BEDEN DİLİ RİSALESİ (Genişletilmiş ve Düzenlenmiş Versiyon)
Konu: Beden Dili (Vücut Dili) ve İslam'daki Yeri
Müellif: Karoglan (Başağaçlı Raşit Tunca)
Derleyen ve Genişleten: [Rasit Tunca]
Giriş: İlmin Sınırları ve İnsanın Dikkati
Selamun Aleyküm,
Bu risale, son zamanlarda oldukça popüler hale gelen "Beden Dili" kavramı üzerine bir tefekkür ve uyarı niteliğindedir. Bu konuyu ilk olarak bir kitapta okudum ve daha önce de duymuştum. Vücudun hareketlerinden anlam çıkarma sanatı olarak tanımlanan bu alan, ne yazık ki günümüzde adeta bir "büyü" veya "kurtuluş reçetesi" gibi sunulmaktadır. Peki, İslam'da bunun yeri var mıdır? Var elbette, ama sandıkları gibi değil.
1. İslam'daki Pratikler ve Beden Dili
İslam, bir "ritüeller" dini olmaktan ziyade bir "hayat felsefesi" dinidir. Bu nedenle ibadetlerimizde ve günlük hayatımızda bedenimizin her hareketi bir anlam taşır. Bunu inkâr etmek mümkün değildir. Nasıl ki bir ressamın fırça darbeleri onun ruh halini yansıtırsa, bir Müslüman'ın namazdaki duruşu da Allah'a (c.c.) teslimiyetinin bir ifadesidir.
Namazdaki Hareketler:
2. Beden Dilinin Mahiyeti: Melekeler ve Varsayımlar
Peki, bu hareketlerin kökeni nedir?
El, kol, göz ve kulak gibi uzuvlar, bizim "melekelerimiz"dir. El tutma işini yapan melekedir, göz görme işini yapan melekedir. Bu melekeler, doğal yapıları gereği konuşurken ve çalışırken istemsiz hareketler yapar.
Ancak bazı kimseler, bu doğal hareketleri gözetleyip, onlara keyfi anlamlar yüklemişlerdir. Tıpkı bir rüya tabircisinin, "Rüyada elma görmek şudur" demesi gibi, bu hareketlerin de "budur" dedikleri bir sistem icat etmişlerdir. Bu, tamamen varsayımdan ibarettir. Örneğin, bir kişinin kolunu kavuşturması, savunma mekanizması da olabilir, üşümesi de olabilir, özgüven eksikliği de. Bu hareketin tek ve kesin bir manası yoktur. Bu yönüyle beden dili, kesin bir bilim değil, bir yorumlama sanatıdır.
3. Asıl Dil: Meleklerin Dili ve Hayvanların Anlayışı
Sizin elinizle helal mi yoksa haram mı iş tuttuğunuz, aslında sizin içinizdeki niyettir. Ancak bu niyetin bir yansıması olarak, melekler, cinler ve hatta hayvanlar sizin hareketlerinizden bir şeyler okuyabilir.
"Ve ennâ kunnâ nak’udu minhâ mekâıde lis sem’i fe men yestemiıl âne yecid lehu şihâben rasadâ"
(Doğrusu biz, (haber) dinlemek için göğün bazı oturulan yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözetleyen yakıcı bir alev bulur.)
Bu ayetteki "şihâb" (yakıcı alev) kelimesi, tıpkı avını yakalayan bir şahin (doğan) gibi, bu bilgi hırsızlığını yapanları yakalayıp cezalandıran ilahi bir kudreti anlatır. Allah, gaybın (bilinmeyenin) kapısını, habercileri dışında kimseye açmayacağını bildiriyor.
4. İlmin Kötüye Kullanımı: "Katilin Bıçağı" Misali
Bir ilmin iyi ya da kötü olduğu, onu kimin, nasıl kullandığına bağlıdır. Beden dili de öyledir.
Örnek Olay: Bir adam, eğer katilse, eline bir bıçak veya tabanca geçtiğinde bunu ekmek kesmek için değil, insan öldürmek için kullanır. Tıpkı bunun gibi, beden dili ve renk ilmi de masum bir gözlem olmaktan çıkıp, bir "kamuflaj" aracına dönüşebilir.
Gerçek Hayat Dersi: Bundan 10-12 sene önce bir dava sürecinde, karşı taraf avukatı veya davalısı, bu ilmi adeta bir silah gibi kullanmıştı. İnternetten veya kitaplardan öğrendiği bu tekniklerle, hakimin karşısına siyah ceket ve beyaz bir gömlekle çıkmıştı. "Benim içim beyaz, suçsuzum" mesajı veriyor, hakimin bilinçaltına hitap ediyordu. Hakim, onun bu "masum" görüntüsüne aldanarak davayı bizim aleyhimize sonuçlandırdı.
İşte bu, ilmin ne kadar tehlikeli olabileceğinin en açık kanıtıdır. Bu ilim, hakikat arayanlar için değil, insanları kandırmak isteyenler için bir araç haline gelmiştir. Eğer bu ilim hayırlı olsaydı, Allahu Teala önce Peygamberine (s.a.v.) öğretir, o da tüm ümmetine aktarırdı. Neden öyle yapılmadı? Çünkü bu ilim, insanın fıtratına uygun değildir; zira gizli olanı açığa çıkarma hevesi, insanı haddini aşmaya götürür.
5. Hz. Süleyman Kıssası: Büyük Ders
Bu konunun en güzel özeti, Hz. Süleyman'ın (a.s.) hayvanların dilini öğreten kıssasıdır:
6. Sonuç ve Uyarı
Siz siz olun; aşağıdaki ilimlerden ve uğraşlardan şiddetle kaçının:
En büyük ibret: Namazda dururuz, Kuran'ı okuruz, ama en ufak bir kıpırdamadan, en derin manalara yolculuk ederiz. İşte asıl hayat ve asıl dil, oradadır. Bizde bir laf vardır: "Konuşurken elin kolun kıpırdamasın, rahat dursun!" Bu, gerçek olgunluğun ve huzurun işaretidir.
Selametle kalın.
Bir Karoglan Risalesi (18.04.2015 tarihli orijinal metinden uyarlanmış, düzenlenmiş ve genişletilmiştir.)
Kar©glan | Başağaçlı Raşit Tunca | Schrems, 18.04.2015 Cumartesi
Konu: Beden Dili (Vücut Dili) ve İslam'daki Yeri
Müellif: Karoglan (Başağaçlı Raşit Tunca)
Derleyen ve Genişleten: [Rasit Tunca]
Giriş: İlmin Sınırları ve İnsanın Dikkati
Selamun Aleyküm,
Bu risale, son zamanlarda oldukça popüler hale gelen "Beden Dili" kavramı üzerine bir tefekkür ve uyarı niteliğindedir. Bu konuyu ilk olarak bir kitapta okudum ve daha önce de duymuştum. Vücudun hareketlerinden anlam çıkarma sanatı olarak tanımlanan bu alan, ne yazık ki günümüzde adeta bir "büyü" veya "kurtuluş reçetesi" gibi sunulmaktadır. Peki, İslam'da bunun yeri var mıdır? Var elbette, ama sandıkları gibi değil.
1. İslam'daki Pratikler ve Beden Dili
İslam, bir "ritüeller" dini olmaktan ziyade bir "hayat felsefesi" dinidir. Bu nedenle ibadetlerimizde ve günlük hayatımızda bedenimizin her hareketi bir anlam taşır. Bunu inkâr etmek mümkün değildir. Nasıl ki bir ressamın fırça darbeleri onun ruh halini yansıtırsa, bir Müslüman'ın namazdaki duruşu da Allah'a (c.c.) teslimiyetinin bir ifadesidir.
Namazdaki Hareketler:
- Tekbir (Elleri Kulaklara Kaldırmak): "Allahu Ekber" diyerek, dünyevi her şeyden arınmayı ve ilahi huzura girmeyi sembolize eder.
- Kıyam (Elleri Bağlamak): Huzurda durmanın, saygının ve dikkatin bir göstergesidir. Bu, manevi bir makamda bekleyiştir.
- Rüku ve Secde: Allah'ın büyüklüğü karşısında fiziksel olarak eğilmek ve yere kapanmak, teslimiyetin en yalın halidir.
- Tahiyyat'taki İşaret Parmağı: "La ilahe illallah" derken işaret parmağını kaldırmak, tevhidin (Allah'ın birliğinin) sembolik bir ispatıdır. Bu, tüm varlığın O'na yöneldiği noktadır.
2. Beden Dilinin Mahiyeti: Melekeler ve Varsayımlar
Peki, bu hareketlerin kökeni nedir?
El, kol, göz ve kulak gibi uzuvlar, bizim "melekelerimiz"dir. El tutma işini yapan melekedir, göz görme işini yapan melekedir. Bu melekeler, doğal yapıları gereği konuşurken ve çalışırken istemsiz hareketler yapar.
Ancak bazı kimseler, bu doğal hareketleri gözetleyip, onlara keyfi anlamlar yüklemişlerdir. Tıpkı bir rüya tabircisinin, "Rüyada elma görmek şudur" demesi gibi, bu hareketlerin de "budur" dedikleri bir sistem icat etmişlerdir. Bu, tamamen varsayımdan ibarettir. Örneğin, bir kişinin kolunu kavuşturması, savunma mekanizması da olabilir, üşümesi de olabilir, özgüven eksikliği de. Bu hareketin tek ve kesin bir manası yoktur. Bu yönüyle beden dili, kesin bir bilim değil, bir yorumlama sanatıdır.
3. Asıl Dil: Meleklerin Dili ve Hayvanların Anlayışı
Sizin elinizle helal mi yoksa haram mı iş tuttuğunuz, aslında sizin içinizdeki niyettir. Ancak bu niyetin bir yansıması olarak, melekler, cinler ve hatta hayvanlar sizin hareketlerinizden bir şeyler okuyabilir.
- Melekler: Sizin eliniz ve kolunuz, adeta bir dil gibi, karşınızdaki insanın meleklerine haber verir.
- Cinler ve Şeytanlar: Sizin beden dilinizi, zayıf noktalarınızı tespit etmek için kullanabilirler. Sizinle konuşurken hareketlerinizi okuyup, sizi daha iyi manipüle edebilirler.
- Hayvanlar: Bir sinek, elinizin hangi hareketi yapacağını, gözlerinizin odaklanma şeklinden anlayabilir. Bu, onların içgüdüsel bir "melek dilini" bilmeleridir. Tüm mahlûkat kendine özgü bir iletişim diline sahiptir.
"Ve ennâ kunnâ nak’udu minhâ mekâıde lis sem’i fe men yestemiıl âne yecid lehu şihâben rasadâ"
(Doğrusu biz, (haber) dinlemek için göğün bazı oturulan yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözetleyen yakıcı bir alev bulur.)
Bu ayetteki "şihâb" (yakıcı alev) kelimesi, tıpkı avını yakalayan bir şahin (doğan) gibi, bu bilgi hırsızlığını yapanları yakalayıp cezalandıran ilahi bir kudreti anlatır. Allah, gaybın (bilinmeyenin) kapısını, habercileri dışında kimseye açmayacağını bildiriyor.
4. İlmin Kötüye Kullanımı: "Katilin Bıçağı" Misali
Bir ilmin iyi ya da kötü olduğu, onu kimin, nasıl kullandığına bağlıdır. Beden dili de öyledir.
Örnek Olay: Bir adam, eğer katilse, eline bir bıçak veya tabanca geçtiğinde bunu ekmek kesmek için değil, insan öldürmek için kullanır. Tıpkı bunun gibi, beden dili ve renk ilmi de masum bir gözlem olmaktan çıkıp, bir "kamuflaj" aracına dönüşebilir.
Gerçek Hayat Dersi: Bundan 10-12 sene önce bir dava sürecinde, karşı taraf avukatı veya davalısı, bu ilmi adeta bir silah gibi kullanmıştı. İnternetten veya kitaplardan öğrendiği bu tekniklerle, hakimin karşısına siyah ceket ve beyaz bir gömlekle çıkmıştı. "Benim içim beyaz, suçsuzum" mesajı veriyor, hakimin bilinçaltına hitap ediyordu. Hakim, onun bu "masum" görüntüsüne aldanarak davayı bizim aleyhimize sonuçlandırdı.
İşte bu, ilmin ne kadar tehlikeli olabileceğinin en açık kanıtıdır. Bu ilim, hakikat arayanlar için değil, insanları kandırmak isteyenler için bir araç haline gelmiştir. Eğer bu ilim hayırlı olsaydı, Allahu Teala önce Peygamberine (s.a.v.) öğretir, o da tüm ümmetine aktarırdı. Neden öyle yapılmadı? Çünkü bu ilim, insanın fıtratına uygun değildir; zira gizli olanı açığa çıkarma hevesi, insanı haddini aşmaya götürür.
5. Hz. Süleyman Kıssası: Büyük Ders
Bu konunun en güzel özeti, Hz. Süleyman'ın (a.s.) hayvanların dilini öğreten kıssasıdır:
- Hz. Süleyman, bir adama hayvanların dilini öğretir. Adam, köpeğin horoza "Ağanın eşeği ölecek, etini yeriz" dediğini duyar. Adam hemen eşeği satar.
- Eşek satıldığı yerde ölür. Adam bu kez atın öleceğini duyunca atı da satar.
- Son kez horoz, "Bu sefer ağanın kendisi ölecek" der. Adam, kendi ölüm haberini alınca korkuya kapılır ve nihayetinde gerçekten ölür.
- Kıssanın sonunda horoz, "İnsanlar, keşke canlarına gelecek şeyi mallarına gelsin diyebilseler de hileye başvurmasalardı. Pişmanlık fayda vermez." der.
6. Sonuç ve Uyarı
Siz siz olun; aşağıdaki ilimlerden ve uğraşlardan şiddetle kaçının:
- Havas İlmi (Gizli ilimler, tılsım, büyü vb.)
- Beden Dili (Manipülatif yönüyle)
- Rüya Tabiri (Uzmanı değilseniz)
- Renk ve Kıyafet Psikolojisi (Kamuflaj için)
En büyük ibret: Namazda dururuz, Kuran'ı okuruz, ama en ufak bir kıpırdamadan, en derin manalara yolculuk ederiz. İşte asıl hayat ve asıl dil, oradadır. Bizde bir laf vardır: "Konuşurken elin kolun kıpırdamasın, rahat dursun!" Bu, gerçek olgunluğun ve huzurun işaretidir.
Selametle kalın.
Bir Karoglan Risalesi (18.04.2015 tarihli orijinal metinden uyarlanmış, düzenlenmiş ve genişletilmiştir.)
Kar©glan | Başağaçlı Raşit Tunca | Schrems, 18.04.2015 Cumartesi
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
