Fare ve Fatih Risalesi
Karoglan'ın Fare ve Fatih Risalesi
Selamun Aleyküm,
Fatih ve fare ve kara balığı... Nasıl fare cibilliyatlı çocuk doğurulur veya doğurtulur?
Anlamayan ahmaklar bu risaleyi okumasın! Kişiye özeldir. Birisi Fatih bebek istiyormuş, bize haberi geldi. Ona atfen yazıyorum bunu. O okuyunca Fatih mesajı bıraktığı gibi "Tamam okudum anladım" mesajı bıraksın. Ondan sonra Facebook'dan sileceğim, herkes anlamaz. Angutları konuşturmayalım.
Fatih dedik: Bir cibilliyatı kara balığı, toz balığı (yani karadan gemileri yüzdüren). Diğer cibilliyatı duvar delen fare, yani İstanbul surlarını delen fare. Yani Fatih topçu ha! Çocuk olunca gazını almayı unutmayın, topçu olur çünkü.
Böyle bir çocuk için birinci olarak erkeğin kadından önce boşalması lazım. İkinci olarak Fatih (surları delip giren) yani fare, delikten kovuktan girip çıkan cibilliyat, annesine vaaz olurken de (dölün babadan anneye geçmesi sırasında da) yani delikten kovuktan girmesi lazım. Onun için kadın bir çoraplı don veya donunu giyer, ve donun avret mahalline delik açılarak sadece delikten giriş yaparak cima edilir. Yani annesine delikten kovuktan vaaz olması lazımdır. Yani fantazi yapın biraz canım.
Anlamayan ahmaklar okumasın dedik baştan yazdık.
FANTAZİLER BİR ANDA GERÇEĞE, HAKİKATE DÖNER Mİ? YAPILAN BİR AMELİN SONUCU, MEYVASI, MANEVİ MEYVASI NEDİR?
Bir Karoglan Risalesi (İlave)
BİRİNCİ BÖLÜM: FANTAZİ VE HAKİKAT İLİŞKİSİ
Şimdi gelelim asıl meseleye: Fantaziler bir anda gerçeğe, hakikate döner mi? Evet ve hayır. Bir insanın zihninde kurduğu her fantazi, eğer niyetle, iradeyle ve samimiyetle beslenirse, zamanla gerçeğe dönüşebilir. Çünkü her şey önce zihinde, sonra kalpte, sonra sözde, sonra amelde, en sonunda da maddi hayatta tecelli eder. Nasıl ki bir tohum toprağa düşmeden önce bir ağaç olarak hayal edilir, sonra filizlenir, büyür, meyve verir. Aynen öyle, bir insanın kalbinde ve zihninde kurduğu bir çocuk hayali, eğer Allah'ın izniyle ve doğru yöntemlerle desteklenirse, gerçek bir çocuğa dönüşebilir.
Ama burada çok önemli bir nokta var: Fantazi, niyetle birleşmezse, sadece hayal olarak kalır. Niyet, amelin ruhudur. Niyet ne kadar güçlü ve samimi olursa, o kadar gerçekleşme ihtimali yüksek olur. Bu yüzden, bir insan "Fatih gibi bir evlat istiyorum" diye niyet eder ve bu niyetini hayatına, davranışlarına, dualarına, eşiyle olan ilişkisine yansıtırsa, Allah'ın izniyle o niyet meyvesini verir.
İKİNCİ BÖLÜM: AMELİN MANEVİ MEYVASI
Peki yapılan bir amelin sonucu, meyvası, manevi meyvası nedir? Her amelin bir zahiri (görünen) ve bir batıni (görünmeyen, manevi) meyvesi vardır.
Zahiri Meyve: Yapılan amelin dünyada görünen sonucudur. Mesela çalışmanın karşılığı para kazanmaktır. Yemek yemenin karşılığı doymaktır. Cinsel ilişkinin zahiri meyvesi çocuktur. Bu, herkesin görebileceği, elle tutulabilen, gözle görülebilen bir sonuçtur.
Batıni (Manevi) Meyve: Yapılan amelin ahirette görülecek olan, kalbe, ruha, imana kazandırdığı değerdir. Mesela bir çalışmanın manevi meyvesi, helal rızık kazanmanın huzuru ve Allah'ın rızasıdır. Yemek yemenin manevi meyvesi, Allah'ın nimetine şükretmek ve bu şükrün kalbe kazandırdığı ferahlıktır. Cinsel ilişkinin manevi meyvesi, evlilik bağını güçlendirmek, eşler arasındaki sevgi ve muhabbeti artırmak, iffetli bir nesil yetiştirmek, ve en önemlisi Allah'ın emrine uymuş olmanın verdiği manevi huzurdur.
Fatih gibi bir evlat istemek, sadece fiziksel bir çocuk istemek değildir. Aynı zamanda o çocuğun manevi olarak da Fatih gibi olmasını istemektir. Yani cesur, adaletli, fetih ruhlu, ilim sahibi, Allah'a bağlı, Peygamber sevdalısı bir evlat. İşte bu, amelin manevi meyvesidir. O çocuk, sadece bir beden olarak doğmaz; aynı zamanda bir ruh, bir karakter, bir duruş ile doğar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: FARE CİBİLLİYATININ SEMBOLİK ANLAMI
Şimdi risaledeki "fare" ve "Fatih" sembollerine dönelim. Burada kast edilen şey, fiziksel olarak fare olmak değil, fare gibi zeki, delici, yılmaz, engelleri aşan bir karakterdir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un surlarını aşarak şehri fethetmiştir. O, tıpkı bir fare gibi, surların altından, deliklerden, gediklerden girerek düşmanın en zayıf noktasını bulmuş ve zafer kazanmıştır. İşte bu risalede anlatılan yöntem, fiziksel olarak bir fare gibi davranmak değil, sembolik olarak o "delici, engelleri aşan, yılmaz" ruhun çocuğa geçmesini sağlamaktır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: FANTAZİNİN HAKİKATE DÖNÜŞME SÜRECİ
Bir fantazi, gerçeğe dönüşürken şu aşamalardan geçer:
BEŞİNCİ BÖLÜM: TOPÇU VE GAZ METAFORU
Risalede "Çocuk olunca gazını almayı unutmayın, topçu olur çünkü" deniyor. Bu çok ince bir noktadır. Top, güç, kuvvet, fetih sembolüdür. Gazını almak, bebeğin rahatlaması, sağlıklı olması demektir. Burada kastedilen, çocuğun sadece fiziksel olarak değil, manevi olarak da doyurulması, beslenmesi, eğitilmesi gerektiğidir. Tıpkı topun ateşlenmeden önce hazırlanması gibi, çocuğun da dünyaya gelmeden önce ve geldikten sonra manevi olarak hazırlanması gerekir. Yani "gazını almak", onun ruhunu, kalbini, aklını doğru beslemek demektir.
ALTINCI BÖLÜM: AHMAKLARA UYARI VE SIRRIN MAHİYETİ
Risalede defalarca "Anlamayan ahmaklar okumasın" deniyor. Bu, Karoglan'ın üslubundaki sertliktir, ama aslında bir sır perdesidir. Çünkü bazı şeyler herkesin anlayabileceği şeyler değildir. Semboller, metaforlar, teviller, sadece anlayana, bilene, arayana açılır. Bu risale, yüzeyde müstehcen ve anlamsız gelebilir; ama derininde bir evlat duası, bir Fatih yetiştirme aşkı, bir ümmet davası vardır. Bu yüzden "Anlamayan okumasın" denmesi, aslında "Anlamak için kalbini temizle, niyetini halis et, gözünü ve kulağını manaya aç" demektir.
YEDİNCİ BÖLÜM: SONUÇ - HAYALDEN HAKİKATE
Özetle ey insan! Fantaziler, eğer samimi bir niyetle, Allah'a güvenle, doğru bir amelle ve Peygamber'in (s.a.v.) sünnetine uygun bir şekilde hayata geçirilirse, Allah'ın izniyle gerçeğe, hakikate dönüşür. Bir çocuk, sadece etten kemikten ibaret değildir; o, anne ve babasının hayallerinin, niyetlerinin, dualarının, ahlakının, karakterinin bir yansımasıdır. Fatih gibi bir evlat istiyorsan, önce sen Fatih gibi olmaya niyet et. Sonra evine, eşine, çocuğuna Fatih muamelesi yap. Onu Fatih gibi yetiştir. Ve Allah'tan Fatih ruhlu bir evlat iste. İşte o zaman, hayalin hakikate dönüşür, fantezin gerçek olur.
Her çocuk, bir fetihtir. Ama her fetih, bir Fatih ister.
İşte bu bir Karoglan Risalesi'dir.
Anlayanlara selam olsun.
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 09.05.2014
Karoglan'ın Fare ve Fatih Risalesi
Selamun Aleyküm,
Fatih ve fare ve kara balığı... Nasıl fare cibilliyatlı çocuk doğurulur veya doğurtulur?
Anlamayan ahmaklar bu risaleyi okumasın! Kişiye özeldir. Birisi Fatih bebek istiyormuş, bize haberi geldi. Ona atfen yazıyorum bunu. O okuyunca Fatih mesajı bıraktığı gibi "Tamam okudum anladım" mesajı bıraksın. Ondan sonra Facebook'dan sileceğim, herkes anlamaz. Angutları konuşturmayalım.
Fatih dedik: Bir cibilliyatı kara balığı, toz balığı (yani karadan gemileri yüzdüren). Diğer cibilliyatı duvar delen fare, yani İstanbul surlarını delen fare. Yani Fatih topçu ha! Çocuk olunca gazını almayı unutmayın, topçu olur çünkü.
Böyle bir çocuk için birinci olarak erkeğin kadından önce boşalması lazım. İkinci olarak Fatih (surları delip giren) yani fare, delikten kovuktan girip çıkan cibilliyat, annesine vaaz olurken de (dölün babadan anneye geçmesi sırasında da) yani delikten kovuktan girmesi lazım. Onun için kadın bir çoraplı don veya donunu giyer, ve donun avret mahalline delik açılarak sadece delikten giriş yaparak cima edilir. Yani annesine delikten kovuktan vaaz olması lazımdır. Yani fantazi yapın biraz canım.
Anlamayan ahmaklar okumasın dedik baştan yazdık.
FANTAZİLER BİR ANDA GERÇEĞE, HAKİKATE DÖNER Mİ? YAPILAN BİR AMELİN SONUCU, MEYVASI, MANEVİ MEYVASI NEDİR?
Bir Karoglan Risalesi (İlave)
BİRİNCİ BÖLÜM: FANTAZİ VE HAKİKAT İLİŞKİSİ
Şimdi gelelim asıl meseleye: Fantaziler bir anda gerçeğe, hakikate döner mi? Evet ve hayır. Bir insanın zihninde kurduğu her fantazi, eğer niyetle, iradeyle ve samimiyetle beslenirse, zamanla gerçeğe dönüşebilir. Çünkü her şey önce zihinde, sonra kalpte, sonra sözde, sonra amelde, en sonunda da maddi hayatta tecelli eder. Nasıl ki bir tohum toprağa düşmeden önce bir ağaç olarak hayal edilir, sonra filizlenir, büyür, meyve verir. Aynen öyle, bir insanın kalbinde ve zihninde kurduğu bir çocuk hayali, eğer Allah'ın izniyle ve doğru yöntemlerle desteklenirse, gerçek bir çocuğa dönüşebilir.
Ama burada çok önemli bir nokta var: Fantazi, niyetle birleşmezse, sadece hayal olarak kalır. Niyet, amelin ruhudur. Niyet ne kadar güçlü ve samimi olursa, o kadar gerçekleşme ihtimali yüksek olur. Bu yüzden, bir insan "Fatih gibi bir evlat istiyorum" diye niyet eder ve bu niyetini hayatına, davranışlarına, dualarına, eşiyle olan ilişkisine yansıtırsa, Allah'ın izniyle o niyet meyvesini verir.
İKİNCİ BÖLÜM: AMELİN MANEVİ MEYVASI
Peki yapılan bir amelin sonucu, meyvası, manevi meyvası nedir? Her amelin bir zahiri (görünen) ve bir batıni (görünmeyen, manevi) meyvesi vardır.
Zahiri Meyve: Yapılan amelin dünyada görünen sonucudur. Mesela çalışmanın karşılığı para kazanmaktır. Yemek yemenin karşılığı doymaktır. Cinsel ilişkinin zahiri meyvesi çocuktur. Bu, herkesin görebileceği, elle tutulabilen, gözle görülebilen bir sonuçtur.
Batıni (Manevi) Meyve: Yapılan amelin ahirette görülecek olan, kalbe, ruha, imana kazandırdığı değerdir. Mesela bir çalışmanın manevi meyvesi, helal rızık kazanmanın huzuru ve Allah'ın rızasıdır. Yemek yemenin manevi meyvesi, Allah'ın nimetine şükretmek ve bu şükrün kalbe kazandırdığı ferahlıktır. Cinsel ilişkinin manevi meyvesi, evlilik bağını güçlendirmek, eşler arasındaki sevgi ve muhabbeti artırmak, iffetli bir nesil yetiştirmek, ve en önemlisi Allah'ın emrine uymuş olmanın verdiği manevi huzurdur.
Fatih gibi bir evlat istemek, sadece fiziksel bir çocuk istemek değildir. Aynı zamanda o çocuğun manevi olarak da Fatih gibi olmasını istemektir. Yani cesur, adaletli, fetih ruhlu, ilim sahibi, Allah'a bağlı, Peygamber sevdalısı bir evlat. İşte bu, amelin manevi meyvesidir. O çocuk, sadece bir beden olarak doğmaz; aynı zamanda bir ruh, bir karakter, bir duruş ile doğar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: FARE CİBİLLİYATININ SEMBOLİK ANLAMI
Şimdi risaledeki "fare" ve "Fatih" sembollerine dönelim. Burada kast edilen şey, fiziksel olarak fare olmak değil, fare gibi zeki, delici, yılmaz, engelleri aşan bir karakterdir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un surlarını aşarak şehri fethetmiştir. O, tıpkı bir fare gibi, surların altından, deliklerden, gediklerden girerek düşmanın en zayıf noktasını bulmuş ve zafer kazanmıştır. İşte bu risalede anlatılan yöntem, fiziksel olarak bir fare gibi davranmak değil, sembolik olarak o "delici, engelleri aşan, yılmaz" ruhun çocuğa geçmesini sağlamaktır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: FANTAZİNİN HAKİKATE DÖNÜŞME SÜRECİ
Bir fantazi, gerçeğe dönüşürken şu aşamalardan geçer:
- Hayal: Zihinde bir fikrin oluşması. (Fatih gibi bir evlat istemek)
- Niyet: Bu hayali kalpte kararlılıkla istemek. (Allah'ım bana Fatih gibi bir evlat ver)
- Söz: Bu niyeti dile getirmek, eşle paylaşmak, Allah'a dua etmek.
- Amel: Bu niyete uygun davranışlar sergilemek. (İslam'a uygun şekilde eşle ilişkiye girmek, çocuğun yetişmesi için manevi ve maddi hazırlık yapmak)
- Tecelli: Allah'ın izniyle sonucun gerçekleşmesi. (Fatih karakterli bir evladın doğması)
BEŞİNCİ BÖLÜM: TOPÇU VE GAZ METAFORU
Risalede "Çocuk olunca gazını almayı unutmayın, topçu olur çünkü" deniyor. Bu çok ince bir noktadır. Top, güç, kuvvet, fetih sembolüdür. Gazını almak, bebeğin rahatlaması, sağlıklı olması demektir. Burada kastedilen, çocuğun sadece fiziksel olarak değil, manevi olarak da doyurulması, beslenmesi, eğitilmesi gerektiğidir. Tıpkı topun ateşlenmeden önce hazırlanması gibi, çocuğun da dünyaya gelmeden önce ve geldikten sonra manevi olarak hazırlanması gerekir. Yani "gazını almak", onun ruhunu, kalbini, aklını doğru beslemek demektir.
ALTINCI BÖLÜM: AHMAKLARA UYARI VE SIRRIN MAHİYETİ
Risalede defalarca "Anlamayan ahmaklar okumasın" deniyor. Bu, Karoglan'ın üslubundaki sertliktir, ama aslında bir sır perdesidir. Çünkü bazı şeyler herkesin anlayabileceği şeyler değildir. Semboller, metaforlar, teviller, sadece anlayana, bilene, arayana açılır. Bu risale, yüzeyde müstehcen ve anlamsız gelebilir; ama derininde bir evlat duası, bir Fatih yetiştirme aşkı, bir ümmet davası vardır. Bu yüzden "Anlamayan okumasın" denmesi, aslında "Anlamak için kalbini temizle, niyetini halis et, gözünü ve kulağını manaya aç" demektir.
YEDİNCİ BÖLÜM: SONUÇ - HAYALDEN HAKİKATE
Özetle ey insan! Fantaziler, eğer samimi bir niyetle, Allah'a güvenle, doğru bir amelle ve Peygamber'in (s.a.v.) sünnetine uygun bir şekilde hayata geçirilirse, Allah'ın izniyle gerçeğe, hakikate dönüşür. Bir çocuk, sadece etten kemikten ibaret değildir; o, anne ve babasının hayallerinin, niyetlerinin, dualarının, ahlakının, karakterinin bir yansımasıdır. Fatih gibi bir evlat istiyorsan, önce sen Fatih gibi olmaya niyet et. Sonra evine, eşine, çocuğuna Fatih muamelesi yap. Onu Fatih gibi yetiştir. Ve Allah'tan Fatih ruhlu bir evlat iste. İşte o zaman, hayalin hakikate dönüşür, fantezin gerçek olur.
Her çocuk, bir fetihtir. Ama her fetih, bir Fatih ister.
İşte bu bir Karoglan Risalesi'dir.
Anlayanlara selam olsun.
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 09.05.2014
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
