Konu Değerlendirmesi:
  • 0 Oy(lar) - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İYİLERLE BERABER OLMAK, RAHMETE VESİLE OLMAK
#1
RasitTunca-4 
İYİLERLE BERABER OLMAK, RAHMETE VESİLE OLMAK
(Karoglan Raşit Tunca Makalesi)
“Götün ıslanmadan balık tutulmaz” diye bir atasözümüz vardır. Eskiden balık tutmak için insanın gerçekten suya gitmesi, zahmet çekmesi ve elini taşın altına koyması gerekirdi. Bugün ise insan, markete giderek dünyanın en büyük balığını bile, neredeyse hiç zahmet çekmeden satın alıp evine getirebiliyor.
Buradaki asıl mesele balık değildir.
İnsanoğlunun elindeki nimetlerin ve kendisine verilen imkânların kıymetini bilmesidir.
Bugün bize kolay gelen nice nimetler, geçmişte insanların büyük emeklerle elde ettiği şeylerdi. Bu sebeple insan, içinde bulunduğu zamanın, kendisine verilen imkânların ve Allah'ın lütfettiği nimetlerin kıymetini bilmelidir.
Çünkü insan, elindeki nimetin kıymetini ancak onu kaybettiğinde anlamamalıdır.

İYİLERLE BERABER OLMANIN BEREKETİ
Abdülhakîm Hüseynî Hazretlerinden şöyle nakledilir:
“İnsan hep iyilerle bulunmalı, iyilerle arkadaşlık yapmalıdır. İyilerle bulunmanın menfaati ebediyete kadar devam eder.”
Bunun ardından Ashâb-ı Kehf'in köpeği misal olarak zikredilir. Köpek, necis kabul edilmesine rağmen Ashâb-ı Kehf'in yanında bulunması sebebiyle onların beraberliğine dâhil olmuştur.
Buradan çıkarılacak en önemli ders şudur:
İnsan kiminle beraber olduğuna dikkat etmelidir.
Çünkü insanın arkadaşlığı, çevresi ve beraber bulunduğu kimseler onun üzerinde mutlaka bir iz bırakır.
İyilerle beraber olan kimse iyiliğe yaklaşır. Kötülerle beraber olan kimse ise kötülüklerden etkilenebilir.
Bu sebeple Kur'ân-ı Kerîm'de:
“Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”
buyurulmaktadır.
Tevbe Sûresi, 119. Âyet
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ
Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas-sâdikîn.
Yani:
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sadece iyi insan olmak değil, doğru ve sadık kimselerle beraber olmanın da insanın hayatındaki önemidir.

RAHMET VE AZAPTAN KORUNMAYA VESİLE OLAN ŞEYLER
Enfâl Sûresi'nin 33. âyetinde insanların topluca azaba uğramamalarına vesile olan önemli bir durumdan söz edilir:
“Sen onların içinde bulunduğun müddetçe Allah onlara azap edecek değildir. Onlar istiğfar ederken de Allah onlara azap edecek değildir.”
Bu âyet, Allah Resûlü'nün (s.a.v.) insanlar arasındaki varlığının büyük bir rahmet vesilesi olduğunu göstermektedir.
Resûlullah Efendimiz hayattayken onun varlığı bir emân olduğu gibi, onun sünnetine sarılmak ve istiğfar etmek de ümmet için rahmete vesile olan amellerdendir.
Hz. Ali'den de:
“Yeryüzünde iki emân vardı. Biri gitti, diğeri kaldı. Giden Resûlullah (s.a.v.), kalan ise istiğfardır.”
sözü nakledilmiştir.
Buradan anlaşılması gereken şudur:
Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez. İnsan günah işlese bile tevbe ve istiğfar kapısı açıktır.
İnsanların kötülükleri azabı celbettiği gibi, iyilikleri ve istiğfarları da rahmete vesile olabilir.

İNSAN NEDEN ZARARDADIR?
Allah Teâlâ Asr Sûresi'nde insanın büyük bir kayıp içerisinde olduğunu bildirir:
بِسۡمِ ٱللهِ الرَّحۡمَـٰنِ الرَّحِيمِ
وَٱلۡعَصۡرِ ۝ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِى خُسۡرٍ ۝ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ
Asr Sûresi
Vel asr.
İnnel insâne lefî husr.
İllezîne âmenû ve amilûs-sâlihâti ve tevâsav bil-hakkı ve tevâsav bis-sabr.
İnsan gerçekten ziyandadır.
Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır.
Buradaki “husr” kelimesi zarar, kayıp, hasar ve hüsran anlamlarına gelir.
Demek ki insanın kurtuluşu yalnızca dünyadaki geçici kazançlarla ölçülemez.
Asıl mesele, insanın imanını koruması, salih ameller işlemesi, hakkı tavsiye etmesi ve sabır üzerinde bulunmasıdır.

SALİHLER VE EBDALLER
Tasavvuf ve hadis kaynaklarında her devirde Allah'ın salih kullarının bulunduğuna dair çeşitli rivayetler nakledilmiştir.
Bu rivayetlerde ebdaller, nücebâ, kutuplar, üçler, yediler ve kırklar gibi çeşitli isimlerden söz edilmektedir.
Ancak bu konudaki rivayetlerin tamamının aynı derecede sahih olduğu söylenemez.
Nitekim bu mesele hakkında yapılan değerlendirmelerde, bazı hadis âlimlerinin bu rivayetleri kabul ettiği, bazılarının ise hadislerin sıhhat derecesi konusunda ihtiyatlı davrandığı belirtilmiştir.
Bu sebeple bu mesele konuşulurken ölçüyü kaçırmamak gerekir.
Bir kimseyi sadece “ebdal”, “veli”, “kutup” veya başka bir isimle anmak, onun Allah katındaki derecesini kesin olarak bildiğimiz anlamına gelmez.
Asıl ölçü Kur'ân ve Sünnettir.
Salih kullar;
Allah'a iman eden, takvâ sahibi olan, farzları yerine getiren, haramlardan sakınan ve Allah'ın rızasını gözeterek yaşayan kullardır.
Velilik, kulluk sınırlarının dışına çıkmak değildir.
Tam tersine, Allah'a daha fazla kulluk etmek, farzlara sarılmak ve nafile ibadetlerle Allah'a yaklaşmaya çalışmaktır.

EBDALLER HAKKINDAKİ RİVAYETLER
Konuyla ilgili olarak çeşitli hadis kitaplarında ebdaller hakkında rivayetler bulunmaktadır.
Bunlardan birinde:
“Ebdaller kırk kişi olup Şam'da ikamet ederler. Onlar sayesinde yağmur yağar, onlar sayesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sayesinde Şam halkından azap uzaklaştırılır.”
şeklinde bir rivayet nakledilmiştir.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/112)
Başka rivayetlerde de yeryüzünde her zaman salih kulların bulunduğundan ve bunların bereketleriyle çeşitli nimetlerin meydana geldiğinden söz edilmektedir.
Fakat burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir:
Bu tür rivayetlerin varlığı, herhangi bir kişinin kendi zamanındaki belirli insanları kesin olarak “işte bunlar ebdallerdir” diye tayin etmesine imkân vermez.
Nitekim bu mesele üzerine yapılan açıklamalarda da, belirli kişilerin veya belirli şehirlerde yaşayan kimselerin kesin olarak ebdal olduklarının söylenemeyeceği ifade edilmiştir.
Dolayısıyla bu meselede aşırılığa gitmemek gerekir.

“SALİHLERLE BERABER OLUN” MU, “SADIKLARLA BERABER OLUN” MU?
Bazen:
“Salihlerle beraber olun.”
şeklinde bir âyetin bulunduğu söylenmektedir.
Fakat Kur'ân-ı Kerîm'de bu ifadeyle birebir bulunan âyet:
“Doğrularla beraber olun.”
şeklindedir.
Tevbe Sûresi 119. âyette:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”
buyrulmaktadır.
Dolayısıyla “Salihlerle beraber olun” sözü, anlam bakımından bir öğüt olarak kullanılabilir; ancak bunu Kur'ân'da geçen birebir bir âyet metni olarak göstermek doğru değildir.
Kur'ân'daki gerçek ifade:
“Ve kûnû meas-sâdikîn” — “Doğrularla beraber olun.”
şeklindedir.

SALİH KİMSEDEN KASTEDİLEN NEDİR?
Salih kimse, Allah'ın emirlerine uymaya çalışan, kötülüklerden uzak duran ve davranışlarını düzeltmeye çalışan kimsedir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Müslüman hakkında bildirdiği ölçülerden biri şöyledir:
“Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir.”
(Buhârî, Îmân 4-5, Rikâk 26; Müslim, Îmân 64-65)
Bazı rivayetlerde ise bu anlamın bütün insanları kapsayacak şekilde ifade edildiği görülmektedir.
Böylece salih insanın sadece kendi ibadetiyle değil, çevresine verdiği zarar veya faydayla da tanınabileceği anlaşılır.

KİMİ SEVİYORSAN ONUNLA BERABER OLURSUN
Peygamber Efendimiz'e bir kimse:
“Kıyamet ne zaman kopacaktır?”
diye sormuş, Efendimiz de:
“Kıyamet için ne hazırladın?”
buyurmuştur.
Adam fazla ibadetinin olmadığını, fakat Allah'ı ve Resûlü'nü sevdiğini söyleyince Peygamber Efendimiz:
“Herkes sevdiği ile beraber olacaktır.”
buyurmuştur.
(Buhârî)
Bu söz, insanın kimi sevdiğine ve kimi kendisine örnek aldığına dikkat etmesi gerektiğini gösteren çok önemli bir ölçüdür.
İnsan sadece sözleriyle değil, sevgileriyle ve beraberlikleriyle de kendisini belli eder.

İYİ ARKADAŞIN BEREKETİ
Bir başka hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
“İyi arkadaş, güzel koku satan kimse gibidir. Sana koku sürmese bile, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.”
(Müslim)
Gerçekten de insanın arkadaş çevresi onun hayatında önemli bir yere sahiptir.
İyi insanlarla beraber olan kimse onların güzel davranışlarından, güzel sözlerinden ve güzel ahlâkından istifade eder.
Kötü kimselerle beraber olan kişi ise zamanla onların davranışlarından etkilenebilir.
Bu nedenle insan arkadaş seçerken sadece dünyadaki menfaatini değil, ahiretini de düşünmelidir.
Eskilerimizin kullandığı “ahiret kardeşliği” anlayışı da bu bakımdan dikkat çekicidir.
Allah rızası için birbirini seven, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden insanlar, dünya hayatında olduğu gibi ahiret yolculuğunda da birbirlerine destek olurlar.

ALLAH'A YÖNELENLERİN YOLUNA UYMAK
Kur'ân-ı Kerîm'de Lokmân Sûresi'nin 15. âyetinde şöyle buyurulur:
“Bana yönelenlerin yoluna uy.”
وَٱتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَىَّ
Bu ifade bize önemli bir ölçü vermektedir.
İnsan, Allah'a yönelen, Allah'ın rızasını arayan ve O'na itaat etmeye çalışan kimselerin yolundan istifade etmelidir.
Fakat burada da ölçü yine Kur'ân ve Sünnet olmalıdır.
Bir kimsenin şahsına bağlanmak yerine, onun Allah'a yönelişine ve hakka uygun yaşayışına bakmak gerekir.

SALİH AMEL VE İYİLİĞİ TAVSİYE ETMEK
Lokmân Sûresi 22. âyette şöyle buyurulur:
وَمَن يُسۡلِمۡ وَجۡهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَقَدِ ٱسۡتَمۡسَكَ بِٱلۡعُرۡوَةِ ٱلۡوُثۡقَىٰ
“Kim iyilik yaparak kendisini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur.”
Yine Lokmân Sûresi 17. âyette:
“Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten alıkoy ve başına gelene sabret.”
buyrulmaktadır.
Böylece Kur'ân'ın ortaya koyduğu salih insan anlayışı açıkça görülmektedir:
Namaz vardır.
İyiliği emretmek vardır.
Kötülükten sakındırmak vardır.
Sabır vardır.
Allah'a teslimiyet vardır.

ASIL ÖLÇÜ: KUR'ÂN VE SÜNNET
Ebdaller, kırklar, üçler, yediler veya başka manevi makamlar hakkında çeşitli rivayetler bulunabilir.
Fakat mümin için asıl ölçü, Kur'ân ve Sünnet'tir.
Bir insanın gerçekten Allah'ın sevgili kulu olup olmadığını kendi iddialarımızla belirlemek bize düşmez.
İnsanların makamlarını tayin etmek yerine, kendi hâlimizi düzeltmeye çalışmak daha doğru bir yoldur.
Çünkü Allah katındaki gerçek üstünlük, soyla, makamla, şöhretle veya insanların verdiği unvanlarla değil, takvâ ile ilgilidir.
Bu sebeple:
Doğrularla beraber olalım.
Salih ameller işlemeye çalışalım.
İyiliği tavsiye edelim.
Kötülükten sakınalım.
Birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye edelim.
Allah'tan istiğfar edelim.
Ve en önemlisi, Allah'a yönelen kulların yolundan ayrılmamaya çalışalım.
Çünkü insanın yanında kimlerin bulunduğu kadar, kendisinin kimin yanında bulunmayı seçtiği de önemlidir.
İyilerle beraberlik, insanın dünyasına da ahiretine de güzellik taşıyan bir vesile olabilir.
Asr Sûresi'nin bildirdiği gibi insan hüsrandadır.
Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.
Öyleyse insan, ömrünü boş yere tüketmek yerine kendisini bu dört hakikate yöneltmelidir:
İman.
Salih amel.
Hakkı tavsiye.
Sabrı tavsiye.
Allah bizleri doğrularla beraber olan, salih amel işleyen, iyiliği tavsiye eden, kötülükten sakınan ve daima Allah'a yönelen kullarından eylesin.
Âmin.

Karoglan Raşit Tunca
Schrems, 17.03.2023

RAŞiT TUNCA
Sevgiler Saygılar
Smileys-2
Yanıtla


Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)
TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca