Konu Değerlendirmesi:
  • 120 Oy(lar) - 3.13 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Zulkarneyn Aleyhisselâm
#1
Dini-1 


Zulkarneyn Aleyhisselâm

Zulkarneyn Aleyhisselâmın İsmi, Soyu Ve Peygamber Olup Olmadığı


Zülkarneyn Aleyhisselâmın ismi, soyu ve Peygamber olup olmadığı... Hakkın­da bir çok ve çelişkili rivayetler bulunmaktadır.

Kendisinin, Sa´b b.Abdullah´ülkahtânî olduğu söylendiği gibi, babasının Hım-yerîlerden olduğu da, ileri sürülmektedir.[1]

İbn.Habîb de; Hımyer krallarının isimlerini -Hişam b.Kelbî´den sırasıyla kitabı­na geçirirken, Sa´b b.Karîn b.Hemal´ı, -Yüce Allanın, Kitabında- Zülkarneyn diye anmış olduğunu kayd ettikten sonra, kral Zeyd b.Hemal´ı kayd edip ona da, Yü­ce Allanın Tübba´ adını vermiş olduğunu açıklar. [2]

Zülkarneyn Aleyhnisselâm hakkında:

"Hem Nebi idi, hem Resul idi." diyenler olduğu gibi[3],

"Hayır! O, Resul olmayan bir Nebi idi.

Resul olmayan bir Nebî oluşu, inşâallâh, Sahih´dir!" diyenler de, vardır. [4]

Hz. Ali´ye göre, Zülkarneyn Aleyhisselâm:

Ne bir Nebi, ne de, bir kraldı.

Fakat, Allanın Salih bir kulu idi ki, o, Allâhı, sevmiş, Allah da, onu, sevmişti. [5]



Zülkarneyn Aleyhisselâmın Faziletleri Ve Yer Yüzündeki Seyahat Ve Fetihleri:


Başka hiç bir kimseye verilmeyen, Zülkarneyn Aleyhisselâma verilmiş, her türlü sebepler, imkânlar, ona bahş edilmişti.

Yer yüzünün doğularındaki ve batılarındaki beldelerine, hattâ doğunun, batı­nın gerisinde halk bulunmayan yerlerine kadar ulaşmış, ayak bastığı her yerin halkına hâkim olmuştu. [6]

"Zülkarneyn´in; yer yüzünün, doğularına, batılarına varıncaya kadar ulaşma­ğa nasıl güç yetirebildiği hakkındaki görüşün nedir " diye sorulunca, Hz.Ali:

"Bulutlar, ona, yol aldırır;

Yollar, ona, düzeltilir;

Nurlar, ona, döşenip yayılır;

Kendisine, gece, gündüz, bir olurdu!" demiştir. [7]



Kur´ân-I Kerimin Zülkarneyn Hakkındaki Açıklaması:


(Ey Resulüm!) Sana, Zülkarneyn´i, sorarlar.

De ki:

Size, onun (hâlinden)de, haber söyleyeyim:

Hakîkatan biz, onu, yer yüzünde büyük bir kudret sahibi kıldık ve ona, (muhtaç olduğu) her şeyden bir sebep (bir yol) verdik.

O da (batıya doğru) bir yol tuttu.

Nihayet, güneşin battığı yere ulaşınca, onu, kara bir balçıkta batar buldu.

Bunun yanında da, bir kavm buldu.

(Kendisine) dedik ki:

Zülkarneyn! (Onları) azaba uğratmanda da, haklarında güzellik (tarafını) tutmanda da, serbestsin!

Dedi ki:

Amma kim zulm ederse, biz, onu, azaba uğratacağız.

Sonra da, o, Rabbına döndürülür de, O da, kendisini, şiddetli bir azâb)a duçar eder.

Amma kim de, imân eder, güzel de, hareket eylerse, onun için, en iyi bir mükâ­fat vardır.

Ona, emrimizden kolay (taraf)ını da, söyleyeceğiz. Sonra, o, başka bir yol tuttu.

Nihayet, üstüne güneşin (ilk önce) doğduğu yere ulaştığı zaman, onu, öyle bir kavmin üzerine doğuyor buldu ki, biz, onlar için, buna karşı (korunacak) hiç bir siper yapmamıştık. (Ne elbiseleri vardı, ne evleri)

İşte (Zülkarneyn´in işi), böyle idi.

Halbuki, onun yanında (neler vardı) ki, biz, hepsini, İlm(imiz)le kuşatmışız. Sonra (o), yine, bir yol tuttu.

Nihayet, iki dağ arasına ulaştığı zaman, onların önünde, hemen hiç söz anla­maz bir kavim buldu.

Onlar:

Zülkarneyn! Hakîkat, Ye´cüc ve Me´cüc, bu yerde fesad çıkaran (kabile)lerdir.

Bizimle, onların arasına bir sed yapman üzerine, sana bir vergi verelim mi dediler.

(Zülkarneyn):

Rabb´imin, beni, içinde bulundurduğu (nimet, sizin vereceğinizden) daha ha­yırlıdır.

Haydin, siz, bana (bedenî kuvvetle yardım ediniz de, sizinle, onların arasına sağ­lam bir mania yapayım.

Bana, demir kütleleri getiriniz! (O karşılıklı iki dağın) İki yanı, tam denkleştiği vakit: Lifleyiniz! dedi.

Nihayet, onu (demiri) bir ateş haline koyduğu zaman da: Getiriniz bana, üstüne, erimiş bakır dökeyim! dedi.

Artık, onu, aşmaya da, güc yetiremediler, onu, delmeye de, muktedir olamadılar.. Bu, Rabb´imden, bir merhamettir. Fakat, Rabb´imin va´di gelince, o, bunu, dümdüz yapar. Rabbımın va´di, bir hakdır! Dedi. [8] Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun![9]









--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ibn Asâkir Tarih c.5, s.254-255.

[2] Ibn Habîb Kitabülmuhabber s.365-366.

[3] Ebülfida Elbidaye vennihaye c.2, s.103.

[4] Salebi Arais S.361.

[5] Ibn İshak Kutabülmabtedâ velmeb´as c.5, s. 185, Ibn Asâkir Tarih c.5, s.256.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/285.

[6] Ibn Ishak, Ibn Hişam Sîre c.1, s.328.

[7] İbn ishak Kitabülmühteda velmeb´as c.5, s. 185.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/285-286.

[8] Kehf: 83-98.

[9] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/286-287.

RAŞiT TUNCA
Sevgiler Saygılar
Smileys-2
Yanıtla
#2


Zulkarneyn Aleyhisselâmın İsmi, Soyu Ve Peygamber Olup Olmadığı


Zülkarneyn Aleyhisselâmın ismi, soyu ve Peygamber olup olmadığı... Hakkın­da bir çok ve çelişkili rivayetler bulunmaktadır.

Kendisinin, Sa´b b.Abdullah´ülkahtânî olduğu söylendiği gibi, babasının Hım-yerîlerden olduğu da, ileri sürülmektedir.[1]

İbn.Habîb de; Hımyer krallarının isimlerini -Hişam b.Kelbî´den sırasıyla kitabı­na geçirirken, Sa´b b.Karîn b.Hemal´ı, -Yüce Allanın, Kitabında- Zülkarneyn diye anmış olduğunu kayd ettikten sonra, kral Zeyd b.Hemal´ı kayd edip ona da, Yü­ce Allanın Tübba´ adını vermiş olduğunu açıklar. [2]

Zülkarneyn Aleyhnisselâm hakkında:

"Hem Nebi idi, hem Resul idi." diyenler olduğu gibi[3],

"Hayır! O, Resul olmayan bir Nebi idi.

Resul olmayan bir Nebî oluşu, inşâallâh, Sahih´dir!" diyenler de, vardır. [4]

Hz. Ali´ye göre, Zülkarneyn Aleyhisselâm:

Ne bir Nebi, ne de, bir kraldı.

Fakat, Allanın Salih bir kulu idi ki, o, Allâhı, sevmiş, Allah da, onu, sevmişti. [5]



Zülkarneyn Aleyhisselâmın Faziletleri Ve Yer Yüzündeki Seyahat Ve Fetihleri:


Başka hiç bir kimseye verilmeyen, Zülkarneyn Aleyhisselâma verilmiş, her türlü sebepler, imkânlar, ona bahş edilmişti.

Yer yüzünün doğularındaki ve batılarındaki beldelerine, hattâ doğunun, batı­nın gerisinde halk bulunmayan yerlerine kadar ulaşmış, ayak bastığı her yerin halkına hâkim olmuştu. [6]

"Zülkarneyn´in; yer yüzünün, doğularına, batılarına varıncaya kadar ulaşma­ğa nasıl güç yetirebildiği hakkındaki görüşün nedir " diye sorulunca, Hz.Ali:

"Bulutlar, ona, yol aldırır;

Yollar, ona, düzeltilir;

Nurlar, ona, döşenip yayılır;

Kendisine, gece, gündüz, bir olurdu!" demiştir. [7]



Kur´ân-I Kerimin Zülkarneyn Hakkındaki Açıklaması:


(Ey Resulüm!) Sana, Zülkarneyn´i, sorarlar.

