Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 4/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz
#1
RasitTunca-3 

Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz

(Kar©glanin 6 Şubat 2019 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve kulle insânin elzemnâhu tâirahu fî unukıhî, ve nuhricu lehu yevmel kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ

Meali :
Bütün insanların kuşunu unnuguna(Ferc yerine) bağladık . Ve kıyâmet günü ona, onu neşredilmiş kitabı olarak çıkarırız.

Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 13. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Câriyenin efendisini (Rabbini) doğurması veya

"Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz"

( Hadis-i Şerif , Müslim, İmân, 1)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Biz gelecekte miyiz geçmişte miyiz, İsa Efendimiz gelecekte mi yaşadı, geçmişte mi, Hazreti Adem gelecekte mi,  zamanımızda mı yaşadı, yoksa geçmişte mi? Hazreti Yusuf geçmişte mi yaşadı gelecekte mi yaşayacak, Hazreti Süleyman geçmişte mi? gelecekte mi? ve zamanımızda Deccal aleyhine hayatta, ve fitne Fücur larını yaymakta. Ters frekans ile iyiyi kötüye, acıyı tatlıya, tatlıyı da acıya çeviriyor. sakini sinirli yapıyor, sinirliyi sakin yapıyor, ve buna matematikte tersine çevirme, veya ters frekans, veya Almanca'da kehrwert  deniyor.  ve Deccal bu tarz frekans ile uğraşan kimse, O Sadece bizim vaktimiz de yaşamış olsa, o zaman Hazreti Yusuf'un sözünü tersine çeviren kimdi, Hani Yusuf Aleyhisselam suya baktı, o zaman daha ayna yok, suya bakti suda simasını gördü ve dedi :
"eee  ben de bayağı güzelmişim be, satılsam İyi para ederim." diye aklından geçirdi diye rivayet ediliyor, ve bunu aklından okuyan deccal, o kadar ki, ters frekans,  Deccal onun vaktinde de yaşamış ki, onun sözünü de tersine çevirip, Yusuf Aleyhisselam'ı kuyuya atıyorlar, ve kuyudan köle tacirleri çıkarıyor, alıp gidip pazarda, köle pazarında 15 kuruşa satıyorlar, yani ucuz bir paraya satıyorlar, Yani onun sözünü ters çevirmiş oluyor, iyi para ederim diyen yusufu, değer etmeyen adam durumuna sokmuş. yine lafı kıçından anlıyor bu Deccal köpeği. Hazreti Musa firavunla tartışırken, ona diyor ki : "Benim rabbim, bu Nil Nehri'ni (mesela) sağdan sola  aktırıyor,  sen Allah oldgunu iddia ediyon madem, öyleyse  hadi sen bunu soldan sağa aktırda görelim." diyor.
Musa yine : "Benim rabbim, yemez, içmez, tuvalet ihtiyacı da yoktur, diyor. Hadi sen Allah isen madem, Yemeden içmeden tuvalete gitmeden Dur bakalım da görelim diyor. bunu anlatmıştık, bunun üstüne firavun, kendini Allah affetmek için, Yemeden içmeden durmaya başlıyor, 6 ay Yemeden içmeden durunca, istidraç meydana geliyor, ve Nil nehrine ters ak deyince, Nil Nehri tersine akıyor. yani büyücülerin yaptığı riyazet boş değil demiştik, ve yine Hint guru larının o kadar zayıf olmaları, ve istidraç yapmaları da boş değil, Çünkü Yemeden içmeden duruyorlar, aynı firavun yöntemini kullanıyorlar, bir kere denenmiş yöntem. Yine Musa dedi ki firavuna :  Benim Rabb'im güneşi doğudan dogduruyor Eğer sen Allah isen hadi onu batıdan dogdurda görelim de öyle inanalım bakalım sana dedi.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِي حَآجَّ إِبْرَاهِيمَ فِي رِبِّهِ أَنْ آتَاهُ اللّهُ الْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّيَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا أُحْيِي وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَاهِيمُ فَإِنَّ اللّهَ يَأْتِي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذِي كَفَرَ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk(mulke), iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umît(umîtu), kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer(kefere), vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn.

