KUTUP TAKLASI KELVİN MODELİ
Selamünaleyküm.
Bu makalemizde Kutup Taklası ve Kelvin Modeli konusunu anlatacağız.
Daha önceki makalelerimizde bahsettiğimiz, Güneş'in batıdan doğmasına az bir süre kaldı dediğimiz meseleyi Kelvin'de şöyle açıklamış.
Demiş ki gerçek 0 noktası -272 derecedir ve kâinatın bir ucu ya da en son ucu, en uzak noktası -272 derecedir, demiş.
Ve Kelvin termometresi diye bir termometre vardır. Orada 0 noktası -272'den başlar.
Halbuki bir daire çizdiğimizde ve aynı Dünya gibi ortasına ekvator çizgisi çizdiğimizde, yani çap çizgisi oluşturduğumuzda; sağ taraf doğu ve 0 noktası olarak alındığında, karşı tarafta 180 derece demektir.
Dairede 90 derece Kuzey Kutbu ve 90 derecenin karşısı olan 180 derece Güney Kutbu demek olur.
Bugünkü kutupların bulunduğu bölgeler olarak 90 derecede Rusya bulunmakta, 0 noktası Güneş'in ilk doğduğu yer demek. O yüzden Doğu ve Çin-Japonya, Güneş'in ilk doğduğu yer olarak ele alınır. Yani sıfır noktası.
Ve onun tam karşısı Amerika ve San Francisco gibi bir yerde Batı, Vahşi Batı, yani Amerika 180 derece karşısı.
Ve bu bugünkü sistemdeki kutuplar ve 90 derece Rusya'nın karşısı da Antarktika, alt kutup.
-272°
Fakat Kelvin demiş ki: -272 derece kâinatın diğer ucu ve 0 noktası, demiş.
Bunu trigonometride, 0 noktası Çin'i aldığımız zaman, yani dairedeki çapın sağ tarafına aldığımız zaman, ortadan geçen çizginin sağ tarafına aldığımızda, saatin ters yönünde bir açı aldığımızda bu; artı 90 derece, artı 180 derece ve artı 270 derecedir.
270 derece Antarktika'yı gösterir.
Fakat Kelvin diyor ki eksi 272 derece.
Hâl böyle olunca bu sefer açıyı sağdan sola, yani saat yönünde bir açı çizdiğimiz zaman ve sıfırı sağ tarafta, Çin'i aldığımızda, aşağıdan yukarı üç çeyrek çizdiğimizde 270 derece Rusya'nın olduğu yer demek olur.
Rusya'nın olduğu yeri 2 derece son çeyreğe geçirmek, yani -272 derece demektir.
O zaman -272 derece, yani Rusya'yı geçince 2 dereceye geçince sıfır derece demekse, burası yani biz, yaratılıştan bu yana yahut da Peygamberimizden bu yana 1400 sene daha yükselmişiz.
Kâinat açılmış, açılmış ve biz gelecekteki yıldızlar idik. O gün gökyüzündeki yıldızlar idik, bugün o yıldızların olduğu yere vardık.
Ve bizim Dünyamız o yıldızların olduğu yer oldu.
Yani semada yükseldik, kâinat açıldı.
Ve Peygamberimiz Miraç'ta Miraç ederken Cebrail Aleyhisselam ile bir sınıra geliyorlar. O sınırın ismi "Sidretü'l-Müntehâ".
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ١مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ٢وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ٣اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ٤عَلَّمَهُ شَد۪يدُ الْقُوٰىۙ٥ذُومِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ٦وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىۜ٧ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ٨فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ٩فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِه۪ مَٓا اَوْحٰىۜ١٠مَا كَذَبَ الْفُؤٰ۬ادُ مَا رَاٰى١١اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا يَرٰى١٢وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ١٣عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى١٤
1. Ven necmi izâ hevâ.
2. Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ.
3. Ve mâ yentıku anil hevâ.
4. İn huve illâ vahyun yûhâ.
5. Allemuhu şedîdul kuvâ.
6. Zû mirratin, festevâ.
7. Ve huve bil ufukil a'lâ.
8. Summe denâ fe tedellâ.
9. Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.
10. Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ.
11. Mâ kezebel fuâdu mâ raâ.
12. E fe tumârûnehu alâ mâ yerâ.
13. Ve lekad raâhu nezleten uhrâ.
14. İnde Sidratil Müntehâ.
Necm Suresi
Yani varılacak en uzak veya en son nokta, münteha; nihayet, yani nihayet, en son, varılacak en uzak veya en son nokta.
Oraya vardığında Cebrail Aleyhisselam diyor ki: "Ben buradan öteye bir adım geçersem yanarım. Ya Muhammed, buradan öteye sen yalnız gideceksin."
Peygamber Efendimizin yalnız olarak tam yürümeye teşvik ediyor.
Çünkü bizim bulunduğumuz bu bölgede Cebrail'i biz görsek hepimizin aklı çıldırır yahut da Cebrail Aleyhisselam'a saldıranlar olur, bilmeyenler olur.
Uzaylıları düşürdük, UFO düşürdük diyenler var. Mesela bugün yakaladık, onlara saldırdık, onlar bize saldırdı diyenler var.
Cebrail Aleyhisselam'ın ne surette ve nasıl olduğunu bilmeyip anlamayan insanlar Cebrail Aleyhisselam'a saldırır. Veyahut da Cebrail Aleyhisselam'a zarar veremezler; fakat Cebrail Aleyhisselam onlarla savaşmak durumunda kalır, onlara zarar vermek durumunda kalır yahut da kendini müdafaa etmek durumunda kalır.
O yüzden Cebrail Aleyhisselam bizim bu semamıza geçemiyor, buraya geçmiyor. Ancak sadece ilk vahiy geldiğinde Hira Dağı'nda, Nur Dağı'nda Peygamber Efendimize bir defa, aslı suretinde gözükmüş.
İşte biz en nihai noktada, Sidretü'l-Müntehâ'dayız.
Demek ki tâ varılacak en son nokta, kâinatın en uzak noktası, yani Kelvin'in dediği -272 derecedeki yere geldik.
Döne döne, döne döne kutuplar işte döndü ve Güneş battığı yerden doğacak noktaya geldi.
Burası -272 derece.
Az bir yer kaldı.
Hatta ben bunu daha önceki vaazımda anlatmıştım. Yani Kutup Taklası'na, yani Güneş'in batıdan doğmasına az bir süre kalmış.
Çünkü Kelvin modelinde son çeyrek yaşanmıyor. Eksi 272'den önce denilince 360 dereceye varılmıyor. En son nokta 360 değil, eksikliği eziyet çıkıyor olunca 1,90'lık, yani çeyrek dairedeki bir çeyrek yaşam daha ileri gidilmiyor demektir.
Bizim geldiğimiz yerdeki Kutup Taklası'ndan -272 derece, yani bunu ölçtüğümüz zaman bize Rusya'nın içinde bir yeri verir.
Orası 0 noktası olursa, yani yeni takladaki Çin'in olduğu yeri, yani Güneş'in ilk doğduğu yeri Rusya olursa, o zaman 90 derece açılı yerde Amerika, San Francisco olur.
Yani Kuzey Kutbu Amerika, San Francisco bölgesi ve o alt bölgeler Kuzey Kutbu'nu temsil eder.
Onun tam karşısı, zıttı 180 derecede, yani Çin-Japonya'da Güney Kutbu'nu temsil eder.
Ve bugün Rusya'nın bulunduğu yer Doğu'yu temsil eder, 0 olduğu için.
Sıfırın karşısı olan 180 derecede Afrika, yani Rusya 90 derece olduğu için iki çeyrek daha ileri gittiğimizde Afrika; yani Amerika'nın bir çeyreği 180 derece daha ileri gittiğimizde Afrika'da, şu anki Amerika'nın olduğu yere geçmiş olur.
Yani kutupları bu şekilde bir takla atar.
Yani elektriği ilk bulanlar, elektriğin akımının sağdan sola olduğunu keşfetmişler. Daha sonra elektriğin bir akımı daha bulunmuş, ve soldan sağa aktığını fark etmişler.