De ki:

Size, onun (hâlinden)de, haber söyleyeyim:

Hakîkatan biz, onu, yer yüzünde büyük bir kudret sahibi kıldık ve ona, (muhtaç olduğu) her şeyden bir sebep (bir yol) verdik.

O da (batıya doğru) bir yol tuttu.

Nihayet, güneşin battığı yere ulaşınca, onu, kara bir balçıkta batar buldu.

Bunun yanında da, bir kavm buldu.

(Kendisine) dedik ki:

Zülkarneyn! (Onları) azaba uğratmanda da, haklarında güzellik (tarafını) tutmanda da, serbestsin!

Dedi ki:

Amma kim zulm ederse, biz, onu, azaba uğratacağız.

Sonra da, o, Rabbına döndürülür de, O da, kendisini, şiddetli bir azâb)a duçar eder.

Amma kim de, imân eder, güzel de, hareket eylerse, onun için, en iyi bir mükâ­fat vardır.

Ona, emrimizden kolay (taraf)ını da, söyleyeceğiz. Sonra, o, başka bir yol tuttu.

Nihayet, üstüne güneşin (ilk önce) doğduğu yere ulaştığı zaman, onu, öyle bir kavmin üzerine doğuyor buldu ki, biz, onlar için, buna karşı (korunacak) hiç bir siper yapmamıştık. (Ne elbiseleri vardı, ne evleri)

İşte (Zülkarneyn´in işi), böyle idi.

Halbuki, onun yanında (neler vardı) ki, biz, hepsini, İlm(imiz)le kuşatmışız. Sonra (o), yine, bir yol tuttu.

Nihayet, iki dağ arasına ulaştığı zaman, onların önünde, hemen hiç söz anla­maz bir kavim buldu.

Onlar:

Zülkarneyn! Hakîkat, Ye´cüc ve Me´cüc, bu yerde fesad çıkaran (kabile)lerdir.

Bizimle, onların arasına bir sed yapman üzerine, sana bir vergi verelim mi dediler.

(Zülkarneyn):

Rabb´imin, beni, içinde bulundurduğu (nimet, sizin vereceğinizden) daha ha­yırlıdır.

Haydin, siz, bana (bedenî kuvvetle yardım ediniz de, sizinle, onların arasına sağ­lam bir mania yapayım.

Bana, demir kütleleri getiriniz! (O karşılıklı iki dağın) İki yanı, tam denkleştiği vakit: Lifleyiniz! dedi.

Nihayet, onu (demiri) bir ateş haline koyduğu zaman da: Getiriniz bana, üstüne, erimiş bakır dökeyim! dedi.

Artık, onu, aşmaya da, güc yetiremediler, onu, delmeye de, muktedir olamadılar.. Bu, Rabb´imden, bir merhamettir. Fakat, Rabb´imin va´di gelince, o, bunu, dümdüz yapar. Rabbımın va´di, bir hakdır! Dedi. [8] Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun![9]









--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ibn Asâkir Tarih c.5, s.254-255.

[2] Ibn Habîb Kitabülmuhabber s.365-366.

[3] Ebülfida Elbidaye vennihaye c.2, s.103.

[4] Salebi Arais S.361.

[5] Ibn İshak Kutabülmabtedâ velmeb´as c.5, s. 185, Ibn Asâkir Tarih c.5, s.256.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/285.

[6] Ibn Ishak, Ibn Hişam Sîre c.1, s.328.

[7] İbn ishak Kitabülmühteda velmeb´as c.5, s. 185.

M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/285-286.

[8] Kehf: 83-98.

[9] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/286-287.

RAŞiT TUNCA
Sevgiler Saygılar
Smileys-2
Yanıtla


Muhtemelen İlgili Konular…
Konu Yazar Yanıtlar Okunma Son Gönderi
Dini-1 Hazret-I Isa Aleyhisselâm Raşit Tunca 0 11,280 02-16-2019, 04:50 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca
Dini-1 İsâ Aleyhisselâm Raşit Tunca 1 12,657 02-16-2019, 04:26 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca
Dini-1 Uzeyr Aleyhisselam Raşit Tunca 1 12,589 02-16-2019, 04:20 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca
Dini-1 Danyal Aleyhisselam Raşit Tunca 2 13,789 02-16-2019, 04:18 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca
Dini-1 İrmiya Aleyhisselâm Raşit Tunca 1 8,339 02-16-2019, 04:16 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca
Dini-1 Şaya Aleyhisselâm Raşit Tunca 2 4,682 02-16-2019, 04:14 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca
Dini-1 Lokman Aleyhisselâm Raşit Tunca 1 3,737 02-16-2019, 04:13 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca

Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)
TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca