, hayvanlari onun ile avlıyorlar, Demir yok, Demir yok ki Musa vakti, nerede demir de, o taşları kesecekler. <br />
<br />
Ve yine Göbeklitepe hikayesi de yalan uydurma, birileri bunu yapmış oraya gömmüşler, bu şey yani şu anki zamanda yapılmış, hileli bir şey, diyorum demir yok, diyor ki 5000 sene öncesine Bilmem nereye bilmem ne tarihe dayaniyor gidiyor diyor,  lan Demir yok diyorum Demir yok, Demir olmadan o heykelleri nasil oyacaksin, taşı taşa vurarak heykel yapamazsın ki, başka bir şey ilede yapamazsın ki,  sonradan oraya gömülmüş, yapılmış şu anki zamanda, o hileli, aynı Firavun'un Sarayı'ndan Bilmem bir şey çıktı, piramitlerin içinden altın kafa maskesi çıktı hikayleri ile turist cekme, metal Yok, ne altını, işte Metal İşleme diye bir şey daha önce bilinmiyor, Metal İşleme Ateş kızdırma ile olur, Ateşi harlayacak gerec yok ki zaten, ateşe harlayacak körük yok, kuvvetli Ateş yapacak körüklü sistem yok, körük olmadan Ateşi  kuvvetlendiremezsin ki, Hele bir de ilk başlangıçlarda o çağda.<br />
Öyle olunca Göbeklitepe hikayesi filan uydurma, yalan 2 tane de adam tutmuşlar, Bilmem yazıları çözdüm, bilmem ne yaptım, hepsi yalan oyun.<br />
<br />
Bu sıralar Tevrat'a Merak sardım ve, Tevratın da aynı Kuranı Kerim gibi, yeryüzünde yazılı olduğunu keşfettim. Allah yeryüzüne tevratı da dağıtmış, canlı, gezen yürüyen Tevrat ayetleri var. Musa ümmetini alıp da İsrail'e doğru yola çıktığında, onun ümmetindeki insanların sayısınin 1 000 000 kişi olduğu söyleniyor ve, bu ne ile çakışıyor? Tevratta da benim bildiğim kadarıyla 1 000 000 ayet varmış. o zaman her bir Musa ümmeti, bir ayeti temsil ediyor, onlar canlı, gezen yürüyen Musa ümmeti, ve biz Cennette himmelde yüksekte isek, Musa'yı kabul edip onun ardına takılıp da, Musa ya destek olan, o bir milyonda cennete girecek  demektir bu, biz Cennette isek, onlardanda şu anki havralar da sinogoklarinda  ibadet  eden, ve  Allaha iman eden, bütün musevilerde de zaten, o bir milyonun içindeki kimseler, Onun dışında, o  onlari Harun'la bırakıp Tur dagina gittiğinde, geri dönesiye orada bozulanlar da, yine ona tâbi olup da, sonradan dönenler, orada bozulanlar, onlarda yine içimizde, Çünkü günah, bildigimiz kadari ile, cehennemde biraz kalıp, sonra cennete dönmeyi gerektirir. onlar içimizde, o bozulanlar da İçimizde, Tabii ki Musa geri geldikten sonra hepsini azarladı, hepsini yola getirdi  Onları tekrar değil mi?<br />
Tevrat ta çok güzelmiş, Maşallah Maşallah, rabbim indirir de, Rabbim yazar da güzel olmaz mı, Rabbimin her işi güzel.<br />
<br />
Geçenki anlattığımız meselelerden, Bizler en iç deyiz, ve atomun çekirdeğindeyiz demiştim.<br />
<br />
Yine buraya ispat ve delilim : dua ederken eller havaya açılır da, secde ederken neden burnumuzu yere sürteriz, Allah yerde mi de Biz Allah'a yere secde ediyoruz, Hani gökteydi, Göke dogru dua ediyorduk, Peki niye yere secde ediyoruz o zaman, Yer Ne taraf, Gök ne taraf? bunda bir gariplik yok mu. O zaman  Allah nerede, yerdemi, göktemi,  Beyt'ül Mamur Bizim bulunduğumuz ev demiştim, ve biz en iç teyiz demiştim, o zaman Muhammed vaktindekilerde, yere secde ettiğine göre, aslında  o izdüşüm ile Beytül mamura, İşte bizim Kabe mize secde etmiş oluyorlar yani, çünkü yönünü kıbleye dönüyor da, secdeye, yere toprağa doğru dönüyor, altta  veya icde atomun cekirdeginde biz varız işte, dalga içten çıkıyor demiştim, atomun çekirdeğinde elektron yörüngelerinde, içteki çekirdeği korumak içın dönüyorlar, bunun için, dışındakiler, içindeki çekirdeği korumak için, çekirdek de de İşte biz varız, şu anki insanlık, Cennet vakti, cennet korunmakta. Cennet Melekler tarafından, peygamberler tarafından korunmakta, üstteki elektronlar halinde, ve öyle olunca, secde yere ve ice dogru olduğuna göre, atomda, işte çekirdek de icte olduğuna göre, demek ki Kabe'de, içteki Kabe, Beyt'ül mamur, Dıştaki Kabe diger Kabe olduğuna göre, o zaman yukarıdakilerin içe dönmesi, işte toprağa secde etmenin sebebi bundan, öyle olmasa idi, Allah bize toprağa secde etmek vermezdi, dua ederken elimizi yukari semaya  açtığımız gibi, ayaktayken secdemizide, tepeye doğru yapabilirdik, kafamıza yukari dogru oynatırdık havaya doğru, şöyle yukarı  doğru indirip kaldırırdık, secde olurdu. Peki niye yukarı doğru kafamızı indirip kaldırmıyor da, yere toprağa sürtüyoruz,  Demek ki beytulmamur iç de, şu anki cennetteki ev, Kabe, esas dönülen yer. Bu da bizim yorumumuz, bizden önce bunu kimseden duymuş değilsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"GUL" "DE Ki" Zikri ve Hikmeti</span></span><br />
<br />
Tevrat meselesine yeniden dönersek, Kuranı Kerim'de bazı surelerin başında "gul"  geçiyor (Felak suresi, Nas suresi, Ihlas suresi, kafirun suresi, cin suresi,....) yahutta böyle birçok ayet var.<br />
<br />
 "gul" demek  "De ki" demek,  ve mesela bizler, Felak suresinde ki başındaki "gul" ü de okuyup zikrederiz,<br />
<br />
Halbuki ben mesela sana desem ki : Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş." de dedim,  Sen gidip de Okan bayülgen'e Benim dediğimin aynısını mı söylersin, <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">((((Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş.")))</span></span> gibi <br />
<br />
yoksa "ağabeyim diyor ki, seninle program yapmak istiyormuş." mu dersin. başında ki "de ki" yi de mi kullanırsın, yoksa  başındaki "de ki" kelimesini kullanmana gerek yok mu? Halbuki "de ki" den  gerisini söylediğin zaman, ona anlatmak istediğini anlatmış olursun. başındakini de  dediğin zaman, zaten cümle yanlış olur, buraya kadar Anladık mı? o zaman  bizim zikirimizdeki  Felak suresini okurken okumanız gereken, zikir etmeniz gereken yerinde "gul" olmaması lazım, başındaki "gul"  ü çıkarıp da geri kalanını zikr etmemiz lazım. amma  daha sizi ögretmedigim için, bende gul ile zikrettim şimdiye kadar amma sizde bende artik bunu ögrendik bundan sonra o gul olan sureleri ayetleri zikirleri başındaki "gul" kelimesini  atıpda öyle zikredelim. Ama zikir evradımızda Felak Suresi diyerekten yazdık ki ayette eksliklik olmasin, yani bunu ben size bu vaaz ile ögretecegim ve bu bilgi ancak bu derceye cikan birisi tarafindan bilincek, evradimizda da yine o zikirler başındaki gul ile yazilcak değişmeyecek, bunu bu VAAZI okuyan ve duyan ve seyredenler bu SIRRI bilcek sadece.  Mesela Felak suresini size anlatıyorum, ve Felak suresini okudugun zaman, başındaki gul ü okumanıza gerek yok. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim Tevrata</span></span><br />
<br />
Öyle olunca Allahu Teala da, Musa Aleyhisselam'a  bir zikir vird veriyor,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vird demek :</span></span> Türkçe Çok kere tekrar edilen zikir demektir,  ve o yüzden biz "Raşidi  Zikir Evradı" diye zikrimizi tarif ettik,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrad Demek:</span></span> Benim zikrim demek,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevrat veya Tevrad demek:</span> </span>senin zikrin demek, <br />
<br />
Benim anladığım kadarıyla, Allahu Teâlâ Musa Aleyhisselam'a diyor ki, sana senin zikrini evradını veriyorum, yani tevratı veriyorum demiş, Ve kitabın adı Tevrat kalmış. <br />
Zikri ben çektiğimde, Benim zikrim Evrad olur.<br />
Zikri sen çektiğinde, senin zikrin sana Tevrad olur.<br />
<br />
<br />
Halbuki Tevrat a,  O bizim evradımız demeleri lazım, bizim zikrimiz, evradımız demeleri lazım. hani bu da bizim anladığımız kadarıyla, benim anladığım kadarıyla, o (Tevrad) zikirdir, o yüzden de zaten Robin ler tevratı  haala Zikrederler  çokça. O bir zikirdir, yani evrattır. çokça tekrar edilerek den, bugüne ulaştırılması gereken bilgi, ve unutulmaması gereken bilgidir. mesela, Peygamberler tarihinin çoğu Tevratdan alınmıştır. işte bak, Onların okumaları, hafızlık etmeleri, yazmaları, bizim işimiza yaramış. nasıl biz musevileri dışlayabiliriz. Tevrad olmasaydi, Peygamberler Tarihinin çoğunu Bilemezdik biz, onların kitabı olmasa, bizim kitabımızda ne kadar bir bilgi var Peygamberler tarihi hakkında, Kuran bize ne kadar bilgi bildirmiş, onlarin bütünü  neredeyse hepsi musevilikten ve Tevrattan alınmıştır. İşte onların da, onu yazmaları, ve bugüne kadar saklamaları, hafızlık etmeleri, Bizim de menfaatimize yarıyor. Tevrat da haktır ve orjinali hala vardir bozulmamıştır. Tevrat haala kainatta yazılı. işte O  Tevrat okuyanlar  var ya, o Museviler var ya, şu anki ibadet ehli, Allah'a inanan, onun hükümlerinede uyan kimseler var ya, onlar işte cennetlikler, o 1000000 kişi işte. Bilmiyorum belki daha sonra çoğaldılar, yerlerine yerleştikleri zaman, Bir Milyondur, daha sonra belki 1 milyon 200 bin oldular degilmi?  yada 300 bin oldular, evet olabilir. Mesela elmayı Ankara'ya dikttin, elma orada  sana bir ton elma verdi, bir çekirdekte gittin Fransa ya diktin, Fransa'da 2 ton elma verdi, aynı elma orada da bitti. o zaman onlarda diyor zaten, biz diyor, Niye  İsrail'e gitmek, Vatan edinmek zorunda olalım diyor, Almanya'da bize Vatan diyor, Fransa'da Vatan, Amerika'da Vatan, O zaman her yer bize İsrail, Evet doğru, elmayı dikmek için illa İsrail  de olmak lazım değil ki, Cennetin kurulması için de ile israil lazım değil kardeşim, Cennet her yere kurulmuş zaten, Sen yeter ki cenneti dağıtıp bozma, içinden de  kovulmak  durumunda kalma.<br />
<br />
Yahudi kelimesi, israil'in yani, Yakubun oğlanlarından birisi, Yani Yakup aleyhisselamın oğlanlarından birinin ismi yahuda, hud dan gelen, yada kalan demek, HUD soyundan gelen, yada  kalan demek. Hud aleyhiselamin yeni versiyonu. Musa vaktindeki yeni versiyon hud demek o,  yani Hud yıldızı. Hud Aleyhisselam inkar edilebilir mi ki, dışlanabilir mi ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Resûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti ve mü’minler de, hepsi Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve resûllerine îmân etti. “Biz, O’nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve “ışittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 285. ayet</span></span><br />
<br />
 niye biz Amenerrasulü de peygamberlerin hiçbirini dışlamayacağız diye Söz veriyoruz, o zaman sen yahudayı, ya da Hud aleyhisselamı nasıl dışlarsin.<br />
<br />
<br />
Yahudi yani musevi kaynaklarındaki, Mehdi Aleyhisselam ile bilgiler arasında, bir de şunu öğrendim duydum onların vaizlerinden, O da diyor ki : Mehdi geldikten sonra, artık ebedi Cennet Var, Ölüm yok olacak, kalkacak diyor, bizim dediğimiz şey, ve eger Mehdi ölürse zaten o Mehdi degildir diyor. Bilim adamlarına diyoruz : ölümsüzlügü keşfedin artık. Vakit Geldi Burası cennet, buradan Ötesi artık ebedi hayat diyoruz işte, cennetide burada kuracaksınız, Bütün dini hükümler, zaten burada güzellik halini almak için değil mi? bütün dinin hükümleri ahkamlari, güzelliklerin burada yeryüzünde hakim olması için değil mi zaten, yapılması gereken görevler, hepsi o amaç ile değil mi, insan olmak, insan olmak demek işte, yeryüzünü imar etmek, ve en güzel şekilde, hukuka riayet edip, Allah'a ve peygamberlerine, kitaplarina, meleklerine, büyüklere saygılı , doğaya saygılı , insana saygılı, hayvana Saygılı olmaktan ibaret degilmi..<br />
<br />
Balı bal yiyen daha iyi bildiği için, yağı da yağlı yiyen birisi daha iyi bilir, elektriği de elektrik  yiyen, yani elektrik carpan Birisi bulmuş, Benjamin Franklin gibi elektrik çarpan birisi bulmuş, uçurtma daki anahtara şimşekten elektrik çarpınca, elektriğe kapılmış ve elektriği ilk anlayan adam olmuş, ve eğer ölümsüzlük keşif olacak ise, ölümsüzlüğü keşfedecek adamda, ölümü ve hayatı yiyen bir adam olması lazım ki, ölümsüzlüğü keşfetsin. Bunun da dünyamizda ve kainatımızda 2 tane  örnegi olan insan var, birisi İdris Aleyhisselam, birisi İlyas Aleyhisselam, cennete ölmeden Geçilmez Kurali koyan Allahu Teala, Bu ikisini cennete koymuş, Cennetten çıkmamış lar, yeniden hayat bulmuşlar, ve dünyamızda  da Haala ilyaslarda mevcut idrisler de mevcut, Öyle olunca aynı Meryem  gibi Bakire bir kadından doğacak İlyas ve İdris isimli iki çocuk, temiz çocuk, yetiştirilirse imkanlar saglanirsa, Belki bize ölümsüzlüğün çaresini de onlar bulacaktır. Çünkü Meryem Tanrı Rab isayi doğurabilecek kadar iffetli olduğu için, ölümsüzlük de Cennet vaktinin insanına nimet olduğu için, ölümsüzlügü keşfeden cennete girmiş olacak, Cennete giren birisi ise, cennetlik kimse, cennetlik kimse ise temiz kimse, temiz bir kimse de temizler den doğacağı için, Temiz'den çıkıp gelecekse, Buz gibi bakire tertemiz bir veya birer anneden doğması lazım bu iki bebenin.<br />
<br />
Ve Ben yine Tevrat'tan öğrendiğim birkaç bilgiyi sentezledim galiba Yakup aleyhisselamın kızlarından 3 kızından birisi olan,  Dina diye bir kızı varmış,  ve bu kız kötülerden zannedilen levitlerden bir oglan  ile evlenmek istiyor, Levitler ise Yahuda gibi oda  Lut ve Luttan kalan adam, veya Luti demek, yani israilin soyu amma, o ibrahim vaktindeki Lut un soyundan kalan bir soy ve aile. ve Lutilik nedir günahi nelerdir biliyoruz bugün, zaten dünyadaki L harfleri onlari temsil eder, nerde  L var ise Levitlerden bir irkdir, yani Lut aleyhiselam ve ümmetine dayanan bir soydur, hatta Süleyman aleyhisselam bile Luta dayanir.  Ve babası ona itiraz ediyor, onunla evlenirsen sen şunları şunları kaybedersin, şu ahlakın şöyle olur, bu ahlakın böyle olur diyor, O da diyor ki başka insanlar, başka oğlanlar, Beni anam tarafından, babam tarafından, yada zenginlik tarafından, din tarafından sevdi  de evlenmek istediler, Ama bu oğlan diyor, beni, ben olduğum için sevdi de, benimle evlenmek istiyor diyor, ben o yüzden onu istiyorum diyor. benim anladığım kadarıyla anlayabildiysem, Bu ne demek, aslında bu olay Habil Kabil vakti olmuş olayın tekrarı işte, yani anladığım kadarıyla, Allahin bundan muradının biriside, insanoğlunun Özgür iradesini kullanması. ilk defa, Habil Babasının sözünü dinledi, Rabbinin sözünü dinledi, yani kul oldu, Yani kul ve köle, Özgür değil, baskı altında, bir emre uymak mecburiyetinde kaldı. ama Kabil dedi O kız çirkin dedi, ben o kızı almam dedi, bu kız güzel dedi, Ben bu kız almak istiyorum dedi, Hürriyet, özgür iradesi ile seçme hakkını kullandı yani. Tevratın 1 bölümüde, bu özgürlük hikayesi.  Daniele veya Dani , o Lut Soyundan gelen oğlanla evlenmek istiyor, Levit, yani luti soyundan birisiyle evlenmek istiyor, ama diyor ki, o diyor benim güzelliğimi ve beni sevdi,  sen güzelsin dedi,  Kabil aklını kullandı, aklını  ve özgür iradesini kullanmak neden yanlış olsun, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh, ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 100. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Allah, aklını kullanmayanların  üzerine  pislik yağdırırım diyor, o zaman Kabil yanlış mı yapmış oluyor, bu kız Yanlış mı yapmış oluyor, kötülerden mi oluyor, Hayır Daniel de Cennette şu anda, Daniel isimli oğlan olanlar var, ve Daniela isimli kız olanlar var. Daniel isimli kızlar da  bu cennetimiz deler, Daniel isimli oğlan olanlar da, o kız cennete girmiş, O kız doğru yapmış, yanlış yapmış olsaydı, şu anki cennette Daniela diye bir kız olmazdı,  özgürlük Hürriyet cumhuriyet ve özgür hür iradeyi kim istemez ki, akıllı olan hürriyetini istemez mi? birilerine kul olmak Köle olmak mı, Yoksa öbür bir şekilde yaşamak var işte İngiltere bazı yerleri sömürge edip köleleştirdigi gibi, Osmanlı'da bazı kadınları köle ve cariye yapıyormuş, güzel bir şey mi? Şu an kabul edebilecek bir şey mi, Hangi kadın köle olmak ister,  yani Öyle olunca bu hikaye ile, Kabil ile Habil olayının tekrarı ve o vakit başarılamayan kadınların özgürlük hakları, taaa muhammed vaktınde intikal ediyor ve Kuran-ı Kerîm’in 83. suresi olan Mücâdile Suresi’nin ilk ayetleri, hakkını aramak için Peygamberimizle tartışmaya giren bir kadından (Havle binti Salebe) bahsetmektedir. ve danyela  önce neymiş kızın ismi önce Dina ymiş  bir levit ile evlenince L harfi gelmiş yanına Leydi di olmuş, yani şu anki isimleriyle Daniel ve Daniela olmuş, yani özgür kız Özgür iradesini kullanan kız. Hani bizim Muhammed'i ileride de bir kadının ismi bir kadın üzerine sure inmiş ya, o da aynı şekilde özgürlük ve hakkını isteyen bir kadın var,"Mücadi<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">L</span>e" isimli, Bizde de var aynısı, aynı kadın versiyonu bizde de o kadın olaraktan tekrar etmiş, surenin ismi de o kadın. bizim köyde mücadele veya mücadile diye kadin vardir, o kadinin ismi öyle havle falan degildir mücadiledir. Muhammed vaktinde aynı şey yani aynı kimse diyorum. Muhammed vakti zaten, İsa'nın Musa'nın Cennetiydi, Muhammed vakti, isanın Musa'nın İbrahim'in Cennetiydi, o vakitte de tabii ki cennette olacak o kimse, onun yaptığı amel  eğer cennetlik amel ise, elbette Muhammed vaktinde cennette olacak o kadin, ve benim vaktimdede cennette olacak o kadin, bugün yine cennetimizdemi, evet cennetimizde tabiki, Muhammed vaktinin cenneti de Şimdi ise, Muhammed vaktininde cenneti bizim vaktimiz olduğu için, onlar Şimdiki Halleriye, cennetimizde Daniel Danela veya da Diana Lady, Diana ve Mücadile gibi isimler ile aniliyorlar.<br />
<br />
<br />
Bu haftaki en son konumuza gelince, Wifi yani anlamı kısaltılmış bir şekilde fakat bunu frekans olaraktan ele aldığımızda Bütün dillerde aynı frekans içermesi lazım, benim anladığım kadarıyla, Fi Arapçada içinde demek, ve fii başka dillerdeki şekli vav şeklinde yada six yada secs yada bizdeki ALTI rakami ve Tersi kehrwerti ise VAV yani dokuz yada nine yada neun demek. yani  WI FI demek Wi demek Wir veya We demek, Bizler demek, Bizler atomun içindeyiz demek, Ve bunu da söyleyen ilk benin, ve benim vaktim de  WI FI keşfolduğuna göre, bizde WI FI içindeyiz bizler atomun içindeyiz, wifi de yani "vav, He ,lamelif, ye" yani sondan 3 öncesi Vav, ve biz de işte sondan 3 önceyiz, ne demek sondan 3 önce, atom = Proton nötron elektron, üclüsü, sondan üçüncü vav yani atom, Şu anda biz Vav içindeyiz,  biz de atomun içindeyiz, wifi  o yüzden bizim vaktimizde ve, biz burada böyle bir kolaylık vaktindeyız, cennetteyiz zaten, cennet korunmuş yer değil miydi, günahtan kirden pistten kötülükten korurmuş yer değil miydi. Atom da öyle. Artık gerisini biraz da sizler tefekkür ediniz. <br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 16Temmuz 2019 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ahiret Nedir?]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43291</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:52:25 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43291</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahiret Nedir?</span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik(kablike) ve bil âhireti hum yûkınûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O kimseler ki; sana indirilene senden önce indirilen kitablara iman ederler. Onlar ahiret alemine de yakînen inanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 4. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Geçmiş ümmetlere nisbetle sizin dünyada kalışınız, ikindi namazı ile güneşin batımı arasındaki vakit kadardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Mevâkît, 17; Tevhid, 31, 47)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Yıllardır Müslümanların ihtilafa düştüğü kelime : ahiret kelimesi ve, ahiret kelimesini Müslümanlar şimdiye kadar Sadece, öldükten sonraki hayat olaraktan anlamışlar.<br />
Halbuki ahiret kelimesi, sonraki ya da şu anki dilimize uygun olaraktan : "gelecek" demektir yani "zukunft."  Çünkü bir çiçek diktimi, önce tohumunu diktin, daha sonra onun çiçek açması için bir zamana ihtiyaç var, bir mevsimin bir mevsime dönüşmesine ihtiyaç var, ve zamanı gelince, o çiçek açıp da, sana neşvu neva veriyor, O zaman ibadetlerinde ödülü olan nimetler, ahirette verilecek denmesinin sebebi, Eğer şu an, anında verilmemişse, Gelecekte bir zamanda sana verilecek demektir bu. Ama bu ömrün yeterse hayattayken verilir, yetmezse  2. veya 3. hayatlarında verilir. Onu böyle deyince de, araya başka bir bilgi sokmuş olduk, Yani insan çift hayatlı mıdır, Reenkarnasyon var mıdır? bazı çiçekler vardır, köklü veya yumrulu çiçekler, patates gülü gibi, yani yine lale gibi soğanlı çiçekler vardır, Eğer memleket çok soğuksa, ve toprak buza çekiyorsa, o çiçekler soğan verdikten sonra, ya da Yumru verdikten sonra, bazı memleketlerde, topraktan sökmen lazım ki, ertesi sene, tekrar o çiçeğe sahip olabilesin. Eğer sökmezsen hava ve toprak don a çektiği için, o çiçek ölür, ama bazı ağaçlar vardır, kökleri diplere giden, don vurmayacak kadar derinlere kadar dalmıştır ki, o agac yapraklarını döker, ve uykuya yatar, ertesi sene Rüzgar onu kaldırınca, tekrar Uykudan uyanıp, tekrar yeşillenir, meyvesini verir. yani ölmeyenler var. ölenler var. bazı çiçekler ölür, Susam gibi, buğday gibi, o sene meyvesini verir, çiçeğini açar, yaprağını açar, sonbahar geldi mi, hasat edersin, gelcek sene tohumundan bir daha dikmek lazım ki, o sana, yeni sene bir daha meyve versin, o Mevsimde dogduysa, beriki mevsim ölmüştür, işte ödüller de eğer bu hayatta sana verilmediyse, sen buğday gibi cibilliyatta isen, ikinci bir mevsim daha sana verilir, tohum vermişsindir, Eğer küçülürsün yeni bir cocuk ve cocucugun olarak dogarsin, bir hayat daha kazanırsın, ama  elma ağacı sabit, sadece uykuya yatıyor, tekrar uyanıyor, ölmüyor, ve bir de elmalarının içinde, yeni çekirdekler veriyor, ama buğday öyle değil, buğday başağı verdi, öldü, sen onu yeniden dikersen bir daha Hayat buluyor, o zaman ahiret nasıl bir şey, Doğada bir örnek gösterilmemiş, bize birçok örnek var. Allah : kainata bakmıyor musunuz, Etrafınıza bakmıyor musunuz diyor, etrafımıza baktığımızda, o zaman buğday bir örnek, yine Lale gülü örnek, yine patates gülü örnek, yine patatesin kendisi örnek, havuç örnek, havucu toprakta hiçbir şey kalmayacak şekilde çıkarman gerekiyor, Eğer onun  tohumunu aldıysan, Ondan bir daha üretebilirsin, ya da eski havuçtan üretebilirsin,  soğanı, soğan dikerek den üretebilirsin, ama Mevsim Geçti öldü, ama çam ağacı  uykuya da yatmıyor, Uyku bile uyumayan ağaçlar var, ama bir ömür uyumayan, Demek ki ahiret ve cennet, kişisine göre, ve tabiatına göre farklı farklı şeyler, neyse bu meseleye daha sonra devam edeceğiz inşallah, Şimdi başka bir meseleye geçiyoruz.<br />
<br />
 ve bir sohbet Meclisi'nde dinledimm diyor ki : namaz kılacağım zaman  namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta oldun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.<br />
<br />
 tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim'de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki "rabbe sığınırım" de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var.  Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, döm düm dediği zaman,  Ha o  su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız.  mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere  baba de,  bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden ouluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi  oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi,  Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var,  bi olay ve problem  tek kelime yada tek cümleyle de  anlatılacak bir şey değil. Ama  mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim'de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz.  o gibi yani Allahu Teala  orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi  Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim'de falancı peygamber : "falan falan" dedi de istedi, filanci peygamberde : "filan filan dedi de istedi" diye bize Kuranı Kerim'de yer vermiş öğretiyor,  bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya'ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya'daki bakkal da  senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google'da tercüme ettir, Fransa'ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini  ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir  mahsur yoktur. <br />
<br />
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah'tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah  sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada  Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun?  diye  sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere  o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.<br />
<br />
Bir kez Allah dese aşk ile lisan<br />
Dökülür cümle günah misl-ü hazan<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ) </span><br />
<br />
 Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile  Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elin işte, gözün oynaşta"</span><br />
<br />
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi  dua eden değildir o dua etmenin vakti. <br />
<br />
Bunu da şu misal ile anlatayım:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?</span><br />
<br />
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,<br />
<br />
Hanım  da dedi :<br />
<br />
Evde tuz kalmadı dedi,Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.<br />
<br />
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek  demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz  isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz  paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba? <br />
<br />
Halbuki  nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede  bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı da dua etmek lazim yani, biraz gec deglimi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca  ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya , <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ<br />
<br />
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟<br />
<br />
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.<br />
<br />
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.<br />
<br />
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.<br />
<br />
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet (:::)ât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi."Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim." <br />
<br />
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. <br />
<br />
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir. İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler. <br />
<br />
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü,  onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi - 90-93 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
O zaman, Allah a da,  yağmursuz kaldı mı da dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.<br />
<br />
"Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Atasözü) </span><br />
<br />
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah'a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!<br />
<br />
Mesela : ben Ankara'ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara'ya gideceğim de, ben Ankara'ya gideceğim diyorsun.  bunu demek ile Ankara'ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara'ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye  sebeblere yapışmadın da şimdi allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, "dua ettik ama, yağmur yağmadı ya" Masalları. <br />
<br />
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela <br />
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,  Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)</span><br />
<br />
Yani Öyle olunca Dua Etmek de,  fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim'den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam'ın o zamanın Firavun'un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun'un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf'u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye  ve masal mı zannettin sen bunu, Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah'tan mucize bekle!!!<br />
 Yusuf öyle mi yapmış?  o zman gelsin dua ederiz mi demiş?  o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin  alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ<br />
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ<br />
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ<br />
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ<br />
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.<br />
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.<br />
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.<br />
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.<br />
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”<br />
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.<br />
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”<br />
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler. <br />
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi. <br />
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler. <br />
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler</span><br />
<br />
<br />
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarim emmareleri,  7 sene öncesinden görülebilmekte. <br />
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne  birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım  etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz.  Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de <br />
<br />
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):<br />
<br />
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:<br />
<br />
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:<br />
<br />
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.<br />
<br />
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecgiz bizler,  camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı,  o zman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya, Dünya. ben Medine deyken sünnet olan kırk vakiti camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamıyorsun, böyle yaparsak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.<br />
 Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin  birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe  de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana  bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak gelceketeki hayatin güzel olur, bu belalara  maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.<br />
----------oooooooooooooooooo--------<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ALEVi LERDE Ki GUSL ABDESTi YORUMU</span><br />
<br />
Yine başka bir mesele Geçen gün bir sohbette çocuğa mundar meme vermek meselesi gündeme geldi ve, şu anki insanların, yani çocukların Bu hususa dikkat edilmediği yüzünden, bazı kötü fiiller yaptığı gibi bir mana ile yoruldu, eski insanlarca böyle oldugu görülmekte, ve Bunu duyan zamane hocasından birisi de diyor ki : kadın lohusa olduğu zaman, zaten 40 gün abdesti yok, abdestsiz emzirmiyor da ne yapıyor, öyle bir şey yok, abdestsiz de emzirilir çocuk diye tarif ediyor. Halbuki buradaki mesele nedir. Alevilerde  bir laf vardır, abdest üzerine, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">1. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
bir sepet yumurtan olsa, İçinden bir tanesi kırılırsa, Sepetin tamamını mı atarsın, çıkarıp içindeki o kırılan yumurtayı mı atarsın?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">2. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
 senin elin kirlendiyse, gidip de bütün bedeninimi yıkarsın, gidip elini mi yıkarsın sadece diye tarif etmişler Gusl abdest hususunda, O yüzden de cünüplük diye bir şey olmaz, cünüp olduğun zaman avret yerin kirlenmiştir, avret yerini yıkadığın zaman, diğer yerlerini yıkamazsan da, temizsindir diye tarif etmişler. Çünkü kirlenen yerin avret yerin sadece, bu doğru mudur? yanlış mıdır?<br />
<br />
Şimdi aleviliğe mi gireceğiz diyneler olacaktir buradan, Eger bu hal doğruysa alabiliriz,<br />
<br />
Hz Ali efendimizden rivayet ile<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“ilmi Çin’de de olsa arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Melekler, yaptıkları işten hoşlandıkları ilim talebeleri için tevazu kanatlarını yerlere sererler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Câmiü’s-Sağîr, 1/310)</span><br />
<br />
Eger dogru bir ilim ise, doğru tarafını alacağız Tabii ki. <br />
<br />
Düşünün Yenice banyo aldınız, tertemiz oldunuz ve Dışarı çıktınız, Arabannızın egzozuna bir şey bağlamışlar, siz yeni damatsiniz ve Birisi oraya mesela, hani düğünlerde yapıyorlar ya, ipe konserve tenekelerini dizipde, Tenekeyi tenekeye bağlayıp da arabanin ardına da teneke bağlıyorlar ya, takır takır takır gittsin diyerekten,  teneke Bağlamışlar diyelim, Sen de onu oradan çözeyim diyerekten  elinle oraya dokundun, elin is kurum oldu egzosa değdin için, elin kara kurum oldu,   şimdi gidip Sen sadece elinin kirlenen  yerini yıkamakla mı meşgul olursun, Yoksa gidip  ben bi daha Gusül abdest alan, ben bir banyo eden de, tertemiz olan diye, bir daha mı banyo etmeye gidersin, şimdi aklen ve mantıken Hangisi doğru?<br />
Yani gerektiğinde teyemmüm bile Zaten abdest ve gusl yerine geçiyorsa, o zaman avret yerini yıkamak da sadece gusül yerine geçer, o alevilerin bu  sözününde bu gün kü iradem ve aklim ile düşündüğümde haklı olduklarına karar verip, bu söz  Doğrudur  diyorum, alevilikteki Bu sözde doğrudur.<br />
Senin parmağın batsın, sen git Gusül abdest al, bu israf değil de ne? <br />
<br />
Lohusalık İle diğer abdestsizlik ise yine farklı şeyler. Lohusalıkta ki abdestsizlik te, doğum yapan kadının rahmi, oradan kocaman bir çocuk kafası çıktığı için elestikiyeti sebebi ile genişlemiş ve, kadının ferc uzvu normal halinden bozulduğu için, oradan Koskoca kafa çıktığı için, tekrar eski boyutuna dönüp çekilmesi için, belli bir zamana ihtiyaç var, eski haline dönmesi için en az 40 güne ihtiyac var. 40 gün içinde eski halini, normal halini alıyor, O yüzden yani, yaralı birisine, sen yaralanmış birisine, o cinsel muameleyi yapma gibi  bir mana burdaki lohulsalik sebebi ile abdestsizlik hali, yani bir manada da uygun değil o hareketleri yapmaya, onun çözümü olan lohusalik hali ondan, O yüzden  abdestsiz diye tarif ediliyor, O yüzden bir de belli belli süre akıntı falan geliyor olabilir,  kalan  giden bir şeyler olabilir, o yüzden abdestsiz, yoksa kadının Lohusalıktaki abdestsiz olması, normal cünüp abdestsizliği gibi değil ki. Cünüplük veya Cenabet abdestsizliğinide, bugün bilim adamları tespit etmiş, Eğer erkek veya kadın boşalıpta  orgazm olduğunda, her hücre bir salınım yapıyor, Senin beynin bile orgazm olduğu zaman burnunun icine doğru bir sıvı salınım yapıyor gusldeki "mazmaza ve istinşak" o yüzden farz, ve her hücren doyuma ulaştığı vakit hücrelerinden bir Meni salgılanmış oluyor. oradan bir sıvı Dışarı atıyor, o yüzden vücudunda ki o meni den dolayi bir koku meydana geliyor, O sıvının vücuttan komple temizlenmesi için, Duş alman banyo etmen lazım, komple temizlenmesi lazım. işte temizlenmeyen insanlar, mikrop barındırdığı için, ve böyle bir mikroplu bedenden doğacak çocuğun genine mikrop bulaşmakta. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">MUNDAR MEME EMZiRMEKTEKi TEHLiKE</span><br />
<br />
Hani bunun örneğini de şununla vereyim: sinek diye bir film vardı, sinek filminde adam kendisini, daha gelişmiş bir hale, ya da bir yerden bir yere transform etmek istiyordu, ışınlama aletini icat etti, Fakat ışınlama odasının içine farkında olmadan bir tane sinek girdi, ve fakat bunu algılamayan ışınlama aleti, adamı yeni yere ışınladığı zaman, adam ile sineğin DNA sını birleştirdi, ve sinek ve insan DNA sı karışımı bir yaratik veya insan olaraktan  yeni odaya ışınladı. ikisinin DNA sı birbirine karışınca, daha ileride adam Bunu fark etti, sinek özellikleri taşımaya başladığını fark etti, İşte bu meni meselesi ve cenabetlik meslesi de böyle. üzerinde mikrop barındıran bir insanda, çocuk yaptığı zaman, seni ananın karnına zeker köprüsünü kurupta yumurtaya vaaz ettiğinde, yeni dogacak çocuğa, o Mikroplar, yani şeytanı fikirler, ve mikroplar işte, mikrob ta şeytanın bir türlü zaten, Mikroplar da o annenin karnını da dahil olduğu için, DANA ya Mikrop veya şeytan genleri karışmış oluyor, o çocukta, kötü dürtüler meydana geliyor, ve Kötü fikirlere maruz kalıyor, o da doğduktan sonra hayatında onları , o şeytani fikirleri tatbik etmekle meşgul oluyor, şeytana uymuş oluyor, mesela bundan ibaret yani. o filmdeki  gibi bu işin nereye varacağını fark et, fazlaca cinsel egilim, sapiklik, ve zina istegi, eger sende bu dürtüler var ise, Neden böyle oldun anlamış olacaksın. abdestin gerekliliği de bu yüzden, yani düşünen İnsan bunu anlar, düşünmeyen insan, bununla, gusl abdesti ile abdest ile sevap kazancagini ve, işte benim ahiretime faydalı, cennetimize faydalı, bilmem ne diye böyle yorumlar getirir, oradaki çocuğun iyi çocuk olması, veya da zamanın Çocuklarının, da buna, yani gusle ve abdeste  ve mundarliga cenabetlige ve temizlige dikkat edilmediğinden, böyle kötü çocuklar olmasının  sebeblerinden birsi, ve evet mundar meme  ile, o cocuk birde, öyle her hücrersi meni salgilamis bir anneden süt emince, sütün icinde de, veya memedede de meni var, meme bölgeside orgazm olunca o salgiyi salgiladi o an, mesele aynı, sinek DNA sının insan DNA sına karışması gibi, memedeki mikropların, yeni doğacak çocuklara karışması ve, mundar  emzirirken de, o cocugun yeni bedenin oluşturacak olan süte karışması sebebiyle dir. yani o mikrop halinizle Yemek yediğiniz zaman, elinizde de o Mikroplar varken, elin ile  ve süt ile içinize de, o hassas DNA lari genleri de  almış oluyorsunuz, içinizde de onlar, çocuk olacak yeni meniyi oluşturunca, yeni generasyona dogacak çocuğa da aktarmış oluyorsunuz, Onun  ve sizin yeni halinizde, kimyaniz, ve Gen haritaniz, ve DNA  modeliniz bozuldu, yani asıl Mesele de budur.<br />
<br />
<br />
-----ooo-----<br />
<br />
Daha önceki vaalarımızın birisinde bu konuya girmiştik, fakat devam edememiştik, daha sonra bu konuya değineceğimden bahsetmiştik, ve o an Aklımızdan çıkmıştı, bu gelecek konu ile ilgili mesele ve o mesele de<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"üstünde üstünde bir üst var, yada  bütününde üstündeki bütün"  meselesi.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَفَوْقَ كُلِّ ذ۪ي عِلْمٍ عَل۪يمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
ve fevka kulli zî ilmin alîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve her bilgi sahibinin üstünde, ondan da daha iyi bir bilen vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YÛSUF Suresi 76. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve Hani bir söz var :<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Baş başa bağlı, baş Allah'a bağlı.</span><br />
<br />
Dünyadaki görülen bütün sistem, küçük atomlardan, onlarinda icindeki kuantum parçacıklarından meydan gelmekte. küçük küçük parçacıklar halinde, Onun bir üstüne çıkıyorsun, bir üst bütün, bu sefer atom diye bir madde  bir şey ortaya meydana çıkıyor, atomun üstüne çıkıyorsun, moleküler Yapı diye bir yapı var, birkaç atom birleşmiş ve bunlar moleküler bir yapı oluşturmuş, onun üstüne çıkıyorsun, mesela hücre olmuş, hücrenin üstüne çıkıyorsun, bu sefer mesela tırnak hücreleri birleşmiş, tırnak diye bir şey meydana getirmiş, göz hücreleri birleşmiş, göz diye bir şey meydana getirmiş, sonra bunların üstüne çıkıyorsun, mesela göz kulak burun Kafa diye bir şey meydana getirmiş, Üstünde üstünde bir üst var, ve kafa Yine Bir bedendeki bir parça, bedenin bir parçası, onun üstünde beden diye bir şey var, İnsan diye bir şey var, üstünde üstünde üst var, Öyle olunca, her bilginin üstünde başka bir bilgi var, <br />
<br />
Allah söyledi ya<br />
<br />
 Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır. Kuranı Kerim'deki ayeti kerimde YÛSUF Suresi 76. ayette buyuruyor Cenabı Allah. işte bilgi de bu şekilde, Üstün üstünde bir üst vardır. mesela sen ilkokulda matematiği öğrendin, okumasını öğrendin, sosyal öğrendin, sana bunları öğreten bir öğretmen vardı, o öğretmeninde, öğretmen olasıya kadar, ona öğreten bazi öğretmenleri vardı, o da başka öğretmenlerden öğrendi, O öğretmeni öğreten öğretmenler de vardı, başka  öğretmenler vardı, o da ondan öğrendi, Üstüm üstünden üst var, o yüzden insana, oradan Adem atamız en üstte, onun içinde Şit Aleyhisselam, Ondan sonra Nuh Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam gibi, iç içe doğru ilerliyor, bizim üstümüzde başka bir üst var, onun üstünde başka bir üst, Anamız, babamız, dedemiz, ninemiz, derken buna da Silsile deniyor. <br />
<br />
hani 3 , 5 kutuyu , kutunun içine kutuyu koyaraktan, mamuşka bebekler yöntemi ile içeriye bir hediye saklarsın, mesela hediyen senin bir tek taş yüzük tür, ama şöyle kocaman bir kartonun içine paketleri paketin içine saklarsın, saklarsın, en içten küçücük bir paket çıkar, ya sen daha  bana bu kadar küçücük bir şey mi aldın diye kizar sevgilin, bu sefer kadın bir açar, içinden tektaş çıkmış, değerli bir şey, o büyük karton kadar büyük bir şey çıkmış, Allahu Teala da kainatın modelini atomun içine saklamış, atomun içinde de, en son Çekirdeğin içinede Mehdi ve vaktinin insanlarını saklanmış demektir, Mehdi ve ailesini saklamış, ve onu ve onun zamanının insanlarını, yani şu anki zamanındaki insanlığı saklamış, atomun içersinde. her kainat bir atom, her kainat bir başka kainatin icnde gizli ise, ve Hz. Adem ve onun evlatlari, hep bir icten cikip gelmedik mi,  şu andaki insanlar Biz en içte yer almış oluyoruz. Adem atamız en üstte ise, Biz en iç teyiz, elementi içindeki kuarklar,  spinler gibi, onlar gibi biz içtekileriz, şu anki durum, bizim  en iç olduğumuzu gösteriyor, bizden sonrakiler de Bizim de içimizde olanlar, Öyleyse Üstünde üstünde bir üst var, altında altında bir alt var, iç içe kainatlar. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(mamuşka bebekler yöntemi)</span><br />
<br />
Tasavvuftaki besmele meselesine tefsir getirdiğimiz konuyu işleyeceğiz burada inşallah ve besmeleyi şöyle tefsir etmiştik:<br />
<br />
 Yemekten önce mesela besmele çekmemiz <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tasavvufda Besmelenin Manası:</span><br />
<br />
Tasavvufun bir ögretiside " La mevcude illa Hu" yani ondan gayri bir mevcudat, yani varlık Yokdur demekdir.<br />
Bu seviyeye ulaşan bir tasavvuf ehlinin besmele ile varacağı mana: mesela yemek yerken, peynir için kullanılan mana ile, O ndan gayri nesne yok ise, peynirde de O vardır. ve yani onu yiyen kendinde (sendede) onun ruhu saklıdır. Yani bir nevi Vahdeti vücut ve "enel hak" tezahürü ile 'O' O 'dur zaten. o zaman, O'nu (yani peynir için, (peynirdede O haliki zülcelal saklı) yine ellerimde onun eli, ondan gayri mevcudat yoksa yine,<br />
Yani o zaman geniş kapsam ile " O 'nu ,O'nunla , O'nun için , O' na, O'nun ismi ile O'nlarla gönderiyorum" manası tezahür etmiş olur.<br />
Burdaki onun ismi yani işde bu cümledeki besmele ile kasdedilen, ondan gayri mevcudat yoksa:peynirde, ekmekde O ise o zaman onun ismi ile demek yani Allahin ismiyle yani bismillah demek yine o peynir için, onun peynir oldugu zaman, peynir ismi ile "O" yine O ' olan O'nun ismi yani Peynir yerken onun ismi peynir olmuş demekdir. daha faza derin gittikmi bu seferde çıkamayız bu kadar açıklama kifayet edecekdir umarım.<br />
<br />
Yine bana zarar veren birisi ni de demiştik ki, Peygamberimizin duası var : <br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Berat Gecesinde<br />
<br />
 “Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım. Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen kendini sena ettiğin gibi yücesin.” diyerek dua ederdi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
ya rabbi senden sana iltica ederim demek ile, Karşıdakin de de Allah var, sizde de bende de Allah var ise, Bendeki Allah, sen de ki Allah'tan yine Allah'a iltica ediyor, Allah'a yalvarıyor, senin bana zararların dokunmasın diye, Hani Merhaba ne demektir, bir yere vardığın zaman merhaba demek, benden sana zarar gelmez demek idi, selam vermek buydu, Benden size zarar gelmez demek idi. öyle olunca, Sen Müslüman olduğun zaman, vardıgin yere selam verdiğin zaman, Benden size zarar gelmez Demek ti bu, ama bugün  kimin niyeti  ne, belli değil, karşındakinden sana bir zarar gelmeyeceğinden emin değilsin, o zaman ne yapıyorsun, <br />
<br />
ya rabbi, senden sana iltica ederim demek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">16.SINIF SOFiLER</span><br />
<br />
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."<br />
<br />
şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.<br />
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek için, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."<br />
<br />
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."<br />
<br />
(Hadis-i Şerif )<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )<br />
<br />
ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve attıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanamiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece<br />
<br />
Zikirimiz Budur<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)<br />
<br />
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:<br />
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden elinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi için de ki işde :<br />
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.<br />
<br />
Dua bu, ve bu dereceye erenler için 16. SINIF SOFiLER icindir<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)<br />
<br />
<br />
 o mertebeye erdigin zaman, Böyle zikret, ve o köprüden gec. <br />
<br />
Öyle olunca Kabe'ye dönmekten daha evla olan bir kalbe doğru dönmektir.  yani bir insandan bir şey istiyorsan, ya da biri sana sesleniyorsa, senin ona dönmen, namaz kılıyor olsan bile, ona dönmen daha evlâdır. hani Peygamber Efendimizin başından geçmiş, Peygamberimiz birisini çağırdı o namaz kılıyordu namazını bozup da ona doğru gelmedi, daha namazını bitirdi geldi, Peygamberimize Neredesin sen dedi, O an ayet indi, peygamber sizi çağırdığı zaman her şeyi bırakıp ona gidin diyerekten <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu sohbeti de Ebû Hüreyre naklediyor:</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem Ubeyy bin Kâ'b'in yanına vardı, 'Ubeyy!' diye seslendi. Ubeyy o sırada namazdaydı. Ubeyy yüzünü çevirip baktı, fakat Resulullaha Sallallâhü Aleyhi Vesellem cevap vermedi.<br />
<br />
Ubeyy kıraat ve tesbihleri kısaltarak namazı hafifletti. Sonra kalktı, Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellemin yanına gitti, 'Esselâmü aleyke yâ Resulallah!' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem 'Ve aleykesselâm' buyurdu ve 'Ey Ubeyy, seni çağırınca bana cevap vermene engel olan sebep neydi? 'Ubeyy, 'Yâ Resulallah, namaz kılıyordum' dedi<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENFAL-24. ayet</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Allah'ın bana vahyettiği Kur'ân'da, ‘Size hayat bahşedecek bir hususa sizi dâvet ettikleri zaman Allah ve Resulüne icabet ediniz' emrini bulmadın mı?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, buldum, inşaallah bir daha bu hataya dönmeyeceğim' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Sana ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'ın diğer kısımlarında bir benzeri indirilmemiş olan bir sûre öğretmemi ister misin?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, yâ Resulallah' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Namazda nasıl okuyorsun?' diye sordu.<br />
<br />
Bunun üzerine Ubeyy, Ümmü'l Kur'ân olan Fâtiha Sûresini okudu.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
'Nefsim kudret elinde olan Zat'a yemin ederim ki, onun benzeri ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'da indirilmemiştir. O mesnâ'lardan yedi âyet ve bana verilen yüce Kur'ân'dır.' <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çağırdığı zaman davetine icabet etmek, müslümanın müslüman üzerindeki haklarındandır" <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Nesaî, Cenâiz, 52; İbn Mâce, Cenâiz, l; Dârimî, İsti'zân, 5) </span><br />
<br />
 Başka bir hadiste, davete icabet etmeyenin Allah ve Rasûlüne karşı gelmiş sayılacağı bildirilir <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Müslim, Nikâh, 110; Ebû Dâvud, Et'ime, l; İbn Mâce, Nikâh, 25).</span><br />
<br />
<br />
yani orada Allah seni çağırıyor, peygamberin içinde Allah var, Allah görüyor seni, Senin Allah rasulüne yönelişin, Allah'a doğru yöneliş, Kabe'ye doğru yönelmekten daha evladır. namazdan bile mühimdir, yani o yüzden Namazda imam dua edeceği zaman, Kabe'ye sırtını döner, yüzünü cemaata doğru döner, her kalp bir Kabe gibidir zaten, Allah'ın tecelli yapacağı  yer. Lebbeyk odur işte, hac da  söylenilen lebbeykler sen beni buraya çağırdın, Rabb'im sana yöneldim  demek tir, çağırması bazi  zaman bir dilenci olaraktan, yada bir kedi bir köpek olraktan da çağırdığı zaman,yani bir köpek susamış, bir köpek olarak beni seni onu çağırdığı zaman, Lebbeyk, Rabbim Buyur, Ne isteğin, ne ihtiyacın var, demektir ona yönelmek demek, bir kalbe, canli kabeye yönelmekdir. Allah'ın ihtiyacı mı var Allah'ın? Allah köpeği yaratmış, Allah'ın köpeği yaratmış ta  kâinattan dışarı mı  atıvermiş, halbuki köpek de de Allah'ın bir tecelliyatgahı olan kalp var, ve o an o köpek susadı, Acıktıysa, senden hav hav diye bir şey istiyorsa, Lebbeyk Buyur Rabbim, ne ihtiyacın var, görebilir miyim, yapabilir miyim, elimden gelir mi, diye ona yönelmek, Aynen Arafat'ta, hacda, Allah Allah  diye tavaf etmekten daha evlâdır, öyle O da kalp taşıyor, köpeklerde canlı, kalp taşıyor, oradaki Kabe canlı değil bile, sena oraya yönelmekten daha faziletlei olan içinde ıslaklık Taşıyan bir kalp sahibi o köpeğe yönelmen, kediye yönelmen ya da bir insana, Ahmet amca ya, Mehmet amca yönelmen daha evlâdır, geçerlidir, Lebbeyk manası da budur. Buyurun, Ne yapabilirim, elimden ne gelir, Buyur Ne yapayım, su mu istiyorsun, Acıktın mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Allah acıkır mı? Evet acıkır, Allah Allah susar mı? Evet susar,</span><br />
<br />
Denilir ki Hz. Musa'nın kavmi Hz. Musa'ya derler ki; "Yüce Allah'ı soframıza davet et. O'na yemek ikram etmek istiyoruz." Hz. Musa (a.s.) kavmine kızar. Der ki; "Bilmiyor musunuz, Yüce Rabbimiz insanlara ait böyle eksikliklerden pak ve uzaktır? Onun için böyle haller düşünülemez. Yüce Allah'ın sizin ekmeğinize yemeğinize ihtiyacı yoktur. Allah yemez, içmez, uyumaz." Ancak kavmi ısrar eder. Daha sonra Hz. Musa Yüce Rabbin vahyine ulaşınca Rabbimiz sordurur: "Musa, kavminin isteğini neden bana iletmedin? Onlar beni yemeğe çağırdılar." Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, seni tenzih ederim. Senin sıfatlarını biliyorum. Sen böyle şeylerden (ekmekten, yemekten, su içmekten, uykudan) arınmışsın. Paksın, münezzehsin." Yüce Rabbimiz Hz. Musa'ya buyurur ki; "Kavmin hazırlık yapsın. Cuma günü ben onların davetine karşılık vereceğim." Hz. Musa kavmine döndüğünde bunu onlara söyler. Kavmi müthiş bir hazırlık yapar. Çeşit çeşit yemekler hazırlanır. Her ev yemek getirir. Hazırdırlar. Ve Yüce Rabbi beklemekteler. Ancak gelen giden yok. Neden sonra akşam üstü, her tarafı dökülen, gariban ve muhtaç olduğu belli olan bir fakir gelir ve "Bu fakire bir lokma" der. Halk ve Hz. Musa derler ki; "Biz, Yüce bir misafir bekliyoruz. Sen bekle, hatta bize su taşı. Sonra seni doyururuz." Beklerler. Gelen giden yok. Kavmi Hz. Musa'yı kınarlar. Fakir de, bir şey yiyemeden yoluna devam edip gider. Ertesi gün Hz. Musa'ya Rabbin emri tecelli eder. Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, ben mahcup oldum. Sizin lütfunuz o sofraya tecelli etmedi." <br />
Yüce Rabbimiz buyurdu; "Musa ben geldim. Ama siz beni doyurmadan gönderdiniz." Hz. Musa hayret içinde; "Ya Rabbi nasıl olur?" deyince Rabbimiz buyurdu; "O fakir geldi ya ! İşte ben o fakirin yanında idim. Onu doyurmuş olsaydınız bana ikram etmiş olurdunuz. Bilmiyor musunuz? Ben yoksulun, muhtacın, düşmüşün yanındayım. Ona ikram ettiğinde bana ikram etmiş olursunuz. Ben susamış kulumun yanındayım. Ona su verdiğinizde bana su vermiş olursunuz." <br />
<br />
Kafirun suresinin inmesine sebep olan olay olaraktan anlatılır ki : içki daha önce yasak değildi ve alkol almış birisi  imam olarak Namaza duruyor ve Kafirun suresini okurken taptım ve tapacaktım  kelimelerini söylerken, Yanlış yerde yanlış kelimeyi kullanıyor, Bu yüzden Allahu Teala içki yasağı ayetini indiriyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ كَب۪يرٌ وَمَنَافِـعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’elûneke anil hamri vel meysir(meysiri), kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne) kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 219. ayet</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya eyyuhellezine amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabu vel ezlamu ricsun min ameliş şeytani fectenibuhu leallekum tuflihun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey İnananlar! Alkol, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki kurtuluşa eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Maide suresi 90. ayet</span><br />
<br />
<br />
Böylece içkiye yasak getiriyor Allahu Teala. ve daha sonrada sarhoş iken namaza yaklaşmayın ayetini indiriyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar bekleyin, boy abdestini gerektiren bir durumda iken de yıkanıncaya kadar kesinlikle namaz kılmayın. Fakat, yolcu iseniz ve yıkanma imkanından yoksun iseniz o başka. Çünkü eğer hasta iseniz veya seyahatte iseniz yahut abdestinizi yeni bozmuşsanız veya hanımlarınızdan birisine yaklaşmışsanız ve hiç su bulamamışsanız, o zaman temiz toprakla teyemmüm edin, ellerinize ve yüzünüze hafifce sürün. Bilin ki, Allah günahları temizleyen ve çok affedendir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 43. ayet</span><br />
<br />
yani  önceleri içki yasak değilmiş, alkolün da faydaları var ama, zararı faydasından çok olaraktan tarif ediliyor, Fakat burada Mesele nedir sarhoş olduğunuz zaman namaza yaklaşmayın. ve bugün bu çağ Altınçağ ve  Burası cennet diyarı ise, Burada alkol bulunuyorsa, cennette şarap var ayetleri ile cennette şarap veya şeribler ceşitli icecekler olacagi ayet ile sabit,  şarap var burada, şaraplar, şeribler, ceşitli icecekler viskiler  RAKILARDA var kahve çay da var kola fanta da var var  ve şarap  içenler de var, ama bak sarhoş olup yanlış kelimeyi telaffuz ettiğin zaman ne zarar oluyormuş, namazda sarhoşun yanlış kelimeyi söylemesi meselesi ise, Zaten adam sarhoş demez miyiz, biz ona, yanlış kelime konuşmak,  sarhoşun yanlış kelimeler konuşması kaaale alınmaz ki, sarhoştur deriz kendinde değildi zaten deriz, ama Allah öyle demiyor, "sarhoş iken namaza yaklaşmayın diyor." buradan yola  çıkanlar, alkolün azı da zarar, çoğuda da zarar diyerekten, ifrata kaçarakdan büyütmüşler, de büyütmüşler,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Tirmizi, Eşribe, 3; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5; Nesâi, Eşribe, 25)</span><br />
<br />
Burda yukardaki ayete Allahin buyrdugu  alkolün faydasida vardir sözümü hak, yoksa peygambere itaf edilen bu hadisdeki alkolün azida haram ve yaskdir mi hak, ve bugün tipda alkolün faydlarindan faydlaniyoruz, yine diş agrisi ceken kimse, dişine müdahle edecegi zaman, diş doktorunun morfin vurmasini, kendi istiyor, cünkü morfin yani uyuşturucu sayesinde uyuşan agiz, o aciyi hissetmiyor, yine ameliyat olcak kimse bayiltiliyor yani yine yüksek alkol ile ve benzeri ile,  o alkolün azida zarardir diyenler, o zaman dişciye gidince morfin vurdurmasinlar madem, yada bayilmadan amliyat olsunlar da, bakalim ne kadar erkeklermiş.<br />
Hani bir meşhur kayseeri hikayesi vardir.<br />
Berebere Kayserili şöyle pala bıyıklı  iri bir adam girer ve der : bana Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der, oturu sandalyeye ve, GIK demeden Susuz, Sabunsuz bir Tıraş olur gider. oradan başka bir kayserilide cesarete gelir, bende kayseriliyin der, banada Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der , oturur sandelyeye , berber usturayi degdirir  başlar bagırmaya "anam yandım der,' ne oluyor der berber,  o cesaretlenen adam berbere: hemşerim ben kayseriliyim dedimse de, ben kayserinin biraz dışındanın, sen biraz su ve sabun sür der......<br />
<br />
bende onlari alkolün azıda çoğuda  haramdir diyenleri : Susuz, Sabunsuz bir Tıraş da, yani alkolsuz bayıltmasiz ameliyatta yada, ve morfinsiz diş doktoruinda görmek isterim, bakalim ne kadar kayserililer, ne kadar hocalar, ne kadar hacılar,<br />
<br />
Bu olaydaki ikinci mesele<br />
<br />
Peygamber kendi vaktinde, kendinden başka  iki kişi dışında, kimseyi  imamete geçirmediği rivayeti var, Abdullah bin Ümmü Mektum bir âmâdır.  Hz. Aişe'den gelen rivayetin açıkça belirttiği üzere Abese Sûresi'nin ilk ayetlerinin iniş sebebidir. bir kere  savaşa gittiklerinde kadinlarin başında ondan başka erkek kalmyinca o gecmiş bir defa imamete, Onun dışında bir de peygamer ölmeden önce cok hasta oldu ve , ebubekiri geçirdi  imamete deniyor. peki bu namaza sarhoş ve imam olaraktan Duran Bu adam kim ki, kafirun suresinin sebebinin anlaşılmasının ve inmesinin ve  birde icki yasagi ayetinin inmesinin sebebi olan adam. o zaman Kafirun suresini sarhoşken yanlış okuyan adam kim, bu nasıl imam olmuş da, başa geçmiş, hem de imam olacak bir kimse,  alkol içiyormuş, o vakit bazı anlatılanlar, ya eksik, ya fazla, ya da yanlış. artık burada yorumu Size bırakıyorum, daha derine girmek istemiyorum Bu konuda.<br />
<br />
<br />
Allah her an ayrı bir dem de ayrı bir yaratışdadır diye Kuranı Kerim'de ayet var Rahman suresinde,<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Tefsiren Meali :</span><br />
<br />
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'na el açar ve O'ndan isterler. O Allah her an ve her zaman ayrı bir işi yaratmakta ve devam ettirmektedir, yani günah, sevap, hastalık, şifa, yükseltme, alçaltma, zengin, fakir, bahar ve yaz, güz ve kış O'nun işlerinin birer tecellisidirler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span><br />
<br />
 Bunun manası ise : Allah bir iş ile meşgul olurken, başka işten, ve başka olaylardan habersiz kalmaz, Fakat ben Allah'ın cüzi bir halifesiyim, insanım, insanda bu yetenek yok, mesela Televizyon seyrederken, bir yandan da belki ailesi ile konuşabilir, tesbih çekebilir, ama bunun dışında, televizyon seyrederken, bir yandan da otobüs süremez, Televizyona mı bakacak, otobüsü sürerken yola mı bakacak, araba sürerken şoförlük yaparken, yine televizyona bakamaz, ne kadar  bakabilir bakalım, belki bir  2 saniye bakabilir ancak, yani Bir yandan araba sürüp, bir yandan da televizyona bakamaz değil mi? yani İnsanoğlu bundan acizdir. Ama Allah bundan aciz değildir, Allah aynı anda hem araba sürebilir, Hem aynı anda televizyona bakabilir, Hem senin işini ihtiyacını görür, ama falan yerdeki  sivrisinegin yalavarışını  sesini duyar, filan yerdekine yardım eder, Yani Allahu Teala Sameddir, her şeyden müstağnidir ve sübhandir acizliktende müstagnidir, yani Hiçbir ihtiyacı yoktur, ama bizim her şeyde O na ihtiyacımız vardır, Allah her an her şeyden haberdardır, Biz de bunun cüzi bir miktarina sahibiz, en büyük evliya bile olsa, o bile bunun cüzi miktarını sahip, Allah gibi bu derecede değil, bugün yani, en ileri görüşlü olsa bile, dünyadaki her şeyi görüyor olsa bile, Peki Sirius yıldızındada ne oluyor bitiyor, onu da görüyor mu, şu anda aynı anda dünyadaki her şeyi görse  bile mesela, yukarıdan her şeyi görüyoruz duyuyoruz gözetliyoruz deseler bile, Peki Şira Yıldızı'nda da ne olup bitiyor, onu da aynı anda görebiliyor musunuz, Evet  Ancak Allah bu kudrete sahiptir, insanlara Bu kudretinden cüzi miktar vermiştir. bir yer ve bir iş ile meşgul iken, ikinci ücüncüyü görüp yapabilenler olsada,  ayni anda 8 milyar insan, ve trilyonlar hayvan, trilyonlar gezegen.., ve ordakiler.... trilyonlardan fazla melekeler....sayisi berlirsiz atomlar ile ilgilenebilcek bir göz ve akil varmi?<br />
<br />
Çünkü bu da zaten Allah'ın Allah olduğunu alametlerindendir, vehüve ala külli şeyin kadir dir o.<br />
<br />
Rabbim bana ve askerime bunu bilip de ve idrakinde olup ta, şu karşıki dağları ben yarattım demekten muhafaza buyursun. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Temmuz 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahiret Nedir?</span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik(kablike) ve bil âhireti hum yûkınûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O kimseler ki; sana indirilene senden önce indirilen kitablara iman ederler. Onlar ahiret alemine de yakînen inanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 4. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Geçmiş ümmetlere nisbetle sizin dünyada kalışınız, ikindi namazı ile güneşin batımı arasındaki vakit kadardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Mevâkît, 17; Tevhid, 31, 47)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Yıllardır Müslümanların ihtilafa düştüğü kelime : ahiret kelimesi ve, ahiret kelimesini Müslümanlar şimdiye kadar Sadece, öldükten sonraki hayat olaraktan anlamışlar.<br />
Halbuki ahiret kelimesi, sonraki ya da şu anki dilimize uygun olaraktan : "gelecek" demektir yani "zukunft."  Çünkü bir çiçek diktimi, önce tohumunu diktin, daha sonra onun çiçek açması için bir zamana ihtiyaç var, bir mevsimin bir mevsime dönüşmesine ihtiyaç var, ve zamanı gelince, o çiçek açıp da, sana neşvu neva veriyor, O zaman ibadetlerinde ödülü olan nimetler, ahirette verilecek denmesinin sebebi, Eğer şu an, anında verilmemişse, Gelecekte bir zamanda sana verilecek demektir bu. Ama bu ömrün yeterse hayattayken verilir, yetmezse  2. veya 3. hayatlarında verilir. Onu böyle deyince de, araya başka bir bilgi sokmuş olduk, Yani insan çift hayatlı mıdır, Reenkarnasyon var mıdır? bazı çiçekler vardır, köklü veya yumrulu çiçekler, patates gülü gibi, yani yine lale gibi soğanlı çiçekler vardır, Eğer memleket çok soğuksa, ve toprak buza çekiyorsa, o çiçekler soğan verdikten sonra, ya da Yumru verdikten sonra, bazı memleketlerde, topraktan sökmen lazım ki, ertesi sene, tekrar o çiçeğe sahip olabilesin. Eğer sökmezsen hava ve toprak don a çektiği için, o çiçek ölür, ama bazı ağaçlar vardır, kökleri diplere giden, don vurmayacak kadar derinlere kadar dalmıştır ki, o agac yapraklarını döker, ve uykuya yatar, ertesi sene Rüzgar onu kaldırınca, tekrar Uykudan uyanıp, tekrar yeşillenir, meyvesini verir. yani ölmeyenler var. ölenler var. bazı çiçekler ölür, Susam gibi, buğday gibi, o sene meyvesini verir, çiçeğini açar, yaprağını açar, sonbahar geldi mi, hasat edersin, gelcek sene tohumundan bir daha dikmek lazım ki, o sana, yeni sene bir daha meyve versin, o Mevsimde dogduysa, beriki mevsim ölmüştür, işte ödüller de eğer bu hayatta sana verilmediyse, sen buğday gibi cibilliyatta isen, ikinci bir mevsim daha sana verilir, tohum vermişsindir, Eğer küçülürsün yeni bir cocuk ve cocucugun olarak dogarsin, bir hayat daha kazanırsın, ama  elma ağacı sabit, sadece uykuya yatıyor, tekrar uyanıyor, ölmüyor, ve bir de elmalarının içinde, yeni çekirdekler veriyor, ama buğday öyle değil, buğday başağı verdi, öldü, sen onu yeniden dikersen bir daha Hayat buluyor, o zaman ahiret nasıl bir şey, Doğada bir örnek gösterilmemiş, bize birçok örnek var. Allah : kainata bakmıyor musunuz, Etrafınıza bakmıyor musunuz diyor, etrafımıza baktığımızda, o zaman buğday bir örnek, yine Lale gülü örnek, yine patates gülü örnek, yine patatesin kendisi örnek, havuç örnek, havucu toprakta hiçbir şey kalmayacak şekilde çıkarman gerekiyor, Eğer onun  tohumunu aldıysan, Ondan bir daha üretebilirsin, ya da eski havuçtan üretebilirsin,  soğanı, soğan dikerek den üretebilirsin, ama Mevsim Geçti öldü, ama çam ağacı  uykuya da yatmıyor, Uyku bile uyumayan ağaçlar var, ama bir ömür uyumayan, Demek ki ahiret ve cennet, kişisine göre, ve tabiatına göre farklı farklı şeyler, neyse bu meseleye daha sonra devam edeceğiz inşallah, Şimdi başka bir meseleye geçiyoruz.<br />
<br />
 ve bir sohbet Meclisi'nde dinledimm diyor ki : namaz kılacağım zaman  namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta oldun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.<br />
<br />
 tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim'de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki "rabbe sığınırım" de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var.  Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, döm düm dediği zaman,  Ha o  su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız.  mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere  baba de,  bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden ouluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi  oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi,  Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var,  bi olay ve problem  tek kelime yada tek cümleyle de  anlatılacak bir şey değil. Ama  mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim'de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz.  o gibi yani Allahu Teala  orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi  Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim'de falancı peygamber : "falan falan" dedi de istedi, filanci peygamberde : "filan filan dedi de istedi" diye bize Kuranı Kerim'de yer vermiş öğretiyor,  bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya'ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya'daki bakkal da  senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google'da tercüme ettir, Fransa'ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini  ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir  mahsur yoktur. <br />
<br />
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah'tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah  sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada  Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun?  diye  sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere  o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.<br />
<br />
Bir kez Allah dese aşk ile lisan<br />
Dökülür cümle günah misl-ü hazan<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ) </span><br />
<br />
 Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile  Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elin işte, gözün oynaşta"</span><br />
<br />
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi  dua eden değildir o dua etmenin vakti. <br />
<br />
Bunu da şu misal ile anlatayım:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?</span><br />
<br />
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,<br />
<br />
Hanım  da dedi :<br />
<br />
Evde tuz kalmadı dedi,Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.<br />
<br />
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek  demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz  isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz  paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba? <br />
<br />
Halbuki  nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede  bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı da dua etmek lazim yani, biraz gec deglimi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca  ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya , <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ<br />
<br />
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟<br />
<br />
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.<br />
<br />
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.<br />
<br />
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.<br />
<br />
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet (:::)ât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi."Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim." <br />
<br />
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. <br />
<br />
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir. İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler. <br />
<br />
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü,  onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi - 90-93 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
O zaman, Allah a da,  yağmursuz kaldı mı da dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.<br />
<br />
"Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Atasözü) </span><br />
<br />
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah'a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!<br />
<br />
Mesela : ben Ankara'ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara'ya gideceğim de, ben Ankara'ya gideceğim diyorsun.  bunu demek ile Ankara'ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara'ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye  sebeblere yapışmadın da şimdi allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, "dua ettik ama, yağmur yağmadı ya" Masalları. <br />
<br />
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela <br />
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,  Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)</span><br />
<br />
Yani Öyle olunca Dua Etmek de,  fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim'den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam'ın o zamanın Firavun'un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun'un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf'u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye  ve masal mı zannettin sen bunu, Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah'tan mucize bekle!!!<br />
 Yusuf öyle mi yapmış?  o zman gelsin dua ederiz mi demiş?  o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin  alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ<br />
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ<br />
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ<br />
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ<br />
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.<br />
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.<br />
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.<br />
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.<br />
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”<br />
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.<br />
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”<br />
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler. <br />
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi. <br />
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler. <br />
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler</span><br />
<br />
<br />
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarim emmareleri,  7 sene öncesinden görülebilmekte. <br />
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne  birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım  etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz.  Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de <br />
<br />
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):<br />
<br />
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:<br />
<br />
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:<br />
<br />
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.<br />
<br />
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecgiz bizler,  camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı,  o zman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya, Dünya. ben Medine deyken sünnet olan kırk vakiti camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamıyorsun, böyle yaparsak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.<br />
 Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin  birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe  de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana  bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak gelceketeki hayatin güzel olur, bu belalara  maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.<br />
----------oooooooooooooooooo--------<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ALEVi LERDE Ki GUSL ABDESTi YORUMU</span><br />
<br />
Yine başka bir mesele Geçen gün bir sohbette çocuğa mundar meme vermek meselesi gündeme geldi ve, şu anki insanların, yani çocukların Bu hususa dikkat edilmediği yüzünden, bazı kötü fiiller yaptığı gibi bir mana ile yoruldu, eski insanlarca böyle oldugu görülmekte, ve Bunu duyan zamane hocasından birisi de diyor ki : kadın lohusa olduğu zaman, zaten 40 gün abdesti yok, abdestsiz emzirmiyor da ne yapıyor, öyle bir şey yok, abdestsiz de emzirilir çocuk diye tarif ediyor. Halbuki buradaki mesele nedir. Alevilerde  bir laf vardır, abdest üzerine, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">1. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
bir sepet yumurtan olsa, İçinden bir tanesi kırılırsa, Sepetin tamamını mı atarsın, çıkarıp içindeki o kırılan yumurtayı mı atarsın?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">2. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
 senin elin kirlendiyse, gidip de bütün bedeninimi yıkarsın, gidip elini mi yıkarsın sadece diye tarif etmişler Gusl abdest hususunda, O yüzden de cünüplük diye bir şey olmaz, cünüp olduğun zaman avret yerin kirlenmiştir, avret yerini yıkadığın zaman, diğer yerlerini yıkamazsan da, temizsindir diye tarif etmişler. Çünkü kirlenen yerin avret yerin sadece, bu doğru mudur? yanlış mıdır?<br />
<br />
Şimdi aleviliğe mi gireceğiz diyneler olacaktir buradan, Eger bu hal doğruysa alabiliriz,<br />
<br />
Hz Ali efendimizden rivayet ile<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“ilmi Çin’de de olsa arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Melekler, yaptıkları işten hoşlandıkları ilim talebeleri için tevazu kanatlarını yerlere sererler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Câmiü’s-Sağîr, 1/310)</span><br />
<br />
Eger dogru bir ilim ise, doğru tarafını alacağız Tabii ki. <br />
<br />
Düşünün Yenice banyo aldınız, tertemiz oldunuz ve Dışarı çıktınız, Arabannızın egzozuna bir şey bağlamışlar, siz yeni damatsiniz ve Birisi oraya mesela, hani düğünlerde yapıyorlar ya, ipe konserve tenekelerini dizipde, Tenekeyi tenekeye bağlayıp da arabanin ardına da teneke bağlıyorlar ya, takır takır takır gittsin diyerekten,  teneke Bağlamışlar diyelim, Sen de onu oradan çözeyim diyerekten  elinle oraya dokundun, elin is kurum oldu egzosa değdin için, elin kara kurum oldu,   şimdi gidip Sen sadece elinin kirlenen  yerini yıkamakla mı meşgul olursun, Yoksa gidip  ben bi daha Gusül abdest alan, ben bir banyo eden de, tertemiz olan diye, bir daha mı banyo etmeye gidersin, şimdi aklen ve mantıken Hangisi doğru?<br />
Yani gerektiğinde teyemmüm bile Zaten abdest ve gusl yerine geçiyorsa, o zaman avret yerini yıkamak da sadece gusül yerine geçer, o alevilerin bu  sözününde bu gün kü iradem ve aklim ile düşündüğümde haklı olduklarına karar verip, bu söz  Doğrudur  diyorum, alevilikteki Bu sözde doğrudur.<br />
Senin parmağın batsın, sen git Gusül abdest al, bu israf değil de ne? <br />
<br />
Lohusalık İle diğer abdestsizlik ise yine farklı şeyler. Lohusalıkta ki abdestsizlik te, doğum yapan kadının rahmi, oradan kocaman bir çocuk kafası çıktığı için elestikiyeti sebebi ile genişlemiş ve, kadının ferc uzvu normal halinden bozulduğu için, oradan Koskoca kafa çıktığı için, tekrar eski boyutuna dönüp çekilmesi için, belli bir zamana ihtiyaç var, eski haline dönmesi için en az 40 güne ihtiyac var. 40 gün içinde eski halini, normal halini alıyor, O yüzden yani, yaralı birisine, sen yaralanmış birisine, o cinsel muameleyi yapma gibi  bir mana burdaki lohulsalik sebebi ile abdestsizlik hali, yani bir manada da uygun değil o hareketleri yapmaya, onun çözümü olan lohusalik hali ondan, O yüzden  abdestsiz diye tarif ediliyor, O yüzden bir de belli belli süre akıntı falan geliyor olabilir,  kalan  giden bir şeyler olabilir, o yüzden abdestsiz, yoksa kadının Lohusalıktaki abdestsiz olması, normal cünüp abdestsizliği gibi değil ki. Cünüplük veya Cenabet abdestsizliğinide, bugün bilim adamları tespit etmiş, Eğer erkek veya kadın boşalıpta  orgazm olduğunda, her hücre bir salınım yapıyor, Senin beynin bile orgazm olduğu zaman burnunun icine doğru bir sıvı salınım yapıyor gusldeki "mazmaza ve istinşak" o yüzden farz, ve her hücren doyuma ulaştığı vakit hücrelerinden bir Meni salgılanmış oluyor. oradan bir sıvı Dışarı atıyor, o yüzden vücudunda ki o meni den dolayi bir koku meydana geliyor, O sıvının vücuttan komple temizlenmesi için, Duş alman banyo etmen lazım, komple temizlenmesi lazım. işte temizlenmeyen insanlar, mikrop barındırdığı için, ve böyle bir mikroplu bedenden doğacak çocuğun genine mikrop bulaşmakta. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">MUNDAR MEME EMZiRMEKTEKi TEHLiKE</span><br />
<br />
Hani bunun örneğini de şununla vereyim: sinek diye bir film vardı, sinek filminde adam kendisini, daha gelişmiş bir hale, ya da bir yerden bir yere transform etmek istiyordu, ışınlama aletini icat etti, Fakat ışınlama odasının içine farkında olmadan bir tane sinek girdi, ve fakat bunu algılamayan ışınlama aleti, adamı yeni yere ışınladığı zaman, adam ile sineğin DNA sını birleştirdi, ve sinek ve insan DNA sı karışımı bir yaratik veya insan olaraktan  yeni odaya ışınladı. ikisinin DNA sı birbirine karışınca, daha ileride adam Bunu fark etti, sinek özellikleri taşımaya başladığını fark etti, İşte bu meni meselesi ve cenabetlik meslesi de böyle. üzerinde mikrop barındıran bir insanda, çocuk yaptığı zaman, seni ananın karnına zeker köprüsünü kurupta yumurtaya vaaz ettiğinde, yeni dogacak çocuğa, o Mikroplar, yani şeytanı fikirler, ve mikroplar işte, mikrob ta şeytanın bir türlü zaten, Mikroplar da o annenin karnını da dahil olduğu için, DANA ya Mikrop veya şeytan genleri karışmış oluyor, o çocukta, kötü dürtüler meydana geliyor, ve Kötü fikirlere maruz kalıyor, o da doğduktan sonra hayatında onları , o şeytani fikirleri tatbik etmekle meşgul oluyor, şeytana uymuş oluyor, mesela bundan ibaret yani. o filmdeki  gibi bu işin nereye varacağını fark et, fazlaca cinsel egilim, sapiklik, ve zina istegi, eger sende bu dürtüler var ise, Neden böyle oldun anlamış olacaksın. abdestin gerekliliği de bu yüzden, yani düşünen İnsan bunu anlar, düşünmeyen insan, bununla, gusl abdesti ile abdest ile sevap kazancagini ve, işte benim ahiretime faydalı, cennetimize faydalı, bilmem ne diye böyle yorumlar getirir, oradaki çocuğun iyi çocuk olması, veya da zamanın Çocuklarının, da buna, yani gusle ve abdeste  ve mundarliga cenabetlige ve temizlige dikkat edilmediğinden, böyle kötü çocuklar olmasının  sebeblerinden birsi, ve evet mundar meme  ile, o cocuk birde, öyle her hücrersi meni salgilamis bir anneden süt emince, sütün icinde de, veya memedede de meni var, meme bölgeside orgazm olunca o salgiyi salgiladi o an, mesele aynı, sinek DNA sının insan DNA sına karışması gibi, memedeki mikropların, yeni doğacak çocuklara karışması ve, mundar  emzirirken de, o cocugun yeni bedenin oluşturacak olan süte karışması sebebiyle dir. yani o mikrop halinizle Yemek yediğiniz zaman, elinizde de o Mikroplar varken, elin ile  ve süt ile içinize de, o hassas DNA lari genleri de  almış oluyorsunuz, içinizde de onlar, çocuk olacak yeni meniyi oluşturunca, yeni generasyona dogacak çocuğa da aktarmış oluyorsunuz, Onun  ve sizin yeni halinizde, kimyaniz, ve Gen haritaniz, ve DNA  modeliniz bozuldu, yani asıl Mesele de budur.<br />
<br />
<br />
-----ooo-----<br />
<br />
Daha önceki vaalarımızın birisinde bu konuya girmiştik, fakat devam edememiştik, daha sonra bu konuya değineceğimden bahsetmiştik, ve o an Aklımızdan çıkmıştı, bu gelecek konu ile ilgili mesele ve o mesele de<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"üstünde üstünde bir üst var, yada  bütününde üstündeki bütün"  meselesi.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَفَوْقَ كُلِّ ذ۪ي عِلْمٍ عَل۪يمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
ve fevka kulli zî ilmin alîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve her bilgi sahibinin üstünde, ondan da daha iyi bir bilen vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YÛSUF Suresi 76. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve Hani bir söz var :<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Baş başa bağlı, baş Allah'a bağlı.</span><br />
<br />
Dünyadaki görülen bütün sistem, küçük atomlardan, onlarinda icindeki kuantum parçacıklarından meydan gelmekte. küçük küçük parçacıklar halinde, Onun bir üstüne çıkıyorsun, bir üst bütün, bu sefer atom diye bir madde  bir şey ortaya meydana çıkıyor, atomun üstüne çıkıyorsun, moleküler Yapı diye bir yapı var, birkaç atom birleşmiş ve bunlar moleküler bir yapı oluşturmuş, onun üstüne çıkıyorsun, mesela hücre olmuş, hücrenin üstüne çıkıyorsun, bu sefer mesela tırnak hücreleri birleşmiş, tırnak diye bir şey meydana getirmiş, göz hücreleri birleşmiş, göz diye bir şey meydana getirmiş, sonra bunların üstüne çıkıyorsun, mesela göz kulak burun Kafa diye bir şey meydana getirmiş, Üstünde üstünde bir üst var, ve kafa Yine Bir bedendeki bir parça, bedenin bir parçası, onun üstünde beden diye bir şey var, İnsan diye bir şey var, üstünde üstünde üst var, Öyle olunca, her bilginin üstünde başka bir bilgi var, <br />
<br />
Allah söyledi ya<br />
<br />
 Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır. Kuranı Kerim'deki ayeti kerimde YÛSUF Suresi 76. ayette buyuruyor Cenabı Allah. işte bilgi de bu şekilde, Üstün üstünde bir üst vardır. mesela sen ilkokulda matematiği öğrendin, okumasını öğrendin, sosyal öğrendin, sana bunları öğreten bir öğretmen vardı, o öğretmeninde, öğretmen olasıya kadar, ona öğreten bazi öğretmenleri vardı, o da başka öğretmenlerden öğrendi, O öğretmeni öğreten öğretmenler de vardı, başka  öğretmenler vardı, o da ondan öğrendi, Üstüm üstünden üst var, o yüzden insana, oradan Adem atamız en üstte, onun içinde Şit Aleyhisselam, Ondan sonra Nuh Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam gibi, iç içe doğru ilerliyor, bizim üstümüzde başka bir üst var, onun üstünde başka bir üst, Anamız, babamız, dedemiz, ninemiz, derken buna da Silsile deniyor. <br />
<br />
hani 3 , 5 kutuyu , kutunun içine kutuyu koyaraktan, mamuşka bebekler yöntemi ile içeriye bir hediye saklarsın, mesela hediyen senin bir tek taş yüzük tür, ama şöyle kocaman bir kartonun içine paketleri paketin içine saklarsın, saklarsın, en içten küçücük bir paket çıkar, ya sen daha  bana bu kadar küçücük bir şey mi aldın diye kizar sevgilin, bu sefer kadın bir açar, içinden tektaş çıkmış, değerli bir şey, o büyük karton kadar büyük bir şey çıkmış, Allahu Teala da kainatın modelini atomun içine saklamış, atomun içinde de, en son Çekirdeğin içinede Mehdi ve vaktinin insanlarını saklanmış demektir, Mehdi ve ailesini saklamış, ve onu ve onun zamanının insanlarını, yani şu anki zamanındaki insanlığı saklamış, atomun içersinde. her kainat bir atom, her kainat bir başka kainatin icnde gizli ise, ve Hz. Adem ve onun evlatlari, hep bir icten cikip gelmedik mi,  şu andaki insanlar Biz en içte yer almış oluyoruz. Adem atamız en üstte ise, Biz en iç teyiz, elementi içindeki kuarklar,  spinler gibi, onlar gibi biz içtekileriz, şu anki durum, bizim  en iç olduğumuzu gösteriyor, bizden sonrakiler de Bizim de içimizde olanlar, Öyleyse Üstünde üstünde bir üst var, altında altında bir alt var, iç içe kainatlar. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(mamuşka bebekler yöntemi)</span><br />
<br />
Tasavvuftaki besmele meselesine tefsir getirdiğimiz konuyu işleyeceğiz burada inşallah ve besmeleyi şöyle tefsir etmiştik:<br />
<br />
 Yemekten önce mesela besmele çekmemiz <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tasavvufda Besmelenin Manası:</span><br />
<br />
Tasavvufun bir ögretiside " La mevcude illa Hu" yani ondan gayri bir mevcudat, yani varlık Yokdur demekdir.<br />
Bu seviyeye ulaşan bir tasavvuf ehlinin besmele ile varacağı mana: mesela yemek yerken, peynir için kullanılan mana ile, O ndan gayri nesne yok ise, peynirde de O vardır. ve yani onu yiyen kendinde (sendede) onun ruhu saklıdır. Yani bir nevi Vahdeti vücut ve "enel hak" tezahürü ile 'O' O 'dur zaten. o zaman, O'nu (yani peynir için, (peynirdede O haliki zülcelal saklı) yine ellerimde onun eli, ondan gayri mevcudat yoksa yine,<br />
Yani o zaman geniş kapsam ile " O 'nu ,O'nunla , O'nun için , O' na, O'nun ismi ile O'nlarla gönderiyorum" manası tezahür etmiş olur.<br />
Burdaki onun ismi yani işde bu cümledeki besmele ile kasdedilen, ondan gayri mevcudat yoksa:peynirde, ekmekde O ise o zaman onun ismi ile demek yani Allahin ismiyle yani bismillah demek yine o peynir için, onun peynir oldugu zaman, peynir ismi ile "O" yine O ' olan O'nun ismi yani Peynir yerken onun ismi peynir olmuş demekdir. daha faza derin gittikmi bu seferde çıkamayız bu kadar açıklama kifayet edecekdir umarım.<br />
<br />
Yine bana zarar veren birisi ni de demiştik ki, Peygamberimizin duası var : <br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Berat Gecesinde<br />
<br />
 “Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım. Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen kendini sena ettiğin gibi yücesin.” diyerek dua ederdi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
ya rabbi senden sana iltica ederim demek ile, Karşıdakin de de Allah var, sizde de bende de Allah var ise, Bendeki Allah, sen de ki Allah'tan yine Allah'a iltica ediyor, Allah'a yalvarıyor, senin bana zararların dokunmasın diye, Hani Merhaba ne demektir, bir yere vardığın zaman merhaba demek, benden sana zarar gelmez demek idi, selam vermek buydu, Benden size zarar gelmez demek idi. öyle olunca, Sen Müslüman olduğun zaman, vardıgin yere selam verdiğin zaman, Benden size zarar gelmez Demek ti bu, ama bugün  kimin niyeti  ne, belli değil, karşındakinden sana bir zarar gelmeyeceğinden emin değilsin, o zaman ne yapıyorsun, <br />
<br />
ya rabbi, senden sana iltica ederim demek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">16.SINIF SOFiLER</span><br />
<br />
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."<br />
<br />
şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.<br />
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek için, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."<br />
<br />
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."<br />
<br />
(Hadis-i Şerif )<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )<br />
<br />
ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve attıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanamiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece<br />
<br />
Zikirimiz Budur<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)<br />
<br />
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:<br />
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden elinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi için de ki işde :<br />
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.<br />
<br />
Dua bu, ve bu dereceye erenler için 16. SINIF SOFiLER icindir<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)<br />
<br />
<br />
 o mertebeye erdigin zaman, Böyle zikret, ve o köprüden gec. <br />
<br />
Öyle olunca Kabe'ye dönmekten daha evla olan bir kalbe doğru dönmektir.  yani bir insandan bir şey istiyorsan, ya da biri sana sesleniyorsa, senin ona dönmen, namaz kılıyor olsan bile, ona dönmen daha evlâdır. hani Peygamber Efendimizin başından geçmiş, Peygamberimiz birisini çağırdı o namaz kılıyordu namazını bozup da ona doğru gelmedi, daha namazını bitirdi geldi, Peygamberimize Neredesin sen dedi, O an ayet indi, peygamber sizi çağırdığı zaman her şeyi bırakıp ona gidin diyerekten <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu sohbeti de Ebû Hüreyre naklediyor:</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem Ubeyy bin Kâ'b'in yanına vardı, 'Ubeyy!' diye seslendi. Ubeyy o sırada namazdaydı. Ubeyy yüzünü çevirip baktı, fakat Resulullaha Sallallâhü Aleyhi Vesellem cevap vermedi.<br />
<br />
Ubeyy kıraat ve tesbihleri kısaltarak namazı hafifletti. Sonra kalktı, Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellemin yanına gitti, 'Esselâmü aleyke yâ Resulallah!' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem 'Ve aleykesselâm' buyurdu ve 'Ey Ubeyy, seni çağırınca bana cevap vermene engel olan sebep neydi? 'Ubeyy, 'Yâ Resulallah, namaz kılıyordum' dedi<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENFAL-24. ayet</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Allah'ın bana vahyettiği Kur'ân'da, ‘Size hayat bahşedecek bir hususa sizi dâvet ettikleri zaman Allah ve Resulüne icabet ediniz' emrini bulmadın mı?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, buldum, inşaallah bir daha bu hataya dönmeyeceğim' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Sana ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'ın diğer kısımlarında bir benzeri indirilmemiş olan bir sûre öğretmemi ister misin?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, yâ Resulallah' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Namazda nasıl okuyorsun?' diye sordu.<br />
<br />
Bunun üzerine Ubeyy, Ümmü'l Kur'ân olan Fâtiha Sûresini okudu.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
'Nefsim kudret elinde olan Zat'a yemin ederim ki, onun benzeri ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'da indirilmemiştir. O mesnâ'lardan yedi âyet ve bana verilen yüce Kur'ân'dır.' <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çağırdığı zaman davetine icabet etmek, müslümanın müslüman üzerindeki haklarındandır" <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Nesaî, Cenâiz, 52; İbn Mâce, Cenâiz, l; Dârimî, İsti'zân, 5) </span><br />
<br />
 Başka bir hadiste, davete icabet etmeyenin Allah ve Rasûlüne karşı gelmiş sayılacağı bildirilir <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Müslim, Nikâh, 110; Ebû Dâvud, Et'ime, l; İbn Mâce, Nikâh, 25).</span><br />
<br />
<br />
yani orada Allah seni çağırıyor, peygamberin içinde Allah var, Allah görüyor seni, Senin Allah rasulüne yönelişin, Allah'a doğru yöneliş, Kabe'ye doğru yönelmekten daha evladır. namazdan bile mühimdir, yani o yüzden Namazda imam dua edeceği zaman, Kabe'ye sırtını döner, yüzünü cemaata doğru döner, her kalp bir Kabe gibidir zaten, Allah'ın tecelli yapacağı  yer. Lebbeyk odur işte, hac da  söylenilen lebbeykler sen beni buraya çağırdın, Rabb'im sana yöneldim  demek tir, çağırması bazi  zaman bir dilenci olaraktan, yada bir kedi bir köpek olraktan da çağırdığı zaman,yani bir köpek susamış, bir köpek olarak beni seni onu çağırdığı zaman, Lebbeyk, Rabbim Buyur, Ne isteğin, ne ihtiyacın var, demektir ona yönelmek demek, bir kalbe, canli kabeye yönelmekdir. Allah'ın ihtiyacı mı var Allah'ın? Allah köpeği yaratmış, Allah'ın köpeği yaratmış ta  kâinattan dışarı mı  atıvermiş, halbuki köpek de de Allah'ın bir tecelliyatgahı olan kalp var, ve o an o köpek susadı, Acıktıysa, senden hav hav diye bir şey istiyorsa, Lebbeyk Buyur Rabbim, ne ihtiyacın var, görebilir miyim, yapabilir miyim, elimden gelir mi, diye ona yönelmek, Aynen Arafat'ta, hacda, Allah Allah  diye tavaf etmekten daha evlâdır, öyle O da kalp taşıyor, köpeklerde canlı, kalp taşıyor, oradaki Kabe canlı değil bile, sena oraya yönelmekten daha faziletlei olan içinde ıslaklık Taşıyan bir kalp sahibi o köpeğe yönelmen, kediye yönelmen ya da bir insana, Ahmet amca ya, Mehmet amca yönelmen daha evlâdır, geçerlidir, Lebbeyk manası da budur. Buyurun, Ne yapabilirim, elimden ne gelir, Buyur Ne yapayım, su mu istiyorsun, Acıktın mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Allah acıkır mı? Evet acıkır, Allah Allah susar mı? Evet susar,</span><br />
<br />
Denilir ki Hz. Musa'nın kavmi Hz. Musa'ya derler ki; "Yüce Allah'ı soframıza davet et. O'na yemek ikram etmek istiyoruz." Hz. Musa (a.s.) kavmine kızar. Der ki; "Bilmiyor musunuz, Yüce Rabbimiz insanlara ait böyle eksikliklerden pak ve uzaktır? Onun için böyle haller düşünülemez. Yüce Allah'ın sizin ekmeğinize yemeğinize ihtiyacı yoktur. Allah yemez, içmez, uyumaz." Ancak kavmi ısrar eder. Daha sonra Hz. Musa Yüce Rabbin vahyine ulaşınca Rabbimiz sordurur: "Musa, kavminin isteğini neden bana iletmedin? Onlar beni yemeğe çağırdılar." Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, seni tenzih ederim. Senin sıfatlarını biliyorum. Sen böyle şeylerden (ekmekten, yemekten, su içmekten, uykudan) arınmışsın. Paksın, münezzehsin." Yüce Rabbimiz Hz. Musa'ya buyurur ki; "Kavmin hazırlık yapsın. Cuma günü ben onların davetine karşılık vereceğim." Hz. Musa kavmine döndüğünde bunu onlara söyler. Kavmi müthiş bir hazırlık yapar. Çeşit çeşit yemekler hazırlanır. Her ev yemek getirir. Hazırdırlar. Ve Yüce Rabbi beklemekteler. Ancak gelen giden yok. Neden sonra akşam üstü, her tarafı dökülen, gariban ve muhtaç olduğu belli olan bir fakir gelir ve "Bu fakire bir lokma" der. Halk ve Hz. Musa derler ki; "Biz, Yüce bir misafir bekliyoruz. Sen bekle, hatta bize su taşı. Sonra seni doyururuz." Beklerler. Gelen giden yok. Kavmi Hz. Musa'yı kınarlar. Fakir de, bir şey yiyemeden yoluna devam edip gider. Ertesi gün Hz. Musa'ya Rabbin emri tecelli eder. Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, ben mahcup oldum. Sizin lütfunuz o sofraya tecelli etmedi." <br />
Yüce Rabbimiz buyurdu; "Musa ben geldim. Ama siz beni doyurmadan gönderdiniz." Hz. Musa hayret içinde; "Ya Rabbi nasıl olur?" deyince Rabbimiz buyurdu; "O fakir geldi ya ! İşte ben o fakirin yanında idim. Onu doyurmuş olsaydınız bana ikram etmiş olurdunuz. Bilmiyor musunuz? Ben yoksulun, muhtacın, düşmüşün yanındayım. Ona ikram ettiğinde bana ikram etmiş olursunuz. Ben susamış kulumun yanındayım. Ona su verdiğinizde bana su vermiş olursunuz." <br />
<br />
Kafirun suresinin inmesine sebep olan olay olaraktan anlatılır ki : içki daha önce yasak değildi ve alkol almış birisi  imam olarak Namaza duruyor ve Kafirun suresini okurken taptım ve tapacaktım  kelimelerini söylerken, Yanlış yerde yanlış kelimeyi kullanıyor, Bu yüzden Allahu Teala içki yasağı ayetini indiriyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ كَب۪يرٌ وَمَنَافِـعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’elûneke anil hamri vel meysir(meysiri), kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne) kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 219. ayet</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya eyyuhellezine amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabu vel ezlamu ricsun min ameliş şeytani fectenibuhu leallekum tuflihun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey İnananlar! Alkol, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki kurtuluşa eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Maide suresi 90. ayet</span><br />
<br />
<br />
Böylece içkiye yasak getiriyor Allahu Teala. ve daha sonrada sarhoş iken namaza yaklaşmayın ayetini indiriyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar bekleyin, boy abdestini gerektiren bir durumda iken de yıkanıncaya kadar kesinlikle namaz kılmayın. Fakat, yolcu iseniz ve yıkanma imkanından yoksun iseniz o başka. Çünkü eğer hasta iseniz veya seyahatte iseniz yahut abdestinizi yeni bozmuşsanız veya hanımlarınızdan birisine yaklaşmışsanız ve hiç su bulamamışsanız, o zaman temiz toprakla teyemmüm edin, ellerinize ve yüzünüze hafifce sürün. Bilin ki, Allah günahları temizleyen ve çok affedendir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 43. ayet</span><br />
<br />
yani  önceleri içki yasak değilmiş, alkolün da faydaları var ama, zararı faydasından çok olaraktan tarif ediliyor, Fakat burada Mesele nedir sarhoş olduğunuz zaman namaza yaklaşmayın. ve bugün bu çağ Altınçağ ve  Burası cennet diyarı ise, Burada alkol bulunuyorsa, cennette şarap var ayetleri ile cennette şarap veya şeribler ceşitli icecekler olacagi ayet ile sabit,  şarap var burada, şaraplar, şeribler, ceşitli icecekler viskiler  RAKILARDA var kahve çay da var kola fanta da var var  ve şarap  içenler de var, ama bak sarhoş olup yanlış kelimeyi telaffuz ettiğin zaman ne zarar oluyormuş, namazda sarhoşun yanlış kelimeyi söylemesi meselesi ise, Zaten adam sarhoş demez miyiz, biz ona, yanlış kelime konuşmak,  sarhoşun yanlış kelimeler konuşması kaaale alınmaz ki, sarhoştur deriz kendinde değildi zaten deriz, ama Allah öyle demiyor, "sarhoş iken namaza yaklaşmayın diyor." buradan yola  çıkanlar, alkolün azı da zarar, çoğuda da zarar diyerekten, ifrata kaçarakdan büyütmüşler, de büyütmüşler,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Tirmizi, Eşribe, 3; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5; Nesâi, Eşribe, 25)</span><br />
<br />
Burda yukardaki ayete Allahin buyrdugu  alkolün faydasida vardir sözümü hak, yoksa peygambere itaf edilen bu hadisdeki alkolün azida haram ve yaskdir mi hak, ve bugün tipda alkolün faydlarindan faydlaniyoruz, yine diş agrisi ceken kimse, dişine müdahle edecegi zaman, diş doktorunun morfin vurmasini, kendi istiyor, cünkü morfin yani uyuşturucu sayesinde uyuşan agiz, o aciyi hissetmiyor, yine ameliyat olcak kimse bayiltiliyor yani yine yüksek alkol ile ve benzeri ile,  o alkolün azida zarardir diyenler, o zaman dişciye gidince morfin vurdurmasinlar madem, yada bayilmadan amliyat olsunlar da, bakalim ne kadar erkeklermiş.<br />
Hani bir meşhur kayseeri hikayesi vardir.<br />
Berebere Kayserili şöyle pala bıyıklı  iri bir adam girer ve der : bana Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der, oturu sandalyeye ve, GIK demeden Susuz, Sabunsuz bir Tıraş olur gider. oradan başka bir kayserilide cesarete gelir, bende kayseriliyin der, banada Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der , oturur sandelyeye , berber usturayi degdirir  başlar bagırmaya "anam yandım der,' ne oluyor der berber,  o cesaretlenen adam berbere: hemşerim ben kayseriliyim dedimse de, ben kayserinin biraz dışındanın, sen biraz su ve sabun sür der......<br />
<br />
bende onlari alkolün azıda çoğuda  haramdir diyenleri : Susuz, Sabunsuz bir Tıraş da, yani alkolsuz bayıltmasiz ameliyatta yada, ve morfinsiz diş doktoruinda görmek isterim, bakalim ne kadar kayserililer, ne kadar hocalar, ne kadar hacılar,<br />
<br />
Bu olaydaki ikinci mesele<br />
<br />
Peygamber kendi vaktinde, kendinden başka  iki kişi dışında, kimseyi  imamete geçirmediği rivayeti var, Abdullah bin Ümmü Mektum bir âmâdır.  Hz. Aişe'den gelen rivayetin açıkça belirttiği üzere Abese Sûresi'nin ilk ayetlerinin iniş sebebidir. bir kere  savaşa gittiklerinde kadinlarin başında ondan başka erkek kalmyinca o gecmiş bir defa imamete, Onun dışında bir de peygamer ölmeden önce cok hasta oldu ve , ebubekiri geçirdi  imamete deniyor. peki bu namaza sarhoş ve imam olaraktan Duran Bu adam kim ki, kafirun suresinin sebebinin anlaşılmasının ve inmesinin ve  birde icki yasagi ayetinin inmesinin sebebi olan adam. o zaman Kafirun suresini sarhoşken yanlış okuyan adam kim, bu nasıl imam olmuş da, başa geçmiş, hem de imam olacak bir kimse,  alkol içiyormuş, o vakit bazı anlatılanlar, ya eksik, ya fazla, ya da yanlış. artık burada yorumu Size bırakıyorum, daha derine girmek istemiyorum Bu konuda.<br />
<br />
<br />
Allah her an ayrı bir dem de ayrı bir yaratışdadır diye Kuranı Kerim'de ayet var Rahman suresinde,<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Tefsiren Meali :</span><br />
<br />
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'na el açar ve O'ndan isterler. O Allah her an ve her zaman ayrı bir işi yaratmakta ve devam ettirmektedir, yani günah, sevap, hastalık, şifa, yükseltme, alçaltma, zengin, fakir, bahar ve yaz, güz ve kış O'nun işlerinin birer tecellisidirler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span><br />
<br />
 Bunun manası ise : Allah bir iş ile meşgul olurken, başka işten, ve başka olaylardan habersiz kalmaz, Fakat ben Allah'ın cüzi bir halifesiyim, insanım, insanda bu yetenek yok, mesela Televizyon seyrederken, bir yandan da belki ailesi ile konuşabilir, tesbih çekebilir, ama bunun dışında, televizyon seyrederken, bir yandan da otobüs süremez, Televizyona mı bakacak, otobüsü sürerken yola mı bakacak, araba sürerken şoförlük yaparken, yine televizyona bakamaz, ne kadar  bakabilir bakalım, belki bir  2 saniye bakabilir ancak, yani Bir yandan araba sürüp, bir yandan da televizyona bakamaz değil mi? yani İnsanoğlu bundan acizdir. Ama Allah bundan aciz değildir, Allah aynı anda hem araba sürebilir, Hem aynı anda televizyona bakabilir, Hem senin işini ihtiyacını görür, ama falan yerdeki  sivrisinegin yalavarışını  sesini duyar, filan yerdekine yardım eder, Yani Allahu Teala Sameddir, her şeyden müstağnidir ve sübhandir acizliktende müstagnidir, yani Hiçbir ihtiyacı yoktur, ama bizim her şeyde O na ihtiyacımız vardır, Allah her an her şeyden haberdardır, Biz de bunun cüzi bir miktarina sahibiz, en büyük evliya bile olsa, o bile bunun cüzi miktarını sahip, Allah gibi bu derecede değil, bugün yani, en ileri görüşlü olsa bile, dünyadaki her şeyi görüyor olsa bile, Peki Sirius yıldızındada ne oluyor bitiyor, onu da görüyor mu, şu anda aynı anda dünyadaki her şeyi görse  bile mesela, yukarıdan her şeyi görüyoruz duyuyoruz gözetliyoruz deseler bile, Peki Şira Yıldızı'nda da ne olup bitiyor, onu da aynı anda görebiliyor musunuz, Evet  Ancak Allah bu kudrete sahiptir, insanlara Bu kudretinden cüzi miktar vermiştir. bir yer ve bir iş ile meşgul iken, ikinci ücüncüyü görüp yapabilenler olsada,  ayni anda 8 milyar insan, ve trilyonlar hayvan, trilyonlar gezegen.., ve ordakiler.... trilyonlardan fazla melekeler....sayisi berlirsiz atomlar ile ilgilenebilcek bir göz ve akil varmi?<br />
<br />
Çünkü bu da zaten Allah'ın Allah olduğunu alametlerindendir, vehüve ala külli şeyin kadir dir o.<br />
<br />
Rabbim bana ve askerime bunu bilip de ve idrakinde olup ta, şu karşıki dağları ben yarattım demekten muhafaza buyursun. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Temmuz 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz Mehdi Doğru Yolu Gösterici  Allahın Hidayetidir]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43290</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:50:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43290</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fatiha yani Hz Mehdi istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Mayıs 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
الم الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elif, lâm, mim. Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 İşte bu Kitap ki, Fatiha kitabı, yani Hz Mehdi, O’nda hiçbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebu Saîd İbnu’l-Muallâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Mescid-i Nebevî’de namaz kılıyordum. Resûlullah Aleyhissalatu Vesselâm beni çağırdı. Fakat namazda olduğum için mübarek çağrısına derhal cevap veremedim. Namazdan sonra yanına vararak:<br />
<br />
“Ey Allah’ın Resûlü, namaz kılıyordum. Bu sebeple cevap veremedim” diye özür beyan ettim. Bana:<br />
<br />
“Allah, Kitab’ında: ‘Ey iman edenler, Allah ve Resûlü sizi çağırdıkları zaman hemen cevap verin’ buyurmuyor mu?”1 buyurdu ve arkasından ilave etti:<br />
<br />
“Sen mescidden çıkmazdan önce, sana Kur’ân-ı Kerim’in en büyük sûresini öğreteyim mi?” buyurdu ve elimden tuttu. Mescidden çıkacağı sırada ben:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Bana en büyük sûreyi öğretecektiniz” dedim. Resûlullah (asm) bana:<br />
<br />
“O sure ‘Elhamdü lillâhi Rabbi’l-âlemin’dir ki, bu, "Sebu'l-Mesânî" namazlarda tekrar tekrar okunan yedi âyetten ibarettir” buyurdu<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Buhârî, Tefsir 1; Nesâî, İftitâh 26; Ebû Dâvud, Vitr 15.)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) bildiriyor ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zü’l-Celâl’e yemin ederim ki, Allah, Fâtiha’nın bir mislini ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne Zebur’da, ne de Furkân’da indirmemiştir”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Kütüb-ü Sitte, 2/438)</span><br />
<br />
İbnu Abbâs radıyallahu anhü anlatıyor: <br />
<br />
“Hz. Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm yanında Cebrail Aleyhisselâm bulunduğu bir sırada, yukarıda kapı sesine benzer bir ses işitti. Başını göğe doğru kaldırdı. Cebrail (aleyhisselâm) dedi ki:<br />
<br />
“İşte gökten bir kapı açıldı, bugüne kadar böyle bir kapı asla açılmamıştı.”<br />
<br />
Derken oradan bir melek indi. Cebrail (aleyhisselâm) tekrar konuştu:<br />
<br />
“İşte arza bir melek indi, şimdiye kadar bu melek hiç inmemişti.”<br />
<br />
Melek selâm verdi ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’a dedi ki:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Sana verilen iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambere verilmemişlerdi: Onların biri Fatiha Sûresi, diğeri de Bakara Sûresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sana mutlaka büyük sevap verilecektir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Müsâfirin 254; Nesâî, İftihah 25)</span><br />
<br />
Bu Fatiha nasil bir delikanlıki<br />
ölüye fatiha diriye fatiha<br />
subhanekeye fatiha yasin suresine fatiha<br />
Her namaz her namaz önce Fatiha<br />
Koskoca bakaraya da Fatiha<br />
En kücük kevser suresinede Fatiha<br />
Bu delikanlı kimki acaba<br />
Namazda Rabbin huzurunda duruşda<br />
Bütün kurana, ve hem kainata koca olmuş<br />
Kim ki aceb O?<br />
<br />
Muallak taşı hakkında bazı kimseler ihtilaflı sözler etmekteler, muallak taşı nedir derseniz, ben gidip görmedim, İsrail'deki, yani Filistin'deki, Mescidi Aksa'nın bulunduğu yerde, Peygamberimiz Miraç ederken, burağa binmek için bir taşın üstüne çıktı diye rivayet ediliyor, ve o taşla burağa bindikten sonra, Burak havalanınca, taş da onunla birlikte Havalanmış, ve fakat Peygamberimiz bunu görünce, Sen dur demiş, o da havada kalktığı yerde Durmuş kalmış diye rivayet ediliyor. gidip görmedim, ama iman ettim, Çok Senelerdir bu böyle bildiğim bir bilgi, iman ettim, Kabul ettim. ve o yüzden Osmanlı zamanında bu Mescidi Aksa bizim elimize geçtiğinde, kaybetmeden önce, insanlar Korkmasın diyerekten etrafı örülmüş, ve düşünün Bir taşın altına varıp da durduğunu, insan korkar yani, Hadi o an düştüğünü farzet, cesaret ister biraz , bu yıllardır duruyor orada da, hep duracak diye bir durum yok, ya durmayıverirse  o an düşerse altındayken, İşte o yüzden Osmanlı'da  buraya gelen giden  böyle korkmasin diyerekten etrafını örmüşler, ve deniyor ki şimdi, o taş havada durmuyormuş, diyerekten bazi rivayetler var. benim öğrendiğim kadarıyla havadaymış, Osmanlı ya da her kim yaptıysa işte  onlar insanlar Korkmasın diye etrafını örmüşler ve şu anda mescidin içinde etrafı örülü vaziyette bir kaya, ve diyor ki hocaların Bazıları, öyle değil havada durmuyor diyor, Muallak Taşı diye falan bir şey yok, uydurma hikaye diyorlar, Şunu şu örnekle size izah edeyim :<br />
 mesela uçak havada giderken türbülansa girdiği zaman düşmeye başlıyor, Türbülans demek hava boşluğu olan yerde, düşmeye başlıyor, çekim kuvvetinin olmadığı yer, yer çekimi kuvvetinin olmadığı yerler var, dünyada Bazı yerlerde yer çekimi kuvveti yok, Allah Allah Yerçekimi olmayan yer uzay boşluğu gibi olması lazım, orada Halbuki havada durması lazım, niye düşüyor Bu Türbülans olan yerlerde, uçak aşağı düşmeye başlıyor, düşmeyip havada durması lazım di uzay gibi olsa, uzayda hava yok havada asılı kalıyor, ama türbülans olan yerde uçak irtifa kaybediyor, Peki bunu  Size mucize Keramet diye mi anlatacağız, bunu  uçağa bilenler bu Hadise'yi yaşayanlar biliyor, uçak irtifa kaybetmeye başlıyor, pilotlar daha iyi biliyor zaten, peki böyle oluyor da, o zaman Muhammed Mustafa Burak ile hareket ettiğinde, orada bir hava deliği oluşturmuş, yani çünkü, çekim kuvveti yere doğru iken, Öyle hızlı hareket eden bir Burak ki, birden şimşek gibi kalkınca, düşünün elinizde yelpaze salladığınızi, ve tüy olduğunu Masanın üstünde, yelpazeninin tüyü havaya kaldırdığını fark edebilirsiniz, yelpazenin sallanma kuvveti tüyü yerden keser havaya uçurur değil mi, İşte şimşek gibi yukarı süzülen bir Burak düşünün, ve onun rüzgari etkisiyle, onunla birlikte havaya Kalkan bir taş düşünelim. bu varsayım, benim varsayımlarımdan birisi, olabilecek varsayım, Ben  onu gözümle görmüş değilim, taşı da görmüş değilim, olayında olduğu vakit, yanında değildim Muhammed'in ben, ama akıl ve mantığımla düşünmek lazım, olabilecek  olasılıklardan bir tanesi bu, yani onun çekim kuvvetine kapılmış, o an o taş. öyle çekim kuvveti ki, yani taşı kaldıracak kadar, Çünkü düşünün hortum diye bir şey var, binaları kaldırıp başka bir yere atıyor, bina bina, beton binayı kaldırıp başka yere atıyor, taş ne ola ki, düşün O hortum oluşan yerlerdeki havanın türbülansını, ters tarafa doğru, aşağı değil, yukarı doğru, ters Türbülans, bütün mesele bu. hepsi bir kanun, Allah'ın koyduğu bir kanun ki, türbülanstakide bir kanun, ve o muallak taşının yukarı doğru hareket etmesi de Allah'ın koyduğu Yasa ve kanun, o da bir kanun ile meydana gelmekte, bunu mucize Keramet gözünden bakıyorduk O gün, ama bugün Biz fiziki olarak da bunları anlatabiliriz açıklayabiliriz, ve düşünüp Tefekkür edebiliriz. Hemen kestirip atmamak lazım, öyle bir şey olmaz dememek lazım. ufoları gördüklerini söylüyorlar, bir anda çok hızlı hareket ettiklerini söylüyorlar UFO'ların, ve işte Burak da onlar gibi çok hızlı bir binek, dedim ya, bir araba, bizim zamanımızda keşfedilecek belki de o, ama çok hızlı, füze bile belli bir derecede  uçmaya başlıyor, altındaki yakıt tanklarının fırlatıyor yukarı doğru, ama çok hızlı değil, füzeden müzeden daha hızlı bir ivmeli çıkış olacak, Yani bir anda, gözünün gördüğü yere ulaşıyordu diyor muhammed mustafa,  burağın gözümü var ki, arabanın gözümü olur, Muhammed  Ufuğu görüyor ve,  bir anda ufukta hissediyor kendini, sanki Sema yarılmış gibi gidiyorlar içinde, Ama bugün bir rampadan aşağı indiğin zaman  bile, yahut da uçağa bindiğinde uçak birden yukarı çıktığın da yada indiginde, basınç farkı var, Kulakların patlayacak gibi oluyor, Muhammed o burağ'ın içinde neden o  basınç farkını hissetmedi, o Burak öyle senin benim hemen öyle anlayabileceğimiz bir Burak ve binek değil. yani Ata binecek de, at çok hızlı gidecek de, at olacak, bir de çıplak at olacak, atın üstünde o kadar hızlı gidecek, bir de uzayda havasız yere çıkacak, havasız yerde atınan gidecekler haaa,  Muhammed nasıl nefes alacak, Hadi atmosferi çıktıktan sonra Muhammed nasıl nasıl nefes alacak, yani o sandığınız gibi at falan değil , ya da Eşekte değil, kanatlı at da değil O bir binek Burak o bir araba ve o araba Öyle ki uçan araba Ama öyle hızlı ki altındaki taşı çıkecek kadar hızlı hızından altındaki taş yukarıya kalkacak kadar hızlı bir binek, ve o hızdaki bir binekdeki bir insan, içinde parçalanır, beyni patlar, öyle basınc ayarı olması lazım ki onun, öyle  kapalı kutu olması lazım ki, içinde basınç dengelenmiş olmalı, o hızda giderken, basınç dengelenmiş olmalı, Yoksa Muhammed içinde parçalanırdı zaten, basınçtan basınç farkından parçalanırdı, ya da ölürdü, beyni patlardı, damarlarındaki kan dışarı çıkardı, ve mesela budur yani.<br />
<br />
Yine başka bir mesele hocanın bir tanesi diyor ki : Kur'an'daki bir ayeti  anlamak veya anlatmak için, ya da o konuda teferruatlı bilgi vermek için, bu ayetle ilgili bütün kelimelerin, Kur'an'da geçtiği kelimelerin hepsini bilmek gerekir diyor, yoksa bir ayete bakıp da, mesela o ayette geçen diyelim "Alak"  kelimesi olsun, Alak kelimesini, sadece o Alak suresindeki iki üç ayet ile anlatamayız, Kur'an'da bütün Alak geçen kelimeleri bilmek lazım diyor. Acaba öyle midir hemen şu örnekle size bunu izah edeyim<br />
Mesela su tesisatı ve kanalizasyon sistemi ilk defa Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve hala o taşlaşmış insanların bulunduğu yerdeki kayaların içinde, Nisan suyunun topladıkları havuzlarn havuzları evlere götüren küçük kanallar, ve tuvalet kanalizasyon sistemleri, İçerdeki kanalizasyonu dışarı aktaracak sistem, Çünkü Kaya'nın içindesin, dışarı çıkmayacaksın, içerde tuvalet yaptık, Içerideki  kanal  atıklarını dışarı çıkaran kanalizasyon sistemi olması lazım, içeridekini dışarı alan, dışarıdaki havuzdaki suyu da içeri alan bir kanalizasyon ve su tesisat sistemi olması lazım, ve bunlar bilinmiş bulunmuş ve yapılmış, onların taşları oydukları evlerin içinde, aynı şu anki sistemin ilk yapısı Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve bir lavabo tarif ederken, sana lavabo dediğimiz zaman, bunlarıda anlatmamız  mi gerekiyor, Yoksa Ben sana Lavaboya gidiyorum dediğim zaman, sen lavabo nedir anlar mısın, böyle bir tarif, Yukarıdaki gibi bir tarif, Ancak onu bilmeyen, aynı Muhammed vakti, Muhammed'in ilk vaktindeki ashab-ı gibi, onu Hiç bilmemiş görmemiş insanlara tarif ederken, yapılacak bir tarif olabilir. Yoksa bugünkü insanlara lavabo dediğimizde, lavabo nedir, nasıl bir şeydir, hemen bilir. ama tesisatçı gibi bilmesine gerek yoktur, tesisatçıya gerekli o sifon nedir, sifonun altında neden  Es borusu vardır, musluk nasıl bağlanır, pis su boruları nasıl bağlanır,  Bunlar ancak bir tesisatçının bilmesi gereken bilgiler, Yoksa sen, ben o, lavoba dediğimiz zaman, lavabonun dış yapısını anlarız, ve Lavaboya gidiyorum, lavabodan geliyorum, Ellerimi lavaboda yıkadım gibi kelimelerde, Biz lavaboyu anlarız, ve bunu anlatmak için lavabonun işte sifonu vardır, Bilmem taşı vardır, bilmem nesi vardır diye sana iyice anlatmamıza gerek yok. bütün parçalarını tarif etmeme yahut bilmeme gerek yok, tesisatçı kadar bilmesine gerek var mı ? Bir insana lavabo dediğimiz zaman, lavaboya anlatmak için, Bunların hepsini tarif etmem mi lazım, yoksa bugünkü bir insan lavabo dediğim zaman, hemen lavabodan her şeyi anlar mı, başka şeyleri de mi anlatmam lazım, lavabo dediğim zaman, bütün sifon sistemi, musluk sistemi hepsini mi anlatmam lazım. diyor ki bir ayeti anlamak için, Kur'an'da o ayette geçen kelimenin, Kur'an'da bütün geçen kelimelerini bilmek lazım diyor, ben sana lavaboyu tarif edeceğim Zaman, bütün  parçaları da mi tarif etmem lazım,  Hiç de alakası yok.<br />
<br />
Kur'an'da bir konuyu anlatırken,bir ayetin manasının, onun hangi başka ayet ile bağlı olduğunu, bütün ayetlere bakmak ve bilmek ile olmaz . Mesela Yemek yerken, son da gelecek olan tatlı, başta gelirse, baştan tatlı yersen, iştahın kapanır, ve yemekten ve çorbadan yiyemezsin. çorbada, başta yeneceği yerde, sonda gelirse, çorbayı yer kalmaz,  artık içmeyeceğim çorba dersin. baştaki başta gerekli, sondaki sonda gerekli, baştaki çorba ile, sondaki tatlı aynı şey değil, Hepsi yemek, hepsine yemek diyoruz, çorbada, Yemekten sonra gelen tatlı da yemekten,  Amma birisi sonunda gelmesi lazım, ve tatlı olması lazım, Birisi başta gelmesi lazım, biraz sulu olması lazım, ortadaki yemek ise, asıl yemek, hangisi bunların yemek değil, ayetlerde başta gelen ayet, başta gelmiştir, başta gerekli, sonra gelen, şu anda gerekli, çorba ile tatlı aynı şey değil, yemek ama aynı şey değil kardeşim, sondaki tatlıya bakıp da, baştaki çorbaya anlayamazsın. <br />
<br />
Vaktimiz ve altın çağın nimetlerinden birini daha anlatacağız bu hafta, ve daha düne kadar, ancak televizyonlar vardı, ve televizyonda, bir program veya filmi seyrederken, bir yerinde filmin başından, yani televizyonun başından kalkmam gerekirse, o bölümü kaçırıyordun,  ve orasında ne oldu, ancak sana anlatırlarsa bile biliyordun, ve Hele bir de canlı yayınları, bir defa izleme şansın vardı, daha Sonraları televizyonda yeni bir sistem gelişti, videoları kaydetmeye başladılar, o kayıt sistemleri gelişti, kasetler, CD ler, DVD ler, artık yayınlanmış bir yayını, başka bir zaman sonra, 3 ay 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar, ve filmler artık kaybolmamaya başladı, Hani televizyonun ilk vaktini düşünüyor musunuz filmleri kaydedecek bir kayıt cihazları yok çok zor canlı yayın halinde hepsi o an dinledin Dinledin seyrettin, seyrettin, Ama daha sonra işte kayıt cihazları gelişince, ve onlar sayesinde bir filmi, daha sonra tekrar seyret imkanları doğdu, televizyonlarda bu yoktu, sinemada önce bu vardı, sinema filmi olduğu zaman, istediğin zaman çıkar seyret vardı, televizyonlarda daha sonra, bir yayınladıkları diziyi veya filmi, 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar,  şansın varsa kaçırdığın diziyi, o bölümünü bir daha seyredebiliyordun, ama şu anki Cennet vaktimizde, bütün televizyonlarla, insanlar, yaptıkları videoları, YouTube kanalı açtılar, ve kanalında canlı yayın yapsa bile, canlı yayınının videosu da kaydediliyor, ve Sen onu, daha sonra, o YouTube kanalına girdiği zaman, istediğin zaman, istediğin bölümünü, ileri sardır, geri al, Durdur, Abdest alıp namaz kılmaya gideceksin, cuma ezanı okunuyor, cumaya git gel, Evde o video yine hala Hazır bekliyor, İnternetin varsa, geliyorsun, kaldığın yerden devam ediyorsun, İstersen bir de anlamadım, geri geri alıyorsun, bir daha dinliyorsun, Bunlar Nimet değil de ne? Bunlar Cennet vakti değil de ne? hani demiyor bu cennet bakidir ahiret bakidir, işte Baki kalıcı oldu bir video, bir film, bir bilgi, artık Yok olmuyor, İstediğin zaman, istediğin şekilde erişebilirsin, bu cennet değilmi  cennet vakti değil de ne Bunlar, Peki daha hangi Cennet ararsınız siz. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰىۜ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ahiretse daha hayırlıdır ve daha da sürekli ve bâkidir kalıcıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym A’lâ Suresi 17. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Yine başka bir konu, Geçen gün bana bir an tevâzu geldi, ve Rabbime tevazu ile niyaz edip, Rabbim bütün bildiklerim senden, sen öğrettin bana dedim, hemen Rabbimden cevap geldi, ve dedi ki senin bildiğin bilgilerin Bazısını, karşına bazen bir inek olaraktan çıkıp, inekten öğrettim, bazen bir sinek olaraktan çıkıp, sinekten öğrettim, bazen gösterip öğrettim, bazen okutup öğrettim, bazen Ahmet amca oldum öğrettim, bazen Mehmet amca oldum öğrettim dercesine bir ilham geldi. evet kabil ede karga olup da, ölüyü gömmesi öğreten Allah değil miydi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe beasellahü ğurabey yebhasü fil erdı li yüriyehu keyfe yüvarı sev'ete ehıyh kale ya veyleta eaceztü en ekune misle hazel ğurabi fe üvariye sev'ete ehıy fe asbeha minen nadimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 31. Ayet</span><br />
<br />
kargamı  o na öğretti, Yoksa Allah mı öğretti Kabile insanı gömmesini, İnsan öldüğü zaman gömülceğini bilmiyorduk, ve hatta insanın ölebilceğini bilmiyorduk, Kabil sayesinde, bir insanın öldüğü öğrenildi, öldükten sonrada gömüldüğü öğrenildi, onu da bir karga Mürşid oldu da, ondan öğrendik, karga kadar olamadık, yani bilgimiz, bütün hepsi Allah'tan, Allah bazen taş olaraktan karşına çıkar, bazen kuş olaraktan, bazen Fatma teyze, bazen Fadime Teyze olur, karşına çıkar, sana ilim deryasından neler neler öğretir, Eğer sen uyanıksan öğrenirsin, ondan ibret alır, bakarsın, Allah Kur'an'da Öyle buyuruyor, <br />
bakmıyor musunuz!<br />
ibret almıyor musunuz!<br />
görmüyor musunuz!<br />
Bunu ancak görenler bakanlar bilir, hayatı okuyanlar bilir, İkra odur, hayatı okumaktır.<br />
<br />
ve bütün bilgi Allah'tandır, Allah öğretir insana bildiklerini, yoksa Bizler insanı bile gömmesini bilmeyen cahilleriz, bir karga kadar bile olamayan cahilleriz, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiş Atatürk,<br />
<br />
Amma hakiki mürşit Allah'tır, Raşit demek, Allah, öğretmen Allah demek, öğreten Allah, Mürşid işte öğretme fiilini yapan kimse, Mürşit, irşad eden, öğreten Zeki kılan, yani Raşit ve ermş kılan, bilgili kılan, ermiş bilgiye Doymuş kılan Allah Raşit Allah.<br />
<br />
Yine başımdan geçen bir olayı da size bir bilgi daha vereceğim inşallah, Geçen gün Tükenmez kalemimin birisi bitti, ve açıp da içine yeni kalem ucu koyma imkanı da yok, Sadece Bir defalık yapmışlar, ve promosyon olaraktan bana geldi, bir firmanın promosyonu ve kalem bitti çöpe attım. Dün seviyordum, masamın başucunda tutuyordum, işe yarıyordu çünkü, işime yarıyordu, en güzel kalemimdi, en sevdiğim kalemim, iyi yazıyordu çünkü, onu kullanıyordum, iyi yazıyor diyerekten diğerlerine onu tercih ediyordum, Ama görevi bitmiş ki, işe yaramaz oldu, mürekkebi bitmiş, atmak durumunda kaldım,  o güzel hizmetinden dolayi Hepsini biriktirsem tutsam, nerede tutacağım, Ev çöplüğe döner, hepsini hatıra koysam, Evim çöplüğe döner, işte görevi bitti dün, seve seve kullandığım, baş köşeme oturttugum kalem, bugün çöpe gitti. çöptende çöpçüler geldi aldı götürdü,  Dün çöp kamyonu aldı götürdü,  vah ki vah kalemime kalemime, işte dünyada da insanlar da böyle, önce çocuk oluyor, Annesi babası seviyor, sonra büyüyor patronu şefi seviyor, bir işe yarıyor, Çünkü patronun işine yarıyor, ona para kazandırıyor, sonra ihtiyarlığı, sonra ihtiyarlığın, artık işi bitti değil, artık tecrübe kazandı, ihtiyar olunca, onun tecrübesinden faydalanıyoruz, sonra artık kalem gibi pili de bitti miydi, bu dünyada geride kalmıyor, toprak olup gidiyor, Her şey Fani bizim kalemde dün canlıydı, bugün Fani oldu Fanilere arasına karıştı. hep öyle değil mi zaten, hava, aldığın oksijen bile, bir an sonra karbondioksit olup da çıkmıyor mu ki, her şey fani, Allah Baki. insanların işine yaramak, sadece işçi olmak, Taşçı olmak, Kuşçu olmak ile değil, bir bilgiyle de yarayabilir, bir fikir, ve bu fikir Eğer mesela araba ve motorun bulunması ya da, elektriğin bulunması gibi, bir icadın Fikri ise, artık senin fikrin ölmüyor, Hayat devam ettikçe, Senin fikrin yaşıyor, sen de yaşıyorsun. Dün Edison amcayı Bilmem tesla'dan çaldı bilgileri diyorlar, Halbuki Edison ölmemiş, Çünkü ölecek bir şey değil, şu anda Işık ölen bir şey değil, Işık hala hayatımızda, hiç Edison ölür mü, ve gelmiş bizim devletimizde Ediz Hun diyerekten sanatçı olmuş, daha niceleri vardır, yine yeni  Ediz oldu, şimdi "Banane" klibi çıkarıyor, yine Edis olmuş yine Edis, bu sefer yine başka bir sanatçı olmuş, Ediz olmuş, Edison ölür mü Hiç, ışık ölür mü, Işık hayatımızda, ve benim hayatımdaki benim geceleri mi cennete çevirecek bu adamın fikri de, icadı da, ve fakat o adam Karanlıklar ve cehenneme gidecek, olacak şey mi, Allah'ın adaleti Nerede burda, var mı böyle adalet,  senin benim adaletime sığmıyor, Allah'ın adaletine  Nasıl sığdırıyorsun bunu be adam. bunu nasıl sığdırdın Allah'ın Adaletine de, onun cehenneme gidecek diyerekten bahsediyorsunuz, kafir diyorsunuz, ve bir de tesla'dan çaldı diye hırsız suçuyla suçluyorsunuz, bak Ediz, Ediz şarkıcı  artık ışığı bulmuş, artık keyfi yerinde, ölmüyor artık, ölmeyene ermiş, ölünmeyene ermiş, artık ölünmeyen bilgiye Ermiş.<br />
<br />
<br />
Yine başka bir mesele, hem komik hem ilginç, hem de arızalı bir mesele anlatacağım, ve bugün seramik bıçak var, yeni keşfettik diyerekten herkes övünüyor, benim seramik biçağım var diye seviniyorum, Halbuki biz onu keşfedeli çok olmuştu, cilalı Taş Devri, cilasız Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devrinde  bizim avladığımız hayvanın derisini yüzmek için, mermerin sivri yerini kullanaraktan bıçak yerine kullanmıştık, ve ilk bıçağımız oydu, sivri bir mermer, seramik bıçak, yani mermer bıçak idi, Çok önce keşfetmiştik biz onu, ve bugün ise yeniden gündeme geldi, Onu keşfeden amca ölmemiş, tekrar canlandı, cilalı Taş devrine döndük, ve amcanın bir tanesi diyor ki  Kuran daki ayetlerin sebebi nüzülünü de bilmek lazım bir ayeti anlamak için diyor, Bunu bu örnekle kıyas yaparsak, Dün biz bıçağı ilk defa keşfettiğimiz zaman, biz sadece avladığımız hayvanın derisini yüzmek için keşfetmiştik biz onu, derisini yüzüp içini yemek için keşfetmiştik, ama bugün bıçağı demirden icat ettik, Daha sonra taşı geçtik, demirden icat ettik bıçağı, seramik değil, demir bıçaklar, bolluk vakti, ve daha sonra da iki buçağı bir birbirine birleştirdik makas yaptık, makas ile de bugün saçta kesiyoruz, kumaşta kesiyoruz, Hatta binaları yaptığımız betonların içine kattığımız Demir telleri bile o bıçaklarla kesiyoruz, ve daha ileri gittik, seramik bıçaklar yaptık, seramik keskiler yaptık, Yontma bıçakları dreh makinlerinde seramik ile yontuyoruz, en sert seramik  diyorlar demiri bile kesiyor diyor, Allah Allah hani biz şimdi bir bıçağı anlamak için, o gün ilk defa Nasıl ve ne için keşfedildi bakmamız lazımmıymış, yoksa bugünkü Demir kesen Bıçağı o sivri mermere bakıpta alayamayız, biz onu  dün avı yüzmek için kullandığımız bıçağın, bugünkü Demirkesen bıçağı anlamamıza faydası ne olur, sebebi nüzülü ile anlaşılacak bir şey değildir bir ayetin manası, ayetin manası zaten içinde gizlidir, O ayaten manası o ayette gizlidir, öbürkü de öbür künde gizlidir. dedik ya, başta gelecek Çorba ile, yemeğin sonunda gelecek tatlı ayrı şeyler kardeşim, makas sonradan icad olan bir şey, bugünkü halinin onun ilk haliyle hiç alakası yok. ona bakıp da onu anlayamayız. amma tarihi süreçtir atamayız o bilgiyide. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ كَانَ اُمَّةً قَانِتًا لِلّٰهِ حَن۪يفًاۜ وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne ibrâhîme kâne ummeten kâniten lillâhi hanîfen velem yeku mine-lmuşrikîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İbrahim tek başına bir toplumdu (ümmetti). Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi ve müşriklerden Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan da olmamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nahl Suresi 120. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Mehmet hocanın yorumu ile hakikat bir kişi ilede temsil edilebilir yukardaki ayette İbrahim bir milletti diye tarif ediyor. İbrahim tek başına bir millettir diyor, yani bir kimse bir millet olarak tam temsil edilebilir diyor, Evet şu anda da milletin başında Mehdi Aleyhisselam vardır, Mehdi ile bütün insanlık temsil Olabilir, çünkü camiye gidip, cuma namazında yada,vakit namazında, uydum imama dediğin zaman, Elhamdüyü bile okumana gerek yok, Yat kalk namaz kıldım oluyor, selam veriyorsun çıkıyorsun, Namaz kıldım, Nettim? cemaat ile namaz kıldım, imamı uyudun ama değil mi? eğer imama uyarsanız namazınız sahih olur, kendi başına kılarsanız,  o zaman okuyacaksın üfleyeceksin yorulcaksın, ama ima uydun bitti, o kadar. hakikatte bir kimse ile temsil edilebilir, ve şu anda Size bunları anlataraktan hakikatleri ve doğruları göstermeye çalışıyorum, ve bütün insanlık bizi dinlediği zaman, şimdi dedik ya, buna yorum getirmiştik,  tavus kuşu  çok  güzel bir kuş amma   işte tavus kuşunda bir özellik varmış ayağının ucunda siyah bir ben varmış da, Kendisinin o kadar güzel şatafatlı tüylerini Bakmazmış da, şu ayağımdaki  ben olmasaydı dermiş, ona üzülürmüş, kafası yerde gezermiş, kafası yere bakarmış, O ayağındaki lekeye bakarmış, şu hatamda olmasaydı diye üzülürmüş, işte bizim de bir hatamızı bakıp da bütün anlattığımız güzellikleri silecek insanlara ben ne diyeyim, tavus kuşu gibi sadece Ben'e bakıp da o kanatlardaki güzelliği görmeyene ee ben ne diyeyim, şimdi benim hatalarımı görüyor,  ama onlara verdiğim güzellikleri şu dünyadaki güzellikleri unutuyor, onları  bu mehdi vakti onun sayesinde, altın çağdaki kazandığı güzellikleri nimetleri unutuyorda, benim bir hatam ile yorum yapıyor, Onunla konuşuyor konuşmaya yüz buluyor, Ağzı olan konuşuyor, hakkı olan da konuşuyor, hakkı olmayan da konuşuyor, şu internetten kötü şeyler var diyerekten, iyiliklerini sileceğiz mi, o yüzden aynı Celal Bayar mıdır nedir, o ahmağın, yeni türk icadı Arabanın benzini bitti diyerekten, fabrikayı kapattığı gibi,  gibi bütün İnternet'i kapatalım mı? aynı vikipedia yi Türkiye ye  kapadan ahmak gibi, bir tane hata var diyerekten, halk ansiklopedisini Türkiye kapatan ahmak gibi, Biz de size İnternet'i kapatalım mı, Ya da mehdi'yi dünyadan silelim mi, onun yaptığı bir hatadan dolayı, bütün güzelliklerini silelim mi, hepsini yok mu sayalım, yoksa o zaman vikipedi'ye gibi kapanırsın o zaman bir daha ulaşamazsınız  ona diyorum, bak evime gelmiş kalem olmuş baş köşedeydi, işi bitti bitti çöpe gönderdim, çöpçü de ertesi gün çöp kamyonu gidiyordu, çöp kamyonu aldı götürdü, Yakarlar mı, söndürler mi Artık bilmiyorum, işe yararken çok güzeldi, seviyordum, işime yaramadı mı vurdum götüne tekmeyi attım gitti.<br />
<br />
Her şey böyle, Allah da işte böyle koymuş, yani yasası da bu zaten, işi bitenleri dünyadan terhis ediyor, görevden terhis ediyor, bizde görevimiz bitti mi terhis olacak olanlardan olabiliriz, amma velakin ölümsüzlük Keşfolurda, orada bize de  bunu ikramen verirlerse ne ala, yoksa ölümsüzlük keşfolur keşfolmaz öyle Ucuza olacak bir şey değil bunlar, bedavaya vermezler herkese ancak  zenginler önce alır, çok zaman sonra da bize de  kemiklerini Siz yiyin der gibi bizlere de belki verirler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ ف۪ي شَيْءٍۜ اِنَّمَٓا اَمْرُهُمْ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ   مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ   قُلْ اِنَّن۪ي هَدٰين۪ي رَبّ۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۚ د۪يناً قِيَماً مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ  قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ  <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnellezıne ferreku dınehüm ve kanu şiyeal leste minhüm fı şey' innema emruhüm ilellahi sümme yünebbiühüm bima kanu yef'alun. Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha ve men cae bis seyyieti fe la yücza illa misleha ve hüm la yuzlemun. Kul innenı hedanı rabbı ila sıratım müstekıym dınen kıyemem millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel müşrikın. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın. La şerıke leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz. De ki “Rabbim bana doğru yolu gösterdi; sapasağlam dini, İbrahim’in dosdoğru dinini gösterdi. O, müşriklerden (Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan) değildi. De ki “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm, varlıkların Rabbi olan Allah içindir. Eşi ortağı yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona teslim olanların ilkiyim(ve ben ilk müslümanlardanım).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-159,160,161,162,163. ayet</span><br />
<br />
Evet, ben Dünyaya geldiğimde, Annem babam dedem bana bir isim vermiş, Müslüman ismi, Raşit Bir müslüman ismi, Evet İslami bir isim, yine Müslüman bir anne ikram etmiş, Evet o nu da beleşten kazandık, Müslüman bir baba, O nu da beleşten kazandık, müslüman  bir dede onu da beleşten kazandık, müslüman bir nine onu da beleşten kazandık, ve müslüman bir devlet vermiş, onu da beleşten kazandık, ve evlendik, Müslüman bir hatun verdi, onu da beleşten kazandık, ve helal olan, temiz olan, Müslümanın giyebileceği, yiyebileği, temiz gıdalar ve elbilseler de verdi, onlarla beslendik, ki o nuda beleşten diyemeyiz, anam babam çalıştı, Bizler şu anda çalıştık, Biz de kendi rızkımızı kendimiz kazandık, ama yine veren o, o temiz rızıkları veren Allah, her şeyi bize ikram eden Allah, Evet Müslüman olaraktan verdi, müslümanlik diye bir lakab ve ün verdi ünvan verdi birde, o ayeeteki gibi,. bunların hepsini geri isterken de, temiz ister geri değil mi? Sen birisine bir alet versen, mesela dese ki arkadaşın, matkabın var mı? bana bir matkabı ödünç versene, Ben bir işte, falan yerde falan işimi yapacağım, varsa verirsin değil mi? Ama  verdiğin gibi geri almak istersin, ama adam gitmiş götürmüş, matkabı bozmuş  gerigetirmiş, Sana da geri veriyor, bozuldu matkab demiyor bir de, hoşlanır mısın bundan? hoşlanmazsın değil mi? Allah da bize bu kadar temiz ve güzel şeyleri, Müslüman ve Müslümanlığı, Müslümana yakışan şeyleri verdikten sonra, geri istediği zaman, bunları kirletilmiş olaraktan aldığında, Yani onun Bunların karşılığı bu muydu deme hakkı yok mu? Evet Allah da, verdiği canı, tertemiz geri almak ister, ama Bizler beşeriz, ve şaşarız, İnsanoğlu işte Hata ve kusurları ve günahlarıyla, onu kirletip, eskitip, Ondan sonra kullanılmış ve eskitilmiş vaziyette geri iade ediyoruz, işte eğer ölümsüzlük keşfolursa, artık onu eskitmeyeceğiz, artık günahlarla yıpratmayacağız, artık Allah ıda hiç unutmayacağız, Allah'ın her zaman hatırlayıp bileceğiz, her şeyin hakimi olduğunu bileceğiz ki, bedenlerimiz de eskimeyecek, yaşlanmyacak, eskitipte geri vermeyeceğiz, püskütüp de geri vermeyeceğiz, temiz vaziyette tutacağız, bunun için ne lazım, temiz olmak lazım, Müslüman olmak lazım, gerçek Müslüman olmak lazım, Bence öyle Görünürde Müslüman değil, kalbiyle vicdanıyla her şey ile Müslüman olmak lazım, Müslümanlık ne öyle Yatıp kalkıp namaz kılmakta, ne de oruç tutup akşama kadar aç durmakta.  Müslümanlık insan Olmaktır, insan gerçek insan, vicdanı ile, Hakkı adaleti savunan, doğrunun yanında, İyi'nin yanında, Haklıyla birlikte olan, güzellik nerede orada  olan, güzel şeyler yiyip, güzel şeyler giyen, temiz ve berrak insan olan, kirli çamur gibi değil, o zaman ancak gençliğin sırrını keşfederiz, hem bu bedenleri eskitmeden, Rabbimize öyle eski püskü teslim etmeyiz, matkabı aldın sa, aldığın gibi yerine koy değil mi? aldığın gibi geri getir, kullanıp işin bitti, güzelce teslim et, ama işte ölümsüzlük keşfedilirse, artık eskitip teslim etmek diye de bir şey yok, Temiz kaldıkça, bizde kalacak zaten, temiz kaldıkça bizde kalacak bu bedenler inşallahu rahman, ve inşallah yakın zamanda bunun da sırrına  da erilir ki, O sayede temiz ve berrak kalması öğrenilir, insan olması öğrenilir, Yani asıl mesele budur. <br />
<br />
Benim de içimden geliyor, Güzel söz söyledim diyebiliyorum, düşünebiliyorum, sen de mesela diyorsundur ki : Ne güzel söyledi lan, haklı söyledi, ama, Allah Kuranı Kerim'de Fussilet suresi 33. ayette, Allah’a çağırandan daha, en güzel sözlü kim olabilir, Kim olabilir ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vemen ahsenu kavlen mimmen de’â ilallâhi ve ’amile sâlihan vekâle innenî mine-lmuslimîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İnsanları Allah yoluna çağıran, doğru dürüst işler işleyen ve ben müslümanlardanım diyenden daha iyi sözlü kim olabilir?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet</span><br />
<br />
Hakikatı söyleyen ben miyim, yoksa Allah mı? dedim ya demin, sana geldim öğrendiğin bilgiyi, inek oldum, sinek oldum, deli oldum,  veli oldum, at oldum kuş oldum, kuş oldum öğrettim dedi ya, benden çıkan Sözde, bazen benden değildir, eger hakikat ve dogru ise, hakikatın kendisi haktandır. Dedik ya yeni bir konu açtık, peygamberlerin faziletleri sebebiyle kazandıkları lakapları ünvanları diye bir konu açtım, Oradan şaya Aleyhisselam'ın lakabını femullah diyerekten biz lanse ettik.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberlerin Lakab ve Ünvanları</span><br />
<br />
Öncelikle bilinmelidir ki, bu Ünvanlar,  o peygamberlerin, mizac ve güzel ahlak, ve, Allah ile olan münasebetleri sebebiyle, insanlar tarafından onlara verilmiştir. Yoksa Allahu Teala Kuranda, Böyle ünvanlar ile onlara hitab etmemiştir. Kuran'da Allahu Teala nın, Hz. Musa a.s ile konuştuğu bildirilmekle birlikte, doğrudan Kelimullah "Kelimullah= Allah ile konuşan" deyimi  Kuran da kullanılmaz. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s) de Miraç sırasında Allah ile konuşmuştur, fakat ona Kelimullah demeyiz, Muhammed aleyhisselama Habibullah deriz, ve birde Rasulallah veya Rasulullah denir ki, ve bu kuranda Fetih suresinde, peygamberimize böyle bir hitap vardır. <br />
<br />
bazı peygamberlerin bazı hasssas durumlarına bakaraktan, şu lakab ve ünvanların, onlara  daha çok yakıştığına  karar kıldık. ve her peygambere iman (Kelime-i Tevhid cümlesi), o peygamerin durumu ile ve lakabi ile ve tevhid kelimesi  ile meydana geldiği için, bunları da şöyle sıraladık :<br />
<br />
La ilahe illallah, Cebrail Vahyullah (Vahyi getirip götüren melek olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Adem Safiyullah (Allahü teâlânın ihsanı ile seçilmiş  saf ilk ve temiz kimse olarak yaratılmış demektir)<br />
La ilahe illallah, Habil Meşyullah (ilk hayvancılık ve besicilik yapan çoban olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Mezruallah (ilk çiftcilik yapan Ziraatci olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Habil Mazlumullah (ilk zulme uğrayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Katilullah (ilk Katil olan insan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, idris Terziyyullah (ilk Terzi olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Nuh Neciyyullah (Gemi ile bütün insan ve hayvan sounu kurtaran olduğu için Neciyullah yani kurtarıcı ünvanı alır )<br />
La ilahe illallah,ilyas Cennetullah(Cennte girip bir dah çıkmadığı için)<br />
La ilahe illallah, Hızır Hayyullah (Ölmeyen, hep diri kalan, ölümsüzlük suyundan içen adam olduğu için)<br />
La ilahe illallah,Salih Haggullah(Hayvanlardan olan Deve ninde, insanlar gibi, Allahin suyundan içmeye hakkı olduğunu savunduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hud Mahfuzallah (Taş fırtınasından, Kendisi ve ahalisini, etraffına çizdiği bir daire bir çizgi ile, Allah ın onları  koruduğu  için, Satürn Meselesi)<br />
La ilahe illallah, Zülkarneyn Setrullah (Yecüc mecuc ile aramıza set veya sütre çeken olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Şaya Femullah (Allahu Teala, bir seferinde, insanlara onun  ağzından hitap ettiği  için)<br />
La ilahe illallah, Elyesa Nasrullah(Allah onu bir peygambere yardımcı olarak zanı nasrani olrak tayin etmiştir onun için)<br />
La ilahe illallah, Üzeyir Müheyminulllah (Allah onun ölüleri nasıl diriltiyorsun sorusuna karşılık onu Eşeğini öldürüp 300 sene sonra tekrar diriltmiş müheymin etmiştirde ondan dolayı)<br />
La ilahe illallah, Eyyub Marizallah ( Büyük bir bela olan hastalığa tutulduğu için)<br />
La ilahe illallah, Lokman Şifaullah veya Hekimullah (ilk Doktor, ve neyin, neye iyi geldiğini bilen, o olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Yunus Tevkifullah veya Tevfikullah<br />
(Allah ın Yunus peygamberi cezalandırıp, bir yunusun balığının  karnında hapsettiği için, yani tevkif ettiği için)<br />
La ilahe illallah, Yuşa Refikullah (Musaya  Hızır ile yolculuğunda ona refakat eden olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, ibrahim halilullah (Allahü teâlânın dostu demektir)<br />
La ilahe illallah, ismail Zebhullah (ilk Kurbanlık olduğu için)<br />
La ilahe illallah, ishak Mucizallah (Kısır olan Sareye sonradan ibrahimin duasi sebebiyle, sonradan mucizevi melek tedavisi sebebiyle verildiği için)<br />
La ilahe illallah, Lut Mağdurallah yahut Hicretulllah (ülkesinden, ardına  bile bakmadan çıkarıldığı için)<br />
La ilahe illallah, Yakub Hasretullah (Yusufuna hasretinden katarakt olana kadar agladığı  için)<br />
La ilahe illallah, Yusuf Cemalullah veya Cemilallah veya Ruyetullah (Güzel yüzlü ve rüya yorumcusu olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, Bünyamin Merhametullah (Yusufu öldürmeyelimde kuyuya atalım, belki biri gelir çıkarır da kurtulur dediği için)<br />
La ilahe illallah, Davud Yedullah (ilk defa elleriyle, demirin nasıl işlenip yararlı hale getirilceği ilmi, ona öğretildiği için, Demir elinde hamur olurdu diye rivayetler var)<br />
La ilahe illallah, Süleyman Malikullah veya Hakimullah (Dünyadaki, insanların, hayvanların, Cinlerin ve Şeytanların Hükümdari olduğu, ve verdiği hükümlerde de isabetli kararlar verdiği için)<br />
La ilahe illallah, Şuayb Raillah (Allah ın ona,  geçimlik olaraktan Çobanlık mesleğini verdiği için, Hz musanın denizi yardığı (Asa-ı Musa) Aasaa sıda onun çobanlık Aasa sıdır )<br />
La ilahe illallah, Harun Tercümanullah (Musanın dili pepe veya peltek olduğu için, onun dediklerini, firavuna ve başkalarına  tercüme eden olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Musa Kelimullah (Allahü teâlânın kendisi ile konuştuğu kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, irmiya Mekrullah (Doğru olan bir hile ile imtihan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Zekeriya ve Yahya Şehidullah (Zalimlerce hunharca kesilerekten Şehid edildikleri için)<br />
La ilahe illallah, Meryem iffetullah (Namuslu olmasına rağmen hamile kaldığı için, isaya rab ve tanrı denilir, Tanrı doğurabilcek kadar iffetli olan olduğu için Immaculata)  <br />
La ilahe illallah, isa Ruhullah (Allah O nu Kutsal ruhundan, yani O nu, babasız değıl amma, daha dünyaya gelmemiş bir ruh halindeki Babadan meydana getirdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Muhammed Rasulallah veya Habiballah (Allahın elçisi ve peygamberi ve sevdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ebu Bekir Sadıgullah (Peygamerimize sadık bir dost olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ömer Adlullah (Adaleti yerine getirmek için, kendi çocuğuna bile acımayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Osman Hayaullah (Çok Terbiyeli bir kimse, meleklerin bile ondan utandığı kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ali Esedullah (Korkusuz bir yiğit olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hasan vel Hüseyin Reyhanullah (Peygamerimizin, onlar benim, cennetteki, iki reyhanım, iki kokum dediği için)<br />
La ilahe illallah, Fatma Ümmiyyullah ( O na biz müslümanlar, hep annemiz diye hitap ettiğimiz, ve hatta peygamerimizin bile, annecikveya "Baabasının Annesi" diye hitap ettiği için, Hani bizlerde meşhur olmuştur Sevince annem diye yavrumuza hitab ederiz)<br />
La ilahe illallah, Mehdi Hidayetullah (insanlara yolun doğrusunu gösteren olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Halid bin Velid  Seyfullah (müslümanada, kafirede, Allah ın yenilmeyen  kılıcı olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Talha bin Ubeydullah (Uhud savaşında Hz. Resûlullahı korumak uğrunda müşriklerden gelen oklara ellerini siper eden Hz. Talha iki elini kaybetmiş ve Peygamberimizde Ona Allahın iki eli veya kolu manasında Ubeydullah lakabını verdiği için)<br />
<br />
ve bunu zikirimize dahil edecegiz, ve zikrimizde bunu okuyan her kimse de, bir anda peygamberler tarihinide okumuş öğrenmiş olacak.<br />
<br />
 Allah'ın ağzı mı varki sen ona femullah dedin Allahın ağzı dedin, Allah ın insan ağzı gibi ağzı  olabilir mi? Allah'ın ağzımı varmış diyenlere<br />
bu lakab ve isimlerin verilmesine örnek olaraktan, <br />
<br />
Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Talhâ ve Zübeyr, Cennette komşularımdır" hadîs-i şerifiyle medhedilen sahâbidir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , xxx)</span><br />
<br />
Uhud savaşı<br />
Uhud'da; Eshâbı kirâm, Peygamberimizin etrâfında toplanmışlar, canlarını siper edip O'nu muhâfazaya çalışıyorlardı. Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah da bunlar arasında olup, Resûlulahın yanından ayrılmamıştı. <br />
<br />
Müşriklerden çok keskin nişancı, attığını vuran Mâlik bin Zübeyr adlı bir okçu vardı. Bu müşrik Peygamber efendimize nişan alıp bir ok attı. Resûlullaha doğru gelen bu oka, başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Hazret-i Talhâ, elini açarak oka karşı tuttu. Ok elini parçaladı. <br />
<br />
Yiğitlerin efendisi Hazret-i Talhâ da bu arada kan kaybından sıcak toprağa düşüp bayıldı. Her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle delik deşikti. Altmış altı büyük yarası sayılamayacak kadar da küçük yarası vardı. <br />
<br />
O sırada bir kaç sahâbi daha yetişti. Âlemlerin efendisi, Hazret-i Talhâ'nın yanına teşrîf ettiler. Yaralı mücâhid, sevincinden ağladı. Peygamber efendimiz, onun vücûdunu mesh ettikten sonra, ellerini açıp;<br />
- Allahım! Ona şifâ ver, kuvvet ihsân eyle! diye duâ buyurdular.<br />
<br />
Resûl-i ekrem efendimizin bir mu'cizesi olarak, Hazret-i Talhâ sapa sağlam ayağa kalktı ve tekrar düşmanla harbetmeye başladı. Sevgili Peygamberimiz onun için buyurdu ki;<br />
- Uhud günü, yer yüzünde sağımda Cebrâil'den, solumda Talhâ bin Ubeydullah'dan başka bana yakın bir kimsenin bulunmadığını gördüm. Yeryüzünde gezen Cennetlik bir kimseye bakmak isteyen, Talhâ bin Ubeydullah'a baksın!<br />
<br />
işte tam bu sırada peygamberimiz ona <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"UBEYDULLAH"</span> lakabını ünvanını verdi.<br />
<br />
Şağya veya Şa'ya aleyhiselama da, Allahu Teala, Son bir defa git ümmetinin ortasına dur, köy ortasına Dur, ben senin ağzından onlara vaaz edip İrşad edeceğim onları demiş, Ve Allah onun ağzından insanlara konuşmuş, ve o haldeyken bile insanlar, iman etmemişler, Kuranı Kerim'de ayet var Peygamberimize,<br />
<br />
"Sen ne kadar hırslanırsan hırslan, iman etmeyecek olanlar, yinede iman etmeyecektir, yahutta onlardan çoğu iman etmeyecektir." diyerekten<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ  لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bu kitap, Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir. Andolsun ki onların çoğu üzerinde bu söz(Gafiller Sözü) hak olmuştur. Onları uyarsanda uyarmasanda aynı, Onlar artık iman etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn Suresi 6. 7. Ayet</span><br />
<br />
yani işte orada şa'ya Aleyhisselam'ın ağzından Allah konuşulmasına rağmen, insanlar imana gelmediler, Hatta şağya Aleyhisselam'ı kesmek için arkasından koştular, ve yetişemediler, bir Söğüt Dalı diyor içine açtı gir benim İçime dedi, fakat Aceleden cübbesinin birazı dışarıda kalmış,  orada bir bakmışlar ki cübbe kısılmış, onun cübbesi ve orada, o söğütün içindeyken O nu Kıtır kıtır kesmişler. Allahu Teala demiş, GIG dahi demeyeceksin demiş onlar keserken, Çünkü Allah onun içinde olan, ağzında, onun ağzından konuştu, Allah kaçar mı, Allah kaçar mı hiç bir insanoğlundan, Allah'ın kaçmaya mı ihtiyacı var, içine girdi de çıkamadımı içinden, Ama imtihan bu, imtihan dünyası, insanoğlu böyle kapalı ahmak, beyinsiz, işte güzellikten yana değil de, çirkinliği daha çok tercih ediyor. dedi ki işte, Onların bir kısmı  da bu zamanda mehdi ve cemaati, ve Ahir zamanda ortaya çıkacak olan şa'ya Aleyhisselam'ın ümmeti, ona inananlar ve inanmayanlar olarak ortaya çıkacaklar, işte onu kesenler ve kesmeyenler, isa zamanindada ortaya  çıktılar isa yı kesenler kesmeyenler, ondan yana olanlar. ne demektir  bu bugün, taşlayanlar Mehdiyi söz ile twet ile vaaz ile taşlama, yani onu kabul edenler, hatasıyla  ve kabul edemeyenler, hazmedemeyenler.<br />
<br />
Yine ilginizi cezbedecek, hem komik, hem ilginç, Hem de acayip bir şey anlatacağım size, bir cümle söyleyeceğim, kendi içinde her şeysi var.  cümlemiz şu:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"yemek yemek"</span><br />
<br />
yemek yemeyi kendisiyle nasıl tarif edeceğiz, yemeği yemek ile tarif etmişiz, Türkçe bu, Türkçe böyle bir şey, Yemek yemekle tarif edilir mi? yemek yemek demişiz, yemeği yemekle tarif etmişiz, ama almak almakla tarif olmuyor, kesmek kesmekle tarif olmuyor, ama Yemek yemekle tarif oluyor, yemek yemek demişiz, Biz Türk'üz, acayip değil mi, acayip bir milletiz değil mi, yabancılar Siz Anladınız mı, Biz acayip bir milletiz, yemeği yemekle tarifeden ilk milletiz, Biz insanlarda yemek yiyoruz, at da yemek arpa yada ot yiyip de yemek yiyor, Hatta bir Ağaçta bir şeyler yiyor, su içiyor, besinini alıyor, Ama biz yemeği yemek yemek diyerekten, yemeği yemekle tarif etmişiz, Ne garip değil mi, açılımını da siz bulun. Hani bir ayet kendisi ile tarif edilebilir mi? ayeti bir ayet kendisine anlatabilirmi? "Elif, Lam, Mim" i anlatacak şey nedir? Elif Lam Mim den başka ne var, Elif Lam Mim mi anlatacak, Elif Lam mim'in, Elif Lam Mim den başka anlatacak nesi var, nerede bir açıklama var, yemeği yemekle açıklamak zorundayız, evet yemeği yemekle açıklamak zorundayız, Elif Lam Mim ide,  Elif Lam Mim ile açıklamak zorundayız.<br />
<br />
<br />
İnterneti internetle tarif edebilir miyiz, Evet edebiliriz, nasıl tarif edebiliriz, interneti internet kullanan birisi tarif edebilir, Yani internetin içine girdiğin zaman, internet nedir anlarsın, ve Bu bilgiye Kuranı Kerim'de Allahu Teala "Hakkalyakin bilgisi" diye bildiriyor,  hakkalyakin içine girdiğin zaman, onun içine girdiğin zaman diye tarif ediyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sonrada o gün nimetlerin içine dalarlar, yahuta ceghennemin dibine dalarlar, ateşe dalarlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym TEKÂSUR Suresi 8. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve zaman altın çağ, ve Elif Lam Mim Zamanı geldiği zaman da, o zamanın içine girdiğimizde, Elif Lam Mim nedir anlayıvereceğiz zaten, internet, internetle tarif edilirken, nasıl içine girip interneti kullandığın zaman interneti tarif edebilirsen, elektrik,  elektriği kullandığın zaman faydalandığın zaman, daha güzel elektriği tarif edebilirsen, hakkal yakin, hakkal yakin işte, içine girmek, dahil olmak, Ankara'yı, Ankara'ya giden birisi daha güzel tarif eder değil mi? o yüzden interneti de internet kullanan, ve Elif Lam Mim ide, Elif Lam mim'in içine giren birisi tarif edebilir. <br />
<br />
Rabbim, bu çağımızı Öyle berekatleriyle donatsın ki, sonunda, hurufu mukatalarda nedir? Onu da bilecek bir zamana, bizi ve askerimizi ulaştırsın inşallah, hakkal yakin bilmeyi bizlere İkram eylesin, Allah'ım Gel bize, Elif Lam Mim nedir, İster taş ol, ister kuş ol, ister at ol, ister insan ol, ister Başbakan ol, ister cumhurbaşkanı Ol, Gel bize anlat, nedir bu Elif Lam Mim, yıllardır bilemedik, nedir bu Elif'le Lam mim, bizde bilelim, Allah'ım öğret bize, Ey Mürşid Allah, ey Raşid Allah, ey İrşaad eden, öğretmen bildiren Allah, öğret bize.<br />
<br />
Müslümanlık öyle günde 5 vakit namaz ile, 5'er dakikadan, 5 kere 5 = 25 Dakikasını Allah ayırmak ise, onu da zaten, şeytanın delik deşik ettiği 5 dakikalar. Ben namaza durmuşumdur, ama hiçbir zaman namazın içinde duramadım kalamadım, namazdan aklen beynen tefekkür ile çıkmışımdır, Çünkü namazın içinde namazdan çıkıyoruz, etin derdi, budun derdi, çarşının derdi, pazarın derdi,karının derdi , parannın derdi  derken, namazdan hep çıkmışımdır zaten, namazın içindeyken namazdan hep çıkmışımdır, duramamışımdır namazın içinde, eğer ki bu ise insanın Allah'a Müslümanlığı, günde 5 dakikadan 5 kere 5 etti 25, Hatta 2 dakikaya 1 dakikaya düşürdüğümüz namazlar ise, Allah'ımıza ayırdığımız zaman,Allahın bize ayırdığı 24 saatlerin yanında, bizim O na ayırdığımız zaman 5 yada iki dakiklar ise, buysa Müslümanlık, bununla Müslümanlık falan olamaz, Allah'ı hiç unutmayan, her baktığında,gördüğü her şeyde Allah'ı hatırlayan, Allah'ı düşünen, bunda Allah ne diyor diye düşünenlerle, o iki dakika namaz kildim sananlar ayni mi? Allah demek kalbinden, Dilinden hiç durmadan, Allah Allah demek de değil, onlar sadece saatin zembeleğini kurmak gibi  sadece, o 5 dakikalar, saatin zembereğinin kurmak gibi, Yoksa Allah aklından hiç çıkmayan la, sadece günde 5'er dakikasında yada, ikişer Dakikasını Allah için ayıran aynı mı? Aynı mı Sizce? bu mu Müslümanlık? delik deşik olmuş 5 dakika, var mı öyle müslümanlik. Allah aşkına bazen anmazlardfa bile kılıyoruz amma dilimiz allah diyor amma aklımıza hiç Allah gelmemiş, içinde Allah hiç gelmiş namazlar  kılıyoruz bazen ve sadece Selam verip çıkıyorsun namazdan, ne Muhammed'i hatırladık, ne Allah'ı, Sübhaneke Elham diye okuduklarımız var ama, ne Allah hatırladık ne peygamberi, Bende de aynı şey, o 5 dakikaların benim  öyle Allah ile oluyor olsaydı, Namaz ile,  Ben zengin olurdum, yoksa Namaza giriyorum namazdan çıktığım bir oluyor zaten, girdiğimle  aklımın uçup namazdan çıktığı bir oluyor, kafa başka yerlerde. kimin namazı doğruymuş öyle, aklimda Allah tutsam bile zaten, Allah sana bir ömür versin sen 5 dakika, 5 dakikaya ayırabildin, ya neyapalim,  çok çok büyük iş yaptın, yani günde her vakit 5 dakika Allah'a yer verince, 25 dakika ile çok büyük marifet mi yaptın yani, Halbuki Allah baktığında da Allah, oturduğunda Allah, kalktığında  da Allah demek, değilki dilinden  Sübhanallah Elhamdülillah demek değil, yani Allah onda ne Hikmet ne Murat etmiş, onun farkına varabilmek, bir iyilik yapacaksan, gerektiginde o iyiliği yapabilmek kızman gerektiği zamanda kızmandır, kızabilmek, yardım gerektiği zaman, yardım edebilmek, bir şey bilmem gerekirse, bilebilmek, öğrenmen gerektiğinde, oturup öğrenebilmek, Yoksa bu 5 dakikalarınla, Müslüman filan olunmaz, oruçta böyle, 30 gün oruç tuttum Ne oldu, Ne oldu, oruç tuttuğunda, Dilini Mi Tuttun, Neyi tuttun, gözünü mü sakındın, gözünü sakınmak nedir zaten, gözünü sakın, hepsi Allah'ın değil mi, Hepsi Allah diyen, hepsi Allah ise la mevcuda illa hu, Allah'tan gayrı bir şey yoksa, baktığını da Allah, tuttuğun da Allah zaten, Allah bizi çıplak yaratmadımı, çıplaklık niye günah olsun, Adem ile Havva cennetten indiklerinde  elbiseleri üzerlerinden düştü deniyor, elbise yapacak neyi vardı Adem'in, ne yaptı da üstüne örttü, Ondan sonra yaprak üstünde durur mu, kimden sakıncak zaten, kim bakıyordu, kimden sakıncak, Dinozorlardan mı sakıncak, üstündeki çıplaklık Kime ayıp, Kime? ayıp ne, Hani burada çıplak olun, hepimiz çıplak eşekler gibi çatışırken üstümüze kıyamet kopsun demek değil bu, ama dini anlayış,  dini nasıl anladık Biz şimdiye kadar, şimdiye kadar biz din ile ne anladık, çıplaklığı Ne anladık, iyilik ne,  Ayıp ne, ayıp mı, yasak mi, haram mı, içki içme, cumartesi gün çalışma, domuzu yeme, zina etme, bunlardan Ne anladık, yaptırım uygulamak, bir devletin ve yetkili kurumların koydugu yasalarla olur, yasalarla yaptırım yapar ya, o yaptırima uymayana ceza Keser ki, o yaptırım hukuk olsun herkes işlesin o yaptırımi herkes yapsın. Allah'ın yaptırımları da, helaller ve haramlar, farzlar ve sünnetler şeklinde, sünnetleri peygambere koymuş zaten, kırmızıda geçmek yasak, tamam mı, onu anlatmıştık, ardından tırın freni bu kopmuş geliyorsa, kırmızıda geçebilirsen geç, kurtar kendini, yoksa tır ezecek, altına alacak seni. haramdan kasıt nedir, helalden kasıt nedir, namazdan kasıt nedir, insanlık öyle 5 dakikalarını Allah a ayırmak ile insan olunmaz, Müslüman olunmaz, delik deşik 5 dakikalar, kimin namazı delik deşik değil, bana birini göster çıkar, öyle sağlam namazı delik deşik değil olan. Kimmiş o, namazda Allah'ı düşündün, iyide Allah'ı  görmedik, neyini düşünceksiniz, Allah'ı görmüyoruz ki, neyini düşüneceğiz, yüzünü düşünelim, yüzünü görmedik ki, sesini düşünelim, sesini duymadık ki, elini Hatırlasan elini görmedik ki, gözünü hatırlayalım desek, gözünü görmedik, neyini hatırlayacağız da, namazda Allah ile birlikte olacağız, Allah ne o zaman, Allah kim, ne, gözmü, el mi, Dil mi, kulak mı, ses mi, ki namaza giriyoruz, girdiğimiz le birlikte namazdan çıkıyoruz, kafa başka yerlerde, Yani bunlar mı bizi Müslüman edecek, iyi insan edecek, dünyada Müslümanız, Halim  selim insan, elinden kolundan başkasına zarar gelmeyen insan, Yani bu 5 dakikalar mı yapacak bizi Salim kimse, Müslüman kimse, başkasına zarar vermeyen,  başkasının hukukuna girmeyen, hırsızlık etme ki başkasının malına el koyma, dedik işte hakkullah ünvani kime verilmiş, biz verdik  de, O ismi biz verdik, söyledik, bize göre güzel dedik, Salih Aleyhisselam'a bu isim çok güzel yakışıyor, Çünkü Devenin bile su içmeye Hakkı olduğunu savunan insan, yani hayvanların hakkını savunan adam. deve bir hayvan, hayvan ama, o sudan Devenin de içmeye hakkı var diyerekten iddia eden bir adam, bu o devirde, yani o cahillerin devrinde, bu deveninde hakkı var diyen, ya  bu deve de haftanın 1 günü su içecek demiş, Bunu biz dinde, peygamberler tarihinde, bir dini olan, Salih peygamber oldugunu biliyoruz. Halbuki yaptığı bütün iş, hayvanlarında hakkı olduğunu savunmak, hayvanlar hakkını daha yeni öğreniyoruz, köpeğe tekme atan Bizim milletimiz, daha Salih Aleyhisselam'ın vaktini geçememiş, daha Salih liğe bile erememiş. lan köpeğe tekme atıyor, kediyi  öldürüyor, köpeğin evde yeri ve hakkı yok, kapının dışına koyuyor, Vay Muhammed demiş, köpek evde olmazmış<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Köpek, resim ve heykel bulunan eve melek girmez.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed-il Halk: 27; Müslim, Libas: 17)</span><br />
<br />
<br />
Halbuki <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yürümekte olan susamış bir adam, yol üstünde gördüğü bir kuyuya inip su içti. Çıktığında susuzluktan soluyan, toprak yiyen bir köpek gördü. 'Bana ulaşan susuzluk buna da ulaşmış' deyip kuyuya indi. Pabucunu çıkanp su doldurdu, ağzıyla da tutarak çıktı ve köpeği suladı. Allah ona teşekkür edip onu bağışladı. 'Ey Allah'ın Elçisi, bu hayvanlara iyiliğimizden ötürü bize sevap verilir mi?' diye sordular. 'Her ıslak ciğer sahibine yapılan iyilikten ötürü sevap vardır' buyurdu"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Selâm: b. 41, hd. 153)</span><br />
<br />
daha Salih'i geçememiş insanlık, Salih'i Salih'i, ki Muhammed'e gelsin, Muhammed de, köpek eve girmez demiş olsun, yani hakkullah, hakkullah ne? Devenin de hakkı var demek, bu sadece deve ile sınırlı değil, hayvanlarında hakkı var senin hakkın olanlarda, hayvanlarında hakkı var demek. onların hakkını savunan adam, hayvan hakları kanunu çıkaran adam, Bugün daha yeni öğrendi bunları insanlık. Allah'ın  kaç  bin sene önce gönderdiği hayvan hakları yasasını, daha dün  öğrenebildik, hayvanların sevildiğini de mehdi sayesinde  o na baka baka  özendik de öğrendik. Halbuki Allah bunu bize, taaaa Salih Aleyhisselam döneminden beri bize anlattı, bize gönderdi, dedi bu  din dedi, din değil miymiş hayvanlara Saygılı olmak, Salihin dini din değilmiymiş, Allah Allah ya, bu gavur adeti lan, Biz gavur adeti diye biliyoruz, köpekleri onlar eve alıyorlar,  Allah'ın dini imiş  haaaa., inanamadin degilmi haala, hayvanlara Saygı Var mıymış, bunu bile bilemedi insanlar, bilemedide 15 dakikalık namaz ilemi bunlari bilebilcek gayri, bu delik deşik 5 dakika lar mı, bildircek,......<br />
<br />
Zamanımızın alimleri hemen itiraz edeceklerdir, peygamberimizin, köpek giren eve melek girmez hadisini İnkar etti, yalanladı diye. Hani eshab-ı Kehf kıssası anlatılırken, alimler anlatır ki, eshab-ı Kehf'in köpekleri Kıtmir, onları terk edip, onlardan ayrılmadı, ve mağaranın kapısında Kur'an'da geçtiği gibi beklediği için, o da cennete girecek diye anlatılır, rivayet edilir. Peki bunu bu hadisle kıyas ettiğimizde, Cennet temiz ve temiz olanların yeri değil mi, peki Cennete giren bir köpek var iken, senin ev Cennetten daha mı temiz, daha mı Pak  ki? senin eve köpek girmesin. Tamam hayvanların Hakkı da var dedik diye onları da tepemize çıkarmadık, Hak hukuk Her şey yerine göre.  ve şu sıralar bizim bahçedeki Karıncalar Mutfağa yol bulmuş, mutfağı taşınıyorlar, dün öğlenden kalan makarna yemeği vardı, Karnım acıktı, atıştırayım diye makarna tenceresine vardım, karıncanın bir tanesi içine girmiş, hem de kapak kapalıyken, o pis ayaklarıyla, her yerde dolaşıp geldiği ayaklarıyla, makarnanın içinde dolaşıp durur. Bu da onun hakkımı, incitmeyecek miyim ben o karıncayı, bir tencere makarnayı mundar etti,  Çünkü o minicik ayakları da olsa, yerlerde, mikrop olan yerlerde dolaşıp geliyor, ve onunla makarnanın içine girince, benim vücuduma, o taşıdığı Mikroplar da girmiş olacak, bu onun hakkı değil, Allah onlara kırntı lokmaları rızık olarak vermiş,  O bundan ileriye giderse, hakkını hukukunu aşmış olur. ama ben bir zamanlar vaazlarımın birisinde Demiştim ki, ben Pencerenin önüne ekmek kırıntıları döküyorum, ve Allah kuşlara ilham ediyor, Kuşlar gelip benim  pencerenin önündeki ekmek kırıntılarını alıp yiyorlar, ve bunu Facebook'tan attığımda, şiirci Ceyhun almış kabul edip iman etmiş ki, o zaman o da penceresinin Önüne Ekmek parçaları koymuş, Allahu Teala onun ekmek parçalarını da, oradaki bir martıya ilham edip, git senin rızkın Orada demiş, ve Bir Martı gelip yemeye başlamış, Ve bunu Ceyhun Facebook hesabından resimli paylaşıyordu, yazıyordu, ismini de o martının enayi koymuş, enayi geldi, beleş aldı gitti, yedi gitti falan diyordu, öldü mü artık, hala yaşıyor mu, hala muhabbetleri devam ediyor mu bilmiyorum, ama yani bizden öğrendiği bir hikmet ile, O da böyle bir sevaba girmişti, işte artık biz kendi lokmaları mızdan da hayvanlara veriyoruz zaten, Ama Allah'ın ayırdığı bir Hak hukuk var, Evet hakları var artık, ama onlarda cennette, vaktimiz Cennet vakti olduğu için, onlar da iyisini hak ediyorlar artık.<br />
 ve Peygamberimiz neden köpek giren eve melek girmez demiş olsun, Evet hadis doğru, inkar etmiyorum, Ama, sebebi ne?  Çünkü Muhammed zamanı senin benim gibi halıfleksi yok Evinde, yerde hurma lifinden yapılmış Hasır var, haliflex olsa bile aynı, yani köpek sokaklarda, mikroplu veya temiz yerlerde dolaşıyor, ve ayakları çıplak ayak dolaşıyor, sen gibi ben gibi, Muhammed'in İpek seccadesi de yok, namaza durduğu zaman, yere seccadesini yazsın da, ağzı burnu mikrop kapmasın, yok ki,seccadesi, Vakit girdi  hasırın  üstünde namaza durdu.<br />
Ve eğer dışarıda mikroplu yerlerde dolaşan bir köpek gelip onun secde edeceği yere basar ise, ne olur, tabii ki Muhammed mikropları da biliyor, hasta olur, hastalık kapar, bu kendisi için de böyle, Ashabı içinde böyle, ve onları da aynı şeyi tavsiye edecek ki, mikrop kapmasın lar, değil mi? mesele bundan ibaret, yoksa bugün benim burada, Avusturya'da, bir komşum var, kış vakti gördüm, Hani kışın dışarılar ıslak ve yağmur çamurlu oluyor ya, işte köpeği var,  tazı cinsi bir köpek, onu gezdirip geliyor, evinin kapısının önü, benim Pencereden gözüküyor, Ve evine girmeden önce, paspas koymuş, köpek paspasa ayaklarını siliyor, öyle giriyor eve. akıllı köpek, öğrenmiş,  hayvanların hepsi Akıllı, deli değiller, anlayabiliyor lar, onlarla konuştuğun zaman, iletişime girebiliyorlar, ve demek istediğini anlıyorlar, nasıl öğretmiş ki bu kadın ona, ayaklarını silmesini, demek ki öğrenebiliyorlar. artık cennetteki köpekler öyle pis köpekler değil diyebiliriz, çünkü onları şampuanla yıkıyoruz, ama sokaklarda yine geziyorlar, aynı şey, yine üzerlerinde de bir bakteri cinsi olduğu, bize zarar verebilecek bir bakteri cinsi olduğu söyleniyor, Yani bir kurtçuk, ve o senin Namaz kıldğıın yerlere yatıp oturdu mu, senin burnundan ağzından İçeri girebilir, ve seni hasta edebilir, O yüzden Muhammed bunu demiş olabilir, fakat bugün Bizler seccade sahipleniriyiz, halı sahipleri, süpürge sahipleriyiz, evlerimiz temizleniyor, ve namaz kıldığımız zaman, namaz kılacağımız yere, ekstradan temiz bir seccade yazıp da, onun üzerinde namaz kılıyoruz, öyle hemen halının neresimüsait, oraya durup namaz kılmıyoruz, O yüzden, o tehlike şu anda biraz azaltılmış vaziyette, ve cennette, vaktimiz de, işte köpeklerde evlerde, Hatta yataklarına bile alanlar var, çünkü yıkamış sabunla şampuanla, tertemiz yapmış, öpüyor seviyor, kucağına alıyor, ha bu köpek olsun, ha maymun olsun, diğer başka bir hayvan olsun, Aynı şey, ve Salih Aleyhisselam işte, hayvanlarında Bizler gibi Hakkı olduğunu, hukuku olduğunu savunan peygamber, ve dini de onun, hayvan hakları savunucusu dini, Bu din miymiş, Evet bu da Allah'ın dinlerinden bir din, senin din Algın ne kardeşim, işte böyle bir şey insanlığın İmar ve memur olması, yeryüzünü imar edip, ve içinde gezen memur olması için, Allah'ın gönderdiği ve öğrettiği bilgiler zincirine Biz Din diyoruz, yoksa Beş vakit namaz, bir ay oruc, Bunlar dinin sadece değişik versiyondaki anlatımları. biz onların ne olduğunu daha hala anlamamışiz. Ama her şeyin aşırısı na gidildiğinde ifrat ve tefrit oluyor işte hayvan haklarında da ifrada kaçılırsa, O zaman işte hani Ataların sözü vardır, <br />
<br />
"yüz verdik ayıya, geldi sıçtı halıya..." <br />
<br />
<br />
diye yani ifrata kaçmadan, aşırı gitmeden, onları sevmek, onlara ve hakkına hukukuna riayet edip, onların da dünyadaki zincirlerden bir zincir olduklarını bilip, onlara hayatlarını devam ettirmeleri, ve soylarını devam ettirmeleri hususunda, yardımcı olmak, hem sevap, hem de Din, Allah'ın dini, yani bize öğretisi demek, Onunla da sen cennetlere erebilirsin, zaten vaktimiz Cennet, bundan daha iyi cennetlere erebilirsin. <br />
bak o zamanalar köpeklere  kedilere, nereye kaka edeceği, belki öğretilmediydi, buda sebelerinden olabilir o hadisin, bu gün kedilere  kum döküyorsun bir kaba, o kedi ortaya etmiyor, öğreniyor, gidip o kuma ediyor kakasını.. velhasıl kelam.<br />
<br />
<br />
Hayvanlar manyak değil, öğrenebiliyorlar, hepsinin aklı var Allah'a şükür..<br />
<br />
<br />
İbrahim Aleyhisselam demiş ki Kuranı Kerim'de buyrulan:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (yeniden dirilt hayata getir beas öldükten sonra dirilmek ementüden hatirlayin). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA-129 ayet</span><br />
<br />
benim soyumdan öyle birini tekrar diriltip gönder ki, insanları Zeki kılsın demiş, ve Evet onun soyundan Mehdi, işte dünyaya geldi, insanları o kadar zeki ve akıllı kılacak, ve insanların aklını uyandıracak ki, ve Mehdi İsa'dan, İsa Mehdi den, ve doğan çocuk konuşacak kadar akıllı olacak, aynen Hz isa gibi, ve isa Efendimiz Mehdi'nin çocuğu olduğu zaman, işte doğar doğmaz, Ben peygamberin diyecek kadar akıllı bir kimse, ve konuşabilecek kadar akıllı bir kimse, ermiş kimse, Yani o kadar sizi uyandıracak ki, doğan çocuklar konuşabilecek, artık şu anda yeni Çocuklar cep telefonu kullanabiliyor, o kadar akıllı, ufak çocuk, 3 yaşındaki çocuk,  cep telefonu kullanmasını biliyor, Şu anda televizyonda gördüm, maymunlar bile, Instagram'ı kullanıyormuş, işte mehdi sizi uyandırıp öyle hale getirecek ki, artık doğan çocuk konuşacak hale gelecek,  Allah kitap demeye başlayacak, ve bunlardan 2 tane örnek var, Birisi Muhammed Aleyhisselam, doğunca ümmeti ümmeti demiş, birisi de Hz isa, ben Allah'ın peygamberiyin demiş. burada peygamberden de daha mi üstün olduğunu iddia ediyor, Bu adam sapıtmış diyecekler, ama dedi ki, o t.. öyle bir t.. ki, o t.. olmazsa, Muhammed de gelmez, İsa da gelmez, isa gelmezse Muhammed de gelmez, öyle olunca, sondan gelip de, ruh halinde iken gelip de, insan merymeden, bir çocuk doğurtan Ruh dedik, ve orada yazdık, bunu İsa efendimizin, neden ruhullah olduğunu da, o peygamberlerin ünvalarında, kısaca değindik, mesele budur yani, çünkü isa efendimizin ruhullah olması, Allah'ın ruhundan üfürmesi ile manasında değildir, oradaki mana, daha insan olmamış, yani gelecekteki bir insanın, yani Mehdi'nin o güne göre gelecekteki bir insan,  Mehdi  gelecekteki Mehdi'nin, daha ruh halinde iken,  insan bedenine girmemiş halinde, ruh halindeyken, getirip de Meryem'e çocuk bahşetmesi, O yüzden de ruhtan doğan çocuk olmuş, isa Efendimiz, aynı şey, yine Muhammed Aleyhiselamın da aynı bu şekilde gelmesi, bu şekilde, bu halde gelmesi, yani o yüzden ruhullah, ruhtan doğan çocuk. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Mayıs 2019 Çarşamba<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fatiha yani Hz Mehdi istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Mayıs 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
الم الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elif, lâm, mim. Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 İşte bu Kitap ki, Fatiha kitabı, yani Hz Mehdi, O’nda hiçbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebu Saîd İbnu’l-Muallâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Mescid-i Nebevî’de namaz kılıyordum. Resûlullah Aleyhissalatu Vesselâm beni çağırdı. Fakat namazda olduğum için mübarek çağrısına derhal cevap veremedim. Namazdan sonra yanına vararak:<br />
<br />
“Ey Allah’ın Resûlü, namaz kılıyordum. Bu sebeple cevap veremedim” diye özür beyan ettim. Bana:<br />
<br />
“Allah, Kitab’ında: ‘Ey iman edenler, Allah ve Resûlü sizi çağırdıkları zaman hemen cevap verin’ buyurmuyor mu?”1 buyurdu ve arkasından ilave etti:<br />
<br />
“Sen mescidden çıkmazdan önce, sana Kur’ân-ı Kerim’in en büyük sûresini öğreteyim mi?” buyurdu ve elimden tuttu. Mescidden çıkacağı sırada ben:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Bana en büyük sûreyi öğretecektiniz” dedim. Resûlullah (asm) bana:<br />
<br />
“O sure ‘Elhamdü lillâhi Rabbi’l-âlemin’dir ki, bu, "Sebu'l-Mesânî" namazlarda tekrar tekrar okunan yedi âyetten ibarettir” buyurdu<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Buhârî, Tefsir 1; Nesâî, İftitâh 26; Ebû Dâvud, Vitr 15.)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) bildiriyor ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zü’l-Celâl’e yemin ederim ki, Allah, Fâtiha’nın bir mislini ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne Zebur’da, ne de Furkân’da indirmemiştir”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Kütüb-ü Sitte, 2/438)</span><br />
<br />
İbnu Abbâs radıyallahu anhü anlatıyor: <br />
<br />
“Hz. Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm yanında Cebrail Aleyhisselâm bulunduğu bir sırada, yukarıda kapı sesine benzer bir ses işitti. Başını göğe doğru kaldırdı. Cebrail (aleyhisselâm) dedi ki:<br />
<br />
“İşte gökten bir kapı açıldı, bugüne kadar böyle bir kapı asla açılmamıştı.”<br />
<br />
Derken oradan bir melek indi. Cebrail (aleyhisselâm) tekrar konuştu:<br />
<br />
“İşte arza bir melek indi, şimdiye kadar bu melek hiç inmemişti.”<br />
<br />
Melek selâm verdi ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’a dedi ki:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Sana verilen iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambere verilmemişlerdi: Onların biri Fatiha Sûresi, diğeri de Bakara Sûresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sana mutlaka büyük sevap verilecektir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Müsâfirin 254; Nesâî, İftihah 25)</span><br />
<br />
Bu Fatiha nasil bir delikanlıki<br />
ölüye fatiha diriye fatiha<br />
subhanekeye fatiha yasin suresine fatiha<br />
Her namaz her namaz önce Fatiha<br />
Koskoca bakaraya da Fatiha<br />
En kücük kevser suresinede Fatiha<br />
Bu delikanlı kimki acaba<br />
Namazda Rabbin huzurunda duruşda<br />
Bütün kurana, ve hem kainata koca olmuş<br />
Kim ki aceb O?<br />
<br />
Muallak taşı hakkında bazı kimseler ihtilaflı sözler etmekteler, muallak taşı nedir derseniz, ben gidip görmedim, İsrail'deki, yani Filistin'deki, Mescidi Aksa'nın bulunduğu yerde, Peygamberimiz Miraç ederken, burağa binmek için bir taşın üstüne çıktı diye rivayet ediliyor, ve o taşla burağa bindikten sonra, Burak havalanınca, taş da onunla birlikte Havalanmış, ve fakat Peygamberimiz bunu görünce, Sen dur demiş, o da havada kalktığı yerde Durmuş kalmış diye rivayet ediliyor. gidip görmedim, ama iman ettim, Çok Senelerdir bu böyle bildiğim bir bilgi, iman ettim, Kabul ettim. ve o yüzden Osmanlı zamanında bu Mescidi Aksa bizim elimize geçtiğinde, kaybetmeden önce, insanlar Korkmasın diyerekten etrafı örülmüş, ve düşünün Bir taşın altına varıp da durduğunu, insan korkar yani, Hadi o an düştüğünü farzet, cesaret ister biraz , bu yıllardır duruyor orada da, hep duracak diye bir durum yok, ya durmayıverirse  o an düşerse altındayken, İşte o yüzden Osmanlı'da  buraya gelen giden  böyle korkmasin diyerekten etrafını örmüşler, ve deniyor ki şimdi, o taş havada durmuyormuş, diyerekten bazi rivayetler var. benim öğrendiğim kadarıyla havadaymış, Osmanlı ya da her kim yaptıysa işte  onlar insanlar Korkmasın diye etrafını örmüşler ve şu anda mescidin içinde etrafı örülü vaziyette bir kaya, ve diyor ki hocaların Bazıları, öyle değil havada durmuyor diyor, Muallak Taşı diye falan bir şey yok, uydurma hikaye diyorlar, Şunu şu örnekle size izah edeyim :<br />
 mesela uçak havada giderken türbülansa girdiği zaman düşmeye başlıyor, Türbülans demek hava boşluğu olan yerde, düşmeye başlıyor, çekim kuvvetinin olmadığı yer, yer çekimi kuvvetinin olmadığı yerler var, dünyada Bazı yerlerde yer çekimi kuvveti yok, Allah Allah Yerçekimi olmayan yer uzay boşluğu gibi olması lazım, orada Halbuki havada durması lazım, niye düşüyor Bu Türbülans olan yerlerde, uçak aşağı düşmeye başlıyor, düşmeyip havada durması lazım di uzay gibi olsa, uzayda hava yok havada asılı kalıyor, ama türbülans olan yerde uçak irtifa kaybediyor, Peki bunu  Size mucize Keramet diye mi anlatacağız, bunu  uçağa bilenler bu Hadise'yi yaşayanlar biliyor, uçak irtifa kaybetmeye başlıyor, pilotlar daha iyi biliyor zaten, peki böyle oluyor da, o zaman Muhammed Mustafa Burak ile hareket ettiğinde, orada bir hava deliği oluşturmuş, yani çünkü, çekim kuvveti yere doğru iken, Öyle hızlı hareket eden bir Burak ki, birden şimşek gibi kalkınca, düşünün elinizde yelpaze salladığınızi, ve tüy olduğunu Masanın üstünde, yelpazeninin tüyü havaya kaldırdığını fark edebilirsiniz, yelpazenin sallanma kuvveti tüyü yerden keser havaya uçurur değil mi, İşte şimşek gibi yukarı süzülen bir Burak düşünün, ve onun rüzgari etkisiyle, onunla birlikte havaya Kalkan bir taş düşünelim. bu varsayım, benim varsayımlarımdan birisi, olabilecek varsayım, Ben  onu gözümle görmüş değilim, taşı da görmüş değilim, olayında olduğu vakit, yanında değildim Muhammed'in ben, ama akıl ve mantığımla düşünmek lazım, olabilecek  olasılıklardan bir tanesi bu, yani onun çekim kuvvetine kapılmış, o an o taş. öyle çekim kuvveti ki, yani taşı kaldıracak kadar, Çünkü düşünün hortum diye bir şey var, binaları kaldırıp başka bir yere atıyor, bina bina, beton binayı kaldırıp başka yere atıyor, taş ne ola ki, düşün O hortum oluşan yerlerdeki havanın türbülansını, ters tarafa doğru, aşağı değil, yukarı doğru, ters Türbülans, bütün mesele bu. hepsi bir kanun, Allah'ın koyduğu bir kanun ki, türbülanstakide bir kanun, ve o muallak taşının yukarı doğru hareket etmesi de Allah'ın koyduğu Yasa ve kanun, o da bir kanun ile meydana gelmekte, bunu mucize Keramet gözünden bakıyorduk O gün, ama bugün Biz fiziki olarak da bunları anlatabiliriz açıklayabiliriz, ve düşünüp Tefekkür edebiliriz. Hemen kestirip atmamak lazım, öyle bir şey olmaz dememek lazım. ufoları gördüklerini söylüyorlar, bir anda çok hızlı hareket ettiklerini söylüyorlar UFO'ların, ve işte Burak da onlar gibi çok hızlı bir binek, dedim ya, bir araba, bizim zamanımızda keşfedilecek belki de o, ama çok hızlı, füze bile belli bir derecede  uçmaya başlıyor, altındaki yakıt tanklarının fırlatıyor yukarı doğru, ama çok hızlı değil, füzeden müzeden daha hızlı bir ivmeli çıkış olacak, Yani bir anda, gözünün gördüğü yere ulaşıyordu diyor muhammed mustafa,  burağın gözümü var ki, arabanın gözümü olur, Muhammed  Ufuğu görüyor ve,  bir anda ufukta hissediyor kendini, sanki Sema yarılmış gibi gidiyorlar içinde, Ama bugün bir rampadan aşağı indiğin zaman  bile, yahut da uçağa bindiğinde uçak birden yukarı çıktığın da yada indiginde, basınç farkı var, Kulakların patlayacak gibi oluyor, Muhammed o burağ'ın içinde neden o  basınç farkını hissetmedi, o Burak öyle senin benim hemen öyle anlayabileceğimiz bir Burak ve binek değil. yani Ata binecek de, at çok hızlı gidecek de, at olacak, bir de çıplak at olacak, atın üstünde o kadar hızlı gidecek, bir de uzayda havasız yere çıkacak, havasız yerde atınan gidecekler haaa,  Muhammed nasıl nefes alacak, Hadi atmosferi çıktıktan sonra Muhammed nasıl nasıl nefes alacak, yani o sandığınız gibi at falan değil , ya da Eşekte değil, kanatlı at da değil O bir binek Burak o bir araba ve o araba Öyle ki uçan araba Ama öyle hızlı ki altındaki taşı çıkecek kadar hızlı hızından altındaki taş yukarıya kalkacak kadar hızlı bir binek, ve o hızdaki bir binekdeki bir insan, içinde parçalanır, beyni patlar, öyle basınc ayarı olması lazım ki onun, öyle  kapalı kutu olması lazım ki, içinde basınç dengelenmiş olmalı, o hızda giderken, basınç dengelenmiş olmalı, Yoksa Muhammed içinde parçalanırdı zaten, basınçtan basınç farkından parçalanırdı, ya da ölürdü, beyni patlardı, damarlarındaki kan dışarı çıkardı, ve mesela budur yani.<br />
<br />
Yine başka bir mesele hocanın bir tanesi diyor ki : Kur'an'daki bir ayeti  anlamak veya anlatmak için, ya da o konuda teferruatlı bilgi vermek için, bu ayetle ilgili bütün kelimelerin, Kur'an'da geçtiği kelimelerin hepsini bilmek gerekir diyor, yoksa bir ayete bakıp da, mesela o ayette geçen diyelim "Alak"  kelimesi olsun, Alak kelimesini, sadece o Alak suresindeki iki üç ayet ile anlatamayız, Kur'an'da bütün Alak geçen kelimeleri bilmek lazım diyor. Acaba öyle midir hemen şu örnekle size bunu izah edeyim<br />
Mesela su tesisatı ve kanalizasyon sistemi ilk defa Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve hala o taşlaşmış insanların bulunduğu yerdeki kayaların içinde, Nisan suyunun topladıkları havuzlarn havuzları evlere götüren küçük kanallar, ve tuvalet kanalizasyon sistemleri, İçerdeki kanalizasyonu dışarı aktaracak sistem, Çünkü Kaya'nın içindesin, dışarı çıkmayacaksın, içerde tuvalet yaptık, Içerideki  kanal  atıklarını dışarı çıkaran kanalizasyon sistemi olması lazım, içeridekini dışarı alan, dışarıdaki havuzdaki suyu da içeri alan bir kanalizasyon ve su tesisat sistemi olması lazım, ve bunlar bilinmiş bulunmuş ve yapılmış, onların taşları oydukları evlerin içinde, aynı şu anki sistemin ilk yapısı Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve bir lavabo tarif ederken, sana lavabo dediğimiz zaman, bunlarıda anlatmamız  mi gerekiyor, Yoksa Ben sana Lavaboya gidiyorum dediğim zaman, sen lavabo nedir anlar mısın, böyle bir tarif, Yukarıdaki gibi bir tarif, Ancak onu bilmeyen, aynı Muhammed vakti, Muhammed'in ilk vaktindeki ashab-ı gibi, onu Hiç bilmemiş görmemiş insanlara tarif ederken, yapılacak bir tarif olabilir. Yoksa bugünkü insanlara lavabo dediğimizde, lavabo nedir, nasıl bir şeydir, hemen bilir. ama tesisatçı gibi bilmesine gerek yoktur, tesisatçıya gerekli o sifon nedir, sifonun altında neden  Es borusu vardır, musluk nasıl bağlanır, pis su boruları nasıl bağlanır,  Bunlar ancak bir tesisatçının bilmesi gereken bilgiler, Yoksa sen, ben o, lavoba dediğimiz zaman, lavabonun dış yapısını anlarız, ve Lavaboya gidiyorum, lavabodan geliyorum, Ellerimi lavaboda yıkadım gibi kelimelerde, Biz lavaboyu anlarız, ve bunu anlatmak için lavabonun işte sifonu vardır, Bilmem taşı vardır, bilmem nesi vardır diye sana iyice anlatmamıza gerek yok. bütün parçalarını tarif etmeme yahut bilmeme gerek yok, tesisatçı kadar bilmesine gerek var mı ? Bir insana lavabo dediğimiz zaman, lavaboya anlatmak için, Bunların hepsini tarif etmem mi lazım, yoksa bugünkü bir insan lavabo dediğim zaman, hemen lavabodan her şeyi anlar mı, başka şeyleri de mi anlatmam lazım, lavabo dediğim zaman, bütün sifon sistemi, musluk sistemi hepsini mi anlatmam lazım. diyor ki bir ayeti anlamak için, Kur'an'da o ayette geçen kelimenin, Kur'an'da bütün geçen kelimelerini bilmek lazım diyor, ben sana lavaboyu tarif edeceğim Zaman, bütün  parçaları da mi tarif etmem lazım,  Hiç de alakası yok.<br />
<br />
Kur'an'da bir konuyu anlatırken,bir ayetin manasının, onun hangi başka ayet ile bağlı olduğunu, bütün ayetlere bakmak ve bilmek ile olmaz . Mesela Yemek yerken, son da gelecek olan tatlı, başta gelirse, baştan tatlı yersen, iştahın kapanır, ve yemekten ve çorbadan yiyemezsin. çorbada, başta yeneceği yerde, sonda gelirse, çorbayı yer kalmaz,  artık içmeyeceğim çorba dersin. baştaki başta gerekli, sondaki sonda gerekli, baştaki çorba ile, sondaki tatlı aynı şey değil, Hepsi yemek, hepsine yemek diyoruz, çorbada, Yemekten sonra gelen tatlı da yemekten,  Amma birisi sonunda gelmesi lazım, ve tatlı olması lazım, Birisi başta gelmesi lazım, biraz sulu olması lazım, ortadaki yemek ise, asıl yemek, hangisi bunların yemek değil, ayetlerde başta gelen ayet, başta gelmiştir, başta gerekli, sonra gelen, şu anda gerekli, çorba ile tatlı aynı şey değil, yemek ama aynı şey değil kardeşim, sondaki tatlıya bakıp da, baştaki çorbaya anlayamazsın. <br />
<br />
Vaktimiz ve altın çağın nimetlerinden birini daha anlatacağız bu hafta, ve daha düne kadar, ancak televizyonlar vardı, ve televizyonda, bir program veya filmi seyrederken, bir yerinde filmin başından, yani televizyonun başından kalkmam gerekirse, o bölümü kaçırıyordun,  ve orasında ne oldu, ancak sana anlatırlarsa bile biliyordun, ve Hele bir de canlı yayınları, bir defa izleme şansın vardı, daha Sonraları televizyonda yeni bir sistem gelişti, videoları kaydetmeye başladılar, o kayıt sistemleri gelişti, kasetler, CD ler, DVD ler, artık yayınlanmış bir yayını, başka bir zaman sonra, 3 ay 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar, ve filmler artık kaybolmamaya başladı, Hani televizyonun ilk vaktini düşünüyor musunuz filmleri kaydedecek bir kayıt cihazları yok çok zor canlı yayın halinde hepsi o an dinledin Dinledin seyrettin, seyrettin, Ama daha sonra işte kayıt cihazları gelişince, ve onlar sayesinde bir filmi, daha sonra tekrar seyret imkanları doğdu, televizyonlarda bu yoktu, sinemada önce bu vardı, sinema filmi olduğu zaman, istediğin zaman çıkar seyret vardı, televizyonlarda daha sonra, bir yayınladıkları diziyi veya filmi, 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar,  şansın varsa kaçırdığın diziyi, o bölümünü bir daha seyredebiliyordun, ama şu anki Cennet vaktimizde, bütün televizyonlarla, insanlar, yaptıkları videoları, YouTube kanalı açtılar, ve kanalında canlı yayın yapsa bile, canlı yayınının videosu da kaydediliyor, ve Sen onu, daha sonra, o YouTube kanalına girdiği zaman, istediğin zaman, istediğin bölümünü, ileri sardır, geri al, Durdur, Abdest alıp namaz kılmaya gideceksin, cuma ezanı okunuyor, cumaya git gel, Evde o video yine hala Hazır bekliyor, İnternetin varsa, geliyorsun, kaldığın yerden devam ediyorsun, İstersen bir de anlamadım, geri geri alıyorsun, bir daha dinliyorsun, Bunlar Nimet değil de ne? Bunlar Cennet vakti değil de ne? hani demiyor bu cennet bakidir ahiret bakidir, işte Baki kalıcı oldu bir video, bir film, bir bilgi, artık Yok olmuyor, İstediğin zaman, istediğin şekilde erişebilirsin, bu cennet değilmi  cennet vakti değil de ne Bunlar, Peki daha hangi Cennet ararsınız siz. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰىۜ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ahiretse daha hayırlıdır ve daha da sürekli ve bâkidir kalıcıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym A’lâ Suresi 17. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Yine başka bir konu, Geçen gün bana bir an tevâzu geldi, ve Rabbime tevazu ile niyaz edip, Rabbim bütün bildiklerim senden, sen öğrettin bana dedim, hemen Rabbimden cevap geldi, ve dedi ki senin bildiğin bilgilerin Bazısını, karşına bazen bir inek olaraktan çıkıp, inekten öğrettim, bazen bir sinek olaraktan çıkıp, sinekten öğrettim, bazen gösterip öğrettim, bazen okutup öğrettim, bazen Ahmet amca oldum öğrettim, bazen Mehmet amca oldum öğrettim dercesine bir ilham geldi. evet kabil ede karga olup da, ölüyü gömmesi öğreten Allah değil miydi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe beasellahü ğurabey yebhasü fil erdı li yüriyehu keyfe yüvarı sev'ete ehıyh kale ya veyleta eaceztü en ekune misle hazel ğurabi fe üvariye sev'ete ehıy fe asbeha minen nadimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 31. Ayet</span><br />
<br />
kargamı  o na öğretti, Yoksa Allah mı öğretti Kabile insanı gömmesini, İnsan öldüğü zaman gömülceğini bilmiyorduk, ve hatta insanın ölebilceğini bilmiyorduk, Kabil sayesinde, bir insanın öldüğü öğrenildi, öldükten sonrada gömüldüğü öğrenildi, onu da bir karga Mürşid oldu da, ondan öğrendik, karga kadar olamadık, yani bilgimiz, bütün hepsi Allah'tan, Allah bazen taş olaraktan karşına çıkar, bazen kuş olaraktan, bazen Fatma teyze, bazen Fadime Teyze olur, karşına çıkar, sana ilim deryasından neler neler öğretir, Eğer sen uyanıksan öğrenirsin, ondan ibret alır, bakarsın, Allah Kur'an'da Öyle buyuruyor, <br />
bakmıyor musunuz!<br />
ibret almıyor musunuz!<br />
görmüyor musunuz!<br />
Bunu ancak görenler bakanlar bilir, hayatı okuyanlar bilir, İkra odur, hayatı okumaktır.<br />
<br />
ve bütün bilgi Allah'tandır, Allah öğretir insana bildiklerini, yoksa Bizler insanı bile gömmesini bilmeyen cahilleriz, bir karga kadar bile olamayan cahilleriz, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiş Atatürk,<br />
<br />
Amma hakiki mürşit Allah'tır, Raşit demek, Allah, öğretmen Allah demek, öğreten Allah, Mürşid işte öğretme fiilini yapan kimse, Mürşit, irşad eden, öğreten Zeki kılan, yani Raşit ve ermş kılan, bilgili kılan, ermiş bilgiye Doymuş kılan Allah Raşit Allah.<br />
<br />
Yine başımdan geçen bir olayı da size bir bilgi daha vereceğim inşallah, Geçen gün Tükenmez kalemimin birisi bitti, ve açıp da içine yeni kalem ucu koyma imkanı da yok, Sadece Bir defalık yapmışlar, ve promosyon olaraktan bana geldi, bir firmanın promosyonu ve kalem bitti çöpe attım. Dün seviyordum, masamın başucunda tutuyordum, işe yarıyordu çünkü, işime yarıyordu, en güzel kalemimdi, en sevdiğim kalemim, iyi yazıyordu çünkü, onu kullanıyordum, iyi yazıyor diyerekten diğerlerine onu tercih ediyordum, Ama görevi bitmiş ki, işe yaramaz oldu, mürekkebi bitmiş, atmak durumunda kaldım,  o güzel hizmetinden dolayi Hepsini biriktirsem tutsam, nerede tutacağım, Ev çöplüğe döner, hepsini hatıra koysam, Evim çöplüğe döner, işte görevi bitti dün, seve seve kullandığım, baş köşeme oturttugum kalem, bugün çöpe gitti. çöptende çöpçüler geldi aldı götürdü,  Dün çöp kamyonu aldı götürdü,  vah ki vah kalemime kalemime, işte dünyada da insanlar da böyle, önce çocuk oluyor, Annesi babası seviyor, sonra büyüyor patronu şefi seviyor, bir işe yarıyor, Çünkü patronun işine yarıyor, ona para kazandırıyor, sonra ihtiyarlığı, sonra ihtiyarlığın, artık işi bitti değil, artık tecrübe kazandı, ihtiyar olunca, onun tecrübesinden faydalanıyoruz, sonra artık kalem gibi pili de bitti miydi, bu dünyada geride kalmıyor, toprak olup gidiyor, Her şey Fani bizim kalemde dün canlıydı, bugün Fani oldu Fanilere arasına karıştı. hep öyle değil mi zaten, hava, aldığın oksijen bile, bir an sonra karbondioksit olup da çıkmıyor mu ki, her şey fani, Allah Baki. insanların işine yaramak, sadece işçi olmak, Taşçı olmak, Kuşçu olmak ile değil, bir bilgiyle de yarayabilir, bir fikir, ve bu fikir Eğer mesela araba ve motorun bulunması ya da, elektriğin bulunması gibi, bir icadın Fikri ise, artık senin fikrin ölmüyor, Hayat devam ettikçe, Senin fikrin yaşıyor, sen de yaşıyorsun. Dün Edison amcayı Bilmem tesla'dan çaldı bilgileri diyorlar, Halbuki Edison ölmemiş, Çünkü ölecek bir şey değil, şu anda Işık ölen bir şey değil, Işık hala hayatımızda, hiç Edison ölür mü, ve gelmiş bizim devletimizde Ediz Hun diyerekten sanatçı olmuş, daha niceleri vardır, yine yeni  Ediz oldu, şimdi "Banane" klibi çıkarıyor, yine Edis olmuş yine Edis, bu sefer yine başka bir sanatçı olmuş, Ediz olmuş, Edison ölür mü Hiç, ışık ölür mü, Işık hayatımızda, ve benim hayatımdaki benim geceleri mi cennete çevirecek bu adamın fikri de, icadı da, ve fakat o adam Karanlıklar ve cehenneme gidecek, olacak şey mi, Allah'ın adaleti Nerede burda, var mı böyle adalet,  senin benim adaletime sığmıyor, Allah'ın adaletine  Nasıl sığdırıyorsun bunu be adam. bunu nasıl sığdırdın Allah'ın Adaletine de, onun cehenneme gidecek diyerekten bahsediyorsunuz, kafir diyorsunuz, ve bir de tesla'dan çaldı diye hırsız suçuyla suçluyorsunuz, bak Ediz, Ediz şarkıcı  artık ışığı bulmuş, artık keyfi yerinde, ölmüyor artık, ölmeyene ermiş, ölünmeyene ermiş, artık ölünmeyen bilgiye Ermiş.<br />
<br />
<br />
Yine başka bir mesele, hem komik hem ilginç, hem de arızalı bir mesele anlatacağım, ve bugün seramik bıçak var, yeni keşfettik diyerekten herkes övünüyor, benim seramik biçağım var diye seviniyorum, Halbuki biz onu keşfedeli çok olmuştu, cilalı Taş Devri, cilasız Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devrinde  bizim avladığımız hayvanın derisini yüzmek için, mermerin sivri yerini kullanaraktan bıçak yerine kullanmıştık, ve ilk bıçağımız oydu, sivri bir mermer, seramik bıçak, yani mermer bıçak idi, Çok önce keşfetmiştik biz onu, ve bugün ise yeniden gündeme geldi, Onu keşfeden amca ölmemiş, tekrar canlandı, cilalı Taş devrine döndük, ve amcanın bir tanesi diyor ki  Kuran daki ayetlerin sebebi nüzülünü de bilmek lazım bir ayeti anlamak için diyor, Bunu bu örnekle kıyas yaparsak, Dün biz bıçağı ilk defa keşfettiğimiz zaman, biz sadece avladığımız hayvanın derisini yüzmek için keşfetmiştik biz onu, derisini yüzüp içini yemek için keşfetmiştik, ama bugün bıçağı demirden icat ettik, Daha sonra taşı geçtik, demirden icat ettik bıçağı, seramik değil, demir bıçaklar, bolluk vakti, ve daha sonra da iki buçağı bir birbirine birleştirdik makas yaptık, makas ile de bugün saçta kesiyoruz, kumaşta kesiyoruz, Hatta binaları yaptığımız betonların içine kattığımız Demir telleri bile o bıçaklarla kesiyoruz, ve daha ileri gittik, seramik bıçaklar yaptık, seramik keskiler yaptık, Yontma bıçakları dreh makinlerinde seramik ile yontuyoruz, en sert seramik  diyorlar demiri bile kesiyor diyor, Allah Allah hani biz şimdi bir bıçağı anlamak için, o gün ilk defa Nasıl ve ne için keşfedildi bakmamız lazımmıymış, yoksa bugünkü Demir kesen Bıçağı o sivri mermere bakıpta alayamayız, biz onu  dün avı yüzmek için kullandığımız bıçağın, bugünkü Demirkesen bıçağı anlamamıza faydası ne olur, sebebi nüzülü ile anlaşılacak bir şey değildir bir ayetin manası, ayetin manası zaten içinde gizlidir, O ayaten manası o ayette gizlidir, öbürkü de öbür künde gizlidir. dedik ya, başta gelecek Çorba ile, yemeğin sonunda gelecek tatlı ayrı şeyler kardeşim, makas sonradan icad olan bir şey, bugünkü halinin onun ilk haliyle hiç alakası yok. ona bakıp da onu anlayamayız. amma tarihi süreçtir atamayız o bilgiyide. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ كَانَ اُمَّةً قَانِتًا لِلّٰهِ حَن۪يفًاۜ وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne ibrâhîme kâne ummeten kâniten lillâhi hanîfen velem yeku mine-lmuşrikîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İbrahim tek başına bir toplumdu (ümmetti). Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi ve müşriklerden Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan da olmamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nahl Suresi 120. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Mehmet hocanın yorumu ile hakikat bir kişi ilede temsil edilebilir yukardaki ayette İbrahim bir milletti diye tarif ediyor. İbrahim tek başına bir millettir diyor, yani bir kimse bir millet olarak tam temsil edilebilir diyor, Evet şu anda da milletin başında Mehdi Aleyhisselam vardır, Mehdi ile bütün insanlık temsil Olabilir, çünkü camiye gidip, cuma namazında yada,vakit namazında, uydum imama dediğin zaman, Elhamdüyü bile okumana gerek yok, Yat kalk namaz kıldım oluyor, selam veriyorsun çıkıyorsun, Namaz kıldım, Nettim? cemaat ile namaz kıldım, imamı uyudun ama değil mi? eğer imama uyarsanız namazınız sahih olur, kendi başına kılarsanız,  o zaman okuyacaksın üfleyeceksin yorulcaksın, ama ima uydun bitti, o kadar. hakikatte bir kimse ile temsil edilebilir, ve şu anda Size bunları anlataraktan hakikatleri ve doğruları göstermeye çalışıyorum, ve bütün insanlık bizi dinlediği zaman, şimdi dedik ya, buna yorum getirmiştik,  tavus kuşu  çok  güzel bir kuş amma   işte tavus kuşunda bir özellik varmış ayağının ucunda siyah bir ben varmış da, Kendisinin o kadar güzel şatafatlı tüylerini Bakmazmış da, şu ayağımdaki  ben olmasaydı dermiş, ona üzülürmüş, kafası yerde gezermiş, kafası yere bakarmış, O ayağındaki lekeye bakarmış, şu hatamda olmasaydı diye üzülürmüş, işte bizim de bir hatamızı bakıp da bütün anlattığımız güzellikleri silecek insanlara ben ne diyeyim, tavus kuşu gibi sadece Ben'e bakıp da o kanatlardaki güzelliği görmeyene ee ben ne diyeyim, şimdi benim hatalarımı görüyor,  ama onlara verdiğim güzellikleri şu dünyadaki güzellikleri unutuyor, onları  bu mehdi vakti onun sayesinde, altın çağdaki kazandığı güzellikleri nimetleri unutuyorda, benim bir hatam ile yorum yapıyor, Onunla konuşuyor konuşmaya yüz buluyor, Ağzı olan konuşuyor, hakkı olan da konuşuyor, hakkı olmayan da konuşuyor, şu internetten kötü şeyler var diyerekten, iyiliklerini sileceğiz mi, o yüzden aynı Celal Bayar mıdır nedir, o ahmağın, yeni türk icadı Arabanın benzini bitti diyerekten, fabrikayı kapattığı gibi,  gibi bütün İnternet'i kapatalım mı? aynı vikipedia yi Türkiye ye  kapadan ahmak gibi, bir tane hata var diyerekten, halk ansiklopedisini Türkiye kapatan ahmak gibi, Biz de size İnternet'i kapatalım mı, Ya da mehdi'yi dünyadan silelim mi, onun yaptığı bir hatadan dolayı, bütün güzelliklerini silelim mi, hepsini yok mu sayalım, yoksa o zaman vikipedi'ye gibi kapanırsın o zaman bir daha ulaşamazsınız  ona diyorum, bak evime gelmiş kalem olmuş baş köşedeydi, işi bitti bitti çöpe gönderdim, çöpçü de ertesi gün çöp kamyonu gidiyordu, çöp kamyonu aldı götürdü, Yakarlar mı, söndürler mi Artık bilmiyorum, işe yararken çok güzeldi, seviyordum, işime yaramadı mı vurdum götüne tekmeyi attım gitti.<br />
<br />
Her şey böyle, Allah da işte böyle koymuş, yani yasası da bu zaten, işi bitenleri dünyadan terhis ediyor, görevden terhis ediyor, bizde görevimiz bitti mi terhis olacak olanlardan olabiliriz, amma velakin ölümsüzlük Keşfolurda, orada bize de  bunu ikramen verirlerse ne ala, yoksa ölümsüzlük keşfolur keşfolmaz öyle Ucuza olacak bir şey değil bunlar, bedavaya vermezler herkese ancak  zenginler önce alır, çok zaman sonra da bize de  kemiklerini Siz yiyin der gibi bizlere de belki verirler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ ف۪ي شَيْءٍۜ اِنَّمَٓا اَمْرُهُمْ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ   مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ   قُلْ اِنَّن۪ي هَدٰين۪ي رَبّ۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۚ د۪يناً قِيَماً مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ  قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ  <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnellezıne ferreku dınehüm ve kanu şiyeal leste minhüm fı şey' innema emruhüm ilellahi sümme yünebbiühüm bima kanu yef'alun. Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha ve men cae bis seyyieti fe la yücza illa misleha ve hüm la yuzlemun. Kul innenı hedanı rabbı ila sıratım müstekıym dınen kıyemem millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel müşrikın. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın. La şerıke leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz. De ki “Rabbim bana doğru yolu gösterdi; sapasağlam dini, İbrahim’in dosdoğru dinini gösterdi. O, müşriklerden (Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan) değildi. De ki “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm, varlıkların Rabbi olan Allah içindir. Eşi ortağı yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona teslim olanların ilkiyim(ve ben ilk müslümanlardanım).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-159,160,161,162,163. ayet</span><br />
<br />
Evet, ben Dünyaya geldiğimde, Annem babam dedem bana bir isim vermiş, Müslüman ismi, Raşit Bir müslüman ismi, Evet İslami bir isim, yine Müslüman bir anne ikram etmiş, Evet o nu da beleşten kazandık, Müslüman bir baba, O nu da beleşten kazandık, müslüman  bir dede onu da beleşten kazandık, müslüman bir nine onu da beleşten kazandık, ve müslüman bir devlet vermiş, onu da beleşten kazandık, ve evlendik, Müslüman bir hatun verdi, onu da beleşten kazandık, ve helal olan, temiz olan, Müslümanın giyebileceği, yiyebileği, temiz gıdalar ve elbilseler de verdi, onlarla beslendik, ki o nuda beleşten diyemeyiz, anam babam çalıştı, Bizler şu anda çalıştık, Biz de kendi rızkımızı kendimiz kazandık, ama yine veren o, o temiz rızıkları veren Allah, her şeyi bize ikram eden Allah, Evet Müslüman olaraktan verdi, müslümanlik diye bir lakab ve ün verdi ünvan verdi birde, o ayeeteki gibi,. bunların hepsini geri isterken de, temiz ister geri değil mi? Sen birisine bir alet versen, mesela dese ki arkadaşın, matkabın var mı? bana bir matkabı ödünç versene, Ben bir işte, falan yerde falan işimi yapacağım, varsa verirsin değil mi? Ama  verdiğin gibi geri almak istersin, ama adam gitmiş götürmüş, matkabı bozmuş  gerigetirmiş, Sana da geri veriyor, bozuldu matkab demiyor bir de, hoşlanır mısın bundan? hoşlanmazsın değil mi? Allah da bize bu kadar temiz ve güzel şeyleri, Müslüman ve Müslümanlığı, Müslümana yakışan şeyleri verdikten sonra, geri istediği zaman, bunları kirletilmiş olaraktan aldığında, Yani onun Bunların karşılığı bu muydu deme hakkı yok mu? Evet Allah da, verdiği canı, tertemiz geri almak ister, ama Bizler beşeriz, ve şaşarız, İnsanoğlu işte Hata ve kusurları ve günahlarıyla, onu kirletip, eskitip, Ondan sonra kullanılmış ve eskitilmiş vaziyette geri iade ediyoruz, işte eğer ölümsüzlük keşfolursa, artık onu eskitmeyeceğiz, artık günahlarla yıpratmayacağız, artık Allah ıda hiç unutmayacağız, Allah'ın her zaman hatırlayıp bileceğiz, her şeyin hakimi olduğunu bileceğiz ki, bedenlerimiz de eskimeyecek, yaşlanmyacak, eskitipte geri vermeyeceğiz, püskütüp de geri vermeyeceğiz, temiz vaziyette tutacağız, bunun için ne lazım, temiz olmak lazım, Müslüman olmak lazım, gerçek Müslüman olmak lazım, Bence öyle Görünürde Müslüman değil, kalbiyle vicdanıyla her şey ile Müslüman olmak lazım, Müslümanlık ne öyle Yatıp kalkıp namaz kılmakta, ne de oruç tutup akşama kadar aç durmakta.  Müslümanlık insan Olmaktır, insan gerçek insan, vicdanı ile, Hakkı adaleti savunan, doğrunun yanında, İyi'nin yanında, Haklıyla birlikte olan, güzellik nerede orada  olan, güzel şeyler yiyip, güzel şeyler giyen, temiz ve berrak insan olan, kirli çamur gibi değil, o zaman ancak gençliğin sırrını keşfederiz, hem bu bedenleri eskitmeden, Rabbimize öyle eski püskü teslim etmeyiz, matkabı aldın sa, aldığın gibi yerine koy değil mi? aldığın gibi geri getir, kullanıp işin bitti, güzelce teslim et, ama işte ölümsüzlük keşfedilirse, artık eskitip teslim etmek diye de bir şey yok, Temiz kaldıkça, bizde kalacak zaten, temiz kaldıkça bizde kalacak bu bedenler inşallahu rahman, ve inşallah yakın zamanda bunun da sırrına  da erilir ki, O sayede temiz ve berrak kalması öğrenilir, insan olması öğrenilir, Yani asıl mesele budur. <br />
<br />
Benim de içimden geliyor, Güzel söz söyledim diyebiliyorum, düşünebiliyorum, sen de mesela diyorsundur ki : Ne güzel söyledi lan, haklı söyledi, ama, Allah Kuranı Kerim'de Fussilet suresi 33. ayette, Allah’a çağırandan daha, en güzel sözlü kim olabilir, Kim olabilir ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vemen ahsenu kavlen mimmen de’â ilallâhi ve ’amile sâlihan vekâle innenî mine-lmuslimîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İnsanları Allah yoluna çağıran, doğru dürüst işler işleyen ve ben müslümanlardanım diyenden daha iyi sözlü kim olabilir?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet</span><br />
<br />
Hakikatı söyleyen ben miyim, yoksa Allah mı? dedim ya demin, sana geldim öğrendiğin bilgiyi, inek oldum, sinek oldum, deli oldum,  veli oldum, at oldum kuş oldum, kuş oldum öğrettim dedi ya, benden çıkan Sözde, bazen benden değildir, eger hakikat ve dogru ise, hakikatın kendisi haktandır. Dedik ya yeni bir konu açtık, peygamberlerin faziletleri sebebiyle kazandıkları lakapları ünvanları diye bir konu açtım, Oradan şaya Aleyhisselam'ın lakabını femullah diyerekten biz lanse ettik.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberlerin Lakab ve Ünvanları</span><br />
<br />
Öncelikle bilinmelidir ki, bu Ünvanlar,  o peygamberlerin, mizac ve güzel ahlak, ve, Allah ile olan münasebetleri sebebiyle, insanlar tarafından onlara verilmiştir. Yoksa Allahu Teala Kuranda, Böyle ünvanlar ile onlara hitab etmemiştir. Kuran'da Allahu Teala nın, Hz. Musa a.s ile konuştuğu bildirilmekle birlikte, doğrudan Kelimullah "Kelimullah= Allah ile konuşan" deyimi  Kuran da kullanılmaz. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s) de Miraç sırasında Allah ile konuşmuştur, fakat ona Kelimullah demeyiz, Muhammed aleyhisselama Habibullah deriz, ve birde Rasulallah veya Rasulullah denir ki, ve bu kuranda Fetih suresinde, peygamberimize böyle bir hitap vardır. <br />
<br />
bazı peygamberlerin bazı hasssas durumlarına bakaraktan, şu lakab ve ünvanların, onlara  daha çok yakıştığına  karar kıldık. ve her peygambere iman (Kelime-i Tevhid cümlesi), o peygamerin durumu ile ve lakabi ile ve tevhid kelimesi  ile meydana geldiği için, bunları da şöyle sıraladık :<br />
<br />
La ilahe illallah, Cebrail Vahyullah (Vahyi getirip götüren melek olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Adem Safiyullah (Allahü teâlânın ihsanı ile seçilmiş  saf ilk ve temiz kimse olarak yaratılmış demektir)<br />
La ilahe illallah, Habil Meşyullah (ilk hayvancılık ve besicilik yapan çoban olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Mezruallah (ilk çiftcilik yapan Ziraatci olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Habil Mazlumullah (ilk zulme uğrayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Katilullah (ilk Katil olan insan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, idris Terziyyullah (ilk Terzi olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Nuh Neciyyullah (Gemi ile bütün insan ve hayvan sounu kurtaran olduğu için Neciyullah yani kurtarıcı ünvanı alır )<br />
La ilahe illallah,ilyas Cennetullah(Cennte girip bir dah çıkmadığı için)<br />
La ilahe illallah, Hızır Hayyullah (Ölmeyen, hep diri kalan, ölümsüzlük suyundan içen adam olduğu için)<br />
La ilahe illallah,Salih Haggullah(Hayvanlardan olan Deve ninde, insanlar gibi, Allahin suyundan içmeye hakkı olduğunu savunduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hud Mahfuzallah (Taş fırtınasından, Kendisi ve ahalisini, etraffına çizdiği bir daire bir çizgi ile, Allah ın onları  koruduğu  için, Satürn Meselesi)<br />
La ilahe illallah, Zülkarneyn Setrullah (Yecüc mecuc ile aramıza set veya sütre çeken olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Şaya Femullah (Allahu Teala, bir seferinde, insanlara onun  ağzından hitap ettiği  için)<br />
La ilahe illallah, Elyesa Nasrullah(Allah onu bir peygambere yardımcı olarak zanı nasrani olrak tayin etmiştir onun için)<br />
La ilahe illallah, Üzeyir Müheyminulllah (Allah onun ölüleri nasıl diriltiyorsun sorusuna karşılık onu Eşeğini öldürüp 300 sene sonra tekrar diriltmiş müheymin etmiştirde ondan dolayı)<br />
La ilahe illallah, Eyyub Marizallah ( Büyük bir bela olan hastalığa tutulduğu için)<br />
La ilahe illallah, Lokman Şifaullah veya Hekimullah (ilk Doktor, ve neyin, neye iyi geldiğini bilen, o olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Yunus Tevkifullah veya Tevfikullah<br />
(Allah ın Yunus peygamberi cezalandırıp, bir yunusun balığının  karnında hapsettiği için, yani tevkif ettiği için)<br />
La ilahe illallah, Yuşa Refikullah (Musaya  Hızır ile yolculuğunda ona refakat eden olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, ibrahim halilullah (Allahü teâlânın dostu demektir)<br />
La ilahe illallah, ismail Zebhullah (ilk Kurbanlık olduğu için)<br />
La ilahe illallah, ishak Mucizallah (Kısır olan Sareye sonradan ibrahimin duasi sebebiyle, sonradan mucizevi melek tedavisi sebebiyle verildiği için)<br />
La ilahe illallah, Lut Mağdurallah yahut Hicretulllah (ülkesinden, ardına  bile bakmadan çıkarıldığı için)<br />
La ilahe illallah, Yakub Hasretullah (Yusufuna hasretinden katarakt olana kadar agladığı  için)<br />
La ilahe illallah, Yusuf Cemalullah veya Cemilallah veya Ruyetullah (Güzel yüzlü ve rüya yorumcusu olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, Bünyamin Merhametullah (Yusufu öldürmeyelimde kuyuya atalım, belki biri gelir çıkarır da kurtulur dediği için)<br />
La ilahe illallah, Davud Yedullah (ilk defa elleriyle, demirin nasıl işlenip yararlı hale getirilceği ilmi, ona öğretildiği için, Demir elinde hamur olurdu diye rivayetler var)<br />
La ilahe illallah, Süleyman Malikullah veya Hakimullah (Dünyadaki, insanların, hayvanların, Cinlerin ve Şeytanların Hükümdari olduğu, ve verdiği hükümlerde de isabetli kararlar verdiği için)<br />
La ilahe illallah, Şuayb Raillah (Allah ın ona,  geçimlik olaraktan Çobanlık mesleğini verdiği için, Hz musanın denizi yardığı (Asa-ı Musa) Aasaa sıda onun çobanlık Aasa sıdır )<br />
La ilahe illallah, Harun Tercümanullah (Musanın dili pepe veya peltek olduğu için, onun dediklerini, firavuna ve başkalarına  tercüme eden olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Musa Kelimullah (Allahü teâlânın kendisi ile konuştuğu kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, irmiya Mekrullah (Doğru olan bir hile ile imtihan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Zekeriya ve Yahya Şehidullah (Zalimlerce hunharca kesilerekten Şehid edildikleri için)<br />
La ilahe illallah, Meryem iffetullah (Namuslu olmasına rağmen hamile kaldığı için, isaya rab ve tanrı denilir, Tanrı doğurabilcek kadar iffetli olan olduğu için Immaculata)  <br />
La ilahe illallah, isa Ruhullah (Allah O nu Kutsal ruhundan, yani O nu, babasız değıl amma, daha dünyaya gelmemiş bir ruh halindeki Babadan meydana getirdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Muhammed Rasulallah veya Habiballah (Allahın elçisi ve peygamberi ve sevdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ebu Bekir Sadıgullah (Peygamerimize sadık bir dost olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ömer Adlullah (Adaleti yerine getirmek için, kendi çocuğuna bile acımayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Osman Hayaullah (Çok Terbiyeli bir kimse, meleklerin bile ondan utandığı kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ali Esedullah (Korkusuz bir yiğit olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hasan vel Hüseyin Reyhanullah (Peygamerimizin, onlar benim, cennetteki, iki reyhanım, iki kokum dediği için)<br />
La ilahe illallah, Fatma Ümmiyyullah ( O na biz müslümanlar, hep annemiz diye hitap ettiğimiz, ve hatta peygamerimizin bile, annecikveya "Baabasının Annesi" diye hitap ettiği için, Hani bizlerde meşhur olmuştur Sevince annem diye yavrumuza hitab ederiz)<br />
La ilahe illallah, Mehdi Hidayetullah (insanlara yolun doğrusunu gösteren olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Halid bin Velid  Seyfullah (müslümanada, kafirede, Allah ın yenilmeyen  kılıcı olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Talha bin Ubeydullah (Uhud savaşında Hz. Resûlullahı korumak uğrunda müşriklerden gelen oklara ellerini siper eden Hz. Talha iki elini kaybetmiş ve Peygamberimizde Ona Allahın iki eli veya kolu manasında Ubeydullah lakabını verdiği için)<br />
<br />
ve bunu zikirimize dahil edecegiz, ve zikrimizde bunu okuyan her kimse de, bir anda peygamberler tarihinide okumuş öğrenmiş olacak.<br />
<br />
 Allah'ın ağzı mı varki sen ona femullah dedin Allahın ağzı dedin, Allah ın insan ağzı gibi ağzı  olabilir mi? Allah'ın ağzımı varmış diyenlere<br />
bu lakab ve isimlerin verilmesine örnek olaraktan, <br />
<br />
Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Talhâ ve Zübeyr, Cennette komşularımdır" hadîs-i şerifiyle medhedilen sahâbidir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , xxx)</span><br />
<br />
Uhud savaşı<br />
Uhud'da; Eshâbı kirâm, Peygamberimizin etrâfında toplanmışlar, canlarını siper edip O'nu muhâfazaya çalışıyorlardı. Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah da bunlar arasında olup, Resûlulahın yanından ayrılmamıştı. <br />
<br />
Müşriklerden çok keskin nişancı, attığını vuran Mâlik bin Zübeyr adlı bir okçu vardı. Bu müşrik Peygamber efendimize nişan alıp bir ok attı. Resûlullaha doğru gelen bu oka, başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Hazret-i Talhâ, elini açarak oka karşı tuttu. Ok elini parçaladı. <br />
<br />
Yiğitlerin efendisi Hazret-i Talhâ da bu arada kan kaybından sıcak toprağa düşüp bayıldı. Her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle delik deşikti. Altmış altı büyük yarası sayılamayacak kadar da küçük yarası vardı. <br />
<br />
O sırada bir kaç sahâbi daha yetişti. Âlemlerin efendisi, Hazret-i Talhâ'nın yanına teşrîf ettiler. Yaralı mücâhid, sevincinden ağladı. Peygamber efendimiz, onun vücûdunu mesh ettikten sonra, ellerini açıp;<br />
- Allahım! Ona şifâ ver, kuvvet ihsân eyle! diye duâ buyurdular.<br />
<br />
Resûl-i ekrem efendimizin bir mu'cizesi olarak, Hazret-i Talhâ sapa sağlam ayağa kalktı ve tekrar düşmanla harbetmeye başladı. Sevgili Peygamberimiz onun için buyurdu ki;<br />
- Uhud günü, yer yüzünde sağımda Cebrâil'den, solumda Talhâ bin Ubeydullah'dan başka bana yakın bir kimsenin bulunmadığını gördüm. Yeryüzünde gezen Cennetlik bir kimseye bakmak isteyen, Talhâ bin Ubeydullah'a baksın!<br />
<br />
işte tam bu sırada peygamberimiz ona <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"UBEYDULLAH"</span> lakabını ünvanını verdi.<br />
<br />
Şağya veya Şa'ya aleyhiselama da, Allahu Teala, Son bir defa git ümmetinin ortasına dur, köy ortasına Dur, ben senin ağzından onlara vaaz edip İrşad edeceğim onları demiş, Ve Allah onun ağzından insanlara konuşmuş, ve o haldeyken bile insanlar, iman etmemişler, Kuranı Kerim'de ayet var Peygamberimize,<br />
<br />
"Sen ne kadar hırslanırsan hırslan, iman etmeyecek olanlar, yinede iman etmeyecektir, yahutta onlardan çoğu iman etmeyecektir." diyerekten<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ  لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bu kitap, Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir. Andolsun ki onların çoğu üzerinde bu söz(Gafiller Sözü) hak olmuştur. Onları uyarsanda uyarmasanda aynı, Onlar artık iman etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn Suresi 6. 7. Ayet</span><br />
<br />
yani işte orada şa'ya Aleyhisselam'ın ağzından Allah konuşulmasına rağmen, insanlar imana gelmediler, Hatta şağya Aleyhisselam'ı kesmek için arkasından koştular, ve yetişemediler, bir Söğüt Dalı diyor içine açtı gir benim İçime dedi, fakat Aceleden cübbesinin birazı dışarıda kalmış,  orada bir bakmışlar ki cübbe kısılmış, onun cübbesi ve orada, o söğütün içindeyken O nu Kıtır kıtır kesmişler. Allahu Teala demiş, GIG dahi demeyeceksin demiş onlar keserken, Çünkü Allah onun içinde olan, ağzında, onun ağzından konuştu, Allah kaçar mı, Allah kaçar mı hiç bir insanoğlundan, Allah'ın kaçmaya mı ihtiyacı var, içine girdi de çıkamadımı içinden, Ama imtihan bu, imtihan dünyası, insanoğlu böyle kapalı ahmak, beyinsiz, işte güzellikten yana değil de, çirkinliği daha çok tercih ediyor. dedi ki işte, Onların bir kısmı  da bu zamanda mehdi ve cemaati, ve Ahir zamanda ortaya çıkacak olan şa'ya Aleyhisselam'ın ümmeti, ona inananlar ve inanmayanlar olarak ortaya çıkacaklar, işte onu kesenler ve kesmeyenler, isa zamanindada ortaya  çıktılar isa yı kesenler kesmeyenler, ondan yana olanlar. ne demektir  bu bugün, taşlayanlar Mehdiyi söz ile twet ile vaaz ile taşlama, yani onu kabul edenler, hatasıyla  ve kabul edemeyenler, hazmedemeyenler.<br />
<br />
Yine ilginizi cezbedecek, hem komik, hem ilginç, Hem de acayip bir şey anlatacağım size, bir cümle söyleyeceğim, kendi içinde her şeysi var.  cümlemiz şu:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"yemek yemek"</span><br />
<br />
yemek yemeyi kendisiyle nasıl tarif edeceğiz, yemeği yemek ile tarif etmişiz, Türkçe bu, Türkçe böyle bir şey, Yemek yemekle tarif edilir mi? yemek yemek demişiz, yemeği yemekle tarif etmişiz, ama almak almakla tarif olmuyor, kesmek kesmekle tarif olmuyor, ama Yemek yemekle tarif oluyor, yemek yemek demişiz, Biz Türk'üz, acayip değil mi, acayip bir milletiz değil mi, yabancılar Siz Anladınız mı, Biz acayip bir milletiz, yemeği yemekle tarifeden ilk milletiz, Biz insanlarda yemek yiyoruz, at da yemek arpa yada ot yiyip de yemek yiyor, Hatta bir Ağaçta bir şeyler yiyor, su içiyor, besinini alıyor, Ama biz yemeği yemek yemek diyerekten, yemeği yemekle tarif etmişiz, Ne garip değil mi, açılımını da siz bulun. Hani bir ayet kendisi ile tarif edilebilir mi? ayeti bir ayet kendisine anlatabilirmi? "Elif, Lam, Mim" i anlatacak şey nedir? Elif Lam Mim den başka ne var, Elif Lam Mim mi anlatacak, Elif Lam mim'in, Elif Lam Mim den başka anlatacak nesi var, nerede bir açıklama var, yemeği yemekle açıklamak zorundayız, evet yemeği yemekle açıklamak zorundayız, Elif Lam Mim ide,  Elif Lam Mim ile açıklamak zorundayız.<br />
<br />
<br />
İnterneti internetle tarif edebilir miyiz, Evet edebiliriz, nasıl tarif edebiliriz, interneti internet kullanan birisi tarif edebilir, Yani internetin içine girdiğin zaman, internet nedir anlarsın, ve Bu bilgiye Kuranı Kerim'de Allahu Teala "Hakkalyakin bilgisi" diye bildiriyor,  hakkalyakin içine girdiğin zaman, onun içine girdiğin zaman diye tarif ediyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sonrada o gün nimetlerin içine dalarlar, yahuta ceghennemin dibine dalarlar, ateşe dalarlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym TEKÂSUR Suresi 8. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve zaman altın çağ, ve Elif Lam Mim Zamanı geldiği zaman da, o zamanın içine girdiğimizde, Elif Lam Mim nedir anlayıvereceğiz zaten, internet, internetle tarif edilirken, nasıl içine girip interneti kullandığın zaman interneti tarif edebilirsen, elektrik,  elektriği kullandığın zaman faydalandığın zaman, daha güzel elektriği tarif edebilirsen, hakkal yakin, hakkal yakin işte, içine girmek, dahil olmak, Ankara'yı, Ankara'ya giden birisi daha güzel tarif eder değil mi? o yüzden interneti de internet kullanan, ve Elif Lam Mim ide, Elif Lam mim'in içine giren birisi tarif edebilir. <br />
<br />
Rabbim, bu çağımızı Öyle berekatleriyle donatsın ki, sonunda, hurufu mukatalarda nedir? Onu da bilecek bir zamana, bizi ve askerimizi ulaştırsın inşallah, hakkal yakin bilmeyi bizlere İkram eylesin, Allah'ım Gel bize, Elif Lam Mim nedir, İster taş ol, ister kuş ol, ister at ol, ister insan ol, ister Başbakan ol, ister cumhurbaşkanı Ol, Gel bize anlat, nedir bu Elif Lam Mim, yıllardır bilemedik, nedir bu Elif'le Lam mim, bizde bilelim, Allah'ım öğret bize, Ey Mürşid Allah, ey Raşid Allah, ey İrşaad eden, öğretmen bildiren Allah, öğret bize.<br />
<br />
Müslümanlık öyle günde 5 vakit namaz ile, 5'er dakikadan, 5 kere 5 = 25 Dakikasını Allah ayırmak ise, onu da zaten, şeytanın delik deşik ettiği 5 dakikalar. Ben namaza durmuşumdur, ama hiçbir zaman namazın içinde duramadım kalamadım, namazdan aklen beynen tefekkür ile çıkmışımdır, Çünkü namazın içinde namazdan çıkıyoruz, etin derdi, budun derdi, çarşının derdi, pazarın derdi,karının derdi , parannın derdi  derken, namazdan hep çıkmışımdır zaten, namazın içindeyken namazdan hep çıkmışımdır, duramamışımdır namazın içinde, eğer ki bu ise insanın Allah'a Müslümanlığı, günde 5 dakikadan 5 kere 5 etti 25, Hatta 2 dakikaya 1 dakikaya düşürdüğümüz namazlar ise, Allah'ımıza ayırdığımız zaman,Allahın bize ayırdığı 24 saatlerin yanında, bizim O na ayırdığımız zaman 5 yada iki dakiklar ise, buysa Müslümanlık, bununla Müslümanlık falan olamaz, Allah'ı hiç unutmayan, her baktığında,gördüğü her şeyde Allah'ı hatırlayan, Allah'ı düşünen, bunda Allah ne diyor diye düşünenlerle, o iki dakika namaz kildim sananlar ayni mi? Allah demek kalbinden, Dilinden hiç durmadan, Allah Allah demek de değil, onlar sadece saatin zembeleğini kurmak gibi  sadece, o 5 dakikalar, saatin zembereğinin kurmak gibi, Yoksa Allah aklından hiç çıkmayan la, sadece günde 5'er dakikasında yada, ikişer Dakikasını Allah için ayıran aynı mı? Aynı mı Sizce? bu mu Müslümanlık? delik deşik olmuş 5 dakika, var mı öyle müslümanlik. Allah aşkına bazen anmazlardfa bile kılıyoruz amma dilimiz allah diyor amma aklımıza hiç Allah gelmemiş, içinde Allah hiç gelmiş namazlar  kılıyoruz bazen ve sadece Selam verip çıkıyorsun namazdan, ne Muhammed'i hatırladık, ne Allah'ı, Sübhaneke Elham diye okuduklarımız var ama, ne Allah hatırladık ne peygamberi, Bende de aynı şey, o 5 dakikaların benim  öyle Allah ile oluyor olsaydı, Namaz ile,  Ben zengin olurdum, yoksa Namaza giriyorum namazdan çıktığım bir oluyor zaten, girdiğimle  aklımın uçup namazdan çıktığı bir oluyor, kafa başka yerlerde. kimin namazı doğruymuş öyle, aklimda Allah tutsam bile zaten, Allah sana bir ömür versin sen 5 dakika, 5 dakikaya ayırabildin, ya neyapalim,  çok çok büyük iş yaptın, yani günde her vakit 5 dakika Allah'a yer verince, 25 dakika ile çok büyük marifet mi yaptın yani, Halbuki Allah baktığında da Allah, oturduğunda Allah, kalktığında  da Allah demek, değilki dilinden  Sübhanallah Elhamdülillah demek değil, yani Allah onda ne Hikmet ne Murat etmiş, onun farkına varabilmek, bir iyilik yapacaksan, gerektiginde o iyiliği yapabilmek kızman gerektiği zamanda kızmandır, kızabilmek, yardım gerektiği zaman, yardım edebilmek, bir şey bilmem gerekirse, bilebilmek, öğrenmen gerektiğinde, oturup öğrenebilmek, Yoksa bu 5 dakikalarınla, Müslüman filan olunmaz, oruçta böyle, 30 gün oruç tuttum Ne oldu, Ne oldu, oruç tuttuğunda, Dilini Mi Tuttun, Neyi tuttun, gözünü mü sakındın, gözünü sakınmak nedir zaten, gözünü sakın, hepsi Allah'ın değil mi, Hepsi Allah diyen, hepsi Allah ise la mevcuda illa hu, Allah'tan gayrı bir şey yoksa, baktığını da Allah, tuttuğun da Allah zaten, Allah bizi çıplak yaratmadımı, çıplaklık niye günah olsun, Adem ile Havva cennetten indiklerinde  elbiseleri üzerlerinden düştü deniyor, elbise yapacak neyi vardı Adem'in, ne yaptı da üstüne örttü, Ondan sonra yaprak üstünde durur mu, kimden sakıncak zaten, kim bakıyordu, kimden sakıncak, Dinozorlardan mı sakıncak, üstündeki çıplaklık Kime ayıp, Kime? ayıp ne, Hani burada çıplak olun, hepimiz çıplak eşekler gibi çatışırken üstümüze kıyamet kopsun demek değil bu, ama dini anlayış,  dini nasıl anladık Biz şimdiye kadar, şimdiye kadar biz din ile ne anladık, çıplaklığı Ne anladık, iyilik ne,  Ayıp ne, ayıp mı, yasak mi, haram mı, içki içme, cumartesi gün çalışma, domuzu yeme, zina etme, bunlardan Ne anladık, yaptırım uygulamak, bir devletin ve yetkili kurumların koydugu yasalarla olur, yasalarla yaptırım yapar ya, o yaptırima uymayana ceza Keser ki, o yaptırım hukuk olsun herkes işlesin o yaptırımi herkes yapsın. Allah'ın yaptırımları da, helaller ve haramlar, farzlar ve sünnetler şeklinde, sünnetleri peygambere koymuş zaten, kırmızıda geçmek yasak, tamam mı, onu anlatmıştık, ardından tırın freni bu kopmuş geliyorsa, kırmızıda geçebilirsen geç, kurtar kendini, yoksa tır ezecek, altına alacak seni. haramdan kasıt nedir, helalden kasıt nedir, namazdan kasıt nedir, insanlık öyle 5 dakikalarını Allah a ayırmak ile insan olunmaz, Müslüman olunmaz, delik deşik 5 dakikalar, kimin namazı delik deşik değil, bana birini göster çıkar, öyle sağlam namazı delik deşik değil olan. Kimmiş o, namazda Allah'ı düşündün, iyide Allah'ı  görmedik, neyini düşünceksiniz, Allah'ı görmüyoruz ki, neyini düşüneceğiz, yüzünü düşünelim, yüzünü görmedik ki, sesini düşünelim, sesini duymadık ki, elini Hatırlasan elini görmedik ki, gözünü hatırlayalım desek, gözünü görmedik, neyini hatırlayacağız da, namazda Allah ile birlikte olacağız, Allah ne o zaman, Allah kim, ne, gözmü, el mi, Dil mi, kulak mı, ses mi, ki namaza giriyoruz, girdiğimiz le birlikte namazdan çıkıyoruz, kafa başka yerlerde, Yani bunlar mı bizi Müslüman edecek, iyi insan edecek, dünyada Müslümanız, Halim  selim insan, elinden kolundan başkasına zarar gelmeyen insan, Yani bu 5 dakikalar mı yapacak bizi Salim kimse, Müslüman kimse, başkasına zarar vermeyen,  başkasının hukukuna girmeyen, hırsızlık etme ki başkasının malına el koyma, dedik işte hakkullah ünvani kime verilmiş, biz verdik  de, O ismi biz verdik, söyledik, bize göre güzel dedik, Salih Aleyhisselam'a bu isim çok güzel yakışıyor, Çünkü Devenin bile su içmeye Hakkı olduğunu savunan insan, yani hayvanların hakkını savunan adam. deve bir hayvan, hayvan ama, o sudan Devenin de içmeye hakkı var diyerekten iddia eden bir adam, bu o devirde, yani o cahillerin devrinde, bu deveninde hakkı var diyen, ya  bu deve de haftanın 1 günü su içecek demiş, Bunu biz dinde, peygamberler tarihinde, bir dini olan, Salih peygamber oldugunu biliyoruz. Halbuki yaptığı bütün iş, hayvanlarında hakkı olduğunu savunmak, hayvanlar hakkını daha yeni öğreniyoruz, köpeğe tekme atan Bizim milletimiz, daha Salih Aleyhisselam'ın vaktini geçememiş, daha Salih liğe bile erememiş. lan köpeğe tekme atıyor, kediyi  öldürüyor, köpeğin evde yeri ve hakkı yok, kapının dışına koyuyor, Vay Muhammed demiş, köpek evde olmazmış<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Köpek, resim ve heykel bulunan eve melek girmez.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed-il Halk: 27; Müslim, Libas: 17)</span><br />
<br />
<br />
Halbuki <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yürümekte olan susamış bir adam, yol üstünde gördüğü bir kuyuya inip su içti. Çıktığında susuzluktan soluyan, toprak yiyen bir köpek gördü. 'Bana ulaşan susuzluk buna da ulaşmış' deyip kuyuya indi. Pabucunu çıkanp su doldurdu, ağzıyla da tutarak çıktı ve köpeği suladı. Allah ona teşekkür edip onu bağışladı. 'Ey Allah'ın Elçisi, bu hayvanlara iyiliğimizden ötürü bize sevap verilir mi?' diye sordular. 'Her ıslak ciğer sahibine yapılan iyilikten ötürü sevap vardır' buyurdu"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Selâm: b. 41, hd. 153)</span><br />
<br />
daha Salih'i geçememiş insanlık, Salih'i Salih'i, ki Muhammed'e gelsin, Muhammed de, köpek eve girmez demiş olsun, yani hakkullah, hakkullah ne? Devenin de hakkı var demek, bu sadece deve ile sınırlı değil, hayvanlarında hakkı var senin hakkın olanlarda, hayvanlarında hakkı var demek. onların hakkını savunan adam, hayvan hakları kanunu çıkaran adam, Bugün daha yeni öğrendi bunları insanlık. Allah'ın  kaç  bin sene önce gönderdiği hayvan hakları yasasını, daha dün  öğrenebildik, hayvanların sevildiğini de mehdi sayesinde  o na baka baka  özendik de öğrendik. Halbuki Allah bunu bize, taaaa Salih Aleyhisselam döneminden beri bize anlattı, bize gönderdi, dedi bu  din dedi, din değil miymiş hayvanlara Saygılı olmak, Salihin dini din değilmiymiş, Allah Allah ya, bu gavur adeti lan, Biz gavur adeti diye biliyoruz, köpekleri onlar eve alıyorlar,  Allah'ın dini imiş  haaaa., inanamadin degilmi haala, hayvanlara Saygı Var mıymış, bunu bile bilemedi insanlar, bilemedide 15 dakikalık namaz ilemi bunlari bilebilcek gayri, bu delik deşik 5 dakika lar mı, bildircek,......<br />
<br />
Zamanımızın alimleri hemen itiraz edeceklerdir, peygamberimizin, köpek giren eve melek girmez hadisini İnkar etti, yalanladı diye. Hani eshab-ı Kehf kıssası anlatılırken, alimler anlatır ki, eshab-ı Kehf'in köpekleri Kıtmir, onları terk edip, onlardan ayrılmadı, ve mağaranın kapısında Kur'an'da geçtiği gibi beklediği için, o da cennete girecek diye anlatılır, rivayet edilir. Peki bunu bu hadisle kıyas ettiğimizde, Cennet temiz ve temiz olanların yeri değil mi, peki Cennete giren bir köpek var iken, senin ev Cennetten daha mı temiz, daha mı Pak  ki? senin eve köpek girmesin. Tamam hayvanların Hakkı da var dedik diye onları da tepemize çıkarmadık, Hak hukuk Her şey yerine göre.  ve şu sıralar bizim bahçedeki Karıncalar Mutfağa yol bulmuş, mutfağı taşınıyorlar, dün öğlenden kalan makarna yemeği vardı, Karnım acıktı, atıştırayım diye makarna tenceresine vardım, karıncanın bir tanesi içine girmiş, hem de kapak kapalıyken, o pis ayaklarıyla, her yerde dolaşıp geldiği ayaklarıyla, makarnanın içinde dolaşıp durur. Bu da onun hakkımı, incitmeyecek miyim ben o karıncayı, bir tencere makarnayı mundar etti,  Çünkü o minicik ayakları da olsa, yerlerde, mikrop olan yerlerde dolaşıp geliyor, ve onunla makarnanın içine girince, benim vücuduma, o taşıdığı Mikroplar da girmiş olacak, bu onun hakkı değil, Allah onlara kırntı lokmaları rızık olarak vermiş,  O bundan ileriye giderse, hakkını hukukunu aşmış olur. ama ben bir zamanlar vaazlarımın birisinde Demiştim ki, ben Pencerenin önüne ekmek kırıntıları döküyorum, ve Allah kuşlara ilham ediyor, Kuşlar gelip benim  pencerenin önündeki ekmek kırıntılarını alıp yiyorlar, ve bunu Facebook'tan attığımda, şiirci Ceyhun almış kabul edip iman etmiş ki, o zaman o da penceresinin Önüne Ekmek parçaları koymuş, Allahu Teala onun ekmek parçalarını da, oradaki bir martıya ilham edip, git senin rızkın Orada demiş, ve Bir Martı gelip yemeye başlamış, Ve bunu Ceyhun Facebook hesabından resimli paylaşıyordu, yazıyordu, ismini de o martının enayi koymuş, enayi geldi, beleş aldı gitti, yedi gitti falan diyordu, öldü mü artık, hala yaşıyor mu, hala muhabbetleri devam ediyor mu bilmiyorum, ama yani bizden öğrendiği bir hikmet ile, O da böyle bir sevaba girmişti, işte artık biz kendi lokmaları mızdan da hayvanlara veriyoruz zaten, Ama Allah'ın ayırdığı bir Hak hukuk var, Evet hakları var artık, ama onlarda cennette, vaktimiz Cennet vakti olduğu için, onlar da iyisini hak ediyorlar artık.<br />
 ve Peygamberimiz neden köpek giren eve melek girmez demiş olsun, Evet hadis doğru, inkar etmiyorum, Ama, sebebi ne?  Çünkü Muhammed zamanı senin benim gibi halıfleksi yok Evinde, yerde hurma lifinden yapılmış Hasır var, haliflex olsa bile aynı, yani köpek sokaklarda, mikroplu veya temiz yerlerde dolaşıyor, ve ayakları çıplak ayak dolaşıyor, sen gibi ben gibi, Muhammed'in İpek seccadesi de yok, namaza durduğu zaman, yere seccadesini yazsın da, ağzı burnu mikrop kapmasın, yok ki,seccadesi, Vakit girdi  hasırın  üstünde namaza durdu.<br />
Ve eğer dışarıda mikroplu yerlerde dolaşan bir köpek gelip onun secde edeceği yere basar ise, ne olur, tabii ki Muhammed mikropları da biliyor, hasta olur, hastalık kapar, bu kendisi için de böyle, Ashabı içinde böyle, ve onları da aynı şeyi tavsiye edecek ki, mikrop kapmasın lar, değil mi? mesele bundan ibaret, yoksa bugün benim burada, Avusturya'da, bir komşum var, kış vakti gördüm, Hani kışın dışarılar ıslak ve yağmur çamurlu oluyor ya, işte köpeği var,  tazı cinsi bir köpek, onu gezdirip geliyor, evinin kapısının önü, benim Pencereden gözüküyor, Ve evine girmeden önce, paspas koymuş, köpek paspasa ayaklarını siliyor, öyle giriyor eve. akıllı köpek, öğrenmiş,  hayvanların hepsi Akıllı, deli değiller, anlayabiliyor lar, onlarla konuştuğun zaman, iletişime girebiliyorlar, ve demek istediğini anlıyorlar, nasıl öğretmiş ki bu kadın ona, ayaklarını silmesini, demek ki öğrenebiliyorlar. artık cennetteki köpekler öyle pis köpekler değil diyebiliriz, çünkü onları şampuanla yıkıyoruz, ama sokaklarda yine geziyorlar, aynı şey, yine üzerlerinde de bir bakteri cinsi olduğu, bize zarar verebilecek bir bakteri cinsi olduğu söyleniyor, Yani bir kurtçuk, ve o senin Namaz kıldğıın yerlere yatıp oturdu mu, senin burnundan ağzından İçeri girebilir, ve seni hasta edebilir, O yüzden Muhammed bunu demiş olabilir, fakat bugün Bizler seccade sahipleniriyiz, halı sahipleri, süpürge sahipleriyiz, evlerimiz temizleniyor, ve namaz kıldığımız zaman, namaz kılacağımız yere, ekstradan temiz bir seccade yazıp da, onun üzerinde namaz kılıyoruz, öyle hemen halının neresimüsait, oraya durup namaz kılmıyoruz, O yüzden, o tehlike şu anda biraz azaltılmış vaziyette, ve cennette, vaktimiz de, işte köpeklerde evlerde, Hatta yataklarına bile alanlar var, çünkü yıkamış sabunla şampuanla, tertemiz yapmış, öpüyor seviyor, kucağına alıyor, ha bu köpek olsun, ha maymun olsun, diğer başka bir hayvan olsun, Aynı şey, ve Salih Aleyhisselam işte, hayvanlarında Bizler gibi Hakkı olduğunu, hukuku olduğunu savunan peygamber, ve dini de onun, hayvan hakları savunucusu dini, Bu din miymiş, Evet bu da Allah'ın dinlerinden bir din, senin din Algın ne kardeşim, işte böyle bir şey insanlığın İmar ve memur olması, yeryüzünü imar edip, ve içinde gezen memur olması için, Allah'ın gönderdiği ve öğrettiği bilgiler zincirine Biz Din diyoruz, yoksa Beş vakit namaz, bir ay oruc, Bunlar dinin sadece değişik versiyondaki anlatımları. biz onların ne olduğunu daha hala anlamamışiz. Ama her şeyin aşırısı na gidildiğinde ifrat ve tefrit oluyor işte hayvan haklarında da ifrada kaçılırsa, O zaman işte hani Ataların sözü vardır, <br />
<br />
"yüz verdik ayıya, geldi sıçtı halıya..." <br />
<br />
<br />
diye yani ifrata kaçmadan, aşırı gitmeden, onları sevmek, onlara ve hakkına hukukuna riayet edip, onların da dünyadaki zincirlerden bir zincir olduklarını bilip, onlara hayatlarını devam ettirmeleri, ve soylarını devam ettirmeleri hususunda, yardımcı olmak, hem sevap, hem de Din, Allah'ın dini, yani bize öğretisi demek, Onunla da sen cennetlere erebilirsin, zaten vaktimiz Cennet, bundan daha iyi cennetlere erebilirsin. <br />
bak o zamanalar köpeklere  kedilere, nereye kaka edeceği, belki öğretilmediydi, buda sebelerinden olabilir o hadisin, bu gün kedilere  kum döküyorsun bir kaba, o kedi ortaya etmiyor, öğreniyor, gidip o kuma ediyor kakasını.. velhasıl kelam.<br />
<br />
<br />
Hayvanlar manyak değil, öğrenebiliyorlar, hepsinin aklı var Allah'a şükür..<br />
<br />
<br />
İbrahim Aleyhisselam demiş ki Kuranı Kerim'de buyrulan:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (yeniden dirilt hayata getir beas öldükten sonra dirilmek ementüden hatirlayin). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA-129 ayet</span><br />
<br />
benim soyumdan öyle birini tekrar diriltip gönder ki, insanları Zeki kılsın demiş, ve Evet onun soyundan Mehdi, işte dünyaya geldi, insanları o kadar zeki ve akıllı kılacak, ve insanların aklını uyandıracak ki, ve Mehdi İsa'dan, İsa Mehdi den, ve doğan çocuk konuşacak kadar akıllı olacak, aynen Hz isa gibi, ve isa Efendimiz Mehdi'nin çocuğu olduğu zaman, işte doğar doğmaz, Ben peygamberin diyecek kadar akıllı bir kimse, ve konuşabilecek kadar akıllı bir kimse, ermiş kimse, Yani o kadar sizi uyandıracak ki, doğan çocuklar konuşabilecek, artık şu anda yeni Çocuklar cep telefonu kullanabiliyor, o kadar akıllı, ufak çocuk, 3 yaşındaki çocuk,  cep telefonu kullanmasını biliyor, Şu anda televizyonda gördüm, maymunlar bile, Instagram'ı kullanıyormuş, işte mehdi sizi uyandırıp öyle hale getirecek ki, artık doğan çocuk konuşacak hale gelecek,  Allah kitap demeye başlayacak, ve bunlardan 2 tane örnek var, Birisi Muhammed Aleyhisselam, doğunca ümmeti ümmeti demiş, birisi de Hz isa, ben Allah'ın peygamberiyin demiş. burada peygamberden de daha mi üstün olduğunu iddia ediyor, Bu adam sapıtmış diyecekler, ama dedi ki, o t.. öyle bir t.. ki, o t.. olmazsa, Muhammed de gelmez, İsa da gelmez, isa gelmezse Muhammed de gelmez, öyle olunca, sondan gelip de, ruh halinde iken gelip de, insan merymeden, bir çocuk doğurtan Ruh dedik, ve orada yazdık, bunu İsa efendimizin, neden ruhullah olduğunu da, o peygamberlerin ünvalarında, kısaca değindik, mesele budur yani, çünkü isa efendimizin ruhullah olması, Allah'ın ruhundan üfürmesi ile manasında değildir, oradaki mana, daha insan olmamış, yani gelecekteki bir insanın, yani Mehdi'nin o güne göre gelecekteki bir insan,  Mehdi  gelecekteki Mehdi'nin, daha ruh halinde iken,  insan bedenine girmemiş halinde, ruh halindeyken, getirip de Meryem'e çocuk bahşetmesi, O yüzden de ruhtan doğan çocuk olmuş, isa Efendimiz, aynı şey, yine Muhammed Aleyhiselamın da aynı bu şekilde gelmesi, bu şekilde, bu halde gelmesi, yani o yüzden ruhullah, ruhtan doğan çocuk. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Mayıs 2019 Çarşamba<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kör Nokta Nedir? Şeytanı Neden Göremiyoruz?]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43289</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:49:13 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43289</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kör Nokta Nedir? Şeytanı Neden Göremiyoruz?</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلاًۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elleżîne yeżkurûnallâhe kiyâmen veku’ûden ve’alâ cunûbihim veyetefekkerûne fî ḣalki-ssemâvâti vel-ardi rabbenâ mâ ḣalakte hâżâ bâtilen subhâneke fekinâ ‘ażâbe-nnâr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar ayakta dururken, otururken, yan geldiklerinde, yani yatarken, hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!  derler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Bazı sünnetleri peygamber Aleyhisselam bir defa yaptı diye, bir defa yapmak ne farz ve vacip ne sünnettir. mesela haccı Ömründe bir defa yaptı diye, hacca bir defa gitmek marifet değildir, imkanı olan 50 kere de gidebilir, neden? mesela adam Hali vakti yerinde, her sene kurban keserken, Nisap miktarını bir defa geçmiş adam, bir defa kurban kesme şerefine Erdi, ve kurban kesti, ikisi aynı mı? O her sene kesiyor, Çünkü her sene nisap miktarından fazla malı var. hacda böyle, en sevdiğin birisine Muhammed bir kere gitti gördü diye, bir kere mi  gidip görürsün. Hz Adem Aleyhisselam ya da İbrahim Aleyhisselam yaşıyor olsa, Muhammed onu bir kere gördü diye, bir defa mı görmek lazım, O sünneti bir defa işledi, Adem'i bir defa ziyaret etti diye, bir defa mı yapmak lazım? Arafat'ta Adem ile Havva'yı ziyaret etmek, Hz. Adem Sağ Olsa atamızı 1 defa  ziyarete gidip, bir daha gitmez miyiz ziyarete? yine Mesela örnek : peygamber vaktinde, adamın bir tanesi Amerika'ya gidip, oradan bir çuval patates getirse, imkanı o kadar olsa, Bir daha gitme imkanı da olmasa, peygamber ve ashaba patates yedirse, Muhammed patatesi 1 defa yedi diye, biz de şimdi patates yemeyecek miydik, bir defa yiyip Ondan sonra patatesi bir daha yemeyecek miydik? aynı şey.<br />
<br />
Yine ikinci meselemiz de, beş vakit namazın önünde veya arkasında sünnetleri var, cuma namazının yine sünnetleri var, fakat bayram namazının sünneti yok, önünde ve ardında bir sünneti yok, yine cenaze namazı için bir sünnet yok, Önce cenaze namazının sünnetini kılalım da, sonra farzını kılalım diye bir sünnet yok. ve deniyor ki namazda tahiyyatta, son oturuşta, ettehiyyatüden sonra, salavat okunur, Allahümme Salli ve Allahümme Barik duaları okunur, ve ardına da Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur. Ama imkan yok ya da, zaman kısıtlı, önce Rabbenağfirliyi bırakırsın, okumayıverirsin, biraz daha zaman kısa, rabbenaların ikisini de terk edersin, ondan da daha kısıtlı zaman varsa, bu sefer Allahümme barik i terkedersin, daha da zaman kısıtlı ise, bu sefer Allahümme Salli dualarının ikisini de terk edersin, ondan da zaman kısıtlı ise Ettahiyyatüyü bile terk edersin de, sadece bir miktar oturursun, ve selam verirsin, Hatta selamı bile sadece sağ tarafa verir sol tarafa vermezsin. Öyle olunca işte bu salavatı terketme meselesi, namazda salavati terketme meselesi, namazdaki sünnet ile kıyas olunur.  sünnetli namazlar, ve sünneti olmayan namazlar, bunu temsil eder işte. öyle ki namazdaki Rüku ve Secde terkedilmiş cenaze namazı var. Allahümme salli ala Muhammed okunmayan namaz olur mu olur, yine ettahiyatüsüz aolur mu olur, secdesiz namaz olur mu? olur cenaze manazi işte, fatihasız namaz olmaz demiş peygamber peki buna ne diyecegiz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İmam, kendisine uyulmak için öne geçirilmiştir. Bu yüzden, o tekbir alınca siz de alınız. Okuduğu zaman ise susunuz."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Salât, 18, Ezân, 51, 74, 82, 128, Taksîru's-Salât, 17; Müslim, Salât, 77 , 82)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Kim imanın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir." <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, İkâme, 13)</span><br />
<br />
secdesi  olmayan namaza namaz denir mi? deniyormuş cünkü cenaze namazı rükusuz secdesiz namaz, o zaman  kade-i ahirede son oturuşu olmayan, yani Tahiyyatsiz Namaz niye olmasın. Hatta ezan sadece Kıyam ile yapılan namaz, ezan sadece kıyam ile namaz kılmak gibidir, kamet yine ayaga kalkmakdir, yine arafatta sadece vakfe etmek, Allah için bir miktar ayakta durmak, arafatin namazidir, yine yani rukusuz secdesiz tahiyatsssssiz namazdir, yani sadece kiyami olan namaz, Hatta zikir ezansız namaz gibidir, ve zikir içinde Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayette onlar otururken ayaktayken yan gelip yatarken de zikrederler deniyor, Yani öyle olunca Yatarak namaz kılınır mı, kılınır kılınır, yattığın zaman Allah demek Allahi tefekkür etmek, bir an Allahi hatirlayip onu anmak ve Allah deyip zikretmek namazı kılmak gibidir. <br />
<br />
Geçen haftanın sesli vaazında bahsettiğimiz, kasları yapılandıran maddenin magnezyum olduğundan bahsetmiştik. magnezyumun da, yeşil olan her şeyde olduğunu, normal yapısında Doğada yeşil olan bütün her şeyde mevcut olduğunu bahsetmiştik. ve Hızır aleyhisselamın yani yeşilin bozulduğunu bahsetmiştik. Sen magnezyumun Yeşiller de olduğunu nereden biliyorsun, bilim adamları ve tıpçılar öyle demiyor dersiniz, size basit bir örnekle bunu anlatacağım, Allahu Teala aynı Hürriyet'in pazar bulmaca ekindeki gibi, dünyaya bulmacalar koymuş, bulmacayı çözen, Neyin nerede olduğunu çabucacık bulur.<br />
ve Dana kaslı ve güçlü dövüşken dana yada inek yada öküz, et yiyerek ten kaslarını geliştirmiyor, ot yiyerekten kasları gelişiyor, yeşil ve ot ve cinsini yiyerekten, onun kasları güçlü oluyor ki, çiftci onunla çift sürecek, Onunla  ekini biçecek güce erişiyor, yine at öyle, eşek öyle, gücünü etten almıyor, et gözlere Kuvvet verir ki şahinlik kuvveti kazandırır ki atalar demiş ki <br />
<br />
"Deve büyük, ot yer, Şahan (Şahin) küçük, et yer."<br />
<br />
Et yiyenin Gözlerin şahin gibi olur, et yediğin zaman gözlerin iyi görür, ama ot ve cinsini yediğin zaman kasların güçlenir. ot yeşildir Kas yapılandırmasını sağlayan madde neymiş? magnezyum dedim, magnezyum en çok neyde varmış, ot ve cinsinde, yani yeşil ot cinsi yiyecek ve gidalarda. Dana kadar kuvvetli  başka Kaslı kim var? mesela fil diyelim, fil kaslarını  ot ile mi et ile mi geliştiriyor? Tabii ki ot ile, yani Magnezyum ne de varmış bulmacayı çözdük. magnezyum Yeşiller de varmış. ot ve cinsinde varmış, buğday buğday da ot cinsi değil mi, arpa ot cinsi, işte bütün ot cinsini bozmuşlar ki, şu anda kaslarımız yeniden yapılandırma yapmıyor, Ağrı veriyor, herhangi bir hareket Ağrı veriyor, dünyadaki diğer maddeleri de sadece pazar bulmaca ekiindeki bulmacaları çözün nerde neyin icinde oldugunu hemencecik buluvereceksiniz. yani dünyadaki bulmacaları Tabii ki, Hürriyet'in pazardaki bulmacaları çözünce değil, Allah da dünyaya  bunlari bulmaca gibi koymuş, anlayabilene. Bu size bir yol gösterici olsun, bir harita olsun, bunu öğrenin, buna bakın, diğerlerini  de kıyas yaparaktan siz bulun, Neyin nerede olduğunu hemen bulacaksınız Allah'ın izniyle, Bu yolu takip ettiğiniz zaman, size bu rehber olacak. o zaman hiçbir doktorun demesine de ihtiyaç kalmayacak, o doktor öyle diyor, Öyle değilmiş demeyeceksiniz, Allah doktoru, hakiki Doktor, Allah Doktor ne diyor, onu anlayacaksınız, Bileceksiniz, yaratan ne demiş Bize, onu göreceksiniz, bulmacayı çözünce de, Doktora bile ihtiyaç kalmayacak, ama işte maddeleri bozmasalar, GDO suyla oynamak falan olmasa, insanın Doktora bile ihtiyacı olmayacak, Mehdi vaktindeki Mehdi askerlerinin Doktora bile ihtiyacı olmayacak, aynı Muhammed vaktindeki gelen ecnebi  doktora  asahabin ihtiyacı olmadığı gibi, Neyi nereden alacağınızı hemen Bileceksiniz, ihtiyacınız olduğunda gidip alacaksınız Bu kadar basit.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ashâbım Hasta Olmaz!</span><br />
<br />
Ünlü doktor, Medine’ye geldiği ilk gün çok heyecanlıydı. Hayatında ilk defa, Mısır Kralı Mukavkıs tarafından yabancı bir şehre görevlendirilmişti. Buradaki insanları ücretsiz olarak tedavî edecekti. Bu görevini başarılı bir şekilde icra ederse kim bilir kral onu nasıl ödüllendirecekti.<br />
Doktor, Medine’ye geldiğinde ilk önce Sevgili Peygamberimizin yanına uğrayarak kendisini tanıttı:<br />
- Efendim! Kralımız Mukavkıs beni, size hizmet için gönderdi. Burada hastalarınıza bedava bakacağım, dedi.<br />
Peygamber Efendimiz, doktora iltifat ederek ikramda bulundu. Sonra da ona güzel bir yer tahsis edilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için ashab-ı kiramı görevlendirdi.<br />
Doktorun keyfi yerindeydi. Medine’de kendisi gibi başka bir doktor olmadığından onun buraya geldiğini duyan Müslümanların kendisine akın edeceğini düşündü. Onun için Medinelilerden genişçe bir ev istedi. Bu evi aynı zamanda muayenehane olarak da kullanacaktı.<br />
Artık her şey hazırdı. Doktor hastaları beklemeye başladı; fakat tedavî olmak için doktora ilk gün kimse gelmedi. İkinci gün de kapıyı çalan olmadı. Ertesi gün yine aynı… Tam bir ay geçmişti. Günler birbirini kovalıyor; ama kimse hastalığından dolayı tedavî olmaya gelmiyordu. Hem de tedavî için ücret alınmamasına rağmen… Neydi bu işin sırrı. Bu şehirde kimse doktora ihtiyaç duymaz mıydı? Yoksa buradakiler, hastalandıklarında başlarının çaresine kendileri mi bakardı?<br />
Doktor sanki şoka girmişti. Kendisini hiç bu kadar âtıl ve faydasız olacağını düşünmemişti. Hâlbuki memleketi Mısır’da günde onlarca kişiyi muayene eder, bunun için de el üstünde tutulurdu. Acaba burada doktorlar hastaların ayağına mı giderdi? Niye kimse gelip kendisinden yardım istemiyordu?<br />
Hiç beklemeden malzeme çantasını alıp dışarıya çıktı. Medine sokaklarını dolaşmaya başladı. Evlerin yanından geçerken inleyen, acıyla kıvranan birileri var mı diye kulak kabarttı. Karşılaştığı kişilere “Ben bir doktorum. Aranızda hasta olan varsa onu bedava tedavî etmeye geldim.” diyerek kendisini tanıttığı hâlde kimse ona herhangi bir hastalıktan dolayı şikâyet etmiyordu. Gülümseyen yüzlerle onu selamlayıp geçiyorlardı.<br />
Doktorun merakı biraz daha artmıştı. İnsan topluluğunun olduğu yerde doktora nasıl ihtiyaç duyulmazdı? Bunun mutlaka bir sebebi olmalıydı. Bunu kim bilirdi acaba?<br />
Doktor tekrar Sevgili Peygamberimizin yanına gitti. Hayret dolu bir ifade ile:<br />
- Efendim! Buraya, size hizmet etmeye, dertlilerinize derman olmaya gelmiştim. Fakat haftalar geçmesine rağmen bugüne kadar hiç kimse tedavî olmaya gelmedi. Onun için benim burada durmamın artık bir anlamı kalmadı. Müsaade ederseniz ülkeme dönmek istiyorum. Fakat sormadan da edemeyeceğim. Sizin arkadaşlarınız hiç mi hasta olmaz? dedi.<br />
Doktorun şaşkın dolu bakışlarına Resûlullah Efendimiz tatlı bir tebessüm ile karşılık verdi. Sonra da şöyle buyurdu:<br />
- Benim ashabım pek hasta olmaz. Çünkü onlar acıkmadıkça bir şey yemezler. Sofraya oturduklarında da tam doymadan kalkarlar!<br />
Doktor, bu ifadeler karşısında adetâ büyülenmişti. Bütün hastalıkların reçetesi işte bu idi. Şimdi Medinedeki Müslümanların neden hastalanmadığını daha iyi anlamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Şabanın Hilali ve 1 Şaban 1440</span><br />
<br />
7 Nisan pazar gecesi Garp ufkunda Hilal'i gördüm, Hilal'in biriydi, Şaban'ın biriydi, herkim Ağzıyla kuş tutsa Gelse, bana şu gündü dese inanmam, hakkal yakin, Aynel yakin gözlerimle, 7 Nisan pazar gecesi Hilal'i gördüm, ve pazartesi 8 Nisan Şaban'ın biri, ve 15 gün sonra da Şaban'ın 15 i eder, ve o da gelecek hafta pazartesi güne denk gelir, Berat 15'inin gecesidir Şaban'ın ortası.  Hatta Pazarı pazartesiye bağlayan gece  ayın 15'i olacak yani Berat Kandili, kimse bana bunun dışında bir şeye inandıramaz gözlerimle Aynel yakın gördüm diyorum, Hilal'i gördüm Hilal'in birini gördüm kimse şu gündü Bugündü diye buna karşı iddia öne sürmesi Avusturya'da Bulunduğum yerde akşam çocuğu işe götürürken Garp ufkunda batı tarafında gökyüzünde Hilal'i gördüm.<br />
<br />
ikinci mesele hala Hafız yetiştiriyoruz diye övünen  adamlara Merhaba, bunu daha önce konuştum, anlattım, yine Anlatmaya çalışacağım :<br />
<br />
Sen Hafız yetiştirdin, adam 6 sene, yada 2 sene, 3 sene bunu ezberlemek için, canını dişine taktı, işini aşını bıraktı, zevki sefayı bıraktı, ölü gibi adam oldu, hafız oldu. ama şu anda istedikleri kimseyi hasta edebiliyorlar, Sen 6 sene uğraştın hafız yaptın, adamı hasta ettiler 2 ayın içinde öldürdüler, Ne oldu, senin 6 senelik emeğin Zayi Oldu, iki ay içinde öldürdüler. Eskiden  hafızlık Lazımdı, yazabilcek defter kağıt yok, matba yok, nasil cogaltilcak, kuran el ile yaziliyor, kagit yoksa deriye yazmişlar, deride yoksa, kemige yazmişlar, yani hafizlik mecburi o zaman. Peygamberimizin 70 tane yetişmiş öğretmenini bir gecede Şehit etmediler mi <br />
<br />
#############<br />
<br />
Benî Âmir Kabilesinin efendisi ve reisi Ebû Berâ' Âmir bin Mâlik, Peygamberimiz (s.a.v.)'i ziyaret maksadıyla Medine'ye geldi. Ebû Berâ, samimi bir insan, Resûl-i Ekrem ve Müslümanlara dost biriydi. Efendimize hediye etmek üzere de iki at ve iki deve getirmişti. Ancak Resûl-i Ekrem,<br />
<br />
    "Ben, müşriklerin hediyesini kabul edemem. Eğer hediyenin kabul edilmesini istiyorsan Müslüman ol!" <br />
<br />
diyerek onun hediyesini kabul etmedi ve kendisini Müslüman olmaya dâvet etti.<br />
<br />
Ebû Berâ o anda Müslüman olmadı, ama İslâmiyete karşı gösterdiği alâkadan da vazgeçmedi. Peygamber Efendimize,<br />
<br />
    "Yâ Muhammed! Beni dâvet ettiğin din, pek güzel, pek şereflidir. Kavmim benim sözümü dinler. Eğer sahabîlerinden birkaçını Kur'an ve Sünneti öğretmek üzere gönderecek olursan, ümit ederim ki, dâvetini kabul ederler." dedi.1<br />
<br />
Resûl-i Kibriya Efendimiz, Necid halkına pek güvenmiyordu. Ashabına bir hâinlikte bulunabilirler endişesini taşıyordu, "Göndereceğim kişiler hakkında Necid halkından korkarım." diyerek de bu endişesini izhar etti.<br />
<br />
Ancak Ebû Berâ' teminat verdi. "Onları ben himâyeme aldıktan sonra, Necid halkının onlara dokunması hadlerine mi düşmüş?" dedi.<br />
<br />
Ebû Berâ'nın güvenilir, sözüne itimad edilir biri olması, Peygamber Efendimizin endişesini giderdi. Sonunda kırk veya yetmiş kişiden ibâret irşad heyetini göndermeye karar verdi. Altısı Muhacir, diğerleri Ensardandı. Hepsi de Suffa ehli idi. Başlarına Münzir bin Amr tayin edildi.2<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ayrıca Necid halkına ve Benî Âmir reislerine verilmek üzere heyetle birlikte bir de mektup gönderdi.<br />
<br />
İrşad ve tebliğ heyeti Bi'r-i Maûna denilen mevkie vardı. Burası Medine'nin doğu tarafına düşen Süleym ile Âmiroğulları yurtları arasında kalan Benî Süleym'e âit bir su kuyusu idi. Burada Hz. Resûlullahın mektubunu Amir bin Tufeyl'e götürmek vazifesini, Haram bin Milhan üzerine aldı. Bu sahabî mektubu getirip ona teslim etti. Ne var ki, mektubun muhatabı Âmir, okuma gereği bile duymadan elçi sahabîyi orada şehid etti.3 Aziz şehidin bu adamın darbeleri altındaki son sözleri şunlar oldu:<br />
<br />
    "Allahü Ekber! Kâbe'nin Yüce Rabbine yemin olsun ki, kazandım gitti!"4<br />
<br />
Âmir bin Tufeyl, bu ma'sum sahabîyi şehid etmekle de yetinmedi. Âmiroğullarını heyetteki diğer sahabîleri de öldürmek için yardıma çağırdı. Ancak, Âmiroğulları önceden Ebû Berâ, gelecek irşad heyetine dokunmayacaklarına dair söz vermiş bulunduklarından, bu adamın yardımına yanaşmadılar.<br />
<br />
Benî Âmir'den yardım konusunda red cevap alan Âmir bu sefer kendisi gibi gözleri ve gönülleri kan ve kinle dolmuş Süleymanoğullarından birkaç kabilenin yardımını temin etti. Hep birlikte Maûna Kuyusu mevkiinde olup bitenlerden habersiz bekleyen masum sahabîleri de şehid etmek üzere harekete geçtiler.<br />
<br />
Bu arada, mektubu götüren sahabinin geciktiğini gören irşad heyeti, dinlendikleri Maûna Kuyusu mevkiinden durumu öğrenmek üzere Necid bölgesine doğru yol almışlardı. Tam o sırada, karşılarında elleri silahlı kalabalık bir müşrik topluluğu buldular.<br />
<br />
Sahabîler kılıçlarını sıyırarak kendilerini çepeçevre kuşatanlara,<br />
<br />
    "Vallahi bizim sizinle hiçbir işimiz yok. Biz sadece Peygamberimiz (s.a.v.)'in verdiği bir vazife için yolumuza gidiyoruz." dediler.5<br />
<br />
Fakat, kana susamış müşrikler, bu sözlere aldırış bile etmediler. Kararları kesindi. İslâm ve îmânı öğretmek kudsî vazifesiyle yola çıkan bu fedakâr sahabîleri, teker teker şehid edeceklerdi.<br />
<br />
Başlarına gelecekleri fark eden sahabîler, el açarak Rabb-ı Rahîmlerine şöyle yalvardılar:<br />
<br />
    "Ey Rabbimiz! Durumumuzu Resûlüne haber verecek burada kimsemiz yok. Selâmımızı ona Sen ulaştır! Peygamberin vasıtasıyla kavmimize haber ver ki: Biz Rabbimize kavuştuk. Rabbimiz bizden razı oldu ve bizi de razı etti."6<br />
<br />
Aynı anda Cebrâil (a.s.) bu kahraman sahabîlerin selâmını ve durumlarını Resûl-i Kibriyâ Efendimize ulaştırdı.<br />
<br />
Selâmlarına, "Aleyhimüsselâm" diyerek karşılık veren Resûl-i Ekrem, ashabına dönerek müşriklerin bu fedakâr kardeşlerini şehid etmek üzere olduklarını haber verdi ve onlar için mağfiret dilemelerini istedi.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ashabına bu haberi iletirken irşad heyetinde bulunan sahabîlerin bir kaçı müstesna diğerleri hâin düşman mızraklarıyla delik deşik edilmiş ve şehid olmuşlardı. Kurtulan sahabîlerden ikisi, deve gütmeye gitmişlerdi, biri ise öldü diye şehidler arasında terk edilmişti. Develeri güden iki sahabî, bir müddet sonra Bi'r-i Maûna mevkiine dönünce dehşetli manzarayla ürperdiler. Bu ciğer parçalayıcı sahne karşısında gözyaşı döktüler. Kendine hakim olamayan biri, müşriklerin arkasına takıldı ve şehid oluncaya kadar kendileriyle çarpıştı. Diğeri ise esir alındı, ancak sonradan serbest bırakıldı. Şehidler arasında öldü diye terk edilen Ka'b bin Zeyd Hazretleri ise müşrikler ayrıldıktan sonra, çıkıp Medine'ye geldi.7<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberimiz (s.a.v.)'in Bedduâsı</span><br />
<br />
Bu seçkin sahabîlerinin haince bir suikaste kurban gitmelerinden dolayı Peygamber Efendimiz son derece üzüldü.<br />
<br />
Enes bin Mâlik, "Resûlullahın Bi'r-i Maûna'da şehid edilen ashaba yanıp üzüldüğü kadar hiçbir kimseye, hiçbir şeye yanıp üzüldüğünü görmedim."8 der.<br />
<br />
Duyduğu derin üzüntü, Peygamber Efendimizi, bu canilikte bulunanlara bedduâ etmeye kadar götürdü. Haber aldığı gecenin sabah namazında birinci rekâttan sonra ikinci rekâtın rükûundan doğrulunca şu bedduâda bulundu:<br />
<br />
    "Allah'ım! Mudar kabilelerini kahreyle. Allah'ım! Onların yıllarını Yusuf Peygamberin kıtlık yılları gibi çetin yap, başlarına dar getir. Allah'ım! Lihyanoğullarını, Adal, Kare, Zi'b, Rı'l, Zekvan ve Usayya kabilelerini sana havale ediyorum. Zira, onlar Allah'a ve Resûlüne karşı geldiler."9<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.), bu bedduâsına bir ay boyunca, vakit namazından sonra devam etti. Sahabe-i Kiramda "Âmin" dediler.<br />
<br />
###########<br />
sen bundan ders almayacak mısın? daha Hafız yetiştiren Ahmet, mehmet amcam. Bugün USB Stick diye bir şey var, Kuranı Kerimi tefsirleri  ile mealini  aslını al içine koy, kalbinin üstünede bir cep dik, cebine koy,  Hatta Chrome Bir tane çanta yaptır, böyle küçük bir şey, ya da hem çelik zırhlı bir tane çanta yaptır, onu içinde evinde sakla.  ev yansa bile içindekine bir şey olmaz. 8 gigabyt USB Stick alsan içine her halde  hepsi girer. tefsirde girer, Kur'an'da girer, hadislerin hepsi, kütübü sittede girer, olmazsa biraz büyük 60 GB lik SD kartlar var ona koy. Hafız yetiştireceğim diye uğraşma, tamam mı? Bir millette 10 tane  5 tane Hafız olsun o yeter, o sünnet daha devam etsin, herhangi bir rizoko için Hafızlarda olsun, ama milleti de, Çoluğu çocuğu da bu durumda strese sokma,  ölü gibi oluyorlar, hafızlar ölü gibi, hayattan ümitleri kırılmış, Benzi solmuş, sarılık hastalığına tutulmuş gibi oluyorlar, insanı sıkarak böylece psikopat hasta gibi oluyorlar. o yüzden şu anda teknolojiye uyuyacaksın,  işte adamı öldürdüler kaza oldu yada bir kurşun geldi, yada ömrü hitam etdi öldü, dünyada bir kaza oldu öldü Hafız gitti, o kadar emek zayi oldu, internete binlerce PDF halinde kuran ve hadisler mevcut onlari SD yada USB sticke atacak olsanız, 5 dakikanızı almaz. bunlar o kadar pahalı da degil.  O da kaç para üç kuruş beş kuruş her ne ise, herkes cebinin, cep telfonun icine bile alabilir, hem okumali, hem saklamali, alsın  koysun evine, evine cebine koymuş,  birde  bunu hizmet olaraktan çoğaltıp dağıttın herkese, Madem yapacaksın hizmet, hafızlık, ben sana bir günde 1 000 000 Hafız yetiştirebilirim nasilmı  işte Kuranı Kerim Arapçası hadis Arapçası Türkçesi mealinın kaydedildiği 1 000 000 SD kart bu işi görür, artık o 3 sene 5 sene hafızlık vakti geçti, sen hala hafız yetiştirmekle sen diyorsun ki, Ben çifti tarlayı haala kara saban ile süreceğim demek gibi, kara saban ile süreceğim diye iddia ediyorsun haala.  artık o devir bitti şimdi modern traktörler vakti olduğu gibi, hafızlık Vakti de bitti diye anlattık bunu, bir kurşun ya da bir hastalık bir kaza öldürdü geçti, o kadar emek zayi oldu, böyle saklanacak bir durum yok, o zaman Kağıt Yok kardeşim, Kağıt yok kürek yok, yazma yok, çizme yok, başka ne yapsın Muhammed. moderniteye uyacaksın, zamanın giderine uyacaksın, mehdi vakti alttınçağ, artık  bilgisayarlar, laptoplar kamerelar, videolar youtubeler vakti. hepsi şu anda mevcut,Videolara cek ve  YouTubeye yükle,  o Kurani 50 tane kari ye hafıza okut öyle sakla, madem teganni seviyorsun, şarkı gibi okunmasından da hoşlanıyorsun, o zaman falancı hafızdan filanci hafızdan kari den diye de kaydet sakla artık, 1 000 000 Hafız yetiştirmeye gerek yok. herşeyden soyutlanmiş saf çocuklar oluyorlar, etrafına bakamaz hale geliyor, Hafız mış Vay o günah, Hafız mış Vay bu günah, her şeyden soyutlanıyorlar. Sen hafızsın o olmaz, sana yakışmaz, bu yakışmaz, halbuki bizde ruhbanlık yok. <br />
<br />
 <br />
Berat gecesi meselesine yeni açıklama, mesela bir bardak su kattığımızda, bir bardak su demek için, bardağın su dolu olması lazım. bardağa su katmaya başladığımız zaman, içindeki az bir su olması, bir bardak su dememize sebep olmuyor, fakat İslam'da cuma, perşembe akşamından girmekte, Perşembe İkindiden sonrası Cuma olaraktan sayılıyor. ve biz Hilal'in Perşembe ikindiden sonra gördüğümüz zaman, o gece Mesela ayın biri oluyor ertesi gündüz cuma gündüzüde ayın biri nin Gündüzü oluyor. yani bizde su bardağına su damlatır damlatmaz 1 bardak su demiş oluyorsun, İslami kurala göre, yani Perşembe'den Cuma girmiş oluyor ve hilai ilk vakite gördün, o gün başladı demek bu. Öyle olunca ben evelki gün 17 nisan 2019 Çarşamba  akşamı  dolunayı gördüm, ve Berat Gecesi olduğuna karar verdim, ve ona göre de amel ettim, zikirlerimi falan cektim. ve hatta Ertesi sabah da yine Berat gecesinin gündüzü olaraktan Seher Vaktinde zikrimi ikisinide yaptım Berat gecesi ve gündüzü hürmetine. Ay yin dün gece de yine Dolunay halindeydi, ay 2 Gece Dolunay olmaz, ayın 15'i 2 gün olmaz, ya 15 idir, ya 16'sı, Ya 14'ü dür. böyle olunca sadece saat farkı yüzünden ben 2 gecede ayı Dolunay halinde gördüm. ayın geç doğup geç batması sebebiyle. ve evvelki  Gece Dolunay görünce, ve haberlerde  Fransa'daki Notre Dame'ın kamburunun olduğu kilise yanmış, Meryem Kilisesi, İsa efendimizi Meryem'in, düşmanlarından sakladığı tapınak ve kiliselerden birisi, ve Fransa'ya kaçtıkları zaman. yine aynı gün Mescidi Aksa'da yangın çıkarmışlar ve İsa Efendimiz'in mezarını yakmaya kalkmışlar, ve Avrupa'dan osten Bayramı yani yumurta bayramı diye geçen bir bayram vardır ve İsa'nın önce çarmıha gerilmesi ve üçüncü gecede tekrar dirilişini ele alan bayramdır. ve dün Gürün dönerstag idi yeşil yeme günü,ve onlar gelenllikle Ispanak yemegi yerler ve et yasak ot serbest, yani tekrar yeşermesini temsil eden, tekrar Hayat, Hz isa nın bedenine  Can girmesini temsil eden, canlı Perşembe günü  ve bugün cuma karfreitag yani carmih ve içinde tekrar canlandı ve pazar gecesi ostersontag   son yemek ve kuzu eti ekmek ve şarap ve şerbet sofra, cumartesi oruc et orucu  diye geçiyor çarmıha gerilmesi, ve pazartesi ostermontag  pazartesi günü İsa Efendimiz yeniden Can bulup kalktığı gün olaraktan kutlanıyor, normalinde Bu bayramda İsa efendimizin yeniden dirildigi gün diye bildikleri gün, ve Mehdi Aleyhisselam İsa Efendimizden, İsa Efendimiz Mehdi den, Çünkü isayı meryem'den doğurtan çocuk, Gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk, Mehdi'nin sebebiyle Mehdi  olan isa doğar  Gelecekteki isa Mehdidir geçmişteki hali isa dır, gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk.  ama arada baba yok Gelecekten gelen çocuk,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">zaman yolculugunda aradaki baban yok olursa ölümsüz olursun teorisi</span><br />
<br />
arada bir baba yok, kendisi gelip kendisini doğurtan çocuk,  bir baba yok ki zamanda yolculuk hainleri gidipte babasını silse yok etse de Mehdi'nin dünyaya gelmesine veya isa nın dünyaya gelmesine engel olabilse. ama bunu düşünemeyen ahmak Deccal ve avanesi, işte zamanda yolculuk ile İsa'nın doğmasını engelleyerek den Mehdi'nin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar. ve onun izlerini yakarak dan İsa yanarsa, Mehdi de dünyaya gelemeyecek, bu zamanda yolculuk hikâyelerinde meşhurdur zaten, Sen gidip babana öldürürsen artık seni kimse öldüremez hikayeleri falan var, Deccal kendisi için bunu tasarlıyorlar ama, Allah zaten isa ile mehdiyi böyle yaratmış bile.  isa için ve Mehdi içinde babasını öldürünce,  artık yeniden  Mehdi olaraktan Doğamayacak artık bir daha Mehdi diye bir şey olmayacak hikayeleri yüzünden, masalları yüzünden, isa Efendimizin kabrinin, Ve Fransa'da saklandığı o Notre Dame Kilisesi nin yakılması Bu yüzden. ve orası meşhur frankeştayn canavarının deccalı icat ettiği yer, Çünkü diyoruz Musa arayan firavunun sarayında arasın, mehdiyi arayan deccalın yanında, Deccal arayan Mehdi'nin yanında arasın değil mi? Allah sağ eli sol elin hemen yanına, sağ gözü sol gözün hemen yanına vermiş, yani kardeş gibi, Yani aynı arkadaş gibi, Ve yine Ebu lehebi Muhammed'in vaktine, yine firavunu Musa'nın vaktine vermiş değil mi? Öyle olunca, İşte o frankeştayn denen Fransız gavur, kappe gavurun, orasını Meryem annemizin yaptığı o Tapınağı, genlerden oynayarak tan yeni icatlarında canavar yaratma işinde kullandığı laboratuvar olarakktan kullanıyormuş, ve oradaki yarattıklarının izlerini, hem Deccal'in arkasının izini siliyorlar yakarak dan, hem de Hz isa ve onun izlerini silerekten, Mehdinin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar.  ve Allah bunların bu halinide bildiği için, bu sene berat erken geldi. ve isa Efendimiz ay dedik, dünyadan Ayrılamayan, dünyadan kopup fakat ayrılıp  gitmeyen ayrılıp gitmeyen,  dünyaya hâlâ bağlı, bu ay onu temsil eden. ay, tam Dolunay olması, tam tekmil  çocuk demek, hani Çocuğun belli aydan sonra  altı aydan sonra  erkek mi dişimi Olacağı belli oluyor, 6 aydan sonra gidiyorsun  o kadına ultrasonar denen cihaz ile bakıyorlar çocuğun erkek mi kız olacağı belli oluyor, o zaman görebiliyor ayın 15'i odur yani nısfuş Şaban odur, yani Dolunay halinde artık çocuk kız mı olacak erkek mi olacak belli olmuştur.  o yüzden işte Şaban'ın ortası bu sene erken geldi ve ben dedim eveli gün gece gördüm. şimdi normalinde Diyanet ve benzerleri bugünü(19 Nisan2019) u Şaban'ın 14'ü olaraktan kabul ediyorlar ve bu gece görülecek Dolunay 15'i olaraktan kabul ediyorlar, 3 gün Dolunay olmaz, Eğer oluyorsa Bunda bir iş vardır. ve işte  15'inin Erken gelme sebebi, Muhammed Aleyhisselam ile birlikte İsa Efendimiz erken kaldırılmış, yeniden dirilmesi var ya, her sene yeniden diriliyor, ve Bahar ile yeniden diriliyor, Muhammed ile İsa Efendimiz. işte Muhammed gitmiş İsa efendimizi kaldırmış, ve erken kaldırmış, Evveli gün gece kaldırmış, cennete gitmişler, Oradan da başka bir yere gitmişler, ve  oraların yakıldığından Allahu Teala'nın haberi olduğu için, bu sene Berat gecesi erken geldi, erken doğan çocuk, fakat taşakları ve çükü denk çocuk.  Çünkü Dolunay erken geldi. Biz daha Dolunay olmamış haline Dolunay demedik, her şeyi tastamam bir çocuk, ve İsa Efendimizin  yeniden  kalkması yeniden çocuk olaraktan doğması, işte bunun önüne geçmeye çalışıyorlar. bunu önlemek için de isa nın yeniden doğmasını engellediği zaman, Mehdi de dünyaya gelmemiş olacak, çünkü Mehdi de Muhammed'den olunca, Muhammed de dünyaya gelmemiş olacak, Muhammed'in önünü kesiyor, Mehdi'nin  önünü kesiyor,  Allah Buna müsaade eder mi, elbet müsaade etmez, Sadece Mehdinin önü'nün kesmiyor, Mehdi gelmezse, Muhammed de gelmemiş oluyor, Muhammed de gelmeyecek o zaman. Allah bunu bildiğinden Muhammed'i de isa mehdiyi de erken kaldırmış, ve birlikte cennetin başka bir köşesine alınmışlar, ve bu vaktimiz Cennet dedik, cennetin hangi köşesinde ler acaba, bu cennet dünyamızın hangi köşesindeler onu Allah biliyor. Umut güneşi Mehdi sağ, ve ayakta görevinin başında, ve İsa Efendimiz sağ, ve ayakta, görevinin başında, ve annesi Meryem de sağ, ve ayakta, görevinin başında. ve düşünün işte Meryem annemiz bir kadın olmasına rağmen işte Mehdi'nin t... isa yı korumak için, yaşayan t.., İsa'yı korumak için, işte memleket memleket kaçmış, ve oralarda Meryem kiliseleri oluşturmuş, ve düşünün Karadeniz'deki Sümela manastırına gelmiş, Sümela Manastırı'nı kuran yine Meryem annemiz, orada İsa'yı Dağın Eteğinde saklamak durumunda kalmış. Aman yarabbi, kırlangıç mı Oluverdin ey Meryem annemiz. o Dağın tepesine harçları taşları nasıl çıkardın? kırlangıç mı oldun o vakit. Evet Kırlangıçlar işte böyle eteklere yuva yaparlar, ve Meryem annemizin cibiliyeti o an kırlangıçlığa dönmüş, ve Sümela Manastırı Dağın eteğinde, oraya yol yok, eşekle taşınmaz, ne ile O taşları kestiniz taşıdınız, bir kadın başına, sen o Manastırı nasıl yaptın. işte isa nın korunması, isa t.. korunması, Mehdi'nin bu vakte dünyaya gelmesi o t.. sayesinde, öyle mühim t... Muhammed de olmaz yoksa, Mehdi doğmaz Yoksa, öyle korunmuş. kırlangıçlarla da korunmuş  Bunu daha önceki vaazlarımızda anlatmıştık işte Ebabil Kuşları, Ebabil, Ateş, Siccin taşları atan Kuşlar. ve Meryem annemiz Sümela Manastırı'nı inşa etmiş kadın başına, daha sonra oradanda Brezilya ya gitmiş. Aman yarabbi nasıl gittin Brezilya ya bir kadın başında, Nasıl gittiniz isa yı nasıl korusun, o T.. nasıl korusun, Öyle alelade bir t...a değil o tabanca çünkü.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ve kafir Deccal, sonunda sanal Şeytan da icat etti!!!</span><br />
<br />
Bazı Hollywood filmlerinde bu gösteriliyor ki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"FlashMAN" </span>lakaplı bir canlı, insanın bir çeşidi olaraktan, bazı güçleri olan bir insan olaraktan lanse ediliyor. Flaşman yani fırt fırt fırt, fırt orada, fırt burada cok HIZLI. <br />
<br />
Şeytan ne demek? biz onu neden göremiyoruz? evlere damlara her yere giriyor çıkıyor, içimize bile girip çıkıyor, Biz onu neden göremiyoruz?<br />
<br />
Kör nokta diye bir şey var, insanın kör noktası diye bir şey var, Orayı etrafını dönse bile göremiyor o kör noktayı İnsanoğlu. ama bunu bilim adamları tespit etmiş, gözün açısının dışında kalan küçük bir dar bir alan var, orası kör nokta, orayı ne yapsa göremiyor İşte o alan aralığı şeytanın dolaştığı alan ve bulunduğu alan. ve düşünün arabayla giderken aynı şekilde, insanın bazı Kör noktaları var, yine çalışırken, yerken, içerken bazı Kör noktaları var, Orayı Sakın ha görmüyor gözler, ve bunları tespit ettiğimiz zaman, bunu bir kod ve yazılıum olaraktan yazdığımızda, Yani sen bir yere bakarken, öbür tarafına görmediğin yerlerin hepsinin bir formül ve kod olaraktan ve yazılım olaraktan bilgisayara yazılım toplayalım, hepsini alalım, ve bunların hepsini alalım. insanın hareket ederken, işçi çalışırken, yemek yerken, iş yaparken, Tuvalete girerken, evden çıkarken, bunların hepsini topladığımız zaman, hepsi bir yazılımı eder mi bütünü, Kör noktaları topladık bile, bildiğimiz bilebildiğiniz bütün Kör noktaları topladık, ve bunu bir yazılımı olaraktan yazdık, ve ve bunu da robot ve insan karışımı bir modelin içine beynine kaydettik, ve artık o nada isim olaraktan <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">FlashMan</span> dedik ve ona isim de verdik artık, arabaya da binerken, senden önce biner, sen onu hiç göremezsin, Sen frene basarken,o  gaza basar, Sen hiç görmezsin, Yani bütün kör noktalar ona ait, senin nerede ne ile meşgul iken, Neyi görmediğini bilmediğini bilen bir yazılım, ve bunu Deccal ve askeri yazdılar ve bu robot karışımı insanı, yani yaratık, frankeştayn canavarlarından birisi de bu, Bunu da böyle bir canavara yüklediler, ve şu anda sanal Şeytan, yani yarı insan yarı robot şeytan oluşturdular, ve şu anda insanlara, her türlü Melaneti bununla yapmaktalar.<br />
<br />
Ebu Ümame (ra) rivayet ediyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Allahım, göz açıp kapayıncaya kadar dahi beni nefsimin eline hakimiyetine bırakma, ve bana  verdiğin güzel şeyleri geri alma."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Dâvûd ,Edeb 110, Camiüssağir-1478)</span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimizin böyle  Allahu Teala sığındığı rivayet oluyor. <br />
<br />
işte göz açıp kapama meselesi nerede geçiyordu Kur'an'da?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmike, ve innî aleyhi le kaviyyun emîn. Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuke, fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur, ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsihi ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” dedidiginde)<br />
<br />
"Cinlerden bir ifrit , ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi.<br />
<br />
Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Neml Suresi 38,39,40. Ayet. 38 arapcasinda yok</span><br />
<br />
Süleyman'ın tahtı getirmesini istediğinde cinlerden bir ifrit sen yerinden kalkmadan dedi Başka bir alimde dedi diyorlar O da sen gözünü Kırpasıye kadar dedi diyorlar, Demek ki o alimde insan değilmiş, Berfu yada Berhıyâ diyorlar, O insandı diyorlar, Alim kimseydi dedi o ayete, oda normal insanlardan değil , cinlerdendi ki, diyor ki işte peygamber onun eline bırakma diyor Peygamber Efendimiz, yani göz açıp kapayana kadar diyor. göz açıp kapayana kadar ben dedi getiririm dedi Berhıyâ, şimdi o cins şeytanın iyisi var, Mümin olanı var, Bir de bunun kafir olanı var, onun yapacağı şeytanlığı düşünüyor musunuz. göz açıp kapayana kadar,  o yanına geldi senin, ve altınını, aldı falan adamın evine soktu, Ondan sonra da sana da geldi,  Senin altınları falanadan çalmış git çabuk öldür onu geri al dedi, gittik Baktık Altınlar orada, öldürdün, Halbuki adamın alakası yok, yani bu şeytanın yapabileceği şeytanlıkları düşünebilir misiniz, biribirine herkesi kırdırır, düşman eder işte. demiş ki Peygamber Efendimiz beni göz açıp kapayana kadar bile nefsimin eline bırakma, Yani beni onun eline bırakma işte o orada nefis olarak  lanse yapıldı, işte "falaşman" şu anda böyle,  fırt orada, fırt burada, bir orada bir burada, bir de hızlı  ve tarafıda deccaldan tarafa müminlere neler yapmaz degil mi?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Allah için birbirini seven iki kimse bir araya gelseler ve, salavat getirip musafaha etseler, ellerini toka etseler, günahları sonbahar yaprakları döküldü gibi dökülür, ayrılmadan önce Allah'ın affına ermiş olurlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Edeb: 143,el-Ezkar Trc. s.480)</span><br />
<br />
buyurdular Rabbim sevenleri sevdikleri ile bir araya getirsin, Allah için sevişenleri bir araya getirsin de, günahlarımızı onların hatırına, sonbahar yaprakları gibi döksün inşallah.<br />
<br />
Kehf suresindeki Zülkarneyn ayetlerinde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnna mekkenna lehu fil ardı ve ateynahu min kulli şey'in sebeba.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Kehf Suresi 84. Aye</span><br />
<br />
<br />
inna mekkenna fil  erdi geçiyor, bu buradaki Mekkanne  degil esas yazılımı "Ma kane" dir peki o ne demektir yani Yasin Suresi'nde geçen Kün Feyekün kelimesi <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn 82. ayet</span><br />
<br />
yani "Kün" Ol deyince olur, Allahu Teala isimlerini ve sıfatlarını, yeryüzündeki insan, hayvan, bitki ve madde ve melek ve cin halifelerinde tecelli ettirmekte olduğunu söylemiştik, ve İşte o Kün deyince Ol deyince olur sıfatı ve ismini tecelli ettirdiği kimsede Zülkarneyn miş Zülkarneyn isimli lakaplı kimseyi vermiş o ayette öyle diyor, mekkanna(Ma Kane Ne olmasini isterse dilerse olsun) ismini ona verdik buyuruyor amma sadece dünyada "fil ardi" diyor dünyada ma kane görevini ona verdik, Ol deyince olduran işini de ona verdi. Yani bir nevi Allahlık görevi, halife Amma <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"ma kane"</span> halifesi, Ol deyince olduran halife, ve bu kim olabilir? <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Zülkarneyn ismi nasıldır?</span><br />
<br />
zül demek, hata demek, Karneyn ne demek hani karınca Vadisi diye yer var, karigne karincasi vadisi, köy demek köyler demek ya da halk demek, karınca halkı  amma normal karinca degil isiran karinca <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
حَتَّىٰ إِذَا أَتَوْا عَلَىٰ وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtımenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş´urun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ne zamanki, karınca vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki: Ey Karıncalar!. Yuvalarınıza giriniz, Süleyman ve onun askerleri farkında olmadıkları halde sizi ezmesinler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NEML SURESI 18. AYET</span><br />
<br />
Öyle olunca ve sonraki kelime de "ayn" kelimesi Ayn demek tek göz, "ayneyn" iki göz demek, öyle olunca Zülkarneyn "Hatali köyün efendisi" 2 hatalı bakışın olduğu halk, iki hatalı görüşe sahip olanlar, yani biri Mehdi biri Deccal ve taraftarlari zamani, ve bunlardan Zülkarneyn işte burada iyi olanın temsil ediyor, Yani mehdiyi temsil ediyor, ve iki gözden birisi deccalın, Deccalın Gözünün bozuk olduğu bilindiğine göre, iki gözden iyi gözlü olan, görüşü isabetli olan Mehdi Aleyhisselam, Gözü bozuk olan ise Deccal Aleyhisselam, bunu biliyoruz zaten, gözünün bozuk olduğunu Peygamberimiz hadislerinde bildirmiş, Gözü bozuk demek görüşü de bozuk Demek ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah kör değildir. Dikkat edin. Mesih-ı Deccalın sağ gözü kördür. Gözü sanki fırlamış bir üzüm tanesi gibidir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müsned, 3:367-368.13)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kör olduğu halde insanlara, 'Ben sizin Rabbinizim.' der. Halbuki sizin Rabbiniz kör değildir (yaratıklara benzemekten, her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır).”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Fiten: 26; Müslim, Kitabü'l-Fiten: 20; Müsned, II:33)</span><br />
<br />
<br />
burada da ne diyor hatalı görüş zil yani hata zül,  iki hatalı bakıştan, iki gözden hatalı bakış, o hali şimdi yaşıyoruz, mehdi ve deccal in vakti şu anda, hatalı bakışa sahip olan Deccal aleyhillane, ve doğru ve isabetli görüşü olan Mehdi Aleyhisselam ve onun grubu, ve Allah Mehdi Aleyhisselam'a Bir nevi Allahlık Halifelik görevi vermiş, halife Amma"kün emrini" ona vermiş, yani Ol deyince olur, bunu inkar ediyorlar, Ol deyince olma sürecine girer, olmaz falan Feslikan diyenler var, Tamam o da bu işin rahleleri arasında, Ama bazı şeyler ol deyince oluverir. Kuranı Kerim'de yine "Zül kuvvetil Metin" var, aynı cümlenin değişik versiyonu, ve bunu birbiriyle kıyas ettiğimiz zaman, zül hata, kuvvet ve Metanet ve hata birleştiğinde, işte ne oluyormuş, Demir ve şeytanın maddesi, hata kuvvet ve Metanet birleşince Demir meydana geliyor, Demirde şeytanın maddesi hatalı, ve kuvvetli , Demir sert eğilmeyen bükülmeyen, secde etmeyen, metanetli ki yıllardır davasından vazgeçmedi, çok metanetli, hala insanla savaşıyor, ben onu yeneceğim diye, gözünü bile kırpmadan neredeyse, metanetli kararli element, ve bunlar birleşince şeytanı oluşturuyor, ve burada Zülkarneynde de zül başta,  yine hatalı memleket,hatalı millet, ayın tek göz, Ayneyn iki göz, artık kıyasıda siz yapın, Ben size yolu gösterdim, kapıyı gösterdim çıkışı siz bulun.<br />
<br />
Dünyamızın dışında, dünyamızın magnetizması, yani manyetik alanı denen bir dalga var, çekim kuvvetini oluşturuyor, mıknatıs sistemi, dünyanın magnetizması, yani çekim kuvveti, ve bu çekim kuvveti sayesinde, ay dünyamızın etrafında dönüyor, ve bu kuvvetin temsilini Pascal bulmuş Binom Açılımı ve Pascal Üçgeni ve denkleminde o, 1. derece denklem, 2. derece denklem, diye bir piramit oluşturulur, yani Allah, 1 in altında 2 tane 1 etti 2, yani  Allah var idi, Allah Adem ile Havva'yı yarattı, Allah'ın altındaki halife iki tane oldu, Adem ve Havva, 2. derece denklem, Adem ve Havva'nın bir tane çocukları oldu 3. derece denklem, sonra çocuklar iki iki olmaya başladı, ikii ki ilerleyen denklem 4. derece deneklem<br />
1<br />
11<br />
121<br />
1331<br />
14641<br />
x^4 + 4(x^3) + 6(x^2) + 4(x) + 1 <br />
<br />
(x+y)² = x²+2xy+y²<br />
((x-y)² = x²-2xy+y²<br />
(x-y)³ = x³-3x³y+3xy³-y³<br />
(x+y)³ = x³+3x³y+3xy³+y³<br />
(x-y)⁴=x⁴-4x³y+6x²y²-4xy³+y⁴<br />
<br />
 hani artık "ab" şeklinde oluyor yada hani xy xy kare denklemin açılımı yani artık çocuklar çift çift doğmaya başlıyor x², 2xy artık Çift doğmaya başlıyor, ondan sonra, sonra onun 5. derece 6 derece denklem diyerekten gidiyor, ve mimar sinanda işte ustalik mimarisi olan Selimiye caminin minarelerini, bu dördüncü derce denklemin açılımı olarak yapmış, ve 3 minarersine birbirini görmeyen üç ayrı kapıdan, üç ayrı şerefesine çıkılır vaziyette yapmış,  ve bu manyetik alan ve pascal üçgeni artı tarafa gittiği zaman dünyada doğan büyüyenler, Fakat aynı sistemin eksi tarafına gideni var ve yaşlanıp ölenler, iki Kutup var O da eksi  ve artı tarafına giden denklem, ve bu Magnetizma oluşturuluyor, evrenin açılım formülü de bu şekilde yani, kainatın açılımı bu şekilde, Adem'in evlatlarının doğması, yani dünyada kısırlık olduğu zaman, artık çocuk doğmayacak duruma geldiğinde, artık Kainat durdu demek, ölenler Doğan'dan çok olmaya başladıysa, artık Kainat çökmeye yön tuttu demek artık. Artık Geriye dönecek ve çökme olacak demek. Ve bu sistem soldan sağa yani soldan sağa yazdığımız zaman sayılar 1 2 3 4 5 diye artarak dan gidiyor, Fakat sağdan sola yaptığımız zaman, sondan geriye doğru gidiyor, ve biz İslam ümmeti olaraktan  kitabımız Kuranı Kerimi sağdan sola okuruz, sağdan sola gittiğimiz zaman, biz bitiş ve  eve dönüşe doğru gittiğimizi kabul ederiz, fakat kafirler ve diğer ecnebiler, Latince ve bizim Türkçe'de latincede de kullandığımız gibi, soldan sağa giderler, diriliş doğuş ve çoğalış,  elektrikteki sistemde de bu vardır, bir sağdan sola giden elektrik, bir de soldan sağa giden elektrik, onlar yokluktan varlığa doğru gidiş, ve bizim tarikatımız Raşidi Tarikatındaki tesbihimizdeki zikirlerin sistemi de bu şekildedir, bazısı yokluktan varlığa doğru, tesbihi soldan sağa doğru çekmek veya tersine çektiğimiz zamanında sağdan sola varlıktan yokluğa dirilişe doğru, ve işte Geldik isavilerin <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Osternn Bayramı'na" </span>İsa Efendimiz O yüzden dirilmiştir, onun sistemi, soldan sağa sistem olduğu için, onun yönü soldan sağa,  ama Mehdi Aleyhisselam sağdan soladır, O da bitirişe Doğrudur, Çünkü Mehdi sonda gelir, sondan başa doğru gider, İsa başta sona doğru giden, tersi 1,2,3,4,5,6,7  yani ileri doğru giden, Mehdi başa, sıfıra Doğru giden, o yüzden dedik ki işaret parmağımız küçülmüş, paramak 13 lü den dokuzluya  indi dedik, sıfıra Doğru,...<br />
<br />
Dünyamızın dışı havasız, havanın olmaması demek, karanlık yapıyor işte yukarısını, ve Zülkarneyn  ve eshab-ı Kehf,  işte zaman makinesini keşfeden kimseler, ve onu ilk kullanan kimseler olaraktan Kuranı Kerim'de anlatılıyor gizlice, ama dedik zamanda yolculuk eden peygamberimiz Miraç etti, cenneti Cehennemi, oralarda olan biteni gördü, oradan bir çöp getiremedi, ne getirdi, size hediye olaraktan Amenerrasulü getirdim, namaz getirdim dedi, ya buradan 6-7  palet defter götürseydi, bir palet kalem götürseydi de, bütün Olan biteni ashap yazsalardı, bize daha iyi kalıcı olmaz mıydı, ya da kamera var  bu devirde ve video kasetleri falan dvd ler cd ler götürseydide hep bütün olan bitenleri  video ile kayıt etselerdi, bize daha kalıcı bilgi olmaz mıydı?  Halbuki bu vakte gelmiş, işte bizim vaktimiz e kadar, her şeyi görmüş, Aynel yakın görmüş, hakkal yakin içine dahil olmuş, mehdiyi tarif ediyor, ahir zaman alametlerini tarif ediyor, neden buradan bir igne çöp götürememiş işte, zaman makinesi ile zamanda yolculuk da bu şekilde, filmi seyredersin de, filme müdahale edemezsin, film bitmiştir, filmi sadece seyretme hakkın var, istediğini yerini  geri ileri çek seyret, ama müdahale hakkın yok. ama Hızır ve Zülkarneynin müdahale hakkı var.<br />
<br />
Ve başka bir meseleye gelirsek,  Allah'tan başka Allah var var mı ki, Sen diyorsun ki, Allah'ın halifesi insanları, yeryüzündeki Allah ve Tanrılar diyorsun, Allah'tan başka Allah mı var ki diyenler var.<br />
<br />
 Ve bunu şu örnekle anlatacağım : Allah insanoğlunu yarattı, insanı yaratana halag Allah dediği Kur'an'da mevcut<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ  خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ikra’bismi rabbikellezî halak. Halakal insâne min alak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Alak Suresi 1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
<br />
 ve alak demek hücre demek, ve diyor ki hücre olan Allah insanı yarattı diye tarif ediyor bize. Allah Allah, biz halagallah'ı başka şey biliyorduk, yaratan Allah diye biliyorduk, Halbuki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halak Allah"</span> demek : "hücre olan Allah, insanı, hücrelerden meydana getirip yarattı." O zaman insanın yaratan Tanrısı hücre imiş, yaratanı hücre imiş, hücrede Bütün her bilgi var, hücre Allah, Allah Allah....<br />
<br />
Ve dünyamızda da araba diye bir şey icat olmuş, Auto, arabayı icat eden amcayı "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Henry Ford"</span> olaraktan duyduk bildik. işte Henry Ford arabanın mucidi olduğu gibi, Gerçek mucit Allah'tır, yani "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Mecid Allah"</span>  bulan buluşturan Allah, icat eden Allah, o an Allah, Henry Ford'un içine girmiş, ve araba icat etmiş, o zaman Henry Ford, arabanın Tanrısı, Allah'ı değil mi? arabanın yaratanı değil mi? Yani bu Henry Ford olaraktan, bir şahıs olaraktan değil bu ama, aynı Matrix filminde myster simitin birinin içine girerek ten, o gibi değil de, kendisi O olaraktan hareket etmesi gibi, Allah işte Henry Ford'un içine girerek ten, Arabayı icat etmiş, mucit Allah, arabanın Tanrısı, onun ismini de ne koymuş, Henry Ford koymuş, demiş ki arabanın tanrısı Henry Ford demiş.<br />
<br />
Yine mesela Davut olmuş, demiri ateşle kızdırıp işlemiş, ve onu yararlı hale getirmiş, demirin ilk defa işlendiğini, demiri keşfeden, bilen, ve demir icatlarını yapan Allah olaraktan David Allah olmuş,  yani Davut Allah, yine Tıp Lokman ve İsa Efendimizle tamamına ermiş, ve insanın içine girip  ölüleri diriltmiş,  yoktan hayat veren değil, ölmüşü diriltmiş, yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Müheymin Allah"</span> İsa Efendimiz sonra körlerin gözünü açmış, Basir görmek mübaşir veya mübasir Allah Gördürten Allah ve göz doktoru olmuş ve basar veya Türkçemizdeki  sarı kelimesi oradan yani  sarı yani basir gören ve mübasır <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Gördürten Allah"</span> Hz isa<br />
<br />
Allah  kuranda birçok yerde biz yaptık diyor, biz kim? işte biz : İsa, Musa, Henry Ford, Edison,..... hepsinde Allah tecelli etmiş ve, dünyayı imar eden yine Allah, Allah tek kuvvet, tek yaratan, tek bulan, tek bilen, ondan gayri Tanrı yok.<br />
<br />
Ve biz çoklu kainatlar modelini anlatıyoruz, bizim bu Theory i birçok bilim adamı da benimsedi, o görüşümüzü. ve bazıları da diyor ki, ama o kadar çok Kainat olamaz diyor, ve bunu şu Açıklama ile anlatıp devam ettiriyoruz :  Bu tezimiz aynen Amerika'nın film setleri gibi, film seti kurulmuş, sağ tarafa geçiyorsun, berber var, sol tarafa geçiyorsun aşçı Dükkanı, ön tarafa gidiyorsunuz, lokanta, üst tarafa gidiyorsun, diskotek, Bilmem öbür tarafa geçiyorsun, memur odası, yani film setinde her şey mevcut ve sabit, fakat filmde oynayacak oyuncuların Sabit değil, ama film seti sabit, yani Dünyamız sabit, dünyadaki Ankara sabit, İstanbul sabit, Viyana sabit, ve oradaki evlerde sabit, şu anda çoğu evler bile sabit, oralara giren çıkan kiracılar, yahut Ahmet ölmüş,dedesinden miras kalmış, Mehmet o evde duruyor, Mehmet de ölmüş, oğlu kızı duruyor Şimdi. Sadece oyuncular değişmekte, film seti aynı, o yüzden, şimdi bir film setinde Kovboy filmi de oynayabilirsin, istersen aşçı bir amcanın hayatını da anlatabilirsin, film seti sabit, Çünkü sadece oyuncular değişmekte, O yüzden Allahu Teala hiç durmadan Kainat halk ediyor gibi değil, kainatların modelinde de aynı, kainatın içinde oyuncular farklı, ve bütün olan biten dünyamızda olup bittiği için, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"dünya sabitesi" </span>diye bir şey var, fakat oyuncular değişmekte, yıllardır oyuncular değişmekte, Adem geldi, İbrahim geldi, Musa geldi, sadece oyuncu değişikliği, futboldaki gibi, yorulan oyuncu, oyundan alınıp, daha iyi oynayabilecek bir oyuncu, oyuna alınmakta. ve Kainat modellerde bu şekilde, çoklu halde, çoklu Kâinat, ve bunu şöyle anlatayım, Şimdi adam bir site yaptımı, sitenin evleri aynı tipte, mesela mutfak solda, banyo arkada, tuvalet önde, sol alt katta oturma salonu, üst katta yatak odası gibi bir sistem, bir plan çizdimi, ve Bundan 10 tane yanyana yaptıkmı, bunlara falancı villalar dediğinde oluyor mu bu? oluyor. Allah da bir tane model koymuş, dünya yaşanabilir, yaşanılabilir bir dünya, dünya sabitesi diye bir şey var, Her sistemde dünya sabit, ama oyuncular farklı sadece, Adem vakti Adem'in ve çocuklarının oynadığı bir oyun ve dünya, İbrahim vakti İbrahim ve çocuklarının ve milletinin oynadığı bir oyun ve dünya, ama dünya sabit, dünya sabitesi ve Allah Aynı Sabiteyi kullanaraktan, içindeki oyuncuları değiştirmekte, ve burada dedik, Güneşte aynı tavuğun kıçında yumurtanın oluşması gibi kainatlar oluşmakta, yeni kainatlar oluşturmakta.<br />
<br />
<br />
deccalın kırk günde dünyayı gezmesi, eşeğinin iki kulağı arasındaki mesafenin 40 arşın olması, bağırdığında bütün dünyanın duyması bunları Resûlullah bildirdiğine göre inkâr etmeye de imkân yoktur.<br />
<br />
Peygamberimizin hadislerinden birinde deccalın 30 metrelik eşeğe bindiğini söylediği hadisi varmış, Ben bilmiyorum aradım bu kadar bilgiye ulaşabildim, inşallah bulabilirsem kaynağını veririm bulursam, bulamazsam da bu rivayeti burada bu şekilde yazacağım, kaynağını vermeden, kaynak biz olacağız, duydum ben bunu, ve buradaki eşek kelimesi rakabe ve merkeb, merkep kelimesinin  manası aslında  binek demek, sadece eşşek demek değil, binek demek, sadece o 5 kulaklı eşek demek değil, karaşimşek demek değil, yani binek demek, ve bir binek de bugün, Uçakta bir binek, gemide bir binek, ve uzay gemisi denen gemide bir binek, ve şu anda artık uçaklar uzay gemisi gibi, UFO gibi, UFO dönen de bir binek, yani şu anda Ufo keşfolduysa, UFO gemiler, UFO uçaklar,  keşfolduysa, Amerika bunu keşfettiyise, Rusya bunu keşfettiyse,  o zaman deccalın ufosu 30 metre imiş, ve Dünya'yı bir anda kat ediyormuş, Evet ufolar fırt orada, fırt burada, deccalın uçağı da bir UFO, yani öyle senin sandığın gibi, Uzun kulaklı eşek değil Yani, lafı anlamayan, Arapça bilmeyen dangılların anlayışsızlığı, daha hala adam Muhammed vaktindeki LAT ve UZZA putlarindan bahsediyor anlatiyor, onların bize faydası ne? Sen günümüze bakacaksın kardeşim, onların hikaye edilmesindeki fayda ne, bizi daha hala şöyle yaptı,da böyle yaptı hikayleri ile oyalama, sen bugün ile kıyas edemiyorsan, bir manası yok, ha arabası, ha uçağı, Yani bugün tren diye bir şey var, mesela tren hızlı tren, 30 metrelik tren olabiliyor, 30 tane  katarı var arkasında, Belki de hızlı treni kastetmiştir, Peygamberimiz o an gördüğünde onu, hızlı trene biniyor olaraktan görmüş olabilir değil mi 30 metre tren var 30 tane katarı ardına takmış giden tren var.<br />
<br />
Herkes Hadisleri öyle duydukları gibi anlatmasınlar, biraz bu gün ile kıyas yap, birazda Arapça bilgisi olması lazım, bunları anlatacak kimsenin, dünkü yorumlarda geçerli değil, Dün kü adamlara treni anlatamazsın, o binek olaraktan sadece at görmüş eşek görmüş deve görmüş, Ona treni ne diye tarif edeceksin, Peygamberimiz binek yani rakabe, merkeb, dedi binecek dedi, binek diye tarif eyledi.<br />
<br />
Rabbim, askerimizi, Kazı Koz anlamaktan muhafaza etsin.<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Nisan 2019 Cuma<br />
<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kör Nokta Nedir? Şeytanı Neden Göremiyoruz?</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلاًۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elleżîne yeżkurûnallâhe kiyâmen veku’ûden ve’alâ cunûbihim veyetefekkerûne fî ḣalki-ssemâvâti vel-ardi rabbenâ mâ ḣalakte hâżâ bâtilen subhâneke fekinâ ‘ażâbe-nnâr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar ayakta dururken, otururken, yan geldiklerinde, yani yatarken, hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!  derler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Bazı sünnetleri peygamber Aleyhisselam bir defa yaptı diye, bir defa yapmak ne farz ve vacip ne sünnettir. mesela haccı Ömründe bir defa yaptı diye, hacca bir defa gitmek marifet değildir, imkanı olan 50 kere de gidebilir, neden? mesela adam Hali vakti yerinde, her sene kurban keserken, Nisap miktarını bir defa geçmiş adam, bir defa kurban kesme şerefine Erdi, ve kurban kesti, ikisi aynı mı? O her sene kesiyor, Çünkü her sene nisap miktarından fazla malı var. hacda böyle, en sevdiğin birisine Muhammed bir kere gitti gördü diye, bir kere mi  gidip görürsün. Hz Adem Aleyhisselam ya da İbrahim Aleyhisselam yaşıyor olsa, Muhammed onu bir kere gördü diye, bir defa mı görmek lazım, O sünneti bir defa işledi, Adem'i bir defa ziyaret etti diye, bir defa mı yapmak lazım? Arafat'ta Adem ile Havva'yı ziyaret etmek, Hz. Adem Sağ Olsa atamızı 1 defa  ziyarete gidip, bir daha gitmez miyiz ziyarete? yine Mesela örnek : peygamber vaktinde, adamın bir tanesi Amerika'ya gidip, oradan bir çuval patates getirse, imkanı o kadar olsa, Bir daha gitme imkanı da olmasa, peygamber ve ashaba patates yedirse, Muhammed patatesi 1 defa yedi diye, biz de şimdi patates yemeyecek miydik, bir defa yiyip Ondan sonra patatesi bir daha yemeyecek miydik? aynı şey.<br />
<br />
Yine ikinci meselemiz de, beş vakit namazın önünde veya arkasında sünnetleri var, cuma namazının yine sünnetleri var, fakat bayram namazının sünneti yok, önünde ve ardında bir sünneti yok, yine cenaze namazı için bir sünnet yok, Önce cenaze namazının sünnetini kılalım da, sonra farzını kılalım diye bir sünnet yok. ve deniyor ki namazda tahiyyatta, son oturuşta, ettehiyyatüden sonra, salavat okunur, Allahümme Salli ve Allahümme Barik duaları okunur, ve ardına da Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur. Ama imkan yok ya da, zaman kısıtlı, önce Rabbenağfirliyi bırakırsın, okumayıverirsin, biraz daha zaman kısa, rabbenaların ikisini de terk edersin, ondan da daha kısıtlı zaman varsa, bu sefer Allahümme barik i terkedersin, daha da zaman kısıtlı ise, bu sefer Allahümme Salli dualarının ikisini de terk edersin, ondan da zaman kısıtlı ise Ettahiyyatüyü bile terk edersin de, sadece bir miktar oturursun, ve selam verirsin, Hatta selamı bile sadece sağ tarafa verir sol tarafa vermezsin. Öyle olunca işte bu salavatı terketme meselesi, namazda salavati terketme meselesi, namazdaki sünnet ile kıyas olunur.  sünnetli namazlar, ve sünneti olmayan namazlar, bunu temsil eder işte. öyle ki namazdaki Rüku ve Secde terkedilmiş cenaze namazı var. Allahümme salli ala Muhammed okunmayan namaz olur mu olur, yine ettahiyatüsüz aolur mu olur, secdesiz namaz olur mu? olur cenaze manazi işte, fatihasız namaz olmaz demiş peygamber peki buna ne diyecegiz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İmam, kendisine uyulmak için öne geçirilmiştir. Bu yüzden, o tekbir alınca siz de alınız. Okuduğu zaman ise susunuz."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Salât, 18, Ezân, 51, 74, 82, 128, Taksîru's-Salât, 17; Müslim, Salât, 77 , 82)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Kim imanın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir." <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, İkâme, 13)</span><br />
<br />
secdesi  olmayan namaza namaz denir mi? deniyormuş cünkü cenaze namazı rükusuz secdesiz namaz, o zaman  kade-i ahirede son oturuşu olmayan, yani Tahiyyatsiz Namaz niye olmasın. Hatta ezan sadece Kıyam ile yapılan namaz, ezan sadece kıyam ile namaz kılmak gibidir, kamet yine ayaga kalkmakdir, yine arafatta sadece vakfe etmek, Allah için bir miktar ayakta durmak, arafatin namazidir, yine yani rukusuz secdesiz tahiyatsssssiz namazdir, yani sadece kiyami olan namaz, Hatta zikir ezansız namaz gibidir, ve zikir içinde Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayette onlar otururken ayaktayken yan gelip yatarken de zikrederler deniyor, Yani öyle olunca Yatarak namaz kılınır mı, kılınır kılınır, yattığın zaman Allah demek Allahi tefekkür etmek, bir an Allahi hatirlayip onu anmak ve Allah deyip zikretmek namazı kılmak gibidir. <br />
<br />
Geçen haftanın sesli vaazında bahsettiğimiz, kasları yapılandıran maddenin magnezyum olduğundan bahsetmiştik. magnezyumun da, yeşil olan her şeyde olduğunu, normal yapısında Doğada yeşil olan bütün her şeyde mevcut olduğunu bahsetmiştik. ve Hızır aleyhisselamın yani yeşilin bozulduğunu bahsetmiştik. Sen magnezyumun Yeşiller de olduğunu nereden biliyorsun, bilim adamları ve tıpçılar öyle demiyor dersiniz, size basit bir örnekle bunu anlatacağım, Allahu Teala aynı Hürriyet'in pazar bulmaca ekindeki gibi, dünyaya bulmacalar koymuş, bulmacayı çözen, Neyin nerede olduğunu çabucacık bulur.<br />
ve Dana kaslı ve güçlü dövüşken dana yada inek yada öküz, et yiyerek ten kaslarını geliştirmiyor, ot yiyerekten kasları gelişiyor, yeşil ve ot ve cinsini yiyerekten, onun kasları güçlü oluyor ki, çiftci onunla çift sürecek, Onunla  ekini biçecek güce erişiyor, yine at öyle, eşek öyle, gücünü etten almıyor, et gözlere Kuvvet verir ki şahinlik kuvveti kazandırır ki atalar demiş ki <br />
<br />
"Deve büyük, ot yer, Şahan (Şahin) küçük, et yer."<br />
<br />
Et yiyenin Gözlerin şahin gibi olur, et yediğin zaman gözlerin iyi görür, ama ot ve cinsini yediğin zaman kasların güçlenir. ot yeşildir Kas yapılandırmasını sağlayan madde neymiş? magnezyum dedim, magnezyum en çok neyde varmış, ot ve cinsinde, yani yeşil ot cinsi yiyecek ve gidalarda. Dana kadar kuvvetli  başka Kaslı kim var? mesela fil diyelim, fil kaslarını  ot ile mi et ile mi geliştiriyor? Tabii ki ot ile, yani Magnezyum ne de varmış bulmacayı çözdük. magnezyum Yeşiller de varmış. ot ve cinsinde varmış, buğday buğday da ot cinsi değil mi, arpa ot cinsi, işte bütün ot cinsini bozmuşlar ki, şu anda kaslarımız yeniden yapılandırma yapmıyor, Ağrı veriyor, herhangi bir hareket Ağrı veriyor, dünyadaki diğer maddeleri de sadece pazar bulmaca ekiindeki bulmacaları çözün nerde neyin icinde oldugunu hemencecik buluvereceksiniz. yani dünyadaki bulmacaları Tabii ki, Hürriyet'in pazardaki bulmacaları çözünce değil, Allah da dünyaya  bunlari bulmaca gibi koymuş, anlayabilene. Bu size bir yol gösterici olsun, bir harita olsun, bunu öğrenin, buna bakın, diğerlerini  de kıyas yaparaktan siz bulun, Neyin nerede olduğunu hemen bulacaksınız Allah'ın izniyle, Bu yolu takip ettiğiniz zaman, size bu rehber olacak. o zaman hiçbir doktorun demesine de ihtiyaç kalmayacak, o doktor öyle diyor, Öyle değilmiş demeyeceksiniz, Allah doktoru, hakiki Doktor, Allah Doktor ne diyor, onu anlayacaksınız, Bileceksiniz, yaratan ne demiş Bize, onu göreceksiniz, bulmacayı çözünce de, Doktora bile ihtiyaç kalmayacak, ama işte maddeleri bozmasalar, GDO suyla oynamak falan olmasa, insanın Doktora bile ihtiyacı olmayacak, Mehdi vaktindeki Mehdi askerlerinin Doktora bile ihtiyacı olmayacak, aynı Muhammed vaktindeki gelen ecnebi  doktora  asahabin ihtiyacı olmadığı gibi, Neyi nereden alacağınızı hemen Bileceksiniz, ihtiyacınız olduğunda gidip alacaksınız Bu kadar basit.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ashâbım Hasta Olmaz!</span><br />
<br />
Ünlü doktor, Medine’ye geldiği ilk gün çok heyecanlıydı. Hayatında ilk defa, Mısır Kralı Mukavkıs tarafından yabancı bir şehre görevlendirilmişti. Buradaki insanları ücretsiz olarak tedavî edecekti. Bu görevini başarılı bir şekilde icra ederse kim bilir kral onu nasıl ödüllendirecekti.<br />
Doktor, Medine’ye geldiğinde ilk önce Sevgili Peygamberimizin yanına uğrayarak kendisini tanıttı:<br />
- Efendim! Kralımız Mukavkıs beni, size hizmet için gönderdi. Burada hastalarınıza bedava bakacağım, dedi.<br />
Peygamber Efendimiz, doktora iltifat ederek ikramda bulundu. Sonra da ona güzel bir yer tahsis edilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için ashab-ı kiramı görevlendirdi.<br />
Doktorun keyfi yerindeydi. Medine’de kendisi gibi başka bir doktor olmadığından onun buraya geldiğini duyan Müslümanların kendisine akın edeceğini düşündü. Onun için Medinelilerden genişçe bir ev istedi. Bu evi aynı zamanda muayenehane olarak da kullanacaktı.<br />
Artık her şey hazırdı. Doktor hastaları beklemeye başladı; fakat tedavî olmak için doktora ilk gün kimse gelmedi. İkinci gün de kapıyı çalan olmadı. Ertesi gün yine aynı… Tam bir ay geçmişti. Günler birbirini kovalıyor; ama kimse hastalığından dolayı tedavî olmaya gelmiyordu. Hem de tedavî için ücret alınmamasına rağmen… Neydi bu işin sırrı. Bu şehirde kimse doktora ihtiyaç duymaz mıydı? Yoksa buradakiler, hastalandıklarında başlarının çaresine kendileri mi bakardı?<br />
Doktor sanki şoka girmişti. Kendisini hiç bu kadar âtıl ve faydasız olacağını düşünmemişti. Hâlbuki memleketi Mısır’da günde onlarca kişiyi muayene eder, bunun için de el üstünde tutulurdu. Acaba burada doktorlar hastaların ayağına mı giderdi? Niye kimse gelip kendisinden yardım istemiyordu?<br />
Hiç beklemeden malzeme çantasını alıp dışarıya çıktı. Medine sokaklarını dolaşmaya başladı. Evlerin yanından geçerken inleyen, acıyla kıvranan birileri var mı diye kulak kabarttı. Karşılaştığı kişilere “Ben bir doktorum. Aranızda hasta olan varsa onu bedava tedavî etmeye geldim.” diyerek kendisini tanıttığı hâlde kimse ona herhangi bir hastalıktan dolayı şikâyet etmiyordu. Gülümseyen yüzlerle onu selamlayıp geçiyorlardı.<br />
Doktorun merakı biraz daha artmıştı. İnsan topluluğunun olduğu yerde doktora nasıl ihtiyaç duyulmazdı? Bunun mutlaka bir sebebi olmalıydı. Bunu kim bilirdi acaba?<br />
Doktor tekrar Sevgili Peygamberimizin yanına gitti. Hayret dolu bir ifade ile:<br />
- Efendim! Buraya, size hizmet etmeye, dertlilerinize derman olmaya gelmiştim. Fakat haftalar geçmesine rağmen bugüne kadar hiç kimse tedavî olmaya gelmedi. Onun için benim burada durmamın artık bir anlamı kalmadı. Müsaade ederseniz ülkeme dönmek istiyorum. Fakat sormadan da edemeyeceğim. Sizin arkadaşlarınız hiç mi hasta olmaz? dedi.<br />
Doktorun şaşkın dolu bakışlarına Resûlullah Efendimiz tatlı bir tebessüm ile karşılık verdi. Sonra da şöyle buyurdu:<br />
- Benim ashabım pek hasta olmaz. Çünkü onlar acıkmadıkça bir şey yemezler. Sofraya oturduklarında da tam doymadan kalkarlar!<br />
Doktor, bu ifadeler karşısında adetâ büyülenmişti. Bütün hastalıkların reçetesi işte bu idi. Şimdi Medinedeki Müslümanların neden hastalanmadığını daha iyi anlamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Şabanın Hilali ve 1 Şaban 1440</span><br />
<br />
7 Nisan pazar gecesi Garp ufkunda Hilal'i gördüm, Hilal'in biriydi, Şaban'ın biriydi, herkim Ağzıyla kuş tutsa Gelse, bana şu gündü dese inanmam, hakkal yakin, Aynel yakin gözlerimle, 7 Nisan pazar gecesi Hilal'i gördüm, ve pazartesi 8 Nisan Şaban'ın biri, ve 15 gün sonra da Şaban'ın 15 i eder, ve o da gelecek hafta pazartesi güne denk gelir, Berat 15'inin gecesidir Şaban'ın ortası.  Hatta Pazarı pazartesiye bağlayan gece  ayın 15'i olacak yani Berat Kandili, kimse bana bunun dışında bir şeye inandıramaz gözlerimle Aynel yakın gördüm diyorum, Hilal'i gördüm Hilal'in birini gördüm kimse şu gündü Bugündü diye buna karşı iddia öne sürmesi Avusturya'da Bulunduğum yerde akşam çocuğu işe götürürken Garp ufkunda batı tarafında gökyüzünde Hilal'i gördüm.<br />
<br />
ikinci mesele hala Hafız yetiştiriyoruz diye övünen  adamlara Merhaba, bunu daha önce konuştum, anlattım, yine Anlatmaya çalışacağım :<br />
<br />
Sen Hafız yetiştirdin, adam 6 sene, yada 2 sene, 3 sene bunu ezberlemek için, canını dişine taktı, işini aşını bıraktı, zevki sefayı bıraktı, ölü gibi adam oldu, hafız oldu. ama şu anda istedikleri kimseyi hasta edebiliyorlar, Sen 6 sene uğraştın hafız yaptın, adamı hasta ettiler 2 ayın içinde öldürdüler, Ne oldu, senin 6 senelik emeğin Zayi Oldu, iki ay içinde öldürdüler. Eskiden  hafızlık Lazımdı, yazabilcek defter kağıt yok, matba yok, nasil cogaltilcak, kuran el ile yaziliyor, kagit yoksa deriye yazmişlar, deride yoksa, kemige yazmişlar, yani hafizlik mecburi o zaman. Peygamberimizin 70 tane yetişmiş öğretmenini bir gecede Şehit etmediler mi <br />
<br />
#############<br />
<br />
Benî Âmir Kabilesinin efendisi ve reisi Ebû Berâ' Âmir bin Mâlik, Peygamberimiz (s.a.v.)'i ziyaret maksadıyla Medine'ye geldi. Ebû Berâ, samimi bir insan, Resûl-i Ekrem ve Müslümanlara dost biriydi. Efendimize hediye etmek üzere de iki at ve iki deve getirmişti. Ancak Resûl-i Ekrem,<br />
<br />
    "Ben, müşriklerin hediyesini kabul edemem. Eğer hediyenin kabul edilmesini istiyorsan Müslüman ol!" <br />
<br />
diyerek onun hediyesini kabul etmedi ve kendisini Müslüman olmaya dâvet etti.<br />
<br />
Ebû Berâ o anda Müslüman olmadı, ama İslâmiyete karşı gösterdiği alâkadan da vazgeçmedi. Peygamber Efendimize,<br />
<br />
    "Yâ Muhammed! Beni dâvet ettiğin din, pek güzel, pek şereflidir. Kavmim benim sözümü dinler. Eğer sahabîlerinden birkaçını Kur'an ve Sünneti öğretmek üzere gönderecek olursan, ümit ederim ki, dâvetini kabul ederler." dedi.1<br />
<br />
Resûl-i Kibriya Efendimiz, Necid halkına pek güvenmiyordu. Ashabına bir hâinlikte bulunabilirler endişesini taşıyordu, "Göndereceğim kişiler hakkında Necid halkından korkarım." diyerek de bu endişesini izhar etti.<br />
<br />
Ancak Ebû Berâ' teminat verdi. "Onları ben himâyeme aldıktan sonra, Necid halkının onlara dokunması hadlerine mi düşmüş?" dedi.<br />
<br />
Ebû Berâ'nın güvenilir, sözüne itimad edilir biri olması, Peygamber Efendimizin endişesini giderdi. Sonunda kırk veya yetmiş kişiden ibâret irşad heyetini göndermeye karar verdi. Altısı Muhacir, diğerleri Ensardandı. Hepsi de Suffa ehli idi. Başlarına Münzir bin Amr tayin edildi.2<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ayrıca Necid halkına ve Benî Âmir reislerine verilmek üzere heyetle birlikte bir de mektup gönderdi.<br />
<br />
İrşad ve tebliğ heyeti Bi'r-i Maûna denilen mevkie vardı. Burası Medine'nin doğu tarafına düşen Süleym ile Âmiroğulları yurtları arasında kalan Benî Süleym'e âit bir su kuyusu idi. Burada Hz. Resûlullahın mektubunu Amir bin Tufeyl'e götürmek vazifesini, Haram bin Milhan üzerine aldı. Bu sahabî mektubu getirip ona teslim etti. Ne var ki, mektubun muhatabı Âmir, okuma gereği bile duymadan elçi sahabîyi orada şehid etti.3 Aziz şehidin bu adamın darbeleri altındaki son sözleri şunlar oldu:<br />
<br />
    "Allahü Ekber! Kâbe'nin Yüce Rabbine yemin olsun ki, kazandım gitti!"4<br />
<br />
Âmir bin Tufeyl, bu ma'sum sahabîyi şehid etmekle de yetinmedi. Âmiroğullarını heyetteki diğer sahabîleri de öldürmek için yardıma çağırdı. Ancak, Âmiroğulları önceden Ebû Berâ, gelecek irşad heyetine dokunmayacaklarına dair söz vermiş bulunduklarından, bu adamın yardımına yanaşmadılar.<br />
<br />
Benî Âmir'den yardım konusunda red cevap alan Âmir bu sefer kendisi gibi gözleri ve gönülleri kan ve kinle dolmuş Süleymanoğullarından birkaç kabilenin yardımını temin etti. Hep birlikte Maûna Kuyusu mevkiinde olup bitenlerden habersiz bekleyen masum sahabîleri de şehid etmek üzere harekete geçtiler.<br />
<br />
Bu arada, mektubu götüren sahabinin geciktiğini gören irşad heyeti, dinlendikleri Maûna Kuyusu mevkiinden durumu öğrenmek üzere Necid bölgesine doğru yol almışlardı. Tam o sırada, karşılarında elleri silahlı kalabalık bir müşrik topluluğu buldular.<br />
<br />
Sahabîler kılıçlarını sıyırarak kendilerini çepeçevre kuşatanlara,<br />
<br />
    "Vallahi bizim sizinle hiçbir işimiz yok. Biz sadece Peygamberimiz (s.a.v.)'in verdiği bir vazife için yolumuza gidiyoruz." dediler.5<br />
<br />
Fakat, kana susamış müşrikler, bu sözlere aldırış bile etmediler. Kararları kesindi. İslâm ve îmânı öğretmek kudsî vazifesiyle yola çıkan bu fedakâr sahabîleri, teker teker şehid edeceklerdi.<br />
<br />
Başlarına gelecekleri fark eden sahabîler, el açarak Rabb-ı Rahîmlerine şöyle yalvardılar:<br />
<br />
    "Ey Rabbimiz! Durumumuzu Resûlüne haber verecek burada kimsemiz yok. Selâmımızı ona Sen ulaştır! Peygamberin vasıtasıyla kavmimize haber ver ki: Biz Rabbimize kavuştuk. Rabbimiz bizden razı oldu ve bizi de razı etti."6<br />
<br />
Aynı anda Cebrâil (a.s.) bu kahraman sahabîlerin selâmını ve durumlarını Resûl-i Kibriyâ Efendimize ulaştırdı.<br />
<br />
Selâmlarına, "Aleyhimüsselâm" diyerek karşılık veren Resûl-i Ekrem, ashabına dönerek müşriklerin bu fedakâr kardeşlerini şehid etmek üzere olduklarını haber verdi ve onlar için mağfiret dilemelerini istedi.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ashabına bu haberi iletirken irşad heyetinde bulunan sahabîlerin bir kaçı müstesna diğerleri hâin düşman mızraklarıyla delik deşik edilmiş ve şehid olmuşlardı. Kurtulan sahabîlerden ikisi, deve gütmeye gitmişlerdi, biri ise öldü diye şehidler arasında terk edilmişti. Develeri güden iki sahabî, bir müddet sonra Bi'r-i Maûna mevkiine dönünce dehşetli manzarayla ürperdiler. Bu ciğer parçalayıcı sahne karşısında gözyaşı döktüler. Kendine hakim olamayan biri, müşriklerin arkasına takıldı ve şehid oluncaya kadar kendileriyle çarpıştı. Diğeri ise esir alındı, ancak sonradan serbest bırakıldı. Şehidler arasında öldü diye terk edilen Ka'b bin Zeyd Hazretleri ise müşrikler ayrıldıktan sonra, çıkıp Medine'ye geldi.7<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberimiz (s.a.v.)'in Bedduâsı</span><br />
<br />
Bu seçkin sahabîlerinin haince bir suikaste kurban gitmelerinden dolayı Peygamber Efendimiz son derece üzüldü.<br />
<br />
Enes bin Mâlik, "Resûlullahın Bi'r-i Maûna'da şehid edilen ashaba yanıp üzüldüğü kadar hiçbir kimseye, hiçbir şeye yanıp üzüldüğünü görmedim."8 der.<br />
<br />
Duyduğu derin üzüntü, Peygamber Efendimizi, bu canilikte bulunanlara bedduâ etmeye kadar götürdü. Haber aldığı gecenin sabah namazında birinci rekâttan sonra ikinci rekâtın rükûundan doğrulunca şu bedduâda bulundu:<br />
<br />
    "Allah'ım! Mudar kabilelerini kahreyle. Allah'ım! Onların yıllarını Yusuf Peygamberin kıtlık yılları gibi çetin yap, başlarına dar getir. Allah'ım! Lihyanoğullarını, Adal, Kare, Zi'b, Rı'l, Zekvan ve Usayya kabilelerini sana havale ediyorum. Zira, onlar Allah'a ve Resûlüne karşı geldiler."9<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.), bu bedduâsına bir ay boyunca, vakit namazından sonra devam etti. Sahabe-i Kiramda "Âmin" dediler.<br />
<br />
###########<br />
sen bundan ders almayacak mısın? daha Hafız yetiştiren Ahmet, mehmet amcam. Bugün USB Stick diye bir şey var, Kuranı Kerimi tefsirleri  ile mealini  aslını al içine koy, kalbinin üstünede bir cep dik, cebine koy,  Hatta Chrome Bir tane çanta yaptır, böyle küçük bir şey, ya da hem çelik zırhlı bir tane çanta yaptır, onu içinde evinde sakla.  ev yansa bile içindekine bir şey olmaz. 8 gigabyt USB Stick alsan içine her halde  hepsi girer. tefsirde girer, Kur'an'da girer, hadislerin hepsi, kütübü sittede girer, olmazsa biraz büyük 60 GB lik SD kartlar var ona koy. Hafız yetiştireceğim diye uğraşma, tamam mı? Bir millette 10 tane  5 tane Hafız olsun o yeter, o sünnet daha devam etsin, herhangi bir rizoko için Hafızlarda olsun, ama milleti de, Çoluğu çocuğu da bu durumda strese sokma,  ölü gibi oluyorlar, hafızlar ölü gibi, hayattan ümitleri kırılmış, Benzi solmuş, sarılık hastalığına tutulmuş gibi oluyorlar, insanı sıkarak böylece psikopat hasta gibi oluyorlar. o yüzden şu anda teknolojiye uyuyacaksın,  işte adamı öldürdüler kaza oldu yada bir kurşun geldi, yada ömrü hitam etdi öldü, dünyada bir kaza oldu öldü Hafız gitti, o kadar emek zayi oldu, internete binlerce PDF halinde kuran ve hadisler mevcut onlari SD yada USB sticke atacak olsanız, 5 dakikanızı almaz. bunlar o kadar pahalı da degil.  O da kaç para üç kuruş beş kuruş her ne ise, herkes cebinin, cep telfonun icine bile alabilir, hem okumali, hem saklamali, alsın  koysun evine, evine cebine koymuş,  birde  bunu hizmet olaraktan çoğaltıp dağıttın herkese, Madem yapacaksın hizmet, hafızlık, ben sana bir günde 1 000 000 Hafız yetiştirebilirim nasilmı  işte Kuranı Kerim Arapçası hadis Arapçası Türkçesi mealinın kaydedildiği 1 000 000 SD kart bu işi görür, artık o 3 sene 5 sene hafızlık vakti geçti, sen hala hafız yetiştirmekle sen diyorsun ki, Ben çifti tarlayı haala kara saban ile süreceğim demek gibi, kara saban ile süreceğim diye iddia ediyorsun haala.  artık o devir bitti şimdi modern traktörler vakti olduğu gibi, hafızlık Vakti de bitti diye anlattık bunu, bir kurşun ya da bir hastalık bir kaza öldürdü geçti, o kadar emek zayi oldu, böyle saklanacak bir durum yok, o zaman Kağıt Yok kardeşim, Kağıt yok kürek yok, yazma yok, çizme yok, başka ne yapsın Muhammed. moderniteye uyacaksın, zamanın giderine uyacaksın, mehdi vakti alttınçağ, artık  bilgisayarlar, laptoplar kamerelar, videolar youtubeler vakti. hepsi şu anda mevcut,Videolara cek ve  YouTubeye yükle,  o Kurani 50 tane kari ye hafıza okut öyle sakla, madem teganni seviyorsun, şarkı gibi okunmasından da hoşlanıyorsun, o zaman falancı hafızdan filanci hafızdan kari den diye de kaydet sakla artık, 1 000 000 Hafız yetiştirmeye gerek yok. herşeyden soyutlanmiş saf çocuklar oluyorlar, etrafına bakamaz hale geliyor, Hafız mış Vay o günah, Hafız mış Vay bu günah, her şeyden soyutlanıyorlar. Sen hafızsın o olmaz, sana yakışmaz, bu yakışmaz, halbuki bizde ruhbanlık yok. <br />
<br />
 <br />
Berat gecesi meselesine yeni açıklama, mesela bir bardak su kattığımızda, bir bardak su demek için, bardağın su dolu olması lazım. bardağa su katmaya başladığımız zaman, içindeki az bir su olması, bir bardak su dememize sebep olmuyor, fakat İslam'da cuma, perşembe akşamından girmekte, Perşembe İkindiden sonrası Cuma olaraktan sayılıyor. ve biz Hilal'in Perşembe ikindiden sonra gördüğümüz zaman, o gece Mesela ayın biri oluyor ertesi gündüz cuma gündüzüde ayın biri nin Gündüzü oluyor. yani bizde su bardağına su damlatır damlatmaz 1 bardak su demiş oluyorsun, İslami kurala göre, yani Perşembe'den Cuma girmiş oluyor ve hilai ilk vakite gördün, o gün başladı demek bu. Öyle olunca ben evelki gün 17 nisan 2019 Çarşamba  akşamı  dolunayı gördüm, ve Berat Gecesi olduğuna karar verdim, ve ona göre de amel ettim, zikirlerimi falan cektim. ve hatta Ertesi sabah da yine Berat gecesinin gündüzü olaraktan Seher Vaktinde zikrimi ikisinide yaptım Berat gecesi ve gündüzü hürmetine. Ay yin dün gece de yine Dolunay halindeydi, ay 2 Gece Dolunay olmaz, ayın 15'i 2 gün olmaz, ya 15 idir, ya 16'sı, Ya 14'ü dür. böyle olunca sadece saat farkı yüzünden ben 2 gecede ayı Dolunay halinde gördüm. ayın geç doğup geç batması sebebiyle. ve evvelki  Gece Dolunay görünce, ve haberlerde  Fransa'daki Notre Dame'ın kamburunun olduğu kilise yanmış, Meryem Kilisesi, İsa efendimizi Meryem'in, düşmanlarından sakladığı tapınak ve kiliselerden birisi, ve Fransa'ya kaçtıkları zaman. yine aynı gün Mescidi Aksa'da yangın çıkarmışlar ve İsa Efendimiz'in mezarını yakmaya kalkmışlar, ve Avrupa'dan osten Bayramı yani yumurta bayramı diye geçen bir bayram vardır ve İsa'nın önce çarmıha gerilmesi ve üçüncü gecede tekrar dirilişini ele alan bayramdır. ve dün Gürün dönerstag idi yeşil yeme günü,ve onlar gelenllikle Ispanak yemegi yerler ve et yasak ot serbest, yani tekrar yeşermesini temsil eden, tekrar Hayat, Hz isa nın bedenine  Can girmesini temsil eden, canlı Perşembe günü  ve bugün cuma karfreitag yani carmih ve içinde tekrar canlandı ve pazar gecesi ostersontag   son yemek ve kuzu eti ekmek ve şarap ve şerbet sofra, cumartesi oruc et orucu  diye geçiyor çarmıha gerilmesi, ve pazartesi ostermontag  pazartesi günü İsa Efendimiz yeniden Can bulup kalktığı gün olaraktan kutlanıyor, normalinde Bu bayramda İsa efendimizin yeniden dirildigi gün diye bildikleri gün, ve Mehdi Aleyhisselam İsa Efendimizden, İsa Efendimiz Mehdi den, Çünkü isayı meryem'den doğurtan çocuk, Gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk, Mehdi'nin sebebiyle Mehdi  olan isa doğar  Gelecekteki isa Mehdidir geçmişteki hali isa dır, gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk.  ama arada baba yok Gelecekten gelen çocuk,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">zaman yolculugunda aradaki baban yok olursa ölümsüz olursun teorisi</span><br />
<br />
arada bir baba yok, kendisi gelip kendisini doğurtan çocuk,  bir baba yok ki zamanda yolculuk hainleri gidipte babasını silse yok etse de Mehdi'nin dünyaya gelmesine veya isa nın dünyaya gelmesine engel olabilse. ama bunu düşünemeyen ahmak Deccal ve avanesi, işte zamanda yolculuk ile İsa'nın doğmasını engelleyerek den Mehdi'nin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar. ve onun izlerini yakarak dan İsa yanarsa, Mehdi de dünyaya gelemeyecek, bu zamanda yolculuk hikâyelerinde meşhurdur zaten, Sen gidip babana öldürürsen artık seni kimse öldüremez hikayeleri falan var, Deccal kendisi için bunu tasarlıyorlar ama, Allah zaten isa ile mehdiyi böyle yaratmış bile.  isa için ve Mehdi içinde babasını öldürünce,  artık yeniden  Mehdi olaraktan Doğamayacak artık bir daha Mehdi diye bir şey olmayacak hikayeleri yüzünden, masalları yüzünden, isa Efendimizin kabrinin, Ve Fransa'da saklandığı o Notre Dame Kilisesi nin yakılması Bu yüzden. ve orası meşhur frankeştayn canavarının deccalı icat ettiği yer, Çünkü diyoruz Musa arayan firavunun sarayında arasın, mehdiyi arayan deccalın yanında, Deccal arayan Mehdi'nin yanında arasın değil mi? Allah sağ eli sol elin hemen yanına, sağ gözü sol gözün hemen yanına vermiş, yani kardeş gibi, Yani aynı arkadaş gibi, Ve yine Ebu lehebi Muhammed'in vaktine, yine firavunu Musa'nın vaktine vermiş değil mi? Öyle olunca, İşte o frankeştayn denen Fransız gavur, kappe gavurun, orasını Meryem annemizin yaptığı o Tapınağı, genlerden oynayarak tan yeni icatlarında canavar yaratma işinde kullandığı laboratuvar olarakktan kullanıyormuş, ve oradaki yarattıklarının izlerini, hem Deccal'in arkasının izini siliyorlar yakarak dan, hem de Hz isa ve onun izlerini silerekten, Mehdinin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar.  ve Allah bunların bu halinide bildiği için, bu sene berat erken geldi. ve isa Efendimiz ay dedik, dünyadan Ayrılamayan, dünyadan kopup fakat ayrılıp  gitmeyen ayrılıp gitmeyen,  dünyaya hâlâ bağlı, bu ay onu temsil eden. ay, tam Dolunay olması, tam tekmil  çocuk demek, hani Çocuğun belli aydan sonra  altı aydan sonra  erkek mi dişimi Olacağı belli oluyor, 6 aydan sonra gidiyorsun  o kadına ultrasonar denen cihaz ile bakıyorlar çocuğun erkek mi kız olacağı belli oluyor, o zaman görebiliyor ayın 15'i odur yani nısfuş Şaban odur, yani Dolunay halinde artık çocuk kız mı olacak erkek mi olacak belli olmuştur.  o yüzden işte Şaban'ın ortası bu sene erken geldi ve ben dedim eveli gün gece gördüm. şimdi normalinde Diyanet ve benzerleri bugünü(19 Nisan2019) u Şaban'ın 14'ü olaraktan kabul ediyorlar ve bu gece görülecek Dolunay 15'i olaraktan kabul ediyorlar, 3 gün Dolunay olmaz, Eğer oluyorsa Bunda bir iş vardır. ve işte  15'inin Erken gelme sebebi, Muhammed Aleyhisselam ile birlikte İsa Efendimiz erken kaldırılmış, yeniden dirilmesi var ya, her sene yeniden diriliyor, ve Bahar ile yeniden diriliyor, Muhammed ile İsa Efendimiz. işte Muhammed gitmiş İsa efendimizi kaldırmış, ve erken kaldırmış, Evveli gün gece kaldırmış, cennete gitmişler, Oradan da başka bir yere gitmişler, ve  oraların yakıldığından Allahu Teala'nın haberi olduğu için, bu sene Berat gecesi erken geldi, erken doğan çocuk, fakat taşakları ve çükü denk çocuk.  Çünkü Dolunay erken geldi. Biz daha Dolunay olmamış haline Dolunay demedik, her şeyi tastamam bir çocuk, ve İsa Efendimizin  yeniden  kalkması yeniden çocuk olaraktan doğması, işte bunun önüne geçmeye çalışıyorlar. bunu önlemek için de isa nın yeniden doğmasını engellediği zaman, Mehdi de dünyaya gelmemiş olacak, çünkü Mehdi de Muhammed'den olunca, Muhammed de dünyaya gelmemiş olacak, Muhammed'in önünü kesiyor, Mehdi'nin  önünü kesiyor,  Allah Buna müsaade eder mi, elbet müsaade etmez, Sadece Mehdinin önü'nün kesmiyor, Mehdi gelmezse, Muhammed de gelmemiş oluyor, Muhammed de gelmeyecek o zaman. Allah bunu bildiğinden Muhammed'i de isa mehdiyi de erken kaldırmış, ve birlikte cennetin başka bir köşesine alınmışlar, ve bu vaktimiz Cennet dedik, cennetin hangi köşesinde ler acaba, bu cennet dünyamızın hangi köşesindeler onu Allah biliyor. Umut güneşi Mehdi sağ, ve ayakta görevinin başında, ve İsa Efendimiz sağ, ve ayakta, görevinin başında, ve annesi Meryem de sağ, ve ayakta, görevinin başında. ve düşünün işte Meryem annemiz bir kadın olmasına rağmen işte Mehdi'nin t... isa yı korumak için, yaşayan t.., İsa'yı korumak için, işte memleket memleket kaçmış, ve oralarda Meryem kiliseleri oluşturmuş, ve düşünün Karadeniz'deki Sümela manastırına gelmiş, Sümela Manastırı'nı kuran yine Meryem annemiz, orada İsa'yı Dağın Eteğinde saklamak durumunda kalmış. Aman yarabbi, kırlangıç mı Oluverdin ey Meryem annemiz. o Dağın tepesine harçları taşları nasıl çıkardın? kırlangıç mı oldun o vakit. Evet Kırlangıçlar işte böyle eteklere yuva yaparlar, ve Meryem annemizin cibiliyeti o an kırlangıçlığa dönmüş, ve Sümela Manastırı Dağın eteğinde, oraya yol yok, eşekle taşınmaz, ne ile O taşları kestiniz taşıdınız, bir kadın başına, sen o Manastırı nasıl yaptın. işte isa nın korunması, isa t.. korunması, Mehdi'nin bu vakte dünyaya gelmesi o t.. sayesinde, öyle mühim t... Muhammed de olmaz yoksa, Mehdi doğmaz Yoksa, öyle korunmuş. kırlangıçlarla da korunmuş  Bunu daha önceki vaazlarımızda anlatmıştık işte Ebabil Kuşları, Ebabil, Ateş, Siccin taşları atan Kuşlar. ve Meryem annemiz Sümela Manastırı'nı inşa etmiş kadın başına, daha sonra oradanda Brezilya ya gitmiş. Aman yarabbi nasıl gittin Brezilya ya bir kadın başında, Nasıl gittiniz isa yı nasıl korusun, o T.. nasıl korusun, Öyle alelade bir t...a değil o tabanca çünkü.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ve kafir Deccal, sonunda sanal Şeytan da icat etti!!!</span><br />
<br />
Bazı Hollywood filmlerinde bu gösteriliyor ki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"FlashMAN" </span>lakaplı bir canlı, insanın bir çeşidi olaraktan, bazı güçleri olan bir insan olaraktan lanse ediliyor. Flaşman yani fırt fırt fırt, fırt orada, fırt burada cok HIZLI. <br />
<br />
Şeytan ne demek? biz onu neden göremiyoruz? evlere damlara her yere giriyor çıkıyor, içimize bile girip çıkıyor, Biz onu neden göremiyoruz?<br />
<br />
Kör nokta diye bir şey var, insanın kör noktası diye bir şey var, Orayı etrafını dönse bile göremiyor o kör noktayı İnsanoğlu. ama bunu bilim adamları tespit etmiş, gözün açısının dışında kalan küçük bir dar bir alan var, orası kör nokta, orayı ne yapsa göremiyor İşte o alan aralığı şeytanın dolaştığı alan ve bulunduğu alan. ve düşünün arabayla giderken aynı şekilde, insanın bazı Kör noktaları var, yine çalışırken, yerken, içerken bazı Kör noktaları var, Orayı Sakın ha görmüyor gözler, ve bunları tespit ettiğimiz zaman, bunu bir kod ve yazılıum olaraktan yazdığımızda, Yani sen bir yere bakarken, öbür tarafına görmediğin yerlerin hepsinin bir formül ve kod olaraktan ve yazılım olaraktan bilgisayara yazılım toplayalım, hepsini alalım, ve bunların hepsini alalım. insanın hareket ederken, işçi çalışırken, yemek yerken, iş yaparken, Tuvalete girerken, evden çıkarken, bunların hepsini topladığımız zaman, hepsi bir yazılımı eder mi bütünü, Kör noktaları topladık bile, bildiğimiz bilebildiğiniz bütün Kör noktaları topladık, ve bunu bir yazılımı olaraktan yazdık, ve ve bunu da robot ve insan karışımı bir modelin içine beynine kaydettik, ve artık o nada isim olaraktan <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">FlashMan</span> dedik ve ona isim de verdik artık, arabaya da binerken, senden önce biner, sen onu hiç göremezsin, Sen frene basarken,o  gaza basar, Sen hiç görmezsin, Yani bütün kör noktalar ona ait, senin nerede ne ile meşgul iken, Neyi görmediğini bilmediğini bilen bir yazılım, ve bunu Deccal ve askeri yazdılar ve bu robot karışımı insanı, yani yaratık, frankeştayn canavarlarından birisi de bu, Bunu da böyle bir canavara yüklediler, ve şu anda sanal Şeytan, yani yarı insan yarı robot şeytan oluşturdular, ve şu anda insanlara, her türlü Melaneti bununla yapmaktalar.<br />
<br />
Ebu Ümame (ra) rivayet ediyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Allahım, göz açıp kapayıncaya kadar dahi beni nefsimin eline hakimiyetine bırakma, ve bana  verdiğin güzel şeyleri geri alma."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Dâvûd ,Edeb 110, Camiüssağir-1478)</span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimizin böyle  Allahu Teala sığındığı rivayet oluyor. <br />
<br />
işte göz açıp kapama meselesi nerede geçiyordu Kur'an'da?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmike, ve innî aleyhi le kaviyyun emîn. Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuke, fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur, ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsihi ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” dedidiginde)<br />
<br />
"Cinlerden bir ifrit , ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi.<br />
<br />
Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Neml Suresi 38,39,40. Ayet. 38 arapcasinda yok</span><br />
<br />
Süleyman'ın tahtı getirmesini istediğinde cinlerden bir ifrit sen yerinden kalkmadan dedi Başka bir alimde dedi diyorlar O da sen gözünü Kırpasıye kadar dedi diyorlar, Demek ki o alimde insan değilmiş, Berfu yada Berhıyâ diyorlar, O insandı diyorlar, Alim kimseydi dedi o ayete, oda normal insanlardan değil , cinlerdendi ki, diyor ki işte peygamber onun eline bırakma diyor Peygamber Efendimiz, yani göz açıp kapayana kadar diyor. göz açıp kapayana kadar ben dedi getiririm dedi Berhıyâ, şimdi o cins şeytanın iyisi var, Mümin olanı var, Bir de bunun kafir olanı var, onun yapacağı şeytanlığı düşünüyor musunuz. göz açıp kapayana kadar,  o yanına geldi senin, ve altınını, aldı falan adamın evine soktu, Ondan sonra da sana da geldi,  Senin altınları falanadan çalmış git çabuk öldür onu geri al dedi, gittik Baktık Altınlar orada, öldürdün, Halbuki adamın alakası yok, yani bu şeytanın yapabileceği şeytanlıkları düşünebilir misiniz, biribirine herkesi kırdırır, düşman eder işte. demiş ki Peygamber Efendimiz beni göz açıp kapayana kadar bile nefsimin eline bırakma, Yani beni onun eline bırakma işte o orada nefis olarak  lanse yapıldı, işte "falaşman" şu anda böyle,  fırt orada, fırt burada, bir orada bir burada, bir de hızlı  ve tarafıda deccaldan tarafa müminlere neler yapmaz degil mi?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Allah için birbirini seven iki kimse bir araya gelseler ve, salavat getirip musafaha etseler, ellerini toka etseler, günahları sonbahar yaprakları döküldü gibi dökülür, ayrılmadan önce Allah'ın affına ermiş olurlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Edeb: 143,el-Ezkar Trc. s.480)</span><br />
<br />
buyurdular Rabbim sevenleri sevdikleri ile bir araya getirsin, Allah için sevişenleri bir araya getirsin de, günahlarımızı onların hatırına, sonbahar yaprakları gibi döksün inşallah.<br />
<br />
Kehf suresindeki Zülkarneyn ayetlerinde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnna mekkenna lehu fil ardı ve ateynahu min kulli şey'in sebeba.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Kehf Suresi 84. Aye</span><br />
<br />
<br />
inna mekkenna fil  erdi geçiyor, bu buradaki Mekkanne  degil esas yazılımı "Ma kane" dir peki o ne demektir yani Yasin Suresi'nde geçen Kün Feyekün kelimesi <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn 82. ayet</span><br />
<br />
yani "Kün" Ol deyince olur, Allahu Teala isimlerini ve sıfatlarını, yeryüzündeki insan, hayvan, bitki ve madde ve melek ve cin halifelerinde tecelli ettirmekte olduğunu söylemiştik, ve İşte o Kün deyince Ol deyince olur sıfatı ve ismini tecelli ettirdiği kimsede Zülkarneyn miş Zülkarneyn isimli lakaplı kimseyi vermiş o ayette öyle diyor, mekkanna(Ma Kane Ne olmasini isterse dilerse olsun) ismini ona verdik buyuruyor amma sadece dünyada "fil ardi" diyor dünyada ma kane görevini ona verdik, Ol deyince olduran işini de ona verdi. Yani bir nevi Allahlık görevi, halife Amma <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"ma kane"</span> halifesi, Ol deyince olduran halife, ve bu kim olabilir? <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Zülkarneyn ismi nasıldır?</span><br />
<br />
zül demek, hata demek, Karneyn ne demek hani karınca Vadisi diye yer var, karigne karincasi vadisi, köy demek köyler demek ya da halk demek, karınca halkı  amma normal karinca degil isiran karinca <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
حَتَّىٰ إِذَا أَتَوْا عَلَىٰ وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtımenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş´urun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ne zamanki, karınca vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki: Ey Karıncalar!. Yuvalarınıza giriniz, Süleyman ve onun askerleri farkında olmadıkları halde sizi ezmesinler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NEML SURESI 18. AYET</span><br />
<br />
Öyle olunca ve sonraki kelime de "ayn" kelimesi Ayn demek tek göz, "ayneyn" iki göz demek, öyle olunca Zülkarneyn "Hatali köyün efendisi" 2 hatalı bakışın olduğu halk, iki hatalı görüşe sahip olanlar, yani biri Mehdi biri Deccal ve taraftarlari zamani, ve bunlardan Zülkarneyn işte burada iyi olanın temsil ediyor, Yani mehdiyi temsil ediyor, ve iki gözden birisi deccalın, Deccalın Gözünün bozuk olduğu bilindiğine göre, iki gözden iyi gözlü olan, görüşü isabetli olan Mehdi Aleyhisselam, Gözü bozuk olan ise Deccal Aleyhisselam, bunu biliyoruz zaten, gözünün bozuk olduğunu Peygamberimiz hadislerinde bildirmiş, Gözü bozuk demek görüşü de bozuk Demek ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah kör değildir. Dikkat edin. Mesih-ı Deccalın sağ gözü kördür. Gözü sanki fırlamış bir üzüm tanesi gibidir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müsned, 3:367-368.13)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kör olduğu halde insanlara, 'Ben sizin Rabbinizim.' der. Halbuki sizin Rabbiniz kör değildir (yaratıklara benzemekten, her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır).”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Fiten: 26; Müslim, Kitabü'l-Fiten: 20; Müsned, II:33)</span><br />
<br />
<br />
burada da ne diyor hatalı görüş zil yani hata zül,  iki hatalı bakıştan, iki gözden hatalı bakış, o hali şimdi yaşıyoruz, mehdi ve deccal in vakti şu anda, hatalı bakışa sahip olan Deccal aleyhillane, ve doğru ve isabetli görüşü olan Mehdi Aleyhisselam ve onun grubu, ve Allah Mehdi Aleyhisselam'a Bir nevi Allahlık Halifelik görevi vermiş, halife Amma"kün emrini" ona vermiş, yani Ol deyince olur, bunu inkar ediyorlar, Ol deyince olma sürecine girer, olmaz falan Feslikan diyenler var, Tamam o da bu işin rahleleri arasında, Ama bazı şeyler ol deyince oluverir. Kuranı Kerim'de yine "Zül kuvvetil Metin" var, aynı cümlenin değişik versiyonu, ve bunu birbiriyle kıyas ettiğimiz zaman, zül hata, kuvvet ve Metanet ve hata birleştiğinde, işte ne oluyormuş, Demir ve şeytanın maddesi, hata kuvvet ve Metanet birleşince Demir meydana geliyor, Demirde şeytanın maddesi hatalı, ve kuvvetli , Demir sert eğilmeyen bükülmeyen, secde etmeyen, metanetli ki yıllardır davasından vazgeçmedi, çok metanetli, hala insanla savaşıyor, ben onu yeneceğim diye, gözünü bile kırpmadan neredeyse, metanetli kararli element, ve bunlar birleşince şeytanı oluşturuyor, ve burada Zülkarneynde de zül başta,  yine hatalı memleket,hatalı millet, ayın tek göz, Ayneyn iki göz, artık kıyasıda siz yapın, Ben size yolu gösterdim, kapıyı gösterdim çıkışı siz bulun.<br />
<br />
Dünyamızın dışında, dünyamızın magnetizması, yani manyetik alanı denen bir dalga var, çekim kuvvetini oluşturuyor, mıknatıs sistemi, dünyanın magnetizması, yani çekim kuvveti, ve bu çekim kuvveti sayesinde, ay dünyamızın etrafında dönüyor, ve bu kuvvetin temsilini Pascal bulmuş Binom Açılımı ve Pascal Üçgeni ve denkleminde o, 1. derece denklem, 2. derece denklem, diye bir piramit oluşturulur, yani Allah, 1 in altında 2 tane 1 etti 2, yani  Allah var idi, Allah Adem ile Havva'yı yarattı, Allah'ın altındaki halife iki tane oldu, Adem ve Havva, 2. derece denklem, Adem ve Havva'nın bir tane çocukları oldu 3. derece denklem, sonra çocuklar iki iki olmaya başladı, ikii ki ilerleyen denklem 4. derece deneklem<br />
1<br />
11<br />
121<br />
1331<br />
14641<br />
x^4 + 4(x^3) + 6(x^2) + 4(x) + 1 <br />
<br />
(x+y)² = x²+2xy+y²<br />
((x-y)² = x²-2xy+y²<br />
(x-y)³ = x³-3x³y+3xy³-y³<br />
(x+y)³ = x³+3x³y+3xy³+y³<br />
(x-y)⁴=x⁴-4x³y+6x²y²-4xy³+y⁴<br />
<br />
 hani artık "ab" şeklinde oluyor yada hani xy xy kare denklemin açılımı yani artık çocuklar çift çift doğmaya başlıyor x², 2xy artık Çift doğmaya başlıyor, ondan sonra, sonra onun 5. derece 6 derece denklem diyerekten gidiyor, ve mimar sinanda işte ustalik mimarisi olan Selimiye caminin minarelerini, bu dördüncü derce denklemin açılımı olarak yapmış, ve 3 minarersine birbirini görmeyen üç ayrı kapıdan, üç ayrı şerefesine çıkılır vaziyette yapmış,  ve bu manyetik alan ve pascal üçgeni artı tarafa gittiği zaman dünyada doğan büyüyenler, Fakat aynı sistemin eksi tarafına gideni var ve yaşlanıp ölenler, iki Kutup var O da eksi  ve artı tarafına giden denklem, ve bu Magnetizma oluşturuluyor, evrenin açılım formülü de bu şekilde yani, kainatın açılımı bu şekilde, Adem'in evlatlarının doğması, yani dünyada kısırlık olduğu zaman, artık çocuk doğmayacak duruma geldiğinde, artık Kainat durdu demek, ölenler Doğan'dan çok olmaya başladıysa, artık Kainat çökmeye yön tuttu demek artık. Artık Geriye dönecek ve çökme olacak demek. Ve bu sistem soldan sağa yani soldan sağa yazdığımız zaman sayılar 1 2 3 4 5 diye artarak dan gidiyor, Fakat sağdan sola yaptığımız zaman, sondan geriye doğru gidiyor, ve biz İslam ümmeti olaraktan  kitabımız Kuranı Kerimi sağdan sola okuruz, sağdan sola gittiğimiz zaman, biz bitiş ve  eve dönüşe doğru gittiğimizi kabul ederiz, fakat kafirler ve diğer ecnebiler, Latince ve bizim Türkçe'de latincede de kullandığımız gibi, soldan sağa giderler, diriliş doğuş ve çoğalış,  elektrikteki sistemde de bu vardır, bir sağdan sola giden elektrik, bir de soldan sağa giden elektrik, onlar yokluktan varlığa doğru gidiş, ve bizim tarikatımız Raşidi Tarikatındaki tesbihimizdeki zikirlerin sistemi de bu şekildedir, bazısı yokluktan varlığa doğru, tesbihi soldan sağa doğru çekmek veya tersine çektiğimiz zamanında sağdan sola varlıktan yokluğa dirilişe doğru, ve işte Geldik isavilerin <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Osternn Bayramı'na" </span>İsa Efendimiz O yüzden dirilmiştir, onun sistemi, soldan sağa sistem olduğu için, onun yönü soldan sağa,  ama Mehdi Aleyhisselam sağdan soladır, O da bitirişe Doğrudur, Çünkü Mehdi sonda gelir, sondan başa doğru gider, İsa başta sona doğru giden, tersi 1,2,3,4,5,6,7  yani ileri doğru giden, Mehdi başa, sıfıra Doğru giden, o yüzden dedik ki işaret parmağımız küçülmüş, paramak 13 lü den dokuzluya  indi dedik, sıfıra Doğru,...<br />
<br />
Dünyamızın dışı havasız, havanın olmaması demek, karanlık yapıyor işte yukarısını, ve Zülkarneyn  ve eshab-ı Kehf,  işte zaman makinesini keşfeden kimseler, ve onu ilk kullanan kimseler olaraktan Kuranı Kerim'de anlatılıyor gizlice, ama dedik zamanda yolculuk eden peygamberimiz Miraç etti, cenneti Cehennemi, oralarda olan biteni gördü, oradan bir çöp getiremedi, ne getirdi, size hediye olaraktan Amenerrasulü getirdim, namaz getirdim dedi, ya buradan 6-7  palet defter götürseydi, bir palet kalem götürseydi de, bütün Olan biteni ashap yazsalardı, bize daha iyi kalıcı olmaz mıydı, ya da kamera var  bu devirde ve video kasetleri falan dvd ler cd ler götürseydide hep bütün olan bitenleri  video ile kayıt etselerdi, bize daha kalıcı bilgi olmaz mıydı?  Halbuki bu vakte gelmiş, işte bizim vaktimiz e kadar, her şeyi görmüş, Aynel yakın görmüş, hakkal yakin içine dahil olmuş, mehdiyi tarif ediyor, ahir zaman alametlerini tarif ediyor, neden buradan bir igne çöp götürememiş işte, zaman makinesi ile zamanda yolculuk da bu şekilde, filmi seyredersin de, filme müdahale edemezsin, film bitmiştir, filmi sadece seyretme hakkın var, istediğini yerini  geri ileri çek seyret, ama müdahale hakkın yok. ama Hızır ve Zülkarneynin müdahale hakkı var.<br />
<br />
Ve başka bir meseleye gelirsek,  Allah'tan başka Allah var var mı ki, Sen diyorsun ki, Allah'ın halifesi insanları, yeryüzündeki Allah ve Tanrılar diyorsun, Allah'tan başka Allah mı var ki diyenler var.<br />
<br />
 Ve bunu şu örnekle anlatacağım : Allah insanoğlunu yarattı, insanı yaratana halag Allah dediği Kur'an'da mevcut<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ  خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ikra’bismi rabbikellezî halak. Halakal insâne min alak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Alak Suresi 1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
<br />
 ve alak demek hücre demek, ve diyor ki hücre olan Allah insanı yarattı diye tarif ediyor bize. Allah Allah, biz halagallah'ı başka şey biliyorduk, yaratan Allah diye biliyorduk, Halbuki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halak Allah"</span> demek : "hücre olan Allah, insanı, hücrelerden meydana getirip yarattı." O zaman insanın yaratan Tanrısı hücre imiş, yaratanı hücre imiş, hücrede Bütün her bilgi var, hücre Allah, Allah Allah....<br />
<br />
Ve dünyamızda da araba diye bir şey icat olmuş, Auto, arabayı icat eden amcayı "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Henry Ford"</span> olaraktan duyduk bildik. işte Henry Ford arabanın mucidi olduğu gibi, Gerçek mucit Allah'tır, yani "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Mecid Allah"</span>  bulan buluşturan Allah, icat eden Allah, o an Allah, Henry Ford'un içine girmiş, ve araba icat etmiş, o zaman Henry Ford, arabanın Tanrısı, Allah'ı değil mi? arabanın yaratanı değil mi? Yani bu Henry Ford olaraktan, bir şahıs olaraktan değil bu ama, aynı Matrix filminde myster simitin birinin içine girerek ten, o gibi değil de, kendisi O olaraktan hareket etmesi gibi, Allah işte Henry Ford'un içine girerek ten, Arabayı icat etmiş, mucit Allah, arabanın Tanrısı, onun ismini de ne koymuş, Henry Ford koymuş, demiş ki arabanın tanrısı Henry Ford demiş.<br />
<br />
Yine mesela Davut olmuş, demiri ateşle kızdırıp işlemiş, ve onu yararlı hale getirmiş, demirin ilk defa işlendiğini, demiri keşfeden, bilen, ve demir icatlarını yapan Allah olaraktan David Allah olmuş,  yani Davut Allah, yine Tıp Lokman ve İsa Efendimizle tamamına ermiş, ve insanın içine girip  ölüleri diriltmiş,  yoktan hayat veren değil, ölmüşü diriltmiş, yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Müheymin Allah"</span> İsa Efendimiz sonra körlerin gözünü açmış, Basir görmek mübaşir veya mübasir Allah Gördürten Allah ve göz doktoru olmuş ve basar veya Türkçemizdeki  sarı kelimesi oradan yani  sarı yani basir gören ve mübasır <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Gördürten Allah"</span> Hz isa<br />
<br />
Allah  kuranda birçok yerde biz yaptık diyor, biz kim? işte biz : İsa, Musa, Henry Ford, Edison,..... hepsinde Allah tecelli etmiş ve, dünyayı imar eden yine Allah, Allah tek kuvvet, tek yaratan, tek bulan, tek bilen, ondan gayri Tanrı yok.<br />
<br />
Ve biz çoklu kainatlar modelini anlatıyoruz, bizim bu Theory i birçok bilim adamı da benimsedi, o görüşümüzü. ve bazıları da diyor ki, ama o kadar çok Kainat olamaz diyor, ve bunu şu Açıklama ile anlatıp devam ettiriyoruz :  Bu tezimiz aynen Amerika'nın film setleri gibi, film seti kurulmuş, sağ tarafa geçiyorsun, berber var, sol tarafa geçiyorsun aşçı Dükkanı, ön tarafa gidiyorsunuz, lokanta, üst tarafa gidiyorsun, diskotek, Bilmem öbür tarafa geçiyorsun, memur odası, yani film setinde her şey mevcut ve sabit, fakat filmde oynayacak oyuncuların Sabit değil, ama film seti sabit, yani Dünyamız sabit, dünyadaki Ankara sabit, İstanbul sabit, Viyana sabit, ve oradaki evlerde sabit, şu anda çoğu evler bile sabit, oralara giren çıkan kiracılar, yahut Ahmet ölmüş,dedesinden miras kalmış, Mehmet o evde duruyor, Mehmet de ölmüş, oğlu kızı duruyor Şimdi. Sadece oyuncular değişmekte, film seti aynı, o yüzden, şimdi bir film setinde Kovboy filmi de oynayabilirsin, istersen aşçı bir amcanın hayatını da anlatabilirsin, film seti sabit, Çünkü sadece oyuncular değişmekte, O yüzden Allahu Teala hiç durmadan Kainat halk ediyor gibi değil, kainatların modelinde de aynı, kainatın içinde oyuncular farklı, ve bütün olan biten dünyamızda olup bittiği için, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"dünya sabitesi" </span>diye bir şey var, fakat oyuncular değişmekte, yıllardır oyuncular değişmekte, Adem geldi, İbrahim geldi, Musa geldi, sadece oyuncu değişikliği, futboldaki gibi, yorulan oyuncu, oyundan alınıp, daha iyi oynayabilecek bir oyuncu, oyuna alınmakta. ve Kainat modellerde bu şekilde, çoklu halde, çoklu Kâinat, ve bunu şöyle anlatayım, Şimdi adam bir site yaptımı, sitenin evleri aynı tipte, mesela mutfak solda, banyo arkada, tuvalet önde, sol alt katta oturma salonu, üst katta yatak odası gibi bir sistem, bir plan çizdimi, ve Bundan 10 tane yanyana yaptıkmı, bunlara falancı villalar dediğinde oluyor mu bu? oluyor. Allah da bir tane model koymuş, dünya yaşanabilir, yaşanılabilir bir dünya, dünya sabitesi diye bir şey var, Her sistemde dünya sabit, ama oyuncular farklı sadece, Adem vakti Adem'in ve çocuklarının oynadığı bir oyun ve dünya, İbrahim vakti İbrahim ve çocuklarının ve milletinin oynadığı bir oyun ve dünya, ama dünya sabit, dünya sabitesi ve Allah Aynı Sabiteyi kullanaraktan, içindeki oyuncuları değiştirmekte, ve burada dedik, Güneşte aynı tavuğun kıçında yumurtanın oluşması gibi kainatlar oluşmakta, yeni kainatlar oluşturmakta.<br />
<br />
<br />
deccalın kırk günde dünyayı gezmesi, eşeğinin iki kulağı arasındaki mesafenin 40 arşın olması, bağırdığında bütün dünyanın duyması bunları Resûlullah bildirdiğine göre inkâr etmeye de imkân yoktur.<br />
<br />
Peygamberimizin hadislerinden birinde deccalın 30 metrelik eşeğe bindiğini söylediği hadisi varmış, Ben bilmiyorum aradım bu kadar bilgiye ulaşabildim, inşallah bulabilirsem kaynağını veririm bulursam, bulamazsam da bu rivayeti burada bu şekilde yazacağım, kaynağını vermeden, kaynak biz olacağız, duydum ben bunu, ve buradaki eşek kelimesi rakabe ve merkeb, merkep kelimesinin  manası aslında  binek demek, sadece eşşek demek değil, binek demek, sadece o 5 kulaklı eşek demek değil, karaşimşek demek değil, yani binek demek, ve bir binek de bugün, Uçakta bir binek, gemide bir binek, ve uzay gemisi denen gemide bir binek, ve şu anda artık uçaklar uzay gemisi gibi, UFO gibi, UFO dönen de bir binek, yani şu anda Ufo keşfolduysa, UFO gemiler, UFO uçaklar,  keşfolduysa, Amerika bunu keşfettiyise, Rusya bunu keşfettiyse,  o zaman deccalın ufosu 30 metre imiş, ve Dünya'yı bir anda kat ediyormuş, Evet ufolar fırt orada, fırt burada, deccalın uçağı da bir UFO, yani öyle senin sandığın gibi, Uzun kulaklı eşek değil Yani, lafı anlamayan, Arapça bilmeyen dangılların anlayışsızlığı, daha hala adam Muhammed vaktindeki LAT ve UZZA putlarindan bahsediyor anlatiyor, onların bize faydası ne? Sen günümüze bakacaksın kardeşim, onların hikaye edilmesindeki fayda ne, bizi daha hala şöyle yaptı,da böyle yaptı hikayleri ile oyalama, sen bugün ile kıyas edemiyorsan, bir manası yok, ha arabası, ha uçağı, Yani bugün tren diye bir şey var, mesela tren hızlı tren, 30 metrelik tren olabiliyor, 30 tane  katarı var arkasında, Belki de hızlı treni kastetmiştir, Peygamberimiz o an gördüğünde onu, hızlı trene biniyor olaraktan görmüş olabilir değil mi 30 metre tren var 30 tane katarı ardına takmış giden tren var.<br />
<br />
Herkes Hadisleri öyle duydukları gibi anlatmasınlar, biraz bu gün ile kıyas yap, birazda Arapça bilgisi olması lazım, bunları anlatacak kimsenin, dünkü yorumlarda geçerli değil, Dün kü adamlara treni anlatamazsın, o binek olaraktan sadece at görmüş eşek görmüş deve görmüş, Ona treni ne diye tarif edeceksin, Peygamberimiz binek yani rakabe, merkeb, dedi binecek dedi, binek diye tarif eyledi.<br />
<br />
Rabbim, askerimizi, Kazı Koz anlamaktan muhafaza etsin.<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Nisan 2019 Cuma<br />
<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Görülen Allah ve Görülmeyen Allah]]></title>
			<link>https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43288</link>
			<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:29:11 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rashid-tunca.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rashid-tunca.com/showthread.php?tid=43288</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görülen Allah ve Görülmeyen Allah</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 08 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلًاۜ   رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلًا   وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَم۪يلًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Veżkuri-sme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ, Rabbu-lmeşriki velmaġribi lâ ilâhe illâ huve fetteḣiżhu vekîlâ, Vasbir ‘alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecran cemîlâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbinin adını an, bütün varlığınla ona yönel ve gönlünü ona tam bağla. Doğunun da batının da rabbi O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse yalnız O’na güvenip sığın. Ve o inkârcıların dediklerine sabredip katlan ve onlardan uygun bir şekilde uzaklaş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Müzzemmil Suresi 8,9 ve10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<br />
 Allah ve din kimsenin tekelinde, ne de kişisel hesabında değildir ki, Allah kesin olarak da bu dünyada görülmez, veyahut görülür diye bir hükme, kimse karar veremez. Kuran'da var mı delil Allah'ın görülmeyecek  olduğuna dair,  yahut Allah'ın görülecek olduğuna dair.<br />
 imamlar hocalar anlatır,  ayağını taş alsa Allah'tan bil  diyerekten, ve yine  Tarlayı sürdün tohumu sen  ektin,  tarlayı sen suladın, güneşte doğdu, Yağmur da yağdı, ve bitki yetişti, ve  hasat ettin, buğdayını kaldırdın, Hamdolsun Rabb'ime dedin. peki burada görülmeyen Allah nerede? Eken sen değil miydin, Allah mı ekti buğdayı,  Allah mı sürdü tarlayı, sebebler de bir oldu, sonunda hasat ettin,  Ne oldu o zaman, Allah Kim? nerede burada?<br />
 <br />
"Bir kulumu seversem, onun yürüyen ayağı, tutan eli, bakan gözü, konuşan dili olup, o benimle tutar, benimle yürür..."<br />
<br />
diye anlatılan hadisteki, o adamlardan biri de sen değil misin, o tarlayı Eken amca. işte Allah senin elinle tarlayı ekti, yine senin elinle suladı, yine senin elinle biçti,  seni bu işe sebep eyleyip, Senin üzerinden Allah ekip biçti,  işte görünen Allah, işte arka planda görünmeyen Allah, seni görünce Ben, Allah'ı gördün mü diyeceğim, yoksa arka planda ki Allah'ı ele alipta, Allah'ı görmedin mi diyeceğim, her şeyin arka planında Allah var, o yüzden ekmeği yiyen benin, çarşıdan alıp gelen benin, onu eken falan amca,  birçen falan amca, ve ben de yiyen amca oldum. ama  Hamdimi de Allah a yaptım. arka planda bir Allah var, Neden Allah gözükmüyor o zaman, Allah ekmek yemek istiyorsa, peynir yemek istiyorsa, niye kendi gelip oturup da yemiyor, Niye benim elimle yiyor. <br />
<br />
yani halife olmak, Diyorlar ki, Allah insanı kendi halifesi değil, yeryüzünün halifesi kıldı diyorlar, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halifeyi ruyi zemin"</span> diyoruz ya biz, halifeyi ruyi zemin demek, yeryüzünün halifesi demek. Ama Allah kendi halifesi kılmış insanoğlunu ve, Allah isimlerini ve sıfatlarını, insanlar, ve hayvanlar, ve yarattıkları üzerinden tecelli ettirmekte. Nitekim Şeytan da vesvese vererek ten Aynı işlemi, yine insanlar ve Yaratıklar üzerinden meydana getirmeye Çalışmakta. 2 güç iyi ve kötü güç, şeytanı güç ve rahmani güç, Allah'ın aynı işlemleri insanlara kolayca yaptırmak için kullandıkları yaratıklara da biz Melek diyoruz. Melek de aynı işlemi ile, yani ilham ile, veyahut şeytani olana vesves diyoruz, melekten olana rahmani ilham diyoruz, veyahut peygambere verilmişse vahiy diyoruz. Ve Allah Melekleri kötülük yapma yetisi olmayan varlıklar olaraktan yaratmış, O yüzden bir melek, iyi melekler, Cehennem Melekleri hariç, insana zarar vermezler, ve verilmesini istemezler, kötülük yapma yetisi olmayan meleklerin yapamadığı bir işlemi yaptirabilmek için, Allah buna tezat bir canlı yaratması lazım ki, onun eliyle meydana getirsin. Yani bazen iyilerin yapamadığı bazı işleri, kötüler eliyle yaptırdığı, ve onlar ile Allah meydana getirdiği, Yani yine arka planda Allah vardır. Aynı Eken biçenin arkasında Allah olduğu gibi, bazı şer ve kötü sandığımız işlerin meydana gelmesini sağlayan da yine Allahü teâlâdır. Neden? Çünkü biz iman ederiz ki, hayrın ve şerrin de Allah'tan olduğuna. Eğer öyle olmasaydı, zaten bu kavga bir gün ortaya çıkar, Allah ile şeytan çıkıp ortada kavga ederlerdi, bizde seyrederdik, Allah'ın dışında başka bir güç olabilseydi, birinden birisi diğerine  Galip gelirdi bir gün, ve bizde seyrederdik. Bazen kötüler, Kötülük yaptıklarında kendilerini Galip zannederler, yendim, Tamam İntikamımı aldım, falan gibi. Halbuki Allah onun ile, iyilerin yapamayacağı binlerce işi, bir kötüye yaptırmıştır, kötü bunun farkında değildir. yine kötülük yapma yetisinde olan birisinede, iyilik tat verici, ve zevk veren  bir şey değildir.  öyle olunca, öyle bir canlının yapamayacağı binlerce işlemi de, iyiler üzerinden tecelli ettirip, Allah yine dünyamızda meydana çıkarıp, ortaya getirmektedir, ve bu şekilde dünyayı idare edip, hem de imar edip, yaşanır Hale getirmektedir. o zaman Aynen film senaryosunu yazan olduğu gibi, onu oynarken arkadan replik verenler var, ve birde sadece oyunculuk yapanlar var değil mi, Bir de sahne var, sahnedeki malzemeler var, sahnedeki bir malzemeden dolayı, filme iyi veya kötü damgası vurulabilir mi, yahut bir oyuncunun, daha önceki rolünde kötüyü oynadığı için, ikinci rolünde iyiyi oynayınca, ona iyi veya kötü damgası vurabilirmiyiz, o bir oyuncu, Sadece rolünü oynuyor, filmden sonra, Onun gerçek hayatı, ve gerçek tarzı davranışı var, ama filmde sadece senaryoya uygun bir davranış metodu uygulamakta, Öyle olunca, kötü rolü verilmiş birisine kötü damgasını vurmak yine yanlıştır, yine iyi rolü verilmiş birisine de iyi damgası vurmak yine yanlıştır, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Çünkü hadis-i şerifte</span><br />
<br />
"Senin iyi zannettiğin bir şey şer ve kötü olabilir,  kötü zannettiğin bir şeyde, iyi ve hayır olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">buyurdu Peygamber Efendimiz.</span><br />
<br />
öyle olunca iyi ve kötü olmak sadece rolleri oynamak, ama arka planda o işin gerçekten iyi veya kötü olduğunu, daha çok sonra anlayabiliriz. böyle birçok hikaye vardır,  ibret ve derslik olan. Mesela Erol Taş'ın oynadığı rolden dolayı, o na kötü adam damgası vurup da dövmeye kalkanlar, ve yine Kurtlar Vadisi'nde ölen bir adama, dışarıda cenaze namazı kılıp, Mevlüt okutanlar meydana geldi. Halbuk, Yani onların rolleri idi onlar, Asli sıfatları değildi. öyle olunca Kötüye kötü rolü verildiği için, bunu biraz daha açarsak, mesela günah işleyen bir adamı gördüğün zaman, adama hemen kafir, Günahkar damgası vurma, arka planda ne var, Allah onun o işlediği günah ile, kimden kimin öcünü alıyor, yahut kime ne Nimet sunuyor, Bunu o an baktığında göremezsin, bunun hikmeti, belki seneler sonra, Hatta belki yüzyıllar sonra da çıkabilir. Çünkü Kur'an'da ibretlik peygamber kıssaları var, Onların kıssalarının hikmetleri, yıllar sonra ortaya çıkıyor ki, Musa Aleyhisselam'ın ümmetine cumartesi yasağı verilmesinin hikmeti ve, cumartesi tatil edilmesi yüzyıllar sonra ortaya çıkmış bir hikmet, yine Muhammed'in ümmetine zekat ve sadaka farz kılınması, ve bunun hikmetinin Yıllar Sonra vergi olaraktan ortaya çıkması gibi, yüzyıllar sonra değil mi, 2 sene 3 sene sonra ortaya çıkmamış, ve vergi olaraktan dünyada yasa halini alması yüzyıllar geçmesinden sonra ortaya çıkmış, yani işte sana yaptırılan Bir Günah, yahut bir Sevabın Hikmeti, Belli ki 2 sene sonra, belki 10 sene sonra, belli ki 1000 sene sonra ortaya çıkacak, senin çocuğun bile  ondan nasiplenmeyecek, belki torununun torunu  nasiplenecek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Nitekim Tirmizide geçen bir hadisi Şerif'te Peygamber Efendimiz buyurmuş ki</span><br />
<br />
"Kızdığına  ölçülü kız, Belki bir gün dostun olabilir, sevdiğini de ölçülü Sev, Belki bir gün düşmanın olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Buyurdu peygamberimiz</span><br />
<br />
 Demek ki Peygamber Efendimiz Bunun böyle olduğunu zaten o vakitten biliyordu, yani bazısına iyi rolü verilmiş olabilir, aslında o kötüdür, bazısına da kötü rolü verilmiş olabilir,  Aslında oda iyidir, o senin için en iyi dosttan da iyi dosttur, arka planını yine Allah biliyor, ve Allah arka planda gizlice, yapmak istediklerini, onların eliyle yapmak da, ve yapmaya devam etmektedir.<br />
<br />
belki  onun Hayri yıllar sonra ortaya çıkacak, belki yüzyıllar sonra, belki de bir hafta sonra hikmetini anlayacaksın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Velâ testevî-lhasenetu velâ-sseyyi-e(tu)&copy; idfa’ billetî hiye ahsenu fe-iżâ-lleżî beyneke ve beynehu ‘adâvetun ke-ennehu veliyyun hamîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İyilikle kötülük bir olmaz; sen kötülüğü iyilikle karşıla. O zaman aranda düşmanlık olan kişinin can dostun olduğunu görürsün.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fussilet Suresi 34. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Bu ayette geçen kötülüğü iyilik ve güzelliklerle iyi bir şekilde savmak meselesinde, ve bakarsın ki, o kötü işler işleyenler, seninle dost oluvermiş buyurulan ayeti kerimede ki hikmeti Ben, Memleketimi Sandıklı'da Yaşadım. ve okula giderken kaldırımdan değil de yoldan yürürken genç bir delikanlı ile birbirimize omuz attık, ve kavganın eşiğine geldik, yumruklaşmak mesafesine, ama yumruklaşmadik, ve bundan az zaman Sonra, Bir otobüste yan yana aynı koltukta sohbet ederek ten dost olmuş bir şekilde seyahat etmek de nasip oldu, o kavga sayesinde tanışık olmuştuk biz. yani bakarsın ki Candan bir dostun oluvermiş buyuruyor Rabbimiz. Yani bazen kavgadan bile Allah rahmet çıkarır dilerse, arka planda ne yaptığını sen bilemezsin. senin Farketmeden geçeceğin bir insan yanından geçiyordur, onun sana o takışması sayesinde, sen onu fark edersin.<br />
<br />
 Hani bilim adamları tıpta  farkındalık da diye bir Reaksiyon tespit etmişler.<br />
<br />
Mesela sen hava alıp veriyorsun ama farkında değilsin, sana hava alıp veriyor musun diye sorduğumuz zaman, nefes almanın sıklaşır, ve nefes aldığının farkına varırsın, ve o zaman nefesi, Sanki sen almak ve vermek zorundayım gibi hissedip de,  orada  karışık bir duruma girersin, Halbuki o ana kadar nefesi otomatik alıp veriyordun, seni farkında kıldığımız zaman kendin strese girdin, nefesi Aldım mı, Verdim mi, alacağımı vereceğimi heyecanına kapılırsın, Halbuki otomatik pilot hepsini yapıyordu, Sen farkında değildin.<br />
<br />
 işte Allahu Teala da böyle seni bir kavga ile, veyahut, Bir şer ve kötü bir birisinin yapacağı, bir amel ve fiil ile de, senin onu tanımana, öyle iyi bir kimseyi tanımına belki sebep oluyor ki.<br />
düşün ki kainatta Yıldızlar Seyran halinde, ve onları seyrederken senin tanımadığın bir yıldız, senin yanından geçerken, Bak bu Yıldız'da da bu hikmetler, bu nimetler var, bir de bunu tanı diye, Allah sana ondan bir taş gönderiyo, kafana bu taş nedir  nedendir, İşte o yıldızı tanımana Sebeb, ondan sana bir nimet indi demek olur. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad erselnâ rusulenâ bilbeyyinâti ve enzelnâ me’ahumu-lkitâbe velmîzâne liyekûme-nnâsu bilkist(i)(s) ve enzelnâ-lhadîde fîhi be/sun şedîdun ve menâfi’u linnâsi ve liya’lema(A)llâhu men yensuruhu ve rusulehu bilġayb(i)&copy; inna(A)llâhe kaviyyun ‘azîz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hadîd Suresi 25. Ayet</span><br />
<br />
demiri indirdik diyor ya, Demek ki demir bizim yanımızdan geçti gitti, Demir gezegeni bizim yanımızdan geçerken, bir parça Demir koptu ve bize geldi ve artık böylece demiri de içimize aldık, dünyamıza ne güzel bir nimet Demir değil mi, kafamıza çarpmasaydı o Demir parçası, dünyada Demir olmayacakmış, demir lazım mı? çok lazım bir madde dünyaya. İşte o benim o a kavga ettiğim delikanlı ile omuz atma hikayesindeki, Ben onu hiç  görmemiş gibi yanından geçip gidecektim, Ömrüm boyu tanımayacaktım belki, ama onun bana omuz atıp, Benim de onun omuzuna  karşılık vermem sebebiyle, o genci tanımış oldum, Daha sonra da birlikte seyahat bile ettik konuştuk Sohbet ettik.<br />
<br />
Ve dünyamızda filmler oynanır biter seyredilir, en sonunda arka plandakilerin sadece isimleri bir şerit halinde Akar, <br />
<br />
replikleri veren falanciydi, <br />
kamerayı tutan filanciydi,<br />
makyajcı bilmem kim idi ,<br />
<br />
<br />
Onları da zaten, filmi seyreden kimse Bekleyip de isimlerini bile okumaya zaman ayırmaz, Belki çok nadir kimseler, kim imiş bunlar diyerekten bakarlar, belkide sadece film ile uğraşan kimseler bakar ki, o da filmlerinde kullanacak eleman bulmak için bakarlar. ama biz gibi sadece seyirci olanlar, o şeritte akan yazıları bile okumaya zahmet ayırmayız. Öyle olunca Allah her işi arka planda yürütür de, Allah aklına gelmeyen, Allah ı unutmuş binler insan mevcut dünyada, her şeyi Allah'ın yaptığını bilmeyen, ve farkında olmayan, binlerce gafil insan. Biz gibi Farkına varanlar bile, bazen unutupta, dalıveriyoruz ve, sanki Allah yokmuş gibi davranıveriyoruz bazen.<br />
<br />
Fazla sıkılmayın diyerekten buraya Nasrettin den bir fıkra ile devam edelim<br />
<br />
Nasrettin Hoca ciddi adam olduğunu göstermek için, ona bir gün yaşını sormuşlar, Allahu alem 40 demiş, ertesi sene gelmişler, başka birisi yine sormuş, yine 40 demiş, orada geçen seneki soran adam da varmış, Yine Bir sene daha geçmiş, yine sormuşlar, yine demiş 40, yine orada ilk sene soran adam cıkışmış, ya Hoca geçen sene de 40 dedin, evvel ki senede 40 dedin, senin yaşın hiç değişmiyor mu demiş, Hoca da ciddi ciddi cevap vermiş, Erkek adam sözünden dönmez demiş, 40 dedim se 40 demiş. <br />
<br />
ve işte dünyamızda bazı ciddi olduğunu zanneden insanlar vardır, ve onlar için hayat sadece siyah ve beyaz dan ibarettir, ya siyah, ya beyaz, ya İyi, ya kötü, ya herro ya merro. yani onları kararından caydıramazsın, Hani derler ya <br />
<br />
"Deveye hendek atlatırsında, cahile laf anlatamazsın."<br />
<br />
Ve bazı insanların grisi ve ara renkleri yoktur, Halbuki ara mevsimlere geldik, sonbahar ve ilkbahar ara mevsimdir, ve ara renkler mesela Sarı ile mavi den yeşil meydana gelir, sarıya biraz mavi, maviye biraz sarı katınca, yeşil olur, hayat yeşilden doğup da gelişir, ve Bahar işte kötülükleri iyiliklerle savma vaktidir, iyilikleri Çoğaltıp sıcak ve Yaza doğru gitme vaktidir, hayatın Neşvü neva bulma vaktidir. ve bizim zikirlerimizden biriside işte<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
innel hasenat yüzhibnes seyyiat<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
iyilikler kötülükleri (günahları)siler giderir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym HUD SURESI  114. Ayet</span><br />
<br />
<br />
 innel hasenat yüzhibnes seyyiat,  yani iyilikler kötülükleri siler yok eder hikmetini yaşama vakti, ve bu Zikri çokça çekme vakti, ve yine Günahlarımıza tövbe edip, ağlayıp sızlayıp, Nisan Yağmurları yağdırma vakti, vicdanımızın sesini dinleme vakti, yüreklerin yumuşadığı vakit ki, toprak yagmurlar ile yumuşasın ki, toprağı Çimen kadar yumuşak bir Filiz delsinde Hayat bulsun, ve dünyamız yemyeşil cennete dönsün, yürekleri tövbe ile yıkama zamanı, gözyaşı ile yıkama zamanı, ama fazla da ağlamayın, sel alıp gitmesin dünyayı.<br />
<br />
 Nisanın 7'si bizde Tıp demedi, yağmur yok. vicdanlar susmuş, gaddar mı olmuş insanlar.<br />
<br />
 ve bu ciddi siyah ile beyaz dan başka renk olmadığını zannedenlere ve cahillere ve kararlarında da iyi veya kötü den başka bir çıkış yolu olmadığını zannedenlere, başka çıkış ve seçenekler ve yollarının da olduğunu gösterme zamanı. Nitekim Atalar demiş ki:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Bir kapıyı kapatan Allah, başka kapıyı açar mış."</span><br />
<br />
 Ve yine bizim zikirleri mizden <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elem Neşrah"</span> suresi okumak, o sürede diyor ki:<br />
<br />
"bir iş seni yordu üzdü mü? O zaman o işi bırak, seni üzmeyen başka bir işe geç."<br />
<br />
 diyor Allahu Teala. o surenin son ayetinde, Nasıldı o ayet:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ﴿٢﴾ اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ﴿٣﴾ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ﴿٤ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ﴿٥﴾ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ﴿٦﴾ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ﴿٧﴾ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ﴿٨﴾<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Okunuşu</span><br />
<br />
-Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.<br />
<br />
1- Elem neşrah leke sadrâk.<br />
<br />
2- Ve vada’nâ ’anke vizrâk.<br />
<br />
3- Elleziy enkada zahrâk.<br />
<br />
4- Ve refa’nâ leke zikrâk.<br />
<br />
5- Feinne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
6- İnne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
7- Feizâ ferağte fensab.<br />
<br />
8- Ve ila Rabbike ferğab.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresinin Anlamı, Meali</span><br />
<br />
-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
1- Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?<br />
<br />
2-3 Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?<br />
<br />
4- Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?<br />
<br />
5-6 Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.<br />
<br />
7-8 Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel. <br />
<br />
<br />
 esteuzubillah feiza ferağte fensab ve ila rabbike ferğab, Rabbine başka bir dönüş ile dön diyor, yani o iş seni yordumu, yormayana geç, bu seni üzdü mü, üzmeyene geç ve  böylece stressiz yaşamaya ve hayata devam edebilirsin, Karamsarlık içinde kalmayasın, bittim tükendim demeyesin diye, Allah sana buradan derman gönderiyor, ve diyor ki birde:<br />
<br />
"Her zorluğu kolaylık ile kardeş yaptık, zorluk oradaysa, kardeşi kolaylık da yanındadır, muhakkak ki bu böyledir.<br />
<br />
 buyuruyor Rabbimiz.<br />
ve dedik işte Kainat Zıtlar ile kaim ve ayaktadir, ve öyle olunca zorluk ile kolaylikda tezat kelimeler, ve ezvac olan veya kardeş olan  iki fiil.<br />
<br />
<br />
Ekskavatör (Baga) şoförü ekskavatör(Baga) de ki bir joystick ile taş kaldırıyor, bu taşı kaldıran ekskavatör(Baga) mı joystick mi yoksa şoför mü kim kaldırdı Hani arka planda bir Allah var diyorduk ya, burada bir üçüncüde girdi araya, joystick diye bir şey girdi araya, joystick mi kaldırdı? şoför mu kaldırdı? yoksa ekskavatörmü (Baga mi) kaldırdı, bir işi sen mi yaptın, elin mi yaptı, yoksa Allah mı yaptı.<br />
<br />
 Hani Salebe hakkında Rivayet var ya, ben bu paraları elimle kolumla kazandım, Niye vereyim dedi deniyor ya, elinle konunla mı kazandın sen o paraları? joystick mi kaldırdı o taşı, Eller mi buna güç yetirdi, yoksa arka planda Allah mı var. Salebenin zekat verememesi hikaye ediliyor hadislerde, ve Musa'nın ümmeti de cumartesi yasağına uyamadılar diye hikaye ediliyor, ve Bakara suresini ismini veren hindularda, bakarayı yani  ineği kesemediler diye hikaye ediliyor.<br />
 ve matrix filimindede atlama programında,  Morpheus atlıyor da, Neo atlamayı başaramadı diye hikaye ediliyor, ilk atlayan başaramaz diye hikaye ediliyor, yani Kural Bu, ilk defa yasa çıktığında, ona uymak insanların bünyesinin kaldıramadığı bir şey, ilk defa da Başaran belki milyonda bir. Öyle olunca salebeye verilen roldeki Salebe kötü değil. rolde kötü değil. Allah onun hikmetini binlerce sene sonra vergi olaraktan ortaya çıkarıyor. ve onun o gün zekat vermenin islamin ilk yillarindan itibaren, müslüman biri ile delinmesini den yaratan Allah, onun delinmesi ile de binlerce Hikmet ortaya çıkarıyor. verginin verilmeyeceği yerler diye bir yasa var bir de mesela. zekat zengine farz da, zekatın  Zengin'den de sagıt olduğu durumlar var. mesela burada adamın fabrikası var, fabrikasında işçileri geziye götürüyorsa, O gezide harcadığı para, vereceği vergiden düşülüyor, yine işçilerine iş kıyafeti ve ayakkabı ve dışarıda soğukta çalışıyorsa, mont kaban gibi şeyler veriyor, ve bunlarda vereceği vergiden düşülüyor, giderler diye ortaya çıkıyor. demek ki gideri çok olan bir firma, vergi vermiyor devlete. Yani iyiliği çok olan kimse, zararı az dokunuyor, hep hayır, hep hayır, faydalı.  ve bazı fabrikalarda buna diyor ki, bu sene diyor firmayı genişlettik, ve genişletme sebebiyle, şu kadar masraf yaptık diye gösteriyor, ve her sene böyle firmada genişletme yapma hikâyesiyle vergi kaçırıyor, her sene her sene biraz inşaat ile, verigeye verecegi parayi frimayi dahada büyütmede kullanan firmalar var, cünkü firmayi büyütünce, yine belli derece vergiden muaf oluyor, bu vergi devlete gidecegine ona kalmiş oluyor, iyimidir, Allah bundanda rahmet cikariyor, ve o adam firmayi büyütünce, iki işciye ekmek verirken, bu sefer on işci daha aliyor, on işciye ekmek veriyor, buda rahmet degilmi, bu sayede bu işi iyiye götürenler var, Bir de bu işi kötüye götürenler var, ikisinin arasında da fark var. Birisi fayda vermek için bu işi yapıyor, birisi vergi kaçırmak için bu işi yapıyor, Allah katında ikisi Tabii ki de aynı değil, Yine arka planda, replikleri verende Allah, onu öyle yaptıran yine Allah, o rolü ona veren yine Allah, salebenin vergiyi verememesi de Allah'tan, Allah'tan gayrı hiçbir şey yok, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"la mevcuda İlla Hu."</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kutibe ‘aleykumu-lkitâlu vehuve kurhun lekum(s) ve’asâ en tekrahû şey-en vehuve ḣayrun lekum(s) ve’asâ en tuhibbû şey-en vehuve şerrun lekum(k) va(A)llâhu ya’lemu veentum lâ ta’lemûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 216. Ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
öyleyse Senin Hayır sandığın şer olabilir,   şer sandığında da binlerce hayır olabilir.<br />
<br />
mesela idrar hakkinda ve kötü ve necis oldugu hakkinda hadisler mevcut mesela<br />
<br />
"İdrardan (sidikten) sakının. Çünkü kabir aza­bının çoğu ondandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hâkim)</span><br />
<br />
"Şüphesiz ki kabir azabının çoğu idrardandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><br />
(Ahmed, İbn-i Mâce, İbn-i Ebî Şeybe, Hâkim ve Beyhakî rivâyet etmişlerdir.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
(Kabir azabının çoğu, üzerine idrar sıçratmaktan olacaktır.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[İ.Mace, Nesai, Hakim, Dare Kutni]</span><br />
<br />
(İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır.)<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> [Taberani]</span><br />
<br />
<br />
gibi hadilser idrarin necis oldugunu anlatirken, başka bir hadisde de idrarin faydali oldgunu anlatmişdir Peygamberimiz :<br />
<br />
“Medine havası beni hasta etti. Hz. Peygamber (a.s.m), ‘Git birkaç deve ve keçi-koyun sütünden (Hadisin ravilerinden Hammad: ‘sanırım; ve bir de idrarlarından) iç’ diye tavsiyede bulundu.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Taharet, 125)</span><br />
<br />
<br />
 “Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. ”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buhari Tıp5/1, Hanbel, 3/107,163)</span><br />
<br />
<br />
"Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütünden ve idrarından içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet develerin süt ve idrarından içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz.Peygamber (a.s.m) birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber (a.s.m) onlara hakkettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti..."<br />
<br />
<br />
Ve bu hadisin sıhhati hakkında çok çeşitli tartışmalar var, ve peygamber hiç idrar içilir der mi diye iddia edenler var, Ve yine peygamber böyle bir ceza verir mi, merhametin babası olan bir kimse, böyle bir gaddar ceza verir mi diyenler var, ve bu konudaki ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًا اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ cezâu-lleżîne yuhâribûna(A)llâhe verasûlehu veyes’avne fî-l-ardi fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukatta’a eydîhim veerculuhum min ḣilâfin ev yunfev mine-l-ard(i)&copy; żâlike lehum ḣizyun fî-ddunyâ(s) velehum fî-l-âḣirati ‘ażâbun ‘azîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 33. Ayet</span><br />
<br />
Ve bu adamlar Bu hadiste Görüldüğü üzere peygamberden menfaatlenmek için, ona Müslüman olduk görüntüsü vermişler, Halbuki Müslüman olmamışlar, ve onlar peygamberin şifa veren bilgilere sahip olduğunu bildiklerinden, yanına yanaşmışlar, ve onlara fayda edecek ilmi aldıktan sonra, onlar onu kullanıp iyi olduktan sonra da,  hainlikleri içinde olduğu için, hayvanlarini develerinin sürüsünü önlerine katıp çalıp çırpıp oradan kaçmışlar, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Esteuzubillah</span><br />
<br />
   “Muhakkak ki, biz gerçekleri açıklayan âyetler indirdik. Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir.<br />
<br />
    "Niceleri: 'Biz Allah’a ve peygambere inandık ve itâat ettik.' derler de sonra  içlerinden bir grup buna rağmen arkalarını dönerler. İşte bunlar mümin değillerdir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için Allah’ın ve peygamberinin hükmüne davet edildikleri zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir kısmı  yüz çeviriyor."<br />
<br />
    "Ama hüküm kendi lehlerine gözükmeye görsün, tam bir itâat içinde koşa, koşa gelirler."<br />
<br />
    "Bunların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa imanda şüpheye mi düştüler? Yahut Allah’ın ve peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı endişe ediyorlar? Doğrusu, onlar zâlimlerin tâ kendileridir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için, Allah’a  ve Resulüne davet edildikleri vakit, müminlerin söyledikleri tek söz; <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">“Baş üstüne; işittik ve itâat ettik.” </span>demek olmuştur. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Nur, 24/46-51)</span><br />
<br />
Ve bu  ayeti kerimede deniyor ki, kendi lehlerine oldu muydu, koşa koşa gelirler, kendi aleyhlerine oldu muydu, işte böyle şaibe vardır derler, al bu ayeti ve bugüne uyarla.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ve deve sidiği içilirmi meselesine gelince</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ebu Hureyre, Peygamberimiz'den (asm)şöyle rivayet ediyor:</span><br />
<br />
 "Cehennemin ortasına sırat (köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz, Peygamberlerin sözleri de "Ey Allah'ım, kurtar kurtar" olur." (Buharî ve Müslim)<br />
Sıratı geçerken insanların amelleri onları taşıyan binekler hükmünde olacak, amellerin derecesine göre hızı ve zamanı değişecektir:<br />
“Sırat, kılıcın keskin tarafı kadar ince ve kaygandır. Müminler, nurları oranında süratli geçerler. Kimisi yıldızların akışı gibi, bazıları göz açıp yumuncaya kadar, kimileri rüzgâr gibi hızlı geçerken, bazıları da hızlı yürüyerek ve koşarak geçerler. Geçişleri amellerine göredir. Hatta nurları ayaklarının başparmakları kadar olanlar düşe kalka, elleriyle tutunarak, ayakları kayarak yanlarına yörelerine ateş sıçrayarak geçerler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Taberânî, Hâkim)</span><br />
<br />
Sidik içilirmi meselesine gelince, hadis doğru, çünkü erkeğin, veyahut, insanlardaki  zekerin içinden geçen yol, kıldan ince ve sırat köprüsü için bu tarif yapılır, Kıldan İnce Bir Yol. kapalı vaziyetteyken, hortum gibi içinden su geçecek hava geçecek delik yok, yapışık vaziyette meninin çıktığı ve idrarın çıktığı yol. ve Öyle olunca İşte bu ince dar yoldan meni Damla halinde çıkarken, ve çok menisi olanların, hızlıca çıktığında, oradaki yolu yırttığını bilim adamları tespit etmiş, yırtılmalar olduğunu, bu yolda zekerin içindeki yolda, o kildan ince yolda, yırtılmalar olduğunu tespit etmişler, ve fakat böyle devamlı ıslak kalan bir yerdeki yaralar, neden büyük yara haline dönmüyor? Çünkü antiseptik olan idrar, onları antiseptik özelliği ile yakarakdan tedavi ettiği için, orada yara halinde olmuyor,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ardına demiş ki Peygamber Efendimiz:</span><br />
<br />
"Cima ettikten sonra, 2. defa cima etmek isteyen, gitsin idrar yapsın, ve Zekerini ve hayaları­nı yıkasın, ondan sonra tekrar cima etsin."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
demiş, Neden Çünkü önce tedavi ol Sonra tekrar bir daha cima et, orası yaralandı çünkü, ve idrar orayı en iyi tamir  ve tedavi eden ilaç niteliğinde. ikincisi eğer çocuk yapmak istemiyorsan orada meni bulaşığı kaldı yika ki çocuk olmasın ikincisi çocuk yapmak istiyorsan orada zarara ugramış meniler var zekerin üstünde, onlari yıkada yeni ve kuvvetli meniler yumurtaya gitsin, yoksa hava ile temas eden meni, sudan çıkıpda kurumuş balık gibi güçsüzdür, ve Öyle olunca işte Peygamberimiz onlara idrarınızı için dese iğrenç gelecek, insanın kendi idrarını içmesi, yahut başka bir insanın idrarını içmesi iğrenç gelecektir, öyle dememişte  böyle diyerekten, yani iğrenç olacağını bildiği için, o da demiş ki gidin deve veya koyun idrarı keçi idrarı için demiş, ve  Neden idrar, Çünkü içleri (Dahiliye) hasta olduğu için, devamlı ıslak kalan bir bölgedeki yaraların kapanmasında en iyi tedavi edici şey idrar dır.<br />
<br />
<br />
 Rabbim askerime ve bana peygamberini yalanlamaktan ziyade, hikmetini anlamayı nasip eylesin, bir olayı bilmeden de o olay üzerine yanlış yorum yapmaktan da muhafaza buyursun.<br />
<br />
Dün kü birolay  bugün daha kolay anlaşılır hale geliyor, Çünkü Kıyamet hadislerinin Çoğu da aynı minvalde, o gün onlar tam manası ile anlaşılmamış, ama Bizler hakkalyakin Bugün o olayların içinde olduğumuz için, hadisleri daha güzel anlayabiliyoruz, ve gerçekmiş, Muhammed doğru söylemiş diye biliyoruz, Ve Niye bu idrar hadisini düne kadar yalanladılar, Çünkü hakikaten bilinmediği için.<br />
<br />
 Rabbim hadisleri de sünnetleri  de ve farzları da, vacipleri de, mekruhları da, ve dinin bütün vecibelerini, doğru anlayıp, doğru yaşamak nasip eylesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 08 Nisan 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görülen Allah ve Görülmeyen Allah</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 08 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلًاۜ   رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلًا   وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَم۪يلًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Veżkuri-sme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ, Rabbu-lmeşriki velmaġribi lâ ilâhe illâ huve fetteḣiżhu vekîlâ, Vasbir ‘alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecran cemîlâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbinin adını an, bütün varlığınla ona yönel ve gönlünü ona tam bağla. Doğunun da batının da rabbi O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse yalnız O’na güvenip sığın. Ve o inkârcıların dediklerine sabredip katlan ve onlardan uygun bir şekilde uzaklaş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Müzzemmil Suresi 8,9 ve10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<br />
 Allah ve din kimsenin tekelinde, ne de kişisel hesabında değildir ki, Allah kesin olarak da bu dünyada görülmez, veyahut görülür diye bir hükme, kimse karar veremez. Kuran'da var mı delil Allah'ın görülmeyecek  olduğuna dair,  yahut Allah'ın görülecek olduğuna dair.<br />
 imamlar hocalar anlatır,  ayağını taş alsa Allah'tan bil  diyerekten, ve yine  Tarlayı sürdün tohumu sen  ektin,  tarlayı sen suladın, güneşte doğdu, Yağmur da yağdı, ve bitki yetişti, ve  hasat ettin, buğdayını kaldırdın, Hamdolsun Rabb'ime dedin. peki burada görülmeyen Allah nerede? Eken sen değil miydin, Allah mı ekti buğdayı,  Allah mı sürdü tarlayı, sebebler de bir oldu, sonunda hasat ettin,  Ne oldu o zaman, Allah Kim? nerede burada?<br />
 <br />
"Bir kulumu seversem, onun yürüyen ayağı, tutan eli, bakan gözü, konuşan dili olup, o benimle tutar, benimle yürür..."<br />
<br />
diye anlatılan hadisteki, o adamlardan biri de sen değil misin, o tarlayı Eken amca. işte Allah senin elinle tarlayı ekti, yine senin elinle suladı, yine senin elinle biçti,  seni bu işe sebep eyleyip, Senin üzerinden Allah ekip biçti,  işte görünen Allah, işte arka planda görünmeyen Allah, seni görünce Ben, Allah'ı gördün mü diyeceğim, yoksa arka planda ki Allah'ı ele alipta, Allah'ı görmedin mi diyeceğim, her şeyin arka planında Allah var, o yüzden ekmeği yiyen benin, çarşıdan alıp gelen benin, onu eken falan amca,  birçen falan amca, ve ben de yiyen amca oldum. ama  Hamdimi de Allah a yaptım. arka planda bir Allah var, Neden Allah gözükmüyor o zaman, Allah ekmek yemek istiyorsa, peynir yemek istiyorsa, niye kendi gelip oturup da yemiyor, Niye benim elimle yiyor. <br />
<br />
yani halife olmak, Diyorlar ki, Allah insanı kendi halifesi değil, yeryüzünün halifesi kıldı diyorlar, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halifeyi ruyi zemin"</span> diyoruz ya biz, halifeyi ruyi zemin demek, yeryüzünün halifesi demek. Ama Allah kendi halifesi kılmış insanoğlunu ve, Allah isimlerini ve sıfatlarını, insanlar, ve hayvanlar, ve yarattıkları üzerinden tecelli ettirmekte. Nitekim Şeytan da vesvese vererek ten Aynı işlemi, yine insanlar ve Yaratıklar üzerinden meydana getirmeye Çalışmakta. 2 güç iyi ve kötü güç, şeytanı güç ve rahmani güç, Allah'ın aynı işlemleri insanlara kolayca yaptırmak için kullandıkları yaratıklara da biz Melek diyoruz. Melek de aynı işlemi ile, yani ilham ile, veyahut şeytani olana vesves diyoruz, melekten olana rahmani ilham diyoruz, veyahut peygambere verilmişse vahiy diyoruz. Ve Allah Melekleri kötülük yapma yetisi olmayan varlıklar olaraktan yaratmış, O yüzden bir melek, iyi melekler, Cehennem Melekleri hariç, insana zarar vermezler, ve verilmesini istemezler, kötülük yapma yetisi olmayan meleklerin yapamadığı bir işlemi yaptirabilmek için, Allah buna tezat bir canlı yaratması lazım ki, onun eliyle meydana getirsin. Yani bazen iyilerin yapamadığı bazı işleri, kötüler eliyle yaptırdığı, ve onlar ile Allah meydana getirdiği, Yani yine arka planda Allah vardır. Aynı Eken biçenin arkasında Allah olduğu gibi, bazı şer ve kötü sandığımız işlerin meydana gelmesini sağlayan da yine Allahü teâlâdır. Neden? Çünkü biz iman ederiz ki, hayrın ve şerrin de Allah'tan olduğuna. Eğer öyle olmasaydı, zaten bu kavga bir gün ortaya çıkar, Allah ile şeytan çıkıp ortada kavga ederlerdi, bizde seyrederdik, Allah'ın dışında başka bir güç olabilseydi, birinden birisi diğerine  Galip gelirdi bir gün, ve bizde seyrederdik. Bazen kötüler, Kötülük yaptıklarında kendilerini Galip zannederler, yendim, Tamam İntikamımı aldım, falan gibi. Halbuki Allah onun ile, iyilerin yapamayacağı binlerce işi, bir kötüye yaptırmıştır, kötü bunun farkında değildir. yine kötülük yapma yetisinde olan birisinede, iyilik tat verici, ve zevk veren  bir şey değildir.  öyle olunca, öyle bir canlının yapamayacağı binlerce işlemi de, iyiler üzerinden tecelli ettirip, Allah yine dünyamızda meydana çıkarıp, ortaya getirmektedir, ve bu şekilde dünyayı idare edip, hem de imar edip, yaşanır Hale getirmektedir. o zaman Aynen film senaryosunu yazan olduğu gibi, onu oynarken arkadan replik verenler var, ve birde sadece oyunculuk yapanlar var değil mi, Bir de sahne var, sahnedeki malzemeler var, sahnedeki bir malzemeden dolayı, filme iyi veya kötü damgası vurulabilir mi, yahut bir oyuncunun, daha önceki rolünde kötüyü oynadığı için, ikinci rolünde iyiyi oynayınca, ona iyi veya kötü damgası vurabilirmiyiz, o bir oyuncu, Sadece rolünü oynuyor, filmden sonra, Onun gerçek hayatı, ve gerçek tarzı davranışı var, ama filmde sadece senaryoya uygun bir davranış metodu uygulamakta, Öyle olunca, kötü rolü verilmiş birisine kötü damgasını vurmak yine yanlıştır, yine iyi rolü verilmiş birisine de iyi damgası vurmak yine yanlıştır, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Çünkü hadis-i şerifte</span><br />
<br />
"Senin iyi zannettiğin bir şey şer ve kötü olabilir,  kötü zannettiğin bir şeyde, iyi ve hayır olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">buyurdu Peygamber Efendimiz.</span><br />
<br />
öyle olunca iyi ve kötü olmak sadece rolleri oynamak, ama arka planda o işin gerçekten iyi veya kötü olduğunu, daha çok sonra anlayabiliriz. böyle birçok hikaye vardır,  ibret ve derslik olan. Mesela Erol Taş'ın oynadığı rolden dolayı, o na kötü adam damgası vurup da dövmeye kalkanlar, ve yine Kurtlar Vadisi'nde ölen bir adama, dışarıda cenaze namazı kılıp, Mevlüt okutanlar meydana geldi. Halbuk, Yani onların rolleri idi onlar, Asli sıfatları değildi. öyle olunca Kötüye kötü rolü verildiği için, bunu biraz daha açarsak, mesela günah işleyen bir adamı gördüğün zaman, adama hemen kafir, Günahkar damgası vurma, arka planda ne var, Allah onun o işlediği günah ile, kimden kimin öcünü alıyor, yahut kime ne Nimet sunuyor, Bunu o an baktığında göremezsin, bunun hikmeti, belki seneler sonra, Hatta belki yüzyıllar sonra da çıkabilir. Çünkü Kur'an'da ibretlik peygamber kıssaları var, Onların kıssalarının hikmetleri, yıllar sonra ortaya çıkıyor ki, Musa Aleyhisselam'ın ümmetine cumartesi yasağı verilmesinin hikmeti ve, cumartesi tatil edilmesi yüzyıllar sonra ortaya çıkmış bir hikmet, yine Muhammed'in ümmetine zekat ve sadaka farz kılınması, ve bunun hikmetinin Yıllar Sonra vergi olaraktan ortaya çıkması gibi, yüzyıllar sonra değil mi, 2 sene 3 sene sonra ortaya çıkmamış, ve vergi olaraktan dünyada yasa halini alması yüzyıllar geçmesinden sonra ortaya çıkmış, yani işte sana yaptırılan Bir Günah, yahut bir Sevabın Hikmeti, Belli ki 2 sene sonra, belki 10 sene sonra, belli ki 1000 sene sonra ortaya çıkacak, senin çocuğun bile  ondan nasiplenmeyecek, belki torununun torunu  nasiplenecek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Nitekim Tirmizide geçen bir hadisi Şerif'te Peygamber Efendimiz buyurmuş ki</span><br />
<br />
"Kızdığına  ölçülü kız, Belki bir gün dostun olabilir, sevdiğini de ölçülü Sev, Belki bir gün düşmanın olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Buyurdu peygamberimiz</span><br />
<br />
 Demek ki Peygamber Efendimiz Bunun böyle olduğunu zaten o vakitten biliyordu, yani bazısına iyi rolü verilmiş olabilir, aslında o kötüdür, bazısına da kötü rolü verilmiş olabilir,  Aslında oda iyidir, o senin için en iyi dosttan da iyi dosttur, arka planını yine Allah biliyor, ve Allah arka planda gizlice, yapmak istediklerini, onların eliyle yapmak da, ve yapmaya devam etmektedir.<br />
<br />
belki  onun Hayri yıllar sonra ortaya çıkacak, belki yüzyıllar sonra, belki de bir hafta sonra hikmetini anlayacaksın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Velâ testevî-lhasenetu velâ-sseyyi-e(tu)&copy; idfa’ billetî hiye ahsenu fe-iżâ-lleżî beyneke ve beynehu ‘adâvetun ke-ennehu veliyyun hamîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İyilikle kötülük bir olmaz; sen kötülüğü iyilikle karşıla. O zaman aranda düşmanlık olan kişinin can dostun olduğunu görürsün.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fussilet Suresi 34. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Bu ayette geçen kötülüğü iyilik ve güzelliklerle iyi bir şekilde savmak meselesinde, ve bakarsın ki, o kötü işler işleyenler, seninle dost oluvermiş buyurulan ayeti kerimede ki hikmeti Ben, Memleketimi Sandıklı'da Yaşadım. ve okula giderken kaldırımdan değil de yoldan yürürken genç bir delikanlı ile birbirimize omuz attık, ve kavganın eşiğine geldik, yumruklaşmak mesafesine, ama yumruklaşmadik, ve bundan az zaman Sonra, Bir otobüste yan yana aynı koltukta sohbet ederek ten dost olmuş bir şekilde seyahat etmek de nasip oldu, o kavga sayesinde tanışık olmuştuk biz. yani bakarsın ki Candan bir dostun oluvermiş buyuruyor Rabbimiz. Yani bazen kavgadan bile Allah rahmet çıkarır dilerse, arka planda ne yaptığını sen bilemezsin. senin Farketmeden geçeceğin bir insan yanından geçiyordur, onun sana o takışması sayesinde, sen onu fark edersin.<br />
<br />
 Hani bilim adamları tıpta  farkındalık da diye bir Reaksiyon tespit etmişler.<br />
<br />
Mesela sen hava alıp veriyorsun ama farkında değilsin, sana hava alıp veriyor musun diye sorduğumuz zaman, nefes almanın sıklaşır, ve nefes aldığının farkına varırsın, ve o zaman nefesi, Sanki sen almak ve vermek zorundayım gibi hissedip de,  orada  karışık bir duruma girersin, Halbuki o ana kadar nefesi otomatik alıp veriyordun, seni farkında kıldığımız zaman kendin strese girdin, nefesi Aldım mı, Verdim mi, alacağımı vereceğimi heyecanına kapılırsın, Halbuki otomatik pilot hepsini yapıyordu, Sen farkında değildin.<br />
<br />
 işte Allahu Teala da böyle seni bir kavga ile, veyahut, Bir şer ve kötü bir birisinin yapacağı, bir amel ve fiil ile de, senin onu tanımana, öyle iyi bir kimseyi tanımına belki sebep oluyor ki.<br />
düşün ki kainatta Yıldızlar Seyran halinde, ve onları seyrederken senin tanımadığın bir yıldız, senin yanından geçerken, Bak bu Yıldız'da da bu hikmetler, bu nimetler var, bir de bunu tanı diye, Allah sana ondan bir taş gönderiyo, kafana bu taş nedir  nedendir, İşte o yıldızı tanımana Sebeb, ondan sana bir nimet indi demek olur. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad erselnâ rusulenâ bilbeyyinâti ve enzelnâ me’ahumu-lkitâbe velmîzâne liyekûme-nnâsu bilkist(i)(s) ve enzelnâ-lhadîde fîhi be/sun şedîdun ve menâfi’u linnâsi ve liya’lema(A)llâhu men yensuruhu ve rusulehu bilġayb(i)&copy; inna(A)llâhe kaviyyun ‘azîz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hadîd Suresi 25. Ayet</span><br />
<br />
demiri indirdik diyor ya, Demek ki demir bizim yanımızdan geçti gitti, Demir gezegeni bizim yanımızdan geçerken, bir parça Demir koptu ve bize geldi ve artık böylece demiri de içimize aldık, dünyamıza ne güzel bir nimet Demir değil mi, kafamıza çarpmasaydı o Demir parçası, dünyada Demir olmayacakmış, demir lazım mı? çok lazım bir madde dünyaya. İşte o benim o a kavga ettiğim delikanlı ile omuz atma hikayesindeki, Ben onu hiç  görmemiş gibi yanından geçip gidecektim, Ömrüm boyu tanımayacaktım belki, ama onun bana omuz atıp, Benim de onun omuzuna  karşılık vermem sebebiyle, o genci tanımış oldum, Daha sonra da birlikte seyahat bile ettik konuştuk Sohbet ettik.<br />
<br />
Ve dünyamızda filmler oynanır biter seyredilir, en sonunda arka plandakilerin sadece isimleri bir şerit halinde Akar, <br />
<br />
replikleri veren falanciydi, <br />
kamerayı tutan filanciydi,<br />
makyajcı bilmem kim idi ,<br />
<br />
<br />
Onları da zaten, filmi seyreden kimse Bekleyip de isimlerini bile okumaya zaman ayırmaz, Belki çok nadir kimseler, kim imiş bunlar diyerekten bakarlar, belkide sadece film ile uğraşan kimseler bakar ki, o da filmlerinde kullanacak eleman bulmak için bakarlar. ama biz gibi sadece seyirci olanlar, o şeritte akan yazıları bile okumaya zahmet ayırmayız. Öyle olunca Allah her işi arka planda yürütür de, Allah aklına gelmeyen, Allah ı unutmuş binler insan mevcut dünyada, her şeyi Allah'ın yaptığını bilmeyen, ve farkında olmayan, binlerce gafil insan. Biz gibi Farkına varanlar bile, bazen unutupta, dalıveriyoruz ve, sanki Allah yokmuş gibi davranıveriyoruz bazen.<br />
<br />
Fazla sıkılmayın diyerekten buraya Nasrettin den bir fıkra ile devam edelim<br />
<br />
Nasrettin Hoca ciddi adam olduğunu göstermek için, ona bir gün yaşını sormuşlar, Allahu alem 40 demiş, ertesi sene gelmişler, başka birisi yine sormuş, yine 40 demiş, orada geçen seneki soran adam da varmış, Yine Bir sene daha geçmiş, yine sormuşlar, yine demiş 40, yine orada ilk sene soran adam cıkışmış, ya Hoca geçen sene de 40 dedin, evvel ki senede 40 dedin, senin yaşın hiç değişmiyor mu demiş, Hoca da ciddi ciddi cevap vermiş, Erkek adam sözünden dönmez demiş, 40 dedim se 40 demiş. <br />
<br />
ve işte dünyamızda bazı ciddi olduğunu zanneden insanlar vardır, ve onlar için hayat sadece siyah ve beyaz dan ibarettir, ya siyah, ya beyaz, ya İyi, ya kötü, ya herro ya merro. yani onları kararından caydıramazsın, Hani derler ya <br />
<br />
"Deveye hendek atlatırsında, cahile laf anlatamazsın."<br />
<br />
Ve bazı insanların grisi ve ara renkleri yoktur, Halbuki ara mevsimlere geldik, sonbahar ve ilkbahar ara mevsimdir, ve ara renkler mesela Sarı ile mavi den yeşil meydana gelir, sarıya biraz mavi, maviye biraz sarı katınca, yeşil olur, hayat yeşilden doğup da gelişir, ve Bahar işte kötülükleri iyiliklerle savma vaktidir, iyilikleri Çoğaltıp sıcak ve Yaza doğru gitme vaktidir, hayatın Neşvü neva bulma vaktidir. ve bizim zikirlerimizden biriside işte<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
innel hasenat yüzhibnes seyyiat<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
iyilikler kötülükleri (günahları)siler giderir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym HUD SURESI  114. Ayet</span><br />
<br />
<br />
 innel hasenat yüzhibnes seyyiat,  yani iyilikler kötülükleri siler yok eder hikmetini yaşama vakti, ve bu Zikri çokça çekme vakti, ve yine Günahlarımıza tövbe edip, ağlayıp sızlayıp, Nisan Yağmurları yağdırma vakti, vicdanımızın sesini dinleme vakti, yüreklerin yumuşadığı vakit ki, toprak yagmurlar ile yumuşasın ki, toprağı Çimen kadar yumuşak bir Filiz delsinde Hayat bulsun, ve dünyamız yemyeşil cennete dönsün, yürekleri tövbe ile yıkama zamanı, gözyaşı ile yıkama zamanı, ama fazla da ağlamayın, sel alıp gitmesin dünyayı.<br />
<br />
 Nisanın 7'si bizde Tıp demedi, yağmur yok. vicdanlar susmuş, gaddar mı olmuş insanlar.<br />
<br />
 ve bu ciddi siyah ile beyaz dan başka renk olmadığını zannedenlere ve cahillere ve kararlarında da iyi veya kötü den başka bir çıkış yolu olmadığını zannedenlere, başka çıkış ve seçenekler ve yollarının da olduğunu gösterme zamanı. Nitekim Atalar demiş ki:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Bir kapıyı kapatan Allah, başka kapıyı açar mış."</span><br />
<br />
 Ve yine bizim zikirleri mizden <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elem Neşrah"</span> suresi okumak, o sürede diyor ki:<br />
<br />
"bir iş seni yordu üzdü mü? O zaman o işi bırak, seni üzmeyen başka bir işe geç."<br />
<br />
 diyor Allahu Teala. o surenin son ayetinde, Nasıldı o ayet:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ﴿٢﴾ اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ﴿٣﴾ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ﴿٤ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ﴿٥﴾ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ﴿٦﴾ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ﴿٧﴾ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ﴿٨﴾<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Okunuşu</span><br />
<br />
-Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.<br />
<br />
1- Elem neşrah leke sadrâk.<br />
<br />
2- Ve vada’nâ ’anke vizrâk.<br />
<br />
3- Elleziy enkada zahrâk.<br />
<br />
4- Ve refa’nâ leke zikrâk.<br />
<br />
5- Feinne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
6- İnne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
7- Feizâ ferağte fensab.<br />
<br />
8- Ve ila Rabbike ferğab.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresinin Anlamı, Meali</span><br />
<br />
-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
1- Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?<br />
<br />
2-3 Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?<br />
<br />
4- Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?<br />
<br />
5-6 Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.<br />
<br />
7-8 Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel. <br />
<br />
<br />
 esteuzubillah feiza ferağte fensab ve ila rabbike ferğab, Rabbine başka bir dönüş ile dön diyor, yani o iş seni yordumu, yormayana geç, bu seni üzdü mü, üzmeyene geç ve  böylece stressiz yaşamaya ve hayata devam edebilirsin, Karamsarlık içinde kalmayasın, bittim tükendim demeyesin diye, Allah sana buradan derman gönderiyor, ve diyor ki birde:<br />
<br />
"Her zorluğu kolaylık ile kardeş yaptık, zorluk oradaysa, kardeşi kolaylık da yanındadır, muhakkak ki bu böyledir.<br />
<br />
 buyuruyor Rabbimiz.<br />
ve dedik işte Kainat Zıtlar ile kaim ve ayaktadir, ve öyle olunca zorluk ile kolaylikda tezat kelimeler, ve ezvac olan veya kardeş olan  iki fiil.<br />
<br />
<br />
Ekskavatör (Baga) şoförü ekskavatör(Baga) de ki bir joystick ile taş kaldırıyor, bu taşı kaldıran ekskavatör(Baga) mı joystick mi yoksa şoför mü kim kaldırdı Hani arka planda bir Allah var diyorduk ya, burada bir üçüncüde girdi araya, joystick diye bir şey girdi araya, joystick mi kaldırdı? şoför mu kaldırdı? yoksa ekskavatörmü (Baga mi) kaldırdı, bir işi sen mi yaptın, elin mi yaptı, yoksa Allah mı yaptı.<br />
<br />
 Hani Salebe hakkında Rivayet var ya, ben bu paraları elimle kolumla kazandım, Niye vereyim dedi deniyor ya, elinle konunla mı kazandın sen o paraları? joystick mi kaldırdı o taşı, Eller mi buna güç yetirdi, yoksa arka planda Allah mı var. Salebenin zekat verememesi hikaye ediliyor hadislerde, ve Musa'nın ümmeti de cumartesi yasağına uyamadılar diye hikaye ediliyor, ve Bakara suresini ismini veren hindularda, bakarayı yani  ineği kesemediler diye hikaye ediliyor.<br />
 ve matrix filimindede atlama programında,  Morpheus atlıyor da, Neo atlamayı başaramadı diye hikaye ediliyor, ilk atlayan başaramaz diye hikaye ediliyor, yani Kural Bu, ilk defa yasa çıktığında, ona uymak insanların bünyesinin kaldıramadığı bir şey, ilk defa da Başaran belki milyonda bir. Öyle olunca salebeye verilen roldeki Salebe kötü değil. rolde kötü değil. Allah onun hikmetini binlerce sene sonra vergi olaraktan ortaya çıkarıyor. ve onun o gün zekat vermenin islamin ilk yillarindan itibaren, müslüman biri ile delinmesini den yaratan Allah, onun delinmesi ile de binlerce Hikmet ortaya çıkarıyor. verginin verilmeyeceği yerler diye bir yasa var bir de mesela. zekat zengine farz da, zekatın  Zengin'den de sagıt olduğu durumlar var. mesela burada adamın fabrikası var, fabrikasında işçileri geziye götürüyorsa, O gezide harcadığı para, vereceği vergiden düşülüyor, yine işçilerine iş kıyafeti ve ayakkabı ve dışarıda soğukta çalışıyorsa, mont kaban gibi şeyler veriyor, ve bunlarda vereceği vergiden düşülüyor, giderler diye ortaya çıkıyor. demek ki gideri çok olan bir firma, vergi vermiyor devlete. Yani iyiliği çok olan kimse, zararı az dokunuyor, hep hayır, hep hayır, faydalı.  ve bazı fabrikalarda buna diyor ki, bu sene diyor firmayı genişlettik, ve genişletme sebebiyle, şu kadar masraf yaptık diye gösteriyor, ve her sene böyle firmada genişletme yapma hikâyesiyle vergi kaçırıyor, her sene her sene biraz inşaat ile, verigeye verecegi parayi frimayi dahada büyütmede kullanan firmalar var, cünkü firmayi büyütünce, yine belli derece vergiden muaf oluyor, bu vergi devlete gidecegine ona kalmiş oluyor, iyimidir, Allah bundanda rahmet cikariyor, ve o adam firmayi büyütünce, iki işciye ekmek verirken, bu sefer on işci daha aliyor, on işciye ekmek veriyor, buda rahmet degilmi, bu sayede bu işi iyiye götürenler var, Bir de bu işi kötüye götürenler var, ikisinin arasında da fark var. Birisi fayda vermek için bu işi yapıyor, birisi vergi kaçırmak için bu işi yapıyor, Allah katında ikisi Tabii ki de aynı değil, Yine arka planda, replikleri verende Allah, onu öyle yaptıran yine Allah, o rolü ona veren yine Allah, salebenin vergiyi verememesi de Allah'tan, Allah'tan gayrı hiçbir şey yok, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"la mevcuda İlla Hu."</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kutibe ‘aleykumu-lkitâlu vehuve kurhun lekum(s) ve’asâ en tekrahû şey-en vehuve ḣayrun lekum(s) ve’asâ en tuhibbû şey-en vehuve şerrun lekum(k) va(A)llâhu ya’lemu veentum lâ ta’lemûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 216. Ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
öyleyse Senin Hayır sandığın şer olabilir,   şer sandığında da binlerce hayır olabilir.<br />
<br />
mesela idrar hakkinda ve kötü ve necis oldugu hakkinda hadisler mevcut mesela<br />
<br />
"İdrardan (sidikten) sakının. Çünkü kabir aza­bının çoğu ondandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hâkim)</span><br />
<br />
"Şüphesiz ki kabir azabının çoğu idrardandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><br />
(Ahmed, İbn-i Mâce, İbn-i Ebî Şeybe, Hâkim ve Beyhakî rivâyet etmişlerdir.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
(Kabir azabının çoğu, üzerine idrar sıçratmaktan olacaktır.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[İ.Mace, Nesai, Hakim, Dare Kutni]</span><br />
<br />
(İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır.)<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> [Taberani]</span><br />
<br />
<br />
gibi hadilser idrarin necis oldugunu anlatirken, başka bir hadisde de idrarin faydali oldgunu anlatmişdir Peygamberimiz :<br />
<br />
“Medine havası beni hasta etti. Hz. Peygamber (a.s.m), ‘Git birkaç deve ve keçi-koyun sütünden (Hadisin ravilerinden Hammad: ‘sanırım; ve bir de idrarlarından) iç’ diye tavsiyede bulundu.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Taharet, 125)</span><br />
<br />
<br />
 “Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. ”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buhari Tıp5/1, Hanbel, 3/107,163)</span><br />
<br />
<br />
"Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütünden ve idrarından içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet develerin süt ve idrarından içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz.Peygamber (a.s.m) birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber (a.s.m) onlara hakkettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti..."<br />
<br />
<br />
Ve bu hadisin sıhhati hakkında çok çeşitli tartışmalar var, ve peygamber hiç idrar içilir der mi diye iddia edenler var, Ve yine peygamber böyle bir ceza verir mi, merhametin babası olan bir kimse, böyle bir gaddar ceza verir mi diyenler var, ve bu konudaki ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًا اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ cezâu-lleżîne yuhâribûna(A)llâhe verasûlehu veyes’avne fî-l-ardi fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukatta’a eydîhim veerculuhum min ḣilâfin ev yunfev mine-l-ard(i)&copy; żâlike lehum ḣizyun fî-ddunyâ(s) velehum fî-l-âḣirati ‘ażâbun ‘azîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 33. Ayet</span><br />
<br />
Ve bu adamlar Bu hadiste Görüldüğü üzere peygamberden menfaatlenmek için, ona Müslüman olduk görüntüsü vermişler, Halbuki Müslüman olmamışlar, ve onlar peygamberin şifa veren bilgilere sahip olduğunu bildiklerinden, yanına yanaşmışlar, ve onlara fayda edecek ilmi aldıktan sonra, onlar onu kullanıp iyi olduktan sonra da,  hainlikleri içinde olduğu için, hayvanlarini develerinin sürüsünü önlerine katıp çalıp çırpıp oradan kaçmışlar, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Esteuzubillah</span><br />
<br />
   “Muhakkak ki, biz gerçekleri açıklayan âyetler indirdik. Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir.<br />
<br />
    "Niceleri: 'Biz Allah’a ve peygambere inandık ve itâat ettik.' derler de sonra  içlerinden bir grup buna rağmen arkalarını dönerler. İşte bunlar mümin değillerdir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için Allah’ın ve peygamberinin hükmüne davet edildikleri zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir kısmı  yüz çeviriyor."<br />
<br />
    "Ama hüküm kendi lehlerine gözükmeye görsün, tam bir itâat içinde koşa, koşa gelirler."<br />
<br />
    "Bunların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa imanda şüpheye mi düştüler? Yahut Allah’ın ve peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı endişe ediyorlar? Doğrusu, onlar zâlimlerin tâ kendileridir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için, Allah’a  ve Resulüne davet edildikleri vakit, müminlerin söyledikleri tek söz; <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">“Baş üstüne; işittik ve itâat ettik.” </span>demek olmuştur. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Nur, 24/46-51)</span><br />
<br />
Ve bu  ayeti kerimede deniyor ki, kendi lehlerine oldu muydu, koşa koşa gelirler, kendi aleyhlerine oldu muydu, işte böyle şaibe vardır derler, al bu ayeti ve bugüne uyarla.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ve deve sidiği içilirmi meselesine gelince</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ebu Hureyre, Peygamberimiz'den (asm)şöyle rivayet ediyor:</span><br />
<br />
 "Cehennemin ortasına sırat (köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz, Peygamberlerin sözleri de "Ey Allah'ım, kurtar kurtar" olur." (Buharî ve Müslim)<br />
Sıratı geçerken insanların amelleri onları taşıyan binekler hükmünde olacak, amellerin derecesine göre hızı ve zamanı değişecektir:<br />
“Sırat, kılıcın keskin tarafı kadar ince ve kaygandır. Müminler, nurları oranında süratli geçerler. Kimisi yıldızların akışı gibi, bazıları göz açıp yumuncaya kadar, kimileri rüzgâr gibi hızlı geçerken, bazıları da hızlı yürüyerek ve koşarak geçerler. Geçişleri amellerine göredir. Hatta nurları ayaklarının başparmakları kadar olanlar düşe kalka, elleriyle tutunarak, ayakları kayarak yanlarına yörelerine ateş sıçrayarak geçerler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Taberânî, Hâkim)</span><br />
<br />
Sidik içilirmi meselesine gelince, hadis doğru, çünkü erkeğin, veyahut, insanlardaki  zekerin içinden geçen yol, kıldan ince ve sırat köprüsü için bu tarif yapılır, Kıldan İnce Bir Yol. kapalı vaziyetteyken, hortum gibi içinden su geçecek hava geçecek delik yok, yapışık vaziyette meninin çıktığı ve idrarın çıktığı yol. ve Öyle olunca İşte bu ince dar yoldan meni Damla halinde çıkarken, ve çok menisi olanların, hızlıca çıktığında, oradaki yolu yırttığını bilim adamları tespit etmiş, yırtılmalar olduğunu, bu yolda zekerin içindeki yolda, o kildan ince yolda, yırtılmalar olduğunu tespit etmişler, ve fakat böyle devamlı ıslak kalan bir yerdeki yaralar, neden büyük yara haline dönmüyor? Çünkü antiseptik olan idrar, onları antiseptik özelliği ile yakarakdan tedavi ettiği için, orada yara halinde olmuyor,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ardına demiş ki Peygamber Efendimiz:</span><br />
<br />
"Cima ettikten sonra, 2. defa cima etmek isteyen, gitsin idrar yapsın, ve Zekerini ve hayaları­nı yıkasın, ondan sonra tekrar cima etsin."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
demiş, Neden Çünkü önce tedavi ol Sonra tekrar bir daha cima et, orası yaralandı çünkü, ve idrar orayı en iyi tamir  ve tedavi eden ilaç niteliğinde. ikincisi eğer çocuk yapmak istemiyorsan orada meni bulaşığı kaldı yika ki çocuk olmasın ikincisi çocuk yapmak istiyorsan orada zarara ugramış meniler var zekerin üstünde, onlari yıkada yeni ve kuvvetli meniler yumurtaya gitsin, yoksa hava ile temas eden meni, sudan çıkıpda kurumuş balık gibi güçsüzdür, ve Öyle olunca işte Peygamberimiz onlara idrarınızı için dese iğrenç gelecek, insanın kendi idrarını içmesi, yahut başka bir insanın idrarını içmesi iğrenç gelecektir, öyle dememişte  böyle diyerekten, yani iğrenç olacağını bildiği için, o da demiş ki gidin deve veya koyun idrarı keçi idrarı için demiş, ve  Neden idrar, Çünkü içleri (Dahiliye) hasta olduğu için, devamlı ıslak kalan bir bölgedeki yaraların kapanmasında en iyi tedavi edici şey idrar dır.<br />
<br />
<br />
 Rabbim askerime ve bana peygamberini yalanlamaktan ziyade, hikmetini anlamayı nasip eylesin, bir olayı bilmeden de o olay üzerine yanlış yorum yapmaktan da muhafaza buyursun.<br />
<br />
Dün kü birolay  bugün daha kolay anlaşılır hale geliyor, Çünkü Kıyamet hadislerinin Çoğu da aynı minvalde, o gün onlar tam manası ile anlaşılmamış, ama Bizler hakkalyakin Bugün o olayların içinde olduğumuz için, hadisleri daha güzel anlayabiliyoruz, ve gerçekmiş, Muhammed doğru söylemiş diye biliyoruz, Ve Niye bu idrar hadisini düne kadar yalanladılar, Çünkü hakikaten bilinmediği için.<br />
<br />
 Rabbim hadisleri de sünnetleri  de ve farzları da, vacipleri de, mekruhları da, ve dinin bütün vecibelerini, doğru anlayıp, doğru yaşamak nasip eylesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 08 Nisan 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>