Ya bu demek oluyor ki Peygamber silsilesi, Âdem Aleyhisselam'dan Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya doğru, sağdan sola, aynı Kur'an-ı Kerim'in yazılış sistemi gibi, sağdan sola bir akış sistemi vardı.
Fakat en sonunda Mehdi Aleyhisselam var.
Mehdi Aleyhisselam artık sona vardığı için sondan ileri gidebilecek bir yeri yok, geri dönmesi lazım.
O da soldan sağa bir yolla ilerlemekte, yani sondan başa doğru bir yol ilerlemekte.
Bu da demek oluyor ki peygamberin dönüş yönü saate ters istikamette, yani Kâbe'yi tavaf şeklinde.
Fakat Mehdi Aleyhisselam'a gelince, Kutup Taklası olduğu için, Güneş batıdan doğacağı için, artık daha gidilecek yer yok, Sidretü'l-Müntehâ'da olduğumuz için burası Sidre.
Buradan geri dönmemiz lazım zaten.
İşte kıblenin ve Kâbe'nin ve kutupların değişmesinin sebebi, gidebilecek daha bir yerimizin olmaması.
Kâinatta gidilebilecek en uzak nokta Sidretü'l-Müntehâ ve buradan geri dönmemiz ancak soldan sağa bir dönüşle dönersek, dünyamız tekrar aynen çıktığı yerden yahut da mevsim 21 Aralık olunca ki dönence gibi, galaksideki dönence, tekrar geri inmeye başlar; aşağı doğru bir dönüş şeklinde bir ilerleme olur.
Ve bu böyle bir dönme sisteminde, işte takla atıldığında, Kelvin'in dediği -272 derece 0 noktasıdır meselesinde, kutuplar yukarıda anlattığım gibi bir değişime maruz kalır.
Yukarıdaki skizlere bak, böyle olur.
Velhasılkelam, bugünkü makalemizin meselesini dilim döndüğü kadar bu kadar anlatabildim.
Bilim adamlarına, din adamlarına, insanlığa sesleniyorum:
Kurtuluş Mehdi'nin olduğu yerdedir.
Diğer yerleri sel, deprem veya benzeri afetler bu Kutup Taklası'ndan dolayı yok edecek olabilir.
Ve Peygamberimiz Mehdi'ye işaret etmiş.
Peygamberimiz kendi hevâsından konuşmaz. O, vahiy ile konuşur, buyuruyor Kur'an-ı Kerim'de.
Öyle olunca, Allah'ın bildirdiğine göre, kurtuluş Mehdi'nin olduğu yerdedir.
Kalplerinizde iman varsa Mehdi kimdir bilmeniz ve Mehdi'ye doğru gitmeniz...
Hatta Peygamberimiz öyle demiş ki, işte Kutup Taklası olduğu zaman, "The Day After Tomorrow" dedik işte; Amerika kar, kış, kıyamet, yani Kuzey Kutbu olacak.
"ICE AGE" öyle bir durumda kurtuluş Mehdi'nin yanında olacağı için, karda sürünerek bile olsanız demiş, Mehdi'ye gidin.
Halbuki Arabistan'da Peygamberimiz kar görmüş mü, kar nedir hiç bilmiş mi?
Nereden bildi de "karda sürünüyor bile olsanız Mehdi'ye gidin" dedi?
İbn-i Mes'ud -radıyallahu anh- anlatıyor:
"Biz, Resulullah Aleyhisselâm'ın yanında iken Benî Hâşim'den bir grup genç geldi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları görünce, gözü doldu ve rengi değişti.
Ben: Ey Allah'ın Resul'ü! Şimdiye kadar mübarek yüzünüzde hoşumuza gitmeyen bir manzara hiç görmemiştik. Şimdi ne oldu da bizi üzen bir ifade ile karşılaşıyoruz? dedim.
Şu cevabı verdiler:
"Biz öyle bir Ehl-i Beyt'iz ki, Allah bizim için dünyaya mukabil ahireti tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beyt'im benden sonra belâ, kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak.
Nihayet doğu tarafından beraberlerinde Siyah Bayraklar olan bir kavim gelecek. Bunlar hayır (saltanat) isteyecekler, fakat istekleri yerine getirilmeyecek.
Bunun üzerine onlar savaşacak. Allah onlara yardım edecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek.
Ne var ki onlar bunu kabul etmeyip emirliği Ehl-i Beyt'imden bir adama tevdi edecekler.
Bu (Emîr) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır.
Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın)."
(İbn-i Mâce: 4082)
dedi.
Demek ki bir bildiren, bir gösteren Cenab-ı Mevlâmız var.
Cenab-ı Mevlâmız böyle buyurduysa hak söz Hakk'tan gelir, Hakk'a gider.
Hakk'ı tutup kaldıranlar, Hakk'ı bilenler ve Mehdi'yi tanıyanlar, imanla olanlar Mehdi'ye doğru gelsin.
Ve kuşaklardan da Zero kuşak, yani Z kuşak ya da Zero kuşak, 0 kuşak demek.
İşte 0 çizgisi, yani sıfır çizgisi değişmekte.
0 noktasına, yani Sidre'ye varıldığında, Z kuşak ya da Zero kuşak, cinsiyetsiz, meleklik makamı, yani en uzak nokta; melek, insanoğlunun erişebileceği en uzak nokta.
Ve ondan sonra az bir şey sağa geçti mi 0,001 mesela, sıfırdan büyük yahut da öbür tarafa geçtiğin zaman -0,0001, yine 0'dan küçük demek.
Öyle olunca işte bunu da bizim oralarda, gökkuşağı çıktığı zaman, o gökkuşağının altından geçen erkekse kız olur, kız ise oğlan olur diye tarif etmişler.
İşte bu sıfır çizgisine gelmiş oluyoruz.
Bu sıfır çizgisi gökkuşağının oluştuğu çizgi, yani o çizgi sıfır çizgisini temsil ediyor.
Ve bizim kâinatımızın yükselerek artık renklerin hepsi bir, nihayet renklerin, yolların, insanların, çeşitlerin en son haddesi ve burada artık çeşitlilik yok, her şey eşit.
Sıfırda her şey eşittir.
Yani terazideki iki kefeli terazideki ne sağ tarafın ağır basması ne de sol tarafın ağır basması; terazinin dengede durması için eşit olması lazım iki kefenin de.
Ve bu eşit olduğunda, ortadaki o gösterge birbirini dengelediğinde, işte orta denge noktasını temsil eder.
Aynı bu tahterevallideki orta noktayı ve sıfırı temsil eden 0, işte dengeyi sağlayan, yani yoktan var eden Allah'ın kâinatı ilk defa var ettiği 0 noktası, Big Bang'in başladığı yer demek olur.
Ve oraya varmış bulunuyoruz.
Kutup Taklası attığında ve Güneş batıdan doğduğunda Big Bang'in başladığı yere varmış oluyoruz.
Ve oradan ötesi de artık erkekler kız, kızlar oğlan olması demek.
Yani "dönme", travestilerin başlaması.
Ondan sonra da artık iki, üç, dört diyerekten çoğalma ve büyüme, uzama, erkeklik ve kadınların tekrar insanlara verilmesi.
Yani Şeytan Aleyhillâne'den, ondan önce işte melek cinslerinin erkekliği, dişiliği yoktur.
O Şeytan Aleyhillâne kendi kıçına, kuyruğuna sokup da üredi diyor.
O yüzden erkeklik ve dişilik olmayınca, tenasül uzvu olmayınca üremek için kuyruğunu kullanmış.
İşte kurbağa veya benzeri hayvanlardan kuyruk kopar ve ondan sonra kalan bölüm kurbağayı oluşturur.
İşte "öglena", terliksi hayvan veya kamçılı hayvanda da aynı sistem vardır.
Tek hücreli üreme ve sonra Allahu Teâlâ'nın ikramı ile çok hücreli üremeye geçme devresi.
İşte 0 noktası ve -1 veya +1 olaraktan eşeyli üreme.
Daha önce 0 noktasında eşeyli üreme yok.
Zero kuşak, yani Z kuşak, tek hücreli ve Zero, 0 noktasına, sıfır kutbuna, kâinatın en uzak noktasına, eksi 272 dereceye varmak üzereyiz.
Rabbim insanlığa yardım etsin.
Allah muhafaza, hepimizi helak edip de bu kâinatı kapatmasın inşallah.
Bir kurtuluş, bir çıkış verir.
Ben inanıyorum, bir çıkış verir.
Mümin kullarına sonunda diyor: "Salih kullarım mirası devralacak."
وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّٰلِحُونَ
Ve lekad ketebnâ fîz-zebûri min ba'diz-zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes-sâlihûn.
Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebûr'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.
(Enbiyâ Suresi 105. Ayet)
Demek ki iyi amel işleyen kimseler, Mehdi'nin yanına gidip kurtuluşa erecek inşallah.
O söz hak söz ise, Kur'an-ı Kerim hak ise, demek ki salih amel işleyenler, güzel ameller işleyenler, iyi insanlar Mehdi'yi bilip tanıyacak ve Mehdi'ye gidecekler.
Ve bu kapanışta, bu kapanışta kurtuluşa erecek olan, ümmet-i Necat onlar olacak.
GÜNEŞ SİSTEMİMİZİN DÖNENCEDEN U DÖNÜŞÜ, SAĞIN SOLA, SOLUN SAĞA DÖNMESİ VE GÜNEŞ'İN BATIDAN DOĞMASI
Burada özellikle şunu belirtmek gerekir: Bahsettiğimiz dönence, Dünya'nın kendi dönencesi değildir. Burada anlatılan, Güneş Sistemimizin ana yıldızının etrafındaki hareketinde yaptığı dönence ve U dönüşüdür.
Güneş Sistemimiz bir yönde ilerlerken, dönence noktasına geldiğinde bir U dönüşü yaptığını düşünelim.
Bir insanın veya bir aracın düz bir yolda ilerlediğini düşünelim. İlerlerken sağ tarafı sağ, sol tarafı soldur. Fakat araç dönüp tam ters istikamette geri gitmeye başladığında, başlangıçtaki yönümüzü esas alırsak, daha önce sağımızda bulunan taraf artık solumuzda kalır; daha önce solumuzda bulunan taraf da sağımızda kalır.
Yani burada sağın ve solun fiziksel olarak yer değiştirmesi değil, hareket yönünün tamamen tersine dönmesi sebebiyle, ilk hareket yönüne göre sağ ve sol tarafların ters görünmesi söz konusudur.
Örneğin Güneş Sistemimiz ilk yönde ilerlerken, hareket yönüne göre sağ taraf sağda, sol taraf soldadır.
Fakat dönence noktasına gelip U dönüşü yaptıktan sonra, artık tam ters istikamette ilerlemeye başlar.
Bu durumda ilk hareket yönünü esas alırsak:
İlk hareket yönündeki sağ taraf, dönüşten sonra sol tarafta kalır.
İlk hareket yönündeki sol taraf ise dönüşten sonra sağ tarafta kalır.
Yani:
İlk yön:
Sağ → Sağ
Sol → Sol
U dönüşünden sonra, ilk yöne göre:
Sağ → Sol
Sol → Sağ
Buradaki mesele, Güneş'in veya Güneş Sistemimizin kendi üzerinde sağını solunu değiştirmesi değildir. Dönüşten sonra hareket istikameti tamamen tersine döndüğü için, ilk hareket yönüne göre sağ ve sol tarafların konumu tersine dönmüş olur.
Bunu bir insanın yürüyüşüyle de düşünebiliriz. İnsan ileriye doğru yürürken sağ eli sağ taraftadır, sol eli sol taraftadır. Fakat insan bir U dönüşü yapıp geldiği yoldan geri yürümeye başladığında, ilk gidiş yönünü esas alırsak, daha önce sağ tarafında bulunan taraf artık sol tarafında, daha önce sol tarafında bulunan taraf ise sağ tarafında kalır.
İşte bizim Kutup Taklası ve U dönüşü anlatımımızda ifade etmek istediğimiz mesele budur.
Dönence noktasına kadar bir yönde ilerleyen hareket, U dönüşünden sonra ters istikamette devam ettiği için ilk duruma göre sağ ve sol yönleri tersine dönmüş olur: sağlar sola, sollar sağa geçer.
İşte benim tezime göre, Peygamber Efendimizin kıyamet alametlerinden biri olarak Güneş'in batıdan doğacağını bildirmesini de bu dönüş hareketi içerisinde değerlendirmek gerekir.
Çünkü Güneş'in doğduğu ve battığı yönler, bizim bulunduğumuz Dünya üzerindeki hareket sistemine göre belirlenmektedir.
Eğer Güneş Sistemimiz ve buna bağlı olarak Dünya'nın bulunduğu sistem, anlatmış olduğumuz şekilde bir dönence noktasına gelip U dönüşü yaparsa, hareket yönü tersine dönmüş olacaktır.
Hareket yönünün tersine dönmesiyle birlikte, başlangıçtaki yön sistemine göre sağ ve sol tarafların da tersine dönmesi gibi, doğu ve batı yönlerinin algılanışı da tersine dönmüş olacaktır.
Bu durumda bugün Güneş'in doğduğu taraf, dönüşten sonra bizim ilk yön sistemimize göre batı tarafı olarak karşımıza çıkabilir.
Benim tezime göre Güneş'in batıdan doğması meselesinin arkasındaki dönüş de işte bu U dönüşü ve Kutup Taklası ile açıklanabilir.
Yani Peygamber Efendimizin bildirdiği Güneş'in batıdan doğması, bizim bugün alışmış olduğumuz yön düzeninin tersine dönmesiyle meydana gelecek bir hadise olarak değerlendirilebilir.
Nasıl ki bir insan U dönüşü yaptığında ilk hareket yönüne göre sağ ve sol tarafları tersine dönüyorsa, Güneş Sistemimizin hareketinde meydana gelecek böyle bir U dönüşünün de doğu ve batı yönlerinin tersine dönmesine sebep olacağını düşünüyorum.
Böylece Güneş'in bugün doğduğu yer, dönüşten sonra batı; bugün battığı yer ise dönüşten sonra doğu tarafı olarak ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle benim Kutup Taklası tezinde anlattığım U dönüşü, sağın sola ve solun sağa dönüşmesi ile Güneş'in batıdan doğması birbirinden ayrı üç mesele değil, aynı dönüş hareketinin birbirine bağlı sonuçları olarak ele alınmaktadır.
Dönence noktasına kadar bir yönde ilerleyen hareket, burada U dönüşü yaparak geri döndüğünde, sistem artık geldiği yönden değil, tam ters istikametten ilerlemeye başlar.
Bu sebeple ilk hareket yönüne göre:
Sağ → Sol
Sol → Sağ
Doğu → Batı
Batı → Doğu
şeklinde bir ters dönüş meydana gelir.
Benim tezime göre Peygamber Efendimizin haber verdiği Güneş'in batıdan doğması hadisesini de bu büyük dönüşün neticesi olarak anlamak mümkündür.
İşte bu nedenle Kutup Taklası, U dönüşü, yönlerin tersine dönmesi ve Güneş'in batıdan doğması benim anlattığım model içerisinde birbirine bağlı bir dönüş hareketinin parçalarıdır.
Selamünaleyküm.
Bu şekilde söylemiş ve izah etmiş olalım.
DİKKAT: Alttaki GIF resimlerde Kutup Taklası – temsili misal ile U dönüşü – galaksimizdeki Güneş Sistemimizin ana yıldız etrafından geri dönüşü – temsili misal – sağların sol, solların sağa dönüşmesi karikatürize edildi.
Bu bir Karaoğlan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesidir.
Raşit Tunca
Rasit Tunca
Schrems, 14.01.2023
Avusturya, Gmünd ilinin Schrems ilçesi, 19 Şubat 2023
U Dönüşü Gösrselleri:
Gif Hareketli Resimi Görmek için Üzerine Tıkla
Gif Hareketli Resimi Görmek için Üzerine Tıkla
RAŞiT TUNCA
Sevgiler Saygılar