Meali :

Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 258. ayet)

Bakin bize ayetleri saptiriyor diyenler iyi baksin : Bak bu ayet, su internetteki "kuranmeali" sayfasinda BAKARA Suresi 258. ayet olarak geciyor. Ve bu ayetteki kimse, olsa olsa nemrut olur, ve nemrut o zamanin hükümdari idi, fakat nemrut tanrilik taslayan adam degildi, o sadece hükümranligina ortak kabul etmeyen biriydi, ve fakat Musa nin firavunu tanrilik taslayan adamdi, tanri oldugunu iddia etmeyen birine, niye peygamber, hadi sen onu  yani güneşi, dogudan degilde batidan dogdur desin, öyle bir iddiasi olmayana böyle bir cümle kulanilirmi ki, yani fakat firavun tanrilik iddia eden, ve musa ile kavga eden hükümdar. o zaman bu ayetteki ibrahim kelimesi buraya nerden girdi, ayetmi yanliş ve carpitilmişmi, yoksa benmi carpitiyorum o ayet... musa ile odu bu olay diye? Yoksa Kuran artik asil nüsha halinde durmuyor mu? ve binlerce tefsir var, binlerce meal veren adam var. Bunu elli tane adem tefsir ediyor, meal veriyor, meal de kuran degil mi? yani türkce meal, türkce kuran demek olmuyor mu? mesela ben hukuk mezunu bir avukat  veya doktor isem, almanyaya gelip, orda yaşamaya başlayinca, diplomami almancaya cevirintince, o dimploma degilde, miplomami oluyor ben doktorluk ögrenmedimde moktorlukmu ögrenmiş oluyorum? öyle olunca o zaman türkce Kuran meali de türkce kuran demek olur. peki adam kendi vechine türkce  meala verince onu degiştirmiş olmuyor mu? bunu isteyen yapiyor, türkü almani arabi şarabi pakistanlisi bilmem hindilisi Çinnlisi her dile Çeviren birileri var iken yani Çince kuran meali varmi var, kim Çevirdi bunu, o Çeviren ne anladiysa öyle Çevirdi degilmi,  öylese hani kuranin degiştirilemez korunmuş kuran  yasasida kirilmiş mi? kirlimiş o zman bu ayette oyananma olmuş olabilir degil mi? ve benim bildigim kadari ile ve aklen ve mantiken de bu olay musa ile firavun arsinda geciyor diye biliyorum ben, başka  idda eden, iddasini ispat etsin o zaman.

Bunun üstüne çalışmalara başlayan firavun, en son, ahir zamanda tekrar dünyaya gelip, ve o Kıyamet alametlerinden olan, güneşin batıdan doğduğu gün artık tövbeler kabul olmaz denilen hadiste geçen:

########[1]
##########[1]

   "Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.' " (Enam, 6/158)

Büyük İslam alimi Ahmed b. Hanbel yukarıdaki ayette geçen “RABBİ’NİN BAZI İŞARETLERİ” ifadesi hakkında Peygamberimiz (asm)’in “Güneşin batıdan doğuşudur” buyurduğunu rivayet etmektedir. Bu ayetle tüm insanlar, Rabbimiz’in kıyametin yaklaştığını gösteren işaretleri gelmeden önce iman etmeye çağırılmaktadırlar. Peygamber Efendimiz’in bu ayetle ilgili hadislerinden bazıları şu şekildedir:

   “GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN, İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER."

   "İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158) olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet şüphesiz kopacaktır..." (Sahih-i Buhari, XIV/6426)

   "GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." (Sünen-i İbni Mace, IX/4362)

Büyük İslam müfessirleri de ittifakla bu ayeti yukarıdaki şekilde yorumlamakta, “Güneşin batıdan doğuşu”na işaret olarak tefsir etmektedirler. Kıyamet Suresi’nde geçen,

   “Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” (Kıyamet, 75/9)

ayeti de aynı şekilde “Güneşin batıdan doğuşuna” bir delil olarak tefsir edilmektedir.

Güneş batıdan doğduğu zaman herkes iman edecek. Ama artık irade ve ihtiyarın bir anlamı kalmadığı için, tövbe kapısı da kapanmış olacaktır. O zaman, daha önce iman etmemiş olan kimselerin, o gün iman etmesi veya ibadete yönelmesi, yapacağı hayır ve hasenatlar kabul edilmeyecek ve hiçbir değer taşımayacaktır.(1) Çünkü artık vakit geçmiş olacaktır.

Güneşin battığı yerden doğmasıyla ibadet ve imtihan bitecek, irade elden gidecektir. O zamana kadar açık olacak olan tövbe kapısı(2) kapanacak ve artık tövbe etmenin de bir yararı olmayacaktır. Bu konuya işaretle Bediüzzaman, güneş batıdan doğduğu zaman insanda irade ve ihtiyarın kalmayacağını belirterek;

   “İhtiyar kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu’cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrât-ı saat (kıyametin şartları), bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi kapalı ve te’villi oluyor. Yalnız, güneşin mağripten çıkması bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz. Çünkü, Ebu Bekir’ler Ebu Cehil’ler ile tasdikte beraber olurlar.” (Şuâlar, s.884) diyor.

Hadislerde “Güneşin batıda doğması”, gerçek anlamda ele alınmış ve Ebu Zer (r.a) tarafından rivayet edilen hadiste, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:

   “Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:

   'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,

   ‘Allah ve Rasülü bilir’. dedim. Şöyle buyurdu:

   ‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,

    ‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’(Yasin, 36:38) ayetini okudu.”(3)

###########[1]
##############[1]

O Hadiseyi meydana getirecek olan yine aynı firavun, ve o ölüp ölüp yeniden doğar, yine aynı firavunlugunu yapmaya devam etmekte, ve demiştik İşte, firavunlardan birisi de  denizlerin altına gömülen firavun, denizlerin altından yüze çıkan yol yaptı, denizlerin altından da çıkıp gelebiliyor artık demiştik.  İşte bu Firavun adam bir gün güneşi de batıdan dogdurursa, onun kim olduğunu siz anlayın artık, aynı firavun, aynı karartıcı, tersine çeviren, lafı kıçından anlayan, ahmak, akılsız işte, Deccal, bunların hepsinin manası Deccal da toplanıyor zaten, zihniyetsiz idraksiz.

"Köleler, Efendisi'ni doğurduğunda" veya bunu Osmanlı'da "cariye Efendisi'ni doğurduğunda" diye almışlar da, onu yaşamışlar. Osmanlı gelini Hürrem Sultan, meşhur Hürrem köle, köle tacirlerinin tutup geldiği köle kadın. ve Selim, Sarı Selim, 3. Selim  mısırı fetheden Yavuz Selim'in torunu Selim galiba, işte köleden doğma padişah, Hürrem kadın, yani câriyenin doğurduğu kadın,  ve Selim padişah olduysa, işte Efendi oldu bey oldu. köle Efendisi'ni türklerin veya osmnlinin efendisini  doğurdumu, Hürrem gibi bir köle Osmanlı'nın padişahını doğurdu. Onlar türkceye veya osmanlicaya cevirirken o hadisi ne demişler: "cariye Efendisi'ni doğurduğunda" diyerekten Almışlar, ve o Hadise öyle inanmışlar, işte bir garip köle, yada cariye, Efendi, Osmanlı padişahi doğurdu. Selim  demek ki böyle cariyeden doğma bir adam demek. Ve Yavuz'un da babası Fatih'in annesi Hüma hatun da yazar Babinger ve lLord Kinross a göre  gayrimüslim bir köle,  ve Öyle olunca Fatih gayrimüslim bir köleden dogma Adam, gelmiş İstanbul'u feth etmiş. o zaman İstanbul'a Türkler değil. gayrimüslim  bir anadan doğma adam  fethetmiş oluyor.  Osmanlıcılık taslayanlar bir baksın bakalım, Fatih'in annesi kim. veya peygamberin hadisi tahakkuk etmiş mi etmiş. Onlar cariye diye inandıkları için, cariyenin çocuğu olmuş, lan cariye Efendisi'ni doğurmuş işte, Osmanlı gibi Devletin başına gecmis, hem de dünyanın başına bir Efendi doğurmuş, Fatih gibi efendi doğurmuş o köle. ve bu Hadis ne zaman tahakkuk etmiş 1453'te  tahakkuk etmiş miş zaten.
Ve bu meseleyi de daha önce anlattığımız meseleye bağlarsak, Maya'nın iyi tutması için, biraz ekşimesi lazım, ekşiyince yani bozulunca Maya daha sağlam olur, O yüzden işte  İsa efendimizin Gelecekten gelip de, annesinin kocası olup, annesinden kendisini doğurtan demiştik, gavur dediklerimiz bile bunu biliyorlar ve filimini yapmislar The Terminator: Arnold Schwarzenegger in filmi.  ve bu mayanın iyi tutması için işte, Fatih meselesi de  ayni yani, bir ecnebi köleden  Fatihi yoğurtmuş  babasi sultan murad han. Allahu Teala bunu mayanın iyi tutması  için yaptirmiski o kâfirler onu bozamazsınlar diye.

Allah insanı yarattığında da, daha önceleri anlatmıştık, şeytan aleyhillane cennette onu desti gibi yatıyor vaziyette bulunca, ağzından girip içini dolaşıp çıkmış, ve bu Yere göğe sığmaz demiş, Ve üzerine tükürmüş, ve o göbeğine gelmiş demiştik. Cebraili o na gönderen Allahu Teala, o göbeğinden bir parçasını almasını, o tükürük bulaşan yeri almasını emretmiş, ademi temizlemesini emretmiş, ve o parçadan da hurma ile köpeği hakettiğini anlatmıştık. ve hurma ve köpeğin insanın yedek parçası olduğunu anlatmıştık. ve Öyle olunca, işte Allahu Teala insandan bir parça  eksiltmiş ki, bu sayede insan firavunluga kalkmasın diye, tanriliga kalkmasın diye. Allah insani kendi suretinde yaratmış, her şeyini kendisi gibi yaratmış, Ama bir parçasını eksiltkmiş ki, kendisine karşı gelip de, ikinci Tanrı, üçüncü Tanrı olup da, tanrılık iddia etmesin diye bir parçasını azaltmış. Yoksa  Allahlık  taslar firavun gibi, ve o yüzden, hatta biz şeytana dua mı etmemiz lazım, bizden o parçayı almış da firavunlaşmadik  diye, Haşa Haşa Tövbe yarabbi. onun o tükürüğü Sebebine bizden o parça eksilmiş ki, Biz şu anda, Eğer Allah'u Teala karşı gelip de Firavunlaşmiyorsak, bu eksik parçamız yüzünden.


Araplarda kölelik vardı eskiden ve Araplardan kalma bir zihniyet "seyyidina seyyidina demek" yani "Efendimiz Efendimiz" demek. Kim kimin Efendisi, Kim kimin kölesiymiş bu devirde, Peygamber bile olsa, biz kölesi miyiz onun ki, ona Efendim diyeceğiz. ama diyoruz adet olmuş.  peygamber diyor diye konuşmam ben derim ki "Peygamber Efendimiz diyorki" derim. ve ordaki efendimiz demek işte seyydina muhammed demekdir,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alân nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ

Meali :

Allah ve Melkleri Peygambere selam gönderiyorlar, Ey iman edenler sizde ona selam gönderin ki, o sizin selamaniza cevap verir.

Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 56. ayet

ve bu ayete senelerdir salat getirirlrer manasi verildi salat ise namaz demekdir adem ayetinde de o meleklelre emredilende o ona selam verin demekdir bu  bakin kurana mealinde bu ayete verilen manada  şudur:

"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin."

mesela ben Avusturydayim, ve Annem Türkiye de, ve ben telefonla onunla görüşünce, eger benim cocuklarim, o an orada yoksa, ve onunla konuşmadilar ise, o  "cocuklara selam söyle, gözlerinden öp." der. yani bu ayette ki de bu manada, Allah ve melekleri peygambere selam gönderiyorlar ki, sizde ona selam gönderin, ve o ki, sizin selaminizi alir. teslimen yani eslimen, ben selam alirim, selleme, yüsellimu, tesliman, yani "te" ve ikinci tekil, ve teslimen sizin selaminiza, yü sellimu o da selam verir veya cevap verir manasindadir.

ve salavat da odur "Efendimiz Efendimiz" demektir Allah kainata abdiyet yasası koymuş, abdiyet yasası kulluk yasası. Bir anne çocuğunu doğurduğu zaman, onun kölesi oluyor, ömür boyu kölesi, yeni doğdu emzirecek, hizmetinde hizmetli, altını pisletti, altını temizleyecek, gazı  geldi gazını alacak, az büyüdümü,önüne yemek koyacak, çamaşırını yıkayacak, daha büyüdü göz atacak, aman yanlış yapmasin diye, suya düşmesin, Ateşe düşmesin diye ardından koşturup duracak, ömür boyu, ömür boyu köle, Allah'ın koyduğu bu abdiyet yasası yüzünden. Ve dünyaya Biz annemizin Efendisi olaraktan gelmemiz, zaten cariyenin efendisini doğurması meydana geldi, zaten ilk doğuştan itibaren böyle, Hazreti Adem'den bu yana böyle, Havva annemiz Şit Aleyhisselami  veya Habil ile Kabili doğurduğunda, Annesi onun hizmetçisi oldu. Ana evladının hizmetçisi değil midir, Yani küfür babında demiyorum, aşağılamak babında  da değil. Ama Görünen köy kılavuz istemez, ve  Kürtler Seyid demezler de, Seyda geliyor, Seyda gidiyor derler, seyda demek, ırgatların efendisidir, işçilerin, tarladaki ırgatların, işçilerin Efendisi yani  köy ağası. nereden çıkmış bu salavat meselesi Anladınız mı şimdi.
salavat sonradan icat olmuş bir cümle, Amma ezan Peygamberimizden bu yana bize ulaşmış bir bilgi, ezanın içinde "muhammedunrasulullah" geçmiyor mu, beş vakit müezzin Minareden "Muhammedun Resulullah" deyince ardına Bir de salavat mı getiriyor, onu dinleyen kaç kişi salavat getiriyor, Müslüman devlet Türkiye'de, ya da arablarda beş vakit beş vakit her gün her vakit iki kere minareden herkes duyacak şekilde "Muhammeden Resulullah" diyor, ardına salavat yok, müezzin Yanlış mı, terbiyesizlik mi yaptı orada, yahut dinleyenler salavat okumayinca yanlış mı yaptilar, edepsizlik mi yaptılar. kaç kişi ezandan sonra salavat getiriyor. %10 belki, obilipte getiren senin salavat Hz Muhammed'e . ya Allah dedikten sonra da Celle Celalühü demek lazımmış, ezan 5 kere çağırıyor, yine her vakit 4 kere "Allahu Ekber" "Allahu Ekber" diyor, kaç kişi Celle Celalühü diyor.
ben birzmanlar Flatcast temasi için tema grafigi yapiyordum ve elimde grafik malzmesi vida yoktu ve hazir png vida resimleri buldum ve hemn tema yaptim amma  o kadar cok sevmişim ki her tarafi vida doldrumuşum bunu allaturka foruma ekleyince ordaki grafikelrlerden eleştiri aldim ve bakin şimdi o temaya

ve bu temaya eleştiri yapan birisi demiş ki

Kod:
keşke o vidaları süs diye o kadar çok fazla kullanmasaydınız temanın özelliği gitmiş vidalı tema olmuş

HAKLIIIII

ve bu temaya eleştiri yapan ikinci kimse demiş ki

Kod:
benim fikrim nacizane vidalar daha kücük ve az kullanılsaydı görüntü daha net olur yönünde

HAKLIIIII ve fakat


yani şu vaazda onlarca Muhammed, Allah, Peygamber ismi geciyor, ve ben vaaz yerine herkeresinde salavat yazsam, vaaz sesli vaazdada vaaz yerine salavat getirsem, hep işde vaazdan cok salavat olur, konunun özü bozulur, ve sonunda vaaz diyarbakir cekirdekli karpuzuna döner, yada bu yukardaki temaya döner vaaz degilmi, vaazin başinda extra salavat getiriyoruz ya, olurda unuturuz diye görmedinmi okumadinmi dinlemedinmi  ve ben Raşidi Tarikatini kurdum ve hergün vaktim ve imkanim oldukca ben bütüüün peygamberlere salavat getiriyorum, birak sadece muhammede getirmeyi


yani  cahillere anlatacak Sesim soluğum lafım yok,  ama beni cevap vermeye mecbur ediyorlar yoksa  bu kadar açık Yani. Birileri bizi M. o değil diye iptal etme derdine düşmüş de, o yüzden birilerini de üstüme kışkırtıyor,  mesela budur yani.
ben o adama cevap veremediğim den, veremeyecek kadar aciz olduğumdan da değil.

Ne demiş Mevlana:

"Bir Lafa bakarım laf mı diye, birde söyleyene bakarım, adamı mı diye."

Bu söz bizim bir zamanlar forum imzamızdı,  biz O yoldan çoktan geçtik.

Kiyamet almeti "Kadın, Rabbini doğurunca" veya

"Cariye Rabbini doğurunca" diye almışlar, Osmanlı yazdığı için, bunu cariye kullanmış, O Hadise Osmanlı'dan birileri mana yazdığı için, cariye Rabbini doğurunca yazmış. Az önce anlatmıştık kadın çocuğu doğurduğu zaman, onun hizmetçisi, yani çocuk onun Efendisi olmuş oluyor, çocuğunun hizmetçisi ve kölesi durumuna düşmüş oluyor, ve ölünceye kadar hemde. İsa Efendimiz, Mehdinin ilk versiyonu ise İsa Efendimiz, Gelecekten gelip, meryem'den kendini doğurtan adam, hem Meryem'in kocası, hem de evladı, yani ne olmuş oluyor, ve İsa efendimize Hiristiyanlar Rabbimiz diye söylerler, Rab derler, O zaman ne olmuş oluyor, 2000 sene önce bu hadis isa Efendimiz de tahakkuk etmiş, ve kadın yani Meryem Rabbi isayi doğurmuş. Rabbini doğurmuş ve Efendisi'ni doğurmuş, Çünkü Rabbi  demek bir manada Ata demek. insan atasınımı doğurtur, atası insanı mı Doğurtur, baban mı seni doğurtur, yoksa Sen babana mı dugurtursun, ama hz isada bu ters duruyor, tersine dönmüş.  mehdi ve İsa içinde maddelenanin sevgilisi, ve karısı Meryem, anası Hz Meryem, ne oldu atasını doğurtan adam,  kocasini doguran kadin, atası kim, anasi meryem, Rabbini doğuran, Rabbini doğuran. düşünün yani bu yoğurmanın son haddesi rabini doguran bakteri, bu yoğurma işlemi, kafirlere karşı yoğurmuş ki kafir mikroplar onu öldürüp soyunu tüketmesin diye isa soyunu meryem soyunu mehdi soyunu cünkü sonda mehdi  olarak gelecek. Nereye kadar gitmiş bu enses bakteri üreme şekli , taaaki Rabbini doğuran kadın, Efendisi'ni doğuran kadın hadisini açalım açalım açalım nereye kadar gidiyor yani ben demiyorum muhammed diyor, "cariye, rabbini dogurmadan kiyamet kopmaz" hadisi, o zaman İsa Efendimiz gelecekte mi yaşadı, geçmişte mi yaşadı, bu olay gelecekte mi oldu, geçmişte mi oldu, 2000 sene önce miydi, yoksa bundan 2000 sene sonra mı, Evet cariye Rabbini doğurdu da tahakkuk etmiş, kadın Rabbini doğurdu da tahakkuk etmiş, köle Efendisi'ni doğurduğu da tahakkuk etmiş ve Kıyamet ramak kalmış.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

" Onlar (Hasan ile Hüseyin) cennet gençlerinin efendisidir(Seyyidi),benim çiçeklerimdir (iki reyhanim)"

( Hadis-i Şerif )

"Güzel, güzelcik" anlamına gelen "Hüseyin" ismini de bizzat dedesi Hz. Muhammed kulağına ezan okuyarak verdi

Peygamber Efendimiz buyurmuş Hasan ile Hüseyin efendimiz için onlar cennetin seyidleridir yani cennetin efendileridir, diğerleri köleler oluyor eee biz Kaç zamandır Burası cennet diye anlatıyoruz, Ben şu anki cennetteki Seyyidler yani Efendiler yani yöneticiler demek. işte İran'daki İran'ın Cumhurbaşkanı hasan ve yönetici hasanlardan bir Hasan, "Hasan Ruhani" Seyit  yani efendi ve yönetici olan Hasan ve Pakistan'ın başkanı memnun Hüseyin de  Hüseyin Seyit  ve zamanimizdaki yönetici Efendi yani seyyid olan. onlar şu ankiler, daha önce Saddam Hüseyin vardı,o cennet vaktinde yani ahir zamanda da, Hasan da bir yerde varmıştır zaten, bir yerde de Hasan seyyid varmıştır illaki, öyle olunca işte cennetin seyitleri, ve cennet vaktimiz ise, işte Efendisi Cumhurbaşkanı yahut başkanı, yahut yöneticisi,yahut fabrika sahibi yahut,.... ve insanların yeniden doğaraktan, yeniden aynı kanın aynı versiyonları olaraktan dünyaya geldiğini ispat etmiş oluyor. işte firavun da tekrar dünyaya gelir, ve o Musa ile tartıştığı meseleyi yani güneşi batıdan dogdurmayı başaracak, demek ki bir gün. kötüler de kötülük de yine aynı şekilde devam ediyor ve yeniden dogup gelse bile yine kötülük yapmaya devam ediyor.

Rabbim, ters frekans kullanıp da, bazılarını İsa gibi kestirmeye bile yeltenen bu deccalın şerrinden bizleri korusun ve,  gelecek geçmişede seyahat edip, gelecekte ve geçmişte fitne çıkaran bu Deccal'ın şerrinden, beni askerime muhafaza buyursun.


DipNOTLAR:

[1]Sorularla İslamiyet


--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 6 Şubat 2019 Çarşamba

Original Kar © glan





Signing of Raşit Tunca

Raşit Tunca
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
RasitTunca-3 Korkulan Son: Kıyamet Raşit Tunca 0 149 03-01-2026, 01:59 PM
Son Yorum: Raşit Tunca

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi